onedio
İletişim Başkanlığından "Osman Hamdi Bey Dijital Sergisi"
ANKARA (AA) - İletişim Başkanlığı, çağdaş Türk resim sanatının ve müzeciliğinin öncüsü Osman Hamdi Bey'in 50'ye yakın özel eseri ve bilinmeyen yönlerini üç boyutlu hologram ve özel projeksiyon cihazlarıyla '360 Kültür Sanat Gösterimi' altında sanatseverlerle buluşturacak.İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, milli, tarihi, kültürel ve bilimsel zenginliklerin yeni iletişim ve gösterim teknikleri kullanılarak vatandaşların erişimine sunulmasına devam edildiği belirtilerek, hologram ve özel projeksiyon teknolojisiyle dijital sergilerin gerçekleştirileceği '360 Kültür Sanat Projesi'nin hayata geçirildiği duyuruldu.Eserleriyle Türk sanat tarihine damga vuran sanatçı Osman Hamdi Bey anısına hazırlanan dijital serginin yarın Marmara Üniversitesi Sultanahmet Yerleşkesi'nde açılacağı bildirilerek, şu ifadeler kullanıldı:'Çağdaş Türk resim sanatının ve müzeciliğinin öncüsü Osman Hamdi Bey'in 50'ye yakın özel eseri ve bilinmeyen yönleri üç boyutlu hologram ve özel projeksiyon cihazlarıyla '360 Kültür Sanat Gösterimi' altında sanatseverlerle buluşacak. Sergide yeteneğiyle bugün dahi tüm dünyayı kendisine hayran bırakan Osman Hamdi Bey'in paha biçilemez eserleri, hayatı ve yaşadığı dönem, özel olarak tasarlanan gösterim tekniklerinin kullanılacağı dijital ortamda görülebilecek.'Osman Hamdi Bey Dijital Sergisi, 9 Kasım'a kadar 11.00-18.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek. Misafirler, dijital sergide Kovid-19 salgınına karşı gerekli tedbirler alınarak ağırlanacak.Sanata adanmış ruh: Osman Hamdi BeyTürkiye'de müzeciliğin kurucusu sayılan, Tanzimat döneminde bilim, sanat, arkeoloji ve müzecilik anlamında büyük atılımlar gerçekleştiren Osman Hamdi Bey, mütevazı kişiliği ve sanata adanmış ruhuyla kendisinden geriye paha biçilemez eserler bıraktı. Osman Hamdi Bey, özellikle 'Kaplumbağa Terbiyecisi' (1906) ve 'Silah Taciri' eserleriyle tüm dünyada adından söz ettirdi.
Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü'den Kovid-19 Uyarısı:
İSTANBUL (AA) - HATİCE ŞENSES - Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Kötüyü geride bırakmış değiliz, daha kötü günlere gidebiliriz. Salgının seyrine bakılırsa hiçbir duraklama yok, yani baştan beri giderek artıyor. Dolayısıyla yani henüz daha salgını durdurmuş, yavaşlatmış değiliz. Salgın devam ediyor, hem bulaşıyor hem hastalandırıyor hem öldürüyor.' dedi. Son dönemde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarında yaşanan artışın nedenlerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Özlü, vakaların sadece İstanbul'da artmadığını, genel olarak bakıldığında Türkiye'nin her yerinde bir artışın görüldüğünü aktardı. Prof. Dr. Özlü, ancak bunun Türkiye ile de sınırlı olmadığını, dünya genelinde de bir artışın söz konusu olduğuna işaret ederek, 'Dünyada son zamanlarda, salgının başladığından bu yana en büyük vaka sayıları yeni görülmeye başlandı.' diye konuştu. Amerika'da, Güney Amerika'da, Afrika'da, Avrupa'da vaka sayılarının arttığını dile getiren Özlü, günlük vaka sayılarını 200-300'e düşüren Avrupa ülkelerinde bile 25-30 bin vaka bulunduğunu söyledi. Özlü, 'Bu artış sadece İstanbul'a mahsus değil. Onu söyleyeyim. Peki neden artıyor? Çünkü yaz bitti, insanlar yazın açık havada, tatilde, yazlıkta, deniz kenarında, daha doğada, daha izole vakit geçiriyorlardı. Bu virüs açık havada daha az bulaşıyor. Şimdi tekrar döndüler ve kapalı yerlerde vakit geçirmeye başladılar. İnsanlar ofislerde, iş yerlerinde, fabrikalarda, kapalı mekanlarda, toplu taşımada bir araya geliyorlar, bir kalabalıklaşma var. Virüs kapalı ortamlarda, iyi havalandırılmayan ortamlarda ve kalabalıklarda daha çok bulaşıyor. Birinci etken asıl bence bu.' şeklinde konuştu. Toplu, kapalı bulunulan alanda havalar soğudu için pencerelerin daha az açıldığını, içerinin havasının daha da kirlendiğini ve virüs yükünün arttığını vurgulayan Özlü, şunları kaydetti:'Havalar soğudukça bulaşma riski artacak muhtemelen öyle gözüküyor ama bir de tabii şöyle değerlendirmek lazım, insanların dikkatli olması, tedbirli olması bunu önleyecektir. İnsanlar tedbir almadığı için de vakalar artıyor. Bu konuda maalesef istediğimiz kadar herkes duyarlı olmadı. Bunun da etkisi var. Özellikle yeme-içme alanlarında, restoran ve kafelerde insanlar maskelerini de çıkardıkları için oralarda mesafeye de dikkat edilmiyor ve kalabalıklaşma oluyor ve bulaşma çok kolay oluyor. Bütün Avrupa'da da restoran ve kafelerle ilgili riskin çok yüksek olduğu ortaya çıktı. Genel olarak bence olay buna bağlı.' Herkes risk altında Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Virüsün erken teşhis edilmesi ve erken tedaviye başlanması ölüm oranlarını azalttı dünyada ama hala çok sayıda insan ölüyor.' diyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Bakın Türkiye'de günde 70'in üzerinde insan ölüyor. Bu virüs hala öldürüyor. Yani her gün 70 eve ateş düşüyor. En sevdiğimiz insanları kaybediyoruz. Bu ölümler başkası için diye düşünmeyelim, bunlar bizim çevremizde, bildiğimiz, tanıdığımız insanlar. Artık tehdit yakından geliyor. Herkes bence risk altında. Elbette çoğu zaman tedaviyle iyi sonuçlar alıyoruz ama bazen de olmayabiliyor. Genç de olsa ağrı seyredebiliyor, ölümle sonuçlanabiliyor. Hepimizin çok daha fazla dikkatli ve tedbirli olmamız lazım. Çok basit yani herkesin yapabileceği kadar basit. Bu dönemde olabildiğince kalabalıklara girmeyelim. Kapalı alanlarda çok vakit geçirmeyelim, maskemizi usulüne uygun takalım. Bir de insanlarla mesafemizi koruyalım. Bunlara dikkat edersek yüzde 100'e yakın korunuyoruz. Yani önlemler başarılı, işe yarıyor. Bunlar çok güçlü, etkili tedbirler. Şu anda en güçlü tedbirler bunlar. Maskeni tak, mesafeni koru, bir de kalabalıklara girme, yüzde 100'e yakın korunursunuz.' Bazen kırılma noktalarının bulunduğunu, bu noktada aile içi temasların çok önemli olduğunu dile getiren Özlü, 'Eş, dost, hısım, akraba, komşular bir araya geliyor. İnsanlar, eskisi gibi ev oturmaları, davetler, birlikte yeme, içmeler, sohbetler oluyor. Bunlar şu anda tehlikeli. Çünkü o karşısındaki birlikte oturup yemek yediğiniz, sohbet ettiğiniz dostlarınızın, akrabalarınızın içinden birinin kovid pozitif olmadığını bilemezsiniz. Sizin de kovid pozitif olup, olmadığınızı bilemezsiniz. Dolayısıyla aile içi bulaşmalar da çok yüksek. Onun için bu dönemde ev içi toplanmalar, mevlit, nişan, söz, sünnet, günler, pasta kesmeler çok mahsurlu. Zorunlu görüşmeler ise kısa, maskeli ve mesafeyi koruyarak yapılmalı.' şeklinde konuştu. Toplu taşıma kullanan herkesin uyması gereken kural: maske Prof. Dr. Özlü, toplu taşımaların en önemli kırılma noktalarından biri olduğuna dikkati çekerek, 'Toplu taşımada mesafeyi korumak mümkün değil, çünkü en büyük korucu unsur mesafedir. Mesafe gidiyor. Sadece maske kalıyor. Toplu taşımada aracın içerisinde bir kişi maskesizse o tehdittir. Yani buna asla müsamaha edilmemeli. Toplu taşımada herkes maskesini takacak, bunun kaçarı yok. Toplu taşımaya binen herkesin maskesini usulüne uygun, yani burnunu ve ağzını kapatacak şekilde kapatması lazım. Maske tüm seyahat boyunca açılmamalı, bir şey yiyip, içilmemeli.' ifadelerini kullandı. Toplu taşımalarda havalandırmanın da çok önemli olduğunu, mutlaka dış atmosfer havasıyla iç ortam havasının değişiminin sağlanması gerektiğini vurgulayan Özlü, eğer kapı, pencere açılabiliyorsa kapı pencere, havalandırma sistemi varsa da iç havayı dış havayla değiştirecek şekilde klima çalıştırılması gerektiğini aktardı. Özlü, ayrıca toplu taşımada el hijyeninin de önem kazandığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Kötüyü geride bırakmış değiliz, daha kötü günlere gidebiliriz. Salgının seyrine bakılırsa hiçbir duraklama yok, yani baştan beri giderek artıyor. Dolayısıyla yani henüz daha salgını durdurmuş, yavaşlatmış değiliz. Salgın devam ediyor, hem bulaşıyor hem hastalandırıyor hem öldürüyor. 'Kötüyü geride bıraktık, biz bunu atlattık' zannetmeyelim. Önümüzde daha ne olduğu belli değil. Mutlaka ve mutlaka kış ve güz döneminde kapalı ortamlarda kalabalıklaşma nedeniyle bulaşma riski daha yüksek. Tedbirlere daha çok uymamız lazım.' İş yerlerinde de çay, kahve servisi, malzeme servisi yapanlarla, ürünü getirip, götüren personelin yayma açısından olasılığı yüksek grupta yer aldığını ifade eden Özlü, bu kişilerin maske kullanmasının, olabildiğince servis sırasında mesafeyi korumasının da çok önemli olduğunu vurguladı.
