onedio
Ulaşımda Dayanışma İçin 'Yoldaş Araba' Yola Çıktı
İzmir’den bir grup yurttaş, ulaşımda dayanışmayı teşvik etmek adına “Yoldaş Araba” isimli bir proje başlattı.Projeye ilişkin Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Lokali’nde bir basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan proje destekçilerinden Emine Beğer, İzmir’in caddelerinde önümüzdeki günlerde ön camında 'Yoldaş Araba' çıkartması olan araçlar görülmeye başlanacağını ifade ederek, “Durakta beklerken göreceğiniz bu araçlara hiçbir ücret ödemeden binebilecek ve sürücünün güzergâhı boyunca şehirde istediğiniz yere kadar yolculuk yapabileceksiniz” diye konuştu.Beğer, bu arabaların tamamen gönüllü bir paylaşım hizmeti vereceğini dile getirirken, işi gereği kendi aracını kullanmak zorunda olan, ama bu mülkiyeti hemşehrileri ile paylaşmak isteyen gönüllü sürücülerin taleplerinin 'Yoldaş Araba' fikrini doğurduğunu vurguladı.'AMAÇ, KENT VE DAYANIŞMA KÜLTÜRÜNÜ YÜKSELTMEK'Beğer, sözlerini şöyle sürdürdü:“Bu proje ile amacımız, kapitalizmin bizleri yalnızlaştıran ve bireyselleştiren çabalarına karşın, inatla kent ve dayanışma kültürünü canlandırmak ve yükseltmek. Ayrıca bu yolla kent içinde kördüğüm haline gelen toplu ulaşımda vatandaşlarımızın mağduriyetlerini bir nebze olsun giderebileceğimize inanıyoruz.'Projeye dâhil olmak ve 'Yoldaş Araba' çıkartmalarını almak isteyen sürücüler, bu çıkartmaları şimdilik Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ile Ziraat Mühendisleri Odası Lokaline başvurarak alabilecekler.'Sürücüler, başvuru sırasında ruhsat ve kimlik bilgilerini ileterek bir form dolduracaklardır. Bu küçük bürokratik uygulamanın tek amacı, kötü amaçlı kullanım olasılığını en aza indirerek, yolcular açısından güvenilir 'Yoldaş Araba sürücüleri profili yaratmaktır.'Bireyselleşmenin yerine ortaklaşmayı ve dayanışmayı koyan Yoldaş Araba modelinin önce kentimizde ve sonra her yerde yaygınlaşması umuduyla, yurttaşlarımızı bu projeyi sahiplenmeye ve paylaşmaya çağırıyoruz.”PROJEYE DİSK VE TMMOB'DAN DESTEKProjeye destek olmak amacıyla toplantıya DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı ve TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sekreteri Melih Yalçın da katılırken, Sarı ve Yalçın böyle bir projeyi anlamlı bulduklarını ve projenin üyeleri tarafından desteklenmesi ve yaygınlaşması doğrultusunda çalışmalar yapacaklarını dile getirdiler.Projenin web sayfasına www.yoldasaraba.net adresinden ulaşılabilecek.Kaynak: yurtsuz.net
Hırvatistan Yoksulların Borcunu Sildi
Hırvatistan hükümeti ülkenin en yoksul kesiminin tüm borçlarının silindiğini açıkladı. 'Yeni başlangıç' olarak adlandırılan borç silme uygulaması 60 bin kişiyi kapsıyor ve iç pazarda tüketimin canlandırılmasının temel amaç olduğu ifade ediliyor.Silinen borçlara tüm banka borçları, ödenemeyen faturalar ve kamuya olan borçlar da dahil. Toplamda 26,5 milyon euroluk borcun silineceği tahmin ediliyor.Hırvat hükümetinin 'Yeni başlangıç' planından faydalanmak isteyenlerin ise belli kriterleri yerine getirmesi gerekiyor. Aylık hanehalkı geliri 130 eurodan yüksek olanlar plana dahil edilmedi.Ayrıca herhangi bir mülk sahibi olanlar ya da birikimi bulunanlar da borç silme planından yararlanamıyor.Planı açıklayan Hırvatistan Başbakan Yardımcısı Milanka Opaciç, 'Yoksul kesime borç yükünden kurtularak hayata yeni bir başlangıç yapma fırsatını sunuyoruz' dedi.BBC Türkçe
Polise Göre Gezi Eylemcileri “Ahlaki Açıdan Sorunlu”
Polis Akademisi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Koca, Gezi eylemlerinde görev alan polislerle görüştü. Polisler eylemcileri, ‘ahlaki açıdan sorunlu’, ‘yabancı’ ‘öteki’ ve ‘sanki başka bir dünyadan’ sözleriyle tarif ettiPolis Akademisi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Erkan Koca’nın Gezi eylemlerinde görev alan polislerle görüşerek hazırladığı çalışma, orantısız güç olarak yansıyan müdahalelerin zihinsel arka planına ilişkin ilginç tespitleri barındırıyor. Mert İnan'ın Milliyet'te yer alan haberine göre, birçok polisin Gezi eylemlerine katılanları “ahlaki açıdan sorunlu” olarak nitelediğine dikkat çeken Doç. Dr. Koca, “Pek çoğuna göre Gezi’ye katılanlar, ‘onlara benzemeyen’ veya ‘onların dünyasının dışında olanları’ temsil etmekteydi. Konuşulmayan ama bilindiği hissettirilen bir kurallar bütünü varmış ve eylemciler sadece yasalarda yazanları değil bu kuralları da ihlal ediyorlarmış gibi bir histe olduklarını düşündürüyorlardı” tespitlerinde bulundu.
TRT Grev Yasağını Neden Görmedi?
CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, DİSK/ Birleşik Metal-İş Sendikası'nın aldığı grev kararının Bakanlar Kurulu kararı ile ertelenmesini ve greve ilişkin haberlerin TRT'de verilmemesini TBMM gündemine taşıdı.Cihaner, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yanıtlaması istemiyle Meclis'e sunduğu önergede Bakanlar Kurulu tarafından 'milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu' iddiasıyla metal işkolundaki grevin ertelenmesi kararının nasıl alındığını ve kararının hukuki dayanağını sordu. Cihaner ayrıca greve ilişkin karara TRT kanallarında yer verilip verilmediğini sordu. Cihaner, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın yanıtlaması istemiyle Meclis'e sunduğu önergede şu ifadelere yer verdi:Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu- DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile yapılan toplu sözleşme görüşmelerin olumsuz sonuçlanması üzerine greve çıktı.Grev, 29 Ocak'ta 22 fabrikada başladı, 30 Ocak 2015'te Bakanlar Kurulu kararı ile ertelendi.1)     Bu kadar geniş kapsamlı  ve büyük grev Anayasa'da ve yasasında tarafsız ve özerk olduğu belirtilen TRT'nin  radyo ve televizyon haber bültenlerinde haber olarak verilmiş midir?2)     Haber olarak verilmiş ise haber kaç kelimeden oluşmaktadır, hangi kanallarda, hangi saatlerde yayınlanan haber bültenlerinde verilmiştir?3)     Bütçesinin  % 80'i halktan doğrudan toplanan yayın bedelinden oluşan TRT'de bu grev haber olarak verilmemiş ise gerekçesi nedir?4)     Maden işçilerinin haklarını talep etme mücadelesinin  yasal bir sonucu olan grev  haber olarak verilmemiş ve haber değeri görülmemiş ise  greve katılan maden işçilerinin elektrik faturaları aracılığı ile TRT'ye ödediği 'TRT Payı' iade edilecek midir?5)     Bakanlar Kurulu'nun grevin ertelenmesine ilişkin aldığı karar TRT'nin  radyo ve televizyon haber bültenlerinde  haber olarak verilmiş midir?6)     Haber olarak verilmiş ise haber kaç kelimeden oluşmaktadır, hangi kanallarda, hangi saatlerde yayınlanan haber bültenlerinde verilmiştir?7)     Bakanlar Kurulu'nun kararı haber olarak verilmiş ise habercilik açısından asıl olayı vermeden o olaya bağlı başka bir gelişmeyi haber olarak vermenin gerekçesi nedir?Medyatava
Ukrayna'da Ayrılıkçılarından 'Seferberlik'
Çatışmaların şiddetlendiği Ukrayna'nın doğusunda ayrılıkçılar seferberlik başlattıklarını açıkladı, yeni gönüllülerle silahlı güçlerinin 100 bini bulacağını öne sürdü.Ukrayna'nın doğusunda ateşkesin bozulmasıyla yeniden şiddetlenen çatışmaların ardından Rusya yanlısı ayrılıkçılar seferberlik ilan etti. Ayrılıkçıların tek taraflı ilan ettiği Donetsk Halk Cumhuriyeti lideri Aleksandır Zakharşenko, Rus RIA haber ajansına yaptığı açıklamada seferberlik halinin 10 gün içinde başlayacağını ve ilk etapta 10 bin kişinin silahlandırılacağını söyledi.Zakharşenko, seferberlikle Donetsk ve Luhansk kentlerindeki güçlerinin 100 bin kişiyi bulacağını öne sürdü. Ayrılıkçı lider seferberliğin nasıl uygulanacağıyla ilgili soruya detaylara girmeden yanıtladı, “İlk aşama seferberlik, önce gönüllüleri toplayacağız sonraki aşamalara zamanı gelince bakacağız” dedi.Zakharşenko, hali hazırda kaç kişinin ayrılıkçıların saflarında savaştığını ise belirtmedi.Ukrayna hükümeti Pazartesi günü yaptığı açıklamada bölgede son 24 saatteki çatışmalarda beş asker ile üç sivilin öldüğünü bildirdi.ABD Kiev’e silah yardımını değerlendiriyorBeş ay aradan sonra çatışmaların yeniden başlaması üzerine ABD ve NATO Kiev yönetimine silah yardımını değerlendiriyor.ABD’de yayın yapan New York Times gazetesinin haberine göre, Washington hali hazırda devam eden çelik yelek gibi askeri ekipman yardımının yanı sıra ağır silah yardımını da gündemine aldı.Gazete Dışişleri Bakanı John Kerry ve Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey’nin silah yardımını tartışmaya açık olduğunu yazdı. NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı General Philip Breedlove da fikre sıcak bakıyor.En az 5 bin ölüUkrayna'da geçen nisan ayında Kiev yönetimiyle doğudaki Rusya yanlısı ayrılıkçılar arasında başlayan çatışmalar son aylarda uygulanmaya çalışılan ateşkes girişimlerine rağmen devam ediyor. Bugüne kadar 5 binden fazla insanın öldüğü ve yaklaşık 1,5 milyon insanın göç etmek zorunda kaldığı çatışmalardan dolayı Kiev ve Batılı ülkeler Rusya'yı suçluyor. Moskova'nın ayrılıkçılara silah ve asker desteği sağladığı iddiası var. Putin yönetimi ise bu iddiaları reddediyor.Kaynak: RIA, New York Times
Ocak Ayında En Az 125 İşçi Yaşamını Yitirdi
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Ocak ayındaki işçi ölümlerine ilişkin bir rapor yayınladı. İSİG'in raporuna göre, Ocak ayında en az 125 işçi yaşamını yitirdi.Sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesi yürüten İSİG'in raporuna göre işçi ölümleri inşaat, taşımacılık, tarım ve enerji işkollarında yoğunlaştı.En yüksek ölüm oranı inşaat-yol işkolu, taşımacılık, tarım-orman ve enerji işkolunda yaşandı.İş cinayetlerinin en çok yaşandığı iller ise sırasıyla Antalya, İstanbul, Kocaeli, Adana, Antep ve Konya oldu.Ocak ayında yaşamını yitiren 125 emekçinin 115’i işçi ve memur statüsünde çalışan ücretlilerden oluşurken; 6’sı çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 4’ü esnaflardan olmak üzere 10’u kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluştu.İSİG'in raporunda, işçilerin en çok trafik/servis kazaları, düşme, ezilme/göçük gibi nedenlerden hayatını kaybettiği belirtildi. Buna göre;Trafik, Servis Kazası nedeniyle 41 işçiDiğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, intihar, silahlı saldırı, çığ düşmesi, iç kanama) 25 işçi;Düşme nedeniyle 21 işçi;Ezilme, Göçük nedeniyle 15 işçi;Elektrik Çarpması nedeniyle 9 işçi;Patlama, Yanma nedeniyle 5 işçi;Kesilme, Kopma nedeniyle 5 işçi;Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 4 işçi can verdiKaynak: Demokrat Haber
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın grevini erteleyen Bakanlar Kurulu kararı, 30 Ocak 2015 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.Kararda, bir gün önceye atıfta bulunularak “grev erteleme”nin, 29 Ocak’ta kararlaştırıldığı belirtiliyor.Yani “mealen” bize diyor ki Bakanlar Kurulu:“Ey millet. Siz bu kararın 30’unda yayımlandığına bakmayın. Biz grevi başlar başlamaz, yani 29 Ocak’ta erteledik.”
