İstanbul Üniversitesi'nde 'Akademik İradeye Saygı' Yürüyüşü: Rektörümüzü Atayın

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Kısa süre önce rektörlük seçimlerinin yaşandığı İstanbul Üniversitesi, ezici bir çoğunlukla seçilen ancak YÖK tarafından ikinci sıraya düşürülen Prof Dr. Raşit Tükel’in rektör olarak atanması için ayakta.

Sandığa ve ‘milli irade’ ye verdiği önemi her fırsatta dile getiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘akademinin iradesi’ne de saygı göstermesi için bugün merkez kampüsten tarihi ana kapıya geniş çaplı bir yürüyüş gerçekleştirildi.

‘Atama gerçekleşmezse üniversite bileşenleriyle karar vereceğiz’

Eylemde yer alan Tükel, Diken’e yaptığı açıklamada, yaşananların İstanbul Üniversitesi’ne özgü olmadığını belirterek, “Yıllardır insanlar bunun rahatsızlığını duyuyordu. İçlerine atıyor, paylaşmıyor, küskünlüğünü yaşıyorlar ama ifade edemiyorlardı. Gelinen ortamda biz ‘Bu böyle olmaz’ dedik. Bizim sessiz, sakin kalmamamızın bize gelen destekte etkisi oldu” diye konuştu.

Tükel, atanmaması durumunda da üniversite bileşenleri olarak ortak karar alacaklarını belirterek, “Her süreç kendi içinde yaşansın. Şu anki talebimiz atanma yönünde. Eğer atanma gerçekleşmezse tekrar oturup konuşacağız” dedi.

Atama meşru olmayacak

Eyleme katılan akademisyenlerse, YÖK’ün gerekçesini dahi açıklamaktan kaçındığı sıralamayı değiştirme kararının bilim insanlarının iradesine karşı alındığını vurgulayarak, Prof. Dr. Raşit Tükel dışındaki hiçbir atamayı meşru kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Eylemde, İstanbul Üniversitesi Demokratik Üniversite Girişimi adına yapılan açıklamada, “Rektör seçiminde dahi akademisyenlerin iradesini hiçe sayan bir kurumda gerçek bilimsel eğitim ve özgür araştırmalar yapılamaz” denildi.

‘YÖK’ün sizi yönlendirmesine müsaade etmeyin’

Öğretim üyeleri adına konuşan Prof. Dr. Hatice Kurtuluş ise şunları söyledi: “YÖK’ün varlık nedenini ve temellerini biliyoruz. YÖK üniversitelerin piyasaya hizmet etmesine yönelik bir kurumdur ikinci varlık nedeni ise, üniversitelerin siyasi hegemonya aracı haline getirmektir. Her şeye rağmen bunu cesurca reddeden bir üniversite var karşınızda.”

Tükel için 15 bin imza toplandı. Akademisyenler, imzalardan dev bir afiş hazırladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Kurtuluş,“Lütfen sandığın iradesine saygı gösterin. YÖK’ün sizi yönlendirmesine müsaade etmeyin. YÖK değil atayacak olan sizsiniz. Bulunduğunuz yerin meşrutiyeti gibi İstanbul Üniversitesi’ne de bu meşrutiyeti layık görün ve rektörümüzü atayın” dedi.

Asistan öğretim üyeleri ve öğrenciler de Tükel’in yanındaydı. Ortak vurgu, Tükel dışında bir rektörün tanınmayacağı yönünde oldu.

‘Döngüyü kırmak için buradayız’

Diken, eylem öncesi Tükel için merkez kampüste toplanan akademisyenlerin nabzını yokladı. Akademisyenlerin görüşleri şöyle:

Doktor Pınar Fırat, İstanbul Tıp Fakültesi 

Üniversitenin kendi tercihini yaşaması önemli dolayısıyla yöneticilerin öğretim üyelerinin inisiyatifi doğrultusunda görevi devralmalarını isteriz.

Biz üniversitemiz için iyi bir ufuk olacağını düşündüğümüz için bu oyları verdik, özgür irademizin dinlenmesini istiyoruz. Sadece İÜ için değil benzer kurumlarda ülke genelinde böyle uygulamaların yaygın olarak yaşandığını görüyoruz. Bu döngüyü kırmak için de buradayız.

