Rusya'nın Nijniy Novgorod şehrinden bilim insanları, kan akışını bir dakikada durdurabilen jel geliştirdi. Jel, kabukluların kabuğundan elde edilen doğal polimer kitosan maddesinden yapıldı.
Kısa bir süre önce kanser teşhisi koyulan Millie'ye kemoterapi gördüğü hastanenin hemşireleri onu evinde gibi hissetmesi için eğlenceli anlar yaşatmaya çalıştılar.
Kronik ağrı çekmiyorsanız, kronik ağrı çekenlerin halinden anlayamazsınız. Bir nevi Çin işkencesidir, ağrımadığı zamanlarda bile orada olduğunu bilirsiniz. Sanki birisi bacağınıza, sırtınıza, başınıza bir küp buz koymuş da oranızı dondurdukça hiç erimiyordur… Allah düşmanımıza vermesin.
Recep Sert (sağda), 20 yaşında oldukça yakışıklı bir delikanlıyken korkunç bir kaza geçirdi. Bu kazada yüzü paramparça olan Recep'in hayatı kararmıştı. Şimdiye kadar 44 ameliyat geçirdi ve babası ameliyatları için yaklaşık 600.000 lira harcadı. Şans ve modern tıp yüzüne güldüğü gün ise yüz nakli olabileceği haberini aldı.
İnsanın bütün hastalıklarını müdahalesiz bir şekilde teşhis edebilmek tüm Star Trek doktorlarının hayalidir. Hatta bu teknolojiyi gerçek hayata getirecek kişi için sunulmuş bir ödül bile var ve şimdi Stanford bilim adamları 30 cm uzaklıktan kanser tümörlerini tespit edebileceğini düşündükleri bir sistem icat etmiş durumda.
Arabamıza, bilgisayarımıza, telefonumuza çok çok özen gösteriyoruz; ancak bunu yaparken çok önemli bir şeye bunlar kadar özen göstermeyi unutuyoruz: Kendimiz
Sam (23, soldaki) ve Alex (25) çocukluklarından beri birbirlerine çok yakın olan iki kız kardeş. Bu yüzden Sam'in lise yıllarında aplastik anemi (kemik iliğinin yeteri kadar veya hiç yeni hücre üretememesi durumu.) hastalığına yakalandığını öğrendiklerinde hiç umutsuzluğa kapılmadılar ve bu amansız hastalıkla birlikte savaşmaya karar verdiler. Bu savaştaki en önemli adım da Sam'e uygun bir kemik iliği bulmaktı...
Allah vermesin: Diyalize girmeyen, diyalizin ne denli çileli bir iş olduğunu bilmez…Daha ilk cümleyi okudunuz ve: “Aman bu rahatsızlık benden uzak olsun” diyerek,hızla sayfadan kaçmaya çalışıyorsunuz. Durun! Hastalıklar, maalesef,ummadığımız kadar yakınımızda. Siz değilse, arkadaşınız, eşiniz, dostunuz;yakınımızda biri, Allah korusun, bu dertten muzdarip olabilir. Empati yapmak ve diyaliz hastalarını yakından tanımak için bu metne kayıtsız kalmayın…Eğer bir kişi diyalize giriyorsa, bunun iki yolu var: Klinikte diyaliz veya evde diyaliz...Türkiye’de klinikte diyalize giren hasta sayısı 50 binin üzerinde… Bir klinik hastası,haftada ortalama 3 gün kliniğe gidiyor ve o günlerde en az 4 saat boyuncadiyalize giriyor. Zaman kaybının yanı sıra halsizlik, yorgunluk, kas krampları,tansiyon düşmesi gibi şikâyetler, hastaları sosyal hayattan alıkoyuyor. SağlıkBakanlığı ve SGK, diyaliz hastalarına ev ortamında hemodiyaliz sunabilmek içinbir çalışma başlattı ve 2010 yılında “Ev Hemodiyalizi”ni uygulamaya koydu. Evhemodiyalizi şu an 300’den fazla hasta tarafından uygulanıyor. İki diyaliz yöntemini karşılaştırdığınızda, Ev hemodiyalizinin klinik diyalize görepek çok üstünlüğü var.İstanbul’daki Ev Diyalizi hastası Serdar Kabaş’ın gerçek hayat öyküsü üzerinden size, Evhemodiyalizinin klinik diyalize üstünlüklerini anlatmak istiyoruz…
