Scarlett Johansson Haberleri

Scarlett Johansson ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Scarlett Johansson ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

En Az 10 Defa İzlediğin Film: Her Sahnesi Aklımızda!
Bazı filmler vardır; aradan yıllar geçse de ilk izlediğiniz günkü heyecanı yaşatır. Bir sahnesine denk geldiğinizde kumandayı bıraktırır, dijital platformlarda karşınıza çıktığında ise kendinizi bir kez daha izlerken bulursunuz. Biz de sizin için IMDb'nin en sevilen yapımları arasından tekrar tekrar izlenen filmleri derledik. Peki siz en az 10 defa hangi filmi izlediniz?
Scarlett Johansson'ın Beklenen Bilimkurgusu !F İstanbul'da
Scarlett Johansson’ın erkekleri baştan çıkararak yok eden bir uzaylıyı canlandırdığı, yılın beklenen bilimkurgusu ‘Under the Skin (Derinin Altında)’, Türkiye’de ilk kez 13 Şubat’ta başlayacak 13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek.Radiohead’den Massive Attack’e, pek çok ünlü gruba çektiği videolarla ve ‘Sexy Beast’, ‘Birth’ filmleriyle tanıdığımız Jonathan Glazer’ın yönettiği ‘Under The Skin (Derinin Altında)’, kendisine seksi bir kadın imajı vererek erkekleri avlayan tehlikeli bir uzaylıyı anlatıyor. Yolda gördüğü yalnızca belirli özelliklere sahip otostopçu erkekleri arabasına alan ve onları baştan çıkararak yok eden uzaylı rolünde Scarlett Johansson’ı izleyeceğimiz bu etkileyici bilimkurgu, Kuzey İskoçya’nın donuk ve sessiz manzarası eşliğinde seyirciyi büyülüyor. Michel Faber’ın Türkçede de yayımlanan aynı adlı kitabından uyarlanan ‘Derinin Altında’, “İnsanın derisinin altında yatan şeyler hayvanınkinden ne kadar farklı?” sorusunu soran çarpıcı bir fikre doğru ilerliyor. David Bowie’nin oynadığı 1976 tarihli klasik bilimkurgu ‘The Man Who Fell to Earth/Dünyaya Düşen Adam’ın kadın versiyonu olduğu yorumları yapılan film, İngiliz görüntü yönetmeni Daniel Landin’in kusursuz çalışması ve Micachu kısa adıyla tanınan İngiliz besteci ve şarkıcı Mica Levi’nin yılın en iyi soundtrack’leri listesinde mutlaka yer alan müzikleriyle yılın kült olmaya aday filmlerinden biri.ZETE
Yenilmezler 'Baba' Serisinden İlham Aldı
'Yenilmezler / Avengers' filminin yönetmeni Joss Whedon, serinin devam filmi hakkında konuştu 'Yenilmezler / Avengers' filminin Oscar adayı başarılı yönetmen Joss Whedon, sevilen Marvel serisinin devam filmiyle ilgili açıklamalarda bulundu. AlloCiné'ye 'Yenilmezler / Avengers'ın devam filmi 'The Avengers: Age of Ultron'ın 'Baba / Godfather' üçlemesinden esinlendiğini söyleyen Whedon, Francis Ford Coppola'nın 'Baba / Godfather' serisinin kendisi için büyük bir ilham kaynağı olduğunu belirtti. 'Yaratmaya çalıştığım proje hem 'Baba' serisinin 2. filmini temel alıyor' diyen yönetmen, 'O, birçok şeyin iç içe geçtiği, çok başka bir film. Ama onu anlatmama gerek bile yok' diye konuştu. Filmin kendini oldukça iyi anlattığını ve açıklamaya gerek olmadığını söyleyen Whedon, 'İlk filmle farklı bir dünyaya girdiniz ve 2. filmle bunu daha da ileriye taşıdınız. İşte benim de 'Yenilmezler 2' ile yapmak istediğim şey bu' diye konuştu. 'The Avengers: Age of Ultron' filmi, Demir Adam (Robert Downey Jr.), Thor (Chris Hemsworth), Kaptan Amerika (Chris Evans), Kara Dul (Scarlett Johansson), Şahingöz (Jeremy Renner), Hulk (Mark Ruffalo), Quicksilver (Aaron Taylor-Johnson) ve Scarlet Witch (Elizabeth Olsen) ekibinin James Spader'ın seslendireceği mekanik düşman Ultron'a karşı dünyayı kurtarmak için savaşını anlatacak.Milliyet Sanat
