Ahmet Şık: 'Her Siyasal İktidarın ve Her Dönemin Yargısının Suçlusu Olmayı Başardım'

-

Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarına yönelik 19 sanıklı davanın, üçüncü gününde Hakan Kara, Turhan Günay ve Ahmet Şık savunmasını yaptı. Gazeteci Şık, "Mesleki faaliyetlerim nedeniyle her siyasal iktidarın ve her dönemin yargısının suçlusu olmayı başardım. Kızıma bırakacağım bu mirastan gurur duyuyorum" dedi. 

Duruşmanın üçüncü günü, Cumhuriyet yazarı Hakan Kara’nın savunması ile başladı.

Hakan Kara, iddianamede yer alan tüm iddiaları reddettiğini ve hakkındaki FETÖ suçlamalarını da kabul etmediğini belirterek, “FETÖ'yü tanımam. FETÖ ile çekilmiş bir fotoğrafım yok. Onunla aynı sofrada yemek yemedim. Pensilvanya'ya hiç gitmedim. Telefonumda Bylock yok. Hiçbir Cumhuriyet yazarı veya yöneticisinin de yok. FETÖ'cü olarak bilinen hiçbir kurumla ilişkim yok” dedi. Yazar Kara, söz konusu iddianamede herhangi bir terör örgütüyle ilişkisi olduğuna dair tek bir kanıt bulunmadığını ifade ederek, bu duruma rağmen 9 aydır tutuklu bulunduğunu söyledi.

Tatil rezervasyonu iddianameye girdi

Hakan Kara, basın özgürlüğünün halkın haber alma özgürlüğü olduğunu dile getirerek, “Bizler demokratik bir toplumda fikirlerimizi özgürce ifade etmek ve gazetecilik yapmak istiyoruz” dedi. Kara, iddianamede bir turizm şirketi ile tatil rezervasyonu için yaptığı telefon görüşmesinin de yer aldığını belirterek, “Bu şirketle görüşmek suçsa 2014'ten bu yana rezervasyon yaptıran 2 milyon 400 bin suçlu aramızda dolaşıyor” diye konuştu. Mahkeme başkanı Kara’ya, “Yayın politikası konusunda vakıfta 'Keşke şu haber yapılmasaydı' gibi konuştuğunuz olmuş mudur?” sorusunu yöneltti. Kara, böyle bir durumun mümkün olmadığını ifade etti.

Hakan Kara’nın ardından Cumhuriyet Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay’ın savunmasına geçildi.

Günay, "33 yıldır gazetede çalışıyorum. Hiçbir zaman Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olmadım. Sadece bir süre için Yenigün Haber Ajansı'nda kitap birimi sorumlusu olarak görev yaptım. Sonrasında herhangi bir görevim yok. Hakkında FETÖ soruşturması olan 4 kişi ile iletişim kaydım olduğu ileri sürülüyor. Kitap fuarı için arandığım kişi, Kayseri'ye davet eden, kitap yazan, akademisyen. Sadece bu dört iletişim kaydı ve vakıf yöneticisi gösterildiğim için 267 gündür tutukluyum" dedi.

Ahmet Şık savunmasına “Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda” kitabının önsözü ile başladı.

Şık, "Üç gündür süren yargılamada bu iddianamenin abesliğini anlatacağım. Cumhuriyet'te aranan örgütün kimler olduğunu, nerede olduğuna dair yol tarifi yapacağım" dedi. "Paralel yürüdük biz bu yollarda" kitabının önsözünden alıntı yapan Şık, "Karanlık günlerden geçiyoruz. Darbe engellendi ama temel hak ve özgürlükler askıya alındı. KHK'lerle devletin Türk İslamcı şekilde dizayn edilmesine hız verildi. Kamu görevlileri ihraç edildi. Kamudaki boşluk liyakata göre değil, biata göre yapıldı" diye konuştu.

Mahkeme başkanı: "Köşe yazısı istemiyoruz"

Çizim: Zeynep Özatalay

Şık konuşmasına devam ettiği sırada Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, "Savunma kapsamında kal Ahmet Şık. Köşe yazısı istemiyoruz" diyerek müdahale etti. Bunun üzerine Şık, "Savunma kapsamında yapıyorum. Bitirdiğimde göreceksiniz" dedi.

"Söylediklerim savunma değil, ithamdır"

15 Temmuz darbe girişimine değinen Şık, "Kuşkularımızı söyleyip, yazdığımız için hapisteyiz. Ama böyle bir planı, bir darbe kalkışmasının parçası olduğunu anlayabilecek kapasitede olmadıklarını itiraf edenler, orduyu ve MİT'i yönetmeye devam ediyor" ifadelerini kullandı. 

Şık, "Cumhuriyet Gazetesi'nden bir illegal örgüt, ne de bizlerden terörist çıkaramayacaksınız. Söylediklerim savunma veya ifade değil. Aksine ithamdır. Çünkü bu siyasi operasyonun kanuni kılıfını hazırlayan metnin başında 'iddianame' yazması, çöp muamelesi yapılması gereken bu utanç vesikasını hukuki kılmıyor. Türkiye'de yargının kimi mensupları, bizatihi adaletin mezar kazıcıları olmuşlardır" dedi.

