Kaç Saatlik Uyku Yeterlidir?
Ömrünün üçte birini uykuda geçiren insanoğlu üzerinde detaylı bir inceleme yapılır. 6 bin denek üzerinde çalışan İsveçli uzmanlar, uyku zamanı ile yorgunluk arasında bir ilişki olmadığını kanıtladı. 20’li yaşlardakiler için ortalama sekiz saat, 60 ve civarındakilere ise günde altı saat uyku yeterli. Bu araştırmada; uyku süresinin, uykuyu yeterince almakla ilgili bir ölçü olmadığı sonucuna varılmış. Ülkemizdeki 2010 verileri gösteriyor ki; her 10 kişiden üçü 8 saatten fazla uyuyor. Türkiye’nin yarısı ise yastığa başını koyar koymaz 15 dakika içinde uyuyormuş.İyi ve kaliteli bir uyku için; sadece uyku hissedildiği an yatağa girmek, uygun ışık ve ses ortamı sağlamak, kahve-kola-çikolata gibi uyarıcı maddeleri saat 5’ten sonra tüketmemek, alkol ve sigara kullanmamak, yoğun egzersizlerden kaçınmak, ağır yemek ve sıvı tüketimini azaltmak, öğleden sonra veya akşamları kısa kestirmeler yapmamak, yemek-tv-kitap okumak gibi aktiviteleri yatakta yapmamak şart. Yani yatağa sadece uykulu hissettiğin zaman gir diyor uzmanlar. Yine doktorlar; uyku sorunu çekenlerin bir hafta doğada kamp yapıp gün ışığı ile kalkmasının gayet iyi bir tedavi şekli olduğu konusunda hem fikir. Açık hava ve bol güneş etkili bir yöntem. Ülkemizde 10 kişiden birinin uykusuzluk sorunu yaşadığı düşünüldüğünde bu satılar mutlaka okunmalı sanırız.İnsanoğlu yaşlandıkça uyku süresi de değişir. Bebekler 16 saate kadar uyuyabilirken erişkinler 8 saatte durumu çözer. Yeni doğanların 19 saatten fazla uyumamaları tavsiye ediliyor. İleri yaşlarda uyku süresi git gide azalır (ortalama 6 saat) ve derin uykuda geçen süre kısalır. Ne kadar uyursanız uyuyun ertesi gün kendinizi dinlenmiş hissetmiyorsanız bir hekime başvurmalısınız. Günde sadece dört saat uykunun bile yeterli olabileceğini gösteren çalışmalar da mevcuttur. Kişi için en uygun uyuma pozisyonu, sağ veya sol taraf üzerine yatılmasıdır.İnsanoğlunun uykusuzluğa ne kadar dayanabileceği konusu ise yıllardır tartışılır durur. Cevabı verelim. Amerikalı bir üniversite öğrencisi, 11 günlük uykusuzluğun sonunda psikoza benzer bir klinik tabloya girerken deney sonlandırılır. Uyku severlik; obezite, şeker hastalığı, yüksek kan basıncı, kas kitlesinde ve bağışıklık sistemi fonksiyonunda azalma ve depresyon gibi rahatsızlıklara da yol açabilirmiş. Bir değişik bilgi de Japonya’dan: Japonya’da bazı iş yerlerinde, öğle uykusunun özendirilmesi için, bu saatlerde uyuyanlara mekan tahsis edilmekte ve ek ücret ödenmekteymiş.
