onedio
Şimdi de Zehirli Tişört Alarmı
Antalya’da tişört ithal eden bir firmanın ürünlerinde, kansere neden olduğu belirtilen ‘aromatik amin’ maddesi tespit edildi.TÜRKİYE zehirli ayakkabıların şokunu henüz atlatamamışken, bu defa da zehirli tişört skandalı patlak verdi. Antalya’da motosiklet tutkunları için ‘Harley Davidson’ baskılı tişört ithal eden bir firmanın ürünlerinde kanserojen ‘aromatik amin’ maddesine rastlandı. Çin menşeli tişörtlerin Belçika’daki depodan 22 Ekim 2014 tarihinde satın alındığı ve Halkalı Gümrük Müdürlüğü üzerinden firmanın Antalya’daki mağazasına gönderildiği belirlendi. Ancak Gümrük Müdürlüğü’nde alınan numunelerde yapılan ‘azo boyar’ testi ‘olumsuz’ çıktı ve kanserojen madde bulundu. Durum sağlık Bakanlığı’na iletildi.‘SADECE 10 ÜRÜNDE’ SAVUNMASIHabertürk’ün ulaştığı ithalatçı firma Ant Motor’un yetkilileri ise, olayı doğruladı, ancak ‘aromatik amin’ maddesi tespit edilen ürünlerin piyasaya sürülmediğini savundu. Kanserojen maddenin sadece 10 adet üründe ortaya çıktığını belirten firma yetkilileri, “Tişört, ceket, gömlek gibi 218 parça ürün ithal edildi. Testlerde sadece 10 adet tişörtte bu madde bulundu. Tişörtlerin 2’si gümrükte imha edildi, 8 parça da gümrük gözetiminde tutuluyor. Kanserojen maddeli ürünlerin satılması veya geriye toplatılması gibi bir durum söz konusu değil. Firmamızı zor durumda bırakmak için sanki tüm ürünler böyleymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor” dedi.!‘UZUN DÖNEM MARUZ KALINMAMALI’TÜRK Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın: “Bu tür kanserojen maddelere uzun dönem maruz kalmak riskli. Ancak ardı ardına yasaklı madde içeren ürünlerin ortaya çıkması, bunların yaygın kullanıldığını gösteriyor. Devlet denetimleri çok sıkı tutmalı.”HABERTÜRK
2014’te Yaşanan En Önemli 10 Sağlık Olayı
2014 yılında sağlıkta birçok dönüm noktası yaşandı. Sosyal medyada farkındalık kampanyaları düzenlendi, daha uzun yaşamın kapıları aralandı, tüm diyetleri unutturan yeni diyet çeşitleri ve hayatımızı kolaylaştıracak yepyeni buluşlar ortaya çıktı. 2014 yılı sağlık açısından oldukça hareketli ve umut verici bir yıl oldu. İşte 2014'te sağlıkta yaşanan en önemli 10 olay:
IMDB'ye Göre 2014 Yılının En İyi 10 Filmi
16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar. Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel'ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam'a gidecek ve Hazel'ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten'i bulmaya çalışacaklardır...Josh Boone’un yönetmenliğini üstlendiği film, John Green’in romanından Scott Neustadter ve Michael H. Weber tarafından uyarlandı. Filmin başrollerindeyse Shailene Woodley, Ansel Elgort ve Willem Dafoe yer alıyor.
Çağımızın Hastalığı Kanser Hakkında Bilmemiz Gerekenler
Kanser, hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA'da) yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder fakat immün sisteminin çeşitli sebeplerden dolayı bozulması sonucu mutasyonlu hücreler ölmeyip, bölünmeye başlarlar
Vejeteryanlar İçin 9 Önemli Protein Kaynağı
Vejeteryanlar ve veganlar hayatları boyunca 'Peki proteini nasıl alıyorsun?' sorusuyla karşılaşırlar.  Buyrun cevapları;(Yumurta ve süt ürünleri dışında, veganların da yiyebileceği besinler)
TBMM'de Bütçe Görüşmelerinde Neler Yaşandı?
etiket
TBMM'deki bütçe konuşması sırasında CHP'yi darbecilikle suçlayan Başbakan Davutoğlu'na muhalefet sıralarından sert tepkiler yükseldi. Konuşmasına ara vermek zorunda kalan Davutoğlu, 'Mısır'daki darbecilerle el sıkıştığınız için bu sözü söyledim' diye açıklama yaptı.Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM'deki bütçe görüşmeleri sırasında muhalefetin eleştirilerine cevap vermek için kürsüye çıktı. Davutoğlu konuşması sırasında CHP'ye yönelik 'darbeci' sözleri Genel Kurul'da gerilimi artırdı.Davutoğlu Mısır'daki darbeden bahsettiği sırada sarf ettiği, 'Darbecilerle problemimiz var. Sizlerle olduğu gibi. Sizler de darbecisiniz' sözleri CHP sıralarında büyük tepki yarattı. CHP'liler sıra kapaklarına vurup protesto Davutoğlu'nu protesto ederken bazı muhalefet milletvekilleri de ayağa kalkarak sert sözlerle tepki gösterdi. Bazı AK Partililer de ayağa kalkarak alkışladı.Oturumu yöneten TBMM Başkanı Cemil Çiçek konuşmasına 5 dakika kadar ara vermek zorunda kalan Davutoğlu'dan CHP'lilerin talebi üzerine sözlerine açıklık getirmesini istedi.Davutoğlu, 'Darbe yapılan Mısır’a heyet gönderdiğini için size darbeci dedim. Gidip darbecilerin elini sıktığınız için darbeci dedim' diyerek açıklama yaptı.
Reklam
2014'e Damga Vurmuş, Mutlaka İzlemeniz Gereken En İyi 18 Film
Chefhttp://www.imdb.com/title/tt2883512/Carl Casper şık bir restoranda çalışan bir baş aşçıdır. Kendi mutfağına ait yemekleri nefistir ama lokantanın menüsüne bağımlı çalıştıkça yaratıcılığı ve ona bağlı olarak da yemeklerinin lezzeti düşüşe geçer. Üstelik önemli bir gurmenin yemekleri hakkında yaptığı olumsuz eleştiriler Carl için bardağı taşıran son damla olur.
Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 94 İşçi İşten Atıldı
Maltepe Üniversite Hastanesi’nde Dev Sağlık-İş’e üye olan 94 işçi işten atıldı. İşten atmalarla ilgili herhangi bir açıklama yapılmazken, hastane bahçesinde değerlendirme yapan işçiler direnişe başlama kararı aldı.Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 94 işçi sendikaya üye oldukları ve sendikal faaliyetlerde bulundukları için işten atıldı.Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çalışan 94 işçi sendikaya üye oldukları ve sendikal faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle işten atıldı. Kendilerine işten atıldıkları yönünde haber verilmeyen işçiler sabah işe geldiklerinde kovulduklarını öğrendi. Geçtiğimiz hafta ilk olarak 4 çalışanı işten çıkaran hastane yönetimi bu sabah 94 çalışanın işine son verdi.SABAH ŞOK YAŞADILARMaltepe Üniversite Tıp Fakültesi Hastanesi’nde temizlik kadrosunda çalışan 94 işçi işten çıkartıldı. Bugün (6 Aralık) sabah saatlerinde gece vardiyasından çıkan ve gündüz vardiyasına gelen işçiler hastane yönetimi tarafından çağrılarak işten çıkartıldıkları bildirildi.Yaklaşık iki aydır hastanede süren örgütlenme çalışmalarına yönelik yönetimin engelleme faaliyetlerine işten atmalara eklenirken, daha önce de sendika üyelerine önerilen türlü tekliflere türlü rüşvetlere rağmen örgütlenme çalışmaları hız kesmeden devam ediyordu.‘BİZ ATTIK, TAŞERON İSTERSE ÇALIŞIRSINIZ’Üniversite hastanesi yönetimi temizlik işlerini taşeron firmaya devredeceklerini ve bundan sonra işçilerin isterlerse veya taşeron firma kabul ederse hastanede çalışabilecekleri, bundan sonra ki iş akitlerinin ise hastaneyi bağlamadığı söylendi.İşten atmaların ardından işçiler iş başı yaptırılmazken, hastane önünde ki bekleyişi sürüyor. Hastane önünde Dev Sağlık-İş sendikası Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve yönetim kurulu üyeleri de bulunuyor.Sendika üyesi işçiler işten atmaların hukuksuz olduğunu belirtirken, “Ne taşeron firmaları kabul edeceğiz nede işten çıkarmalara boyun eğmeyeceğiz” diyerek hastane önünden ayrılmayacaklarını ifade etti. İşten atılan işçiler arasında 15-20 yıldır hastanede çalışan işçilerin olduğu belirtilirken, kanser tedavisi gören bir işçinin de olduğu bildirildi.ÇERKEZOĞLU: HAKSIZLIĞA BOYUN EĞMEYECEĞİZSağlık işçilerinin taşeron koşullarında çalışmayı kabul etmediklerini ifade eden Dev Sağlık-İş sendikası Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise, “Daha önce 4 arkadaşımız işten çıkarıldı. Bu sabah da 94 arkadaşımız işten çıkarıldığını öğreniyor. Bu arkadaşlarımız arasında yeni ameliyat olmuş raporlu bulunanlar var, birçok insan şuan mağdur durumdadır. Haksızlığı boyun eğmeyerek çalışanların işlerine geri dönmesi için hastane önündeki bekleyişimizi sürdüreceğiz” dedi.Kısa bir süre önce hastanede örgütlenme çalışması yürüten Dev Sağlık-İş sendikasının 4 üyesi sendikal faaliyet yürüttükleri için işten çıkartılmıştı. İki gün önce (4 Aralık) örgütlenme çalışmaları yürüten 4 isçinin isten atılması ve üniversite yönetiminin sendikal örgütlenmeyi engellemesine yönelik olarak hastane çalışanları vardiyalarına toplu giriş ve toplu çıkışlarla bir uyarı eylemi gerçekleştirdi.Evrensel
Reklam
Baba Bingöl'den Oğlunun Sözlerine Tepki
Yavuz Bingöl, Ahmet Hakan'a verdiği röportajda 'Tayyip Bey'in annesine küfredildi, o da Berkin'in annesini yuhalattı. Bu çok insani' deyince çok tepki çekti. Tepki gösterenlerden biri de Yavuz Bingöl'ün babası Yılmaz Bingöl. Baba Bingöl, ''Keşke ben de Alzheimer olsaydım da bunları görmeseydim'' diyor.İzmir'de yaşayan Yılmaz Bingöl, 'Oğlum adına Berkin'in ailesinden özür dilerim' diyerek başladı söze... Sonra da oğluna tepkisini dile getirdi...Yavuz düşünmeden konuşuyorÜç-dört gündür uyuyamıyoruz. Yavuz'un toplumda büyük antipati uyandıran, gerçek Atatürkçüleri, devrimcileri ve biz Alevi kitlesini üzen bu davranışlarını tasvip etmiyoruz. Yavuz'u benden daha iyi tanıyan olmaz. Büyük oğlum Yavuz düşünmeden konuşuyor. Ancak eleştirilerin linç edilme haline dönüşmesi de beni üzer.Yavruma yazık, psikolojisi bozukYıllardır gelip gitmiyor. Geçinemiyoruz. Ama evladımdır. Yavruma yazık, psikolojisi bozuk. Yavuz toplumun sanatçısıydı. Artık kasetleri kırılıyor. 30 yıllık emeğini 3 günde heba etti. İnsanın en büyük düşmanı kendisi.Yavrum gaf yapıyor(Yavuz Bingöl'ün 'Babam, Alevi olduğumuz anlaşılmasın diye benim ismimi Yavuz, kardeşimin ismini de Oğuz koydu demesi) Bu bir yalandır. Zavallı yavrum gaf yapıyor. Ben harp okulundan ayrılıp, öğretmen okulunun yatılı kısmındaydım ve Yavuz'un doğduğu gece orada bulunamadım. Ağabey İstanbul'daydı. Kamil ismini düşünüyorlar. Doğumu yaptıran doktorun ismi Yavuz'muş. 