onedio
Cumhurbaşkanı Kararıyla 20 Üniversitede 26 Yeni Fakülte, Enstitü Ve Yüksekokul Kuruldu
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı kararıyla 20 üniversitede 26 yeni fakülte, enstitü ve yüksekokul kuruldu.Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinde Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ve Spor Bilimleri Fakültesi, Aksaray Üniversitesinde Diş Hekimliği Fakültesi, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesinde İslami İlimler Üniversitesi, İstanbul Atlas Üniversitesinde Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinde Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi ve Yabancı Diller Yüksekokulu, İskenderun Teknik Üniversitesinde Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Selçuk Üniversitesinde Selçuklu Araştırmaları Enstitüsü, Yalova Üniversitesinde Tıp Fakültesi ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Yozgat Bozok Üniversitesinde Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Ankara Bilim Üniversitesinde Hukuk Fakültesi ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinde Bölge Çalışmaları Enstitüsü, Avrasya Üniversitesinde Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Boğaziçi Üniversitesinde İletişim ve Hukuk Fakülteleri, Hasan Kalyoncu Üniversitesinde Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Iğdır Üniversitesinde Diş Hekimliği Fakültesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Kastamonu Üniversitesinde Spor Bilimleri Fakültesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinde Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Samsun Üniversitesinde İslami İlimler Fakültesi ve Trabzon Üniversitesinde Yabancı Diller Yüksekokulu kuruldu. 12 üniversitedeki 35 fakülte, enstitü ve yüksekokul kapatıldıAynı kararla Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu, Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri enstitüleri, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Batı Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Doğu ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü, Avrasya Üniversitesi Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri enstitüleri, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri enstitüleri, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu, Kastamonu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri enstitüleri, İstanbul Atlas Üniversitesi Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri enstitüleri, İskenderun Teknik Üniversitesi Bilişim Enstitüsü, Çevre ve Deniz Bilimleri Enstitüsü, Demir-Çelik Enstitüsü, Enerji Enstitüsü, Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kadir Has Üniversitesi İşletme Fakültesi, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler enstitüleri ile Yozgat Bozok Üniversitesi Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri enstitüleri kapatıldı. 6 üniversitedeki 9 fakülte ve yüksekokulun adı değiştirildiDokuz Eylül Üniversitesindeki Reha Midilli Foça Turizm Fakültesinin adı Turizm Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesinin ismi Necat Hepkon Spor Bilimleri Fakültesi, Seferihisar Fevziye Hepkon Uygulamalı Bilimler Yüksekokulunun adı Uygulamalı Yüksekokulu, Kocaeli Üniversitesi Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesinin ismi Ziraat Fakültesi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesinin adı Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Adıyaman Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesinin ismi Ziraat Fakültesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin adı Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesinin ismi Mühendislik Fakültesi ve Trabzon Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin adı Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi olarak değiştirildi.
Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Ve Dış Politikalar Kurulu Üyeliğine Prof. Dr. Aygün Attar Atandı
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyeliğine Prof. Dr. Aygün Attar'ın atanmasına ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan atama kararına göre, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyeliğine Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanı Kararnamesi'nin 21'inci maddesi gereğince Prof. Dr. Aygün Attar atandı.Azerbaycan doğumlu Attar, 2019'da Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı görevine getirildi. Askeri Tarih Komisyonu, Avusturya Türk Bilim Ofisi ve Dünya Türkleri Kongresi üyesi Attar, evli ve üç çocuk annesi.
ABD'de Kovid-19'U En Çok 20 İle 49 Yaş Aralığındakilerin Yaydığı Belirlendi
NEW YORK (AA) - İngiltere'de yapılan araştırma, ABD'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasında en fazla 20 ile 49 yaş aralığındakilerin etken olduğunu ortaya koydu.Science Journal'ın internet sitesinde yayımlanan araştırmayla ilgili, 'SARS-CoV-2'nin bulaşmasını sürdüren ve rakamların hızla artmasına neden olan bireylerin 20 ile 49 yaş aralığındakiler olduğunu hesapladık ve ABD'de her 100 Kovid-19 enfeksiyonundan en az 65'inin bu yaş aralığındaki insanlardan bulaştığını tespit ettik.' ifadesine yer verildi.Londra'daki Imperial College'daki bilim insanları tarafından yapılan araştırmada ABD'de virüsün yayılmasında en çok hangi yaş grubunun sorumlu olduğunu hesaplamak için 10 milyondan fazla cep telefonu konum verisi ve Kovid-19'la ilgili kamuya açık bilgilerin kullanıldığı belirtildi.Salgının hızla artışa geçtiği Ekim 2020 dönemini kapsayan araştırmada virüsün yayılmasında en az payı bulunan grubun yaşlılar ve çocuklar olduğu, genç yetişkinlerin neden olduğu bulaşma sebeplerinin kontrol edilmesi durumunda okulların açılmasının vaka artışına katkıda bulunmayacağı bildirildi.ABD Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Anthony Fauci de salı günü Kovid-19 aşılama önceliği ile ilgili yaptığı açıklamada, yaşlıların ciddi hastalıklar için daha fazla risk altında olduğunu belirterek, uzmanların genç insanların ABD'de virüsün yayılmasına neden olduğunu söylediğine dikkati çekmişti.
