Bilimde Çığır Açmasına Rağmen İnsanlar Tarafından Oldukça Az Bilinen İslam Bilim İnsanları

84PAYLAŞIM

İbn Sina'yı, Farabi'yi tanıyorsunuz ya da en azından bir kere duydunuz; bakalım bu bilim insanlarından haberdar mıydınız?

Kaynak: Hüseyin Gazi Topdemir - Yavuz Unat, Bilim Tarihi, 2008

1. Fergani

Ölüm tarihi 9 ya da 10. asır sayılan Fergani ya da Batı'nın adlandırmasıyla Alfraganus, bilindiği kadarıyla astronomi üzerine kapsamlı bir eser yazan ilk İslam bilginidir. Astronominin Esasları adlı eserinde gezegenlerin ve sabit yıldızların uzaklıklarını, hacimlerini ve çaplarını veren Fergani'nin etkisi asıl olarak Batı'ya olur. 

12 ile 15. asır arası bu kitabı defalarca Latinceye çevrilen Fergani, hem kişi olarak hem de görüşleriyle Dante'nin İlahi Komedya'sında kendisine yer bulur.

2. Abdülhamid İbn Türk

Hakkında bilgimiz oldukça az olmakla birlikte Abdülhamid İbn Türk, 9 veya 10. asırda Maveraünnehir bölgesinde yaşamış bir matematikçidir. Kitab el Cebr ve el- Mukabele adlı eseri ilk kez yazan Harezmi olarak bilinse de aslında Abdülhamid İbn Türk ondan önce yazar; ancak bu kitabın sadece "Katışık Denklemlerde Mantıki Zaruretler" adını taşıyan kısmı elimize ulaşır.  

Görülmektedir ki Abdülhamid İbn Türk bu kısımda ikinci derece denklemlerin çözümünü ele alır ve bunu Harezmi'ye oranla daha ayrıntılı yaparak özel durumların geometrik kanıtlarını verir.

3. Battani

9. asırda Harran'da doğan Battani'nin ailesi Sabi tarikatına üyedir. Bu tarikat, yıldızlara tapsa da Battani'nin Müslüman olduğu düşünülür. Batı'daki ismiyle Albategnius, Suriye Rakka'da bir gözlemevi kurar ve 877-929 yılları arasında burada gözlemler yapar.  Yaptığı bu gözlemleri gökyüzü olayları çizelgesi olarak adlandırabileceğimiz Sabi Zici'nde toplar. 

Sabi Zici bu konuda ilk olarak yazılmış en kapsamlı eserdir. Ayrıca Battani, ekliptiğin eğimini dakik olarak belirler ve Güneş yılını 365 gün 5 saat 46 dakika 24 saniye olarak verir.

4. Bitruci

1204 yılında ölen Bitruci'nin astronomi açısından önemi, Batı ve Doğu'da hakim olan Batlamyus astronomisini eleştirmesinde yatar.Batlamyus'un Aristoteles fiziği ile uyuşmayan astronomisi aslında Bitruci'nin hocası İbn Tufeyl tarafından eleştirilir. Bunu ve Tufeyl'in bu eleştiriyi hiç yazmadığını Bitruci'den öğreniriz. 

Bitruci de hocasının eleştirisinden yola çıkarak yeni bir sistem önerir. Bu yeni sistemini Kitab el Hey'de açıklayan bilim insanının düşünceleri, 13. asırda Latince ve İbraniceye çevrilerek diğer medeniyetlere de aktarılır. Bitruci'nin asıl önemi Batlamyus'un eleştirilebilir nitelikte olduğunu göstermesidir.

5. Kemalüddin el-Farisi

Farisi, büyük deha İbn'ül  Heysem'in çalışmalarını değerlendirmesiyle ünlense de kendisi Batı'da ancak 19. asrın sonlarında tanınmıştır. 1320 yılında ölen Farisi, Tenkih el-Menazır adlı bir kitap kaleme alır. Doğu'da özellikle optiğin yaygın olarak çalışılır bir disiplin haline gelmesi bu kitap aracılığıyla olur. 