'Babası Yılmaz ile uyumlu olur' diye bu adı önermiş. Biz geçmişteki olaylara takıntılı insanlar değiliz.Atadan, dededen CHP'liyizBiz atadan, dededen CHP'liyiz. Kılıçdaroğlu'nun adaylığında Yavuz onun için geceli gündüzlü çalıştı. Belki siyasette kendine bir yer edinmeyi istemiş olabilir. Ama bu konuda onun adına konuşmayayım.Yavuz İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, ücretsiz veya düşük ücretler karşılığında CHP'li belediyelerin yanında olmuştur. Şimdi nasıl böyle oldu, anlamıyorum. Yavuz şaşkın. Tezcanlı olmasına, düşünmeden hareket eden yapısına bağlıyorum. Yavuz özünde iyi bir insandır.Keşke ben de Alzheimer olsaydımAnnesi rahatsız (Alzheimer) olduğu için gıyabında konuşmayı doğru bulmuyorum. Keşke ben de Alzheimer olsaydım da bunları görmeseydim.Kardeşi de Yavuz'dan şikayetçiDiğer oğlum Oğuz Almanya'da yaşıyor. Geçen ekimde onun evinde misafir oldum. Oğuz da Yavuz'dan çok şikayetçi. Zannedildi ki biz Yavuz'dan para istiyoruz, o da bize bakmıyor. Hayır. Para gönderse ben kabul etmem. Benim için 'kumar oynuyor' denilmiş. Ben kumar bilmem. Kahvehaneye bile gitmem. Üç-dört yıldır Yavuz ile görüşmüyorduk. Kanser olmama rağmen... Geçen mart ayında Yavuz bana telefon etti. 'Baba yanımda kız arkadaşım var. Sizinle tanışmak istiyor' dedi. 'Kapımız açık' dedim. Geldiler, bir akşam bende kaldıar. Yavuz'un bana maddi yardımı üçer, beşer bin lira olmak üzere toplamda 30 bin lirayı geçmez. Benim askerliğinden itibaren ona harcamalarım, verdiğini karşılar.Yavuz'un dik durmasını isterdimBen bu iktidarın anti demokratik uygulamaları karşısında Yavuz'un dik durmasını isterdim. Solcu olup da sağın nimetlerinden faydalanmak için sağa geçen, yalakalık yapan, mevki makam kapan, milyarları kazanan insanların yolunda yer almamalıdır.'''' Yavuz'un adına özür dilerim''Sözcü Gazetesi'ne konuşan Yılmaz Bingöl, Berkin Elvan'ın ailesinden özür dilediğini belirterek, ''Berkin Elvan, İsmail Korkmaz ve diğerleri... Hepsi evladım. Berkin ve annesine yapılan muameleye karşı dururum. Yavuz'un adına onlardan yüz defa özür diliyorum. Yavuz'un villaları vs. var. Gözü daha başka yerlerde... Yükselmek istiyor. Belki de yönünü siyasette makam mevki edinme rotasına yöneltmiş olabilir. Geçen yaz telefonda Yavuz'a 'Oğlum, Gezi'de insanlara zulmeden, gençleri öldüren, kör eden bir anlayışla nasıl yan yana olursun? Onların yanına nasıl gidersin? Onlarla nasıl türkü söylersin' diye sordum. Bana 'Peki baba ben milletvekili olursam ne yapacaksın? Evlatlıktan ret mi edeceksin' ifadelerini kullandı.CNN Türk
Gerçek Boyutlu Oyuncak Bebeklerde Yaşam Sevinci ve Mutluluk Bulan İnsanlar
Fotoğrafçı Benita Marcussen, gerçek boyutlu oyuncak bebeklerde aradığı teselliyi bularak hayata tutunan insanların fotoğraflarından oluşan yeni bir çalışma hazırladı. Bu çalışmanın ana amacı, insanlar ve oyuncak bebekler arasındaki sevgiyi ve bağlılığı ortaya koymaktı. Yetenekli fotoğrafçıya göre başarıya ulaşıldı ve birbirinden ilginç fotoğraflarla insan-oyuncak bebek ilişkisi gözler önüne serildi. İşte o fotoğraflar;
Reklam
Kanser Hastası Çocuklara Tacizde Bulunan Doktora 22 Yıl Hapis
İngiltere'de, kanser hastası çocuklara tacizde bulunduğu tespit edilen bir doktor 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı.41 yaşındaki Myles Bradbury, Cambridge'deki Addenbrooke Hastanesi'nde 2009-2013 yılları arasında 18 çocuğa tacizde bulunduğunu kabul etmişti.Myles Bradbury'nin kabul ettiği suçlamalar arasında bir çocukla cinsel ilişkiye girmek, altı çocuğa cinsel saldırıda bulunmak ve 16 binden fazla 'uygunsuz' fotoğrafı izinsiz çekip saklamak da var.Yargıç Bradbury'e, işlediği suçlarla 'güveni fazlasıyla kötüye kullandığını' söyledi.Lösemi uzmanı doktor Aralık ayında gözaltına alınmıştı.BBC Türkçe
'Meyve Suyu İçmeyin'
'Süpermarket tipi beslenme bağırsaklardaki yararlı bakterileri azaltıyor, doğal beslenmeye önem verilmeli'Türk Gastroenteroloji Derneği(TGD) tarafından düzenlenen Uluslararası katılımlı 31. Ulusal Gastroenteroloji Kongresi, Antalya Belek’te gerçekleştirildi. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı Prof. Dr. Hakan Şentürk, süpermarket tipi beslenmenin bağırsaklardaki bakterileri azalttığına dikkat çekerek, doğal beslenmeye önem verilmesini istedi ve ' meyve suyu içmeyin, meyve yiyin' önerisinde bulundu.'Kafa karıştıran diyetlerden uzak durulması gerek'Cumhuriyet'te yer alan habere göre, Prof. Dr. Şentürk, sık sık gündeme gelen ve kafa karıştıran diyetlerden uzak durulması önerisinde bulunarak, son zamanlarda sıkça gündeme gelen diyetlerin spekülatif olduğunu belirtti. Prof. Dr. Şentürk, 'Onu yemeyin, bunu yiyin. Bunların sonu gelmez. Acıkınca yiyorsanız, karnınız doyduğu zaman sofradan kalkıyorsanız ve hep hareket halindeyseniz sorun yok ama bunları yapmıyorsanız Karatay ya da başka diyet önerilerinin eline düşeceksiniz” diye konuştu.'Çok lezzetli gıdadan uzak durun'Kilo alımında en büyük etkenin hareketsiz yaşam olduğunu kaydeden Prof. Dr. Şentürk, 'Organizmanın şişmanlığa karşı koruyucu bir önlemi yok. Elini uzattığınız her yerde kalorili gıda bulacağınız yer var. Acıkınca yemiyoruz. Masaya oturduğumuz zamana iyi yiyoruz. Beslenme ile  ilgili sorunu kilolu insanlar yapıyor. Beslenme ilgili çok çeşitli reçeteler, çok spekülatif reçetelerdir. Ekmek yemeyin, zeytinyağı yiyin, tereyağı yemeyin türü benzer spekülasyonların sonunun gelmesi mümkün değil. Günümüzde tereyağı yemek doğru değil. Çünkü günümüzde çok oturuyoruz. Yani aslında bir eski deyim var. ‘Kendinizin doktoru olun.’ Eğer acıkınca yemek yiyorsanız sıkıntı yok, fakat gözünüz doyuncaya kadar yiyorsanız sıkıntı vardır.  İnsanı algılama organları kendisini yanıltabiliyor. Doğal bir sebze ve meyve için bunu söyleyemeyiz tabi ama onun haricinde aldığınız gıda çok lezzetliyse zararlı demektir. Aldığınız gıdanın şekeri, tuzu az derseniz o sağlıklıdır. Çok lezzetli gıdadan uzak durun' şeklinde konuştu.'Ya doğal yiyeceğiz, ya hacmi küçülteceğiz'Gıdalara konulan katkı maddeleriyle ilgili de önemli bir açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şentürk, 'Ben meyve suyu içmem, meyve yerim örneğin. Herkese her şeyin doğalını öneririm, ancak günümüz beslenme sisteminde doğal gıda alabilmek pek mümkün değil. Aldığımız birçok gıdada katkı maddesi var maalesef. Bunlardan kaçamayacağımıza göre hacmini azaltacağız. Çok fazla tüketmeyeceğiz. Örneğin her gün yarım kilo yemek zorunda değiliz. Her şeyi ölçüsüyle tükettiğiniz sürece içinde kanserojen madde bile olsa size çok fazla zararı olmaz' dedi.'Vücudumuzda kilolarca bakteri var'TGD İkinci Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Hakan Şentürk, dünyada toplumsal refah arttıkça gastrointestinal sistem hastalıkların (reflü, irritabl barsak hastalığı) da arttığını, yeme alışkanlıklarının değişmesi, artan stres, kanserojenlerle temasın çoğalmasının irritabl barsak hastalığı gibi fonksiyonel, pankreas, kolon tümörü gibi organik hastalıkların görülme sıklığını arttırdığını söyledi. Prof.Dr. Şentürk, Türkiye'de, dünyada uygulanan tüm minimal endoskopik tedavilerin uygulanabilir hale geldiğini de vurguladı.Barsaklarda kilolarca bakteri bulunduğunu ifade eden Prof.Dr. Şentürk, 'Bunların sayıları ve çeşitliliği vücudumuzdaki hücrelerden kat kat fazla. Artık insan kendi hücreleri ve bağırsaklarında bulunan bakterilerle birlikte bir süper organizma olarak kabul ediliyor ve barsak bakterilerinin vücudumuz  kadar önemli olduğu kabul ediliyor. Bağırsak bakterileri çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişmesinde önemli bir faktör olduğu gibi erişkinde de, şişmanlık ve şeker hastalığı gibi metabolik olaylarda önemli bir rol oynuyor. Aynı zamanda bağırsak bakterileri, hassas barsak sendromu ve iltihabi barsak hastalıkları gelişiminde de etkili olabiliyor. Süpermarket tipi beslenme sonucunda bağırsak bakterilerinin çeşitliliğinin azalması çeşitli hastalıklara yol açabiliyor' dedi.'Karaciğer yağlanmasının temel nedeni aşırı beslenme ve egzersiz azlığı'Karaciğer dokusu içindeki yağ oranının sağlıklı koşullarda yüzde 5’ten az olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Şentürk, '9-10 kişiden birinde karaciğer yağlanmasını görüyoruz. Bu oran, yağlanmanın derecesine bağlı olarak yüzde 90’lara kadar çıkabilmektedir. Karaciğer yağlanmasının temel nedeni, çoğunlukla, aşırı beslenme ve egzersiz azlığı, seyrek olarak da yüksek derecede alkol alımı ve genetik hastalıklardır. Alınan yağlar ve şeker yakılarak tüketilmedikleri taktirde karaciğerde yağ birikmesine yol açmaktadırlar. Karaciğerde yağ birikmesinin uzun süre devam etmesi, sertleşme ve sonuçta siroz, karaciğer yetersizliği ve kansere yol açabilmektedir. Toplumda karaciğer yağlanma oranı, son zamanlarda, toplumdaki global şişmanlamanın sonucu olarak, yüzde 15’lere kadar yükselmiştir. Karaciğer yağlanması olan hastalarda, şeker hastalığı, damar sertliği, pankreas ve meme kanseri oranı, yağlanma olmayanlara kıyasla anlamlı olarak yüksektir. Karaciğer yağlanması, toplumda en sık rastlanan karaciğer hastalığının ötesinde, en sık rastlanan hastalıklardan birisi haline gelmiştir. Çoğu zaman sessizdir. Bazen halsizlik, yorgunluk, ve karın sağ üst kısmında şişkinlik, dolgunluk gibi bulgular verebilir' diye konuştu.'Hepatit B ve C virüsü bulaşma yollarına dikkat' Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Necati Örmeci ise, Hepatit B-C virüsü (HCV) dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ünü (yaklaşık 170 milyon kişi) hepatit B’nin 400 milyon insanı efekte ettiğini belirtti. Prof. Dr. Örmeci, 'Hastalığın en temel bulaş yolu hasta bireylerin kan ve kan ürünlerinin sağlıklı bireylere verilmesidir. Aile içi bulaş özellikle tıraş bıçaklarının, diş fırçalarının yanlışlıkla kullanımına bağlı olarak ortaya çıkar. İyi dezenfekte edilmeyen cihazların tanı veya tedavi amacıyla insanlarda kullanılması bulaşa yol açabilir. Cinsel yolla bulaş yüzde 1’in altındadır. Bağımlılık yapan ilaçların damardan veya kalçadan kullanımı, vücuda uygulanan dövmeler, eşcinsellik, berberler bulaşı kolaylaştıran faktörler olarak bilinir' ifadelerini kullandı.'