Denetimli Serbestlik Haberleri

Denetimli Serbestlik ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Denetimli Serbestlik ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Ozan Güven, Yaşadığı Adli Sürecin Annesinin Alzheimer Hastalığını Tetiklediğini İddia Etti!
Deniz Bulutsuz'a yönelik 'kasten yaralama' suçundan 2 yıl 3 ay hapis cezası alan Ozan Güven, yaşadığı adli süreçle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Annesine 2021 yılında Alzheimer teşhisi konduğunu söyleyen Güven, yaşananların annesini derinden etkilediğini ve hastalığını tetiklediğini öne sürdü. Güven'in açıklamaları kısa sürede sosyal medyada tepki topladı.Buyurun, detayları beraber inceleyelim.
2013 Yılına Damga Vuran Olaylar
2013'e damga vuran Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu 2013 yılında Türkiye ve dünyada birçok önemli gelişmeler ve olaylar yaşandı. Türkiye için yıla damgasını vuran gelişme ise Taksim Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçti. Parktaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla Mayıs ayının son gününde başlayan gösteri yurt geneline yayıldı. Türkiye dışında da ses getiren olaylar, bütün bir yılı etkisi altına aldı. İşte Milliyet'in derlediği 2013 almanağından, Türkiye ve dünyada yılın olayları   Ocak: Ustalara veda Türkiye ocak ayında basın, sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini sonsuzluğa uğurladı. Şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, edebiyatçı Metin Kaçan, dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay, usta gazeteci Mehmet Ali Birand, 'Deprem dede' lakaplı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, yazar İsmet Kür ve sanatçı Ferdi Özbeğen'in ölüm haberleri ocak ayında peş peşe geldi. Yine ocak ayı içinde avukatlar için başörtüsü yasağı kalktı. Çözüm süreci kapsamında BDP Heyeti ilk kez İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştü.  Şubat: Amerikalı Sierra cinayeti Ankara'da ABD Konsolosluğu'ndaki canlı bomba saldırısı Şubat ayına damga vurdu. İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan ABD'li Sarai Sierra cinayeti Türkiye gündeminden uzun süre düşmedi. Cumartesi annelerinin simgeleşen ismi Berfo Ana'yı (105) da yine bu ay kaybettik. Ay içerisinde Milliyet'te Namık Durukan imzası ve 'İmralı tutanakları' başlığıyla yayınlanan haber Türkiye'nin gündemini belirledi.  Mart: Öcalan'ın 'çekilin' çağrısı Mart ayına damga vuran en önemli olay Diyarbakır'da yapılan Nevruz Şenliği'nde Abdullah Öcalan'ın mesajının Türkçe ve Kürtçe olarak okunması ve Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'çekilin' çağrısı oldu. Bu çerçevede PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisi Kuzey Irak'a giden bir heyet tarafından Türkiye'ye getirildi. Geçirdiği kalp ameliyatının ardından uzun süre yoğun bakımda kalan Müslüm Gürses'in ölümü hayranlarını üzüntüye boğdu. Tiyatrocu Metin Serezli de Mart ayında yaşamını yitirdi.  Nisan: Akil insanlar Nisan ayının birinci gündem maddesi 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nin açıklanması ve 9'ar kişilik grupların 7 bölgede ziyaretlere başlaması oldu. İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür diledi ve tazminat görüşmeleri başlatıldı. Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik çerçevesinde 1 yıl tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında dini değerleri aşağıladığı iddiasıyla açılan davada 10 ay hapis ile cezalandırılması kararı çıktı. Hüküm 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.  Mayıs: Reyhanlı ve Gezi Mayısta Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri gerçeklişti. Hatay Reyhanlı'da belediye önünde patlatılan bomba yüklü iki araç nedeniyle 52 kişi yaşamını yitirdi. Mayıs ayının son günü ise Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların sökülmesini protesto ile başlayan Türkiye geneline yayılan kitlesel olayların fitili ateşlendi. Çevik Kuvvet'in 30 Mayıs'ta Gezi Parkı'nda eylem yapan protestoculara müdahalesiyle başlayan olaylar yaz sonuna kadar sürdü.  Haziran: Gezi Parkı olayları Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu. Eylemcilerden 27 yaşındaki kaynak işçisi Ethem Sarısülük, Kızılay Güvenpark'taki gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu kafasından kurşunla vurularak yaşamını yitirdi. Ataşehir'de ise bir sürücünün otomobiliyle protestocuların arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Eskişehir'de de 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. Hatay'daki protestolar sırasında da Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin açtığı davada, belediyenin projesinin yürütmesini durdurduğunu açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Gezi Parkı'nda AVM projesinden vazgeçildiğini ve buraya bir kent müzesi yapılmasının düşünüldüğünü açıkladı. Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındakiBerkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede Medeni Yıldırım öldü.  Temmuz: 5. yüz nakli Gezi Parkı eylemlerinin etkisi devam etti, birçok ilde eylemlere katılan kişilerle ilgili kimlik tespitleri ve gözaltılar yapılmaya başlandı. Türkiye'nin 5'inci yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesi'nde yapıldı. Muğla'da beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın yüzü ve çenesi, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından, 1 yıldır nakil bekleyen 26 yaşındaki Recep Sert'e nakledildi.  Ağustos: Ergenekon davası Başbakan Erdoğan Başkanlığı'nda toplanan Yüksek Askeri Şura'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi belirlendi. Öcalan'ın avukatlarının, 'yeniden yargılanma' ve 'cezasının infazının durdurulması' talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Yıllarca süren Ergenekon davasında karar açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edilirken CHP milletvekili Mustafa Ali Balbay toplam 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal ise cezası açıklandıktan sonra tahliye edildi.  Eylül: Suriye ile helikopter krizi   Eylül ayına damga vuran olay Türkiye'nin sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürmesi oldu. M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. Hükümet Eylül ayı sonunda Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Bingöl M Tipi Ceza İnfaz Kurumundan aralarında terör örgütü mensuplarının da bulunduğu 18 tutuklu ve hükümlü tünel kazarak firar etti. Firariler ertesi gün kırsalda yakalandı. Alkollü içkilerin 22.00 - 06.00 saatleri arasında perakende satışını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. Kurtiz'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı. 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman da hayatını kaybetti.  Ekim: Maramaray açıldı Ekim ayında kamuda başörtüsü yasağı ve okullarda Andımız uygulaması kalktı. İstanbul'da iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray projesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda açıldı. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili davada rekor tazminat kararı çıktı. Garipoğlu ailesinin 37 bin 500 lira maddi, 1 milyon 250 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi. Gölcük'te bayram tatilinde Hatay'a giden annesi tarafından evde bırakılan bebek öldü. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Ahmet Kaya'ya verildi.  Kasım: Kızlı - Erkekli evlere denetim tartışması   Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla AKP milletvekilleri Meclis'e başörtüleriyle geldi. Meclis'te grubu bulunan partilerin kadın milletvekillerinin yaptığı konuşmalar güne damgasını vurdu. Öğrenci evleriyle ilgili 'kızlı - erkekli' tartışması başladı. 10 Kasım'da Anıtkabir'i 1 milyon 89 bin 615 kişi ziyaret etti ve bir rekor kırıldı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden gazeteci Savaş Ay ile tiyatrocu Nejat Uygur hayatını kaybetti.  Aralık: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Aralık ayına 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu damgasını vurdu. Soruşturma kapsamında AKP hükümetinin bakanlarının adı yolsuzluğa karıştı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in çocukları gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden Güler ve Çağlayan'ın oğlu tutuklandı, Bayraktar'ın oğlu serbest bırakıldı. işadamları, bürokratlar ve devlet memurları hakkında da kara para aklama, rüşvet ve altın kaçakçılığı suçlaması getirildi. Soruşturmayla ilintili olarak 3 bakan istifa ederken Bakanlar Kurulu'nda da büyük revizyon gerçekleşti ve 10 yeni isim girdi. CHP Milletvekili Mustafa Balbay tahliye edildi. İzmir'deki askeri tersanede bakımı yapılan römorkör suya indirildiği sırada alabora olarak yan yattı ve 8'i asker 10 personel yaşamını yitirdi.  Sanat dünyasında yaşananlar Picasso'nun 'Le Reve' isimli tablosu 155 milyon dolara satılarak, bugüne kadar ABD'li bir koleksiyonerin satın aldığı en pahalı eser unvanını aldı. Fahrelnissa Zeid'ın 'Atom Patlaması ve Bitkisel Hayat' isimli tablosu 2 milyon 741 bin dolara satıldı. Zeid, Ortadoğu'nun en yüksek fiyatla satılan eserini resmeden kadın sanatçı unvanını kazandı. Dan Brown'ın 'Cehennem'i, ilk haftasında 369 bin kopya satarak bir rekora imza attı. 4 yıl süren protestolara rağmen tarihi Emek Sineması, kamuya ait olmasına rağmen yerine AVM yapılmak için özel inşaat firması Kamer tarafından yıkıldı.  