Bakanlık: 11 Kişi Domuz Gribinden Öldü
Sağlık Bakanlığı, 2014'ten bu yana 16 kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiğini, bu ölümlerden 11'ine domuz gribi virüsünün neden olduğunu açıkladı. Domuz gribinde toplam vaka sayısı ise 170. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş; 'Herhangi bir grip salgını yok' dedi.Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş grip salgınıyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Gümüş, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun 5 Şubat'ta yaptığı toplantıda herhangi bir salgın olmadığı tespiti yapıldığını açıkladı.'2014'ten bu yana toplam 16 kişi gripten dolayı hayatını kaybetti. Bunlardan 11'i domuz gribi, 5'i virüsün diğer tiplerinden dolayı yaşamını yitirdi. Bilim Kurulumuz toplandı, buna göre şu anda bir salgın durumu söz konusu değil.'Gümüş'ün verdiği bilgiye göre domuz gribi nedeniyle yaşanan 11 ölümün 2'si 2014 sonu, 9'u Ocak ayı içinde gerçekleşti. 170 kişiye H1N1 virüsü yani domuz gribi teşhisi kondu. Gümüş, bu sayının 2009'daki domuz gribi vakalarının altında olduğunu açıkladı:'2009’a dönüş mü var diye soruluyor. 2009'da 1 milyon 502 bin 654 grip vakası vardı, bunların 20 bin 800’ü yatarak tedavi edildi, 2800 hasta yoğun bakımda tedavi oldu. O yıl 556 hastamızı kaybetmiştik. 2012-2013 içinde 812 domuz gribi vakası ortaya çıktı, 2013-2014'te ise 17 vaka tespit edilmişti. Şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya girmemiz sözkonusu değil.'Gümüş domuz gribinden hayatını kaybeden 9 kişinin 45 yaşın altında olduğunu, tedavi gören 5 hastanın kronik diğer bazı hastalıkları da bulunduğunu açıkladı. Hayatını kaybedenler arasında çocuk bulunmuyor.Gümüş, Mersin'in Anamur ilçesinde hayatını kaybeden üç kişi için H1N1 virüsü tespiti yapıldığını söyledi, 'Etken bulamasak da viral bir hastalık pnemöniden hayatını kaybeden hastalarımız.' dedi.Risk grubundakilere tavsiyelerSağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş uzun süreli griplerde sağlık kuruluşlarına başvurulmasını istedi. Gümüş şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya gidilmeyeceğini belirterek Nisan sonuna kadar risk gruplarına yönelik tedbirleri arttıracaklarını anlattı. Gümüş, grip ilaçlarının kamu hastanelerinde hastalara ücretsiz verileceğini belirtti.Gümüş, gribe yakalananlara yatak istirahati ile sıvı, vitamin desteği tavsiyesinde bulundu. Sağlık Bakanlığı hastanelerde bakımı sağlamak gerekiyor.risk grubundaki hastaların yakın takibi açısından yaşlı bakım evleri gibi yerlerde takibi de arttıracak.Çocuklar için ayrı bir risk değerlendirilmediSağlık Bakanlığı Bilim Kurulu temsilcileri de özellikle çocuklar için bu yıl diğer yıllardan farklı bir tedbir alınmasına gerek görülmediğini anlattı. Özellikle oyuncak paylaşımı nedeniyle çocuklar arasında gribin daha kolay yayıldığını belirten yetkililer aileleri, çocukların ellerini sık sık yıkamaları, mendil kullanmaları ve burun akıntısı döneminden itibaren okula göndermemeleri konusunda uyardı. Bakanlık yetkilileri risk grubundakilerin mevsimsel grip dönemi başlamadan aşılanması gerektiğini de vurguladı.Al Jazeera Turk
Doktorun Sözleri Sizi Daha Hasta Edebilir mi?
Doktorun hastaya söylediği her sözün iyileştirici ve ağırlaştırıcı etkisinin olduğunu biliyor muydunuz?Rahatsızlığınızdan ötürü doktora gidip de bu ziyaretin hiç işe yaramadığını düşündüğünüz oldu mu?Doktorun herhangi bir tedavi ya da semptomla ilgili olumsuz sözlerinin hastanın kendisini daha kötü hissetmesine yol açabileceği belirtiliyor. Örneğin bir diz rahatsızlığından dolayı hastaneye giden hastaya doktor “Size kötü bir haberim var; diziniz kemik erimesi nedeniyle aşınmış. Vereceğim ilacın biraz faydası olabilir; ama o da midenize zarar verebilir,” diyorsa hasta bundan olumsuz etkilenir.Uzmanlar bunu, hastanın rahatsızlığıyla ilgili endişelerini artıran ve tedavinin yan etkilerine gereğinden fazla vurgu yapan bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Araştırmalar, ilaçların yan etkisiyle ilgili yapılan bulantı, yorgunluk, baş ağrısı ishal gibi uyarıların kişilerin bu semptomları hissetme ihtimalini artırdığını, plasebo etkisi yaratmak için verilen haplarda