onedio
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Varank, Doğu Anadolu Gözlemevi'nde İncelemelerde Bulundu:
ERZURUM (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 'Türkiye uzay alanında vites yükseltmiş durumda. Türkiye Uzay Ajansını kurduk. Ajansımızla Türkiye'de uzay ve havacılık alanındaki tüm faaliyetleri koordine ediyoruz. Şu anda milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor, yakında kamuoyu ile paylaşacağız.' dedi.Bakan Varank, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Atatürk Üniversitesinin desteğiyle Erzurum'daki 3 bin 170 rakımlı Konaklı Karakaya Tepeleri'nde yapımına devam edilen Doğu Anadolu Gözlemevi'nde (DAG) incelemelerde bulundu. Kendi kullandığı arazili araç ile gözlemevinin bulunduğu alana gelerek burada çalışmaların sürdüğü noktaları gezen Varank, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve üniversitenin Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATASAM) Müdürü ve DAG Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Cahit Yeşilyaprak'tan bilgi aldı. Varank, incelemelerinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Bakanlık olarak Erzurum'da önümüzdeki dönemde özelikle istihdama katkı sağlayacak yatırımlara devam edeceklerini, hem Bakanlık hem de ilgili kuruluşlarla kentin potansiyelini ön plana çıkartacak işleri desteklemeyi sürdüreceklerini belirtti. Türkiye'nin en büyük teleskobunun yer alacağı DAG'a ziyarette bulunduklarını aktaran Varank, 'Biliyorsunuz şu anda ulusal gözlem evimiz Antalya'da Saklıkent'te. Orada 1,5 metre çapında bir teleskobumuz var. Burada şu anda kurulmakta olan teleskop da 4 metre çapında olacak. Sadece Türkiye'nin değil bölgenin hatta tüm dünyanın önemli uzay gözlem merkezlerinden bir tanesi olacak.' diye konuştu. 'Türkiye uzay alanında vites yükseltmiş durumda'Varank, Türkiye'nin uzay alanında önemli çalışmalar yürüttüğünü vurgulayarak şöyle konuştu:'Türkiye uzay alanında vites yükseltmiş durumda. Türkiye Uzay Ajansını kurduk. Ajansımızla Türkiye'de uzay ve havacılık alanındaki tüm faaliyetleri koordine ediyoruz. Şu anda milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor, yakında kamuoyu ile paylaşacağız. İşte o uzay programının önemli bir parçası da burada Erzurum'da Doğu Anadolu Gözlemevi, cari fiyatlarla yaklaşık 300 milyon liraya yanaşan bir yatırımdan bahsediyoruz. Burada bilim insanlarımız uzayla ilgili gözlem faaliyetlerini gerçekleştirecek. Bunun yanında optik merkezimiz diyebileceğimiz optikle ilgili çalışmaların, ARGE faaliyetlerin hatta üretim faaliyetlerin yapılacağı bir altyapı da burada kurulacak.'DAG'ı yürütülen 65-50 dedikleri araştırma programı kapsamına almak istediklerini dile getiren Varank, 'Özellikle bilimsel alana hizmet eden bununla sanayiyi entegre etmeye çalıştığımız bütün altyapıları yönlendirdiğimiz program. Biz DAG'ı da 65-50 programı kapsamında almak istiyoruz. Ulusal şekilde desteklemek istiyoruz ve şu anda mevcutta TÜBİTAK'ın altındaki gözlem evimiz ile bu altyapıyı da birleştirerek tek bir yapıyla tüm Türkiye'ye, bölgeye, hatta dünyaya hizmet edecek çok önemli bir merkezi Erzurum'umuza kazandırmak istiyoruz.''Bilim insanlarımız çığır açıcı işlere imza atacak'Varank, gözlemevindeki inşaat faaliyetlerinin pandemi sebebiyle biraz yavaşladığını ancak bundan sonra daha hızlı hareket edeceğini anlatarak şu ifadeleri kullandı:'Burası muhteşem coğrafya, 3 bin 170 metrelik bir rakımdan bahsediyoruz, gökyüzündeki berraklığı görebiliyorsunuz. İnşallah burada bilim insanlarımız çığır açıcı işlere imza atacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak Antalya'da her sene ulusal gözlem şenliği düzenliyoruz, bu şenliklerde de çocuklarımızı, gençlerimizi bu alanlara alıştırmak istiyoruz. İçerisinde bulunduğumuz sene pandemi sebebiyle gözlem şenliğimizi gerçekleştiremedik ama arkadaşlarımızla görüştük, bundan sonra bir şenliği de acaba Erzurum'da gerçekleştirebilir miyiz, tüm Türkiye'den gençlerimizi, çocuklarımızı aileleriyle burada misafir edip onların uzaya, gezegenlere ilgisini artırabilir miyiz diye konuştuk. İnşallah bundan sonra ulusal gözlem şenliğimizi de hem Antalya'da hem Erzurum'da düzenleyecek şekilde planlama yapacağız.'Varank, Erzurum Valisi Okay Memiş, AK Parti Erzurum milletvekilleri Selami Altınok, Zehra Taşkesenlioğlu Ban, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti İl Başkanı Mehmet Emin Öz'ün de katıldığı incelemenin ardından gözlemevi önü ve bulunduğu tepede hatıra fotoğraf çektirdi.
İtalya'da Artan Kovid-19 Vakaları "Sıkı Karantina" Tartışmalarına Hız Kazandırdı
ROMA (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında yeni vaka sayısının son haftalarda hızla arttığı İtalya'da Başbakan Giuseppe Conte, genel bir karantinadan kaçınmaları gerektiğini söylerken, bilim insanları daha sıkı önlemler alınması için çağrıda bulundu. Ülkede, dün kaydedilen 16 bin 79 yeni vaka ile en yüksek günlük vaka sayısına ulaşılmasının ardından salgının hızlı şekilde yayılması endişe ve önlemlerle ilişkili tartışmalara yol açtı.İtalyan basınına yansıyan haberlerde, aralarında ülkenin önde gelen bilim insanlarının da bulunduğu 100'ü aşkın akademisyen, Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ve Başbakan Giuseppe Conte'ye bir mektup yazarak, enfeksiyonun hızla yayılmasının önüne geçmek için daha sert tedbirler getirilmesi gerektiğini, aksi takdirde ilerleyen günlerde yüzlerce ölümün olabileceğini savundu. Bilim insanları mektuplarında, durumun endişe verici ve acil bir konu olduğuna dikkati çekerek, 'Ekonomik gereksinimlere yönelik kaygılar yerini enfeksiyonun yayılmasına karşılık İtalyan anayasasında da belirtildiği üzere bireysel ve toplum sağlığını korumaya bırakmalıdır.' ifadesini kullandı. En çok vaka artışı görülen ve geceleri sokağa çıkma yasağı uygulamasını bugünden itibaren başlatacak olan Campania Bölgesi’nin başkanı Vincenzo De Luca da kısa süreli de olsa tüm ülke genelinde yeniden sıkı karantina gerektiğini söyledi. Başbakan Conte genel karantinaya karşı Başbakan Conte ise bugün işçi ve emek festivali organizasyonuna gönderdiği video mesajında, salgının ilk dalgasında elde ettikleri tecrübelere işaret etti ve 'Bugünlerde gördüğümüz, salgındaki yükselişe yönelik artan endişeyi paylaşıyorum. Halen salgın durumundayız, dikkatimizi yüksek tutmalıyız. Geçen bahar aylarında kazandığımız güçlü deneyimle, üretim ve çalışma faaliyetlerinin durdurulmasından, okul ve kamu dairelerinin kapatılmasından kaçınarak yayılmayı kontrol altına almalıyız. İkinci kez genel bir tecritten kaçınmalıyız.' diye konuştu. Conte, hükümetin gerekirse duruma hemen müdahale etmek için de hazır olduğunu ifade etti. Ülkede birinci dalgada olduğu gibi ikinci dalgada da en çok vaka görülen Lombardiya Bölgesi'nin başkanı Attilio Fontana da ulusal çapta bir karantinadan kaçınmak için her şeyi yapmaları gerektiğini söyledi. Bu arada, La Repubblica gazetesinde bugün çıkan bir haberde, Başbakan’ın bölgesel düzeyde alınan önlemlerin günlük vaka seyrindeki gidişatını 10 gün boyunca gözlemleyip buna göre halen ihtiyaç olması durumunda, mart-nisan dönemine göre biraz daha hafif bir karantinaya gitmeyi değerlendirebileceği ifade edildi.
