Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ahmed Arif Kimdir? İşte Ahmed Arif'in Hayatına Dair Bilmeniz Gereken 25 İlginç Bilgi

 > -

Hayatı:

Ahmed Arif kimdir? Gelin hep birlikte Türk Edebiyatı'nın usta ismini yakından tanıyalım.

Ahmed Arif, 23 Nisan 1927 tarihinde Diyarbakır’da doğdu. Bebekken annesi Sâre'yi kaybetti, bu yüzden hayatı babasının yeni eşleriyle devam edecekti. Sekiz Kardeşin en küçüğü olan Ahmed Arif Diyarbakır’dan babasının memur olması sebebiyle Diyarbakır'dan sonra Siverek’le tanışmıştır. Okuma yazmayı ilkokuldan önce anaokulunda öğrenen Ahmed Arif, ortaokulu Urfa’da, liseyi yatılı olarak Afyon’da okudu ve şiir sanatı en fazla Afyon’da kendini gösterdi. İlk şiiri Seçme Şiirler Demeti Dergisi'nde 1940’da yayımlandı ve 10 lira telif ücreti aldı. Askerliğini İstanbul Riva’da yaptı ve üniversiteyi Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde okudu. 1951 ve 52 de iki kez tutuklandı be sebeple yükseköğrenimini tamamlayamadı. Çeşitli gazetelerde çalıştı. 1968 yılında Hasretinden Prangalar Eskittim kitabı çıktı ve korsan hariciden 23 baskı yaptı. Yine aynı adla kendi seslendirdiği şiir kaseti 20 binden fazla sattı. Gerçek adı Ahmed Önal şair bir kalp krizi sonucu 2 Haziran 1991 yılında hayata veda etti.

KAYNAK: Meçhul Dergi

1. Bir Garip İddia

Bir Garip İddia

Ahmed Arif çocuk yaştan itibaren çeşitli bölgelerde yaşamasının bir getirisi olarak Arapça, Zazaca ve Kürtçe dillerine fazlasıyla hakimdi. Bu sebeple çocukluğunda ilginç bir iddianın başkahramanı olacaktı. Kerküklü Ahmed için iddiaya girilmişti...

“Çok iyi hatırlıyorum. Biz oyun oynuyoruz, üç tane adam bahse girmişler. Üç adam ama, biri Arap, biri Kürt, biri de Zaza… Biri diyor ki beni göstererek “Bu çocuk Arap…” Öteki diyor ki: “Yok yahu, bu çocuk Kürt…” Üçüncüsü “Bu, ne Arap, ne de Kürt...  Bu çocuk Zaza” diyor. Biz oynuyoruz, onlar konuşmalarımızı dinliyorlar herhalde… Aralarında anlaşamayınca bir esnafa soruyorlar, “Bu çocuk nedir?” diye… Beş
lirasına bahse girmişler. O zaman büyük para tabii. Esnaf “Üçünüz de
yanıldınız” diyor. “Bu çocuk Türk…”

2. Kavgayla Geçen Bir Çocukluk

Kavgayla Geçen Bir Çocukluk

Ahmed Arif çocukluğundan itibaren hep adaletin peşindeydi, zerre haksızlığa tahammül edemiyordu. Hele sevdikleri söz konusuysa bu daha da şiddetli olurdu. 

“Şunu söyleyeyim. Çocukluğumda öyle sanıyorum ki kendim için hiç kavga etmedim. Ama arkadaşlarım için, mahalle için, okul ya da sınıfım için çok kavga ettim.  Bu benim yapımdan geliyor. Yani şimdi biri sana hakaret etse, biz gazinodayız, biz bir kahvedeyiz, parktayız, en çok senin ve senden sonra en yakın arkadaşın alınması lazım değil mi? Ben bugün gelip tanışmış olsam bile seninle, senden önce o herifi parçalarım.”

3. Kardeşlerinin Kulaklarına İsimlerini O Okurdu

Kardeşlerinin Kulaklarına İsimlerini O Okurdu

Kardeşlerimin adını kulaklarına salavatla o okurdu, evin en büyük erkeği ismi koymak zorundaydı ve babası çoğu kez çölde ya da dağda olduğu için küçük Ahmed henüz 4-5 yaşlarına kardeşlerinin kulağına tekbirle adlarını fısıldardı.

4. Şahlanmayan Ata Binmem

Şahlanmayan Ata Binmem

Yetiştiği coğrafya sebebi çeşitli yeteneklere sahip olan Ahmed Arif henüz küçük bir çocukken at binmeye başladı. Ata binmekte çok mahir olan Ahmed Arif'in kesin bir tavrı vardı: "Çünkü ben, şahlanmayan ata binmezdim. Kısrak ise şahlanmaz."