Hollanda'da Sadece Alzheimer Hastalığı Olan İnsanlar İçin Kurulmuş "İşte Bu" Dedirten Dev Bakımevi Kompleksi
Hollanda'nın Weesp kasabasında olan Hogeweyk adlı özel bir köyde yer alan bir tesisten bahsediyoruz. Oldukça göze çarpan bir yer burası çünkü burası özellikle demans hastalığı olan insanlar için özel olarak dizayn edilmiş bir bölge. Hatta ortam, 7/24, 152 kişiye hizmet veren, sürekli etrafta bulunan doktorlar, hemşireler ve uzmanlar sayesinde Truman Show'daki gibi bir ortamla kıyaslanır düzeyde. Diğer bakım evlerindeki insanlara nazaran buradaki insanlar daha fazla aktif ve daha az ilaç tedavisiyle yaşamlarına devam ediyorlar.Kaynak: https://www.psychologytoday.com/blog/reading-between-the-headlines/201204/stepping-back-in-time-help-alzheimers
Türkiye'nin Erkek Şiddeti Karnesi
Agos, cinsel şiddet ve kadın cinayetlerini avukatlara, kadın hakları örgütü üyelerine, yazarlara ve gazetecilere sordu. Avukat Hülya Gülbahar, bianet kadın ve LGBTİ haberleri editörü Çiçek Tahaoğlu, yazar Emine Uçak, avukat Benan Molu, Mor Çatı'dan Deniz Bayram, Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu'ndan Özgül Kaptan, akademisyen Aksu Bora, gazeteci Pınar Öğünç ve cinsel psikoterapi uzmanı Prof. Arşaluys Kayır konuştu.Mersin’in Tarsus ilçesinde, 11 Şubat’ta bindiği minibüsün şoförünün tecavüz girişimine direndiği için şöför tarafından öldürülen 19 yaşındaki Özgecan Aslan, cinsel şiddet ibresinin gittikçe arttığı Türkiye’de büyük bir infialin simgesine dönüştü. Özgecan’ın bedeninin bulunduğu 13 Şubat’tan bu haberin hazırlandığı güne kadar, ülkenin dört bir yanında, kadınların başını çektiği onlarca eylemde cinsel şiddet ve kadın cinayetleri protesto edildi, medyada kadına yönelik şiddet tekrar tartışılmaya açıldı. Erkek şiddeti istatistiklerine göre, Özgecan’ın öldürüldüğü gün, ülkenin başka şehirlerinde, adını bile bilmediğimiz yaklaşık 4 kadın daha öldürüldü. Bianet’in periyodik olarak yayımladığı Erkek Şiddeti Çetelesi’ne göre ise Özgecan Aslan’ın adı, Ocak 2014 itibariyle son bir yılda öldürülen en az 281 kadının adına eklenecek. Agos Gazetesi'nden Gökçe Kazaz'ın haberine göre; Gündelik hayatın tam ortasında, okulundan evine giderken yolda öldürülen bir kadınla, evinde yıllarca sistematik şiddete uğrayan bir kadının, ya da intihar süsü verilerek en yakını tarafından öldürülen bir kadının hikâyesinin ne kadar da aynı olduğu bu cevaplar üzerinden bir kez daha görünür oluyor.
Huzursuz Bacak Sendromu Uykuyu Engelliyor!
Acıbadem Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nural Aydın, uykusuzluğun nedeninin huzursuz bacak sendromu olabileceğini söyledi.Son dönemlerde bilinirliği artan huzursuz bacak sendromunun (HBS) sık görülen bir hastalık olup, toplumun yaklaşık yüzde 10’unu etkilediğini belirten Acıbadem Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nural Aydın, “Hastaların yaklaşık üçte birinde ilaç tedavisi gerektirecek semptomlar bulunmaktadır. Hastalar semptomlarını genellikle dinlenme ya da yatma-oturma gibi hareketsizlik durumlarında oluşan veya kötüleşen bacaklarda hareket ettirme dürtüsü, rahatsız duyumlar ve Ağrı olarak ifade eder. Bunun sonucunda birçok hastada uyku bozukluğu sonucunda anksiyete ve depresyon meydana gelmekte ve günlük yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir” ifadelerini kullandı.
Reklam
Tüp Bebek Hakkında En Çok Sorulan 10 Soru
1- Tüp bebek tedavisini en fazla kaç kere deneyebilirsiniz?Tüp bebek tedavisini deneme sayısı konusunda, herhangi bir sınır bulunmamaktadır. İyi tüp bebek merkezlerinde uygulanan tedavilere rağmen, hala hamilelik sağlanamamış ise, deneme sayısı fazlalaştıkça hamilelik ihtimallerinde azalma olacaktır. Bazı durumlarda sebebi bilinmeyen tutunamama sorunu yaşayan çiftler, çok fazla deneme yaptıktan sonra ancak hamileliği başarabilmektedir. Yapılmış olan 8 veya 10. Denemenin ardından hamilelik ihtimalini elde eden anne ve baba adaylarının mutluluklarına tanık olmaktayız.2- Yaş, hamile kalma şansını etkiler mi?Tüp bebek uygulamalarında, hamile olabilme şansını etkileyen birçok etken bulunmaktadır. Bunlardan en önemli olanı, tedavi gören kadının yaşıdır. Hamile olabilme ihtimali, 35 yaşından küçük olan kadınlarda en fazla, 35 ile 38 yaş arasında kabul edilebilir. 38 ile 40 yaş arasında azalmakta olan, 40 ile 42 yaş arasında gene de umudumuzu kaybetmediğimiz, 42 ile 44 yaş arasında ise, git gide azalmış durumdadır.3- Transfer edilen embriyo sayısı, hamilelik şansını belirleyen bir faktör müdür?Bütün yaş gruplarına bakıldığı zaman, tek embriyo aktarılması ile hamilelik beklentisi % 28 civarındayken, çift embriyo aktarılması ile bu oran % 45’e kadar çıkmaktadır. Tek embriyo aktarılması yapılan durumlarda, geriye dondurulabilecek birçok embriyo kalabilmektedir. Bu embriyoların kullanımı ile, ciddi oranda ek hamileliklere ulaşılmaktadır. Ciddi oranda erkek etkenine bağlı infertilitede, spermin ciddi şekil problemleri gösterdiği çiftlerde ve sperm üretiminin testiküler yetersizliği nedeni ile bozulduğu “azoospermik” durumlarda, gene hamilelik şansı tüp bebek tedavisinde azalmaktadır.4- Tüp bebekte düşük daha mı sık izlenmektedir?Tüp bebek tedavisi ile elde edilen hamileliklerde düşük yapma riski, normal yolla kalınan hamileliklere oranla biraz daha yüksektir. Bunun sebebi tedavi ile alakalı değil, hamile kalamamaya sebep olan sorunların bizzat kendisinden kaynaklanmaktadır.5- Tüp bebek gebeliklerinin başında izlenen vajinal kanamalar normal midir?Hamile kalmış hiçbir hastada, vajinal kanama normal kabul değildir. Böyle bir vakada derhal doktora danışılmalıdır. Ancak diğer yandan, tüp bebek hamileliklerinin başında vajinal kanama ve lekelenmeler, çok fazla görülmektedir. Bu durum, her zaman kötü bir göste olmayabilir.6- Dondurulmuş embriyolar ile şans nedir?Bir takım tüp bebek uygulamalarında, transfer edilen embriyoların haricinde geride çok iyi kalitede olan embriyolar kalabilmektedir. Kalan bu embriyoların dondurularak saklanması, çifte ileriki zamanlarda yeniden bir hamilelik şansı doğurmaktadır. Bu sebepten dolayı, embriyo dondurma tedavisi, hastalar için oldukça yararlı bir uygulamadır. Dondurulan embriyolar, çözülmenin ardından %70 ile 80 civarında canlı kalmaktadır. Bu durum sayesinde, %50 ile 70 oranında hamilelik sağlanmaktadır. Dondurulmuş olan embriyolar ile elde edilen bebeklerin sağlık durumu, doğal yol ile elde edilen hamileliklerden farklı değildir.7- Tüp bebek öncesinde herhangi bir diyet uygulanmalı mı?Bu konu ile alakalı, gerekli bilimsel çalışma verileri olmadığından dolayı; bir takım çalışmalar, özellikle hamilelik planlamasına geçildiği zamanlarda (prekonsepsiyonel dönem) Akdeniz tipi diyet (yüksek miktarda bitkisel yağlar, sebzeler, balık ve baklagiller ve hafif atıştırmalıklar) ile beslenen hastalarda, tüp bebek tedavisinde başarı oranlarının yükseldiği görülmektedir. Akdeniz diyetinde bulunan bitkisel kaynaklı az doymuş yağlar, yüksek folik asit ve B6 vitamini bu beslenme tarzının üstünlüğünde ifade edilen ana içeriklerdir.8- Tüp bebek tedavisi öncesi kilo vermek gerekli mi?Kilosu fazla olan bayanlarda, tüp bebek tedavisi yapılmadan önce kilo verilmesinin tedavi tamamlandıktan sonra olumlu etkisinin görüleceği yönünde kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak kilonun, gerekli olan seviyeye getirilmesi, tedavi süresinin biraz daha kısalmasına, gerek duyulan ilaç sayısında azalma olmasına ve tüp bebek ile hamile kalındığı taktirde, düşük yapma ihtimalinde azalma olmasına sebep olmaktadır.9- Embriyo transferinden sonra cinsel yaşam devam edebilir mi?Cinsel yaşamın devam etmesi, hamileliğin gerçekleşmesine engel oluşturmaz. Ancak, yumurta toplama işleminin ardından yumurtalıkların henüz çok büyük olabilmesi, vajinal yol ile kullanılan ilaçlar, bazı durumlarda lekelenme şeklinde vajinal kanamalar, normal bir cinsel ilişki dönemi içerisinde, anne adayı için rahatsız edici olabilmektedir.10- Ağır kaldırma gebeliğin tutunmasına etki eder mi?Bilinenin aksine, transfer ardından hareket etmek, ağır kaldırmak, seyahat etmek, öksürmek, ıkınmak, yükseğe uzanmak, transfer işleminin gerçekleşmesinden sonra ayağa kalkmak gibi aktivitelerin, hamileliğin tutunma ve devamı üzerine hiçbir olumsuz etken bulunmamaktadır. Bu dönem içerisinde dikkat edilmesi gereken konu, doktorların tavsiye ettiği ilaçları rutin bir şekilde kullanmak gerekmektedir. Şayet yumurtalıklar, aşırı derecede etkilenmiş ve büyümüş durumda ise, fazla ağrı ve rahatsızlık duyulmaması için dinlenilmelidir.