Salda Gölü'ne Özgü İki Sığırkuyruğu Türü Bitkisi Koruma Altına Alındı
BURDUR (AA) - Burdur'un Yeşilova ilçesindeki beyaz kumsalı ve turkuaz rengi suyunun güzelliğiyle 'Türkiye'nin Maldivleri' olarak ünlenen Salda Gölü'nün çevresinde yetişen iki sığırkuyruğu bitki türü koruma altına alındı.Ankara Üniversitesi Ekoloji ve Çevre Biyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Latif Kurt, Salda Gölü kıyısında, gazetecilere yaptığı açıklamada, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüyle Salda Gölü'nü koruma çalışmalarını yürüttüklerini söyledi.Kurt, gölde başlatılacak Biyoçeşitlilik Araştırma Projesi ile bu bölgenin biyolojik çeşitliliğinin ortaya çıkarılacağını anlattı.Latif Kurt, daha önceden Salda Gölü çevresinde tespit ettikleri dünyada sadece Salda Gölü çevresinde bulunan iki tür sığırkuyruğu (verbascum) bitkisinin olduğunu aktardı. Bu türlerin Salda Sığırkuyruğu ve Salda Bataklık Sığırkuyruğu bitkileri olduğunu belirten Kurt, bitkilerin bulunduğu Beyaz Adalar Bölgesindeki alanların etrafının ahşap bariyer ve halatlarla çevrildiğini ifade etti.'Bu türler milyarlarca yıllık evrimsel süreçte oluşmuş'Kurt, çevrilen alanların başına bilgilendirici levhalar da asıldığına değinerek 'Bu türler milyarlarca yıllık evrimsel süreçte oluşmuş, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan bu bazik topraklarda lokalite olmuş. Belki de insanlığın önemli sorunlarına çözüm bulacak genetik bir kaynak, bir rezerv özelliği taşıyor. Salda, biyojeolojik oluşumlarının yanı sıra biyoçeşitliliği açısından da ön plana çıkıyor.' diye konuştu.'Her iki tür de dünyada sadece Salda Gölü'nün çevresinde' Biyoçeşitlilik bakımından son derece önemli olan bu türlerin korunmasını Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce önemsediğine vurgu yapan Kurt, şöyle konuştu:'Her iki tür de dünyada sadece Salda Gölü'nün çevresinde 100 ila 200 metrekarelik çok lokal alanlarda yayılış gösteriyor. Bu türlerin etrafı koruma bantlarıyla çevrildi. Bilgilendirici levhaları yapıldı, ayrıca bu iki türün tohumları toplanarak tohum yem bankasına ulaştırılacak. Gelecek kuşaklara ulaştırılması için bu türlerin popülasyonunun alanda genişletilme çalışmaları sürüyor. Bu türlerin korunması son derece önemli. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum başta olmak üzere Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ve teknik ekip bu türleri koruma altına aldı.'Kurt, Salda Gölü çevresinde yürütülen koruma çalışmalarının dünya ölçeğinde bir çalışma olduğuna değinerek buradaki biyojeolojik oluşumların yaklaşık 4 milyar yıllık bir süreçte oluştuğunu kaydetti.Bakterilerin kayaçlarla oluşturduğu 'stromatolitler' denilen fosil oluşumların dünyada yaşamın başlangıcı hakkında ipuçları verecek son derece önemli oluşumlar olduğuna da değinen Kurt, 'Bu nedenle Salda Gölü'nün Beyaz Adalar bölümü bir tür açık hava müzesi şeklinde bilimsel araştırmalar için korunuyor.' bilgisini paylaştı.Öte yandan, alanda bilim insanları, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü personeli, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) temsilcileri incelemede bulundu.
2. Karadeniz Ülkeleri Otoloji Nörotoloji Kongresi'ne Doğru
İSTANBUL (AA) - Uluslararası Karadeniz Otoloji ve Nörotoloji Derneği tarafından düzenlenen, 6 ülkeden 54 bilim insanının konuşmacı olarak katılacağı '2. Karadeniz Ülkeleri Otoloji Nörotoloji Kongresi' 24-25 Ekim tarihlerinde online olarak gerçekleştirilecek.Bayındır Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, ilki Varna’da gerçekleştirilen Karadeniz Ülkeleri Otoloji Nörotoloji Toplantısı bu yıl, Kovid-19 pandemisi nedeniyle online olarak gerçekleştirilecek. Karadeniz’i çevreleyen ülkelerden seçkin otologları bir araya getirecek olan bilimsel programda, işitme kaybı, orta kulak ve mastoid enflamatuar ile tümöral belirtilerle ilgili tanısal ve terapötik endişeler ele alınacak. Ayrıca vestibüler bozukluklar da tartışılacak ana konular arasında yer alacak.24-25 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek iki tam günlük yoğun bilimsel program kapsamında paneller, yuvarlak masa oturumları ve konferansların yapılması planlanıyor. Online ortamda gerçekleştirilecek programda 2 gün boyunca 6 ülkeden, 54 konuşmacı yer alacak. Karadeniz’i çevreleyen ülkelerden alanında uzman kişilerin katılacağı kongre 'blacksea.serenaslive.com' adresinden gerçekleştirilecek.Sertifikalı sanal toplantıKaradeniz’i çevreleyen ülkelerden seçkin otologları bir araya getirecek olan 2. Karadeniz Ülkeleri Otoloji Nörotoloji Kongresi, alanında uzman bilim insanlarını bir araya getirecek. Katılımcıların her bir oturuma internet ortamı üzerinden bağlanarak takip edeceği toplantı sonrasında oturumların en az yüzde 75'ine katılan katılımcılara, sanal katılım sertifikası iletilecek.Açıklamada görüşlerine yer verilen Uluslararası Vestibüler Derneği Başkanı, Karadeniz Ülkeleri Otoloji ve Odyoloji Derneği Kurucu Başkanı ve Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Sağlık Grubu Kulak, Burun, Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nuri Özgirgin, ilki Varna’da düzenlenen kongrenin bu yıl pandemi süreci nedeniyle internet ortamında gerçekleşeceğini belirterek, “Karadeniz’i çevreleyen ülkelerden alanında uzman otologların bir araya geleceği bilimsel toplantıda, vestibüler bozukluklar başta olmak üzere pek çok konu 6 ülkeden katılacak 54 konuşmacının bir araya gelmesiyle ele alınacak.” ifadelerini kullandı.Bu arada, denge duyusuna yön veren ve motor koordinasyonu sağlayan vestibüler sistem, işitme sisteminin önemli bir parçası konumunda bulunuyor. Bu sistemden kaynaklı sorunlar, hastalarda denge ve baş dönmesi sorunlarına yol açarak, araba kullanma, merdiven çıkma hatta yürüme gibi rutin aktivitelerin yapılmasına dahi engel olabiliyor. Vestibüler sistem sorunları nedeniyle sosyal hayattan kendini soyutlayan bireyleri, tekrar topluma kazandırmak hedefiyle kurulan Bayındır Söğütözü Hastanesi Denge Merkezi, bu alanda önemli bir boşluğu dolduruyor. Tedavi, tüm tanı süreci tamamlandıktan sonra, bu konuda eğitim görmüş terapistler tarafından uygulanıyor. Bayındır Söğütözü Hastanesi Denge Merkezi’nde, baş dönmesi ve denge bozukluğunun tedavisinde denge problemi yaşayan astronot ve pilotların tedavi girişimlerinden elde edilen deneyimlerle de şekillenen Vestibüler Rehabilitasyon yöntemleri uygulanıyor. Baş dönmesi ve denge bozukluklarına ilişkin detaylı bilgilerin yanı sıra vestibüler rehabilitasyon, sanal gerçeklik ve evde gerçekleştirilebilen manevra hareketlerine dair zengin video içeriğinin de yer aldığı Vertigo Klinik’in 'www.vertigoklinik.com' web sitesi ve Youtube kanalı ziyaret edilebiliyor.
