Cinsel İçerikli Sahneleriyle Sinema Dünyasına Damga Vurup IMDb'de Puan Şovu Yapmış Efsane Filmler

-

Sizler için derlediğimiz bu cinsel içerikli filmlerin çoğu, zamanında sinema dünyasına damga vurmuştu. Usta yöntemlerin ellerinden çıkan bu filmlerinin IMDb puanları da 7'nin altında değil.

Şimdiden iyi seyirler!

19. Sekreter (2002) Secretary

IMDb: 7.0

Lee Holloway, yirmili yaşlarında akıllı ve kurnaz bir kadındır. Akıl hastanesinde geçirdiği kısa bir sürenin ardından Florida’ya döner. Kendinden ve bunaltıcı çocukluğundan biraz uzaklaşmak için liseden, çalışkan bir öğrenci olan arkadaşı ile takılmaya başlar ve aynı zamanda da bir hukuk firmasında sekreter olarak işe başlar. Çok geçmeden patronu Bay Grey’e saplantılı bir tutku duymaya başlar. Aralarındaki tuhaf ilişki süresince Lee, en derin özlemlerini mazoşizm boyutlarına kadar takip eder. Ta ki kendisini doğrulayana dek. Film, 2002 Sundance Film Festivali Özgün Senaryo dalında Özel Jüri Ödülü ve 2002 The National Board Of Review tarafından En İyi Kadın Oyuncu Ödülü almıştır.

18. Paris'te Son Tango (1972) Ultimo Tango a Parigi

IMDb: 7.1

Jeanne evliliğin arifesindeki, sıradan bir kadındır. Evliliğe hazırlık aşamasında ileride oturabileceği bir de ev aramaktadır. Bir gün evleri gezerken müstesna ve tuhaf bir adamla karşılaşır. Amerikalı Paul, yaşça Jeanne'den büyük olmasına rağmen onu delicesine etkiler. İkili, yasak bir aşkın meyvelerini yemeye başlarlar. Aralarında garip bir ilişki başlar. Sürekli beraber olsalar dahi, birbirlerine birbirleri dışındaki hayatlarına dair hiçbir şey sormayacaktırlar. Bir süre sonra aralarındaki kişilik farklılıkları ikisini de dar bir çıkmaza sürükleyecektir.
Bertolucci'nin en önemli eserlerinden biri olarak gösterilen Paris'te Son Tango, ayrıca kendi döneminin en erotik eserlerinden biri.

17. Carol (2015)

IMDb: 7.2

Orta yaşının güzelliğini süren Carol; 1950’lilerin New York’unda pek çok Amerikalı kadının imreneceği bir hayat sürmektedir; sosyetenin tanınmış, zengin isimlerinden. Evli olmasına rağmen kocasından boşanmak ister ve kızının velayetini alabilmek için savaş vermektedir. Therese henüz yolun başında genç bir kadındır. Bir butikte mağaza görevlisi olarak çalışmakta, günlerini sıradan bir şekilde doldururken, bu koca şehirde kimliğini aramaktadır. Bu iki farklı dünyaya ait kadının, Carol ve Therese’nin yolları Manhattan semtinin bu lüks butiğinde kesişir. Carol, Therese’yi görür görmez genç kadının güzelliğinden etkilenir.
Şükran Günü’nü yalnız başına geçirmek zorunda kalan Carol, Therese’yi hiç bilmediği coğrafyalara doğru spontane bir araba yolculuğuna davet eder. İki kadın bu yolculuk sırasında birbirlerine beklenmedik bir çekimle aşık olacaklardır. Fakat Amerika henüz 1952 yılındadır ve bu yasak aşka Carol’ın camiasında yer yoktur… 
Velvet Goldmine‘nın ardından 2000’li yıllarda imza attığı Cennetten Çok uzakta, Beni Orada Arama gibi yapımlarla tanıdığımız Todd Haynes’in yönetmenliğini üstlendiği yapımı Patricia Highsmith’in romanından uyarlayan isim ise Phyllis Nagy. Filmin başrollerini ise Rooney Mara ve Cate Blanchett paylaşıyor.