Milli Eğitim Bakanı Selçuk Canlı Yayında Soruları Yanıtladı: (2)
İSTANBUL (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmen atamalarına ilişkin, 'KPPS sınavlarının tarihlerini dikkat alarak, öğretmen adaylarımızın mağdur olmaması için imkanları zorlayarak bir takım çalışmalar yapmaya uğraşıyoruz. Sanki biz biliyoruz da söylemiyoruz gibi şeyler duyuyoruz ama şu an gerçekten belli değil. Belli olması için emin olsunlar uğraşıyoruz. Çok uzamaması için elimizden geleni yapıyoruz.' dedi.Bakan Selçuk, NTV'de konuk olduğu canlı yayında, çocukları, EBA üzerinden kaç ödev yaptığından kaç derse girdiğine kadar birçok konuda takip ettiklerini söyledi.EBA destek merkezleri kurduklarını anlatan Selçuk, 'Çocuklar bu merkezlerde var olan bilgisayarlarda rahatça çalışıyorlar. Uzaktan eğitimde dünyada bir çok ülkede yüzde 10 civarında bir sorun var. Niye var? Çünkü hiçbir ülke, 'Küresel bir salgın olursa onun için bir dijital eğitim alt yapısı kurayım' diye bir önlem almamış. O yüzden bu problem Türkiye'de de var. Bizim ödevimiz çocuklara erişmek, onlara bilgisayar vermek, EBA destek merkezi kurmak ve gezici araçlarla çocuklarla buluşmak. Bizim ödevimiz de bu. EBA'ya erişemeyen öğrencileri sürekli takip ediyoruz.' diye konuştu. Telafi için Ulusal Destekleme Programı planlamaları devam ediyorSelçuk, uzaktan eğitimin, öğretim tasarımın farklı olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:'Öğretmenlere, dijital eğitim için özel bir eğitimler verdik. Bir dersi yüz yüze anlatırsanız 40 dakika sürer ama televizyonda 10 dakikada anlatırsınız. İlk televizyon çekimlerini yaparken öğretmenlerimize, 'Dersi 20 dakikada anlatın' dedik ama 6 ila 10 dakikada bitirdiklerini gördük. Sonra onlara uzaktan eğitim için eğitim aldırdık. Ondan sonra kamera karşısında yüksek performans göstermeye başladılar. Uzaktan eğitimde öğretmenlerimiz yüksek derecede performans gösterdi çünkü uzaktan eğitim yüz yüze eğitimden daha zor daha meşakkatli ve yorucudur. Velilerle, öğretmenler arasında inanılmaz bir etkileşim oluştu bu süreçte.'Bakan Selçuk, uzaktan eğitimde öğretmen, öğrenci ve ailelerin sorunları üzerine bilim insanlarının yaptığı araştırmaları kitaplaştırdıklarını dile getirerek, veliler için de özel kitaplar ve destek materyalleri hazırladıklarını kaydetti.Yüz yüze eğitime katılımın bu yıl geçen yıla göre daha yüksek olacağını gözlemlediklerini vurgulayan Selçuk, geçen yıl ilk başlarda yüz yüze eğitime katılım yüzde 30 iken, bu oranın daha sonra yüzde 80'lere çıkığını belirtti. Bakan Selçuk, öğrencilerin bu süreçteki kayıplarının tamamlanması için Ulusal Destekleme Programı planlamalarının devam ettiğini bildirdi. Selçuk, 60 yaş üstü ve kronik hastalığı olan öğretmenleri resmi izinli saydıklarını ifade ederek, 'Sağlık riski, kronik rahatsızlığı olan öğretmenlerimizi tek tek belirledik ve okula asla davet etmedik ama öğretmenlerimiz 'çocukları görmem lazım' diye kendi istekleriyle tedbirini alarak geldiler.' değerlendirmesinde bulundu. Bakan Selçuk, pandemi sürecinde kız çocukları ile erkek çocukları arasında okula devam etme konusunda manidar bir fark olmadığını aktararak, Türkiye'de kız çocuklarının matematikte ve canlı derse katılmada erkeklerden daha ileride olduklarını tespit ettiklerini söyledi. Selçuk, kızların eğitim konusunda daha disiplinli olduklarını, Türkiye'nin kız çocuklarının okullaşmasında çok büyük bir mesafe aldığını kaydetti. Bakan Selçuk, yüz yüze normal eğitimdeyken öğretmenlerin velilerle ilişkisinin şimdiki kadar yoğun olmadığına dikkati çekerek, eskiden çocukların bu kadar ev ev takip edilmediğini bu nedenle oluşan yakınlığı bir avantaj olarak gördüğünü belirtti. Öğretmen atamaları Öğretmen atamalarına ilişkin bir soru üzerine Selçuk, şu bilgileri paylaştı: 'Bu konuyla ilgili ekipler çalışıyor. Bu hem finansal boyutu olduğu hem de Cumhurbaşkanımızın başkanlığında bir kabine görüşü çerçevesinde hangi bakanlığa kaç kadro ayrılacağı sürecine bağlı. Biz bu KPPS sınavlarının tarihlerini de dikkate alarak, öğretmen adaylarımızın mağdur olmaması için imkanları zorlayarak bir takım çalışmalar yapmaya uğraşıyoruz. Sanki biz biliyoruz da söylemiyoruz gibi şeyler duyuyoruz ama şu an gerçekten belli değil. Belli olması için emin olsunlar uğraşıyoruz. Çok uzamaması için elimizden geleni yapıyoruz.' (Bitti)
Milli Eğitim Bakanı Selçuk, Canlı Yayında Soruları Yanıtladı: (1)
İSTANBUL (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılama programına ilişkin, 'Açılacak olan sınıfların öğretmenleri öncelikli olacak. Geçtiğimiz perşembe günü bu öğretmenlerimizin bilgilerini Sağlık Bakanlığıyla paylaştık. Şimdi o planlama süreci işliyor.' dedi. Bakan Selçuk, NTV'deki Özel Röportaj programında eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu. 'Okulların yüz yüze eğitime başlama takvimine neye bakılarak karar verildi?' sorusu üzerine Selçuk, dünyadaki durumu takip ettiklerini belirterek, UNESCO tarafından hazırlanan, okulların kapalı, tatil olan, tamamen ve kısmen açık olduğu ülkelerin yer aldığı harita üzerinden örnek verdi. Buna göre dünyadaki ülkelerin yüzde 80'inde okulların açık ya da kısmen açık olduğunu aktaran Selçuk, 'Dünyada aşılama konusunda Türkiye'den hızlı bir seyir yok, aksine Türkiye'de hızlı bir seyir var. Diyelim ki Fransa, Hollanda 8 Şubat'ta açacak. 'Okulları açarken öğretmenlerimiz aşılandı mı, aşılandıysa açalım.' diye açmıyorlar. Aşılama bir süreç, okulların açılması ikinci bir süreç. Elbette bu ikisini birleştirmekle ilgili temenniler, beklentiler var. Zaten o yüzden açılacak olan sınıfların öğretmenlerini öncelikle şubat ayı sonuna kadar aşılama planlaması yapalım diye konuştuk. Açılacak olan sınıfların öğretmenleri öncelikli olacak. Geçtiğimiz perşembe günü bu öğretmenlerimizin bilgilerini Sağlık Bakanlığıyla paylaştık. Şimdi o planlama süreci işliyor. Daha sonra da standart prosedür hayata geçecek.' diye konuştu. Bakan Selçuk, sağlık çalışanları ve yaşlılardan sonra ikinci grupta öncelikli olarak öğretmenlerin de olduğunu anımsatarak, aşılamanın önceki karara uygun bir şekilde sürdüğünü söyledi. Okuldaki diğer çalışanların aşılanması sürecine ilişkin soru üzerine Selçuk, okulla irtibatı olan herkesin bilgilerinin sınıflar, ilçeler ve iller seviyesinde mobil uygulama üzerinden kayıtlı olduğunu, bunların ailelerinin de mobil uygulamaya dahil edildiğini, aşılama sürecinin de her biriyle ilgili olarak sürdürüleceğini anlattı. 