Alanında başarılı olmuş ve 'baba' olarak isimlendiren her insanın ilham bulabildiği kendilerine has bir mekanları var. Uzmanlar, uygun bir mekanda çalışmanın kişinin potansiyelini kullanabilmesinde en önemli unsurlardan biri olduğunu söylüyor. İşte yaratıcı fikirlerin ortaya çıkmasına yol açmış birbirinden muhteşem 41 mekan;
İngiliz sanat yönetmeni Greg Barth, konsepti “ritim oluşturmak” olan çalışmasında elektronik müziğin ritmini çeşitli objeleri deforme ederek ürünler üzerine yansıtmış. Stop-motion tekniği kullanılarak çekilen videoda, objelerin deforme kısımları 3 boyutlu yazıcı, silikon kalıplama tekniğiyle plastik ve beyaz çikolata (toplam 6 kilo) kullanılarak yapılmış ve istenen gerçekliğe ulaşılmış.
Şüphesiz ki Rapozof dediğimizde aklımıza önce Rap sonra sanat ve sonra da kalite geliyor.1999 yılından beri Türkçe Rap için savaşan üstad, her yeni işinde çıtayı bariz yükseltmekte.Rapozof denince aklımıza sanatsal klipleri geliyor. Tabii bu kliplerin yönetmeni ve Rapozof'un kadim dostu 'Oğuzhan Ejderoğlu' nu unutmamak gerekir. Rapozof o kadar net bir adam ki kliplerimi Allah ikimize de ömür verdiği sürece sadece ve sadece Oğuzhan çekecek diyor. Hadi şimdi şu sanatsal klipleri bir tanıyalım...
‘DirenÇizgiRoman – Gezi Direnişinden Çizgiler‘ Esen Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı. Başlangıçta internet üzerinden organize olan birkaç çizer ve yazardan oluşsa da zamanla bu antoloji için çizen ve yazanların sayısı 30’u aştı. Dünyanın ve Türkiye’nin farklı yerlerinde yaşayan çizerler, Gezi Direnişi ile ilgili kişisel gözlemlerini ve söylemlerini çizgilerle aktardı. #DirenÇizgiRoman’da dünyada ve Türkiye’de tanınan, deneyimli çizerler de var, ilk eseri ilk kez bu kitapta yayımlanan genç çizerler de.
TÜYAP Adana Fuarcılık A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği bu yıl 8'incisi gerçekleştirilen Çukurova Kitap Fuarı, TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde bugün açıldı. 250 yayınevinin katılacağı fuarda aralarında Gülten Dayıoğlu, Doğan Hızlan, Aydın Çubukçu, Can Dündar, Ataol Behramoğlu, Doğan Cüceloğlu ve İhsan Eliaçık’ın bulunduğu 300 yazar, çizer ve şair, okurla buluşacak. Geçen sene İstanbul Kitap Fuarı'nın onur yazarı olan Atilla Dorsay adına, 'Renkli Sinemaskop Bir Hayat: Atilla Dorsay' sergisinin düzenleneceği fuara öğrenciler ücretsiz olarak taşınacak. Altı gün boyunca 60 söyleşi, şiir dinletisi, panel ve konferansın düzenleneceği yeni yılın bu ilk kitap fuarı, 18 Ocak'a dek ziyarete açık. Şimdiye kadar 951 bin okur gezdiÖte yandan, Çukurova Kitap Fuarı'nın basın toplantısında konuşan TÜYAP Kültür ve Sanat Fuarları Genel Koordinatörü Deniz Kavukçuoğlu, Adana'da şimdiye dek düzenlenen yedi kitap fuarına 951 bin okurun katıldığını açıkladı. Paris'te mizah dergisi Charlie Hebdo'ya yönelik saldırıyı da kınayan Kavukçuoğlu, 'Fuara katılacak karikatürcüler bu saldırıyla ilgili özel etkinlikler yapacaklar,' diye konuştu.Sabitfikir
Léon ve Taxi filmleriyle tanınan Fransız sinemasının ünlü yönetmeni Luc Besson, tarihinin en sarsıcı haftalarından birini yaşayan ülkesindeki Müslüman ve yoksul gençlere yönelik bir mektup yazdı.Kouachi kardeşlerin Charlie Hebdo’ya 12 insanın hayatını kaybetmesine neden olan saldırısının ardından kaleme alınan mektup bugün Fransa’nın saygın gazetelerinden Le Monde’da yayınlandı.Besson, ‘Kardeşim ‘ diye seslendiği gençleri teröre yaklaştıran nedenlere değinirken, “Gücü eline al ve kimsenin üstünden güçlenmesine izin verme. Sen onlardan değilsin ve biz bunu biliyoruz” dedi.Besson’un mektubunun tam metni şöyle:Kardeşim, bilsen bugün senin için ne kadar acı çektim, senin ve güzel ama lekelenmiş, aşağılanmış, alay edilmiş dinin için. Unutulmuş gücün, enerjin, neşen, kalbin, kardeşliğin için. Bu adaletsizlik ve bunu birlikte düzelteceğiz. Seni sevecek ve yardım edecek milyonlarız.Baştan başlayalım.Sana sunduğumuz toplum hangisi?Para, kâr, ayrım ve ırkçılık üzerine kurulu.Bazı banliyölerde, 25 yaş altındakilerin işsizlik oranı yüzde 50’ye erişiyor.Rengine ve ismine göre seni uzaklaştırıyoruz.Seni günde 10 kere kontrol ediyoruz, apartman bloklarına yığıyoruz ve kimse seni temsil etmiyor.Kim böyle şartlarda yaşar ve gelişebilir?Egemenlere, büyük patronlara, tüm liderlere sesleniyorum. Aşağılanmış, sadece toplumun bir parçası olmayı isteyen bu gençliğe yardım edin.Ekonomi insanların yararınadır, zararına değil. En doğrusunu yapmak kârların en güzelidir.Sevgili egemenler, çocuklarınız var mı? Onları seviyor musunuz? Onlara ne bırakmayı istersiniz? Mangır mı? Neden daha adil bir dünya değil? Çocuklarınızı en çok gururlandıracak şey budur.Başkalarının mutsuzlukları üzerinde onların mutluluklarını kuramayız. Bu ne Hristiyan, ne Musevi ne de Müslüman için geçerli. Sadece egoistçe ve bu durum toplumumuzun ve gezegenin duvara toslamasına neden olacak. İşte ölülerimizi onurlandırmak için bugün yapacağımız görev bu.Ve sana kardeşim, senin de görevin var. Bu toplumu değiştirmemiz için sen ne öneriyorsun? Çabala, çalış, kalaşnikof yerine kalem tut. Demokrasi sana kendini savunman için soylu araçları zaten verdi. Kaderini eline al, gücü ele geçir.Bir kalaşnikof satın almak 250 avroya patlar ancak bir kalem taş çatlasın 3 avrodur ve senin cevabın bin kez daha etkili olabilir. Gücü ele geçir ve kuralına göre oyna.Gücü demokratik olarak eline al, tüm kardeşlerine yardım et.Terörizm asla kazanmayacak. Tarih bunu kanıtlamak için var. Ve kurbanların güzel görüntülerinin iki anlamı var. Bugün daha yeni doğmuş binlerce Cabu ve Wolinski var.Gücü eline al ve kimsenin üstünden güçlenmesine izin verme. Eğer bu trajedinin muhtemel zanlıları gerçekten onlarsa, bil ki sen bugünün o iki elikanlı kardeşi değilsin ve biz bunu biliyoruz.Onlar en fazla toplum tarafından terk edilmiş ve onları sonsuza kadar satan bir vaiz tarafından istismar edilmiş iki düşük zekalı olabilir… Radikal vaizler bu işi yapıyor ve senin mutsuzluğunla en ufak iyi bir maksat olmadan oynuyorlar. Dinini kendi menfaatleri için kullanıyorlar. Bu onların işi, onların küçük hesabı.Yarın, kardeşim, daha güçlü, daha bağlı, daha dayanışma içinde olacağız. Sana söz veriyorum. Ama bugün kardeşim, seninle ağlıyorum.Diken ve Le Monde
2015 yılı devam filmlerinin gişede kıyasıya mücadele edeceği yıllardan biri olacak. Birbirinden kaliteli yapımlar sinemalarda boy gösterecek. Yılın kuşkusuz merakla beklenen yapımlarından biri de Avengers serisinin yeni filmi Avengers: Age of Ultron (Yenilmezler: Ultron Çağı).Geçtiğimiz günlerde fragman öncesi kısa bir teaser'la sinemaseverleri heyecanlandıran Avengers: Age of Ultron tam fragman için 12 Ocak tarihini vermişti. Filmin ikinci fragmanı da sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. 'Avengers: Age of Ultron'un yeni fragmanı, Yenilmez'lerin birbirleriyle anlaşmazlığa düşmesi ve en kötü karakterle karşılaşmalarının ardından ortaya çıkan kaos ve dehşeti gözler önüne seriyor. Hiçbir şey insanları, hayranı oldukları süper kahramanları birbirlerini boğazlarken görmek kadar kızdırmaz. Marvel'in 'Avengers: Age of Ultron' filminin yeni fragmanında; Hulk (Mark Ruffalo),Tony Stark/Iron Man (Robert Downey Jr.), Black Widow (Scarlett Johansson), Thor (Chris Hemsworth) ve Hawkeye (Jeremy Renner)'i, kötülükle Ultron formunda savaşmak zorundalarken, kendi aralarında da anlaşmazlığa düşmüş durumda görüyoruz.Trailerda birçok patlama, devrilmiş arabalar ve çığlık atan insanlar var. Hulk da bu mahvedişten kendi payına düşeni fazlasıyla yapıyor... James Spader tarafından seslendirilen ve filmin kötü adamı olan metal Ultron; 'Herkes dehşete düşeceği şeyi yaratır, sizi parçalara ayıracağım...' şeklinde bir gözdağı veriyor.Avengers: Age of Ultron (Yenilmezler: Ultron Çağı), 1 Mayıs 2015'te sinemalarda!
Malum ülkenin adı Osmanlı olsun, Osmanlıca zorunlu olsun, 16 Türk devletinin askerleri saraya sıra sıra dizilsin derken bünyemizde aşırı dozda Osmanlı birikti. Madem dedik Osmanlı bu kadar popüler o halde Osmanlı'nın kullandığı bazı sistemleri de kullanmanın vaktidir. Tımarlı sipahiler falan için henüz çok erken, ancak adı konulmamış bir devşirme sistemi halihazırda sporda kullanılıyor. Peki neden bu sistemi genele yaymayalım? Neden Türkiye Osmanlı'nın devşirme sistemini kullanmasın? İşte bunun düşündük ve sizler için bu sistemin gelmesi halinde devşirilmesi gereken ilk 15 kişiyi bulup çıkardık.Kendi devşirme önerilerinizi yazın, arada kimse kaynamasın.
Osmanlıca dersinin okullarda zorunlu tutulmasının gerekçesi olarak mezar taşlarını okuyamadığımız gösterilse de bunca değer verilen taşlara pek de iyi bakıldığı söylenemez. İstanbul’un en büyük İslam mezarlıklarından biri olan Eyüp’teki mezarlığın son hali, “Ecdadın mirasına böyle mi sahip çıkılıyor” dedirtti.Osmanlıca dersinin neden zaruri olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dünyada hangi millet vardır ki dedesinin mezar taşını okuyamaz” demişti. Mezar taşlarının ne kadar değerli olduğunu anlatan Başbakan Ahmet Davutoğlu ise konuyla ilgili şunları söylemişti; “Mezar taşları bu toprakların mührüdür. O mezar taşları, hakir gördükleri, tahkir ettikleri mezar taşları şehitlerimizin, bu topraklarda ecdadın bıraktıkları tapu mührüdür.”İNTERNETTEKİ ADRES FARKLIEyüp’teki tarihi mezarlıklar ise gösterilmesi gereken ilgiden bir hayli uzak görünüyor. Padişahlar, sadrazamlar ve şeyhülislamların gömüldüğü mezarlık bölgesindeki İlim Yayma Cemiyeti yapıları, görenleri hayrete düşürüyor. Cemiyetin asıl adresi olarak Eyüpsultan Camii yanı, Cülûs Yolu, Sıbyan Mektebi görülüyor. Ancak cemiyetin, yine Eyüp’te bulunan ve web sitesinde yer almayan üç yapısı daha var. Bu yapılar Eyüp’teki Sultan Reşat Caddesi’nin sonunda Osmanlı döneminden kalma tarihi mezarlıkların içinde yer alıyor. Cemiyet, mülkü Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan bu bölgedeki üç prefabrik yapısında eğitim veriyor.MEZAR TAŞLARI ÜSTÜNDE KUM TORBALARIİmar planlarında mezarlık ve yeşil alan olarak görülen bölgede Hükümete yakınlığıyla bilinen cemiyetin “İlim Yayma Cemiyeti Eyüp Şubesi Eyüp Sultan Gönüllüleri” yazılı pankartı asılı. Burada bir tiyatro sahnesi, kitap okuma alanı ve okçuluk eğitim alanı var. Mezar taşları bu eğitim alanlarında adeta dekor olarak kullanılıyor. Kimileri duvar kenarlarına yığılmış, kimisinin üzerine paslanmış kova ve kum çuvalları konulmuş. Osmanlı Okçuluğu yazılı pankartın yanında ise bir dart tahtası var. Mezar taşları bu bölgede de duvara dizilmiş halde bulunuyor. Bu alanlarda tarihi mezar taşlarının korunması içinse herhangi bir önlem alınmış değil.AYFER ÇALIKIRAN | Taraf
Oldukça ilginç teknolojinin nimetlerinin zararlı yönde kullanıldığı bir uygulama olan 25. kare teknolojisini araştırıyoruz.Subliminal demek bilinçaltı demek yani bizim çok ufak bir zaman aralığında görüp işittiğimiz ancak düşünüp, yorumlayıp algılayamadığımız mesajlar bilinçaltımız tarafından algılanmaktadır. Bilinçaltının önemi bir çok kez hepimiz duymuşuzdur. ancak bu şekilde kullanılıyor olduğu aklımıza gelmezdi. Bilinçaltının bu özelliğinden yararlanmak isteyen reklam şirketleri ilk olarak 1957 yılında 'PICNIC' adlı filimde bunu denemeye karar verdiler.Peki filmlerden bilinçaltımız nasıl etkileniyor? Mucizevi bir yaratılışa sahip insanoğlunun özelliği kullanılarak bundan yararlanılıyor. Şöyle ki, izlediğimiz film ve diziler aslında resimlerin birleşiminden oluşmuştur. Küçükken hepimizin oynadığı küçük yaprakları hareket ettirerek animasyon çıkardığımız defterleri düşünün. sinema teknolojisi de aynı bu şekilde binlerce resmin çok hızlı şekilde arka arkaya gösterilmesi sayesinde izlediğimiz şeyin resim değilde video olduğunu sanıyoruz.
Şehrin fethinden, bugüne kadar, cuma namazının kılınmadığı, ezan sesinin duyulmadığı bir tek gün olmamıştı. Hatta işgal günlerinde bile böyle bir olay yaşanmamıştı. O gün hariç...Tarih 29 Eylül 1730, günlerden cumaydı. O gün Osmanlı İmparatorluğu tarihinde bir ilk yaşandı. Çünkü camiler kapatıldı ve ezan okunması yasaklandı.. İşte, bu yasağın ilginç öyküsü:
Lumiere kardeşler 1895'te ilk sinema filmini beyaz perdeye aktardığından beri, sinema popüler kültürün ön planı oldu. Tabi ki ilk film modern bir film değildi, başrol oyuncusu yoktu, ışıklı ve baş döndüren efektleri de yoktu. 50 saniye süren siyah beyaz bir filmdi. Adı '' Workers Leaving the Lumiere Factory'' idi. Ama insanlar sevdi ve dünyayı değiştireceğine inandılar, değiştirdi de. O zaman dan beri sinema, dünyayı keşfetmede, dünyanın sonunun nasıl olacağını tahmin etmede ama en önemlisi dünya nasıl olabilir ve nasıl olmalıyı bulmada büyük rol oynamıştır. Sizin için 20 adet geleceği önceden tahmin eden klasik film listesi hazırladık. Sizce bu filmler gelecekte olacakları tahmin etmiş mi ya da şimdiki cihazların yapımcılarını etkilemiş mi? Siz karar verin.
Mimar Ahmed Kemaleddin, hem Osmanlı son döneminde hem yeni kurulan cumhuriyetin ilk yıllarında çalışmalarıyla tanınan bir mimar.1870 yılında Kadıköy'ün Acıbadem semtinde doğup, 1927'de Ankara Ulus'ta hayata veda etmiştir.1.Milli Mimarlık Akımı'nın en önemli temsilcilerindendir.Mühendisliğe duyduğu ilgi sebebiyle Hendese-i Mülkiye Mektebi'ne kaydoldu. (Günümüzde İstanbul Teknik Üniversitesi)1908'de Osmanlı Mimar ve Mühendis Cemiyeti'ni kurdu.2009 yılında tedavüle giren Yeni 20 Türk Lirası üzerinde resmi bulunmaktadır.Günümüze ulaşan birçok mimari eseri bulunmaktadır.'Zavallı İstanbul!...Son düşüş devrinde imar adı altında ne cahilane, ne zalimane yıkıma uğradı...Üçüncü Selim´den sonra, eski Türk sanatının incelik ve temizlikle milli ruh doğuran eserleri takdir edilmedi; batı tesiri altında batının bakış açışıyla kabalaşma başladı... Asırlar içinde gelişe gelişe yüzey süslemesinin en kıymetli eserlerini üretmiş olan koca bir sanat birikimi çirkin görülmeye başlandı ve neticede milli sanatımızı yitirdik. Ziyan ettik, koruyamadık...Batının seri imâlatçıları karınlarını şişirdiler ama aklımız başımıza gelmedi...Hatta onların memleketimize döktüğü ruhsuz tek tip yapılar gözümüze güzel görünmeye başladı. Sonuçta bu surette iktidarsız ve cahil halde kaldık...' Mimar Kemaleddin
Büyük Çin bilgesi, filozof, siyasal yönetici ve Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüs'ün felsefesi, ahlak ile siyaset felsefesinin ağırlıkta olduğu bir felsefeydi. Bu felsefe, hep devinimli olmalarına karşın gök ile yerin birbirini dengeleyen güçler ve ortak varoluşlarının uyumlu olduğu inanışına dayanıyordu. Konfüçyüs'e göre insan bu koşullara tabidir, evreni örnek alıp ona benzemeye çalışması gerekir.Konfüçyüs, en iyi insanın bilge insan olduğu kanısındadır, ama kendisini bir bilge kabul etmez; pek az insanın bilge olmayı başardığını düşünür. Seçmeler'de 'bir bilgeye rast gelmekten umudu kestiği'ni söyler. Efendi kusursuzlukta bilgeden sonra gelir, günlük yaşamda etkisi en çok duyulan da aslında efendidir. Konuşmalar'da örnek olma özelliği ayrıntılarıyla anlatılan efendi, 'ahlaksal olanın tarafını' tutandır. Efendi, başkalarının mutluluğu için gösterdiği içten ilgide açığa çıkan ahlaksal yetkinliğinden ötürü, buyruk verebilir, itaat görebilir.