2013'te dünyada yaşananlar   Haiyan Tayfunu: Filipinler'i 8 Kasım'da vuran tayfun 10 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bangladeş'te fabrika faciası: Başkent Daka'daki fabrika çöktü, 1100 işçi öldü. NSA sızıntısı: ABD'li Edward Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) tüm dünyayı gizlice nasıl izlediğini kanıtlayan belgeleri sızdırdı. Mısır'da askeri darbe: Mısır'ın Genelkurmay Başkanı el Sisi komutasındaki Mısır Silahlı Kuvvetleri yönetime müdahale etti. İran'ın nükleer anlaşması: İsviçre'nin Cenevre kentinde İran'la yürütülen nükleer müzakerelerde 24 Kasım'da anlaşma sağlandı. Mavi Marmara için özür: İsrail Başbakanı Netanyahu 22 Mart'ta, Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye'den özür dilediğini açıkladı. Rusya'ya meteor düştü: Saatte 60 bin kilometre hızla hareket eden meteor Çelyabinsk'te patladı. İngiltere kraliyet bebeği: İngiltere Prensi William ve eşi Düşes Kate'in oğulları George 22 Temmuz'da doğdu. Curiosity Mars'ta su buldu: Mars'a gönderilen keşif robotu Curiosity su izine rastladı. Tarihi değiştiren kemik bulundu: Bilim insanları 400 bin yıllık bir insan iskeletinde DNA buldu. Yapay et: Hollanda'da üretilen yapay et 'tatsız' bulundu. Kansere mucize tedavi: Bilim insanları, kanserle mücadele için 'immünoterapi'yi seçti. Papa istifa etti: Papa 16. Benediktus, ilerleyen yaşını gerekçe göstererek istifa etti. 'Selfie' sözlüğe girdi: 'Telefonla kendi fotoğrafını çekmek' anlamına gelen 'Selfie' kelimesi Oxford sözlüğüne girdi. Rusya'da Greenpeace krizi: Eylül ayında, Kuzey Buz Denizi'nde Rus Gazprom firmasına ait petrol platformunu protesto ettikten sonra tutuklanan Türk aktivist Gizem Akhan ve 29 Greenpeace aktivisti yıla damga vurdu. 63 gün tutuklu kalan Akhan Türkiye'ye döndü. Boston maratonu saldırısı: Saldırıyı Çeçen Çarnayev kardeşler gerçekleştirdi. Pistorius sevgilisini öldürdü: Güney Afrikalı paralimpik atlet Sevgililer Günü'nde sevgilisi Reeva'yı öldürdü. İspanya'da tren kazası: 80 kişinin öldüğü olay ülkede son 40 yıldaki en büyük kaza oldu. Kenya'da AVM baskını: Başkent Nairobi'deki alışveriş merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti.  2013'te en çok konuşulan isimler Yıl boyunca dünya çapında en çok konuşulan magazinel isim ABD'li şarkıcı Miley Cyrus oldu. Ilımlı tavırlarıyla birçok farklı dinden insanın sempatisini kazanan Papa Francesco ve İran'ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani en çok konuşulan liderler arasında...  2013'ün en çok ses getiren ünlü isimleri Miley Cyrus: ABD'li şarkıcı Cyrus, yılın en çok konuşulan ismi oldu. Time dergisinin 'Yılın Kişisi' listesinde zirveyi zorlayan Cyrus, MTV Müzik Ödülleri'nde yaptığı dansla tarihe geçti. Papa Francesco: Arjantinli Jorge Bergoglio 13 Mart tarihinde yeni Papa olduğunu ilan etti. Papa Francesco göreve geldiğinden bu yana eşcinsellere ve ateistlere karşı ılımlı yaklaşımıyla takdir topladı. Time dergisi de Papa Francesco'yu yılın kişisi seçti. Malala Yusufzay: Pakistanlı insan hakları aktivisti 16 yaşındaki Malala ülkesindeki kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından başından vuruldu. İyileşen Malala yıl boyunca yaptığı konuşmalarla kendisinden söz ettirdi. Hasan Ruhani: İran'ın yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani göreve geldiği 8 Ağustos tarihinden bu yana ılımlı yaklaşımlarıyla konuşuluyor. Ruhani, ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonda konuştu. Jennifer Lawrence: ABD'li aktris Lawrence Hollywood'a farklı bir ses getirmesiyle konuşuldu. Lawrence, 'Silver Linings Playbook' (Umut Işığım) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.  2013'te hayata veda eden dünyaca ünlü isimler 2013 yılında birbirinden önemli isimler birer birer yaşama veda etti. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez bunlardan sadece ikisi... Nelson Mandela: Güney Afrika'da Apartheid rejimine son veren ülkenin ilk siyasi lideri, 5 Aralık'ta 95 yaşında öldü. Hugo Chavez: Venezuela Devlet Başkanı 5 Mart'ta kansere yenik düştü. Chavez, 58 yaşındaydı. Margaret Thatcher: İngiltere tarihinin tek kadın başbakanı Margaret Thatcher 8 Nisan tarihinde 87 yaşındayken meydana gelen felç sonrasında hayata veda etti. James Gandolfini: 'Sopranos' dizisi ile yıldızlaşan Amerikalı aktör, 19 Haziran'da Roma tatili sırasında hayatını kaybetti. Kalp krizi geçiren aktör 51 yaşındaydı. Doris Lessing: 2007'de Nobel Ödülü alan İngiliz yazar, 17 Kasım'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Paul Walker: 30 Kasım'da 'Hızlı ve Öfkeli' filminin yıldızı, 40 yaşında araba kazası sonucu öldü. Mikhail Kalaşnikof: Rus silah tasarımcısı 94 yaşında hayatını kaybetti. T24
Soma Maden Faciası Sonrasında Gerçekleşmesi Muhtemel 21 Olay
Soma maden faciasının üzerinden 7 gün geçti. Madendeki yangın söndü mü, kazada kimler kusurlu, kimler suçlu, içerideki işçilerin hepsi çıkarıldı mı gibi sorular zaman içerisinde cevabını bulacak. Bundan önce yaşanmış benzer olaylar dikkate alındığında Soma Maden Kazası sürecinin nasıl ilerleyebileceğini sizler için tahmin ettik.Burada yazılanlar tamamen hayal ürünüdür, gerçek kişilerle ve kurumlarla bir ilgisi yoktur. Kaynak....
Yeni Yargı Paketi Yasalaştı
Kamuoyunda 'Yeni Yargı Paketi' olarak bilinen, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Kanuna göre, esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişiye verilen 1 yıldan 7 yıla kadar olan hapis cezası, 4 yıldan 12 yıla çıkarılıyor. Özellikle kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. Kanun, bölge idare mahkemelerinin oluşumunu yeniden düzenliyor. Bölge idare mahkemeleri; başkanlık, başkanlar kurulu, daireler, bölge idare mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerden oluşacak. Bölge idare mahkemelerinde, biri idare diğeri vergi olmak üzere en az 2 daire yer alacak. Gerekli hallerde dairelerin sayısı, Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine HSYK tarafından artırılıp azaltılabilecek. Bölge idare mahkemelerinin görevleri arasında, istinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak da yer alacak. Bölge idare mahkemeleri ayrıca, yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlayacak. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu, bölge idare mahkemesi başkanı ile daire başkanlarından oluşacak. Başkanlar kurulu eksiksiz toplanacak, çoğunlukla karar verecek. Danıştay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine HSYK tarafından bölge idare mahkemesi başkanlığına veya daire başkanlığına dört yıllığına atanabilecek. Her daire, bir başkan ve 2 üyenin katılımıyla toplanacak. Görüşmeler gizli yapılacak, kararlar çoğunlukla verilecek. 3 ay içinde kurulacak Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'da öngörülen, tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin parasal sınırın her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında arttırılması sırasında, 10 milyon lirayı aşmayan bölüm yerine bin lirayı aşmayan kısım dikkate alınmayacak. Adalet Bakanlığı, 3 ay içinde bölge idare mahkemelerini kuracak. Mevcut bölge idare mahkemeleri, ilan tarihine kadar faaliyetlerine devam edecek. İlan tarihi itibarıyla, mevcut bölge idare mahkemelerinde bulunan dosyalar; yargı çevreleri dikkate alınarak kurulan bölge idare mahkemelerine devredilecek. İvedi yargılama usulü geliyor Kanun, idari yargılamaya 'ivedi yargılama usulünü' getiriyor. İvedi yargılama usulü, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri, acele kamulaştırma işlemleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri, Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun çerçevesinde alınan Bakanlar Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanacak. İvedi yargılama usulünde, dava açma süresi 30 gün olacak. 7 gün içinde ilk inceleme yapılacak, dava dilekçesi ile ekleri tebliğe çıkarılacak. Savunma süresi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 15 gün olacak, bu süre bir defaya mahsus en fazla 15 gün uzatılabilecek. Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin verilecek kararlara itiraz edilemeyecek. Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç 1 ay içinde karara bağlanacak. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde istinaf yoluna başvurulabilinecek. Ancak konusu 5 bin lirayı geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacak. Bölge idare mahkemelerinin temyize açık olmayan kararları kesin olacak. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacak. Hangi kararlar temyiz edilecek? Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin; düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları, konusu yüz bin lirayı aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar, belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davalar, belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya 30 veya daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları, müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları ile imar planlar, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar ile Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nca itiraz üzerine verilen kararlar ile Boğaziçi Kanunu'nun uygulanmasından doğan davalarda verilen kararlar, Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde temyiz edilebilecek. Temyiz edilecek diğer kararlar Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar, ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası ve kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar, liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar, Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ile Yap-İşlet-Devret Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un uygulanmasından doğan davalar, Serbest Bölgeler Kanunu'nun uygulanmasından doğan davalar, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun uygulanmasından doğan davalara da Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde temyiz imkanı getiriliyor. Danıştay, temyiz incelemesi sonunda kararı hukuka uygun bulursa onayacak. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararı gerekçesini değiştirerek; kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa da kararı düzelterek onayacak. Danıştay, temyiz incelemesi sonunda, görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunmasından dolayı kararı bozacak. Temyiz incelemesi Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla birlikte kararı veren merciye gönderilecek. Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili mercii, dosyayı öncelikle inceleyecek ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verecek. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilecek. Danıştay'ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacak. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi halinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulu'nca incelenecek ve karara bağlanacak. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunlu olacak. İdari yargıda istinaf kanun yolunun kabul edilmesinin zorunlu sonucu olarak, kanun yararına temyiz kurumunda değişiklik yapıldı. Buna göre, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar aleyhine kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacak. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanacak. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda öngörülen parasal sınırların, her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılması sırasında bin Türk Lirası'nı aşmayan bölümü dikkate alınmayacak. Hukuk ve ceza dairelerine düzenleme Kanuna göre, Yargıtay dairelerinin hukuk veya ceza dairesi olarak sayıları belirtilmeksizin toplam 38 daire olduğu hükme bağlandı. Bunların kaçının hukuk, kaçının ceza dairesi olacağına ve bu daireler arasındaki iş bölümüne Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından karar verilecek. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nu oluşturan daire başkanları ve üyelerin sayısı, daha katılımcı ve çoğulcu bir kurul oluşturulmasını sağlamak amacıyla 8'den 12'ye çıkarılacak. Yedek üyelerin sayısı da 4'ten 8'e yükseltilecek. Böylece daha çok sayıda daire başkan ve üyelerinin Birinci Başkanlık Kurulu'nda temsili sağlanacak. Başkanlar Kurulu'nun hazırladığı işbölümü karar tasarısı üzerinde, Büyük Genel Kurul'da değişiklik teklif edilebilmesi için gerekli üçte bir oranı, 10'da bir olacak şekilde değiştirilecek. Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı olabilmek için birinci sınıfa ayrılmış olma şartı aranacak. Yargıtay Birinci Başkanı seçilmek için en az 10 yıl, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Birinci Başkanvekili ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili seçilebilmek için en az 5 yıl, daire başkanı seçilebilmek için ise en az 3 yıl Yargıtay üyeliği yapma zorunluluğu olacak. Yargıtay Genel Sekreteri'nin nitelikleri, seçimi ve görev süresi de düzenlenecek. Genel Sekreter, en az 5 yıl Yargıtay üyeliği yapmış olanlar arasından Yargıtay Birinci Başkanı tarafından seçilecek. Genel Sekreter, kural olarak 2 yıl görev yapacak. Görevi sona eren genel sekreter, bir kez daha seçilebilecek. Her üye ancak bir adaya oy verebilecek Yargıtay tarafından aday gösterilecek 5 aday içinden, Cumhurbaşkanı'nca seçilmesi öngörülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili için Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nda aday gösterme sırasında, her üyenin ancak bir adaya oy verebilmesi esası getiriliyor. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'na, hukuk ve ceza daire başkanları arasından üçer asıl ve ikişer yedek üye, hukuk ve ceza dairelerinde üye olarak görev yapanlar arasından da üçer asıl ve ikişer yedek üye seçilecek. Böylece, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun üye sayısı 8'den 12'ye çıkarılacak. Ayrıca Birinci Başkanlık Kurulu'na üye seçilebilmek için, 3 yıl Yargıtay üyeliğinde çalışmış olmak şartı aranacak. Yargıtay'da, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 gün içinde Genel Sekreter ve genel sekreter yardımcıları, 7 gün içinde Birinci Başkanlık Kurulu yeniden belirlenecek. Belirlenen Birinci Başkanlık Kurulu 10 gün içinde, iş durumunu dikkate alarak, ceza ve hukuk dairelerinin sayısı ile bu daireler arasındaki iş bölümüne ilişkin karar tasarısını hazırlayacak ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun onayına sunacak. Yargıtay Büyük Genel Kurulu, tasarıyı 5 gün içinde karara bağlayacak. Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun iş bölümünü onaylanmasına ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlanacak. Yayım tarihinden itibaren 10 gün içinde uygulanmaya başlanacak. Birinci Başkanlık Kurulu, iş bölümüne ilişkin kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 10 gün içinde, dairelerin iş durumunu ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak Yargıtay'ın daire başkanları, üyeleri ve tetkik hakimlerinin hangi dairelerde görev yapacağını yeniden belirleyecek. Siyasi partilerin amblem ve rumuz kullanımı Siyasi partilerin amblem kullanmasına sınırlama getirilecek. Tüzüklerinde Anayasa Mahkemesi’nce temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri ve rumuzlarını aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde kabul eden veya kullanan siyasi parti aleyhine Anayasa Mahkemesi'ne, cumhuriyet başsavcılığınca resen veya ilgili siyasi partinin talebi üzerine yazıyla başvurulacak. Anayasa Mahkemesi, 30 gün içinde isim, amblem ve rumuzların siyasi partiler siciline kayıt önceliğine göre yapacağı incelemede aykırılık görürse, aykırılık teşkil eden isim, amblem ve rumuzların hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden silinmesine karar verecek. Siyasi partiye usulsüz üye kaydedilmesi Siyasi partiye yazılı üyelik başvurusu bulunmayan veya mevcut olmayan kişileri gerçeğe aykırı üye kaydedenlere 1 aydan 3 aya kadar hapis ve 50 günden 250 güne kadar adli para cezası verilecek. Siyasi Partiler Kanunu'na göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar, elektronik ortamda da tutulabilecek. Ancak form veya sürekli form şeklinde tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilecek. Onaylı sayfalar kullanıldıktan sonra defter haline getirilerek muhafaza edilecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nda, siyasi parti sicillerine işlenmek üzere elektronik ortamda veri aktarımı ancak siyasi parti genel merkezleri tarafından ve bu işlerle görevlendirilecek kişilerce yerine getirilecek. Personel eğitim merkezi kurulacak Adalet Bakanlığı personelinin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimini yapacak Personel Eğitim Merkezleri kurulacak. Adli ve idari yargı hakim ve savcılarına yönelik meslek içi eğitim ücretsiz olacak. Adli ve idari yargı hakim ve savcıları ile askeri yargı hakim ve savcıları da meslek içi eğitimlerini Türkiye Adalet Akademisi'nde yapabilecek. Tek hakimli asliye ticaret mahkemeleri, bazı davalar bakımından heyet mahkemeleri haline getirilecek. Yeni düzenleme ile asliye ticaret mahkemelerinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunacak. Değeri 250 bin liranın üzerinde bulunan davalarda ticaret mahkemeleri heyet halinde karar verecek, 300 bin liranın altında kalan davalarda ise tek hakim karar verebilecek. Sulh ceza mahkemeleri kaldırılacak Sulh ceza mahkemeleri kaldırılacak, bu mahkemelerin görevi asliye ceza mahkemesine devredilecek. Soruşturma aşamasında hakim tarafından verilmesi gereken kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı gerçekleşen itirazları incelemek amacıyla sulh ceza hakimliği kurulacak. Yargıtay daire başkanı ve üyeleri arasından, bölge adliye mahkemesi başkanlığı ve daire başkanlıkları ile cumhuriyet başsavcılığına atanma usulü yeniden düzenleniyor. Buna göre, Yargıtay daire başkanı ve üyeleri, HSYK tarafından bölge adliye mahkemesi başkanlığına, daire başkanlıklarına ve cumhuriyet başsavcılığına 4 yıllığına atanabilecek. Bu kişiler Yargıtay üyeliği sıfatını, kadrosunu, aylık ve ödeneği ile her türlü özlük haklarını muhafaza edecek. Bu görevde geçen süre Yargıtay üyeliğinde geçmiş sayılacak. Bu şekilde atananlar, Yargıtay üyeleri tarafından Yargıtay'da yapılan iş ve işlemlere katılamayacak ve HSYK üyeliği seçimleri hariç, Yargıtay'daki seçimlerde aday olamayacak ve oy kullanamayacak. Bu şekilde atananlar, istekleri üzerine Yargıtay'daki görevlerine geri dönebilecek. Bölge adliye mahkemesi başkanı ve daire başkanları, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş; daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından HSKY'ca atanacak. Bölge adliye mahkemesi cumhuriyet başsavcıları birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş; cumhuriyet savcıları ise hakimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az 8 yıl görev yapan ve üstün başarısı ile bölge adliye mahkemesinde yararlı olacağı anlaşılan adli yargı hakim ve savcıları arasından HSYK tarafından atanacak. Adli yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerine ilişkin kanunun, 'bölge adliye mahkemesi başkan ve üyeleri ile cumhuriyet başsavcısı ve cumhuriyet savcılarının şahsi suçlarıyla ilgili yapılacak soruşturma ve kovuşturma işlemlerini düzenleyen' fıkraya, hükmün daire başkanlarını da kapsayıp kapsamadığı tartışmalarına yol açmaması amacıyla, 'daire başkanları' ifadesi de ekleniyor. Bölge adliye mahkemesi dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlara karşı temyiz yolu açık olacak. Bölge adliye mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri cumhuriyet başsavcılıkları ile bölge adliye mahkemeleri adalet komisyonlarının denetimlerini, ilgisine göre HSYK başmüfettişleri de yapabilecek. Yargılama iznini Bakanlık verecek TBMM Genel Kurulu'nda, kabul edilen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a göre, bir yabancının, yabancı ülkede Türkiye'nin zararına rüşvet ve nüfuz ticareti suçu işlemesi halinde ve Türkiye'de bulunduğu takdirde yargılama yapılması Adalet Bakanı'nın iznine bağlı olmayacak. Yabancı bir ülkede işlenen veya işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle yargılanan ya da mahkumiyet alan yabancılar, haklarında soruşturma olması halinde de iade edilebilecek. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların cezaları artıyor Kanun, cinsel dokunulmazlığa karşı suçların cezalarında önemli artışlar öngörüyor. Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti üzerine, 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilecek. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde verilecek ceza 2 yıl ile 5 yıl arasında olacak. Suçun, vücuda organ ya da bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda verilecek ceza, 12 yıldan az olmayacak. Bu suçun eşe karşı işlenmesi halinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikayetine bağlı olacak. Suçun; beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey anne, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi halinde bu cezalar yarı oranında artırılacak. Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin, kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacak. Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecek. Cinsel istismara 15 yıla kadar hapis Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde 4 yıl ile 8 yıl arasında ceza verilecek. Cinsel istismarın vücuda organ ya da bir cisim sokularak gerçekleştirilmesi durumunda verilecek ceza, 16 yıldan az olmayacak. Suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım ya da gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından ve kamu görevinin ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılacak. Cinsel istismarın, çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde de cezalar yarı oranında fazlalaştırılacak. Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacak. Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecek. Cebir, tehdit ve hile olmaksızın 15 yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Kanun, ensest ilişkilere ilişkin cezaları da düzenliyor. Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi halinde, şikayet aranmaksızın 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası uygulanacak. Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi halinde, şikayet aranmaksızın aynı ceza uygulanacak. Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına ya da adli para cezasına hükmolunacak. Ancak suçun çocuğa karşı işlenmesi halinde 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Suçun; kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım ya da gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle ve teşhir suretiyle işlenmesi halinde bu ceza yarı oranında artırılacak. Bu suç nedeniyle mağdur işi bırakmak, okuldan ya da ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamayacak. Nitelikli hırsızlığa 7 yıla kadar hapis Nitelikli hırsızlık suçunun 2 yıldan 5 yıla kadar olan cezası da 3 yıldan 7 yıla çıkarılıyor. Haksız yere bir yerin kilitlenmesini engellemek eylemi de nitelikli hırsızlık suçu kapsamında sayılacak. Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak, elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle, doğal afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak, haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla, başka aletle kilit açarak ya da kilitlenmesini engelleyerek, bilişim sistemlerinin kullanılmasıyla, tanınmamak için tedbir alarak veya resmi sıfat takınarak, herkesin girebileceği yerde kilitlenerek ya da bina içinde muhafazaya alınan eşya ile büyük veya küçük baş hayvan hırsızlığının cezasının alt sınırı 3 yıldan 5 yıla, üst sınırı 7 yıldan 10 yıla çıkarılıyor. Hırsızlık sonucu haberleşme, enerji, demiryolu ya da havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin aksaması halinde iki kat ceza verilecek. Hırsızlık suçu gece işlenirse üçte bir oranında artırılacak ceza miktarı da yarı oranına yükseltiliyor. Mala zarar verme suçunun nitelikli hallerinde 6 yıla kadar uygulanan hapis cezası 4 yıla kadar olarak değişiyor. Suçun artırılmasını gerektiren hallerde artırılacak ceza ise 2 katından bir katına düşürülüyor. Uyuşturucu imal edene 30 yıla kadar hapis Kanun, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi için verilen '10 yıldan az olmamak üzere hapis' cezasını, '20 yıldan 30 yıla kadar' artırıyor. Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına çarptırılacak. Uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen ya da satılan kişinin çocuk olması halinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası 15 yıldan az olamayacak. İthal veya imalatı resmi makamların iznine bağlı olan uyuşturucu ve uyarıcı madde üretiminde kullanılan maddeyi ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişiye verilecek ceza da 4 yıldan 8 yıla çıkarılıyor. Bu suçların, 3 ya da daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılacak. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme suçunun 2 yıldan 5 yıla kadar olan hapis cezası, 5 yıldan 10 yıla kadar olacak. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullananlar, 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada 5 yıl süreyle kamu davası açılmasının ertelenmesine karar verilecek. Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanacak. Kişinin, erteleme süresi zarfında yükümlülüklerine veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi, bulundurması veya kullanması halinde kamu davası açılacak. Yargı görevi yapanı etkileme Kanun, yargı görevi yapanı etkileme suçunun unsurunda değişiklik yapıyor. Buna göre, yargı görevi yapanı, bilirkişi veya tanığı etkileme fiili, yürütülen soruşturmada suç olmayacak. İki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngören bu eylemin teşebbüsü iltimas derecesini geçmezse 6 aydan 2 yıla kadar ceza verilecek. Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere, hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak devlet aleyhine açılabilecek. Devlet, ödediği tazminatı, görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine bir yıl içinde rücu edecek. Suçtan zarar görenler, takipsizlik kararlarına karşı en yakın yerdeki ağır ceza mahkemesine değil, aynı yerdeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu sulh ceza hakimliğine itiraz edecek. Bölge adliye mahkemelerinin dosya üzerindeki ön inceleme sonucu verilecek kararları itiraza tabi olacak. Yargıtay'ın bazı temyiz incelemesi yetkileri de bölge adliye mahkemelerine devredilecek. Bölge adliye mahkemesi, duruşma sonunda istinaf başvurusunu esastan reddedecek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak, yeniden hüküm kuracak. Adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinde verilen her türlü bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilemeyecek. On yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ise temyiz edilebilecek. Bölge adliye mahkemelerinin sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları; ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlarla ilgili adli para cezalarına ilişkin her türlü kararları; davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarıyla ilgili bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz edilemeyecek. Hasta tahliyelerine somut kriter Ağır hastalık ya da engellilik nedeniyle cezanın infazının geri bırakılması şartlarında da daha net düzenlemeye gidiliyor. Cezanın infazının geri bırakılması koşulu olarak, 'toplum güvenliği bakımından tehlikelilik' unsuruna 'ağır ve somut bir tehlike' kriteri ekleniyor. Böylece, ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmayan mahkumların cezalarının infazının geri bırakılması amaçlanıyor. Düzenlemeye göre, ağır ve somut tehlike açıkça belirlenmediği ve gerekçelendirilmediği takdirde bu mahkumların cezasının infazı geri bırakılabilecek. Ödenmeyen para cezası için kamuya yararlı iş Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle cezası hapse çevrilen hükümlüler, denetimli serbestlikten yararlanamayacak. Adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak yaptırımlarda da bazı yenilikler olacak. Hükümlünün, belli sürede adli para cezasını ödememesi halinde Cumhuriyet savcısının kararıyla, ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilecek. Hükümlünün 2 saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilecek. Günlük çalışma süresi en az 2 en fazla 8 saat olacak. Hükümlü, hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin uyarı ve önerilerine uymazsa, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek, kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilecek. Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse, hapisten çıkartılacak veya kamuya yararlı işte çalıştırılması sona erecek. Denetim süresinde tıbbi tedavi Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi içinde, kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrerler, infaz hakimi kararı ile disiplin hapsine tabi tutulacak. Disiplin hapsinin süresi 15 günden az ve 3 aydan fazla olamayacak. Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkumiyet halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının 39 yılının, müebbet hapis cezasının 33 yılının, süreli hapis cezasının dörtte üçünün infaz kurumunda iyi halli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilecek. Koşullu salıverme süreleri, TCK'nın 102. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103. maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismar suçundan, 104. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkum olanlar hakkında da uygulanacak. Bu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkum olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde 'tıbbi tedaviye tabi tutulmak', 'tedavi amaçlı programlara katılmak', 'suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak', 'mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak', 'çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak', 'çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak' tedavi ve yükümlülüklere karar verilebilecek. Bu tedbirler, çocuk failler hakkında uygulanmayacak. Tebligatlar elektronik ortamda yapılabilecek Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a göre, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ile Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak tebligatlar, elektronik ortamda yapılabilecek ve tebligata elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilecek. Elektronik tebligata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum veya kuruluşlara her tespit için 10 bin lira idari para cezası verilecek. Bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı 250 bin lirayı geçemeyecek. Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcılarının atamaları HSYK Genel Kurulu, Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcılarını da atayacak. Genel Kurul, üyelerin hangi dairede asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına seçimle karar verecek. Genel Kurul, her dairenin kendi üyeleri arasından bir üyeyi o dairenin başkanı olarak seçecek. Adalet Bakanlığı Müsteşarı daire başkanı seçilemeyecek. Genel Kurul, tetkik hakimliğine; hakimlik ve savcılık mesleğinde en az 5 yıl görev yapan ve üstün başarısı ile kurul hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılanlar arasından muvafakatları alarak, geçici veya sürekli çalıştırılmak üzere atama yapacak. HSYK personeli taşraya atanabilecek HSYK Genel Kurulu'nda görev yapan 657 sayılı kanuna tabi personel, genel sekreterin teklifi ve başkanın uygun görmesi üzerine, mükteseplerine uygun olarak Adalet Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatına atanabilecek. Kurul müfettişleri, görevlerini yerine getirirken Teftiş Kurulu Başkanına; Teftiş Kurulu Başkanı ise HSYK Genel Kurulu'na karşı sorumlu olacak. Mevcut düzenlemede Teftiş Kurulu Başkanı, HSYK Başkanı'na karşı sorumluydu. Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcıları, birinci sınıf hakim ve savcılar arasından muvafakatleri alınarak Genel Kurul tarafından atanacak. Mevcut düzenlemede Teftiş Kurulu Başkan ve yardımcıları HSYK Başkanı tarafından atanıyordu. Kurul müfettişleri, hakimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az 5 yıl görev yapmış ve üstün başarısıyla kurul müfettişliği hizmetinde yararlı olacağı anlaşılanlar arasından muvafakatleri alınarak Genel Kurul tarafından atanacak. Teftiş Kurulu Başkanı; kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya ilgili daire başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapacak veya yaptıracak. Mevcut düzenlemede, HSYK Başkanı'nın verdiği görevleri yapıyordu. Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üye, birinci sınıf adli ve idari yargı hakim ve savcıları arasından seçilecek kurul üyeliği için her hakim ve savcı; kendi aralarından seçilecek asıl ve yedek üyelerin toplam sayısı kadar aday için oy kullanabilecek; daha fazla sayıda aday için oy verilmesi durumunda oy pusulası geçersiz sayılacak. En fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olacak. HSYK Başkanı gereken hallerde Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilecek. Üye tam sayısının salt çoğunluğunun, görüşülecek konuyu da belirten yazılı talebi üzerine Başkan Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağıracak. HSYK üyelerinin disiplin soruşturmasını Genel Kurul yapacak HSYK üyeleri hakkındaki disiplin soruşturması ve kovuşturması, eskiden olduğu gibi HSYK Genel Kurulu tarafından yapılacak. HSYK Başkanı, ihbar veya şikayeti doğrudan ya da inceleme yaptırdıktan sonra Genel Kurul'a sunacak. Yapılan görüşme sonucunda, soruşturma açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar verilecek. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde üyeler arasından gizli oyla üç kişilik soruşturma kurulu seçilecek. Soruşturma kuruluna en yüksek oyu alan, oyların eşit olması halinde yaşça büyük üye başkanlık edecek. Kurulun seçimle gelen üyelerinin görevleriyle ilgili suçları ile kişisel suçları hakkındaki soruşturma ve kovuşturma izni işlemleri Genel Kurul tarafından; kovuşturma açılması kararı ve kovuşturma mercilerinin belirlenmesi ise gösterilen yetkili mercilerce yapılacak. Kaçakçılık suçlarının cezası artırılıyor Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, bir yıl yerine iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak. Transit rejimi çerçevesinde taşınan serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmedilecek. Belli bir amaç için kullanılmak veya işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı, hile ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak. Kanundaki, 'İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkar sağlayan' ibaresi, 'İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren' şeklinde değiştirildi. 'Kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır' ibaresi, yapılan bu değişiklikler doğrultusunda, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılacak, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamayacak. Özel kanunları gereğince gümrük vergilerinden kısmen veya tamamen muaf olarak ithal edilen eşyayı, ithal amacı dışında başka bir kullanıma tahsis eden, satan veya devreden ya da bu özelliğini bilerek satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanacak. İhracı kanun gereği yasak olan eşyayı ülkeden çıkaran kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak. İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası öngörülecek. Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılacak, ancak bu düzenlemenin uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamayacak. Ulusal marker uygulamasına tabi olup da Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı; ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, satışa arz eden veya satan, bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan, kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak. Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri; ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, satışa arz eden veya satan, bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak. Tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması halinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılacak. Somalı madencilerin ödenmeyen maaşları için düzenleme TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu gündemindeki Torba Yasa Tasarısı'ndaki Somalı madenciler için yapılması öngörülen düzenleme, tüm partilerin ortak önergesiyle Yeni Yargı Paketi'ne taşındı. Buna göre; Manisa'da taşkömürü ve linyit madenciliği alınında faaliyet gösteren, kazanın meydana geldiği Eynez Maden Ocağı işletmesinde 13 Mayıs 2014 tarihi itibarıyla sigortalı olanlara veya bunların hak sahiplerine son aylık net ücretleri esas alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca belirlenen sürede İşsizlik Fonu'ndan aylık ödeme yapılacak. Bu ödemelerde herhangi bir vergi ve kesinti olmayacak. Soma Holding'e ait Eynez, Atabacası ve Işıklar maden ocağı işletmelerinde 13 Mayıs 2014 itibarıyla sigortalı olanlara işyerinin kapalı olduğu dönemle sınırlı olmak suretiyle işveren tarafından ödenmeyen ücretleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen süreyle aylık olarak İşsizlik Fonu'ndan ödenecek ve yapılan bu ödemeler yasal faiziyle işverenden tahsil edilecek. Muhabir: Kubilay Çelik, Melda Çetiner Karagöz  | AA
Erdoğan'ın Yeğeni Uyuşturucudan Mahkum Oldu
Başbakan'ın yeğeni Mehmet Erdoğan'a 'Uyuşturucu ticareti yapmak' suçundan 5 yıl hapis cezası verildi. Erdoğan'la birlikte 6 sanığın cezasını önce 4 yıl 2'şer ay hapse indiren mahkeme, daha sonra denetimli serbestlikle tahliye etti İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen davada karar duruşması yapıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yeğeninin de sanıklar arasında olduğu davayı karara bağlayan mahkeme heyeti; sanıklar Mehmet Erdoğan, Esra İşcan, Serkan Emre, Bayram Kaplan, Selim Selvi, Aysen Tutkun Özmen, Koray Tansu’nun “uyuşturucu ticareti yapmak” suçunu işledikleri gerekçesiyle 5’er yıl hapis ve adli para cezasına çarptırdı. Ancak mahkeme, bu cezada indirime gitti. Mahkeme, sanıkların sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezaların gelecekleri üzerindeki olası etkilerini göz önünde bulundurarak cezayı 4 yıl 2’şer ay hapis ve 4’er gün karşılığı günlüğü 20 TL’den 80 TL adli para cezasına indirdi. Sanıklar hakkında ayrıca, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildi. BAŞKA SABIKALARI DA VAR Mahkeme heyeti ayrıca; sanıklar Bayram Kaplan, Mehmet Erdoğan, Koray Tansu, Esra İşcan’ın daha önce benzer suçlardan sabıkaları bulunduğunu belirterek, bu sanıklar hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmetti. GENOTİP ÖZELLİKLERİ YAKALATTI İddianamede, oto kiralama dükkanı sahibi Serkan Emre’nin kullandığı otomobilin takibe alındığı ve otomobilde bulunan Mehmet Erdoğan’ın inerek evine girmesinin ardından durdurulan araçta yapılan aramada, sarılmış ve içilmiş uyuşturucu madde ele geçirildiği iddia edilmişti. Soruşturmanın ilerleyen aşamasında gözaltına alınan 11 şüphelinin kan örnekleri ile el parmak izlerinin karşılaştırılması sonucunda sarma uyuşturucu üzerinde Mehmet Erdoğan’ın genotip özelliklerinin uyumlu olduğunun belirlendiği açıklanmıştı. Aysun YAZICI - TARAF
Yargıtay: 'Polisin Sokakta Adam Dövmesi İşkencedir'
