Mehmet Ağar Haberleri

Mehmet Ağar ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Mehmet Ağar ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Kahve Dünyası'nın Sahibi Birol Altınkılıç Son Yolculuğuna Uğurlandı: Cenazeye Ünlü İsimler Katıldı
Monte Carlo'da geçirdiği kalp krizi sonucu 66 yaşında hayatını kaybeden Kahve Dünyası ve Altınmarka Grubu'nun kurucusu Birol Altınkılıç son yolculuğuna uğurlandı. İstanbul Levent'teki Barbaros Hayrettin Paşa Camii'nde düzenlenen cenaze töreni iş, sanat ve siyaset dünyasından pek çok ismi bir araya getirdi. Rahmi Koç ve Ali Koç'tan Cem Yılmaz'a, Bakan Mehmet Nuri Ersoy'dan Ali Ağaoğlu'na kadar birçok tanınmış isim Altınkılıç ailesini yalnız bırakmadı.Buyurun, detayları beraber inceleyelim.
2013 Yılına Damga Vuran Olaylar
2013'e damga vuran Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu 2013 yılında Türkiye ve dünyada birçok önemli gelişmeler ve olaylar yaşandı. Türkiye için yıla damgasını vuran gelişme ise Taksim Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçti. Parktaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla Mayıs ayının son gününde başlayan gösteri yurt geneline yayıldı. Türkiye dışında da ses getiren olaylar, bütün bir yılı etkisi altına aldı. İşte Milliyet'in derlediği 2013 almanağından, Türkiye ve dünyada yılın olayları   Ocak: Ustalara veda Türkiye ocak ayında basın, sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini sonsuzluğa uğurladı. Şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, edebiyatçı Metin Kaçan, dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay, usta gazeteci Mehmet Ali Birand, 'Deprem dede' lakaplı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, yazar İsmet Kür ve sanatçı Ferdi Özbeğen'in ölüm haberleri ocak ayında peş peşe geldi. Yine ocak ayı içinde avukatlar için başörtüsü yasağı kalktı. Çözüm süreci kapsamında BDP Heyeti ilk kez İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştü.  Şubat: Amerikalı Sierra cinayeti Ankara'da ABD Konsolosluğu'ndaki canlı bomba saldırısı Şubat ayına damga vurdu. İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan ABD'li Sarai Sierra cinayeti Türkiye gündeminden uzun süre düşmedi. Cumartesi annelerinin simgeleşen ismi Berfo Ana'yı (105) da yine bu ay kaybettik. Ay içerisinde Milliyet'te Namık Durukan imzası ve 'İmralı tutanakları' başlığıyla yayınlanan haber Türkiye'nin gündemini belirledi.  Mart: Öcalan'ın 'çekilin' çağrısı Mart ayına damga vuran en önemli olay Diyarbakır'da yapılan Nevruz Şenliği'nde Abdullah Öcalan'ın mesajının Türkçe ve Kürtçe olarak okunması ve Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'çekilin' çağrısı oldu. Bu çerçevede PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisi Kuzey Irak'a giden bir heyet tarafından Türkiye'ye getirildi. Geçirdiği kalp ameliyatının ardından uzun süre yoğun bakımda kalan Müslüm Gürses'in ölümü hayranlarını üzüntüye boğdu. Tiyatrocu Metin Serezli de Mart ayında yaşamını yitirdi.  Nisan: Akil insanlar Nisan ayının birinci gündem maddesi 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nin açıklanması ve 9'ar kişilik grupların 7 bölgede ziyaretlere başlaması oldu. İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür diledi ve tazminat görüşmeleri başlatıldı. Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik çerçevesinde 1 yıl tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında dini değerleri aşağıladığı iddiasıyla açılan davada 10 ay hapis ile cezalandırılması kararı çıktı. Hüküm 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.  Mayıs: Reyhanlı ve Gezi Mayısta Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri gerçeklişti. Hatay Reyhanlı'da belediye önünde patlatılan bomba yüklü iki araç nedeniyle 52 kişi yaşamını yitirdi. Mayıs ayının son günü ise Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların sökülmesini protesto ile başlayan Türkiye geneline yayılan kitlesel olayların fitili ateşlendi. Çevik Kuvvet'in 30 Mayıs'ta Gezi Parkı'nda eylem yapan protestoculara müdahalesiyle başlayan olaylar yaz sonuna kadar sürdü.  Haziran: Gezi Parkı olayları Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu. Eylemcilerden 27 yaşındaki kaynak işçisi Ethem Sarısülük, Kızılay Güvenpark'taki gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu kafasından kurşunla vurularak yaşamını yitirdi. Ataşehir'de ise bir sürücünün otomobiliyle protestocuların arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Eskişehir'de de 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. Hatay'daki protestolar sırasında da Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin açtığı davada, belediyenin projesinin yürütmesini durdurduğunu açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Gezi Parkı'nda AVM projesinden vazgeçildiğini ve buraya bir kent müzesi yapılmasının düşünüldüğünü açıkladı. Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındakiBerkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede Medeni Yıldırım öldü.  Temmuz: 5. yüz nakli Gezi Parkı eylemlerinin etkisi devam etti, birçok ilde eylemlere katılan kişilerle ilgili kimlik tespitleri ve gözaltılar yapılmaya başlandı. Türkiye'nin 5'inci yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesi'nde yapıldı. Muğla'da beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın yüzü ve çenesi, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından, 1 yıldır nakil bekleyen 26 yaşındaki Recep Sert'e nakledildi.  