onedio
Etkileyici 5 Film Müziği | Dram
Filmcilik artık endüstriyelleşip sektör haline geldiğinden bu yana filmler müzikleri ile bir bütün halinde kabul edilir. Ve bu konuda öyle soundtrackler var ki, çalındığı sahneyi izleyicinin gözlerinde canlandırır.Dram kategorisinde etkileyici 5 film müziği
Zayıflamak İsterken Kilo Almayın!
Beslenme uzmanları her fırsatta sağlıklı bir yaşam ve kilo vermek için ‘ara öğünlerin’ asla atlanmaması gerektiğine dikkat çekiyorlar! Ara öğünlerde amaç kan şekerini dengede tutmak ve gerektiği kadar insülin salgılanmasını sağlamak. Ancak ara öğünlerde ‘doğru’ besinleri tüketmek çok önemli. Çünkü yanlış ara öğünler kilo verdirmek yerine tıpkı ana öğünlerde olduğu gibi aksine daha çok şişmanlatıyor. Örneğin karbonhidratlı yapılan ara öğünler fazla insülin salgılanmasına, bunun sonucunda hemen acıkmaya, dolayısıyla ana öğünlere fazlaca yüklenmeye neden oluyor. Acıbadem Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve DiyetUzmanı Oya Yüksek böylece kilo kaybı sağlamak yerine kilo sabitlenmesi veya artışı oluştuğuna dikkat çekerek. “Hem sağlıklı beslenmek, hem ideal kiloya ulaşmak, yani zayıflamak için kişinin yaşam şekli ile sağlık durumuna göre gerekli sayıda ve doğru ara öğün besinleriyle beslenmesi çok önemli.” diyor.Ara öğünün 4 amacı varBeslenme ve diyet uzmanı Oya Yüksek ara öğünün 4 amacı olduğunu belirterek bunları şöyle sıralıyor:1- Kişinin alması gereken kalori hesabını tamamlamak2- Kan şekeri ve insülin dengesini sağlamak3- Psikolojik olarak oluşan atıştırma hissini doğru seçimlerle baskılamak4- Ana öğünlere yüklenmeyi önlemekGenellikle 2 ara öğün yeterli geliyorGünde kaç öğün yenilmesi gerektiğinin tamamen bireyin kendisine özeldir. Kişinin gerçekte hangi saatte acıktığını belirlemesi veya bunun beslenme uzmanı tarafından iyi bir değerlendirmeyle tespit edilmesi gerekiyor.  Çünkü her bünye kendine özeldir. Genel olarak sağlık problemi bulunmayan kişilerin günde 2 kez ara öğün tüketmeleri yeterli geliyor. Ancak diyabet, hipoglisemi (düşük kan şekeri), hamilelik ve hamilelik diyabeti ile enerji (kalori) ihtiyacının çok olduğu durumlarda 3 ara öğün almak gerekiyor.Kim, hangi ara öğünü atlamamalı?Kahvaltıyı geç yapacaklar için: Gece ara öğünü önemliÖğlen yemeğini geç yiyecekler için: Kuşluk önemliAkşam yemeğini geç yiyecekler için: ikindi önemliGece ara öğünü önemli, çünkü…Hipoglisemi, bir başka deyişle kan şekeri düşüklüğü sorunu yaşayan kişilerde gece ara öğün çok önemlidir. Hipoglisemi hastalarının bazen uyku sırasında veya sabah uyandıklarında kan şekerleri çok düşük çıkabiliyor. Bunun sonucunda baş ağrısı, halsizlik,
'Sigara İçmek, IQ Seviyesini Düşürüyor'
İsrail’de Tel Hashomer’de bulunan Sheba Sağlık Merkezi’nde yaklaşık 20.000 asker üzerinde yapılan araştırmada sigara içenlerin IQ’larının sigara içmeyenlere oranla daha düşük olduğunu ortaya koydu.Araştırma verilerine göre, sigara içmeyenlerin IQ ortalaması 101, sigara içenlerin IQ ortalaması 94, günde 1-5 sigara içenlerin IQ ortalaması 98, sigaraya 18’inden sonra başlayanların IQ ortalaması 97, günde 1 paket ya da daha fazla sigara içenlerin IQ ortalaması 90 olduğu ortaya çıktı.Radikal'de yer alan habere göre, kişi ne kadar çok sigara içerse IQ’su da o kadar düşük oluyor. Günde bir paket içen gençlerin IQ’larının sigara içmeyenlerden ortalama 7.5 puan daha az olduğu belirtilirken zihinsel ve davranışsal sorunları olan kişilerin sigaraya sarılmasının önemli bir neden olduğunun da altı çizildi. 18 yaşındaki 20.211 kişiyi inceleyen Dr. Mark Weiser ’a göre bu kişiler sigaranın zararlarının anlatıldığı kampanyalarda ana hedef kitlesi olarak alınması gerekiyor.T24
Dev Şirketlerin Doğal Gıda Yalanları
