Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı

 > -

Keşke Onlar Gibi Acımasız Olabilseydim | Nedim Şener | Posta

Keşke Onlar Gibi Acımasız Olabilseydim | Nedim Şener | Posta

Hükümet ile cemaatin kavgası ilk kez büyük bir operasyona dönüştü. Yüzden fazla polisin bir kısmı casusluk, bir kısmı diğer yasadışı faaliyetler gerekçesiyle gözaltına alındı. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Türkiye ‘Paralel Yapı’ isminde bir örgüt ile de tanışmış olacak gibi görünüyor. Haberi aldığım andan beri içimde garip duygular var. Çünkü bir süre önce bu yapının mağduru olmuş birisiyim. Ama ben, kim olursa olsun kendini savunamayacak durumda olan birisine karşı kavga vermek istemem. Hem mesleki, hem şahsi mücadelemde eşitlik ararım. Hukuk deyimiyle ‘silahların eşitliğine’ inanırım. Ama onlar bana karşı böyle davranmadı. Hapse atıp kendimizi savunamazken üzerimize kanunla, polisle, tetikçi gazeteciyle geldiler ama ben aynısını onlara yapamam. Şimdi ben yazıyorum, beni komplo ile tutuklatanlar nezarette sabahlıyor. Keşke ben 2009’dan beri hayatımı zindana çeviren, mahkeme mahkeme yargılatan, tetikçi savcısına mahkemesine tutuklatan, suçsuz yere kızımı bir sene babasız, Vecidem’i eşsiz bırakan, Silivri’yi bana mesken yapan polisler gözaltına alınmış diye sevinebilseydim.

Haberin Tamamı İçin:

Bu Köşe Yazısını da mı Kaldırtacaksınız? | Ezgi Başaran | Radikal

Bu Köşe Yazısını da mı Kaldırtacaksınız? | Ezgi Başaran | Radikal

Yargımız (yüce ve bağımsız olan!) özgürlük ve demokrasi konulu dünyanın çok acıklı dizilerinden birini çekiyor, biliyorsunuz. Dizinin son bölümü de çok ses getirecek cinsten. Başrolleri basınla paylaşıyor ve doğal olarak ağlatıyor.

Bizim, yani gazetecilerin, rolü nedir? Oy oy… Çok kolay bir rol. Kendimizi canlandırmaktayız biz bu filmde. Bildiğimiz işi, yani gazetecilik faaliyetini sürdürüyoruz. Dolayısıyla ne ezbere ne de sufleye hacet var.

Doğal mı doğalız, anlayacağınız.

Olaylar şöyle gelişiyor…

Şubat 2014’te Radikal olarak haber yapıyoruz. Ki, dediğim gibi, bu bizim için son derece doğal bir aktivite. Genelde haber yaparız biz.

İşte yine öyle bir gün…

Haberin Tamamı İçin:

Polisten Polise Gece Yarısı Baskını | Mustafa Balbay | Cumhuriyet

Polisten Polise Gece Yarısı Baskını |  Mustafa Balbay | Cumhuriyet

Türkiye dün sabah Ergenekon, Balyoz operasyonlarını anımsatan bir güne uyandı. Onlarca ev basıldı, hemen tümü Emniyet görevlisi olan “zanlılar” kelepçelenerek Emniyet’e götürüldü. Kaçmasınlar diye etrafları sarıldı. Onları evlerinden uğurlayanlar sonucunu tam öngöremedikleri bir yaşam sürecine başladı.

Başta da vurguladığımız gibi Türkiye’de bu tür operasyonlar 2007 yılından bu yana dalga dalga yaşandı. Hem operasyonun şekli, hem suçlamaların ağırlığı altında ezilen pek çok kişi, yaşamını yitirdi, geri dönülmez hastalıklara yakalandı.

Türkiye’nin dün yaşadığı tablo hükümetin kendi içinde bir süredir devam eden “paralel” tartışmasının beklenen yansımalarından biriydi.

Görev alan polislerin tümü iktidarın operasyon hedefinde.

Başbakan, tıpkı önceki dönemlerde olduğu gibi yargı sürecini izlediklerini söyledi. “Arkası gelir mi?” sorusuna ise “Görünen o, tabii tabii” karşılığını verdi.

Haberin Tamamı İçin:

CHP'den MHP'ye Giden Mesaj | Serpil Çevikcan | Milliyet

CHP'den MHP'ye Giden Mesaj | Serpil Çevikcan | Milliyet

9 partinin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’na son dönemde en çok yöneltilen sorulardan biri kampanyasına CHP ve MHP’nin verdiği ya da vermediği destekle ilgili.

Ekmeleddin Bey, bu soruları yanıtlarken, “CHP ve MHP destek vermiyor” fikrine katılmadığını, gittiği her yerde parti teşkilatlarından büyük destek gördüğünü söyleme ihtiyacı hissediyor.