Ağustos: Ergenekon davası Başbakan Erdoğan Başkanlığı'nda toplanan Yüksek Askeri Şura'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi belirlendi. Öcalan'ın avukatlarının, 'yeniden yargılanma' ve 'cezasının infazının durdurulması' talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Yıllarca süren Ergenekon davasında karar açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edilirken CHP milletvekili Mustafa Ali Balbay toplam 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal ise cezası açıklandıktan sonra tahliye edildi.  Eylül: Suriye ile helikopter krizi   Eylül ayına damga vuran olay Türkiye'nin sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürmesi oldu. M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. Hükümet Eylül ayı sonunda Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Bingöl M Tipi Ceza İnfaz Kurumundan aralarında terör örgütü mensuplarının da bulunduğu 18 tutuklu ve hükümlü tünel kazarak firar etti. Firariler ertesi gün kırsalda yakalandı. Alkollü içkilerin 22.00 - 06.00 saatleri arasında perakende satışını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. Kurtiz'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı. 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman da hayatını kaybetti.  Ekim: Maramaray açıldı Ekim ayında kamuda başörtüsü yasağı ve okullarda Andımız uygulaması kalktı. İstanbul'da iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray projesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda açıldı. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili davada rekor tazminat kararı çıktı. Garipoğlu ailesinin 37 bin 500 lira maddi, 1 milyon 250 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi. Gölcük'te bayram tatilinde Hatay'a giden annesi tarafından evde bırakılan bebek öldü. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Ahmet Kaya'ya verildi.  Kasım: Kızlı - Erkekli evlere denetim tartışması   Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla AKP milletvekilleri Meclis'e başörtüleriyle geldi. Meclis'te grubu bulunan partilerin kadın milletvekillerinin yaptığı konuşmalar güne damgasını vurdu. Öğrenci evleriyle ilgili 'kızlı - erkekli' tartışması başladı. 10 Kasım'da Anıtkabir'i 1 milyon 89 bin 615 kişi ziyaret etti ve bir rekor kırıldı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden gazeteci Savaş Ay ile tiyatrocu Nejat Uygur hayatını kaybetti.  Aralık: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Aralık ayına 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu damgasını vurdu. Soruşturma kapsamında AKP hükümetinin bakanlarının adı yolsuzluğa karıştı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in çocukları gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden Güler ve Çağlayan'ın oğlu tutuklandı, Bayraktar'ın oğlu serbest bırakıldı. işadamları, bürokratlar ve devlet memurları hakkında da kara para aklama, rüşvet ve altın kaçakçılığı suçlaması getirildi. Soruşturmayla ilintili olarak 3 bakan istifa ederken Bakanlar Kurulu'nda da büyük revizyon gerçekleşti ve 10 yeni isim girdi. CHP Milletvekili Mustafa Balbay tahliye edildi. İzmir'deki askeri tersanede bakımı yapılan römorkör suya indirildiği sırada alabora olarak yan yattı ve 8'i asker 10 personel yaşamını yitirdi.  Sanat dünyasında yaşananlar Picasso'nun 'Le Reve' isimli tablosu 155 milyon dolara satılarak, bugüne kadar ABD'li bir koleksiyonerin satın aldığı en pahalı eser unvanını aldı. Fahrelnissa Zeid'ın 'Atom Patlaması ve Bitkisel Hayat' isimli tablosu 2 milyon 741 bin dolara satıldı. Zeid, Ortadoğu'nun en yüksek fiyatla satılan eserini resmeden kadın sanatçı unvanını kazandı. Dan Brown'ın 'Cehennem'i, ilk haftasında 369 bin kopya satarak bir rekora imza attı. 4 yıl süren protestolara rağmen tarihi Emek Sineması, kamuya ait olmasına rağmen yerine AVM yapılmak için özel inşaat firması Kamer tarafından yıkıldı.  2013'te dünyada yaşananlar   Haiyan Tayfunu: Filipinler'i 8 Kasım'da vuran tayfun 10 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bangladeş'te fabrika faciası: Başkent Daka'daki fabrika çöktü, 1100 işçi öldü. NSA sızıntısı: ABD'li Edward Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) tüm dünyayı gizlice nasıl izlediğini kanıtlayan belgeleri sızdırdı. Mısır'da askeri darbe: Mısır'ın Genelkurmay Başkanı el Sisi komutasındaki Mısır Silahlı Kuvvetleri yönetime müdahale etti. İran'ın nükleer anlaşması: İsviçre'nin Cenevre kentinde İran'la yürütülen nükleer müzakerelerde 24 Kasım'da anlaşma sağlandı. Mavi Marmara için özür: İsrail Başbakanı Netanyahu 22 Mart'ta, Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye'den özür dilediğini açıkladı. Rusya'ya meteor düştü: Saatte 60 bin kilometre hızla hareket eden meteor Çelyabinsk'te patladı. İngiltere kraliyet bebeği: İngiltere Prensi William ve eşi Düşes Kate'in oğulları George 22 Temmuz'da doğdu. Curiosity Mars'ta su buldu: Mars'a gönderilen keşif robotu Curiosity su izine rastladı. Tarihi değiştiren kemik bulundu: Bilim insanları 400 bin yıllık bir insan iskeletinde DNA buldu. Yapay et: Hollanda'da üretilen yapay et 'tatsız' bulundu. Kansere mucize tedavi: Bilim insanları, kanserle mücadele için 'immünoterapi'yi seçti. Papa istifa etti: Papa 16. Benediktus, ilerleyen yaşını gerekçe göstererek istifa etti. 'Selfie' sözlüğe girdi: 'Telefonla kendi fotoğrafını çekmek' anlamına gelen 'Selfie' kelimesi Oxford sözlüğüne girdi. Rusya'da Greenpeace krizi: Eylül ayında, Kuzey Buz Denizi'nde Rus Gazprom firmasına ait petrol platformunu protesto ettikten sonra tutuklanan Türk aktivist Gizem Akhan ve 29 Greenpeace aktivisti yıla damga vurdu. 