Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Dünyanın En Kötü Şöhretli 6 Cezaevi

-

Önsöz

Merhaba Zaman ayırıp inceleyeceğiniz için teşekkürler.İçerikte yer alan
cezaevleri tamamen işkenceler ile ön plâna çıktı.The Times gazetesine
göre "Dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer alan ve
haklarında bilgi toplayabildğim cezaevlerine yer verilmiştir diyarbakır
cezaevi ile ilgili ilk paragrafları iyi okunsa orada cumhuriyet tarihine
değineceğime dair bilgi verildiği görülecektir
diyarbakır,mamak,ulucanlar,yassıada v.b hepsi diğer galeride daha
ayrıntılı biçimde yer alacaktır din,dil,ırk,siyasi görüşe göre insan
ayrımı yapmam insan hakları aktivisti birisiyim lütfen yorumlarda direk
bir konuya odaklanmayın diğer cezaevlerinide yorumlayın bu ilk ve son
açıklamamdır.

Ozan Tıkır:Açıklamalarda yer alan işkence beyanları tamamen o cezaevinde
kalan mahkumların görüşlerinden alınmıştır merak ediyorsanız kaynakları
size gönderebilirim.

Uğurcan Gültekin:Kasma gibi bir durum söz konusu değil başlıklar hep
aynı şekilde atılmıştır.

Ekvator Ginesi'ndeki Black Beach

Ekvator Ginesi'ndeki Black Beach

Ekvator Ginesi'ndeki Black Beach (Kara Sahil) Hapishanesi de kötü
şöhrete sahip hapishaneler arasında bulunuyor. Uluslararası Af
Örgütü'nün gözlemlerine göre, hapishanede koşullar insanca yaşamaktan
tamamıyla uzak durumda bulunuyor. Hapishane koşulları, "yavaş ve acı
çektiren bir ölüm" olarak niteleniyor. Yemek verilmemesinin sıradan
olarak görüldüğü hapishanede, mahkumların 6 gün boyunca yemek
alamadıkları biliniyor. Teodoro Obiang Nguema Mbasogo (d. 5 Haziran 1942), 1979 yılından bu yana hizmet eden Ekvator Ginesi Devlet Başkanı ve Afrika Birliği Başkanı da bir dönem bu cezaevinde başkanlık yapmıştır.

Rusya'daki Vladimir Prison

Rusya'daki Vladimir Prison

Rusya'da yer alan Vladimir Hapishanesi, Çariçe Katerina döneminde inşa
edilen bir hapishane olarak biliniyor. En önemli özelliği ise mahkum
üniformalarının 2. Dünya Savaşı'nın ertesinde Polonya'daki Nazi Toplama
Kamplarından getirilmesi. Bugün bile üniformalar aynı dizayn üzere
dikiliyor. AIDS ve veremin yaygın olduğu, bir hücrede 6 kişini kaldığı
hapishanenin bir bölümünün turistik amaçlı olarak kullanılması dikkat
çekiyor. Hapishanenin bir bölümü müze olarak hizmet verirken, diğer
bölümlerinde mahkumlar zor şartlar altında yaşamaya çalışıyorlar.II. Katerina çariçeliği sırasında hiçbir evlilik yapmadı. Ancak çok
sayıda erkekle aşklar yaşadı. Sevgililerini büyük malikaneler ve çok
sayıda hizmetçilerle ödüllendirdi. Oğlu Pavel Petroviç'e çok kötü
davrandığı ve ona adeta hapis hayatı yaşattığı rivayet edilir. 16 Kasım 1796'de banyo yaparken beyin kanaması geçirdi ve öldü.