5. En Sevdiği Şairler

En Sevdiği Şairler

Ahmed Arif bir çok şaire hayrandı, Faruk Nafiz, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Cemal Süreya ve daha nicesi. Ancak özellikle Cemal Süreya ve Nazım Hikmet onun için bambaşkaydı. 

“Ben işte o yıllarda bu tarz şiirler yazdım. Biraz Nazım Hikmet, biraz Ahmet Hamdi Tanpınar, biraz Ahmet Muhip, biraz Cahit Külebi, biraz Behçet Necatigil, bunlarla beslene beslene, bunları sindire sindire, hep böyle yalpalaya yalpalaya, ama hiçbir zaman iyinin altında, yani ortaya yakın yazmayarak, kaliteli şiirler yazdım.”

“Onun ben “Pembe Mantolu Kıza” şiirini okurken sarhoş olurdum. Kendimden geçerdim.” (Cahit Külebi için)
“Bir Nazım sarhoşuyum. Ezbere canımı verebilirim.” (Nazım Hikmet için)
“Ama sen ki benim yarı parçamsın. –Suyun ötesindeki parçamsın!" (Cemal Süreya'ya)

6. Neyzen Tevfik'le Yan Yana

Neyzen Tevfik'le Yan Yana

Lisede Seçme Şiirler Dergisi'ne şiirini yollayan Ahmed Arif telif olarak 10 liralık bir para elde ediyordu. Ancak asıl ilginç olan Ahmed Arif'in şiirinin, dedesi yaşındaki büyük şair ve ney üstadı Neyzen Tevfik ile birlikte yayımlanıyor olmasıydı.

7. "Ancak Halkımla Övünebilirim"

"Ancak Halkımla Övünebilirim"

Halkı ve sevdasından gayrısını övgüye layık görmeyen Ahmed Arif “Ben soyumla değil, ancak halkımla övünebilirim. Halkımdan gayrısını da övgüye layık görmem. Bir de sevgiliyi elbette… İlle de sevgiliyi…” diyor ve ona alçakça yöneltilen ayrımcı yaklaşımı en sert şekilde cezalandırıyordu. 

"Aklıma gelmişken burada Afyon Lisesi’nde başımdan geçen bir olayı anlatayım. Lisede bir oğlan var. Bulgar göçmeni… Bizim sınıfın en yaşlısı taş çatlasa 20 yaşındadır; bu 30 yaşında… Bir gün sınıfın kapısındayız. Ya yatakhaneye gideceğiz, ya yemekhaneye ineceğiz. Kitaplarımızı, çantalarımızı topluyoruz. Dönüp de bana “Eşek Kürt” demez mi? Ben sobanın yanındayım. Sobanın pik kapağını kaptığım gibi suratına indirdim. Alnının ortasından, göz kapağından yanağına kadar indi kapak. Satır gibi… Ve oğlan düştü oraya. Hemen hastaneye götürdüler. Adı da Bulgar Hasan… Başmuavin Cemal Hoca, Cemal Tunaç beni çağırdı. “Nedi oğlum?” diye sordu. Dedim “ Bunun ne hakkı var bana hakaret olsun diye böyle şeyler söylüyor.” “Ben,” dedim, “ailemle, memleketimle onur duyarım.”

8. Geri Verilmeyen Şiirler

Geri Verilmeyen Şiirler

Gençlik döneminde kaleme aldığı onlarca şiirin çoğu elinden uçup gitmişti, bunlar bazen bir kız arkadaş tarafından, bazen de polis tarafından alıkonuyordu.

“Defterler dolusu şiir vardı. Gecede 8-10 sayfa yazardım. Elbet kaliteli olanı vardı, olmayanı… Her biri bir kızda kaldı. Birçoğu da poliste… Geri alamadım, vermiyorlar…”

9. Yirmi Yıl Bekleyen Şiir

Yirmi Yıl Bekleyen Şiir

“Ben şiirleri çok bekletirim. Mesela şimdi yirmi yıldır hiç dokunmadığım şiir var. Öyle kalsın… Damıtılsın… Bir yere takılmışımdır. Oraya layık, oraya yakışan bir bölüm oluncaya kadar beklesin. Çünkü başı sonu iyi, arada bir yer sıradan, esnaf işi olmasın… Ben, buna çok saygı duyarım."

Maviye
Maviye çalar gözlerin… 

“Bu iki mısra var ya, belki bir on yıl değil, daha fazla, çok daha fazla bekledi.”

