onedio
Yaşlanmayı Yavaşlatmak İçin Vitamin Önerileri
Yaşlanmaya hücrelerin dejenerasyonu neden olur. Vücutla­rımız bu hücrelerin milyonlarcasmdan yapılmıştır ve her bi­rinin iki yıl ya da daha az ömrü vardır. Fakat bir hücre öl­meden önce kendini çoğaltır. O zaman neden on sene önce­ki gibi gözükmüyoruz? Bunu merak edebilirsiniz. Bunun nedeni her bir başarılı çoğalma ile hücre bazı değişimlerden geçer-gerçekte bu bir bozulmadır. Bu nedenle, hücreleri­miz değiştikçe, bozuldukça yaşlanırız. İyi haber ise, eğer nükleik asit gibi bunları direkt olarak iyileştiren maddeler sağlanırsa bu bozulan hücreler tekrar canlanabilir. DNA (deoksiribonükleik asit) ve RNA (ribonükleik asit) nükleik asitlerimizdir. DNA aslında yeni hücreler için bir kimyasal kazandır. RNA moleküllerini iyi eğitilmiş bir çalı­şanlar ekibi gibi bunları biçimlendirmek için gönderir. DNA; RNA’ya emir vermeyi bıraktığında yeni hücre yapımı sona erer-hayatın da olduğu gibi. Fakat vücudu nükleik asitlerle iyi durumda tutarak gerçekte göründüğünüzden 6-12 yaş genç görünebilir ve hissedebilirsiniz. Günlük olarak 1-1.5 gram nükleik aside ihtiyaç duyarız. Vücut kendi nükleik asitlerini üretmesine rağmen, çok hızlı bir şekilde daha az kullanışlı bileşenler haline gelirler. Eğer yaşlanma süreci yavaşlatılmak isteniyorsa harici kaynakla­rın uygulanmasına ihtiyaç duyulur.Nükleik asit yönünden zengin gıdalar buğday tohumu, kepek, ıspanak, kuşkonmaz, mantar, balık (özellikle sardal­ye, somon balığı ve ançüez), tavuk ciğeri, karaciğer, yulaf ezmesi, soğan ve açık bir şekilde etiketinde “RNA ve DNA olarak zengin” yazan bazı besinsel maya tipleridir. Yıllar önce nükleik asit yönünden zengin bir diyet yeme­ye ve RNA-DNA destekleri almaya başladıktan kısa bir sü­re sonra nasıl göründüğüm ve hissettiğim konusunda çarpıcı bir değişiklik fark ettim. Daha fazla enerjim oldu ve cildim daha sağlıklı ve daha genç göründü. Birçok müşterim ve ar­kadaşım da aynı sonuçları tecrübe etti. Yüksek nükleik asitli bir diyetin ve RNA-DNA desteklerinin yaşlanma sürecini tersine çevirmese de yavaşlattığına inanıyorum. UYARI Gut hastalığı ve mafsal iltihabının bazı bi­çimleri nükleik asit yönünden zengin bir diyetle kö­tüleşebilir. Eğer bu koşullardan birine sahipseniz bu gıdaları yemeden ya da besin desteği olarak alma­dan önce doktorunuzla görüşmelisiniz. Yaşlanmayı Önleyici Diğer Besin Destekleri SOD (superoksit dismutaz) yaşlanma ile mücadelede en popüler olanlardan biridir. (Bkz. 120. madde.) Bu enzim, kolajenlere (hücreleri birlikte tutan “yapıştırıcı”) saldıran ve bunun yanı sıra sağlıklı hücreleri yok ederek yaşlanma sü­recini hızlandıran yok edici moleküller olan serbest radikal­lerin zararlarına karşı vücudu güçlendirir. Yaşlandıkça vücutlarımız daha az SOD üretir, bu neden­le serbest radikal oluşumunu kısıtlayan doğal bir diyetle birlikte bir SOD desteği, enerjik ve üretken yıllarımızı artı­rabilir. Çinko, bakır ve manganez gibi temel mineraller sağ­lanmadığı zaman SOD’un hızlı bir şekilde etkisiz hale gel­diğine dikkat etmek gerekir. Üzüm çekirdeği ekstresinderı de ayrıca kuvvetli bir ser­best radikal savaşçısı ve yaşlanma önleyici besin desteği olarak bahsedilmektedir. C vitamininin etkinliğini yüksek bir şekilde artıran bioflavonoid pro-antosiyanidinler içerir...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Hamilelik Döneminde Göz Sağlığınıza Dikkat Edin
Hamilelik döneminde göz sağlığı, hamileliğin vücutta meydana getirdiği fiziksel ve hormonal değişikliklerin etkisi ile dikkat edilmesi gereken noktalardandır. Hamilelik döneminde gözler ve elmacık kemikleri etrafında gebelik maskesi adı verilen ciltte artmış pigmentasyon gelişebilir. Bu dönemde göz ve görme ile ilgili herhangi bir sorun ortaya çıkmadan birkaç defa göz muayenesi yapılması faydalıdır Özellikle miyop kişilerde daha sık rastlanan retina (ağ tabaka) incelmesi, retina delikleri ya da sessiz duran retina yırtıkları detaylı bir muayene ile ortaya çıkarılmalıdır. Bu türden lezyonlar hamileler için daha yüksek risk taşımaktadır. Çünkü doğum esnasında ıkınmalar bu lezyonların kolayca retina dekolmanına dönüşmesine neden olabilir. Hamilelikte hormonal değişikliklerden dolayı saydam tabaka (kornea) bombeliğinde ve miyopide de artış gerçekleşebilir. Gözdeki bu değişimlerin dışında doğum sonrasında, gözlük numarasındaki değişiklikler gebelik öncesine tekrar dönmektedir. Ancak bazen bu değişimler emzirme süresince devam edebilir. Hamilelikte göz kuruluğu da artmaktadır. Kuruluk; batma, yanma, görüntünün bulanıklaşması, ışık hassasiyeti gibi şikayetlerle ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda doktora danışılarak suni gözyaşı damlaları kullanılabilir. Gözdeki kuruma nedeniyle kontakt lens kullanımı da zorlaşmaktadır. Ancak kontakt lens kullanması bebek üzerine olumsuz bir etkisi yaratmaz. Hamilelikte sağlıklı gözler için...haber kaynağı:  724saglik.org/hamilelik
Hangi Yaşta Ne Kadar Uyku Gerekiyor?