Burun Anatomisindeki Farklılıklar Kovid-19 Sonrası "Kalıcı Koku Kaybı" Riskini Artırıyor
İSTANBUL (AA) - ELİF KÜÇÜK - Kulak Burun Boğaz, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aytuğ Altundağ ve ekibince yapılan araştırma, burun anatomisinin farklı olması nedeniyle koku alanı daha geniş ve koku alma hacmi daha büyük olanlarda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sonrası koku alma bozukluğunun kalıcı olma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgınının en önemli semptomlarından birinin koku kaybı olduğu biliniyor. Tıp dilinde 'anozmi' olarak adlandırılan bu durum, birçok araştırmaya da konu oldu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Acıbadem Hastanesi Kulak Burun Boğaz, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aytuğ Altundağ'ın aralarında nöroloji ve radyoloji alanından uzmanların bulunduğu ekiple gerçekleştirdiği araştırmada, Kovid-19 geçirenlerde koku kaybının kalıcı olup olmadığına yoğunlaşıldı. Bunun üzerine ekip tarafından, 29'u sağlıklı olmak üzere, 24'ü Kovid-19'a, 38'i ise diğer virüslere bağlı koku alma bozukluğu olan kişilerin burun anatomileri incelendi. Prof. Dr. Altundağ ve ekibi, incelemelerinin sonucunda, burun anatomisinin farklı olması nedeniyle koku alanı daha geniş ve koku alma hacmi daha büyük olan kişilerde, Kovid-19 sonrası koku alma bozukluğunun kalıcı olma riskinin daha yüksek olduğunu gözlemledi.Türk bilim insanlarının 'Kovid-19 hastalarında koku alanı ölçümleri' başlıklı bu araştırması Amerikan Kulak Burun Boğaz Cemiyeti'nin resmi yayın organı olan 'Otolaryngology-Head and Neck Surgery' adlı hakemli dergide de yayımlandı. '(Kovid-19'a yakalanmadan önce) Çok rahat koku aldıklarını söylediler'Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, Kovid-19'da koku alma bozukluğuna dair ilk bulguların salgının ilk açıklandığı Aralık 2019'dan itibaren tespit edildiğini ancak Şubat 2020'den sonra dünyada yoğun olarak rapor edilmeye başlandığını dile getirdi. Kendilerinin de martın sonunda Türkiye'deki gerekli kurumları ve toplumu, 'Eğer ani koku alma bozukluğunuz varsa viral enfeksiyon geçirebilirsiniz. Bu geçirdiğiniz viral enfeksiyonun da Kovid-19 olma ihtimali çok yüksek.' diyerek uyardıklarını anlatan Altundağ, ilerleyen süreçte bunun aslında çok temel bir bulgu olduğunun ve Kovid-19 hastalarının birçoğunda geçici olarak yaşandığının görüldüğünü ifade etti. Prof. Dr. Altundağ, zaman içerisinde bir grup hastada bu durumun 'uzamış koku alma bozukluğu' olarak ortaya çıktığını, martta Kovid-19'u atlatıp hala koku alma bozukluğu devam eden hastalar bulunduğunu, bu hastaların hem genç hem de yaşlı hastalar olabildiğini kaydetti. Uzamış koku alma bozukluğu yaşayan vakalar üzerine ekip arkadaşlarıyla bilimsel hipotezlerini bir çalışmaya dönüştürdüklerini aktaran Altundağ, şöyle konuştu: '(Kovid-19 bulguları) Uzamış hastalarda, koku alma bozukluğu geçmeyen hastalarda nasıl bir ortak bulgu ve problem var?' diye baktık. Aslında daha önce bildirilen bir şey vardı; ACE2 reseptörünün koku alanında çok yoğun bulunduğu. Biz de çalışmamızda bu kişilerin burun anatomisinde bir farklılık gördük. Koku alanı daha geniş, koku alma hacmi daha büyük olan hastalarda kalıcı koku alma bozukluğu riski de çok daha fazla. Bu insanlarla konuştuğumuzda öncesinde çok iyi, çok rahat koku aldıklarını söylediler. Bunun avantajını nasıl sağladıklarına baktığımızda da daha fazla koku reseptör hücresi içeren bir burun anatomisi vardı bu insanlarda. Bunu gözlemlemiş olduk. Biz, insanın savunma mekanizması mücadelede virüsü nerede karşılıyor, burunda mı karşılıyor, akciğere ne hızla gidiyor ve beyne doğru koku alma yolunu kullanarak mı gidiyor, bu mantıkla araştırmaya başladık ve burundaki yolları inceledik. Hastalarda da bu farklılıkları araştırmayla saptamış olduk.''Genç-yaşlı demeden, kalıcı koku alma bozukluğunuz olabilir'Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, araştırmada gözlemledikleri hastaların Kovid-19'u atlatan, hastalıkla ilgili diğer şikayetleri geçen fakat koku alma bozuklukları hala devam eden kişiler olduklarını, bunların bir bölümünün kısmi olarak koku alma duyularını geri kazandığını, bir kısmının ise henüz geri kazanamadığını dile getirdi. Uzamış Kovid-19 yani Kovid-19'a bağlı beyin sisi bulguları, 'kafam sersem-sepet' hali, kronik yorgunluk durumu gibi kavramların sıkça tartışılan konular olduğuna, bugünlerde ise koku alma bozukluğunun da bazı hastalarda kalıcı olup olmayacağı üzerine gözlemlerin yapıldığına işaret eden Altundağ, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Aslında kış dönemi yaklaşırken tüm viral enfeksiyonlarda bazı bireylerde kalıcı koku alma bozukluklarını görebiliyoruz. İnsanları tekrar uyarmak gerekiyor; genç-yaşlı demeden, bu hastalığa bağlı, iyileşmeyen kalıcı koku alma bozukluğunuz olabilir. Evet, oran düşüktür. Normal Kovid-19 enfeksiyonunda çok hızlı olarak koku duyusu geri gelir ama burnunuzda bir anatomik farklılık varsa, olfaktör kleft dediğimiz koku yarığında bir genişleme varsa kokuyla ilgili hasarlarınızın da daha uzun sürebileceğini bilmeniz gerekiyor.'Prof. Dr. Altundağ, burundaki anatomik farklılık ve koku yarığındaki genişlemeye ilişkin şu bilgileri verdi: 'Burnumuzun girişinde koku hücreleri yoktur. Koku hücreleri sadece burnumuzun çatı kısmında vardır. Bu burun çatısındaki koku yarığı dediğimiz alan daha geniş bu insanlarda. Daha geniş olunca daha çok ACE2 reseptörü oluyor o bölgede. Koronavirüs de hücre içine girerken ACE2 reseptörünü kullanıyor. Dolayısıyla ya akciğere ya da burun dikine yani koku alanına doğru gidecek. Burunda yoğunluk bulduğu için de oraya gidiyor ve virüsle savaş burunda başlıyor. Koku alma bozukluğu yaşayanlar yani savaşı yukarıda yaşayan hastalarda koronavirüsün klinik şiddetinin daha hafif olduğuna dair çalışmalar da var. Çünkü akciğere inmek yerine yukarıdalar.' Kovid-19 sürecinde sigara içilmemesinin önemine dikkati çeken Altundağ, sigaranın burundaki bariyerleri ve burnun savunma mekanizmasını bozduğunu vurguladı. Burnun koronavirüsün bir ön cephesi olduğunu belirten Altundağ, 'Burunda izole edebilirse çok daha klinik şiddeti hafif, belki de ayaktan geçirecektir. Zaten asemptomatik veya taşıyıcı dediğimiz pek çok vakada aslında bunu gördük. Herhangi bir öksürük, nefes darlığı bulgusu yok sadece koku alma bozukluğu var. O yüzden burun anatomisinin virüsleri algılamada çok önemli olduğunu düşünüyoruz.' diye konuştu. Koku duyusunu geri kazanabilmek için 'koklama egzersizleri' önerisi Salgının başından bu yana, oluşturdukları küresel kimyasal algılar çalışma grubu ile çok uluslu ve çok merkezli çalışmalar yaptıklarını, son araştırmalarında bu çalışmalarındaki bilgilerden de faydalandıklarını anlatan Altundağ, gerçekleştirdikleri bu çalışmanın, özellikle virüslere bağlı kimyasal ve koku alma duyularına dair hasarların algılanmasında çok faydalı olacağını düşündüklerinin altını çizdi. Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, Kovid-19'u atlattıktan sonra koku alma duyusu geri gelmeyen kişilere şu tavsiyelerde bulundu: 'Koku duyunuz hızlı geri geliyorsa endişelenmenize gerek yok. Fakat Kovid-19 enfeksiyonunuz geçti ve hala koku alma duyunuz geri gelmediyse mutlaka evde koklama egzersizleri yapın. Koklama egzersizleri kokunun geri kazanılmasında çok önemli. Mevcut kokularla uçucu yağlarla yapabilirsiniz veya bulduğunuz normal kokularla yapabilirsiniz. Kokuları koklamak ve oradaki hücrelerin yenilenmesini sağlamak çok önemli. Çünkü koku hücreleri kendini yenileyebilen sinir hücreleri. Biz bu avantajdan yararlanıyoruz. O yüzden hastalar beklemesinler evde mutlaka kokularla egzersiz yapsınlar.' Kendisine koku kaybı nedeniyle başvuran hastalarda koku egzersizi yöntemini denediklerini ve birçok kişiyi tedavi ettiklerini ifade eden Altundağ, 'Bunu da nereden biliyoruz? Daha önceki influenza ve rinovirüs hastalarındaki o tecrübelerimizi Kovid-19 hastalarında kullandık. Çok az bir kısmında tedaviye cevap vermeyenler var. Onları da şu anda takip ediyoruz ama büyük bir kısmı geri geliyor. Bu bizim için sevindirici.' şeklinde konuştu. Öte yandan Altundağ, yaptıkları çalışmayı genişleterek ikinci bir araştırma daha gerçekleştirdiklerini ve onun da bir radyoloji dergisinde yayımlandığını dile getirdi. İkinci çalışmalarında Kovid-19 geçirdikten sonra koku alma bozukluğu gelişen ve gelişmeyen kişileri baz aldıklarını aktaran Altundağ, bu araştırmada da koku alma bozukluğu oluşan bireylerde koku alanının daha geniş olduğunun saptandığını sözlerine ekledi.
Uzmanlara Göre Paşinyan'ı Ağır Bir Savaş Suçları Faturası Bekliyor
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Uzmanlar, halkı cephede savaşmaya davet ederek canlı kalkan oluşturma çabasına giren Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve yönetimini, savaştan sonra ağır bir savaş suçları faturası beklediğini söyledi.Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Sarıkaya, Başkent Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yelda Ongun ile TOBB Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. İsmail Safi, AA muhabirine, işgal ettiği Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ordusu karşısında kayıpları artan Paşinyan'ın, vatandaşları 'cephede savaşmaya' çağırmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Sarıkaya, Paşinyan'ın halkı Azerbaycan'a karşı savaşmaya çağırmasının, 'sivillerin canlı kalkan olarak kullanılması' anlamına geldiğini belirterek bunun Cenevre Sözleşmelerine göre 'savaş suçu' olduğunu vurguladı. Paşinyan yönetimi ile Azerbaycan topraklarındaki ayrılıkçıların bazı fiillerinin, uluslararası hukuk bakımından 'savaş suçu' oluşturduğuna kuşku olmadığını belirten Sarıkaya, '15 yaşından küçük çocukların ulusal silahlı kuvvetlere çağrılması, askere alınması veya çatışmalarda aktif kullanılması suçlar arasında yer alıyor. Ancak Paşinyan, Azerbaycan topraklarında süren bir çatışma için Ermenistan bütününde seferberlik ve asker alımı uygulamakta, bunu bir övünç kaynağı gibi paylaşmaktadır.' ifadesini kullandı.Sarıkaya, savaş suçlarının, '1949 Cenevre Sözleşmeleri' olarak bilindiğini ve 4 uluslararası sözleşmede sayıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:'Azerbaycan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul kararları dahil pek çok uluslararası belgeyle teyit edilmiş bir işgale karşı, kendi ülkesinde tamamen 'meşru müdafaa' kapsamında savaşmaktadır. Ermenistan ise 1992'den itibaren Azerbaycan topraklarında, Cenevre Sözleşmesi'nde 'çok ciddi ihlal' başlığı altında sıralanan 'hukuka aykırı sürgün, nakletme, hukuka aykırı alıkoyma', 'askeri gereklilik olmadan, yasa dışı ve keyfi olarak mülkiyetin yaygın yok edilmesi veya sahiplenilmesi', 'vücuda veya sağlığına kasten büyük ıstırap verme veya ciddi yaralamaya sebep olma' suçları işlemektedir.''Suriye ve Lübnan’dan sivil nüfus taşınmaya gayret edilmiştir'Yine Cenevre Sözleşmesi'ndeki 'çarpışmalarda doğrudan yer almayan sivil bireylere ya da sivil nüfusa karşı kasten saldırı yöneltilmesi', 'savunmasız veya askeri hedef oluşturmayan kent, köy, yerleşim yeri veya binaların bombalanması veya bu yerlere herhangi bir araçla saldırılması' maddelerini anımsatan Sarıkaya, Paşinyan ve ekibinin Azerbaycan ordusunun başarıları karşısında bunları da açıkça ihlal ettiğini vurguladı.Ermenistan tarafının sicilini kalıcı biçimde bozan bir başka hususun da sivillerin 'canlı kalkan olarak kullanılması' anlamına gelecek uygulamaları olduğuna dikkat çeken Sarıkaya, şunları söyledi:'Cenevre Sözleşmesi'nde 'belli noktaları, alanları veya askeri güçleri askeri operasyonlardan muaf tutmak için bir sivilin veya diğer korunmuş bir kimsenin varlığının kullanılması' da suç olarak sayılır. Paşinyan yönetiminin, savaş içerisinde dahi sivilleri, Karabağ’a yerleşmeye yönlendirme gibi fiilleri vardır. Azerbaycan’a ait bu topraklara özellikle son 10 yıldır Suriye ve Lübnan’dan da sivil nüfus taşınmaya gayret edilmiştir.''Sivilleri hedef alarak savaş suçu işliyor'Başkent Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı, Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Ana Bilim Dalı Başkanı Ongun, Azerbaycan ordusunun Dağlık-Karabağ’da topraklarını işgalden kurtarmak için başlattığı haklı mücadelesini sürdürdüğünü belirtti.Azerbaycan'ın diplomatik dengeleri ve uluslararası hukuku gözeterek askeri ve siyasi gücünü pekiştirdiğini vurgulayan Ongun, 'Buna karşılık Ermenistan ordusunun, Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine saldırarak hem cephedeki başarısızlıklarının hem de işgal politikalarının üzerini örtmeye çalıştığını, sivilleri hedef alarak savaş suçu işlediğini görüyoruz.' dedi.'Türkiye’yi bölgeye çekmeye yönelik girişimler'Ongun, Rusya, ABD ve Fransa'nın desteğine muhtaç olan Ermenistan'ın, Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak gibi politikalar güttüğü şeklinde gerçekle bağdaşmayan açıklamalarla Batı ülkelerini kışkırtmaya çalıştığına dikkat çekerek şunları kaydetti:'Ermenistan, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü üzerinden (KGAÖ) Rus askerlerini bölgeye sokma gayretini sürdürmektedir. Dağlık Karabağ’a, PKK unsurlarını yerleştirdiği, Güney Kıbrıs Rum yönetiminden komutan düzeyinde destek aldığı, Korgeneral Apostolos Pervolorakis’in Ermeni milisleri ve PKK/YPG mensuplarını eğittiği yönündeki haberlerin basında yer alması, doğrudan Türkiye’yi provoke etmeye, kışkırtmaya ve bölgeye çekmeye yönelik girişimlerdir.' Ongun, Azerbaycan ordusu karşısında kayıpları artan Paşinyan'ın, vatandaşlarını 'cephede savaşmaya' çağırmasıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:'Paşinyan'ın, Ermeni halkını cepheye davet etmesi, kendisini mağdur, Azerbaycan’ı saldırgan gösterip, dünya kamuoyunu arkasına almaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Bu yolla Paşinyan'ın, Azerbaycan’ı sivil kayıplardan sorumlu tutma çabası içinde olduğunu söylemek mümkün. Ermenistan’ın haksızlığı ve işgalci oluşu, BM Güvenlik Konseyinin ve AGİT’in aldığı kararlarla kabul edilmiştir. Buna rağmen yıllardır Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’a yönelik tutumuyla bölgesel projelerden dışlanan, enerji güzergahı olma şansını yitiren Ermenistan, bir kez daha bölgede barış ve istikrarın önündeki en büyük engel olduğunu göstermiştir.''Uluslararası mahkemelere taşınmalı'TOBB Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Safi, Azerbaycan'ın başta BM olmak üzere uluslararası hukukun da tanıdığı gibi işgal edilen topraklarını kurtarmaya çalıştığını belirterek son çatışmaları başlatan tarafın yine Ermenistan olduğunu söyledi.Paşinyan'ın haydutlukla işgal edilen Karabağ ve etrafındaki bölgelerle yetinmeyerek ötesindeki Azerbaycan topraklarına saldırdığını vurgulayan Safi, 'Ermenistan, füzelerle Azerbaycan topraklarına ve sivil yerleşim yerlerine saldırarak onlarca masum sivili katlediyor, tartışmasız bir savaş suçu işliyor.' dedi. Safi, Ermenistan yönetiminin balistik füzelerle sivil hedeflere saldırarak savaşı genişletmek suretiyle Batı’nın müdahalesine zemin hazırlamayı amaçladığını belirterek 'Böylelikle savaş meydanında Azerbaycan ordusu karşısında yaşadığı mağlubiyetini gizlemeye çalışmanın ötesinde, savaşı yaymanın tehlikeli hesabını yapmaktadır. Türkiye ve Azerbaycan tarafı, sivil hedeflere yapılan saldırıları uluslararası yargıya taşımalıdır.' diye konuştu.Başta Rus medyası olmak üzere dünyadaki medya kuruluşlarında büyük baskı gücü olan Ermenistan'ın, 'Türkiye’nin yabancı cihatçıları, Suriye’den Karabağ’a taşıdığı' propagandasını yaptığını belirten Safi, şöyle devam etti:'Fakat Ermenistan'a destek için Suriye’den Dağlık Karabağ'a gelen PKK-Ermeni paralı askerlerin görüntülerinin de bir Ermeni milletvekilince paylaşıldığına şahit oluyoruz. Paşinyan da bir röportajında, adeta aklımızla alay edercesine, 'Ermenistan’da savaşmak için Avrupa’dan gelen Ermeni gönüllüleri bu kapsamda görmemek lazım.' diyor. Bu ve benzeri kanıtlar, uluslararası mahkemelere ve kurumlara taşınmalı ve dünya kamuoyuna da servis edilmelidir.''Rusya müdahale etmeyecektir'Safi, Rusya'nın, KGAÖ yükümlülüklerine bağlı olarak Ermenistan’a kendi topraklarına bir dış saldırı olması halinde yardım edeceğini teyit ettiğini fakat bu savaşın Azerbaycan topraklarında gerçekleştiği sürece Rusya'nın müdahale etmeyeceğini vurguladı.Uluslararası alanda Moskova’nın başını ağrıtacak en büyük unsurun, Rus balistik füzelerin Azerbaycan topraklarında kullanılması meselesi olduğuna dikkat çeken Safi, şunları kaydetti:'Türkiye, Rus yapımı bu füzelerin terör örgütlerinin eline geçmesinden de büyük endişe duymaktadır. Türkiye, hassasiyetle bu konunun hem Rusya ile ikili görüşmelerde hem de uluslararası arenada takipçisi olacaktır. Ve bu savaşın, şimdiden iki kesin mağlubu vardır; Paşinyan ve Ermenistan.Sonuç olarak, Güney Kafkasya’da Ermenistan’ın Rusya ile bugüne kadar başarıyla taşıdığı geleneksel müttefiklik ve iş birliği modelinin, Paşinya’nın Batı yönelimli bir eksen değişikliğine gitme arzusu ile kökten bozulacağı görülmektedir. Zaten 30 yıldır işgal ettiği Azerbaycan topraklarına ve sivil yerleşim yerlerine saldırarak uluslararası hukuku ağır şekilde ihlal eden Paşinyan, oynadığı oyunu daha da tehlikeli ve kanlı hale getirmiştir.'