Reklam
Menopozda Görülen 12 Şikayet
Kadınların menopoz döneminde yaşadığı ön büyük sıkıntı genellikle ateş basmalarıdır. Ateş basması ya da sıcak basması şeklinde tabir edilen durum, menopoz döneminin en yaygın belirtisidir. Menopoza giren kadınlarda 2 yıl sürebilir. Kadınların bazılarında ise daha fazla sürebilir. Bazı kadınlar da ise menopoza girildiği ilk dönemlerde böyle bir şikayet olmazken, ileriki yıllarda ortaya çıkabilir.Menopoz Belirtileri:– ateş basması,– terleme-çarpında-uyku kalitesinin düşmesi– Depresyon– Sinirlilik– Anksiyete– Kolay ağlama– Aşırı duygusallık– Dikkat, konsantrasyon ve hafıza bozulması, unutkanlık,– Vajina kayganlığında azalma ve kuruluk hissi, bu sebeple de cinsel ilişkide ağrı, zevk alamama, libidoda azalma.– İdrar kaçırma, gece idrara sık sık çıkma– Memelerde küçülme: atrofi, yağ dokusu kaybı, sarkma. Meme uçlarında küçülme gözlemlenebilir.– Vajina dudaklarında ve klitoriste küçülme ve atrofi– Ciltte kuruluk ve kırışıklıklarda artma– Saç, koltuk altı ve pubik bölgedeki kıllarda azalma meydana gelirken tersine kol ve bacak tüylerinde artma görülebilir.– Ses kalınlaşması– Kemik erimesi.– Kalp hastalıkları ve kolesterol yükselmesi– Kilo almak. 21- Menopoz ardından karbonhidrat (şeker) metabolizmasında bozulmalar görülür. İnsülin rezistansında artış oluşur.– Ani duygu değişimleri.1- Ateş BasmasıMenopozda dönemindeki kadınların ortalama olarak %70’inde bu belirtilerden birkaçı ya da tamamı olabilir. Kadınlardan bazıları ise bu belirtileri yaşamadan menopoz dönemini sürdürürler. Ateş basması ie, yüzde, kollarda, ellerde, vücudun üst kısmında meydana gelen ani bir duygudur. Kızarma, terleme, titreme, sıcaklık basması şeklinde kendini gösterir. Kadınlar ateş basması sebebiyle uykularından dahi uyanabilir. Çoğunlukla 5 dakika içinde geçer ancak bazı kadınlarda bu süre daha da uzayabilir. Günlük olarak sık sık yaşanabileceği gibi haftalık olarak bir kaç kez de bu şikayet yaşanabilir. Bu gibi belirtiler çoğunlukla menopozdan dönemine henüz girilmeden 1-2 sene önce kendini göstermeye başlayabilir. Menopoz ardından 1 ila 5 yıl boyunca sürebilir. Ancak %10’luk bir oranda kadınların bazılarında bu belirtiler 5 yıldan da uzun görülebilir.Ateş basmaları her kadında görülür mü?Menopoz dönemi belirtileri her kadında yaşanmaz. Ülkelere göre dahi bu belirtiler değişebilir. Batı ülkelerinde ateş basmaları kadınların%80’inde yaşanırken, Japonya gibi Uzak Doğu ülkelerinde bu belirtilerin görülme oranı daha düşüktür. Bunun sebebi de beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıklarıdır. Bu belirtiler her kadında tedaviyi gerektirecek denli şiddetli ve yoğun yaşanmaz.Ateş basmaları nasıl yaşanır?Ateş basmaları çoğunlukla geceleri meydana gelen bir şikayettir. Fakat bazen gündüz de yaşanabilir. Genellikle 5 dakika içinde biter. Kafa, göğüs ve vücudun üst kısmına bastıran sıcaklık duygusu; yüzde kızarma, kollara yayılma, üşüme, titreme, nabızda hızlanma, çarpıntı gibi şikayetleri de peşi sıra getirir.Ateş (sıcak) basma şikayetini arttıran 3 etken:– Amerika ve batı ülkelerinde Japonya ve Çin gibi toplumlara göre daha yoğun ve şiddetli şekilde görülmektedir.– Obezite sorunu olan, fazla kilolu kadınlarda ateş basmaları daha yoğun ve daha şiddetli hissedilir.– Fiziksel olarak hareketsiz olan kadınlarda da ateş basmaları daha yoğun ve sık görülür.2- Menopoz ardından genital organlarda meydana gelen değişimler1- Vulva adı verilen vajina dış bölümünde yer alan dudaklar, klitoris gibi organlarda atrofi gözlemlenebilir. Yani bu alanlar küçülebilir. Bunun sebebi de bu alanlardaki yağ dokusunun azalmasıdır.