23 Nisan Haberleri

23 Nisan ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. 23 Nisan ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

2027'de 5 Gün İzinle 35 Gün Tatil Yapabilirsiniz: İşte 2027 Resmi Tatil Takvimi!
Yazın sonuna gelirken gelecek yılın tatil heyecanını şimdiden yaşayanlardan mısınız? Takvimi doğru okuyanların kazanacağı 2027'de, resmi tatiller hafta sonlarıyla mükemmel bir şekilde birleşiyor! Sadece 5 gün yıllık izin kullanarak toplam 35 gün tatil yapmak mümkün. Peki, 2027 resmi tatilleriyle kaç gün izin yapılır?  İşte çalışanların şimdiden ajandasına eklemesi gereken 2027 tatil formülü!
Rüştü Reçber İlk Kez Konuştu!
360’ın sevilen programlarında olan “Centilmenler”e bu hafta Rüştü Reçber ve Işıl Reçber ailesi konuk oldu. Rüştü ve Işıl Reçber çifti Emre Can’ın sorularını samimiyetle cevapladı.“FUTBOL’DA ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ FAKAT YÖNETİCİ ZİHNİYETİ DEĞİŞMEDİ” Rüştü Reçber: Bizim kıyaslama noktamız Dünya futbolu ve Avrupa futbolunda ki yerler… 20 sene önceye gittiğimizde de yine aynı söylemler,aynı kavgalar, aynı tartışmalar vardı ve hala aynı tartışmalar var… Aslında futbolumuz da çok şey değişti.Stadlar,antrenman yerleri,tesisler en önemlisi ekonomik anlamda çok değişti. Fakat hala zihniyet değişmedi.Avrupa’daki kulüp başkanları ve yöneticileri birbirleriyle ilgili senede bir veya iki kere demeç verirler.Bunu da saygı çerçevesinde yaparlar.Bizim ülkemizde hala böyle değil.Onların birbirleriyle olan demeçleri futbolla ilgilidir. Fenerbahçe’den Barcelona’ya isteyerek gittim. “RÜŞTÜ,ÇOK DUYGUSAL BİR İNSAN” Işıl Reçber:Rüştü’ye her zaman destek oluyorum.Kulübünden ayrılırken,başka bir kulübe giderken ben de fikrimi söylüyorum. Ama en son kararı kendisi veriyor.Rüştü; onurlu, gururlu ve duygusal bir insan Dünya’nın en iyi mesleğini de yapsa, bu özelliklerinden biri incilirse orada bir saniye durmaz.Rüştü’nün gösterdiği sabrı ben gösteremem.Ali Şen başkanımı çok seviyorum.Futbol camiasında en saydı değer insandır. Evlenmemiz de Ali Şen başkanın katkısı çok büyüktür.Babam derdi ki “Bir tane kızım var.Onu da futbolcuya vermem “ demişti.O yüzden evlenmemiz de katkısı çok büyüktür. “KAZA GEÇİRMESEYDİM,BELKİ DE BEŞİKTAŞ’LI RÜŞTÜ DİYE ANILCAKTIM” Rüştü Reçber: Ali Şen başkanı sevmeyeni az olan bir insandır.Başkanımızın tesise geleceğini garsonların kılık kıyafetinden anlardık.Antalyaspor’da oynarken Beşiktaş ile görüşüyordum. Bir trafik kazası geçirdim.Kaza geçirmeseydim, belki de Türk futbolunda Beşiktaş’lı diye bir isim edinecektim.Yapılan test sonuçlarında ilerde futbol oynamama riski ortaya çıkmıştı.Daha sonra Beşiktaş ile anlaşma olasılığımız bitti. Işıl: Kaza yaptığım dönem Rüştü’yü tanımıyordum.Fenerbahçe’ye imza attıktan sonra Rüştü ile tanıştım.Hayatta her şey gezmek, dolaşmak,tarz