Satın Aldığınız Gıdalarda %100 Doğal Yazıyorsa 2 Kez DüşününGıda Endüstrisinin 6 Büyük YalanıBugünlerde marketten satın alacağınız %100 doğal! ürünlerin gerçekten de doğal olup olmadığını anlamanız için pazarlama, gıda, kimya konularında bilgilerinizi sürekli taze tutmanız gerekebilir.Ürünlerin üzerine yazılan bir sürü terim veya yapıştırılan bir çok etiket aslında o ürünü daha sağlıklıymış gibi göstermekten başka bir şey olmayabilir. Gıda Endüstrisindeki terminoloji ne yazık ki bir çok belirsiz ve anlaşılmaz ifadeler barındırıyor ve bunların çok azı sizi zararlı içeriğe sahip bir ürün satın almaktan koruyabilir. Büyük şirketlerin tek amacı ürünleri satmak. Ekonomik sistemin bir sonucu olarak etik, kârlılıktan ne yazık ki sonra geliyor.1- Tamamen Doğal“Tamamen doğal” etiketi kelimelerin anlattığı kadar doğal olmayabilir. Amerika’daki Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), “doğal” terimini henüz tam olarak tanımlayabilmiş değil ve kullanılan bu terim oldukça yoruma açık görünüyor. Üzerinde “doğal” yazan bir yiyecek, içerisinde koruyucu madde bulundurabilir veya mısır şurubu içeriyor olabilir. “Doğal” terimi ile bu gıdalarda anlatılmak istenen şey aslında, yiyecek içerisinde renklendirici, tatlandırıcı veya bunlar gibi sentetik bir katkı maddesi olmadığıdır. Etiketlerinde veya ambalajlarında “tamamen doğal” ibaresi gördüğünüz gıdalar aslında o kadar da doğal değiller.2- Zenginleştirilmiş İçerikÇok popüler ifadelerden biri de “mineral ve vitamin açısından zenginleştirilmiş”tir. Bir çok atıştırmalık üründe bu ifadeye rastlamanız mümkün. Bu ifade gerçekten de bir çok kişinin bu gıdaların daha sağlıklı olduğuna inanmasını sağlıyor. Ancak gerçek olan, zenginleştirme denen sürecin hala sorgulanan bir işlem olması. Zenginleştirme esnasında kullanılan mineral ve vitaminler belli koşullarda sentetik olarak üretiliyor ve muhteviyatlarında doğal olmayan ve sağlığımıza tehdit olabilecek katkılar bulunduruyorlar. Örneğin bu süreçte en çok kullanılan katkı maddelerinden biri amonyaktır.3- Çiftlik BalığıÇiftlikte yetişmiş balık tabiri iyi bir seçim gibi gözükebilir. Böyle bir seçim yarak çevreye saygılı bir tüketici olduğunuzu bile hissedebilirsiniz. Ancak bu şekilde büyütülen balıklar büyük havuzlarda antibiyotikler alarak beslenmiş ve zor koşullarda hayatta kalabilmeleri için böcek ilaçlarına maruz kalmışlardır. Bu balıkları alıp yemeniz, onların tükettiği her şeyi de bünyenize almanız anlamına gelmektedir.4- Özgürce Dolaşan TavukBazı tavuk veya yumurta gibi tavuk ürünlerinde yeni yeni popüler olan ifadelerden biri de bahsi geçen tavuğun veya bahsi geçen yumurtayı üreten tavuğun doğal ortamda özgürce dolaştığı ve yemlendiği ifadesidir. Bugün herhangi bir markete girip bu tarz ifadelere sahip yumurta görmemeniz neredeyse olanaksızdır. Bunlar genellikle organik yumurta adı altında satılırlar. Ancak bu ifadenin daha açıkça detaylandırılmış halini yazan bir ürün bulamazsınız. Yani bu hayvancıkların ne miktarda, ne kadar sürede ve hangi kalitede doğal ortama salındıklarına ait bir detay yoktur. Çünkü herhangi bir kuruluş tarafından, bu ifadeyi karşılayacak hiçbir kriter belirlenmemiştir. Günde sadece 5 dakika bu şekilde yemlenmelerini sağlamak, ifadeyi ambalajın üzerine yazmaya yeterlidir.5- Tazeliği Korunmuş GıdalarÇok popüler ifadelerden biri de hemen her paketlenmiş ya da konserve yiyecekte görebileceğiniz “tazeliği korunmuş” ifadesidir. Aslında bununla anlatılmak istenen, yiyeceğin ömrünü kısaltan küfü engellemek için farklı koruyucu maddelerin yiyeceğe eklenmiş olmasıdır. Bu şekilde ilave edilen doğal olmayan katkı maddeleri sayede yiyecek yine doğal olmayan uzun bir süre boyunca taze kalmaktadır. Bu koruyucu maddelerin insan hücrelerini bozup kansere yol açabileceği kanıtlanmıştır.