10. Dayak Atılıp Çöplükte Ölüme Terk Edilen Şair

Dayak Atılıp Çöplükte Ölüme Terk Edilen Şair

1943'de Van'da 32 kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanması ile sonuçlanan Muğlalı Katliamı ile ilgili yazdığı "Otuzüç Kurşun" şiiri sebebiyle Ahmed Arif, defalarca sorgulanıyor, dövülüyor ve sonunda bir çöplükte ölüme terk ediliyordu.

"Şu Bahçelievler’de manyağın biri otuz tane tavuğu çalsa, kesse, ertesi gün Ulus gazetesi olayı dört sütun üzerinden verir. Tavuk değil bu yahu 33 tane senin vatandaşın… Hiçbir suçu yok… Tertemiz… Belki hepimizden daha suçsuz… Kimsesizlikten başka suçu yok. Kimsesiz adamlar o kadar…”

“İşte bu “Otuzüç Kurşun” şiiri yüzünden geldiler götürdüler beni… Gece sabaha kadar dövdüler. “Oku” dediler, okumadım. … Dövdükten sonra o tellerden aşağı attılar beni. Orada öylece kalmışım. Sabah çöpçüler gelip buluyorlar. Sokak köpekleri gelip gelip kokladılar beni. Ödüm koptu, ölü sanıp yiyecekler diye…”

11. Günde Dört Paket Sigara

Günde Dört Paket Sigara

“Günde dört paket Bafra içiyordum.” diyen Ahmed Arif, sigara içerken bile sigaranın kokusuna tahammül edemiyordu. O yüzden sigara içilen ortamlardan olabildiğince kaçan şair ilerleyen yaşlarında sigarayı tamamen bırakmıştır.

12. Abidin Dino ve Oktay Rifat'a Nazım Hikmet Cevabı

Abidin Dino ve Oktay Rifat'a Nazım Hikmet Cevabı

“1950 öncesi yılları… Abidin (Dino) Abilerdeyiz…
Bir gün evde yine şiir konuşuyoruz. İçiliyor. Bir tartışma başladı. “Türk şiirinde devrimi biz yaptık,” dediler, “Nazım değil. Bir çağ varsa onu biz başlattık.” Şimdi hangimiz konuşacağız, bilmiyorum. Yalnız ben düşünüyorum. Nazım bunların akrabası, bunları yüceltmiş, tercümelerine yardımcı olmuş, yani aralarında bir hukukları var. Biz, dışarıdan halk çocuklarıyız. Nazım’la tanışmıyoruz, ne ben, ne Yaşar Kemal… Dedim ki: “Güzin Hoca Hanım’dan özür dilerim, benim hocamdır, ama bu, bir terbiyesizliktir. Kendinizi Nazım’dan daha büyük bir şair, çok daha önemli, edebiyatta çığır açmış, devrim yapmış adamlar olarak görmeniz soytarıca bir harekettir. Burada benim ağabeylerimsiniz ama, beni mecbur ettiniz.” “İkincisi,” diye devam ettim: “Diyelim ki ileri bir toplumdayız, her bakımdan, ekonomik bakımdan, politik bakımdan çok ileri bir topluma ulaştık. Ve o zaman konuşuyoruz. Şimdi değil, o zaman birileri çıkıp Türk şiirini yargılayacaksa ve siz de bu laflarınızla ortaya çıkarsanız, yani Yahya Kemal’e bir şey demezler, ama size hain derler. Ayıptır, hem Nazım’ı tanıyorsunuz, hem arkasından böyle konuşuyorsunuz.” Oktay Rifat, “Nazım’dan başka şiir bilmez misin sen?” dedi. Ben sesimi çıkarmadım artık. Ama Güzin Hanım işaret ediyor “Oku” diye… Ben de “Hani Kurşun Sıksan Geçmez Gecen”i okudum. “Bu kimin?” dedi Oktay Rifat. “Bir arkadaşın,” dedim. Fakat Oktay Rifat çarpıldı. “Korkunç, korkunç güzel bir şiir,” diye söyleniyor. “Ben bu şiirle elli tane şiir yazarım,” diye sürdürdü konuşmasını, “Malzemeyi nasıl böyle hoyratça harcıyor bu yahu…” O zaman şu karşılığı verdim: “Sen elli tane yazarsın, sulandırırsın konuyu, şiiri, mısraı… Bu boya ile elli resmi boyarım diyorsun. O zaman bu şiir olmaz. Yani senin yaptığını sanma ki biz bilmiyoruz. Sen Prevert’ten yürütüyorsun, Charles Nodier’den yürütüyorsun, sonra da bir yenlikmiş gibi sunuyorsun bunları…”

13. Spartaküs Ağabey

Spartaküs Ağabey

Şiirde mertliği ve yürekliliği şiar edinen şair, en yürekli kahramanları kendine kardeş ve ağabey bilmekteydi.