Uğur Batı Yazio: İnsanlar Neden İrrasyonel, Sabırsız ve Karışıktır?
İnsanoğlunun huyudur, dünyanın kendisi için yaratıldığını düşünür.Ona göre kendisi seçilmiş bir yaratıktır. Tüm ilahi dinler de bu görüşü destekler. Ayrıca kendinin her daim mantıklı olduğunu düşünür. Geceleri ışığı kapatarak yatar. Bir yakını öldüğünde üzülür. Kıskanır. Gıybet eder. Bazen de merhamet! İnsan doğası gereği sürekli olarak duygularının tehdidi ile karşı karşıyadır. Duygular mantığı kolaylıkla gölgeleyebilir.
Türkiye'nin İlk Uçan Arabası "Cezeri"Nin Uçuş Denemesine Şırnak Da Talip Oldu
ŞIRNAK (AA) - Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan ile Cizre Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Salih Sevinç, Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin uçuş denemesinin Şırnak'ta yapılması talebinde bulundu. Baykar'ın geliştirdiği Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin, 15 Eylül'de ilk uçuş testleri başarıyla tamamlandı.Ünlü İslam alimi El Cezeri'nin adı verilen uçan arabanın uçuş denemelerinin, Cezeri'nin bilimsel çalışmalarını yürüttüğü Diyarbakır'ın tarihi Sur ilçesinde yer alan ve 'Diyarbakır'ın kalbi' olarak nitelendirilen Amida Höyük'te yapılması önerisinin ardından Şırnak da uçuş denemelerine talip oldu.Vali Pehlivan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Uçan araba Cezeri'ye İsmail Ebul İz El-Cezeri'nin doğduğu, yaşadığı ve bağrında türbesinin yer aldığı memleketi Şırnak Cizre'de ilk uçuşu yapmak çok yakışır. Ev sahipliği yapmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyarız.' ifadelerini kullandı. Cizre TSO Başkanı Sevinç de 'Cezeri'nin uçuş denemelerinin El-Cezeri'nin memleketi Cizre ilçesinde yapılması için Baykar Teknik Müdürü ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar'a davette bulundu.Sevinç, sibernetik alanının kurucusu kabul edilen, fizikçi, robot ustası bilim insanı ve lakabını yaşadığı ilçeden alan İsmail Ebul iz El- Cezeri’nin isminin verildiği 'Cezeri' için ilk uçuş denemelerinin Cizre ilçesinde yapılmasından büyük onur duyacaklarını aktardı.Diyarbakır da talepte bulunmuştu Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, dün Twitter hesabından, 'Diyarbakır hazır, heyecanla bekliyor. Cezeri denemelerinin Diyarbakır'ımızda yapılmasından onur duyarız. İki gururu bir arada yaşamak isteriz.' mesajını paylaşmış, 'Cezeri'nin 'Diyarbakır'ın kalbi' olarak nitelendirilen Amida Höyük'te uçuş denemesi yapması talebine, Bayraktar'dan da destek mesajı gelmişti.
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gündeme İlişkin Soruları Cevapladı: (1)
İSTANBUL (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM'nin Libya'da kalıcı ateşkes anlaşmasıyla ilgili, 'Güvenilirliği bana göre çok da olabilecek gibi değil. Temenni ederim ki bu ateşkes kararına uyulur.' dedi.Erdoğan, cuma namazını Hz. Ali Camisi'nde kıldıktan sonra, çıkışta basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Libya'da tarafların ülke genelinde kalıcı ateşkes için anlaşmaya vardığını duyurmasına ilişkin soru üzerine Erdoğan, yapılan ateşkes anlaşmasının aslında en üst düzeyde olmayıp, daha alt düzeyde olduğunu, kalıcılığının ne kadar olacağını da zamanın göstereceğini söyledi.Erdoğan, 3 ay içerisinde paralı askerlerin oradan çekilmesinin ne denli doğru ve sağlıklı olup olmadığını da bilemediklerini dile getirerek, 'Şu anda bizim bildiğimiz, sizin de duyduğunuz gibi böyle bir anlaşmanın adımlarının atılmış olduğudur. Fakat en üst düzeyde, darbeci Hafter tarafından bir temsilci burada bulunuyor. Aynı şekilde Sayın Sarrac tarafından Mısrata'dan bir komutan bunun içinde bulunuyor. Dolayısıyla güvenilirliği bana göre çok da olabilecek gibi değil. Aynen Azerbaycan Ermenistan arasında, Emeniler şu ana kadar verdikleri sözde durdular mı? Oralarda da yine ateşkes adımı atıldı. Gece saat 00.00 itibarıyla başlayacak dendiği halde, bunlar yapılmadı. Temenni ederim ki burada öyle olmaz ve bu ateşkes kararına uyulur.' diye konuştu.Kovid-19 vakalarındaki artışTürkiye genelinde Kovid-19 vakalarının artışı ve özellikle vakaların yüzde 40'ının İstanbul'da olması üzerine bu konuda yeni tedbirler, kısıtlamalar olup olmayacağına ilişkin soru üzerine Erdoğan, şu an itibarıyla gerçekten İstanbul'un koronavirüs salgınında en önde gelen illerden olduğunu söyledi.Erdoğan, bu konuda mücadelenin, başta yazılı ve görsel medya olmak üzere yoğun bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak, sürekli maske, mesafe ve hijyen dediklerini, bunlara hassasiyetle sarılınması ve dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.Toplu mekanlardan ciddi manada kaçınmak gerektiğinin altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:'Toplu mekanlarda bulunmak, buralarda virüsün çok daha seri bir şekilde yaygınlaşmasını sağlıyor. Buna kendi evlerimiz de dahil. Mümkün olduğunca bu hassasiyeti gösterelim ki hem şahsımıza hem evlerimizdeki misafirlerden korunmamız vesaire, bunlara da dikkat edeceğiz. Kendimize daha doğrusu dikkat etme noktasındayız. Şu anda Sağlık Bakanımız değişik illeri dolaşıyor. Bugün Bursa'da. Sonra o civarda, o bölgedeki diğer illeri de dolaşmak suretiyle oralarda ne gibi tedbirler alacağız, bunları yaygınlaştıracağız. Bunun çalışmalarını yapıyoruz. Şu an itibarıyla Bilim Kurulunda yapılan çalışmalar neticesinde ne gibi tedbirler alınacak bunlar bize de bildirilecek. Ona göre de adımlarımızı atacağız. Kararlıyız, Batı'ya göre çok daha iyi bir konumdayız ama yeterli değil.' (Sürecek)
Reklam
CHP'den Türkiye'de Yaşlılık Ve Yaşlanma Politika Notu:
