Mide Kanseri Hakkında Önemli Bilgiler
Mide kanseri, sindirim sistemi organlarından biri olan midenin herhangi bir parçasından gelişebilen bir kanser türüdür. Mortalite oranlarına göre erkeklerde 2. kadınlarda ise 3. kanser çeşididir. Midede oluşan kötü huylu tümörün neden olduğu mide kanseri genellikle midenin küçük bölümünde ortaya çıkmaktadır. Nedenleri arasında; beslenme alışkanlığının yanı sıra aşırı kilolu olmak ve hastalığın ailede görülmüş olması riski artıran sebepler arasındır. Mide kanseri belirtileri arasında; elle muayene sırasında hissedilen kitle, midede ağrı ve ağırlaşma hissi, iştahsızlık, mide şişliği, bulantı, kusma, kansızlık dahası mide ve bağırsaklarda kanamalar ki (gizli şekilde ilerleyebilir) sayılmaktadır. Her hastalıkta olduğu gibi; erken tanı konması çok önemlidir. Sigara ve alkol kullananlar bu kötü alışkanlıklara son vermelidir. Sıcak ve soğuk içecekler, yapay yiyecekler mide kanserine yol açtığından dolayı bu tür beslenme yöntemleri terk edilmelidir. Hayvansal yağ kullanımı en aza indirilmelidir. Düzenli egzersiz yapılmalıdır. Şehir hayatının neden olduğu aşırı yorgunluk ve stresten olabildiğince uzak durulmalıdır. Yeterince dinlenmek ve sessiz ortamlarda bulunmak çok faydalı olacaktır. Mide kanseri gibi ciddi bir hastalıktan bile alınacak basit önlemlerle korunmak mümkündür. Hastalık şüphesi olan kişilerde mide kanseri olup olmadığının kesin tanısı endoskopidir. Bir borunun ucundaki kamerayla mideye girilerek gözlenmesine biyopsi uygulaması denir. Tanı koymak için çeşitli yollar olsa da biyopsi kesin sonucu verir. Evrelendirme TNM sınıflaması kullanılmaktadır. Bu işlemlerden sonra...Devamı İçin : http://www.saglikhatti.info/mide-kanseri-hakkinda-onemli-bilgiler/
Ufak Diyet Sırları
Ekmeksiz diyet yapmayın ; ekmeğin içerisindeki maya sinir sistemini rahatlatması nedeni ile daha rahat diyet yapmanızı sağlayacaktır. Günde 10000 adım atın ; Spor yapma şansınız yoksa Dünya Sağlık Örgütünün önerisi günde 10000 adım atmanızdır. Tarçın ile tatlı isteğinizi bastırın ; Kan şekerini dengeleyen tarçını çayın, yoğurdun veya salatanın içine ekleyebilirsiniz. Yemekten önce su için ; Yemeklerden önce su içmek mide hacmini doldurur ve öğünde daha az besin tüketmenizi sağlar. Öğün öncesi içilen 1-2 bardak su, yemek anında 100-150 kalori daha az almanızı sağlar. Aldığınız öğünlerde protein kaynağı bulundurun ; Özellikle ana öğünlerde herhangi bir protein kaynağının bulunması kilo verme hızınızı arttıracaktır. Sebze yemeklerinin yanında yoğurt, ayran veya cacık tüketilmelidir. Eğer ana öğünde sadece salata tüketeceksek içerisine peynir, tavuk veya balık eklenmelidir. Egzersizi yaşam biçimi haline getirin ; Sağlıklı beslenme gibi egzersizde belirli bir süreç olarak görülmemelidir. Hayatın her anında olması gereken egzersiz için ayırabilecek zamanınız yoksa en mantıklı seçim daha fazla yürümektir. Atıştırmalıkları unutmayın ; Zayıflamak için atıştırmalıklar şarttır. Önemli olan doğru zamanda doğru atıştırmalık seçimleridir. Şekerli besinler, kek, pasta, çikolata gibi besinler yerine kuruyemişler, kuru meyveler, ekmek, peynir, yoğurt, ayran ve meyveleri tercih edebilirsiniz. Sabah kahvaltısını atlamayın ; Kahvaltısız başlanılan günü kaybedilmiş bir gün olarak düşünebiliriz. Özellikle uyandıktan;
Zayıf Kalabilen Kadınların Sırları
Sürekli zayıf kalabilen kadınlar ın beslenirken nelere dikkat ettikleri neyi ne zaman tükettikleri her zaman kadınlar için merak konusu olmuştur. Ve şimdi bunu başarabilen kadınların sırlarına gelecek olursak şunları sıralayabiliriz; Yediğiniz yemeği bitirmek için acele etmeyin yavaş yavaş tadını çıkararak yiyin ve tıka basa hiç bir zaman midenizi şişirmeyin ne tam doyun ne de aç kalın..Ara ara dinlenerek yemek bunu başarabilmeniz için yeterlidir. Diyet kuralları na takılmayın istediğinizi istediğiniz zaman tüketin tabi ufak parçalarla bunu açıklamak gerekirse canınız pizza mı çekti bir dilimini yiyin.Canınız çikolatamı çekti ufak bir parça koparıp yiyin. Zayıf kalmayı başaran kadınların bir diğer sırrı da duygularının kurbanı olmamaları. Stres, üzüntü gibi duyguları çikolata, kurabiye veya dondurmayla bastırmaya çalışmaktan vazgeçmek gerekiyor. Kendinizi kontrol etmeyi öğrenin. İsterseniz sinirinizi spordan çıkarabilirsiniz. Sürekli kilonuzu kontrol edin tartıya çıkmaktan korkmayın. Kilolu kadınların kiloları almasındaki ana neden tabi ki hareketsizliktir.Her anınızı değerlendirin alışverişe yürüyerek;
Prandelli Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey
Prandelli, futbolculuk kariyerinde 79-85 arası Juventus forması giydi ve üç Serie A şampiyonluğunun yanı sıra UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası ve Kupa Galipleri Kupası şampiyonluğu da yaşadı.
