Göbek Deliği Yağı ile Yüze Gençlik Aşısı!
Son yıllarda özellikle kök hücreden zengin yağ hücresi uygulamaları anti aging tedaviler arasında en çok tercih edilen yöntemler oldu belirtildi. Nanofat uygulaması adı verilen yeni yöntem, göbek deliği çevresi, kasık içi ve diz içi yağlarından elde ediliyor. Özellikle göz kapağı çevresi için iddialı bir estetik yöntem olduğu belirtilen Nanofat uygulamasına yönelik bilinmeyenleri Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar anlattı. Prof. Dr. Karacalar, 2001 yılında yağ hücrelerinin çok önemli bir kök hücre kaynağı olduğunun saptandığını belirtirken, şunları söyledi:'O yıla kadar yapılan ve etkili olan makrofat yağ hücre transferleri bu gelişmenin ardından değişmeye başladı. Yağ hücreleri kök hücrece zenginleştirilerek verilmesi etki süresini uzatırken tamir gücünü de artırdı. Kemik iliğinden elde edilmesi daha zor olan kök hücreler yağ dokusundan kolayca ve neredeyse aynı miktarda kemik iliğinin 1000 katı kadar elde edilmeye başlandı. Kök hücreden zengin yağ hücresi uygulamaları mikrofat yağ enjeksiyonu özellikle yüz gençleştirmede yüzün genelinde oranları sağlamada, volumetrik yüz germede, doku kalitesini arttırmada etkili oldu. Ancak cildin en üst tabakası, göz çevresi, boyun ve üst dudak gibi bölgelerde uygulama yetersiz kaldı. Nanofat uygulamasının gelişmesi ile daha önce hücre yapılamayan bölge ve katmanlara da hücre verilmeye başlandı. Öncelikle ince bir kanülle lokal anestezi altında yağ hücreleri elde ediliyor. Diz içi, kasık içi ve göbek deliği çevresi nanofat için en ideal bölgelerdir. Elde edilen yağ hücreleri özel bazı aparatlar ile emülsifakasyon işlemine tabi tutuluyor ve nanofat adı verilen karışıma dönüştürülüyor.'CANLANDIRMA, GERME VE LEKE AZALTMA AYNI ANDANanofat uygulamasının etkilerinin 1-3 ay arası başladığını belirten Prof. Dr. Ahmet Karacalar, 'Cildi canlandırıcı, lekelerin azaltılması ve germe etkileri vardır. Çok ince iğnelerle cildin üst tabaka kırışıklıklarına, hasar görmüş, incelmiş ve kalitesi azalmış her deri bölümüne, göz kapağı derisine, boyun derisine enjekte ediliyor. Bilimsel çalışmalar nanofat içerisinde yağ hücresinin kalmadığını ve temel olarak kök hücreden oluştuğunu göstermiştir. Nanofat içerisinde bulunan sitokin adı verilen maddenin growth faktör açığa çıkmasına neden olan bir süreci başlattığı ve bununda hasarlı dokunun tamiri için önemli olduğunu göstermiştir. Kişide hacim kaybı varsa, kök hücreden zengin mikrofat yöntemi ile birlikte kullanılması uygundur. Yüz germe gibi operasyonlara da eklenebilir. Yüz gençleştirme işlemlerinde bütünü bozmamak için her tabakaya yönelik işlemlerin eklenmesinde yarar var' dedi.
Manyas Kuş Cenneti 'Ekolojik Krize Sürükleniyor'
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Manyas Kuş Cenneti’ne 8 kilometre mesafedeki arazilere çok sayıda sanayi tesisi kurulmasına vize verdi. Çevre Mühendisleri Odası'ndan Bozoğlu, “Ekolojik krize sürükleniyoruz” dediÇanakkale’nin kuzey kıyı bandında, Akdeniz foklarının yaşam alanında yüzlerce ithal kömürle çalışan termik santral yapımına izin verdiği için çevre örgütlerini ayağa kaldıran Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100 bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın, Manyas Kuş Cenneti’ni de tehdit ettiği ortaya çıktı. Evin Demirtaş'ın Milliyet'te yer alan haberine göre, tartışmalı Çevre Düzeni Planı, Manyas Kuş Cenneti’ne kuş uçuşu 8 kilometre mesafedeki 1. derece tarım arazilerine çok sayıda sanayi tesisi kurulmasına izin verdi.‘Mahkemeye taşıyacağız’Milliyet’e konuşan Çevre Mühendisleri Odası Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı Baran Bozoğlu, planı mahkemeye taşıyacaklarını belirterek, şunları kaydetti:“Manyas Kuş Cenneti’nin nesli tükenmekte olan kuşları, büyük risk altında. Kuş göç yolu üzerinde bulunan bu bölge, sanayiye açılamaz. Kurulacak sanayi tesislerinin atık suları arıtılsa bile Marmara Denizi, kirlenecek. Ekolojik krize sürükleniyoruz. Nerede ender bulunan bir kuş popülasyonu var oralara projeler yapılıyor. Artık kuşlarla problemli olduklarını düşüneceğim. Buraya nasıl bir sanayinin yapılacağı alt ölçekli planda belli olacak. Demir-çelik fabrikası, kimyevi tesis, termik santral, doğalgaz çevrim santrali, hatta gizliden nükleer tesis de planlanıyor olabilir.‘Göç başlayacak, nüfus artacak’İster istemez denizin kenarına liman yapacaklar. Oysa Marmara Denizi zaten çok hassas. Bazı yerlerinde 30-50 metrenin altında hayat yok. Balıkların yaşam alanında ciddi değişiklik olacak. Bölge, sanayiye açılınca göç başlayacak ve nüfus artacak. Yeşil alanlar, yapılaşmaya açılacak. Bölgeye ilişkin TÜBİTAK Havza Eylem Planı ve Marmara Denizi Mastır Planı birbiriyle uyumlu değil. Bölgede olabilecek etkiyi baştan analiz etmek için mutlaka Stratejik Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) hazırlanmalı. Stratejik ÇED, Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik taahhütlerimiz arasında, ama Bakanlık, 10 yıldır yönetmelik taslağı olarak bekletiyor. Bölge sanayiye açıldıktan sonra Stratejik ÇED’i hazırlasanız bile iş işten geçer. Bu plan ile Kocaeli Dilovası’ndan daha büyük bir sanayi bölgesi kurmak istiyorlar. Bu, bölgede kanser patlaması anlamına gelir.”Antik kent de tehdit altındaUluslararası Ramsar Sözleşmesi’ne göre koruma altına alınan Manyas Kuş Cenneti, 260 türden 3 milyon göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Manyas Kuş Cenneti, yazın göç yolunda mola veren ve kuluçkaya yatan gri balıkçıl, kaşıkçı, yaban ördeği, arı kuşu, kukumav, karabatak, atmaca, şahin, çeltikçi, saka ve peçeli baykuşları, kışın ise Kuzey Avrupa ülkelerinden Afrika’ya göç eden binlerce pelikan ve flamingoyu ağırlıyor. Çevre Düzeni Planı, kuleden çıplak gözle ve kapalı devre televizyon sistemi ile ilgiyle izlenen kuşların görsel şöleni ile antik kentleri, temiz denizi ve kumsalı ile önemli bir turizm merkezi olan Erdek’i tehdit ediyor.