63 gün tutuklu kalan Akhan Türkiye'ye döndü. Boston maratonu saldırısı: Saldırıyı Çeçen Çarnayev kardeşler gerçekleştirdi. Pistorius sevgilisini öldürdü: Güney Afrikalı paralimpik atlet Sevgililer Günü'nde sevgilisi Reeva'yı öldürdü. İspanya'da tren kazası: 80 kişinin öldüğü olay ülkede son 40 yıldaki en büyük kaza oldu. Kenya'da AVM baskını: Başkent Nairobi'deki alışveriş merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti.  2013'te en çok konuşulan isimler Yıl boyunca dünya çapında en çok konuşulan magazinel isim ABD'li şarkıcı Miley Cyrus oldu. Ilımlı tavırlarıyla birçok farklı dinden insanın sempatisini kazanan Papa Francesco ve İran'ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani en çok konuşulan liderler arasında...  2013'ün en çok ses getiren ünlü isimleri Miley Cyrus: ABD'li şarkıcı Cyrus, yılın en çok konuşulan ismi oldu. Time dergisinin 'Yılın Kişisi' listesinde zirveyi zorlayan Cyrus, MTV Müzik Ödülleri'nde yaptığı dansla tarihe geçti. Papa Francesco: Arjantinli Jorge Bergoglio 13 Mart tarihinde yeni Papa olduğunu ilan etti. Papa Francesco göreve geldiğinden bu yana eşcinsellere ve ateistlere karşı ılımlı yaklaşımıyla takdir topladı. Time dergisi de Papa Francesco'yu yılın kişisi seçti. Malala Yusufzay: Pakistanlı insan hakları aktivisti 16 yaşındaki Malala ülkesindeki kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından başından vuruldu. İyileşen Malala yıl boyunca yaptığı konuşmalarla kendisinden söz ettirdi. Hasan Ruhani: İran'ın yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani göreve geldiği 8 Ağustos tarihinden bu yana ılımlı yaklaşımlarıyla konuşuluyor. Ruhani, ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonda konuştu. Jennifer Lawrence: ABD'li aktris Lawrence Hollywood'a farklı bir ses getirmesiyle konuşuldu. Lawrence, 'Silver Linings Playbook' (Umut Işığım) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.  2013'te hayata veda eden dünyaca ünlü isimler 2013 yılında birbirinden önemli isimler birer birer yaşama veda etti. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez bunlardan sadece ikisi... Nelson Mandela: Güney Afrika'da Apartheid rejimine son veren ülkenin ilk siyasi lideri, 5 Aralık'ta 95 yaşında öldü. Hugo Chavez: Venezuela Devlet Başkanı 5 Mart'ta kansere yenik düştü. Chavez, 58 yaşındaydı. Margaret Thatcher: İngiltere tarihinin tek kadın başbakanı Margaret Thatcher 8 Nisan tarihinde 87 yaşındayken meydana gelen felç sonrasında hayata veda etti. James Gandolfini: 'Sopranos' dizisi ile yıldızlaşan Amerikalı aktör, 19 Haziran'da Roma tatili sırasında hayatını kaybetti. Kalp krizi geçiren aktör 51 yaşındaydı. Doris Lessing: 2007'de Nobel Ödülü alan İngiliz yazar, 17 Kasım'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Paul Walker: 30 Kasım'da 'Hızlı ve Öfkeli' filminin yıldızı, 40 yaşında araba kazası sonucu öldü. Mikhail Kalaşnikof: Rus silah tasarımcısı 94 yaşında hayatını kaybetti. T24
Gazeteci Metin Göktepe Mezarı Başında Anıldı
Görevi başında polis şiddeti sonucu yaşamını yitiren gazeteci Metin Göktepe, 18 yıl sonra bugün mezarı başında bir kez daha anıldı. Göktepe'nin Esenler Kemer Mezarlığı'ndaki kabri başında gerçekleşen anma törenine annesi Fadime Göktepe başta olmak üzere çok sayıda arkadaşı, sanatçı Ferhat Tunç, Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, BDP İstanbul İl Başkanı Emrullah Bingül ile Gazeteci Ahmet Şık gibi isimler de katıldı. Metin Göktepe'nin mezarına ' İnadına Hepimiz Metin Göktepe'yiz' sürmanşetiyle çıkan Evrensel Gazetesinin bugünkü birinci sayfası ile karanfiller bırakıldı. 'Hepiniz Metin'in evine hoş geldiniz' diyen annen Fadime Göktepe sözlerini, ' Emekçilere çok teşekkür ederim. Metin'in katillerinin kim olduğunu biliyorsunuz. En başta Mehmet Ağar. Hepiniz benim için Metin'dir...' diye sürdürdü. 'BU IŞIĞI YAKAN DA METİN GÖKTEPE' Anmada konuşan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, o dönemin TGC yönetiminin ısrarıyla Metin Göktepe'nin ölümüne neden olan polislerin yargı önüne çıkartıldığını söyleyerek, '18 yıl sonra Ethemlerin, inşallah kurtulacak, 14 yaşındaki Berkinler için soruşturma bile açtıramıyoruz. Yargı önüne çıkaramıyoruz. Bugün devlet eskisinden çok daha fazla suçluları kurtarma telaşında ' diye konuştu. Metin Göktepe'nin çok önemli bir rolünün olduğunu belirten Olcayto, 'Çok genç bir kitle, haberci heyecanıyla yoğunlaşmış bir muhabir kadrosu yetişti. Gerçekten gazeteciliği yiğitçe yapan genç arkadaşlarımız var. Sosyal medyada da aktifler. Bir umut ışığı bizim için. Bu ışığı yakan da Metin Göktepe' şeklinde tamamladı. Özgür ALTUNCU - İstanbul - DHA
Korkut Eken'den BDP'li Buldan'a Ağır Hakaret
Mecit Baskın'ın öldürülmesiyle ilgili görülen davada sanık Korkut Eken, BDP Milletvekili Pervin Buldan'a ağır hakarette bulundu. Ankara 13. Ağır Ceza Mehkmesi'nde 1993 yılında Mecit Baskın'ın öldürülmesiyle ilgili, Mehmet Ağar , İbrahim Şahin ve Korkut Eken 'in de aralarında bulunduğu özel harekat polislerinin yargılandığı davada tansiyon yükseldi. 'AVUKAT MÜSVETTESİ' Davaya katılma talebinde bulunmak için söz alan Çağdaş Hukukçular Derneği avukatlarından Engin Gökoğlu, sanıkları işaret ederek 'bu adamlar katiller' deyince Korkut Eken sinirlenerek ayağa kalktı. Dişlerini sıkarak 'Bana adam diyemezsiniz terbiyesiz, avukat müsvettesi.' gibi sözler söyledi. 'SEN PKK'LI VEKİLİ S.... GİT!' Bu sırada izleyici sırasında oturan BDP Milltvekili Pervin Buldan 'İnsan değilsiniz, katilsin sen' diye bağırınca diğer sanıklar da 'Susturun şunları, sözlerinize dikkat edin' gibi cümleler kurdu. Korkut Eken 'in de Pervin Buldan 'a 'Sen PKK vekili s... git'' dediği duyuldu. MAHKEME BAŞKANI ARAYA GİRDİ Tansiyonun giderek yükselmesi üzerine mahkeme başkanı ayağa kalktı ve sanıklara dönerek 'Hiçbiriniz konuşmayın, yorum yapmayın, ben söz verince konuşacaksınız' uyarısında bulundu. Mahkeme başkanı söylenen bir çok sözü duymadığını belirterek tutanağa geçirmezken, avukatlar kendi beyanları olarak mahkemede yaşananları tutanağa geçirdi.haberler.com
