Geçen Üç Yılın Ardından 13 Başlık ile Bizim Büyük Çaresizliğimiz: Soma

-

13 Mayıs 2014, 15.30: Korkulan oldu...

Türkiye'de maden kazaları maalesef alışkın olmadığımız bir şey değil. Madenlerde iş güvenliği tartışmaları her maden kazasından sonra gündeme gelse de unutuluyordu. TBMM'ye verilen önergeler reddediliyor, maden işçilerinin kazaların ardından yaptıkları protestolar fazla ses getirmiyordu, duyulmuyordu...

Nitekim, 13 Mayıs 2014 günü Soma'da bulunan maden ocağında, Cumhuriyet tarihinin en büyük maden faciası meydana geldi. Yerin 400 metre altında, 787 işçinin ocakta olduğu esnada elektrik panolarından çıktığı öne sürülen yangın, facianın fitilini ateşledi.

Soma, 301 madenciye mezar oldu

Ana galerinin altında çıkan yangın, bir anda karbonmonoksit oranını yükseltince, içeride bulunan işçiler hayat mücadelesi verdi. 

Madenin uzak kollarında bulunan işçilerin, kurtulmak için yaklaşık 1 km üzeri yolu çıkması gerekiyordu. İşin trajik tarafı ise, işçilere verilen gaz maskeleri onları 45 dakika korumaya yetecek donanıma sahipti. 

Sığınabilecekleri bir yaşam odaları yoktu, yaşanan bu kaos ortamında kimse ne yapacağını bilemiyordu. Günlerce sürecek arama kurtarma çalışmaları sonucunda, ne yazık ki 301 maden işçisi kurtarılamadı.

Facia anı kameralara böyle yansıdı...

Soma'da herkesin yüreğini burkan o cümle "Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin"

İhmaller zinciri gözler önüne serildi...

Kazılmaması gereken bölgeler mi kazıldı?

Yaralı kurtulan işçiler 'Makine iki yıldır ötüyordu, kazılmaması gereken metan gazlı bölgeyi kazıyorduk.' diyor ve şöyle ekliyordu 'Gelen müfettişler yalnızca kolları geziyorlardı, bu detaylara kimse bakmadı'. 

Göstermelik yaşam odaları

Madeni işleten firmanın sahibi Alp Gürkan, iki sene önce bir gazetede verdiği bir röportajda madende yaşam odalarının bulunduğunu, 500 kişinin 20 günlük oksijen ve gıda ihtiyaçlarının bu odalarda karşılanabileceğini söylemişti. Ancak işçilerin birçoğu o odayı görmemişti. Görenlerin yorumlarına göreyse, 'orada oksijen filan yoktu'. Yani birçok şey gibi, bu da göstermelikti.

Faciadan sonra önlem alma kültürü: 'Yaşam odaları yoktu, yeni yapıyoruz.'

Yaşam odaları, en tehlikeli meslekler arasında yer alan madenciliği daha az riskli kılmak, olası problemlerde madencilerin yaşam güvenliğini sağlamak için alınan tedbirlerden. 

Şili'deki madenciler, yaşam odaları sayesinde 69 gün göçük altında kalabilmişlerdi. Yaşanan facianın ardından Soma'daki madeni işleten şirket yaptığı açıklamada acı itirafı paylaştı:

Yaşam odaları yoktu, yeni yapıyoruz.

İş arkadaşlarını kurtarmak için canı pahasına madene giren kahramanlar

Soma'da birçok arama kurtarma grubu çalıştı, ancak madencilerden de tekrar madene inip, arkadaşlarını kurtarmak için, arama çalışmalarına destek vermek için hayatını tehlike altına atanlar oldu.

Hatta maalesef bu uğurda hayatını kaybedenler de... Kurtulduğunda ilk önce arkadaşı Mahmut'u soran bir madenci, bu dayanışmanın, dostluğun en açık örneklerindendi.

Kurtulduğunda önce arkadaşını sordu Mahmut çıktı mı?

Soma'ya 'devlet' geldi

Maden kazasının ardından Bakan Taner Yıldız bölgeye ulaşmıştı, ardından siyasi parti liderleri, dönemin başbakanı Erdoğan da Soma'ya ayak bastı.

Ancak Soma kan ağlıyordu, Soma yastaydı. Zaman zaman protestolar oluyordu.

Bir başbakanlık müşavirinin, maden faciasıyla ilgili bir protestoda yer alan vatandaşa attığı bu tekme o günlere damgasını vuran ve hafızalara kazınan görüntülerden biri oldu.

Soma tüm yurtta: 'Kaza değil, katliam!'

301 maden işçisinin hayatını kaybetmesinin ardından, madenlerdeki iş güvenliği standartlarının düşüklüğünü, denetlemelerin yetersizliğini ve şirketlerin işçilerin can güvenliğinden çok 'en düşük maliyetle en yüksek gelir' odaklı anlayışını eleştiren binlerce kişi sokaklara döküldü. 

İstanbul, Ankara, İzmir, İzmit, Bursa ve Aydın'daki protestolara polis müdahale etti.