Kuito Krizi: 'Gemideki Radyoaktivite Normalden 5 Kat Küksek'
ANGOLA açıklarında uzun yıllar ham petrol işleyen ve görev süresini tamamlanmasının ardından söküm için İzmir'in Aliağa İlçesi'ne getirilmekte olan 'Kuito' adlı gemide radyoaktif atık yüklü olduğunu ileri süren TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, Aliağa Gemi Söküm Tesisleri önünde basın açıklaması yaptı. Geminin İzmir'de karaya çıkması durumunda Angola'ya gönderilmesinin çok zor olduğuna değinen Bozoğlu, açıkta bekletilip ilgili yetkililer tarafından incelemelerin yapılması gerektiğini, tehlikeli bir durumda da gönderilmesini savundu.TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, odanın İzmir Şubesi Başkanı Helil İnay Kınay ve oda yetkilileri, Angola'dan söküm için İzmir'in Aliağa İlçesi'ne getirilmekte olan ve radyoaktif atık yüklü olduğu ileri sürülen 'Kuito' adlı gemiyle ilgili Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Tesisi önünde basın açıklaması yaptı. 'Uranüs' adlı römorkör tarafından çekilen gemide, tehlikeli atıkla radyoaktiviteye dair ciddi bulgular olduğunu savunan Bozoğlu, gemideki radyoaktivitenin normalden 5 kat yüksek olduğunu belirtti.“DAHA DETAYLI İNCELEME YAPILMALI'Bazı çevrecilerin de destek verdiği Bozoğlu, “Angola'da rafineri görevi yapan bir gemi şu anda Türkiye'ye geliyor. Gemi 2-3 gün boyunca Girit Adası çevresinde 8 çizen bir rotada bekledi. Bu lodos veya başka konular nedeniyle olabilir. Dün akşam saatlerinde 'Kuito' adlı gemi tekrar Türkiye'ye doğru yola çıktı. Bu gemi içinde tehlikeli atıkların, asbestin olduğunu ve radyoaktivitesinin çok yüksek olduğuna dair raporlar var elimizde. Texcom adlı firma tarafından hazırlanan raporun içinde, sınır değeri ve doğal olan radyoaktiften 5 kat yüksek radyoaktivitenin olduğu tespit edilmiş durumda. Ayrıca daha detaylı inceleme yapılması gerektiği vurgulanmış. Bunun yanında, rafineri görevi gören gemilerde, doğal radyoaktivitenin yüksek olacağının net bir şekilde vurgulandığını biliyoruz' diye konuştu.2 MİLYON METRE BORU SİSTEMİYıllardır ham petrolün işlendiği gemide tahminlerine göre yaklaşık 2 milyon metre uzunluğunda boru hattı olduğunu ve bu boruların içinin de petrol atığıyla kaplı olduğunu dile getiren Bozoğlu, “Bu geminin 1979 yılında denize çıktığını biliyoruz. Yıllardır petrolü işleyen geminin içinde, tahminimize göre 2 milyon metre uzunluğunda boru sistemi olduğunu ve bunun içinde de petrol atıklarının olduğunu biliyoruz. Bu bilgiler ışığında biz daha önce yetkililerden bu konuda önlem almalarıyla ilgili uyarıda bulunmuştuk. Ancak şu ana kadar ilgili kurumlardan hiçbir açıklama yapılmadı. Biraz önce Aliağa'da Liman Başkanlığı'nı ziyaret ettik ve bilgi almaya çalıştık. Fakat kendilerinde de geminin detaylarına, içinde ne olduğuna dair bilgilerinin bulunmadığını, geminin buraya gelmesinin ardından inceleme yapılacağını ifade ettiler. Bu, Türkiye'nin en büyük problemidir. Türkiye'nin havasını, suyunu, toprağını risk altına alan bir geminin Türkiye'ye yanaşmasına dair, yöneticisinin, bakanının, il müdürünün bu konuda hiçbir bilgisinin olmadığını net bir şekilde göstermektedir. 'Gemi bizim karasularımıza girdikten sonra bu gemide inceleme yapacağız' demek bilim dışıdır. O yüzden bu gemi buraya gelmeden önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlığı'nın detaylı bilgisinin olması gerekirdi. Gemiyle ilgili 3 kurumdan yazı alındığı söylendi, bunlardan biri şu anda Aliağa'da görev yapan işletmelerden oluşan bir derneğin paydaşıdır, yani 'Al gülüm ver gülüm' olayıyla karşı karşıyayız. Bu raporu hazırladığı iddia edilen ki ortaya henüz rapor konmuş değil, bu kurumda buradaki derneğin partneridir. Bunun yanında Angola'daki ilgili bakanlıktan tehlikeli atıkla radyoaktiviteye dair yazı aldıklarını söylüyorlar, Angola devletinin radyoaktivite ve tehlikeli atıklara dair nasıl bir bilgi birikimi olduğu konusunda bizim şüphelerimiz var. Elimizde, bu geminin ihalesine yönelik bir sözleşme var' dedi.ÇIKAN RADYOAKTİVİTE ANGOLA'YA GÖNDERİLECEKTürkiye'deki yetkililerle Angola hükümet yetkilileri arasında bir sözleşme yapıldığından söz edildiğini aktaran Bozoğlu, “Bu sözleşmenin 8. maddesinde net bir şekilde şu söyleniyor, doğal yollarla oluşmuş radyoaktivitenin yüksek olabilme ihtimalinden bahsediyor. Angola hükümeti ile Türkiye'deki yetkililer arasında, bir anlaşma yapılarak bu çıkan radyoaktivitenin Angola'ya gönderileceğine dair, sözleşmede belirtmişler' diye konuştu.TONU 250 DOLARA ALINMIŞSöküm aşamasına gelen bir geminin normalde tonunun 500 dolardan alındığını ancak bu geminin tonunun 250 dolardan alındığını belirten Bozoğlu şunları kaydetti;“Normalde Bangladeş ve Hindistan gibi ülkelerde, gemi söküm işlemleri gerçekleştiriliyor. Bu ülkeler gemiyi alırken, gemi sahibine, tonuna yaklaşık 500 dolar veriyor. Türkiye'ye gelen bu geminin tonuna yaklaşık 250 dolar verilmiş. Siz bir gemi satıcısı olarak, Hindistan'a bu gemiyi satmak varken, daha fazla para kazanmak varken, neden Türkiye'ye daha ucuz bir şekilde sattınız? Bizim derdimiz, Türkiye'nin suyu, toprağı ve işçi kardeşlerimizin sağlığıdır. Gemi içindeki atıklar, parlayıcı ve yanıcı etkiye sahip, buradaki işçi kardeşlerimiz çalışma yaparken ölüm riskiyle karşı karşıya kalabilirler. Bu endişelerimizden dolayı, apar topar açıklama yapılıp konunun üzerinin örtülmesini doğru bulmuyoruz. Biz Aliağa'da tiyatro oynattırmayacağız. Aliağa'ya gelen geminin temizlenmiş belirli noktalarının üzerine çıkıp, 'Burada bir problem yok' açıklaması bizi tatmin etmeyecek. 'Otopan' adlı gemi, Türkiye'nin önemli bir örneğidir. Türkiye'nin sularında batırılan gemiler, önemli örneklerdir. Umarız, bizim söylediklerimiz doğru çıkmaz, umarız atık yoktur ve radyoaktivite oranı yüksek değildir. Ama bunu bir şekilde ispatlamak adına yapılacak şeyler var. Gemi zaten Türkiye'ye gelmeden önce bu bilginin gelmiş olması gerekiyordu. Gemi, limana yanaşmadan, uzak bir noktada, durdurulup, bağımsız kurumlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yetkilileri tarafından inceleme yapılması, numune alınması gerekiyor. Mobil cihazlarla yapılan ölçüm bizi tatmin etmez. Bu süre de bir iki saat sürmez, ortalama 60 gün boyunca incelemelerin sürmesi gerekiyor. Gemi karaya çıktıktan sonra geri gönderilmesi biraz daha zorlaşıyor. Çünkü artık atık oluyor. Aslında şu an bile bu bir atık, bunu çeken Uranüs adında bir gemi var. Buraya bıraktıktan sonra gidecek. Gemide tehlikeli bir durum çıkarsa Angola'ya gönderecekleri yönünde söz veriyorlar. Biz de bu sözü güvenmek istiyoruz. Gemide inceleme yapmak için talebimiz olacak, eğer verilmezse hukuki süreç devam edecek.'