– Klitoriste küçülme gözlemlenir.– Pubik alanda olan tüylerde azalma görülür.– Vajina giriş bölümü menopoz dönemi ardından zamanla biraz daralma gösterebilir, esnekliğini yitirir.– Vajina içinde bulunan epitel tabakasında incelme meydana gelir.– Vajinanın esenekliğinde azalmalar oluşur.– Vajinanın kayganlığı hormonal değişimlere bağlı olarak azalan sıvılar sebebiyle azalır, bu sebeple de ilişki esnasında yanma, ağrı, ufak kanama şikayetleri görülebilir.– Vajinanın rengi soluklaşmaya başlayabilir.– Rahim ağzı (serviks) ve rahim (uterus) menopoz ardından küçülmeye başlar.– Rahim iç tabakasının kalınlığında (endometrium) azalma görülür . Menopoz dönemi ardından ultrasonda bu tabakanın 5 mm’den kalın görülmesi normal olarak kabul edilmez.– Yumurtalıklar (over) küçülmeye başlar ve ultrason ile dahi oldukça zor görülür.3- İdrar yolları ile ilgili vücutta meydana gelen değişimler– İdrar torbası eski esnekliğini yitirir, bu sebeple de özellikle geceleri sık sık tuvalete gitme ihtiyacı duyulabilir.– Üretrada menopoz döneminde ortaya çıkan atrofi kaynaklı olarak idrar sırasında yanma meydana gelebilir.
İyimser Bir İnsan Olmanın Size Kazandıracağı 10 Şey
Ülkemizde yaşananlara şöyle bir göz atınca, sabah kalkıp da ülke gündemini bir gözden geçirince iyimser olmanın ne kadar zor olduğunun farkındayım. Ama siz yine de iyimser olmaya çalışın, çünkü size çok şey kazandıracak.
35 Maddede Menopozda Beslenme
Menopoz, kadın için doğurganlık yetisinin sona erdiği, tamamlandığı bir dönemdir. Menopoz, bir hastalık değildir. Biyolojik olarak doğal bir süreçtir.Fakat östrojen hormonunun menopoz döneminde daha az üretilmesi dolayısıyla meydana gelebilecek kilo alımı osteoporoz (kemik erimesi), kalp-damar hastalıkları gibi sağlık problemleri için önlemler alınmalıdır. Menopoz yaşı genellikle 4-55 arası normal kabul edilebilir. Aşırı kilolu kadınlarda menopoz dönemine daha erken girilebilir. Bunun dışında, aşırı alkol ve aşırı kahve de menopozu tetikleyebilir.Menopozun BelirtileriDüzensiz adetSıcak basması ve gece terlemesiUykusuzlukYorgunlukBaş ağrısıVajinada kurumaDeride kurumaSık sık idrara çıkma ve idrar tutamama problemleriSık vajinal ya da üriner enfeksiyonlarÖstrojenin artık yetersiz üretilmesi sebebiyle epidermal tabakada incelme meydana gelir, kollojen içeriğinde azalma oluşur. Bunun neticesinde de deride gevşeme, incelme, damarların belirgin duruma gelmesi, yaraların daha zor iyileşmesi ve morluklar görülebilmektedir.Menopozda yaygın olarak görülen 6 psikolojik belirtiAnksiyeteDepresyonAğlama,SinirlilikOdaklanmada zorlukMenopoz dönemi ardından yaşanan sağlık sorunlarından en yaygınları kalp-damar ve osteoporizdir.- Bu iki sorunun da meydana gelmesi artık daha az üretilen östrojen düzeyi ile bağlantılı olsa da, beslenme düzeni ve yaşam alışkanlıklarıyla da ilişkilidir.- Menopoz döneminde daha az fiziksel aktivite ve gene östrojen yetersizliği sebebiyle besin tüketme arzusunun artması, kilo almaya neden olan faktörlerdendir.- Vücut yağ dağılımında değişme, özellikle karın etrafındaki yağlanma kalp-damar hastalıkları, yüksek kolesterol ve insülin direnci ile yakından alakalıdır.