Scarlett Johansson İsrail'i Çok Sevdi
Dünyaca ünlü oyuncu Scarlett Johansson, SodaStream adlı İsrail firmasının yeni reklam yüzü olmasının ardından, 2007’den beri birlikte çalıştığı Oxfam’la yollarını ayırdı. SodaStream firmasının fabrikası, Filistin topraklarını işgal eden Maale Adumim bölgesinde bulunuyor.Scarlett Johansson, Oxfam’ın küresel elçiliği görevini bıraktı. Dünyadaki yoksulluk ve adaletsizliğe karşı çalışmalar yürüten Oxfam’ın küresel elçiliğini 2007 yılından beri yürüten Johansson’un Ocak ayında İsrailli SodaStream’le reklam kampanyası anlaşması yapması, tartışma yaratmıştı.İçecekleri karbonatlamak için kullanılan makineler üreten SodaStream firmasının fabrikası, Kudüs yakınlarındaki Maale Adumim’deki İsrail yerleşiminde bulunuyor. İsrail, buradaki toprakları 1967’deki savaş sırasında işgal etmişti. Filistinlilere ait bu topraklardaki İsrail yerleşimleri, hem Cenevre Sözleşmesi hem de uluslararası hukuka göre yasadışı.Scarlett Johansson’un dünya elçisi olduğu Oxfam, senelerdir İsrail’in yasadışı yerleşimlerine karşı bir duruş gösteriyor ve işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilere de yardım ve hizmet götürüyor. Oxfam, 2012 yılında yayınladığı bir bildiride, İsrail’den “yasadışı yerleşim bölgelerindeki inşaatlara ve uluslarası yasalara göre illegal olan, aynı zamanda da Filistinlilerin geçim kaynaklarına zarar veren politikalarına hemen son vermesini” talep etmişti.İsrail’e karşı yürütülen boykot kampanyası, ABD’de önemli bir siyasi başlık. Birçok akademik kurum, yasadışı yerleşimler sebebiyle İsrail’e yaptırım uygulanması için kampanya yürütüyor. ABD yönetimi, kimi zaman yetkili ağızlardan yerleşimlerin durdurulması çağrısı yapsa da bunun gerçekleşmesi için hiçbir adım atmıyor. Aksine, bu yerleşimlere siyasi ve ekonomik destek veriyor. Oxfam’ım Scarlett Johansson konusunda sessiz sedasız hareket etmesinin sebebi ise boykot kampanyasıyla Johansson fiyaskosu arasında bağ kurulmasının organizasyonu bu gergin siyasi başlığın içine çekecek olması.Küresel yardım kuruluşları, yaptıkları kampanyalara daha çok ilgi çekebilmek için ünlülerle çalışmayı tercih ediyor. Bu birlikteliğin mutualist bir tarzı var: Yardım kuruluşları ünlülere gösterilen ilgiden yararlanarak amaçlarına ilgi çekebiliyor ve olası bağışçılarla tanışabiliyor; ünlüler de “yardım¬severlik”lerini kullanarak duyarlı yönlerini parlatabiliyor. Scarlett Johansson’un Oxfam’la ilişiğini kesip yoluna SodaStream’le devam etmesi durumunu ise “dünyadaki sıkıntılara ilgi gösteren aktrist” sıfatının, reklam anlaşması kadar “verimli” olmamasıyla açıklamak mümkün.