bile (herhangi bir etken madde içermeyen teselli ilacıyla hastada iyileşme duygusu yaratılması) bu durumun ortaya çıkabildiğini gösteriyor.Hastada iyileşme beklentisi yaratan plasebo etkisi uzun zamandır tıpta biliniyor. Fakat bunun tam tersi bir işlev gören nosebo etkisinin çok daha tesirli olduğu belirtiliyor. Uzmanlar nosebonun olumsuz etkisinin tıbbın birçok alanında görülebileceğini, hatta bazı durumlarda ölümcül sonuçlar bile doğurabileceğini söylüyor.Ancak bu türden akıl-beden bağlantısı yoluyla doğru bir yaklaşım tedavide çok olumlu gelişmeler de sağlayabilir. Bir araştırmada, anlayışlı bir doktor tarafından plasebo haplar verilen depresyon hastalarının, daha az anlayışlı psikiyatristlerin etkili ilaçlar verdiği hastalardan daha iyi gelişme kaydettiği görüldü.Bazı bilim insanları doktorların plasebo etkisini kullanarak hastalara daha az ilaç vermeleri gerektiğine, aradaki açığın zihin gücüyle kapatılabileceğine inanıyor. İnsanlarla etkileşim kurma yoluyla ilaç almadan kendi kendimizi iyileştirmenin mümkün olabileceği belirtiliyor.Bunu yapmanın en basit yöntemi, doktorun hastaya daha empati kurarak yaklaşması ve onun korku ve kaygılarını gözetmesidir. Tedavi için ilaç verilirken ilacın pozitif yanlarının öne çıkarılması, yan etkilerinin ve risklerinin ise korku yaratmayacak şekilde dile getirilmesi öneriliyor.Araştırmacılar, doktorların her sözünün, her bakışının önemli olduğunu, bunun ise onlar açısından ekstra bir yük getirmeyeceğini, tersine kendilerini tedavinin bir parçası olarak görmeleri gerektiğini ifade ediyor.BBC Türkçe
Cilt Diyetisyeninden Cildinize Uygun Diyet Önerileri
Yeni bir kavram olarak ortaya çıkan cilt diyetisyenleri, cildinize uygun beslenmeyi size öğreterek, cildinizin daha canlı, pürüzsüz ve sağlıklı olmasını sağlıyorlar. Cildinize analizler yaparak cilt tipiniz belirleniyor ve cildinize uygun cilt bakım diyetlerinin hazırlanması sağlanıyor.Her cilt tipinin ayrı bir diyeti olması gerekliliğini savunan bu yeni kavram, cildin sağlıklı ve güzel görünebilmesi için sağlıklı beslenme, cilt egzersizleri ve cilt bakımının birlikteliğini önermektedir.Yağlı cilt yapısına sahip kişilerin beslenme özellikleriYağlı cilt yapısına sahip olan bireylerin beslenme programlarından rafine şeker, basit karbonhidratlar, kızartmalar ve kuru yemişleri çıkartmaları gereklidir. Kepekli tahıl ürünlerine, yeşil çaya ve yüksek A vitamini içeriği olan havuca beslenme programlarında yer vermelidirler. Kepekli makarna, yulaf, çavdar ya da tam buğday ekmeği gibi gıdaları ve yüksek C vitamini içeren turunçgilleri, Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzeleri ve özellikle somon, uskumru ve ton balığı gibi soğuk su balıklarını tüketmelidirler.Yağlı cilt tipine sahip kişiler, ciltteki yağ düzeyini dengelemek için yağsız nemlendiricileri tercih etmelidirler. Cilt temizliğini her sabah ve akşam yağ dengesini düzenleyen köpük veya jeller kullanarak yapmalıdırlar. Makyaj ürünü olarak kullandıkları fondöten yerine, cildi renklendiren nemlendiriciler seçmelidirler. Kullanılan günlük nemlendiricilerin içeriğinde hyalüronik asit bulunmasına dikkat edilmelidir. Yağlı ciltler için yapılacak cilt maskelerinde çay ağacı yağı kullanılması önerilmektedir.Kuru ciltlerKuru cilde sahip olan bireyler, su içeriği yüksek meyve ve sebzelerden zengin beslenme programına uymalıdırlar. Salatalık, kereviz, kuru kayısı, ceviz, fındık, badem, gibi besinleri seçmelidirler...
Herkes Kaka Yapar! Kaka Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 9 İlginç Bilgi
Ne 'b.ktan' içerik deyip geçmeyin.. Herkes kaka yapar. Ama bu herkesin kaka hakkında bilgi sahibi olduğu anlamına gelmiyor maalesef.Kaka sadece alay malzemesi değildir. Dışkı üzerine çalışan doktorlar ve bilim adamlarının bulgularına göre kaka mide ve bağırsaklarımızdaki bakteri familyasının bir yan ürünüdür ve sağlığınızı doğrudan etkiler. Dışkınıza daha fazla dikkat ederek bu yaşamsal bakteriler ve sizin tüm sağlığınız hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.İşte kaka hakkında bilmek isteyebileceğiniz bazı gerçekler:
Can'ın Son 7 Dileğini Gerçekleştirecek Peter Pan'lar Aranıyor
