En Kirli 10 Eşya Açıklandı
Sağlık, hijyen ve temizlik konularında çalışmalar yapan Hijyen Konseyi, sağlık açısından tehlike arz eden 10 kirli eşyayı açıkladı.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, hijyen, temizlik ve buna bağlı sağlık konularında çalışmalar gerçekleştirmek üzere kurulan, hiçbir yere ve makama bağlı olmayan Hijyen Konseyi, gıda mühendisleri, veteriner hekimler, hukukçular, akademisyenler, sağlıkçılar ile gıda ve tüketici dernekleri üyelerinden oluşuyor.Tüketicileri ve kamuoyunu uyarmayı, bazı noktalara dikkati çekmeyi amaçlayan konsey, 2014 yılında uygulamaya soktuğu 'hijyen avcıları'nın tespitleriyle halkın sıklıkla kullandığı, sağlık açısından tehlike arz eden 10 eşyayı açıkladı.'Tuvaletten bile daha pis' olarak nitelendirilen, 'kirli top 10' şeklinde açıklanan ürünler şöyle:'Türkiye'nin hemen her yerinde bu ürünler kullanılıyor ve hastalık yapıcı mikroorganizma taşıyabiliyor. Bu eşyalarla ilgili yaptırılan araştırmalar da gözönünde bulundurulduğunda vatandaşların dikkatli olmaları gerekiyor. Bunlar, teneke kutu içeceklerin dış yüzeyi, hastane ve kamu binaları tırabzanları, el kurutma makineleri, fast food ve çiğ köftecilerde verilen uzun süre bekletilmiş yeşil sebzeler, otobüs içindeki tutacaklar, havlu, kullanılmayan spor salonlarındaki aletler, kağıt ve madeni paralar, restoran menü kitapçıkları, ortak kullanım alanlarındaki lamba düğmeleri, güzellik salonları ve kuaförlerdeki havlu ve aletler. Bu eşya, makine ya da ürünler, fazla temizlenmediği için birçok hastalığa davetiye çıkarabiliyorlar.'Bu listenin, hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmeyen durumlarda geçerli olduğunu belirten konsey yetkilileri, listedekiler hakkında hijyen avcılarının genel olarak hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmediğini gözlemlediğini söyledi.Yetkililer, hijyen kurallarına uyulan yerlerde yukarıda saydıklarının geçerli olmadığını kaydetti.AA
"Su İçsem Yarıyor" Diyenlerin Sorduğu 11 Soru ve Bunlara 11 Cevap
Sağlık Bakanlığı, 'çok az yiyorum ama su içsem yarıyor' diyerek fazla kilolarından yakınanlara 2012'de cevap vermişti. Bakanlık görülme sıklığı giderek artan obezite ile mücadele kapsamında şişmanlık konusunda 70 soru ve 70 cevap hazırlamıştı. İşte bunlardan 11 tanesi:
'Erkek İçin de En Güçlü Kariyer Babalık'
Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, 'Analık bir kadın için en güçlü kariyer, bir erkek için de en güçlü kariyer babalık. Bakanlık da vekillik de hikaye, iyi bir babaysam en büyük kariyer bu' dedi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, parti teşkilatıyla buluşmak üzere geldiği kentte, DSİ toplantı salonunda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.'Annelik kariyeri''Annelerin kariyer yapması konusunda sözlerinize özellikle Elif Şafak gibi kişiler karşı çıktı, yanlış anlama mı var acaba?' sorusunu Bakan Müezzinoğlu, 'Cenab-ı Hak milyarlarca beyin vermiş, milyarlarca düşünce tarzı vermiş. Dolayısıyla 'Elif Şafak'la ben aynı düşüneceğim' diye bir şey yok. Farklı düşünebiliriz, zaten zenginlik buradadır. Ama ortak noktaya geleceğiz. Analığın üzerinde güçlü bir kariyer görmüyorum, analık bir kadın için en güçlü kariyer, bir erkek için de en güçlü kariyer babalık. Bakanlık da vekillik de hikaye, iyi bir babaysam en büyük kariyer bu' diye yanıtladı.'Millet kanmaz'Bir başka basın mensubunun, 'Anayasa Mahkemesi'nde paralel endişe taşıyoruz' mu demek istiyorsunuz?' sorusu üzerine Bakan Müezzinoğlu, şöyle konuştu:'Hayır sadece paralel endişe değil, 12 yılda gördüğümüz fotoğraflar ortada. AK Parti kapatma davası buradaydı, 'laikliğe karşı' hükmünü burası verdi. Laiklik adına hangi yanlışı yaptık, kimin hayat felsefesine karıştık, kime zorla 'al şu örtüyü ört' dedik. Ama onlar zorla açılması için her türlü kararı verdiler. Kapatma davasını hangi hakla bir savcı açıyor ve bir oyla kurtuluyor. Nerede egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' Nerede Atatürk'ten geçinenler, nerede Atatürk'ün gölgesine sığınanlar.Kızıyor bazen Atatürkçü arkadaşlar, o büyük önder diyorki 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyor, muasır medeniyet seviyesini hedef gösteriyor. Onun örtüsü, kılık kıyafeti, bıyığı sakalıyla uğraşarak bu seviyeye gidilmez. Yol konuşmazlar, tünel konuşmazlar, yatırım konuşmazlar… 3. havaalanından vazgeçeceksiniz, 3. köprüden vazgeçeceksiniz, şehir hastanelerini yapmayacaksını. 'Yan gelip yatın' diyorlar. Millete verdiğimiz söz bu değil, hiç kusura bakmasınlar. 22 milyon oy, 11 kişinin değil. 50 milyon vatandaşımızın seçmen hakkı var. Milletimiz cumhurunu seçti. Eskiden kapalı kapılar ardında tespih gibi diziyorlardı genel başkanları, 'biz falana karar verdik' diyorlardı. Aynı bugün CHP'nin Ekmeleddin İhsanoğlu'na karar verdiği gibi. Sonra da 'halkçıyız' diyorlar. Bunda demokrasi, milli irade, parti vicdanı var mı? Herkesi, kendinizi de kandırırsınız ama milleti kandıramazsınız. Biz siyaseti milletle yapmaya devam edeceğiz.'Son anketlerBir gazetecinin son anketleri hatırlatması üzerine de Bakan Müezzinoğlu, AK Parti'nin anketlerde birinci olduğunu söyledi.Anketlere göre CHP'nin AK Parti'nin çok gerisinde ikinci parti olarak göründüğünü ifade eden Müezzinoğlu, anketleri şöyle sıraladı:'48-50 bandı AK Parti, 24-26 CHP, 14-15 bandı MHP ve 7-9 bandında da DTP. Seçim barajı konusunda bizimle ilgili bir sorun yok ama bir tuzak kurmak istiyorlarsa kuracaklar. Ama millet artık kimin tuzak kurduğunu biliyor. 2001'deki seçimlere bir bakın. Cumhurbaşkanımız o dönemde, 'Türkiye'de hiç bir şey eskisi gibi olmayacak' demişti. Birileri milletin kaderiyle oynayamaz.''Kan ürünlerinden ilaç üretilecek'Sağlık Bakanlığının 2015 yılı hedeflerini anlatan Müezzinoğlu, Hükümet ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da destekleriyle Bakanlığının 2015'te vizyon projelerini hayata geçirmeye başlayacağını, bu projelerin ilkinin, kan ürünlerinden ilaç üretmeyi tanımlayan Plazma Fraksinasyon Projesi olduğunu belirtti.Projenin sonuçlandığında Türkiye'nin kan ürünlerinden ilaç üretimi gerçekleştireceğini anlatan Bakan Müezzinoğlu, şöyle konuştu:'Plazma fraksinasyon ihalesine çıkıyoruz. Yani Kızılay'ın topladığı tüm kan ürünlerinde ayrıştırma sistemiyle ilaç üretimini Türkiye'ye kazandıracağız, çünkü bu ilaçlara her yıl 500 milyon lira ödüyoruz. Firmaya diyoruz ki 'bu ilaçları 7 yıl boyunca senden alacağız ama üç yıl sonra bu ilacın üretimi Türkiye'de olmaya başlayacak. 4. yıldan itibaren Türkiye'de ürettiğin ürünleri alcağız' diyeceğiz. Burdan sonra ne kazanacağız, bu ilaçların üretim merkezi Türkiye'ye gelmiş olacak, bu ülkeden çöpe attığımız kan ürünlerinin diğer kısımları 500 milyon lira, ödediğimiz paranın ürüne dönmesini, ülkede kalması sağlanacak. İhalesine başladık.'Milli aşı çalışmalarıTürkiye'nin milli aşısını da üretmek için çalışmaların sürdüğünün vurgulayan Müezzinoğlu, 'Aşının da dün kararını verdik, Türkiye milli aşısını yine aynı sistemle üretecek. Her yıl 300 milyonluk aşı alıyoruz, aynı sistemle 'bana 7 yıl süreyle aşıyı senden alma garantisini veriyorum. Ama üçüncü yıldan itibaren aşıyı ülkemde üreten ve yarın da yeni aşıları icat eden bir kurum olman lazım' şartını getireceğiz' dedi.Kanser tedavisi için önemli adımKanser hastalarının gen haritaları çıkarılarak tedavilerinin bu haritaya göre yapılması projesinin de yürütüleceğinin altını çizen Müezzinoğlu, şunları kaydetti:'Üçüncü projemiz. 'Onkogen' dediğimiz kanser tedavisinde kişiye özgü tedavi... İngiltere başladı, biz bir iki nedenle geç kaldık. Harward'la ortak, onkogen kanserin kişiye özel tedavisi, yani gen haritası çıkarılarak o haritanın çıkan muhatap ilacıyla tedavi sürdürülecek. Şimdi biz kanser hastalarında 3-4 etkin ilaç kullanıyoruz, halbuki orada etkin olan bir ilaç. Hangisinin etkin olduğunu bilemediğimiz için diğerlerini de kullanıyoruz. Gen haritasına göre etkin olan birini kullanacağız. Türkiye önümüzdeki döneminde kanser tipine özgü ilacın üretimini yapacak.'TürkKök ProjesiSağlık Bakanlığı'nın diğer önemli projesinin de TürkKök Projesi olduğunu ifade eden Bakan Müezzinoğlu, şu an kemik iliği bağışlayan 20 bin olan donör sayısını yıl sonuna kadar 100 bine çıkaracaklarını bildirdi. Bakan Müezzinoğlu, 'Biz Türkiye'de sağlığı tüketen güçlü bir ülkeyiz, şimdi tükettiğini üreten ve pazarlayan da bir ülke olmayı istiyoruz' dedi.Edirne'deki asansörlerin 3. kattan sonra çalışmasıMüezzinoğlu, Edirne Valisi Dursun Ali Şahin'in obeziteyle ilgili güzel farkındalıklar yarattığını da ifade ederek, asansörlerin belli kattan sonra çalışma uygulamasının da iyi bir algı yaratacağını düşündüğünü söyledi.Özellikle gençlerin sağlıkları açısından belli katlara asansörle çıkmak yerine merdiveni tercih etmesi gerektiğinin altını çizen Bakan Müezzinoğu, 'Asansörlere bizim kural koymamız çok doğru değil ama böyle bir algıyı yerleştirmemiz doğru. Hastamız var, yaşlımız, engellimiz, obezimiz var. İlk üç kata asansörü bekliyor olmak bir genç için kendisine yaptığı bir kötülük, sağlığına yaptığı bir olumsuzluk, 3 kat merdiven çıkmak veya inmek sağlığımız için doğru olan' diye konuştu.'Kadınlar siyasette daha güçlü olacak'Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 'Başı örtülü, başı açık hiç fark etmez bizim için üretebilen olsun, ülkesine memleketine hizmet edebilme derdi olsun. Her iki şekliyle de bizim için saygın olan kadınlarımız her mevkide her makamda olabilmelidir' dedi.Müezzinoğlu, AK Parti Uzunköprü İlçe Başkanlığı'nda düzenlenen toplantıda, partisinin kadın kolları kongrelerinin başlayacağını söyledi.Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda kadına verdiği önemi ve değeri birilerinin göz boyamayla bugüne kadar taşıdığını belirten Müezzinoğlu, şunları anlattı:'Ama AK Parti bu konuda daha faklı ve samimi bir anlayışa sahip. Kadının saygın ve güçlü bir şekilde siyasette yer almasıyla ilgili güçlü çalışmalar yapıyoruz. Cumhurbaşkanımız ve partimizin kurucusu olan sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın dinamikleriyle oluşturduğu kadın kolları ve yönetimleri, bundan sonraki süreçte parti içinde çok daha güçlü olacaktır. AK Parti'nin kadın dinamikleri bugüne kadar bölücü, ayrıştırıcı ve ideolojik anlayışta olmadı. Başörtülülere yönelik geçmişte bu ülkede ayırcılık yapıldı. Eskiden bu ülkede kadınların bir kısmının temsil hakkı vardı. Başı örtülü, başı açık hiç farketmez bizim için üretebilen olsun, ülkesine memleketine hizmet edebilme derdi olsun. Her iki şekliyle de bizim için saygın olan kadınlarımız her mevkide her makamda olabilmelidir.'Kadınların siyasette daha güçlü olacağını dile getiren Müezzinoğlu, bundan sonraki süreçte kadınların belediye başkanlıkları, belediye meclisi ve TBMM'de daha çok yer alacağını aktardı.Kadınların bir elmanın diğer yarısı olduğunu belirten Müezzinoğlu, 'Siyaseti gelecek kuşaklara saygın ve dinamik taşıyabilmek için de kadınlarımız önemlidir. Kadın kollarımız güçlü bir dinamizmi başaracaktır, bizde onların yanında olacağız' dedi.'Gençler bizim göz bebeğimiz'Türkiye'nin geleceği açısından gençlerin önemli olduğunu ifade eden Müezzinoğlu, şunları kaydetti:'Gençler bizim göz bebeğimiz. Geçmişte, 'Yazık oldu, şehit oldu veya filan katletti' denilerek gençleri heba eden anlayışlar oldu. AK Parti gençleri bu ülkenin ve bu devletin geleceği gibi gördü. Kendimiz fedakarlık yaparız, kendimiz bayrak asarız, kendimiz slogan atarız ama gençleri zihnen fikren ve gönül olarak yarınlara koruyarak geliştirmemiz gereklidir. AK Parti olarak gençliğe bakışımız budur.'Gençlerin bu ülkeye kendilerinden daha çok lazım olduğunu vurgulayan Müezzinoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:'Dolayısıyla bizim bu ülkeye vereceklerimiz beşli, onlu yıllardır ama onlarınki kırklı ellili yıllardır. O nedenle iyi yetişmelidirler. Hem mahallelerine, hem bölgelerine güçlü sahip çıkmaları ve geleceğe kendilerini hazırlamaları için yanlarında olduk olmaya devam edeceğiz. İnşallah gençlik kollarımızın kongreleri de bu süreçte olacak.'Trakya'nın, Edirne'nin milletvekili olduğunu, buradaki vatandaşların oy verip vermemelerinin önemli olmadığını belirten Müezzinoğlu, CHP ve MHP'lilere karşı da sorumluluklarının olduğunu söyledi.Konuşmasının ardından ilçedeki bir otelde gazetecilerle bir araya gelen Bakan Müezzinoğlu, bölgenin kalkınması için ortak akılla hareket ettiklerini dile getirdi.Programlarının ardından esnafı ziyaret ederek yeni yılını kutlayan Müezzinoğlu, trafik kazasında hayatını kaybeden oğlunun organlarını bağışlayan aileye de plaket verdi.Müezzinoğlu, organ bağışının yaygınlaşması için çaba sarf edeceklerini sözlerine ekledi.Salih Baran - Cihan Demirci, AA
2014'ten Akıllarda Kalan Gülümseten, Mutlu Eden 15 Olay
2014 dendiğinde birçok kişinin aklına yaşanan acı olaylar, gergin siyasi atmosfer geliyor olabilir. Ancak 2014'te bizi gülümseten, gururlandıran ve mutlu eden birçok olay da yaşadık. Şimdi arkanıza yaslanın ve yakın süre önce veda ettiğimiz 2014'ün, hatırlandığında mutlu edecek anlarıyla 2015 için umutlanın!
