Öyle İse; Yaşat, Sev, Oku
Barış zamanlarında doğmuş birisi olarak, barış istemem sanırım yanlış değil.İkinci Dünya Savaşı’nın ardından doğduğum zamanda, savaşın üzerinden henüz yirmi yıl geçmişken insanlık hâlâ çektiği sıkıntıları hatırlıyordu ve barışa sadık kalıyordu.Her ne kadar soğuk savaş denen garabet ile korkutuluyor olsak da, savaşın düğmesine basmaya kimse cesaret edemiyordu.İşte böylesi bir dönemde bizler aslında ne mutluymuşuz, diyorum kendime.Bir kere yemek için savaş yoktu. Yani babam kazanıyor, annem pişiriyordu. Yok yok bunu kast etmiyorum aslında…Ekmek aslanın ağzında değildi. Çalışan kazanıyor ve geçimini sağlıyordu.Ayrıca bu kadar çok imkanlar olmasa da, yiyecekler daha lezzetli ve sağlıklıydı.Topraklar her koşulda hâlâ canlı ve verimliydi. Kimyasal gübre ile dengesi henüz bozulmamıştı.Genetiği değiştirilmiş, kısır tohumlar ile tanışmamıştık.Toprak ile savaş hiçbir şekilde başlamamıştı. Toprak seviliyordu. Bir avuç topraktan evin ihtiyacı elde edilebiliyordu. Ayrıca komşular ile de paylaşılıyordu.