Son dönemde yaşanan tatsız olayların ardından gözler şiddet içeriklerinin ön planda olduğu dizilere çevrildi. Dizilerde şiddetin normalleşmesinin yaşanan olaylarda payı olduğu söylendi ve ardından bununla ilgili bazı adımlar da atıldı. Peki gerçekten diziler toplumu bu kadar etkiler mi ya da diziler düzenlenirse toplum da düzelir mi?
Hem reklamcılık hem medya ve iletişim sistemleri bölümlerinden çift anadal yaparak dereceyle mezun olan Dalya Kittani, medyanın toplum üzerindeki etkisini yapılan araştırmalar üzerinden anlattı.
Dalya Kittani'nin anlattığına göre medya içerikleri toplumsal algıyı kesinlikle yönlendirir, ancak bu tek başına bir "neden" değildir.
Medya ile toplumsal olaylar arasında güçlü bir korelasyon (ilişki) vardır, fakat her olayı sadece medyaya bağlamak (nedensellik kurmak) doğru olmaz.
1. Ekme Kuramı (Cultivation Theory)
- George Gerbner tarafından ortaya atılan bu kurama göre; televizyon, gazete ve radyo gibi kitle iletişim araçlarına uzun süre maruz kalmak, insanın gerçeklik algısını şekillendirir. Çok fazla Pokémon izleyen bir çocuğun kendini Pikachu sanıp balkondan atlaması, medyanın yarattığı kurgusal dünyanın 'gerçek' gibi algılanmasına bir örnektir.
2. Yankı Odası (Echo Chamber)
- Günümüzde algoritmalar, sosyal medyada sadece ilgimizi çeken içerikleri karşımıza çıkarır. Bu durum bizi kendi fikirlerimizin sürekli onaylandığı bir 'yankı odasına' hapseder ve dünyayı sadece bu pencereden görmemize neden olur.
3. Gündem Belirleme Kuramı (Agenda Setting Theory)
Medyanın (ve yankı odalarımızın) sürekli işlediği konular (kadın cinayetleri, ekonomik kriz, suç vb.), izleyicinin zihnindeki öncelik sırasını değiştirir. Bu durum, kişide söz konusu olaylara karşı bir yatkınlık veya duyarsızlık oluşturabilir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın