onedio
Ebola Vakalarının Sayısı 10 Bini Geçti
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ebola virüsüne yakalananların sayısının 10 bini aştığını ve virüs nedeniyle gerçekleşen ölümlerin de 4 bin 922'ye yükseldiğini açıkladı.WHO'nun ebola salgını ile ilgili yayınladığı son raporda, salgından en çok etkilenen üç Batı Afrika ülkesi dışında sadece 27 vaka tespit edildiği belirtildi.Liberya, Sierra Leone ve Gine ebola nedenli ölümlerin en çok yaşandığı ülkeler.Raporda bu ülkelerin dışında sadece 10 kişinin ebola nedeniyle öldüğü belirtildi.Mali'de 2 yaşında bebek ebola kurbanıEbola virüsüne rastlanan son Afrika ülkesi ise Mali oldu.Salgının nedereyse bin kişinin ölümüne yol açtığı Gine'den Mali'ye yüzlerce kilometrelik otobüs yolculuğuyla gelen iki yaşındaki kız bebeğın hayatını kaybettiği belirtildi.Mali'deki ilk ebola ölümü olarak kayıtlara geçen olayın ardından yetkililer virüse yakalandıktan sonra çok sayıda kişlinin bebekle temas kurduğunu ifade etti.Şu ana kadar bebekle temas eden 40 kişinin karantinaya alındığı belirtiliyor.WHO Mali'deki ilk ebola kaynaklı ölümle ilgili bir açıklama yaptı ve 'Bebeğin otobüs yolculuğu boyunca ağır hasta olması özellikle endişe verici. Uzun süreli yolculuk sırasında hvirüsün diğer yolculara geçme riski oldukça yüksek.Annesi Gine'de ebolaya yakalanarak ölen bebeğin Mali'deki akrabalarına götürülürken ebola belirtilerini göstermeye başladığı ifade ediliyor.Batı Afrika ülkeleri Gine, Liberya ve Sierra Leone'de şu ana kadar 4 bin 800 kişi ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybetti.
8 Madde ile Tavukların Yıllar Geçtikçe Korkutan Büyümesi
Tavuklar değişti, sanırım bunu herkes farketmiştir. Günümüzde, etçi civcivler, geçmişe oranla çok daha büyükler ve oldukça hızlı büyüyorlar. Kanada'da yürütülen bir çalışma, günümüzde tavukların neden daha büyük olduğu sorusuna cevap bulmaya çalıştı. Bu çalışmanın ardından elde edilen bilgiler, 26 Eylül 2014 tarihinde, Poultry Science isimli dergide yayınlandı. İncelemenin sonucuna göre, günümüzde tavukların daha büyük olmasının tek sebebi genlerinin farklı olması ve bu nedenle, tavuk yemekte herhangi bir sakınca yok.
Tıp Tarihinde İlk Kez Durmuş Kalbin Nakli Yapıldı
Avustralyalı doktorlar bir ilki gerçekleştirerek durmuş bir kalbi hastaya nakledip hayata döndürdü. Sydney’s St Vincent’s Hospital ve Victor Chang Cardiac Research Institute tarafından geliştirilen yeni bir teknik sayesinde 20 dakika boyunca atmayan kalbi tekrar hastaya nakledip çalıştırmak mümkün hale geldi.Bugüne kadar sadece beyin ölümü gerçekleşen ancak kalbi atmaya devam eden hastaların kalp nakli yapılabiliyordu. Üç hastanın durmuş kalplerini naklettiklerini açıklayan doktorlar, iki hastanın iyileştiğini diğer hastanınsa yoğun bakım ünitesinde olduğunu belirtti. Avustralyalı doktorlar bu yeni teknik sayesinde organ nakli alanında daha fazla ilerlenebileceğini söyledi.Milliyet
İyi Görünen Karın Kasları İçin 6 Basit Hareket
Atletik Fizik Türkiye 2. ve Lets Club hocalarından İlker Dural'ın sizler için hazırladığı, kolayca her yerde yapabileceğiniz bu 6 basit hareketle iyi görünen, sağlıklı karın kaslarına sahip olabilirsiniz.Not: Fotoğraf temsili değil, İlker Hocamıza aittir. :)
Türkiye'de Yağmur Yağdığında Dikkat Etmeniz Gereken 11 Şey
Evet malumunuz kış kapıda, artık yaz aylarını geride bırakıp o soğuk günlere geri dönüyoruz. Ama kışa geri dönerken 3-5 hatırlatma yapmak lazım diye düşündüm kendimce. Malum Türkiye'de yaşıyoruz ve insan hayatının resmen şans eseri devam ettiği bir ülkeyiz.  Yağmur bir doğal durumda olsa, Türkiye'de yağmurdan bile korunmamız gerektiğini düşünüyorum.
MERS Şüphelisi Hastaneden Kaçtı!
VAN'da MERS virüsü taşıdığı şüphesiyle Erciş Devlet Hastanesine başvuran 28 yaşındaki Z.Y., Van'a sevk edileceği sırada kaçtı.Sağlık ekiplerinin yanındayken kaçan Z.Y., yaklaşık 2 saat sonra Muradiye İlçesi yol ayrımında jandarma ekiplerinin çalışması sonucu yakalanarak Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı.Suudi Arabistan'da hac farizasını yerine getirdikten sonra Van'a gelen ve Erciş İlçesi'nde oturan Z.Y. yüksek ateş şikayetiyle Erciş Devlet Hastanesi'ne başvurdu. Z.Y., MERS virüsü taşıdığı şüphesiyle maske takılarak Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.Fakat bunu duyan Z.Y., karantinaya alınacak korkusuyla hastaneden kaçtı. Sağlık ekiplerinin durumu jandarmaya haber vermesiyle birlikte harekete geçen ekipler Z.Y.'yi Muradiye İlçesi yol ayırımında yakaladı. Yaşar, ambulansla Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürülerek tedavi altına alındı.Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'de MERS virüsü şüphesiyle bir hastanın getirileceği haberi üzerine hastanenin Nöroloji servisi saatler öncesinden boşaltıldı. Güvenlik önlemlerinin arttırıldığı hastanede personelde maske taktı.DHA
Reklam
Panik Atak Hastalarının Ağzından, Nöbet Sırasında Ortaya Çıkan 10 Fiziksel Durum
Kaygı yaşayan ve panik bozukluğu olan milyonlarca insan arasında, panik nöbetleri belki de en sık gözlemlenen durum. Panik atak, her bireyde farklı bir şekilde ortaya çıkıyor ve her bireyin bu rahatsızlıkla mücadelesi çok farklı şekilde oluyor. Bu nedenle, panik atak rahatsızlığı için dünya çapında kabul görmüş tek bir tedavi süreci/yöntemi bulunmamaktadır.Boston Üniversitesi'de çalışmalarına devam eden klinik psikolog Todd Farchione: 'Eğer bir birey panik nöbetlerine tutuluyorsa, bu rahatsızlık, o birey için elden ayaktan düşürücü ve oldukça zayıflatıcı bir hal alabiliyor.' Panik nöbetlerinin belki de en kötü tarafı, tahmin edilemez oluşları. Bu ataklar herhangi bir anda gerçekleşebiliyor, birey uykudayken dahi. Ortalama olarak bir panik nöbeti 10 dakika sürüyor, fakat birey üzerindeki etkileri çok daha uzun bir süreye yayılıyor. Panik nöbetleriyle başı dertte olan insanların durumunu anlamak için, bu rahatsızlığa sahip olan insanların deneyimlerini paylaştığı bir Facebook ve Twitter platformu oluşturuldu. Bu çalışmada, genel olarak panik nöbetlerinin 'fiziksel' etkileri ve hastada tarattığı 'hissiyat' göz önünde tutuldu. İçeriğimizde, hastaların paylaştığı deneyimlerden 10 tanesini -kendi sözleriyle ifade edildiği şekilde- bir araya getirdik ve fiziksel olarak gözlemlenen durumları illüstrasyonlar ile anlaşılabilir hale getirmeye çalıştık.
Kanserojen Pirinç mi Yiyoruz?
HDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Ergene Havzası’ndaki kirliliği ve bu durumu dile getirdiği için görevden alınan Dr. Dilek Tucer’i sordu.Ertuğrul Kürkçü, Bakan İdris Güllüce’ye, “Dr. Dilek Tucer’in Edirne Valisi Dursun Ali Şahin tarafından görevden alınmasının sebebi halk sağlığını yakından ilgilendiren bilgiyi kamuoyu ile paylaştığı için midir” sorusunu yöneltti. Kürkçü, Tucer’in de dile getirdiği kanserojen pirinç iddialarına Bakanlık’tan cevap istedi.TBMM Başkanlığı’na Kürkçü’nün verdiği soru önergesi ve gerekçesi şöyle:“9 Eylül 2014 tarihinde Edirne Devlet Hastanesi’nin belirli aralıklarla çeşitli uzman hekimler aracılığı ile halkı bilgilendirmek amacıyla düzenlediği basın toplantısına katılan Gastroenteroloji uzmanı Dr. Dilek Tucer, basın mensuplarına yaptığı bilgilendirme toplantısında uzmanlığı olan şifalı otlar adı altında kullanılan bitkilerin, bilinçsiz ve yanlış kullanımından dolayı kanser tehlikesine sebep olabileceğini anlatmıştır.Dr. Tucer, daha sonra gazetecilerin sorusu üzerine Ergene Nehri’ndeki kirliliği ve çevresine verdiği zararları dile getirerek, “Trakya bölgesinde Ergene Nehri gibi bir sorun varken sadece otlar açısından değil, diğer yediğimiz ürünler konusunda da büyük bir kanserojen etkisi var. Trakya bölgesi için bu çok önemli bir sorun. Özellikle pirinç üretiminde önde gelen bölgelerden birisiyiz. Otları bir kenara bırakıyorum, pirinçte de neredeyse tüm Türkiye’ye bizden dağıtım yapılıyor. Bir otun nereden ve nasıl toplandığı çok önemli, Ergene’yi özellikle söylüyorum çünkü biz