Çölyak'ın teşhisi geç oluyor'İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Hastanesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi  Doç. Dr. Emrah Alper de ince bağırsakların gıdaları emen bağırsak kısımlarında vücudun kendi kendine oluşturduğu hasara bağlı olarak gıdaların yeterince emilmemesine 'Çölyak' hastalığı dendiğini belirterek, buğday, yulaf ve arpa içeren gıdaların içindeki gliadın adlı proteinin bağırsakta oluşturduğu alerji olduğunu söyledi. Doç. Dr. Alper, 'Çölyak hastalığı ileri hastaların bağırsaklarında emici yüzeylerde oluşan hasara bağlı olarak emilim kusuru oluştuğunda hastalar kansızdır, belirgin zayıftır, adetleri düzensizdir, geç adet görmeye başlamıştır, bağırsak rahatsızlık hissi mevcuttur. Ancak çölyak hastalarının çoğunda bu kadar ileri düzeyde şikayet olmadığı için teşhis konulamamakta ya da geç aşamada teşhis konulmaktadır. Uzun yıllar kansızlık çeken hastaların bir kısmında aslında çölyak hastalığı nedeniyle oluşan demir emilim eksikliğine bağlı kansızlık mevcuttur. Uzun süredir adet düzensizliği olan kadınların bir kısmında aslında çölyak hastalığı mevcuttur. Büyüme, gelişme geriliği ile beraber yaşından daha geç zamanlarda adet görmeye başlayan ya da adet göremeyen kızlarda mutlaka çölyak hastalığı da akla gelmelidir' dedi.'Buğday ve türevlerinden uzak durmalılar'Çölyak hastalarının hayatları boyunca buğday, arpa, yulaf ve bunlardan üretilen ya da bunlarla temas eden gıdalardan uzak durması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Alper, 'Eğer diyete sıkı uyarsanız şikayetleriniz 1 ayda düzelmeye başlayacaktır. Ancak diyetinizi 1 gün bile bozarsanız tekrar başa dönme riskiniz yüksektir. Ülkemizde artık çölyak hastaları için diyet ürünleri ve gıdalar mevcut. Sağlık Bakanlığı, belediyeler ve çeşitli dernekler bu konuda size gereken yardımı yapabiliyor' şeklinde konuştu.'Akşam yatmadan önce yenilen yemek reflüyü tetikler'Dr. Alper, reflüyü yemek borusunun yanması olarak tanımlayarak, şunları kaydetti: 'Hemen hemen her gün göğüs kafesinizde yanma ve ağrı hissediyorsanız, siz muhtemel reflü (mide asidinin yemek borusuna geri kaçması) hastasısınız. Muhtemelen eskiden beri benzer şikayetleriniz var ve önemsemiyorsunuz. Unutmayın ki mide asidinin yemek borusuna kaçması ve bazen de yemek borusunun alt kısımlarında hasar oluşturması olarak tanımlanan reflü hastalığı yemek borusu kanserine de neden olabiliyor. Sigara kullanmanın, fazla alkol tüketmenin, akşam yatmadan önce yemek yemenin reflüye neden olabildiğini biliyoruz. Hayat standardınızda değişiklikler yaparak, şikayetlerinizde azalma olup olmadığı anlanabilir.''Üç kişiden biri hazımsızlık çekiyor'Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Bahçecioğlu da hazımsızlığı, 'Üst karın orta bölgesinde hissedilen, yemeklerden sonra oluşan ve rahatsız edici dolgunluk hissi, erken doygunluk, ağrı ve yanma hissi yakınmaların olmasıdır. 3 kişiden birinde bu yakınma var. Hazımsızlık nedeni çoğunlukla organik ve yapısal bir bozukluğa bağlı olmaz. Çoğu zaman endoskopi dahil yapılan incelemelerde çok ciddi bir patolojik bulguya rastlanmaz. Mideden beyine gelen uyarıların algılamasında ve yönetilmesinde değişiklik olması, psikososyal faktörler ve midedeki helikobakter pylori enfeksiyonu buna neden olur. Müzmin seyredebilir. Hastalığın selim karakterli olduğu hastaya ifade edilmelidir. Özellikle yağlı gıdalar, çok fazla yemek, çok çeşit yemekte yakınmaların artmasına neden olur' diye konuştu. Hazımsızlık karşısında yapılması gerekenleri ise Prof. Dr. Bahçecioğlu şöyle sıraladı:'Yağlı gıdaların tüketimi azaltılmalıdır. Mide asit salgısını inhibe eden ilaçlar, bazı hastalarda düşük doz antidepressan ilaçlar fayda ediyor. Hazımsızlık nadiren daha ciddi hastalıklara bağlı olabilir. İleri yaşlarda birden bire başlayıp ve devam ediyorsa, açıklanmayan kilo kaybı varsa, ilerleyici yutma güçlüğü varsa, demir eksikliğine bağlı kansızlık varsa, kusma varsa, ailede kanser öyküsü varsa mutlaka tetkik edilmelidir.''Karaciğer olimpiyatları Türkiye'de olacak'Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastoenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve 24. Asya Pasifik Karaciğer Kongresi(APASL 2015) Başkanı Prof. Dr. A. Kadir Dökmeci,  12-15 Mart 2015 tarihleri arasında İstanbul’da, HEBIPA-Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği ev sahipliğinde gerçekleştirilecek kongrenin Türkiye’de bugüne kadar karaciğer hastalıkları alanında düzenlenen en büyük bilimsel etkinlik olacağını ve bir ‘olimpiyat’ niteliğinde etkinlik olduğunu kaydetti. Asya Pasifik Karaciğer Derneği’nin (APASL) 3,5 milyardan fazla insanı ilgilendirdiğini dile getiren  Prof. Dr. Dökmeci, 'APASL tarihinde ilk defa, Avrupa’ya köprü olan İstanbul gibi bir merkezde kongresinin düzenlenmesi, sadece Asya-Pasifik bölgesine değil, Avrupa, hatta Amerika kıtasına hitap eden bir etkinlik haline gelmesine imkan vermektedir. Kongre düzenleme kurulu ve bilimsel program kurulu da bu doğrultuda, her 3 kıtayı kucaklayan bir program hazırlamıştır' diye konuştu.T24
Britney Spears'ı Sevmek İçin 7 Neden
1. İçimizden Biri 'Evet o Britney Spears. 200 milyondan fazla kayıt satışı, 6 #1 numara albüm sahibi olan. 2 Diamond albüme, 400'den fazla ödüle sahip ve 200 milyon dolardan fazla serveti var ama Starbucks kuyruğunda pijama giymiş halde bekliyor.'Britney Spears diğer starların aksine günlük yaşamında sadelikten yana olan bir sanatçı.Mümkün olduğunca abartıdan kaçınan Britney'i Starbucks kuyruğunda pijama veya eşofmanlarıyla görmek mümkün.Britney bu yönüyle ilgili bir röportajında 'Ben oldukça normalim, bilirsin!Herkes gibiyim, herkesinki gibi olan sıradan bir günü severim.' demiştir.
Reklam
Dövme Kanser Yapar mı?
