Suudi Arabistan Haberleri

Suudi Arabistan ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Suudi Arabistan ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Fenerbahçe, Teknik Direktörlük İçin Sergio Conceição ile Anlaştı
HT Spor'un haberine göre Fenerbahçe, İsmail Kartal'ın ayrılmasıyla boşalan teknik direktörlük koltuğu için Portekizli teknik adam Sergio Conceição ile anlaşmaya vardı. Haberde Conceição'nun kısa süre içinde İstanbul'a gelmesinin beklendiği aktarıldı. Sarı-lacivertliler Galatasaray derbisinin ardından Kartal'la yollarını ayırdı, ilk maçlarında ise evlerinde Göztepe'ye kaybetti. Kulüpten konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Conceição, Porto'da yedi sezon görev yaptı, son olarak da Suudi Arabistan ekibi Al-Ittihad'ı çalıştırdı.
Netanyahu Seçimi Nasıl Kaybetti? Ama Henüz Gitmedi!
Siyaset bilimi derslerinde öğrencilere seçim sistemlerini anlatırken iki uç örnek veririz. Bir uçta İngiltere vardır; her seçim çevresinden tek milletvekili çıkar, en çok oyu alan kazanır, gerisi çöpe gider. Öteki uçta İsrail durur. Bütün ülke tek bir seçim çevresidir, 120 sandalye oy oranına göre neredeyse milimetrik dağıtılır ve baraj yüzde 3,25’tir. Birincisi güçlü hükûmetler üretir, ikincisi ise “herkesin temsil edildiği” ama kimsenin yönetemediği meclisler. İsrail bu ikinci modelin ders kitabı örneğidir ve 27 Ekim’de bir kez daha bunu kanıtladı.Sonuç şu. Netanyahu’nun Likud’u 26 sandalyeyle yine birinci parti. Ama Netanyahu’nun blokunda toplam 53 sandalye var, hükûmet için 61 gerekiyor. Karşısındaki muhalefet bloku 48’de kaldı. Geriye kalan 19 sandalye Arap partilerinin. Yani kimse kazanmadı. Daha doğrusu herkes kazandığını ilan etti, sonra herkes hesap makinesine sarıldı.
Suudi Arabistan'ın Ardından Bu Sefer de İran'dan Halloween Görüntüleri Geldi
Cadılar Bayramı, her yıl 31 Ekim'de dünyanın dört bir yanında kostümlü sokak partileri, süslenmiş mağaza vitrinleri ve korku temalı etkinliklerle kutlanıyor. Eskiden yalnızca sayılı ülkelerde kutlanan Cadılar Bayramı bugün tüm dünyaya yayıldı. Suudi Arabistan'dan gelen Cadılar Bayramı görüntülerinin ardından bu kez benzer anlar İran'dan paylaşıldı.İran'da bir caddede toplanan kalabalığın bayram için hazırladığı kostümler kameraya yansıdı. Hayalet kostümünden korku filmi maskelerine, melek kanatlarından zombi makyajına kadar pek çok kıyafet sokakları rengarenk bir kutlama alanına çevirdi.Kaynak
Türklerin Akın Ettiği Ülkeye 1 Kasım'dan İtibaren Vizesiz Girilmeyecek
Türk turistlerin son yıllarda yoğun ilgi gösterdiği Karadağ'da vizesiz dönem yarın sona eriyor. 1 Kasım 2026'dan itibaren Türkiye'den gidecek yolculardan vize istenecek. Karar, Karadağ'ın Avrupa Birliği vize politikasına uyum sürecinin bir parçası olarak yürürlüğe giriyor. Türk Hava Yolları da Karadağ uçuşu olan yolcuları yeni kural konusunda uyardı.