Reklam
AK Partili Vekil: 'Kılıçdaroğlu da Bize Hayran Ama Söyleyemiyor'
2011 seçimleri sonrası 'Başbakana dokunmak bile ibadettir' sözüyle gündeme gelen Ak Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin,Ak Parti Milletvekili Hüseyin Şahin, Obama, Putin ve Merkel'in de aralarında bulunduğu bütün dünya liderleri Cumhurbaşkanı, Başbakan ve AK Parti'yi hayranlıkla izliyor. Kılıçdaroğlu da bize hayran fakat söyleyemiyorlar' diye konuştu.Bursa’nın Yenişehir İlçesi’nde partisinin gençlik kongresinde konuşan Ak Parti Milletvekili Hüseyin Şahin, ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de aralarında bulunduğu bütün dünya liderlerinin kendilerini ve yaptıklarını takdirle karşıladığını belirterek, 'Hepsi Cumhurbaşkanı, Başbakan ve AK Parti’yi hayranlıkla izliyor' dedi. Şahin ayrıca, 'Kılıçdaroğlu da, CHP de bize hayran fakat söyleyemiyorlar' ifadelerini kullandı.Genel seçimler sonrası 20 Temmuz 2011’de Ankara’da partililerle yaptığı toplantıda 'Başbakana dokunmak bile ibadettir' sözüyle gündeme gelen Ak Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, partisinin Yenişehir İlçesi Gençlik Kolları Kongresi’ne katılarak konuşma yaptı. Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın Başbakan Ahmet Davutoğlu’na 'AK Parti ile bizim görüşlerimiz farklı ancak sizin ülkenizde 13 yıldır yaptıklarınızı takdirle karşılıyoruz' dediğini hatırlatarak, 'Tüm bunlara rağmen ana Muhalefet Partisi CHP’de, Yunanistan Başbakanı’na hayran olduklarını söylüyor. Ana muhalefet Lideri Kemal Kılıçdaroğlu da, CHP de bize hayran fakat söyleyemiyorlar. Bizim Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, AK Parti’mize, ABD Başkanı Barack Obama, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Almanya Başbakanı Angela Merkel de dahil olmak üzere bütün dünya liderleri hayran. Yaptıklarımızı alkışlıyorlar. Hayranlıklarını açıkça ifade ediyorlar' dedi.Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını kaydeden Şahin, 'Türkiye başkalarının önünde el pençe divan duran, IMF’den 1 milyar lira gelecek diye takla atan bir ülke değil, sadece Bursa’ya 15 milyarlık yatırım yapabilen büyük bir ülke' dedi.Nihat Bıçak, DHA
Meslek Lisesi Tercihi İkiye Katlandı
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Yıldırım, üniversiteye girişte (28 Şubat süreciyle birlikte) getirilen katsayı uygulamasının 2009'da kaldırılmasıyla, mesleki ve teknik eğitime devam eden öğrenci oranının yüzde 27'den yüzde 54'e çıktığını bildirdi.MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nce Sakıp Sabancı Basın Merkezi'nde düzenlenen toplantıya katılan Yıldırım, gazetecilere çalışmaları hakkında bilgiler verdi.Mesleki ve teknik eğitim okullarında 2014-2015 eğitim öğretim yılında 3 bin 296 okul ve 1 milyon 875 bin 599 öğrencinin bulunduğunu belirten Yıldırım, mezunların işgücüne katılım oranının yüzde 65 düzeyinde olduğunu dile getirdi. Yıldırım, mesleki ve teknik lise mezunlarının yüzde 25-30'unun üniversiteye devam ettiğini söyledi.Mesleki ve teknik eğitimde geçen yıl yapılan düzenlemeyle 22 okul çeşidinin 'mesleki ve teknik anadolu lisesi' altında birleştirildiğini dile getiren Yıldırım, hazırlanan Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve eylem planının uygulanmaya başladığını vurguladı. Eylem planına göre, mesleki ve teknik eğitimde kalite güvence sisteminin kurulacağını ifade eden Yıldırım, böylece okulların belli standardın üzerinde kalması ve bu standardı taahhüt etmelerine ilişkin çalışma yapılacağını ve okulların dış denetçilere açılacağını belirterek, 'akredite'ye dayalı bir sistemin kurma çalışmalarını da sürdürdüklerini bildirdi.Yıldırım, (28 Şubat süreciyle getirilen) üniversiteye girişte katsayı uygulamasının 2009'da kaldırılmasının ardından mesleki ve teknik eğitimi tercih eden öğrenci sayısında büyük artış yaşandığına dikkati çekerek, '2009'dan itibaren yüzde 27'lere düşen mesleki ve teknik eğitim öğrenci oranı, katsayının kaldırılmasının ardından kademeli olarak artarak, geçen eğitim-öğretim yılında yüzde 54'e ulaştı. Böylece Türkiye, mesleki ve teknik eğitimde okullaşma oranında, yüzde 46 olan OECD ortalamasının üzerine çıktı' dedi. TEOG sonuçlarına göre mesleki ve teknik eğitimi tercih eden öğrenci sayısının 2014-2015 döneminde 638 bine ulaştığını bildiren Yıldırım, mesleki ve teknik liselerin, kısa vadede meslek edinmek isteyenler için değil, aynı zamanda üniversiteye devam etmek isteyenler için de fırsatlar içerdiğini ifade etti.Meslek lisesi 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin fizik, kimya, matematik ve biyoloji derslerini zorunlu olarak, 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin de seçmeli olarak alabildiğini; teknik lisesi öğrencilerinin de bu dersleri 4 yıl boyunca zorunlu olarak aldıklarını bildiren Yıldırım, böylece lise eğitiminin ardından üniversiteye gitmek isteyen öğrencilerin akademik eğitimine de destek verildiğini kaydetti.Yıldırım, yapılan araştırmalara göre, mesleki ve teknik eğitim mezunu ve sektörde çalışan öğrencilerin okulda edindikleri becerilerden memnuniyet oranının yüzde 80 düzeyinde, sektörün öğrencilerden memnuniyetinin ise yüzde 70'in üzerine çıktığını bildirdi.Almanya'daki Türklere sertifika müjdesiAvrupa Birliği ülkelerinde özellikle 'usta' istihdamı için sadece meslek lisesi diplomasının yetmediğini, bunun yanında ayrıca belgeler gerektiğini aktaran Yıldırım, bu sebeple Ulusal Referans Noktası (URN) ile çalışmaların tamamlandığını ve URN sitesinde mesleki ve teknik eğitim alan ve dallarına ilişkin EUROPASS sertifika eklerinin yayımlandığını bildirdi. Yıldırım, bu uygulamanın Avrupa ülkelerinde işe girme ya da ücret artışı için gerekli olduğuna işaret ederek, özellikle Almanya'daki Türk vatandaşlarının mesleklerinde ilerlemeleri için büyük önem taşıdığını kaydetti.Enerji Meslek Lisesi'nin temeli atılacakOsman