organik tarıma yönelmeye başladık ve gastroenterolojik açıdan da Trakya bölgesinde kolon ve mide kanseri özellikle son yıllarda artmış durumda. Bunda tabi sadece Ergene rol oynamıyor. Çernobil’den etkilenen bölgeler arasında Karadeniz’den sonra Marmara Bölgesi geliyor zaten. Bu konu hakkında aslında bilimsel bir çalışma yok. Türkiye’de bildiğim kadarıyla yapılan iki büyük çalışma var. Bu çalışmalar bir hekim tarafından yapılan çalışmalar değil. Özellikle halk sağlığı uzmanları tarafından yapılan bir çalışmada ve yabancı kaynaklı bir çalışmada da Çernobil faciasının Trakya bölgesindeki etkilerinden çokça bahsedilmekte. Gözümüzle de bunu görüyoruz” şeklinde halk sağlığını son derece yakından ilgilendiren konuda açıklama yapmıştır.Açıklama sonrasında Edirne Valisi Dursun Ali Şahin tarafından Dr. Dilek Tucer hakkında soruşturma başlatılmış ve görevden alınmıştır.Ergene nehri yakınında bulunan, başta Çorlu, Çerkezköy, Lüleburgaz’dakiler olmak üzere toplam 2.757 adet sanayi tesisinin Ergene nehrine her gün doğal debisinin üç katı oranında kirli atık su boşalttığı doğru mudur?2011 yılında Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, nehirdeki kirlilik nedeniyle çevrede kanser vakalarının büyük oranda arttığını ve ölümlerin yaşandığını söylemiştir. Bu bilgi araştırılmış mıdır? Araştırılmış ise varılan sonuçlar nelerdir? Araştırılmamışsa nedeni nedir?Bölgede kanser vakalarında 1990 yılından 2014 yılına kadar artış oranı ne kadardır?Trakya bölgesinde üretilen pirinç kanserojen midir?Dr. Dilek Tucer’in Edirne Valisi Dursun Ali Şahin tarafından görevden alınmasının sebebi halk sağlığını yakından ilgilendiren ve yukarıda ifade edilen bilgiyi kamuoyu ile paylaştığı için midir? Ankara ZETE
Reklam
Kekemelik Hakkında Merak Edilen Herşey
Konuşma sırasında konuşmanın düzenli ilerlemesini bozan, konuşmalara duraklama getiren, bazı ses ve sözcüklerin tekrarlanması ya da hecelerin uzatılması ile konu konuşmalarda görülen bozukluğa kekemelik denir.Kekemelik bireyi sosyal ortamdan soğutur. Bireyde kaygı ve üzüntüye neden olur. Bu yüzden birçok kekeme toplumsal baskılar yüzüne psikolojik olarak rahatsızlıklar yaşamaktadır.Kekemeliğin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bazı olayların kekemeliği tetiklediği bilinmektedir. Gerilim düzeyi yüksek olan ailelerde kekemelik daha sık görülmektedir. Kekemelik beyindeki konuşma merkezinin olumsuz etkilenmesi sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Çocuklukta yaşanan endişe ve gerilim kekemeliği tetiklemektedir.Kekemelik görülme olasılığı %3 tür. Yani her 100 kişiden 3 ünde kekemelik görülmektedir. Genellikle küçük yaşlardaki çocuklarda kekemelik çok sık görülmektedir. Kekemelik erkeklerde daha sık görülür. Şehir hayatı yaşayan çocuklarda daha fazla görülmektedir. Gürültünün ve stresin içinde büyüyen çocuklarda kekemelik görülmektedir. Kekemelik en çok 2-7 yaşları arasında görülmektedir. Kekemelik en çok 5 yaşlarında görülür.Kekemelik birçok çocukta ergenliğe geçişle birlikte son bulmaktadır. Bazı çocuklarda görülen kekemelik ergenlikte atlatılmazsa ömür boyu sürmektedir. Bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde kaybolmakta, bunun dışında tedavi edilmeyen vakalar omur boyu sürmektedir. Kekemelik genelde kalabalık ortamlarda, otoriter birisinin karşısında cevap vermelerde, telefona yanıt vermelerde, birinden bir şey isterken, hazırlıksız bir durumla karşılaşıldığında daha sık görülmektedir.Kekemelik için birçok tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.1-Davranış düzenlemesi2-Nefes alıştırmaları3-Gevşeme teknikleri4-Konuşma terapisi5-Ses düzey kontrolü6-Antidepresan ve anksiyolitik tedavileri kekemeliğe iyi geldiği gözlemlenmiştir.kekemeliğin iyileşmesi kekemeliğin tedavi edilmesi kekemelik belirtileri kekemelik görülme yaşı Kekemelik nedenleri kekemelik nedir kekemelik tedavisi
Doğal Doğumda Hypnobirthing ve Diğer Yöntemler