'Faili Meçhuller' Davasında Ayhan Çarkın'ın Tahliyesine Karar Verildi
Duruşmada tarihi itiraflarda bulunan Ayhan Çarkın'a mahkeme heyeti adetamüdahale etti. Duruşmaya ara veren mahkeme heyeti Çarkın'ı dinlemeye devam etti. Çarkın'dan kan donduran itiraflar geldi. Çarkın'ın ardından Davanın sivil sanıklarından Nurettin Güven, önemli bir iddia ortaya attı. Duruşma sırasında sandalyeler havada uçtu, koltuklar kırıldı. Mahkeme Ayhan Çarkın'ın tahliyesine karar verdi. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Ayhan Çarkın’ın yanı sıra tutuksuz sanıklar Korkut Eken, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Lokman Ertürk, Seyfettin Lap, Uğur Şahin, Yusuf Yüksel hazır bulunurken, İbrahim Şahin ve Mehmet Ağar katılmadı. Duruşmayı Susurluk çetesi tarafından infaz edilen isimlerin yakınları ile avukatları katıldı. 1990’lı yıllarda eşi Savaş Buldan’ı infaza kurban veren HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel ve CHP’li Mahmut Tanal da duruşmayı izliyor. TARTIŞMA YAŞANDI Duruşmada mahkeme başkanı Tekman Savaş Nemli’nin avukatlara yer açmak için stajyer avukatları çıkarmak istemesi üzerine tartışma yaşandı. Mağdur tarafın avukatları, stajyer avukatların çıkarılmasına karşı çıktı. Başkan Nemli ise stajyerlerin mahkemenin stajyer avukatları olmadığını belirterek çıkarılmasına karar verirken, duruşmanın güvenlik nedeniyle kapalı yapılabileceği uyarısında bulundu. ÇHD Başkanı, Avukat Selçuk Kozağaçlı ise yer darlığının sanıkların korumları nedeniyle yaşandığını belirterek, bu kişilerin çıkarılması gerektiğini söyledi. AĞAR 'TANSİYONUM VAR' DEYİP KATILMADI Susurluk çetesi yöneticiliğinden mahkum olan ve bu davanın bir numaralı sanığı Mehmet Ağar, avukatı aracılığıyla mahkemeye 7 günlük istiharat raporu gönderdi ve duruşmaya gelmedi. Raporda, Ağar’ın ani tansiyon yükselmesi, kalp kapağı hastalığı ile kronik akçiğer hastalığı olduğu öne sürüldü. Müşteki avukatları, rapora ilişkin sahtecilik iddiasında bulundu. Sanık İbrahim Şahin de Reşadiye Devlet Hastanesi’nden düzenlenen aldığı raporla duruşmaya gelmedi. TARİHİ İTİRAF: SUSURLUK CİNAYETLERİ DEVLETİN KARARIYDI Davanın tek tutuklu sanığı Ayhan Çarkın, savunmasında çarpıcı itiraflarda bulundu. Çarkın, “Bu cinayetler, dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakan, MGK, İçişleri Bakanlığı, İstihbarat Daire Başkanlığı ve Başbakanlığa bağlı MİT’in içinde bulunan Kontr-Terör Dairesi’nin bilgileri ve koordinasyonunun yani o dönemki devletin bilgisi dahilinde işlenmiş cinayetlerdir. Yoksa kimse pervasızca bu cinayetleri işleyemez. Herkes bilgi sahibidir. Bu cinayetleri işleyenler siyasi ve ekonomik rant elde etmişlerdir” dedi. MAHKEME SUSURLUK'UN DEVLETİNE LAF SÖYLETMEDİ Ayhan Çarkın, savunmasında devletin faili meçhul cinayetlerinde rolünü anlatırken mahkeme başkanı aniden müdahale etti. Bu sırada avukatlar ile başkan arasında tartışma yaşandı. Bunun üzerine mahkeme heyeti, duruşmaya ara verreek müzakere odasına çekildi. Mahkeme heyeti, aranın ardından saat 11.05'te salona döndü. Başkan Nemli, avukatların söz verilmeden konuşmamaları konusunda uyardı ve Çarkın'ın savunmasına devam kararı aldı. 'KURBANLIK KOYUN GİBİ' DİZLERİNİN ÜZERİNE ÇÖKMÜŞ Ayhan Çarkın, ifadesinde Abdulmecit Baskın, Yusuf Ekinci ve Faik Candan’ın nasıl infaz edildiğini anlattı. Avukat Yusuf Ekinci’nin ölümüne değinen Çarkın, “Kuğulu Park civarındaydık. Anons geçildi, Ümitköy civarına gelmemiz istendi. Oğuz ile gittik. Yusuf Ekinci, dizlerinin önüne çökmüş, kurbanlık koyun gibi bekletiliyordu. Bana silah verdiler, al siftah yap dediler. Ben de silahı attım. Abdülmecit Baskın cinayeti üzerine Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin’e gittim, bana sen karışma MGK kararı dedi” ifadelerinde kullandı. Çarkın, savunmasının sonunda tahliyesini talep etti. VAMPİRLERİN KAN ÇANAĞINA KAN AKITTIK Ayhan Çarkın ifadesinde şunları kaydetti “İşkencelerle hayatını kaybedenlerin hesabı adalet önünde görülsün. Şimdi yüzleşmenin tam zamanı. Bu kanlar neden aktı, bu canlar neden gitti? Ben bir gerçeğim, korkmadan gerçekleri anlatıyorum. Vatan millet bayrak adına yola çıkıp da yoldan sapanlar bu yolu rant kapısı yapanları görelim. O dönem devletin makamlarını işgal eden bu kişiler hesap versin. Çünkü o dönem vampirlerin can çanağına kan akıttık.” SANIK ADRESİNİ VERMEK İSTEMEDİ Sanık Enver Ulu, savunmasının alınması için kimlik tespiti yapılırken, “Buradakilerin kim olduğunu bilmediğim için adresimi vermek istemiyorum. Koruma kararım var” dedi. Bunun üzerine müşteki avukatı Selçuk Kozağaçlı, “Senin kim olduğunu iyi biliyoruz. Katilsin. Sen bizi tanı, mağdur ailesiyiz” diyerek karşılık verdi. Kozağaçlı ile Ulu arasında tartışma yaşandı. Ulu, avukatlara el kol hareketi yaparak bir süre atıştı. Mahkeme başkanı araya girince Ulu, adresini verdi. Ancak avukatı olmadığı için Ulu’nun savunması alınamadı. MAĞDUR OĞLUNDAN SANIĞA: SENİN BABANIN ÜZERİNDE SİGARA SÖNDÜRDÜLER Mİ? Örgüt faaliyeti kapsamında 8 cinayetle suçlanan sanık Ayhan Akça, savunmasında “Bunların hiçbirini tanımıyorum, bilmiyorum. Ruh sağlığını da bilmiyorum. Kimlerin yönlendirdiğini de bilmiyorum. Devletin verdiği görev dışında hiçbir illegal işler yapmadım. Ayhan Çarkın ile de aynı birimde yapmadım. O dönem görev belgeleri ortadadır. Ben şahısların isimlerini bile hatırlamıyorum.” dedi. Bunun üzerine cinayete kurban giden Hacı Karay’ın oğlu Enes Karay, “Biz seni 22 senedir unutmadık” dedi. Akça, “Kardeşim bir sus” derken, Enes Karay, “Senin babanın üzerinde sigara söndürdüler mi, laylon erittiler mi? 22 senedir biz bunların isimlerini unutmadık” karşılığını verdi. 