- Menopoz dönemindeki şişmanlığın tip 2 diyabeti için de risk etkeni olduğu konusunda çalışmalar yapılmıştır.35 MADDEDE MENOPOZDA BESLENME1) Menopoz dönemi ardından sağlığın korunmasında ve kaliteli bir hayat tarzının devam ettirilebilmesi adına, beslenme düzeninin oldukça önem teşkil ettiği, unutulmamalıdır.2) Yapılan çalışmalar, menopoz dönemi ardından kadınlarda beslenme ihtiyaçlarının, genç kadınlardan daha farklı olduğunu ortaya koymaktadır.3) Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları ve kemik erimesi gibi menopoz döneminde oluşması daha risk olan hastalıkların önlenmesi, korunması için bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır.4) Menopoz döneminde beslenme düzeni, bu prosedür ile uygulanmalıdır. Kişiye özgü beslenme programları planlanırken; yüksek tansiyon, dislipidemi ve şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan menopoz dönemindeki kadınlar için de diyetisyen özel diyet programları hazırlamalıdır.5) Menopoz döneminde, yeterli ve sağlıklı beslenmek kesinlikle ihmal edilmemelidir.6) Vücut ağırlığı ideal kilosuna gelmeli ya da korumalıdır. Bu durum, kemik ve kalp sağlığının korunması, diyabet, kanser riskinin azaltılması ve menopozda görülen belirtilerin en aza indirilmesini sağlar.7) Beslenme yanında egzersizler de ihmal edilmemeli.*Menopoz döneminde beslenme konusuyla ilgili yapılan çalışmalar: menopoz dönemindeki kadınlarda bazı özel besinlere ihtiyaç duyduklarını ortaya koyarken: sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve kalsiyumdan zengin; enerji, kafein ve yağdan çokca fakir bir beslenmenin esas beslenme düzeni olduğunu belirtmişlerdir.*Beslenme düzeninde mineral ve vitamin içeriği kesinlikle eksik olmamalıdır. Her öğün için; süt grubu, et grubu, yumurta-kuru baklagiller, taze meyve-sebzeler kişinin ihtiyacına göre yeterli oranlarda tüketilmelidir. Bu sayede besin öğesi olan ve olmayan bütün öğelerin vücuda temin edilmesi gerçekleştirilmiş olur.*Besin öğesi olmayan fitokimyasalların: karotenoidler, flavonoidler, isoflavonoidler, polifenoller, çeşitli kronik hastalıklar için koruyucu etkiye sahiptir. Özellikle soya, burada oldukça önemlidir. Soyada östrojen bulunur ve kemik erimesine karşı koruyu etkisi vardır.*Menopoz dönemi ardından kadınlarda aşırı yağ ve tuz tüketimi de azaltılmalıdır.*İdeal vücut ağırlığının korunması yalnızca kadının görüntüsü için değil, sağlığının korunması için de önemlidir.*Menopoz, genellikle kilo alınabilen bir dönemdir. Hormonların değişimi sebebiyle bazal metabolik hız azalır. Kadınlar menopoz döneminde daha az hareket etmeye başlar ve enerji kullanımı azaldığı için kilo alımı başlar. Kilo almak ve şişmanlık zaten risk grubunda olan menopoz dönemindeki kadını çeşitli hastalıkalra daha yatkın hale getirir.8) Kemik mineral yoğunluğunu korumak adına, kilonun ne kadar süreye yayılarak verildiği, nasıl verildiği, fiziksel aktivitenin yapılıp yapılmadığı önemlidir.
Reklam
Çok Fazla Uyumanın Yaratabileceği 7 Sağlık Problemi
'Çok fazla' uyumak diye bir şey olduğuna inanmak zor gelebilir, çoğumuzun alabileceği son uyku damlası için bile mücadele ettiği düşünülürse hem de...Ama doğru. Uyuma konusunda da aşırıya kaçılabilir.Tam olarak ölçüsünü söylemek zor ama biliyoruz ki çoğu yetişkin iyi hissetmek ve çalışabilmek için 7 ile 9 saat arası uykuya ihtiyaç duyuyor.Dokuz saati geçen uykularınızın düzenli hale gelmesi, altında yatan bir sağlık sorununun göstergesi olabilir, aynı zamanda sizin bu sorunlara ev sahibi olmanız için davetiye görevi de görür. Çok fazla 'Zzz'lamanın getirdiği riskler şunlardır:
Alkali Su Nasıl Yapılır?