 Doğal doğuma son yıllarda artan yönelimle birlikte, “doğum terapistliği”, “doğum koçluğu” ve “doulalık”  kavramlarıyla daha fazla karşılaşır olduk. Anne adaylarının hamilelik, doğum ve doğum sonrasında yaşadıkları süreçler ve İngiltere Cambridge Düşesi Kate Middleton’ın doğum yöntemi olarak ünlenen Hypnobirthing hakkında Si&Ma Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Sibel Deniz Toledo önemli bilgiler verdi. Anne adayları size daha çok hangi duygu ve düşüncelerle geliyor?Anne adayları genelde korku ve kaygı gibi duygularla bize geliyor. Doğum hakkında doğurmak hakkında genel bir negatif düşünce mevcut. Haberlerde, yakın ve uzak çevreden gelen bilgilerde hep negatif doğum hikâyeleri dinliyoruz. Bunların etkisiyle büyüyor, kadın ve anne oluyoruz. Tabii hamile kalındığında bu korkular en üst düzeye çıkıyor. Doğumun doğal ve sağlıklı bir eylem olduğunu unutmuş durumdayız. Hypnobirthing ve tüm doğuma hazırlık eğitimlerin temel hedefi bu negatif hipnozu tersine çevirmek ve doğumun binlerce yıldır kadınların yaptığı doğal ve sağlıklı bir eylem olduğunu hatırlatmaktır. Korkunun yerine bilgiyi koymak, hem anne adayına hem de bebeğe güven duygusunu yerleştirmektir.Doğum terapisti tam olarak ne yapar?Doğum terapisti hamilelik sürecinde anne adayı ile çalışır. Kalan korku ve kaygıları var ise geçirmeye çalışır. Daha önce yaşanmış düşükler, kürtajlar veya kayıplar var ise onlarla ilgili duyguları temizler. Doğumun yanı sıra doğum sonrasında da annenin 'iyi anne olmak' veya sadece 'anne olmak' ile ilgili varsa kaygılarını çalışır. Annesiyle olan ilişkisine bakar.Doğum terapisti hangi süreçlerde anne adayının yanındadır? Ailenin diğer üyeleriyle görüşür mü? Doğum terapisti, doğum olup anne bebek bağlanması gerçekleşene kadar annenin yanındadır. Gereken her durumda anneyi destekler. Doğumun durduğu, tıkandığı noktalarda anne ile beraber bunun sebeplerini ve çözüm yollarını arar. Anneye güven verir ve “başarabilirsin” duygusunu aşılar. Annenin doğumdan her şekilde pozitif duygularla, pozitif anılarla ayrılmasına yardımcı olur.Doğum terapisti, anne adayının ve eşinin ailesi ile görüşme yapar. Bu süreçte aile içi dinamikleri de anlamaya, bu dinamikleri anne adayının yararına kullanmaya ve doğum sırasında bu dinamikleri anne için organize etmeye çalışır. Ayrıca ailedeki önemli diğer kadın figürlerle de gerekirse görüşür; teyze, hala, kız kardeş gibi... Amaç; anne adayının en iyi psikolojik şartlarda doğum yapmasına yardımcı olmaktır. Doğum anne adayının psikolojisinden direkt olarak etkilenir. Anne adayı ne kadar rahat ve huzurlu olursa o kadar rahat ve huzurlu bir doğum geçirecektir.İngiltere Cambridge Düşesi Kate Middleton’ın doğum yöntemi olarak ünlenen Hypnobirthing’i de çalışmalarınızda kullanıyorsunuz ve “Hypnobirthing Uygulayıcısı Sertifikası”na sahip az sayıda uzmandan birisiniz. Peki Hypnobirthing tam olarak nedir? Ve kullandığınız diğer yöntemler nelerdir? Terapilerde öncelikle psikodrama ekolünden alınan eyleme dayalı teknikleri kullanıyorum. Bunun yanı sıra eğitimlerde ve terapilerde gevşeme ve nefes egzersizleri, bebek ile bağ kurma egzersizlerini bolca kullanıyorum. Hypnobirthing felsefesinin temeli de bu tekniklere dayanmaktadır. Amaç hipnotik metinler  aracılığı ile anne adayının gevşemesini sağlamak ve bu sırada olumlamalarla anne adayına bir anlamda pozitif yükleme yapmaktır. Bu tarz eğitim alan bir anne adayı kendi de doğuma kadar tekrarlar yaparsa, doğumda bu gevşemiş, huzurlu duruma kolayca ulaşabilmektedir.Bu eğitimleri nerelerde veriyorsunuz? Bireysel olarak mı grup olarak mı katılım gerçekleşiyor? Bu eğitimi Si&Ma Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde ve talep olan diğer eğitim merkezlerin de veriyorum. Bu bir grup eğitimi. Önerilen, anne adayının bu eğitime eşi ile birlikte katılması. Bu sayede eşlerinde korkuları ve kaygıları hafiflemekte, böylelikle anne adaylarına doğumda daha aktif bir şekilde destek olabilmekteler. Uzman Psikolog Sibel Deniz Toledo Hakkında:Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2002 yılında mezun olmuştur. Ticaret Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisansı yapmaktadır. 2 yıl Gestalt Terapisi eğitimi almıştır. İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nde Psikodrama Eğitimi almaktadır. Bu eğitim kapsamında Bireysel Psikodrama eğitimini tamamlamıştır. Yetişkinlerle çalışmaktadır. 3 yıl boyunca özel bir huzurevinde yaşlılar ve aileleri ile çalışmıştır. Ailelere yaşlı ebeveyn ile yaşam konusunda Psikolojik destek vermektedir. Doğum Psikologluğu ve Doğum Koçluğu diğer adıyla Doulalık özel ilgi ve çalışma alanıdır. İstanbul Doğum Akademisi’nde Doğuma Hazırlık Eğitimcisi, Doula ve Doğum Psikoloğu olmak üzere 9 ay süren eğitimi tamamlamıştır. Ayrıca ülkemizdeki “Hypnobirthing Uygulayıcısı Sertifikası”na sahip az sayıda uzmandan birisidir. Kurucusu olduğu Si&Ma Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde danışanlarını görmektedir. Danışanlarıyla temelde Bireysel Psikodrama ve BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) ile çalışmaktadır.Si&Ma Psikolojik Danışmanlıkİletişim Danışmanığı: http://www.basindanismani.net