ANKARA (AA) - CHP Bilim Platformunun hazırladığı 'Türkiye'de Yaşlılık ve Yaşlanma Politika Notu'nda, 'Yaşlılarımızın emeklilik dönemlerini, diledikleri gibi huzur içinde geçirmeleri sağlanacak. Bunun için aynı koşullarda çalışmış olduğu halde farklı ücret alanların emekli maaşlarının arasındaki uçurumlar kapatılacak.' ifadesine yer verildi.CHP'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel başkanlığındaki CHP Bilim Platformunca Türkiye'deki yaşlı sorunları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde bu sorunların derinleşmesi ve Türkiye'de nüfusun hızla yaşlanması ve buna yönelik alınması gereken önlemlere ilişkin kapsamlı 'politika notu' hazırlandı.Politika notu hazırlanırken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başkanlık ettiği bir toplantı düzenlendi ve alandaki uzmanlar, akademisyenler diğer STK temsilcileri ile bilgi alışverişi yapıldı, sorunun bütün boyutları ele alındı.Açıkel, CHP Bilim Platformu olarak, yaşlılar hakkındaki politika notuyla Türkiye'nin derin bir sorununu kamuoyunun dikkatine sunduklarını ve iktidarı bu konuda adım atmaya davet ettiklerini kaydetti. Açıkel, 'Yaşlılarımız yoksulluk, yalnızlık ve ihmallerle karşı karşıya bırakılıyor.' ifadesini kullandı.'Tüm hizmetler titizlikle planlanacak ve koordine edilecek'CHP Bilim Platformu tarafından hazırlanan Türkiye'de Yaşlılık ve Yaşlanma Politika Notu'nda, CHP'nin yaşlılar için yapacağı hizmetlerden bazıları şöyle sıralandı:'Yaşlanan toplum için sunulacak tüm hizmetler titizlikle planlanacak ve koordine edilecek. Ülkemizin ihtiyacı olan politikaların üretilmesi için öncelikle yaşlıların bölgesel ve sosyoekonomik özelliklerini, ihtiyaçlarını, hizmetlerin boyutlarını ve erişilebilirliklerini tespit edecek ihtiyaç analizleri gerçekleştirilecek. Yaşlılarımızın emeklilik dönemlerini, diledikleri gibi huzur içinde geçirmeleri sağlanacak. Bunun için aynı koşullarda çalışmış olduğu halde farklı ücret alanların emekli maaşlarının arasındaki uçurumlar kapatılacak. Emekli maaşı her yaşlımızın insanlık onuruna yaraşır bir yaşam süreceği seviyeye getirilecek.''Her hastane içinde geriatri klinikleri kurulacak'Tüm vatandaşların refah içinde bir yaşam sürmesi ve temel tüm ihtiyaçlarını muhtaçlık duymadan karşılayabilmesi için Aile Destekleri Sigortası'nın hayata geçirileceğini belirtildiği politika notunda şunlar kaydedildi:'Bunun içinde, tüm yaşlı vatandaşlarımızın yaşlılıklarında ihtiyaç duydukları bakım hizmetlerini ya da kurumsal hizmetleri alabilmelerini sağlamak için Yaşlı Bakım Sigortası da olacak. Yaşlılarımızın ihtiyacı olan kurumsal bakım ve evde bakım hizmetleri, kentlerdeki demografik yapı ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenecek. Her hastane içinde önleyici sağlık hizmetleri ile erken tanı ve tedavi hizmetlerinin sunulduğu geriatri klinikleri kurulacak.'
Sabri Ülker Bilim Ödülü Doç. Dr. Elçin Ünal'a Verildi
İSTANBUL (AA) - Sabri Ülker Vakfı’nın 10’uncu yılı online olarak düzenlenen Sabri Ülker Bilim Ödülü töreninde kutlanırken, ödülün sahibi Türk bilim insanı Doç. Dr. Elçin Ünal oldu.Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Türk gıda sektörünün duayeni Sabri Ülker anısına, gıda, beslenme ve sağlık alanındaki bilgilerin topluma ulaşmasına destek olmak amacıyla kurulan Sabri Ülker Vakfı’nın 10’uncu yılı online olarak düzenlenen Sabri Ülker Bilim Ödülü töreninde kutlandı. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil başkanlığındaki jüri, toplum sağlığının geleceğine katkı sağlamak üzere genç bilim insanlarını destekleyen Sabri Ülker Bilim Ödülü’ne bu yıl, Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley (UC Berkeley) Moleküler ve Hücre Biyolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elçin Ünal’ı layık gördü. Açıklamada görüşlerine yer verilen Sabri Ülker Vakfı Başkanı Talat İçöz, vakfın 10 yıldır beslenme ve sağlıklı yaşam alanında doğru ve bilimsel bilgiyi toplumun her kesimine ulaştırma hedefiyle çalıştığını belirterek, “10 yıl boyunca bu hedefe ulaşmak için büyük bir motivasyon ve adanmışlıkla hizmet ettik. Çok değerli Bilim Kurulu Üyelerimiz, çok değerli çalışanlarımız ve bu uğurda bir araya geldiğimiz sayısız paydaşımızla birlikte çok gayret ettik. Onlarca farklı platformda gerçekleştirdiğimiz yüzlerce faaliyet, akademik çevrelerden devlet kurumlarına, sivil toplumdan tüketici kesimlerine farklı alanlarda yankı buldu.” ifadelerini kullandı.Sağlıklı bireylerden oluşan sağlıklı nesillerin, Türkiye'nin geleceğini güvenceye alacak en büyük değer, en önemli yatırım olduğunu ifade eden İçöz, şunları kaydetti:“10 yıl boyunca bu amaç doğrultusunda gayret sarf ettik. Bu çalışmalarımızın önde gelenlerinden biri olarak Millî Eğitim Bakanlığı ile iş birliği içinde Yemekte Denge Eğitim Projesi ile ülkemizin her bölgesinden 6 milyonun üzerinde öğrenciye, öğretmene ve ebeveyne bu bilinci aktarmayı başardık. Bunun yanı sıra kurucumuzun adını taşıyan Harvard Üniversitesi’ndeki Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi, gurur duyduğumuz diğer iş birliklerimizin başında geliyor. Merkezimizde genetik ve metabolik hastalıkların oluşmasını önlemek için hem Türkiye’den hem dünyadan bilim insanları pek çok araştırma yapıyor, dünya için, geleceğimiz için bilim dünyasında yankı uyandıran çalışmalar gerçekleştiriyor. Daha nice 10 yıllarda Sabri Ülker Vakfı’nın bu çalışma anlayışını aynı heyecanla devam ettirmesini temenni ediyorum. Bu uğurda emek veren tüm arkadaşlarımızı da gönülden tebrik ediyorum.” Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil'e Harvard Üniversitesi’nde sürdürdüğü çalışmaların 25’inci yılı vesilesiyle törende kendisine teşekkür plaketi takdim edildi. Prof. Dr. Hotamışlıgil, bilimde önemli aşamalardan birinin kişilere yatırım yapmak olduğunu aktararak, “Sabri Ülker Bilim Ödülü bizim için çok önemli. Çünkü bu ödülle en parlak bilim insanlarımızı kariyerlerinin erken döneminden itibaren fark ederek onlara destek olmayı amaçlıyoruz. Hayalimiz bundan 20 sene sonra uluslararası bilim camiasına öncülük edecek, ülkemiz bilimi ve bilim insanları için de önemli itici güç olacak Türk bilim insanlarına katkıda bulunmak. Önceki senelerde bu ödülü alanlar, daha şimdiden muazzam bir çizgide ilerliyorlar. Bu yıl ödülü kazanan bilim insanımızı da yürekten kutluyorum.” değerlendirmesinde bulundu.'Vakfımızın 10 yıla ulaşmasından çok mutluyuz'Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker ise Türk bilim insanını ve genç Türk bilim öğrencilerini uluslararası alanda