'İnternette Ne Konuştuğumuzu Bile Görecekler'
Ali Rıza Keleş: Türkiye, İran ve S. Arabistan gibi olacak. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek Alternatif Bilişimciler Derneği Başkanı Ali Rıza Keleş , 'sansür' tartışmalarını da beraberinde getiren yeni internet düzenlemesiyle ilgili olarak, 'Hükümetin getireceği internet düzenlemesiyle, Türkiye’nin de interneti, Çin’deki gibi dünyaya kapanacak. Türkiye, İran ve S. Arabistan gibi olacak. Paketin içine baktığında da mahrem alanınıza girmiş oluyor. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek' dedi. Hükümet yolsuzluk operasyonuyla başlayan süreçte gelişmeleri kontrol altına almak için çeşitli hamleler yaparken şimdi de gündemde yeni internet düzenlemesi var. Bir torba yasa teklifi içinde gelen ve Meclis'te alt komisyondan geçen bu düzenleme 5651 sayılı internet yasasında önemli değişiklikler öngörüyor. Bilenler bu düzenleme için ¨internetimizi karartacak¨, ¨her adımımız izlenecek¨ diyor ancak hem teknik, hem de çok boyutlu olması nedeniyle mesele sıradan vatandaşlar tarafından tam anlamıyla anlaşılamıyor. Taraf gazetesinden Tuğba Tekerek , Alternatif Bilişim Derneği'nin Başkanı Ali Rıza Keleş’le “sansür” tartışmalarını da beraberinde getiren internet düzenlemesini konuştu. Tuğba Tekerek’in Ali Rıza Keleş ile yaptığı söyleşi şöyle: Diyelim ki ben bir haber sitesindeki içerik yüzünden kişilik haklarımın ihlal edildiğini düşünüyorum. Yeni düzenlemeye göre mahkemeye başvurup 24 saat içinde bu içerik için erişim engelleme kararı aldırtabiliyorum. Bu mağdur açısından harika bir şey değil mi? Harika ama mağdurun gerçekten mağdur olduğunu biliyor muyuz? 24 saat içinde neye göre karar verecek hakim? Bilirkişiye sorması gerekiyorsa sorabilecek mi? Belki de o site boşu boşuna kapalı kalacak. Mesela, erişim engelleme nedenlerinden 'müstehcenlik' başlı başına problem. Kime göre, neye göre müstehcen? Hakaret dediğimiz şey de oldukça muğlak. Başbakan'a ¨faşist¨ demek hakaret mi mesela? İfade özgürlüğü konusunda sicilimiz düşünülürse, bu kadar kısa süre içinde karar vermek hiç de sağlıklı sonuçlar vermeyecek. Bir kişinin internette kendisiyle ilgili yazılmış yüzlerce yazıyı bir anda hakimin önüne koyması da mümkün. O zaman hakim dosyaları ayrı ayrı inceleyip nasıl karar verecek? Diyelim ki karar verdi. Peki 24 saatte üretilecek yeni içerikleri ne yapacak? Onlar için bir daha mı başvuru gerekecek? Çok dinamik bir ortamdan söz ediyorsunuz. Oturup birinin sürekli incelemesi, 'bu iyi bu kötü' demesi gerekecek. Saçmalık! Ayrıca erişimi engellemek mağduriyeti gerçekten gidermiyor da. Peki, ne gideriyor? Bunun için yapılması gereken içeriğin kaldırılması. Hatta içeriği üretip internete koyanı bulup cezalandırmak. Erişim engeli ise sadece göz kapamak. Dünyanın geri kalanı görebiliyorken sadece biz gözlerimizi kapatacağız. 2007'de birkaç Atatürk'e hakaret videosu nedeniyle tüm Youtube'a erişim engellenmişti. Yeni düzenlemede URL temelli engelleme geliyor. Tek tek sayfalar engellenecek. Bu iyi bir düzenleme değil mi? Evet ama erişim sağlayıcıların bunun için çok yetenekli altyapılar kurması gerekiyor. Bu da... Erişim sağlayıcı dediğiniz? Abone olup internet hizmeti aldığınız TTnet, Smileadsl ya da Turkcell, Vodafone gibi şirketler. İnternette trafik o kadar yoğun ki, bu erişim sağlayıcıların URL temelli engelleme için çok yetenekli altyapılara ihtiyacı var. Bir filtre sistemiyle saniyeler içinde bütün sayfalara giriş isteklerin süzüldüğünü ve bir tür 'buna izin var mı yok mu' denetimi yapıldığını düşünün. Bu yetmiyor. Bir de yeni düzenlemeye göre erişim sağlayıcının, kullanıcı alternatif bir yöntem deniyor mu denemiyor mu, onu tespit etmesi gerekiyor. Mesela Fırat Haber Ajansı internette engellenmiş, ben o engeli aşmak için DNS ayarlarımı değiştiriyorum... Bunun gibi yöntemler mi? Evet, erişim sağlayıcı bunu tesbit etmek için altyapının içine derin veri analizi yapan cihazlar yerleştirecek. Bu çok detaylı bir inceleme anlamına geliyor ve buda mahremiyetimizin ihlali... Nasıl bir şey bu veri analizi? İnternet erişimimiz paketler halindedir. Kargo paketi gibi düşünün 'gönderici' ve 'alıcı'yı yazıp gönderirsiniz. Erişim sağlayıcı ¨bu paket ¨Tuğba'dan Facebook'a¨ deyip, bir postacı gibi çalışır. Ama alternatif yol kullanıp kullanmadığınıza karar vermesi için o paketin içini açıp bakması lazım. Paketin içine baktığında da mahrem alanınıza girmiş oluyor. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek. Mesela yaptığım chat'i de görecek mi? Görme potansiyeline sahip olacak. Aslında böyle bir potansiyel hep vardı. Şimdi çok sistemli ve kolayca bunu yapabilecek altyapıya sahip olacak. Güvenli protokoller yani verinin şifreli olarak iletildiği trafiklerimiz için durum biraz karmaşık. Mesela Gmail'deki mailleşmeler... Bugünkü teknolojiyle bu tür bir iletişimin izlenmesi pek kolay değil. Ama eğer biz bu izleme mekanizmasına razı gelirsek, yarın bizden şifrelerin anahtarını isteyebilirler ya da bazı teknik ayıplı yöntemler kullanabilirler. Devlet erişim sağlayıcıya 'bu kişinin kimle ne konuştuğunu öğren' diyor mu? Hayır ama kurulacak altyapı buna imkân sağlıyor. Sistem kurulduğunda elde kocaman bir gözetim gücü olacak. Bunun hiç kullanılmayacağını düşünmek saflık olur. O datanın hem ticari hem istihbari değeri çok yüksek. Olağanüstü bir durumda, ya da olağan bir durumda yasadışı yollarla -çünkü devlet yasadışı işler de yapıyor- o bilgiler kullanılabilir ve yurttaşlar çok büyük mağduriyet yaşayabilir. Fişleme hala büyük problem, kimlerin başına nelerin geliyor. Siz sıradan bir yurttaş olarak devlet karşısında çok güçsüzsünüz. Halihazırda erişim sağlayıcılar bizim kayıtlarımızı tutmuyor mu? Tutuyor ama şimdi tutulacak kayıtlar çok daha ayrıntılı ve saklama süresi 1-2 yıla uzatıldı. Bir de kanun koyucu 'kayıtları tut' diyor, ama 'yok et, yok etmezsen şu kadar ceza' demiyor. Yaklaşım ¨onu bir cepte tut, sonra bakarız¨ Diğer ülkelerde tutuluyor mu böyle kayıtlar? Geçenlerde Almanya'yla ilgili bir şey okumuştum. Sadece bizim mevcut sistem gibi ayrıntılı olmayan kayıt tutuluyor. O da IP'nin bir kısmı karartılarak... Sadece yasal bir süreçte ilgili kayda erişim sağlanıyor. Neyin sansürlendiğini bilmeyeceğiz Bu teklif geçerse nasıl bir internetimiz olacak bizim? Herkesin bir derdi var, müstehcenlik, ticari itibar, telif hakkı, dinsel hassasiyet, ulusal hassasiyet, özel hayat... Artık çok kolay olduğu için herkes erişim engelleme kararı aldırtacak. URL temelli engellemeyle kapatılacak sayfaların sayısı çok artacak. Bu kararlar alındıkça biz de dışarıya kapanacağız. Bir-bir buçuk yılın sonunda bize ait bir internetimiz olacak, dünyadan kopartılmış, bir filtrenin arkasındaki bir internet... Çin'de şu anda ¨Çinnet¨ var, 'Onlar internete bağlanmıyor' desek abartmış olmalıyız. Biz de yavaş yavaş onlara benzeyeceğiz. Bir süre sonra neyin sansürlendiğini bilmeyecek noktaya da gelebileceğiz. Nasıl yani? Şu anda engellenmiş bir siteye girmeye çalıştığınızda mahkeme kararı çıkıyor karşınıza. Siz engellenmiş de olsa bir gerçek var, biliyorsunuz ve ona ulaşmak için alternatif yollar deniyorsunuz. Kurulacak altyapıyla sansürlenen sayfaların sansürlendiği görmeyebiliriz bile. URL tabanlı engellemeyi hangi ülkeler yapıyor? Bunu en iyi yapan Çin. İran'da yapılıyor. Bir de Suudi Arabistan'da yapılıyor. Avrupa'da Amerika'da yok mu? Bildiğim kadarıyla yok. Sadece çocuk pornosu gibi çok istisnai durumlarda alan adı veren firmaya gidip çözmeye çalışıyorlar. Blogspot, youtube gibi büyük siteler zaten ırkçılık, çocuk pornosu gibi içerikleri hemen kaldırıyor. Diyelim ki bir seks videosu çıktı bir Avrupa ülkesinde, ne yapıyorlar? Görmezden geliyorlar. Yapılması gereken de bu. Ya da çok gündem olduysa veya suç varsa veri koruma kanunu olduğu için siber suçlarla ilgili uluslararası sözleşmeleri imzalamış oldukları için suçla mücadele edebilmeleri daha kolay. Ama biz ne kendi mevzuatımızı uluslararası hukuka uydurmuşuz, ne yıllardır bekleyen veri koruma kanunu geçirmişiz. Öyle olunca da yurtdışındaki firmadan bilgi