Ebola Aşısı Yolda
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Ebola aşısının ocak ayında kullanıma hazır olacağını duyurdu.DSÖ yöneticilerinden Marie-Paule Kieny, ocak ayında Ebola aşı kampanyasına başlanacağını söyledi. İlk aşamada Ebola ile mücadele eden sağlık personeline aşı yapılacak.Kieny, aşının insanlar üzerinde denendiğini, deneme sonuçlarının aralık ayında alınmasının beklendiğini belirtti.İngiltere'de GlaxoSmithKline, ABD'de ise NewLink Genetics, Johnson & Johnson ve Inovio Pharmaceuticals, Ebola aşısı üzerinde çalışan şirketler arasında yer alıyor.DSÖ'nün verilerine göre salgının Gine, Liberya ve Sierra Leone'de patlak vermesinden bu yana görülen vaka sayısı 9 bini aştı. Bu kişilerin yarısı öldü. Virüs ABD, İspanya, Nijerya ve Senegal'e de taşındı. DSÖ, herhangi bir Ebola vakasının görülmediği Nijerya ve Senegal'i resmen Ebola'dan kurtulmuş ülke ilan etti.Deutsche Welle
Reklam
3 Boyutlu Yazıcı ile Üretilen Kalp Bir Bebeğin Hayatını Kurtardı
Cerrahlar, 2 haftalık bir bebeğe yapılması gereken kalp ameliyatı için 3 boyutlu yazıcı teknolojisinden faydalandı.New York’ta bulunan Morgan Stanley Çocuk Hastanesi‘nde bir ilk yaşandı. Oldukça zor ve tehlikeli bir kalp ameliyatını gerçekleştirmek için cerrahlar, minik bebeğin, normalden oldukça farklı gelişmiş olan kalbinin MRI ile taranmış görüntüsünü kullanarak kalbin 3 boyutlu yazıcı ile basılmış bir kopyasını üretti. Bu karmaşık ve zor ameliyat için üretilen kopyalanmış kalpten yararlanan doktorlar, 3 boyutlu yazıcı ile üretilmiş kalp üzerinde çalışarak ameliyat stratejilerini belirledi.Ameliyatı yapan doktorlardan Dr. Emile Bacha yerel medyaya yaptığı bir ropörtajında, “Bebeğin kalbinde görmeye alışık olmadığımız şekilde delikler bulunuyordu. Ayrıca kalbin çeperi de oldukça farklı bir formasyonda görünüyordu” dedi ve ekledi, “Önceden yapılan bu tip ameliyatlarda, kalbi durdurup içine bakar ve ne yapmamız gerektiğine karar verirdik. Bu yeni teknikle, sanki önümüzde tüm ihtimalleri gösteren bir yol haritası var. Bebeğin kalbinde bulunan tüm anormallikleri tek bir operasyon gerçekleştirerek düzelttik.”Bu başarılı ameliyatın gerçekleşmesini sağlayan proje, Connecticut’lı bir yardım kuruluşu olan Matthew’s Hearts of Hope tarafından desteklendi. İlerleyen zamanlarda buna benzer daha fazla operasyonu destekleyeceklerini söyleyen kuruluşun kurucusu Marie Hatcher, “Teknolojinin bu şekilde kullanılmış olması, karmaşık veya bozuk kalp anatomisine sahip bebekler için eski kuralları değiştirecek bir gelişme” diyor ve ekliyor,. “Normalde ameliyatı yapacak doktorun kalbi ilk gördüğü an göğsün kafesinin açılmasından sonra oluyordu. Ancak şimdi durum değişti. Artık ameliyata başlamadan önce kalbin üç boyutlu yazıcı ile üretilmiş kopyası üzerinde planlarını ve stratejilerini belirleyebiliyorlar.”Klasik yöntemlerle yapılan bu tip ameliyatlarda bebeğin veya çocuğun kalbi üzerinde yapılan her türlü işlemin kalbe zarar verme ve geri dönülemez sonuçlara yol açma riski varken, 3 boyutlu yazıcı teknolojisinin sağlık alanında kullanılmasıyla bu risk minimuma indirilmiş oldu. Amerika’da 3 boyutlu yazıcılar ile ilgili bir çok alanda olduğu gibi sağlık alanında da çok ciddi projeler üretiliyor ve çalışmalar yapılıyor. Üniversitelerin araştırmaları bir insan kalbinin “neredeyse” aynısını bu teknoloji ile üretebilmeye başladı. Amerika Savunma Bakanlığı sağlık alanında yapılan bu başarılı projelere ilgi duyduğunu ve bu projeleri yakından takip ettiğini açıklayarak aslında 3 boyutlu yazıcı teknolojisinin insanlığın geleceği için ne kadar önemli olduğunu da doğrulamış oldu.