CHP açısından bakarsak, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun İhsanoğlu için başlattığı ve bir günde 3-4 ili turladığı yurt gezileri önemli bir desteği ifade ediyor.

CHP’nin genel merkez ve teşkilat yöneticileri, milletvekilleri, İhsanoğlu’nun yanında daha çok görünüyor.

Ancak aynı sahiplenme, geçtiğimiz haftaya kadar MHP cephesinden yansıtılmadı.

Haberin Tamamı İçin:

Sütten Çıkmış Ak Cemaat | Ruşen Çakır | Vatan

Sütten Çıkmış Ak Cemaat | Ruşen Çakır | Vatan

Dün sabaha karşı yapılan operasyonlar AKP hükümeti ile Fethullah Gülen cemaati arasındaki savaşta yeni bir dönemin habercisi. Ayrıntılarına baktığımızda, yakın geçmişteki Ergenekon, Balyoz, Odatv, KCK gibi operasyonlara çok benzediğini görüyoruz, ki bunların arkasında büyük ölçüde Cemaat, daha doğrusu onun yargı, polis ve medyada kurmuş olduğu üçgen vardı. Tabii dün olduğu gibi bugün de operasyonun arkasında siyasi irade, daha açık konuşulacak olursa bizzat Başbakan Erdoğan var. Kaderin garip cilvesi şu olsa gerek: Dün siyasi iradeden gördükleri teşvik, aldıkları destekle bir döneme damga vuran polis şefleri, bugün aynı irade tarafından benzer yöntemlerle tasfiye ediliyor.

Her şeyin 180 derece tersine dönmesinin, Cemaat ile hükümet arasındaki ilişkilerin iyice bozulup aleni bir savaş halini almasının miladı 17 ve 25 Aralık 2013 tarihleridir. Eğer Cemaat’in o malum üçgeni, bazı bakanları, Başbakan’ın bazı yakın arkadaşlarını, bazı aile fertlerini ve dolayısıyla kendisini doğrudan hedef alan rüşvet/yolsuzluk soruşturmaları için start vermeseydi belki bütün bunlar hiç yaşanmayacaktı.

Haberin Tamamı İçin:

Uzun Bıçaklar Bilenirken | Özgür Mumcu | Radikal

Uzun Bıçaklar Bilenirken | Özgür Mumcu | Radikal

Otoriter liderler yeri geldi mi kıyıcı olur. Bu kıyıcılıkları en net bir zamanlar beraber iş tutuuklarına karşı gösterildiğinde anlaşılır. İktidar varsa orada birbirleriyle mücadele eden iktidar klikleri de vardır. Ortak düşmanları varken kenetlenseler de, düşman etkisiz hale getirilince birbirleriyle hesaplaşmaları bazen kaçınılmazdır. Malum “kurtlukta düşeni yemek kanundur.” Yeri geldiğinde düşürmek de.

Adolf Hitler’e iktidar yolunu açanların başında Ernst Roehm ve onun başında olduğu paramiliter S.A. teşkilatı gelir. Teşkilat sokak hakimiyetinin ve zamanla siyasi iktidarın Hitler’in eline geçmesi için elzemdir. Bunu sağladığı için de kendini yenilmez ve güçlü hissetmektedir.

İktidar artık iyice pekişmiş ve hükmetme şekli değişmiştir. S.A. teşkilatı ve onun lideri Roehm bunu göremez. Kendine sahip olduğundan fazla güç atfeder. Alman ordusunun yerine 2 milyon üyesi olan S.A.’nın geçmesinin hayallerini kurmaktadır.

Haberin Tamamı İçin:

12 Eylül Ruhu, Geldiysen Üç Kere Vur | Yavuz Baydar | Bugün

12 Eylül Ruhu, Geldiysen Üç Kere Vur | Yavuz Baydar | Bugün

Başbakan Erdoğan, üzerinde sapasağlam duracağını planladığı bir tek adam sisteminin çimentosunu her gün kepçe kepçe döküyor.

Fiili yeni sistemin telaşlı bir hazırlığı ortalığa hakim.

Tatlı değil, asabi bir telaş bu.

Meslektaşlarımız ucunu bırakmıyor, ısrarla soruyorlar.

Meraklarının odağı, şayet Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirse, onun atayacağı başbakanının halinin nice olacağı.

'Siz güçlü cumhurbaşkanı dediğinize göre, güçlü başbakana ihtiyaç var mı' diye soruyorlar.