istiyorsunuz ama yanıt alamıyorsunuz. Şimdi mevzuatınızı iyileştirmek yerine kuralları katılaştırıyoruz. Bir de Ulaştırma Bakanı ya da TİB Başkanı'nın özel hayatın gizliliğiyle ilgili bir durumda ¨emir verip¨ dört saatte erişim engelletme yetkisi var. Buna ne diyorsunuz? Hakikaten kral gibi. Birilerinin kendisini mahkeme yerine koyması hukuk devletinde kabul edilebilecek birşey değil. Bu yetki muhtemelen malum videoları engellemek için düşünüldü. Ama başka amaçlar için kullanılmayacağının garantisi yok, geniş bir yetki. Önü hiç açılmamalı. Biz bunları hiç konuşmamalıyız. Norveç’e boru döşeyebilirsin Engellenmiş sitelere DNS ayarını değiştirip girebiliyoruz. Yeni düzenlemeyle giremeyecek miyiz? Hayır . Peki engelleri aşmanın bir yolu olmayacak mı? Olacak tabii. Mesela İran VPN cenneti. Türkiye'de de insanlar yurtdışındaki şirketlerden 3-5 dolara VPN hizmeti alıp sitelere girecekler. VPN nedir? VPN hizmeti aldığınızda o hizmeti aldığınız ülkedeymişsiniz gibi bağlanıyorsunuz internete. Burayla hizmeti aldığınız ülke arasında bir boru döşediğinizi düşünün. Erişim sağlayıcınızı sadece bu borudan geçmek için kullanıyorsunuz. Borudan çıkınca, mesela Norveç'tesiniz. Erişim sağlayıcı benim VPN kullandığımı farketmeyecek mi? Farkedecek ama VPN yasal ve aslında başka amaçlarla kullanılan bir servis. İnternette herşey mümkün. Çıtayı yükseltme oyunu gibi bu... Devlet bir adım atıyor, insanlar da bir adım atıp onun üstüne çıkacak. Ben çok fazla insanın bu teknolojiyi kullanacağını düşünüyorum. VPN dışında yollar da var. Peki bu servisleri kullanmanın riskleri var mı? Var tabii. Bazıları güvenli, bazıları güvensiz. O servisleri kullanırken siz kötü niyetli, bilgilerinizi atabilecek servislere çok hassas bilgilerinizi vermiş oluyorsunuz. Devlet yurttaşlarını bunu yapmaya zorlamış oluyor. AİHM'in tersine AİHM'in internetle ilgili Türkiye'yi mahkum eden bir kararı vardı. Bu düzenleme, o karar doğrultusunda mı? Gerekçesinde AİHM kararına atıf yok. Burada herkesin beklentisi yasadan erişim engelinin çıkarılmasıydı. TİB'inre'sen erişim engelleme kararı vermesine neden olan katalog suçların sayısının azalmasıydı. Tam tersi oldu. AİHM kararının da tersine oldu; daha fazla katılaşacak sansür. Sizce internetle ilgili nasıl bir yasa yapmak lazım? Yasakları merkeze alan değil de pozitif bir düzenleme olmalı. Bir kere internet temel hak olarak düzenlemeli. BM raporlarında da bu artık böyle kabul ediliyor. Finlandiya gibi ülkelerde 4 MB'a kadar internet hizmeti ücretsiz. Bizim sayısal uçurum diye bir sorunumuz var. İnternet belli merkezlerde yoğun ama Mecidiyeköy'ün Kadıköy'ün dışına çıktığınızda kullanım hem nicel hem nitel olarak azalıyor. Bazıları web'i Twitter Facebook'tan ibaret sanıyor. Bu tür sorunları çözmeye ihtiyaç var. Bireyin özgürlüğünün merkeze alınacağı, yurttaşın güçlendirileceği, dünyayla daha barışık bir düzenleme şart. Yoksa gittikçe kendimizi dünyadan yalıtacağız. 'Erişim Engelleyiciler Birliği' Erişim Sağlayıcılar Birliği (ESB) diye bir kurum var tasarıda. Bu birlik ne yapacak? Bizim anladığımız tek görevi erişim engeli yapmak. Meslek odası gibi onların haklarını hukuklarını koruyacak bir birlik değil. Tüzükleri BTK onayına bağlı. Firmalar İstanbul'da olmasına rağmen, birliğin merkezi Ankara'da, herhalde TİB'e kolaylık olsun diye. Eskiden TİB bu firmalara tek tek erişim engelleme bildirimleri yapıyordu şimdi ¨Birliğe haber vermek tüm firmalara haber vermektir¨ deniliyor. Devlet kendine böylece engelleme için daha etkin bir sistem kurmuş oluyor.T24
Orta Doğu‘da ‘En İyi Türk Kadın Oyuncu‘ Seçildi