'Biz kontrollü gitmeyi tercih ettik'2 hafta olan ara tatili 3 haftaya uzattıklarını hatırlatan Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:'Salgının seyrine bakarak Bilim Kurulu'nda çıkan tavsiyeler, dünyadaki raporlar ki UNESCO'nun, Dünya Sağlık Örgütü'nün raporları var, bütün büyük ülkelerin tamamını, bize benzeyen ülkelerin tamamını, OECD'deki ülkelerin tamamını günlük ve haftalık olarak takip ediyoruz. Onlar neye göre açıyorlar? Biz kontrollü gitmeyi tercih ettik. Daha önce sürekli açık tutan, özellikle 10 yaş altı konusunda bütün dünyada bir mutabakat var. Bilimsel makaleler konusunda da bir takipteyiz ve bir ekibimiz sürekli dünyadaki araştırmaları, uygulamaları takip ediyor. Özellikle 10 yaş altını, ülkelerin tamamına yakını kapatmadılar. Bunun nedeni de yine bu raporlarda belirtildiği şekilde, 10 yaş altına bulaşma ve bulaştırma riskinin düşüklüğü kanıt olarak gösteriliyor. Bu sayılar ortaya çıktıktan sonra da bunun kısmen açılabileceği ama tamamen açılamayacağı konusunda bir istişare oluştu. O kadar yoğunluğun risk oluşturacağı konusunda bir görüş birliği oluştu. O yüzden en başta sadece ilkokullar ve köy okulları dedik, tüm sınıfları açmayalım dedik. Bunların tamamı açılırsa risk oluşabilir diye bir görüş ortaya çıktı. Bu yüzden de açmadık.'Bakan Selçuk, uzaktan eğitimin öğrenciler için sadece akademik kayıp meselesi olmadığına işaret ederek, öncelikle fiziksel sağlıktan söz ettiklerini ama çocukların gelişiminde rehberlik, psikososyal faktörler, sosyal-duygusal beceriler, arkadaşlık ilişkileri ve sosyalleşme açısından okulun son derece önemli olduğunu vurguladı. Kayıpları sadece kazanımlarla ilgili görmemek gerektiğini dile getiren Selçuk, öncelikli kaybın ruh sağlığı, davranışlar, motivasyon, okula aidiyet hissetmek ve bu aidiyeti kaybetmekle ilgili olduğunu söyledi. 'Okulların tamamına yakını Okulum Temiz Belgesi aldı'Türk Standartlar Enstitüsü ve Sanayi Bakanlığıyla okullarda hijyenin sağlanmasıyla ilgili standartlar kitabı çıkardıklarını aktaran Selçuk, bu konuda yürütülen çalışmalarla ilgili şu bilgileri paylaştı: 'Öğretmen odası, bahçe, tuvalet, sınıf nasıl olmalı, hepsinin standartları var ve bunlar belirli. Yaklaşık 3 bin civarında ekip, bütün okulların bu standardını risk analizleriyle beraber incelemeye tabi tuttu. Dezenfektan, sabun ve diğer temizlik malzemeleri konusunda büyük bir yığınak yaptık. Bütün il müdürlerimize açık çek verdik. 'Herhangi bir okulumuzda bir tek küçük eksik bile olsa derhal şu bağlantıyla bunu sağlayabilirsiniz.' Böyle bir garanti de verdik. Okullarımızdaki bu temizlik malzemelerinin varlığı konusu bizim için olmazsa olmaz. Diyelim bir istisna oldu, bir okulda sorun çıktı, sadece bir telefonla bunu halletmemiz mümkün. Okullarımızın tamamına yakınında da TSE standartlarını hayata geçirecek zamanımız oldu. Okulum Temiz Belgesi'nden söz ediyorum. Okulların tamamına yakını bu belgeyi aldı. Geçen ay yüzde 90 civarındaydı. Daha sonra bazıları eksiklerini gidererek tekrar başvurdular. Bu belgenin olması dış denetçiler tarafından sağlanıyor. Okuldaki Kovid-19 grubu, okul standartlara uygun mu diye bakıyor ama asıl değerlendirmeyi, risk analizini Okulum Temiz Belgesi veren ekip sağlıyor. Eksikleri olan okullarımız çoktu ama bu süreç bize bunları tamamlama ve bu standartlara uygun okullar oluşturabilme imkanı sağladı. Bu standartları da deneyimleme imkanımız oldu.'Milli Eğitim Bakanı Selçuk, derslerin sınıfların dış mekanına taşınmasına ilişkin soru üzerine, havaların soğuk olduğu şehirlerde dış mekanlarda ders yapmanın kolay olmadığını, iç mekanlarda daha geniş olan alanların kullanılabilmesini okul yönetimlerine bıraktıklarını söyledi. 'İlin durumuna özgü kapatma ya da daha fazla açma kararı alınabilir'Bakan Ziya Selçuk, 'Seyreltilmiş eğitimin günlerini kim belirleyecek?' sorusuna, 'Genel bir çerçeve çiziyoruz ve bunu okula bırakıyoruz. İller düzeyinde de seçenek oluşturma yani bir ilde valiler, il hıfzısıhha kurulları o ilin durumuna göre spesifik olarak karar verebilecekler. İlk kovid çıktığında 4 senaryomuz var demiştik. Onlardan bir tanesi illerin durumuna göre karar vermek. Çünkü bazı iller var ki birkaç kişinin dışında vaka yok. O yüzden de Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yapılan son Kabine Toplantısı'nda iller düzeyinde de valilikler ve il hıfzısıhha kurullarının gözetiminde o ilin durumuna özgü kapatma ya da daha fazla açma biçiminde kararlar alınabilir. Bunları da peyderpey paylaşmış olacağız. Bu öncelikli açılan sınıflarla ilgili, sonraki aşamada tekrar gözden geçirilecek. Elbette bütün sınıfların açılmasını istiyoruz ama bilim insanları 'Burada risk var.' dediğinde 'Olsun, biz devam ediyoruz.' deme hakkımız yok.' yanıtını verdi. Özel okullar 'Özel okullar şartlarım uygun, öğrencimi 5 gün okula çağırıyorum deme hakkına sahip mi?' sorusuna ilişkin Bakan Selçuk, özel okulların yüksek seviyeli tedbirler aldıklarını ancak bunu sadece okul bağlamında değil bir şehirde yaşayan topluluk anlamında değerlendirdiklerini, bu yüzden tüm ülke için ortak bir karar aldıklarını dile getirdi. Açılacak sınıflar dışında diğer sınıflar için öngörüsü sorulan Selçuk, 'Bununla ilgili de bir çalışma var. Örneğin Avrupa Birliği'nin bir takım sayısal tabloları var. 'Son 7 gün içinde 100 bin kişide şunun altında olursa tamamen açılabilir. Şu sayının altında olursa kısmen açılabilir. Şu sayının üstünde olursa tamamen kapatılır.' şeklinde AB'nin aldığı ortak kararlar var. Bizde de bu tür bir çalışma yapılıyor. Bununla ilgili de sonuçlandığında paylaşmış oluruz. Bizdeki durumu da gözeteceğiz. Eğer biz Avrupa ülkelerinin yaptığının aynısını yapsak okulları hemen hemen hiç kapatmamamız gerekiyor. Çünkü orada özellikle 10 yaş altının neredeyse hiç kapatılmadığını görüyoruz ama bizde çoğu zaman kapandı. Biraz kontrollü gitmeye çalışıyoruz. Çünkü bizdeki sosyal hayat, eğlence anlayışı, bir takım toplumsal ritüeller tıpa tıp Avrupa'daki gibi değil, bize özgü olan bazı durumlar var. Bu yüzden de her ülke kendi koşullarını değerlendirmeli. 'Okulları çok kapatıyorsunuz.' diye eleştirenler var. Kendi değerlerimize bakarak karar vermek zorundayız. Elbette açılmasını istiyorum ama veriler bunu gösterdiğinde kontrollü gidelim tercihinde bulunuyoruz.' diye konuştu. Bakan Selçuk, yüz yüze eğitimin başlayacağı dönemde okula gitmeyi tercih etmeyen öğrencilerin devamsız sayılmayacağını, derslerini uzaktan takip edebileceklerini bildirdi. Açtıkları 3 televizyon kanalında öğrencilerin ihtiyacı olan derslere ulaşabildiklerini belirten Selçuk, ilkokul, ortaokul ve lise için dünyada 3 kanal kurabilen 3-4 ülkeden birinin Türkiye olduğunu, bu süreçte 10 bin ders videosu çektiklerini, günde 3 milyondan fazla ders yaptıklarını kaydetti. (Sürecek)