“Ben şimdi boşuna Spartaküs demiyorum. Spartaküs’ü bir ağabey gibi, benden önceki kuşaktan biri gibi, canım ciğerim gibi seviyorum. Onur duyuyorum onu tanımakla… Onu alıp bugüne getiriyorum.”

14. Yılmaz Güney'i Hapiste Ziyaret

Yılmaz Güney'i Hapiste Ziyaret

Oyunculuğundan ziyade yönetmenliğine hayran olduğu Yılmaz Güney'i hapishanedeyken ziyaret eder, Çirkin Kral'a sevgisini şu sözlerle ifade ediyordu:

 “Yılmaz Güney, benden on yaş küçüktür. Ama
bana onur verir. Benim hemşehrimdir. Kurban olayım, benim kardeşimdir.”

15. Orhan Veli'yle Payton Gezileri ve Ağlayan Cahit Sıtkı

Orhan Veli'yle Payton Gezileri ve Ağlayan Cahit Sıtkı

Sanat çevresi çok geniş olan şair akşamları Orhan Veli ile payton gezilerine çıkar, Orhan Abisine kendi şiirler okurdu. Şiirlerini okuduğu bir diğer kişi de hemşehrisi Cahit Sıtkı Tarancı idi. 

 “Orhan Veli de benim şiirimi bilirdi. Büyük hayranlıkla, büyük saygıyla karşılardı. Cahit Sıtkı da öyle… Hüngür hüngür ağlardı. Kaç kere okutmuştur bana “Otuzüç Kurşun”u, “Karanfil Sokağı”nı… Her seferinde Cahit abi ağlardı.”

16. Rüyada Yazılan Şiirler

Rüyada Yazılan Şiirler

Ahmed Arif özellikle geceleri şiir yazardı, gece saatleri en sevdiği saatlerdi. Gecenin de ötesine geçen şaire rüyasında mısralar geliyor ve şair gece kalkıp bunları kaleme alıyordu. 
 “Ben çocukluğumdan beri gece rüyamda şiir okurum, mısra söylerim.” 

Bu şiirlerden biri:

“Alnımızın aklığında puşt işi zulüm
Ve cânım yarı geceler
Çift kanat kapılarına karşı darağaçları”

17. “To be or not to be” ve Hikayesi

“To be or not to be” ve Hikayesi

Her anlamda keskin ve net olan Ahmed Arif defalarca işkence gördü, polis tarafından sürekli takip edildi, başka karşıt guruplarca hedef alındı. Öyle ki bir köşede onu kıstırıp dövmesinler diye sürekli spor yapıyordu. 1951-52’de iki kez tutuklanan şair bu sebeple yükseköğrenimini tamamlayamadı, işkenceler ve baskılar altında sürekli dik durmaya çalıştı ve bunu en iyi şekilde yerine getirdi. Tarifsiz acılar görmesine rağmen yine de “Acı çekmek de bir yerde sevda gibidir, her __kula nasip olmaz…” diyordu. Hapiste tayın olarak herkesten farklı olarak çeyrek ekmek verilen Ahmed Arif, bu ekmeği bile yiyemeyecek kadar hasta düşmüştü, sadece su içen ve her mahkeme sabahı türlü çirkinliklerle karşılaşan şair “Beni her mahkeme sabahı anadan __doğma soyar, giysilerimi didik didik ederlerdi.” sözleriyle durumun vahametini ve bir milletin en yiğit evlatlarından birine reva görülenleri bir kez daha gözler önüne seriyordu. Yattığı Sansaryan hapishanesinden sonra yollandığı Harbiye’deki bir hapishane sonradan şiirlerinde yer alacak ilginç bir özelliği taşıyacaktır. İçeri girdikten sonra hücresinin duvarında “To be or not to be” ile birlikte aynı anlamı taşıyan on dokuz farklı dilde yazıyla karşılaşmıştır. Şair bu on dokuz satıra yirminci satırı Türkçe olarak eklemek ister. Ve on dokuz satırın altına bir toplama çizgisi çektikten sonra çizginin altına “Ya herro ya merro” yazar. On dokuz farklı dili, on dokuz farklı kalbi, işkence görmüş on dokuz bedeni kendi bedeninde toplar ve daha sonra “"To be or not to be" değil. / __"Cogito ergo sum" hiç değil...” mısralarını “Unutamadığım” şiiriyle tarihe not düşer.

