onedio
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Batı Dünyası Kovid-19'Dan Sonra İyice Zor Duruma Girdi"
KÜTAHYA (AA) - Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 'Batı dünyası Kovid-19'dan sonra iyice zor duruma girdi. Batı'nın medeniyet krizi çökmeye başlayacak. Bu salgının Batı medeniyetindeki manevi krizi hızlandırma etkisi yapacağını düşünüyorum.' dedi.Tarhan, online olarak katıldığı Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin (DPÜ) ev sahipliğinde düzenlenen '4'üncü Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi'nde, Müslüman bilimcilerinin ve alimlerin medeniyete yaptıkları katkıların önemine vurgu yaptı. Bilim ve dinin bir sentez halinde öğretilmesi gerektiğini belirten Tarhan, 'Gençlerin zihninde bu iki kaynağın birbirinin alternatifi değil, din ve bilimin birbirinin tamamlayıcısı olduğu görülmesi gerekiyor. Biz inançla ilgili soru işaretlerini gidermeden onun üzerine ahlak, karakter inşa edemeyiz.' diye konuştu.'500 senedir İbn-i Sina çıkaramadığımızı sorgulamadıkça ilerleyemeyiz'Öz eleştiri yapılması gerektiğini anlatan Tarhan, şöyle konuştu:'500 senedir bir İbn-i Sina çıkaramadık. Bunu sorgulamadıkça biz ilerleyemeyiz. Şu andaki gençler, namazın nasıl kılınacağını öğrenmek istemiyor. Neden namaz kılacağını soruyor. Bu sorulara bizlerin cevap vermesi gerekir. Biz şu anda alternatif bir bilim alanı açtık. Bilimlerin varoluşla ilgili ve özellikle de materyalist sistemin bize sunduğu varoluş fikirlerinin tükendiğini ve cevap veremediğini görüyoruz. Yaratılışla ilgili böyle bir durumda bilime malzeme sunmamız gerekiyor bizim.'Tarhan, tevhit inancının akla en yakın inanç sistemi olduğunu kaydederek, 'İnsanın hayattaki görevi ruhunu olgunlaştırmaktır. Bu iyi insan olmakla olur. İyi insan olmak da varoluşumuzun kirasını ödemektir. Erdem sadece erdem değildir. Çözüm olarak doğru Allah tasavvurunun öğretilmesi gerekiyor' dedi.'Pandemi, Batı'daki manevi krizi hızlandırabilir'Batı dünyasının şu anda teknolojisindeki başarısına, maddi refahına rağmen manevi olarak kötü durumda olduğunu dile getiren Tarhan, 'Batı dünyası Kovid-19'dan sonra iyice zor duruma girdi. Batı'nın medeniyet krizi çökmeye başlayacak. Bu salgının Batı medeniyetindeki manevi krizi hızlandırma etkisi yapacağını düşünüyorum. Bunun nedenlerini araştırmaya başlayacaklardır. Bu bize alternatif sunma fırsatı verecek' ifadelerini kullandı.DPÜ'nün ev sahipliğinde düzenlenen ve 24 Ekim'e kadar sürecek olan kongreye, Türkiye, Hollanda, Kanada ve Amerika'daki çeşitli üniversitelerden 83 bilim insanı katılacak.
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, "4. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi"Ne Video Mesaj Gönderdi:
ANKARA (AA) - Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, 'İslam'ın 'yaratılış' fikrine karşı alternatif bir varoluş modeli iddiasıyla ortaya çıkan, bilimsel bir realite gibi kabul edilip sıkça gündeme getirilen her türlü düşünce ve ideoloji tepkiseldir, rasyonel açıdan da problemlidir.' ifadelerini kullandı.Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erbaş, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi tarafından Güzel Sanatlar Fakültesi Ahmet Yakupoğlu Amfisi'nde düzenlenen '4. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi'ne video mesaj gönderdi.Hazreti Muhammed'e indirilen ilk ayette Allah'ın, kendisini 'Halik' sıfatıyla tanıttığını belirten Erbaş, İslam düşüncesine göre kainattaki her şeyin tek ve üstün kudret sahibi bir yaratıcı tarafından vücuda getirildiğini kaydetti.Erbaş, bunun da sınırsız ilmi ve iradesiyle evreni ve içindekileri bir ölçü ve düzen içerisinde kolaylıkla var edip her an bir yaratma halinde olan, kendisinden başka hiçbir yaratıcı olmadığını çeşitli misal ve delillerle beyan eden Allah olduğunu vurgulayarak, 'Buna göre insanı ve kainatı yaratan yüce Allah, bütün sebeplerin üstünde bulunan yegane müsebbiptir. Hal böyleyken İslam'ın 'yaratılış' fikrine karşı alternatif bir varoluş modeli iddiasıyla ortaya çıkan, bilimsel bir realite gibi kabul edilip sıkça gündeme getirilen her türlü düşünce ve ideoloji tepkiseldir, rasyonel açıdan da problemlidir.' değerlendirmesini yaptı.'Dine ve hakikate savaş açan yaklaşımlarla doğru şekilde mücadele edilmeli'Son asırlarda ideolojilerin şekillendirdiği modern paradigmaların, varoluş, gaye ve değerler alanında insanın zihin dünyasını alt üst edip büyük bir kafa karışıklığına sebep olduğunun altını çizen Erbaş, günümüzde dünyanın akademik merkezlerinin de varoluş bağlamında epistemolojik krizlerini aşamadığını ifade etti.Erbaş, teknolojinin hayatı kuşattığı ve bilgiye ulaşmanın iyice kolaylaştığı bu çağda, söz konusu krizler ve çelişkilerin özellikle gençlerin akıl ve gönül dünyasını tahrip ettiğine dikkati çekerek, dini ve hakikati inkar edip ona savaş açan yaklaşımlarla doğru ve güçlü bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.'Din ile bilim arasında bir ayrışma söz konusu değildir'Batı merkezli bilginin bugün insanı ve hayatı dizayn ettiğini söyleyen Erbaş, bu anlayışın 'İnsan-Evren-Allah' tasavvurunda var olan ciddi kriz ve paradoksların, bütün insanlığı derin bir çıkmaza doğru sürüklediğini herkesin gördüğünü anlattı.Erbaş, buna karşılık İslam dünyasının da son asırlarda yaşanan gelişmeleri ve olayları gereği gibi analize ve eleştiriye tabi tutamadığını ifade ederek, şunları kaydetti:'İlmin tüm yönlerini teşvik eden İslam'ın, bu olguları birbirine muarız kabul etmesi düşünülemez. Aynı şekilde din ile bilim arasında bir ayrışma da söz konusu değildir. Bu meyanda İslam tarihinin hiçbir döneminde bilginin bugünkü manada 'İslami olanı/olmayanı' şeklindeki bir tasnife tabi tutulmadığının da altını çizmek istiyorum.'