432 çocuk babasız kaldı

Dönemin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay , Soma’da 301 kişinin hayatını kaybettiği maden faciasında ölen madencilerden 217’sinin çocuğu olduğunu söyledi. Atalay, faciada 432 çocuğun babasız kaldığını belirtti...

'Madenci kana kana su içmek ister'

Soma'ya kamyonlarla tabut taşınıyordu, madenci yakınlarının onları teşhis etmesinin ardından cenazeler kaldırılıyordu. Toprağa verilen cenazelerin ardından, bazı mezarlara testi bırakıldı. Görevli bunu şöyle açıkladı; 'Madenci, kana kana su içmek ister'....

Ve Soma davasında 'sorumlular hesap soracak noktaya geldi...'

Türkiye tarihinin en ağır maden katliamının yaşandığı ve 301 işçinin yaşamını yitirdiği Soma faciasına ilişkin adalet arayışı sürüyor.

Faciadan 15 gün önce Meclis'te konuya ilişkin önergesi reddedilen, süreci başından beri takip eden CHP'li Özgür Özel, hayatını kaybeden madenci ailelerinin imkânsızlıktan artık duruşmalara gelemediğini, faciadan yaralı kurtulan işçilerin işlerinden olduğunu, uzayan yargılamanın şirket lehine geliştiğini, ölen işçilerin sadece öldüğüyle kalmayacağını, suçlu da çıkacaklarını belirtti ve ekledi: 

"Büyük bir yılgınlık var. Soma'da yaşananların sorumluları, mağdurlardan hesap soracak ve zulmedecek bir noktaya geldi. Şirketin avukatları savunmayı bıraktı, saldırıya geçti."

İddianame 2 Mart 2015’te, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, tutuklu 8 kişi için, "Olası kastla öldürme" suçundan 301 kez 20-25 yıl, "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" suçundan 162 kez 2-6 yıl hapis cezası istendi. Tutuksuz 38 sanık için ise , "Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2-15 yıl hapisle cezalandırılmaları istendi. Yargılama süreci 13 Nisan 2015'te başladı. 

Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Soma'daki madeni inceleyip olumlu rapor veren 2 müfettiş ile kamu çalışanlarına soruşturma izni vermedi.

Bugün Soma'da yaşanan acı olayın üçüncü yıl dönümü. Ancak acımız, hala taze. 

Faciada can veren maden emekçilerimizi saygıyla anıyoruz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
alp_er

432 çocuk! şu baretleri dizmeye harcadığımız mesaiyi şu insanlar yaşasın diye harcasaydık!! karanlıklar içinde yaşadınız ışıklar içinde yatın?... 432 tane güneşleri vardı, karanlığa gömdük!!! Ve inkar etmeyelim unuttuk!!!!

esen-miray-yilmaz

Bu habere gözünden yaş fışkırtacak, kalp fırlatacak bir şey mi var? Benim mi anlama kapasitem yok! '10 tane' gerizekalı varmış da. İlerleyen saatlerde yenileri eklenir. İnsan taneyle sayılmaz ama bunlar insan değil zaten kütük!

esen-miray-yilmaz

Ölen suçlu çıkabilirmiş de. Kahkaha mı atsam bu deli saçmasına ağlasam mı?Tamam peki ölenlerin aileler için ne yapıldı? Hayatları güllük gülistanlık bir elleri yağda bir elleri balda mı? Bu insanlarda bizim sistemin köleleri. Kaybettikleri eşlerini, babalarını, oğullarını geri veremem ama keşke çok param olsaydı hepsine harika bir yaşam verebilseydim, hayatta artık hiçbir kaygıları olmasaydı...

remking.

Kafayi yemissiniz. "Banane olsunler" "Umrumda degil" 3 yil once de mi boyle dusunuyordunuz? Olen insanlardan bahsediyoruz. Bir anda esini babasini cocugunu kaybeden insanlardan bahsediyoruz. Nasil bu kadar kalpsiz olabiliyorsunuz? "Siyasi gorus" ya da adi herneyse sizi boyle mi kor etti? 17 yasindayim, yasalara gore cocugum. Ama biliyorum ki bir cogunuzdan yetiskinim. Yaşla olmuyor iste. Akilla da olmuyor. Kalple oluyor. Inandiklarinla,sevginle,merhametinle oluyor. Sizde olmayanlarla olunuyor yani. Insanlarin inandigi degerleri, savundugu gorusleri sizden farkli diye "uzulmuyorum" demek... Yetiskinlik? Cocukluk? Insanlik? Bence hicbirine girmiyorsunuz. Cok zor degil buraya "Allah rahmet eylesin" yazmak. Dizinizi kacirdiginizdaki uzuntuyu duysaniz bile yeterdi insanlik icin. Onu bile yapamamissiniz.

alperen-a.kaya

vicdanı rahat olanlar bu olaylara karşı ''ya bu işin fıtratında var'' diyenlerle aynı safta yer almayanlardır.

Başlıklar

AnkaraAydınBaşbakan YardımcısıBeşir AtalayBursaCumhuriyet Halk PartisiİstanbulİzmirÖzgür ÖzelPolisSomaTaner YıldızTürkiye Büyük Millet Meclisi
Görüş Bildir