Meme Kanseri ile İlgili En Önemli 11 Soru
Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri her yıl dünyada milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Ülkemizde her 10 kadından 1’i hayatının bir döneminde meme kanseri ile karşı karşıya kalması tablonun ciddiyetini gözler önüne seriyor.Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdullah İğci, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda konu ile ilgili en sık sorulan soruları yanıtladı.Meme kanseri kadın kanserlerinin tümünün %33’ünden ve kanserle ilişkili ölümlerin %20’sinden sorumludur. Kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanserinden sonra 2’inci sırada gelmektedir.Meme kanseri yaşla birlikte artış gösterdiğinden, 40 yaşından sonra her kadının yılda bir kez düzenli olarak meme muayenesi ve mamografi yaptırması gerekir. Meme kanseri erken tanı ile tamamen tedavi edilebilir.Bu nedenle her ay kendi kendine meme kontrolü erken teşhis açısından hayati önem taşımaktadır. Meme kanseri konusunda yeterli ve doğru bilgiye sahip olmak da tedavide başarı şansını artıran önemli bir faktördür.Memede ele gelen her kitle kanser midir?Memede ele gelen kitlelerin % 90’nından fazlası kanser değildir. Bunlar genellikle meme içinde büyüyen kistler, iyi huylu bu tümörler olabilir veya memenin kendi dokusu kitle gibi bir hal alabilir. Daha çok regl öncesinde meme içyapısı çok yoğun olduğundan, bu dönemde yapılan meme kontrolleri kitle varlığı düşüncesi oluşturabilir.Fibrokistler kansere dönüşür mü?Fibrokistler meme içindeki fizyolojik değişimlerdir ve hastalık olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle kansere dönüşme riskleri de yoktur. Fibrokistik yapıların varlığı sırasında memede kanser gelişebilir ancak sebep bu yapılar değildir. Stres, üzüntü ve sıkıntı durumlarında fibrokistlerin sayısı artar ve bu durum gerginliğe yol açar. Kafein kullanımı, fazla tuzlu ve yağlı yiyecekler de bu gerginliği tetikler. Fibrokistlerin artışı memede ağrıya neden olur.Fibroadenom kanserleşir mi?Fibroadenom, iyi huylu bir tümördür. Çevresine kapsülü vardır ve çevreye yayılması mümkün değildir. Bunda meme kanseri oluşma riski, normal meme dokusundan kanser gelişme riski kadardır. Çapı arttıkça riski % 1-2 oranında artar. Fibroadenom, soya tüketimi ve doğum kontrol hapı kullanımı nedeniyle bir miktar büyüyebilir ancak kanser yapıcı bir etkisinin olduğu söylenemez.Meme kanserinde en önemli risk faktörleri nedir?Meme kanserinde en büyük risk faktörü kadın olmaktır. Kadın cinsiyeti, 100 kat artmış riski ifade eder. Menopozdaki kadınlarda risk daha da yüksektir. Östrojen hormonuna maruz kalınan sürede artış olması, meme kanseri gelişme riskini artırır. Göğüs bölgesine radyoterapi yapılması ve özellikle 15 yaşından önce tedavi görmüş olmak önemli bir risk faktörüdür. Yağ içeriği yüksek yiyeceklerin uzun süreli tüketimi ve her gün 1-2 kadeh Alkol tüketimi meme kanserinin artışında etkilidir.Kendi kendine meme muayenesi için en uygun zaman hangisi?Kadınlar kendi kendine meme muayenesine 20 yaşından sonra başlamalıdır. 20 yaş ve altındaki genç kadınlarda meme kanseri riski düşük olduğundan kafa karıştırıcı ve paniğe yol açıcı etkisi nedeniyle, kendi kendini meme kontrolü önerilmemektedir. Meme muayenesi yapmak için en ideal zaman, adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonraki dönemdir.İlk mamografi ve meme ultrasonu ne zaman yapılmalı?Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanlar 26 ve ailesel olarak meme kanserine yakalanma oranı yüksek gruplar 32-34 yaşlarında bir kez, sonraki yıllarda 40 yaşına kadar 1-2 yılda bir mamografi yaptırabilir. 40 yaşından sonra ise her yıl düzenli olarak mamografi yaptırılmalıdır.Mamografinin kanser oluşumuna etkisi var mı?Geçmişte, hastaların yüksek doz radyasyona maruz kaldığı düşünülen mamografilerde bile 30 yıllık hasta takiplerinde, alınan radyasyonun vücut için önemli seviyede bir tehlikesi bulunmadığı ispat edilmiştir. Günümüzde kullanılan dijital mamografi teknolojisi, geçmişe göre 10 kat daha az radyasyon içermektedir. Kişinin düzenli mamografi çektirirken dikkat etmesi gereken en önemli ayrıntı, cihazın kaliteli ve sağlıklı bir görüntü vermesidir. Çünkü yetersiz ve kalitesiz görüntü, memedeki çok önemli bir tümörün atlanmasına neden olabilir. Meme kanserinin erken tanısında çok önemli bir payı olan mamografik bulgular iyi kalitede filmlerle daha net bir şekilde seçilmektedir. Hatta meme dokusundaki değişimler kanserleşmeden önce dijital mamografiler sayesinde yakalanabilir.Günümüzde meme kanserindeki cerrahi yaklaşım nedir?Meme kanseri ameliyatlarında günümüzde, hasta tıbbi açıdan uygunsa ve risk faktörü yoksa meme koruyucu cerrahi uygulanmaktadır. Hastanın memesinin alınması durumunda ise ikinci yıldan sonra bazı risk faktörleri ortadan kalktığında yeni meme yapılabilmektedir. Çünkü meme kanseri nedeniyle memenin kaybedilmemesi ya da daha sonra yeniden bir memeye sahip olunması hastayı psikolojik açıdan rahatlatarak, sosyal yaşama adaptasyonunu daha kolay sağlamasına yardımcı olmakta ve tedavi başarısını artırmaktadır.Son yıllarda, memesi alınmak zorunda olan hastalara deri koruyucu mastektomi ve hemen ardından da rekonstrüksiyon yapılmaktadır.Genç hastalarda meme korunur yaşlı hastalarda meme alınır mı?Tıbbi olarak böyle bir görüş kesinlikle doğru değildir. Meme, her yaşta kadın için önemli bir objedir. Yaşlı hastaların memesi alınacak diye bir kural ya da böyle bir anlayış yoktur. Uygunsa tümörünün evresi, şekli, biçimi ve yaygınlığına bakılarak 70-80 yaşındaki bir kadının memesi de korunabilir.