18. Değişen Kitap Adı

Değişen Kitap Adı

Ahmed Arif, Hasretinden Prangalar Eskittim kitabının ilk aşamasında kitabın adını Dört Yanım Puşt Zulası koymak ister ancak bir dostunun uyarısı sonrası bundan vazgeçer kitabın adını Hasretinden Prangalar Eskittim koyar. Bunda da bir değişiklik vardır, zira Hasretinden Prangalar Eskittim değil çürüttüm olmalıdır ancak şair çürüttüm kelimesini kulak tırmalayıcı bulur ve bunu kullanmaz.

19. Adiloş Bebe

Adiloş Bebe

Adiloş Bebenin Ninnisi’ndeki Adiloş şairin kız kardeşi Nezihe’nin oğludur. Adiloş o sırada yeni doğmuştur, Diyarbakır bağları, Dicle kıyısı havalimanı için tarumar edilmektedir. Şair bu talanın acısıyla yazar şiiri ve "o şiir benim sevgili vatanımın şiiridir" diye tanımlar.

20. Makam-ı Yusuf

Makam-ı Yusuf

Ömrünün en güzel yılları çeyrek ekmek verilen parmaklıklar ardında geçen şair polishane, kodes, dam kelimelerinden hiç hoşlanmazdı. Ahmed Arif
hapislik mahpusluk yeri için en güzel ismin Makamı Yusuf olduğunu düşünür, o da
Yusuf peygamber gibi şerefli bir dava için zindanlarda kaldığından bu tabire bayılırdı.

21. Nikah Şekeri Niyetine Ahmed Arif Kitapları

Nikah Şekeri Niyetine Ahmed Arif Kitapları

Ahmed Arif şiirlerine ilgi o kadar büyüktür ki, bir öğretmen nikahında şeker yerine satın aldığı 500 adet Ahmed Arif şiir kitabı dağıtır. Bunu öğrenen şair utançla karışık bir mahcubiyet yaşar. Bu ilgi kendini dergilerde de gösterir. Normalde 500 satan Soyut Dergisi Ahmed Arif'in şiir verdiği dönemde 3 bin adet satar ve şiirleri elden ele dolaşırdı.

22. Ahmed Arif'e Dair Diğer Kişisel Özellikler/Zevkler

Ahmed Arif'e Dair Diğer Kişisel Özellikler/Zevkler

En Sevdiği Kitaplar:
“Benim çok sevdiğim sarhoş olduğum kitaplar var. En başta Andre Malraux’nun İnsanlığın Hali… Bana kişilik veren, beni biraz çocukluktan, cahillikten kurtaran, dünyanın kaç bucak olduğunu gösteren bir kitaptır bu… Ben bu kitabı ilk okuduğumda devlet basmıştı. Nasuhi Esat, sonradan Nasuhi Baydar, o çevirmişti. Demek ki o zamanlar daha soyadı yokmuş… Okuduğumda tüylerim ürperdi. Bir şiir kitabı okur gibi okudum. Emile Zola, fakat özellikle Dostoyevski ve Tolstoy doyamadığım yazarlar."

En Sevdiği Müzik Eserleri:
Beethoven'ın 9. Senfoni'si ve Schubert Dünyayı Dolaşan Şarkı'sı. Ayrıca  “Bizim çocuklar, Filinta’nın yaşındakiler rock müzikle, heavy metal dedikleri bir müzikle uğraşıyorlar. Onlarda da bazı güzellikler sezmiyor değilim.” demektedir.
Halk müziğine özel bir ilgi duyan şair hemşehrisi Şark Bülbülü unvanına sahip Celal Güzelses'e ve Ruhi Su'ya hayrandı.

En Beğendiği Tiyatrocu: Yılmaz Gruda “Yılmaz gibi yiğit kolay dünyaya gelmez.” 

En beğendiği yönetmen: Japon Akira Kurosava

Gençliğinde en sevdiği film: John Ford’un Gazap Üzümleri. Bu filmi bütün bir hafta tekrar tekrar izlemiştir.

En Sevdiği Yıldızlar:
Sevgilisine benzediği için Rossana Podesta ve Lizabeth Scott'u çok beğenirdi. Yıldızlardan birinin sarışın diğerinin de esmer olması şair için de oldukça ilginç bir meseledir.
Erkek film yıldızlarından ise Humpbrey Bogart, Burt Lancaster, Yul Brynner ve daha sonrasında Marlon Brando'ya hayrandı. Türk yıldızlardan Hale Soygazi, Şener Şen ve Yılmaz Güney.

