Toprağın Reddettiği İsyan: Gömülmeyen Ölüler
Vadinin dibinde, dünyanın unuttuğu bir yarıkta, tek bir kara ağaç dikiliyordu. Dalları gökyüzünü delmek ister gibi kıvrılmış, kökleri ise toprağın derinliklerine, kemiklerin arasına uzanmıştı. Orada, her akşam aynı adam otururdu: Yolcu. Adı yoktu, çünkü adlar savaşlarda önce silinir, sonra unutulurdu. Sırtında eski bir harita taşırdı; 20. yüzyılın küllerinden dokunmuş, kenarları yanık, ortası hâlâ ıslak bir parşömen. Haritanın üzerinde ne sınırlar ne bayraklar vardı; sadece kırmızı iplerle örülmüş sonsuz bir döngü: Kan → Yemin → Unutuş → Yeni Kan.