Alkali Suyun Faydaları
İnsan sağlığı için, son zamanlarda popüleritesi son derece artan bir konu; karbonatlı suyun yararları… Peki karbonatlı suyun bu kadar gündemde olmasının nedeni ne?Uzmanlar metabolizmayı hızlandırmak için, vücudun asit baz dengesinin alkali seviyeye çekilmesini öneriyor. Bunu yapmanın en basit yolu da karbonatlı su tüketmektir. Karbonatlı suyun alkali seviyesi, bu konuda bizlere büyük bir olanak yaratıyor. Karbonatlı su başta hazımsızlık olmak üzere, vücuttaki fazla asit birikimini atmak, mide fesadına doğal çözüm sunmak gibi genel faydalarının yanında aynı zamanda zayıflama amacı ile da kullanılan bir yöntem.Karbonatlı suyu yapmak oldukça pratik ve kolaydır. 1,5 litre suya 1 tatlı kaşığı karbonat (Sodium bicarbonate) ilave edildikten sonra karbonat eriyene kadar karıştırın ve günlük olarak ortalama 4 litre kadar tüketin. Günlük karbonatlı su miktarınızı 3 litreyle sınırlı tutabilirsiniz. Yemeklerle su içmeyeceksiniz ve bunun yerine yemeklerden yarım saat öncesine kadar karbonatlı su içip yine yemeklerden bir saat sonrasında karbonatlı su içmeye devam edin. Vücuda bu mucizevi etkiyi yaratan karbonatlı su ödem söktürmek, şişkinliği atmak ve zayıflamakta da son derece etkili.haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-diyet
Hızlı ve Sağlıklı Kilo Almanın 20 Yolu
Kilo almak, kilo vermek kadar zordur. Evet, bu biraz hafif abartı olabilir; fakat biliyoruz ki çubuk gibi zayıf olan insanlar yemek yemekten asla kaçınmazlar. Çoğumuz kilo alamadığımız için kıskanç oluruz ve normal bir görünüme, çıkıntılı ya da kaslı bir vücuda sahip olmak isteriz. Kilo almak için yapılması gerekenler, kilo almanın yollarını sizin için bir araya getirdik. Aşağıdaki sorular sizin için ne kadar tanıdık? En hızlı nasıl kilo alabilirim?Kilo alamıyorum iştahım yok?Çok zayıfım, kilo almak istiyorum kilo almak için ne yapmalıyım?Metabolizmam çok hızlı kilo alamıyorum?Nasıl kilo alınır?Tabi ki kilo almanın yolları erkek ve kadın için değişmekle beraber, listemizde yer alanlar her iki cinsiyet için de geçerli :) Kilo almak için ne yapmalıyız gelin hep birlikte öğrenelim.
Panik Atak Tedavi Yöntemleri
Çağın en elim hastalıklarından birisi panik ataktır. Birçok insan panik atak olduğunu tesadüfen öğrenmektedir. Panik atak kişide ciddi sendromlar oluşturur. Panik atak olan birisi bu durumu en hafif şiddetle atlatmak istiyorsa şu önerilerimizi mutlaka dikkate almaları tavsiye edilir. 1- Panik atak tutan birisi olduğu yerde öylece kalmalı. Panik at En fazla bir saat sürer. Bu sürenin geçmesini beklemelidir. Sakin olmaya çalışıp aşırı heyecan yapmaması gerekir. 2- Panik atağın fiziksel belirtilerinden kurtulmak için, kişi dikkatini çevresinde bulunan nesnelere ya da eşyalara yöneltebilir. 3- Panik atak olan birisi bu durumun kalp krizi gibi büyütecek bir durum olmadığını söyleyerek kendi kendini telkin etmeye çalışmalıdır. 4- Aşırı nefes alma panik atağın süresini uzatır. Bu yüzden kişinin bir poşet içine hava alıp vermesi sağlanmalıdır. Böylece panik atak süresini azaltmış olursunuz. 5- Her atak başlangıcını ve bitişini mutlaka bir yere not alması gerekir. Böylece günün hangi saatlerinde panik atak oluştuğu belirlenmiş olunur. Panik atağın vücutta etkisini ne kadar sürdürdüğü de tespit edilmiş olunur. Bu durum tedavi süreci için iyi bir bilgi edinmedir. 6- Sigara içme, alkol kullanma gibi durumlar panik atağı durdurmaz. Bilakis panik atağın vücuda yerleşmesini sağlar. Panik at ağın %30 ile %90 kısmı ilaç tedavisi ile son bulabilir. İlaç tedavisi doktor kontrolünde alınmalıdır.