Yargıtay, polisin sokakta bir kişiyi dövmesi hakkındaki davada 'işkence' kararına vardıPolisin sokakta ve araçta dövdüğü M.B.'nin davasında Yargıtay, olayı 'yaralama' değil 'işkence' sayarak önemli bir karara imza attı. Olayı görüp üstlerine bildirmeyen polis de suçlu bulundu. M.B.'nin avukatı Ergin Cinmen , “Karar polislere ders olarak okutulmalı” dedi. İstanbul’da, altı yıl önce kız arkadaşıyla gezen M.B.’yi ilk önce sokakta coplarla, sonra da kelepçeli halde bindirildiği araçta yumruklarla döven, yargılama sonunda ‘yaralama ve hürriyeti tahdit’ suçundan ceza alan üç polis hakkındaki karar, Yargıtay tarafından bozuldu. 8. Ceza Dairesi, M.B.’ye yapılan muamelenin ‘işkence’ kapsamına girdiğini belirterek, üç polisin bu suçtan cezalandırılmasını istedi. Daire ayrıca, dayağa karışmayıp arkadaşlarını uyarmakla yetinen ve beraat eden polise de ‘suçu bildirmemek’ suçundan ceza verilmesi gerektiğini belirtti. Davada, ‘işkence’ ile itham edilen üç polisten Muhammet Gişi, 2008 yılında gazeteci Hrant Dink’in birinci ölüm yıl dönümünde bir kişiyi ayağından vurmuş ve aldığı ceza, hiçbir duruşmaya katılmamasına rağmen, ‘duruşmalardaki iyi hali’ nedeniyle ertelenmişti. Radikal’de yer alan habere göre, İstanbul Dolapdere’de suça itilen çocuklara ilişkin sanatsal faaliyetler yürüten M.B., 17 Temmuz 2008’de kız arkadaşıyla birlikte yürürken, Alper Yüksel adlı polis “Gel lan buraya!” dedi. M.B. de, “Bana böyle hitap edemezsiniz” diye karşılık verdi. M.B.’nin iddiasına göre Yüksel, kendisini yakasını tutarak, darp etti. Polis Yüksel’e göre ise M.B. tekme atmıştı. Arbedenin büyümesi üzerine Murat Ponçaklı ve Muhammet Gişi adlı iki polis koşarak, coplarıyla M.B.’ye vurdu. Ponçaklı’nın copu M.B.’nin başına indi. Bir süre sokakta darp edilen M.B., kelepçelenerek polis aracına bindirildi. Yaklaşık 25 dakika boyunca Taksim ve Beyoğlu çevresinde dolaştırılan M.B., araçta da dövüldü. Gözü şişen M.B.’ye, “Beni hastaneye götürün” demesine rağmen bir birahaneden alınan buzla tedavi yapılmak istendi. Yırtılan tişörtünün yerine yenisi alındı. Hakkında gözaltı işlemi yapılmayan M.B., bir otelin önünde bırakıldı. Serbest kalan M.B., iki gün tedavi gördü. İddiasına göre Ponçaklı, M.B.’ye telefonda küfrederek, şikayetçi olmamasını istedi. M.B. üç polis hakkında suç duyurusunda bulunurken, kendisine vurmayıp arkadaşlarını uyaran polis İsmail Yılmaz’dan şikayetçi olmadı. Dört polis hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 94. maddesi gereğince ‘işkence’ iddiasıyla İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Dava 29 Aralık 2011’de bitti. Mahkeme, polis Alper Yüksel ve arkadaşlarının eylemlerinin yaralama kapsamında kaldığı gerekçesiyle üç polise birer yıl onar ay 15’er gün, ‘hürriyeti tahdit’ suçundan da birer yıl sekizer ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu cezalar ertelendi. Polis İsmail Yılmaz ise beraat etti. İtiraz üzerine dosya, Yargıtay’a gitti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 6 Mart 2014’te verdiği kararında M.B.’nin polis Yüksel tarafından, “Gel lan buraya” diye çağırılıp darp edilmesi, üç polisin cop ve yumruklarla dövülmesi, araçta gezdirilmesi ve hakarete maruz kalmasının bir bütün halinde işkence suçu kapsamında kaldığına hükmederek, kararı bozdu ve sanıklara TCK’nın 94. maddeden ceza verilmesini istedi. Beraat eden polis İsmail Yılmaz’ın da, “diğer sanıkların M.B.’yi darp etmeleri karşısında sadece uyarıda bulunması, dayağa engel olmaması, olayı olduğundan farklı şekilde aktarması, suçu öğrenip de yetkili makamlara aktarmaması” nedeniyle suçlu olduğuna karar veren Daire, bu kişiye de ‘suçu bildirmeme’ suçundan ceza verilmesi gerektiğini kaydetti. M.B.’nin avukatı Ergin Cinmen, Yargıtay’ın emsal oluşturacak nitelikte bir karar verdiğini belirterek, “Bu kararı aslında bütün polislerin okuması, kararın derste gösterilmesi gerekiyor. 1 Mayıs’larda yüzlerce insana bu muamele yapıldı. Karar sadece işkence ve kötü muameleye maruz kalmaya dair değildir. Aynı zamanda, uygar bir topluma nasıl varılabileceğini gösteriyor” dedi. M.B.’yi döven ve hakkında işkence suçundan ceza verilmesi istenen üç polisten biri olan Muhammet Gişi 2008 yılında Hrant Dink’in birinci ölüm yıldönümünde İstiklal Caddesi’nde çıkan olaylarda göstericilerin üzerine ateş etmiş ve 55 yaşındaki Kemalettin Rıdvan Yalın’ı bacağından vurmuştu. Gişi hakkında İstanbul 18. Asliye Ceza’da ‘kasten yaralama’dan dava açıldı. Kameraman Göktan Bedük, 7 Kasım 2008’de verdiği ifadesinde Gişi için, “Silahı çekerek taşın geldiği tarafa, göstericilere göğüs hizasında bir el ateş etti” dedi. Fakat Gişi bulunamadı. Bir ara cezaevine girip çıktığı, Suruç’a atandığı ortaya çıktı. İfadesi 2 yıl 10 ay sonra alınabildi. Gişi, 1 Kasım 2010’da Suruç Asliye Ceza’daki ifadesinde, “Araçtan inip havaya uyarı ateşi açmak istediğim esnada göstericilerden atılan taşlardan dolayı istem dışı hareket ettim. İstemeyerek eğildim. Silahım ateş aldı. Silahın ateş alması, taştan dolayı kaza sonucu olmuştur” dedi. Dava 2012 yılında bitti ve mahkeme, Gişi’yi ‘kasten yaralama’ iddiasıyla 17,5 ay hapse çarptırdı. Hiçbir duruşmaya katılmamış Gişi’nin “duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurarak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda vicdani kanaat oluştuğundan” hükmün açıklanmasını geriye bırakılarak, ceza verilmedi. Beş yıllık denetimli serbestlik getirildi.T24
Deniz Seki'nin Ceza Erteleme Talebine Ret
6 yıl 3 ay hapis cezası onanan şarkıcı Deniz Seki'nin 'infazının ertelemesi talebi' Adli Tıp Kurumu'nun cezaevinde kalmasını engelleyen bir durumunun olmadığı yönündeki raporunun ardından İnfaz Savcılığı tarafından reddedildi. Cezasının onanmasının ardından İnfaz Savcılığı Deniz Seki hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Seki bunun üzerine avukatı Naim Karakaya aracılığıyla İnfaz Savcılığı'na sağlık durumunu gerekçe göstererek infazının ertelenmesi talebinde bulundu. Deniz Seki talep dilekçesinde özel bir hastaneden alınmış raporunu da savcılığa sundu. Savcılık ise raporu Adli Tıp Kurumu'na göndererek hastalığının cezaevinde kalmasına engel teşkil edip etmeyeceğine dair rapor verilmesini istedi. Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan rapor savcılığa ulaştı. Raporda, Seki'nin cezaevi şartlarında kalmasının sağlığı yönünden engel bir durum teşkil etmediği belirtildi. Bu rapor üzerine de İnfaz Savcılığı, Seki'nin yaptığı infazın ertelenmesi talebini reddetti. ANAYASA MAHKEMESİ'NİN KARARINI BEKLİYOR Bu karardan sonra Seki'nin avukatı Naim Karakaya, Anayasa Mahkemesi'ne yaptıkları bireysel başvurunun sonucunu bekleyeceklerini belirtti. Seki, Yargıtay'ın onama kararı sonrasında, hakkında yürütülen yargılamada başta adil yargılanma olmak üzere hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. 3 YIL 6,5 AY DAHA CEZAEVİNDE YATACAK Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasının ardından Deniz Seki'nin dosyasına bakmakla görevlendirilen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi ise dosyayı İnfaz Savcılığı'na göndermişti. İnfaz Savcılığı da dosyayı inceledikten sonra, Deniz Seki hakkında cezası 3 yılın üzerinde olduğu için hakkında 30 Mayıs 2014 tarihinde 'yakalama' kararı çıkarmıştı. Yakalama kararı UYAP üzerinden Emniyet Müdürlüğü'ne gönderildi. İnfaz Kanunu kapsamında Deniz Seki, aldığı hapis cezasının 3'te 2'sini cezaevinde geçirecek. 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Seki, 4 yıl 2 ay cezaevinde kalacak. Ancak daha önce 7,5 ay cezaevinde yatan Seki'nin yattığı süre de 4 yıl 2 aydan düşülecek. Buna göre Seki 3 yıl 6,5 ay daha cezaevinde yatacak. Ancak Deniz Seki, cezaevinde geçireceği sürenin son 1 yılını da denetimli serbestlik kapsamında dışarıda geçirebilecek. DHA
11 Polis Tutuklandı
22 Temmuz operasyonunda gözaltına alınan ve tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 49 polisten 11'i tutuklandı, sekizi denetimli olmak üzere 38 polis serbest kaldı. Sorgusu yapılamayan 17 polis, hâkimin dosya üzerinden verdiği kararla serbest kaldı. 22 Temmuz soruşturmasında mahkeme, İstanbul Terörle Mücadele Şubesinin eski müdürü Yurt Atayün'ün de aralarında bulunduğu 11 polis hakkında tutuklama kararı verdi. Mahkeme, 38 polisin de serbest kalmasına karar verdi. Serbest kalan polislerden sekizi hakkında denetimli serbestlik kararı verildi. İstanbul Eski Terörle Mücadele Şubesi Müdürü Ömer Köse ve Emniyet Amiri Gaffur Ataç, yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakılanlar arasında. Mahkemede ifadesi alınamayan 17 polis serbest bırakıldı. Polislerin sorgusu yaklaşık 90 saat sürdü. Tutuklanan 11 polis 11 şüphelinin, 'Devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk amacıyla temin etmek' ve 'Resmi belgede sahtecilik' gerekçesiyle tutuklandığı öğrenildi. Devletin gizli bilgilerini paylaşmaktan tutuklananlar arasında eski Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün, eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Serdar Bayraktutan bulunuyor. Tutuklanan diğer isimler ise şöyle: Erhan Körtek, Ensar Doğan, Aytekin Koçak, Ali Fuat Altuntaş, Abdülkadir Ağır, Yunus Emre Uzunoğlu, Şahin Akdeniz, Muhammed Kaya ve Mehmet Örs. 'Bugün olsa yine yaparız' Eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, denetimli olarak serbest kalanlar arasında. Serbest kaldıktan sonra adliye önünde basın mensuplarına açıklama yapan eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, 'Sıkıntılı bir süreçten geçtik. Yanlış bir işin altına imza atmadık. Bugün olsa yaptıklarımızı tekrar yaparız' dedi. 'Özür dilenecek bir şey varsa da özür dilemesini bildik' ifadesini kullanan Köse, 'Fakat bu yürüttüğümüz soruşturmada özür dilenecek bir mevzu yok. Bugüne kadar herkes konuştu biz sustuk, bugün biz konuşacaktık fakat ifade veremedik' diye konuştu. Serbest kalan şüphelilerden emniyet amiri Gafur Ataç da 'Yapılanlar kanuna uymuyor. Psikolojik baskı gördük' dedi. Kürşat Durmuş ise kendilerine destek verenlere teşekkür ederek, 'İnşallah hukuk bundan sonra kurallarıyla, kanunlarıyla tam bir şekilde uygulanır' dedi. 'Paralel yapı sorulmadı' Kazım Aksoy ise içerideki şartlar ağır olsa da manevi olarak huzurlu ve mutlu olduklarını söyledi. Aksoy, 17-25 Aralık'tan sonra önce tayininin Gaziosmanpaşa'ya çıktığını, sonra müdüriyete alındığını, iki kez açığa alınıp, iki kez de meslekten ihraç edildiğini anlatarak, '8 gündür de gözaltındayım. Yani bu rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu yaptık diye af edersiniz pişmiş tavuğun başına gelmeyen her şey neredeyse bizim başımıza geldi' diye konuştu. Hukuksuz hiçbir şey yapmadıklarını söyleyen Aksoy, 'Somut delil olmadığı için bir şey gösteremediler. Biz kanunsuz şeyleri soruşturuyorduk ama şu anda hukuki olan durumlar soruşturuluyor. Paralel yapı ile ilgili bir şey yok, öyle bir şey de sorulmadı' dedi. 