'Çok Tatlısın Ama Filistin ile Pek Alakalı Değilsin'
FİLİSTİN'i işgal ettiklerini söyleyerek daha önce İsrail'e boykot çağrısı yapan efsanevi Pink Floyd grubunun solisti Roger Waters, reklamını yaptığı, işgal altında üretim yapan Soda Stream fabrikasıyla ilgili 'İki topluluk arasında barış köprüsü kurmak için eşsiz bir fırsat' diyen ABD'li aktris Scarlett Johansson'ı sert dille eleştirdi. Johansson, İsrailli markaya reklam yüzü olduktan sonra kendisini eleştiren Oxfam yardım kuruluşundaki elçilik görevini geçen hafta bırakmıştı. Walters, önceki gün Facebook'ta yayınladığı yazısında, İsrail'de konser verecek şarkıcı Neil Young'a ve Scarlett Johansson'a mektup yazdığını ama cevap almadığını söyleyerek ikiliyi eleştirdi. Walters şu ifadeleri kullandı: Genç Scarlett'e bir-iki soru sormak istiyorum. Scarlett örneğin İsrail hükümetinin kuzeydeki Necef çölündeki bir Bedevi köyünü tamamen yok ettiğinin farkında mısın?.. Scarlett, Filistinli işçilerin reklamını yaptığın fabrikada eşit şartlarda, eşit kazançlarda, eşit haklarda çalıştığını iddia etmişsin. Gerçekten eşit haklara sahipler mi. Oy hakları var mı mesela. Yolları kullanabiliyorlar mı? Temiz içme suları var mı? Hayır bu haklara sahip değiller. Eee, senin bahsettiğin eşit haklar neler o zaman... Scarlett, kesinlikle çok tatlısın. Ama eğer Soda Stream'ın barış köprüsünü kurduğunu düşünüyorsan kesinlikle meseleyle pek alakalı değilsin demektir' dedi. Hürriyet  | Gerçek Gündem
Woody Allen'a Cinsel Taciz Suçlaması
Hikaye 1992 yılına kadar gidiyor. Ünlü yönetmen Woody Allen’ın evlendiği Mia Farrow ile evlatlık aldıkları Dylan, henüz 7 yaşındayken küçük kızın ve annenin iddiasına göre Allen’ın tacizine uğruyor. O dönem dava açan anne, yoğun baskılar ve sözlü saldırılar altında, küçük kızın da zarar görmemesi adına davayı geri çekiyor. Woody Allen’ın bu saldırıyı gerçekleştirip gerçekleştirmediği hukuk önünde net değil, keza kendisine açılan davalar da düştü. Ancak bugün, Woody Allen’ın evlatlık kızı Dylan, New York Times yazarı Nicholas Kristof’a kaleme aldığı bir mektubu ulaştırarak konuya yepyeni bir boyut kazandırdı. Dylan, yazdığı mektubunda Woody Allen’a Golden Globe ödülü verilmesine, Hollywood camiasına oldukça tepkili ve kendisi taciz iddialarını yinelemenin de ötesinde, ilk kez kamuoyu önünde konuşarak ‘iddia edilen’ tacize kendi penceresinden bir bakış sunuyor.Nicholas Kristof’un mektuba yazdığı önsözle başlayacak olursak, Kristof, davanın açıldığı 1993 yılında yaşananların Woody Allen’ın sevgilisi Mia Farrow’dan ayrılmasının ve Allen’ın evlatlık kızını taciz ettiği iddialarının manşetleri kapladığını, ancak bugün ilk kez olayın merkezindeki ismin, Dylan Farrow’un (yaşananlardan dolayı iki kez isim değiştirdi, önce Eliza, sonra Malone adını aldı) konuştuğunu yazıyor. Woody Allen’ın iddiaları reddettiğini ve hiçbir zaman ceza almadığını hatırlatan Kristof, masumiyet karinesine dikkat çekiyor. Ancak bu mektubu paylaşma gerekçesi olarak, Allen’ın Golden Globe hayat boyu başarı ödülü almasının ödülün