Bir tanıdığının sosyal medyada paylaşması üzerine anladık ki, 21 yaşındaki Can'ın bize ihtiyacı varmış. Can'ın hikayesini ve yardım edebileceğimiz şeyleri ise şöyle anlatmış;'Çok uzun zamandır tanıdığım ve çok sevdiğim Can'ımın tümörleri 3. kez geri geldi.Ne yazık ki beyin, sol akciğerin neredeyse tamamı, sol bacak, böbrek üstü ve kalça kemiğine yayılmış olarak.Can 21 yaşında bir yetişkin olarak sonu neredeyse belli olan bir süreci daha az hasar daha çok mutlulukla geçirmek için bir karar verdi ve tedavi olmayacak.Alternatif tedavi yöntemleri önermek isteyenler için hemen belirteyim ki Can herhangi bir tedavi istemiyor. Ağrıları için remedy'ler kullanacağız.Peki ben bunları niye yazıyorum? Can'ın bir adet 'ölmeden önce yapılacak şeyler' listesi var tamamlamak istediği.Ve işte tam da bu noktada bize ihtiyacı var.Can'ın aşağıdaki listeyi tamamlamak için maksimum iki ayı var. Yardımcı olmak isteyenler bana mesaj atabilirler.'Can listesini şöyle sıralamış;
Ağrı Kesici Doğal Gıdalar
Ağrılarınız varsa ve son günlerde vücudunuza çok fazla ilaç yüklediğinizi düşünüyorsanız,  doğal gıdaların ağrı kesici özelliklerinden faydalanabilirsiniz. Ağrı Kesici Besinler;1-CevizCeviz yüksek oranda omega 3 kaynağıdır. Ceviz vücuttaki şişkinlikleri azaltır ve vücudun çok daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur.2-Kırmızı biberKırmızı biberin içindeki kapsaisin maddesi pek çok ağrı kesici ilaçta ve kas ağrısı giderici kremlerin içeriğinde bulunur. Eğer ağrınız varsa doğal ilaç olan besinlere yönelin ve kırmızı biber tüketin.3-ZeytinyağıZeytinyağı hiç kuşkusuz tüketebileceğiniz en iyi yağlardan biridir. Üstelik vücudumuzdaki ağrıyı geçirmeyede yardımcıdır. Eğer ağrınız varsa ekmeği zeytinyağına banarak tüketebilirsiniz.4-ZerdeçalZerdeçalın faydaları saymakla bitmez. Kanserle savaşır, anti-inflamatuar özellikleri içinde barındırır ve iyi bir ağrı kesicidir. Eğer ağrılarınız varsa ballı ve limonlu çayınıza bir çay kaşığı zerdeçal atabilirsiniz yada bir kase yoğurda bir yemek kaşığı zerdeçal size çok iyi gelecektir.5-AdaçayıRahatlatıcı bir çay istiyorsanız ilk tercihiniz adaçayından yana olsun. Adaçayı aynı zamanda ağrınızı da alacaktır.6-SomonSomon zengin oranda omega 3’e sahip bir balıktır. Omega 3 vücuda girince değişime uğrar, ağrınızı ve şişkinliğinizi geçirir.7-Keten tohumuSomon balığında olduğu gibi omega 3 içeren keten tohumu da ağrı ve şişkinliklere iyi gelir.8-TarçınTarçın doğal bir tatlandırıcıdır ve aynı zamanda anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Reflü ağrısını ve baş ağrılarını giderici özelliği vardır.9-VişneYapılan araştırmalar  vişnenin ağrıları aspirine göre on kat daha fazla geçirebildiğini göstermiştir.10-KerevizEğer ağrınız varsa kereviz ve tohumları hem şişkinliği hemde ağrıyı geçiren bir madde barındırır.11-ZencefilZencefil midenizde oluşan rahatsızlıklara çok iyi gelir. Aynı zamanda ağrılar için de iyidir. Özellikle kas ağrılarında zencefili mutlaka kullanın. Spor sakatlanmalarında günde 600-900 mg. zencefil tüketilirse birkaç gün içinde ağrıların azaldığı görülür.Kizlaryaziyor.com
Reklam
Sebebi Tam Bilinemeyen Hastalık MS (Multiple Skleroz)
Bugün aslında hayatımızın çok içinde olan grip gibi yayılmaya başlamış, kıyıdan köşeden, sokaktan televizyondan adını bir şekilde duyduğumuz bir hastalığı tanıyacağız. Tanımalıyız; çünkü tanımadığımız düşmanlarla savaşamayız. Bu galeriyi MS'e dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak adına temel bilgileri barındıracak şekilde hazırladım. Daha fazlası için vereceğim linklerden yardım alabilirsiniz.http://www.yolarkadasimsin.com/ms-nedir/msin-belirtilerihttp://www.turkiyemsdernegi.org/tr/yayin_detay.asp?haber_id=141http://www.sabah.com.tr/fotohaber/saglik/sinsi-tehlike-ms-hastaligi/33011**MS TEDAVİSİ : http://www.norolojiklinigi.info/multipl_skleroz_tedavisi.html**
39 Bin Ton GDO'lu Mercimek Piyasaya Sürülebilir