Almanya'dan Getirilen Kovid-19 Aşısı Sakarya Ve Kocaeli'de Gönüllülere Uygulanmaya Başlandı
SAKARYA/KOCAELİ (AA) - Almanya'dan getirilen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı, Kocaeli ve Sakarya'da sağlık çalışanı gönüllülere uygulanmaya başlandı.Dünyada 44 bin kişi üzerinde denenmesi planlanan aşının, Türkiye'de 9 merkezde 70'er kişiye uygulanması ön görülüyor. Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Rektörü Prof. Dr. Sadettin Hülagü, gazetecilere, aşı çalışmalarının sürdüğünü söyledi.Daha önceki aşının Çin'den geldiğini ve sağlık çalışanları üzerinde test edildiğini hatırlatan Hülagü, uygulamasına bugün başlanan aşının ise Almanya'dan getirildiğini aktardı.Hülagü, yerli aşı çalışmalarında da sona yaklaşıldığını belirterek, şöyle devam etti:'Ülkemizdeki aşı çalışmalarının da 2 hafta içinde yürürlüğe gireceğini biliyoruz. Tabii bu çalışmaların faz dönemleri var, 1, 2, 3, 4 diye. Şu an faz 3 çalışması. Bu çalışmaların sonucunda, önümüzü biraz daha göreceğiz. Aşıya karşı vücuttaki antikorların ne düzeyde oluştuğu, ne kadar süre koruyucu olacağı gibi... Bu süreç toplumsal bağışıklık açısından da önemli. Kendi aşımızın da inşallah 2 hafta sonra insan çalışmaları başlıyor. Önceki Çin aşısında bir yan etki görülmedi, bunda da göreceğimizi sanmıyorum.'Uygun aşının bulunması halinde temini ve uygulamasında herhangi bir sıkıntı olacağını düşünmediğini ifade eden Hülagü, öncelikle sağlık çalışanları ve yüksek risk altındakilerden başlamak üzere toplumda aşı çalışmalarının sürdürüleceğini kaydetti.Hülagü, aşının yanında ilaç çalışmalarının da devam ettiğini vurguladı. KOÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk de 'Aşı yapılıyor diye koruyuculuğu ilanihaye devam edecek anlamına gelmiyor. Bu koruyuculuğun belli bir süresi olacaktır. Onun için genel kural olarak temizlik, maske ve mesafe kuralına özen gösterilmesinin altını özellikle çizmek istiyorum.' diye konuştu.Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sıla Akhan ise Almanya'dan gelen aşının faz 3 çalışmasının yapıldığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:'Ülkemizde 9 merkezde aynı anda başlıyor. Her merkez 70 kadar sağlıklı gönüllü alacak. 89 yaşa kadar üst sınır var. 18'den 89 yaş arası... Herhangi bir kronik rahatsızlık olması da önemli değil, yapılabiliyor. Aşıların ikinci dozu 21. günde yapılacak. Sürekli tarayacağız ve kontrollü bir şekilde gidecek, yan etki ve enfektiviteyi göreceğiz.' Gönüllülerden Hakan Kutlu, hiçbir endişe duymadığını dile getirerek, 'Gönüllü olarak bu işe katkı sağlamak istedim. Umarım güzel sonuçlanır. Çalışmanın Türkiye'de yapıldığını duyar duymaz 'Ben bunun içinde olmalıyım, tarihi ana en önde tanıklık etmeliyim.' dedim.' ifadelerini kullandı.'Risk grubunun aşılanması büyük önem arz ediyor'Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SAÜEAH) Başhekimi Doç. Dr. Fikret Halis de Kovid-19 ile mücadelede ilk gönüllülerin hastanelerinden çıkmasının kendilerini mutlu ettiğini anlattı. Böyle bir çalışmaya katkı sağlamanın önemine işaret eden Halis, 'Birçok basamağı olan çok merkezli bir aşı. Gerek yurt içinden gerek yurt dışından birçok merkezin dahil olduğu çalışma. Hastanemizde 32 kişilik gönüllü grubumuza aşıyı uygulayacağız.' şeklinde konuştu.Halis, aşı yapılan gönüllülerin belli bir dönem takibinin yapılacağını aktararak, 'Herhangi bir sağlık sorunu ortaya çıktığında erken müdahale açısından sürekli gözetim altında olacaklar. Özellikle risk grubundaki hastaların aşılanmasını önemsiyoruz.' açıklamasında bulundu.Gönüllü aşı yaptıran Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Kılıç da aşıya güvendiğini ve önemini vurgulamak için gönüllü olduğunu dile getirerek, 'Bu çalışmaların inşallah herkese, bilime ve insanlığa faydası olur.' dedi.
Reklam
Grafikli - Avrupa Ülkelerinde Kovid-19 Tedbirleri Geri Geliyor
SARAYBOSNA (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının son haftalarda hızla arttığı Avrupa'da, yaz aylarında kaldırılan birçok salgın tedbiri yeniden uygulanmaya başladı.Günlük vaka sayıları dikkate alındığında salgının ikinci dalgası ilkbahar aylarındaki ilk dalgadan daha sert geçerken, birçok ülkede salgının başından bu yana en yüksek günlük vaka sayıları kaydedildi.Fransa'da 17 Ekim'de Avrupa'daki en yüksek günlük vaka kaydedilirken 'maksimum alarm' seviyesine geçilen Paris ve çevresinde, Grenoble, Lille, Lyon, Aix-en-Provence, Marsilya, Rouen, Toulouse ve Montpellier kentlerinde 21.00-06.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulaması başlatıldı. Dört hafta sürecek uygulama kapsamında, sokağa çıkma yasağının olduğu saatlerde istisnalar hariç restoran ve iş yerlerinin kapatılması, 6'dan fazla kişinin bir araya gelmesinin yasaklanması kararlaştırıldı.İspanya da gece sokağa çıkma yasağı planlıyorSalgının başından bu yana en yüksek günlük artışın kaydedildiği İspanya'da da hükümet Kovid-19'daki vaka artış hızını durdurmak için Fransa'dakine benzer şekilde ülke genelinde gece sokağı çıkma yasağı getirerek önlemleri artırmayı planlıyor.Başkent Madrid başta olmak üzere Navarra, Rioja, Aragon, Bask, Castilla y Leon, Katalonya ve Endülüs bölgelerinde birbirlerine benzer ek önlemler uygulanırken İspanya'daki 1700'den fazla belediyede serbest dolaşıma kısıtlama getirildi.Doluluk oranları yarıya indirilen bar ve restoranların en geç saat 23.00'te, alışveriş merkezleri ve dükkanların ise saat 22.00'de kapatılması kararlaştırıldı.İtalya'da ikinci dalgaya ilişkin endişe artıyorDün salgının başından beri en yüksek günlük vaka artışı görülen İtalya'da da ikinci dalgaya ilişkin endişeler artıyor.Başbakan Giuseppe Conte'nin hafta sonu açıkladığı yeni tedbirler uyarınca restoran, bar ve kafelere yönelik saat sınırlamaları getirilirken, topyekun bir tecrit uygulamasından ziyade bölgesel kapanmalar yerel yönetimlere bırakıldı.Lombardiya Bölgesi'nde bugünden, Campania Bölgesi'nde ise yarından itibaren 23.00-05.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı uygulanması kararı alındı, başkent Roma'nın da içinde bulunduğu Lazio Bölgesi'nde ise yarından itibaren 00.00-05.00 saatlerinde sokağa çıkmak yasaklandı. Sokağa çıkanların, kendi doldurdukları ve çıkma gerekçelerini belirten izin belgelerini taşıması gerekecek. Sağlık, aile durumu, acil nedenlerle sokağa çıkışlar bu belgeyle mümkün olacak ve bu durum dışındakilere 3 bin avroya kadar para cezası kesilebilecek.İsviçre'de 'yoğun bakımlarda yer kalmayacak' uyarısıİsviçre'de federal hükümetin aldığı tüm önlemler salgınının hızını durdurmakta yetersiz kalırken son bir aydır hızla artan vaka sayısında salgının başından bu yana en yüksek seviyeye ulaşıldı. Almanya, riskli ülke veya bölgeler listesini güncelleyerek İsviçre'nin tamamını bu listeye dahil ettiğini açıkladı.