Gündem / 25 Ekim 2020
Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 1920 1- Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Malatya 7. Olağan İl Kongresi ile toplu açılış törenine katılacak.(Malatya/13.30/15.30) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediyesi Zübeyde Hanım Sosyal Tesisi'nde kadın muhtarlarla gerçekleştirilecek toplantıda yer alacak.(Ankara/10.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)YASAMA YÜRÜTME SİYASET1- Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türkiye tarafından Pakistan'a ihraç edilen MİLGEM korvetlerinin üçüncüsünün kızağa konulması dolayısıyla düzenlenecek törene katılacak.(Karaçi) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin kuruluşunun 3. yıl dönümü dolayısıyla Gündoğdu Meydanı'nda düzenlenecek programa iştirak edecek.(İzmir/18.30) (Fotoğraflı-Görüntülü)3- AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, partisinin Çankaya 7. Olağan İlçe Kongresi'nde yer alacak.(Ankara/14.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)DÜNYA DİPLOMASİ 1- Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ'daki çatışmalar ve Ermenistan'ın sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırıları takip ediliyor.(Bakü)

 (Fotoğraflı-Görüntülü)2- Doğu Akdeniz'deki gelişmelerle Türkiye ve Yunanistan başta olmak üzere uluslararası alandaki yansımaları izleniyor.


(Ankara/Atina/Lefkoşa) (Fotoğraflı-Görüntülü)GÜNCEL1- Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince, Kamu Personel Seçme Sınavı Ön Lisans Oturumu gerçekleştirilecek.(10.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- Dünya genelinde Kovid-19'a ilişkin gelişmeler takip ediliyor. (Fotoğraflı-Görüntülü)SPOR1- Süper Lig'in 6. haftasına Yeni Malatyaspor-Gençlerbirliği, Aytemiz Alanyaspor-Fatih Karagümrük ve Fenerbahçe-Trabzonspor maçlarıyla devam edilecek.(Malatya/13.30/Antalya/16.00/İstanbul/19.00) (Fotoğraflı)2- TFF 1. Lig'in 7. haftasında Ankaraspor-Balıkesirspor, Royal Hastanesi Bandırmaspor-Adana Demirspor, İstanbulspor-Eskişehirspor ve Adanaspor-Tuzlaspor maçları yapılacak.(Ankara/Balıkesir/13.30/İstanbul/Adana/16.00) (Fotoğraflı)3- Misli.com 3. Lig'de 2. haftadan ertelenen, 2. Grup'ta Ağrı 1970 Spor-Mardin Fosfat Spor, 3. Grup'ta Çatalcaspor-Cizrespor maçları oynanacak.(Ağrı/İstanbul/14.00)4- 2020 Dağ Bisikleti Maraton Dünya Şampiyonası, erkekler ve kadınlar kategorilerinde Ayçiçeği Bisiklet Vadisi'nde yapılacak.(Sakarya/11.30/12.30) (Fotoğraflı)5- ING Basketbol Süper Ligi'nin 5. haftasında Fenerbahçe Beko-Aliağa Petkimspor, Galatasaray-Gaziantep Basketbol, OGM Ormanspor-Lokman Hekim Fethiye Belediyespor maçları oynanacak.(İstanbul/13.00/15.15/Ankara/17.30) (Fotoğraflı)6- Herbalife Nutrition Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nin 6. haftasında Fenerbahçe Öznur Kablo-Bellona Kayseri Basketbol maçı yapılacak.(İstanbul/16.00) (Fotoğraflı)7- Voleybol AXA Sigorta Efeler Ligi'nin 11. haftasında Afyon Belediye Yüntaş-Fenerbahçe HDI Sigorta, Halkbank-İnegöl Belediyespor, Solhanspor-Arhavi Voleybol, Bursa Büyükşehir Belediyespor-Altekma, Galatasaray HDI Sigorta-Tokat Belediye Plevne, Arkas Spor-Spor Toto ve Haliliye Belediyespor-İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçları oynanacak.(Afyonkarahisar/16.00/Ankara/16.30/Bingöl/13.00/Bursa/16.00/İstanbul/14.00/İzmir/18.00/Şanlıurfa/15.00) (Fotoğraflı)8- Hentbol Kadınlar Süper Lig'de 5. hafta maçları yapılacak.9- Judoda milli sporcuların da katıldığı Budapeşte Grand Slam, Macaristan'da sona erecek.(Budapeşte/17.00-21.00)10- Formula 1 Dünya Şampiyonası'nda sezonun 12. yarışı Portekiz'de yapılacak.(Portimao/16.10)11- 2020 MotoGP Dünya Şampiyonası'nda sezonun 11. yarışı İspanya'da koşulacak.(Teruel/15.00)ÖZEL HABER1- Yatırımlara Hazine arazisi desteği Yatırım ve istihdamın teşviki doğrultusunda 2021-2023 döneminde toplam 60 milyon metrekare yüz ölçümlü Hazine taşınmazının arzı gerçekleştirilecek Bu yılın eylül ayı itibarıyla 89 milyon liralık yatırım ve 477 kişilik istihdam taahhüdü karşılığında 3,9 milyon metrekare yüz ölçümlü taşınmaz için ön izin ve irtifak hakkı tesis edildi Yatırımların proje bazında desteklenmesine ilişkin düzenleme uyarınca 22 milyar lira tutarında ve 4 bin 623 kişi istihdam öngören yatırım için yaklaşık 1,1 milyon metrekare yüz ölçümlü Hazine taşınmazı devreye alındı (Deniz Çiçek/Ankara)2- KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, yemin etmesinin ardından ilk röportajını AA'ya verdi: (Müzakere süreci) 'Egemen eşitlik temelinde, yan yana yaşayan iki devlet ve o devletlerin iş birliğini daha fazla müzakere masasına getirmek için mücadele vereceğim' 'Gücümüzü Türkiye'den alıyoruz. Türkiye'yle uyum içinde çalışmak, bizi güçlü kılıyor' 'Özellikle son dönemde hidrokarbon zenginliklerinin ortaya çıkmasıyla birlikte bunların paylaşımında ve bu ülkenin geleceği için ne kadar önemli olduğunun bilinciyle her daim Türkiye Cumhuriyeti'yle hareket etmek durumundayız' 'Diplomatik tanınma, eğer bugün olmuyorsa BM'nin engeliyle olmuyor, Kıbrıs Rumlarının vetosuyla olmuyor' (Şerife Çetin-Muhammet İkbal Arslan/Ankara/Lefkoşa) 3- Uzmanlara göre, Paşinyan'ı ağır bir savaş suçları faturası bekliyor Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Sarıkaya: '15 yaşından küçük çocukların ulusal silahlı kuvvetlere çağrılması, askere alınması veya çatışmalarda aktif kullanılması suçlar arasında yer alıyor. Ermenistan tarafının sicilini, kalıcı biçimde bozan bir başka husus da sivillerin 'canlı kalkan' olarak kullanılması' Başkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yelda Ongun: 'Paşinyan'ın Ermeni halkını cepheye davet etmesi, kendisini mağdur ve Azerbaycan’ı saldırgan gösterip, dünya kamuoyunu arkasına almaya çalışmaktan başka bir şey değildir'(Gülsüm İncekaya/İstanbul) Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
Reklam
İsrail Vatandaşı Filistinlilerden Fransa'nın İslam Karşıtı Tutumuna Protesto
KUDÜS (AA) - İsrail vatandaşı Filistinliler, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ifadeleri ile bazı Fransız yetkililerin İslam karşıtı uygulamalarını protesto etti.Akşam saatlerinde İsrail’in başkenti Tel Aviv yakınlarındaki Yafa kentinde toplanan yüzlerce Filistinli, Fransa'da Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanması ve Cumhurbaşkanı Macron'un bunları yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemesine tepki gösterdi.“Anam babam sana feda olsun ya Resulullah”, “Lideri Muhammed olan bir ümmet baş eğmez”, “Ey Macron Ey Allah’ın düşmanı” şeklinde sloganlar atarak tekbir getiren Filistinliler, Kelime-i Tevhid bayraklarıyla yürüyüş yaptı.Fransa'dan yapılan açıklamaların apaçık bir İslam ve Müslüman düşmanlığı olduğunu belirten göstericiler, Hazreti Muhammed ümmetinin Fransa’ya boyun eğmeyeceğini vurguladı.Yafa’daki Yefet Caddesi'nin başından itibaren yürüyüş yapan Filistinliler, caddenin sonlarına doğru gösteriyi olaysız şekilde sonlandırdı.Öte yandan yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail polisi aynı bölgede bulunan Fransa büyükelçilik konutunun etrafında geniş güvenlik önlemleri aldı.Fransız yetkililerin son dönemde artan İslam karşıtı tutumuna İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi kurumların yanı sıra çeşitli Arap ülkelerinden tepkiler gelmişti.Fransa'da Macron yönetiminin son zamanlarda Müslümanları ve ibadet yerlerini hedef almasıyla ülkenin farklı şehirlerinde benzer uygulamalar görülmeye başlandı.Ülkenin Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı.Macron açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
Serdar Ekrem Şirin Yazio: Bas Dopamin’i
etiket
Cep telefonunu kaybettiğini zannettiğinde yaşadığın endişeyi nasıl tarif edersin? Dünyayla bağlantının kopması ne hissettirir sana? Yalnızlık mı? Kalp atışın hızlanıyor ya da enseden bir sıcaklık aşağı doğru yayılıyor mu? Aslına bakarsan bilimsel olarak nomofobi yaşıyorsun. Hayatı telefonuna sığdıran, benliğinin bir parçası kabul eden insanlar için çok nahoş bir durum. Hele gençler için vücutlarının bir parçası. Neden bu kadar önemli peki? Graham Bell ve Thomas Watson telefonun ses ileten bir cihaz olması için yıllarını verirken hayalleri milyarca insanın elinden düşürmediği bir konuşma aygıtının hayatlarının parçası olması değildi herhalde. Neden bu kadar düşkünüz hiç merak ettiniz mi?