Yıldırım, mesleki ve teknik eğitimde Türkiye'de bir ilki hayata geçireceklerini bildirerek, Ankara'da 'yeşil teknoloji' konusunda uluslararası eğitim merkezi olarak faaliyet gösterecek bir okul yapmayı planladıklarını bildirdi.Bu okulun iş ve işlemleriyle ilgili ihale aşamasının Ankara Valiliği tarafından yürütüldüğünü belirten Yıldırım, 'Burada yenilenebilir enerji ile ilgili 3 yıl önce bir alan açtık. Öğrenciler, bu okulda rüzgar ve güneş enerjisi gibi dallarda eğitim alacaklar, bina ise kullandığı enerjiyi tamamen kendi üretecek. Yani okul tamamen akıllı bir okul olacak' bilgisini verdi.3. havaalanına personel yetiştirilecekMesleki ve teknik eğitimde ilk defa uygulamaya konulacak 'sivil havacılık' alanı yer hizmetleri öğretim programının geliştirileceğini ve uygulamaya konulacağını kaydeden Yıldırım, 'Ülkemizde dünyanın en büyük 3. havaalanı yapılacak. Bununla birlikte yer hizmetleri alanında çok fazla elemana ihtiyaç olacak. Bu ihtiyacı karşılayabilmek için sivil havacılık yer hizmetleri öğretim programını taslak olarak hazırladık. Önümüzdeki yıl, bunu uygulamaya koyacağız' ifadesini kullandı.Eğitime 3. boyut geliyorOsman Yıldırım, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın 1. eğitim öğretim dönemi karnelerini dağıttığı Kızılcahamam Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde aynı anda 3D Laboratuvarının açılışını da yaptığını anımsatarak, 'Burada mesleki ve teknik eğitimde 3 boyutlu materyal hazırlama projesini tüm alanlar için yaygınlaştırıp video olarak tüm okullara yaygınlaştıracağız. Bundan sonra tüm meslek liselerinde 3 boyutlu eğitim materyalleri kullanılacak. Bu eğitimler bir perde üzerinde üç boyutlu görüntülerle verildiğinden gerçekten de sinema keyfi veriyor ve öğrencilerin motivasyonunu da arttırıyor' dedi.Genel Müdür Yıldırım, proje kapsamında bir ekip kurulacağını ve öğretmenlere eğitimler verileceğini sözlerine ekledi.Selma Kasap, AA
Türkiye’de 4 Milyon Hektar Alan Tarım Dışı Kaldı
Türkiye’de baklagil üretim yetersizliği ve ithalata olan bağımlılık her geçen yıl perçinlenerek adeta yapısal bir sorun haline geldi.Bunu farkeden hükümet geçtiğimiz haftalarda bu alanda prim ve destekleri artırmak üzere bir takım kararlar aldı. Peki Türkiye’de ne oldu da üretici baklagil üretiminden son yıllarda hızlı bir şekilde çekildi?Bloomberg HT Editörü İrfan Donat'ın analizine göre bunun birçok sebebi var.Geçtiğimiz haftalarda Ziraat Mühendisleri Odası’nın gerçekleştirdiği “Türkiye Ziraat Mühendisliği 8’inci Teknik Kongresi”nde bu konu da gündeme geldi. Yapılan sunumda baklagil üretiminde yaşanan düşüş ve artan ithalatın ana nedenleri, izlenen politikalar ve yapısal sorunlar şöyle sıralandı:1 – Türkiye’de üretim maliyetlerinin yüksekliği genel bir sorun.Üretimde kullanılan girdilerdeki fiyat yüksekliği bezginliği artırıyor. Bu sadece baklagiller için değil tüm tarım ürünleri için geçerli. Akaryakıt, gübre, ilaç, tohum gibi temel üretim araçlarında dışa bağımlı olan Türkiye’de girdi fiyatları sürekli artarken çiftçinin ürettiği ürünün fiyatı aynı oranda artmıyor. Üretici para kazanamadığı için de üretimden kaçıyor. Türkiye’de tarım dışı kalan 4 milyon hektar alan bunun kanıtı niteliğinde.2 - Türkiye’de 1980’li yılların ikinci yarısında uygulanan destekleyici politikalar, baklagil üretimine önemli bir ivme kazandırdı. 1990’lı yıllarda uygulanan tam tersi politikalar ise baklagil üretimini olumsuz etkiledi. Baklagiller, 1994 yılında destekleme kapsamı dışında bırakılınca üretimin azalması yönünde sonuçlar ortaya çıktı. Alımının tamamen durdurulması ve yerine herhangi bir baklagil pazarlama politikası oluşturulamaması ile birlikte üretici, pazarlama sorunu yaşadı. Ürettiği ürün elinde kalanlar baklagil ekim alanlarını, fiyat garantisi olan ve üretimi daha kolay olan diğer ürünlere kaydırarak baklagil üretiminden kaçtı.3- Baklagil üretiminde işçilik maliyeti diğer alternatif ürünlere göre daha yüksek. Bu da üreticiyi zorluyor. Hasat, çoğunlukla işçiler tarafından elle toplanarak yapılıyor. Alternatif ürünlerde bu maliyet kısmen daha düşük. Üretim maliyetinin artması, verim düşüklüğü sonucu Türkiye’deki üreticiler dünya fiyatları ile yarışamıyor.4- Üretici tercihini makinalı hasat yapılan ürünlerden yana kullanıyor. Tarımda uygulanan yanlış politika ve yüksek maliyetler nedeniyle daha az zahmetli, maliyeti düşük, insan işgücüne daha az gereksinim duyulan ürünlere yöneliş var. Bu durum baklagil üretimi açısından gelecekte de büyük bir tehlikeye işaret.5- Kaliteli ve verimli tohum kullanımı yok denecek kadar düşük. Devlet ve tohumculuk firmaları baklagillerin üretimine ilgisiz. Bu yüzden kaliteli ve verimli tohum bulmak zor. Çok düşük miktarlar karşısında da üretici kendi yetiştirdiği üründen tohumluk ayırıyor. Bu da verim düşüklüğüne neden oluyor.6- Baklagil üretiminin iklim koşullarına sıkıca bağlı olması sorun oluşturuyor. Son yıllarda çok tekrarlanan kuraklık en çok baklagil üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye’de iklimsel verilere ilişkin öngörüler kısa süreleri kapsadığından, üreticilere gelecekte yapılacak yönlendirmeler söz konusu olmuyor.7- Türkiye baklagil üretiminde sorunlar ve darboğazlarla uğraşırken; Kanada, ABD ve Avustralya 1990’lı yıllardan sonra baklagil üretimine çok önem verdi. Bu ürünlerde araştırma çalışmalarına büyük kaynaklar aktararak altyapı oluşturdu. Elde edilen bulguları üretime aktarıp üretim ve ihracatlarını arttırdı. Türkiye’de kuru tarım alanlarında daha çok eski toprak işleme teknikleri uygulanmakta, sulu koşullarda ise bölgeden bölgeye, hatta çiftçiden çiftçiye değişen uygulamalar yapılmakta. Böylece, toprak işleme, ekim zamanı ve sıklığı, sulama, gübreleme, hastalıklarla savaşım ve hasat–harman gibi yetiştirme tekniği uygulamalarında yetersiz kalıyor. Bu nedenle birim alan verimi düşerken, üretim maliyeti artıyor.