Öldükten Sonra Dirilmek Mümkün mü?
Uzmanlar, hastanın kanını boşaltıp yerine tuzlu soğuk su enjekte etme yoluyla insanları ölümün eşiğinden hayata döndüren bir yöntem üzerinde çalışıyor.“Vücut ısınız 10 santigrat derece, beyin fonksiyonlarınız durmuş, kanınız akıtılmış ve kalbiniz durmuşsa, herkes bunu ölüm olarak tanımlama konusunda hemfikir olacaktır,” diyor Arizona Üniversitesi’nden Peter Rhee. “Ama sizi yine de hayata döndürebiliriz,” diye devam ediyor.Rhee doğru söylüyor. Maryland Üniversitesi’nden Samuel Tisherman ile birlikte, bedenin saatlerce ‘gecikmeli canlandırma’ adı verilen durumda kalmasının mümkün olduğunu gösterdiler. Bugüne kadar sadece hayvanlar üzerinde denenmiş olan bu uygulama, vücuttan kanın boşatılmasını ve vücut ısısının 20 santigrat derece düşürülmesini gerektiriyor.Yaralanma hali giderildikten sonra kan geri pompalanıyor ve vücut ısısı yavaş yavaş yükseltiliyor. “Kan geri pompalandığında vücut hemen pembeleşiyor,” diyor Rhee. Vücut ısısı belli bir dereceye ulaştığında kalp kendiliğinden çalışmaya başlıyor. “Çok ilginç bir şekilde, 30 derecede kalp birdenbire tek tek atmaya başlıyor; ısı yükseldikçe kalp atışı da kendiliğinden artıyor,” diyor. Bu işlemden geçen hayvanlar uyandığında pek yan etki görülmeden ertesi gün normale dönüyor.Bir süre önce Tisherman’ın, bu tekniğin Pennsylvania’da kurşun yarası almış insanlar üzerinde deneneceğini açıklaması bütün dünyada yankı yaratmıştı. Yani yaralanma sonucu kalp atışları duran bu hastalar için bu uygulama son şansları olacaktı.Tisherman kamuoyunun bu tekniği bilim-kurgu olarak algılamasını istemiyor. Ancak Rhee bu çalışmanın böylesi bir deneyin başlangıcı olabileceği görüşünde.New York Devlet Üniversitesi’nden Sam Parnia bu konuda şunları söylüyor: “Hepimiz ölümün mutlak bir an olduğu düşüncesiyle yetiştirildik; ölünce artık geri dönüşünüz yok gibi. Bu bir zamanlar doğruydu, ama şimdi kalp masajının keşfinden bu yana şunu anladık ki öldükten saatler sonra bile vücudunuzdaki hücreler ‘ölü’ hale gelmiyor hemen… Kadavra olduktan sonra bile hala hayata döndürülebilirsiniz yani.”Tisherman artık ölümü, tanımın sübjektif olduğunun farkında olmakla beraber, doktorların kalp masajından umut kestikleri an olarak değerlendiriyor. Geçen Aralık ayında Resuscitation adlı dergide yayımlanan bir makale çalkantı yaratmıştı. Makalede, hastanelerin acil servislerinde çalışan doktorlar arasında yapılan bir ankette, bu doktorların %50’sinin, ‘Lazarus olgusu’ olarak adlandırılan ve artık umut kesilen bazı hastalarda kalbin kendi kendine yeniden çalışmaya başlamasına tanık oldukları belirtiliyordu.Kalbi yeniden çalıştırmak işin sadece başlangıcı; kalp durması ardından görülen oksijen yetersizliği, başta beyin olmak üzere hayati organlarda ciddi hasara yol açabiliyor. Tisherman, oksijensiz geçen her dakikada bu organlar yavaş yavaş ölmeye başlıyor,” diyor.Tisherman’ın öğretmeni ve 1960’larda geliştirdiği kalp masajı tekniğiyle ölüm algısının değişmesine yol açan bir bilim adamı olan Peter Safar bu soruna da bir çözüm getirmiş: Buz parçalarıyla vücut ısısını 33 dereceye kadar düşürüp hücrelerin daha yavaş çalışmasını sağlayarak oksijen eksikliğinin yol açacağı hasarı asgariye indirmek.Kalbi yeniden çalıştırılmak için uğraşılırken, kan dolaşımını ve oksijen pompalama görevini üstlenen makinelerle birlikte bu uygulama da kalp durması ve beyin ölümü vakaları açısından yeni bir fırsat yarattı.Bir süre önce Texas’taki bir hastanede 40 yaşındaki bir adamın üç buçuk saat süren kalp masajı boyunca zihni melekelerini yitirmeden hayatta kaldığı bildirilmişti. Ancak doktorların bu kadar uzun süre kalp masajına devam etmesini sağlayan motivasyon unsuru, kalp masajı sırasında hastanın bilincinin geri gelmesi ve konuşmaya başlaması olmuş. Buna şahit olan doktorlar daha önce böyle bir vakayla karşılaşmadıklarını belirtiyor.Kalp durmasına travma sonucu yaralanma (kurşun yarası ya da araba kazası) durumu da eşlik ediyorsa hayata döndürme işlemlerini bu kadar uzun süreli uygulamak şu an için mümkün değil. Bugün açısından cerrahların yapabileceği en iyi şey, kol ve bacaklara giden atardamarları tıkadıktan sonra göğsü açıp kalp masajı yaparak yaralar dikilinceye kadar beyne birazcık kan akışını sağlamak. Bu durumda hayatta kalma oranı yüzde 10’dan daha az.Bu nedenle Tisherman, vücut ısısını 10-15 dereceye kadar düşürerek doktorlara ameliyat için birkaç saat daha kazandırmak istiyor. Bu ölçüde vücut soğutma işlemi bugün de bazı kalp ameliyatlarında uygulanıyor. Tisherman’ın projesinde ise bu işlem ilk kez hastaneye ‘ölü’ olarak gelen kişilere uygulanıp kişi yeniden hayata döndürülmeye çalışılacak. Ölüm nedeniyle metabolizma durmuş olduğundan ve hücreleri canlı tutmak için kan gerekmediğinden vücuttaki kan boşaltılıyor ve vücudun hızlı bir şekilde soğuması için yerine tuzlu soğuk su dolduruluyor. Bu vücudu soğutmanın en hızlı yolu olarak biliniyor.Tisherman, Rhee ve başka bilim insanlarıyla 20 yıllık bir çalışma sonucunda bu uygulamanın güvenli ve etkili olduğunu kantlayacak verileri toplamış. Deneylerin birçoğunda ölümcül yara almış domuzlar kullanılmış. Hayvanlar gerektiği kadar hızlı bir şekilde soğutulabilmişse, ki bu vücut ısısını dakikada 2 derece düşürmek demek, yüzde 90’dan fazlası, bir saatlik işlemin ardından vücutlarına kan geri pompalandığında yeniden canlanmış. Bu hayvanlar üzerinde yapılan testler, beyin aktivitelerinde de herhangi bir hasar oluşmadığını ve hafıza kaybı ortaya çıkmadığını göstermiş.Bu uygulamanın insanlar üzerinde denenmesi için izin almak kolay olmamış elbette. Ama bu yıl Tisherman’a Pennsylvania eyaletindeki Pittsburgh kentinde silahla yaralanmış hastalar üzerinde pilot deneme yapması için izin verilmiş. Baltimore ve Tuscon’da da deneme hazırlıkları yapılıyor.Bütün tıbbi araştırmalarda olduğu gibi bunda da hayvanlar üzerindeki deneylerden insana geçiş bazı zorluklar içeriyor. Örneğin hayvanlara ameliyat sonrası kendi kanları verilmiş; insanlara ise kan bankalarında haftalarca beklemiş kanlar nakledilecek. Ayrıca hayvanlar anestezi altında yaralanırken, ateşli silahla yaralanmış insanlar normal haldeyken bu yarayı almış olacağı için vücudun bu travmaya vereceği tepki farklı olabilir. Fakat Tisherman iyimser bakıyor. “Domuzlar ve köpekler kanama halinde insana benzer tepki veriyor,” diyor.Diğer doktorlar ise gelişmeleri ilgiyle izliyor. Bir doktor, beyni korumak için vücudu alışılagelmiş uygulamadan çok daha fazla soğutmak gerektiğini birçok kişinin bildiğini, ama uygulamadan korkulduğunu belirtiyor.Denemeler başarılı olursa Tisherman bu işlemleri farklı travmalarda da kullanmak istiyor. İlk denemede kurşunla yaralanmış olanların seçilmesinin nedeni, kan kaybı kaynağının kolay bulunması. Ancak bir gün bu işlemin araba kazalarındaki yaralanmalarda görülen iç kanamalarda, kalp krizi ve daha başka hastalıklarda da uygulanması ümit ediliyor.David Robson | BBC Future