Hükümete yakın bir şirketin ithal ettiği mercimekte GDO bulundu. 1 aydır yazılamayan rapor olumlu çıkarsa şirket, 39 bin ton mercimeği piyasaya sürecek.Taraf gazetesinden Hüseyin Özay imzalı habere göre, hükümete yakın bir şirket, Kanada’dan 39 bin ton mercimek ithal etti. Bir firma personeli, mercimeğin GDO’lu olduğunu ihbar etti. Alınan numuneler de bunu doğruladı. Ancak rapor, bir aydır yazılamadı.GDO’lu mercimek dolu gemi de, Mersin açıklarında bekletiliyor. Olumlu rapor çıkarsa, Türkiye genelinde 7 ünlü firmanın da ürün aldığı şirket, 39 bin ton mercimeği piyasaya sürecek.ŞİRKETİN PERSONELİ İHBAR ETTİBaşkent’teki zehirli mercimek krizi, 10 Şubat 2015 tarihinde Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’na gelen bir ihbar ile başladı. İhbarda, Türkiye’nin gıda ithalatında öncü bir firmasının, Kanada’dan ithal ettiği bazı ürünlerin “GDO’lu yani genetiği değiştirilmiş ürünlerden oluştuğu öne sürüldü. Şirkette görevli bir personel tarafından yazıldığı öne sürülen ihbarda, şirketin uzun zamandır getirdiği ürünlerde GDO olduğu hatta Mersin limanına yanaşan bir gemide bulunan 39 bin ton mercimeğin de GDO’lu olduğu iddiasına yer verildi.NUMUNEDEN GDO ÇIKTIİhbar, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’na 10 Şubat 2015 tarihide geldi. Aynı ihbar, BİMER’e ve Cumhuriyet savcılıklarına da gönderildi. Ve ihbar üzerine bakanlık uzmanları, gemide bulunan ürünlerden numune alarak teste gönderdi. Yapılan testte, mercimekten, GDO içeren EPsps modifikasyon (PVGT), NOS terminatör, BAR gen ve çeşitli kanola ve keten tohumu genleri bulundu. Ayrıca aynı üründe, IMAZMOX isimli pestisit de tespit edildi. Özetle, mercimekte insan hayatına büyük zarara verecek birçok unsur olduğu belirlendi. İhbar nedeniyle gemi yükünü boşaltamadı. Ancak labarotuvar raporu da yazılmadığı için gemideki yükle ilgili işlem yapılamıyor. Yani raporun yaklaşık bir aydır hazırlanmaması nedeniyle, gemideki yükün “kılıfına uydurularak”, piyasaya sürülmesinden endişe ediliyor. Firma sahiplerinin ise konuyla ilgili Ankara’da lobi faaliyetlerinde bulunduğu ve ürünün GDO’lu olmadığını iddia ettikleri öğrenildi.7 FİRMA ÜRÜNLERİ KULLANIYORİthalatçı firma, Türkiye’nin bakliyat alanında ünlü birçok firmasına “ürün” satışı gerçekleştiriyor. Bu kapsamda, 7 ünlü bakliyat markası ithalatçı firmadan ürün temin ediyor.Mersin limanında bekleyen geminin yükü de Kanada’dan alındı. Firma geçmişte de, aynı ülkeden mercimeğin dışında bakliyat ithalatı yaptı.
Reklam
Davutoğlu: 'Gül'e Kapımız Her Zaman Açık'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile beraber Hacı Bayram Vali Cami’inde sabah namazı kıldı. Namazın ardından gazetecilere konuşan Davutoğlu, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili bir soruya ''Sayın Gül, cumhurbaşkanlığı gibi bir zaruret dolayısıyla AK Parti'den istifa etmek durumunda kalmıştır ama her zaman manen de yaptığı katkılarla da AK Parti'nin içinde olmuştur. Şu anda da ne zaman kendileri takdir buyururlarsa her zaman AK Parti'nin kapıları da açıktır'' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile birlikte Hacı Bayram Veli Cami’inde sabah namazı kıldı. Davutoğlu ve Görmez, namazın ardından Hacı Bayram Veli Türbesi’ni gezdi. Başbakan Davutoğlu, daha sonra Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitti. 14 Mart Tıp Bayramı’nda kanser hastalarını ziyaret eden Davutoğlu, çıkışta basın mensuplarına açıklama yaptı.Davutoğlu, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün siyasete dönmesine ilişkin 'Sayın Gül'ün Ak Parti'ye gelişi konusunda herhangi bir ek açıklamaya dahi ihtiyaç yoktur. Sayın Gül, cumhurbaşkanlığı gibi bir zaruret dolayısıyla AK Parti'den istifa etmek durumunda kalmıştır ama her zaman manen de yaptığı katkılarla da AK Parti'nin içinde olmuştur. Şu anda da ne zaman kendileri takdir buyururlarsa her zaman AK Parti'nin kapıları da açıktır' dedi.AA
Sigara Karşıtı Önlemler İşe Yarıyor mu?
Avustralya ile İngiltere sigara yasağı konusunda muhtemelen dünyanın en sıkı ülkeleridir.Halka açık yerlerde sigara yasağı, paketler üzerindeki sert uyarılar ve dükkanlarda tütün ürünlerini sergileme yasağı var.Şimdiyse standart ambalajlar hayata geçirilecek gibi.Geçtiğimiz ay da çocuklar arabadayken otomobillerde sigara içme yasağı kararı alındı.Bazı yerlerde meydanlar ve parklarda bile sigara içilmesini yasaklamaya çalışılıyor.Dokunulmaz alan sadece ev kalmış gibi görünüyor ancak sigara lobi grubu Forest eve de sıranın geleceği kanısında.