Reklam
Küresel Isınmanın Kovid-19'Un Ortaya Çıkmasında Önemli Rol Oynadığı İleri Sürüldü
ANKARA(AA) - İngiliz bilim insanları, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ortaya çıkmasında doğrudan bir etkisi olabileceğini iddia etti.'Dailymail'in haberine göre, bilim insanları, küresel ısınmanın yarasaların yaşam alanları olan ormanlara etkisi ve Kovid-19'un çıkışında tetikleyici olup olmadığını araştırdı.Bilim insanları, araştırma kapsamda, sıcaklık, yağış ve bulutluluk oranı gibi değerleri kullanarak dünyanın bir asır önceki bitki örtüsünün bir haritasını çıkararak, yarasaların dünya üzerindeki dağılımını ve farklı türde yarasaların yaşamak için ihtiyaç duydukları bitki örtüsü koşullarını inceledi.Araştırmada, küresel ısınmanın yarasaların yaşam alanı olan ormanların gelişimine katkı sağladığı, bu değişiminin de farklı türde yarasalar için uygun yaşam koşulları hazırladığı tespit edildi.Küresel ısınma nedeniyle Çin’in güneyindeki Yünnan eyaletinde meydana gelen bitki örtüsü değişikliğinin farklı türden yarasalar için uygun yaşam koşulları hazırladığını gözlemleyen bilim insanları, bölgedeki Kovid-19 vakalarının yarasaların 'tür zenginliği' ile yakından ilişkili olduğunu öne sürdü. Araştırmada, 100 farklı türde yarasaya ev sahipliği yapan Yünnan eyaletine bu türlerden 40’ının son yüzyılda geldiği ortaya konurken, araştırmacılar, SARS-CoV-2 virüsünün bu bölgede ortaya çıkmış ve yarasalar tarafından Çin’in Vuhan kentine taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyorlar.Araştırmaya katılan Cambridge Üniversitesi Zooloji Bölümünden Dr. Robert Beyer, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak yarasa türlerinin küresel dağılımında meydana gelen değişikliği anlamının, Kovid-19 salgınının kökenini ile ilgili bir sonuca varma noktasında önemli bir adım olabileceğini kaydetti.Öte yandan Byer, iklim değişikliği ile yaşam alanları değişen yarasaların yeni bölgelere taşınmasının virüsler ve hayvanlar arasında yeni etkileşimlere izin vererek daha zararlı virüslerin gelişmesine ve yayılmasına neden olduğunu ifade etti.Ayrıca araştırmayı yürüten uzmanlar, iklim değişikliğinin salgının yayılmasındaki rolüne dikkati çekerek, hükümetlerin küresel ısınmanın önüne geçilmesi ile ilgili kararlı adımlar atması gerektiği yönünde uyarıyor.Dünyadaki yarasa popülasyonunun yaklaşık 3 bin farklı koronavirüs tipi taşıdığı ifade ediliyor.Çalışma, Science of the Total Environment dergisinde yayımlandı.Kovid-19’un kökeniYeni tip koronavirüsün hayvanlardan insanlara nasıl bulaştığı henüz açıklanamazken, yarasa kaynaklı virüsün bir ara tür (pangolinler) aracılığı ile insanlara bulaşmış olabileceği düşünülüyor.Çin'in Yünnan bölgesindeki bilim adamları 2019 ve 2020 yıllarında, 2013’te yaşayan bir Shamel at nalı yarasası (Rhinolophus shamel) örneğinde yüzde 96,2 oranında Kovid-19’a benzer patojen bulduklarını açıklamıştı.Çin’in güneyine 2020 Şubat ayında kaçırılmaya çalışılan iki Malayan Sunda pangolininde (Manis javanica) de SARS-CoV-2 ile yakından ilişkili iki patojen bulunmuştu.Son olarak Kamboçya’da araştırmacılar, 2021 Ocak ayında, 2010’da yaşayan iki Shamel at nalı yarasasının Kovid-19'a neden olan SARS-CoV-2 ile yüzde 92,6 benzerlikte patojen taşıdığını ortaya koymuştu.
Uluslararası Ali Şir Nevai Konferansı Özbekistan'da Düzenlendi
TAŞKENT (AA) - 'Şarkiyat Çalışmaları Bağlamında Ali Şir Nevai' uluslararası konferansı, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te gerçekleştirildi.Ali Şir Nevai'nin doğumunun 580. yıl dönümü dolayısıyla Taşkent Devlet Şarkiyat Üniversitesinde düzenlenen konferansta, üniversite Rektörü Gülçehre Rıhsiyeva, Türkiye'nin Taşkent Büyükelçisi Mehmet Süreyya Er, Azerbaycan'ın Taşkent Büyükelçisi Hüseyin Guliyev ve diğer katılımcılar hazır bulundu.Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özver, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Tekin, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreter Yardımcısı Bilal Çakıcı ile Rusya, Afganistan, İran ve Azerbaycan'dan çok sayıda bilim insanı konferansa çevrim içi olarak katıldı.Açılışta konuşan Rıhsiyeva, Türk edebiyatının büyük şair ve filozoflarından Nevai'nin kaleme aldığı eserlerde Çağatay Türkçesini en güzel şekilde kullanarak, 15. yüzyılda Türkçenin güzelliğini ortaya koyduğunu ve Çağatay Türkçesinin klasik bir yazı dili olmasında önemli rol oynadığını belirtti.Büyükelçi Er de Türk dünyasının temel zenginlikleri arasında yer alan, kadim topraklarda yükselen müşterek medeniyetin nesilden nesle taşınmasını sağlayan Özbekçenin kültür, edebiyat, ilim, irfan dili olarak Türk ve İslam dünyasında ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu kaydederek, bu dili en güzel kullanan, kelimeleri adeta nakış gibi işleyerek mısralara dönüştüren şairlerin başında Nevai'nin geldiğini aktardı.Er, 'Eserleri sadece Türkistan’da değil, Azerbaycan’da da Anadolu’da da zevk ve hayranlıkla okunan Ali Şir Nevai’yi Osmanlı şairleri üstat tanımışlar, şiirlerine 15. yüzyıldan bu yana çeşitli nazireler yazmışlardır. 'Nevai dili' denen Çağataycanın üzerinde yükselen Özbekçe bugün de ortaya konan eserlerde bütün güzelliğiyle kendini göstermektedir.' dedi.Nevai’nin Türkçenin gücüne, önemine ve güzelliğine yüzyıllar öncesinden dikkatleri çektiğini anımsatan Er, bugün gerçekleştirilen bu ve benzeri çalışmaların, ortak zenginlikleri yaşatmaya devam edeceğine ve özellikle genç kuşakların Özbekçeye ilgisinin dünya çapında artmasına katkı sağlayacağına inandığını sözlerine ekledi.