Kolon Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Vücudumuzda bağırsakların farklı görevleri bulunur. Kalın bağırsak hacmi oldukça büyük, parçalara ayrılmış bir boru gibidir. Ortalama 130-160 cm uzunluğunda ve 6-8 cm çapındadır. Sindirim sisteminin bölümlerinden olan ‘’kalın bağırsak’’ kolon ve rektum bölümlerinden oluşur. Kalın bağırsağın bu bölümünde polipler oluşur, oluşan bu poliplerden dolayı kanser meydana gelir buna kolon kanseri denilmektedir.Kolon kanseri nin nedeni tam olarak bilinememektedir, ama oluşumunda bazı çevresel ve genetik nedenlerin etkisi olduğu düşünülmektedir. Ailesinde kolon kanseri olan bireylerin kansere yakalanma ihtimali yüksektir. Ayrıca daha önce kanser geçirmiş kişiler incelendiğinde bu kişilerin ailelerinde kanser görülme ihtimalinin fazla olduğu gözlemlenmiştir.Kolon kanseri 4 evrede gerçekleşmektedir. Birinci evrede: Kanser, sadece kolonun iç bölgesinde oluşmakla sınırlıdır. İkinci evrede: Kanser yayılmaya başlamış ve karın boşluğundaki kolon duvarına, yakın organlara kadar ilerlemiştir. Üçüncü evrede ise kanser bölgedeki lenf bezlerine kadar ulaşmayı başarmış fakat uzak bölgelerdeki diğer organlara yayılamamıştır. Son evrede ise kanser, karaciğer, akciğer, kemikler dâhil vücudun diğer bölgelerine yayılmıştır.Kolon kanseri ni tetikleyen diğer çevresel faktörler ise beslenme bozuklukları, Obezite, sigara gibi tütün ürünleri kullanımı kolon kanserini tetiklemektedir. Kanseri önleyici unsurlar ise: düzenli beslenme, egzersiz yapma, bol kalsiyum ve D vitamini alma ve önlemek için tarama testlerinin düzenli olarak yaptırmaktır. Çünkü dünyada her yıl yaklaşık olarak 1 milyon insan kolon kanseri ne yakalanmaktadır. Ülkemizde ise bu rakam yılda yaklaşık 30.000 civarlarındadır. İstatistiklere bakıldığında ise erkek bireylerin kansere yakalanma oranı %4,5, kadınlarda ise %3,2 civarlarındadır. Gelişmiş ülkelerde kolon kanseri gelişmekte olan ülkelere göre 10 kat daha fazla görülmektedir.Kanserin 1. ve 2. evrelerinde; cerrahi müdahale yapılarak kanserli bölge temizlenir, 3. aşamaya gelmiş kanserli hastalar için de yine cerrahi yöntem uygulanır. Fakat 4. aşamaya gelmiş hastalarda ise artık cerrahi yöntem uygulanamaz alternatif yöntemler uygulanır.4. aşamaya gelmiş hastalar için fazla umut olmasa da hastaların birçoğunun alternatif yöntemlerle iyileştirilmesi sağlanabilir. Sağlıklı bir vücut için ve kansere yakalanmamak için düzenli beslenme ve düzenli test yaptırmak gerekir.