İsrail'deki Camp 1391

İsrail'deki Camp 1391

İsrail'deki Camp 1391 ise Filistinli Müslümanların tutulduğu hapishane
olarak biliniyor. İngiliz Mandası'nın, sömürge yönetimine karşı gelen
Araplar ve Yahudiler için inşa ettiği hapishane, İsrail'in Guantanamosu
olarak da tanınıyor. Guantanamo'dan tek farkı ise Tel-Aviv'den yarım
saat uzakta bir yerde bulunması. Yakın zamana kadar kapatıldığı sanılan
hapishanede, cinsel taciz ve tecavüz sıklıkla başvurulan sorgulama
yöntemleri olarak dikkati çekiyor. Mahkumların ifadelerine göre ise en
kötüsü belirsizlik ve dışarıdan soyutlanmak. Bir mahkum, bunu,
"Hapishanenin sadece sizin için var olduğunu sanıyorsunuz, sizden başka
kimse olmadığını hissediyorsunuz" diyerek anlatıyorHapishane yıllarca sansürlendiği için internette görselini bulmak ya da yerini bulmak imkansız suçlularının kendisini unuttuğu ya da kandırıldığı rivayet edilmektedir eski mahkumlardan bir kısmı kendilerine gardiyanlar tarafından Ay'da olduklarına dair bilgi verildiğini beyan etmiş ve buna tecritin sıkılığı sebebi ile tamamen inanmışlardır.

Venezuella'daki La Sabaneta

Venezuella'daki La Sabaneta

Venezuela'nın Maracaibo kentindeki Sürekli ayaklanmaların ve cinayetlerin olduğu bu cezaevinde 2012 yılında 591 mahkum
öldürüldü. 2013 yılı eylül ayında yapılan bir baskında da toplam 16
mahkum öldürüldü. Hükümet güçleri bu baskınlarda 22 bin mermi, tabanca,
tüfek, esrara ve kokain ile birlikte saklamak için yaptıkları tünelleri
de ortaya çıkardı hapishanenin bazı kısımlarını kontrolleri altına
almaya çalışan rakip gruplar arasında sürekli çatışamalr çıktığı belirtilmektedir.Venezuela
Cezaevi Gözlem Örgütü bu çatışmalarda mahkumların bazılarının kafasının
kesildiğini, bazılarının ise paramparça edildiğini belirtmekte.Ülkenin ikinci en büyük cezaevi olan Sabaneta'da yaklaşık 4 bin mahkum kalıyor.Venezuela'da
genellikle aşırı derecede kalabalık olan cezaevlerinde, mahkumlar
tarafından kurulan çeteler bulunuyor. Gardiyanlar, çetelere silah ve
uyuşturucu satmakla suçlanıyor.Sadece geçen yıl cezaevlerinde çıkan olaylarda 591 mahkum yaşamını yitirmiş bin 132'si ise yaralanmıştı.

Tayland'daki Bang Kwang

Tayland'daki Bang Kwang

Tayland’daki takma adı Büyük Kaplan olan Bang Kwang Cezaevi, bu zorlu cezaevi
Bangkok’tan birkaç km uzaklıkta bulunmaktadır. Yüksek güvenlikli bu
hapishanede yabancı uyruklu mahkumların sayısı bir hayli fazladır. Cezaevine
girenler ilk üç ay prangalı dolaşmak zorundadır. Beslenme günde sadece
bir kez verilen bir kasede verilen sebze ve pirinçle yapılmaktadır.
İlave gıda için kantinden satın alma yapılmak zorundadır. Hapishanedeki
mahkumların büyük çoğunluğu önlenebilir hastalıklardan muzdariptir ve
burada içme suyu sıkıntısı ile çok zor işleyen bir kanalizasyon sistemi
vardır. Kapasitesinin çok üzerinde mahkuma ev sahipliği yapmaktadır.