Meme Kanseri Hakkında Farkındalık Yaratmak Amacıyla Hazırlanan 14 Yaratıcı Tasarım
Meme kanseri, kadınlar arasında en yaygın ikinci ölüm nedeni. Bu kanseri yenmenin tek yolu ise, erken teşhis. Bu nedenle, insanların bu ölümcül kanser hakkında bilgilendirilmesi gerekiyor. Düzenli olarak doktor kontrolüne gitmek, erken teşhisin kilit noktası. Amerika Birleşik Devletleri'nde, ekim ayı 'Meme kanseri hakkında farkındalık yaratma ayı' olarak belirlenmiş. Bu fırsattan yararlanarak, biz de, ülkemiz insanlarını bu konu hakkında bilgilendirmek ve bir farkındalık yaratmak istedik. Konu hakkında birbirinden yaratıcı ve ilginç 15 çalışmanın derlendiği bu galeri, umuyoruz ki Meme kanseri hakkında az da olsa bir farkındalık yaratır.
Reklam
Ünlü Fotoğrafçı Rene Burri Hayatını Kaybetti
20. yüzyılın siyasal ve kültürel tarihinin en önemli figür ve olaylarını görsel belleğimize kazandırmış olan fotoğrafçı Rene Burri 81 yaşında hayatını kaybetti.20. yüzyılın en önemli fotoğrafçılarından biri olan İsviçreli Rene Burri 81 yaşında İsviçre'nin Zürih kentinde hayatını kaybetti. Magnum fotoğraf ajansı üyesi olan Rene Burri; Che Guevera, Fidel Castro, Picasso gibi kişilerin fotoğraflarını dünya kültürüne kazandırmıştı. Burri uzun süredir kanser hastasıydı.İlk fotoğrafını, 1946’da 13 yaşındayken çeken Burri’nin objektifine takılan ilk ünlü isim İngiltere Başbakanı Winston Churchill’di. Burri, Churchill’i Zürih’te üstü açık arabayla gezerken fotoğrafladı. Zürih’te Güzel Sanatlar okuyan Burri bir süre Walt Disney’de asistan kameramanlık yaptı. Burri, 1956’dan itibaren Magnum için çalışmaya başladı ve dünyanın her yerindeki önemli siyasi gelişmeleri takip etti.Burri’nin meşhur çalışmaları arasında Che Guevara, Fidel Castro, Pablo Picasso, Mimar Le Corbusier gibi isimlerin portreleri vardı. Burri 1963 yılında gittiği Küba'da Che Guevera'nın, içlerinde dünyaca ünlü purolu fotoğrafının da olduğu pek çok fotoğrafını çekmişti.Burri, Guevara için yaptığı açıklamada “Kibirli ama etkileyici bir insandı. Kafesteki bir kaplan gibiydi” demişti. Burri’nin Picasso’yu fotoğraflayabilmek için 4 yıl çaba harcadığı arkadaşları tarafından aktarılmıştı.Magnum Foto Ajansı’nın Başkanı Martin Parr “2. Dünya Savaşı sonrası dönemin en büyük fotoğrafçılarındandı ve tanışma ayrıcalığına eriştiğim en yüce gönüllü insanlardan biriydi” dediği, sanatçı son olarak 2006 yılında fotoğraf sanatına olan katkılarıyla nedeniyle İngiltere Royal Photographic Society özel fahri kardeşlik ödülünü almıştı.Usta fotoğrafçının 30 bin fotoğraflık arşivini Lozan’daki Elize Müzesi’ne bağışladığını açıklandı.soL
Tansiyonla Arası İyi Olan Besinler
Yüksek tansiyon, tükettiğimiz gıdalarla yakından ilgilidir ve dengeli beslenme ile kan basıncı düşürülebilir. Tansiyonu düşürmek için sebze ve meyvelerden yardım alabilirsiniz ancak buna ek olarak tuz tüketimini sınırlandırmalı ve eğer tansiyonunuz tehlikeli boyutlarda yüksekse alkol ve sigara tüketimini kesinlikle bırakmalısınız. Ayrıca, hareketsizliğin fazla kiloya ve fazla kilolarında yüksek tansiyona neden olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle kendinize düzenli egzersiz programı belirleyerek kalp ve damar sağlığınızı korumak adına önemli bir adım atabilirsiniz.Tansiyonu Düşüren SebzelerÇiğ sebze bakımından zengin olan diyet listelerinin yüksek tansiyon değerlerini normale çektiği biliniyor. Günde 2-3 kase sebze yemek (sossuz, az yağlı ve az tuzlu) özellikle hipertansiyon