Adet Sancısı İçin Bitkisel Çözümler
Adet sancısı çeken her kadın, her ay korkulu günler yaşamaktadır. Kimi kadınların hafif geçiyor olsa da, kimi kadınların şiddetli geçmektedir. İçilmeyen hap, konmayan sıcak su torbaları ve ütünün buharı gibi denenmiş yöntem kalmamıştır. Çoğu kadın, karnına yada bacaklarına sıcak su torbası koymaktadır. Ancak sıcak bir torbayı direk temas ettirmeniz size zararlıdır. Çünkü; Sıcak su torbası, adet döneminde damarları genişletip ve kanamayı arttırır. En önemlisi diyabet ve nörolojik hastalar kesinlikle kullanmamalıdır. Kendileri sıcağı hissetmemekte ve bu nedenle sabah kalktıklarında torbanın konduğu yerin yara olduğu gözlenmektedir. Adet sancısına iyi gelen birçok doğal ürün bulunmaktadır. Mecburen içilen haplar, ağrıyı keserken bir yandan demir eksikliği ve B 12 eksikliği meydana getirmektedir. Ancak doğal ürünler ağrıyı keserken kalıcı ve zarar vermeden tedavi etmektedir. Adet sancısına iyi gelen bitkisel takviyeler; Karışık bitkisel çay ( Civanperçemi, aslanpençesi, ada çayı ve çobançantası bitkileri kaynatıp içerisine bir kaşık bal katılarak tüketilmelidir. ) Soğan suyu ( Bir soğanı parçalayın ve 1 litre suyun içerisinde kaynatın. 15 gün boyunca günlük 2 bardak tüketin. ) Safran ( 1 fincan kadar suyun içerisine bir tutam safran atın ve kaynatın. Bal ile karıştırarak tüketin. Zira bal adet söktürücüdür. ) Melek otu (Adet akışını düzenler( arttırır), ağrıyı hafifletir.) Kırmızı ahududu ( Rahmi rahatlatır ) Siyah kohoş ( Adet sancısına birebir ) Zerdeçal ( Adet kramplarını hafifletir, ancak fazla kullanıldığında kanamayı arttırır. ) Papatya çayı ( Kasılmaları azaltır ) Nane çayı ( Sakinleştirir, yatıştırır ) Melisa çayı ( Şişliği azaltır ) Adet döneminde sancıyı azaltmak için yenmesi gerekenler ; Maydanoz, ıhlamur, fındık, fıstık, et, balık, sebze, meyve, beyaz etler, baklagiller, pirinç, patates, yulaf gibi besinler. Adet döneminde yenmemesi gerekenler; Fazla tuz tüketimi, çikolata ( her ne kadar vücut istese de yenildiği taktirde şekeri birden yükseltip ve indirir. Vücutta bu ani artış ve azalmaya olumsuz tepki verir.) çok şekerli yiyecekler. Adet dönemlerinde şekerli kaynamış sıcak su içilmesi de, vücudu rahatlatmaktadır. En önemlisi üşütülmemesi gerekir. Ayaklarınızı sıcak tutmanız ve adet dönemine 1 hafta kala kalın giyinmelisiniz.
Sağlıklı Kilo Verme Yöntemleri
Aşırı kіlosu оlan insanlar zayıflamak ister fakat önemli olan sağlıklı bir şekilde kilo vererek zayıflamaktır. Çoğu zaman bilinçsiz olarak yapılan zayıflama girişimi vücutlar іçіn çok problemi de açığa çıkаrabilmektedir. Sağlıklı bir şekilde zayıflamak durumunda sağlık problemlerini etkilemeyecek yolu ya da yolların seçilmesi gerekmektedir. Bir besine yüklenmek, bazı besin gruplarından bilinçsiz bir şekilde uzaklaşma, beslenme için yanlış sayılabilecek zamanları seçmek veya uzun zaman boyunca midenin açlık yaşaması birçok hastalığa sebep olabilir. Sаğlıklı Zaуıflamak İçin Doğal Yöntemler • Paketlenmiş ürünleri dolaplardan uzak tutarak, cips- kızartma gibi bol yağlı ürünler ile vedalaşmak gerekmektedir. Aksi halde sağlıklı kilo verme yöntemleri hakkında konuşulamaz. • Kahvaltı yapılmadan kilo verme zayıflama ihtimalinin düşünülmemesi gerekmektedir. Dikkatli ve özenli bir şekilde kahvaltıların yapılması gerekmektedir. • Ara öğünlerde meyve veya yoğurt yemek tercih edilebilecek iyi bir tercihtir. Bunun yanı sıra bitki çayı ile biraz badem, ceviz, fındık tüketmekte ara öğünü zenginleştirmek açısından önemli olabilmektedir. • Yağlı besinler ile karbonhidrat içeren besinler gün іçinde aynı zamanda tüketilmemesi gerekmektedir. • Sağlıklı kilo verme yöntemlerinin kesinlikle olmazsa olmazı еgzersiz yapmaktır. Mümkün olduğunca kardiуo çalışmaları yapılarak kаslаrın uyarılması gerekmektedir. Bunun sonucunda yağ yakım oranı artacaktır. • Gazlı ve alkollü içeceklerden uzak durmalı ve karaciğeri rahatlatmak gerekmektedir. • Lif yönünden zengin olan bitkisel gıdalara yönelmek gerekmektedir. • Fаzlа miktarda tuz tüketmek, alınan suyu vücuttа tutar ve ödemlere neden оlаbilmektedir. Bu durum genel sağlık açısından sorunlar ortaya çıkarabileceği gibi zayıflamaya da engel olan önemli bir durumdur. • Genel olarak her vücuda uyacak olan bir önemli husus öğün sayısını çoğaltarak, öğünde yenilecek porsiyon miktarını azaltmak olmaktadır. Bu sayede mide ve bağırsak ѕürekli olarak çalışacak ve sağlıklı kilo verme evresinde sizlere yardımcı olabilir. • Sağlıklı kilo vererek zayıflama düşünüldüğü zaman yürüyüş yapmak gibi sporlar vücut için göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Gün içinde tempolu bir şekilde yapılacak yürüyüşler sayesinde forma daha kolay bir şekilde girebilirsiniz. Atılan terler sayesinde vücutta bulunan toksinleri de uzaklaştırabilmek mümkün olmaktadır.