uygunluğu tartışmasını alevlendirmesini gösteriyor, buradaki asıl meselesinin ise ünlü birinin hayatından ziyade bir cinsel istismar iddiasının varlığı olduğunu söylüyor. Kristoff, konu hakkında son günlerde bütün tarafların bir şeyler yazıp konuştuğunu, ancak olayın merkezindeki ismin ne düşündüğünü hiçbir zaman tam olarak duyamadıklarına dikkat çekiyor. Dylan’ın mektubunun tam metni şöyle: “En sevdiğiniz Woody Allen filmi hangisi? Cevap vermeden önce şunu bilmelisiniz: Ben 7 yaşındayken, Woody Allen benim elimden tutup beni evimizin ikinci katındaki kiler benzeri loş tavan arasına götürdü. Bana karnımın üzerine yatmamı ve kardeşimin elektrikli tren setiyle oynamamı söyledi. Ardından bana cinsel saldırıda bulundu. Yaparken benimle konuştu, iyi bir kız olduğumu ve bunun sırrımız olduğunu fısıldadı, birlikte Paris’e gideceğimizi ve filmlerinde yıldız olacağımı söyledi. Raylar üzerinde dolaşıp dururken o oyuncak trene baktığımı hatırlıyorum. Bugün bile hala, oyuncak trenlere bakmayı güç buluyorum. Hatırlayabildiğim süre boyunca babam bana hoşlanmadığım şeyler yapıyordu. Beni kendisiyle yalnız kalmam için sık sık annemden, kardeşlerimden ve arkadaşlarımdan uzaklaştırıp götürmesinden hoşlanmıyordum. Ağzıma başparmağını sokmasından hoşlanmıyordum. O iç çamaşırlıyken yatağa gidip yorganın altına girmek zorunda olmaktan hoşlanmıyordum. Çıplak kucağıma kafasını dayayıp nefes alıp vermesinden hoşlanmıyordum. Bu karşılaşmalardan kaçınmak için yatağımın altına kaçar veya banyoya saklanırdım ancak o beni her seferinde bulurdu. Bu normal olduğunu sandığım şeyler çok sık, çok rutin, çok yetenekli bir biçimde annemden gizlenerek gerçekleşiyordu ki, eğer annem bilseydi beni korurdu. Babaların çocuklarına böyle tutkuyla bağlandıklarını sanıyordum. Fakat tavan arasında yaptığı şey bana farklı geliyordu. Sırrı artık saklayamadım. Anneme, Woody Allen’ın bana yaptıklarını kendi babasının da ona yapıp yapmadığını sorduğumda, alacağım cevabı gerçekten bilmiyordum. Tetikleyeceği fırtınadan da haberim yoktu. Babamın, kardeşimle* cinsel ilişkisini kullanarak bana uyguladığı cinsel istismarı örtbas edeceğini bilmiyordum. Anneme, beni savunduğu için yalancı diyeceğini, ve onu benim kafama istismar düşüncelerini sokmakla suçlayacağını bilmiyordum. Hikayemi doktordan doktora, tekrar tekrar anlatmak zorunda bırakılacağımı, kavrayamadığım bir hukuk savaşı içinde yalan söylediğimi itiraf etmek için zorlanacağımı bilmiyordum. Bir noktada, annem beni oturttu ve bana yalan söylüyorsam başımın belaya girmeyeceğini, tüm söylediklerimi geri alabileceğimi söyledi. Geri alamadım. Hepsi gerçekti. Fakat güçlüler hakkındaki cinsel istismar iddiaları çok daha kolay düşüyor. Benim kredibiliteme saldırmaya hazır uzmanlar vardı. İstismar edilmiş bir çocuğu yakmaya hazır doktorlar vardı. (*-Dylan’ın üvey kardeşi Soon-Yi Previn, Mia Farrow’un önceki evliliğinden evlatlık. Woody Allen’ın o dönem reşit Soon-Yi ile 1992 yılında ilişkisi olduğu ortaya çıkmış, ikili halen birlikteler. Kanunen yasal üvey babası