hastalarına verilen ilk beslenme önerisi. Ayrıca yeşil yapraklı sebzeleri buharda pişirerek veya haşlayarak sıcak yemek olarak da tüketebilirsiniz. Fazla pişirmenin ya da kızartmanın sebzenin besin değerini düşürdüğünü unutmayın.Yapraklı Sebzeler: Ispanak, marul, lahana, pazı ve diğer yapraklı yeşillikler yüksek oranda lif ve mineral içerir. Bu tip sebzelerin düzenli olarak tüketilmesi damar tıkanıklığı riskini azaltır ve tansiyonun düşmesine yardımcı olur.Kudret Narı: Sitrulin olarak adlandırılan amino asit için iyi bir kaynak olan kudret narı tansiyonu düşürmek için oldukça etkili bir sebzedir.Kereviz: Kerevizdeki “phthalides” adlı fitokimyasal, arter çeperindeki kas dokusunu rahatlatarak kan basıncının düşmesine yardımcı olur.Havuç: Beta-karoten ve potasyum bakımından zengin olan havuç kalp hastalıkları riskini azaltmak ve tansiyonu düşürmek için önerilen sebzeler arasında yer almaktadır. Havucu çiğ olarak veya maydanozla veya nane birlikte suyunu sıkarak düzenli olarak tüketebilirsiniz.Domates: Tansiyonu düşürmeye yardımcı olduğu bilinen A, C ve E vitaminlerini içeren domates aynı zamanda iyi bir kalsiyum ve potasyum kaynağıdır. Domateste bulunan “likopen” kötü kolesterolün damar çeperinde birikmesini engelleyerek damar tıkanıklığa karşı koruma sağlar.Tansiyonu Düşüren MeyvelerBirçok temel besin değerini içeren, vitamin ve mineraller bakımından zengin olan meyveler, yüksek tansiyonun kontrol altında tutulmasında önemli birer yardımcıdır.Kuru Erik: Potasyum bakımından zengin olan kuru erik çok az miktarda sodyum içerir ve yüksek tansiyonu olanlar için ideal bir atıştırmalıktır. Potasyum, kan damarlarındaki pıhtılaşmayı önleyerek kan akışının düzenlenmesine yardımcı olur.Kavun: Potasyum ve kan basıncını düşürmeye yardımcı magnezyum içeren kavun tansiyonu düşürmek için önerilen meyveler arasındadır. Kavun ve karpuz damar sertleşmesi riskini azaltmak için yenebilir.Yabanmersini: Yabanmersini, çilek ve ahududu C vitamini, potasyum, besin lifi ve antioksidanlar bakımından çok zengindir. Bu özellikleri ile damarlarda plak oluşumunu riskini azaltırlar.Muz: Potasyum bakımından oldukça zengin olan ve çok az miktarda sodyum içeren muz kan basıncı düzeyini normal değerlerde tutabilmek için önerilmektedir. Günde 2 adet muz yemek yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olabilir.SAĞLIK VE GIDALAR HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN : Sağlık ve gıdalar hakkında bilgiler
Reklam
Depresyon Hakkında Merak Edilenler
Sıkıntı dolu yaşamımızda zaman zaman insanın üzerinde bir çökkünlük hissi olabilir. Bu sıkıntılar gelip geçici olduğu sürece önemli değildir. Sorun hayata ilişkin sorunların olması değil bu sorunların insan ruhaniyeti üzerinde etkisinin kısa süreli ya da uzun süreli olmasıdır. Eğer uzun süreli olarak kendinizi umutsuz, mutsuz ve hüzünlü hissediyorsanız depresyona girdiğinizi söyleyebilirim.Depresyon özellikle büyük hayal kırıklıklarından sonra ortaya çıkmaktadır. Kişi çoğu zaman depresyona girmeyi normal bir durum olarak kabul etmektedir. Bu hastalığın vücuda yerleşmesinin en önemli sebebi bu durumun gelip geçici olduğunun düşünülmesidir. Hastalık çoğu insanın gözünde tehlikesiz masum sıradan bir hastalık olarak görülmektedir. Hal böyle olunca bu hastalıkla mücadele konusunda insan pasif kalmaktadır.Depresyon hastalığı 100 insanın 15 inde görülen bir hastalıktır. Birçok insan depresyon hastalığı ile birlikte yaşamaktadır. Bu hastalığın