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahinin işlerinden birisi de cilt kanserleridir. En sık görülen cilt kanserleri  arasında bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom ve malign melanom sayılabilir. Risk grubu ise Beyaz tenli renkli gözlü insanlardır. Çevresel faktörler ise toplam güneşe maruz kalma süresidir. Vücutta kansere dönüşebilecek cilt lezyonlarıda risk faktörleri arasında sayılabilirDövme cilt kanseri yapar mı?Ben dövme üzerinde gelişmiş cilt kanseri görmedim. Gördüğümüz cilt kanserleri uzun yıllar güneş altında çalışan açık tenli insanlardı. Bilimsel literatüre bakmak için Pubmed i açtım. Dövme cilt kanseri arasındaki ilişkiyi araştıran makaleleri inceledim. Dövme üzerinden cilt kanseri gelişmesinin bilimsel değeri vardır ve yayın olarak bilimsel dergilerde kabul görür.Dövmenin ne kadar yaygın olduğunu söylememe sanırım gerek yok. Cilt kanserleri de sık görülen kanserler arasındadır. 2012 yılına kadar 50 dövme üzerinde gelişmiş cilt kanseri bildirilmiş (Kluger N. 2012) Dövmeye siyasi yada dini olarak karşıysanız, bu yayınlar yeterli argüman oluşturur.Bilim istatistik ile konuşur. Bilimsel gerçeklikten bahsedebilmek için İstatistiksel olarak anlamlı olması gerekir. Milyonlarca dövmeden 50  cilt kanseri gelişmesi İstatistiksel olarak yeterli kabul edilmez. Kluger ve arkadaşları cilt kanseri ve dövme arasındaki ilişkiyi  tesadüfi olarak değerlendirmişlerdir.Cilt kanseri ile sebep sonuç ilişkisi ancak ultraviole ışınları ile kurulabilir.Dövmenin bazı siyasi görüşler tarafından hoş karşılanmaması sonucu kanser yapar diyenlere, her siyasi görüş tarafından yaygın kullanılan kaş konturunun da bir dövme olduğunu da belirtmek gerekiyor.Dövme kanser yapar mı?- Bilimsel olarak hayırGüzel bir hafta dilerim.Dr. Barış Çakır
Hamilelikte Spor Yapanların Normal Doğum Şansı Yüzde 58 Daha Fazla
9 aylık hamilelik sürecinde anne adaylarını birtakım fizyolojik değişiklikler bekliyor.İlk 3 ay yaşanan bulantı ve kusmalar 20. haftadan itibaren beliren karın büyümesiyle gelişen bel ve kasık ağrıları, bunlara sadece birer örnek. Oysa sağlıklı spor ve düzenli beslenmeyle bu sorunları aşmak mümkün.Fransız dermokozmetik markası Lierac’ın anne adayları için verdiği eğitimde konuşan Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Faruk Onur Başeğmez, sporun hamileler için faydalarını anlattı.1- DAHA AZ KİLO Yapılan araştırmalara göre spor yapan anne adayları yapmayanlar göre 7 kilo daha az kilo alıyor.2-DAHA KOLAY DOĞUM Kuvvetli karın kasları ve güçlü pelvik taban sayesinde normal doğumdaki ağrılara annenin itici gücü de eklenince rahat normal doğum kaçınılmaz hale geliyor. Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre spor yapan kadınlarda yapmayanlara oranla normal doğum oranı yüzde 58 daha fazla.3-DAHA DÜŞÜK DİYABET RİSKİ 28-40 haftası arası rastlanan ani bebek ölümü, yüksek doğum ağırlığı gibi riskler taşıyan gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) riski spor yapanlarda yüzde 27 daha az.4-DAHA AZ KABIZLIK Anne adayları gebelik boyunca östrojen hormonunun yükselmesi nedeniyle kabızlık ve buna bağlı gelişen hemoroitlerden şikâyet eder. Düzenli yapılan egzersiz ve sıvı tüketimi bu şikâyetleri büyük ölçüde azaltmaktadır.5- DAHA ÇOK ENERJİ DAHA YÜKSEK MORAL Gebelik boyunca çizgi film izlerken ağlayan anne adayları sıkça görülür. Düzenli yapılan spor anne adaylarının psikolojisi üzerinde olumlu etki yapar.6- DAHA AZ SEZERYAN Düzenli yapılan yoga, pilates ve esneme egzersizleri pelvik tabanı, relaksin denilen bir hormon aracılığıyla gevşetir ve bu sayede sezaryen doğum olasılığı azalır.7-DAHA AZ ÖDEM Hamileliğin son döneminde vücutta dolaşımda gelişen bir takım hormonal etkilerden dolayı bacak şişmeleri görülür. Düzenli egzersiz ile bu durum önlenebilir.8- DAHA RAHAT UYKU Gebeliğin son döneminde gelişen uykusuzluk için de düzenli spor birebir.9-DAHA FİT BİR GÖRÜNTÜ Gebelikte artan kilolar, karın kaslarının ayrılması (diastesis rekti) , şişen bacaklar tüm bunlar görsel anlamda anne adaylarını mutsuz eder. Düzenli egzersiz bu durumların gelişmesini engeller.HANGİ TİP EGZERSİZ?Egzersiz seçiminde hamileleri hamilelik öncesi spor yapan ve yapmayan anne adayları olmak üzere 2 gruba ayırmak gerekir. Yapılan çalışmalar gebelik öncesi aktif spor hayatı olan kişilerin gebeliğinde var olan bir risk olmadığı sürece rutin aktivitelerine devam etmesinde bir sakınca olmadığı yönündedir.Gebelik döneminde spor yapmaya başlayacak anne adayları ise yürüyüş, yüzme, gebelik pilates, fitness ve yoga yapabilir. Ancak tüm bunlar konusunda deneyimli kişisel antrenör takibinde yapılmalıdır. Çünkü bütün bu antrenmanlar için gebeliğe özel durumlar ve hareketler olacaktır.