Sürekli Yaşanan Baş Ağrısı Nedenleri ve Tedavisi
Baş Ağrısı Nedenleri Baş ağrısı küçükten büyüğe herkesin şikayet ettiği bir rahatsızlıktır. Kimilerinde ara ara olurken, kimilerinde ciddi boyuttadır. Ciddi boyutta geçmeyen baş ağrısı durumunda derhal doktora başvurulmalıdır. Baş ağrıları Birincil ve İkincil olmak üzere kısımlara ayrılır. Birincil baş ağrıları; Belli bir hastalığa bağlı olmadan kendisi başlı başına bir hastalık olan baş ağrısıdır. İkincil baş ağrıları; Belli bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan baş ağrısıdır. Birincil Baş Ağrılarının Nedenleri; MİGREN beyin damarlarının genişleyip tekrar daralmasıyla ortaya çıkan baş ağrılarıdır. Bu ağrıları tetikleyenler; Stres, uykusuzluk, yorgunluk, alkol, açlık ve hormon dalgalanmaları dır. Boyun ve kafa derisini içerisine alan GERİLİM TİPİ baş ağrılarıdır. Stres, depresyon, başın zedelenmesi ve uzun bir süre bilgisayar başında çalışmak bu baş ağrısına yol açmaktadır. Gece uykudan uyandıracak kadar şiddetli olan KÜME baş ağrısıdır. Gün içerisinde bir kaç defa kendini gösterebilir. Aylarca sürmesi de gözlenmektedir. Ancak bu tip ağrıların kesin nedeni bilinmemektedir. Parlak ışıklar, sıcaklık ve fiziksel yorgunluk gibi tetikleyici şeylerden uzak durmak gerekir. İkincil Baş Ağrılarının Nedenleri; Başka bir hastalığın belirtisi olarak ortaya çıkan ikincil baş ağrıları; enseden başlar ve aniden gelişir. Baş ağrısı ile birlikte, kusma, bulantı, zihin bulanıklığı ve görme bozukluğu meydana gelebilir. Bu durum işin ciddiyetini gösterir. İkincil Baş Ağrılarına Neden Olabilecek Hastalıklar; Beyin Damar Hastalıkları Baş ve Boyun Yaralanmaları Beyin Hastalıkları Beyin Tümörleri Beyin Sinir Hastalıkları Beyin Enfeksiyonları Sinüzit Beyin Basıncının Yükselmesi Günlük Baş Ağrıları Neden Olur? Bu baş ağrıları, birincil ve ikincil baş ağrılarının bir belirtisi olabilir. Başka hastalıklara bağlı olmayıp her gün baş ağrısı çeken kişilerin çoğunda, çok sık ağrı kesici aldıkları için tekrarlayan ağrılar görülmektedir. İlaca alışan vücut ilaç alınmadığında baş ağrısı ile sinyal verir. Ayda 9 kez den fazla alınan ağrı kesiciler, baş ağrılarını tetiklerler. Baş ağrıları günlerini altüst edebilir. Bu nedenle baş ağrısı deyip geçmeyin. Hafif gözüküp bazı hastalıkların habercisi olabilir. Kendinize değer verin. Kendinizi önemseyin. Doktorunuzla iletişim halinde olun. Kaynak : http://www.saglikhatti.info/bas-agrisi-nedenleri-ve-tedavisi/
Oruçluyken Oluşan Ağız Kokusunu Önleme Yolları
Ramazan ayının gelmesi ile oruç tutanların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri de ağız kokusu oluyor. Oruçluyken nefes kokusunu önlemek için, gün boyu bazı tedbirler almak ve ağız hijyenine her zamankinden daha çok dikkat etmek gerekiyor. Peki oruçluyken ağız kokusunu engellemek için neler yapılabilir?