Reklam
Fransa'nın İslam Karşıtı Tutumuna Arap Ülkelerinden Tepkiler Devam Ediyor
İSTANBUL (AA) - Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ifadeleri ve bazı Fransız yetkililerin İslam karşıtı uygulamalarına Arap ülkelerinden gelen tepkiler sürüyor.Fransa'da Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanması ve Cumhurbaşkanı Macron'un bunları yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemesine tepkiler devam ediyor.Cezayir'deki en büyük İslami eğilimli parti Barış Toplumu Hareketi'nden yapılan yazılı açıklamada, Fransız yetkililerin İslam karşıtı ifade ve uygulamalarına tepki gösterilerek, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'dan, Macron'a karşı tutum sergilemesi talep edildi.Başta cumhurbaşkanlığı olmak üzere ülkenin tüm devlet kurumlarından Macron'un ifadelerini kınaması, diplomatik, siyasi ve ekonomik adımlarla cevap verilmesi istendi.Açıklamada, 'Macron'un İslam'a ve Müslümanlara yönelik hakaretlerini ve sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed'e saldırılarını sürdürmesi, tüm dünyadaki Müslümanlara açıkça saldırıdır.' ifadeleri kullanıldı.Yemen Vakıflar Bakanı Ahmed Atiyye, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Fransa'yı boykot çağrısında bulunarak, üzerinde 'Fransız ürünlerini boykot edin, Macron ve Fransa, ümmetin peygamberine hakaret ediyor. Resulullah kırmızı çizgimizdir.' yazılı bir fotoğraf paylaştı.Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, ifade özgürlüğü gerekçesiyle hakaret içerikli karikatürlerin yayınlandığı Fransa'daki resmi ve gayri resmi ifadelerin öfkeyle takip edildiği belirtildi.Açıklamada, bu durumun hoşgörüye ve birlikte yaşam değerlerine ihtiyaç duyan halklar ve ülkeler arasında çatışmalara neden olabileceği ve bunun da uluslararası barış ve güvenliğe olumsuz yansıyacağı uyarısında bulunuldu.Libya Başkanlık Konseyi üyesi Muhammed Zayid, sosyal paylaşım sitesi Facebook'taki hesabından yaptığı açıklamada, Macron'un ifadelerini kınayarak, Hz. Muhammed'in kutsallığına kötü sözler ya da değersiz karikatürlerin dokunamayacağını belirtti.Fransız yetkililerin son dönemde artan İslam karşıtı tutumuna İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) gibi kurumların yanı sıra çeşitli Arap ülkelerinden tepkiler gelmişti.Fransa'da Macron yönetiminin son zamanlarda Müslümanları ve ibadet yerlerini hedef almasıyla ülkenin farklı şehirlerinde benzer uygulamalar görülmeye başlandı.Ülkenin Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı.Macron açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
İtalya'da Kovid-19 Salgınında Son 24 Saatte 19 Bin 644 Yeni Vaka Tespit Edildi
ROMA (AA) - İtalya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında son 24 saatte 19 bin 644 yeni vaka kaydedildi. Sağlık Bakanlığının günlük açıkladığı verilere göre, son 24 saatte 19 bin 644 kişiye Kovid-19 tanısı konuldu. Böylece, salgının başından bu yana günlük vaka sayısı yeni zirvesine ulaştı. Salgının başladığı şubattan beri virüs bulaşan kişi sayısı 504 bin 509'a yükseldi. Aktif Kovid-19 hasta sayısı 203 bin 182'ye, yoğun bakımda tedavi görenlerin sayısı da 1128'e çıktı.Hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 151 artarak 37 bin 210'a ulaştı. İyileşenlerin sayısı da 2 bin 309 artarak 264 bin 117'ye yükseldi.Önlemlerin sıkılaştırılması gündemdeÜlkede mart-nisan döneminde olduğu gibi topyekun karantinaya gidilmesine ekonomiyi koruma gerekçesiyle karşı olduğu bilinen Başbakan Giuseppe Conte'nin, hızla yükselen yeni vaka sayısı ve Napoli'de sokağa çıkma yasağına yönelik protestodaki olayların ardından strateji değiştirebileceği ifade edildi. Başbakan Conte, yaptığı konuşmada, 'Eğer sağlığımızı korumazsak ekonomimizi de koruyamayız.' dedi. Sağlık Bakanı Roberto Speranza'nın da Koronavirüs Bilim-Teknik Kurulunu yeni önlemleri görüşmek üzere toplantıya çağırdığı bildirildi.İtalyan ANSA ajansının haberinde, spor salonu ve kapalı yüzme havuzlarının tamamen kapatılabileceği, restoran ve barlara yönelik daha kısıtlayıcı tedbirler alınabileceği ifade edildi.La Repubblica gazetesi de manşetinden verdiği haberinde, Conte'nin strateji değişikliğine giderek İtalya genelinde okul ve iş haricinde dışarı çıkmayı sınırlandıracak önlemler üstünde çalıştığını belirtti. Corriere della Sera gazetesi de bölge yönetimlerinin, merkezi hükümete daha sert önlemler alınması konusunda baskı yaptığını, tüm İtalya’da sokağa çıkma yasağının gelebileceğini yazdı.
Isesco: Fransız Yetkililerin İslam Karşıtı Kampanyayı Körüklemesi Şaşkınlık Verici
RABAT (AA) - İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO), Fransız yetkililerin İslam karşıtı kampanyayı körüklemesi karşısında şaşkınlık duyulduğunu bildirdi.Merkezi Fas'ın başkenti Rabat'ta bulunan ISESCO'dan yapılan yazılı açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ifadeleri ve bazı Fransız yetkililerin İslam karşıtı uygulamalarına tepki gösterildi.Bazı Fransız yetkililerin, İslam karşıtı kampanyayı ve çatışma ortamını körüklemesi, ülkedeki Müslümanlara baskı yaparak ayrımcılık politikasıyla dini özgürlükleri ihlal etmesi karşısında şaşkınlık duyulduğu belirtilen açıklamada, 'Fransa'da bazı yetkililerin, siyasi söylemlerindeki Hazreti Muhammed'e yönelik sistematik hakaretleri, dünyadaki 1,5 milyardan fazla Müslümanın şaşkınlığına, üzüntüsüne ve öfkesine yol açıyor.' ifadeleri kullanıldı. Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürlerin resmi binaların duvarlarına yansıtılmasından geri durulmamasının halklar ve ümmetler arası diyalog, barış ve birlikte yaşama temellerini yok ettiği kaydedilen açıklamada, bu tür hakaretlerin halklar ve kültürler arası nefreti körüklediği uyarısında bulunuldu.Açıklamada ayrıca son olarak Fransa'da bir öğretmenin radikal bir kişi tarafından öldürülmesi de kınandı. Fransa'da Macron yönetiminin son zamanlarda Müslümanları ve ibadet yerlerini hedef almasıyla ülkenin farklı şehirlerinde benzer uygulamalar görülmeye başlandı.Ülkenin Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı.Macron açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
Reklam
İçişleri Bakanı Soylu, Gündeme İlişkin Soruları Yanıtladı:
İSTANBUL (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ABD Büyükelçiliğinin terör saldırısı olabileceğine dair güvenlik uyarısı yayımlamasına ilişkin, 'Elbetteki istihbari birtakım değerlendirmeler söz konusu olabilir ama alınacak kararları kendi internet sitesinden duyurmak gibi bir başka ülkeyi töhmet altında bırakabilecek bir davranış, yakışır bir davranış değildir. Yadırgatıcı bir davranıştır.' dedi.Soylu, Türkiye Afetlere Müdahale Planı (TAMP) Çalışma Grupları Değerlendirme Toplantısı'ndaki konuşmasının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.ABD'nin Türkiye Büyükelçiliğinin, İstanbul'da terör saldırısı olabileceğine dair bir güvenlik uyarısı yayımladığı hatırlatılarak, İçişleri Bakanlığının konuya ilişkin kendi istihbari bilgisi olup olmadığına ilişkin soru üzerine Soylu, büyük devlet olmanın her zaman sorumlulukları olduğunu söyledi.Soylu, büyük devletin 'İstediğim gibi, istediğim davranışı, istediğim ülkede, istediğim şekilde yaparım.' diye bir düzensizlik içerisinde olmaması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:'Elbetteki istihbari birtakım değerlendirmeler söz konusu olabilir ama alınacak kararları kendi internet sitesinden duyurmak gibi bir başka ülkeyi töhmet altında bırakabilecek bir davranış, yakışır bir davranış değildir. Yadırgatıcı bir davranıştır. Anlaşılan usul, erkan, adap kalmamış. Elbetteki biz de hem kendi ülkemizle ilgili hem başka ülkelerle ilgili birçok istihbari bilgiler elde ediyoruz. Bu konularda teyakkuz halinde olduğumuzu ifade etmek isterim. Bunu bir internet sitesinden duyurup, 'Bir terör saldırısıyla karşı karşıya kalabiliriz, onun için vize başvurularını durduruyoruz', anlamında bir duyuruyu paylaşmanın diplomatik bazı gereklilikleri söz konusudur. Amerikan Büyükelçiliği usul, erkan ve adaptan yoksun, bırakın diplomatik gereklilikleri, bir davranışı ortaya koymuştur. 'Soylu, bugüne kadar hangi yabancı misyon ya da vatandaşın 'Bu konuda böyle bir değerlendirmemiz var, bu konuda bir adım atabilme fırsatına sahip olabilir miyiz?' dediğinde görevlerinin, memleketteki her vatandaş ile her bir yerin güvenliğini temin etmek olduğunu söyledi.Bu konuyla ilgili Dışişleri Bakanlığı, Bakan ve MİT Başkanıyla da görüştüğünü ifade eden Soylu, şöyle konuştu:'Bize haftada 1200 duyum geliyor. 