Evliliklerdeki Sorunlu 8 Kadın Tipi
Bu yazıda evlilik terapisi ve aile danışmanlığı yaparken karşılaştığım, sorunlu 8 kadın tipini anlatacağım. Beni takip ediyorsanız daha önce bu serinin ‘Evliliklerdeki Sorunlu 10 Erkek Tipi‘ bölümünü okumuş olabilirsiniz. Ancak erkeklerden fazlaca tepki aldığımı belirtmeliyim. Hep bizi kötülemişsin hocam şeklinde mailler aldım. Ancak daha önce de belirttiğim üzere, burada bahsettiğim durumlar, sık karşılaştığım problemlerin cinsiyetler üzerinden esprili bir şekilde kategorize edilmesi. Herhangi bir cinsiyete kastım yoktur, bu böyle biline…
Reklam
Dünya Sağlık Örgütü: Ebola Kurbanlarının Sayısı 10 Bini Geçti
Dünya Sağlık Örgütü, Ebola virüsünden etkilenen Batı Afrika ülkeleri Liberya, Gine ve Sierra Leone'de ölenlerin sayısının 10 bini aştığını bildirdi.DSÖ'nün açıklamasında, salgının devam ettiği Liberya, Gine ve Sierra Leone'de görülen 24 bin 350 Ebola vakasında, 10 bin 4 kişinin öldüğünün tespit edildiği belirtildi.Ebola virüsünden Liberya'da 9 bin 343 vakada 4 bin 162 kişi, Sierra Leone'de 11 bin 677 vakada 3 bin 655 kişi, Gine'de ise 3 bin 330 vakada 2 bin 187 kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi.Liberya'da son iki haftada yeni vaka tespit edilmediği açıklandı.Ebola virüsü nedeniyle Batı Afrika'da 491 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği duyuruldu.Batı Afrika dışında Ebola virüsünden Mali'de 8 vakada 6, Nijerya'da 20 vakada 8 ve ABD'de 4 vakada 1 kişi hayatını kaybetmiş, İngiltere, Senegal ve İspanya'da birer vaka saptanmıştı.Dünya genelinde Ebola virüsünden ölenlerin sayısı bu ülkeler de eklendiğinde 10 bin 19'a yükselmiş oldu.AA
Domuz Gribi Aramızda
İstanbul'da hizmet veren Gelişim Tıp Laboratuvarları Ocak, Şubat ve Mart ayında grip şikayetiyle kendilerine gelen 164 hastadan 13'ünde domuz gribi virüsü tespit etti. Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Paşa Göktaş, domuz gribinin salgın boyutta olmadığını ancak giderek artığını söylüyor.Radikal'den İdris Emen'in haberine göre Gelişim Tıp Laboratuvarları, İstanbul 'da son üç ayda çeşitli şikayetlerle kendilerine başvuran 13 hastada domuz gribi virüsüne rastlandığını açıkladı. Laboratuvarın verilerine göre 2015 yılı Ocak ayında çeşitli testlere tabi tutulan 76 hastanın 2’sinde domuz gribi virüsüne rastlandı. Şubat ayında teste tabi tutulan 51 hastanın 5’inde, Mart ayında ise test edilen 37 hastanın 6’sında domuz gribi virüsü tespit edildi. Yani 2015 yılının ilk üç ayında 13 hastada domuz gribi virüsüne rastlandı. Kış ve bahar aylarında domuz gribi vakalarının arttığını söyleyen enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Paşa Göktaş sözlerine şu şekilde devam etti:“Ocak 2015 tarihine kadar domuz gribi virüsüne rastlamadık. Ancak Kış ve bahar aylarına denk gelen Ocak, Şubat ve Mart aylarında domuz gribi virüsünde bir artış yaşandı. Bu üç aylık sürede laboratuvarlarımızda 164 hastanın 13’ünde domuz gribi virüsüne rastladık. Bu rakamlar dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor. Ancak domuz gribinin şu anda salgın bir boyutta olmadığını ve kontrol altında olduğunu belirtmekte fayda var.”Domuz gribi belirtileri nelerdir?Halk arasında ‘domuz gribi’ olarak da adlandırılan, H1N1’in belirtileri arasında boğaz ağrısı, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı, burun akıntısı, öksürük, solunum güçlüğü, kusma, ishal ve yüksek ateş şikayetleri bulunuyor. Uzmanlar 38 dereceyi aşan yüksek ateşli hastalarda bu belirtilerden en az bir tanesinin görülmesi durumunda hastanın domuz gribine yakalanmış olabileceğini, dolayısıyla hastanın mutlaka doktora başvurması gerektiğini belirtiyor.Kimler domuz gribi tehdidiyle karşı karşıya?Hamileler, iki yaş altındaki çocuklar, kronik karaciğeri hastalığı olanlar, kalp -damar hastalığı olanlar, aşırı kiloya sahip olanlar, 18 yaş altı sürekli Aspirin kullananlar ve 65 yaş üstü olanlar domuz gribi risk grubunda bulunuyor. Domuz gribinden korunmanın en önemli yolunun hijyen olduğunu belirten uzmanlar, özellikle ellerin sabun ve bol suyla yıkanmasını tavsiye ediyor.