İftar ve sahurdan sonra diş bakımınızı mutlaka yapın. Dişlerinizi fırçalayın ve fırçalama sonrasında ağız bakım suyu ile ağzınızı çalkalamayı unutmayın. Diş ipi, dişlerde daha ince ayrıntıların da temizlenmesini sağlar ve ağızda kokunun oluşmasını engeller. İftar ve sahurdan sonra diş ipi kullanabilirsiniz. Sahurda pastırma, sucuk ya da sarımsak gibi kokuya neden olacak yiyeceklerden uzak durun. Soğuk içeceklerin de ağız kokusuna neden olduğunu biliyor muydunuz? Sıcak havadan dolayı bol bol tüketilen soğuk içecekler ağız kokusunu tetikler. Bu nednele ağız kokusunu önlemek için, oda sıcaklığında içecekleri tercih etmek daha uygun olacaktır. Öğlen ve akşam vakitlerinde yemek yediğimiz için, vücut alıştığı üzere bu saatlerde mide öz suyu salgılar. Mide öz suyu salgılandığında yemek yenmediği için de ağız kokusu kaçınılmaz hale gelir. Bu yüzden, bu saatlerde konuştuğunuz kişilerle uzak mesafeden iletişimde bulunmaya dikkat edebilirsiniz.Kendi ağız kokunuzu farkettiğinizde yalnızca su ve diş fırçasıyla dişlerinizi ve dilinizi fırçalayabilirsiniz. İftar ve sahurdan sonra bir miktar aromatik çaylardan içmek de hem midenizi rahatlatır hem de ağız kokusunun oluşumunu engellemeye yardım eder. Nane, adaçayı ve yeşil çay gibi çayları bu dönemlerde tüketebilirsiniz. haber kaynağı: 724saglik.org/ağız ve diş bakımı
ForenScope Tıp Alanında Devrim Yaratacak
Dünyada ilk kez dermatoloji hastalıklarında gözle görünmeyeni görüntüleyen, doktorların ofislerini cep telefonlarında taşıyabileceği ForenScope görüntüleme cihazı birçok alanda devrim yaratacak. Erken teşhis ve cilt hastalıklarının takibinde devrim yaratan buluş olarak tanımlanan ForenScope görüntüleme cihazı, dermatologların yanı sıra fotoğrafçılıkta da makro görüntüden mikroya geçişi sağladı. ForenScope, dünyanın ilk multispektral mobil görüntüleme ve arşiv sistemi olarak geçiyor. Türkiye’nin mobil proje alanında ihraç edeceği ve global pazarda adından söz ettirecek ForenScope görüntüleme cihazının global pazara tanıtılacağı dünya lansmanı ise, 2014 yılı sonunda Kore’de gerçekleştirilecek. Uluslararası akademik platformlarda büyük ilgi gören ForenScope projesi için bugüne dek 1,5 milyon dolar üzerinde Ar-Ge yatırımı gerçekleştirildi. ForenScope ilgili “Türkiye’de geliştirilen en büyük mobil sağlık projesi” yorumunu yapan ForenScope projesi Ar-Ge Başkanı Osman Eşki, halihazırda üretimi tamamlanmış ve satışa hazır bin adet cihaz bulunduğunu belirtti. Eşki, cihazın satış rakamı ile ilgili, “Farklı ihtiyaç ve kullanım alanlarına göre oluşturduğumuz setler 350 ile 3 bin dolar arasında fiyatlandırılmıştır.” açıklamasını yaptı. Ayrıca, cihazda kullanılan dalga boylarının insan sağlığına hiçbir yan etkisinin bulunmadığına vurgu yaparak şunları söyledi: “Forenscope projesi, Ar-Ge’si Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark’ta faaliyetlerini sürdüren Grimed şirketine aittir. Bilimsel çalışma grubumuzun merkezi Türkiye, üretim yerimiz ise Şenzen’dir. ForenScope mobil projesi Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağlayacak, global pazarda adından söz ettiriecek.” Prof. Dr. Server Serdaroğlu, konuyla ilgili, “ForenScope ile artık karanlık odaya ihtiyaç duyulmadan florasans görüntüleme (wood lambası işlevi) yapılabilecek olmasıyla birlikte görüntüleme kalitesi ve kullanım kolaylığı devreye girmiş olacak. Elde edilen görüntülerin gerek hasta takibinde, gerek arşivlemede, gerekse eğitimlerde kullanılabilecek olması sayesinde ise doktorlar ofislerini cep telefonlarında taşımış olacak. Doktorların üzerinden büyük bir yük alacak. Ayrıca zaman kazandıracak ve