sahibi olmak,değil… “ÇABA” derneğinde madde bağımlısı çocuklar için rehabilitasyon yerleri kurduk.Bu çocukların gidecek yerleri yok,tedavi olacak yerleri ve imkanları yok.Bu çocuklar için iki tane tiyatro oyunu sergiledik.”Bir Dilek Tut” derneğinin Rüştü’yle beraber Türkiye yüzüyüz.Hayati riskler taşıyan çocukların dileklerini gerçekleştiriyoruz.Bu dernek için yine bir projemiz var.23 Nisan’da gerçekleştiricez.Çocukların yapmak istedikleri meslekleri bir günlüğüne onlara yaptırıyoruz.Çok emek sarf ediyoruz.Hiçbir şey göründüğü gibi değil, emek harcamadan hiçbir şey olmuyor. “BARCELONA TARAFTARI OLDUĞUM İÇİN BARCELONA’YA GİTTİM” Rüştü: Benim hayatta pensiplerim var.Kendime göre bir felsefi görüşüm var.Olduğum yerde bir şeyler vermek için çaba sarf ederim.Benden de bir şey beklenildiğini görmem lazım.Barcelona’ya şan, şöhretle gittik.Acayip bir reklamla gittik.O dönem görüştüğümüz kulüpler de vardı.Başkanı dahi belli olmayan bir kulübe, Barcelona taraftarı olduğum için gittim.Güzel gittik,güzel başladık.Ama işler bazen istediğiniz gibi gitmiyor.Bazen bulunduğunuz kurumda yetkili kişi artık bu teknik direktör olur,başkan olur, sportif direktör olur veya X biri de olabilir.Onun size görev vermeyeceğini hissettiğiniz zaman her şey çok farklı olur.Hayatımda 3S+1S vardır.Bunlar samimiyet,saygı,sevgi ve sabırdır.Ben hep bunların olduğu yerde oldum.Bunların olmadığı yerde sessiz sedasız geldiğim gibi, sessiz sedasız gitmeyi iyi bildim.Barcelona’da Rijkaard’ın benle ilgli bir tasarrufu vardı.Ben de saygı duydum.1.5 sene sonra geri geldik.Şehiri ve insanları sevdik.İnsanlar da bizleri sevdi. Işıl: Biz İspanyolca’yı %60 öğrenmiştik.Dışarıya çıktığımız zaman çok rahat konuşuyorudk.Rüştü dönmek istedi.İlk defa Rüştü’ye bir şey demedim. Rüştü: Mücadele ettim,sabır gösterdim. “RÜŞTÜ’YE HER ZAMAN FİKRİMİ SÖYLERİM” Işıl: Düşüncemi söylerim,son kararı Rüştü verir. Fakat ilk defa düşüncemi söylemedim.Çünkü düşüncem kalmaktan yanaydı.Orada bana çok sordu “Ne yapalım , sen ne düşünüyorsun?” diye ama ben hep kendimi tuttum.Sen nerdeysen ben hep yanındayım dedim.Çünkü düşüncemi söyleseydim.Rüştü’nün aklı bende kalacaktı.Kafasında Işıl kalmak istiyor düşüncesi olmasın, diye fikrimi söylemedim.Ama hayatımızın dönüm noktası olduğu yerlerde hep fikrimi söyledim. “RİJKAARD, BENİM HAKKIMDA SÜREKLİ BAHANELER SÖYLÜYORDU” Rüştü: Mutsuz olduğum yerde de hayatım boyunca olmadım.Rijkaard; bana dil bilmiyor,anlaşma olmuyor ,yabancı kontejanına takılıyor diye söylemler oldu.1 yıl sonra bizim İspanyolca’mız %60-%70’lere gelmiş konuşabiliyoruz.İspanyol statüsünde oynama hakkı kazanmışım.Bizim Nihat Kahveci’yi örnek vererek hak kazanmıştım.Basın toplantısında bana Rijkaard’ın söylediği söylemler hakkında ne düşünüyorsun? diye soru sormuşlardı.Bende şu cevapı verdim. Dünyada 3 şeyin dili aynıdır.1)Futbol 2)Müzik 3) Aşk’dır. Bu söylemler basit bir bahanedir dedim. Yıllarca futbol oynamış biri olarak söyleyebilirim .Kesinlikle futbolcular arasında bir gerginlik yoktur.Saha içerisinde zaman zaman kavga edersiniz,birbirinize kötü söz söyleyebilirsiniz.Ama düdük çaldıktan sonra herşey çok farklıdır.Benim yıllardır savunduğum ve hala savunacağım bir şey vardır.Yönetici profili değişmelidir.Avrupa’da yöneticilik okulu vardır.Bir yönetici abime “Siz neden yönetici okuluna gitmiyorsunuz”dedim.Sonra benle 1 yıl konuşmadı.Art niyetli değildim.Eğitim seviyesi düşük olan ülkelerde belirli konumda bulunan insanların söylemleri,davranışları,hareketleri çok önemlidir.Eğer siz de toplumu sevgiye,saygıya,barışa yönelik hareket etmeden davaranırsanız sonuçlarına katlanırsınız.20 yıl önce konuşulunları hala yine konuşuyoruz. “FATİH TERİM, HİÇBİR ŞEKİLDE BENDEN RAHATSIZ OLMADI” Futbolu bıraktıktan sonra 11 ay boyunca Almanya,Hollanda ,Barcelona’da alt yapı çalışmaları yaptık.Sonuçta yaptığımız hazırlıklar sonucunda Yıldırım Demirören böyle bir görev verdi.Biz de kabul ettik.Çok projelerimiz vardı.Futbol oynarken de hayalim idare alan da hizmet verebilmekti.Dolayısıyla futbolu bıraktıktan sonra 11 ay boyunca buna çalıştım.Göreve geldikten sonra işler güzel gidiyordu.Fakat işler iyi gitmemeye başlamadı.Sevgi,saygı,samimiyet ortamının incildiği yerde kalmak istemem.Bunlardan birkaçının incildiğini görünce bırakmak zorunda kaldım. “TEKNİK DİREKTÖRLÜK YAPMAYI DÜŞÜNMÜYORUM” Bazen profesyonellikte şartlar sizin istediğiniz gibi olmuyor.Hissettiğim ve şahit olduğum olaylar oldu.Ama hiçbir zaman Fatih Terim’den hiçbir şekilde benden rahatsız olduğuna ve istemediğine dair hiçbir şey duymadım.Benim rahatsız olduğum olaylar vardı.Ayrılmanın kendi açımdan doğru olacağına karar verdim.Sayın başkanla bir araya gelerek, helalliğimi de verdim ve ayrıldım. Işıl: Futbolu bıraktıktan sonra çocuklarımıza zaman ayıralım dedik.Futblu bıraktıktan sonra 11 ay çocuklarla zaman geçirdik.Sonra Milli Takımlar’a başladı. Rüştü: Teknik direktörülük hiçbir zaman düşünmedim .Hala da düşünmüyorum .Lisansım var ama en yüksek lisansa sahip değilim.Benim amacım,yönetici zihniyetini değiştirmek, bunun için de mücadele edeceğim.AMK Spor
Kâbus Evinde 7 çocuk
Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü, minibüs ile 60-65 yaşlarında bir şahsın eve sürekli yaşı küçük kız çocukları getirdiğini ve yaşlı kişilerin de fuhuş amaçlı olarak adrese sürekli girip çıktığı ihbarı üzerine operasyon başlattı Yoksul semtlerden iş ve eğitim vaadiyle topladığı 14 ile 17 yaşındaki 7 kız çocuğu Bakırköy’de eve kapatan Derya Hülagu Tetik, cinsel istismar ve çocuk pornosundan 79 yıl hapse çarptırıldı. 66 yaşındaki adam kendini “Onlara şefkatle yaklaştım, Eyüp Sultan’a götürdüm” diye savundu. Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü, 23 Nisan 2010’da minibüs ile 60-65 yaşlarında bir şahsın eve sürekli yaşı küçük kız çocukları getirdiğini ve yaşlı kişilerin de fuhuş amaçlı olarak adrese sürekli girip çıktığı ihbarını aldı. İhbarı değerlendiren Asayiş Şube Müdürlüğü polisleri Ataköy’deki daireye baskın düzenledi. Çocuklar fuhuşu anlattı İçeri giren polisler yatak odasında 1994 doğumlu mağdur S.K. ile karşılaştı. Evde kalan yaşları 14 ile 17 arasında değişen 7 kız çocuğu üç şüpheli hakkında şikâyetçi oldu. Çocuk yaştaki kızlar, fuhuş bataklığına nasıl sürüklendiklerini detaylarıyla anlattı. 17 yaşındaki S.K.’nın polise verdiği ifadesinde önce ağabey gibi kendilerine yaklaşan Derya Hülagu Tetik’in (66) hediyeler alıp para vererek güvenlerini kazandığını daha sonra da Bakırköy’deki evde kendileriyle cinsel ilişkide bulunduğunu söyledi. S.K., Tetik’in arkadaşları emlakçı Hamdi Ç.’nin de kızlara ilişki teklif ettiğini ancak kızların kabul etmediğini, eczacı Haluk S.’nin ise kızlarla oral yoldan cinsel ilişkiye girdiğini anlattı. Diğer mağdur kızlar da benzer ifadeler verdi. Biri tutuklu, üç şüpheli İfadeler doğrultusunda üç şüpheli gözaltına alındı. ‘Birden fazla çocuğun nitelikli cinsel istismarı, cinsel taciz, çocuk pornosu bulundurmak ve çocuklara izlettirmek’ suçundan Tetik tutuklanırken, diğer iki şüpheli de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bakırköy 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, önceki gün 18’inci celsede karara bağlandı. Son savunmasında mağdurlara herhangi bir cinsel eyleminin olmadığın aksine onlara şefkatle yaklaştığını söyleyen Tetik, “Onları her ay Eyüp Sultan’a götürürdüm. Yaşım bellidir, sağlık sorunlarım olduğu gibi fiziki yönden de cinsel istismar suçuna yönelik bir yapıya da sahip değilim. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum” diye kendini savundu. Diğer sanıklar da suçlamaları reddetti. Doğal olmayan cinsel CD’ler Mahkleme sanık Hamdi Ç.’yi delil yetersizliğinden dolayı beraat ettirdi. Sanıklardan Haluk S.’yi ise doğal olmayan cinsel içerikli CD’leri evinde bulundurmaktan 10 ay hapis cezasına, cinsel istismardan 8 yıl 4 ay hapse mahkûm etti. Mahkeme sanık Derya Hülagu Tetik’i de 7 kız çocuğunun birden fazla nitelikli cinsel istismarı, cinsel taciz, çocuk pornosu bulundurmak ve çocuklara izlettirmek’ suçlarından toplam 79 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etti. T24
20 Maddede Asker Çocuğu Olmak Demek
Hayatınızın yollarda geçtiğini, doğum yerinizin sadece doğduğunuz yer olduğunu, sürekli okul, arkadaş değiştirdiğinizi, sevdiklerinizi sürekli arkanızda bıraktığınızı, bir kurallar silsilesi içinde, disiplinin ne demek olduğunu görerek büyüdüğünüzü hayal edin, işte size bunu anlatmaya çalıştık.