'Olağanüstü Grip Salgını Yok'
Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, Avrupa'daki grip salgınına ilişkin, 'Şu anda olağanüstü bir salgın, kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil' dedi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Mövenpick Otel'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Yönlendirme Komitesi Toplantısı'nın kapanış oturumunun ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı.Bir gazetecinin 'Avrupa'da bir grip salgını var. Türkiye'de de var mı şu anda? Bilim Kurulu'nun toplanacağı söylendi' sorusu üzerine Müezzinoğlu, grip salgını açısından kasım, aralık, ocak ve hatta şubat aylarının, diğer yıllardaki aynı dönemlere göre oldukça sakin ve sorunsuz atlatıldığını söyledi.Mehmet Müezzinoğlu, son 10 gündür hekimlerin grip vakalarıyla karşılaştıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:'Birkaç ciddi seyreden vakamız var. Ama şu anda olağanüstü bir salgın durumu söz konusu değil. Bilim Kurulumuz da gerek Fransa'da gerek Almanya'da, Avrupa'daki gidişatı gözlemliyor. Şu anda olağanüstü kamuoyunu teyakkuza geçirecek bir durum söz konusu değil. Özellikle çocuklarımıza, tüm topluma hijyen, özellikle el temizliğine daha çok dikkat etmelerini, diğer taraftan bol sulu gıda almalarını, bir de aşarı yoğunluk ve yorgunluktan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.''Sınırlarda bir sıkıntı var mı?' şeklindeki soruya Müezzinoğlu, 'Sınırlarda virüsü kontrol edecek halimiz yok. Neticede virüs pasaportlu gelmiyor' karşılığını verdi.'Hastanelerin ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi sorumlulukları var'Bakan Müezzinoğlu, LÖSEV'e ilişkin bir soru üzerine, 'LÖSEV ile ilgili daha fazla konuşmak istemiyorum. Neticede Türkiye'de tüm özel, vakıf hastaneleri Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alma ve planlamaya uymak gibi bir görevi ve sorumluluğu var. O zaman Sağlık Bakanlığı'nın bir anlamı olmaz. Ruhsatlandırma gibi bir yetki Bakanlıkta ise Türkiye'ni,n 78 milyonun sağlığından sorumlu olarak Sağlık Bakanlığı varsa herkes Sağlık Bakanlığı'nın planlamalarına uymak zorunda' ifadelerini kullandı.LÖSEV yönetiminin baştan Sağlık Bakanlığı'na yaptığı müracaatın arkasında durması gerektiğini dile getiren Müezzinoğlu, yapılan müracaatın karşılığının verildiğini aktardı.Müezzinoğlu, bir gazetecinin, 'LÖSEV Başkanı'nın 'Cumhurbaşkanı, Başbakan izin ver' der şeklinde bir değerlendirmesi var. Neler düşünüyorsunuz?' şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:'Demokratik ülkelerde, Türkiye'de, hukuk devletlerinde farklı makamları bu işlerin aracı yapmak doğru değil. Burada bir lösemili çocuklarımız bu anlamda kullanılıyor. İki, aileleri kullanılıyor. Ondan sonra diğer makamlar kullanılmaya çalışılıyor. Kamuoyu baskısı yapılarak kullanılmaya çalışılıyor. Ülkemizde (her yıl) 900 lösemili çocuğumuz var, LÖSEV 40 çocuğumuzu tedavisi yapıyor. Bu anlamda onların bu çocukları tedavi etmelerinden dolayı teşekkür ediyoruz.'Bakan Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı olarak Türkiye'nin her köşesindeki lösemili çocukları düşünmek zorunda olduklarını vurgulayarak, 'Bu ülkenin toplam 161 çocuk hematoloğu ve onkoloğu var. Biz bunları planlamak durumundayız. Dolayısıyla bu planlamaya da LÖSEV ya da bir başkası uymak durumunda' değerlendirmesinde bulundu.Bir gazetecinin 'Kamuoyunda estirilmeye çalışılan sanki bir hayır kurumunun önü kesiliyormuş algısında, rantın gizlenme amacı olabilir mi?' şeklinde sorusuna Müezzinoğlu, şu karşılığı verdi:'Onu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Herhangi bir özel sektör, vakıf ya da dernek bir sağlık kuruluşu açacak ise bu planlamalarına uymak durumunda ve ruhsat alma durumunda. Bu planlamalarla ilgili bize 2-3 yıl önce yaptıkları taleplere biz cevap vermişiz. 50 yataklı. Sonra bizim ihtiyacımız daha çok demişler, 100 yatağa izin vermişiz. Ama biz binayı 400 yatak yaptık denirse bu olmaz. Dolayısıyla demokratik ülkelerde, bu şekilde bir algı operasyonunu doğru bulmuyorum.''Kürtaj tıbbi bir karardır'Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, 'İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi'ndeki kürtaj iznine ilişkin neler söyleyeceksiniz' şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti:'Kürtajla ilgili karar, idari bir karar değildir. Dolayısıyla Sağlık Bakanı'nı veya yöneticilerinin vereceği bir karar değildir. Bu tıbbı bir karardır. Hekim veya konsey karar verir. Dolayısıyla burada hekim arkadaşımız gerekli takipleri yaptıktan sonra bir izin konusunda tıbbi endikasyon konusunda bir şey varsa bunu bilim kuruluna götürür ve o da karar verir. Buralarda yanlış kararlar verildiyse ya da uygulamalar yapıldıysa biz idari veya mesleki inceleme başlatırız. Burada da öyle bir şey söz konusu değil.'AA
Gölgede Bile Cilt Kanseri Olma Riski Var!