Reklam
İran Uzaya Uydu Gönderdi
İran uzaya yeni bir uydu gönderdiğini duyurdu.İran Savunma Bakanlığı, ‘Fecr’ adlı uydunun ‘Sefir-i Fecr ‘(Fecr Elçisi) adlı uydu taşıyıcısıyla uzaya gönderildiği ve başarılı bir şekilde yer yörüngesine yerleştirildiğini açıkladı.Yeryüzünden 450 kilometre kadar yüksekliğe yerleştirilen uydunun, yer küresi yüzeyinden net görüntü çekebildiği kaydedildi.İran Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan, söz konusu uydunun tüm tasarım ve üretim aşamasının yerli mühendislerce yapıldığını belirtti.Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani söz konusu uydunun bugüne kadar İran’ın uzaya gönderdiği dördüncü uydusu olduğunu kaydederek, ülkesinin İslam dünyasında uzaya uydu gönderebilen ilk ülke olduğunun altını çizdi. DHA
Fethullah Gülen'den Erdoğan'a MOSSAD Yanıtı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'paralel yapı' olarak nitelendirdiği Gülen Cemaati'ni İsrail'in Dış İstihbarat Servisi MOSSAD'la işbirliği yaptığı suçlamasına Fethullah Gülen'den yanıt geldi.'Kendini yerden yere vurmayan bir insan, dışta suçlu arar ve onları yerden yere vurmaya çalışır. Kendi konumunu belirleyemeyen ve enaniyet girdâbı içinde çırpınıp duran kimseler kusurlarını, kabahatlerini, fezâetlerini ve fecâetlerini setretmek için sun’î gündemler oluşturarak dışta suçlular ararlar' diyen Fethullah Gülen, Cumhurbaşkanı Erdoğan' için densiz imasında bulundu:'Böyle yapar ve sun’î mücrimler oluşturursak, milletin dikkatini onlar üzerinde yoğunlaştırmış oluruz ve bizi mesâvîmizle, densizliğimizle göremezler” mülahazaları hâkimdir onlarda. Bütün mücrimlerde, günahkârlarda fasl-ı müşterek, ortak düşünce, ortak payda bu evsaftır.Fethullah Gülen'in bugün yayımlanan sohbetinin ilgili kısmı şöyle:HASTALIĞA TUTULMUŞGerçek Müslümanlık adına tevâzu ve mahviyet çok önemli bir esastır. Kibir, şeytanı şirâzeden çıkardığı gibi günümüzde de şeytanın avenesini ve çıraklarını yoldan çıkarmaya devam ediyor. Diğer bir ifadeyle, şeytan kendisini yoldan çıkaran kibir dinamiğini bugünkü çıraklarına karşı da kullanıyor. Onlar da kendilerini olduklarından büyük görüyorlar, büyük kabul edilmek istiyorlar, herkesten alkış bekliyorlar, “sen, sen” denmesini duymak arzuluyorlar. Evet, bu bir iç maraz, bir hastalıktır. Bir insan böyle bir hastalığa tutulmuş, bünyesine böyle bir virüs girmişse -muhakkikîne göre- dinde buna büyüklenme, kibir deniyor.TEPETAKLAK YUVARLANIRKibirli bir insanın iman dairesine girmesi, bir şekilde girmişse uzun süre o daire içinde kalması çok zordur. O, yerinde başını alır nifak vadilerinde dolaşır; hafizanallah, bir gün gelir tepetaklak küfür gayyâsına yuvarlanır.Nifak, bir yönüyle küfür ile iman arasında bir orta menzildir. Zâhiren, şeklen müslüman gibi görünürler; müslümanların yaptıklarını yaparlar; namaz kılarlar, oruç tutarlar. Fakat Allah ile münasebetleri yoktur; mağrurdurlar, kibirlidirler!Gurur, aldanmışlık demektir; mahiyetini görememe, bilememe, kendini tanıyamama ve menşeiyle kendini okuyamama demektir. Bunun insanın içine aksedişine “ucub” denir, “iç beğeni” diyebilirsiniz; dışa vuruşuna da “fahr” denir; böbürlenme. Bunlar İmam Gazzâlî hazretlerinin “Mühlikât” tabir ettiği “insanı helâkete götüren faktörler”dendir.İnsan bu türlü virüslere yenik düşmüşse, camiye gelmesi, namaz kılması da onu kurtaramayabilir. Çünkü bu marazlar başka marazlara birer çağrı, birer davetiyedir. Bunlara yakalananlar marazdan maraza sıçrayarak/geçerek bir marazlar fâsid dairesi içinde dolaşır dururlar. Sıyrılamazlar bir türlü!..KENDİNİ SIFIRLAMAİster “hareket” deyin, ister “câmia” deyin, ister “cemaat” deyin; hususiyle bu meslekte yürüyenler için tevâzu ve mahviyet çok önemli bir faktördür. Hazreti Pîr üç kelime ile ifade ediyor: “Tevâzu, mahviyet ve hacâlet.” Yüzü yerde olma; kendini sıfırlama, hiç görme; aynı zamanda bir yönüyle hep bir mahcubiyet içinde bulunma, “Benden de müslüman olur mu?” mülahazasını taşıma…DENSİZLİĞİMİZİ GÖRMEZLERKendini yerden yere vurmayan bir insan, dışta suçlu arar ve onları yerden yere vurmaya çalışır. Kendi konumunu belirleyemeyen ve enaniyet girdâbı içinde çırpınıp duran kimseler kusurlarını, kabahatlerini, fezâetlerini ve fecâetlerini setretmek için sun’î gündemler oluşturarak dışta suçlular ararlar. Hiç olmayacak insanları suçlar, efkârı onlarla meşgul etmeye çalışırlar. Hakikatte, yaptıkları mesâvîden sıyrılmaları mümkün değildir fakat halkın dikkatini başka noktaya çekmek suretiyle, bir yönüyle ca’lî bir sıyrılma ameliyesine kendilerini salarlar. “Böyle yapar ve sun’î mücrimler oluşturursak, milletin dikkatini onlar üzerinde yoğunlaştırmış oluruz ve bizi mesâvîmizle, densizliğimizle göremezler” mülahazaları hâkimdir onlarda. Bütün mücrimlerde, günahkârlarda fasl-ı müşterek, ortak düşünce, ortak payda bu evsaftır.Cumhuriyet
Reklam
Güney Sudan'da Yeniden Ateşkes Sağlandı
Güney Sudan Cumhurbaşkanı Salva Kiir ve isyancı güçlerin lideri Riek Machar, ülkeyi iç savaşa sürükleyen anlaşmazlığa son verilmesi konusunda anlaşma imzaladı.Ateşkes anlaşması Etiyopya'daki görüşmelerde imzalandı. Ancak gelecekte hükümetin ve iktidar paylaşımının nasıl oluşacağı gibi tartışmalı konularda temaslar sürecek.Aralık 2013'te başlayan anlaşmazlık 1,5 milyon insanın evini terk etmesine yol açmıştı. Daha önce de taraflar ateşkes anlaşmaları imzalamış olsa da bu anlaşmalar uzun süreli olmamıştı.Bölgesel Igad grubu adına ateşkes görüşmelerine katılan Seyum Mesfin, 'Bu sabahtan itibaren Güney Sudan'da çatışmaların tamamen durması bekleniyor' dedi.Anlaşma çerçevesinde Kiir'in cumhurbaşkanı olarak görevini sürdürmesi, Machar'ın ise cumhurbaşkanı yardımcısı olması öngörülüyor.BBC 'nin Addis Ababa muhabiri Emmanuel Igunza, tarafların yönetimin nasıl paylaşılacağını planlamaları için görüşmelerin Şubat ortasına dek askıya alındığını bildirdi.Güney Sudan'ın 2011 yılında Sudan'dan bağımsızlığını elde etmesinden bu yana dünyanın en yeni ülkesinin liderliğini yapan Kiir, Machar'ın darbe hazırlığında olduğunu savunarak 2013 Temmuz'unda hükümeti ve cumhubaşkanı yardımcısı Machar'ı görevden almıştı.Machar, bu iddiayı reddetse de hükümet güçlerine karşı çarpışan isyancı güçleri oluşturmuştu.Güney Sudan'daki çatışmalarda 10 bin kadar kişinin öldüğü tahmin ediliyor.BBC Türkçe