Arap izleyiciler tarafından ödüle layık görülen Songül Öden heyecanını paylaştı. Orta Doğu'da 'Dramaların Kraliçesi' dalında 'En İyi Türk Kadın Oyuncu' seçilen Songül Öden, ödüle layık görülmenin kendisini çok sevindirdiğini söyledi. Rol aldığı 'Gümüş' dizisinde oynadığı karakterin Müslüman toplumlarında model olarak algılandığına dikkati çeken Öden, 'Müslüman toplumunda insanların bir kadının hem modern hem de Müslüman olabileceğini, hem kendini ifade edip hem de gelenek ve göreneklerine bağlı kalabileceğini gördüler ve bu model onlara iyi geldi” dedi. Dizinin üzerinden yıllar geçmesine karşın Orta Doğu ve Balkan seyircisi tarafından hatırlanmanın mutluluğunu yaşadığını ifade eden Öden, sözlerine şöyle devam etti: 'Geçen sene bir tiyatro oyunuma Filistinli seyirciler geldi. Sadece 'Bir insanı televizyonda gördük, beğendik' değil de onu bütün olarak takip etmek çok farklı bir şey. Lübnan’a gittiğimde kadın hakları için ne yapıyorsunuz diye sordular. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler’in kadına şiddetle ilgili sözcüsü oldum. Gördüm bu sadece meşhur olmak meselesi değil, insanlar size çeşitli anlamlar atfediyorlar ve sorumluluğunuz da çok büyük oluyor. Son olarak Suudi Arabistan’da bir komedi dizisinde yer aldım, bunun yanı sıra Mısır’da çekilen bir uluslararası Ortadoğulu oyuncuların yer aldığı bir projede 12 bölüm oynadım.' Mısır'da bulunduğu set ortamından etkilendiğini, Türkiye'de de benzeri bir ortamın olmasını arzuladığını vurgulayan Öden, 'Türkiye'de yeterli yatırımın yapıldığını düşünmüyorum. Çünkü bu kendi kültürümüzü farklı coğrafyalara tanıtan bir unsur. Son yıllarda yaptığımız diziler sayesinde Türkiye’ye Balkan ve Orta Doğu ülkelerinden çok sayıda turist geldi. Ülkeler arasında ilişkileri etkileyen bir durum, Bu birbirimize kültürel olarak yakın olduğumuz gibi, farklılıklarımızın da bir zenginlik olduğunu keşfettik' diye konuştu. AA
Apple 3. Kez Dünyanın En Değerli Markası Oldu
Brand Finance Global 500 araştırmasına göre listede yer alan 500 markanın değeri 756 milyar dolar artışla 4 trilyon 367,1 milyar dolara yükselirken, Apple, 104,7 milyar dolarlık marka değeri ile 3. kez dünyanın en değerli markası oldu. AA muhabirinin uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance'in 2014 yılı Global 500 araştırmasından derlediği bilgilere göre, Apple bu yıl 104,7 milyar dolarlık marka değeri ile 3. kez dünyanın en değerli markası oldu. Bu yıl marka değerini geçen yıla göre yüzde 19,9 oranında artırarak bir yılda marka değerini 17,4 milyar daha yükselten Apple, en yakın takipçisine 25,9 milyar dolar fark attı. En değerli marka sıralamasında Samsung 78,8 milyar dolarlık marka değeri ile Apple'ın ardından ikinci sırada yer aldı. Bu markayı 68,6 milyar dolarla Google, 62,8 milyar dolarla Microsoft, 53,5 milyar dolarla Verizon ve 52,5 milyar dolarla General Electric izledi. Brand Finance'in Global 500 listesinde en değerli 20 marka incelendiğinde, ABD'nin 11, Almanya'nın 3, İngiltere'nin 2, Hollanda'nın, Güney Kore'nin, Hong Kong'un ve Japonya'nın birer markası bulunuyor. Bu yıl en değerli 20 markanın değeri geçen yıla göre yüzde 25,6 oranında artarak 716,4 milyar dolardan 900,1 milyar dolara yükseldi. Brand Finance'in Global 500 araştırmasına göre en değerli 500 şirketin marka değeri bu yıl 2013 yılına göre yüzde 20,9 oranında artarak 3 trilyon 611,7 milyon dolardan 4 trilyon 367,1 milyar dolara yükseldi. ABD'nin en değerli markalarının değeri 1,9 trilyon doları aştı En değerli 500 marka listesinde de 189 markası ile en fazla markaya sahip ülke ABD olurken, ABD'li markaların değeri bu yıl geçen yıla göre yüzde 18,2 oranında artarak 1 trilyon 614,6 milyar dolardan 1 trilyon 908,6 milyar dolara ulaştı. Japonya 42 markası ve 376,7 milyar dolarlık marka değeri ile ABD'nin ardından ikinci sırada yer alırken, Japonya'yı 32 marka ve 324 milyar dolarlık marka değeri ile Almanya, 37 marka ve 266 milyar dolarlık marka değeri ile Fransa izledi. Bu yıl marka değerini 2013 yılına göre en fazla artıran ülke ise yüzde 159,5 ile Avusturya olurken, bu ülkeyi 146,7 ile Şili, yüzde 142,4 ile Suudi Arabistan takip etti. Aynı dönemde marka değeri en fazla düşen ülke yüzde 56,2 ile Meksika oldu. Meksika'yı yüzde 36,9 ile Brezilya, yüzde 21,5 ile Singapur ve yüzde 12,1 ile Hindistan takip etti. Bankacılık sektörü markaları zirvede Brand Finance Global 500 listesinde yer alan markaların sektörlere göre dağılımı incelendiğinde ise bankacılık