olmasa da Woody Allen, o dönem medyada Soon-Yi Previn’in üvey babası olarak telaffuz ediliyordu-zete) Bir ön duruşmanın babamın ziyaret haklarını elinden almasının ardından annem, Connecticut eyaletinin muhtemel suç bulgularına rağmen suçlamaları sürdürmeyi, savcının ifadesiyle “çocuk mağdurenin hassaslığı sebebiyle” reddetti. Woody Allen hiçbir suçtan ceza almadı. Bana yaptıklarının yanına kalması bütün büyüme sürecim boyunca aklımdan çıkmadı. Başka küçük kızların yanında bulunabilmesine izin verdiğim yönündeki suçluluk duygusu içimi kapladı. Erkekler tarafından dokunulmaktan ödüm patlıyordu. Yeme bozukluğu hastalığı gelişti. Kendimi kesmeye başladım. Bu işkence Hollywood tarafından daha kötü bir hale dönüştü. Değerli birkaç kişi (kahramanlarım) hariç herkes görmezden geldi. Belirsizliği tercih edip “Ne olduğunu kim bilebilir” demeyi ve hiçbir sorun yokmuş gibi davranmayı çoğunluk daha kolay buldu. Ödül törenlerinde aktörler kendisinden övgüyle bahsetti. İstismarcımın suratını her görüşümde -posterlerde, tişörtlerde, televizyonda – yalnız kalıp dağılana kadar panik halimi kontrol altında tutabildim. Geçen hafta, Woody Allen son Oscar’ı için aday gösterildi. Fakat bu sefer, dağılmayı reddediyorum. Çok uzun süre, Woody Allen’ın kabul edilişi beni susturdu. Ödüller ve onurlandırmalar, benim susmamı ve uzaklaşmamı isteyen kişilerin bir mesajıymış, bana yönelik kişisel bir azar gibi geldi. Fakat cinsel istismarları atlatan ve bana uzanan kişiler – beni desteklemek ve öne çıkma yönündeki korkularını paylaşmak, yalan söyledikleri iddiaları, hatıralarının kendi hatıraları olmadığı yönündeki suçlamaları – bana sessiz olmamam konusunda, sadece diğerlerinin bile susmamasını sağlamak adına, bir neden verdiler. Bugün kendimi şanslı sayıyorum. Mutlu bir evliliğim var. Muhteşem erkek ve kız kardeşlerimin desteği arkamda. Bir sapığın evimize getirdiği kaostan bizi kurtarma gücünü içinde bulmuş bir annem var. Fakat diğerleri hala korkuyor, hassaslar ve gerçeği söyleme konusunda mücadele veriyorlar. Hollywood’un gönderdiği mesaj onlar için önemli. Ya sizin çocuğunuz olsaydı Cate Blanchett? Louis CK? Alec Baldwin? Ya bu sen olsaydın Emma Stone? Veya sen, Scarlett Johansson? Beni küçük bir kızken tanıyordun Diane Keaton. Beni unuttun mu? Toplumun cinsel saldırı ve istismar mağdurlarını hayal kırıklığına uğrattığının canlı bir örneği Woody Allen. Kendi 7 yaşındaki kızınızın Woody Allen tarafından tavan arasına götürüldüğünü hayal edin. Adı anılınca hayatı boyunca baş dönmesi yaşayadığını düşünün. İşkencecisini kutlayan bir dünya hayal edin. Hayal ediyor musunuz? Şimdi en sevdiğiniz Woody Allen filmi hangisi?”Zete
Bu Hafta 7 Yeni Film Vizyonda