En İyi Yaptığı ve En Sevdiği Yemek: Mercimek Çorbası. Şair ayrıca kendi ekmeğini ve sütünü kendi alır, arada çiğköfte yapıp dostlarının kapısını çalardı.

23. Saygıyla...

Saygıyla...

Ahmed Arif bütün bir ömrünü kavgası ve sevdası için harcadı. “Ben büyük değilim. Halkımın sıradan ve gariban bir ozanıyım. Lütfen bunu belirt. Buna inanıyorum ve onur duyuyorum. Bazı adamlar “Son elli yılın en iyi kitabını ben yazdım.” diyorlar. O, kendi iddiası muhteremin… Nazım Hikmet’in memleketinde böyle laflar edilir mi?” sözleriyle tevazuyu hiç elden bırakmadı.
Sevdi, dayak yedi, savaştı, işkencelerden, hapishanelerden ve daha nice kalleş oyundan alnı ak çıktı. Halkına ve yaşadığı topraklara kocaman bir kalp ve benzersiz şiirler veren şair 2 Haziran 1991’de yaşadığı kalp krizi sonrası hayata veda etti.
Geride sadece şu arzusu kalmıştı: “Ben buralarda, bu hastanelerde, bu topraklarda değil, gene oralarda, Dicle kıyısında bir çadırda ölmek isterim. O kadar güzel ağıt yakar ki o kadınlar… Hiçbir müzik o kadar dokunaklı olamaz…” 
Eşsiz şair, yürek işçisi Ahmed Arif ’in aziz hatırasına en derin saygılarımızla, rahmet ve minnetle...

24. Yılmaz Güney "Arkadaş" Filminde Ahmed Arif Şiiri Okumuştur

25. Otur yaz, her gün, her gece bana yaz - Ahmed Arif - (Leyla Erbil'e Mektuplar)

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
elif-erkan1

Mesele sadece şair olmakta değil, mesele önce adam olmakta... Necip Fazıl'ın şairliğine edecek laf var mı? Yok... Ama bakın hayatına, adamın bulaşmadığı pislik kalmamış. İyidir, kötüdür Allah bilir anca. Allah Allah deyip, kumar oynamış, sigarası uyuşturucusu eksik olmamış ya ben ona bakarım. Oysa Ahmed Arif öyle mi? İkisi de şairdir; biri adamdır, diğerini allah bilir.

sciencesoldier

adamın tipi de ismi de yabancı gelmiyor aslında ama nereden tanıdığımı çıkaramadım bir türlü bu arada şiir güzelmiş be

sinem89

harika şiirleri olan güzel şairlerden biridir.

Gizli Kullanıcı

3 nesildir ülkücü bir ailenin ferdiyim. ahmed arif'in siyasi görüşleri ile taban tabana zıt bir adam olarak, şiirlerine edecek söz bulamıyorum. bu adam hakikatli bir şairdir.

semresen

behçet aysan,metin altıok falan da iyi şairdir ,senin bi önceki nesil sivas'ta ziyan etti hayatlarını ..

Gizli Kullanıcı

fırat çakıroğlu da iyi şair olabilirdi diye başlayan bir cümle kurup devamında sözü dursun önkuzu'ya getirir, alper tunga uytun'a kadar getirirdim, lakin dostum onlar canını verdi, biz ancak lakırdısını ederiz. kim kimi öldürdü varsa bilgin, eminim ki adli merciler seni dinler. yok birbirimizi suçlarsak bu ancak o dönem saklananlara yarar. sonra gelip bizi yönetmeye kalkarlar...

semresen

1.si fırat çakıroğlu hayatında bir yazı kaleme almış mı ? 2.si dursun önkuzunun kim olduğunu ne düşündüğünü iyi bilirim benim topraklarımda işkence gördü ve öldürüldü. 3.sü ben alper tunga gibi efsanevi kahramanlara değil şeyh bedreddin gibi gerçek kahramanlara inanıyorum. 4.sü lakırdıyı sen yaparsın,ben ölümden döndüm 5.si senin kesin izlediğini düşündüğüm bir diziden alıntı '' bu ülkeye en çok zarar veren,bu ülkeyi en çok sevenlerdir .'' 6.sı 5.yi tekrar oku mesele ülkeyi sevmek değil insanı sevmek..