Farisi'nin optik tarihine en büyük katkısı ise oluşumu uzunca yıllar boyunca açıklanamayan gökkuşağının oluşumunu ilk kez doğru biçimde açıklamış olmasıdır. Bu açıklama Orta Çağ İslam biliminin önemli ve seçkin bir başarısıdır.

6. Cabir İbn Hayyan

721-815 yılları arasında yaşayan Cabir İbn Hayyan, Tus şehrinde bir eczacının oğlu olarak dünyaya gelir ve daha o zamandan büyük bir kimyacı olacağı olasıdır. Cabir'in teorik ve pratik kimyaya dair çalışmaları, kendisine "efsanevi simyacı" payesi verilmesini sağlar. 

Her ne kadar insana ölümsüzlük sağlayan ya da değersiz metalleri altına çeviren "el-iksir"i arasa da Cabir, pek çok kimyasal bileşiğin, kimya aletinin ve sürecinin uygulayıcısı olarak modern kimyanın kurucusu sayılır. Bu özelliği ile de Batı'da Geber ismiyle tanınır.

7. Cahiz

Evrimin tarihi Darwin'den çok öncelere hatta Antik Yunan'da Anaksimandros'a kadar bile dayandırılabilir. İşte evrim binasına en önemli tuğlaları koyanlardan biri de Cahiz'dir. 

8. asırda Basra'da doğduğu tahmin edilen Cahiz'in "Hayvanlar Kitabı" adlı eseri İslam dünyasında bu alanda yazılmış en önemli eser olur. Kitapta evrim, çevre ve koşullara uyum, hayvan psikolojisi gibi konulara değinen bilim insanı, aynı zamanda kendisinden sonraki kuramların temellerini atar.

8. Zehravi

İslam dünyasının en ünlü cerrahı Zehravi, 10. asırda Endülüs'te yaşar. Yazmış olduğu "Tasrif" adlı yapıtta dönemin cerrahi bilgilerini verir ve yeni yöntemler tanıtır. Bu yöntemler arasında yaraların dağlanması, canlı hayvanlar üzerinde deney yapılması, kadavra teşhiri yer alır. 

Ayrıca kullandığı ameliyat aletlerini de tanıttığı Tasrif ile Zehravi Latinceye çevrilir ve 15 ile 18. asırlarda defalarca çoğaltılır. Bu yönüyle Zehravi Batı'da cerrahinin gelişmesinde büyük rol oynar.

9. İbn Baytar

13. asrın en önemli botanikçilerinden olan bir başka Endülüslü İbn Baytar, öğretmeni Nebati ile gezilere çıkar ve bitki örtüleri üzerinde incelemeler yapar. Baytar'ın yazmış olduğu iki önemli kitaptan ilki: "Basit İlaçlara İlişkin Doyurucu Bilgiler"dir. Bu kitapta hastalıklar harf sırasına göre düzenlenir ve her hastalıkta kullanılacak ilaca ilişkin ayrıntılı bilgi verilir. 

İkinci kitap olan "Basit İlaçlara ve Gıdalara İlişkin Bütün Bilgiler"de ise Baytar; minerallerden, bitkilerden ve hayvanlardan yaptığı 300'ü özgün olan 1400 ilacı tanıtır.

10. Hazini

12. asırda yaşayan Hazini, bir derviş gibi giyinir, çok az yer ve evinde tek başına yaşar. Ve bunun yanında teknoloji tarihine geçen önemli bir mekanikçi olur. Ona mekanikçi payesi verilmesindeki en önemli neden Archimedes'in hidrostatik prensiplerine dayanarak inşa edilmiş olan su terazileri üzerine yoğunlaşmasıdır. 

Asıl olarak el Esfizari tarafından geliştirilen su terazisi Sultan Sencer'in hazinecibaşısı tarafından birtakım sahtekarlıkların ortaya çıkacağı korkusuyla yok edilir. Bunun üzerine Hazini, "Bilgelik Ölçüsü" adlı eserinde su terazisini şu şekilde tasarlar: Terazi, 2 metre uzunluğunda, 2 cm kalınlığında bir tahta parçasından oluşur ve 4,5 kiloda 0,75 gr farkı gösterir.