Suçüstü Tacizde Şok Eden Kurul Raporu
Yasin KOBULAN Diyarbakır’da 23 Nisan’da 13 yaşındaki kız öğrenci S.T’ye cinsel istismarda bulunurken polis tarafından suçüstü yakalanan Sınıf Öğretmeni S.C. hakkında açılan davada, mahkemeye Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinden gönderilen raporda, “Beden ve ruh sağlığı bozulmamıştır” denildi. Mağdur çocuğun avukatı Ruşen Seydaoğlu Ayyıldız, “Bu raporu hazırlayan heyet de artık bu suçun ortağı” diye konuştu. S.C. hakkında açılan davanın 3. duruşması Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivistlerinin de takip ettiği duruşmada, mağdur çocuk S.T’nin avukatlarının tanık dinleme talebi mahkeme heyeti tarafından reddedildi. ‘RUH SAĞLIĞI BOZULMADI’ RAPORU VERİLDİ Mahkemeye sunulan ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 24 Şubat tarihinde hazırlanan raporda ise, S.T’nin beden ve ruh sağlığının bozulmadığı iddia edildi. Heyet raporunda, “Görüşmeye ağabeyi ile birlikte geldi. Öz bakımı iyi görünüyordu. Görüşme boyuca rahattı. Okuluna gittiğini, derslerine çalıştığını ve evde annesine yardım ettiğini söyledi. Maruz kaldığı olayla ilgili olumsuz anılarının kalmadığını belirtti. Sadece mahkeme ile ilgili bir durum olduğunda olayı hatırladığını söyledi. Ağabeyi ile yapılan görüşmede; kız kardeşine destek olduklarını, görünen herhangi bir psikolojik sorununun olmadığını belirtti. Yapılan ruhsal durum muayenesinde genel görünümü iyi, öz bakımı iyi, duygu durumu ötimik, konuşması doğal, düşünce içeriği ve yapısı doğal, algısı doğaldı. Şahsın önceki muayenesinde belirtilen psikiyatrik sorunlarının düzelmiş olduğu gözlendi” ifadelerine yer verildi. DAVA AVUKATI İSYAN ETTİ Dava avukatlarından Ruşen Seydaoğlu Ayyıldız ise, “13 yaşındaki bir kız çocuğu evinden sonra ‘en güvenli’ olduğu okulunda, öğretmeni tarafından istismara uğramıştı ama ruhen ve bedenen hiçbir sorunu yoktu. İçinde profesörlerin, doçentlerin ve diğer uzmanların olduğu heyet, aynen böyle demişti. Bu raporu hazırlayan heyet de artık bu suçun ortağı. Hatta bu istismara karşı durmayan herkesin bu suçta bir parça sorumluluğu var. Muhafazakar akıl, üniversitelerde, mahkemelerde korkunç bir kadrolaşmayla varlığını ve anlayışını örgütlemeye devam ederken, böylesi ‘toplumsal’ mevzularda da aklını derinden hissettiriyor ve uygulatıyor. Bu davada hazırlanan rapor da bizlere aslında, biz her yerdeyiz, gözdağını vermeye çalışıyor. Bırakalım toplumcu bakış açısını, teknik bilimin uygulanması bile siyasi erkin güdümünde devam ediyor” diye konuştu. Mahkeme heyeti ise, verdiği ara kararında olayın tanıkları 2 polis hakkında 7 Mayıs’ta görülecek olan duruşmaya zorla getirilme kararı verdi.Diyarbakır/DİHA | Evrensel
SGK'lı Hastalara Resmi Tatilde Poliklinik Hizmeti Yok
SGK, özel sağlık kuruluşlarının dini ve milli bayramları da kapsayan resmi tatiller ile pazar günleri poliklinik hizmeti vermesi uygulamasını kaldırdı. Yeni uygulama 1 Nisan 2014 tarihi itibariyle başladı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarının dini ve milli bayramları da kapsayan resmi tatiller ile pazar günleri SGK'lı hastalara poliklinik hizmeti vermesi uygulamasını kaldırdı. SGK Başkanlığı'nın, yaklaşık 3 yıldır sürdürülen uygulamayı, tatil günlerinde çalışmak istemeyen hekimlerin şikayeti, Türk Tabipler Birliği (TTB) ve bazı tabip odalarının talebi üzerine kaldırdığı bildirildi. Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü, 5 Mayıs 2011 tarihinden itibaren medula-Hastane sistemi üzerinden sözleşmeli veya protokollü tüm özel sağlık hizmeti sunucularına resmi tatil günlerinde SGK'lı hastalara tüm branşlardan provizyon vermeye başladı. Bunun üzerine özel sağlık kuruluşları ulusal ve dini bayramlarla pazar günleri de poliklinik hizmetleri sunarken, SGK bir genelge ile uygulamayı kaldırdığını duyurdu. Tatil günleri o hizmet bitiyor SGK, kuruma yapılan başvurular sonrasında resmi tatil günlerinde tüm branşlardan provizyon verilmesi uygulamasının kaldırılması talebinin uygun bulunduğunu bildirdi. Böylece genelgeyle özel hastanelerin resmi tatil günlerinde SGK'lı hastalara poliklinik hizmeti vermelerine son verildi. 1 Nisan 2014 tarihinden itibaren resmi tatil günlerinde acil branş, hemodiyaliz ve onkolojik tedavisi dışında özel sağlık kuruluşlarına provizyon verilmeyecek. SGK kimlerin başvurusuyla bu uygulamayı kaldırdığını açıklamazken, İzmir Tabip Odası'ndan, bu konuyla ilgili olarak TTB ve Ankara Tabip Odası'nın 8 Şubat ve 17 Şubat tarihlerinde SGK yetkilileriyle görüşme yaptıkları, aynı konuda İzmir ve daha birçok tabip odasının da kuruma başvuruda bulunduğu bilgisini verdi. İzmir Tabip Odası'nca yapılan açıklamada, 'SGK, resmi tatiller (23 Nisan, 19 Mayıs, Kurban Bayramı ve Pazar günleri gibi) ve pazar günleri özel sağlık kuruluşlarına bütün branşlar için provizyon verilmesi uygulamasını kaldırdı. SGK tarafından resmi tatiller ve pazar günleri için provizyon verilmesi, meslektaşlarımızın bugünlerde de çalışmaya zorlamasına neden olmaktaydı. 2011 yılından bu yana devam eden uygulama, çalışma ortamına ilişkin birçok sorunu beraberinde getirmektedir' denildi.T24
Ege Üniversitesi Öğrencilerinden "Çay Lobisi"
Ege Üniversitesi öğrencileri geçtiğimiz günlerde lobi faaliyetlerine başladılar. Başbakanın Gezi Parkı eylemleri sırasında uydurduğu “Faiz Lobisi” söylemi ve robotlara kadar her şeyin bir lobisi olduğu inancından yola çıkarak bütün lobilerin arkasında olduğunu belirttikleri Çay Lobisi’ni kurdular. Üniversite kampüslerindeki sermaye odaklı “cafe” kültürüne karşı öğrenci odaklı kantin ve dayanışma kültürünü geliştirmek amaçlı başladıkları Çay Lobisi bir ayı doldurdu. Kampüsteki kafelerdeki pahalı fiyatlar ve bireyci kültüre karşı 1 No’lu Öğrenci Yemekhanesi çimlerinde ücretsiz demleme çay dağıtmaya başlayan öğrencilere destek oldukça fazla. İlk günlerde geçici bir heves olduğunu düşünenler ya da sponsor destekli bir tanıtım çalışması olduğu zannedenler bir süre sonra merak etmeye ve katılmaya başlamışlar. Kimisi yurdundan, kimisi evinden çay, şeker ve kahve getirmeye başlamışlar. Hatta gittikleri diğer kafelerden fazla şeker alıp getirenler bile var. Kar amacı gütmeden birlikte demleyip birlikte içtikleri çaylarla öğrencilere dayanışmanın ve paylaşmanın önemini tekrardan hatırlatan Lobiciler sadece bedava çay dağıtmakla da kalmıyorlar. Seçimlerden önce İzmir'de gerçekleşen Başbakanın ülke çapından otobüslerle insan taşıyıp şov yaptığı mitinginden bir gün önce Gündoğdu Meydanı’na gidip karşılama mesajlarını da yazmayı ihmal etmemişler; “Herkese bizden çay! Tayyip’e yok!” Kısa zamanda Lobi, okuldaki öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirdiği, kitap okuyup, sohbet ederek sosyalleştiği ayrıca insanlarla bir