Türkiye'deki Diyarbakır

Türkiye'deki Diyarbakır

Türkiye’nin atın nesillerini yıldırmaya çalışan askeri
cuntanın yaptırmış olduğu cezaevlerinden biri olan Diyarbakır Cezaevi ya da Diyarbakır Askeri Cezaevi,
Diyarbakır'da kurulan cezaevi. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden sonra yaşanan
işkenceler ile ön plâna çıktı.The Times gazetesine göre "Dünyanın en kötü
şöhretli 10 cezaevi" arasında yer almaktadır.1981 ve 1984 yılları arasında
cezaevinde 34 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi sakat kaldı.Cezaevi hakkında
belgeseller çekildi ve kitaplar yazıldı. Günümüzde ise okul olması
plânlanmaktadır.1980 yılında E tipi olarak Adalet Bakanlığı tarafından
yaptırıldı, 12 Eylül sonrası askeri yönetime devredilerek Sıkıyönetim Askeri
Cezaevi olarak kullanıldı. 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi.E
Tipi Cezaevi yaklaşık, 600 kapasiteli ancak doluluk oranı zaman zaman 900’e
kadar yükselebilmekte; politik tutuklu ve hükümlüler kaldığı D Tipi Cezaevi’nde
ise kapasite 700-750 arasıdır.Aşağıda cezaevin'de zor şartlar altında kalmış olan bireylerin işkence yöntemleri hakkında verdiği bilgiler yer almaktadır farklı bir galeride 1980 yılındaki cuntanın ve cumhuriyetin kuruluşundan itibaren insan haklarını hiçe sayan Türkiye Cumhuriyeti cezaevlerine ait kötü koşullar anlatılıcaktır.

FALAKA:
Yaygın ve sürekli uygulandı. Ayak tabanı, ellerin içi gibi vücudun kaslı
bölümlerine kalas, cop, zr, saz sapı, pik demir vb. vurularak
gerçekleştirilirdi. Bu yöntem, ayak tabanlarını ve el ayalarını patlatır, kaba
yerleri ezer, morartır, tırnakları sökerdi. El ayak gibi herhangi bir yeri
kırar, sakat bırakırdı.

KÖPEK SALDIRTMA: Tutuklu çırılçıplak soyulur, kurt köpeği üzerine saldırtılırdı. Köpeğin ilk kaptığı yer bacak arası olurdu.

ZlNCİR: 20-25 metre uzunluğundaki zincirin uçları iki tutuklunun boynuna
bağlanır, tutuklular sırt sırta verdirilerek ters yönde hızla itilir. Tutuklu
tek ayağından zincirre bağlanır, bu zincir yüksek bir yere asılır, tutuklu bayılıncaya kadar askıda kalırdı.

GERME: Tutuklunun bir bacağı merdiven kenarlığına bağlanır, diğer bacağı da açık bırakılan koğuşun gözetleme deliğine
bağlanıp kapı kapatılır, tutuklunun bacakları koğuş kapısının eni kadar gerilir ve öyle kalırdı. Koşuşturulur, zincir tam gerilince, her iki tutuklu da
sırtüstü yere düşerdi.

AYAKTAN ASMA/TEPE: 50-60 kişi havalandırmaya alınırdı.Gardiyan "tepe ol" komutu verince tüm tutuklular üst üste bindikten sonra, bir tutuklu da üst üste yatan tutukluların üstüne çıkar, istiklal Marşı'nın on kıtası okutulurdu.

KULE: Havalandırmaya çıkan tutuklular altı kişilik daire oluştururlardı. Bunların üzerine 3-4 kat olacak biçiminde tutuklular çıkarıldıktan sonra, gardiyanın "yıkıl" komutuyla kule oluşturan tutuklular kendini yere bırakır ve böylece tutukluların değişik yerlerinde kırılma, nme ve çıkık olurdu.

RANZA ALTI Gardiyanlar ellerinde kalaslarla koğuşa girip, "ranza altı ol" komutunu verince, koğuştabulunan tutukluların hepsi ranzaların altına girerdi. Herhangi bir yerlerinin açıkta kalmaması gerekiyordu. Ranzaların altına tüm tutuklular sığmadığı için kiminin eli, kiminin kolu dışarıda kaldığından, gardiyanlar ellerindeki kalaslarla tutukluların dışarıda kalan kısımlarına vurmaya başlardı.

KANTAR:
Tutuklular havalandırmada çırılçıplak soyundurulup tek sıra halinde dizilirler,sıranın ön tarafında duran tutuklu sırt üstü yatırılırdı. İk tutuklu, yatan tutuklunun testis ve erkeklik organlarından tutarak yukarı kaldırır, tutuklunun kaç kilo geldiğini söylemesi istenirdi. Tüm tutuklular birbirini tartana kadar bu işlem devam ederdi.