11. İbn Battuta

İbn Battuta adı Marco Polo ile birlikte anılan ünlü seyyahtır ve 1304- 1368 yılları arasında yaşar. Kadı olarak yetişse de seyyahlık tutkusu ağır basar ve 3 kıta gezer. 1325 yılında hac amacıyla doğduğu yer olan Fas'ın Tanca şehrinde ayrılan Battuta, Kuzey Afrika sahillerini takip ederek İskenderiye'ye oradan da Kahire'ye gider. Buradan sırasıyla sırasıyla Antakya, Şam ve Bağdat'a giden seyyah 1330 yılında Kızıldeniz'e açılır. Ancak fırtınaya yakalanarak Kahire'ye döner ve rotasını Anadolu'ya çevirir. Bir ara İlhanlı Hükümdarlığı'nın vekilliğini yapar ve 1332'de İstanbul'a ulaşır. 

1333 yılında ise İndus Vadisi'ne doğru yola çıkan Battuta, Çin'i gezdikten sonra Basra'ya dönerek Mısır'a ulaşır ve tam 28 yıl sonra Fas'a geri döner. Battuta gittiği her yerde sosyal hayata katılır ve evlilikler yapar. 28 yıllık seyahatini ise "Rihletü İbn Battuta" adlı eserde toplar. Dili oldukça sade olan bu eserde ülkelerin coğrafyası ve ekonomisi hakkında detaylı bilgiler yer alır.

Battuta'nın hikayesi oldukça heyecanlı... Gelin bu belgeselde hayatını daha ayrıntılı öğrenelim.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir.

Asker ve Siyasetçi Olduğu Kadar Felsefeci de Olan Atatürk Özgürlük Hakkında Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Asker ve Siyasetçi Olduğu Kadar Felsefeci de Olan Atatürk Özgürlük Hakkında Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Duyduk Duymadık Demeyin! Albert Einstein Hayat Hakkında Sorduğumuz Sorularımızı Cevapladı - onedio.com
Duyduk Duymadık Demeyin! Albert Einstein Hayat Hakkında Sorduğumuz Sorularımızı Cevapladı - onedio.com
Osmanlı Döneminde Saraylar Soğuk Geçen Kış Günlerinde Nasıl Isıtılıyordu? - onedio.com
Osmanlı Döneminde Saraylar Soğuk Geçen Kış Günlerinde Nasıl Isıtılıyordu? - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
jord

islamla niye bagdastiriliyor onu anlamiyorum, bu adamlarin yok olmasina tamamen gazalinin islamciligi sebep olmustur. bilim romalilarda yapilmis, sonra araplara gecmistir, o ara avrupa karanliga gomulmustur, ardindan ikinci aydinlanmayi yasadiklarinda araplardan verdiklerini ve araplarin uzerine eklediklerini geri almistir ki tam zamaninda almistir.. ondan sonra da islamcilar karanliga gomulmustur ve daha da cikmamistir. bu hep boyledir, donem donem dunyanin degisik bolgeleri ilerleme kaydeder, bi taraf tas devrindeyken obur taraf ilk caga gecmis bile olur (ornegi sallama verdim sakin olun)

jord

ulen at kafasi, sirf kuranda yaziyor diye uygulamasi oyle mi olacak, bu ne geri zekaliliktir yav? kitapta yazan herseyi birebir yasiyor mu insanlar? adam oldurme diyor, oldurmuyor mu? oku diyor, okuyorlar mi? calma diyor, calmiyorlar mi? sacma sapan konusma.

theodosius

Hep arap amk 🤣

serkan15

Sunniler tarafindan kafir ilan edildiklerini belirtmekte fayda var, zira hepsi Mutezile mezhebine mensuptular. Yani kaderci degillerdi, daha cok AKLLICLARDI. Ibni Hanbel ve Gazali malesef islam dunyasinin bu hale gelmesinin en buyuk sorumlularidir. Yobazlik o zaman bile en buyuk sorunlardan birisiydi.

bianb

Yobazlık???