‘Gerekçeyi bilmek istiyoruz’

Doktor Işın Kılıçaslan, İstanbul Tıp Fakültesi 

Tükel’in neden ikinci sıraya indirildiğinin bir gerekçesi olmalı. Bize hiçbir gerekçe gösterilmedi. Biz bunu bilmek istiyoruz.‘Syriza’ya sevinir gibi sevinmiştik’

Çiğdem Oruç, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Tükel’in ikinci sıraya düşürülmesi, Türkiye’de demokrasi olmadığının bir kanıtı. Seçim zamanı İstanbul Üniversitesi’ndeki bir değişimin diğer üniversitelere de öncü olması ihtimaliyle inanılmaz sevindik. Yunanistan’da Syriza seçildiğinde hissedildiği gibi bir coşku hissetmiştik. Buna saygı duyulması gerekir.Diğer üniversiteler için de umut

Prof. Dr. Atilla Özgener, İstanbul Teknik Üniversitesi

Öğretim üyelerinin iradelerine saygı gösterilmesi gerekir. YÖK maalesef bunu yapmadı. Cumhurbaşkanı’ndan da ben pek ümitli değilim ama yapılması gereken üniversitenin kendi rektörünü seçmesidir.

Bu seçimler, diğer üniversitelerde de bir sinerji yarattı. İstanbul Üniversitesi’nin öncü bir pozisyonu var, buradaki mücadelenin diğer üniversitelere de pozitif yansıyacağı kanaatindeyim.

İTÜ Asistan Dayanışması’ndan bir asistan

Aslında bütün üniversitelerde yaşanan sorunlara karşı buradaki irade ve kararlılık umut verici.

İTÜ’de de benzer bir süreç yaşanmıştı. İTÜ korkunç durumda hem antidemokratik uygulamalar hem de baskılar açısından. Dolayısıyla buradaki mücadelenin İTÜ’ye de umut olduğunu düşünüyorum.

Özkan Karabacak, İstanbul Teknik Üniversitesi 

İnsanların oylarına sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Sonuca ulaşıp ulaşmamasının çok önemli olmadığını düşünüyorum. Ulaşmasa da çok dert değil, yeter ki insanlar oylarına sahip çıksın.

‘Yandaşlaştırmaya rağmen değerli bir irade bu’

Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Şahin, İÜ İktisat Fakültesi  

Öncelikle şunu söylemek istiyorum, İstanbul Üniversitesi Rektörlük seçimlerinde ortaya çıkan bu irade, sadece bizim üniversitemiz açısından değil Türkiye’de genel olarak bütün üniversiteler üzerindeki ‘yandaşlaştırma’ ve ‘farklı sesleri bastırma’ eğilimi açıkça ortadayken, tüm baskılara rağmen ortaya çıkabilmiş önemli bir iradedir.

AKP iktidarı ve sayın Cumhurbaşkanı her zaman sandıktaki iradeyi, halk iradesini kutsallaştırmakta ve mevcudiyetlerinin meşruluğunu buna dayandırmaktadır. Eğer gerçekten sandıktaki iradeye saygı duyuyorlarsa, işte önlerinde çok önemli bir fırsat bulunmaktadır.

Üstelik bu sandıktan çıkan irade ülkemizde bilim üreten, gençlerimizin aydınlatılması için teslim ettiğimiz, güvendiğimiz bir kesimin, tüm baskılara rağmen yılmadan, ardından gelebilecek yaptırımları göze alarak ortaya koyduğu bir iradedir. Bu iradeye saygı duymak gerekir.

Ada Bulut Sinoplu, Cerrrahpaşa Tıp Fakültesi 

Kenan Evren döneminden beri olan bir yasa zaten bu. Sadece AKP ile ilgili değil, çok uzun zamandır varolan bir yasanın sonuçlarını görüyoruz.

Tek kişinin ya da YÖK’ün seçtiği kişinin atanmaması gerekir. Ama böyle bir kutuplaşma ortamında biz de sesimizi çıkaracak güce ulaştığımızı hissediyoruz.

Maalesef zaten bunu bekliyoruz ama atanmaması kendi antidemokratik tavırlarını göstermesi için belki daha anlamlı olabilir, bazı insanların bunu görmesi açısından. Bakın, bin 200 kişi tarafından seçildi Tükel ama burada bin 200 kişi yok. Yine de biz her zaman mücadeleden yanayız.

  • Nur Banu Kocaaslan Diken

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiBilimİstanbulRecep Tayyip ErdoğanYunanistan
Görüş Bildir