hastalıklarda erken teşhis sağlayacak. Özellikle ForenScope ile alınan görüntülerin yan yana ya da üst üste kullanılabilmesi, dermatoloji kadar kozmotolojide de hastalık seyirlerinde ve tedavi süreçlerinde önemli avantajlar kazandıracak. Aynı zamanda tanı koyma sürelerini kısaltacağı gibi dermatoloji kliniklerinin standartlarını yükseltecek. Ekonomik açıdan ise ciddi anlamda maliyetleri düşürecek ve her doktor ForenScope mobil görüntüleme cihazına sahip olabilecek.” dedi Doç. Dr. Mustafa Kamaşak, ForenScope ile ilgili teknoloji açısından şu yorumu yaptı: “İnsanlar mobil cihazlarda sağlık ile ilgili yeni projeler bekliyor. ForenScope sayesinde fotoğrafı çekilen görüntülerin akıllı analizi yapılacak. Böylelikle birtakım ön analizlerle şüpheli veya görülen hastalıkların mobil cihazlarla ortaya çıkarılmasını mümkün kılacak. Bu gelişmenin öncelikli faydası sağlık hizmeti veren kuruluşlarda veya merkezlere bağlı çevre ilçelerde yapılacak taramalarda kolaylık sağlanması olacak.” Ofisler cepte taşınacak “Tak-çevir” yöntemiyle tüm akıllı telefonlar ve kamera özellikli mobil cihazlarda kullanım kolaylığı sağlayan ForenScope ile artık karanlık odaya ihtiyaç duyulmadan florasans görüntüleme (wood lambası işlevi) yapılabilecek. Dayanıklı, hafif ve zarif tasarımıyla ForenScope, gizli USB geri besleme çıkışına sahip. Ayrıca, aralıksız 48 saate kadar multispektral incelemelere olanak sağlıyor. Bir puzzle gibi tasarlanan ürünün farklı lens alternatifleri sayesinde, 365 nm-700 nm aralığındaki tüm dalga boylarında multispektral dermatolojik mikro ve makro görüntülemeler kayıt edilebiliyor; tanı ve tedavi öncesi veya sonrası görüntüleri saklanabiliyor, paylaşılabiliyor. ForenScope için özel olarak geliştirilen mikro lensle, 16 mm’lik bir lezyonu benzersiz keskinlikte görüntülenebiliyor. Tek bir parmak hareketiyle mikro görüntülemeden makro görüntülemeye geçiliyor. Mükemmel netleme özelliği sayesinde büyük lezyonların dermatoskopik takibi, akne, damarsal yapılar ya da kozmetik uygulamalarda dövme lekesi gibi birçok alanda standart ölçeklemesiyle de kolay ve hızlı kullanım sağlıyor. ForenScope için özel olarak geliştirilen yazılımın da kullanımı oldukça kolay. Görüntülemelerin gruplandırılması, makro görüntü veya robot resim üzerinden noktalama, lezyon gelişimlerini adım adım izleme, karşılaştırma (yan yana veya üst üste), renk-ölçek skalası, hasta veri güvenliği için şifreli koruma gibi birçok özelliği içeriyor. Zorlu testlerden geçen tüm ForenScope modelleri FCC, CE ve RoSH sertifikalarına sahip bunuyor. Türkiye dünya pazarında Türkiye’deki hastanelerde mevcutta kullanılan ve tamamı yurt dışından ithal edilen dermatoskopi cihazlarının bir adetinin dört yıllığına ülke ekonomisine bedeli 17 bin euro. ForenScope görüntüleme cihazı ise sağlıkta daha düşük miktarda yatırım bütçesine geçiş yapılmasına imkan sağlayacak. Böylelikle sağlık sisteminde daha etkin sonuçlar doğurması da cihazın sağlayacağı ekonomik avantajların başında geliyor. Türkiye’nin mobil proje alanında ihraç edebileceği ForenScope, aynı zamanda global pazarda de rekabet üstünlüğü ve uluslararası platformlarda teknoloji alanında prestij de sağlayacak.
Hamilelikte Oruç Tutmak Riskli mi?