Yönetmen Spike Jonze'un, Altın Küre'den 'En iyi Senaryo', Amerikan Film Enstitüsü'nden (AFI) 'En İyi Film' ödülleri kazanan uzun metrajlı filmi 'Aşk', izleyici ile buluşuyor. Bu hafta 2'si yerli 7 film vizyona girdi.. 'Aşk' Ödüllü yönetmen Spike Jonze'un, Altın Küre'den 'En iyi Senaryo', Amerikan Film Enstitüsü'nden (AFI) 'En İyi Film' ödülleri kazanan uzun metrajlı filmi 'Aşk', izleyici ile buluşuyor. Yalnızlık ve yaratıcılık sıkıntısı çeken bir yazarın dram ve komediyle yoğrulan öyküsünü beyaz perdeye taşıyan filmin başrolünde Joaquin Phoenix yer alırken, Scarlett Johansson da gizemli bilgisayar uygulamasına sesiyle hayat veriyor. 'Vampir Akademisi' Vampir filmi hayranları tarafından merakla beklenen 'Vampir Akademisi' filmi, 35 ülkede çok satanlar listesinde uzun süre yerini koruyan altılı seri 'Vampir Akademisi'nin sinemaya uyarlanan ilk bölümü. Tüm dünyada 14 Şubat'ta vizyona girecek olan filmin sonraki bölümlerinin de 14 Şubat tarihlerinde vizyona girmesi planlanıyor. 'Harry Potter' ve 'Alacakaranlık' serilerinden sonra büyük beğeni toplaması beklenen filmin yönetmen koltuğunda Mark Waters oturuyor. Zoey Deutch, Lucy Fry ve Sarah Hyland gibi oyuncuların rol aldığı film, Aziz Vladimir Akademisi'nde öğrenim gören yarı vampir, yarı insan Rose Hathaway ile genç vampirlerin yaşadıkları büyüme sürecini anlatıyor. 'Balayı' Koray Baliç'in yönetmenliğini yaptığı 'Balayı' filminde, Seda Tosun, Emre Kılıç ve Bertan Ceylan gibi oyuncular rol alıyor. Gerilimsevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefleyen filmin konusu şöyle: 'Ülkenin en zengin iş adamlarından biri olan Uğur, çok ünlü bir oyuncu olan eşi Gül'ü, sürpriz balayı için Kaleköy'e götürür. Uğur, Gül'le baş başa kalmak için ise köylüleri köyden göndermiştir. Balayından bir hafta önce tanışıp, yıldırım nikahı ile evlenen çift, günler geçtikçe ilişkileri ile ilgili bir hesaplaşmanın içine girerler. Uğur'a göre Gül, dilinin altında bir bakla saklıyor gibidir. Zaman geçtikçe çiftin arasındaki bu gerilimli durum çözülmez ve Uğur bu saklı olanı ortaya çıkardığında kıyamet kopar.' 'Bi Küçük Eylül Meselesi' Kerem Deren'in yönetmen koltuğunda oturduğu 'Bi Küçük Eylül Meselesi'nin başrollerini Farah Zeynep Abdullah ile Engin Akyürek paylaşıyor. Bozcaada'nın büyüleyici atmosferinde geçen çarpıcı bir aşk hikayesini beyaz perdeye taşıyan film, ezber bozan kurgusuyla sinemaseverleri şaşırtacak. Film, İstanbul'un en popüler semtlerinden birinde yetişmiş Eylül ile Bozcaada'nın huzurlu ve sakin ortamında kendi halinde yaşayan Tekin'in tesadüflerle başlayan sıra dışı birlikteliklerini konu alıyor. 'RoboCop' Jose Padilha'nın yönetmenliğini yaptığı 'RoboCop'un oyuncu kadrosunda, Joel Kinnaman, Gary Oldman ve Michael Keaton dikkat çekiyor. Bilimkurgu sevenlerin ilgisini çekmesi beklenen filmin konusu, şöyle: '2028 yılında, robot teknolojisinde dünya lideri olan OmniCorp, her şehirde bir RoboCop hayal etmektedir ve programın başarılı olması için engel tanımayacaktır. Fakat o makinenin içinde, hala adalet için savaşan bir insan vardır.' 'Sadece Aşıklar Hayatta Kalır' Başrollerde Tom Hiddleston ile Tilda Swinton'ın yer aldığı 'Sadece Aşıklar Hayatta Kalır'ın yönetmenliği ve senaryosu Amerikan bağımsız sinemasının başarılı ismi Jim Jarmusch'a ait. Mia Wasikowska, John Hurt ve Anton Yelchin gibi önemli isimlerin de rol aldığı filmde, çok bilinmeyen genelde yeraltı camiasının tanıdığı bir müzisyen olan vampir Adam ile kendisi gibi vampir olan sevgilisi Eve'in tükenmeyen aşkları ve Eve'in küçük kız kardeşi Ava'nın bu aşkı sekteye uğratması konu alınıyor. 