1200 istihbari duyum ve bunların yüzde 30'u eyleme yöneliktir. Ama ciddi bir devletin yapması gereken bunu bulunduğu ülkenin yetkili makamlarıyla 'Ben böyle bir şeyle karşı karşıya kaldım...' İstihbarat alabilirsiniz, bunu bizim yadsımamız mümkün değildir. Olabilir ama bu istihbaratı, muğlak bir bilgi notuyla değil, oturup bu konuda neler yapmamız lazım, biz de böyle bir şey düşünüyoruz diye en azından irtibatta bulunduğunuz diplomatik kanallarla görüşmeniz aslında doğru olan, diplomatik geleneklere uygun olan ve isabetli olandır. Ama her meseleyi siyasi bir değerlendirme olarak ele almaya çalışınca maalesef ortaya böyle durumlar çıkıyor.''Herkesin güvenliğini korumak için tedbir almakla mükellefiz'İçişleri Bakanı Soylu, tüm yabancı misyonlar, hem yabancı vatandaşlar hem de yurttaki vatandaşlarla ilgili 24 saat herkesin güvenliğini korumak ve her türlü riske karşı tedbir almakla mükellef olduklarını dile getirerek, 'Bu konudaki süreç kendi sınırlarımızdan kaynaklanan bir süreç değildir. Onlara gelen istihbarat bilgisinin özellikle Irak ve Suriye eksenli bir istihbarat bilgisi olduğu konusunda bir değerlendirmeleri söz konusu. Buna ait bir tedbir alınabilir ama her şeyin usulü, erkanı, adabı var.' dedi.Bakan Soylu, 3 Kasım'da Kağıthane'de yapılacak toplanma yerleriyle ilgili tatbikatın tüm Türkiye'de deprem riski olan tüm bölgelerde, yine sel gibi afet olan yerlerde de yapılacağını, toplanma yerlerinin tespit edilip dönem dönem bu tatbikatların gerçekleştirileceğini söyledi. 'Sağlık Bakanımızın emrindeyiz'İçişleri Bakanı Soylu, koronavirüsle mücadele konusunda Sağlık Bakanlığı ile koordineli yürütülen çalışmaların sorulması üzerine, 'Biz bu konuda Sağlık Bakanımızın emrindeyiz. Yani bu salgının başından itibaren birlikte çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Sağlık Bakanımızın ortaya koyduğu veriler ve çalışma pratiği, alınacak tedbirler konusunda ortaya koydukları, özellikle valiler, kaymakamlarımız, il sağlık müdürlerimiz, bütün sağlık birimlerimiz bunlarla koordine edilerek gerçekleştiriliyor.' dedi.Gerek İstanbul gerek Bursa'da dönem dönem vaka sayılarında yükselişler olduğuna dikkati çeken Soylu, şöyle konuştu:'Bu konuda hem doğru tedbirler almak hem doğru bilgilendirmek hem vatandaşımıza şeffaf bilgi vermek hem alabileceğimiz tedbirleri ortaya koyabilmek bizim temel sorumluluğumuzdur. Sağlık Bakanlığımızın bu konuda ortaya koyduğu süreçleri biz tahkim etmekle sorumluyuz. Yani bize ne diyorsa onu yapıyoruz ve yapmaya da devam ediyoruz, yapmak da sorumluluğumuz. 'Denetimi sıklaştıralım' denetimi sıklaştırıyoruz. 'Filyasyon ekiplerine takviye yapalım', takviye yapıyoruz. 'Araç bulalım' araç buluyoruz. Elimizden ne geliyorsa bunu açık söylüyorum, bu bir toplumsal sorumluluğumuz, devlet sorumluluğumuz, hükümet sorumluluğumuz, birey sorumluluğumuz bunu yerine getirmek için çaba sarf ediyoruz. Vatandaşımızın da Sağlık Bakanlığımızın, Bilim Kurulumuzun ortaya koymuş olduğu süreçlere riayet etmesini bekliyoruz.''Vatandaşımız bağışlasın bunu yapmakla mükellefiz'Dönem dönem denetimlerde bir takım hadiseler meydana geldiğini de anlatan Bakan Soylu, 'Denetimin adı denetim. Bizi vatandaşımız bağışlasın. Bunu yapmakla mükellefiz. Biz denetim yaparken aslında bundan masum bir şekilde etkilenebilecek bir vatandaşın hakkına sahip çıkıyoruz, bu kadar basit. Bazen bu çok alışageldik bir durum değil. Sürekli olarak devlet bu konularda on yıllardır bir süreç yönetiyor, bir denetim yapıyor değil. Burada birbirimizin hakkına riayet etmek, sahip çıkabilmek, birbirimizi muhafaza etmek, koruyabilmek ve bunun bir hak olduğunu değerlendirebilmek durumundayız.' ifadelerini kullandı.Bugün kaymakamlarla bir araya geleceklerini belirten Soylu, koronavirüsle mücadeleyi onların ağzından tekrar dinleyeceklerini dile getirdi. Yedi günde yedi ayrı denetim gerçekleştirdiklerini ifade eden Soylu, şöyle devam etti:'Elde ettiğimiz verileri ve bilgileri adım adım takip ediyoruz. Bu verileri, bilgileri ve sahadan gelen bütün sonuçları Sağlık Bakanımızla paylaşıyoruz ve buraya yönelik olarak kabineye de geldiğimizde kabinede de kendi değerlendirmelerimizi, valilerden, kaymakamlardan bize intikal eden bütün değerlendirmeleri paylaşıyoruz. Huzurlarınızda valilerimiz, kaymakamlarımız, sağlık müdürlerimiz, kolluk kuvvetlerimiz, sağlıkçılarımız, öğretmenlerimiz, Vefa Sosyal Destek Gruplarımız, sivil toplum örgütlerimiz, herkes çalışma yapıyorlar. Benim biraz daha ricam var. Arkadaşlarımızın bu konuda özellikle istekleri var. Belediyelerimizin biraz daha sahaya basması lazım. Yani inanın çok ihtiyacımız var. Biraz daha sahaya basmalı. İlla ki sert uyarılara ihtiyaç yok ama vatandaşımıza telkinlerde bulunmamız lazım, yumuşak dille, yumuşak üslupla neyi murat ettiğimizi bir vesileyle biraz daha anlatmamız lazım Bunu beraber yeneceğiz. Türkiye'nin durumu Sayın Cumhurbaşkanımız defalarca altını çizerek söyledi, Avrupa'dan çok iyi. Ama biz çok daha iyi bir duruma getirebilme kabiliyetine sahip olabileceğimizi düşünüyoruz.'PKK'lı teröristin Türkiye'ye getirilmesiBakan Soylu, Kayseri'de 15 askerin şehit olduğu bombalı saldırının faili PKK'lı terörist Ferhat Tekiner'in, MİT ve Emniyet iş birliği ile düzenlenen operasyonla Türkiye'ye getirilmesine ilişkin soruya da, '6 aydır takip ettiğimiz bir terörist bu. 6 aydır onu Türkiye'ye getirebilmek için iyi bir çaba sarf ettik. Özellikle emniyetimize ve MİT Başkanlığımıza teşekkür ediyorum. Israr ettik ve Allah'a şükürler olsun ki iyi bir çalışmayla, sonuçlarının da iyi olacağını düşünüyorum. Getirilmeyi bir sonuç olarak görmeyin. Canlı yakaladığımızda daha iyi sonuçları sökebilme kabiliyetine sahibiz.' yanıtını verdi.
Balık Tezgahlarında Müşteriler Renkli Işıkla Aldatılıyor
Mersin'de, Doç. Dr. Deniz Ayas, bazı balık tezgahlarında renkli ışık kullanılarak hile yapıldığını belirterek, vatandaşları uyardı. Mersin Balıkçılar Derneği Başkan Yardımcısı Adnan Polat ise vatandaşların balıkları daha rahat görüp seçebilmesi için tezgahlarında gün ışığı lambası kullandıklarını kaydetti.
Kpss Ön Lisans Oturumu Yarın Yapılacak
ANKARA (AA) - Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) Ön Lisans oturumu, yarın Türkiye'de 81 ilde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) başkenti Lefkoşa'da yapılacak.Saat 10.15'te başlayacak sınavda, adaylara genel yetenek ve genel kültür testlerinden toplam 120 soruyu yanıtlamaları için 130 dakika süre verilecek.KPSS ön lisans adayları, saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmayacak.Koronavirüs önlemlerine dikkat edilecekSınavda yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı tedbirler alınacak. Bu kapsamda, sınav binalarının ve salonlarının sınavdan önce detaylı temizliği yapılacak ve dezenfekte edilecek. Koronavirüs önlemleri kapsamında adaylara sınav binası girişlerinde görevliler tarafından maske ve dezenfektan dağıtılacak, isteyen adaylar, kendileri de dezenfektanlarını yanlarında getirebilecek. Sınav görevlilerine maske ve dezenfektan ile lateks eldiven de dağıtılacak. Adaylar ve görevliler, kendi maskeleri ve siperlikleriyle de girebilecek.Sınav görevlilerinin Kovid-19 durumları, HES kodları aracılığıyla takip edilecek. Kovid-19 belirlenen sınav görevlilerinin görevleri iptal edilerek yerlerine yeni görevlendirmeler yapılacak. Kovid-19 ile ilgili durumu olan adaylar da HES kodlarından belirlenecek ve Bilim Kurulunun önerisi doğrultusunda Kovid-19 durumlarına göre gruplara ayrılacak ve sınav merkezlerinde hazırlanan ayrı salonlarda sınava alınacak.Bu durumda olan adaylar, ÖSYM tarafından SMS ile sınavdan önce bilgilendirilecek.Okul bahçelerindeki yığılmayı önlemek ve sosyal mesafeyi korumak için adaylar ve sınav görevlileri dışında hiç kimse okul bahçelerine giremeyecek. Adaylar, sınav binalarına girişte ve sınav bitiminde binadan çıkışta, sosyal mesafenin korunması için sınav görevlilerince yönlendirilecek.Sınav sonuçları, 26 Kasım'da açıklanacak.
Reklam
Uğur Batı Yazio: Mutlu Olmak Zorunda mıyız?
etiket
Edebiyat dünyası uzun süredir mutluluk hakkında yazıp durur. Belki de en eski konulardan birisi olmuştur. Felsefe yine buna benzer bir durumdur. Mutluluk belki de yaşamın hem anlamıdır hem de amacı… Bu anlamda beyinbilim , günümüzde hür irade, aşk, suç, karar, davranış, duygu, düşünce gibi birçok konuyu ele aldığı gibi mutluluğu da ele almaktadır… Ve felsefe-edebiyat-ahlak-sanat gibi görece daha subjektif ekollere, objektif bir zemin sunmaktadır. Peki mutluluğun beyindeki tezahürü ne olur? Bu konuyu yazı boyunca ele alacağız. Bir giriş yapalım ve ilk soruyu soralım: Mutluluğun bilimi olur mu? Tüm canlılar için hayatta kalmak, ödüllendirici duygulanımlara bağlıdır. Mutluluk gibi. Ama belkide sadece insan bunun bilincindedir. Bu bağlamda mutluluğu bilinç düzeyinde tecrübe edebilen tek beyin insanın beynidir. Kararlarımızın hesabını ve sonuçlarını tahmin edebilmek gibi yine sadece bizde olan özelliğimiz ise evrimsel olarak bize bir avantaj sunmuş olsa da bu iki ucu keskin bir kılıçtır. ABD’li yazar John Steinbeck in belirttiği gibi: Bilincimiz sayesinde mutluluğu, hazzı ve arzuyu bilinç düzeyinde fark edebiliyorsak da… Bunun kesin bir sonu var gibi görünüyor. Öleceğimiz gerçeği -geri kalan zamanımı güzel geçireceğim- şeklinde bir stratejiyi gündeme getirse de, türümüz özellikle de bu günlerde depresyon ve endişe salgını yaşamaktadır.