'Her çocuğun farklı olduğunu unutmayın, bazıları diğerlerinden daha az, bazıları daha fazla uykuya gereksinim duyar; ancak arada çok da büyük farklar olmamalıdır” diyen Uyku Danışmanı ve Koçu Seride Samurkaş Karaç, çocukların uyku düzeninin nasıl olması gerektiği konusunda önemli bilgiler verdi.Farklı yaşlardaki çocukların ortalama olarak ne kadar uykuya gereksinim duyduğuna dair genel bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. Birçok çocuğun çok uykuya gereksinimi olduğunu unutmayın. Ebeveynler, çocukları saat 23.00’te uykuya yatmayı reddediyor diye, “uykuyla arasının olmadığını” düşünürler. Aslında çocukları uyku eksikliğine bağlı aşırı yorgunluk çekiyor olabilir. Her otomobile bindiğinde hemen uykuya dalıyor mu? Hemen hemen her sabah onu ben mi uyandırmak zorunda kalıyorum? Gün boyunca aksi, asabi ve aşırı yorgun görünüyor mu? Bazı akşamlar, normal yatma saatinden önce uykuya dalıyor mu? Sık sık sabah 06.00’da uyanıp mı güne başlıyor? Bu sorulardan herhangi birisine “Evet” yanıtını verdiyseniz, çocuğunuz uykusunu yeterince almıyor olabilir. Çocuğunuzun kaç saat uyuduğundan fazla, davranışlarına dikkat etmeniz daha önemlidir. Dr. Weissbluth “Genelde, çocuklar ne kadar uzun gece uykusu uyurlarsa, gündüz boyunca davranışları daha iyi olur” diyor. Bu çok doğrudur. Odaklanma süresini, Uyumluluğunu, Asabiyetini, Kendi başına oyun oynamasını, Çevrede olan biteni bütünüyle farkına varıp, öğrenmesini etkileyecektir.
Kadınları Cinsellikten Soğutan 10 Neden!
Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat ,8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeni ile kadınlarda cinsel sağlık konusunu ele alan son araştırma sonuçlarını açıklıyor “Zannedildiğinin aksine, kadınlarda cinsel sorunlar erkeklere aslında daha fazla görülüyor. 27 ülkede yaklaşık 12 bin kadını takip eden uluslararası bir çalışma neredeyse 10 kadından 6'sının cinsel tatminsizlik yaşadığı gösterildi. Yine 29 ülkede 30 bin kadın üzerinde yapılan başka bir araştırmada kadınların %40'ının en az bir cinsel sorun yaşadığı ortaya kondu. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak internet üzerinde yaptığımız bir çalışmamıza göre Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Bunlar çok ciddi rakamlar! Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış pek çok kadın var! Üstelik sorun bununla da sınırlı değil. Kadınlarda cinsel sorunlar çoğu zaman bir arada görülüyor, yaşla artıyor ve eşlerin yaşadığı cinsel sorunlarla daha da büyüyor. Buna rağmen cinsel sorun yaşayan kadınların çoğu hiçbir tedavi arayışına girmiyor. Partneriyle konuşmakta zorlanıyor, utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, sağlık profesyonellerinin kendilerini yanlış anlayacağından korkuyor”. KADINLARI CİNSELLİKTEN SOĞUTAN 10 NEDEN Prof. Dr. Halim Hattat internet üzerinden yapılan ve 3800 kadının katıldığı araştırma sonuçlarına göre kadınları cinsellikten soğutan 10 nedenin şöyle sıralandığını belirtiyor: 1- İlişkideki duygusal problemler 2- Günlük stres ve yorgunluk, iş-aile-ev hayatındaki sıkıntılar 3- Altta yatan hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol sorunu, MS, depresyon, bazı jinekolojik sorunlar gibi) ve geçirilen ameliyatlar 4- Partnerin cinsel sorunu (erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik, penis boy ve hacim problemleri gibi) 5- Cinsel sorunlar (vajinismus, orgazm sorunu, isteksizlik, uyarılma problemleri gibi) 6- Kullanılan ilaçlar (örneğin bazı antidepresanlar) 7- Yanlış cinsel bilgiler ve şehir efsaneleri 8- Yaşam tarzı yanlışları (kötü beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo fazlalığı, sigara-alkol kullanımı gibi) 9- Cinsellikle ilgili arzu, düşünce ve hisler ile cinsel sorunları partnerle paylaşmamak 10- Rutin, heyecandan ve duygusal yakınlıktan yoksun bir cinsel yaşam TÜRK KADINLARı NE SORUYOR? Kadınlarda başlıca görülen cinsel sorunlar arasında cinsel isteksizlik, uyarılma, ıslanma ve orgazm problemleri ile ağrı hastalıkları ve vajinismus (cinsel birleşme sağlayamayacak derecede kasılma) yer alıyor. En sık görülen sorun ise cinsel isteksizlik! Ancak ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine göre vajinismus sorunu ve ağrı hastalıkları ön plana çıkıyor. Kadınlarda cinsel sorunlar genelde bir arada görülüyor. Örneğin orgazm olamayan bir kadında zamanla cinsel isteksizlik gelişebiliyor. Veya cinsel ilişkide kayganlık sağlama güçlüğü çeken bir kadın ağrılı cinsellik yaşayabiliyor. Dolayısıyla öncelikli problemin ne olduğunun anlaşılması ve buna yönelik bir tedavi planı oluşturulması gerekiyor. 