'Sonsuz Aşk' 'Sonsuz Aşk'ın başrollerini genç oyuncular Alex Pettyfer ve Gabriella Wilde paylaşıyor. Shana Feste'in yönetmenliğini yaptığı film, David ve Jade isimli iki gencin, sınırları zorlayan aşk hikayesini, aşklarına sahip çıkmak uğruna yaşadıkları sıkıntıları ve karşılarına çıkan engelleri anlatıyor. AA
Scarlett Johansson ve Kate Winslet'ten 'Sıfır Makyaj' Pozu
Dünyaca ünlü aktrisler Scarlett Johansson ve Kate Winslett, hiç makyaj yapmadan Vanity Fair objektifinin karşısına geçti Scarlett Johansson ve Kate Winslet Vanity Fair'ın Hollywood sayısı için makyajsız halleriyle objektif karşısına geçti. Hollywood yıldızlarını kırmızı halı üzerinde gece makyajlı halde şık tuvaletleriyle ya da dergi kapaklarında yüksek dozajda fotoşopla görmeye alışkın olanların ezberi, Scarlett Johansson ve Kate Winslet'ın Vanity Fair'e verdiği pozlarla bozuldu. Vanity Fair’in Hollywood sayısı için makyajsız halleriyle poz veren iki ünlü isim, ödüllü fotoğrafçı Chuck Close ’a poz verdi. Üstelik fotoğraflara herhangi bir teknik rütuş ya da oynama yapılmadı. Vanity Fair’e yaptığı açıklamada makyajsız poz vermenin ciddi bir cesaret gerektirdiğini söyleyen Close, daha önce bu şekilde Helen Mirren , Oprah Winfrey ve Brad Pitt gibi isimlerin fotoğraflarını da çekmişti.T24
Kara Dul Filmi mi Geliyor?
Marvel'ın sayılı kadın karakterlerinden Black Widow'un (Kara Dul) filminin çekilme ihtimali üzerinde duruluyor Marvel evreninin öne çıkan sayılı kadın kahramanlarından Kara Dul / Black Widow karakteri üzerine bir film yapılma ihtimali söz konusu. İlk olarak 'Demir Adam 2 / Iron Man 2' filminde seyirci karşısına çıkan Kara Dul karakterini ünlü oyuncu Scarlett Johansson canlandırmıştı. Marvel'ın başkanı Kevin Feige, Total Film'e yaptığı açıklamada Kara Dul karakterinin 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' ve ' The Avengers 2: Age of Ultron' filmlerinde genişçe yer bulacağını, aynı zamanda kendisine ait bir filmin çekilmesinin de ihtimaller dahilinde olduğunu belirtti. Feige, 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmiyle ilgili olarak 'Bu filmde Kara Dul'un geçmişini, nereden geldiğini ve olduğu kişiye nasıl dönüştüğünü göreceğiz' diye konuştu. Onun hakkında daha çok şeyi, onu temel alan bir filmde öğrenmenin harika olabileceğini söyleyen Feige, bu konuda da kimi çalışmaların sürdürüldüğünü açıkladı. 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmi, modern hayata adapte olmaya çalışan Kaptan Amerika'nın bir yandan da SSCB döneminde özel kuvvetler içerisinde yetiştirilen ve Winter Soldier (Kış Askeri) adı verilen bir düşmana karşı dünyayı korumak için mücadele veriyor. Verdiği mücadele de ona destek olmak için Johansson'ın canlandırdığı Kara Dul ve Anthony Mackie tarafından canlandırılan Falcon da ona yardıma geliyor. Milliyet Sanat