Reklam
Çocukluk Dönemindeki "Batı Tipi Beslenme" Bağırsaklardaki Yararlı Bakterileri Olumsuz Etkiliyor
ANKARA (AA) - Bilim insanları, çocukluk dönemindeki 'batı tipi beslenme'nin bağırsaklardaki yararlı bakterileri olumsuz etkilediğini tespit etti.'Theweek.in'in haberine göre, ABD'nin California eyaletindeki UC Riverside Üniversitesinden bilim insanları, erken yaşlardaki beslenme alışkanlıklarının 'mikrobiyom'a etkisini araştırdı.Bilim insanları, çocukluk çağlarındaki 'fast food' veya abur cubur tüketiminin yoğunlukta olduğu 'batı tipi beslenme' tarzının, bağırsaklardaki yararlı bakteriler üzerinde uzun süreli olumsuz etkileri olduğunu ortaya koydu.Fareler üzerinde yapılan çalışmada, bilim insanları, erken yaşlarda sağlıksız şekilde beslenen olgun farelerin bağırsak bakterilerinin toplam sayı ve çeşitliliğinde önemli bir düşüş tespit etti.Bilim insanları, bağırsak bakterilerinin farelerin yaptığı egzersiz miktarına duyarlı olduğunu ortaya koysa da çocukluk dönemindeki 'batı tipi beslenme'nin yine bu dönemdeki egzersizlere göre mikrobiyom üzerinde daha kalıcı etkileri olduğunu buldu.Araştırma ekibinden fizyolog Theodore Garland, yağ ve şeker oranı yüksek 'batı tarzı' beslenmenin ergenlikten 6 yıl sonrasına kadar bağırsak bakterileri üzerinde etkisi olduğunu gözlemlediklerini söyledi.Araştırmanın sonuçları, Journal of Experimental Biology'de yayımlandı.
Ayşe Buğra Kimdir? Osman Kavala'nın Eşi Ayşe Buğra Hakkında Tüm Detaylar...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan son olaylar ile ilgili konuşmasında Osman Kavala'nın eşi Ayşe Buğra'yı hedef alması oldukça dikkat çekti. Bu haberler üzerine Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde öğretim üyesi olan Ayşe Buğra oldukça merak konusu oldu. Peki Osman Kavala'nın eşi Ayşe Buğra kimdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Reklam
İngiltere'de Otellerde 10 Günlük Zorunlu Karantina Uygulaması 15 Şubat'ta Başlayacak
LONDRA (AA) - İngiltere'de yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yurt dışı kaynaklı yeni türleriyle mücadele kapsamında, seyahat yasağı uygulanan ülkelerden gelen İngiliz vatandaşları ve ülkede oturum iznine sahip kişilerin otellerde 10 gün zorunlu karantinaya alınmasına ilişkin uygulamanın 15 Şubat'tan itibaren başlayacağı bildirildi. İngiltere Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, hükümetin 10 günlük zorunlu karantina öncesinde havalimanları çevresindeki otellerle görüşmeleri sürdürdüğü belirtildi.Kovid-19'un yurt dışı kaynaklı yeni türlerinin ülkeye girişini engellemek için seyahat yasağı konulan 'kırmızı liste'deki 33 ülkeden gelecek İngiliz vatandaşları ve ülkede oturum iznine sahip kişilerin 15 Şubat'tan itibaren otellerde zorunlu karantinaya alınacağı kaydedilen açıklamada, karantina sürecinde şartların ihlal edilmemesi tesislerde güvenlik önlemleri alınacağı aktarıldı.Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen bir sağlık bakanlığı yetkilisi, salgın boyunca hükümetin, bilim adamlarının tavsiyeleri doğrultusunda önlemler aldığını ve bunun dünyanın en zorlu sınır rejimine yönelik önlemleri de beraberinde getirdiğini kaydetti. Kovid-19'un yeni türlerine karşı hükümetin gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceğini ifade eden yetkili, riskli ülkelerden evlerine dönen İngiliz vatandaşlarını kapsayacak otellerde zorunlu karantinayı uygulaması için sektörün tüm paydaşlarıyla görüştüklerini sözlerine ekledi. İngiliz hükümetinin daha önce açıkladığı 'kırmızı liste'de Angola, Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, Bolivya, Botsvana, Brezilya, Burundi, Cape Verde, Şili, Kolombiya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ekvador, Esvatini, Fransız Guyanası, Guyana, Lesotho, Malavi, Morityus, Mozambik, Namibya, Panama, Paraguay, Peru, Portekiz, Ruanda, Seyşeller, Güney Afrika, Surinam, Tanzanya, Uruguay, Venezuela, Zambiya ve Zimbabve bulunuyor. İçişleri Bakanı Priti Patel, Kovid-19’un daha hızlı yayılan yeni türlerinin ülkeye girişini engellemek için bazı kararlar aldıklarını ve bu kapsamda havaalanlarında ve limanlarda polis sayısının artırıldığını, gelen yolcuların karantinaya girdiğinden emin olmak için kontrollerin sıkılaştırıldığını ve İngiliz vatandaşı olmayanların 'kırmızı liste'de yer alan ülkelerden İngiltere'ye girişinin engellendiğini belirtmişti.Tatil amacıyla yapılacak seyahatlerin yasak olduğu uyarısında bulunan Patel, gerekli haller dışında İngiltere’den yurt dışına yapılacak tüm seyahatlerin yasaklandığını ve ülkeden ayrılmak isteyenlerin gümrük görevlilerine gerekçelerini beyan etmesinin zorunlu hale getirildiğini duyurmuştu.