şeyler paylaştıkları bir yer haline gelmiş. Hatta üniversiteye söyleşiye gelen Fırat Tanış da Çay Lobisi'ni ziyaret edip sıcak bi çaylarını içmiş. Yine de bazı öğrencilerin halen neden kendilerinden değil de 2 TL’ye varan fiyatlarıyla “cafelerden” çay içtiklerini anlayabilmiş değiller. Sahi İsmail Abi’nin dediği gibi “Çay veren insan kötü olabilir mi?” Üniversite kampüsünde kendilerine ait 'Sermayesiz Hava Sahası' yaratan öğrencilerin bu ayki programları ise dolu dolu. Çay Lobisi'nin yerinde her cuma saat 20.30'da Açıkhava Sineması kurup Yeşilçam günleri yapacaklar. Ayrıca kermesler ve 23 Nisan günü bir piknik de yapacaklarmış. Aklınızda bulunsun ziyaret edip bir çaylarını içmek isterseniz Ege Üniversitesi 1 No’lu Öğrenci Yemekhanesi çimlerinde saat 9.00’la 18.00 arası uğrayabilirsiniz. Giderken yanınızda bir paket çay veya şeker götürürseniz çok faydalı olacaktır. Umarız diğer üniversitelerde de Çay Lobisi faaliyetleri başlar. “Unutmayın, paranız olmayabilir ama çay içebileceğiz bir yer var!” Çay Lobisi'ne ulaşmak için www.facebook.com/CayLobi ve www.twitter.com/CayLobisi adreslerini kullanabilirsiniz.
Cinsel Saldırı 13 Yaşındaki Çocuğu Etkilememiş!
DİYARBAKIR'da 13 yaşındaki kız öğrencisine otomobilinde cinsel istismarda bulunurken polis tarafından yakalanan 39 yaşındaki öğretmen S.C.'nin yargılandığı mahkemeye Dicle Üniversitesi heyetince gönderilen raporda, mağdurun cinsel saldırı nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı belirtildi. Diyarbakır'da bir ilköğretim okulunda İngilizce öğretmeni olarak görev yapan S.C., geçen yıl 23 Nisan kutlamalarının yapıldığı gün, Nevruz Parkı yakınlarında, 5'nci sınıf öğrencisi S.T.'ye, kendi otomobilinde cinsel istismarda bulunurken polis tarafından yakalandı. Hakkında, 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve 'cinsel amaçlı çocuğu hürriyetinden yoksun kılma' suçundan 16 yıldan 50 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan 4 çocuk babası öğretmen S.C.'nin yargılanmasına Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık S.C. ve taraf avukatları katıldı. 'RUH VE BEDEN SAĞLIĞI BOZULMADI' Duruşmada ilk olarak mağdurun beden ve ruh sağlığına ilişkin Dicle Üniversitesi'nden gönderilen rapor okundu. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Beden ve Ruh Sağlığı Kurulu raporunda S.T. ile yapılan görüşmede, olayı nadiren hatırladığında üzüntü duyduğu, olaydan sonra okul ve evlerinin değiştiği belirtildi. Raporda, ruhsal muayenede mağdurun önceki psikiyatrik sorunlarının düzelmiş olduğu belirtilirken, cinsel istismardan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak derecede herhangi bir psikopatolojik araz tespit edilmediği ifade edildi. Raporda mağdurenin cinsel istismar nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı görüşüne varıldığı belirtildi. AVUKATTAN RAPORA TEPKİ Duruşmada söz alan S.T.'nin avukatı Ruşen Seydaoğlu Ayyıldız, 'Mağdure, heyetle görüşme sırasında bile ağlama krizine girmiş . Bunun üzerine iki ay sonra getirilmek üzere süre verilmiştir. Bu nedenle Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasını talep ediyoruz. Olayda suçüstü hali vardır. 