2002 yılından itibaren Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin Cinsel Sağlık Danışma Hattına kadınlar tarafından sorulan soruların dağılımı şöyle: Cinsel İstekte Azalma %24 KADIN CİNSEL SORUNLARI SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL! Kadınlarda cinsel sorunların tamamen stresten ve ruh halinden kaynaklandığına inanılıyor. Oysa kadınlarda da cinsel sorunlar -aynı erkeklerde olduğu gibi- fizyolojik, psikolojik veya sosyal kaynaklı oluşuyor. Üstelik son yıllarda yapılan çalışmalar, kadın cinsel fonksiyon sorunlarında organik faktörlerin ön plana çıktığını gösteriyor. Anatomik, damarsal, hormonsal, sinir sistemik kaynaklı sorunlar organik nedenleri oluşturuyor. Altta yatan şeker hastalığı, yüksek tansiyon-kolesterol, kalp-damar sorunları, idrar yolu enfeksiyonları ile jinekolojik rahatsızlıklar kadınlarda cinsellik için sık rastlanan risk faktörleri arasında bulunuyor. Sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı, hareketsiz bir yaşam, sigara-alkol, stres gibi yaşam tarzı faktörleri de cinsel sorunların oluşmasına etki ediyor. Özellikle damar sertliği ve sigara alışkanlığı kadınlarda cinsel organlara giden kan akışını azaltıp, uyarılmayı ve kayganlığı azaltabiliyor. Tiroid problemlerinde de cinsel isteksizlik görülebiliyor. Nörolojik hastalıklar sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesaj engellenebiliyor. Üreme organlarına ait cerrahi girişimler ile mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de cinsel işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Ooferektomi (yumurtalıkların alınması) sonrasında yaşanan hormon eksikliği veya mastektomi (memenin alınması) sonrasında gelişen vücut imajı sıkıntıları da cinsel yaşamı etkileyebiliyor. Kalp hastalıkları, hipertansiyon, depresyon ve mide şikayetlerinin tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarla bazı idrar söktürücüler de cinsel isteği ve uyarılmayı azaltabiliyor. Kadın cinselliği erkeklere göre daha karmaşık ve duygusallığın ön plana çıktığı bir yapıya sahip. Dolayısıyla kadınlarda cinselliğin psikolojik boyutu da çok önemli. Şefkat ve yakınlık hisleri birçok kadın için cinselliği teşvik edici oluyor. İlişki sorunları, duygusallıktan, yakınlıktan, iletişimden uzak bir beraberlik ise cinsel problemlere zemin hazırlıyor. Yanlış veya yetersiz cinsel bilgilerle büyüyen veya çocukluk döneminde cinsel travma yaşayan bireylerde cinsel işlev bozukluğuna yatkınlık oluşuyor. Hayatın ileri evrelerinde yaşanan cinsel tatminsizlik, cinsellikten korkma, cinsellik hakkında kalıplaşmış şehir efsaneleri, depresyon, endişe sorunları, aile ve iş yaşamında yoğun stres, vücut imajı sorunları da cinsel sorunlara yol açabiliyor. Kadın cinsel sorunlarının gelişimden eşin cinsel performansı da önem taşıyor. Eşinde cinsel isteksizlik olan, sertleşme sorunu veya erken boşalma problemi bulunan, eşiyle hiç önsevişme yaşayamayan, cinsel istek ve arzularını eşiyle paylaşamayan bir kadında mutlaka ve mutlaka tatmin azalıyor. Kadın vücudunun cinselliğe hazır hale gelmesi, cinsellikte keyif alınan noktalar erkekten farklılık gösteriyor. Bu nedenle psikolojik sebepleri araştırırken, cinsel ilişki rutinini de incelemek gerekiyor. Kadın cinsel sorunlarının tedavisindeki ilk adım problemi kabul edip, bir uzmana başvurmak. Cinsel sorun yaşayan 10 kadından 4’ü problemini hiç kimseyle konuşmuyor ve 10 hastadan 8’i tedavi görmediğini belirtiyor. Oysa kadınlarda uzman bir ekip, doğru tanı ve tedavi seçenekleri ile cinsel sorunların tedavisi mümkün. Tedavideki amaç, cinselliği etkileyen tüm organik, psikolojik ve sosyal faktörleri ortaya çıkarıp, hem cinsel sorunları tedavi etmek hem de çiftin birlikte mutlu ve kaliteli bir cinsel yaşama kavuşmalarını sağlamak. Şu anda tedavide kullanılabilen sistemik veya lokal ilaç tedavileri ile terapi teknikleri bulunuyor. Kadın cinselliği ile ilgili hormon takviyeleri ve diğer ilaç destekleri konusunda çeşitli araştırmalar devam ediyor. Tedavilerin başarı oranları konusunda gelişmeler var. Ancak kadınlarda cinsel sorunların aynı anda birden fazla görülmesi ve duygusal-psikolojik ve sosyal faktörlerin organik faktörle iç içe olması nedeniyle, cinsel sağlık sorunu yaşayan kadınlarda tanı ve tedavi süreçleri daha kapsamlı olabiliyor ve birden fazla tedavi gerekebiliyor. Bu durumda ana problemin ne olduğunun ortaya çıkarılması ve tedavinin esas etken faktörlere göre düzenlenmesi önem taşıyor.