'TARIK ÜMİT ÖLMEDİ, İNGİLTERE'DE...' Davanın sivil sanıklarından Nurettin Güven, ifadesinde “Tarık Ümit ölmedi, sağ kendisi. Benim bildiğim kadarıyla İngiltere’de. Bir kere Amerika’da Tarık Ümit’i bir MİT’çi ile viski içerken gördüm” dedi. İddianamede, MİT elamanı Tarık Ümit'i bu çetenin öldürdüğü anlatılıyordu. (Korkut Eken mahkemeye verilen arada... Foto: Alican Uludağ) MEDET SERHAT'IN EŞİ GÖZYAŞLARINI TUTAMADI 'Eşimi kucağımda kaybettim. Bunların ağababaları nerede' Davanın öğleden sonraki bölümünde infazlarda yakınlarını kaybeden aileler söz aldı. Avukat Faik Candan’ın eşi Gönül Candan, bu katliamları yapanların idam edilmesini istedi. Avukat Medet Serhat’ın eşi Yurdanur Serhat ise konuşmasında gözyaşlarını tutamadı. Sanıklara bakarak konuşan Yurdanur Serhat, eşini kucağında kaybettiğini belirterek, o anları şöyle anlattı: “Düğünden çıktık. Biz evimize tam geliyoruz. Solumuzdan bir araba girdi ve bizi sıkıştırdı. Şoför durdu. Öbür arabanın şoförün yanındaki kişi camı açtı tak tak sıktı. Eşime bir tane geldi bana 14 tane geldi. Kim olduğunu bilmiyorum. Arabada üç kişi vardı. Silahı çıkardı tak tak tak diye sıktı. Ben her seferinde ay ay ay dedim. Eşim hayatını kaybetti. Ben ve evladım bunu kabul edemez. Eşim Kürt’tü. Kendini inkar etti. Ben Kürt değilim. Bir asker kızıyım. Bir emniyet mensubunun kızkardeşiydim. Ama abim bunlar gibi maşa değildi. Bunların ağababaları nerede? Büyükleri istiyorum. Bunun öcünü istiyorum ben” dedi. Serhat, önünde oturan Korkut Eken’e seslenerek “Açık baş, sana çok gıcığım” ifadesini kullandı. PERVİN BULDAN: DEMİREL VE ÇİLLER DE YARGILANMALI Eşi Savaş Buldan’ı kaybeden Pervin Buldan, izleyici sırasından söz almak istediğini belirterek, “Bakalım bu katillerin benim yüzüme bakabilecek cesaretleri var mı?” dedi. Hiçbirinin yüzene bakacak cesareti olmadığını dile getiren Buldan, “Çünkü hepsi ellerine silah tutuşturulmuş ceplerine para konulmuş zavallı katiller. Emir alan, kurşun sıkan kahraman ilan edilen katiller” dedi. Bu kişilerin Tansu Çiller’in “Elimizde Kürt işadamlarının listesi var, hesap soracağız” dedikten sonra ellerine silah verilen “katiller” olduğunu dile getiren Buldan, şunları söyledi: “Bugün burada yalnız bunların değil, bunlara emir verenlerin, eline silah verenlerin hepsinin yargılanmasını istiyorum. Başta Tansu çiller ve Süleyman Demirel, Mehmet Ağar, OHAL bölge valileri, hepsi burada yargılanmalıdır. Ben eşimi kaybettiğim gün bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Bugün kızımı buraya getirmedim, babasının katillerinin görmesini istemedim. Buna dayanamam o ağlarsa ben de dayanamam. Çünkü ben bir anneyim. Acaba burada oturanlar bunu bilirler mi? Bunların evlatları bir güne bir gün sordular mı, onlar babasız büyüdüler.” ORTALIK KARIŞTI, SANDALYELER HAVADA UÇUŞTU Faili meçhul cinayetler davasında sandalyeler havada uçtu, koltuklar kırıldı. 1990’li yıllarda işlenen faili Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında, olaylar çıktı. Duruşma savcısının görüşünü açıkladığı sırada müşteki avukatları savcıya tepki gösterdi. DURUŞMAYA ARA VERİLDİ Yaşanan tartışmanın büyümesi üzerine Mahkeme Başkanı duruşmaya ara verdi. Bu sırada bazı izleyiciler salonda çıkarken “Halkın adaleti ensenizde olacak” şeklinde sloganlar attı. Bu sırada sanıkların sivil korumalarından biri slogan atanlara, “Sıkıysa gelip benim enseme dayansana” diye tepki gösterdi. Karşılıklı tartışma büyünce duruşma salonundaki koltuklar kırıldı, yumruklu kavga yaşandı. MAHKEME AYHAN ÇARKIN'IN TAHLİYESİNE KARAR VERDİ Mahkeme, tek tutuklu sanık Ayhan Çarkın'ın tahliyesine karar verdi. Korkut Eken ve diğer tutuksuzların tutuklanmasını ise reddetti.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bizim gençliğimizde “Türk Polisi”nin değişmez bir görevi vardı: Komünist yakalamak. Başka işler de olurdu ama onlar teferruattı. “Birinci Şube” siyasete bakar. “Siyaset” deyince, “C Masası” falan, böyle şeyler de kurulmuş, ama varsa yoksa Komünizm. Kimin sol fikirli olduğu da aslında bilinirdi. Şunun şurasında, toplasan kaç kişi zaten? Arada bir bunları toparlayıp içeri atmak gerekirdi. Onların şunu bunu yapmasından ötürü değil, başka bir işe paravan olacak bir “sansasyon” yaratmak için. Her türlü “polisiye” davada tek bir “polisiye yöntem” vardı; işkence! Yatır falakaya, söylet. Bunun da genellikle iki amacı olurdu. Ya polis bilmediği bir şeyi öğrenmek için işkence yapardı (“konuşturmak” üzere); ya da, kendi kurduğu bir hikâyeyi birilerinin “Ben yaptım” diye üstlenmesi için (“kabul ettirmek” üzere). Şüphelinin ardına adam takmak, telefonunu dinlemek gibi yöntemler vardı, ama ikincil şeylerdi bunlar. “Polis” demek, “işkence” demekti. Burada “ileri teknoloji” de, elektrik vermek olmuştu.
'Kılıçdaroğlu'na Diktatör Demedim!'