İsviçre'deki Kovid-19 Bilim Kurulu, 4 hafta içinde yoğun bakım ünitelerinde yer kalmayacağı uyarısında bulunurken ülkedeki 1600 yoğun bakım odasından yarısının dolu olduğu ifade ediliyor.Federal hükümet, OHAL ile 2-3 hafta boyunca sokağa çıkma yasağı getirilmesini değerlendiriyor.Hollanda'da 'kısmi karantina', Slovenya'da 'salgın durumu'Hollanda'da 14 Ekim'de 4 haftalık 'kısmi karantina' uygulamasına geçildi, restoran ve barlar yeniden kapatıldı, toplu taşıma seferleri azaltıldı. Alkollü içecek satışı 20.00'den sonra yasaklandı, amatör spor etkinlikleri ve diğer etkinliklerin de 1 ay boyunca yapılmayacağı ifade edildi.Slovenya'da ise hükümet 1 ay sürecek 'salgın durumu' ilan etti. Salgın durumu kapsamında ülkede 21.00-06.00 saatlerinde sokağa çıkmak yasaklandı. Slovenya'daki 12 bölge arasında geçişlere de izin verilmiyor, açık alanlardaki toplanmalar 6 kişi ile sınırlandırıldı, dini etkinlikler ve nikah gibi toplu organizasyonlar da yasaklandı.Almanya'da ilk kez bir kabine üyesinde Kovid-19 tespit edildiAlmanya'da dün Sağlık Bakanı Jens Spahn'ın Kovid-19 testi pozitif çıktı. Ülkede ilk kez bir kabine üyesinde virüs tespit edildi.Geçen hafta Başbakan Angela Merkel'in eyalet başbakanlarıyla düzenlediği toplantıda, son 7 günde 100 bin kişide 50'den fazla yeni vaka görülen bölgelerde Kovid-19 tedbirlerini sıkılaştırma kararı alındı. Buna göre dükkan, lokanta, restoran ve bar gibi işletmelerin 23.00-06.00 saatleri arasında kapalı tutulması, bu saatler arasında açık olan benzin istasyonu gibi işletmelerin alkol satışı yapmaması kararlaştırıldı.Açık alanlarda mesafe kuralının uygulanamayacağı yerlerde, maske takma zorunluluğu ve temas kısıtlanması getirilebilecek, ayrıca kapalı alanlardaki kutlama ve toplantılara en fazla 10 kişi katılabilecek.Yunanistan'ın bazı kentlerinde sokağa çıkma kısıtlamasıYunanistan'ın kuzeyindeki Kozani ve Kastoria kentlerinde de sokağa çıkma kısıtlaması ilan edildi. 'Kritik' olarak nitelendirilen Selanik, Viotia, Larisa ve Serres gibi kentlerde ise bölgesel kısıtlamaların gündemde olduğu belirtiliyor. Salgınla mücadele kapsamında 3 Kasım'a kadar karantina uygulanacak Çekya'da ise eczane, market ve temizlik malzemesi satan iş yerlerinin dışındaki perakende satış noktaları ve alışveriş merkezleri kapatıldı, açık alanda en fazla 2 kişinin birlikte hareket etmesine izin verildi. Okulların yanı sıra restoran ve kafeteryaların kapatıldığı ülkede, kamuya açık yerlerde alkol tüketimi de yasaklandı.Salgın nedeniyle 'acil durum' ilan edilen Slovakya'da, kapalı alanların yanı sıra açık alanlarda da maske kullanımı zorunlu hale getirildi.Avusturya'da toplanmalara kişi sınırlandırmasıKomşularına kıyasla günlük vaka sayılarının daha düşük olduğu Avusturya'da ise hükümet, özel toplantıları açık alanlarda 12, kapalı alanlarda ise 6 kişiyle sınırlandırdı. Kapalı alanlarda maske kullanımının zorunlu kılındığı ülkede, pazar ve fuar alanlarında da maske takmak zorunlu oldu.Belçika'da federal hükümetin aldığı tedbirler kapsamında ülke genelindeki restoran, kafe ve barlar 1 ay kapatıldı, 00.00-05.00 saatlerinde de sokağa çıkma kısıtlaması uygulanması ve 20.00'dan sonra alkollü içecek satışı yapılmaması kararlaştırıldı.İngiltere'de 'ulusal karantina' kararı almaktan kaçınan hükümet, virüsün artış hızına bağlı olarak devreye girecek 'orta', 'yüksek' ve 'çok yüksek' olmak üzere 3 aşamalı kısıtlamalar açıkladı.İlk aşama, kapalı veya açık alanlarda buluşmaların 6 kişiyle sınırlandırılmasını, barlar ve restoranların 22.00'de kapanmasını içerirken, ikinci aşamada da farklı hane üyelerinin kapalı mekanlarda görüşmeleri yasaklanıyor. Son aşamada ise bu önlemlerin yanı sıra bar ve restoranların kapatılması öngörülüyor.Güney Yorkshire bölgesi de Merseyside, Lancashire ve Manchester'dan sonra son aşamaya dahil edildi.Bulgaristan'da maske zorunluluğuBulgaristan'da bugünden itibaren açık ve kapalı alanlarda maske zorunluluğu getirildi. Başbakan Boyko Borisov'un talimatı üzerine karantina süresi 14 günden 10 güne indirilirken, karantina sonunda PCR test yaptırma zorunluluğu da kaldırıldı. Ülkede tiyatrolar yeni sezon galalarını erteledi, bazı okul ve üniversiteler uzaktan eğitimine geçti.Polonya'da hükümet yeni sahra hastanelerinin inşa edilmesi kararı aldı, bu kapsamda Varşova Ulusal Stadyumu da sahra hastanesine dönüştürüldü. Ülkedeki restoranlar 06.00-21.00 saatlerinde hizmet verebiliyor ve kapasitelerinin yüzde 50'si kadar müşteri kabul edebiliyor.Toplu taşımada kapasitenin yüzde 30'u kadar hizmet verilen ülkede, yüksek öğretimde uzaktan eğitime geçildi, tüm spor etkinliklerinin seyircisiz oynanması kararlaştırıldı.
Mşü'de "2. Uluslararası Muş Sempozyumu" Başladı
MUŞ (AA) - Muş Alparslan Üniversitesince (MŞÜ) düzenlenen tarih, siyaset, ekonomi, kültür ve edebiyat konularının ele alınacağı '2. Uluslararası Muş Sempozyumu' başladı.Sabahattin Zaim Konferans Salonu'nda 2 gün sürecek sempozyumun açılış konuşmasını yapan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve oturum başkanı Prof. Dr. Abdullah Kıran, sempozyumun amacının Muş'un kültürel ve siyasi açıdan tanıtımı olduğunu söyledi.Fakülte olarak sempozyumun ikincisini düzenlemeye karar verdiklerini belirten Kıran, şöyle dedi:'Özellikle 2007 yılında Muş Alparslan Üniversitesinin açılışından bu yana hızla gelişimi ileriye doğru olan bir il. Muş, Doğu Anadolu Bölgesi'nde açıkçası kalkınma açısından muazzam bir potansiyele sahip bir il. Muş Ovası çok önemli bir ova. Türkiye ve dünyanın en önemli ovalarından biri. Muş Ovası verimli bir şekilde kullanıma girdiğinde, küçük bir bölgeyi besleyebilecek ekonomik potansiyele sahip bir yerdir. İddia ediyorum; 10 milyon civarında nüfusu olan bir ülkeyi besleyecek bir potansiyele ve çok değeli bir araziye sahip bir il. Muş'a şöyle bir baktığınızda Napolyon'un bir sözü var. Diyor ki 'Bir ülkenin politikasını anlayabilmek için harita üzerindeki yerine bakmak yeterlidir.' Politikasını ve önemini anlayabilmek için. Muş'un da hakikaten önemini anlayabilmek için konumuna tepeden baktığınızda muazzam bir potansiyele sahip.''Amacımız, Muş'un bütün sorunlarını masaya yatırmak ve bunlar üzerinde konuşarak akademik anlamda beyin fırtınası yaratmaktır. Emin olun bu tür işler zamanla bir sonuç veriyor.' diyen Kıran, şöyle konuştu:'Duyduğum bir habere göre Muş'a bir araştırma hastanesi yapılacak. Bundan daha müthiş ve güzel bir haber olamaz. Buna çok sevindim. Umarım Valiliğimiz, Rektörlüğümüz, Belediye Başkanımız, bütün siyasi makamlarımızı üniversitede ağırlayarak araştırma hastanesini üniversitemizin içinde yapabiliriz. Eğer hastane burada yapılacaksa üniversitenin gelişmesi açısından çok önemli.''Burada bir bilim şöleni yaşanacak'Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Karadağ da üniversitede 2 gün boyunca bir bilim şöleni gerçekleşeceğini dile getirdi.Karadağ, 'Sempozyum çerçevesinde burada tarihi, coğrafya, tarım, ekonomi, siyaset, kültür ve edebiyat alanında çok seçkin ve müstesna bildirimler takdim edilecek' dedi. Konuşmaların ardından moderatörlüğünü Kıran'ın gerçekleştirdiği panelde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Karadağ, 'Muş Alparslan Üniversitesinde tarımsal faaliyetler', Dr. Öğretim Üyesi İskender Dölek, 'Muş için doğal tehlike kaynakları', Dr. Öğretim Üyesi Şeyhmus Bingül ise '19. Yüzyıl'da Batılı seyyahların gözüyle Muş' konularını ele aldı.Sosyal mesafe kurallarına riayet edilen programa Vali Yardımcısı Muhammet Fatih Demirel ve akademisyenler katıldı.İki gün devam edecek sempozyum, online bağlantıyla sürdürülecek.