Reklam
Kalori Yakmanın Kolay Yolları
Kalori yakmanın pek çok yolu vardır. Fazla kilolardan şikâyet eden hanımlar için kalori yakmanın en kolay yollarından biraz bahsedeceğiz.Kalori yakmanın birinci yolu bol bol su içmektir. Günde en az 2 litre su içmeniz hem sağlığınız hem de kalori yakmanız açısından önemlidir.Kalori yakmak istiyorsanız ağır yağlı yiyeceklerden, çok şekerli, tatlı ve tuzlu yiyecekler tüketmemeye özen göstermelisiniz.Kalori yakmak için sebze ve meyve ağırlıklı beslemeye gayret edin. Yediğiniz sebze ve meyvelerin bol su ile yıkanmış olmasına dikkat etmelisiniz.Kızartma yapmak yerine patatesi ve sebzeleri haşlayarak tüketin.Abur cuburlardan uzak durmaya çalışın.Çikolatasız yapamayanlardansanız kendinizi arada bir küçük bir bitter çikolata ile ödüllendirebilirsiniz.Bol bol spor ve egzersiz yapmak kalori yakmanın altın kurallarındandır.Ekmeği kızarmış yemeye çalışın ve bol bol yeşil çay ve sıvı tüketmeye gayret edin.Her öğünden önce bir büyük bardak su için ve içtiğiniz suyun kalori yakma özelliğini arttırabilmek için içine birkaç damla limon damlatabilirsiniz. Bu sayede suyun yağ yakıcı özelliği arttırılmış olur.Light kraker ve kepekli ekmekler tüketmeye özen gösterin. Bu besinler beyaz ekmek ve unlu mamullerden daha masum yiyeceklerdir. Kalori yıkımınıza yardımcı olurlar.Günde 2 kez Türk kahvesi içebilirsiniz. Özellikle de şekersiz tercih edeceğiniz Türk kahvesi oldukça sağlıklıdır.Yağsız peynirleri tercih etmeli yağlı krem peynirlerden uzak durmalısınız.İlla ki asitli bir içecek tüketmek istiyorsanız sade maden suyu tüketebilirsiniz. Maden suları da kalori yakıcı etkisi bulunmakta ve sağlığınız açısından faydalı içeceklerdir.Normal çay yerine özellikle yeşil çay ve bitki çaylarını tüketmeye özen göstermelisiniz.Kalori yapmak için sağlıksız diyetler yapmak yerine bu küçük noktalara dikkat etmelisiniz.
Doğal Ürünlerle Evde Yapabileceğiniz 10 Temizlik Malzemesi
etiket
Kullandığımız deterjanlarda ve temzilik malzemelerinde o kadar çok zararlı kimyasal var ki, çoğu insanlar için, özellikle bebekler ve ev hayvanları içinneredeyse zehirli diyebiliriz. Organik ürünlerse çoğu zaman pahalı. Ama bu temizlik malzemelerini evde yapabilmenin birçok kolay yolu var. Üstelik zamanla herkes kendi tarifini keşfedebilir.Diğer kaynaklar;Zehirsiz Ev , Yeşil Anneyim , Doğalı Varken , Organik Anne
Reklam
Yılbaşı Yemeklerinde En Sık Yapılan 6 Hata
Yılbaşı tek bir geceden ibaret. Ama bu gecede yediklerimiz, içtiklerimiz ertesi günü sağlıklı bir şekilde geçirip geçirmeyeceğimizi de belirliyor. Bu özel gecede herkes sevdikleriyle, dostlarıyla, arkadaşlarıyla birlikte olup eğlenmek, keyif almak istiyor. Ama yine de dikkatli olmakta yarar var. İşte yılbaşı gecesinde sık yaptığımız 6 hata:
Reklam
Türk Kadınları Doğum Turizmine 13 Milyon Dolar Harcıyor
Yılda yaklaşık 700 Türk kadın amerikada doğum serüvenine katılıyor. Bunun yaklaşık 500'tanesinin kurumsal firmalarla, geriye kalan kısmının da kendi imkanları ile gidiyor. Dünya genelinde ABD'ye doğum için giden kadın sayısının çok daha yüksek, özellikle Çin'den, Rusya'dan ve Arap ülkelerinden büyük talep görüyor. Her yıl 4 ila 5 bin arasındaki kadının ABD'ye doğum için gidiyor. Bu rakama Meksika'dan gelen kaçak göçmenlerin dahil olmadığını, rakamın tamamiyle doğum turizmi için gidenler olduğunu söyleyebiliriz. Türk kadınlarının ABD'de doğum yapmak için yılda yaklaşık 13 milyon dolar civarında bir rakam harcadığını tahmin ediyoruz.  Hamile kadınlara 32. haftadan sonra uzun uçak yolculuğu önerilmiyor. Raporlardan da ziyade bu annenin rahat bir yolculuk yapması için önemli. 32. haftada giden bir anne eğer 40. haftada doğum yaparsa 42. haftada dönebiliyor ve toplamda ABD'de 10 haftalık bir süre geçiriyor. Ama 32. haftayı geçen, 35. haftada giden ve 42. haftada dönen anneler de var. ABD'de doğan çocukların ABD pasaportuna sahip oluyor. Aynı zamanda çifte vatandaşlık hakkı da elde ediyor.ABD'de doğan çocukların dilediği zaman gidip Amerika'ya yerleşebildiğini ve çalışabildiğini, uluslararası bütün kurumlarda ABD pasaportuyla çalışma imkanının ve dünyanın birçok ülkesinde çalışma izni almasının da çok daha yüksek bir oran olduğunu söyleyebiliriz. Eğitim hayatı açısından bakıldığında ABD'de doğan bir çocuğun Amerika'da yaz kamplarından, ilkokuldan itibaren normal eğitim devlet okullarından faydalanabiliyor. Kendisinden sonra doğan kardeşlerine de Green Card çıkarttırabiliyor ve bu kart sonrasında kardeşleri de ABD vatandaşı olabiliyor. Amerika'da doğduğu eyaletin daimi yaşayanı olarak kabul ediliyor. Eğitim hayatı boyunca özel imkanlardan faydalanabiliyor. Yaz kamplarına çok düşük ücretlerle gidebiliyor. Ki uluslararası öğrencilere göre zaten Amerikalılar özel bir indirim alıyorlar.ABD'de doğan yabancı çocuklar doğduğu eyalette diğer Amerikalı öğrencilere göre ekstra bir indirim alıyor. Bu indirimler yüzde 30'dan başlayıp yüzde 80'lere kadar çıkabiliyor. Hatta bazı üniversiteler kendi eyaletinde doğan çocuklara burs veriyor. Bu nedenle ABD'de doğumda hangi eyaletin olduğu çok önemli. Fiyat olarak bakıldığında ise örneğin yabancı öğrenciye 70-80 bin dolara olan bir kurs ABD'li birine 40 bin dolar. O eyalette doğan çocuğa ise alacağı indirime göre bu oran 20-15 bin, hatta 10 bin dolara kadar da inebiliyor.Orada doğmanın Türkiye'ye bakan avantajları da var. Burada sadece yabancıların gittiği okullara gitme hakkına sahip oluyor. Bazı kolejler zaman zaman yabancı öğrenci kontenjanı açıp öğrenci alabiliyor, yani o sınavlara da girebiliyor. Erkekse eğer bedelli askerlikten de yararlanabiliyor.