Güneşin altında zaman geçirdikten sonra, şemsiyenin gölgesine çekilmek ani bir serinleme hissine yol açabilir. Fakat, yeni yapılan bir araştırmaya göre deri hücreleri güneşe belirli bir süre maruz kaldıktan sonra tamamen karanlık bir ortama geçilse dahi, ultraviyole ışınları tarafından uyarılan moleküller yüzünden güneşin, deri DNA’sı üzerine zararlı etkileri saatlerce devam ediyor.Güneşten gelen ultraviyole ışınlar deri hücreleriyle temas ettiğinde, radyasyon genlere zarar verir ve bu da DNA’nın yapı blokları arasında ekstra kimyasal bağların oluşmasına yol açar. Zaman geçtikçe bu genetik değişiklikler cilt kanserine yani ”melanom”a yol açabilir. Fakat, Yale Üniversitesinden radyoloji araştırmacısı Douglas Brash’ın sayesinde bu konu hakkında bildiklerimize yeni bir şey daha eklendi. Güneş kaynaklı genetik değişikliklerin zamanlamasını inceleyen Brash, DNA içerisinde oluşan ekstra bağların oluşumunun güneş ışınlarından uzaklaştıktan sonra da devam ettiğini fark etti. Hatta öyle ki, güneş ışığına maruz kaldıktan 3 saat sonraya kadar bile DNA’da olan hasarlar artmaya devam ediyordu.Araştırmanın bulgularına göre, ultraviyole ışınların zararlarının kalıcılığı, deriye rengini veren melanin pigmenti ile doğrudan bağlantılı. Koyu ten rengine sahip insanlarda bulunan yüksek seviyedeki melanin, aynı zamanda cilt kanseri için de koruyucu konumunda. Çünkü, melanin ultraviyole enerjiyi absorbe ederek, DNA’nın zarar görmesini engelliyor. Fakat, Brash’in bulgularına göre bu pigmentin ikinci bir rolü daha var. Ultraviyole ışınlar deriye temas ettiği zaman, melanin pigmentini uyarılmış seviyeye taşıyan bir dizi reaksiyona yol açıyor. Saatler sonra, tamamen karanlık bir ortamda olunsa bile, uyarılmış melaninden gelen enerji DNA’ya zarar vermeye devam ediyor.Bu noktaya kadar okuduğunuzda kafanızı karıştırabilecek nokta aslında araştırmanın en ilginç noktası. Yani, melanin pigmentine sahip olmayan insanlar, bu pigmentin koruyucu etkilerinden de dolayısıyla faydalanamıyorlar. Fakat, uyarılmış melaninin uzun süreli zararlarına da maruz kalmıyorlar.Araştırma ayrıca cilt kanserinden korunmak için de yeni bir yol öneriyor. Brash’a göre uyarılmış melanindeki enerji, DNA’ya zarar vermeden, başka bir yere aktarılabilirse cilt kanserinden korunmak da mümkün olabilir. Ayrıca, yayınlanan bu çalışmadaki araştırmacıların ürettiği E vitamini losyonun da, güneşin uzun süreli zararlarından korunmaya fayda sağladığı öne sürülüyor. Brash bu losyon hakkında bilgi verirken , E vitaminin hala kesin bir çözüm olmadığını, güneşten koruma sağlamak için daha verimli bileşiklerin elde edilebileceğini de ekliyor. Bu araştırma sayesinde yakın zamanda piyasalar, yeni nesil ve güneşin ertelenmiş etkilerini en aza indirdiğini iddia eden deri kanseri önleyicileriyle tanışacağa benziyor.Referans:Chemiexcitation of melanin derivatives induces DNA photoproducts long after UV exposure; Sanjay Premi, Silvia Wallisch,Camila M. Mano, Adam B. Weiner, Antonella Bacchiocchi, Kazumasa Wakamatsu, Etelvino J. H. Bechara, Ruth Halaban, Thierry Douki, and Douglas E. Brash,Science 20 February 2015: 347 (6224), 842-847. [DOI:10.1126/science.1256022]
Her Üç Tiryakiden İkisinin Katili Sigara
Avustralya'da yapılan bir araştırma her üç sigara ve tütün ürünleri tiryakisinin ikisinin bu nedenle öldüğünü ortaya koydu.Daha önce her iki tiryakiden birinin sigara nedeniyle öldüğü düşünülüyordu.Araştırmada sigara içen ve içmeyen 45 yaşın üzerindeki 200 bin kişi altı yıl boyunca izlendi.Günde 10 sigaradan fazla içmenin riski iki katına çıkarttığı tespit edilirken, günde bir paket sigara içenlerin bu nedenle ölme risklerinin dört ila beş kat yükseldiği görüldü.Bazı sigara tiryakileri uzun bir yaşam sürebiliyor, ancak sigara alışkanlığı bu olasılığı ciddi oranda azaltıyor.İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı uzun süre sigara içenlerin yarısının kanser ya da sigara bağlantılı hastalıklar nedeniyle öldüğünü söylüyor.Ancak son araştırmalar bu oranın daha da yüksek olduğunu gösteriyor.Avustralya'daki araştırma ekibinin Başkanı Prof. Emily Banks 'Avustralya'daki düşük sigara içme oranlarına karşın, sigara tiryakilerinin hiç içmeyenlere kıyasla üç kat yüksek erken ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu tespit ettik. Ayrıca sigara tiryakilerinin içmeyenlere kıyasla 10 yıl daha az yaşadığını gördük' dedi.Sigarayı bırakmak riskleri azaltabiliyor.Sigaranın bırakılmasının on yıl ardından akciğer kanserine yakalanma riski tiryakilere kıyasla yarı yarıya azalıyor. Kalp krizi geçirme riski de hiç içmeyenlerle aynı seviyeye geriliyor.BBC Türkçe