Reklam
Geliştirdiği Yapay Zekayla Röntgen Filmlerinden Saniyeler İçinde Koronavirüs Teşhisi Yapıyor
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Murat Canayaz, geliştirdiği yapay zeka ve derin öğrenme uygulamasıyla, röntgen filmlerden koronavirüs teşhisi yapmaya başladı. Çalışmasında yüzde 99,4 oranında başarı sağladığını söyleyen Canayaz, ''Röntgen görüntüsü üzerinden o hastanın koronavirüs pozitif mi yoksa zatürre mi olup olmadığını tespit etmeyi amaçlıyoruz. Birkaç saniyede bunun tespitini yapabiliyoruz'' dedi.
Bakan Ziya Selçuk: "Yüz Yüze Eğitime Yüzde 80'Lere Yakın Bir Katılım Var"
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitimde katılımın yüksek olmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, 'Yüzde 80'lere yakın bir katılım var. Bu katılımı bizim beklentimizin üstünde olduğunu söyleyebilirim.' dedi.Milli Eğitim Bakanı Selçuk, okuduğu ilkokul olan Gölbaşı Emirler İlkokulu'nda düzenlenen 'Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Öğretmenlerin Mesleki Gelişim Programı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.Emirler İlkokulu'na 5 yaşında başladığını anlatan Selçuk, Sabancı Vakfı iş birliğinde başlattıkları projenin de köy okullarında görev yapan ve okuyan öğrencileri desteklemek için hayata geçirildiğini ifade etti. Yaklaşık 7 bin öğretmenle asgari 56 saat süren bir eğitim yaptıklarını, programın kitaplarının hazırlandığını aktaran Selçuk, 'Bunu da benim okuduğum köy okulunda yapmayı özellikle istedik. Öğretmenlerimizle yaptığım temas sonucunda gerçekten çok yararlı bir çalışma olduğunu gördük. Benim kendi okuduğum okula dönüşüm ve bir köy okulunda okumam dolayısıyla bütün köy okullarını ilkokullar ve ortaokullar dahil olmak üzere 5 tam gün eğitim, öğretime açtık. Eğer İl Hıfzıssıhha Kurullarının özel bir sınırlaması olmazsa bütün okullarımızı eğitim öğretime açtık. Onun için de köy okullarındaki çocuklarımızın herhangi bir eksiği kalmaması noktasında her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz.' diye konuştu. 'Okul daha kontrollü bir ortamdır'Yüz yüze eğitime geçişte üçüncü aşamada 5'inci ve 9'uncu sınıfların okullara başlamasına ilişkin bir soru üzerine Selçuk, '5 ve 9'uncu sınıflar pedagojik olarak belirli bir öğretim kademesinden, yani ilkokul ve ortaokuldan bir üst kademeye geçişteki ilk senedir. Henüz yeni öğretmenlerle tanışma, yeni bir müfredatla karşılaşma aşamasındalar. Onların erken başlaması çok önemliydi.' değerlendirmesinde bulundu. Eğitim ve öğretim yılının uzun bir dönem, bir maraton koşu olduğunu vurgulayan Selçuk, şunları kaydetti:'Aşama aşama, salgının seyrine bağlı olarak sınıfları kademe kademe açacağız. Bunu da çok büyük bir kontrol içinde yapıyoruz. Birçok ülkede olduğu gibi bütün sınıfları her gün açmak ve maskesiz bir şekilde açmak şeklinde bir tercih değil de belirli sınıfları ve yaşları istatistiklere bakarak, bilim insanlarının ortaya koyduğu kanıtlara bakarak, aşama aşama, kontrollü bir şekilde açmayı tercih ettik. Bu da devam ediyor. Bizi en çok mutlu eden okula devam eden çocuklarımızın kendilerinde ve ailelerinde bir artış olmadığı gibi bir azalmanın söz konusu oluyor olması da bizi ayrıca mutlu ediyor. Okul daha kontrollü bir ortamdır. Tatil yerinden, sokaktan, çarşı pazardan çok daha kontrollü bir yerdir. Bundan dolayı da bilimsel verilere dayalı ortaya koyduğumuz görüşün gerçekleşmesi bizi ayrıca memnun etti. Yüzde 80'lere yakın bir katılım var. Bu katılımın bizim beklentimizin üstünde olduğunu söyleyebilirim. Genel olarak tüm kademelerde yüzde 70'in üstünde bir katılım var. Ama bazılarında yüzde 90'lara varıyor, bazılarındaysa yüzde 75'lerde kalıyor. Genel olarak yüzde 80'lerde bir katılım var.'Selçuk, 5'inci ve 9'uncu sınıfların usul ve esaslarının da diğer sınıflarla benzer olacağını vurgulayarak yarın bu konuda bir tebliğ yayınlanacağını ve hangi sınıfta hangi derslerin, kaçar saat olacağına ilişkin daha ayrıntılı bilgilerin paylaşılacağını sözlerine ekledi.