İşte Uyku Getiren Şeyler! Rahat Uyku İçin 20 Basit Yöntem
Doğal dinlenme biçimimiz olan uyku, bedensel fonksiyonlarımızın en önemlilerinden biridir. Fakat depresyon, stres, amfetamin, antidepresan türü ilaçlar, açlık, tokluk, ışık, yüksek ses, sigara, çay, kahve, zihnin meşgul olması gibi birçok neden uyku kalitemizi etkiliyor. Uykusuzluk ya da kalitesiz uyku pek çok sağlık sorununun sebebi oluyor.Çay için Bitki çayları yatmadan önce gevşemenize yardımcı olur.Kitap okuyun Yoğun bir günün heyecanını yatıştırmak için favori kitabınızı elinize alın.Teknolojiden uzak durun Teknoloji ürünü cihazlardan gelen mavi ışık gün içinde olanları düşünmenizi sağlar, bu sebepten dolayı uyumadan en az yarım saat önce bu cihazları kapatın.Bir şeyler arıştırın Bal, süt ve fındık gibi atıştırmalıkların içerisinde olan bileşimler uykuyu tetikler.Germe egzersizleri yapın Germe ağrılarınızı azalttığı gibi aynı zamanda sizi sakinleştirerek uykuya hazırlar.Meditasyon yapın Meditasyon zihninizi temizleyerek sizi uykuya meyilli hale getirir.Işığı kapatın Alarm, cadde lambası, elektronikler- bunların hepsi sizin derin bir uyku uyumanızı engeller. Işık kirliliğini engellemek için bir şeyler ile bunları örtün.Sıcak duş Duş kaslarınızın gevşemesine sebep olur, buda duşa kolay dalmanızı sağlar.Egzersiz Gün içinde egzersiz ile enerjinizi harcamak, akşam uykuya dalmanızı hızlandıracak.Yemeği erken yiyin Yatağa dolu bir mide ile girmek, yatarken sizi rahatsız edecektir, akşam yemeğinizi erken saatlerde ve hafif bir şekilde yiyin .Şaraptan uzak durun Gece yatmadan içilen içki huzursuz bir uyku uyumanızı sağlar.Stresten kaçının Tedirgin ve kaygılı olmak sizi her zaman uyanık tutar, bütün gün ve gece boyunca stresten uzak durmanın yollarını bulun ve zihninizi temizleyin.Kokuları deneyin Lavanta ve çay ağacı yağı huzur verici kokulardır. Yatağınıza ve saçınıza birkaç damla bu kokulardan damlatın.İdeal ısıyı bulun Sağlıklı bir uyku uyumak için en uygun sıcaklık 18-22 derece aralığıdır.Yoga yapın Germe egzersizlerinin yanı sıra yoğa çalışmaları aynı zamanda zihninizin de rahatlamasını sağlar.Uyuklamayın Dinlendirmeyen bir uyku sizi gün içinde uyuklamaya sevk eder, fakat bu sadece gece uykunuzun daha da kaçmasına sebep olur.Yeni bir yatak deneyin Ağrı ve acılar ile uyanıyorsanız, yatağınız yeteri kadar sizi dilendirmiyor olabilir ortalama 8 yılın üzerinde ise yatağınızı değiştirin.Öğleden sonra kahve yok Kafein herkesi farklı etkiler fakat gece yatakta dönüp duruyorsanız öğlenden sonraki kahve keyfinizi bırakmanın zamanı gelmiş demektir.Doğal reçeteler Birçok insan kediotu ve melatonin gibi takviyelerin doğal, sağlıklı bir uyku için birebir olduğunu söyler.Rutininiz olsun Güzel bir uyku uyumak, bedeninizi ve ruhunuzu iyi bir gece uykusuna hazırlamak, dinlenip sakinleşmek için kendinize zaman ayırın. Uyku öncesi ritüeli yapmak için listeden birkaç şey seçin.
Hangi Besin Ne Kadar Tüketilmeli
Dengeli beslenmek için hem yiyecek çeşitlerimizi arttırmalı hem de onları doğru miktarda tüketmeliyiz. İşte Dr. Mehmet Öz’den en sık tükettiğimiz yiyeceklerin gram cinsinden ideal ölçüleri… Tahıllar Beş dilim ekmek yeter de artar. Günde 170 gram kadar tahıl tüketmemiz yeterli. Ama sakın unutmayın, mutlaka ve mutlaka tam tahıllı olacak. 1 dilim ekmek = 28 gram 1 kase kahvaltılık gevrek = 28 gram Orta büyüklükte bir parça mısır ekmeği = 56 gram 1 porsiyon yulaf ezmesi = 28 gram 3 su bardağı dolusu patlamış mısır = 28 gram 1 orta boy lavaş = 56 gram Protein İnsanlar ortalama olarak önerilen miktardan yüzde 30 daha fazla et tüketiyor. Gelecekte kırmızı eti daha sorunsuz hale nasıl getireceğimizi belki bulabiliriz ancak şimdilik haftada en fazla 115 gram kırmızı et tüketmemiz gerek. 12 adet badem = 14 gram 7 adet orta boy karides = 56 gram 6 ince dilim jambon = 56 gram 9 adet ceviz = 28 gram Meyve İki büyük muza ne dersiniz? Vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için her gün yaklaşık olarak 400 gram meyve tüketmeliyiz. Bunu aksatmaya çalışın… 1 adet küçük elma = 120 gram 1 adet büyük boy muz = 200 gram 33 çekirdeksiz üzüm = 90 gram 6 adet çilek = 100 gram Sebze Bardak bardak tüketin! Amerikalı uzmanlar günde 250 gram kadar sağlıklı sebze yememiz gerektiğini söylüyor. Bu bile yerine getirilmezken, bana göre işin ideali 500 gram. 1 su bardağı dolusu brokoli = 90 gram 1 su bardağı dolusu pişmiş ıspanak = 180 gram 1 adet büyük boy domates = 150 gram 1 adet orta boy fırında patates = 200 gram Süt ürünleri İki dilim peynir, bir bardak süt. Süt ürünleri için uygun görülen günlük tüketim miktarı 400 gram kadar. Ancak bu miktar bile zar zor tüketiliyor. Günlük süt ürünlerinin sağlığımıza olan faydaları son yıllarda tekrar gündeme gelmiş durumda ve çoğu kişi sindirim problemlerinden dolayı süt ürünleri tüketmekten vazgeçiyor. Eğer yoğurt, peynir gibi yenilen ürünler tüketiyorsanız mutlaka düşük yağlı olanları tercih edin. Bir bardak süt = 200 gram Bir küçük kase yoğurt = 150 gram İki dilim peynir = 100 gram