Reklam
Kıl Dönmesi Hastalığı Hakkında Bilgiler
Kuyruk sokumunda ve daha ziyade erkeklerde kendini gösteren; deriye açılmış bir ya da bir kaç delik; şişlik veya apse şeklinde kendini gösteren kıl dönmesi , kasıkta, koltuk altlarında ve göbekte de görülebilen, sessiz ilerleyen bir rahatsızlık. Cilt ve kıl tipi nedeniyle genetik bir hastalık olduğunu da söylemek mümkün. Büyük ve ağrılı bir kitle olarak gözükmeden önce küçük bir yara şeklinde de anlaşılabiliyor. Kuyruk sokumunda genellikle enfeksiyon sonrası kendini belli eder. Yürüyememe, oturamama, ağrılar ve şişler sonrası hasta doktora koşar.Kılın deri içine büyümesi olarak da kabaca tanımlamak mümkündür. Yanlış tıraş ve sıkı kıyafetler giymenin rahatsızlığı tetiklediği belirtilir. Uygun kıyafetler seçmek, temizlik mühimdir.Bu tip kıl dönmesi sıkıntılarıyla hekime başvuran bir gençte tedavi; rahatsızlığın bulunduğu bölgede apse belirlenmesi ve açılarak temizlenmesi ile başlar. Acil durumun tedavisi bu yolla yapılır. Eğer hasta cerrahi müdahale istemez ise zaman zaman akıntı yaşanması haricinde sıkıntıları olmadan bir süre daha sosyal hayatını sürdürebilir. Ancak belirtelim; bir kaç ay ya da hafta sonra yine aynı klinik tablo tespit edilir. Her apse tekrarladığında ağaç kökü şeklindeki sinüsler vücutta ilerler ve çıkarılacak olan hastalıklı doku miktarı daha da artmış olur. En iyi ve kusursuz bir operasyondan sonra dahi bu rahatsızlığın tekrarlama olasılığı mevcuttur belirtelim.Kıl dönmesi sessiz ilerleyen ve pek de önemsenmeyen bir rahatsızlık olduğu için dikkat edilmesi gereken bir takım temizlik kuralları mevcuttur. Tabii bu hijyen kurallarına uyulması kişinin kıl dönmesi hastalığını hayatının hiç bir anında yaşamayacağı manasına gelmez. Temizlik ve hijyen kurallarına kişinin kendi sıhhati için dikkat ediyor oluşu kıl dönmesi riskini önemli ölçüde azaltacaktır. Operasyon sonrasında hastanın hekimin önerilerine uyması da şarttır. Yaranın iyi korunup bakılması, belirttiğimiz gibi hijyene dikkat edilmesi gereklidir.Cerrahi operasyon sonrasında hekimin uygun gördüğü tarihten itibaren ve belirttiği süre ile bölgedeki kıllar tıraş edilmeli veya tüy dökücü maddeler ile dikkatlice temizlenmelidir. Ayrıca bu bölge muhakkak suretle temiz kalmalı, uygun temiz iç çamaşırı alınmalı, düzenli olarak duş yapılmalı, bölgenin terli ve nemli kalmasına da mani olunmalıdır. Uzun süreli oturarak çalışanlarda bu hastalığın görülme sıklığının arttığı tespit edilmiştir.
Farkındalık Egzersizleri ve Beyniniz
Araştırmalar, farkındalık egzersizlerinin; geniş bir yelpazedeki mental ve fiziksel sağlık problemleri üzerinde etkili olduğunu gösteriyor, ancak tam olarak nasıl bir etkisinin olduğu ise bilinmiyordu.Araştırmacılar, farkındalığın; stres azaltma yolları aracılığıyla sağlık üzerinde etkisinin olduğunu gösteren bir model geliştirdiler. Stres azaltıcı farkındalık egzersiziyle bağlantılı biyolojik yolları ve stresten kaynaklı hastalık sonuçlarını tanımlayan çalışma Current Directions in Psychological Science.Carnegie Mellon Üniversitesi psikoloji Doçenti J. David Creswell:” Eğer farkındalık egzersizi insan sağlığını geliştiriyorsa, bütün sonuçları temelde nasıl etkiliyor? Biz farkındalık egzersizinin, stres azaltıcı ve sağlık ilişkisinin delillere dayalı ilk biyolojik açıklamalarından birisini sunuyoruz “ diyor.Creswell ve mezun öğrencisi Emily K. Lindsay farkındalık egzersizinin stres azaltıcı etkisinin biyolojik mekanizmalarını tanımlayan bir çalışmanın altını çiziyorlar.Birey stresli olduğunda; beyinde bilinçli düşünme ve plan yapabilme yetilerinden sorumlu yer olan prefrontal korteksindeki hareketlilik azalırken, vücudun stres tepkisini hızlıca aktive eden kısımlar; amigdala, hipotalamus ve anterior singulat korteksteki hareketlilik ise artar.Çalışmalar; farkındalığın, stres anında bu değişimleri tersine çevirdiğini gösteriyor; biyolojik stres tepkisini düzenleyen ve düşüren prefrontal korteksin hareketliliğini artırıyorBiyolojik stres tepkisinin aşırı aktivasyonu, depresyon, HIV ve kalp hastalıkları gibi stresten etkilenen hastalıkların riskini artırıyor. Bireyin stres yaşamasını azaltarak, farkındalık, fiziksel stres tepkisinin düzenlenmesine yardımcı olabilir ve sonucunda da stres-ilişkili hastalıkların ciddiyetini ve riskini azaltıyor olabilir.Creswell; farkındalık egzersizinin farklı hastalık ve rahatsızlıklar üzerinde nasıl bir etkisinin olduğunun anlaşılmasıyla, araştırmacıların daha iyi müdahaleler geliştirebileceğine, hangi tedavilerin en etkili olduğunu bileceklerine ve farkındalık egzersizinin büyük olasılıkla faydasını göreceği düşünülen insanların kolaylıkla tanımlanabileceğine inanıyor.Kaynak: Carnegie Mellon UniversityOrijinal Çalışma: DOI: 10.1177/0963721414547415