Çevre Ve Şehircilik Bakanı Kurum, Saraçoğlu Mahallesi Koruma Yenileme Ve Yaşatma Projesi'ni Tanıttı:
ANKARA (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 'Saraçoğlu Projesi'yle Ankara'nın merkezine havuzu, parkları ve anıt ağaçlarıyla, özgün mimarimizi koruyarak yaşattığımız yemyeşil bir yaşam alanı kazandırıyoruz.' dedi.Bakan Kurum, 'Saraçoğlu Mahallesi Koruma Yenileme ve Yaşatma Projesi Tanıtım Toplantısı'na katıldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'yi baştan sona imar, inşa ve ihya etmeye kararlılıkla devam ettiklerini belirten Kurum, Ankara'yı, şehirleri, Türkiye'yi en güzel şekilde geleceğe hazırladıklarını söyledi.Ankara'nın ilk toplu konut projesi olan Saraçoğlu Mahallesi'nin ihya sürecini başlattıklarını dile getiren Kurum, 'Ankara'nın merkezini daha da canlı kılacak, milli mimarimizi, doğal varlıklarımızı koruyarak yaşatacak bu örnek çevre ve şehircilik projemizi, milletimize armağan ediyoruz.' diye konuştu. Bakan Kurum, yenilenecek Saraçoğlu Mahallesi'ne katkı sunacak herkese teşekkür ederek, başkentin yeni simgesi haline gelecek Saraçoğlu Mahallesi Koruma, Yenileme ve Yaşatma Projesi'nin hayırlı uğurlu olmasını diledi.Ankara'yı 'Güçlü Türkiye'nin Güçlü Başkenti' yapmak için, dünya başkentleri arasında en üst sıralara sokmak için büyük projeleri tek tek hayata geçirdiklerini belirten Kurum, şöyle konuştu:'Başkentimizi doğal güzelliklerini, göllerini, akarsularını, yeşil alanlarını koruyan bir çevre ve şehircilik hamlesiyle, 2023'e, 2053'e, 2071'e hazırlıyoruz. Bir taraftan 'Ankara'nın her yerinde kentsel dönüşüm' diyor, 21 riskli ve 33 rezerv yapı alanımızda deprem dönüşüm projelerimizi sürdürüyoruz, diğer taraftan birbirinden güzel ve sağlam kamu binalarıyla, sokak sağlıklaştırma, cephe yenileme çalışmalarımızla Ankara'nın çehresini baştan başa yeniliyoruz. Özellikle Eski Ankara adıyla andığımız Altındağımızda Hamam arkası mevkiindeki konakların restorasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.' Altındağ'da tarihi, kültürü ön plana çıkaran çok önemli bir yenileme projesini de hayata geçirdiklerini belirten Kurum, şunları kaydetti:'Ankaralıları tarihle buluşturacak bu projemizi Ankara Kalesi çevresinden başlayarak, Hergelen Meydanı’nın, Ulus'taki Yahudi Mahallesi'nin ve belediye binasının bulunduğu bölgeleri kapsayacak şekilde planladık. Bu tarihimizi yeniden gün yüzüne çıkarma projesi Hergelen Meydanı'ndan başlayıp, Atatürk Orman Çiftliği, AKM Millet Bahçesi, Gençlik Parkı ve eski 19 Mayıs Stadı'nın olduğu alanı içine alan son derece geniş bir yeşil koridorla birleşiyor. Projemiz tamamlandığında Ankara'nın göbeğinde kilometrelerce uzunluktaki bir kültür ve tarih aksını, yeşil koridoru Ankaralılarla buluşturmuş olacağız. Bununla da yetinmedik. Yeşil Ankara'mıza değer katacak İmrahor Vadisi Millet Bahçesi'nden başlayarak, Eymir Gölü, Gölbaşı Millet Bahçesi, Mogan Gölü ve Gölbaşı Arboretum alanını içine alan yeni bir yeşil koridor daha oluşturuyoruz.'Millet bahçelerinin yapımının hızla devam ettiğini söyleyen Kurum, Ankara'da da büyüklüğü 3 milyon metrekareyi aşan 17 millet bahçesi yaptıklarını aktardı.'Ankara bizim ortak istikbalimizdir'Ankara'nın yeni sosyal konutlarıyla 'yatay mimariyle yükselen bir başkent', dönüşüm konutlarıyla 'daha sağlıklı ve güvenli bir şehir' olacağına dikkati çeken Kurum, 'Ankara, sadece bir başkent değil, Anadolu'nun ortasından yeni dünya düzenine yön veren bir merkezdir. Ankara bizim ortak davamız, Ankara bizim ortak istikbalimizdir.' ifadelerini kullandı.Milletvekilleri ve belediyelerle başkentte yeni vizyoner hizmetlerin hızlı bir şekilde ortaya konması gerektiğini belirten Kurum, şu ifadeleri kullandı:'Bir yenileme, koruma ve yaşatma projesi olan Saraçoğlu Projesi'yle Ankara'nın merkezine havuzu, parkları ve anıt ağaçlarıyla, özgün mimarimizi koruyarak yaşattığımız yemyeşil bir yaşam alanı kazandırıyoruz. Saraçoğlu Projesi'ni tamamen çevre ve doğa merkezli bir yaklaşımla ele alıyoruz. Saraçoğlu'nun tarihi dokusunu oluşturan buradaki 44 tescilli yapıyı restore ederek muhafaza ediyoruz. Bu süreci de Kültür Varlıkları Kurulu'nun vermiş olduğu onaylarla, bilim adamarımızın, hocalarımız, mimarlarımız, mühendislerimizin onayıyla yürütüyoruz. 'Biz her şeyin doğrusunu biliriz, bizim dediğimiz doğrudur' anlayışıyla değil, kapsayıcı, paylaşımcı bir yaklaşımla, yeri geldiğinde belediyemizle, üniversitedeki hocamızla istişareler ederek, vatandaşlarımızın taleplerini alarak yürütmekteyiz. Yine mazisi yarım asrı aşan anıt ağaçlarımızın tamamını gözümüz gibi koruyoruz. Tek bir ağacın bile zarar görmesine izin vermiyoruz. Bütün tescilli yapı ve anıt ağaçlarımızı özenle koruyarak, bu güzel mahallenin yine yeşiliyle, güzelliğiyle Ankara'ya nefes aldıracak bir mahalle olarak kalmasını sağlıyoruz.' 'İnandığımız yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz'Millete hizmetten bir an olsun geri durmadıklarını, daima hizmet ettiklerini ve etmeye de devam edeceklerini belirten Kurum, çevreyi merkeze koydukları, koruma, yenileme ve yaşatma eksenli Saraçoğlu Projesine karşı çıkanlar olduğunu söyledi.Bakan Kurum, 'Tabii biz işimizi yapmaya, her gün yeni şeyler söylemeye, güzeli yapmaya devam edeceğiz. İnandığımız yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. İnşallah genç Cumhuriyetimizin bu çevreyi merkeze koyan ilk ve özel şehircilik örneğini Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında, aslına uygun bir şekilde yenileyecek, milletimizin hizmetine sunacağız. Tarihimizden aldığımız bu değerli emaneti yine emanetin asıl sahipleri olan gelecek nesillere, yavrularımıza hep birlikte aktaracağız.' değerlendirmesini yaptı.Saraçoğlu Mahallesi'nin 81 bin metrekare alan üzerinde, bitişik nizamda üretilen farklı tiplerde yapılardan oluşacağını aktaran Kurum, şu bilgileri verdi:'Konutların dışı geniş saçaklar, cumbaya öykünen cephe çıkmalarıyla, balkon korkuluklarıyla geleneksel Türk evinin modern bir yorumu olarak tasarlanmış. Bakanlık olarak işe gelenekle moderni harmanlamış bu bölgenin depremsellik durumunu analiz eden statik raporlarımızı hazırlayarak başladık. Yine projemizin her aşamasında Kültür Varlıkları Kurulu'nun onayıyla hareket ettik. Üniversite hocalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın görüş ve desteklerini aldık. Bu bölgede toplam 44 blok, 437 bağımsız bölüm bulunuyor. Yeni projeyle tescilli 44 bloğun tamamını koruyoruz. İçerisinde 120 konut, 92 ticaret, 212 ofis ve otel yapısı olacak şekilde 429 bağımsız bölüm olarak yeniliyoruz. Yapıların karakteristik ve mimari özelliklerine göre alanda 3 ayrı etap belirledik. Tüm etapları eş zamanlı olarak yapacağız. Projemizin ilk etabında, içerisinde 16 dükkan, 124 ofis ve otel olacak şekilde yeniliyoruz. Geniş yeşil açık alanlar ile entegre şekilde tasarladığımız bu etapta, Ankara'ya gelen misafirlerimize doğa ile iç içe bir konaklama imkanı sunuyoruz. İkinci etapta, ilk planında görülen eski dere yatağını canlandırıyoruz. Biyolojik gölet olarak Ankara'nın hizmetine sunuyoruz. Tabii bununla yetinmiyoruz. Biyolojik gölet çevresinde yapacağımız rekreasyon, kültür-sanat etkinlik alanlarıyla, şehrin merkezinde 7/24 yaşayan aktif bir yaşam alanı inşa ediyoruz. Bu etapta 70 dükkan ve 88 ofis olacak şekilde yeniliyoruz. Bu alanların gölete bakan kısımlarını çardaklarla, sokağa bakan kısımlarını ise daha özel gölgeliklerle birlikte tasarladık. Üçüncü etapta ise içerisinde 120 konut ve 6 dükkan olacak şekilde bir yenileme çalışması yapıyoruz. Ayrıca proje alanında bulunan mevcut yolların tamamını iyileştiriyoruz.' Yolları tek şeritli olarak düzenleyerek yaya kullanımını güçlendirdiklerini de ifade eden Kurum, 'Saraçoğlu'nda bir yapı projesi değil, bir sosyal sorumluluk projesi bilinciyle hareket ediyoruz. Burada ikamet edecek vatandaşlarımıza mahalle kültürümüzün yaşatılacağı, çocuk oyun alanlarıyla, yürüyüş parkurlarıyla sakin ve huzurlu bir yaşam sunuyoruz.' dedi.Bakan Kurum, tüm binaların yüksek teknolojiyle, enerji verimli, yalıtımlı, sıfır atık uyumlu akıllı bina özellikleriyle aslına uygun şekilde restore edildiğini belirterek, şunları kaydetti:'Yeni Saraçoğlu Mahallesi, Ankaralıların en güzel anılarını biriktirmeye, yeniden başlayacak. Çocuklarımız güven içinde bisikletlerini sürecek, patenleriyle kayabilecek. Akşamları anne babaları ağaçların altında sohbet ederken onlar, saklambaç oynayacaklar. Ağaçların gölgelediği bu harika mahallemizi yeniden, içine girildiği an, korna seslerinin yerini kuş seslerine bıraktığı bir yaşam alanı haline getireceğiz. Ankara'yı yaşayanların yeni buluşma noktası olacak.'