Reklam
Kilo Vermeye Yardımcı En Sağlıklı 10 Yiyecek
etiket
Kilo vermek için aç kalmak gerektiği inancı günümüzde tarihe karışmış durumda. Sağlıklı kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için kısa bir zamana yayılan ve eziyet seviyesinde olan şok diyetler yerine yaşam boyunca uygulanabilecek sağlıklı beslenme programları tüm uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Sağlıklı bir beslenme programının protein, yağ ve karbonhidrattan herhangi birini kısıtlaması ise kesinlikle mümkün değil. Önemli olan mümkün olduğunca lif ağırlıklı beslenmek, alınan yağ ve karbonhidratlar konusunda dikkatli davranmak ve hiçbir besin grubunu tamamen dışlamamak. Bu bilgiler ışığında sizlere diyet yaparken de rahatlıkla tüketebileceğiniz, sindirime ve sağlığa faydalı kilo verdiren yiyecekler arasından en sağlıkla 10 tanesini listeledik. Sağlıklı günler dileriz.
Britney Spears'ın Yoga Hareketleri
Britney her zaman fit ve mükemmel bir vücuda sahip olmuştur. Bunu ise günlük 60-90dk'lık yoga egzersizleriyle sağlıyor. İşte size Britney'in her gün yaptığı yoga hareketleri.kaynak:http://www.shape.com/
Reklam
Kadınlarda Kanser Uyarısı Veren 12 İşaret!
Açıklanamayan Kilo Kaybı Birçok kadın kilo vermeye çalışmadan kilo kaybını memnuniyet verici olarak düşünse de aslında diyetine dikkat etmediği halde açıklanamayan kilo kaybı kanser olmasa da tiroid gibi hastalıkların habercisi olabilir. Şişkinlik Birçok kadının ortak sorunu olan şişkinliğe karın ağrısı veya pelvik ağrı da eşlik ediyorsa yumurtalık kanserinin habercisi olabilir. Şişkinlik problemini hemen hemen her gün yaşamaya başladıysanız ve birkaç haftadan fazla sürüyorsa mutlaka hekiminize danışın.  Menopoz dönemi öncesi kadınlar arasında adet dönemi düzensizlikleri görmezden gelme eğilimi ne yazık ki yaygındır. Ancak bu dönemde gerçekleşen kanamalar kolorektal kanserlerin belirtisi olan gastrointestinal kanamalar da olabilir. Özellikle adet dönemi içinde ya da dışında görülen anormal kanamalar kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanser olan rahim kanserinin belirtisi olabilir.
Cinsel Terimler Sözlüğü
Acil Kontrasepsiyon : Doğum kontrol yöntemi uygulamadan ilişkiye girilmesi sonucu ya da uygulanan doğum kontrol yöntemlerine rağmen dikkatsizlik sebebiyle hamile kalınma tehlikesine karşı uygulanan acil müdahale. Aseksüel : Cinsel ilişkiye girmeye ihtiyaç duymayan ve zevk almayan kişi. Bakir : Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan erkek. Bakire : Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan kadın.  Bekâret : Cinsel deneyimi olmama durumu. Biseksüel : Her iki cinsle de ilişkiye giren ve her iki cinse de ilgi duyan. Cinsel taciz : İstek dışı cinsel ilişkide bulunmak ya da ilişkide bulunmaya zorlamak. Dildo : Suni penis. Diyafram : Kase şeklinde olup vajina içine yerleştirilen ve spermlerin burada birikerek etkisiz hale gelmesini sağlayan yöntem. Doğum kontrol hapı : Yüksek dozda östrojen ve progesteron hormonu içerek, kadındaki yumurtlama (ovulasyon) sürecini geçici bir süre durdurmaya yarayan haplar. Ensest : Kanuni ya da kan yoluyla yakın olan kişilerin cinsel ilişkide bulunması. Ereksiyon : Penis ya da klitorisin cinsel ilişki sırasında kan ile dolarak sertleşip şişmesi. Erken boşalma : Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha erken boşalmak. Gebelikten koruyucu iğneler : Gebelikten koruyucu iğneler, kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteron içeren ilaçlar. Geç boşalma : Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha geç boşalmak.  Gerantofili : Kendisinden yaşça büyük kişilerle cinsel ilişkiye girme eylemi. Geri Çekme : Cinsel temas sırasında, erkeğin boşalma anında penisini dışarı çekmesi ve spermini dışarı boşaltarak gebeliğin önlenmesi. Heteroseksüel : Karşı cinse ilgi duyan ve karşı cinsle ilişkiye giren kişi. Homoseksüel : Kendi cinsine ilgi duyan kişi. İktidarsızlık : Daha çok ereksiyona geçememesinden dolayı erkeğin cinsel ilişkide bulunamaması. Kısırlık : Kadının hamile kalamaması, erkeğin ise hamile bırakamaması. Klitoris : Kadının cinsel organındaki en duyarlı nokta. Klitoris üzerine baskı uygulamak ya da klitorisi elle, penisle, dille veya herhangi bir objeyle uyarmak kadının cinsel ilişki sırasında çok büyük haz almasını sağlar. Lezbiyen : Kendi cinsine ilgi duyan ve kendi cinsiyle