desteklemekle iftihar ettiklerini belirterek, şunları kaydetti: “10’uncu yılını kutlamaktan iftihar ettiğimiz bu vakfı, babam Sabri Ülker’in adını yaşatmak ve toplumumuza, Türk bilim dünyasına faydalı olması gayesiyle kurduk. Sabri Bey, beslenme ve sağlık konularına çok önem verirdi. İnsanlığa faydalı işler yapmaya kendine şiar edinmiş biriydi. Kendisi türlü imkânsızlığa rağmen gıda kalitesi ve Ar-Ge için gereken tüm yatırımı yaparak ve uluslararası uzmanlarla birlikte çalışarak Türkiye’de bu alanlarda öncü bir isim oldu. Şimdi onun bu misyonunu Sabri Ülker Vakfı sürdürüyor. Tüm bu bilimsel araştırmaların toplum sağlığı, çocuklarımız ve sonraki kuşakların sağlığı için üzerimize düşen bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden bu çalışmaları hep destekledik, gelecekte de desteklemeye devam edeceğiz. Ne mutlu bizlere ki, Sabri Ülker Bilim Ödülü genç bilim insanlarının yolunu aydınlatmayı sürdürecek. Vakfımızın 10 yıla ulaşmasından çok mutluyuz. Değerli çalışmaları için bilim kurulumuza, vakıf çalışanlarına ve vakfımızı destekleyen tüm kurum ve kişilere teşekkür ederiz.”Sabri Ülker Vakfı Genel Müdürü Begüm Mutuş’un kazananı takdim etmesiyle devam eden dijital törene ABD’den canlı bağlantıyla katılan Sabri Ülker Bilim Ödülü’nün sahibi Doç. Dr. Elçin Ünal, “Sabri Ülker Bilim Ödülü’ne layık görülmekten büyük onur duydum. Bu ödül, bilimsel çalışmalarımda yalnız olmadığımı hatırlatması açısından benim için çok değerli. Başta Sabri Ülker Bilim Ödülü Jürisi olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum. Umuyorum ki ben de çalışmalarımla diğer araştırmalara ve buluşlara katkıda bulunabilirim.” ifadelerini kullandı.Bilimsel kariyerini mayoz bölünme ve yaşlanmanın ilişkileri üzerine kuran Doç. Dr. Elçin Ünal, hücrelerde yaşlanma sonucunda biriken hasarların doğal yollarla nasıl tedavi edilebileceğini araştırıyor. Ünal ve ekibinin temel amacı, hücresel yaşlanmayı anlayıp geriye çevirmeyi başarmak. Lisedeki bir öğretmeninden ilham alarak Bilkent Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik okuyan Ünal, ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nde doktorasını yaparken mayoz bölünme üzerine odaklanmaya başladı. Doktora sonrası dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan MIT’te mayoz bölünme konusuna ağırlık veren Ünal, sahadaki birçok araştırmacı, “yaşlanmanın mayoz bölünme üzerine etkisini” araştırırken, bunun tersini yaparak “mayoz bölünmenin yaşlanma üzerine etkisini” araştırmaya karar verdi. Mayotik farklılaşmanın ilkelerini tanımlamayı hedefleyen Ünal, 2014’te UC Berkeley’de Moleküler ve Hücre Biyolojisi Bölümü’ne katıldı ve yenilikçi araştırmalarını burada kendi adıyla kurduğu laboratuvarda devam ettirdi. Beslenme stili, egzersiz, uyku düzeni, sigara, alkol kullanımı ve stres gibi etkenlerin hem hücre hem de organizma yaşlanmasını etkilediğini belirten Ünal, “Yaşlanma sonucunda hücrelerde protein kalite kontrolü ve organel fonksiyonlarında düşüş gözlenir. Vücudumuzdaki üreme hücreleri bu hasarları doğal olarak etkisiz hale getirebiliyor. Eğer üreme hücrelerinin bunu nasıl başardığını anlayabilirsek, diğer hücrelere de bu mekanizmaları uygulayabiliriz. Yaşlanma, kanser ya da Alzheimer gibi çok değişik tipteki hastalıkların birinci risk faktörü. Eğer yaşlılık sonucunda ortaya çıkan hasarları hücre seviyesinde tedavi edebilirsek, değişik tipteki hastalıkların ortaya çıkma şansını da azaltabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu. Tören, önceki yıllarda ödüle layık görülen, UCLA Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebru Erbay, Rockefeller Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kıvanç Birsoy, Massachusetts Institute of Technology (MIT) Kanser Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Yılmaz ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tamer Önder’in bilim dünyasındaki son gelişmeleri değerlendirmesiyle son buldu.
Ahilik Sempozyumlarıyla 4 Bin Sayfalık Kaynak Kitap Oluşturuldu
KIRŞEHİR (AA) - Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve 6. Uluslararası Ahilik Sempozyumu Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Gökbel, bugüne kadar gerçekleştirilen sempozyumlarda sunulan bildiriler sayesinde Ahilikle ilgili 4 bin sayfalık kaynak kitap oluşturulduğunu belirtti.KAEÜ tarafından Ahi Evran Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen sempozyumun ikinci gününde gazetecilere açıklamalarda bulunan Gökbel, bugüne kadar gerçekleştirilen sempozyumlara Türkiye'nin farklı üniversiteleri ve değişik ülkelerden çok sayıda bilim insanının katılarak bildiri sunduğunu ifade etti.Sempozyumlarda önemli veriler toplandığını vurgulayan Gökbel, oluşturulan 4 bin sayfalık kitabın Ahilik araştırmalarında kaynak olarak kullanılacağını söyledi.Ahiliği anlatmak ve yaşatılmasını sağlamak için 4 yıl boyunca farklı etkinlikler düzenlediklerini belirten Gökbel, şöyle konuştu:'Üniversite olarak Ahilikle ilgili yeni projeleri hayata geçireceğiz. Projemiz Türkiye’de ilk olma özelliği göstermesinin yanı sıra ilimizde pilot olarak gerçekleştirilecek ve esnafımıza Ahilik eğitimi vermeye başlayacağız. Sempozyumlarla Ahilik ile ilgili ciddi literatür sahibi oluyoruz. Toplumumuza miras olan Ahilik daha yüzyıllar boyunca Anadolu'da etkisini sürdürmeye devam edecektir. Gayretimiz de bunun içindir.'Gökbel, sempozyumda 'Sivil Toplum Örgütleri ve Ahilik', 'Meslek Ahlakı ve Ahilik', 'Günümüz İnsanının Hayata Bakış Açısı ve Ahilik', 'Meslek ve Ticaret Ahlakına Yönelik Yasal Düzenlemeler ve Ahilik', 'Eğitim ve Ahilik', 'İktisat ve Ahilik', 'Ahilik Bağlamında Tasavvuf ve Felsefede Yeni Yaklaşımlar', 'Ahilik Haftası Kutlamalarının İçeriği ve Düzenleme Şekliyle İlgili Problemler', 'Edebiyat ve Güzel Sanatlarda Ahilik' konularının farklı oturumlarda bilim insanları tarafından ele alındığını dile getirdi.Ahiliğin Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde bir dönem zorunlu ders olarak okutulduğuna değinen Gökbel, kaynak ders kitabının da hazırlandığını kaydetti.