Reklam
Analiz – Saldırgan Politikalar Ermenistan'ı Güney Kafkasya'da Yalnızlaştırıyor
İSTANBUL (AA) -RIZA TALEBİ- Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın işgalini meşrulaştırmak ve sürdürmek amacıyla, özellikle son çatışmalarda, doğulu ve batılı müttefiklerinden medya alanında destek gördü, siyasi ve askeri yardım aldı, Türkiye ve Azerbaycan aleyhine tezvirat kampanyası yaptı ve Ordubad ve Gence gibi çatışmaya uzak ve yakın bölgelerdeki Azerbaycanlı sivillere füze saldırısı gibi çeşitli taktik ve hileler kullandı, fakat bütün bunlara rağmen göstergeler Azerbaycan güçlerinin topraklarını kurtarma konusunda başarı kaydetmekte olduğu yönünde.Gence, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkenti olarak stratejik ve çok önemli bir konuma sahip. Günümüzde Gence, Azerbaycan’ın büyüklük ve önem sıralamasında ikinci şehridir. Aynı zamanda, Mehsetî, Nizâmî-i Gencevî ve Cevad Han’ın şehridir. Şehir, işgal altındaki Dağlık Karabağ’dan çok uzak olmasına rağmen, Azerbaycan’ın Türkiye ve Avrupa’ya giden hidrokarbon transfer hatlarına yakınlığı ve önemi nedeniyle Ermeni füzelerinin hedefi oldu.Bir zamanlar Saddam Hüseyin tarafından İran şehirlerini bombalamak için kullanılan Rus yapımı Elbrus ya da Scud füzeleri, savaş başlığının optimize edilmesiyle uzaktaki hedefleri de yok edebiliyor. Ermeni ordusu, Rus yapımı böylesi bir silahı kullanarak Azerbaycan’daki yerleşim alanlarına ve sivillere saldırma yoluyla halkı korkutma amacını güdüyor. Ermenistan ayrıca savaşı işgal edilmemiş Azerbaycan topraklarının içlerine çekmek suretiyle Azerbaycan güçlerini Dağlık Karabağ dışındaki Ermenistan mevzilerini hedef alması için kışkırtmak istiyor.Açık bir savaş suçu olan bu çabaya rağmen Azerbaycan ordusu, meşruiyet odaklı bir strateji benimseyerek sadece Dağlık Karabağ’daki işgalcilerin savunma-saldırı pozisyonlarını yok etmeye odaklandı. İleri teknoloji ürünü İHA’lardan olan “Bayraktar”, sivillerin Ermenistan tarafından insanlık dışı bir şekilde öldürülmesine ezici ve şiddetli bir cevap verdi. Güvenilir uluslararası medya kuruluşlarına göre, Azerbaycan ordusu şu ana kadar sivilleri asla hedef almadı ve Ermenistan’ın kışkırtıcı eylemlerine rağmen insani olmayan bir tepki vermekten kaçınmakta ve sadece işgal altındaki topraklarda ilerlemeyi hedeflemekte.Ermenistan ordusu, Gence’nin yanı sıra Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ordubad şehrini de hedef aldı. Bu saldırının amacı Türkiye’yi savaş alanına çekmekti. Çünkü Türkiye Moskova Anlaşması’na göre garantör ülke konumunda. Bu nedenle, Nahçıvan’a yönelik herhangi bir üçüncü ülke saldırısı Türk tepkisini ve müdahalesini beraberinde getirebilirdi. Bu öngörüsüz hareket de Erivan’a Rus ve Fransız müttefiklerini savaş alanına çekmek ve yardım talep etmek için etkili bir bahane sunamadı.Ermenistan ve müttefiklerinin bir başka hilesi de Dağlık Karabağ’da Suriyeli savaşçıların varlığına ilişkin haberler yayınlamak ve Türkiye’ye karşı psikolojik bir savaş açmak oldu. Dağlık Karabağ’da Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerini destekleyen bu savaşçıların varlığına dair sözde kanıtlar sunan Ermeni, İran ve Rus medyasının kara propagandası haricinde uluslararası düzeyde güvenilir hiçbir belge ve kanıt bulunmuyor. Bir Ermeni yetkili, gazetecilerin bu konudaki sorularına cevap olarak sadece, söz konusu savaşçıların cesetlerinin yaban domuzları tarafından yenildiğini söyleyebildi.Görevi, menfaat gereği cehalet ve yalanın yayılmasını incelemek olan “agnotoloji” denen bir bilim dalı bulunuyor. Bugün işgal altındaki Dağlık Karabağ’da “cihatçı güçlerin” varlığına dair haberler bu bilim dalının konusu olacak nitelikte. Fransız medyasının başını çektiği bu girişimler, eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın PKK’lı terörist unsurlara yönelik politikalarını çağrıştırıyor. Bu yöntem, sahada vekil güçleri beslemek için yıllardır kullanılıyor.Bu mesnetsiz iddialar, işgal altındaki Dağlık Karabağ’da gerilla savaşı başlatmaları için Asala, YPG ve PKK teröristlerinin Ermenistan tarafından bölgeye davet edildiği sırada ortaya atıldı. Bu bölge, geçilmesi zor dağlar ve mayınlı alanlar nedeniyle, adı geçen üç terörist grubun faaliyetleri için elverişli sayılıyor. Ermenistan’ın hedefi Azerbaycan ordusunun gücünü zayıflatmak ve bölgenin kurtuluşunu önlemek için Dağlık Karabağ’ı Suriye’ye dönüştürmek. Buna rağmen, Azerbaycan ordusunun özel kuvvetleri, sözde Dağlık Karabağ hükümetinin yaşlı ve yorgun askerlerini ve Asala’nın terörist güçlerini yenmeyi başardı. Cebrail şehrinin Asala teröristlerinden kurtarılması bu durumun bir kanıtı. Ermenistan’ın Doğulu ve Batılı müttefiklerinin desteği de bu ülkenin Dağlık Karabağ’daki yenilgisini engelleyemedi. Yine de belli başlı bazı medya kuruluşları Dağlık Karabağ’da yaşananları çarpıtmakta.İran içinde ve ülke dışında Farsça haber yapan medya organları da bu çatışmayı Ermenistan-Türkiye savaşı olarak göstermeye çalışarak, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü savunma konusundaki haklılığını görmezden geliyor. Öte yandan Rus silahlarının Mahaçkale’den Enzeli’ye, oradan da Norduz Sınır Kapısı’ndan Ermenistan’a gönderildiğine dair çok sayıda haber bulunuyor.