Alkali diyeti son dönemlerde en çok konuşulan kilo verme etkili doğal bir ürün olarak, adından söz ettirmeye devam ettirmektedir.Alkali Diyeti Nedir?Vücutta biriken fazla asit ve toksinlerin düzenli olarak dışarı atılmasını amaçlayan Alkali, özellikle su ve alkali diyeti ile buna olanak sağlamaktadır. Vücut bu görevi zaten yerine getirmektedir. Ancak, düzensiz beslenme sebebi ile bu görev tam anlamı ile tamamlanamaz. İşte bu noktada Alkali devreye girerek, vücutta ki Ph seviyesini dengeleyerek bu işlemi kolaylaştırmaya yardımcı olmaktadır.Alkali Diyeti, öncelikle asitli yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini belirterek, geç saatlerde ve gece yarısı yemek yeme alışkanlığının kesilmesi gerektiğini vurgular.Beslenme ve Diyetisyen uzmanların yaptığı araştırmalar asitli gıdaların azaltıldığı bir beslenme biçiminin faydalı olabileceğini belirtiyor. Asit düzeyi yüksek besinler tüketmeyen kişilerde böbrek taşı riskinin azaldığı, kemiklerin ve kasların güçlendiği, kalp sağlığının desteklendiği, kolon kanseri ve tip 2 diyabet riskinin azaldığı gözlemlenmiştir.Alkali Diyet Listesi Beslenme ve Diyetisyen Uzmanı Tanınmış Dr. Ender Saraç tarafından tavsiye edilen Alkali Diyeti Besin Listesini şu şekilde listeliyor.Salatalık, Zencefil, Ispanak, Hindibağ, Kırmızı ve Kara Turp, Soya Filizi, Çörek Otu, Isırgan Otu, Karbonat, Nane, Hurma, Zeytinyağı, Brokoli, Soya Filizi, Buğday Çimi.Bunun dışında asidik gıdaları şekersiz komposto yaparak etkisini azaltabilirsiniz.Alkali Diyeti Listesi ile Sabahları yapacağınız aşağıda ki diyet uygulaması ile dilediğiniz forma kavuşabilirsiniz.Sabah1 kase az yağlı yoğurt.5 ila 6 kaşık arası yulaf ezmesi.3 adet ceviz.3 ila 4 adet arası kuru erik.1 çay kaşığı kadar toz tarçın.Öğle ve Ara ÖğünlerdeKabukları soyulmadan 1 Adet Armut ya da Elma.1 Kase Brokoli çorbası.Az zeytinyağı ile hazırlanmış havuç salatası.1 Avuç çiğ badem.Akşam1 Porsiyon Izgara Balık.Limonlu ve taze kerevizli roka salatası.Buharda pişirilmiş bürüksel-brokoli yemeği.Peki Alkali Diyeti Herhangi Bir Yan Etkisi – Zararı Var mı?Alkali diyetinin herhangi bir yan etkisi ve zararı yoktur  doktor kontrolünde yada diyetisyenle birlikte hareket edilip uygulanan diyetlerden alınan sonuçlar tek başına uygulanan diyetlerden daha etkilidir.
Reklam
Ölü Doğmuş Bebekleriyle Son Kez Vedalaşan Ailelerin, Yürekleri Parçalayan 11 Fotoğrafı
Düşük ya da ölü doğan bebekler bir aile için en yürek burkan trajik olaylardan biridir. Bu acıyı dindirmenin hiçbir yolu yok maalesef. Bazı aileler çok onurlu ve güzel bir yolla yaşaması onlara mutluluk katacak bebeklerini ölümsüzleştirmişler. Hayatta olmayan bebekleriyle bir ''aile fotoğrafı'' çekmişler. Now I Lay Me Down adlı ticari amacı olmayan kuruluş, bebeklerini kaybeden ailelerin bu duygusal anlarını ölümsüzleştirecek fotoğrafçılar yetiştiriyormuş. 10 yıllık süreyle, 30.000 aileye, bebeklerini ölümsüzleştirmek için yardımda bulunmuşlar. ABD'de ve 40 farklı ülke 1650 gönüllü kadrosuyla insanların yasını paylaşıyorlarmış. Organizasyon Cheryl Haggard ve fotoğrafçı Sandy Puc'la birlikte kurulmuş.
Hamilelik Döneminde Çekilen 19 Fotoğrafla; Bir Üçüz Doğurma Hikayesi
Kadınların hamilelikten korkma ve çocuk isteme ağırlığı neredeyse eşittir. 40 hafta süren bu mucizevi sürecin her yeni haftasında görüntünüz yavaş yavaş değişir. Fakat eğer üçüz bebek beklediğinizi öğrendiyseniz; bu değişim süreci neredeyse üçle çarpılarak göbeğinize yansıyacaktır.Hamileliğinin her haftasını fotoğraflayarak paylaşan Kathyrene; üçüz bebeklerine hamileyken nasıl değiştiğini -tabiri caizse- gözlerimizin önüne seriyor.