Syriza'dan Sonra Podemos
Yunanistan'daki SYRİZA hareketinin benzeri İspanya'da büyük ilgi görüyor.İspanya'da ekonomik krizin etkisiyle kendiliğinden ortaya çıkan ve siyasi parti haline dönüşen 'Podemos' (Yapabiliriz) adlı halk hareketi, başkent Madrid'de büyük bir gösteri düzenledi.İspanya'nın Endülüs özerk bölgesinde 22 Mart'ta, ülke genelinde ise mayıs ayında yapılacak yerel seçimler öncesi çalışmalara başladığını duyurmak için Podemos'un 'değişim yürüyüşü' adı altında düzenlediği gösteriye binlerce kişi katıldı.'Evet yapabiliriz', 'Tik tak tik tak, Rajoy için geri sayım başladı' sloganlarının atıldığı gösteride iktidardaki Halk Partisi'ne (PP) yerel seçimler ve arkasından kasım ayında yapılacak genel seçimler öncesinde gözdağı verilmeye çalışıldı.Ülkenin dört bir yanından gelen 260 otobüs dolu insanla birlikte gösteri sırasında çok sayıda Yunanistan bayrağı olması ve Yunanistan'da genel seçimler sonrası iktidara gelen Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) partisine ait bayrakların bulunması da dikkat çekti.Katılımcıların 'Şimdi tam zamanı' yazılı büyük bir pankart taşıdığı gösteride, İspanyol hükümeti dışında Troyka ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'i de eleştiren sloganlar atıldı.Milliyet
Reklam
Türkiye, Sahte Üründe Çin'i Takip Ediyor
Türkiye, Sahtecilik ve Korsanla Mücadele İçin İş Dünyası Hareketi raporuna göre, ilaçtan, gıdaya, kozmetikten elektronik eşyaya kadar, 10.8 milyar dolara ulaşan sahte ve korsan ürün pazarıyla, Çin’in ardından bu alanda ikinci sırada yer alıyor.Kaçak kaçak akaryakıt ve sigaranın bu rakamı dahil olmadığnı hatırlatan Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, bunlara kaçak ev korsan ürünler eklendiğinde vergi kaybının ise 10 milyar doları bulduğuna dikkat çekti.Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, yalnızca Gümrük Muhafaza ekiplerinin 2014 yılında ele geçirdiği kaçak ürünlerin piyasa değerinin 1 milyar 584 milyon 787 TL olduğunu söyledi. Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, 'Dünyanın birçok ülkesinde olmadığı kadar kanun maddesi var. Kaçakçılık Kanunu diye bir kanunumuz var. Olayları, kanunla bağlantılı olarak görmemek lazım. Polisiye tedbirlerle, ceza maddeleriyle çözmek zor. Bu tür suçlarda, hapis cezasını tek başına yeterli görmüyoruz. Ekonomik suçlara ekonomik ceza ve hapis cezası, ikisi birlikte düşünülmeli. Kimse yasal olmayan ürünü almaktan çekinmiyor, asıl sorun burada. Yasalarımızda, insan sağlığına zararlı madde ticaretiyle ilgili hükümler de var. Bundan da ayrıca cezalandırılabilirler' dedi.Sahte ve korsan ürünlerin sadece ülke ekonomisi için vergi kaybı değil, aynı zamanda markalar için de büyük sorun olduğunu belirten Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emre Cumalıoğlu ise 'İnsanlar korsana yöneliyorsa bu da gelişen teknolojiyle alakalı. Örneğin, internetten film ya da müzik indirene ceza verilecek denildi. Ama nasıl takip edeceksiniz, birçok teknolojik yöntem var. Teknoloji hukuktan önde gidiyor, hukuk sonradan yakalamaya çalışıyor. Taklit suçunun şikayete bağlı olmaktan çıkarılıp, taklit markalı ürünlerin tıpkı fikir ve sanat eserleri kanununda olduğu gibi, emniyet güçlerince takip edilebilir hale getirilmesi suçu azaltabilir' şeklinde konuştu.İZMİR’DE KORSAN SAVAŞIİzmir Emniyeti de sahte, taklit, korsan ve kaçak ürünlerle mücadelesini sürdürüyor. 2014 yılında Güvenlik ve Kaçakçılıkla Mücadele şubelerince yapılan operasyonlarda çok miktarda ürün ele geçirildi. Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şubesi bin 739 olayda 2 bin 226 kişi hakkında işlem yaptı. 3 milyon 827 bin paket sigara, 512 bin sahte bandrol, 970 bin 848 adet makaron,710 bin 894 litre akaryakıt, 3.5 ton çay, 4 bin 73 adet telefon, 249 bin adet de elektronik eşya ele geçirdi. Güvenlik Şube Müdürlüğü ise marka kanununa muhalefet suçuna yönelik 169 olayda 235 kişiye işlem yapıp 104 bin 651 adet sahte-taklit ürün ele geçirdi. Fikri ve Sınai Haklar Kanunu’na muhalefet suçundan ise 183 olayda 253 kişiye işlem yapıp toplam 37 bin 303 adet korsan CD, kitap gibi ürünler ele geçirdi. Ayrıca, 2014 ve 2015’in ilk ayında yaklaşık 180 bin adet sahte ilaç ve cinsel içerikli ürün ele geçirildi.TÜRKİYE’DE TAKLİT VE KAÇAK ÜRÜNLERGümrük Muhafaza ekiplerinin 2014 yılında ele geçirdiği kaçak ürünlerin piyasa değeri 1 milyar 584 milyon 787 TL’ye ulaştığı açıklandı. Çay ve akaryakıtta kaçak oranının yüzde 10’lar civarında olduğu tahmin edilirken vergi kaybının 10 milyar doları bulduğu belirtildi. 2013 yılında 17,4 milyon litre kaçak akaryakıt, 108,2 milyon paket kaçak sigara, 397 bin 490 adet kaçak cep telefonu 135 bin 191 şişe kaçak içki ele geçirildi.DHA
Merkez Bankası'ndan Kritik Toplantı
Piyasaların odağında Merkez Bankası'nın erken indirim yapıp yapmayacağı var. Başkan Erdem Başçı, yarınki enflasyon verisinin açıklanmasının ardından ara toplantı yapılıp yapılmayacağına karar verileceğini söyledi. Bu açıklamayla kur 2.43’ün altına indi.Geçen hafta rekor seviyeye çıkan dolar bu haftaya sakin başladı, 2,43’ün altına indi. Doların gerilemesinde Merkez Bankası Başkanı’ndan gelen açıklama etkili oldu. Budapeşte’de konuşan Erdem Başçı, yarınki enflasyon verisi sonrasında toplantı yapılıp yapılmayacağına karar verileceğini söyledi. Açıklama öncesi kur 2,44'ün altındaydı.Piyasaların gündeminde enflasyon verisinin ardından Merkez Bankası’nın vereceği tepki olacak.Gündemdeki sorular ise şunlar: Merkez Bankası bu hafta olağanüstü toplanıp erken faiz indirimi mi yapacak? Yaparsa TL'deki değer kaybını da dikkate alarak faiz indirimini sınırlı mı tutacak? Ya da faiz indirimini 24 Şubat'taki olağan toplantısına mı bırakacak?Al Jazeera'ye konuşan GCM Forex Araştırma Müdürü Erdoğan Turan'a göre şu an piyasada faiz indirimi için uygun koşullar var ancak Merkez Bankası'nın ne yapacağını önceden ilan etmesi kurda yükseliş yarattı:'Merkez Bankası Başkanı Sayın Erdem Başçı’nın enflasyon raporunu sunarken 2015 yılı enflasyon beklentilerinde iddialı açıklamaları ve ocak ayı enflasyonunun 1 puan gerilemesi halinde Merkez’in acil toplantı yapabileceği açıklaması ciddi bir faiz indirim