Cumhuriyet Davası'nda İkinci Gün: 'Soruşturmayı Başlatan Savcı FETÖ'den Yargılanıyor ve Hâlâ İşinin Başında'

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Cumhuriyet gazetesinin 268 gündür tutuklu bulunan yazar, çizer, yönetici, muhabir ve çalışanlarından oluşan 12'si tutuklu 19 kişi,  dün ilk kez hâkim karşısına çıktı. Davanın ikinci duruşması bugün görülüyor. 

Bugün savunmasını yapan Cumhuriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, gazeteye yönelik soruşturmayı başlatan savcının FETÖ'den yargılandığını hatırlattı ve ekledi:  "Düşünebiliyor musunuz, bu kişi ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor. Düşünebiliyor musunuz ki bu kişi hala işinin başında ve o iş adalet dağıtmak. Bizim işimiz gazetecilik bize kalem bile verilmedi."

"Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" iddiasıyla tutuklanan  yönetici, yazar, muhabir, avukat ve çalışanlar hakkındaki davanın ilk duruşması, gözaltılardan 9 ay, iddianamenin hazırlanmasından 3 ay sonra dün görüldü.

Dün görülen ilk duruşmada Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, köşe yazarı Kadri Gürsel ve gazetenin çizeri Musa Kart iddianamedeki suçlamalara yanıt vermişti 👇

267 Gün Sonra İlk Kez Hâkim Karşısına Çıktılar: Cumhuriyet Davasında 1. Gün Sona Erdi - onedio.com
267 Gün Sonra İlk Kez Hâkim Karşısına Çıktılar: Cumhuriyet Davasında 1. Gün Sona Erdi - onedio.com

Bugünkü duruşma, Cumhuriyet GYY Murat Sabuncu'nun savunması ile başladı...

Sabuncu savunmasında, "Bu soruşturmayı başlatan savcı, bizi tutuklayan, soruşturmayı yürüten kişi FETÖ üyesi olmakla yargılanan bir kişi. Düşünebiliyor musunuz, bu kişi ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor. Düşünebiliyor musunuz ki bu kişi hala işinin başında ve o iş adalet dağıtmak. Bizim işimiz gazetecilik bize kalem bile verilmedi. Biz 31 Ekim günü tutuklandık. O günden bu yana 20 Cumhuriyet yazarı, emekçisi gözaltına alındı. 14 tanesi değişik zamanlarda Silivri'ye kondu. Biz Cumhuriyet'te 200 kişiyiz. Yani Cumhuriyet çalışanlarının yüzde 10'unu gözaltına aldınız. Onunla yetinmedi iddianame, adı geçenlerin anneleri, babaları, eski eşleri bile hesaplarıyla beraber sorguya dahil edildi" diye konuştu.

"Gazeteci herkesle temas eder"

Sabuncu Bylock kullanıcıları ile görüştüğü iddiasına yönelik olarak,"Gazeteci herkesle temas eder ama mesafesini korumaya devam eder. Gazetecinin şununla görüştüğü denmesi abesle iştigal. İddianamede, toplam 215 bin 92 tane Bylokçu olduğu ifade ediliyor. İddianameye göre 18 kişiyle görüştüm, yani 18 binde bir" dedi.

Bülent Utku'dan Balbay'a 'olay yeri' göndermesi

Cumhuriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu'nun ardından savunmasını yapan isim gazetenin avukatlarından Bülent Utku oldu. 

Utku savunmasında Mustafa Balbay ile yaşadığı bir olayı anlattı. Balbay'ın attığı bir tweetin iddianamede delil olarak gösterildiğini belirten Utku, Balbay'ın kendisini ziyaret etmek için 2 Haziran'da Silivri Cezaevi'ne geldiğini, ancak kendisinin, "seninle görüşmeyeceğim" diyerek geri döndüğünü söyledi. Utku, Balbay'ın ziyaretine ilişkin, şunları söyledi: "Tecrübeli cinayet bürosu komiserlerinin dediğine göre, cinayet işleyenlerin çoğu cinayet mahalline geri dönermiş. Bunun iki nedeni varmış. Cinayet mahallinde delil bıraktım mı, bunu fark eden oldu mu diye merak ederlermiş. Bir de cinayet mahallinde cinayet hakkında ne düşünüldüğünü öğrenip ona göre önlem almak isterlermiş"

Balbay'ın delil olarak iddianameye giren söz konusu tweeti ise şöyle:

"Cumhuriyette FETÖ'cülükten Kürtçülüğe kadar her şey serbest, CHP milletvekilinin yazı yazması yasak"

"Gülen'in kitaplarını okumadım, okusaydım da beni kandıramazdı kimileri gibi"

Utku, soruşturma aşamasında savcının kendisine, "Fethullah Gülen'in kitaplarını okuyup okumadığını, haberlerini takip edip etmediğini" sorduğunu anımsatarak, "Fethullah Gülen'in sosyal medyada, televizyonlarda, ne dediği anlaşılamayan, salya sümük ağlayan hallerini gördüm. Kitaplarını okumadım. Okusaydım da beni kandıramazdı kimileri gibi. Çünkü genelde kanmak isteyen, kanmaya açık olanlar kandırılır" cevabını verdiğini söyledi. 