ilişkiye giren kadın. Mastürbasyon : Kişinin kendi kendini elle uyararak cinsel yönden tatmin etmesi. Mazoşizm : Cinsel ilişki sırasında acı çekerek zevk almak. Nekrofili : Cesetlerle cinsel ilişkiye girme eylemi (Ölüsevicilik). Oral Seks : Ağız yoluyla gerçekleştirilen cinsel ilişki. İlişki sırasında partnerlerden biri diğerinin cinsel organına ağzıyla öpme, emme, yalama gibi temaslarda bulunur. Orgazm : Cinsel ilişki anında en yüksek doyuma ve hazza ulaşılması. Östrojen : Kadınlık hormonu. Pedofili : Küçük çocuklarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Sübyancılık). Penetrasyon : Erkeğin cinsel organın partnerinin cinsel organına ya da anüsüne girmesi. Penis : Erkeğin cinsel organı. Prezervatif : Cinsel ilişki öncesinde erkeğin cinsel organına takılarak, boşalma sırasında spermin kadının genital sistemine ulaşmasını engelleyen koruma aracı. Sadizm : Cinsel ilişki sırasında acı vererek zevk almak. Sperm : Erkeğin cinsel organından çıkıp üremeyi başlatan hücre. Spiral : Rahim içine yerleştirilen, kıvrıntılı, ince ufak plastikten yapılmış ve rahim içini tahriş etmeden gebeliği önleyen araç. Takvim tutma : Kadının adet kanamaları ve yumurtlama günleri esas alınarak, riskli günlerde cinsel ilişkiye girmeyerek uyguladığı doğum kontrol yöntemi. Testosteron : Erkeklik hormonu. Transeksüel : Karşı cinse ilgi gösteren, tıbbi müdahale ile cinsiyetini değiştiren kişi. Travesti : Karşı cinsin giysilerini kullanarak ve cinsel rolünü üstlenerek cinsel hazza ulaşan kişi. Tüplerin bağlanması : Yumurtlama döneminde, yumurta hücresine sperm taşıyan 'fallop' adı verilen kanalcıkların tahrip edilerek, sperm iletemez duruma getirilmesi. Vajina : Kadının cinsel organı. Vazektomi : Erkekte spermatik yolunun cerrahi müdahale ile bağlanıp, cinsel temasta spermin kadına geçmemesinin sağlandığı bir operasyon. Vibratör : Titreşimli suni penis. Zoofili : Hayvanlarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Hayvansevicilik).
Yeni Doğan Bebek Nasıl Yıkanır Sorusuna Verilecek 9 Yanıt
Bebek kategorimizde tüm annelerin ortak sorusu olan bebekler nasıl yıkanır ?  sorusuna 9 adımda yanı veriyoruz. Bebeğinizin ilk banyosu hemşireler tarafından yapılır. En uygun bebek banyosu zamanı, doğumdan sonra ilk 12-24 saat arasındadır. Bebeğinizi ilk banyosundan sonra göbek bağı düşünceye kada, ilk 7–10 gün içinde silerek de temizleyebilirsiniz. Bebekler Nasıl Yıkanır ? 1. Bebeğinizi birden fazla yumuşak havlunun veya yumuşak bir minderin üstüne sırtüstü gelecek şekilde yatırın. Bu sırada tüm giysileri çıkarıp havlu ile sarın.
Reklam
Balık ile Peynir, Süt ve Yoğurt Yemek Zehirler mi?
Şehir efsanesi olarak dilden dile dağılan balıkla peynir, süt ve yoğurt yenilirse zehirler ibaresinin hata meydana geldiği profesyoneller aracılığıyla ispat etti . Balık zehirlenmesi sadece 2 tür vaziyette yaşanır. Bunlardan biri tropik sularda yetişmiş çeşitli tek çeşide sahip balıklar içerisinde ki zehirli maddelerden ötürü süt mahsulleri ile tüketilmese dahi zehirler fakat bu tip balıklar bizim ülkemizde koltuk almamaktadır. Balık ile peynir, süt ve yoğurt benzeri ürünlerin tüketiminden kaynaklı zehirlenme ise bedende ki Histamin maddesi artışıyla gerçekleşir. Süt ürünlerin de pek tüketilmediği halde zarar veren olmayan Histamin maddesi yer alır . Bayatlamış balıklarda da Histamin maddesinin yüklü tek şekilde artmasından ötürü hem tek süt mahsulleri ile hemde bayat balık ile vücudumuza tek sürü pek Histamin maddesi alırız ve böyle zehirlenme gerçekleşir.
Hamile Bayanlara Özel 12 Tavsiye
Bu yazıda sizlere Hamile katagorisine özel hamile bayanlara özel 12 tavsiye paylaşacağız. Bu tavsiyeleri mutlaka göz önünde bulundurun,uygulayın ve çevrenizle paylaşın. Hamile Bayanlara Özel 12 Tavsiye Tüm kadınlar evlenmeden ve hamile kalmadan önce Kozmik Beden temizliğini mutlaka yapmalıdır. Cep telefonu ve bilgisayarları mümkün olduğunca kullanmayın. Çalışmakta olan çamaşır makinesinin yanında durduğunuz takdirde oluşan manyetik alan doğmamış çocuğunuzun DNA’sını bozabileceği için sağlıksız, hastalıklı ve engelli doğmasına neden olabilir . Konsantre içecek, yiyecek, konserve ve cips gibi yiyecekleri tüketmeyiniz. Beslenmenize çok dikkat edin. Meyve, sebze ağırlıklı beslenin. Kırmızı etten ve beyaz ekmekten uzak durun. Bunların yerine ise balık, tavuk, esmer ekmek tüketiniz. Hamilelerin süt içmesini önermiyorum, süt yerine yerine kalsiyumu bol olan sebzelerden tüketiniz. Temiz hava hamileler için çok önemlidir. Kapalı bir yerde çalışıyor veya bulunuyor iseniz 2-3 saatte bir mutlaka temiz havaya çıkarak oksijen alınız. Mümkün ise hafta sonlarını şehir dışında, havası temiz bir yerde geçiriniz.