Bir Tarikatın Toplu İntiharı: Jonestown Katliamı İncelemesi
etiket
18 Kasım 1978 günü Guyana toprakları üzerinde kurulmuş Jonestown kasabasında yaşayan People's Temple (Halkın Tapınağı) Tarikatı'na mensup 900'den fazla kişi, tarikat liderleri Jim Jones  (James Warren Jones)'un vaazı üzerine siyanür içerek intihar etti. İntihar etmek istemeyen üyeler silahla vurularak öldürüldü. UYARI: Bu galeride yer alan içeriğin bazı bölümleri küçük yaştaki kullanıcılar için uygunsuz olabilir.
Reklam
Yeni Yıla Yepyeni Bir Cilt İle Girin
Yeni yılı karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde hepimizin içi yeni umutlarla doluyor, ancak öte yandan birçoğumuz da geride bıraktığımız yılları hatırlayıp hüzünleniyoruz. Özellikle aynaya baktığımızda yüzümüzde gördüğümüz derin çizgiler varsa, geçmiş yılların bu belirgin izleri bizleri daha da mutsuz ve umutsuz yapabiliyor. Oysa tıbbın ve teknolojinin modern yöntemleri ile her yeni yılı yıpranmamış, bebek tazeliğinde bir yüzle karşılamak mümkün. İşte size Dermatolog Dr. Banu Serbes Kural’dan 2015’i pırıl pırıl karşılamak için kullanabileceğiniz birkaç sihirli yöntemTüm dünyada estetik tıp deyince akla ilk gelen uygulama olan botox’u deneyin: Botox ile yeni yıla bir haftadan az süre kalmışken alnınızdaki endişe veya kaşlarınızın arasındaki öfke izlerini en hızlı şekilde yok edip, içinizdeki mutluluğu ve umudu dışa yansıtın. On dakikadan kısa süren ve neredeyse acısız denebilecek bu yöntem ile derin çizgilerinizden kurtulmanız mümkün.Dolgu malzemeleri uygulamasıyla yüzünüze tazelik katın: Dolgu malzemeleri uygulaması bir saatten az bir zamanda burnunuzun iki yanından ağzınıza doğru uzanan derin olukları silikleştirecek, çökmüş yanaklarınıza canlılık katacaktır. Üstelik aynı teknik dudak cildinize de uygulanabiliyor. Dolgu malzemelerinin temel etken maddesi olan hyalüronik asit, özellikle zaman içinde nemini kaybedip diriliğini yitiren dudak mukozasını canlandırmakta hızlı bir etkiye sahip olduğundan, öğle tatili prosedürlerinin sık tercih edilen bir uygulaması.Mezololift ile aydınlanın, parlayın: Botox ve dolgu malzemeleri uygulamasının ardından cildinizi aydınlatıp parlaklaştıracak mezolift uygulaması ile cildinizin tazelenme operasyonunu tamamlayabilirsiniz. Son dönemde mezolift uygulamasında ilk tercih “ışık dolgusu” yöntemi. Çok ince iğnelerle yüz, boyun, dekolte bölgesi ve ellerin üstüne uygulanan hyalüronik asit ve vitamin kokteylinin bir gün içinde cildinize sağladığı parlaklık ve pürüzsüzlük ile artık yılbaşını karşılamaya hazırsınız.Bütün bu acil önlemlerden sonra sıra geldi yeni yılda cildinizi sağlıklı ve taze tutmak için alacağınız önlemlere. Eğer bir sonraki yılbaşını da aynı pürüzsüz ve parlak cilt ile karşılamak istiyorsanız, dokularınızı içten dışa doğru yapılandıran yöntemlerden faydalanmalısınız. Bunların başında altın iğnelerle fraksiyonel radyofrekans, yüksek yoğunluklu ses dalgaları ve fraksiyonel lazer teknikleri geliyor. Her yöntemin kendine has avantaj ve dezavantajları olsa da hepsinin ortak özelliği derinin orta ve alt tabakalarına ulaştırdıkları ısı enerjisi ile hücreleri uyararak taze kollajen üretimini arttırmaları. Bu sayede cildin gevşeyip sarkmasının önüne geçiliyor ve hatta yüzeydeki sivilce izlerinin, güneş lekelerinin ve çatlamış kılcal damarların da tedavisi sağlanıyor. Ancak bu yöntemlerle alınacak olumlu sonuçların gözle görülür seviyeye ulaşması 3-6 ay arasında bir zaman gerektiriyor. Eğer iş işten geçmeden cildinizin sağlığını ve güzelliğini korumak istiyorsanız, 2015de bu yöntemlerden hangilerinin sizin için uygun olduğunu dermatologunuz ile değerlendirip uygulayabilirsiniz.
Kadınların Korkulu Rüyası Bağırsak Fıtığı!