Gizli Kullanıcı

rakam kalabalığına gerek yok. ahmed arif ya da nazım hikmet her kimse 20 yaşında şair olmadı. yakın zamanda görürsün yazmış mı yazmamış mı... dursun önkuzu'nun ne şekilde kim öldürdü hakikaten biliyorsan ettiğin sözleri bir kez daha düşünmende yarar var. alpertunga uytun kimdir istersen bir google'a sor. dizi demişken sahte kahramanlarla işim yok, siz onları daha iyi bilirsiniz. hani elçi öldüren, banka soyanlar falan... klavye delikanlılığına luzümu yok. bir ülkücünün ahmed arif şairdir demesini dahi kaldıramayacak dar zihniyete bu cevaplar bile fazla. laf soktuğunu falan sanıyorsan ancak kendini tatmin edersin.

semresen

bak canım kardeşim,bilal'e anlatırmış gibi anlatıyorum..ahmed arif 1927 diyarbakır doğumludur,1940 lı yıllarda şiirleri çeşitli dergilerde zaten yayınlanmaya başlamıştı. 1940-1927=13 yani anlayacağın canım kardeşim 20 li yaşlarda zaten şairdi.Nazım hikmet 1902 selanik doğumlu,1920 de öğretmenlik yaptı ilk şiir kitabı 1921 de basıldı 1921-1902=19 yani anlayacağın canım kardeşim 20 li yaşlarda zaten şairdi.

semresen

Dursun önkuzu benim memleketimde öldürdürüldü ben o isimle büyüdüm memleketimde, hala diyorum senden iyi bilirim.alper tunga diye google ye yaz karşına ilk çıkan şey ''efsanevi bir Türk hakanıdır.'' sözü çıkacak.Elçi öldüren demişsin Mahir Çayan a laf etmişsin unutmaki öldürülen elçi israil başkonsolosu,senin atalarının sırf yahudi olduğu için nefret duyduğu bir ülkenin başkonsolosu ,Banka soyan demişsin Deniz'e laf etmişsin ''Hırsız var ''eylemi düzenlendiği zaman neredeydin ? ben genel olarak delikanlılığa karşıyım bunun klavyesi veya başka araç olması önemli değil . Bir ülkücünün ahmed arif şairdir demesine bi lafım yok,ahmed arif şairdir diyen o insanın hala ülkücü olmasına lafım var.Laf sokmadan ziyade laf anlatmaya çalışıyorum..

Gizli Kullanıcı

erdoğan'a faiz brifingi verir gibi anlatayım:alpertunga uytun, marmara üni. öğrencisi iken cuma namazı çıkışı saldırıya uğramış ve katledilmiştir. alpertunga uytun yazıyorum en başından beri. alpertunga deyince lise kitaplarından ötesine geçerek yanında bir soyisim olup olmadığını kontrol et. 20'li yaşlar meselesini de yanlış anlamış, yazdıklarımı okumamışsın. fırat'ın kaleminden nesir ve manzum yazılara dair kitap hazırlanıyor. merak ediyorsan basıldığında bir kopyasını sana da hediye edeyim. ben hazar imparatorluğunun kurulduğu coğrafyadan geliyorum. II. beyazıt'ın da seferad yahudilerini ispanya'da kluni mensuplarının elinden kurtardığını biliyorsundur. hani insanı sevmek falan diyordun hem, ne oldu?

Gizli Kullanıcı

hırsızlıkla ilgili beyanları da merak ediyorsan mhp'nin seçim beyanlarını incele derim. düşünce özgürlüğüne benden çok daha fazla saygı duyması gereken bir solcunun "insanın hala ülkücü olmasına lafım var" demesi de solculuk anlayışını sorgulatıyor. benden küfür, saldırı veya tehditvari laflar bekliyorsan, çok beklersin.

semresen

Alper tunga mevzunu yanlış okumuş olabilirim ama sen bana 1979 yılından bir kişiyi örnek veriyorsun,devlet'in senin ideolojini kontragerilla aygıtı olarak kullandığına dair ben sana bir çok örnek veririm.Anlamak istemediğin nokta bu sen bana bi isimle gelirsin ben sana hangi ismi yazacağıma karar veremem.20 li yaş meselesini gayet iyi anladım yazdıklarını okudum yazdığın şey ''ahmed arif ya da nazım hikmet her kimse 20 yaşında şair olmadı.'' ben sana sağlamasını yaparak anlattım.Fırat'ın kaleminden nesir ve manzum yazıları merak ediyorum insanlıkla alakalı bi şey yazmış mı pm den yaz adresimi vereyim,gönder..

semresen

II.beyazıd ın kurtardığını biliyorum ama sen 3.Murad ın tüm Yahudilerin öldürülmesi emrini verdiğini bilmiyorsun..4. murad ın Yahudi Cemaati Başkanı Rabbi Yehuda Kovo'yu basit bir nedenle idam etme kararı verdiğini bilmiyorsun..Ben seçimle ilgilenmem.MHP nin seçim beyanı ne ya ? Kürt hareketi olmasa siyaset yapamayacağınız be .. ''benden küfür, saldırı veya tehditvari laflar bekliyorsan, çok beklersin.'' demişsin ideolojine gönül veren insanların davranışlarını bilmen umut verici..