Ne Ara Bu Kadar Büyüdü?
Gelişim dönemlerinin karışık olduğu bebeklik döneminde bir çok 'Vavvvv' diyeceğiniz durumla karşınızdayız. Gün geçtikçe bebeklik döneminde yeni gelişmeler yaşanmakta ve de onların dünyaya bomboş gelmediklerini bir kere daha anlamaktayız. Onlar dünyayı keşfede dursun, biz de onları.
Reklam
Doğum Lekeleri Endişe Yaratmalı mı?
Bebeklerde görülen doğum lekeleri aileleri endişelendirmesi gereken bir hastalık belirtisi değildir . Mavi, pembe, mor ya da kahverengi renkte olan lekeler yenidoğan bebeğin vücudunun herhangi bir bölgesinde görülebilir. Bunlar bazen bir hastalığın belirtisi olabildiği gibi, bazen de tedavi dahi gerektirmeden kendi kendine kaybolabilmektedir. Neden olur? Doğum lekeleri birçok bebekte görülebilen bir durumdur. Farklı renklerde görülen doğum lekelerinin pek çoğunun sebebi tam bilinemiyor. Lekelerin büyük bir çoğunluğu geçici ve tedaviye gerek duyulmadan zaman içerisinde yok olur. Yeni doğan bebeklerin yüzde onunda doğum lekesi vardır. Bu lekeler, deri altında kan damarlarının demetler halinde bir araya gelmesi ile oluşmaktadır. Genelde düz veya kabarık, pembe, kırmızı veya mavimsi görünümdedirler. Birçok doğum lekesi kalıtsal değildir ve gebelik esnasında olan bir olaydan kaynaklanmazlar.
Kalıcı Sarışınlığın Doğal Yolu
Çoğu kadının sarı saçlara sahip olmak istediği bilinen bir gerçek. Tabi bunu yaparken saçlarının yıprandığının da farkındalar. Boya ve saç açıcıların saça verdiği zarar, bir çok kadının sarışın olma hayalini yitirmesine sebep olmakta. Doğal çözüm yolu var Sarışın olmayı istiyorsunuz ama bunu yaparken saçınızı kimyasallara maruz bırakmak istemiyorsunuz. Bunu doğal yollardan yapmak isteyenler için önerimiz bal kullanımı. Balın içinde bulunan hidrojen peroksit saç renginin açılmasını sağlıyor. Nasıl kullanılır? Yarım fincan kaliteli ve mümkünse bitkisel bir saç kreminin içine 4 fincan bal ekleyin. Nemli saça bu karışımı sürün ve plastik bone ile kapatın. Sekiz saat kadar saçınızda bekletin. Ardından yıkayın. Bu işlemi haftada bir kez tekrarlayın. Saç renginizin açılmaya başladığını göreceksiniz.Tüm Kadın haberleri için Kadinca Moda - Kadın - Yaşam - Sağlık - Aşk - İlişkiler sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Reklam
Hem Zararsız Hem Lezzetli Atıştırmalıklar
Kalori hesabı yapmak hepimiz için can sıkıcı ama bir yandan da yemek yemek dünyanın en güzel şeylerinden birisi. O zaman hiç değilse önümüzdeki seçenekleri daha sağlıklı hale getirelim.Kadinca Özel
Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve Mineraller
B1 vitamini Ortalamanın üzerindeki miktarlar (thiamin)   depresyon ve endişe krizlerini hafifletmeye yardımcı olur.B6 vitamini Dopamin ve norepinephrin gibi doğal (piridoksin) antidepresanların yeterli üretimine yardım eder.Pantotenik asit  Doğal bir gerilim azaltıcıdır.C vitamini stresle mücadelede esastır.Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve MinerallerB12 vitamini sinirliliği azaltmaya, konsantrasyonu artırmaya, enerjiyi yükseltmeye ve sağlıklı bir sinir sistemini korumaya yardımcı olur.Kolin sinir tepilerini beyine gönderir ve sakinleştirici bir etki üretir.E vitamini  beyin hücrelerinin ihtiyaç duyulan oksijeni almasına yardım ederFolik asit yetersizliklerinin zihinsel hastalığa katkıda bulunan faktörler oldukları bulunmuştur...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Kaş Yapalım Derken Göz Çıkarmayalım
Estetik doğru yapıldığında cildi gençleştirir, ruhu yeniler diye belirten Bahçeşehir Dermamed Kliniği Medikal Estetik Hekimi, Dr.Gülen Altun, medikal estetik hakkında doğru bildiğimiz yanlışların yaygın olduğu belirtiyor.Medikal estetik tedavilerinin uzman hekimler tarafından yapılması gerekliliğinin altını çizen Dr.Gülen Altun, hastaların medikal estetik hakkında araştırma yapmasını ve mutlaka uzman kontrolünde bu süreçlerin gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Dr.Gülen Altun, medikal estetik hakkında en sık bilinen yanlışları şöyle sıralıyor:“Hepimiz yaşlanmaya karşı koyarak yüzümüzün daha genç ve canlı görünmesini istiyoruz. Yüzümüzdeki çizgilerin azaltılarak daha gergin, genç ve sağlıklı görünmesi için bir çok tedavi uygulanmaktadır. Bunlar arasında botoks, son yıllarda en çok bilinen ve konuşulan tedaviler arasında yer alıyor. Ancak botoks ile ilgili bir çok yanlışın doğru sanıldığını görüyoruz. Yüzü gençleştirmek ve canlılaştırmak için yapılan her işlemin botoks olduğu yanılgısı yaygındır. Botoks, yüzün her bölgesinde uygulanabilen bir tedavi değildir. Botoks genellikle göz çevresinde, dudak kenarında ve alında oluşan mimik çizgilerinin azaltılmasında etkili olmaktadır. Bu nedenle, dolgun dudaklarının sırrı sanılanın aksine botoks uygulaması değildir. Dudaklara hacim verme işlemi dolgu tedavileri ile gerçekleştirilmektedir.