Bilimsel adıyla rektosel, halk arasındaki ifadesiyle bağırsak fıtığı Türk toplumunda sıklıkla görülen kabızlık ve dışkılama güçlüğü problemlerinin nedenlerinin başında yer alıyor. Hastaların yaşam kalitesini ciddi olarak düşüren, tuvalette geçirilen saatleri arttıran ve kadınlar için korkulu rüya haline gelen bağırsak fıtığı tedavi edilmezse başka pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor, ameliyat gerektirebiliyor. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sezai Leventoğlu, tüm kadınlar için bağırsak fıtığının nedenlerini, tedavi yöntemlerini ve bağırsak fıtığından korunma yollarını açıklıyor.Menopoz sonrası dönemdeki 10 kadından 7 sinin ve genç yaşlardaki pek çok kadının hayatını çekilmez hale getiren bağırsak fıtığı, bilimsel adıyla rektosel, pelvik taban destek yapılarının zayıflaması, makat ve vajina arasındaki bariyerin incelmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Hastalar zaman zaman kulaktan dolma bilgilerle yaşadıkları dışkılama sorunlarının normal olduğu yanılgısına düşseler de uzmanlara başvuran tüm bağırsak fıtığı hastalarının şikayetleri aynı: Dışkılama güçlüğü, ıkınarak dışkılama, tuvalette geçen sürenin uzaması, dışkılama esnasında takılma hissi, parmak yardımı ile ya da kalçaların el ile kenarlara doğru çekilmesiyle dışkılama, dışkılama sonrası tam boşaltamama hissi, yetersiz boşaltma hissi, vajina bölgesinde yumru ya da baskı hissi, cinsel ilişki sırasında ağrı. Tüm bu şikayetlerin nedeni ise normal bir dışkılamada makattan rahatlıkla çıkan dışkının, fıtıklaşma sonucu öne-vajinaya doğru dolması ve sonrasında ıkınma ile dışarı çıkması.Sebepleri arasında normal doğum yapma, birden çok, zor ve müdahaleli (vakum ya da forseps) doğum, dikişli doğum, kabızlık ve ıkınarak dışkılama öyküsünün bulunması, rahmin alınması yer alırken hiç doğum yapmamış ya da sezeryan ile doğum yapmış kadınlarda dahi görülebiliyor. Pelvik taban alanında uzman bir hekimin anorektal ve jinekolojik muayeneyi birlikte ve tam yapması ile doğru tanı sağlanabiliyor. MR defekografi denilen görüntüleme yöntemi ile de dışkılamanın tüm aşamaları takip ediliyor. Hastalığın yaşattığı sevimsiz durumlar hastanın yaşam kalitesini bozmakla kalmıyor, uzaması ve de devam etmesi durumunda hemoroid-basur, makat çatlağı gibi bazı anorektal hastalıklara da davetiye çıkarıyor. Bağırsak fıtığından korunmak için diyetin ve dışkılama alışkanlığının önemini vurgulayan Doç. Dr. Leventoğlu, tüm kadınlara bağırsak fıtığından korunma ve tedavi için önerilerde bulunuyor:1. Düzenli olarak beslenin, öğün atlamayın. Kahvaltınızı mutlaka yapın, öğlen ve akşam yemeklerinde de sebze yemeklerini (özellikle bol posalı sebzeler, kabak, kereviz, lahana gibi) yanında bir kase yoğurt ya da marul salatası ile tercih edin, gün aşırı fırında ya da ızgarada balık yiyin.2. Tuvalet alışkanlığınızı disiplinize edin, her yanlış uyarıda tuvalete gitmeyin, günde bir kez sabahları kahvaltıdan yarım saat sonra tuvalete gidin ve 3-5 dakikadan uzun oturmayın, dışkılama bitiminde de mümkünse duşa girerek makat bölgesine sıcak duş uygulayın.3. Pelvik tabana yönelik egzersiz yapın, makat bölgesindeki kasları sıkma- gevşetme özelliği olan Kegel egzersizlerini öğrenin.Genellikle beslenmenin düzenlenmesi, tuvalet alışkanlığının disiplinize edilmesi ile şikayetler azaldığı için bağırsak fıtığı hastalarının çok az bir kısmına cerrahi müdahale uygulanıyor. Şikayetleri dayanılmaz hale gelen hastalar kolorektal cerrahi uzmanı veya kadın hastalıkları uzmanı tarafından ameliyat edilebiliyor. Ameliyat makattan, vajinadan ya da bu iki bölgenin arasından (perineden) yapılabildiği gibi karından kapalı (laparoskopik) cerrahi ile de yapılabiliyor. Dr. Leventoğlu 283 vakalık çalışmalarında perine bölgesinden yapılan ameliyatlar ile onarımdan sonra hasta şikayetlerinin %93 oranında kaybolduğunu, %80 oranında anatomik iyileşme sağlandığını belirtiyor. Yine bu bölgeye özel geliştirilen yöntemler (STARR-zımbalama) ile makat bölgesinden dikişsiz ameliyatlar da başarı ile uygulanabiliyor. Ameliyat belden uyuşturulma yöntemi ile bölgesel olarak yapılıyor. Bir gece hastanede kalmasını takiben hasta ertesi gün günlük aktivitelerine dönebiliyor. 7-10 gün içinde de işbaşı yapabilir hale geliyor.
Reklam
Zayıflamanın 10 Kolay Yolu
Evet, hanımlar zayıflamak istiyoruz ama bir türlü doğru diyet programını bulamıyoruz. Ne yapsak olmuyor. Yıllar içinde aldığımız kilolar bir türlü bizi bırakmıyor. Aslında belki yıllar içinde aldığımız kiloları 6 ayda ya da 3 ayda vermeye çalıştığımızdan oluyordur, tüm bu hayal kırıklıkları.Biraz daha gerçekçi olmalıyız belki de. O halde ne yapacağız, önce 3 ya da 6 ayda sabit ve sağlıklı kilo veremeyeceğimizi kabul edip, sağlıklı kilo vermek için doğru kuralları uygulayacağız.Zayıflamak değil zayıf kalabilmenin ve sağlıklı zayıflamanın yollarını zayıflamanın 10 kolay yolu makalemizden öğreneceğiz ve buna başladığımızda sağlıklı kilo vereceğiz. Tam 1 yıl içinde 10 kilo vereceğiz ve verdiğimiz kiloları geri almayacağız. Hadi o zaman hanımlar zayıflamanın 10 kolay yolunu gelin hep beraber öğrenelim.1)Her öğünde protein bakımından zengin olan ve yağları alınmış beyaz, lor, krem, örme ve kaşar peyniri, yoğurt ve süt yanında bal, beyaz et, et, yumurta gibi hayvansal gıdaları ve ayrıca diğer proteinler bakımından zengin olan baklagillerden faydalanmayı unutmayacağız. Başka bir değişle, proteince zengin ama yağları alınmış besinleri her öğünde eksik etmeyeceğiz.2)Yine her öğünde muhakkak tahıl ve nişastalı besinleri fazla olmamak kaydı ile tüketin. Bu belki 2 dilim ekmek veya 1 dilim kek olabilir.3)Her öğünde elinizden geldiği kadar sebze veya meyve tüketmeyi ihmal etmeyin. Yiyebildiğiniz kadar çok sebze ve meyve tüketmeye çalışın.4)Yemeğinizin yanında su içmeye özen gösterin. Gün içerisinde bol bol su için. Ayrıca farklı bir şey içmek isterseniz, günde 2 bardaktan fazla şekersiz meyve suyu içmemeye çalışın.5)Sabah kalktığınızda, sabah kahvaltınızı 1 saat sonrasında yapmayı geciktirmemeye çalışın. Ne kadar erken yerseniz o kadar iyi. Ayrıca her 3 saatte bir önerilere uygun olan gıdaları tüketmeyi ihmal etmeyin. Önemli olan akşam yemeğinin ardından bir şey yememeye özen göstermenizdir.