Cevaplıyor:

‘Bizim sistemimiz ne başkanlık ne yarı başkanlık sistemidir. Orada sadece başkanlar güçlüdür. Ama burada başbakanımızın belli yetkileri var. Bu yetkileri yok farz etmek mümkün değil. Bizim tek özelliğimiz ne olacak? Artık milletin seçtiği cumhurbaşkanı olarak gelmem bu işe bir farklılık katacaktır. Ben kalkıp da başbakanlık makamına gelecek arkadaşımı zayıflatamam ki... O da seçilmiş bir başbakan. El ele verip yürüyeceğiz.'

Haberin Tamamı İçin:

Ellerdeki Paralel Kiri Temizlenmedikçe | Mustafa Karaalioğlu | Star

Ellerdeki Paralel Kiri Temizlenmedikçe | Mustafa Karaalioğlu | Star

Eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasında iki köprü var; birisi Kürt meselesi, diğeri paralel yapılanma... Demokrasi, hukuk devleti ve özgürlüklerin olmazsa olmaz şartı bu iki köprünün yıkılmasıdır. İki Türkiye arasında bir bağlantı kalmamasıdır.

Devlet gücünü ele geçirerek veya paylaşarak veyahut da parça parça kendi organizasyonlarına transfer yoluyla demokrasiyi devre dışı bırakanların sonu gelmeden eski Türkiye nefes alıp vermeye devam edecektir. Bir ülke için bundan daha büyük bir tehlike, daha acil bir problem ve daha hassas bir mesele olamaz.

Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu anlamak için paralel yapının, askeri vesayetten boşalan ünitelere pervasızca yerleştiğini unutmayalım. Toplumun kaldırmak için mücadele ettiği ve lanetlediği vesayeti, devletin derinliklerinde saklanarak sessiz sedasız üstlenmeye çalışan cüretkar bir yapının varlığını unutmayalım. Eski vesayet kurt postunda kurttu; yenileri ise kuzu postuna bürünmüşlerdi; bunu da unutmayalım.

Haberin Tamamı İçin:

3 G' Formülü Ve Başbakan'ın İstemedikleri | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

3 G' Formülü Ve Başbakan'ın İstemedikleri | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

Boynunda Filistin poşusuyla konuştu kürsüde.

Özal Cumhurbaşkanı adayı olduğunda, 'Kendimi size emanet ediyorum' demişti.

Erdoğan, 'Veda ederken gözümün arkada kalmadığını bilmenizi isterdim' dedi.

Başbakan kendi elleriyle kurup, iktidara taşıdığı partisine veda ederken gözler yaşlıydı.

Veda ederken, duyguluydu.

Başbakan konuşurken salonu süzdüm. Kadın milletvekilleri ağlıyordu. Erkek milletvekilleri gözyaşlarını gizlemeye çalışıyorlar ama başarılı olamıyorlardı.

O salonlarda Özal'ın vedasını da Demirel'in ayrılışını da izledim.

Hepsinden farklı tablolar yaşanmıştı.

'13 yıldır sizlere bu kürsüden seslendim' diye konuşmaya başladı Erdoğan.

'13 yıla baktığımızda bu kürsünün şerefini, onurunu muhafaza ettik' dedi.

Allah şahittir.

Haberin Tamamı İçin:

Moraller Nasıl; Eğleniyonuz mu Anam? | A. Turan Alkan | Zaman

Moraller Nasıl; Eğleniyonuz mu Anam? | A. Turan Alkan | Zaman

“Bir zamanlar sorgulananlar sorgulanıyor” cümlesi durumu iyi özetliyor.

Gözaltına alınanların teşkil ettiği kompozisyon, sanki öncelikle Ergenekon lobisini tatmin etmek için düzenlenmişe benziyor fakat hemen yanıbaşındaki vurgu da son derece açık; hükümet, kendisinin aleyhine soruşturma yürütmeye cür’et eden emniyetçilerden rövanş alıyor; bu esnada Ergenekoncular’ın gönlünün hoş edilmesi, “Milli orduya kumpas kuruldu” laflarının dönüp dolaşıp geldiği yeri göstermekte. Yeni koalisyon ortaklarını önce hapishaneden çıkarıp haklarındaki yargı kararlarını anlamsızlaştıran hükümet, şimdi onlara iktidar olma duygusundan küçük bir lokma tattırıyor: “İşte bakın sizi sorgulayanları sorguluyoruz; bunu biz yaptık; bizim sayemizde oldu. Bizi desteklemeye devam edin!”

Herkes pekâlâ biliyor ki mesele, amirlerinden habersiz ve kanunsuz dinleme yapan birkaç polis şefine gözdağı vermek değil. Kopartılan onca patırtıya rağmen bu operasyonlardan dramatik bir sonuç çıkacağını da zannetmiyorum.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiBalyoz DavasıBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiErgenekonFethullah GülenFilistinKemal KılıçdaroğluMilliyetçi Hareket PartisiPolisRüşvetSavaşStar tvettatlıtransfer
Görüş Bildir