Reklam
Bursa'da Termik Santral Tartışması
Bazı sivil toplum kuruluşları, Bursalıların sağlığını olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle şehir içine termik santral kurulmasına karşı. Santrali inşa edecek DOSAB ise 'Karşımızda doğalgaz lobisi var' diyor.'Yeşil Bursa' son yıllarda yeşilinden çok şey kaybederek hızla sanayileşti ve Türkiye'nin dördüncü büyük sanayi kenti oldu.Bu hızlı sanayileşmeyi sürdürebilmek için yeni bir buhar ve elektrik santrali kurulması planlanıyor.Bazı meslek odaları ve çevre örgütleri, kent içine kurulacak Demirtaş Buhar ve Elektrik Üretim Santrali'nin çevre sağlığını bozacağı görüşünde.Kentte kurulan Termik Santrale Hayır Platformu, Bursa’nın yaşanmaz bir yere dönüşeceğini söylüyor. Meslek odaları, çevre örgütleri ve halkın bir bölümü santralin yapılmasına karşı.Termik santrali yaptıracak olan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB) yönetimi ise santralin çevreye ve toplum sağlığına zararlı olmayacağını savunuyor. Şu anda Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu bekleniyor.Proje gerçekleşirse, termik santral saatte 390 ton buhar ve 49,9 MW elektrik üretecek. Bu üretim için günlük bin 200 ton kömür ve 150 ton kireç taşı yakılacak.“Çocuklarımızın kanser olmasını istemiyoruz”Santralin kurulması planlanan bölgeye yakın mahallelerde oturanlar tedirgin. 1988’den bu yana Panayır Mahallesi’nde oturan Nurcan Başboğa da onlardan biri. Başboğa, “Evimin yanında santral istemiyorum. Çocuklarım için kaygılanıyorum. Çocuklarımızın kanser olmasını istemiyoruz” diyor.Santralin yapılmasına karşı kadınların oluşturduğu girişimin bilgilendirme toplantısına gelinini ve torunlarını da alarak gelen Dudu Mat, “Otuz yıldır biz buradayız. Evimizin yanına santral kurulmasını ister miyiz?” diyor.“100 bin kişinin sağlığı etkilenebilir”Bursa Tabip Odası bir kitapçık yayınlayarak santralin halk sağlığına tehdit oluşturabileceğini dile getirdi. Bursa Tabip Odası Başkanı ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Toplum Sağlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala’ya kurulması istenen santralin olası etkilerini sorduk.Pala, Bursa'da daha önce kurulan ve halen faaliyette olan Orhaneli Termik Santrali'ni örnek verdi:'2004- 2005 yıllarında Orhaneli Termik Santrali yakınında yaşayan insanların bundan etkilenip etikenmediklerini araştırmak için bir buçuk yıl süren bir araştırma yaptık. Bir de santrale 30 kilometre mesafede bir kontrol grubu aldık. Her iki grubun akciğer solunum fonksiyon testlerini ve diğer bulgularını inceledik. Her iki grubu karşılaştırınca termik santralin yakınındaki insanların akciğer solunum fonksiyonlarında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğunu kanıtladık ve bunu uluslararası bilimsel bir dergide yayınladık.'Bu durumun DOSAB’taki santral için de geçerli olup olmayacağı sorusuna ise, “DOSAB’da kömür yakılarak enerji üretecek bir santralin bunlara yol açmaması için herhangi bir bilimsel kanıt elimizde yok. DOSAB'ın termik santali en az 100 bin kişinin ciddi şekilde sağlığının olumsuz etkilenmesi potansiyeline sahip bir termik santraldir” yanıtı aldık.“Enerjiye ihtiyaç var ama çevre gözardı edilmemeli”Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Bursa İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sözcüsü ve Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Remzi Çınar da kent içerisinde kömürle çalışan bir santralin kurulmasının hata olduğu görüşünde.TMMOB olarak projeyi her yönüyle incelediklerini belirten Çınar, “TMMOB olarak bir rapor hazırladık. Raporda açıkça söylüyoruz; bu ülkenin enerji üretimine ihtiyaç var ancak çevresel faktörleri gözardı etmememiz gerekiyor” diyor.Havanın değişmesi ile birlikte Uludağ’a kar yağışının da etkileneceği savunan Çınar, “Bacasız sanayi de önemli. Bu santral turizm kenti olan Bursa’nın turizmini de etkileyecek. Dağda kar istiyor turizmcimiz. Bunun kar için engel olduğunu da düşünüyoruz” diyor.“Bursa’nın havası kirli, daha da kirlenmesin”Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) de santrale karşı. Dernek başkanı Murat Demir “Bursa’nın zaten kirli bir havası var. Bunu düzeltmek varken, kirli havayı daha da kötüye götürecek bir santral yapılıyor” diyor.2 bin ailenin bir kış mevsiminde yaktığı kömürün santralde bir günde yakılacağını söyleyen Demir, DOSAB’ın tüm Bursa’ya rağmen birşeyler yapmak istediği görüşünde. Demir, “DOSAB Termik Santraline Hayır' adlı bir platformumuz var. 100’ün üzerinde bileşenden oluşuyor. Aramızda meslek örgütleri, akademik örgütler, hayvan hakları örgütleri, taraftar örgütleri var. Kentin bütün dinamiklerini kapsayacak bir platformuz. Bu santrali DOSAB yönetiminin dışında kimse savunmuyor ve bu kent de üç beş sanayiciden oluşmuyor” diyor.“Şehrin içerisinde de santral olabilir”Santral projesinin arkasında DOSAB yönetimi var. DOSAB Bölge Müdürü Serhat Şengül akademik oda, çevre örgütleri ve bölgedeki tedirgin vatandaşların aksine kömürle çalışan santrallerin şehrin içerisinde de faaliyet gösterebileceğini savunuyor. Şengül, “Şehri zehirleyeceğiz gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Bu çok yanlış” diyor.Kömürün taşımasından yakılmasına, külün bertarafına kadar tüm planların tesisin şehrin içerisinde olacağı göz önüne alınarak yapıldığını kaydeden Şengül, karşılarındaki grubu ikna etmenin mümkün olmayacağını söylüyor, “Bu santrali dağın tepesinde de yapsak, en ücra yerde de yapsak bu gruplar yine karşı çıkacaklar” diyor.“Kömür santrali için hayal rakamlar”Santralin projesinde görülen olası zararların Avrupa Birliği’ndeki standart değerlerin çok altında olduğunu belirten Şengül, “O kadar yüksek verimlere ulaşıyoruz ki bir kömür santrali için hayal rakamlar” diyor.Sanayi bölgesinin mevcut yapısında ihtiyaç duyulan buharın ayrı ayrı ve kontrollü tesislerde üretildiğini belirten Şengül, “DOSAB'ta 98’i doğal gazlı, 3’ü kömürlü tesis var. Biz bunların hepsini kapıyoruz ve denetlenebilir tek bir tesis yapıyoruz. Sanayi bölgesindeki mevcut fabrikaların oluşturdukları kirlilik ve emisyondan çok daha düşük emisyonlu bir tesis yapıyoruz. Bunun neresi yanlış?” diye soruyor.“Sermaye düşmanlığı yapılıyor”Tepkiler için 'Sermaye düşmanlığı yapılıyor' diyen Şengül buna rağmen herkesin izleyebileceği bir kontrol sistemi önerdiklerini anlatıyor:“Bunlar 7/24 izleme yönetmeliğine tabi. İzlenmemesi gibi bir durum söz konusu değil. Kamuoyuna ikinci bir şey teklif ettik. Devlet yasal olarak izlesin, ayrıca bir heyet kurulsun ve bir danışman şirket seçilsin ve ikinci bir izleme sistemi de oluşturulsun. Bedelini de biz verelim.”Şengül, bölgede yaşayan insanların kaygılarını gidermek için çok sayıda bilgilendirme toplantısı yaptıklarını ve santral için hazırladıkları web sitesinde santrale karşı çıkanların iddialarına yanıt verdiklerini de belirtiyor.“Arkalarında doğalgaz lobisi var”Şengül, 'Bu proje ile Türkiye’nin doğalgaza bağımlılığı azalacak ve Türkiye’nin cari açığı benzer projelerle birlikte azaltılacak' diyor ve Enerji Bakanı ile yaptıkları toplantıda kendilerine “Sizinki gibi 10 tane daha tesis olsun başka bir şey istemiyoruz” denildiğini belirtiyor.Şengül’e göre karşılarındaki grup Türkiye’nin doğalgaza bağımlılığının azalmasını istemiyor.Şengül, “Karşımızdaki grubu hafife almayalım. Bu, uluslararası bir problem. Bunun ardında doğalgaz lobisi var” diyor.Al Jazeera Turk, Okan Yüksel
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
ABD Başkanının Savunma Bakanını istifaya zorlaması ardında, Hagel'in Erdoğan ve Davutoğlu'nun da isteği olan Esad'ın devrilmesini IŞİD stratejisine dâhil etme ısrarı yatıyor.Dün, İran’la nükleer müzakerelerin Haziran 2015 sonuna kadar uzatıldığının açıklanmasından kısa süre sonra ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel’in istifa haberi geldi.Başkan Barack Obama tarafından istifaya zorlanmıştı.