Reklam
Şeker Hastalığının Gizli Belirtileri
Şeker hastalarının önemli bir oranı hasta olduğunun farkında değil. Bu hastalığın bir çok erken belirtisi bulunuyor. Bu belirtilerle ilgili ipuçlarını bilirseniz hastalığa karşı tedbir almış da olursunuz.Doktorlar aniden susamak, acıkmak, sık sık tuvalete gitmek gibi belirtilerin şekerin erken dönem belirtilerinden olduğunu belirtiyorlar.Hastalığın ileri safhalara kadar farkedilmeyerek kontrolsüz ilerlediği durumlarda ise kalp, böbrek hastalığı, organ kesilmesi, körlük ve diğer ciddi komplikasyonlar açısından büyük risk oluşturuyor. Ailenizde şeker hastalığı varsa, aşırı kiloluysanız doktora gidip kan testiyle hasta olup olmadığınızı öğrenebilirsiniz. Ayrıca hastalığın erken dönem belirtilerine karşı da dikkatli olmalısınız.İşte o belirtiler:Sık tuvalete gitme: Şeker hastası olduğunuzda vücudunuz gıdaları parçalayıp şekere dönüştürmede etkisini kaybeder, böylece kan dolaşımınızda daha fazla şeker birikir. Vücudunuz bundan kurtulmak için bunu idrara gönderir. Bu nedenle sık sık idrara çıkarsınız. Özellikle geceleri 1-2 kez tuvalete gitmek normaldir, ancak uykunuzu kaçırıyorsa dikkat etmelisiniz.Normalden daha fazla susamak: Sık idrara çıkmak susuzluktan ağzınızın kurumasına neden olur. Doktorlar susayan hastaların meyve suyu, gazlı içecek ya da çikolatalı süt içince kan dolaşımının aşırı şekerle beslendiğini ve sorunun sürekli tekrarladığını belirtiyor.Kilo kaybı: Aşırı kilolu olmak şeker hastalığı için risk faktörüdür. Ancak kilo vermek de hastalığın belirtileri arasında yer alıyor. Kilo kaybının birincisi kaybettiğiniz sudan kaynaklanır, ikincisi ise idrarla birlikte biraz kalori kaybedersiniz ve kanınızdaki şekerden gelen kalorileri absorbe edemezsiniz.Titreme ve açlık hissi: Kan şekeriniz yükseldiğinde vücudunuz glukozu düzenlemekte zorlanır. Karbonhidratı yüksek gıdalar yerseniz kan şekeriniz hızla yükselir. Bu nedenle titreme hissedersiniz ve canınız karbonhidrat ile şeker çeker.Ayaklarda karıncalanma: Yüksek şeker seviyesi şeker hastası olduğunuzu anlamadan çeşitli komplikasyonlara yol açar. Bunlardan biri de ayaklarınızda hissizliğe yol açan sinir hasarıdır.Kesikleriniz ve sıyrıklarınız daha yavaş iyileşir: Bağışıklık sistemi ve vücudunuzun iyileşmesine yardımcı olan süreçler şeker seviyeniz yükseldiğinde çok etkili çalışmazlar.İdrar yolu ve mantar enfeksiyonları sık görülür: Yüksek şeker seviyesi idrar yollarında enfeksiyonlara yol açan bakteriler ve mayalar için beslenme zemini oluşturur. Tekrarlayan enfeksiyonlar can sıkıcıdır. Sık sık idrar yolu enfeksiyonu yaşıyorsanız doktorunuz şeker testi yaptırmanızı önerecektir.Hırçın ve mutsuz olursunuz: Kan şekeriniz tavan yapınca kendinizi iyi hissetmezsiniz ve her şeye hemen parlarsınız. Gerçekte yüksek kan şekeri depresyon benzeri belirtiler gösterebilir. Kendinizi yorgun hissedersiniz, dışarı çıkmak istemez, sürekli uyumak istersiniz.