KERVAN: Havalandırmada, tutuklular tek sıra dizilir, her tutuklu önündeki tutuklunun sırtına bindirilir, bacakları, altındaki tutuklunun boynundan aşağıya sarkıtılır ve kulaklarından tutması istenirdi. Gardiyanın
komutuyla tutuklular yürümeye başlar ve bu işlem tutuklular ayakta duramayacak duruma gelene kadar sürerdi.

SEHPA: Tutuklu gece koğuştan alınıp, koğuş koridorunda gardiyan ve subaylardan mizansen olarak oluşturulan bir mahkemede
sorgulanırdı. Mahkeme, tutukluyu idam cezasına çarptırır, ik katın merdiven
kenarlığına bir ip geçirilip, ipin ucuna tutuklunun boyun kemiğini kırmayacak düzeyde kalın bezden bir ilmik takılır, tutuklunun boynu bu ilmiğe geçirilir ve temsili infaz gerçekleştirilirdi. Tutuklu tam boğulacağı sırada ip açılırdı.

COP SOKMA: Gardiyanlar copu zeytinyağına batırır ve yağlı copu tutuklunun makatına zorla *dı. Sonra bu copu kendisine ya da bir başka tutukluya yalatırlardı.

ÇEK-ÇEK: Tutuklu çırılçıplak soyundurulur ve erkeklik organına
bir ip takılırdı. Gardiyan ipin diğer ucunu alıp hızla koşar, tutuklu da
zorunlu olarak gardiyanın peşinden koşar.

LAĞIM SUYUNA SOKMA: Tecrit bölümünün alt katındaki bazı tuvaletlerin delikleri tıkanır. Hücrelerin pisliği ve lağım suları burada biriktirilir, diz boyu kadar oluşturulan pisliğin içine tutuklu atılır ve pislik yedirilirdi.

KiTAP OKUMA: Koğuşta bir tutuklunun eline kitap verilir, tutukluya avazı çıktığı kadar yüksek sesle tek tek sözcükler okutulurken, diğer tutuklular bu sözcükleri tekrarlarlardı. Sabahtan akşama kadar yapılan bu işlem sırasında, tutuklular ayakta durmak zorundaydı.

MARŞ SÖYLETME: Cezaevinde bulunan herkes elli'yi aşkın marşı ezberlemek zorundaydı.Bu marşlar tutukluların ses telleri tahriş oluncaya kadar söyletilirdi.

ÖL DEDİĞİMDE: Tutuklu havalandırmanın orta yerine çıkarılır, hazır ol durumuna geçirilirdi. Gardiyanın "öl" komutuyla tutuklu kaskatı, eklemlerini
kırmadan yere düşürülürdü. Bu işlem gardiyanın keyfine göre tekrarlanırdı.

SİGARA İÇİRME: Bunun çok çeşitli yöntemleri vardı. En çok uygulananları
şunlardı: Koğuşta kalan tutukluların eline beş adet sigara verilir,sigaraların tümü yakılarak devamlı ağzında tutulurdu. Gardiyanın "çek-bırak"komutuyla sigaralar bitinceye kadar içirilir, sigaralar-filtreleri dahil-tutuklulara yedirilirdi. Bu sırada koğuş pencereleri kapatılır, havasızlık ve dumanla boğulma ortamı yaratılırdı.

BANYO: Tutuklular çırılçıplak soyundurulur ve tek sıra halinde banyoya götürülürdü. Banyoda sabun kullanılmazdı. Hortumla tazyikli su tutukluların üzerine fışkırtılırdı. Daha sonra tutuklular koridora
çıkarılır, "Yat-sürün" komutuyla tutuklular yerlerde süründürülerek
koğuşlarına götürülürdü.

SAYIM DÜZENİ: Tutuklular günde en az beş kez sayılırdı. Her sayımdan önce, tutuklular sayım düzenine geçer, sayım talimi yaptırılır, yüksek sesle tekmil verilir, rahat-hazır ol ile, çöker kalkarlardı.