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekilliği'nden istifa eden Yalova Milletvekili ve CHP Genel Başkan Adayı Muharrem İnce, CNN TÜRK televizyonunda yayınlanan 'Ne Oluyor' programında Şirin Payzın'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.İnce, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na diktatör demediğini savunarak, 'Tek adam olmak isterseniz, ön seçimi ortadan kaldırırsanız, blok listeyi tekrar dayatırsanız o zaman diktatör olursunuz dedim. Ben diktatör demedim. Bunlar gerçekleşirse diktatör olursunuz, dedim' ifadelerini kullandı. Deniz Baykal'ın adayı olduğu iddialarına ilişkin olarak ise İnce, 'Ben kimsenin adamı değilim. Ben partiye genel başkan olacağım. CHP'nin makus talihini yeneceğim. Çok iddialıyım' dedi. 'BEN DİKTATÖR DEMEDİM' CHP lideri Kılıçdaroğlu'na yönelik diktatör açıklamasının tepki toplamasına ilişkin olarak İnce, 'Benim açıklamamı baştan sona izlerseniz ben böyle bir cümle kurmadım. Bu yandaş medyanın bir uydurmasıdır. Ben aynen şöyle dedim. Sayın Genel Başkan, seçildiği kurultayda demokratik bir CHP'den söz etti. Parti içi demokrasiyi geliştireceğini söyledi. Duyumlar alıyorum bu kurultayla ilgili. Deniyor ki bir, blok listeye ger dönülecek, blok liste özlenmiş. İki, ön seçim tamamen kaldırılacak. Buna benzer açıklamalar var. Bugün kurultay gündemine baktım. 4. madde tüzük komisyonu seçimi, 5. madde genel başkanın seçimi, 6. madde tüzük değişikliği. Demek ki bu tür tüzükte daralan, CHP'yi körelten, CHP'yi diktatörleştiren bir yapıya doğru gitme belirtileri var. Bunları hissediyorum. Dedim ki eğer bu tüzüğü bu şekilde değiştirirseniz şimdikinden çok daha kötü bir noktaya çekerseniz, örgüt kazanımlarını vermek istemez. Ama siz bunları almak isterseniz, tek adam olmak isterseniz, ön seçimi ortadan kaldırırsanız, blok listeyi tekrar dayatırsanız o zaman diktatör olursunuz dedim. Ben diktatör demedim. Bunlar gerçekleşirse diktatör olursunuz, dedim' diye konuştu. 'BÖYLE BİR YAPI, SAĞLIKLI BİR YAPI DEĞİLDİR' Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerinin arkasında olduğunu söyleyen Muharrem İnce, 'Genel başkan, madem ki bu tüzük değişikliklerine o kadar güveniyor; doğru, Türkiye'yi aydınlığa taşıyacak bir CHP, demokratikleşecek, parti içi demokrasiyi geliştirecek bir CHP ise eğer değişikliler bunlarsa neden önce onları konuşmuyoruz da genel başkanlık seçimini neden sonra yapmıyoruz? Buradan bile art niyet, CHP'yi tek adam yapısına dönüştürmek istediklerini anlıyorum. Milletvekillerini genel başkan belirliyor. Belediye başkan adaylarını genel başkan belirliyor. Cumhurbaşkanı adayını genel başkan belirliyor. MYK üyelerini genel başkan belirliyor. Seçiyor Parti Meclisi'nden. Sen, sen, sen genel başkan yardımcısısın. Öbür gün değiştirdim sizi diyor. 5 kez MYK değişiyor. Her seçim sonrasında MYK değişiyor. Her seçim sonrasında başarısızsınız genel başkan yardımcıları, hadi bakayım kenara... Böyle bir yapı sağlıklı bir yapı değildir. Örgüt benim ne demek istediğimi anlıyor. Bunları yaparsanız diktatörlüğe doğru gidersiniz dedim. Bu doğru değil dedim. Sözümün arkasındayım, lafımın arkasındayım' şeklinde konuşmasını sürdürdü. 'CHP'LİLERİN ARTIK AĞLAMASINI İSTEMİYORUM' Muharrem İnce'nin 'Ben bu süreçte yalnız değilim, Baykal var' sözleri hatırlatılarak kendisinin Deniz Baykal'ın adayı olduğu yorumları sorulan CHP Genel Başkan Adayı İnce, 'O salona girdim. Cümlem aynen şöyledir. Ben burada yalnız değilim. Bu salonda benimle birlikte partinin vicdanı var. Gezi ruhu var. Gezi'de direnen gençler var. Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimci direnişi var. İsmet İnönü'nün cesareti var. Bülent Ecevit'in dürüstlüğü var. Deniz Baykal'ın 92'de CHP'yi yeniden açması var. Ben bütün genel başkanlarımızı saydım. Arkamda Deniz Baykal var gibi bir cümlem var. Bir partiye genel başkan olacak birisinin bir; benim arkamda Baykal var, Kılıçdaroğlu var, şu var, bu var fark etmez bunu diyorsa ondan genel başkan olmaz zaten. Ben genel başkan olmak istiyorum bu partiye. Bu partiyi iktidar yapmak istiyorum. Başbakan olmak istiyorum bu ülkede. AKP'yi yenmek istiyorum. CHP'lilerin artık ağlamasını istemiyorum. Partimin binalarının gece 11'de ışıklarının sönmesini istemiyorum. Meşalelerle sabaha kadar orada beklemelerini istiyorum. Bu iddiaları ortaya koyan, 12 yıldır milletvekilliği yapan birisi, Sayın Baykal'a saygısızlık yapmak istemem, benim genel başkanlığımı yapmıştı, ona saygım ayrıdır. Ama benim arkamda şu var diyerek ortaya çıkan bir adamdan lider olur mu? Ben, benim partimin genel başkanlarını onurlandırmak istedim. Yarın buna Sayın Kılıçdaroğlu'nu da eklerim. O halen mevcut genel başkan. O benim rakibim. Onun da namuslu bir insan olduğundan hiç şüphem yok' ifadelerini kullandı. 'KİMSEYE BUNUN HESABINI VERECEK HALİM YOK' Yalova'da Deniz Baykal ile bir araya gelerek nasıl bir görüşme gerçekleştirildiği ve genel başkanlığa adaylık konusunun burada konuşulup konuşulmadığı sorusu için İnce, 'Herkesin huzurunda oldu. Sayın Deniz Baykal, Bursa'da bir düğüne gidiyordu. Yalova Belediye Başkanı'nı kutlamak istediğini gemiden inip belediye başkanımızı kutlayacaktı bana da haber verildi. Ben de gittim karşıladım. Birlikte basının huzurunda... Ben o kentin milletvekiliyim. Sayın Baykal, benim genel başkanlığımı yapmıştır. 100 kez gelsin. 100 kez de karşılarım. Kimseye de bunun hesabını verecek halim yok. Bu nezaket ve insanlık gereğidir. Yalova'ya başbakan geldiğinde de karşılamaya gittim. Mehmet Ağar geldiğinde de karşılamaya gittim. Doğu Perinçek geldiğinde de karşılamaya gittim. Sayın Bahçeli gelse Bahçeli'yi de karşılamaya giderim' dedi. 