Reklam
HIV Virüsüne Karşı Savunma Yerine Saldırı Taktiği
ABD'li bilim insanları aşılamaya yönelik yeni bir yaklaşımın maymunları HIV virüsünden tamamen koruduğuna dair güçlü sonuçlar elde ettiklerini açıkladı.Aşılar normalde bağışıklık sistemini enfeksiyonla mücadele için eğitiyor. Ancak Kaliforniya Scripps Araştırma Enstitüsü'nden araştırmacılar, maymunların DNA'sını, değiştirerek, hücrelerin HIV'le savaşan özellikler kazanmasını sağladı.Araştırma ekibi elde edilen sonuçları 'büyük bir adım' olarak niteliyor ve yakında insanlar üzerinde denemelere başlamak istiyor.Bağımsız uzmanlar da bu fikrin 'dikkate değer' olduğunu söylüyorlar. Araştırmacılar yeni tedavi yöntemi sayesinde üzerinde deney yapılan maymunların HIV virüsüne karşı bağışıklık sistemi geliştirebildiğini söylüyor.Yeni geliştirilen teknik, sağlıklı kas hücreleri içine yeni bir DNA bölümü sokmak için gen terapisi prensibine dayanıyor.Eklenen DNA şeridi, HIV virüsünü etkisiz hale getirecek bağışıklık sisteminin gelişmesi için talimatlar içeriyor.HIV'e dayanıklı yeni yapı taşları daha sonra sürekli olarak kan dolaşımına pompalanıyor.Nature dergisinde bildirilen deneyler, maymunların en az 34 hafta boyunca HIV'in her türünden korunduğunu gösteriyor.Araştırma ekibinin başı olan Prof. Michael Farzan BBC'ye şunları söyledi: 'Eksiksiz koruma sağlayacak bir yaklaşıma tüm alternatiflerden daha yakınız, ama insanlara bunu vermenin güvenliği başta olmak üzere önümüzde bir çok engel var.'BBC
Fıstık Alerjisine Çözüm: Bebek Yaşta Fıstık Yemek
Yeni bir çalışmaya göre bebek yaşta fıstık ürünleri yenmesi alerji riskini büyük ölçüde azaltıyor.Fıstık alerjisi olması muhtemel 628 bebek üzerinde yapılan denemelerde, alerji riskinde % 80'in üzerinde azalma bulundu.Londra'daki King College'dan araştırmacılar alerji gelişiminde 'ilk kez' azalma olduğunu söyledi.Uzmanlar bulguların diğer alerjiler için de geçerli olabileceğini ve diyetlerin değişebileceğini söyledi.Ama anneleri bunu evde denememeleri için uyardı.Londra'daki araştırma ekibi daha önce de, erken yaşta fıstık yemeye başlayan İsrail'deki Yahudi çocukların İngiltere'de yetişen Yahudi çocuklara göre, 10 kat daha düşük alerji düzeylerine sahip olduğunu bulmuştu.Umut verici çalışma
Türkiye'de Psikolojik Tedavi Görenlerin Sayısı %330 Arttı
Türk halkının psikolojisi her geçen gün biraz daha bozuluyor. Öyle ki son 5 yılda psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuranların artış oranı % 330.Halk nezdinde yaşanan sorunların en temel göstergesi, suça yönelik ve toplum içerisinde yaşanan sağlık problemlerinin artışı. Yapılan araştırmalar ekonomi ve yaşam koşullarının zorluluğunun bu iki vakayı Türkiye'de git gide artırdığını gösteriyor. Sağlık Bakanlığı'nın psikolojik rahatsızlık vakaları ile bu rahatsızlıkların giderilmesine yönelik kullanılan ilaçlara ilişkin verileri ise bu artışı doğrular nitelikte.2009 yılında psikolojik rahatsızlıklar sebebiyle sağlık kuruluşlarına 3 milyon 21 bin 361 kişi başvururken, bu oran 2013 yılında 9 milyon 163 bin 101'e çıktı.
Reklam
Uykusuzluğa Ne Kadar Dayanabiliriz?
Ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bakarsak ilginç şeylerle karşılaşırız.78 yaşına geldiğimizde kaba bir hesapla dokuz yılımızı televizyon seyrederek, dört yılımızı araba sürerek, 92 günümüzü tuvalette, 48 günümüzü ise seks ile geçirmiş oluruz.Fakat ömür boyu yaptığımız etkinliklerin en uzunu hiç şüphesiz uykudur. 78 yaşına bastığımızda, uykuda geçirdiğimiz zaman 25 yılı bulmuş olacaktır. Peki, bu süreyi biraz daha azaltmak mümkün müdür? En fazla ne kadar süreyle uyanık kalınabilir? Uykusuz kalmanın sonuçları nelerdir?Kendimizi uykusuzlukla sınamaya kalktığımızda bunun ne kadar zor olduğunu görürüz. Uzmanlar uyuma dürtüsünün yemenin bile önüne geçtiğini, uyumamak için ne kadar çabalasak da beynimizin kendiliğinden uykuya dalacağını söylüyor.