Sigaradaki Uyarı Türkiye'yi 'Örnek Ülke' Yaptı
Türkiye'nin, sigara paketlerinde bulunması gereken resimli uyarılarla ilgili Dünya Sağlık Örgütü kriterlerini karşılayan 12 ülkeden biri olduğu vurgulandı.Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni onaylayan ülkelerin temsilcilerinin katıldığı Moskova'daki toplantıda, nargile ve elektronik sigara üzerinde duruldu, sigara paketlerindeki uyarıların ve tütün kontrolü çalışmalarının, endüstrinin müdahalelerinden korunması gerektiği belirtildİ.Türkiye'nin, sigara paketlerinde bulunması gereken resimli uyarılarla ilgili Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerini karşılayan 12 ülkeden biri olduğuna dikkat çekildi.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, DSÖ Genel Kurulunca 2003 yılında kabul edilen Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni onaylayan 179 ülkenin temsilcilerinin katıldığı 'Taraflar Toplantısı' (Conference of Parties-COP) Moskova'da yapıldı.Sağlık Bakanlığı Tütün Kontrolü Ulusal Komitesi Halkı Bilgilendirme, Bilinçlendirme ve Eğitim Çalışma Grubu Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Nazmi Bilir'in verdiği bilgiye göre, iki yılda bir değişik ülkelerde düzenlenen toplantıda, tütün kontrolünde dünyanın geldiği nokta tartışılıyor ve ileriye dönük yapılması gerekenler, atılması gereken adımlar ele alınıyor.Bu yıl 6'ncısı düzenlenen toplantıda, tütün ürünlerinin vergilendirilmesi ve fiyat konularının ön planda bulunduğunu belirten Bilir, vergi artırımı yoluyla fiyat düzenlemesine gidilmesinin, tütün kullanımının azaltılması ve özellikle gençlerin sigara kullanmaya başlamasının önlenmesi bakımından en etkili uygulama olduğuna işaret edildiğini bildirdi.Üye ülkelere bu yönde tavsiyede bulunulduğunu anlatan Bilir, Güney Afrika, Brezilya, Fransa, Filipinler ve İngiltere'nin tütün vergilerini artırmak suretiyle tütün kullanımını azaltmayı başardığı, diğer ülkelerin de bu yönde uygulama yapmasının uygun olacağının dile getirildiğini anlattı.Bilir'in verdiği bilgiye göre, toplantıda ayrıca nargile ve elektronik sigara üzerinde duruldu, sigara paketleri üzerindeki uyarıların ve tütün kontrolü çalışmalarının endüstrinin müdahalelerinden korunması gerektiği belirtildi.Türkiye'deki çalışmalarTürk delegasyonunun da çeşitli konularda görüş bildirdiği toplantıda Türkiye'deki uygulamalardan da söz edildiğini ifade eden Bilir, şunları kaydetti:'Bu tür uluslararası toplantılara katılınca Türkiye'nin bu alandaki başarısı daha iyi değerlendirilebiliyor. Örneğin Türkiye tütün ürünleri vergisinin en yüksek olduğu, kapsamlı medya kampanyalarının uygulandığı ülkeler arasında yer alıyor. Tütün ürünleri paketleri üzerindeki yazılı ve resimli uyarı mesajlarının en üst düzeyde uygulandığı ülkelerden birisi de Türkiye. Dünyada 77 ülkede tütün ürünleri paketleri üzerinde resimli uyarılar bulunuyor ancak bu uyarılar konusunda DSÖ tarafından belirlenen kriterleri karşılayan sadece 12 ülke var. Bu ülkelerden birisi de Türkiye.'Prof. Dr. Bilir, DSÖ'nün, sigara paketleri üzerindeki sağlık uyarılarının sahip olması gereken kriterlerle ilgili bilgi verirken, paketlerin ön ve arka yüzlerindeki uyarıların kapladığı alanların ortalamasının en az yüzde 65 ayrıca yazılı ve resimli olması, yazılı uyarıların ülkenin ana dilinde yazılması, büyüklük, fon, zemin ve renk olarak da kolay okunabilmesi gerektiğini belirtti.AA
Reklam
Sırlarla Dolu "Beyin" Hakkında Bilinmesi Gereken 24 Şaşırtıcı Gerçek
etiket
Hepimizin en büyük isteği, sağlıklı olan ve aktif çalışan bir beyine sahip olmak. Zinde kalıp, mantıklı kararlar verebilmenin sırrı da bu aslında; 'düzgün çalışan bir beyin'. Peki günlük hayatımızda yaptığımız hareketler beynimizi nasıl etkiliyor, bu konu hakkında neler biliyoruz? İşte günlük hayatta karşılaştığımız, beyin fonksiyonlarımızı etkileyen dış etkenler ve beyin hakkında bilmediğimiz bazı gerçekler;
Hamilelikte Vücut Nasıl Değişir?