beklentisi doğurdu. Düşen petrol fiyatı, baz etkisi, yumuşayan gıda fiyatları faiz indirimi için uygun bir döneme işaret ediyor. Enflasyonun gerileyeceği beklentisi yanında diğer merkez bankalarının para politikaları da 2015 yılının ilk 3 ayı için faiz indirim beklentisini güçlendiriyor. Ocak enflasyonu %7 seviyesine yakın açıklanırsa ki Aralık 2014 enflasyon rakamı %8,17 idi, faiz indirimi kaçınılmaz olabilir. Bugüne kadar Merkez’i faiz indiriminde temkinli tutan 2 koşul vardı, piyasa koşulları ve enflasyon beklentileri. Enflasyon düşüyorsa ve Sayın Başçı’nın dediği gibi 2015 yılında son 45 yılın en düşük seviyesini göreceksek faiz indirimi beklenebilir. Fakat Merkez Bankası’nın yapacağını önceden ilan etmesi, kartlarını açık oynaması kurda yükselişe sebep oldu.Peki Merkez Bankası'ndan gelecek bir faiz indirimiyle kurda sert bir yükseliş yaşanır mı? Turan'a göre 100 baz puanlık bir indirim kuru 2.50'ye taşıyabilir:'Faiz indirimi elbette TL’yi diğer para birimlerine karşı zayıflatabilir. Fakat Dolar/TL kuru Cuma günü 2,45 seviyesine dayanınca Merkez’den gelen açıklama, Merkez’in acil toplantısına ve faiz indirimine dair soru işaretleri doğurdu. Yükselen, yükselmeye devam eden kurun enflasyonu yükseltici etkisi biliniyor. Salı günü enflasyon %8,20 seviyesinden %7 seviyesine yaklaşırsa bir faiz indirimi beklenir. Eğer Merkez Bankası kurun seyrinden rahatsızsa 50-75 baz puanlık bir indirim söz konusu olabilir. Bu durumda Dolar/TL kurunda 2,40-2,45 aralığında seyir devam edebilir. 100 baz puanlık indirim kuru 2,50 seviyesine taşıyabilir. 25 baz puanlık indirim yapılır veya indirim yapılmazsa kursa 2,35 seviyesine yaklaşılabilir.'Al Jazeera'ye konuşan Destek Menkul Değerler Araştırma Müdürü Engin Kılıç ise 100 ve 125 baz puanın üzerinde bir indirimin kuru zıplatacağını düşünüyor. Kılıç'a göre Merkez Bankası'nın bir toplantı hazırlığında olması bir faiz indirimi beklentisi yaratıyor. Kılıç, ' Faizler az oranda düşerse kur artmaz' diyor:'Faiz indirimine karşı değilim ama zorla faiz indirimi ile karşılaşıldığında piyasa buna reaksiyon verir. Faiz inmeli mi? İnmeli ama zamanında. Merkez Bankası '1 puan enflasyon düşerse faiz indiririm'diyince bu Merkez Bankası ciddi faiz düşünüyor diye algılandı. Zamanlama piyasa tarafından hoş karşılanmadı. ''Enflasyon yüzde 1'in üzerinde düşerse, 4 Şubat'ta faizi indirebilir'Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 27 Ocak’ta yılın ilk enflasyon raporu toplantısında, enflasyondaki gerileme ve buna bağlı olarak atılacak adımlara ilişkin sorular üzerine şu ifadeleri kullanmıştı:'Ocak enflasyonu 1 puandan fazla düştü diyelim, öngörülenden çok fazla düştü. Şu anda 8,17. 7,17'nin altına düştü diyelim. Çekirdeğe baktık iyi. 4 Şubat'ta dahi oturup parametreleri değerlendirebiliriz. 24 Şubat'ta yapacağımız Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çok vakit var. 24 Şubat'ta yapmayız, 4 Şubat'ta değerlendiririz. Bu parametreleri ayarlamak gerekiyor. Reel faiz çok yüksek kaldı, mesela fonlama faizi, onu enflasyonun hafif üzerine çekebiliriz. 24'ünde yapacağımız işi 4'ünde yapmış olabiliriz. Böyle bir esnekliğimiz de var. Bunu istikrarı bozmadan, dikkatli bir şekilde yapabiliriz.'Merkez Bankası, Cuma günü de “Piyasa hareketlerinin öngörülen faiz indirim sürecinin temkin düzeyiyle uyumlu olmadığı” yönünde açıklama yapmış, tarihi zirvesini test eden dolar/TL 2,33'ün altına inmişti. Fakat açıklamanın tam olarak faiz indiriminden vazgeçildiğini göstermemesi nedeniyle kur yeniden yükselmiş ve 2,4483 ile tarihi zirvesini gördü.Ekonomistler enflasyonda düşüş bekliyorMerkez Bankası’nın alacağı karar enflasyon verisine kitlenmişken ekonomistler veriden son iki yılın en büyük düşüşünü bekliyor.AA Finans'ın 25 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Enflasyon Beklenti Anketi'ne göre ekonomistler, Ocak ayı enflasyonunun aylık bazda yüzde 0,73 artacağını tahmin ediyor. Yıllık bazda ise enflasyon Başçı'nın istediği 1 puanın üzerine çıkabilir.Ekonomistlerin aylık yüzde 0,73 artış yönündeki beklentileri baz alınarak yıllık enflasyon değişimi hesaplandığında, 2014 Aralık'ta yüzde 8,17 olan yıllık enflasyonun güçlü baz etkisiyle 1,32 puan azalarak yüzde 6,85'e gerileyebilir. Enflasyondaki bu gerileme 2012 Kasım ayından sonraki en hızlı düşüş olacak. Enflasyon yüzde 7'nin altına inerek yüzde 6,85'e gerilerse, bu son 20 ayın en düşük yıllık enflasyonu olacak.Gram altın iki yıl sonra 100 TLDünyada petrol fiyatlarının gerilemesiyle altına talep artıyor. İç piyasada altının gram fiyatı iki sonra 100 TL oldu. En son Kasım 2012'de 100 TL'yi gören gram altın fiyatı, son günlerde dolardaki yükselişin de etkisiyle yeniden bu rakamı yakaladı. 2011 ve 2012 yıllarında büyük yükseliş kaydeden altın fiyatları son iki yılda düşüşe geçmiş, 2011'de 108 TL'nin üzerini gören gram altın, 2013'ün Haziran ayında 75 TL'ye kadar gerilemişti. Ancak altın fiyatları son günlerde yeniden yükselişte. Dolar/TL kurunun rekor kırarak 2.44'ü geçmesi ve altının ONS fiyatının 1.300 dolara yaklaşması gram altının fiyatını yükseltti. Bu sabah serbest piyasada 100 TL'yi geçen gram altın 100.3 TL'den işlem görüyor.AA, CNBC-e, Al Jazeera Turk
FIFA Başkanlığı Adaylığından Çekildi!
Eski FIFA Genel Sekreter Yardımcısı Jerome Champagne, FIFA başkanlığı adaylığından çekildiğini açıkladı.Fransız futbol adamı Champagne yaptığı açıklamada, FIFA başkan adaylığı için gereken 5 ülkenin futbol federasyonlarının desteğini alamadığını belirtti.FIFA'nın 29 Mayıs'ta yapılacak genel kurulu öncesi, 1998'den bu yana FIFA başkanlığı görevine devam eden Sepp Blatter, FIFA Başkan Yardımcısı ve Ürdün Prensi Ali Bin el-Hüseyin, Hollanda Futbol Federasyonu Başkanı Michael van Praag ve Portekizli eski futbolcu Luis Figo başkanlık için adaylıklarını duyurmuştu.Daha önce Fransız eski futbolcu David Ginola da gerekli desteği sağlayamadığı gerekçesiyle adaylıktan çekilmişti.Diğer yandan, federasyonlardan gereken desteği alan Sepp Blatter, Ali Bin el-Hüseyin, Michael van Praag ve Luis Figo'nun adaylıkları, FIFA Seçim Komitesi ve FIFA Etik Kurulu Soruşturma Komisyonu tarafından değerlendirildikten sonra 10 gün içerisinde resmiyet kazanacak.Adamspor
Reklam