İsveç'te Kovid-19'Dan Hayatını Kaybedenlerin Sayısı 12 Bini Geçti
STOCKHOLM (AA) - İsveç'te yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 12 bini aştı.Halk Sağlık Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 10 milyon nüfuslu ülkede vaka sayısı, son 24 saatte 3 bin 758 artışla 584 bin 674'e yükseldi.Virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı da son 24 saatte 89 artarak, 12 bin 115'e çıktı.'Huzurevlerinde Kovid-19 hastası yaşlılar ölüme terk edildi'Expressen gazetesinin haberine göre, 'Eskilstuna, Katrineholm ve Kramfors kentlerindeki huzurevlerinde ölüme terk edilen Kovid-19 hastası 3 yaşlının hayatını yitirdiği' ortaya çıktı.Konuya ilişkin açıklama yapan İsveç Sağlık ve Bakım Müfettişliği (IVO) Genel Müdürü Sofia Wallström, huzurevlerinde personel eksikliğine işaret ederek, belediyelerin huzurevlerindeki eksikleri tamamlamaları için 15 Mart'a kadar süre tanıdıklarını kaydetti.Umea Üniversitesi Geriatri Bilim Dalı Üyesi Prof. Yngve Gustafson, IVO'yu eleştirerek, ülkede huzurevlerinde bakımı yapılmadığı için ölen Kovid-19 hastası yaşlıların çok daha fazla olduğunu ileri sürdü.Huzurevlerinde daha fazla kar etmek için kısıtlamalara gidildiğine dikkati çeken Gustafson, 'Yaşlıların hayatı daha mı değersiz? Huzurevlerindeki eksikler ve ölüme terk edilen yaşlılar buzdağının görünen kısmı. Birde görünmeyen kısmı var. Ne yazık ki huzurevlerinde ölüme terk edilen ve hayatını kaybeden yaşlıların çok fazla olduğuna inanıyorum.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Ak Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, Gaziantep Üniversitesindeki Fotoğrafa İlişkin Konuştu:
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Gaziantep Üniversitesini ziyaretindeki fotoğrafa ilişkin olarak, 'Benim bir siyasi kimliğim var, bir de öğretim üyesi kimliğim var. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Sayın Arif Özaydın'a yapmış olduğum ziyaret, siyasi bir ziyaret değildir, bütün konuşmalar ortadadır. Her şeyi politik malzeme olarak görmek isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalır, buradan bir şey çıkmaz.' dedi.Kurtulmuş, internet medyası temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, Gaziantep Üniversitesi ziyaretinde rektörlük makamına oturduğu fotoğraf konusunda bir soruya, şu karşılığı verdi:'Gaziantep'teki 10-15 dakikayı geçmeyen ziyaretimizden nasıl böyle bir sonuç çıkardılar, bunu anlamak mümkün değil. Benim bir siyasi kimliğim var, bir de öğretim üyesi kimliğim var. Ben 2014 yılında Başbakan Yardımcısı olana kadar üniversitede ders vermeye devam ettim. Medyada -bir tanesi de Nevzat Bey'dir- bürokrasinin, üniversitenin içerisinde çok sayıda öğrencim vardır. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Sayın Arif Özaydın'a yapmış olduğum ziyaret, siyasi bir ziyaret değildir, bütün konuşmalar ortadadır. 20'ye yakın basın mensubu orayı izlemiştir ve bir kelime siyasetten bahsedilmemiştir. Kaldı ki Arif Özaydın, benim İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesindeki doktora öğrencilerimden birisidir. Ben o odaya gidip Arif Özaydın'ı ziyaret etmekten büyük bir keyif aldım, Arif Bey de hocasını makamında karşılayan bir öğrenci olarak konuşmalarına başlarken hislendi, duygulandı, gözleri yaşardı.'Ziyaretin 'hoca-talebe ilişkisi içerisinde' yapıldığını belirten Kurtulmuş, şunları söyledi:'Her şeyi politik malzeme olarak görmek isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalır, buradan bir şey çıkmaz. Bu, gerçekten insani durumu da politize etmeye çalışan bir şeydir. Orada ben kısa bir süre bulundum, konuşmalarım da ortadadır. Üniversitelerin asla politize edilmemesini, üniversitelerin bilim, araştırma, geliştirme yuvaları olduğunu, Gaziantep Üniversitesinin de bu özelliklerini güçlendirerek Gaziantep şehriyle bütünleşik bir şekilde çalışmaları gerektiğini anlattım. Orada bir hoca olarak bulundum. Sadece politik kimliğim yok, hoca olarak da bulundum. Bir öğrencimin öyle bir makama gelmiş olmasından duyduğum memnuniyetle o odaya gittim, Sayın Rektör Hocamız da hocasını karşılamış olmanın verdiği sevinçle, duyguyla bize yerini gösterdi. Orada kimse el pençe divan durmuyor karşımızda. Ben bırakın politik ilişkiler üzerinden bir hiyerarşi oluşturmayı, arkadaşlar da bilirler hocayken bile öğrencilerimle aramda en ufak bir mesafe koymamayı başarmış birisiyim. Buradan böyle bir politik mesele, tartışma çıkarmak, iktidarı vurmak için 'Aman ne güzel elimize bir fırsat geçti' zannedenlere itham ederim. Bu, fevkalade kötü niyetli bir yorumdur, ufak bir ziyareti politize etme gayretidir. Meselenin aslı hoca-talebe ilişkisi içerisinde yapılan bir ziyarettir ve burada asla, bir kelime dahi politika konuşulmamıştır, bütün kayıtları ortadadır. Kaldı ki biz, kusura bakmasınlar üniversitelere nasıl siyaset sokulduğunu gayet iyi biliriz ve onlardan çok çekmiş olan bir neslin temsilcileriyiz. Dolayısıyla samimi bir dostluk ziyaretidir, hocanın talebesini ziyaretidir, talebesinin de o sevinçle hocasını karşılaması. Nihayetinde ev sahibi bize nereye otur derse oraya oturacağız. Misafir, ev sahibinin gösterdiği yere oturur. Bu, bir makamı işgal değildir. İşleri güçleri, zihinleri tersine çalışanların bu konuyu tekrar düşünmeleri ve yaptıkları nezaketsiz tavırlardan dolayı da mahcup olmalarını dilerim.'