Sağlıklı geçen bir hamilelikte, anne bazı değişimler yaşar. Aşırıya kaçmadıkça bu değişimlerin hepsi normal tepkilerdir.Hamilelik sürecinde adet görülmemesinden kaynaklanan şişme, özellikle göğüste daha fazladır. Hatta ilk göze çarpan değişim bu olur. Meme uçlarından başlayan esmerleşme, zaman içerisinde vücudun belli bölgelerine de dağılır. Kalça ve karında oluşan çatlaklar çoğu anne adayının korkulu rüyası olsa da doktor tavsiyeli nemlendiriciler ve bol su tüketimi ile bu sorunun üstesinden gelinebilir.Bir hamilelik belirtisi olarak kusma ve bulantı hamilelik sürecinde de devam eder. Tamamen sonlanması mümkün olmasa da sık aralıklarla yemek, yağlı ve baharatlı gıdalardan kaçınmak, yemekten 1 ila 2 saat öncesinde sıvı tüketmek, sebze ve meyve yemek bu durumu kontrol altına alabilir. Yemekten sonra hemen yatmamak gerekir, bu gıdanın borudan mideye geçiş sürecini rahatlatır ve aşırı şişkinlik, hazımsızlık problemlerinin önüne geçer.Başlangıçtaki yorgunluk hissi normaldir ve bu süreçte annenin dinlenmesi, istirahat etmesi gerekir. Tansiyon, baş dönmesi ve bayılma durumlarına karşı koymak için bu gereklidir. Rahimde gerçekleşen büyüme sonucu, idrar kaçırma durumu ilk ve son 3 ayda kendini gösterir. Koyu kıvamlı ve kokusuz akıntılar meydana gelebilir, bunun için günlük ped kullanılabilir. Bu süreçte birtakım ağrılar oluşur. Bu ağrılar da pozisyon değiştirme ve sıcaklıkla dindirilebilir.Gerek bebeğin ağırlığı gerek yaşanan değişimlerle her anne hamilelikte kilo alır. Ancak aşırıya kaçılmaması için dikkatli olunması gerekir. Aksi takdirde, doğum önce ve sonrasında kiloya bağlı sorunlar baş gösterebilir. Bunun önüne geçmek adına, doktor kontrolünde hareket etmeli, yeme içme düzeni kaçırılmamalı ve alınan maksimum kilo 12.5 kg olmalıdır.Yazar: Esra Hurma
Reklam
Aldığımız Kilolar Bizi Depresyona Sürüklüyor
Fazla kilolar, psikolojimizi olumsuz etkileyerek depresyonu tetikliyor!Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Dr. Mehmet Yavuz'un verdiği bilgilere göre, yanlış beslenme alışkanlıkları, iş stresi ve benzer birçok problem ile kilo alımı hızlı olarak gerçekleşebilir. Alınan kilolar ise fiziki ve ruhsal birçok probleme yol açar. Fazla kilolar, başlı başına yoğun bir anksiyete nedenidir. Kilo alma depresyona neden olabileceği gibi depresyonda olma da kilo almayı beraberinde getirir. Bu, kişilerde hayatı etkisi altına alan bir kısır döngü oluşturur.Neden Kilo Alıyoruz?Yemek yeme kadınlarda rahatlama sağladığı gibi, ölçü kaçırıldığında pişmanlık ve kızgınlık duygularını da tetikler. Spor yapmaktan kaçan ve kilo almaya başlayan bir kadın, mutlaka konuyla ilgili kendini sorgulamalıdır. Söz konusu durum, kısa bir süre sonra kısır döngüye dönüşür ve kilolu olma gerçeğine daha fazla yemek yiyerek karşılık verilip, spor yapmaktan kaçınılabilir. Böylece kilolar baş edilemez hale gelebilir.Depresyon sonucu kilo alan kadınlar, antidepresan kullanımı konusunda dikkatli olmalıdır. Böyle bir tedavinin sonucu yine kilo almak olabilir, bu antidepresanlardan kaçmak için bir neden değildir fakat fazla kilolarla baş etmek için kullanılacak bir yöntem de değildir. Depresyon nedeniyle ilaç kullanan kişilerin kilolarını