Sağlık Çalışanlarının Nöbet Ücretine Yüzde 50 Zam
Başbakan Ahmet Davutoğlu, sağlık çalışanlarının fazla mesai ücretlerine yüzde 50 ila yüzde 75 zam yapılacağını açıkladı. Ayrıca isteyen doktorlar 70 yaşına kadar çalışabilecek.Başbakan Davutoğlu, Ankara'da, Sağlık Bakanlığı'nın 'Şifa Veren Ele Vefa' adlı etkinliğinde bir konuşma yaptı. Davutoğlu fazla mesai ücretlerine zam, daha yüksek emekli maaşı ve erken emeklilik gibi bir dizi yeni imkan ve hak getirileceğini söyledi:'Evvelki gece sağlık bakanımız ile konuştuk. Tıp bayramı münasebetiyle sağlık çalışanlarımızın nöbet ücretlerinde yüzde 50 zam yapıyoruz. Acil servislerde ve riskli noktalarda çalışanların mesai ücretlerine yüzde 75 zam yapıyoruz. Sabit döner sermayeden gelen gelirlerse isterseler daha fazla kesinti yapıp daha fazla emekli maaşı almaları sağlanacak. Hekim sayımızdaki açık var. Çalışmak isteyen hekimlere 70 yaşına kadar çalışma imkânı getireceğiz. Mali sorumluluk tazminatında 400 bin TL’lik limit 600 ila 800 bin TL’ye çıkarılacak. Ayda belli saat nöbet tutan hekimlerimize kademeli olarak emeklilikte fiili yıpranma hakkı verilecek.''Sağlık çalışanlarını anlamalıyız''En güzel hastaneleri kurabiliriz ama insan faktörü olmadan ne araçlar, ne kanunlar işe yarar' diyen Davutoğlu, sağlıkta gelişimin doktorlara bağlı olduğunu söyledi. Başbakan, 'Devletin saadeti insanın sıhhatine bağlıdır' dedi ve şöyle devam etti:'Hastanedeki her ortamda, o telaşlı koşuşturma içinde, belki zihninde beş hastayı aynı anda taşıyarak, oradan oraya koşturan doktorların, hemşirelerin, hasta bakıcıların haletiruhiyesini anlamadan, yaşadığı küçük bir sorun dolayısıyla, onlara saldırma cüreti, küstahlığı gösteren kişilerin merhamet yoksunu olduğuna inanıyorum.''Kadına şiddet alkol ve uyuşturucu bağımlılarından geliyor'Davutoğlu sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçilmesi için çağrı yaparken, kadına yönelik şiddete de dikkat çekti. Başbakan, 'Kadına şiddet özellikle alkol ve uyuşturucu bağımlısı kesimden geliyor. Buna da dikkat etmemiz lazım' dedi.Başbakan iç güvenlik paketinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle mücade bir düzenleme getirileceğini belirtip, 'Hem şifa veren sağlık çalışanına saldırcaksın hem de arka kapıdan çıkacaksın. Bir hesap vereceksin. Vaka adli makamlara tevdi edilecek.' diye konuştu.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Erdoğan, PKK'ya IRA Örneğini Verdi: 'Bizdeki Teröristler Adım Atamıyor'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurulu'nu ziyaret ederek rektörler ile bir araya geldi.YÖK Binası'nda rektörlere hitap eden Erdoğan, çözüm sürecine yönelik silah bırakma çağrısı hakkında 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betona gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' dedi.'Üniversitelerde elinde molotof olan değil, kitap olan öğrenciler istiyoruz'Konuşmasının başında YÖK'ü ilk kez ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, 'Yükseköğretim Kurulu'na yaptığım bu ziyaret bir ilktir. 12 yıllık başbakanlık dönemimde maalesef böyle bir ziyaret olmadı. Böyle bir ziyaret ilk defa gerçekleşiyor. Bundan dolayı ayrıca bir heyecanım ve duygusallığım var' sözlerini ifade ederek 'Uzun yıllar bilimle, araştırmayla, eğitimle değil; kavgayla, kamplaşmayla, yasaklarla alınması önemli bir sıkıntımızdı. Öğrencilik yıllarımda üniversitede ben de yaşadım. Türkiye, 27 Mayıs'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta darbecilere yol gösteren onlara meşruiyet sağlama çabası içine giren üniversite hocaları gördü. 27 Mayıs'ta kamyonla taşınan öğrenci cesetlerinden bahsederek kamuoyunu galeyana getiren üniversite rektörleri olduğunu biliyoruz. 28 Şubat'ta gösterilerde pankart taşıyarak ünvanlarına ihanet eden hocaları ibretle izledik. Bu ülkede başı örtülü öğrencileri okula sokmamak için üniversite fakülte kapısında nöbet bekleyen hocaların varlığına şahit olduk. Benim çocuklarım aynı akıbete uğradı. Biz demokrasi, insan hakları ve özgürlük temelindeki reformlarımızla üniversiteleri bu tür tartışmaların da dışına çıkarmanın çabası içinde olduk. Üniversitelerdeki hocalarımızı kimlikleriyle, şahsiyetleriyle, birikimleriyle çelişecek işlerin içinde olmaktan kurtardığımıza inanıyorum. Bu konuda üzerimize ne düşüyorsa bundan sonra da onu yapmanın gayreti içerisinde olacağımızı özellikle ifade etmek isterim. Biz kendi yanımızda olacak değil, hakkında ilmin safında yer alacak profesörler, doçentler, araştırma görevlileri istiyoruz. Türkiye'nin kargaşanın kavganın terörün hakim olduğunu üniversite kampüslerine değil, araştırmanın öğrenmenin hakim olduğu eğitim ocaklarına çok ama çok ihtiyacı var. Üniversitelerde elinde taş olan, sopa olan, molotof olan değil kitap olan, bilgisayar olan öğrenciler görmek istiyoruz. Bu ülkenin başbakanlığına, bakanlıklarına orayı tahrip etmek için değil, orada Türkiye'nin geleceğini müzakere etmek için yürüyen öğrenciler görmek istiyoruz' diye konuştu.'Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu ortaya çıkıyor'Çözüm sürecine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, '2023 hedeflerimize ulaşma konusunda çözmemiz gereken sorunlar olduğunu biliyoruz. Bunların bir tanesi malum çözüm sürecidir. Geçmişte milyonlarca vatandaşımızın mağduriyetine yol açan eksiklikleri gidermek. Bugün artık ne temel hak ve hürriyetler konusunda ne alt yapı yatırımlarında şikayet etmeyi gerektirecek önemli meseleler kalmadığına inanıyorum. Hakkari'de bugün terörün engellediği havalimanı yapımı var. Maalesef terör sebebiyle 1 yıl ertelendi. Teröre rağmen o havalimanı bitecek. Çünkü biz Kürt vatandaşlarımızın da buna layık olduğuna inanıyoruz. Ama onları sevdiklerini iddia edenler o tür yatırımları maalesef engellenmenin gayreti içerisinde. Bu nasıl sevgi? Bir taraftan diyeceksiniz ki biz Kürtlerin temsilcisiyiz. Öbür taraftan Kürt vatandaşıma bir havalimanının yapımını engelleyeceksin. Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu zaten buralarda ortaya çıkıyor. Böyle bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Bunlar aşılacak. Ben buna inanıyorum. Yeter ki biz kararlı, cesur olalım' ifadelerini kullandı.'Bizdeki teröristler adım atamıyor'Çözüm sürecine ilişkin olarak silah bırakma çağrısı hakkında konuşan Erdoğan, 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betone gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. Devlet hükümetiyle üzerine düşenleri titizlikle yerine getirmiştir, getirmeye devam ediyor. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' şeklinde konuştu.'Üniversiteleri potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız'Üniversitelerde yaşanan olayları hatırlatan Erdoğan, İç Güvenlik Paketi vurgusu yaparak 'Meclis'te görüşülen İç Güvenlik Paketi bu konuda ilgili kurumlarımıza önemli imkanlar sağlayacaktır. Bir süre önce İzmir'de yaşanan ölümlü hadise onun öncesinde ve sonrasında pek çok yerde yaşanan gerginlikler bizlere üniversitelerde hassasiyeti tekrar hatırlatıyor. Üniversitelerimizin yasalara aykırı, çözüm sürecinin ruhuna aykırı şiddete yönelik hiçbir eyleme izin vermemeleri gerekiyor. Demokrasi ve özgürlük ortamını muhafaza etmek başkadır, ülkenin bekasına milletin geleceğine yönelik tehlikeler karşısında tedbir almak başkadır. Bu ince çizgiyi çok iyi gözeterek üniversiteleri belli grupların potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız' açıklamasında bulundu.'Paralel devlet yapılanmasıyla mücadele benim şahsi meselem değildir'Paralel devletle mücadele konusunda üniversitelerden hassasiyet beklediğini ifade eden Erdoğan, 'Diğer bir önemli meselemiz devletin ve toplumun içine kanser hücresi gibi sızmış olan paralel devlet yapılanmasıyla mücadeledir. Bu benim şahsi meselem değildir. Bu devletin Milli Güvenlik Kurulu dahil tüm organlarında görüşülmüş, tespiti yapılmış, teşhisi konmuş ve mücadele kararı alınmış bir meseledir. Üniversitelerimizin bu konuda hassasiyet göstermesini, devletin ve milletin çıkarları doğrultusunda bu yapıya karşı kararlı bir tutum içinde olmasını bekliyorum' dedi.'Başka kültürdeki kadın algısını getirip...'Kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda yürütülen çalışmaların gerekli etkiyi oluşturmadığını savunan Erdoğan, 'Kadına şiddet ve kadın hakları meselesi cumhurbaşkanı olarak yakın takibimde olacaktır. Bu amaçla kadına şiddet, insanlığa ihanettir; sloganıyla bir kampanya başlattık. Ancak bu çalışmaların gerekli etkiyi oluşturamadığını görüyoruz. Benim tespitim bu çalışmaların gerçekten etkili olabilmesi için kendi tarihimize, kendi inancımıza uygun bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğidir. Bir başka kültürdeki kadın algısını getirip bizim toplumumuza giydirmeye kalkarsanız oradan netice alamazsınız. Üniversitelerimizden kadınlarla ilgili ülkemiz gerçeklerine uygun bir program oluşturmalarını bekliyorum' diye konuştu.Bahar Demirel / DHA
Karanfilin Faydaları Nelerdir?
15-20 metreye kadar büyüyebilen ve kışın yaprakları dökülmeyen bir ağaçtır. Bu ağacın tomurcukları kurutularak karanfil baharatı, çiçeklerinden ise karanfil yağı elde edilir.Karanfilin FaydalarıHoş kokulu bu baharatın en önemli özelliği antiseptik olmasıdır. Bu özelliği ile mikropları öldürürAğır bir yemekten sonra ağzınıza atacağınız bir karanfil tanesi ağız kokusunu giderirGaz söktürücü özelliği vardırBağışıklık sistemini güçlendirirKaranfil baharatı iştah açıcıdırKalp sağlığına iyi gelirHafızayı güçlendirirCinsel gücü arttırırBalgam sökücü özelliği vardır ve öksürüğü kesmede yardımcıdırİshali keserBedende ve zihinde oluşan yorgunlukları giderici özelliği vardırMide ve bağırsak bozukluklarına iyi gelirAğrı kesici özelliği vardırAteşi düşürürYağı ile romatizmalı bölgeye yapılan bir masajla, romatizma ağrılarını azaltabilirsinizKaranfil tohumunu suda kaynatarak çayını demleyip sonrasında içine biraz tarçın ekleyerek boğaz ağrılarına iyi gelen bir bitki çayı elde edebiliriz.Saç dökülmesine iyi gelir
Reklam
Antep Fıstığının Faydaları Nelerdir?