'Yapılanları unutmayacağım' Serbest kalan polislerden Selman Yuyucu, teslim olmasına rağmen hastaneye götürülürken kendisine kelepçe takıldığını söyledi. Selman Yuyucu da kendisi teslim olmasına rağmen hastaneye götürülürken kelepçe takıldığını belirterek, şöyle konuştu: '8 gün orada bir eşya olarak kaldık. Bu süre zarfında ifadem alınmadı. Pazar günü alınacağı söylendi, yine alınmadı. İfade için çağırdılar, o sırada hakim hastalanmış, bu şekilde beklemeye devam ettik ve serbest kaldık. Mutlu olup olmadığı sorarsanız, mutlu değilim. Hiçbir delil yokken arkadaşlarım içeride kaldı. Bu hukuksuzluk bittiğinde yüzüm gülecek.' Oğuzhan Ceylan ise son 2 yıldır Şırnak'ta, öncesinde de 12 yıl İstanbul'da terörle mücadelede görev yaptığını kaydederek, 'Tayinimin çıktığı Zonguldak'a ev tutmak için gittiğimde öğretmen evinden apar topar gözaltına alındım. İstanbul'da gurur duyduğum şubeme gittiğimde kelepçe takmaları ve beni o nezarete atmaları zoruma gitti. Ben kaçan göçen biri değilim. Çocuklarıma, aileme vermem gereken mesaiyi işime verip çalışan biriyim. Yapılanları unutmayacağım' şeklinde konuştu. 'İtiraz edeceğiz' Mahkemenin kararı açıklamasının ardından polis avukatları açıklama yaptı. Avukat Kemal Şimşek, '49 kişiden, şuanda sadece 11 kişisi hakkında tutuklama kararı verildi. Yalnız ifadesi alınamayanlar, ifadeleri alınamadığı için tutuklu olmamalarına karar verilmiş oldu. Tutuklananların arkasındayız. Gözaltındakilerin savunma hakları kısıtlandı. Savunmalarını yeterli şekilde verilmelerine izin verilmedi. Delil sunulamadan böyle bir tutuklama kararı çıktı; itirazını yapacağız' dedi. Sorgu hâkiminin kuvvetli bir suç şüphesi varsa ona göre tutuklama kararı verdiğini vurgulayan Şimşek, 'Şu anda delillerin dolu dolu takdir edilerek verildiği bir karar değil bu. Bu bir hüküm de değil. Sonuç olarak insanların tutuklanmalarına karar verilse bile, bu suçlu oldukları anlamına gelmiyor' şeklinde konuştu. Kararın ilan edildiği gibi niye 21.00'de değil de gecikmeli olarak açıklandığını bilmediklerini dile getiren Şimşek, kendilerinin de koridorda yüzlerce polisin arasında bekletildiklerini söyledi. 'Biz savunma avukatları olarak, dosyada hala kendilerini suçlamaya yetecek, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığını düşünüyoruz' diyen Şimşek, sonuna kadar bu davanın arkasında olacaklarını ifade etti. Avukat Kamil Ata ise, 'Burada casusluktan suçlanıyor bu insanlar. Siyasi bir soruşturma, bu soruşturma. Siyasi iktidar terör örgütleriyle kol kola geziyor. Bu suçlamanın haksız olduğunu biliyoruz. Mahkemenin tutuklama yapacağına emindik. İstenen buydu zaten. Bu nedenle de mahkemenin tutuklama yapacağına hazırdık. İçerideki insanlar da hazırdı; ancak mahkeme kısmi bir karar verdi' diye konuştu. Karar öncesi açıklama Şüpheli polislerin avukatları adına Avukat Ömer Turanlı tarafından yapılan açıklamada şöyle dendi: “İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından sorguya sevk edilen tüm polislerimize aynı suçlar isnat edilmiştir. Bu suçlar casusluk, evrakta sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlâl etme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme, suç uydurma, suçlarıdır. Öncelikle belirtmek isteriz ki, 'Ceza Muhakeme Kanununa' göre her bir kişinin işlediği iddia edilen suç ayrı ayrı belirlenerek ve gerekiyorsa, sorguya sevk edilmeleri gerekirken toptancı bir anlayışla ve baştan savma bir soruşturma ile tüm şüphelilere basma kalıp bir şekilde aynı suçlar isnat edilmiştir. Casusluk iddiası ve diğer suç isnatları bilinçli olarak çirkin bir iftira niteliğinde müvekkillerimize isnat edilerek hem kamuoyu önünde rencide edilmeleri ayrıca algı operasyonuyla peşinen suçluymuş gibi göstermeye çalışılması ve tutuklanmalarını temin maksadıyla ortaya konulmuştur.' Avukatlar adına yapılan açıklamada ifadesi alınmayan 17 şüpheliyle ilgili olarak da şu ifadeler kullanıldı: 'Şu açıkça bilinmelidir ki,Tehvit Selam Terör Örgütü dosyası ile ilgili müvekkillerimize isnad edilen suçlamalar hakkındaki detaylı bilgisi olan emniyet müdürü, amiri pozisyonundaki kişilerin gerçeklerin ortaya çıkmasının engellenmesi amacıyla bilerek ve kasıtlı olarak ifadeleri alınmamış ve zapta geçirilmemiştir.' 22 Temmuz soruşturmasında mahkeme, ifadesi alınmayan şüphelilerin dinlenmeyerek dosya üzerinden karar verilmesine, dosyanın kapsamlı oluşu gözetilerek, kararın saat 21.00'de tüm şüpheli ve avukatlarının yüzlerine adliyenin en geniş salonunda okunmasına karar verdi. Usûl tartışması sorgulamayı durdurdu Gülen Cemaati'ne yönelik başlatılan iki soruşturmadan biri olan 'casusluk' soruşturmasında, tutuklanmaları istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen şüpheli polislerden kalan 21 kişinin sorgusuna sabah 9.30'da başlanacağı açıklanmıştı. Ancak avukatların mahkeme salonuna 11.45'te gelmesi hem sorgunun geç başlamasına hem de yeni bir krize neden oldu. Sorgu sırası gelen polis memuru Hasan Basri Kahraman'ın avukatlarının gecikmesi nedeniyle Hâkim İslam Çiçek, polis tutanaklarının ve savcılık beyanlarının okunmadan sorguya geçilmesine karar verdi. Avukatlar ise bunun usûle uygun olmadığını savundu. Sanık avukatlarından Ömer Turanlı, Hâkim İslam Çiçek'in tutanakları okutturmadan işlemleri tamamlamak istediğini, ifade tutanaklarının mahkeme önünde Ceza Muhakemeleri Kanunu'na göre okunması gerektiğini belirterek itiraz ettiğini söyledi. Daha sonra avukatlar Murat Akkoç, Ahmet Özer ve İsmail Yanar cüppelerini çıkarıp duruşmayı terk etti. Bunun üzerine Hâkim Çiçek Baro'dan avukat çağırdı. Çiçek'in gelecek yeni avukatlarla kalan 21 şüphelinin yargılamasını sürdürmek istediği belirtildi. Ancak akşam saatlerine kadar ancak dört polisin sorgusu yapılabildi. Sorgusu tamamlanamayan 17 polis kaldı. 'Birtakım tatsızlıklar...' Sorgusu tamamlanan polislerden biri İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin eski müdürü Yurt Atayün... Atayün'ün sorgusunun ardından gazetecilere bir açıklama yapan avukatı Ömer Turanlı, sorgu işlemlerinde 'birtakım tatsızlıklar' yaşandığını belirterek, 'Yaşanan tatsızlıkları mahkeme zabıtlarına yansıtmaya çalıştık. Fakat bu sorgu işleminde, aynı Emniyet Müdürlüğü'ndeki gibi sıkıntılar burada da yaşandı. Atayün'ün gözaltı süresi dolduğu için emniyette ifadesi tamamlanamadı. Mahkeme sorgusunda ise dosya ve delilleri tamamen müvekkilimize inceletilemedi' dedi. Avukat Turanlı mahkemede 'Bir saatte savunmanızı bitiriyorsanız bitirin, bitirmiyorsanız hukukun gereğini yapacağım' dendiğini, müvekkilini savunmak için tanınan yasal hakların kısıtlandığını iddia etti. Avukat Turanlı, ayrıca, 'Duruşma salonunun önünde yüzlerce Terörle Mücadele Şubesi polisi vardı. 50 avukat varsa, 500 tane de polis var. Bu psikolojiyle duruşmaya girdik. Bu psikolojiyle savunma yaptık. Bu psikolojiyle yapılan savunma hukuken geçerli değildir, batıldır. Balyoz ve Ergenekon'daki taşkınlığın binde biri bile burada olmadı. Bu kadar polise ne gerek var?' dedi. 8,5 saat süren sorgu 22 Temmuz operasyonu kapsamında tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen, aralarında İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin eski müdürü Yurt Atayün'ün de bulunduğu 49 kişinin sorgusuna saat 10.00'da başlandı. Atayün'ün sorgusu yaklaşık 8,5 saat sürdü. Saat 22.00'de 20 zanlının sorgusu tamamlandı. Sorgular devam ederken, zanlıların avukatları koridordaki polis sayısının azaltılması ve kurulan bariyerlerin kaldırılması için sorgulamayı yapan Hâkim İslam Çiçek'e talepte bulundu. Ancak Hâkim Çiçek, 'Güvenlik gerekçesi ile bu önlemler gerekli' yanıtı verince, avukatlar 'Bu koşullar altında müvekkillerimizin sorgusuna katılmayacağız' diyerek sorgulamalara girmediler. Avukatların bu durumu gazetecilere duyurmak için basın açıklaması yaptığı sırada, sorgulamanın sürdüğü kattaki polis sayısı azaltıldı ve bariyerler kaldırıldı. Mahkemeye sevk edilen 49 kişiden 12'sinin avukatı olan Murat Akkoç adliyenin önünde yapılan basın açıklamasında, baro odasından mahkeme salonuna kadar iki bariyer ve yaklaşık 200 de polis konulduğunu söyledi. Polislerin telefonları toplandı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gözaltındaki polislerin telefonlarının olmasını ve içeriden çektikleri fotoğrafları bu yolla paylaştıkları gerekçesiyle Adalet Bakanı’nı uyardığını söylemişti. Telefonların yeniden el konulması üzerine polislerin avukatları; “Hakkında el koyma kararı bulunmayan telefonlar, cumartesi gecesi gözaltı süresi dolunca müvekkillerimize iade edildi. Bu sabah yeniden kendilerinden alınarak bize teslim edildi, biz de adliyenin kapısında bekleyen ailelerine teslim ettik' dedi. Avukatlar telefonların yeniden sahiplerine verilmesi için dilekçe yazacaklarını söyledi. Hakan Şükür'den yanıt Başbakan Erdoğan, Hakan Şükür'ün de aralarında olduğu bağımsız milletvekillerinin gözaltındaki polisleri adliye nezarethanesinde ziyaret edip fotoğraf çektirmesini ve bunu sosyal medyada paylaşmasını eleştirmiş, bunun suç olduğunu söylemişti. Hakan Şükür bu eleştiriye Twitter'dan yanıt verdi. Şükür mesajında, HDP milletvekillerinin İmralı Cezaevi'nde PKK lideri Abdullah Öcalan ile çektirdiği fotoğrafı koyarak, 'Kimi vekillerin zanlılarla fotoğraf çektirmesi suç, kimi vekillerin hükümlüyle fotoğraf çektirmesi değil, öyle mi?' diye yazdı. Polislerin aileleri adliye önünde bayramlaştı 22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltında bulunan 49 kişinin aileleri Ramazan Bayramı'nın ilk gününü adliye önünde geçirdi. Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın önünde sabah saatlerinden itibaren toplanmaya başlayan aileler sıraya girerek bayramlaştılar. Adliye girişinin çevik kuvvet ekiplerince barikatla kapatılması üzerine aileler basın açıklamalarının yapılmasına izin verilen geniş bir alanda bayramlaştı. Masalar kurarak tatlılar, çikolatalar ikram eden ailelerle bayramlaşmaya, tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilip serbest bırakılan Emniyet Amiri Kadri Cemil Yiğit de katıldı. Meslekte 14 yılını doldurduğunu ve ilk defa bir mahkeme aşamasına şahit olduğunu belirten Yiğit, 'Sadece işimizi yaptığımıza inanıyoruz. Yaşamak istemediğimiz şeyleri yaşadık' dedi. Kaynak: AA ve DHA