sık sık takip etmeleri, eğer kontrolsüz bir kilo alma söz konusu ise derhal hekimleri ile görüşmeleri gerekir.Kimler Risk Altında?Kadınların kilo almaya en müsait oldukları dönem olarak bilinen gebelik dönemi ve sonrasında, vücutta kalan fazla kilolar için çaba gösterilmesi önemlidir. Eğer kilolardan kurtulmak için bir çaba harcamazsa ve gerçekleşen birden fazla doğum varsa, şişmanlık yaşam kalitesine büyük ölçüde zarar verir. Doğum dışında kadının hayatında oluşan çeşitli değişiklikler nedeniyle fiziksel aktivitelerinin azalması, örneğin bedensel olarak aktif olduğu bir işten masa başı bir işe geçmesi, iş bırakma veya emeklilik, araba kullanmaya başlamak gibi nedenlerle enerji tüketiminin azalması da kilo kontrolünde sorunlara yol açar.
Kadınlarda En Çok Görülen 6 Hastalık
Kadınlar fizyolojik yapıları gereği yaşamları boyunca pek çok hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Kadınlara özel sağlık problemleri çoğunlukla erken tedavi ile çözüme kavuşabilirken, gerekli önemin gösterilmediği durumlarda ciddi sonuçlar ile karşı karşıya kalınabiliyor.Kadınların hayatları boyunca karşısına en sık çıkabilecek 6 hastalık ile ilgili bilgi veren Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Yılmaz, “Önemsemeyip geçiştirdiğiniz her hastalık tedavi sürecini uzatır” dedi.Çocuklukta ve Menopoz Sonrasında Görülen Kanamalara DikkatKadınların hayatları boyunca en sık karşılarına çıkan sorunların başında adet düzensizlikleri gelir. İlk adet 12-13 yaşlarında görülür. Eğer çocukluk döneminde kanama görülürse bunun mutlaka araştırılması gerekir. Buluğ çağı ile menopoza yakın dönemlerde ise vücut bu yeni sürece adapte olmaya çalıştığı için adet düzensizlikleri sıkça görülebilir. Ancak beklenmedik zamanda ortaya çıkan, düzensiz, leke tarzında veya uzun süreli kanamalar mutlaka araştırma ve tedaviyi gerektirir. Menopoz döneminden sonra görülen kanamanın miktarına bakılmaksızın üzerinde önemle durmak gerekir.Yanlış Beslenme Polikistik Over Sendromunu TetikliyorKadınlarda en sık rastlanan hormon bozukluğu polikistik over sendromudur. Nedeni tam olarak bilinmese de yanlış beslenme, aşırı kilo alma gibi problemler hastalığı tetikleyebilir. Hastalık tipik olarak genç kızlarda ve genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Polikistik over sendromu görülen kızlarda genellikle kilo fazlalığı, tüylenme, saçlarda dökülme ve sivilcelenme problemleri görülür.Tedavideki ilk aşama kilonun kontrol altına alınmasıdır. Polikistik over sendromlu kadınlarda kilo kaybı biraz daha zordur. Hormon bozukluğuna bağlı kilo alımı varsa diyetin buna göre planlanması gerekir.İdrar Kaçırma Büyük Sosyal Problemİdrar kaçırma sorunu çok önemli bir sosyal problem olup, günümüz modern tedavileri ile başarılı olarak ortadan kaldırılmaktadır. Temelde kadınların hastalığı olan idrar kaçırma 35 yaşın üzerindeki her 5 kadından birinde görülmektedir. Kişinin sosyal yaşantısını etkileyecek olan her idrar kaçırma bir hastalıktır ve tedavi edilmelidir. İdrar kaçırma; öksürme, hapşırma, gülme gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkabileceği gibi, daha az eforla da meydana gelebilir.
Reklam
Meme Kanserine Meyveli Kampanya!