Reklam
Bakan Koca: "Koronavirüs Salgını Tüm Ülkede Yeniden Tırmanışa Geçmiş Durumdadır"
BURSA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm ülkede yeniden tırmanışa geçtiğini bildirdi.Salgınla mücadelede Bursa ve çevre illerdeki durumla ilgili toplantılar yapmak üzere kente gelen Koca, Heykel semtindeki tarihi Valilik Binası'nda Vali Yakup Canbolat'ı ziyaret etti.Koca, ziyaretinin ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Bursa'da bulunmasının birçok sebebi olduğunu, bunlardan en önemlisinin Kovid-19'a karşı yürüttükleri mücadeleye Bursa, Balıkesir, Bilecik, Yalova ve Çanakkale sakinlerinden, şimdiye kadar olduğundan daha büyük bir destek talebinde bulunmak olduğunu söyledi.Sağlık çalışanlarının hastaları iyileştirmek için gösterdiği çabayı, halkın da tedbirlere uymak için göstermesini beklediklerini belirten Koca, 'Salgınla mücadelede şu an tedbirlerden daha güçlü bir silahımız yok. Biliyoruz ki böyle bir mücadele, sadece hasta tedavi ederek kazanılmaz, yayılmayı önleyerek kazanılır. Bu ise ancak ve ancak tedbirlere uymakla mümkündür. Şehir şehir dolaşıp çağrılarımızı tekrarlıyoruz.' dedi.Koca, çalışma toplantıları düzenledikleri her yerde salgına karşı verilen mücadelede gelinen noktayı, hastanelerin durumunu, alınacak ek tedbirleri ve sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarını değerlendirdiklerini aktardı. Bursa'daki çalışmalarına, Vali Yakup Canbolat ile durum değerlendirmesi yaparak başladıklarını ifade eden Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:'3 milyonu aşkın nüfusuyla Bursa, Kovid-19'a karşı verdiğimiz savaşın merkezlerinden biridir. Sosyal hareketliliği ve diğer şehirlerle yoğun ilişkileri önemini daha artırıyor. Burada kazanacağımız başarı, Bursa ile sınırlı kalmayacak, tüm ülkeyi olumlu yönde etkileyecektir. Ziyaretlerimize yoğun bir program sığdırdık. Bu açıklamanın ardından Bursa Şehir Hastanemizi ziyaret edeceğim. Daha sonra Bursa'dan başlayarak Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova İl Sağlık Müdürlerimiz, hastane başhekimlerimiz, sahada görevli koordinatörlerimizle il bazında ayrı ayrı toplantı yapacağız.''Salgına karşı verilen mücadele bütün hayatı koruma mücadelesidir'Bakan Koca, toplantılar tamamladıktan sonra söz konusu illerin sakinlerine yönelik açıklamalarının olacağını duyurdu.Ülkenin bir noktasındaki riskin aslında yurdun her noktasını ilgilendirdiğini bilen ve son durumu öğrenmek isteyen vatandaşlar için de gerekli bilgileri paylaşacaklarını anlatan Koca, şunları kaydetti:'Koronavirüs salgını tüm ülkede yeniden tırmanışa geçmiş durumdadır. Bursa şu an salgının başından bu yana en kritik günlerini yaşıyor. Eylül ayının ortalarına kıyasla günlük vaka sayısı yaklaşık 3 kat artmıştır. Salgın bize şunu öğretti ki virüsün yayılması sadece daha fazla sayıda insanımızın hasta olması değil, tüm hayatın sekteye uğramasıdır. Bu nedenle salgına karşı verilen mücadele bütün hayatı koruma mücadelesidir. Sayın Vali ile görüşmemde ifade ettiğim gibi Bursa halkından salgınla mücadeleyi hayatı koruma mücadelesi olarak görmesini rica ediyorum.'Bilim Kurulu, İstanbul'da toplanacakFahrettin Koca, Bursa'dan 83 milyonun kalbi İstanbul'a da seslenmek istediğini belirtti.İstanbul'da vaka sayısının Türkiye genelinin yüzde 40'ına ulaştığına değinen Koca, şunları kaydetti:'İstanbulluları kurallara, gerekirse fedakarlıkta bulunarak uymaya davet ediyorum. Hafta sonundan başlayarak 5 gün İstanbul'da çalışma arkadaşlarımla olacağım. İstanbul Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, İl Emniyet Müdürü ile görüşmeler yapmayı planlıyorum. Bilim Kurulu toplantısını da İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bugün denetimler, günlük hayat düzeni ve toplu taşıma konusunda mücadeleyi kolaylaştırıcı sonuçlar alacağımıza inanıyorum. Sağlık çalışanlarımız, her gün fedakarlığın yeni bir örneğini gösteriyor. Onların hastaları iyileştirmek için gösterdiği çabayı, bizler de tedbirlere uymak için gösterelim.'
Bakan Koca: 'Koronavirüs Salgını Tüm Ülkede Yeniden Tırmanışa Geçti'
Koronavirüs salgınının Türkiye genelinde yeniden tırmanışa geçtiğini açıklayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 'Bursa şu an salgının başından bu yana en kritik günlerini yaşıyor. Eylül ayının ortalarına kıyasla günlük vaka sayısı yaklaşık 3 kat artmıştır' dedi. Koca, İstanbul Büyükçehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile de görüşeceğini belirtti.
Prof. Dr. Aksun: "Metil Alkol Zehirlenmesi, Uzun Vadede Kalıcı Hastalıklara Neden Oluyor"
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aksun, metil alkol zehirlenmesi vakalarında hayata tutunan hastaların uzun vadede böbrek yetmezliği, görme bozukluğu, felç gibi kalıcı hasarlarla karşı karşıya kalabildiğini belirtti. Türkiye'de metil alkol zehirlenmesi nedeniyle 9 Ekim'den bu yana 69 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce hastanın yoğun bakım servislerindeki tedavileri devam ediyor.Hastaların, metil alkolden yapılan sahte içkileri tüketmelerinin ardından 10 ile 24 saat arasında baş ağrısı, mide bulantısı, geçici görme kaybı şikayetleriyle hastanelerin acil servislerine başvurmalarının ardından tedavi süreçleri başlıyor.Metil alkol zehirlenmesi nedeniyle hastanelere gelenlerin büyük bölümü, bilinci kapalı olarak acil servisten giriş yapıyor. Yoğun bakıma alınanların tamamına yakınına solunum cihazı desteği verilirken, hastalara diyaliz tedavisi uygulanarak vücutlarındaki zehirli maddenin atılmasına çalışılıyor. Tedavi süreçleri başarılı geçen ve yoğun bakımdan kurtulan birçok hasta, hayat boyu sağlık sorunlarıyla uğraşmaya devam ediyor. 'Kısa ve uzun vadede vücutta pek çok olumsuz etki yaratıyor'Prof. Dr. Murat Aksun, AA muhabirine, 9 Ekim'den bu yana hastanelerine metil alkol zehirlenmesi şüphesiyle onlarca hastanın başvurduğunu, yoğun bakım servisinde halen tedavisi sürenlerin olduğunu söyledi.Etil alkolle yapılan içkilerin uzun süreli kullanılması durumunda kronik organ yetmezlikleri ve nörolojik bozukluklar görüldüğünü belirten Aksun, 'Metil alkolde ise durum çok farklı. Tüketiminin ardından etkileri yaklaşık 10 saat içinde başlıyor. 