16. Utanç (2011) Shame

IMDb: 7.2

Brandon 30'lu yaşlarında New York'ta yaşayan, kelimenin gerçek anlamıyla seks bağımlısı bir adamdır. Fakat asi kız kardeşi onun yanına taşınınca Brandon'ın hayatı da beklenmedik biçimde değişecektir. Zira kız kardeşi Sissy (Carey Mulligan) ikisinin de geçmişinden gelen acı dolu hatıraları da beraberinde getirecektir...
Toronto Film Festivali'nde görücüye çıkan Utanç/Shame, cinselliğin merkezde olduğu bir New York draması olarak niteleniyor. Ses getiren Açlık (Hunger) filmiyle tanıdığımız ve son dönemlerin gözde yapımlarında yer alan Michael Fassbender'ın başrolü canlandırdığı yapım İngiliz sinemacı Steve McQueen'in hem senaryoyu hem de yönetmenliği üstlendiği henüz ikinci film...

15. Düşler, Tutkular ve Suçlar (2003) The Dreamers

IMDb: 7.2

Fransa'da alevlenip tüm dünyayı etkisi altına alan '68 olayları sırasında, Fransa'dayız... '68 kuşağı ruhuna sıkı sıkıya bağlı olan Isabelle ve kardeşi Theo, ailelerinin tatile çıkması nedeniyle Paris'te yalnız kalmış, bu sırada da Amerikalı bir öğrenciyle tanışıp arkadaş olmuş, onu evlerine davet etmişlerdir. Matthew'ı Isabelle ve Theo ile buluşturan şey ise büyük ölçüde sinema olmuştur. Dışarıda, sokaklarda devrim sesini yükseltirken üçlü arasındaki tutku ve cinsellik alevlenmektedir.

14. Lucia (2001) Lucía y el Sexo

IMDb: 7.2

Lucia, bir süredir Madrid'de sıradan bir restoranda garsonluk yaparak hayatını kazanan, genç yaşlarındaki bir kadındır. Uzun süredir bir yazar ile bir birlikteliği vardır ancak artık ayrılmışlardır. Lucia, artık yalnız kalmasının bir süre kendisi için en doğru şey olduğunu düşünür ve kendiyle başbaşa kalabilmek adına bir Akdeniz kasabasına doğru yolculuğa çıkar. Deniz ve güneş ile iç içe geçen bu tatil, Lucia'ya geçmişini ve geleceğini hatırlatacaktır.

13. Enter the Void (2009)

IMDb: 7.3

Gelmiş geçmiş en kışkırtıcı filmlerden biri olarak görülen acımasız Dönüş Yok!’un ardından çektiği bu ilk uzun metrajlı filmi, Gaspar Noé’nin tabiriyle 'psikedelik bir melodram'. 

İlk gösterimi 2009 yılında Cannes’da yapılan Boşluk, transa benzer görsel üslubu ve birinci şahıs gözünden öznel anlatımıyla epey tartışma yarattı. Filmi, Tokyo’da küçük çaplı işler çeviren uyuşturucu satıcısı Oscar’ın gözünden izliyoruz. Oscar bir gece bir polis baskınında yakalanır ve vurulur. Ölüm döşeğinde, ruhu dünyadan ayrılmaya direnir ve kız kardeşi Linda’yı korumak üzere kızın peşine düşer.

12. Gözü Tamamen Kapalı (1999) Eyes Wide Shut

IMDb: 7.4

Bill Harford ve karısı Alice Harford'ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır. 
Sinemanın gelmiş geçmiş en büyük ustalarından Stanley Kubrick'in sinemaya veda filmi olan Eyes Wide Shut'ın başrollerinde filmin çekildiği dönemde evli olan Tom Cruise ve Nicole Kidman rol alıyorlar.

11. İngiliz Hasta (1996) The English Patient

IMDb: 7.4

Micheal Ondaatje’ nin aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan film, II. Dünya Savaşı İtalya’sından Kuzey Afrika’nın savaş öncesi çöllerine kadar aşk, benlik ve savaşın öyküsünü anlatıyor. 

Minghelle, film boyunca aşkın farklı türlerini getiriyor karşımıza; Hana’nın hastasına duyduğu şefkat, Kip ile yaşadığı yoğun aşk, Almasy ile Katherine’in ilişkisi ve Almasy’nin milliyetçi tutkular yüzünden mahvedilen çöle duyduğu sevgi...

Tüm bu farklı hikayeleri başarılı senaryo geçişleri ile gerçekleştiren film, yönetmen Anthony Minghelle ile Juliette Binoche’un ilk ortak çalışması. 1996 yılında Oscar Ödülleri’nde de En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu da dahil pek çok ödül kazanandı.