Gizli Kullanıcı

hadiseyi seninki benden kara gibi basit cevaplara indirgemen kötü olmuş. olsun. kontrgerilla imiş. arkadaş, ne güzel de ezberlemişsiniz. o dediğin yapılanmaların varlığı komplo teorisinden öte hiç geçemedi. bildiğin kontrgerilla yahut senin için bir adım öteye götüreyim, gladio için bir iddianame ya da mahkeme kararı var mı? umacılarla birbirinizi korkutmayın. dini duyguları olan vatansever her Türk harekete geçtiği an ülkücüdür ve ülkesinin Afganistanlaşmaması için çaba sarfetmişlerdir. bunun için ne kontrgerillaya ne de gladioya ihtiyaç var. 20'li yaş konusunu yine yanlış anlamışsın. şu an ülke çapında meşhur kaç yirmili yaş şairi tanıyorsun? sen biliyorsan söyle ben de bileyim.

Gizli Kullanıcı

bu aada tarihi ne kadar da basit öldü öldürdü diye anlatıyorsun öyle? ilkokul tarih kitapları bile hadiseleri böyle aktarmıyor. tüm yahudileri öldürmek falan? kesin sokykırım yapmışızdır. Allah'tan yahudi cemaati senin gibi düşünmüyor. Ülkücü MHP bağının ne olduğunu çözemedinse seninle hiç siyaset konuşmadık farzet. siyasi çapın demek ki sadece etnik temelli siyasete yetiyormuş. Kürtlere lafım yok ama terörden beslenen siyaste çok şey söylerim. insanların ülkücü olmasına laf eden solculukçuluğun(!) ile ülkücü nezaketini kıyaslama... yazık ediyorsun kendine. sana da bu yazıları yazmanda akıl hocalarına selam söyle. hepiniz bir ben tek.

semresen

3.Murad ve 4.Murad ın olayını araştırırmısın ? ,neyin tribindesin.. Şu yazdıklarını bi daha okusuna 'kontragerilla imiş' , ''siyasi çapın demek ki sadece etnik temelli siyasete yetiyormuş.'' , '''ülkücü nezaket ''' U.R mi kanka bu yoksa faşist kafası mı yaşıyorsun ..

Gizli Kullanıcı

"insanın hala ülkücü olmasına lafım var" diyerek düşünce özgürlüğüne saygı(!) duyan solcudan(!) faşist(!) suçlaması duymak da güzel. içinde bulunduğun düşünce yapısına dayanarak ettiğin bu hakaret bana iltifat gibi gelecektir. ahmet arif'in şairliğine iltifat etmemi sindiremeyerek konuyu buralara kadar taşıman da ayrı bir meziyet. senin zihniyetinde kim varsa beni topa tutsun. memnun olurum. demek ki doğru yoldayım.

semresen

faşizm ne zamandır düşünce özgürlüğünü savunuyor ya bana bi açıklama yap, daha bırak cümleyi kelime bile yazmıcam. Şiir iki hoş cümle değildir onu yaşamaktır,sen 33 kurşun şiirinden bir şeyler hissetseydin bu kadar uzatmazdın mevzuyu,he de geç sözün bittiği yerde sen ve senin gibileri başlıyor canım kardeşim ..

Gizli Kullanıcı

senin nezninde faşist olduğum için benim düşünce özgürlüğümü de senin savunman gerek. öyle değil mi? sana sadece gülümsüyorum. seyyid ahmed arvasi'nin deyimiyle "tatlısu frenkleri" vardı önceden. biz ziya paşa'ya atıfla "tatlısu solcuları" yeni çıktı diyelim. selametle.

semresen

benim neznimde değil,faşizmin kuralları bunlar faşizm de düşünce özgürlüğünden bahsedemezsin.Bana sadece gülümse çünkü ben ne olduğunu bilmeyen bi insana kahkaha atıyorum ..

hukumran

adam seni ne madara etmiş hala çırpınıyorsun. vallahi yazık!.. kendini neden bu kadar ezdiriyorsun kardeşim. cevap verme işte da. daha ne desin adam?

hiperpigmente

yokluğun cehennemin öbür adıdır,üşüyorum kapama gözlerini..

Başlıklar

AfyonAnkaraDiyarbakırİstanbulJaponyaKitapÖğretmenPolisVanYaşar Kemalkadınlarmemurmüzikoyunşeker
Görüş Bildir