İran devleti, Anayasa’nın ve “İslam Cumhuriyeti” sisteminin ideallerinin Müslümanları, özellikle Şiileri desteklemenin gereğine vurgu yapmasına rağmen, Karabağ meselesi karşısında paradoksa girmiş veya belki de yaklaşımını değiştirmiş olabilir. Bu paradoksal durum, Müslüman Uygur Türkleri meselesi hakkında da müşahede ediliyor. Ermenistan, küçük nüfusuna ve çok zayıf pazarına rağmen, Türkiye’den Güney Kafkasya’ya giden yol üzerindeki konumu nedeniyle her zaman İran’ın ilgi odağı olmuştur. İran hükümet yetkililerinin ve Türklerin yoğun nüfusa sahip olduğu eyaletlerdeki cuma imamlarının açıklamaları iç kamuoyuna yöneliktir ve bu ülkedeki Türk asıllı vatandaşların duygularını kontrol etmeyi amaçlamaktadır. Kafkasya’da Rusya’nın sessizliği ve İran’ın hatalı politikaları nedeniyle karşı karşıya kaldığı yalnızlık, bu ülkenin diplomatik makamlarının tavrını yumuşatmıştır. İran’daki Türklerin Tebriz, Tahran ve diğer şehirlerdeki protestoları da İranlı yetkililerin açıklamalarındaki değişimin diğer bir faktörü olarak gösterilebilir. İran Ermeni Apostolik Kilisesi de geçmiş yıllarda benzer konularda sert açıklamalar yapmasına rağmen, İranlı yetkililerin son tutumunun ardından Karabağ’ın işgalden kurtarılmasına ilişkin halen sert bir tepki gösterebilmiş değil. Azerbaycan ordusunun yaklaşık 30 yıl sonra eline geçirdiği bu fırsat çok kıymetli. Moskova’nın Nikol Paşinyan hükümetinden hoşnutsuzluğu, İran ekonomisinin zayıflığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, Rusya’nın Belarus, Kırgızistan ve Litvanya konusunda karşı karşıya kaldığı pek çok sorun, Navalni meselesi ve rubledeki sert düşüş gibi faktörler, Azerbaycan ordusunun Türkiye’nin desteğiyle işgal altındaki Karabağ’ın önemli bir kısmını kurtarmasının yolunu açtı. Azerbaycan ordusu, Fransa gibi ülkelerin Ermenistan’ı desteklemesine rağmen maceracı komşusuna askeri üstünlüğünü gösterdi. Azerbaycan şu anda da cenazelerin ve esirlerin değişimi amacıyla sağlanan geçici ateşkesle Paşinyan hükümetinin aksine meseleyi sivillere zarar vermeden çözmeye çalışıyor. Ermenistan başbakanının radikal ve ideolojik tutumu ve ordusunun sivil yerleşim alanlarına füze saldırıları, Azerbaycan’ın ezici cevabıyla karşılaşmıştır. Çok sayıda Ermenistan askerinin öldürülmesi ve işgal altındaki Dağlık Karabağ’da Azerbaycan Hava Kuvvetleri’nin vurduğu ölümcül darbeler göz önüne alındığında Erivan yönetiminin Dağlık Karabağ sorununa yaklaşımında yakın gelecekte bir değişiklik bekleyebiliriz.Mütercim: Bilal Güler, Ahmet Dursun[Kafkasya, İran ve Ermenistan üzerine uzmanlaşan gazeteci-yazar Rıza Talebi, Amerikan Metropolitan Üniversitesi’nde Uluslararası Hukuk dalında doktora çalışmalarını sürdürmektedir]
Bilim Kurulu Üyesi Kara: 'Okulda Olmayan Çocuklarda Pozitifleşme Daha Yüksek'
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, kademeli yüz yüze eğitime geçiş ile birlikte okula giden çocuklarda ciddi bir vaka artışı olmadığını söyledi. Prof. Dr. Kara, 'Bilakis aynı yaş grubunda okulda olması gerekirken okulda olmayan çocuklara baktığımızda virüsün pozitifleşmesinin biraz daha yüksek olduğunu görüyoruz' dedi.
Reklam
"2020 Attila İlhan Edebiyat Ödülleri" Sahiplerini Buldu
İSTANBUL (AA) - Attila İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı tarafından, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları desteğiyle düzenlenen '2020 Attila İlhan Edebiyat Ödülleri' sahiplerini buldu.Vakıftan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 'Şiir' dalında 52, 'Roman' dalında 49 eserle başvurulan yarışmada yazar Doğan Hızlan'ın onursal başkanlığında toplanan seçici kurullar ödül alacak eserleri belirledi.Roman ödülü 'Aşıklar Bayramı' ile Kemal Varol'un olduÜyeleri arasında Mehmet Eroğlu, Deniz Yüce Başarır, Faruk Şüyün, Seval Şahin ve aile adına Ali Cem İlhan'ın yer aldığı roman dalı seçici kurulu tarafından roman ödülü, 'Sözlü kültürle yazılı kültürü başarılı bir şekilde birleştirmesi ve bir iç hesaplaşmayı etkileyici bir dille anlatması' sebebiyle Kemal Varol'un 'Aşıklar Bayramı' eserine verildi.Metin Celal'ın şiir dalında seçici kurul başkanlığını üstlendiği, Ali Ural, Tuğrul Tanyol, Adnan Özer ve aile adına Kerem Alışık'ın yer aldığı jüri de 'kısa dizelerle, sesi kısarak yalın anlatımla ulaştığı şiirini ileri götüren yaklaşımıyla' Elif Sofya'nın 'Hayhuy' isimli eserini ödüle değer bulundu.İlk Roman Vakıf Özel Teşvik Ödülü'nün sahibi, 'At Sancısı' kitabıyla Elvan Kaya Aksarı olurken, İlk Şiir Kitabı Vakıf Özel Teşvik Ödülü ise 'Sevgili Kardeşim Ben' adlı kitabıyla Enes Kurdaş'a verildi.
Reklam
Soyuz Ms-16 Kapsülü Dünyaya Döndü
NUR SULTAN (AA) - Uluslararası Uzay İstasyonunda (UUİ) 6 aydır görev yapan Soyuz MS-16 kapsülü dünyaya indi.Soyuz MS-16 kapsülünün iniş anı, Rusya Federal Uzay Ajansının (ROSCOSMOS) internet sitesinden canlı verildi.Rus kozmonotlar Anatoliy İvanişin ve İvan Vagner ile ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) astronotu Christopher Cassidy'yi taşıyan kapsül, yerel saatle 08.54'te Kazakistan'ın Jezkazgan şehri yakınlarına indi.Ekip üyelerini kapsülden çıkartan ve sağlık kontrolü yapan arama ve kurtarma ekiplerinin, maske taktığı ve sosyal mesafeyi korudukları gözlendi.ROSCOSMOS'tan yapılan açıklamada, kapsülün inişini sağlayan arama ve kurtarma ekibi üyelerinin sayısının azaltıldığı, bu kişilere virüs ve enfeksiyon testleri uygulandığı belirtildi. Açıklamada, kullanılan tüm kara ve havacılık malzemelerinin dezenfekte edildiği bildirildi.UUİ'de, Rus kozmonotlar Sergey Rıjikov ve Sergey Kud-Sverçkov ile NASA astronotu Kate Rubins bulunuyor.NASA, ROSCOSMOS, Avrupa Uzay Ajansı, Kanada Uzay Ajansı ve Japon Uzay Araştırma Ajansının ortaklaşa işlettiği UUİ'de uzay araştırmaları ve temel bilim deneyleri yürütülüyor.