Reklam
Biz Aç Değiliz, Yalnızca Üzgünüz: Duygusal Yemek Yeme Hastalığını Anlamanın 5 Yolu
Acaba bu yazıyı okuyan kaç kişi sevgilisiyle ayrıldıktan sonra dört tane acılı lahmacunu nefes almadan mideye indirdi? Ya da belki de işten çıkarıldığınızı öğrendiğinizde kendinize büyük boy bir pizza ısmarlamıştınız?Yemekler bize bir konfor alanı sunabilir; zorlu bir günün ardından ihtiyacımız olan o kocaman ve sıcak kucağı bize yemekler açabilir. Bu nedenle stres durumlarında bedeninize bir ödül veriyormuşsunuz hissiyatıyla yemeklere saldırmak gayet çekici görünebilir. İşte buna literatürde 'duygusal yeme' deniyor.Stres, üzüntü, yalnızlık, sosyal bunalımlar ve dahası, bizleri 'duygularımızı' yemeye sürükleyebiliyor. Ne yazık ki, duygusal yemek yeme duygusal problemlerimizi çözmüyor, ne kadar yersek yiyelim sorunlarımız orada öylece bekliyor. Fakat bunun ayrımını nasıl yapacağız? Gerçekten aç olduğumuz anlar ile duygusal açlık durumunu nasıl ayırt edeceğiz? İşte gerçek fiziksel açlık ile duygusal nedenlerden kaynaklanan açlığı birbirinden ayırt etmenin 5 yolu;
Uçak Korkunuzu Yenmek İçin Yapabileceğiniz 10 Şey
Artık biletinizi alırken hangi tip uçakla uçacağınızı, uçağın özelliklerini görmeniz oldukça kolay. Daha büyük olmaları nedeniyle uçak korkusu olan bir çok kişi Airbus A330, A340, A380 veya Boeing 747, 767, 777 gibi büyük, çift koridorlu uçaklarda daha rahat ediyor. Uçağınızı alırken bu uçaklara denk gelmeye dikkat edebilirsiniz
Kaç Saat Uykuya İhtiyacınız Var?
Günlük sabit bir rutine sahip olmamak, alkol veya kahve, enerji içecekleri gibi uyarıcı etkiye sahip içecekler tüketmek, saatlerin alarmı ve gün ışığı, biyolojik saat olarak da bilinen günlük döngüyü etkileyebiliyor.ABD Ulusal Uyku Vakfı, uyku ihtiyacının belirlenmesinde bireysel hayat tarzlarının kilit öneme sahip olduğunu söylüyor ve yaş gruplarına göre genel tavsiyelerde bulunuyor.Yeni doğanlar (0-3 ay): İdeal olan, yeni doğan bir bebeğin her gün 14 ila 17 saat uyuması fakat 11 ila 13 saat arası da yeterli olabilir. Yeni doğanların 19 saatten fazla uyumamaları tavsiye ediliyorBebekler (4-11 ay): Tavsiye edilen süre 12-15 saat arası. En az 10 saat uyku da yeterli olabilir. Bebekler asla 18 saatten fazla uyumamalıYürümeye yeni başlayan çocuklar (1-2 yaş): Bu yaş grubunda olan çocukların 11-14 saat uyumaları tavsiye ediliyor fakat kabul edilen aralık 9-16 saatOkul öncesi dönem (3-5 yaş): Uzmanlar bu grup için 10-13 saat aralığını öneriyor. 8 saatten az, 14 saatten fazla uyku ise uygun görülmüyorOkul dönemi (6-13 yaş): Uyku Vakfı, 9 ila 11 saat arası uykuyu tavsiye ediyor. 7 saatten az veya 12 saatten fazla uyku ise sağlıklı görülmüyorErgenlik dönemi (14-17 yaş): Tavsiye edilen uyku süresi 8 ila 10 saat arası. Uyku Vakfı, 11 saatten fazla ve 7 saatten az olmaması gerektiği görüşündeGenç yetişkinler (18-25 yaş): BU yaş grubuna 7-9 saat uyku tavsiye ediliyor ve uyku süresinin 6 saatten az, 11 saatten fazla olmaması gerektiği belirtiliyorYetişkinler (24-64 yaş): Bu yaş grubuna genç yetişkinlerle aynı uyku süresi tavsiye ediliyorİleri yaş grubu (65 yaş ve üstü): Sağlıklı görülen uyku süresi günde 7-8 saat fakat bu sürenin 5 saatten az olmaması ve 9 saati de aşmaması tavsiye ediliyor.
Reklam