1945 yılında Erzurum - Tortum'da dünyaya geldi. 1955 yılındabir havuz kazasında görme yetisini yitirdi. 1958 yılında lise öğrencisiykenkörler okuluna gitti. 1963'te üniversite seçme sınavlarını üçüncülüklekazanarak Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi.[1]12 Mart darbesiyle üniversiteden uzaklaştırıldı.Daha sonra Hukuk Fakültesini bitiren Yağmurdereli, 1972'de Samsun'da avukatlığa başladı. 1986 yılında bir yarışmada 'Pek Firaklı Bir Dağ Masalı' adlı öyküsüyle ilk ödülünü kazandıİnsan hakları mücadelesinin en önde gelen isimlerindenYağmurdereli'nin 13 buçuk yıllık cezaevi günlerinde yazdığı 'Akrep'oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu'nda sahneledi.Akrep, Yağmurdereli'ye iki de ödül getirdi: 1998'de SanatKurumu'ndan 'bütün zamanların en iyi yazılmış oyunlarından', 1999'daİsmet Kuntay En İyi Oyun Yazarı ödülleri.1985'de Nelson Mandela'nın aldığı, Fransa'nın Bordeauxkentindeki İnsan Hakları Enstitüsü ile Avrupalı Avukatlar Derneği'nin verdiğiLudovic Trarieux ödülü 2000'de Yağmurdereli'nin oldu.Pek çok ödül sahibi Yağmurdereli, 8 Temmuz 2001 GörmeEngelliler Satranç Turnuvası'nda da beşinci oldu.
Üç arkadaşın öyküsü bu. Beyoğlu'nda büyümüş, Beyoğlu'nda yaşayan üç ayrı kişilik, üç ayrı kimlik, üç ayrı insan. Ölümsüzlük merakıyla başlayan ölümler. Her cinayetin ardında gizemli bir neden... Ve soruşturma boyunca adım adım, bina bina, sokak sokak Beyoğlu. O çoksesli, çokrenkli, çokdilli, çokkültürlü Beyoğlu. Günümüzün Babil Kulesi... İnsanın bencilliğini, acımasızlığını, öfkesini, çaresizliğini en iyi anlatan mekân... Soluk soluğa bir gerilim, benzersiz bir final...
Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Kulübünün hazırlayıp sunduğu 5000 yıldızlının oylarıyla belirlenen ve bu sene 13.sü düzenlenen Türkiye’nin En Prestijli Öğrenci Ödülleri 8 Ocak Perşembe günü sahiplerini buldu! İşte 2014 Yılının Yıldızları:
Ford Minibüs olmadan Çiçek Abbas Nasıl olurdu? veya Mavi boncuk'ta Emel Sayın'ın halıya sarılarak kaçırıldığı araba olmadan, veya Aile Şerefin'de Sucu Rıza'nın küçük oğluna çarpıp kaçan Oktayın arabası olmadan veya İlyas Salman'ın Almanyadan dönerken başına gelmeyen kalmadığı Sarı Mercedesi, Şener Şen'in köy ağası olarak İstanbul'da tutunma mücadelesine tanıklık eden Anadol Kamyoneti olmadan...Bende bunları düşünerek, unutulmaz arabalardan oluşan Türk Sinemasının Efsanevİ Filmlerinin minimak afişlerini tasarladım.