"Kızıma bırakacağım mirastan gurur duyuyorum"

Gazetecilik faaliyetlerinin suç olarak gösterildiğini vurgulayan Ahmet Şık, "Gazetecilik suç değildir. Gazetecilik faaliyetlerini suçlama konusu yapmak, totaliter rejimlerin ortak özelliğidir. Mesleki faaliyetlerim nedeniyle her siyasal iktidarın ve her dönemin yargısının suçlusu olmayı başardım. Kızıma bırakacağım bu mirastan gurur duyuyorum" dedi.

"Dün gazeteciydim. Bugün gazeteciyim. Yarın da gazetecilik yapmaya devam edeceğim" diyen Şık sözlerini "Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet" sözüyle savunmasını tamamladı.

Şık'ın savunması, izleyiciler tarafından alkışlandı. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Dağ, "Ne yapıyorsunuz şov yeri mi burası. Salonun düzenini bozuyorsunuz" diyerek sessiz olunması konusunda uyarıda bulundu.

"Türkiye yargısına gazetecilik anlatmaktan yoruldum"

Daha sonra Mahkeme Başkanı Dağ, sanık Ahmet Şık'a sorular yöneltti. 

Başkan Dağ'ın ilk sorusu, "Basın özgürlüğü sınırsız mıdır?" oldu. Şık, "Evrensel anlamda gazeteciliğin etik çerçevesi belirlenmiştir. Gazeteciliğin sınırı belirleyen şey şudur; doğru olması ve kamusal çıkar gözeten her şey haberdir. Bir gazeteci savaş çığırtkanlığı yapmaz, barışı kutsar, kaynakla arasına sınır koyar" dedi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkan Dağ, "İddianamede, beş yazınız var. Bunların barışı kutsadığını düşünüyor musunuz?" diye sorunca Şık, "İddianameyi defalarca okudum. 27 yıldır gazetecilik yapıyorum, defalarca yargılandım. Ama samimiyetle söylüyorum Türkiye yargısına gazetecilik anlatmaktan yoruldum. Düşünce ve ifade özgürlüğü ne demektir, giderilmek istenmeyen bir eksiklik var" dedi. Başkan Dağ, "Ben değil, iddianame diyor" deyince Şık,"O iddianameyi çok ciddiye almayın" şeklinde cevap verdi.

"Benim bayrağın arkasına gizleyecek bir suçum, kutsal kitabın arkasına gizleyecek bir günahım yok"

Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı katledenlerle yaptığı telefon görüşmesi hatırlatan Başkan Dağ'ın "Bu söyleşinin barışı kutsamak çabası var mıdır?" sorusuna Ahmet Şık, "Evet. Sorduğum soruları okuyun lütfen, hep birlikte karar verelim. Bugüne kadar yaptığım her haberin arkasındayım. Ne söylüyorsam öyle yaşayan biriyim. Benim bayrağın arkasına gizleyecek bir suçum, kutsal kitabın arkasına gizleyecek bir günahım yok. İki kişinin neden bir savcının başına silah dayamak istediğini anlamazsak bu işler olmaya devam eder" yanıtını verdi.

Daha sonra Başsavcıvekili Hacı Hasan Bölükbaşı, "Savunmanız esasa dayanmayan, sanki bir seminerde ders veriyormuş gibi" deyince Ahmet Şık, "Hepsi esasa ilişkin" diye yanıt verdi. 

"Ben gazeteciyim, bu örgütler benim için haberdir" 

Başsavcıvekili Bölükbaşı,"DHKP/C ve PKK'den bahsetmediniz" deyince Şık, "Faşizm susmak değil, konuşmak mecburiyeti demiş Roland Barthes. Faşizmlerde sizi bir şeyler söyletmeye çalışırlar. Ben örgütlerle ilgili tek şey söyleyeceğim. Ben gazeteciyim, bu örgütler benim için haberdir. Burada gazetecilik yargılanıyor. Nokta” cevabını verdi.

Şık'ın savunması dün akşam saatlerinden bu yana sosyal medyanın gündeminde...

267 Gün Sonra İlk Kez Hâkim Karşısına Çıktılar: Cumhuriyet Davasında İlk Duruşma - onedio.com
267 Gün Sonra İlk Kez Hâkim Karşısına Çıktılar: Cumhuriyet Davasında İlk Duruşma - onedio.com
Cumhuriyet Davası'nda İkinci Gün: 'Soruşturmayı Başlatan Savcı FETÖ'den Yargılanıyor ve Hâlâ İşinin Başında' - onedio.com
Cumhuriyet Davası'nda İkinci Gün: 'Soruşturmayı Başlatan Savcı FETÖ'den Yargılanıyor ve Hâlâ İşinin Başında' - onedio.com

DHA ve DW

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

15 TemmuzAhmet ŞıkDarbeFETÖKayseriKitapSavaşŞehitTerörtarifitatil
Görüş Bildir