Cem Yılmaz'dan LÖSEV'e Destek
Komedyen Cem Yılmaz, Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Onkoloji Kenti ve Hastanesi'nin tanıtımına katılarak, hastanenin bitirilmesi için destek istedi.Cem Yılmaz, tanıtım toplantısında yaptığı konuşmaya, hastanenin yapımı sürecinde mücadele veren, başarıyı arzulayan, vazgeçmeyen anne ve babalara teşekkür ederek başladı.'Böyle hadiselerde insanın aklına ilk gelen şeyin, işin duygusal tarafından yola çıkıp, bencil bir şekilde benim de başıma gelebilir duygusunu yakalamaya çalışması' diyen Yılmaz, 'Halbuki iyi insanlar için şöyle bir şey var, ha benim başıma gelmiş ha senin başına gelmiş, neticede bu insana ait bir macera. İnsanlarımızı böyle bir hadiseye desteğe çağırırken bile açıkçası ben çok üzülüyorum' ifadelerini kullandı.Yılmaz, 'daha önce hastalıkla mücadele eden insanlarla tanıştığını, bu maceraya yakından tanık olanların sesi olabilmek, paylaşmak ve insanlara bu macerayı duyurmak için hadiseye dahil olduklarını' dile getirerek, hastalık sürecinde moralin, insanın içinde bulunduğu ortamın önemli olduğunu, tedavi yapılan mekanların fiziki şartlarının da iyi olması gerektiğini vurguladı.Yardım kampanyası kapsamında, bir yılda yapılan yardımlarla ciddi yol katedildiğini anlatan Yılmaz, biraz daha kurumsal katkılar beklediklerini söyledi.Ayrıca Twitter'da, 'İyi ki ben Sağlık Bakanı değilim, yoksa buraya madalya dağıtmaktan bayağı masrafa girecektik' diye espri yapan Yılmaz, şakalarıyla Lösemili çocukları güldürdü.Cem Yılmaz, 'Biz, bizden sonraki kuşak için bir fikir paylaşmak istiyoruz, mesele bence bu. O sırada da ne kadar çok insanın yüzü gülebilirse. Gülmek gitgide zorlaşıyor, gülmekten mutlu olmaktan da daha kıymetli bir şey yok' diye konuştu.Yılmaz, güzel bir hastane yapılmaya çalışıldığına işaret ederek, yardımseverlerden destek beklediklerini dile getirdi.Halkımıza ve hayırseverlerimize güveniyoruzLÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ezer de inşaatı bitmek üzere olan hastanenin, Avrupanın ilk, ülkenin en donanımlı onkoloji kenti ve hastanesi olduğunu söyledi.Türkiye'nin böyle bir hastaneye ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Ezer, 85 bin metrekareye kurulan kentin içinde sağlık tesislerinin yanı sıra 900 öğrencinin okuyacağı okul, hasta yakınlarının kalacağı otelin de bulunacağını belirtti.Kanser hastası çocuklar ile yetişkinlerin hastaneden hizmet alacağını, beyin cerrahisi, kadın doğum, nöroloji bölümlerinin de hastanede olacağını dile getiren Ezer, tek kişilik hasta odalarının, 84 polikliniğin, kanser hastaları için ayaktan tedavinin de bulunacağını kaydetti.Ezer, 'Halkımıza ve hayırseverlerimize güveniyoruz. Bizi ayakta tutacaklar ve herşey parasız olacak, bizim burada kar amacımız asla olmayacak' diye konuştu.Sağlık Bakanlığının hastanenin yapımına izin vermediği iddiasına ilişkin ise Ezer, şunları söyledi:'Ben tahmin ediyorum ki bu bürokrat arkadaşlara da 'Bu hastanenin ruhsatını verin' diyecek Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Mevzuata uymayan hiçbir şeyimiz yok. Çankaya'da yer alan LÖSANTE mevzuata uygun olarak taşınacaktır. Taşınma müracaatını daha yapamadık. Çünkü hastanenin inşaat tarafı henüz bitmedi. İnşaat ruhsatımızla Sağlık Bakanlığına başvuracağız. Tahmin ediyorum ki o gün yasal hakkımız olarak bu izin verilecektir. Biz hayat kurtarma tarafındayız. Bu hastanenin açılacağına inanıyoruz.'AA
Bugün Steve Jobs’un Doğum Günü
Bugün 24 Şubat 2015. Apple’ın kurucu ve vizyoner yöneticisi Steve Jobs’un 60. doğum günü. Uzun süre kanser ile mücadele edip 2011 yılında aramızdan ayrılan dijital devrimin babası Jobs, kişisel bilgisayar, müzik ve iletişim gibi pek çok sektörü yeniden yapılandırdı. Sadeliği, serseriliği, değiştirmeyi sevmediği kıyafetleri, takıntıları ve tüm teknoloji dünyasına bıraktığı devasa mirası ile anılacak.
Reklam
TTB'den Akkuyu ÇED Raporu'na Karşı Rapor ve 5 Soru
Aralık 2014’te sunulduktan hemen sonra Rusya Başbakanı Putin’in gelişine denk getirilerek apar topar imzalanan inşaat onayı bile verilen Akkuyu Nükleer Santrali  için Çevre Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’na  karşı gün geçmiyor ki itirazlar bitsin. Hatırlarsanız Geçen hafta Avrupa Parlamentosu Yeşiller/Özgür İttifak Grubu Eş Başkanı ve Milletvekili anti-nükleer aktivist Rebeca Harms’ın Enerji Bakanı Taner Yıldız’a ÇED onayındaki imza sahteciliğine ve inşaat izninin hemen verilmesine dair sorularını yönelttiği mektup paylaşılmıştı.12 Şubat 2015 tarihinde de Türk Tabipleri Birliği(TTB) Halk Sağlığı Kolu, Çevre Bakanlığı ve tarafından hemen onaylanmış olan fakat itirazlara yol açmış bulunan Akkuyu ÇED’ine karşı ağırlıklı olarak halk sağlığı alanında çalışan ve halk sağlığı uzmanı unvanına ya da halk sağlığı doktorası derecelerine sahip uzman doktor ve akademisyenlerin katkılarıyla  hazırlanan bir karşı rapor sundu.3000 sayfalık ÇED’in değerlendirmesi de elbette biraz uzun olur lakin, bu rapor ÇED’in içindeki yanlışlıklardan başka  hiç göz önüne alınmayan noktalara ışık tuttuyor. Yeşil Gazete, TTB’nin onaylanan ÇED’i eleştiren raporunun Sonuç ve Öneriler kısmında yer alan 33 maddesinden sadece öne çıkan noktaları kısa ve öz olarak aktardı.Deniz ekositemi – insan sağlığı ilişkisi yok mu?Onaylanan ÇED Raporu’nda kaza olmasa dahi hem inşaat hem de işletme aşamasında deniz ekosisteminin de etkileneceği, işletme aşamasında ısıtılan suyun denize deşarjının plankton topluluklarının yapısında ve üreme kapasitesindeki değişikliklerin balıkların besin potansiyelini ortadan kaldıracağı, balık faunasını etkileyeceği belirtilmektedir. Denizde yaşayan canlıların etkilenmesi  insanların da etkilenmesini getirmektedir. Balık yetiştiriciliği ve deniz balıkçılığı Mersin’in önemli gelir kaynaklarından biridir. Ancak bu etkiler sistematik olarak ortaya konmamış, neredeyse geçiştirilmiştir.Radyonüklid salımı olacak, peki önlem?ÇED Raporu’nda da  “nükleer santralin normal işletimi sırasında tıpkı diğer tesislerde olduğu gibi bir radyonüklid salımı gerçekleşeceği belirtilmiştir. Ancak ÇED’de “Bu durum nükleer endüstride meşru sayılan bir uygulamadır” şeklinde bir ifade bulunmaktadır. Bu durum,  toplum sağlığı açısından riskli olan bir durumun meşru sayılması kabul edilemez bir durumdur.Zira  Almanya’da nükleer santrallerin bacalarından 5 km çapındaki mesafeye kadar radyonüklid salımı yapmasına bağlı olarak özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda kanser oranında %60, lösemide %117 artış olduğu ve saptanan lösemi sıklığının tüm olduğunu gösteren çalışma bulunmaktadır.Deniz suyundan başka yeraltı suları da etkilenmeyecek mi?ÇED’de , gerek endüstriyel amaçlı gerekse de içme ve kullanma amaçlı suyun denizden temin edileceği belirtilmiştir ancak deniz suyuna yakın olan ve köylerin de kullandığı yer altı su kaynakları da potansiyel kaynaklar arasında sayılmıştır. ÇED içerisinde denizden elde edilecek içme ve kullanma suyunun ilgili yönetmelikteki değerlere uygun olacağına dair bir taahhüt verilmemiştir. Ayrıca tesisin yapım ve işletim sürecinde bölgedeki kuyularla yeraltı içme ve kullanma suyu ve sulama suyu elde eden yerleşim yerlerinin sularına etkisi irdelenmemektedir.