'KILIÇDAROĞLU'NUN DA DESTEĞİNİ İSTİYORUM BAYKAL'IN DA' Partiye genel başkan olacağını iddia eden Muharrem İnce, 'Ben bu partiye genel başkan olmak istiyorum. 130 milletvekilinin de desteğini istiyorum. Herkesin, Sayın Kılıçdaroğlu'nun da desteğini istiyorum, Sayın Baykal'ın desteğini de istiyorum. 950 bin üyenin hepsinin desteğini istiyorum. Herkese gönlüm açık. Ama beni küçültecek, beni daraltacak, beni güdümlü, yönetilen, birisi olarak göstermek isteyenlere de tavrımı koyarım. Ben kimsenin adamı değilim. Ben partiye genel başkan olacağım. CHP'nin makus talihini yeneceğim. Çok iddialıyım. 2 seçimde birinci parti olamazsam ben istifa etmeyeceğim, tüzükte düşmüş olacağım' diye konuştu. 'SAYIN KILIÇDAROĞLU'NDAN DAHA FAZLA İMZA ALACAĞIMI ADIM GİBİ BİLİYORUM' Kim destekliyor sizi, sorusu üzerine Muharrem İnce, 'Yeterli imzayı bulup bulmadığımı görecekler. Bugün 6-7 milletvekili arkadaşım aradı. 3 milletvekili açıkladı şu ana kadar. Açık tavır koydular. 6-7 arkadaşım aradı, ne zaman destek olalım? Dünde 7-8 arkadaşım aradı. Sakın açıklama yapmayın dedim. Bekleyin dedim. Yeterli imzayı bulup bulamadığımı birkaç gün içerisinde herkes görür. Bugün 78 il başkanı destek açıklaması yapmış. Onların zaten yarıya yakını delege değil ki. Böyle bir şey olur mu? Delegeler adına nasıl böyle bir açıklama yapılır? Ama bu CHP tarihinde var ne yazık ki. İl başkanlarına genel merkezin baskı yapması, baskı sonucunda bu tür açıklamalar... İl başkanlarının emir erleri değil ki kurultay delegeleri. Özgür iradeli kurultay delegeleri bunlar. İl başkanı arkadaşlarıma kızmıyorum, gücenmiyorum da. Ben çok iyi biliyorum ki büyük 8-10 ilde Sayın Kılıçdaroğlu'ndan daha fazla imza alacağımı adım gibi biliyorum' ifadelerini kullandı. 'BEN ŞAMPİYONLUĞA BAKARIM' CHP Genel Başkan Adayı Muharrem İnce, 'Siz Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor birinin kulüp başkanı olsanız. Bir teknik direktör atasanız. Dese ki size teknik direktör, ben önce 8. oldum. Sonra 2 puan daha artırdım. Sonra 6. oldum. Sonra 2 puan daha artırdım, 4. oldum. Siz o teknik direktörü tutar mısınız? Yoksa şampiyonluk mu istersiniz? Bunlar beni ilgilendirmiyor. Şampiyon olmadığınız sürece, başbakan olmadığınız sürece bunların hepsi masaldır. Bunların hepsi kandırmacadır. 14 parti bir araya geldik. Cumhurbaşkanı adayı çıkardık. Adam geldi tek başına yüzde 52 aldı. Önemli olan bunu yenmektir. Siz eğer şuna razıysanız ki birtakım solcu arkadaşlar razı Türkiye'de, CHP zaten alamaz, maksimum nokta budur... Bunlar masaldır. Ecevit'in yüzde 42'sini unuttular mı? Ben şampiyonluğa bakarım' dedi. 'BENİ DİNLESELERDİ TAYYİP ERDOĞAN, CUMHURBAŞKANI OLMAYACAKTI' Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce CHP'nin çıkaracağı aday konusunda kendi önerilerinin dinlenilmediğini savunan İnce, şöyle konuştu: 'Girdiğimiz bütün seçimlerde AKP'ye karşı yenildik. 2011'de yenemedik. 2010 referandumunda yenemedik. 2014'te yerel seçimlerde yenemedik. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yenemedik. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ben, 4 aday önerdim. İsimleri söylemek istemiyorum. Bir tanesini söyleyeyim. Mehmet Bekaroğlu'nu önerdim. Dedim ki Saadet Partisi tabanından AKP'nin belli bir kesiminden oy alırız. Aday gösterelim dedim. Ulusal duyarlılıkları yüksek arkadaşlar için bir aday gösterelim. Sol-sosyalist bir aday önerelim dedim. MHP ayrı bir aday önersin dedim. 4-5 aday ile birlikte çıkalım. Katılım yüzde 90'larda olsun. İlk turda Tayyip Erdoğan seçilemesin. Bu dört aday da başlangıçta şunu deklare etsin kamuoyuna. Kim birinci çıkarsa 2. turda onu destekleyeceğiz. Böyle olursa bugün Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı olamazdı. Aday sayısının artması, katılım oranını arttırır. Bu kadarcık bir matematik bilgisini bile kullanmadan tek başına bir çatı adayı... Çatı adayı ikinci turda olurdu. Birinci turda çatı adayı olmaz. Bunları anlatmaya çalıştım ama ben adayı televizyondan öğrendim. Üzülüyorum. Tayyip Erdoğan'ı cumhurbaşkanı, bu taktik hatası seçtirmiştir. Beni dinleselerdi Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olamayacaktı' 'BEN ELLERİNDE İPLERİ OLAN BİR İNSAN DEĞİLİM' CHP'deki Güçlü Genel Sekreterlik ile ilgili olarak CHP'nin bir geleneğidir bu, diyen Genel Başkan Adayı İnce, bu kişinin Önder Sav olmadığını belirtti. Genel sekreteri de Parti Meclisi'nin seçmesi gerektiğini söyleyen Muharrem İnce, 'Ben bu partiye genel başkan olmaya ve Türkiye'ye başbakan olmaya geliyorum. Ben ellerinde ipleri olan bir insan değilim. Bunu herkes böyle bilsin. Partiyi demokratikleştireceğim, AKP'yi yeneceğim' dedi ve aklındaki genel sekreteri şimdi açıklamayacağını belirtti. 'SAYIN KILIÇDAROĞLU GENEL BAŞKAN OLURSA BLOK LİSTE ESAS OLACAK' Çarşaf ve blok liste tartışmaları hakkında değerlendirmede bulunan Muharrem İnce 'Partiyi demokratikleştireceğim diye gelip bugün blok listeyi özlediğimi söylemem' diyerek, '4. madde, tüzük komisyonunun seçimi. 5. madde, genel başkanlık seçimi. 6. madde, tüzük değişikliği. Ben 5. maddede genel başkan olduğumda 6. maddede tüzük değişikliğim şunlar olacak. Üyelerle ön seçim olacak. genel başkan, iki seçim arka arkaya başarısızlıktan sonra çekilecek. Bunları yapacağım ben ama Sayın Kılıçdaroğlu, olursa genel başkan blok liste esas olacak. Yüzde 15'lik kontenjanı arttıracak' şeklinde konuştu. Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