30 mililitreden daha az, örneğin bir bardak bile içilmesi durumunda kan yoluyla karaciğere gelen metil alkol, formaldehite ve sonra da formik aside dönüşmekte. Kandaki pH düzeyinin düşmesinin ardından vücuttaki tüm organların fonksiyonları bozuluyor.' dedi. Aksun, hastalara yoğun bakımda etil alkol tedavisi uygulandığını, hastaların ölüm ve yaşam arasındaki ana belirleyici etkenin ise içilen metil alkolün miktarı ve acil servise başvurma zamanı olduğunu ifade etti.Metil alkol zehirlenmesinin kısa ve uzun vadede vücutta pek çok olumsuz etki yarattığına işaret eden Aksun, şöyle konuştu:'Hastalarımızın büyük kısmını kaybediyoruz. Metil alkol zehirlenmesi, adı üzerinde bir zehirlenme tablosu. Hastayı, sanki fare zehri içmiş gibi saatler içinde öldürebilir ya da günler sonra ortaya çıkan organ fonksiyonlarındaki bozulmalara bağlı olarak kaybedebiliriz. Akut dönemde hastalarımız böbrek, karaciğer, santral sinir sistemi ve kalple ilgili problemin yanı sıra kalıcı görme kaybı yaşayabiliyor. Metil alkol, ölümden kurtulan hastalarda da uzun vadede kalıcı böbrek yetmezliği, kalıcı görme bozukluğu, kalp rahatsızlığı, felç, beyin fonksiyonlarında bozukluklara neden olabilir. Vücutlarında fonksiyon bozuklukları olduğu için hastalarımız yaşamlarına bundan sonra böyle devam etmek zorunda kalıyor.''Kovid-19'dan daha ölümcül'Hastalarından sık sık metil alkol zehirlenmesi ile yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) karşılaştıran sorular aldığını belirten Aksun, iki hastalığın çok farklı ancak metil alkol zehirlenmesinin çok daha ölümcül olduğunu söyledi.Kovid-19'un en büyük etkisinin akciğerler üzerinde görüldüğünü, pek çok organın da etkilenebildiğini ifade eden Aksun, şunları kaydetti:'Metil alkol zehirlenmesi ise karaciğer, böbrek, kalp, göz ve sinir sistemi üzerinde ciddi hasarlara neden oluyor. Kovid-19 hastalarının yoğun bakım sürecinde iyileşme imkanı, uygulanan tedaviler sayesinde daha yüz güldürücü olabilmekte. Elbette Kovid nedeniyle de pek çok hastayı kaybediyoruz ama çoğu hastayı da tedavi ederek taburcu edebiliyoruz. Bu anlamda Kovid-19 teşhisi konulan hastaların kurtulma imkanı, metil alkol zehirlenmesi teşhisi gören hastalara göre daha yüksek.'
Reklam
Bilim Kurulu Üyesi Kayıpmaz: 'Evde 4 Metrekarede 1 Kişi Olmalı'
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, sonbahar ile birlikte insanların kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirmeye başladığını belirterek, 'Evlerde her 4 metrekareye bir kişi gibi düşünebiliriz. Yani evin salonu 20 metrekareyse bu salonda en fazla 5 kişi aynı anda bulunmalı. Evlerde 10 kişiden fazla toplanmayı tavsiye etmiyoruz' dedi.
Reklam
ABD'de Başkan Adayları İkinci Kez Canlı Yayında Kozlarını Paylaştı: (1)
WASHINGTON (AA) - ABD'de başkan adayları Cumhuriyetçi Donald Trump ile Demokrat Joe Biden'ı karşı karşıya getiren ikinci ve son canlı yayın tartışmasında hem iç politika hem de dış politika konularında keskin bir ayrışma öne çıkarken, özellikle Rusya ve Çin ile ilişkiler konusu gerginliğe neden oldu.ABD'de 3 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimlerine kısa süre kala Trump ve Biden, NBC sunucusu Kristen Welker'ın moderatörlüğünde Tennessee eyaletinin Nashville kentindeki Belmont Üniversitesi'nde karşı karşıya geldi. 'Kovid-19 ile mücadele' başlığıyla başlayan tartışmada, Trump, virüsün yakın zamanda yok olacağını belirterek, 'Haftalar içinde virüs için elimizde bir aşı olacak.' ifadesini kullandı. Trump, Kovid-19'un sadece ABD'nin değil tüm dünyanın problemi olduğunu belirterek, aldıkları önlemlerin yerinde ve ölüm oranının düşük olduğunu savundu. 'Bu kadar ölümün sorumlusu birisi Amerikan başkanı olarak kalmamalı'Biden ise '220 bin Amerikalı bu hastalıktan öldü ve benim diyebileceğim başka bir şey yok. Bu kadar ölümün sorumlusu birisi Amerikan başkanı olarak kalmamalı.' dedi. Trump, moderatörün 'Aşının haftalar içinde çıkacağına dair garanti veriyor musunuz?' sorusuna, 'Bunu garantileyemem ama yıl sonuna kadar aşı kesin çıkacak. Bu konuda bir iki firmanın şansı yüksek. Bu firmalar Johnson and Johnson, Moderna ve Pfizer.' yanıtını verdi. 'Karanlık bir kışa giriyoruz' Biden ise Trump'ın daha önce Paskalya'ya ve yaza kadar virüsü bitireceklerini söylediğini anımsatarak, 'Şu anda karanlık bir kışa giriyoruz ve Trump'ın hala net bir planı yok. Aşının gelecek yılın ortasına kadar hazır olmasına çok olası bakılmıyor.' dedi. Trump, virüs ile yaşamayı öğrendiklerini dile getirerek, 'Başka bir şansımız yok. Joe gibi kendimizi evimizin bodrum katına kapatamayız. Onun kendini bodruma kapama ama hala çok fazla para kazanma yeteneği var.' diye konuştu. Biden, Trump'ın bu ifadesine, 'Bununla yaşamayı öğrendiğimizi söylüyor ama insanlar ölmeyi öğreniyor. Bugün birçok kişinin kahvaltı masasında boş sandalye vardı.' sözleriyle tepki gösterdi. 'Bu benim değil, Çin'in suçu'Biden'ın, sorumluluk alması gerektiğini söylemesi üzerine Trump, 'Ben sorumluluk alıyorum. Bu benim değil Çin'in suçu.' dedi. Bilim insanlarının önermesi durumunda ülkeyi karantinaya alıp almayacağının ve bunun ekonomik etkilerinin sorulmasına Biden, 'Ben ülkeyi değil virüsü karantinaya alacağım.' karşılığını verdi. Adaylar Kovid-19 teşvik paketinin hala Kongreden geçmemiş olmasından dolayı birbirini suçladı. Biden'ın Trump'ın yeterli önlem almadığını söylemesine karşılık Trump, 'New York'a bir bakın. Demokratların elinde ama hayalet kente döndü. 10 binlerce insan bakımevlerinde öldü. Diğer Demokrat eyaletler de aynı.' diye konuştu. 