10. Malena (2000) Malèna

IMDb: 7.5

Dünya, ülkelerin arasındaki politik çıkmazlar sebebiyle büyük bir savaşın gölgesindedir. Bu dünyada gençliğine ulaşmaya çabalayan bir çocuk ise kasabalarına gelen, güzeller güzeli bir genç kadın olan Malena'nın etkisiyle kendi erkek kimliğini bulmak üzeredir. Malena, tüm güzelliğiyle faşist bir İtalyan kasabasını derinden etkilemektedir. Bütün kasabayı birbirine düşürecek olan genç, seksi ve dul kadın, bu kasabanın hem başlangıcı hem de sonu olmak üzeredir.

9. Dikkat, Şehvet (2007) Se, Jie

IMDb: 7.6

Savaşın her yeri talan ettiği bir dönemde bir ülkenin hali duman olsa da kişisel boyutta duygusal dünyaların da ayrı ayrı hırpalanması göz ardı edilemez. Mr Yee, Şangay’da önemli bir politikacıdır ve İkinci Dünya Savaşı sürerken zor zamanlar yaşamaktadır. Öte yanda duygusal dünyası da buna paralel iniş çıkışlar sergiler. Karısının bir arkadaşı ile şehvet dolu bir hikayenin içindedir. Şimdi gerçek bir ruletin oynanma zamanıdır. Cinayet ise aşkı tanımlayacak unsurlardan biri olacaktır. Usta yönetmen Ang Lee imzalıdır film. Ang Lee, Brokeback Dağı ile En İyi Yönetmen Ödülü’nün sahibi olmuştur.

8. Piyano (1993) The Piano

IMDb: 7.6

The Piano, dilsiz bir pianist olan Ada ve kızının, 19. Yüzyılın ortalarında Yeni Zellanda’nın batı kıyısında geçen hikayesidir. Altı yaşından beri tek bir kelime bile konuşamayan Ada bu suskunluğunu çok sevdiği piyanosuna yansıtmış, iyi bir piyanist olmuştur. Babası Ada’yı, Yeni Zellanda’lı bir zenginle yaptığı anlaşmayla evlendirir ve genç kadın kızını da alarak daha önce hiç görmediği, bilmediği bu ülkeye taşınır. Yeni kocasıyla arasında problemler yaşanır ve genç kadın piyanosundan ayrılmak zorunda kalır. Ancak bu esnada kendisini bekleyen bir sürpriz hayatındaki tüm aksaklıkları çözecek, onu bambaşka biri haline getirecektir. 
2009 yılında çektiği Bright Star filmiyle de bir hayli ses getiren yönetmen Jane Campion’ın dünya çapında ünlenmesini sağlayan The Piano, Akademi Ödülleri’nde üç kategoride Oscar’a layık görülmüştür.

7. Ananı Da! (2001) Y tu Mamá También

IMDb: 7.7

Başarılı bir indie-yapım "Y Tu Mamá También"... Türkiyede'de vizyon şansı bulan bu nitelikli yapım, ayrıksı bir yol sineması örneği... Bir çok festivalden ödül ile dönen "Y Tu Mamá También" Meksikalı 17 yaşlarında iki arkadaş; Julio ve Tenoch'ın öyküsünü beyazperde'ye yansıtıyor. Bu iki kafadar, hayali bir kumsala doğru bir yolculuk planlarlar. Julio ve Tenoch'un olgun bir arkadaşları daha onlara eşlik edecektir; kendilerinden yaşca büyük olan Luisa... Meksika yapımı bu yapım, gençlerin çıktıkları yolculuktaki deneyimlerine odaklanan ve yaşadıkları dünya ile birlikte kendilerini ve birbirlerini keşfetmelerini anlatan, fonuna günümüz Meksika’sını alan son derece önemli bir film.