Uludağ sözlükte gecen sene meme kanserine karşı farkındalık yaratmak için başlatılan kampanyada kullanıcılar, whatsapp durumunu renklerle ifade etmişlerdi. Bu sene başlatılan kampanya da ise kullanıcılar durumlarını meyve isimleriyle değiştiriyorlar. Medikalakademi
Reklam
İlk Müdahale İçin 66 Motosikletli Ambulans Hizmeti Veriyor
Türkiye genelinde, turizmin ve trafiğin yoğun olduğu iller ve kazaların çok olduğu güzergahlarda, olay yerine çabuk ulaşmak amacıyla 30 ilde, 66 motosikletli ambulans hizmet veriyor.Ankara'da 12, İzmir'de 7, İstanbul'da 5, Antalya'da 3, Muğla, Konya, Adana, Hatay, Malatya'da 2'şer olmak üzere Türkiye genelinde 30 ilde, özel donanımlı motosiklet ambulanslar hastalara ilk müdahaleyi yapıyor.Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Osman Arıkan Nacar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, motosiklet ambulansların Türkiye genelinde 2009 yılında hizmete başladığını belirtirken, bu hizmetin yıllar itibariyle yaygınlaştığını söyledi.Özel donanımlı motosiklet ambulansı dünyada ilk kullanan ülkenin 1982 yılında Çin olduğunu anlatan Nacar, nüfusa oranla en çok motosiklet ambulans bulunan ülkenin Yunanistan olmakla beraber, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Slovakya, Almanya, İngiltere, Macaristan, Sırbistan, Hollanda, Lüksemburg, Avusturalya, Amerika ve Avusturya’da da bu araçların kullanıldığını kaydetti.Türkiye'de motosiklet ambulansların, daha çok turizmin ve trafiğin yoğun olduğu bölgeler, dar sokakları olan iller, büyük şehirlerde ve kazaların çok olduğu iller arası geçiş güzergahlarında tercih edildiğine dikkati çeken Nacar, şöyle devam etti:''Özel donanımlı motosiklet ambulans olay yerine çabuk ulaşmayı hedeflemektedir. Olay yerinde ilk muayene ve müdahaleyi yapmak, gerekli durumlarda hava yolunu sağlamak, gerekli durumlarda eksternal kalp masajı yapmak, damar yolunu açmak, travma hastalarında gerekli stabilizasyonu sağlamak, hasta hakkında ilk bilgiyi komuta merkezine ileterek hasta için uygun ambulansın olay yerine yönlendirilmesini sağlayarak uygun hastanenin tercihini kolaylaştırmak ve hastayı acil yardım ambulansı ile nakline hazır hale getirmek gibi müdahalelerde bulunmaktadır. Özel donanımlı motosiklet ambulansların trafik yoğunluğu nedeniyle gündüz saatlerinde çalıştırılması tercih edilmektedir.''Motosiklet ambulansa hasta nakli yapılmıyorMotosiklet ambulansın hasta nakli yapılan bir araç olmadığını vurgulayan Nacar, bunların kara ambulansı gelinceye kadar vakayı stabil hale getirdiğini ya da ambulansa gerek olmadığı vakalarda sağlık hizmeti sunduğunu söyledi.Bu çerçevede tatil bölgelerinde boğulma vakaları, güneş çarpması gibi durumlarda sahildeki motosiklet ambulans ekibinin olaya müdahale ettiğini anlatan Nacar, ayrıca diğer bölgelerde trafiğin yoğun olduğu yerlerde ve şenlik, tören gibi durumlarda gerektiğinde kara ambulansı gelinceye kadar görev yaptığını ifade etti.İlk müdahale için bütün ekipman mevcutMotosiklet ambulansın arkasında tıbbi malzemelerin konulduğu bir port bagaj olduğunu anlatan Nacar, ilk müdahalede yapılabilecek her şey için gerekli ekipmanın motosikletlerde mevcut olduğunu bildirdi. Nacar, şunları kaydetti:'' Motosiklet ambulanslar, hastaya ulaşmada ilk müdahalenin anında gerçekleşebilmesi için bir fırsattır. Ancakmotosiklet ambulansların sedyesi olmadığı için ambulans bekleniyor. Bu araçlarda kalbi duran bir hastanın elektroşokla yeniden canlandırabilmesini sağlayacak cihaz, solunumu duran bir hastanın desteklenebileceği ventilatör, kırık ve travmalarda kullanılacak boyunluk ve atel, yanıklarda kullanılacak setler, acil tıbbi müdahalenin yapılabilmesini sağlayan ilaç, serum ve her türlü cihaz bulunmaktadır''Motosiklet ambulansları kullanan kişilerin çoğunun doktor olduğunu, paramediklerin de bu hizmeti sunabildiğini belirten Nacar, bu kişilerin mutlaka ileri sürüş tekniği eğitimi alan kişiler olduğunu sözlerine ekledi.AA