13 yaşındaki kız çocuğu çok ciddi şekilde mağdur olmuştur. Sanık tarafından 'çocuğun rızası var denilse bile' mağdur 13 yaşında kız çocuğudur. Sanık suçunu kabul etmiş ve toplum açısından zararlı bir kişiliktir. Rapor kendi ile çelişmektedir' dedi. SANIK: BU OLAYDAN DOLAYI BEN MAĞDURUM Duruşmada söz alan tutuklu sanık S.C. ise tahliyesini talep ederek, 'Bana en çok dokunan, toplumsal açıdan sanki bir tecavüzcü, bir caniymişim gibi davranılıyor. Benim geçmişime bakıldığında yüzlerce öğrenci yetiştirdiğim görülecektir. Bu olaydan dolayı mağdurum' dedi. Sanık avukatı da müvekkilinin cani, canavar gibi lanse edilmeye çalışıldığını ifade ederek, 'Bu müvekkilimi mağdur etmektedir. Tahliyesini talep ediyoruz' diye konuştu. MAHKEME RAPORU KABUL ETTİ Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme, sanık S.C.'nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme, S.C.'yi araç içinde yakalayan polislerin zorla getirilmesine, getirilmemeleri durumunda yasal işlem yapılmasına da hükmetti. Mahkeme avukatların tepki gösterdiği raporun çocuk uzmanları tarafından usule uygun şekilde hazırlandığını gerekçe gösterip, mağdur hakkında yeniden rapor aldırılması talebini reddetti. Duruşma eksiklerin tamamlanması için ertelendi.Felat BOZARSLAN / DİYARBAKIR, (DHA)
Çiçek: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e Teşekkürlerimi Sunuyorum"
Çiçek, makamını geçici olarak Mehmet Emin Yurdakul Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Ayşe Kurt'a bıraktı.Çiçek, makamında kendisini ziyaret eden çocuklara, 23 Nisan'ın, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının tarihini anlattı. Çiçek, 'Bugün hem sizin hem bizim bayramımız. Sadece sizin değil tüm dünya çocuklarının da bir manada bayramıdır' dedi. 'GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM' Meclis Başkanlığı makamına oturan Ayşe Kurt isimli öğrenci, 'Gurur ve heyecan var. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açan bugünü biz çocuklara armağan eden ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e teşekkürlerimi sunuyorum. Ne kadar teşekkür etsek az gelir. Bugünün ve geleceğin büyüklerinin ülkemizdeki ve dünyadaki tüm çocukların, büyüklerin 23 Nisan ulusal egemenli ve çocuk bayramını kutluyor güzel bir bayram geçirmenizi diliyorum' diye konuştu. '18 YAŞINA KADAR OY KULLANAMIYORUZ SİYASETE DE KARIŞAMAYIZ' Meclis Başkanlığı makamına oturan Ayşe Kurt isimli öğrenci, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularından ziyade, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na ilişkin olan sorularını kabul etti. Ayşe Kurt, Meclis'teki kavgalara ilişkin bir soruya, 'Ben çocuğum. 23 Nisan ile ilgili sorun. milletvekillerini biz seçtik. Bizim seçimimiz. 18 yaşına kadar oy kullanamıyoruz. Dolayısıyla siyasete de karışamayız' diye yanıt verdi. 'TEMENNİ EDERİZ EN KISA ZAMANDA BİR KADIN MECLİS BAŞKANI OLUR' Çiçek, 'Ben 25. Meclis başkanıyım. Hiç kadın meclis başkanı olmadı. Temenni ederiz en kısa zamanda bir kadın meclis başkanı olur. Böylece bir eksikliği gidermiş oluruz. Sen bu anlamda bir mesaj veriyorsun' dedi. ÇİÇEK, 'CENGE GİDERKEN' İSİMLİ ŞİİRİ OKUDU Çiçek, Şair Mehmet Emin Yurdakul'un 'Cenge Giderken' isimli şiirinin 'Ben bir Türk'üm; dinim, cinsim uludur; Sinem, özüm ateş ile doludur' mısralarını okuyarak çocuklara tarih ve edebiyat hakkında daha fazla bilgiye sahip olmaları nasihatinde bulundu. Çocukların anlattığı Nasrettin Hoca fıkrası ve Temel fıkrası Meclis Başkanı Cemil Çiçek'i ve diğer çocukları güldürdü. Fırat KESKİNKILIÇ- Hakime TORUN / ANKARA (DHA)