semih-kurnaz

Biz kızınca adımız din düşmanı oluyor, hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum içerikteki bütün bilim insanları çağının çok ötesinde dahi olsalar 8-9-10. yüzyıllarda yaşamış insanlar sonrasında bakıyorsun bir gelişme var mı, yok! Batıya bakıyorsun bu insanların eserlerini alıp, çoğaltıp üzerine katarak ilerlemişler, bizimkilere bakıyorsun "700 yıldır götüme su kaçarsa oruç bozulur mu" diye soru soruyorlar.. Sonra da cahil, yobaz, geri kalmış insanlar deyince de Allah bize yeter diyorlar. Teknoloji ve bilim çağında varlık gösterememelerinin sebebi bu işte.

serkan15

bu insanlarin gazali ve hanbeli tekfir dip, kafir ilan etmistir. Mutezile mezhebi zok olmustur, cunku onlar Akilci idi, simdi ki muslumanlar gibi gibi taklitci ve kaderci degil.

hakketmila

Tam olarak öyle değil. Moğol istilasına kadar bilimsel çalışmalar dev-am ediyor. Ancak moğol istilası nerdeyse tamamen yok ediyor. Daha sonra da devam etse de 8-12 yüzyıllar arasındaki etkinliğe ulaşamıyor. O dönemki yöneticinin ferasetine dayanan bölgesel ve dönemsel atılımlar oluyor. Tekfir meselesi de o şekilde değil. Avamın cehaleti konusuysa İslam ya da başka bir inançla ilgili değil, dünya tarihinin geneliyle, ekonomiyle, sosyolojiyle, yönetimle de ilgili konular. Velev ki öyledir, cahil bir yobaz bilgili bir faşistten daha çok umut içerir. Zira küçük de doğru bilgi ve eğitimle değişme, gelişme ihtimali vardır. Ama kendine atfettiği entellektüel kimliğe rağmen üretebildiği faşizan dil olanın ortaya koyacağı tek şey hedonizmin yavanlığı ve Hitler'in yansımasıdır. Zira bu dil temel insan hakları beyannamesine taban tabana zıttır.

semih-kurnaz

Doğru diyorsun ama bu gerekçe olarak gösterilemez. Moğollar bir İslamiyet'e zarar vermedi, insanlığın mirası ve can damarı olarak kabul edilen pek çok kütüphane yok edildi, bunlar yapılmasaydı eğer şu an belki birkaç yüzyıl daha ilerideydik, öylesine kıymetli bilgiler içeriyordu, sırf bu yüzden Cengiz Han'dan nefret eder büyük bir topluluk var..

hakketmila

Elbette ki tek gerekçe bu değil. Zaten hiç bir şey tek nedene bağlı değildir. Bu dönüm noktalarından biridir. Yaşanan tarihsellik içerisinde milyon şey bu sürece etki etmiştir. Misal batı kendi ortaçağından çıkabildi ama doğu ve güney bunda takılı kaldı. Ama bunları anlatmak da ya uzun bir makale gerektirir ya da saatler süren sohbetler ki o durumda bile sadece küçük bir kısım aktarılabilir. Gerek tarihi gerekse günümüzdeki insanlara nefretle yaklaşmak zaten ayrıca bir sorun. Nefretin kendisi, saptırıcı ve faşizan bir duygudur. Tüm nesnelliği, bilgiyi, objektifliği alır insandan. Cehaletse ne coğrafidir, ne ırksal ne de teolojik. Şili'de de vardır, İzlanda'da da vardır, Borneo'da da. Bundan ve şu an içinde bulunduğumuz durumdan kurtulmak için ortaya konulacak şey hem kör inancın bağnaz ve yobaz çukurlarından uzak hem de inanç hakkına, temel insan haklarına uygun olmalı.

hakketmila

Bir de şöyle bir konu var. Velev ki biz oldu da bir şeyleri başardık, dünyanın, bilgi, sanat, kültür, spor, ekonomi, temel haklar, eşitlik, vs vs ilk 3-5 ülkesinden biri olduk. Bu dünyanın tüm ülkeleri ve haklarına da aktarılmadıkça hem eksik hem de yanlış bir gelişmişlik olacaktır. vs vs vs milyon tane farklı boyutu olan milyar tane çözüm, üretim çabası en önemlisi, sabır ve iletişim gerektiren konular...

Gizli Kullanıcı

içeriği hazırlayan arkadaşa teşekkür devamını bekliyoruz.

Görüş Bildir