6. Mavi En Sıcak Renktir (2013) La vie d'Adèle

IMDb: 7.8

15 yaşındaki Adele'in emin olduğu iki şey vardır; o bir kızdır ve kızlar erkeklerle çıkar. Bir gün büyük meydanda Emma'nın mavi saçlarını farkediverir ve işte o an hayatının değişeceğini anlar. Kendi ergenlik sorularıyla yapayalnız, bakışlarını kendine ve başkalarının bakışlarını kendine çevirir. Emma'yla yaşadığı aşkı bir kadın olarak, bir yetişkin olarak yaşamaktadır. Fakat Adele ne kendisiyle ne ailesiyle ne de bu absürd dünyayla barış yapmayı becerememektedir. Abdellatif Kechiche tarafından yönetilen filmin başrollerini Léa Seydoux, Adèle Exarchopoulos ve Catherine Salée paylaşıyor.

5. Kefaret (2007) Atonement

IMDb: 7.8

1935 yazının en sıcak günlerinden birinde, On üç yaşındaki Briony Tallis, yanlış zamanda yanlış yerde bulunarak görmemesi gereken bir şeyi aklına kazır: Ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie’nin gizli bir şekilde cilveleşmelerine tanık olmuştur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması yıllarca sürecek büyük bir trajedinin yaşanmasına neden olacaktır. Bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan da, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır. Dört dalda Oscar adayı olan Aşk ve Gurur’un yönetmeni Joe Wright, bir başka kitap uyarlaması olan Kefaret ile yeniden romantizmin ve dramın etrafında dolaşıyor. Başrolde ise yine Aşk ve Gurur’da birlikte çalıştığı gizemli yıldız Keira Knightley var. Çatışkılı ve zorlu kadın karakterleri hakkıyla beyazperde'de canlandıran Knightley, yine büyüleyici bir performans sergiliyor.

4. Beni Adınla Çağır (2017) Call Me by Your Name

IMDb: 7.9

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da, özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir...
Ünlü yönetmen Luca Guadagnino'nun senaristlerinden biri olduğu ve yönettiği filmin oyuncu kadrosunda ise Armie Hammer, Elena Bucci, Vanda Capriolo, Amira Casar, Timothée Chalamet, Victoire Du Bois ve Esther Garrel yer alıyor.

3. Ateşli Geceler (1997) Boogie Nights

IMDb: 7.9

İzbe bir gece kulübünde çalışan Eddie Adams… En büyük hayali, amatör olarak sürdürdüğü oyunculuk mesleğinde yükselmek ve kendiyle gurur duyabileceği bir yerlere gelmektir. Bir gün, yaptığı işi çok ciddiye alan bir porno yönetmeni tarafından keşfedilir. Artık Eddie Adams yerine ‘Dirk Diggler’ ismiyle anılacaktır. Dönemin uyuşturucu, seks, içki ve suç dörtgeninde gidip gelen sosyal hayatına kısa bir sürede adapte olan Dirk Diggler, günden güne sektöründe biraz daha yıldızlaşacaktır. Dirk Diggler, porno sektörünün kralı olacaktır. Amerikalıların dahi yönetmenlerinden Paul Thomas Anderson’ın genç yaşında çektiği, ikinci filmi olan Boogie Nights’ın başrollerinde Mark Wahlberg, Burt Reynolds, Hulianne Moore, Heather Graham ve Luis Guzman gibi isimler var.

2. Siyah Kuğu (2010) Black Swan

IMDb: 8.0

New York’ta yaşayan Nina genç ve yetenekli bir balerindir. Hayatının tamamını kapsayan dans en büyük tutkusu, yaşam amacıdır. Nina, eski bir balerin olan ve kızına sürekli dans konusunda hırs aşılayan annesi ile birlikte kalıyordur. Kuğu Gölü balesini sahneye koyan bale yönetmeni Thomas Leroy, yeni sezonda Beyaz Kuğu'yu canlandıran baş balerini değiştirmeye karar ve ilk terci olarak da Nina'yı görür. 

Yönetmen zarif, masum ve saf Beyaz Kuğu ile kötülüğün, şehvetin ve bilinmezliği temsilcisi Siyah Kuğu'yu aynı anda canlandırabilecek bir balerin arıyordur. Nina bunu gerçekleştirebilmek için elinden geleni yapsa da, bu rol için başka bir rakini daha vardır ve o da yönetmen Leroy'u etkilemeyi başarmıştır. Beyaz Kuğu rolünde harikalar yaratan Nina ne kadar çok çalışırsa çalışsın içindeki Siyah Kuğu'yu ortaya çıkaramıyordur. Fakat rakibi Lily Siyah Kuğu performansında Nina'dan çok daha iyidir. İki genç bakerin arasındaki rekabet ilginç bir dostluğa dönüşürken Nina da kendi karanlık tarafıyla yüzleşmeye başlamıştır. Bu yüzleşme her ne kadar onu mahvedebilecek türden bir kayıtsızlığa dönüşse bile...

1. Hizmetçi (2016) Ah-ga-ssi

IMDb: 8.1

Hizmetçi, bir dolandırıcı tarafından kiralanan bir hizmetçinin hanımefendisine duyguğu gizli aşkı konu ediyor. 1930'larda geçen hikayede kendisini Kont olarak tanıtan bir dolandırıcı, gizemli ve saf görünen Japon varis Leydi Hideko'nun zenginliğini ele geçirmek için onu kendisine aşık etmeyi planlar. Sook-hee'yi ise ona yardım etmesi için Leydi'ye hizmetçi olarak kiralar. Ancak bu hizmetçinin her şeyden habersiz hanımefendisine delicesine aşık olması işleri karıştıracaktır... Film, Sarah Waters’nın Fingersimth adlı romanının modern bir Kore uyarlamasıdır. Filmin yönetmenliğini Chan-wook Park üstleniyor. Oyuncu kadrosunda ise Jung-woo Ha, Min-hee Kim, Jin-woong Jo ve Tae Ri Kim gibi isimler yer alıyor.

BONUS: İtiraf 1-2 (2013) Nymphomaniac 1-2

IMDb: 6.9

Nemfomanyak bir kadın olan Joe'yu merkeze alan film, baş karakterinin doğumundan 50 yaşına kadar olan hayatına, özellikle de cinsel serüvenlerine odaklanıyor. Soğuk bir kış gecesi yakışıklı bir bekar olan Seligman, yolda dövülmüş halde Joe'yu bulur. Onu evine getirip, yaralarını sarar. Joe bu adamın evinde dinlenirken kendi hikayesini de anlatmaya başlar... Filmin oyuncu kadrosu ise Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Jamie Bell, Christian Slater, Uma Thurman ve Willem Dafoe gibi pek çok sürpriz ismi bir araya getiriyor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
burak684481

ORGAZM ŞOVVV :)

Gizli Kullanıcı

sikseydin amk

vladislav-roslyakov

12 numarayı gerçekten cinsellik gözüyle mi izliyorsunuz ?

mazbak

amk pariste son tango filmin deki kızı tereyağıyla gerçekten s.kip. bayanın daha sonra intihar ettiğini biliyor muysdunuz. o yüzden bu filmden tiksinmiştim.

_oishii_

kadın kanser oldu öldü yahu şunu yazmadan bi gogle'lasaydın 10 saniyeni alırdı. ama tecavüz ve brandonun şahsiyetsizliği tartışılamaz elbette

mazbak

yıllar sonra pariste son tango filmiyle ilgili verdiği bir ropörtaj şöyleydi.. "o sahne orijinal senaryoda yoktu. gerçekte marlon’un fikriydi. o sahne çekileceği sırada bana söylendi ve ben çok kızdım. avukatımı arayıp senaryoda olmayan bir sahneyi oynamaya zorlanamayacağımı söylemem gerekirdi. ancak o yaşta böyle şeyleri bilmiyordum. marlon bana ’korkma maria, bu sadece bir film’ dedi. ancak sahneyi çekerken, marlon’un yaptığı şey gerçek olmasa bile ben gerçekten gözyaşı döktüm. kendimi aşağılanmış hissettim; doğruyu söylemek gerekirse hem marlon hem de bertolucci tarafından birazcık iğfal edilmiş gibi hissettim. çekimden sonra marlon ne özür diledi ne de teselli etmeye geldi. o filmden sonra kendimi uyuşturucu haplara verdim ve intihar etmeyi bile düşündüm."

mazbak

kadını kanser etmişler ;)

_oishii_

yazdıklarınızı ve daha fazlasını ben de okudum hiç bir filmde oynayamamış normal hayatına bile adapte olamamış, yönetmen de kendisine sırt çevirmiş vs vs ve haklısınız evet, fakat yorumunuzdan sanki bu yüzden intihar etmiş ve ölmüş gibi anlaşılıyor o yüzden yazdım

_oishii_

ben filmden değil brandodan tiksindim, öldüğüne zerre üzülmedim her gördüğümde de güzelce bi söverim kendisine

Görüş Bildir