Eğlenirken Kalori Yakın
Yaza formda girmek kışı sağlıklı geçirmek için fazla kilolardan kurtulmak gerekiyor. Kilo vermek istiyor ancak veremiyorsanız ya da uzun süren diyetleri uygulayamıyorsanız eğlenerek kilo vermeye ne dersiniz?İnsan vücudunun günlük olarak 500 kalori harcaması gerekiyor. E sürekli oturarak bunu yapmak mümkün değil. Uzun süren diyetler de can sıkıcı olabiliyor. Biz de sizlere eğlenerek kalori yakmanın yollarını araştırdık.İşte önerilerimiz…Son zamanlarda oldukça meşhur olan ve eğlenerek kilo verme yöntemleri arasına giren zumba dansını yaparak fazlalıklarınızdan kurtulabilirsiniz. Üstelik son derece eğlenceli. Birçok dans kurslarında ve spor salonlarında zumba dansı yer alıyor. Siz de eğer dans etmeyi seviyorsanız hem eğlenin hem kilolarınızdan kurtulun. Ve kendinizle daha barışık olun. Zumba dansının dışında oryantal dans da kilo vermenize yardımcıdır. Bu dans çeşitlerinde bütün vücudunuzu kullandığınız için kalori yakmanız daha kolay gerçekleşiyor.Bunlara ek olarak eğlenerek kilo verme yöntemleri arasında bisiklet binmek, at binmek, paten kaymak gibi birçok alternatif de söz konusu. Bisikleti hızlı sürmenize gerek yok. Yavaş yavaş da sürebilirsiniz. Bisiklet binerken bacak kaslarınız ve kollarınız çalışacağı için kalori yakmanızı sağlar.Yine yüzmek de kilo vermenize yardımcıdır. Yazın vazgeçilmezi olan yüzmeyi kışın kapalı havuzlara giderek de yapabilirsiniz. Hem eğlenceli hem de sağlıklı. Havuzda veya denizde voleybol da oynayabilirsiniz. Yaz demişken plaj voleybolunu da unutmayalım. Kum da oynaması daha zor olacağından daha çok enerji harcamanız gerekecek. Bu da daha çok kalori yakmanız demek.Eğer çocuk sahibiyseniz çocuklarınızla oyun oynamak da size kilo verdirir. Çocukların enerjisi malum. Siz de onlarla oynayarak çocuğunuzla hem güzel vakit geçirmiş olursunuz hem de fazla kilolarınızdan kurtulmuş olursunuz.Bunlara ek olarak ip atlamak, sakız çiğnemek, merdiven çıkmak ve kahvaltıdan önce tempolu yürüyüş yapmak da kilo vermenize yardımcı diğer seçeneklerdir. Size uygun olanını seçip uygulamaya başlayabilirsiniz.Yazar: Zehra Yurtsever
Göz Şişkinliğine 9 Pratik Öneri
Sabahları uyandığınızda şişen gözlerle karşılaşmak sizi deli mi ediyor?Endişe etmeyin bu konuda bir çok çare mevcut.İşte size birkaç çaresi…Yorgunluk gözlerdeki şişkinliğin ana nedenlerinden birisidir.Bu tavsiyeler ile gözdeki şişlerden kurtulmanız mümkün.İşte gözlerdeki şişlere iyi gelen 9 öneri:1- PatatesBuzdolabında bekletilmiş patatesi ikiye kesin ve yuvarlak hareketlerle şişkinliğin üzerinde 15 dakika gezdirin.2- SütSoğu sütü bir parça pamuk veya makyaj pedine damlatın. Gözlerinizin üzerinde 20-30 dakika bekletin.3- E vitaminiSoğuk suyu bir kaseye koyun ve birkaç damla E vitamini damlatın. Makyaj pedi yardımıyla gözlerinizin üzerinde 20 dakika bekletin.
Daha Az Uykuyla İdare Edebilir Miyiz?
Bazıları, uyuyarak geçirdiğimiz günün üçte birlik dilimini boşa geçen zaman olarak görür. Yapmayı planladığımız işlerimiz için gün kısa geldiğinde, neden daha az uykuyla yetinemediğimizi sorgularız. Örneğin İngiltere’nin eski başbakanı Margaret Thatcher’a günde dört saat uyumak yetiyormuş. Ressam Salvador Dali’ye de.Herkes için yeterli uyku süresi farklıdır. Uyku üzerine yazdığı kitabında Jim Horne, yüzde 80’imize 6-9 saatlik uykunun yettiğini, geri kalan yüzde 20’nin ise bundan daha az ya da çok uykuya ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.Peki alışılmış uyku düzeni kolaylıkla değiştirilebilir mi? Örneğin her sabah kendimizi normal saatimizden iki saat daha erken kalkmaya zorlasak vücudumuz sonunda bu duruma alışır mı? Malesef hayır.Uykusuzluğun etkileriYeterince uyumamanın vücudumuz üzerindeki ters etkilerine dair fazlasıyla veri var. Yani az uykuya alışılmıyor. Az uyumak kısa vadede konsantrasyonu azaltırken, aşırı durumlarda kafa karıştırıcı ve stres kaynağı olabilir; araç sürme bakımından sarhoşken araç kullanmaya eşdeğer etkileri olur.Uzun vadedeki etkileri ise çok daha ciddi boyuttadır. Yıllar boyunca ihtiyaç duyduğumuzdan daha az uyuma halinde obezite, diyabet, yüksek tansiyon ve kalp ve damar hastalıkları riski artar.Peki nasıl oluyor da bazıları diğerlerinden çok daha az uykuyla idare edebiliyor? Onlarda neden hastalık belirtileri görülmüyor?Her şeyden önce, bazı insanlar iddia ya da kabul ettiklerinden daha fazla uyuyor. Ama bazı nadir insanlar da herhangi bir ters etkisini görmeden günde beş saatlik uykuyla yetinebiliyor. Bu tür insanlara “uykusuz elitler” dendiği de oluyor.Genetik faktör2009’da California Üniversitesi’nden genetikçi Ying-Hui Fu, bir anne ile kızının az uyudukları halde her sabah dinlenmiş olarak kalktıklarını fark etti. Yapılan testlerde her ikisinde de hDEC2 adlı genin mutasyona uğramış olduğu görüldü. Fare ve sineklerde aynı genle oynandığında onlar da daha az uyumaya başlamıştı.Bu durum, uyku ihtiyacımızı belirlemede kısmen genetik faktörün de etkisi olduğunu gösteriyor. Yani bizdeki genler o “uykusuz elitler” gibi az uykuyla idare etmemize olanak tanımıyor (bu en azından bazılarımız için iyi bir bahane olabilir!).Ancak vücudumuzu az uyuma konusunda eğitmek mümkün olmasa da, askeri güçlerle çalışan araştırmacılar, önceden iyi planlandığı taktirde uyku stoku yapılabileceğini ortaya koydu. Denekler bir hafta boyunca her gece iki saat önce yatıp daha sonra uykudan mahrum bırakıldığında, uyku stoku yapmamış olanlara kıyasla uykusuzluktan çok fazla etkilenmedikleri görüldü.Kimi örnek almalı?Counting Sheep (Koyun Saymak) adlı kitabında Paul Martin vücudun doğal uyku ihtiyacını tespit etmek için şu yolu öneriyor: İki hafta boyunca her gece aynı saatte yatmaya gidip sabah kendiliğinden uyanana kadar uyumak. İlk bir-iki gece daha önceki uykusuzluk halini giderme ihtiyacı duyabileceğinizden onları hesaba katmamak gerekir. Diğer günlerdeki uyku sürenizden ise ideal uyku saati hesbını yapabilirsiniz.Vardığınız sonuç beklediğinizden fazla olabilir. Bunu boşa giden zaman olarak görmemek gerekir. Ömrümüzün üçte birini uykuya ayırmak zorunda olsak da diğer üçte ikilik zamanı en verimli şekilde kullanmak için gereklidir bu.Belki de uyku konusunda Margaret Thatcher’i değil de Winston Churchill’i örnek almalı. Churchill sabah kalkmaktan öylesine nefret edermiş ki, bazen yatağında çalışır, hatta bazı ziyaretçileri yatak odasında kabul edermiş.Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.BBC
Reklam