'Joe, Rusya'dan 3,5 milyon dolar aldı bense tek kuruş almadım'FBI ve DNI'ın Rusya ve İran'ın seçimlere müdahale etmeye çalıştığına dair açıklamalarının sorulması üzerine Biden, 'Hangisi olduğu fark etmez, herhangi bir ülke Amerikan seçimlerine müdahale etmek isterse bunun bedelini öder.' dedi. Biden, Trump'ı Rusya ve İran konusunda yeterince adım atmamakla suçlarken, Trump da 'Joe, Rusya'dan 3,5 milyon dolar aldı bense tek kuruş almadım.' ifadesini kullandı. Biden, buna karşılık olarak, 'Ben hayatım boyunca hiçbir ülkeden tek kuruş para almadım.' dedi.'Biden'ın Amerikan halkına bir açıklama borcu var'Tartışmada, Biden'ın oğlu Hunter Biden'a ait olduğu iddia edilen bir bilgisayardan çıkan maillerde Biden'ın başkan yardımcılığı döneminde Ukraynalı bir enerji firması ve Çin ile ilişkilerine yönelik iddialar da gündeme geldi. Trump, Joe Biden'ın oğlu Hunter Biden'ın iş ortağının Çin ile ilgili iddialarının üzerine giderek, 'Biden'ın Amerikan halkına bir açıklama borcu var.' değerlendirmesinde bulundu.Biden'ın, Trump'ın vergi kayıtlarını açıklamadığını belirtmesi üzerine ise Trump, yakın zamanda kendisinin kayıtlarını açıklayacağını belirtti. Biden, Ukrayna konusunda kendisini, 'Ukrayna'ya benim hakkımda negatif şeyler söyleyen tek insan bu adamdır(Trump).' ifadesiyle savundu. Başkan yardımcılığı süresince yanlış bir adım atmadığını söyleyen Biden, oğlunun Çin'den de kazanç elde etmediğini öne sürdü. Trump, kendisinin iş adamlığı döneminde Çin'de hesabı olduğunu ancak başkan olmaya karar verince bu hesapları kapattığını belirterek, 'Benden farklı olarak Biden'ın başkanlığı döneminde oğlu ve kardeşleri daha da zenginleşti. Elektrik süpürgesi gibi tüm paraları süpürdüler.' diye konuştu. Biden, başkan seçilmesi durumunda Çin'i uluslararası standartlara çekmek için çabalayacağını dile getirirken, Trump, Çin'e uyguladığı gümrük vergilerini anlattı. Adaylar Kuzey Kore konusunda gerildi Trump, göreve geldiğinde ABD'nin Kuzey Kore ile savaşın eşiğinde olduğunu ifade ederek, 32 milyon insanın ölümüne engel olduğunu söyledi. Biden ise başkan seçilmesi durumunda Kuzey Kore'nin nükleer faaliyetleri üzerindeki kontrollerine devam edeceklerini vurguladı. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ilişkisi bağlamında Trump'ın 'Diğer ülke liderleriyle iyi ilişkilerimizin olması iyi bir şey.' demesi üzerine Biden, 'Bu, 'Hitler Avrupa'yı işgal etmeden önce onunla iyi ilişkilerimiz vardı.' demek gibi bir şey.' ifadesini kullandı. Biden, Kim Jong-un ile görüşüp görüşmeyeceği sorusuna, 'Onunla nükleer kapasitesini düşürme şartıyla görüşürüm. Kore Yarımadası nükleerden arındırılmalı.' yanıtını verdi. Biden'dan Trump için 'kafası karışmış' nitelendirmesi Adaylar, sağlık sistemi konusunda da birbirlerinin politikalarını sert dille eleştirdi. Trump'ın bu konuda Biden'a Demokrat aday adaylarından Bernie Sanders'ın politikaları üzerinden yüklenmesinin ardından Biden, 'Bu adamın kafası karışmış. Başka birine karşı yarıştığını düşünüyor. Sen Biden'a karşı yarışıyorsun.' dedi. Göçmenler konusunda sert çıkış Trump, Meksika sınırında göçmen çocukların ailelerinden ayrılmasıyla ilgili soruya, 'Onlar buraya çeteler ve kötü kişiler tarafından ülkeye geçiş için kullanılmak üzere getiriliyor. Şu anda sınırlarımız her zamankinden daha iyi. Bizim göçmenleri koyduğumuz kafesler inşa ettiğimizi iddia ediyorlar. Bunlar 2014'te inşa edildi. Bunu inşa eden Obama-Biden yönetimiydi.' dedi. Biden ise sınırda çocukların ailelerinden ayrılmasını 'suç' olarak nitelendirdi ve Trump'ın 'bu kafesleri kim inşa etti?' sorusuna yanıt vermedi. Biden, Barack Obama döneminde göçmenlerle ilgili verilen sözlerin tutulmamasına ilişkin olarak da 'Bir hata yaptık ve bunu düzeltmek uzun zaman aldı. Ben artık başkan yardımcısı değil, başkan olacağım.' diye konuştu.Trump, Biden'ın 'yakala ve serbest bırak' yaklaşımını eleştirerek, 'Böyle yaparak, katiller, tecavüzcüler bizim ülkemize girer. Onların adını alıp ülkenin içine salar sonra da 'geri gelin' dersek ancak en düşük IQ'ya sahipler geri döner.' dedi. (Sürecek)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Batı Dünyası Kovid-19'Dan Sonra İyice Zor Duruma Girdi"
KÜTAHYA (AA) - Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 'Batı dünyası Kovid-19'dan sonra iyice zor duruma girdi. Batı'nın medeniyet krizi çökmeye başlayacak. Bu salgının Batı medeniyetindeki manevi krizi hızlandırma etkisi yapacağını düşünüyorum.' dedi.Tarhan, online olarak katıldığı Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin (DPÜ) ev sahipliğinde düzenlenen '4'üncü Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi'nde, Müslüman bilimcilerinin ve alimlerin medeniyete yaptıkları katkıların önemine vurgu yaptı. Bilim ve dinin bir sentez halinde öğretilmesi gerektiğini belirten Tarhan, 'Gençlerin zihninde bu iki kaynağın birbirinin alternatifi değil, din ve bilimin birbirinin tamamlayıcısı olduğu görülmesi gerekiyor. Biz inançla ilgili soru işaretlerini gidermeden onun üzerine ahlak, karakter inşa edemeyiz.' diye konuştu.'500 senedir İbn-i Sina çıkaramadığımızı sorgulamadıkça ilerleyemeyiz'Öz eleştiri yapılması gerektiğini anlatan Tarhan, şöyle konuştu:'500 senedir bir İbn-i Sina çıkaramadık. Bunu sorgulamadıkça biz ilerleyemeyiz. Şu andaki gençler, namazın nasıl kılınacağını öğrenmek istemiyor. Neden namaz kılacağını soruyor. Bu sorulara bizlerin cevap vermesi gerekir. Biz şu anda alternatif bir bilim alanı açtık. Bilimlerin varoluşla ilgili ve özellikle de materyalist sistemin bize sunduğu varoluş fikirlerinin tükendiğini ve cevap veremediğini görüyoruz. Yaratılışla ilgili böyle bir durumda bilime malzeme sunmamız gerekiyor bizim.'Tarhan, tevhit inancının akla en yakın inanç sistemi olduğunu kaydederek, 'İnsanın hayattaki görevi ruhunu olgunlaştırmaktır. Bu iyi insan olmakla olur. İyi insan olmak da varoluşumuzun kirasını ödemektir. Erdem sadece erdem değildir. Çözüm olarak doğru Allah tasavvurunun öğretilmesi gerekiyor' dedi.'Pandemi, Batı'daki manevi krizi hızlandırabilir'Batı dünyasının şu anda teknolojisindeki başarısına, maddi refahına rağmen manevi olarak kötü durumda olduğunu dile getiren Tarhan, 'Batı dünyası Kovid-19'dan sonra iyice zor duruma girdi. Batı'nın medeniyet krizi çökmeye başlayacak. Bu salgının Batı medeniyetindeki manevi krizi hızlandırma etkisi yapacağını düşünüyorum. Bunun nedenlerini araştırmaya başlayacaklardır. Bu bize alternatif sunma fırsatı verecek' ifadelerini kullandı.DPÜ'nün ev sahipliğinde düzenlenen ve 24 Ekim'e kadar sürecek olan kongreye, Türkiye, Hollanda, Kanada ve Amerika'daki çeşitli üniversitelerden 83 bilim insanı katılacak.
Reklam