Nargile Dumanı En Tehlikelilerin Arasında
ABD’deki San-Diego Üniversitesi’nin bilim adamları, nargile dumanının, lökoz dahil birkaç kanser türünün oluşumu ve gelişiminden sorumlu kanserojen benzen kimyasalının organizma üzerindeki negatif etkiyi ikiye katladığını tespit etti.Rusya'nın Sesi Radyosu'nun Medical News Today'den aktardığı habere göre benzen, zehirli maddelerin en tehlikelilerinin bulunduğu birinci grupta yer alıyor. En büyük konsantrasyonuna tütün ve kömürde rastlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü, bu zehirli maddenin zararsız düzeyinin bulunmadığını iddia ediyor.Amerikan Kanser Araştırmaları Topluluğu'nun yayımladığı dergide yer alan araştırma kapsamında 105 nargile tüketicisi ile nargile kullanmayan 103 kişiden alınan idrar örnekleri incelendi. İdrar örnekleri, deneklerden sabah ve nargilenin tüketilmesinin ardından olmak üzere iki kez alındı. İncelemenin sonuçlarında, nargile kullanan deneklerden alınan idrar örneklerindeki başta SPMA-asidi (benzen metabolidi) olmak üzere kanserojen kimyasal oranının 4,2 kat arttığı, diğerlerinde bu artışın 2,6 olarak gerçekleştiği kaydedildi.San-Diego Üniversitesi Davranış Epidemiyolojisi ve Halk Sağlığı Merkezi Müdür Yardımcısı Nada Kassem, “Nargile içenlerle iletişim içinde bulunan içmeyen kişiler de yanan kömürün ürettiği yüksek miktarda zehirli madde ve kanserojen emisyon soluyor. Bu yüzden nargile, onu doğrudan kullanmayan kişiler için bile çok tehlikeli” diye açıkladı.Odatv.com
Üniversiteliye Yeni Af Meclis’ten Çıktı
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) kurulmasına ilişkin yasa, Meclis Genel Kurulu’nda eklenen yeni torba hükümlerle genişletilerek kabul edildi.Yasaya göre TÜSEB bünyesinde Türkiye Kanser Enstitüsü, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü, Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü, Türkiye Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kurulacak. Enstitü Başkanı, Sağlık Bakanı’nın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanacak. Başkanlık, görevleri kapsamında Ar-Ge konuları için gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, kamu kurum ve kuruluşları ile vakıflara ait olanlar dahil tüm yükseköğretim kurumlarından talep edebilecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışanlar, başkan tarafından, yapılacak çalışmanın kapsamı ve süresi de dikkate alınarak en çok 3 yıl süreyle TÜSEB’de görevlendirilebilecek. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Tarihi gelecekte Türkiye’nin sağlık alanındaki dinamiklerine çok önemli katkıları olacaktır” dedi.AF VE ATILMA ŞARTLARIYasaya eklenen maddelere göre, üniversitelerde, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler 5 ay içinde geri dönebilecek. Öğrenciler ilişiklerinin kesildiği program üniversitede var ise bu yıl bahar döneminde, eğer yoksa üniversitelerin açıldığı ekim ayında öğrenim görmeye başlayacak. Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamayacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek ve eğitimlerine devam edecekler.YÖK ONAYIYLA ATMAÜniversite öğrencileri 2 yıllık ön lisans programlarını azami 4 yıl, 4 yıllık lisans programlarını azami 7 yıl, 5 yıllık lisans programlarını azami 8 yıl, 6 yıllık lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda. Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile 4 yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ve kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin üniversiteyle ilişiği kesilecek. Düzenlemenin gerekçesi “Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi sebebiyle öğrencilerin ilişiklerinin kesilmemesi esas olmakla beraber, öğrencilerin eğitime devam edip etmeyecekleri bilinmeksizin bu kadar uzun süreler kayıtlarının devam etmesi, üniversiteleri kontenjanları ve bütçe planlamalarını gerçekçi olarak yapamaz duruma getirecektir” diye açıklandı.NİTELİKLİ OPERASYON ZAMMIDevlet hastaneleri, araştırma hastanelerinde, organ nakli, nitelikli yoğun bakım hizmetleri, kök hücre ve kemik iliği nakli gibi yüksek eğitim ve beceri gerektiren operasyonlarla ilgili hekimlere yapılacak ek ödemeler bir kat artırıldı. sağlık bakanlığı’nca, özellikli tıbbi işlemler karşılığı yapılacak ek ödemelerde yüzde 800 ve yüzde 700 oranları bir kat artırılarak uygulanacak. Milli Eğitim Bakanlığı, aday öğretmenlerin sınavlarını yazılı veya yazılı ve sözlü olarak yapabilecek. Veteriner hekimlikte de uzmanlık yapılabilecek. Yeni kurulan devlet üniversitelerinde ortaya çıkan öğretim üyesi açığının kapatılmasına katkıda bulunmak amacıyla vakıf üniversitelerine yapılan görevlendirme 2 yılı geçemeyecek.TAM GÜN UYUMUHekim, diş hekimi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden mesai saatleri dışında özel muayenehanesinde veya özel hastanelerde görev yapanlara üniversite ödeneği ve ek ödeme verilmeyecek. Ancak bu hekimler, muayenehanelerini kapatır ve özel hastanelerden ayrılmak isterlerse 31 Aralık 2014’e kadar bu konudaki beyanlarını görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirmeleri gerekecek. Bu kişilerin en geç 31 Mayıs 2015’e kadar faaliyetleri sona ermiş sayılacak ve çalışma uygunluk belgesi veya izinleri iptal edilecek. Bu süre içerisinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenecek. Bu düzenleme GATA’da çalışan öğretim üyelerine de uygulanacak. Ancak GATA’daki öğretim üyelerine üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmeyecek. Gerekçede, maddenin, Anayasa Mahkemesi’nin tam gün yasasına ilişkin verdiği kararlara uyum amacıyla düzenlendiği belirtildi.Habertürk
Reklam