Annelere Dövmenin Çok Yakıştığını Gösteren 34 Fotoğraf
etiket
Annelik, büyük ihtimalle anne olunca anlayacağımız bir şey olmanın çok ötesinde. Anne olmayan birisi bile, bir anneye her şeyin en güzelinin yakışacağını görebilir. Dövmelerin bile ☺ Anneliğin getirdiği o kutsal hissi, dövmelerin verdiği o asi hisle karıştırınca ortaya bu taptatlı anneler çıkmış.
Reklam
Kötü alışkanlıklardan kurtulmanın yolları
etiket
İnsan beyninin, bize kendimizi iyi hissettiren davranışları bir ödül sistemi ( reward pathway ya da ödül yolağı ) olarak işliyor. Bu sistem bize yaşamamız ve neslimizin devamı için gerekli temel işlevleri yapmamız için motivasyon vermek üzere çalışır ve yemek ya da seks gibi dürtülerle aktive olur. Ancak, alkol ya da uyuşturucu gibi kimi maddeler de beyne yanlış sinyal göndererek, aslında varoluş için faydalı olmamalarına rağmen kişiyi kendini iyi hissettiğine dair bir yanılgı içine düşürebiliyorlar. Örneğin, eroin ve kokain kullanıcılarının bu bağımlılıklarından orgazma benzer bir haz aldıklarını ifade ettikleri biliniyor.Amerika Bağımlılık Tıbbı Derneği ( American Society of Addiction Medicine )’ne göre, günümüzde bağımlılık bir beyin hastalığı olarak kabul ediliyor. İhtimaller değişkenlik gösterse de, tüm insanların bu hastalığa yakalanma olasılığı var, çünkü insanların beynindeki ödül sistemlerinin yanıltılması mümkün. Alkol ya da uyuşturucuyla sınırlı olmamak üzere bağımlılıkları, bırakılması gereken alışkanlıklar olarak sınıflandırabiliriz.Yeni bir yıla başladığımız şu günlerde, taze bir başlangıç yapmak üzere siz Uplifers okurları için kötü alışkanlıklardan kurtulma yollarını derledik.Kaynak:WorldLifeExpectancywikiHowWebMDJames ClearMEB 
SGK, Fizik Tedavi Hastalarının Her Masrafını Karşılamayacak
Fizik tedavi hizmetlerini düzenleyen Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) fizik tedavi ve rehabitilitasyon hizmetleriyle ilgili 10 ayda yapılan 6 büyük değişiklik hastaları mağdur etti. Tedavisi kısıtlanan veya SGK kapsamı dışında bırakılanlar arasında felç, MS, parkinson, beyin hasarı gibi birçok hastalık bulunuyor.Hürriyet'ten Mesude Erşan'ın haberine göre; Türkiye’de fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti veren kurumların kapasitesi, hastaların gerçek ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. Kamu ve özel hastanelerde toplam bin 750 yatak var. Halbuki 10 bin fizik tedavi ve rehabilitasyon yatağına ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle hastalar özellikle yatarak tedavi olabilmek için çok uzun süre sıra beklemek zorunda kalıyor. Hal böyleyken Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) tedavi ve rehabilitasyonunu karşıladığı hastalıkları kapsamı dışına bırakması ve sınırlar getirmesi hastalarda ciddi sıkıntılar yaratıyor. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci, fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının büyük çoğunluğunun hastanın cerrahiye gitmesini engelleyen tedaviler olduğunu söylüyor. SGK’nın ameliyatını ödediği pekçok hastalığın  fiziksel tıp ve rehabitilasyonla tedavi edilmesini engellediğini vurgulayan Ketenci, “Her değişiklikte ödeme dışında kalan hastalıkları yeniden kapsaması için uğraşıyoruz. Biz uğraşırken bakıyoruz ki bu kez bir başka hastalık listeden çıkarılmış. Sağlık politakalarıyla çelişiliyor. Örneğin sağlık bakanlığı bir yandan obeziteyle mücadele programları yaparken, diğer yandan obezite rehabilitasyonu listeden çıkarılıyor” diyor.Başarısız bel cerrahisi ve ağrıları yüzünden morfin bağımlısı olmuş yine başka ameliyatlar yüzünden eklemleri bozulan pek çok hastaya da yardımcı olmaya çalıştıklarını anlatan Ketenci, “Kireçlenme, tenisçi dirseği, topuk dikeni, sırt ağrısı, ayak bileği burkulması, başka eklem bozukluklukları gibi pekçok sorunu bulunan hastalar kendi ceplerinden ödeme yapmak zorunda bırakıldı. Bizim hastalarımız ağrılı ve engelli. Bu nedenle yaşam kalitesi çok etkilenen hastalar. Hekimler olarak biz hastalarla karşı karşıya kalıyoruz. Geçen yıl aynı tedaviyi alan hastaya, bu yıl geldiğinde ‘devlet ödemiyor’ demek zorunda kalıyoruz. İster istemez bir sürtüşme oluyor” diyor. HASTALAR MAĞDURGenel Sağlık Sigortası Genel Müdürü İsmet Köksal ile Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Erman Ceyhan’ın ortopedi uzmanları olduğunu hatırlatan Fizik Tedavi ve Rehabititasyon İşletmecileri Derneği Başkanı Köksal Holoğlu, “Mesleki taassuba kurban gidiyoruz. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları neredeyse SGK kapsamından çıkarıldı. Bu uygulamalarla çok sayıda hasta mağdur oldu. Örneğin fibromiyalji, obezite rehabilitasyon programına devam eden, kronik ağrılı hastalar sonuçsuz ilaç tedavilerine mahkum edildi. Kısıtlamalar fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti alamayanları ortopedi ve beyin-sinir cerrahisine yönlendiriyor. Kamudan hizmet alamayan hastalar özel kurumlara gelirdi. Sınırlamalar yüzünden bize de gelemiyor. Ameliyatları olmaları gerekiyor. Kısacası aslında bir rant yaratılıyor” diyor. ADIM ADIM DEĞİŞİKLİKLER10 Nisan 2014Bir fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi ve bir fizyoterapist (A) grubundaki işlemlerden günlük en fazla 8, (A) ve (B) grubundakinden işlemlerden günlük 12 hastaya bakabilecek. Uzman hekimi (C) grubundaki işlemlerden günlük en fazla 32, (C) ve (D) grubundaki işlemlerden ise en fazla 64 hastaya bakabilecek.01 Mayıs 2014Bu genelge ile doktor başı günlük 16 seans olarak uygulanabilen A grubu kotası yarı yarıya yani 8’e düşürüldü.25 Temmuz 2014Serebral palsi hastalarının özel kurumlardan alacağı tedavi hizmeti bu kez tüm ömür boyunca 60 seansla sınırlandırıldı. SUT kamuyla, özel kurumlara aynı paket fiyatı verse de özel sağlık kurumlarına seans sınırlaması getirdi.01 Ekim 2014Fibromiyalji, obezite,  kronik ağrılar gibi toplumda çok sık görülen tıbbi tanılara ait tedaviler SGK kapsamından çıkarıldı. A grubundaki Parkinson, MS, felç, serebral palsi gibi pekçok önemli ve kısıtlayıcı hastalığı bulunanların tedavi imkanları bu SUT değişikliğiyle birkez daha kısıtlandı. 16 yaş ve altı için 90, 16 taş üstü için yıllık 30 seansın ödenmesine karar verildi.24 Aralık 201416 yaş üstü serebral palsi tanılı hastaların 30 seans üzerinde sadece kamuda hizmet alabilmesini serbest bıraktı.18 Şubat 2015Ortopedik, bel boyun ağrıları, kireçlenmeler ve romatizmal problemlerin tedavileri için yıllık seans kısıtlamaları kaldırıldı. HASTALAR DAHA ÇOK PARA HARCIYORSGK’nın son yıllarda yaptığı düzenlemeler, pekçok alanda hasta ve yakınlarının kendi bütçelerinden, daha çok harcama yapmasını gerektiriyor. Örneğin geçtiğimiz aylarda özellikle kalp ve damar, beyin girişimlerinde kullanılan malzemelerin fiyatlarını düşürmesi, buna karşılık firmaların da malzeme vermeyi reddetmesi bazı tanı, tedavi ve ameliyatları durma noktasına getirmişti. Yine yakın zamanda yapılan bir değişiklikle obezite ameliyatları “özel ameliyatlar” statüsüne alındı. Yani Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ameliyat olanlar hiçbir ek ücret ödemezken, tıp fakültelerinde yaptıranların binlerce liralık katkı payı ödemesi gerekiyor.HASTA AMELİYATA MAHKUMFİZİK tedavinin kapsam dışı bırakılması nedeni ile ameliyat olmadan tedavi olabilecek hastaların da ameliyata mahkum edildiğini savunan uzmanlar bunu sağlık açısından ciddi sorunlar yaratabileceğine dikkat çekti. Köksal Holoğlu da “Değişiklikler özel sağlık kuruluşlarının tedavi kapasitelerini yarı yarıya düşürdü. Ancak kamu hastanelerinde de kapasite arttırmadı. Kısıtlamalarla tasarruf yapılırken, ortopedi ve beyin cerrahisinde SGK’nın maliyetleri ne kadar arttı merak ediyorum?” dedi.
Barcelona'dan Vilanova'ya Vefa
Barcelona Kulübü, Joan Camper Spor Tesisleri'ndeki bir sahaya, geçen yıl vefat eden teknik direktörleri Tito Vilanova'nın adını verdi.Kanser hastalığına yakalanarak, 25 Nisan 2014'te, 45 yaşındayken hayatını kaybeden Barcelona'nın eski teknik direktörü Tito Vilanova, kulübü tarafından unutulmadı.Vilanova'nın adının antrenman tesislerindeki bir sahaya verilmesi nedeniyle düzenlenen törene katılan Barcelona Kulübü Başkanı Josep Maria Bartomeu, 'Her nesilden gençler bu çimlere bastıklarında Tito'nun kim olduğunu bilmeli. Büyük bir teknik direktör ve büyük bir Barcelonalı. Onun ve diğer Barcelonalıların sayesinde futbol anlamında bir çıta atladık' dedi.Törene katılan Vilanova'nın eşi Montse Chaure de 'Tito burada kendini evinde gibi hissediyordu. Bu saha onu hatırlamanın en iyi şekli. Topun sesini dinlemeye devam edecek' dedi.Futbolcu olarak kariyerine 1988 yılında Barcelona alt yapısında başlayan ve futbolu bıraktıktan sonra Katalan kulübünün teknik kadrosuna dahil olan Tito Vilanova, 2012-2013 sezonunda Barcelona'nın teknik direktörlüğünü yapmıştı.Fotomaç
Reklam