en önemli etkisi insan psikolojisini olumsuz etkilemesidir. Bu hastalık öldürmeyip süründürmektedir. Öldürmeyen hastalıklar her zaman insanlara şirin görünen hastalıklar olmuştur.Depresyon belirtileri şunlardır.1-Kişi kendini sürekli mutsuz ve boşlukta hisseder.2-Cinsel ilişkilerde haz alamama3-Huzursuzluk, çabuk irkilme, aşırı ağlama4-Çok az ya da aşırı uyuma5-Aşırı kilo alma ya da aşırı kilo kaybı6-Dikkat toplamada zorlanma7-Sık sık intihar etme düşünceleri8-Enerji azalması sonucu kişide oluşan yorgunlukDepresyon tedavi yöntemleri1-Psikoterapi tedavisi: Bu yöntem ilaç tedavisi ile birlikte kişiye psikolojik telkin yapılır.2-İlaç tedavisi: Antidepresan ilaçları kullanılır3- Elektrokonvülsif tedavisi: Ağır düzeydeki depresyon hastalarına uygulanan yöntemdir.
Antalya'da Ebolalı Hasta Alarmı!
ANTALYA Eğitim Araştırma Hastanesi'ne ebolalı olduğu şüphesiyle bir hastanın getirileceği bilgisi üzerine acil serviste hareketli saatler yaşandı.Cinsiyeti, kimliği ve milliyeti açıklanmayan yüksek ateşli hastanın ebola olabileceği şüphesi üzerine hastaneye hazırlıklı olmaları yönünde bilgi verildi. Bunun üzerine acil servisteki hastalar başka servislere alındı. Acil servisteki hastane personeli ise yüzlerine maske takarak, önlem aldı. Hastanın ambulansla havalimanından hastaneye sevk edileceği belirtildi.Yusuf ÜNAL / ANTALYA (DHA)
Nijerya Ebola'dan Temizlendi
Dünya Sağlık Örgütü, Nijerya’da 42 gündür yeni Ebola vakasının görülmediğini ve ülkede salgının sona erdiğini açıkladı.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Nijerya temsilcisi Ruiz Vaz, başkent Abuja’da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Vaz, ülkede 42 gündür hiç yeni Ebola vakasının tespit edilmediğini duyurdu. Nijeryalı temsilci, 'Nijerya, Ebola'dan temizlendi, bu bir başarı hikâyesidir” dedi.Ebola’nın durdurulabileceğinin kanıtlandığını söyleyen Vaz, “Yalnızca bir savaşı kazandık. Savaş ise tüm Batı Afrika Ebola’dan temizlenince sona erecek” diye konuştu.Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu Nijerya temsilcisi Samuel Matoka da ülkenin Ebola virüsüne hazırlıklı olmamasına rağmen hükümet birimlerinin ve uluslararası komitelerin çabasının muazzam olduğunu söyledi.Matoka, Nijerya’daki başarının sebebini tüm şüpheli vakaların en kısa sürede bulunarak, en çabuk şekilde gözlem altına alınması olarak açıkladı. Matoka, böylelikle ebola şüphesi taşıyanların daha fazla kişiyle temas edilmesinin de önüne geçildiğini belirtti.Yedi kişi öldüNijerya’da Temmuz ayında kaydedilen ilk Ebola vakasından bu yana yedi kişi hayatını kaybetti. Toplamda Ebola virüsüne yakalananların sayısı ise 19. Ülkede yüzlerce kişi, virüs bulaşanlarla temas ettikleri gerekçesiyle gözlem altına alınmıştı.Nijerya'da 20 Temmuz'da kaydedilen ilk Ebola vakası, Liberya’nın başkenti Monrovia'dan ülkeye gelen Liberyalı diplomat Patrick Sawyer olmuştu. Sawyer, 24 Temmuz'da Lagos'da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti. Nijeryalı yetkililer, virüsün yayılmasını engellemek için ulusal acil durum ilan etmişti.Vücut sıvılarıyla çok hızlı şekilde bulaşan Ebola, üç Batı Afrika ülkesi Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 4 bin 546 kişinin ölümüne yol açtı.Henüz kesin bir tedavisi olmayan hastalığın belirtileri halsizlik, ateş, kas ağrıları, kusma, ishal ve kanama. 21 gün kuluçka süresi olan virüs, kan ve vücut sıvıları dâhil yakın temas yoluyla bulaşıyor.Kaynak: Reuters, AA, WHO
Reklam