İsmini üretiminin en çok yapıldığı yer olan Gaziantep ilimizden alan antep fıstığının faydaları saymakla bitmiyor. Antep fıstığının tek kötü yanı ise fiyatının yüksek olması.Gün içerisinde tükettiğiniz 10 – 12 adet antep fıstığı ile vücudunuzun yağ ihtiyacını karşılayabilirsiniz.100 gr antep fıstığı ile vücudumuzun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35”ini karşılayabiliriz.Antep fıstığı kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığı riskini azaltır.Antep fıstığı sığır etinden protein bakımından 2 kat, fosfor bakımından 4 kat daha üstündür.Günde 30 gr antep fıstığı yiyerek kan seviyemizi yükseltebiliriz. Kan yapıcı özelliği vardır.E, B, C vitaminleri bakımından zengindir.Kalp sağlığını korur.Böbrek ve safra kesesi ağrılarını dindirir.İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler.Cinsi arzuları artırır, bedeni ve zihni kuvvetlendirir.Böbrek ve mesane kumlarını düşürür.Kan şekerinin yükselmesini önler.Balgamınız var veya öksürüyorsanız antep fıstığı tüketin. Antep fıstığı akciğer iltihaplarında iyi bir iltihap temizleyicidir. Göğüs ağrılarının ve öksürüğün geçmesine yardımcı olur.Hastalıklardan korunmak için öncelikle bağışıklık sistemimizin kuvvetli olması gerekir. Antep fıstığı bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.UYARI: Burada verilen bilgilerdeki doğal gıda maddeleri sadece destek amaçlıdır. Hastalıkların tedavisinde ilk yapmanız gereken şey doktor kontrolü ve doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmanızdır.
The Simpsons'ın Yaratıcısı Hayatını Kaybetti
Dünyaca ünlü çizgi dizi The Simpsons'ın yaratıcılarından Sam Simon uzun süredir boğuştuğu hastalığına yenilerek 59 yaşında hayatını kaybetti.Kanser tedavisi gören Simon, ünlü komedi dizisi The Simpsons’ı 1989 yılında Matt Groening ve James L. Brooks ile birlikte yarattı.İki sene önce bağırsak kanseri ile teşhis edilen Simon, kendini hayırseverlik işlerini vermişti. Simon’ın 100 milyon doları bağışladığı yerler arasında hayvan hakları organizasyonu PETA gibi yardım kuruluşları bulunuyor.Simon, verdiği bir röportajda “Röntgenlerimi gösterdiler ve ‘bunlar ölü bir adamın röntgenleri’ dediler. ‘Tedavi edilebilir mi’ diye sordum. Doktorum, ‘O kelimeyi kullanmıyorum, seni tedavi edemem ama benim işim seni hayatta tutmak’ dedi ve şimdiye kadar harika bir iş çıkardı. Hayatım boyunca kendimi hiç bu kadar iyi ve mutlu hissetmemiştim. Doktoruma teşekkür ediyorum” ifadelerini kullanmıştı. Kanserin hayatındaki en iyi deneyim olduğunu belirten Simon, 'Bu sayede çevrem beni seven ve ilgilenen insanlarla, benim için her şeyi feda edebilecek kişilerle doldu. Benim için bu, mutluluk demektir. Sanıyorum önceden kendime mutlu hissetme izni vermiyordum. Kanser benim için bir mücadele, bir yolculuk, bir macera ve hayatımın en iyi deneyimi oldu' demişti. HaberTürk
Kalıcı Zayıflama ve Güçlü Kaslar İçin 5 Altın Kural
Sağlıklı ve kalıcı zayıflama ile kas geliştirme konusunda yıllardır yapılan araştırmalar ve çeşitli yöntemler olmazsa olmaz şu beş kuralı ön plana çıkarttı:Kas yapısını derinden güçlendirmekGüçlü kas dokusu ile kas dokusu çevresindeki yağ yakımını hızlandırmakKas liflerini artırmakMetobolizmayı hızlandırmakKan dolaşımını hızlandırmakEstetik Plastik Rekonstruktif Cerrah Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflama, güçlü ve estetik vücut yapısı için bu olmazsa olmaz 5 maddenin şart olduğunu belirtiyor ve ekliyor:Klasik fitness antrenmanları tüm kas gruplarını çalıştırmak ve derinlemesine güçlendirmek anlamında maalesef çok yeterli olamıyor. Spor teknolojisinin geldiği son nokta olan ve Avrupa ve Amerika’da kullanımı hızla yaygınlaşan EMS teknolojisi ile vücudumuzdaki 36000 kas lifini aynı anda çalıştırabiliyoruz. Kas aktivitesinin artması çevre dokulardaki yağ yıkımını hızlandırarak kasların gelişmesine ve yağsız bir beden tipine sahip olmayı kolaylaştırıyor.Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflamanın temelinde güçlü kas yapısı olduğunu vurguluyor ve beş altın kuralın EMS teknolojisinde birleştiğini ve bu teknolojinin Avrupa Amerika gibi gelişmiş ülkelerden sonra Türkiye’ye de geldiğini müjdeliyor. Ancak EMS teknolojisini kullanırken medikal onaylı cihazlar ve sertifikalı kişisel antrenörler eşliğinde ve hijyenik ortamlarda antrenman yapılmasına çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu konuda Türkiye’de ilk defa Amerikan Sağlık Bakanlığı onaylı ileri teknolojik cihazlarla, sertifikalı antrenörler eşliğinde, hijyenik stüdyolarda faaliyet gösteren GOMAX gibi dünya markalarının tercih edilmesinin önemini vurguluyor.Dünya çapında kendini kanıtlamış ve EMS teknolojisinde medikal onaylı cihazlarla faaliyet gösteren GOMAX firmasının (www.gomaxturkiye.com) Alman sahibi Krisztina Burmeister, Nurnberg Üniversitesi’nde ve diğer akademik çalışmalar sonucunda, EMS antrenmanlarının vücut kompozisyonu üzerinde oldukça olumlu etkileri olduğunun kanıtlandığını ve yağ kitlesini azaltırken kas hacmini artırdığı gözlemlendiğini, ayrıca metabolizma hızında ve kan dolaşımının hızında artırıcı bir etkisi olduğunu anlatıyor. Bu teknolojiyi en üst seviyedeki aletlerle Türk halkı ile buluşturmaktan mutlu olduklarını belirtiyor.
Reklam