GECE NÖBETİ Geceleri her koğuşta mevcuda göre 2-7 kişiye kadar tutukluya sırayla nöbet tutturulurdu. Nöbet sırasında devriye gezen gardiyanlar, koğuşun mazgal deliğini açar, nöbetçi tutuklunun mazgaldan dışarı elini uzatmasını ister, tutuklunun ellerine cop veya kalasla istediği kadar vururdu.

LOKOMOTİF:
Tutuklular havalandırmaya çıkarılır, İki kişi çırılçıplak soyundurulur,
bunlardan birisi domalıp iki eliyle diz kapaklarını tutar, diğeri de arkadan
bunu kucaklardı. Gardiyanın "uygun adım marş" demesiyle her iki
tutuklu havalandırmada dolaşırlar, diğer tutuklular zorunlu olarak bunları
izlerdi.

PİSLİK YEDİRME: Her havalandırmanın ortasında bir lağım çukuru vardı.
Lağım suları ve insan pislikleri burada toplanırdı. Tutuklulara bu çukurdan
avuç avuç pislik alıp yemeleri istenirdi.

İŞEME: Havalandırmada bir tutuklunun yere yatması istenir, diğer tutuklulara, yerde yatan tutuklunun yüzüne işemesi istenirdi..

TECAVÜZ: Cezaevinde görev yapan gardiyanlar, genç tutuklulara
merdiven altlarında zorla tecavüz ederlerdi. Ayrıca iki tutuklu çırılçıplak
soyundurularak birbirlerine tecavüz etmeleri istenirdi.

HASTANE: Hastanede de cezaevindeki kurallar geçerliydi. Hasta, tuvalete götürülmez, yatakta da hazır ol vaziyetinde yatardı.

VEREM: Veremlilerle, sağlam tutuklular birbirinden tecrit edilmez, aynı kapta yemek zorunda bırakılırdı. Aynı battaniyenin altında yatırılırlardı. Veremlilerin balgamları tahlil yapılacak bahanesiyle toplanır,karavanadaki yemeklere karıştırılır ve bu yemekler tüm tutuklulara yedirilirdi.

AYAKTA BEKLETME: Bu yöntem cezaevinde her gün geçerliydi. Sabah saat 05'den akşam 17-19'a kadar tutukluların oturması yasaktı.

KONUŞMA YASAĞI: Koğuş
içindeki iki kişinin birbiriyle konuşması, tutuklunun gülmesi ve düşünür gibi görünmesi yasaktı. Böyle bir suçu işleyen tutuklulara yukarıdaki işkence yöntemleri uygulanırdı.

GECE BASKINI: Nöbetçi subay ve gardiyanlar, gece geç saatte tutukluların koğuşuna girerek, uyku sırasında tutuklulara cop veya
kalaslarla dayak atarlardı.

AVUKAT-ZİYARET DAYAĞI: Avukat görüşmesine ve diğer görüşmelere gidip gelirken tutuklulara dayak atılırdı. Görüşlerde hiçbir şey konuşulmaması tembih edilirdi. Tutuklular avukatlarıyla savunma konusunda görüş
alışverişinde bulunamazlardı.

MAHKEME DAYAĞI: Tutuklular mahkemeye götürülürken cenaze arabasına bindirilirlerdi. Elleri arkadan kelepçeli olurdu. Cenaze
arabasına binerken ve çıkarken gardiyanlar tarafından dövülürlerdi.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
hlthtk

Yazıyı ve yorumları okuyunca lan burası onedionun sitesi mi dedim ve baktım aynen öyleymiş. Bu sitenin sallama yeteneği en üst sıralarda. Zaytungun haberleri bile bunlarınkinden daha gerçekçi.

yagmur-yagmur14

Ohaa en kotusude diyarbakkirmis gerçek mi lan bu

ulkucukral34

götünden sallamış. diyarbakırda işkence yok mk.

-1051

mal darbe sırasın da 80 darbesi

ozan.tikir

Sallamış amkkk adam bütün işkenceleri yazıp diyarbakırda oluyo demiş hassiktir

kultigin

Bu kadar kasmana gerek yoktu. Açık açık Diyarbakır Hapisanesi diye başlık atsaydın.

Görüş Bildir