Çok derin boyun kenarı çizgileri ve göz altı çizgilerinde de botoks uygulaması yapılabileceği düşünülmektedir. Ancak bu tarz derin çizgilerin tedavisi dolgu uygulamaları ile gerçekleştirilmektedir. Dolgu tedavileri ile çizgilerde anında fark edilen bir hafifleme ve akabinde de yok olma görülmektedir.Botoks çok ilerlemiş göz kapağı ve kaş düşüklüğünde uygulanabilen bir tedavi yöntemi değildir. Çok ilerlemiş göz kapağı ve kaş düşüklüğünde hastaların plastik cerrahiye yönlenmeleri gerekiyor. Bu nedenle, çok ileri yaşlarda, özellikle 65’in üzerindeki yaşlarda, botoks tedavisi etkili olmayacaktır. Dolayısıyla, erken yaşlarda botoks yapılmamalı düşüncesi de yanlıştır. Botoks işlemine erken yaşlarda başlamanın faydası vardır, çünkü kasların kasılması ne kadar erken yumuşatılırsa o kadar az kırışıklık oluşmaktadır.Bilinenin aksine, botoks işleminde yüzdeki tüm çizgileri yok etmek donuk ve doğal olmayan ifade oluşmasına sebep olur. Bu nedenle, botoks işlemi mutlaka kişinin yaşına, fiziksel özelliklerine göre kişiye özel olarak uygulanmalıdır. Aksi halde birbirinin aynı ifadeli yüzler ortaya çıkar ki, bu da kişiyi güzelleştirmek yerine daha yaşlı görünmesine sebep olacaktır. Botoksun etkisi geçtiğinde uygulanan bölgedeki kırışıklıklar tekrar ortaya çıkar ve fazlalaşır düşüncesi de yine doğru bildiğimiz bir yanlıştır.Botoks, sadece estetik amaçlar için uygulanmamaktadır. Aşırı terleme ve migren tedavisinde de botoks tedavisi tercih edilmektedir.”Dolgu tedavilerinde kullanılan hyaluronik asit ile ilgili de yanlış bilinen bilgiler olduğunu belirten Dr.Gülen Altun, “Hyaluronik asidin vücutta var olmadığı, ancak bu tarz tedaviler yolu ile vücuda enjekte edildiği düşünülüyor. Aksine, ciltte belirli bir miktarda hyaluronik asit bulunmaktadır. Yeni doğmuş bir bebeğin vücudunda da hyaluronik asit bulunmaktadır. Ancak, 20′li yaşlarda cilt daha az hyaluronik asit üretir ve bu düzey, yaş ilerledikçe iyice azalır. Bu süreçte yapılacak dolgular, cildi hızlı bir biçimde canlandırmak için en ideal çözüm olacaktır. Hyaluronik asit, dokuya bio molekül olarak en uyumlu maddedir, bu madde dışında kullanılan dolgu maddeleri cilt ile uyum sorunu yaşatabilir ” diye açıklıyor.
Suda Doğum Hakkında Bilmedikleriniz
Suda doğum , son zamanlarda insanların bu konudaki bilgilerinin artışı ile beraber popülerliği arttırmış bir yöntemdir. Bu yöntem için ilaç kullanmaya ya da suni sancı yöntemlerine gerek kalmamaktadır. Suda doğum un tercih edilme sebeplerinin arasında sezaryen oranını düşürmesi de gelmektedir. Ayrıca önceleri çoğunlukla ev ortamında mümkün olan bu teknik artık hastanelerde suda doğum havuzlarının bulunmasıyla beraber tercih edilmesi daha kolay bir yöntem olmuştur. Ayrıca kadınların doğum esnasında çektikleri acıları azalttığı söylenen bu yöntem kadınlar için muhteşem bir tercih olmaktadır.Nasıl gerçekleşir?Annenin sancılarının başlaması ile birlikte başlar. Özel bir kıyafet giydirilen anne yaklaşık 36-38 derece su bulunan havuza girer. Suyun ısısı ve temizliği son derece önemlidir. Bebek kesesindeki sıvı kan yada idrarla kirlenen su belirli aralıklarla değiştirilmelidir. Su ısısının 36-38 dereceler arasında kalmasına da dikkat edilmelidir. Doğum sırasında herhangi bir anestezi yada suni sancı uygulamalarına gerek yoktur. Bu anne ve bebek sağlığı için önemli bir artıdır. Sıcak suyun gevşetici etkisi sayesinde anne ve bebek yakından takip edilir. Bu sırada bebeğin kalp atışları da sürekli izlenmektedir. Suda doğum ile ilgili korkulan bebeğin kafasının küvete çarpması yada nefes alamaması gibi çekinceler son derece yersizdir. Bebeğiz zaten anne karnında sıvı bir ortamda yaşadığını unutmamalıyız. Bebeğin nefes alması gereken zaman ise kordonu kesildikten sonradır bu işlem yapılırken de bebeğin kafası sudan çıkmış durumda olacaktır.
Reklam