Ebola ve MERS Yakın Takipte: En Riskli Nokta İstanbul
Ebola; Batı Afrika’dan, MERS-CoV ise Arap Yarımadası’ndan yayılıyor. Türkiye, bu iki salgın hastalığın tam ortasında. Her iki hastalık da ölümcül. Batı Afrika uçuşlarının tamamı, hacıların yüzde 50’si İstanbul’a geliyor. Gümrük kapıları, 1 Ağustos'tan bu yana alarmda.Türkiye’de henüz Ebola vakası görülmedi. MERS-CoV’dan ise Hatay'da biri kişi hayatını kaybetti. Yakın tarihte ilk kez böylesi bir durum yaşanıyor. Türkiye, daha önce iki salgın hastalık riskini aynı anda yaşamamıştı. Tüm risk ve acil eylem planları bu olağandışı duruma göre alınıyor.Alarm seviyesine geçildiAtatürk Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezi’nin Baştabibi Dr. Aykut Yener Kavak, 1 Ağustos tarihinden itibaren tüm yurtdışına açılan kapılarda alarm seviyesine geçildiğini söyledi. Ebola ve MERS-CoV salgın hastalıklarına karşı uluslararası havaalanları, limanlar ve sınır kapılarında ekipmanlar yenilendi, negatif basınçlı kabinler satın alındı. Bu kabinler, hastalık şüphesi olan kişilerin hastaneye taşınmasında kullanılıyor. İçerdeki havayı asla dışarı vermiyor.En riskli nokta İstanbulTürkiye, her iki hastalığın da geçiş güzergahı üzerinde. Türk Havayolları’nın özellikle Afrika seferlerinde öne çıkan bir şirket olması, yolcu kapasitesinin yoğunluğu Ebola riskini arttıran faktörlerden.Batı Afrika seferleri de sadece Atatürk Havalimanı’ndan yapılıyor. Ekiplerin dikkatlerini yoğunlaştırdığı 10 hat var. Nijerya, Liberya, Çad, Senegal, Gana, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Moritanya, Benin, Sierra Leone’dan aktarmalı ya da direkt uçuşlar sağlık ekiplerinin yakın takibinde. Atatürk Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezi’ndeki kriz masasında hem Ebola hastalığının görüldüğü ülkeler hem de o bölgeden gelen uçaklar takip ediliyor.MERS-CoV yani Ortadoğu Solunum Sendromu-Koronavirüsü ise başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap Yarımadası’ndaki pekçok ülkede var. Hacı adaylarının dönüş zamanına denk gelmesi, bu salgın hastalık için de dikkatleri giriş-çıkış noktalarına çeviriyor.Operasyonun kumandasıEbola ve MERS-CoV salgın hastalıklarına karşı yürütülen operasyonda en önemli rol, Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü'ne düşüyor. Zira, yurtdışına açılan kapılardan onlar sorumlu. Şüpheli vak’alarla ilk onların ekibi yüzleşiyor. Şimdiye kadar, İstanbul’da 26 vak’aya müdahale edildi. Bunun dördü özel donanımlı ambulanslarla hastanelere gönderildi. Dört hastada da Ebola ile en çok karıştırılan sıtma çıktı.Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürü Hüsem Hatipoğlu, “Vatandaş rahat olsun. Öyle bir vak’a olsa biz onu yakalarız. Sınırdan giren yolcuları takip ediyoruz. Gelenlerin listesini, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ile paylaşıyoruz. Kurum, bu yolcuları hastalığın kuluçka dönemi 21 gün boyunca takip ediyor. Sağlık ocakları tarafından da bu yolcular telefonla aranıyor, şikayetleri olup olmadığı sorgulanıyor.” diyor.Hatipoğlu, bilgilendirmenin önemine dikkat çekiyor. Genel Müdürlük, riskli bölgelere sehayat edenler için farklı dillerde broşür bastırdı. Hacı adayları için MERS-CoV virüsünü, bulaşma yollarını, korunma yollarını detaylıca anlatan 63 bin 370 broşür dağıtıldı.Başak Çubukçu | Al Jazeera
Reklam