sektörünün, 71 marka ve 633,1 milyar dolarlık marka değeriyle listenin ilk sırasında yer aldığı görüldü. Bankacılık sektörüne bu yıl 7 yeni marka dahil olurken, sektör markalarının değeri geçen yıla göre 51,7 milyar dolar artış gösterdi. Bankacılık sektörünü 44 marka ve 615,8 milyar dolarlık marka değeri ile teknoloji sektörü izledi. Bu sektörü 47 marka ve 500,1 milyar dolarlık marka değeri ile teknoloji, 50 marka ve 408,9 milyar dolarlık marka değeri ile perakende sektörü takip etti. Konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmede bulunan Brand Finance Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner, Brand Finance Global 500 listesine Türkiye'den hiçbir markanın giremediği belirterek, 'Ülkemizin en önemli sorunu değer yaratamamaktır. Hem kamu sektörünün hem de özel sektörün bu konuya gereken önemi verip, özeni göstermesi halinde, sektörlerimiz sadece sayısal değil, değer bazında da gelişecek ve bu olumlu gelişmenin sonuçları mutlaka dış ticaret tablomuza yansıyacaktır' dedi. 2013 ve 2014 yılları itibariyle dünyanın en değerli 20 marka sıralaması şöyle (milyar dolar): Sıra 2014 Sıra 2013 Marka Ülke Marka Değeri 2014 Marka Değeri 2013 1 1 Apple ABD 104,7 87,3 2 2 Samsung G. Kore 78,8 58,8 3 3 Google ABD 68,6 52,1 4 4 Microsoft ABD. 62,8 45,5 5 10 Verizon ABD. 53,5 30,7 6 7 General Electric ABD. 52,5 37,2 7 11 AT and T ABD. 45,4 30,4 8 8 Amazon ABD. 45,2 36,8 9 5 Walmart ABD. 44,8 42,3 10 6 IBM ABD. 41,5 37,7 11 15 Toyota Japonya 34,9 26,0 12 9 Coca Cola ABD. 33,7 34,2 13 20 China Mobile Hong Kong 31,8 23,3 14 n/a T-Mobile Almanya 30,6 21,5 15 14 Wells Fargo ABD 30,2 26,0 16 13 Vodafone İngiltere 29,6 27,0 17 21 BMW Almanya 29,0 23,2 18 12 Shell Hollanda 28,6 29,8 19 17 Volkswagen Almanya 27,1 23,7 20 22 HSBC İngiltere 26,9 22,9 2013 ve 2014 yılları itibariyle Brand Finance Global500 listesinde yer alan ülkeler, marka sayılarına ve toplam değerlere göre şöyle (Milyar dolar): Ülke Toplam Marka Değeri - 2014 Toplam Marka Değeri - 2013 Marka Sayısı - 2014 Marka Sayısı - 2013 ABD 1.908,6 1.614,6 189 186 Japonya 376,7 338,7 42 49 Almanya 324,0 247,0 32 33 Fransa 266,0 212,5 37 31 İngiltere 262,1 218,4 35 32 Çin 229,0 185,3 27 26 G. Kore 152,0 132,8 12 14 İsviçre 120,8 97,3 19 19 Hollanda 112,0 93,8 12 11 Kanada 75,4 74,0 13 14 İspanya 76,2 70,6 10 10 Brezilya 37,8 59,9 5 9 Italya 57,2 51,3 8 8 İsveç 54,8 50,5 7 8 Rusya 42,2 46,4 8 8 Avustralya 50,3 43,9 8 8 Hong Kong 69,9 41,5 7 4 Hindistan 35,7 40,6 5 6 Meksika 7,8 17,8 2 4 Norveç 15,8 16,5 3 3 Malezya 9,2 9,9 1 2 Singapur 7,3 9,3 2 3 BAE 8,9 7,3 2 2 Danimarka 10,2 7,0 3 2 G. Afrika 5,4 5,2 1 1 Lüksemburg 4,8 3,8 1 1 Avusturya 9,6 3,7 2 1 S. Arabistan 8,0 3,3 2 1 Tayvan 3,8 3,0 1 1 Şili 7,4 3,0 2 1 Portekiz 3,1 2,8 1 1 Tayland 3,7 2,6 1 1 2013 ve 2014 yılları itibariyle en değerli 500 markanın sektörlere göre dağılımı şöyle (Milyar dolar): Sektör Toplam Marka Değeri - 2014 Toplam Marka Değeri - 2013 Marka Sayısı - 2014 Marka Sayısı - 2013 Banka 633,1 581,4 71 64 Teknoloji 615,8 488,7 44 43 Telekomünikasyon 500,1 385,0 47 46 Perakende 408,9 338,9 50 50 Grup 313,1 257,9 16 18 CNN Türk
İnternet Uygulamaları Ülkeye Göre Değişiyor
Avustralya, Türkiye ve Singapur gibi bazı ülkeler içerik güvenliğine ilişkin önlem ve müdahalelerini bu konuya yönelik genel kapsayıcı bir yasal düzenleme yaparak gerçekleştirirken, AB üyesi Almanya, Belçika, Yunanistan, İrlanda ve İspanya gibi bazı ülkeler de 'gerçek hayatta suç olanın çevrimiçi ortamda da suç sayılması' prensibiyle mevcut yasalarını internete uyarlayarak sonuç almaya çalışıyor.Tüm dünyada, insanların en önemli özgürlük alanlarından biri olarak kabul ettiği internete yönelik ülke uygulamalarına zaman zaman tepkiler gelebiliyor. Torba yasa ile birlikte Türkiye gündemine taşınan yeni internet düzenlemesi de bazı tepkileri beraberinde getirdi. Özellikle trafik bilgilerinin saklanması ve TİB Başkanı'nın yetkilerini içeren konular, tartışmalara yol açtı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de bu iki