Daha sonra Fetullah Gülen'in gazeteye açtığı onlarca davadan örnekler veren ve "Allahın sopası yok" diyen Utku ayrıca Mine Kırıkkanat'ın Gülen hakkındaki bir köşe yazısından dolayı davalık olduğunu, söz konusu iddianameyi de şuan duruşmanın savcılığını yapan Hacı Hasan Bölükbaşı'nın hazırladığını söyledi. 

Bülent Utku'nun savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.

"Gazetelerin yayın politikalarını değiştirmesi suç olarak görülemez"

Aranın ardından Cumhuriyet gazetesi Okur Temsilcisi Güray Öz savunmasını yaptı. 

Öz, savunmasında gazeteye yöneltilen 'yayın değişikliği' suçlamasına değindi:

“Savcıların bir yayın politikası değişikliğinden söz etmeleri, bu davanın konusunun yazı, haber, makale kısaca gazetelik olduğunun somut kanıtıdır" diyen Öz, "Zaten konu gazetecilik olduğu için de savcılar delil diye, kanıt diye yalnızca haberlerden yazılardan manşetlerden söz etmektedirler. Bir Cumhuriyet yazarı ve gazetenin ombudsmanı - okur temsilcisi- olarak kendimi gazetelerin yayın politikaları ile Cumhuriyet’in yayın politikası konusunda bilgi sahibi sayarım. Gazeteler zaman zaman yayın politikalarını değiştirebilirler. Bunun Türk Ceza Kanunu ile cezalandırılması gereken bir suç olarak görülemeyeceği kanısındayım.” diye konuştu.

"Pide ısmarladığım pideci hakkında soruşturma olduğunu nasıl bilebilirim"

HTS raporlarında ByLock kullanıcısı ve hakkında FETÖ'den soruşturma yürütülen bir kişiyle iletişim kurduğu iddiasına ise Öz şöyle yanıt verdi:

“Kısa ve öz söylemek istiyorum. Bir ByLock kullanıcısına telefon etmedim. Sözü edilen kayıt telefon numarasının benden önceki kullanıcısına aittir. 2015 yılından sonra abone olduğum numaranın eski sahibinin iletişimidir. Benimle hiçbir ilgisi yoktur. Ama ikincisi daha da komiktir. Hakkında FETÖ’den soruşturma yapılan bir kişiyle iletişim kurduğum iddiası da biraz ya da belki birazdan fazla komiktir. İletişim kurduğum iddia edilen kişi Çankaya'da bir pidecidir. Ben arada bir pide ısmarladığım pidecinin hakkında soruşturma yürütülen bir kişi olduğunu bilme şansına nasıl sahip olayım ki... Arada bir, en son da doğum günümde bir pide ısmarlamışız. Yine son edindiğim bilgi ise söz konusu kişinin FETÖ’den değil bir hırsızlık olayı nedeniyle soruşturulduğudur.”

"Laiklik, adalet ve özgürlükten yana olmak benim için vazgeçilmez bir dünya görüşüdür"

Güray Öz'ün savunmasını tamamlamasının ardından Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Önder Çelik'in savunmasına geçildi.

Çelik, "Muhalif bir gazetede çalışmak ve yönetici olmak suç değildir. Ama bunun siyasal iktidarlar gözünde bir risk olduğunun bilincindeyim. Laik, demokratik hukuk devletinden, özgürlükten ve adaletten yana olmak benim için vazgeçilmez bir dünya görüşüdür. Bu nedenle, iddiaların tümünü ve suçlamayı reddediyorum"dedi.

Gazete satışlarında 2013 yılından sonra düşüş yaşandığı imajının kasıtlı olarak yaratılmak istendiğini ve iddianamede yer alan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını belirten Çelik, "Liste üzerindeki bilgilerle oynanmış ve gerçek bilgiyi yansıtmayan miktarlar gösterilmiştir. Gazeteciliğin asıl amacının kamu yararı olduğunu tekrarlamama gerek yoktur. Amaç azami kâr elde etmek hissedarlara kâr payı ödemek olmadığı gibi diğer ticari tüm yapılardan farklı olarak kamu yararına çalışmayı sürdürebilmektir. Bu amaç; Cumhuriyet gazetesi gibi nitelikli bir misyon üstlenmiş gazete olarak çok daha anlamlıdır. Kuşkusuz Dünyada ve ülkemizde yaşanan finans ve döviz krizinden Şirketimiz de etkilenmiştir. Sektörde bir çok gazete yayın hayatına son vermiştir. Kapanan birçok gazeteye karşın Cumhuriyet ağır ve zor koşulları atlatmış ve ayakta kalmayı başarmıştır" ifadelerini kullandı.

Çelik'in savunmasını bitirmesinin ardından duruşmanın bugünkü bölümü tamamlandı. Duruşmaya yarın devam edilecek.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Cumhuriyet Halk PartisiDövizFETÖFethullah GülenTerörolay
Görüş Bildir