Uyuşturucuyla Mücadele Çöktü
Hayat karartan uyuşturucunun gençler arasında hızla yaygınlaşması, mevcut yasalarla engellenemiyor. Geçen sene mahkemeler, uyuşturucudan yakalanan 105 bin kişi için ‘denetimli serbestlik’ kararı verdi. Ceza verilmemesi ve tedavideki yetersizlik, ‘uyuşturucu serbest’ algısı oluştururken emniyet güçlerinin motivasyonu olumsuz etkileniyor.Türkiye siyasi gündeme kilitlenmişken hemen her gün farklı şehirlerden uyuşturucuya kurban gidenlerin haberi geliyor. Mevcut uygulamalar ise uyuşturucuyla mücadelenin iflas ettiğini gözler önüne seriyor. Mahkemeler 2013’te uyuşturucudan yakalanan 101 bin 559 kişi hakkında ‘ara kararla tedavi ve denetimli serbestlik’, 3 bin 359 kişi hakkında ise ‘kesin hükümle tedavi ve denetimli serbestlik’ kararı verdi. Ancak ‘denetimli serbestlik’, mücadeleyi olumsuz etkiliyor. Emniyet’in uyuşturucu raporunda mülakat yapılan bir kullanıcı, “3 kez yakalanmama rağmen esrar kullanmaya devam ettim.” diyerek tabloyu özetliyor. F.S. isimli Emniyet yetkilisi de “Uyuşturucu ile yakaladığımız şüpheliye mahkemede denetimli serbestlik veriliyor.” sözleriyle durumun vahametini ortaya koyuyor. Yoğun başvurudan dolayı adeta çöken 20’ye yakın AMATEM ise tedavide çok yetersiz kalıyor. Hemen her hafta bir genci ölüme sürükleyen uyuşturucuya çözüm bulunamıyor. Son dönemde gençler arasında hızla yaygınlaşan sentetik zehirler de sorunu kronikleştiriyor. Yeni eğitim döneminin başlamasına az bir süre kala, zehir tacirleri okul önlerinde pusuya yatmaya hazırlanırken ailelere ve güvenlik güçlerine büyük görev düşüyor. Ancak Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı rapor, uyuşturucuyla mücadelenin çöktüğünü gösteriyor. Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından kaleme alınan ‘Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Araştırma ve İnceleme Raporu’na göre geçen sene yakalanan 101 bin 559 kişi hakkında tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildi. Bu şahısların sicillerine herhangi bir bilgi işlenmedi. Yani kullanıcılar, kontrolsüz hale getirildi. 18 Haziran 2014 itibarıyla ‘uyuşturucu madde kullanmak’ suçunun cezası 2 ila 5 yıl hapis olarak artırıldı. Ancak ‘şahıslar hakkında 5 yıl kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir’ hükmü getirildi. Bu çerçevede bağımlılar hakkında hapis yerine denetimli serbestlik verilmeye devam ediliyor. Raporda bir esrar kullanıcısının anlattıkları da durumu özetliyor: “Ben üç kez farklı illerde yakalanmama rağmen esrar kullanmaya devam ettim.” Kolluk görevlisi F.S. ise yaşanan kısırdöngüyü şöyle ifade ediyor: “Uyuşturucu ile yakalanan şüpheli, mahkemede içici olduğunu söyleyerek serbest kalıyor. Hakkında denetimli serbestlik veriliyor. Ertesi gün aynı ortama girince, ‘polis menfaat karşılığı serbest bıraktı’ deniyor.” Uyuşturucudan yakalananlara hapis cezası verilmemesi, caydırma politikalarını işlevsiz hale getiriyor. Söz konusu uygulamalar hem kullanıcılar arasında hem de toplumun diğer kesimlerinde ‘Uyuşturucu kullanmak serbest’ algısı uyandırıyor. Bu algı, kolluk güçlerinin motivasyonunu da olumsuz etkiliyor. Bir diğer handikap ise tedavi sürecinde yaşanıyor. ‘Tedavi ve denetimli serbestlik’ kararıyla salıverilen bir kullanıcının tedavi sırasında uyuşturucu kullanmaya devam ettiğinin anlaşılması durumunda tekrar suç duyurusunda bulunulması iyileşme sürecini olumsuz etkiliyor. Ayrıca mahkemelerin tedavi sırasında uyuşturucu kullanımını ihlal olarak kabul etmemesi de söz konusu şahıslar hakkında yeniden tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmesine sebep oluyor. Bu kararlar birikiyor ve şahıslar ne tedavi olabiliyor ne de ceza alıyor. Bu durumda bağımlı kişiler uyuşturucu kullanmanın bir müeyyidesi olmadığını fark ederek tedavi ve rehberlik programlarına katılmıyor. TEDAVİ MERKEZLERİ CİDDİYETTEN UZAK Denetimli serbestlik ile salıverilen kullanıcıların çoğu, tedavi olmak amacıyla değil cezadan kurtulmak için merkezlere gidiyor. Tedavi sırasında madde kullanımına devam edilmesine rağmen tedavinin başarıyla sonuçlandığı kayıtlara yansıyor. Ayrıca yakalanma ile tedbir gereği tedavi merkezine sevk tarihi arasında geçen süre uzun olduğu için hastaların tedavi olma isteklerinin kaybolduğu görülüyor. Aynı raporda, hakkında iki kez denetim kararı verilen bir kullanıcının şu sözleri gelinen noktayı gözler önüne seriyor. Tedavi için genellikle merkeze yatırmadıklarını, ayakta takip edildiklerini, hile ile tahlillerini birbirleriyle değiştirdiklerini anlatan şahsın kan donduran ifadeleri şöyle: “Dışarıda olunca zaten seni durduran yok. Kullanmaya devam ediyorsun. Kontrol günü gelince başkasının tahlil numunesini veriyorsun ve kurtuluyorsun. Bunun için güvenlikçiyi ayarlayanlar da var. Böylece tedavi ve denetimli serbestlik başarıyla uygulanmış görünüyor. Aslında birbirimizi kandırıyoruz.” Satıcılar, hâkime ‘içiciyiz’ deyip kurtuluyor Uyuşturucu satıcılarının büyük bir bölümü aynı zamanda kullanıcı olarak kabul ediliyor. Zehir tacirleri, yakalanmaları durumunda mahkemede satıcı değil, kullanıcı olduklarını söyleyerek serbest kalıyor. Bu durum, uyuşturucu satıcısının hak ettiği cezayı almamasına yol açarken diğer taraftan denetimli serbestlik kapsamında tedavi merkezlerine yönlendirilen satıcılar, buralarda tedavi görmekte olan daha fazla kullanıcıyla tanışarak ağını genişletiyor. Cem Yılmaz’ın oynadığı bir reklam filminde sahte cips üreticisi olarak polislere yakalandığında ‘satıcı değil, yiyiciyiz’ esprisi, uyuşturucu dünyasında adeta cezadan kurtulma taktiği olarak işe yarıyor. Ortak karar: Yasalar fayda sağlamıyor Emniyet raporuna göre Yargıtay, Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı ile Mücadele İzleme Merkezi (TUBİM), sağlık kurumları, mahkemeler ve kolluk güçlerinin ortak kararı uyarınca mevcut yasalar, bağımlılığı tedavi sisteminde iyileşme sağlayamadı. Mevcut uygulamalar, uyuşturucu kullanımını cezasız AMATEM’de bekleyen çoğu evrak kayboluyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü yetkilisinin raporda yer alan ifadeleri, sürecin nasıl tıkandığını açıklıyor: “Sağlık Bakanlığı’nın Denetimli Serbestlik ile ilgili ‘82 Sayılı Genelgesi’nden sağlık kuruluşlarının haberi yok ya da uygulayacak kapasiteleri yok. İstanbul’da AMATEM çökmüş durumda. Aksayan işlemleri gündeme getirdiklerinde ‘personelimiz, bilgisayarlarımız yok’ şeklinde mazeretler üretiyorlar. Aslında bakanlık tam olarak görevini yerine getirmiş olsa şu anki 24 bin dosyanın 10 bini kapatılacak durumda. Şu an AMATEM’lerde bir evrak 1,5 yıl bekliyor. Sonra bir yıl da Denetimli Serbestlik’te bekliyor. Maalesef AMATEM’lerde evraklar kayboluyor.” Fikirtepeli gençler sokakta bonzai yaktı Son dönemde Bursa ve İstan-bul’da 6 gencin sentetik uyuşturucu bonzaiden hayatını kaybetmesi infiale yol açtı. Gençlerin 5-10 liralık uyuşturucuya feda edilmesine tepki gösteren vatandaşlar mücadeleyi kendisi buldu. Daha çok kentsel dönüşüm çalışmalarıyla gündeme gelen Kadıköy ilçesine bağlı Fikirtepe, isyan bayrağını çekti. Semtlerinin uyuşturucunun merkezi haline geldiğini söyleyen gençler, geçen hafta eylem yaparak metruk bir binada buldukları 2,5 kilo bonzaiyi ateşe verdi. Uyuşturucuyu mahallelerinde istemediklerini söyleyen gençler, “Artık kardeşlerimiz ölmesin, ailelerimiz üzülmesin.” diyerek tepkilerini dile getirdi. Polisin torbacılara karşı mücadelede yetersiz kaldığını savunan mahalleli, sorunun çözümü için tek yürek olduklarını dile getirdi: “Herkes bu maddeye karşı olmalı. Bu eylem çağrımız inşallah boşa gitmeyecek. Polisimizden de bu illeti temizlemek için işin peşini bırakmamasını istiyoruz. Uyuşturucu yaşı 13’e kadar düştü. Kardeşlerimizin uyuşturucu yüzünden ölmesine göz yummayacağız.” Bonzai yakarak seslerini duyurmaya çalıştıklarını belirten gençler, sözlerini şöyle bitirdi: “Hepimizin ailesi var, kardeşleri var. Tek düşüncemiz körpe gençlerimizi kurtarmak. Ölümle sonuçlanan olaylardan bıktık. Artık bir ölümü daha kaldıracak gücümüz yok.” Bursa’da 3 genç daha yoğun bakımda Sokak aralarında 5-10 liraya satılan sentetik uyuşturucu bonzai, hayat karartmaya devam ediyor. Bursa’da, bonzai kullandığı iddia edilen 3 kişi hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakımda tedavileri süren gençlerden 2’sinin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Osmangazi ilçesi Aktarhüssam Mahallesi Aydın Sokak’ta uyuşturucu kullandığı belirlenen S.S. (20) rahatsızlanınca çevredekilerin yardımıyla Bursa Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hayati tehlikesinin bulunduğu belirtilen S.S. yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Bursa Emniyet Müdürlüğü, S.S. hakkında ‘Kullanmak için uyuşturucu satın almak veya bulundurmak’ suçundan işlem yapıldığını duyurdu. Yıldırım ilçesi Şükraniye Mahallesi Kurtuluş Caddesi’nde de bonzai içtikten sonra fenalaşan T.A. (18), ihbar üzerine olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan gencin durumunun ağır olduğu belirtildi. Yine Yıldırım Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde fenalaşan S.Ç. (23), soluğu hastanede aldı. Polise ifade veren genç, “İki şişe içki aldım, boş bir arsada içtim, sonra bayılmışım. Gözümü hastanede açtım.” dedi. Bursa Emniyeti S.Ç. hakkında uyuşturucudan işlem yapıldığını açıkladı. TUĞBA MEZARARKALI, ABDULKADİR ÇALGIN, FATİH KARAKILIÇ Zaman