Kışın geldiğinin en büyük göstergelerinden birisi de kestane tezgahlarının sokaklarda belirmesidir. Özellikle hava kararıp ortalık iyice soğuduğunda, sıcacık tezgahtan alınan bir külah dolusu kestanenin, insana verdiği sıcaklık hissi eşsizdir. Üstelik bu durum dünyanın dört bir köşesinde de aynıdır. Kestaneyi herkes sever. İster fırında, ister kömürde, isterse de sıcak suda pişsin, sonuç hep aynıdır. Biz buna kısaca mutluluk diyoruz. Şekerini de unutmayalım! Peki her şey bir yana da, acaba bu kadar çok sevdiğimiz kestanenin, sağlımız için ne kadar faydalı olduğunu biliyor muyuz? Şayet cevabınız 'hayır' ise, buyrun...
1980'lerin başında Sovyetler Birliği'nde yaşanan işsizlik ve ölüm gibi sorunların en önemli kaynağı alkol olarak görülüyordu. Bununla başa çıkmak için çeşitli projeler geliştiren devletin bir projesi de bu çarpıcı afişler olmuştu. İşte, yasaklar yerine gerçeklerin yüzümüze çarpıldığı o çok çarpıcı 21 afiş...
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), üyesi olan 34 ülkenin sağlığına ait önemli bilgiler içeren en son 'Bir Bakışta Sağlık' raporunu yayınladı. Rapor, zengin ülkelerde sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliği ve kalitesinden beslenmeye, kilodan yaşam tarzının etkilerine kadar pek çok konuda bilgi içeriyor. Raporda öne çıkan konulardan biri de her yıl 6 milyon insanın ölümüne sebep olan sigara. OECD üyesi olan 34 ülkede ortalama sigara içme oranı %19.7, ama 22 ülke diğerlerinden daha fazla sigara içiyor:
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş, soğuk hava şartları nedeniyle aşırı ve sıcak tüketilen çayın, yemek borusunun mukozasını bozarak, zaman içerisinde kansere neden olabileceğini bildirdi.
Sözlük anlamı hiç bitmeyen çiftleşme arzusu olan Hiperseksüalite yani Nemfomani günümüz çağının önemli hastalıklarından birisi olmak üzere. İçeriğimiz Türkiye'de bulunan ancak toplum tarafından dışlanmaktan korkan kadınların kabusu Nemfomani üzerinde yazılmıştır. Not: içerikte cinsiyetçi ayrımcılık kesinlikle yapılmamıştır.
Not: Bu liste çok aşırı derecede genelleme içermektedir. Burada yazıldı diye herkes öyle olacak değildir. Kimseyi hedef almamaktadır ve öyle bir maksatla oluşturulmamıştır.26 Ekim gecesi National Geographic ilk kez yapılacak bir işe kalkıştı ve bir beyin ameliyatını canlı olarak yayınladı.Ayrıntılar için buradan >> Beyin Ameliyatı: Canlı YayınHer gün dünyada belki milyon kez yapılan ama çıplak gözle görmenin çoğumuz için pek mümkün olmadığı bir olayı, en azından televizyon ekranlarından izleme imkanı bulduk. Bu tarz bir operasyonun ne gibi adımları var, neler yapılıyor, prosedürü neler az çok fikir sahibi olduk.Böyle bir girişim için NatGeo'ya ne kadar teşekkür etsek az ama biz gelin, böyle bir program ülkemizde yapılsaydı neler olabilirdi onlara bakalım.