Barma Yaylası'na "Doğa Müzesi Ve Eğitim Merkezi" Kurulacak
TRABZON (AA) - TUĞBA YARDIMCI - Türkiye'nin en yüksek rakımında yer alan ve koruma altına alınan üç turbalıktan biri olan Trabzon'un Çaykara ve Köprübaşı ilçe sınırları içindeki Barma Yaylası Turbalığı'nda bilim insanlarına ve doğaseverlere hizmet verecek 3 milyon lira maliyetli 'Barma Yaylası Doğa Müzesi ve Doğa Eğitimi Merkezi' ile iki seyir terası oluşturulacak.Barma Yaylası Kontrollü Kullanım Alanları Projesi danışmanlarından, Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Coşkun Erüz, AA muhabirine, sulak alanlarda ve buraların etraflarındaki bitkilerin su altında oksijensiz kalarak yavaş yavaş çürümesi sonucu kaliteli yanıcı madde oluştuğunu, bu alanların da turbalık olarak adlandırıldığını söyledi.Yaklaşık 1800 rakımda bulunan Barma Yaylası Turbalığı'nın, Türkiye'de en yüksek rakımdaki koruma altına alınan üç turbalıktan biri olduğunu belirten Erüz, 'Bir diğeri 3 kilometre batımızdaki Ağaçbaşı Turbalığı üçüncüsü de yine Araklı ilçesinde Yılantaş Yaylası Turbalığı. Avrupa'nın en güneydeki son yüksek rakım turbalıkları bunlar yani bu kuşaktaki son turbalıklar.' dedi.Erüz, Türkiye'deki nadir turbalıklardan biri olan Barma Yaylası Turbalığı'nın Kasım 2019'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imza attığı kararla 'kesin korunacak hassas alan' olarak tescil ve ilan edildiğini vurguladı.Turbalıkların 10 bin yıllık geçmişi barındıran alanlar olduğunu dile getiren Erüz, 'Son buzul çağından sonra oluşmaya başlamış ve 10 bin yıldır değişmeden sürekli oluşan bitkilerin asitik ortamda çürümeden birikerek fosilleşip kaldığı bir ortam. Bu fosiller tabaka olarak kalıyor, bu turbalıkta da yaklaşık 4 metre kalınlığa kadar tabakalaşma var. Bu da ne anlama geliyor? Son 10 bin yıllık coğrafyanın iklimi, biyoçeşitliliği, bitki ve hayvan türleriyle ilgili bize adeta bilgi arşivi sunuyor. Dolayısıyla bu arşivi koruduğumuzda bizim geriye doğru 10 bin yıllık süreci bilimsel olarak inceleme şansımız var. Bu turbalıkların içerisinde yaşayan ender türler var. Bu türlerin de kendine has karakteri var.' diye konuştu.Erüz, turbalığın bulunduğu yaylanın, Doğu Karadeniz'in dağ ekosisteminin çok özel bir coğrafyası olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:'Burası 2019 yılında Cumhurbaşkanımızın onayı ile koruma altına alındı, doğal sit artık. Korunan alan yaklaşık 1300 hektarlık alan. Turbalığın kenarında, herhangi bir şekilde turbalığa girmeden doğa müzesi ve eğitim merkezi oluşturulacak. Sadece uzaktan bakarak 'burası turbalık' demek yerine gençlere, meraklı araştırmacılara eğitim merkezinde turbalıklar, coğrafyanın ekosistemi, biyoçeşitliliği, yaban hayatı yani flora ve faunası konularında eğitim verilecek. Gençler hafta sonu buraya gelip, gerektiğinde çadırlı kamp kurmak suretiyle eğitim alacaklar. Burada yaklaşık 250 metrekarelik kapalı alana sahip eğitim ve doğa müzesi kuruluyor. Doğu Karadeniz'de ilk olacak bu merkez. İnşallah burada, doğamızı niye koruduğumuzu gösterme şansımız olacak. 2021'de bu örnek çalışma bitecek.''2021'de burada eğitimlere başlayacağız'Projenin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda yürütüldüğünü aktaran Erüz, 'Binamızı da Trabzon Büyükşehir Belediyemiz inşa ediyor. İnşallah 2021'de burada eğitimlere başlayacağız, artık biz doğayı doğada öğretmeye başlayacağız.' ifadesini kullandı.Erüz, çalışma yapılırken coğrafyanın sahip olduğu değerlerin korunacağının altını çizerek, şöyle devam etti:'Turbadan örnek koyacağız, ağaçlardan, varsa etrafta fosillerden koyacağız ama bir canlıyı öldürüp de oraya koymayacağız. Fotoğraflarla birlikte onların bilgisini, tarihini, önemini, ne olduğunu, bu coğrafyanın haritalarını koyacağız diğer ekosistemlerini de gösterecek şekilde. Hocalar tarafından tamamen bilimsel yöntemle oluşturulacak gösterim müzesi olacak. Çocuklar, gençler, araştırmacılar bu alanda dolaştırılarak, yerinde hem turba hem de biyoçeşitlilik gösterilecek. Kafkas semenderi ve turbada yaşayan diğer endemik türler alana hiçbir zarar vermeden fiziki olarak yerinde gösterilecek.' Proje kapsamında turbalık alanın doğu ve batı yamaçlarında birer seyir terası kurulacağını da belirten Erüz, ziyaretçilerin iki seyir terasından da coğrafyayı izleyebileceklerini aktardı.Erüz, 6 dekar üzerinde kurulacak 250 metrekarelik kapalı alanın müze ve eğitim merkezi olarak kullanılacağını, aynı zamanda açık alanların bazı bölümlerinin de eğitim alanı olarak düzenleneceğini vurguladı.Proje maliyetinin yaklaşık 3 milyon lira olacağının tahmin edildiğini aktaran Erüz, 'İç donatımı ve diğer yapılanmalar ekstra olacak. Yönetimi Büyükşehir Belediyesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülecek ama halkın katılımı da sağlanacak. Buranın yönetiminde mutlaka bu yörenin halkı da olacak çünkü burayı koruyacaksak halkla birlikte korumamız gerekiyor. Halktan izole bir korumanın mümkün olmadığını düşünüyoruz. Yaylada artık gelişi güzel yapılaşma bitmiş olacak.' dedi.
Reklam
Türk Araştırmacılar, Tunç Çağı'ndan Kalma "Su Altı Hazinesi"Ni Keşfetti
İZMİR (AA) - EFSUN ERBALABAN YILMAZ - Türk Batık Envanteri Projesi: Mavi Miras (TUBEP) çalışmasını Koca Piri Reis Gemisi ile yürüten Türk bilim insanları, Muğla Bozburun'da Tunç Çağı'ndan kalma liman izleriyle ile yaklaşık 4 bin yıllık yüzlerce tarihi eseri keşfetti. Cumhurbaşkanlığı desteği, Kültür ve Turizm Bakanlığı izni ile Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsünden bilim insanlarının yürüttüğü proje devam ediyor. Türkiye kıyılarındaki batıkların envanterini çıkarmak üzere yürütülen çalışmada çarpıcı arkeolojik keşiflere imza atılıyor.Çalışma kapsamında Marmaris-Bozburun bölgesinde Minos uygarlığına ait olduğu tahmin edilen izlere rastlayan bilim insanları, çok az verinin ele geçtiği Tunç Çağı ticaret rotalarına ilişkin bilgileri de arkeoloji dünyasının dikkatine sundu. Tunç Çağı'nda su seviyesine ilişkin bilimsel çalışma yaptıkları sırada sürpriz şekilde yüzlerce konik kap, fincan, tezgah ağırlıkları, mutfak kapları, gaga ağızlı testilerden oluşan seramikler ile taş baltalara ulaşan ekip, eserlerin milattan önce 18. yüzyıla yani Orta Tunç Çağı'na tarihlendiğini ortaya çıkardı. Tunç Çağı'ndan günümüze kalan en büyük ve en eski buluntuların yer aldığı tahmin edilen bölgede Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Başkanlığı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Özdaş bilimsel danışmanlığında yürütülen çalışmayla Anadolu ve Minos medeniyetleri arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması, dönemin ticaret rotasına ilişkin veriler elde edilmesi bekleniyor. 'Zaman durmuş gibi...'Doç. Dr. Harun Özdaş, AA muhabirine, Mavi Miras çalışmalarına Koca Piri Reis Gemisi ile katkıda bulunmaya çalıştıklarını, batıklar ve yerleşim izlerini tespit ettiklerini söyledi. Derin sularda gelişmiş su altı cihazlarıyla su seviyeleri üzerinde çalışırken sürpriz sonucu sığ suda, Ege tarihini değiştirecek buluntuların yer aldığı 'fenomen' ile karşılaştıklarını aktaran Özdaş, şöyle konuştu:'3-30 metre arasında değişen derinliklerde buluntular karşımıza çıktı. Günümüzden 4 bin yıl önceye dayanıyor. Büyük ihtimalle gemilerle, teknelerle taşınmış kargolar, liman ile liman yapıları olduğunu düşündüğümüz bir alanda yükleme sırasında bir nedenle tahribat görmüş. Seramik ve kaba yontu taşların liman kalıntısına işaret ettiğini düşünüyoruz. Tunç Çağı'nın bilinen en eski liman kalıntısı.'Özdaş, buluntuların Minos uygarlığına ait olduğunu düşündüklerini söyleyerek, 'İşin enteresan tarafı şu; bölgede zaman durmuş, tıpkı bir batıktaki gibi liman kalıntısı zamanı saklamış. Tunç Çağında Girit-Minos ve Anadolu ilişkisini gösterebilecek bir buluntu haline gelmiş. Bu döneme ilişkin yerleşim, liman izi olarak karşımıza çıkarmış.' dedi. Ticaret rotasını ortaya çıkaracakBuluntuların, Minos gemilerinin Anadolu kıyılarındaki ilk durağının Bozburun Yarımadası olduğuna işaret ettiğini anlatan Özdaş, 'Buluntular, büyük olasılıkla Girit'te üretilen seramiklerin ihracat için Rodos ve Bozburun Yarımadası üzerinden kuzeye İassos, Milet, Efes ve Truva'ya, Kuzey Ege'ye gittiğini ve bir ticaret rotasının olduğunu gösteriyor. Bu rotaya ilişkin günümüze kadar çok veri ele geçmemişti.' dedi. Buluntuların Türkiye kıyılarında bugüne kadar ele geçen en büyük Minos ve Anadolu Tunç Çağı eserleri olduğunu vurgulayan Özdaş, bilim dünyasına önemli bilgiler kazandırılacağını, su altı çalışmaların genişletilmesi için sponsor desteğine açık olduklarını da sözlerine ekledi. DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar da keşfin heyecan verici olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:'Ege’nin tarihine ışık tutacak bu büyük keşif, Anadolu ile Girit-Minos medeniyetleri arasındaki ticari, sosyal ve kültürel etkileşimlerin gün yüzüne çıkmasını ve dönemin toplumsal hayatının anlaşılmasını sağlayacaktır. Koca Piri Reis Gemisi’nin kullanıldığı araştırmaların ülkemiz ve akademi dünyası adına önemini biliyor, bu noktadaki gayretlerinden dolayı değerli hocamız ve ekibi ile gurur duyuyoruz.'