konu üzerine çekince bildirmesi üzerine, ilgili kesimlerin görüşleri doğrultusunda yeni bir değişikliğe gidildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan dün geçen değişikliklerle trafik bilgisi tanımı daraltılırken, TİB Başkanı tarafından verilen erişimi engellemenin devamı mahkeme kararı şartına bağlandı. Başka ülkelerdeki uygulamalar İnternet içerik düzenlemeleri nedenleri ve konuları, uygulanan modeller, ölçütler, ülkelerin konuya yaklaşımları, hukuksal ve örgütsel yapılar ve bunların işleyişleriyle ilgili hususlar ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyor. İnternetin güvenli kullanımını sağlamak amacıyla ülkeler, bir yandan siber suçlarla mücadele ederken, diğer yandan da internet içeriğinin güvenliği ile ilgili birtakım önlem ve müdahaleleri kapsayan düzenlemeler yapıyor. Söz konusu düzenlemelerin yöntemi ve kapsamı tartışmalara neden olabiliyor. Dünya örneklerinde yönteme ilişkin görüş ayrılıkları genelde içerik düzenlemelerinin doğrudan devlet eliyle mi, yoksa sivil inisiyatif tarafından mı ya da her ikisinin birlikte yapmasının ve uygulamasının mı uygun olacağı noktasında ortaya çıkıyor. İçerik düzenlemesinin kapsamı konusunda ise zararlı ve yasadışı olarak kabul edilerek mücadeleye konu edilecek içerik türlerinin neler olacağı ve özellikle erişim engellemeye veya filtrelemeye konu olan hususların sınırları tartışılıyor. Avustralya, Türkiye ve Singapur gibi bazı ülkeler içerik güvenliğine ilişkin önlem ve müdahalelerini bu konuya yönelik genel kapsayıcı bir yasal düzenleme yaparak gerçekleştiriyor. Almanya, Belçika, Yunanistan, İrlanda ve İspanya gibi bazı ülkeler de bunun yerine 'gerçek hayatta suç olanın çevrimiçi ortamda da suç sayılması' prensibinden hareketle mevcut yasalarını internete uyarlayarak sonuç almaya çalışıyor. ABD, Kanada, Brezilya, Japonya, Rusya, Güney Kore, İngiltere, Fransa, İtalya, Danimarka, Hollanda ve Finlandiya gibi birçok ülke ise hem mevcut yasalarını internet içeriklerine göre revize ederek hem de belirli bir tür içeriğe özel yasalar çıkartarak parçalı ve değişik düzenlemeler yapmayı tercih ediyor. Ulusal güvenlik konularında duyulan endişeler (terörizm, ırkçılık ve ayrılıkçılık gibi) internette yer alan bazı içerikler karşısında toplumların ve devletlerin, kendi geleneksel, tarihsel, kültürel, sosyal, siyasal, dinsel ve ahlaki değerlerine ilişkin taşıdıkları kaygılar, devletleri bu alanda düzenleme yapmaya itebiliyor. Ülkeler ve uluslararası kuruluşlar, bazı istisnalar dışında, genelde ortak görüş olarak çocuk pornografisi ve cinsel istismarı ile telif haklarına ait içerikler yanında çocukların pornografik içerikten korunması konularında uzlaşıya varmış durumdalar. Bunlar dışında en çok düzenlemeye konu edilen içerik türleri ise extrem pornografi, ırkçılık ve ayrımcılık, nefret ve şiddet içerikleri, online kumar, intihara ve uyuşturucu kullanmaya teşvik gibi konulardan oluşuyor. Birçok ülkenin yanında AB üyesi İngiltere, Almanya ve Fransa ekstrem pornografiyi yasak içerik kapsamında değerlendirirken, Avustralya, Japonya, Güney Kore, Çin, Suudi Arabistan ve İran gibi birçok ülke her tür müstehcen ve pornografik içeriği yasadışı olarak kabul ediliyor. Irkçı ve ayrımcı, nefret ve şiddet içerikleri de özellikle başta Almanya, İngiltere, Fransa, Avusturya olmak üzere birçok AB üyesi ülkede ve Avustralya, Brezilya ve Rusya’da yasadışı olarak kabul ediliyor. Online kumar, bahis ve şans oyunları, uyuşturucu kullanmaya teşvik içerikleri de birçok ülkede yasa dışı sayılıyor. Bunlar dışında ülkeler, ulusal güvenlik ve terörizmle mücadele gerekçesiyle anti-terör yasaları çıkartarak bu kapsamda değerlendirdikleri içeriklere müdahale ediyorlar. Bu çerçevede ABD'nin sadece ülkesindeki değil, tüm dünyadaki telefon ve internet trafiğini takip ettiği ve müdahalede bulunduğu sıkça dile getiriliyor. Avrupa ülkelerinde genelde filtreleme ve erişim engellemesi, konuya ilişkin açık bir mevzuat düzenlemesi olmaksızın sivil toplum, polis ve İnternet Servis Sağlayıcılar (İSS) işbirliği ile 'gönüllülük' kapsamında yapılıyor. Ancak, hükümet temsilcilerinin, 'gönüllülük' esası tesis edilemediği taktirde başka yaptırımların uygulanacağına yönelik beyanları, İSS'leri gerekli tedbirleri 'zorunlu gönüllü' olarak uygulamaya yöneltiyor. Bazı ülkelerdeki internet uygulamaları şöyle: İngiltere İngiltere’de internette terörle mücadele ve çocuk istismarını önleme çalışmaları ülke genelinde devlet kurumları ve İnternet Servis Sağlayıcılar (İSS) tarafından yürütülüyor. İngiltere, İSS'lere karşı bilgi akışının izlenmesine yönelik herhangi bir talimat vermemesine karşın ülkenin önde gelen servis sağlayıcılarından BT (British Telecom) çocuk pornografisi materyallerini takip ederek filtrelemeye başladı. Proje kapsamında ilgili kurum tarafından oluşturulan kara listeler genellikle 800-1200 arasında URL'den oluşuyor. İngiltere'de terörizm kanunu ise terörizmle ilgili içerikleri barındıran internet içeriklerinin engellenmesini düzenlemekte ve İSS’lere sorumluluklar yükleniyor. Geçen kasım ayında Google ve Microsoft arama sayfalarından çocuk istismarı görüntülerinin kaldırılmasına yönelik daha radikal girişimler başlatıldı. İlk etapta 100 bin içeriğin Google ve Bing arama sayfalarından kaldırılması sağlandı. Fransa Fransa'da internetteki yasadışı faaliyetler AB'nin konuya ilişkin direktifine uyumlu çıkartılan kanun çerçevesinde yürütülüyor. İSS'ler ve yer sağlayıcılar yasadışı içerikleri çıkartmakla yükümlüler. Yasada, yer sağlayıcıların (Youtube gibi büyük içerik sağlayıcılar kanunda yer sağlayıcı olarak sayılıyor) konusu suç içeriği araştırmak gibi bir zorunlulukları olmamakla birlikte, içerik sağlayıcılara ırkçılık, insanlık suçu, hakların ihlali ve çocuk pornografisi ile mücadelede bilgilendirme mekanizması oluşturma yükümlülüğü getirildi. Ayrıca yer sağlayıcısına, konusu suç oluşturan içeriğe karşı işlem yapmaması halinde 1 yıl hapis ile para cezası uygulanıyor. Fransa'da yasadışı kumar sitelerine önlem alma çerçevesinde mahkeme kararı olmaksızın ARJEL isimli çevrimiçi oyunları düzenleyen otorite tarafından İSS'lere erişim engelleme kararları aktarılabiliyor ve cezai yaptırımlar verilebiliyor. Çocuk pornografisi içerikleri ile ilgili yargı mekanizması haricinde idari kanallardan da bildirimde bulunulması halinde içeriğin derhal kaldırılması zorunluluğu var. Almanya Almanya'da devlet himayesinde engelleme ve filtreleme mevcut değil, buna rağmen mahkemeler ve kamu otoriteleri tarafından bazı içeriklerin kaldırılmasına yönelik kararlar verilebiliyor. İnternetteki yetişkin pornografisi dahil tüm içeriğin görüntülenmesinin yaş doğrulama sistemi ile gösteriliyor. Almanya'da internet içerik sağlayıcısı ve internet şirketleri tarafından oluşturulan öz düzenleme kuruluşu MultiMedya Servis Sağlayıcısı (FSM) tarafından geliştirilen filtreleme yazılımları ile özellikle Almanya dışında kusurlu bulunan her türlü içerik kara listeye alınarak, Almanya'daki internet sağlayıcılar tarafından bu kara listelere uyulması isteniyor. Almanya’da mahkeme kararları genellikle kamuoyuna açık olmasına rağmen, ilgili kurumlardan gelen ihbarlarla indekslenen engelleme ve içerik çıkartma listeleri gizli tutuluyor. ABD ABD'de de İSS'lere ve içerik ve yer sağlayıcılara güçlü sistemler sunarak internet içeriğini sınırlandıracak yükümlülükler yükleniyor. Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Yasası (COPPA) 13 yaş altı çocukların internette zararlı olarak nitelendirilen içeriklere ulaşımını kısıtlıyor. Çocukların kişisel bilgilerini tutan operatörlerin hassas davranmaları gerektiği ve bu bilgileri tutan operatörlerin niçin, ne amaçla bu bilgileri tuttukları COPPA'nın öncelikleri arasında yer alıyor. Bu bilgiler toplanırken aile rızasının alınması ve bu rızanın doğru adresten alındığı teyit ediliyor. ABD'de ilgili kanunlar, kamu otoritelerinin mahkeme kararı olmaksızın dilediği şüpheliyi ele geçirme ve yine herhangi bir karar olmadan iletişimin izlenmesi, dinlenmesi gibi faaliyetlerin önünü açıyor. Muhabir: Tamer Toğanaş AA