78'liler 12 Eylül'deki İşkencelere İlişkin 1650 İsmi Açıkladı
Devrimci 78’liler Federasyonu, 12 Eylül davasında mahkemeye gönderilen tüm dosyaları inceleyerek, işkence dosyalarında adı geçen 1650 kamu görevlisinin isminin bulunduğu '12 Eylül işkencecilerinin listesini' açıkladı.Devrimci 78’liler Federasyonu, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 12 Eylül davası kapsamında mahkemeye gönderilen dosyalarda yaptıkları araştırma sonucu, hakkında daha önce dava açılıp mahkum olan, beraat eden veya soruşturması takipsizlikle sonuçlanan isimlerin tamamını bir listede birleştirdi.521 kamu görevlisinin ismi “soruşturulması gereken isimler” listesine konuldu. Federasyon ayrıca, mağdur anlatımlarından ve suç duyurularından yola çıkarak, 1029 isim daha belirledi. Böylece savcılıklara bildirilmek üzere hazırlanan 1650 kişilik bir liste ortaya çıktı.Federasyon dün Mülkiyeliler Birliği’nde yaptığı basın açıklamasıyla bugün halen görevde olan emniyet müdürü, infaz koruma memurları ve jandarma görevlilerinin de bulunduğu isimleri açıkladı.Listede, emniyet müdürlüklerinde görevli olan kamu görevlilerinin, Diyarbakır, Mamak, Metris ve Amasya cezaevlerindeki kamu görevlilerinin, sıkıyönetim komutanlıkları savcı, hakim ve mahkeme üyelerinin, sağlık raporu vermeyen ya da yanlış sağlık raporu veren doktorların, üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin, itirafçıların isimleri yer aldı. “12 Eylül işkencecilerinin listesinin” ilk sırasında 12 Eylül darbesinin mimarları Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya ile hayatta olmayan dönemin kuvvet komutanları yer aldı.Listede Prof. Dr. Turan İtil , Prof. Dr. Ayhan Songar ’ın ismine yer verildi. Prof. İtil için “12 Eylül’ün Mengelesi” yakıştırmaları yapılmıştı. Prof. Songar’ın ise Bursa’daki bir kongrede söylediği “Solcular genetik olarak suçludur” sözleri tepki çekmişti.Prof. Dr. Adnan Öztürel , Prof. Dr. İbrahim Tunalı , Dr. Cahit Zentürk ’ün isimlerinin ise Mehmet Ali Kılıç ’ın işkenceyle öldürülmesi konusunda Kılıç’ın aleyhine sahte rapor yazdıkları iddiasıyla listeye girdiği belirtildi. Hasan Hakkı Erdoğan ’ın işkenceyle öldürülmesine ilişkin sahte rapor yazdıkları iddia edilen Prof. Dr. Sevim Büyükdevrim , Dr. Nevres Kaylan , Sacide Erdem de listedeki doktorlar arasında yer aldı.“Teröristlerin Rehabilitasyonu Sempozyumu”na katılan YÖK eski Başkanı İhsan Doğramacı , Sıkıyönetim eski Komutanı ve ANAP Milletvekili Recep Ergun , Emniyet Genel Müdürü ve DYP eski Ankarara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük , Atilla Yayla , eski bakanlardan Bülent Akarcalı ve Adli Sicil ve İstatistik eski Genel Müdürü Mustafa Tören Yücel de “işkenceci” olarak nitelendirildi.Listede, 1982 Anayasası’nı hazırlayan ve “devrimcilerin idamlarını onaylayan” Danışma Meclis Üyelerinin isimleri de yer aldı. 117 kişilik listeden dikkat çeken isimlerden bazıları şöyle: Eski bakanlar Bekir Sami Daçe , eski milletvekili DYP’li Turhan Güven , 12 Eylül Anayasası’nın hazırlayan ekibin başındaki isim olan Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı , eski ANAP milletvekili Şadan Tuzcu ve dönemin Danıştay Savcısı CHP’li Kamer Genç .Federasyon, 12 Eylül döneminde yapılan işkencelerle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, savcılığa şikayetçi oldukları dönemin sıkıyönetim ve ordu komutanları, valileri, emniyet müdürleri ve MİT görevlilerinin listesini vermişti.Mehmet AğarCevdet SaralVecdi GönülFahri GörgülüSabahattin ÇakmakoğluHüseyin ÇapkınÜnal ErkanNuri EsirgenEşref AkıncıAdnan Ersözİsmail ArarNaim GelyaniArif YükselKutlu SavaşKamuran GürünTunca ToskayRaci TetikHıfzı ÇubukluKemal YazıcıoğluOsman Akİbrahim DedeoğluCem ErseverErcan ErsoyTuğgeneral Hakkı ErkanTuğgeneral İlhan ŞenelTuğgeneral Naci TorunayTuğgeneral İsmet OnurTümgeneral Muzaffer BaşkaynakNusret DemiralÜsteğmen Zafer GüderAdnan GündüzFederasyon, ayrıca “Çile Mektupları” adı altında bir araya getirdiği, çocuklarının izini bulmak, yaşadığından emin olmak, cezaevinde görüş yapmak amacıyla yetkili mercilere başvuran, mektupları ve dilekçeleri, ailelerin yazdıkları mektupları kitaplaştımak için hazırlık yapıyor.T 24
Kurtlar Vadisi Karakterlerinin Gerçek  Hayatta Temsil Ettiği İddia Edilen Kişiler
Bilindiği üzere Kurtlar Vadisi senelerdir 2003'ten beri Ülkemizde yayında olan en eski dizi. Yeri geldiğinde inanılmaz sahneleri ile dünyanın bile gündemine oturmayı başarmıştır. Örneğin: Polat alemdarın İsrail konsolosluğunu basması gibi...Bu fim başlarda gerçek Türkiye kabadayıları ve mafyalarını hatta milli istihbaratına kadar gerçekleri anlatıyordu fakat son virajlara doğru tamamen amacından saptı çünkü artık anlatıcak bir şeyleri kalmadı reyting için çeşitli manevlar yapmak zorunda kaldılar. Bu konuda sizle Kurtlar Vadisi Karakterlerinin gerçek hayatta yansıttığı kişileri görelim
Haluk Kırcı Tahliye Oldu
Daha önce iki kez yanlışlıkla tahliye edilen, 1978'deki Bahçelievler katliamının hükümlüsü Haluk Kırcı, Denetimli Serbestlik Yasası'ndan yararlanarak serbest kaldı.Bursa H Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan Kırcı akşam saatlerinde tahliye oldu. Kırcı'yı cezaevi çıkışında eşi ve yakınları karşıladı.Avukatı Veysel Aşkın, Kırcı'nın 4 yıldır bulunduğu kapalı cezaevinden, mahkemeden talepleri üzerine açık cezaevine geçtiğini söyledi. Müvekkilinin denetimli serbestlik yasasından yararlanması için açık cezaevine geçmesi gerektiğini ifade eden Aşkın, Kırcı'nın bugün denetimli serbestlik kapsamında tahliye edilmesine karar verildiğini belirtti.