4. Ulusal Kutup Bilimleri Çalıştayı Yarın Başlıyor
ANKARA (AA) - TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Kutup Araştırmaları Enstitüsü tarafından çevrimiçi olarak düzenlenecek 4'üncü Ulusal Kutup Bilimleri Çalıştayı, Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından katılımcıları ağırlayacak.TÜBİTAK'tan yapılan yazılı açıklamaya göre, bu yıl 4'üncüsü düzenlenecek Ulusal Kutup Bilimleri Çalıştayı kapsamında, Türkiye'nin 1513 Piri Reis Haritası'na dayanan kutup çalışmaları geçmişinin, günümüzdeki ve gelecekteki durumu bilimsel ortamda tartışılacak.Kutup alanıyla ilgili 100'ün üzerinde bilimsel özet başvurusu gerçekleşen çalıştaya bu yıl katılım için 723 kayıt alındı. Türkiye'nin 67 şehrinden, yurt dışından da 10 farklı şehirden katılım gerçekleşecek.Çalıştaya katılan bilim insanları, Türkiye'nin kutuplarda yaptığı ve yapmakta olduğu, yeni proje başlıkları ve çalışma alanları hakkında bilgiler verecek. Çalışmalar hakkında tartışmaların yapılacağı, yeni fikirlerin üretileceği çalıştay, kutuplar konusundaki tüm disiplinleri içerecek. Kutuplarda bilimsel çalışmalar gerçekleştirmiş veya gerçekleştirmek isteyen araştırmacılar ve kurumlar, akademik çalışmalar yapan lisans ve lisansüstü öğrencileri, çalıştaya bu yıl çevrimiçi platformda katılacak. Yarın gün boyu sürecek olan çalıştayda, toplamda 4 eş zamanlı odalarda yaklaşık 20 farklı oturum gerçekleştirilecek. Farklı disiplinlerden 107 bilimsel özeti içeren bildiri kitabı da çevrimiçi olarak dağıtılacak.Çalıştayın Arktik, Antarktika, uzay ve kutuplarda uzun dönemli izleme projeleri hakkında sunumlar yapılacak oturumlar, TÜBİTAK sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlanacak. İlk Kutup Şenliği heyecanıBu yıl ilk kez, 4'üncü Ulusal Kutup Bilimleri Çalıştayı'nın ardından çocuklara yönelik olarak 1'inci Kutup Şenliği yapılacak. Şenlik, Türkiye'deki kutup araştırmaları ve iklim değişikliği konularında yeni neslin bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi amacıyla 23 Ekim'de gerçekleştirilecek. Şenlikte, konularında uzman araştırmacılar kutupları içeren çalışmalarını, popüler bilim söyleşisi olarak öğrencilerle buluşturacak. Dinleyici kitlesini ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilerin oluşturduğu 1'inci Kutup Şenliği'nde öğretmenler de söyleşilere konuk olacak. Şenlik için 2000'in üzerinde öğrenci ve öğretmenin kaydı alındı.
Aşı Bilimi Derneği Başkanı Gürüz: "Kovid-19 Aşısının Martta Hazır Olacağına İnanıyorum"
İZMİR (AA) - Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, dünya genelinde çalışmaları devam eden yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının en geç mart ayı sonunda hazır olacağına inandığını söyledi.Karabağlar Belediyesinde meclis üyeleri ve belediye personellerine Kovid-19 salgını ve devam eden aşı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Gürüz, Türkiye'de 8 üniversite ve bir merkezin aşı çalışmalarına devam ettiğini, henüz klinik çalışması tamamlanan aşı çalışmasının bulunmadığını kaydetti.Gürüz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal'ın Türkiye'nin Kovid-19 aşısını yapması için çalışan bilim dünyasına büyük bütçe desteğinde bulunduğunu ifade etti. Ege Üniversitesi bünyesinde aşı geliştirme çalışmasında görev aldığını hatırlatan Gürüz, 'Biz DNA aşısı üzerinde çalışıyoruz. Hayvan deneyleri tamamlanmak üzere. Biz DNA aşısı yaptığımız için biraz daha meşakkatli ve zaman alıcı bir aşı oluyor. Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak'ın da yakın ilgisiyle aşı çalışmamız başarıyla devam ediyor. Dünya genelinde en erken aşı çalışmalarının mart ayı sonunda sonuç vermesini bekliyorum. Türkiye'de ise mayıs ayı sonu itibarıyla üniversitelerin ve merkezlerin yaptığı aşılarda sonuç vereceğini tahmin ediyorum.' dedi. Gürüz, grip aşısının Kovid-19'a karşı korumadığını sadece grip aşısıyla influenza virüslerine karşı korunulacağını sözlerine ekledi.
Mehmetçik'ten Kosova'da Eğitime Destek
YAKOVA (AA) - Kosova'daki NATO Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk Temsil Heyeti Başkanlığı, ülkenin güneybatısındaki Yakova şehrinde bulunan Hysni Zajmi Sağlık Lisesi'nin fizyoterapi dershanesini yeniledi.Yenilenen dershanenin açılış törenine, Kosova Eğitim ve Bilim Bakanı Ramë Likaj, Türkiye'nin Priştine Büyükelçisi Çağrı Sakar, Yakova Belediye Başkanı Ardian Gjini, Türk Temsil Heyet Başkanı Albay Savaş Yanar ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Priştine Koordinatörü Cihan Dinçer'in yanı sıra öğretmen ve öğrenciler katıldı. Açılışın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Likaj, Türk devletinin Kosova savaşı sırasında Kosova'da barışı tesis etmekte ve sonrasında ülkenin kurulmasında büyük yardımları olduğunu aktardı. Likaj, 'Özellikle salgınla yüz yüze olduğumuz bu zor dönemde olağanüstü bir yardım. Bir kez daha yardım için teşekkür ederken, gelecekte ortak olduğumuz projeler için Türk Büyükelçiliğine ve Türk hükümetine iş birliği teklif ediyorum.' şeklinde konuştu.'Türk askeri dünyanın dört bir yanında barışa ve istikrara katkı sunuyor'Büyükelçi Sakar da Kosova halkı ile Türkiye arasındaki kardeşlik ilişkilerine uygun şekilde gerçekleştirdikleri projeler ile gururlandıklarını vurguladı.Sakar, 'Türk askeri bildiğiniz gibi başlangıçtan bu yana Kosova'da dostlarımızın yanında Türkiye'nin desteğini gösteriyor. Burada da dünyanın dört bir yanında olduğu gibi barışa ve istikrara katkı sunuyor.' dedi. Belediye Başkanı Gjini de eğitim alanındaki bağışları belediye olarak son derece memnuniyetle karşıladıklarını ve Türkiye’ye sadece bu bağış için değil, son yıllarda yapılan diğer bağışlar için de teşekkür ettiğini ifade etti.Sağlık Lisesi son sınıfı öğrencilerinden Enes Bekolli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversite eğitimine Türkiye’de devam etmek istediğini söyledi.Lisenin koşullarının önceleri pratik yapmaya uygun olmadığını aktaran Bekolli, 'Türk ordusunun yaptığı yatırım sayesinde nihayet böyle bir dershanede mesleki uygulama yapabileceğimiz için çok mutluyum.' dedi.Hysni Zajmi Sağlık Lisesi'nin fizyoterapi dershanesinin yenilenmesi projesi kapsamında dershanenin aydınlatma sistemi dahil olmak üzere bakım ve onarımı gerçekleştirildi.Fizyoterapi alanında kullanılan elektro terapi cihazları, ağırlık setleri gibi birçok eğitim malzemesinin temin edildiği liseye dizüstü bilgisayar, projeksiyon cihazı gibi temel eğitim malzemeleri de bağışlandı.
Reklam