Atatürk'ün Niğde'ye Gelişinin 87. Yıl Dönümü Kutlandı
NİĞDE (AA) - Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Niğde'ye gelişinin 87. yıl dönümü düzenlenen törenle kutlandı.Cumhuriyet Meydanı'ndaki törende, Atatürk Anıtı'na çelenk konuldu, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, yaptığı konuşmada, Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonu, cesareti ve kararlılığıyla çağdaş ve demokratik bir Türkiye bıraktığını, tüm dünyaya kuşaklar boyunca örnek olan ve olmaya da devam eden büyük lider, eşsiz bir kahraman olduğunu söyledi.Atatürk'ün 'Benim Niğde'ye alakam büyüktür ve ben Niğdelileri her zaman sevmişimdir.' dediğini belirten Özdemir şunları kaydetti:'Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, 5 Şubat 1934'te ilimizi ziyaret ederek şereflendirmişlerdir. Atatürk'ün sevgi ve takdirlerine mazhar olan Niğde halkı, tarih boyunca barışın, hoşgörünün, sevginin ve kardeşliğin temsilcisi olmuş, onlarca siyaset, kültür, bilim ve devlet adamı yetiştirmiş, her daim devletinin yanında olmuştur. Atatürk’ün işaret ettiği ve hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz. Atatürk'ü saygı, minnet ve şükran duygularımla yad ediyor, ona ve kahraman silah arkadaşlarına, şehitlerimize ve gazilerimize Allah'tan rahmet diliyorum.'Konuşmanın ardından Niğde Belediyesince düzenlenen '5 Şubat' konulu şiir yarışmasından dereceye giren Feride Özgü Akpınar, Miray Bilgi, Ahmet Cindemir, Berra Eslem Şimşek ve Bengisu Baş'a ödül verildi.Daha sonra Valilik bahçesinde, Atatürk'ün Niğde'ye gelişi ve eski Niğde fotoğraflarından oluşan serginin açılışı yapıldı.Vali Yılmaz Şimşek ve Belediye Başkanı Emrah Özdemir, Valilik Şeref Defterini imzaladı.Törene, AK Parti Niğde milletvekilleri Yavuz Ergun ve Selim Gültekin, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhuriyet Başsavcısı Harun Karahan, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhsin Kar, İl Emniyet Müdürü Ömer Faruk Karataş, İl jandarma Komutanı Kıdemli Albay Garip Gümüş, bazı siyasi partilerin temsilcileri, kurum müdürleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Reklam
Ak Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş İnternet Medyası Temsilcileriyle Bir Araya Geldi: (2)
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestoların bir şekilde uluslararası baskı aracı haline dönüştürülmesine müsaade edilemeyeceğini belirterek, 'Hangi uluslararası çevreden ve hangi ülkeden gelirse gelsin Türkiye'ye parmak sallayarak insan hakları konusunda Türkiye'yi hizaya sokmaya çalışanlara söylenecek çok sözümüz vardır.' dedi.Kurtulmuş, internet medyası temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, reformların AK Parti'nin bundan sonraki gündeminin en önemli maddelerinden birisi olduğunu, bunların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.Reform sözü gündeme geldiğinden bu yana bundan rahatsızlık duyan bazı çevrelerin olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, ne zaman Türkiye'de reformdan, demokratikleşmeden, halkın taleplerinin daha ileriye taşınmasından bahsedilse birilerinin, birtakım çevrelerin bu reformun gerçekleşmemesi için elinden geleni ortaya koyduğunu dile getirdi.Kurtulmuş, ayrıca muhalefet tarafından gelen bazı eleştirilerin de haksız olduğunu belirterek, şöyle devam etti:'Reform meselesinin onlar tarafından anlaşılmadığını gösteren bir tutumdur. '19 yıldır iktidardasınız, ne reformu yapıyorsunuz?' demek reformun statik bir mesele olduğunu zannetmek, reformu bir kere yaparsınız gelir geçer, bir daha üstüne dokunmasınız, zannedilen bir anlayıştır bu. Bu da tam statükocu anlayışın dışavurumudur. Reform devingen, sürekli gelişen bir süreçtir. Zamanın şartlarına göre, milletin ihtiyaçlarına göre, eldeki siyasi imkanlarla göre gerçekleştirilebilecek hususlardır. Yoksa, biz bir kere reform yaptık, geride kaldı deseydik, bugün çok açık söylüyorum AK Parti iktidarı belki bu kadar güçlü bir şekilde ayakta kalmazdı. Geçmiş dönem reformlar hatırlandığında, vesayet ne zaman ortaya çıksa AK Parti büyük reform iradesiyle Türkiye'nin yolunu açmayı başarmıştır.'Kurtulmuş, reform konusunda Türkiye'deki herkesin, siyasi partilerin desteğini beklediklerini dile getirdi.'Tam manasıyla sivil, demokrat, ileri, katılımcı anayasa yapılmasının vakti geldi'Yeni anayasa meselesinin bir fantezi olmadığını, laf olsun diye ortaya atılmadığını belirten Kurtulmuş, bunu on yıllar boyunca siyasette tartıştıklarını kaydetti.Kurtulmuş, AK Parti döneminde anayasada önemli değişiklikler yapıldığını, Türkiye'deki 90 yıllık yönetim sistemi olan parlamenter sistemin cumhurbaşkanlığı sistemine dönüştüğünü, askeri ve diğer yüksek yargı vesayetlerin geriletilmesini sağlayan adımlar atıldığını, ancak anayasada hala 1961 ve 1982 anayasasının ruhu olduğunu söyledi.Tam manasıyla sivil, tamamıyla millet iradesini yansıtan, Türkiye'nin ihtiyaçlarına, taleplerine cevap verecek gerçekten demokrat, ileri, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılmasının vaktinin geldiğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle konuştu:'Bunu Türkiye'nin mutlaka yapması gerekiyor. Sivil ve yeni bir anayasa iradesi. Anayasa tek başına AK Parti'nin yapacağı bir şey değildir. Sayımız yetseydi dahi tek başına yapmamamız gereken bir husustur, çünkü anayasa toplumsal sözleşmedir. Bir partinin anayasası olmaz. Mümkün olduğu kadar geniş bir uzlaşıyla, geniş bir konsensusla yeni bir anayasa yapım sürecinin önünü açmak istiyoruz. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi'nden verilen destek gibi diğer partilerin de bu sürece destek olması. Şu anda henüz içerik konuşulmuyor ama bir sürece destek olunmasını bekliyoruz. Bu sürece destek olunması Türkiye'nin on yıllar boyunca süren büyük beklentisi sivil ve çağdaş bir anayasanın demokrat, kapsayıcı, kuşatıcı bir anayasanın yapılmasının da önünü açacaktır. Bu anayasa meselesi Türkiye siyaseti için de bir sınavdır aynı zamanda.'Kurtulmuş, reformda olduğu gibi yeni anayasa konusunda da AK Parti'nin ciddi, samimi ve diğer siyasi partilerle görüşmeye hazır olduğunu vurguladı. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki olaylarNuman Kurtulmuş, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestolarla başlayan sürece değinerek, üniversitelerin çekişmeyle, sürtüşmeyle, politik kavgalarla, öğrencilerin bir şekilde kamplaştırılarak, kutuplaştırılarak üniversitenin üniversite olma özelliğinin zayıflatılmasını asla istemediklerini belirtti.Kurtulmuş, 'Üniversitelerden beklentimiz öğretim üyeleriyle, araştırmacılarıyla, öğrencileriyle üniversite çevresinde oluşan entelektüel ve ilmi çevrelerle birlikte üniversitelerimizin araştırmalarını yapmaları, bilim üretmeleri, projelerini geliştirmeleri ve uluslararası alanda çok iyi rekabet eden üniversiteler haline gelebilmeleridir. Boğaziçi Üniversitesinde gündeme gelen, öğrenciler tarafından başlatılan bu tartışmaların bir şekilde politikacılar tarafından yönlendirilmemesi, bu tartışmanın politik bir tartışma haline dönüştürülmemesini arzu ediyoruz, bekliyoruz.' ifadelerini kullandı.Kurtulmuş, üniversitelerden beklentilerinin kendi alanlarında ve dünyada yarışan kurumlar haline gelmeleri olduğunu, bunun yolunun da üniversitelerde sükunetin, öğrenciler ve öğretim üyeleri arasında huzurun sağlanması olduğunu anlattı.'Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestolar vasıtasıyla bunun uluslararası alana taşınarak Türkiye'ye karşı ve hükümete karşı baskı haline dönüştürülmesine de asla rıza göstermez, asla müsaade etmeyiz.' diyen Kurtulmuş, 'Türkiye'ye hiç kimsenin elini sallayarak şunu şöyle yapın demeye hakkı yoktur, haddi de yoktur. Boğaziçi'nde öğrenciler de bizim öğrencilerimizdir. Oradaki bazı marjinal grupların varlığı Boğaziçi'ndeki öğrencilerin tamamını bağlamaz.' dedi.Kurtulmuş, üniversitede iyi eğitim almak ve ülkeye faydalı olmak, güçlü ve büyük Türkiye'yi oluşturmak için katkı sunmak isteyen samimi gençlerin bulunduğunu, bir kaç tane marjinal grubun bu gençlerin hareketlerini yönlendirmeye kalkmasının kabul edilemeyeceğini kaydetti.Aynı şekilde bunun bazı partiler tarafından politik bir arenaya dönüştürülmesinin de kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:'Boğaziçi protestolarının bir şekilde uluslararası baskı aracı haline dönüştürülmesine de asla müsaade edilmez. İster Avrupa Birliği'nden olsun, ister Amerika Birleşik Devletleri'nden olsun, ister BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinden olsun, hangi uluslararası çevreden ve hangi ülkeden gelirse gelsin Türkiye'ye parmak sallayarak insan hakları konusunda Türkiye'yi hizaya sokmaya çalışanlara söylenecek çok sözümüz vardır. Bunların hepsinin Türkiye'nin iç işlerine müdahale olduğunun farkındayız. Hiç kimsenin hiçbir konuda Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmesine müsaade etmeyiz. Biz kendi meselemizi kendimiz hallederiz. Kimsenin bize ders vermeye, kimsenin bize haddimizi bildirmeye, kimsenin bize parmak sallamaya hakkı da yoktur, haddi de yoktur. Hele hele Amerika'daki siyahi bir vatandaşın boğazına basarak nefessiz kalarak ölümüne sebep olanların, daha üç beş gün önce 9 yaşındaki Amerika'daki zenci bir kız çocuğunun ellerini arkadan ters kelepçeyle bağlayarak yerlerle sürükleyenlerin, ya da Avrupa'da yapılan protestolarda akıl almaz, aşırı, orantısız güç kavramının dahi yetersiz kaldığı şekilde müdahale edenlerin kalkıp Türkiye'ye bir şey söylemeye hakları yoktur.' Kurtulmuş, dünyada savaş suçları işlenirken, küçük çocukların ellerine silah verip savaşa sürüklenirken, kimyasal silahlarla insanlar öldürülürken bunlara neredeyse ses çıkarmayan, cılız tepkiler veren BM kuruluşlarının da kalkıp Türkiye'ye insan hakları dersi vermeye hakkı olmadığını kaydetti.İnsan hakları eylem planını tartışan siyasi bir irade olarak bu meselede de Türkiye'nin hayrına adımlar atılacağını dile getiren Kurtulmuş, insan hakları meselesindeki adımların zaten atıldığını, sabıkası kabarık olanların Türkiye'ye ders verme hakkı bulunmadığını dile getirdi. (Sürecek)
Samsun'da Kovid-19'U Yenen Hasta Sağlık Çalışanlarına Çiçek Dağıttı
SAMSUN (AA) - Samsun'da hastanede tedavi görerek yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen 57 yaşındaki Emine Yılmaz, sağlık çalışanlarına çiçek dağıttı.Nefes darlığı ve yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvuran Yılmaz'a, yaptırdığı testlerde Kovid-19 teşhisi konuldu. Gazi Devlet Hastanesinde 8 gün tedavi gördükten sonra sağlığına kavuşan Yılmaz, taburcu edilmesinin ve Kovid-19'u yenmenin mutluluğunu sağlık çalışanlarına çiçek dağıtarak paylaştı.Yılmaz, AA muhabirine, doktor ve hemşirelerin kendisi ile canları pahasına ilgilendiğini ve sağlığına kavuşmasında çok büyük emekleri olduğunu dile getirerek çiçek dağıtarak onlara teşekkür etmek istediğini belirtti.Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Emine Sehmen ise Kovid-19 nedeniyle dünyanın ve Türkiye'nin zor günlerden geçtiğini söyledi.Sağlık çalışanlarının bu süreçte büyük özveri gösterdiğine işaret eden Sehmen, 'Kovid-19'u yenen hastaların teşekkür etmesi, sağlık çalışanlarını onore etmesi bizlerin motivasyonunu artırıyor. Biz sağlıkta şiddet haberleri duymak istemiyoruz. Bu tip ince jestlerle çalışanlarımıza moral verilmesini arzuluyoruz. Hastalarımız da son dönemde bu tip jestlerini artırdı. Kovid-19'u yenen hastalarımız farklı yöntemlerle minnettar olduklarını gösteriyor, bu da bizi mutlu ediyor.' ifadesini kullandı.Sehmen, Kovid-19 salgınının hala bitmediğine dikkati çekerek temizlik, maske ve hijyen kurallarına uymaya devam etmenin önem taşıdığını vurguladı.Gazi Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar da hastanın kendilerine geldiğinde panik içinde olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:'Hastamızın solunum sıkıntısı vardı, hastaneye yatırdık. Sağlık Bakanlığımızın ve Bilim Kurulunun önerdiği tedaviyi kendisine uyguladık. Geldiği zaman oksijen sıkıntısı yaşıyordu. Şimdi tamamen normal sınırlara geldi ve kendisini taburcu ediyoruz. Hastamızın çiçekle gelip tüm çalışanlara teşekkür etmek için dağıtması bizleri mutlu etti. Son dönemde bu tip jestlerle çok karşılaşıyoruz. Hastalarımızın bize bir güzel sözü, bizi daha güzel çalışmaya teşvik ediyor. Tüm sağlık çalışanlarımızda hastalarımıza en iyi şekilde tedavisi olması için mücadele ediyor.'
Mutasyonlu Virüse Karşı Nasıl Korunmalıyız, Hangi Maskeyi Kullanmalıyız?
Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü , “Virüs yaygın dolaşımda olduğu sürece mutasyona uğrayan virüslerin içinden avantaj kazananlar seleksiyona uğrayacak ve giderek bu avantajlı konuma gelen virüsler hakim hale gelecekti.” dedi. Varyant virüsün daha hızlı yayıldığı için daha çok kişinin ölmesine neden olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Özlü, mutasyonlu virüse karşı nasıl korunacağını tek tek anlattı.
Reklam