Gündem / 24 Ekim 2020
Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 19201- Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadir Has Stadyumu'nda AK Parti Kayseri 7. Olağan İl Kongresi'ne ve Talas Paraşüt Alanı'nda Kayseri Kentsel Dönüşüm Anahtar Teslim Töreni'ne katılacak.(Kayseri/13.30/15.30) (Fotoğraflı - Görüntülü)YASAMA YÜRÜTME SİYASET1- AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, partisinin Çubuk 7. Olağan İlçe Kongresi'ne katılacak.(Ankara/13.00) (Fotoğraflı - Görüntülü)DÜNYA DİPLOMASİ1- Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ'daki çatışmaların durdurulması amacıyla varılan ateşkes süreci ve bölgedeki gelişmeler takip ediliyor.

(Bakü)

 (Fotoğraflı - Görüntülü)2- Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ile konunun Türkiye ve Yunanistan başta olmak üzere uluslararası alandaki yansımaları izleniyor.(Ankara/Atina/Lefkoşa) (Fotoğraflı - Görüntülü)GÜNCEL1- Dünya genelinde Kovid-19'a ilişkin gelişmeler takip ediliyor. (Fotoğraflı - Görüntülü)SPOR1- Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Valiliği ziyaret edecek, olimpik yüzme havuzu temel atma, Selçuklu Belediyesi tarafından 4 okula yaptırılan spor salonlarının toplu açılış ve Konya 2021 Genel Koordinatörlük Hizmet Binası'nın açılış törenleri ile Konya 2021 Hazırlık ve Düzenleme Kurulu Toplantısı'na katılacak.(Konya/13.30-16.20) (Fotoğraflı - Görüntülü)2- Süper Lig'in 6. haftasına Gaziantep FK-İttifak Holding Konyaspor, Büyükşehir Belediye Erzurumspor-Galatasaray ve Medipol Başakşehir-Frapot TAV Antalyaspor maçlarıyla devam edilecek.(Gaziantep/16.00/Erzurum/İstanbul/19.00) (Fotoğraflı - Görüntülü)3- TFF 1. Lig'in 7. haftası Ümraniyespor-Altınordu, Yılport Samsunspor-Ankara Keçiörengücü maçlarıyla başlayacak.(İstanbul/13.30/Samsun/19.00) (Fotoğraflı)4- Misli.com 2. Lig Kırmızı Grup'ta 1. haftadan ertelenen Bayburt Özel İdare-Elazığspor, 2. haftadan ertelenen Kırşehir Belediyespor-Etimesgut Belediyespor maçları yapılacak.(Bayburt/Kırşehir/14.00) 5- ING Basketbol Süper Ligi'nin 5. haftası Frutti Extra Bursaspor-TOFAŞ, HDI Sigorta Afyon Belediyespor-Türk Telekom, Pınar Karşıyaka-Darüşşafaka Tekfen ve Büyükçekmece Basketbol-Bahçeşehir Koleji maçlarıyla başlayacak.(Bursa/13.00/Afyonkarahisar/15.15/İzmir/17.30/İstanbul/20.00) (Fotoğraflı)6- Herbalife Nutrition Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nin 6. haftasına OGM Ormanspor-ÇBK Mersin Yenişehir Belediyespor, Nesibe Aydın-Birevim Elazığ İl Özel İdare, Büyükşehir Belediyesi Adana Basketbol-Samsun Canik Belediyespor, Galatasaray-BOTAŞ ve İzmit Belediyespor-Çankaya Üniversitesi maçlarıyla devam edilecek.(Ankara/14.00/16.00/Adana/14.00/İstanbul/Kocaeli/16.00) (Fotoğraflı)7- Voleybol Misli.com Sultanlar Ligi'nin 11. haftasında Beylikdüzü Voleybol İhtisas-Sarıyer Belediyespor, VakıfBank-Fenerbahçe Opet, Karayolları-Çan Gençlik Kalespor, Aydın Büyükşehir Belediyespor-PTT maçları yapılacak.(İstanbul/13.00/20.00/Ankara/15.30/Aydın/15.00) (Fotoğraflı)8- Hentbol Erkekler Süper Lig'in 5. haftası iki maçla sona erecek. (Fotoğraflı)9- Fenerbahçe ve Galatasaray kulüplerinin divan kurulu toplantıları çevrim içi gerçekleştirilecek.(İstanbul/10.30/13.30) 10- Türkiye Ferdi Kros Şampiyonası, kadın ve erkeklerde 20 yaş altı ve büyükler kategorilerinde yapılacak.(Denizli/10.30-12.10) (Fotoğraflı)ÖZEL HABER1- Sağlık hizmetlerinin denetiminde rehber kitapİl sağlık müdürlükleri denetim birimleri tarafından gerçekleştirilecek denetimlerde aykırılık tespiti halinde uygulanacak yaptırımlarda bir standart ve uygulama birliği oluşturmak amacıyla hazırlanan 'Sağlık Hizmetlerinde Denetim' kitabı e-kitap olarak erişime açıldıRehber kitapta, denetim türleri, yetkisiz, izinsiz veya ruhsatsız sunulan sağlık hizmetlerinin denetimleri, denetimlerin sıklığı ve kimler tarafından gerçekleştirileceği ile uygulanacak yaptırımlar yer alıyor(Duygu Yener/Ankara)2- Türk araştırmacılar, Tunç Çağı'ndan kalma 'su altı hazinesi'ni keşfetti'Türkiye Batık Envanteri Projesi: Mavi Miras' kapsamında Muğla Bozburun açıklarında Koca Piri Reis Araştırma Gemisi ile çalışan Türk bilim insanları, su altında Tunç Çağı'ndan kalma liman izleriyle yaklaşık 4 bin yıllık yüzlerce tarihi esere ulaştıDokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Özdaş:'Bölgede zaman durmuş, tıpkı bir batıktaki gibi liman kalıntısı zamanı saklamış. Tunç Çağı'nda Girit-Minos ve Anadolu ilişkisini gösterebilecek bir buluntu haline gelmiş'(Efsun Erbalaban Yılmaz/İzmir)3- DOKTORLAR KOVİD-19'LA SAVAŞI ANLATIYOR - 'Bilinci açık Kovid-19 hastasını entübe etmemek için her şeyi yapıyoruz'Sivas Numune Hastanesinde anestezi uzmanı olarak görev yapan ve Kovid-19'u yenen doktor Oğuz Gündoğdu:'Kovid-19 yoğun bakım hastalarında en önemli özellik bilinçlerinin açık olması. Tabi bu durumlar bizi bazen duygusal olarak da etkiliyor. Bilinci açık bir Kovid-19 hastasını entübe etmemek için her şeyi yapıyoruz'Kovid-19'la mücadele ederken kendisi, doktor eşi ve çocuğu da hastalığa yakalanan doktor Ahmet Şeyhanlı:'Hastalandığımda ve hastalığı eşimle çocuğuma bulaştırdığımda vicdanen beni en çok rahatlatan şey, keyfi bir iş sonrası bana bulaştı ihtimalinin hiç olmaması. Yani keyfi olarak bir düğün salonuna gitmedim, arkadaşlarımla herhangi bir ortamda bulunmadım. İşin doğası olarak bize bulaştı, bu vicdan rahatlığı insanı pozitif yönde etkiliyor'(Serhat Zafer/Sivas)Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
Ardahan Kalesi'nde Bilsem Öğrencilerine Astronomi Dersi
ARDAHAN (AA) - Ardahan Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencilerine uygulamalı astronomi dersi verildi.Ardahan BİLSEM ile Serhat Kalkınma Ajansınca (SERKA) ortaklaşa düzenlenen etkinlik, Ardahan Kalesi'nde gerçekleşti. Astronom Tamer Akın'ın 'Evrende Biz Neredeyiz' adlı söyleşiyle başlayan ve 'Yıldız Gözlem Gecesi' etkinliğiyle devam eden programda, öğrenciler keyifli anlar yaşadı.Etkinlikte konuşan Ardahan BİLSEM Müdürü Elif Kıral, katılımcılara teşekkür ederek 'Bu etkinliğimiz son derece verimli geçti. Öğrencilerimiz ay ve gezegenleri izleme şansı buldular. Amacımız öğrencilerimizi hak ettiği eğitim ve etkinliklerle buluşturmak. Bu da bunlardan biriydi.'Etkinliğe Ardahan Vali Yardımcısı Mustafa Gürbüz, Milli Eğitim Müdürü Erhan Bulut, SERKA Genel Sekreteri İbrahim Taşdemir, öğrenci ve veliler katıldı.Etkinlikte BİLSEM resim grubu öğrencilerinin 'Yıldızlar' konulu resim sergisi de ilgi gördü.
Reklam