Hamilelik, İslam dininde oruçtan muafiyet için sayılan istisnalardan biridir ancak buna rağmen birçok hamile kadının ramazan ayında oruç tuttuğu görülüyor. Peki anne adayı ve bebek açısından bu durum sağlıklı mı? Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü'nden Op.Dr. İbrahim Sözen, ''Gebelikte orucun hem hamile kadın hem de gelişmekte olan bebek için zorlukları ve sakıncaları mevcuttur.'' Gebeler, hamileliğin fizyolojisi icabı daha sık acıkıyorlar. Çünkü bu dönemde, bebeğe sağlamakla yükümlü oldukları ekstra kaloriyle birlikte günlük kalori alım gereksinimleri de artıyor. Op. Dr. Sözen şöyle diyor: ''Gebelerin 3-4 saatte bir düşmeye eğilimli kan şekerlerini sabit halde tutmak için küçük öğünler alması tavsiye edilir. 2004 yılında Singapur'da yapılan bir çalışmada, oruç tutan gebelerin yarısından fazlası gebelik öncesindeki oruçlara göre çok daha zorlandıklarını, üçte biri ise oruca bağlı yan etkiler yaşadıklarını belirtmişlerdir.'' Aç kalmak bebeği etkiliyor Peki orucun bebekler içinde bir riski olabilir mi? Op. Dr. İbrahim Sözen soruyu şöyle yanıtlandırıyor: ''Bebek için görülen en büyük tehlike, onların ileride nörolojik ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek ketonların oruç sırasında kanda artışıdır. Ketonlar şekerin hücrelerin kullanımı için ortamda olmadığı durumlarda depolanmış yağların yakılması sonucu açığa çıkarlar. Örneğin uzun süren açlıklarda vücudun şeker deposu çabuk tükenir ve hücrelerin enerji gereksinimi için yağlar yakılır. Bunun sonucunda hem anneye hem de bebeğe zararlı olabilecek ketonlar yağ yakılması sonucu açığa çıkarlar. Kontrol edilemeyen diyabette de aynı durum söz konusudur. 1995 yılında American Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde Rizzo ve arkadaşları tarafından yayınlanan bir çalışmada, kontrol edilemeyen diyabet ve uzun süreli açlık gibi durumlarda kanda oluşan yüksek keton oranlarının ileride bebeklerin beyin ve psikolojik fonksiyonlarında bozukluğa neden olduğu gösterilmiştir.'' Hamilelerde yüksek ketonlara ulaşılmasının sebepleri nedir? Sorusuna ise şu yanıtı veriyor: ''Gebelerde yüksek keton oranlarına kolaylıkla ulaşılmasının iki nedeni vardır. Öncelikle gebelerdeki açlık süreçleri gebe olmayan kadınlara kıyasla çok daha çabuk bir şekilde hipoglisemiye (kan şekeri düşüşü) yol açmaktadır. Kanda, bu düşüş nedeniyle, hücrelerin enerji olarak kullanımları için şeker kalmayınca da vücut yağlar yakar ve ketonlar bu yakımın yan ürünü olarak yükselir. Gebe olmayanlarda bu keton yükselmesi 24 saat içinde yoğunlaşırken, gebelerde bu süre 16 saat civarındadır. Yüksek keton oranlarının gebelerde oluşmasına olanak tanıyan ikinci neden ise gebelerde, özellikle ileri haftalarda, insülin direncinin gelişmesidir. Bu direncin çok yüksek olduğu durumlarda gebeliğe ait diyabet gelişir. Bu durumda kanda yeteri kadar şeker vardır ama bu şekeri hücrelerin kullanımına sokacak olan insülin görevini yapamaz. Şeker kanda yükselir ama hücreler yakıt olarak şekeri kullanamaz. Hücreler bu nedenle alternatif yakıt olan yağı yakarlar ve bu da açığa yüksek keton oranları çıkarır. Susuzluğa dikkat! ''Oruç tutarken bir diğer potansiyel sorun vücudun sıvısız kalmasıdır.'' Diyen İbrahim Sözen şöyle devam ediyor: ''Gebelerde damarlarda dönen kan ve sıvı miktarı çok artar. Bu kan ve sıvı miktarını koruyabilmek için gebelerin günde en az 3 litre civarında sıvı almaları gerekir. Nisbi sıvısızlık durumlarında, kan basıncı düşer, plasentaya (bebeğin eşi) ve dolayısıyla bebeğe giden kan akımı azalır. Bunun sonucunda bebeğin oksijenlenmesi ideal oranların altına düşebilir. Gerçekten de bebeğin beyninin oksijenlenmesinin testi olan ve ultrasonla yaptığımız bir ölçüm olan biyofizik profil skoru oruç tutan annelerin bebeklerinde tutmayan annelerin bebeklerine oranla daha düşük bulunmuştur. 2003 yılında International Journal of Gynecology and Obstetrics dergisinde yayınlanan bu çalışmaya göre bebeğin iyi oksijenlenmesinin en iyi ultrasonografik bulgularından biri olan fetal breathing (diyafram hareketi) oruç tutan annelerin bebeklerinde ciddi olarak azalma göstermektedir. Özetle, oruç tutmak isteyen hamile kadınların orucu, hamileliğin sonunda kaza orucu şeklinde tutmaları hem kendileri hem de bebek açısından çok daha olumlu olacaktır.'' Emziren anneler oruç tutabilir mi? Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Dr. Ela Tahmaz, emziren annenin oruç tutmasıyla ilgili şöyle diyor: Anne sütü konusunda yapılan araştırmalar kısa süreli yemek yememenin sütü azaltmadığını ancak ciddi sıvı kaybının sütü azaltabileceğini göstermiştir. 2- 5 ay arasında bebeği olup emziren kadınlar arasında yapılan bir çalışma göstermiştir ki, oruç sırasında anne sütünün içeriğinde bir miktar değişim olmaktadır. Alınan enerji miktarı, protein, vitamin A ve C gibi elemanların günlük ihtiyacın altında kaldığı saptanmıştır. Bu da emziren annelerin oruç sırasında süt kalitesinin etkilendiğini göstermektedir. Bu nedenlerle emziren annelerin, özellikle bebeğin sadece anne sütüyle beslendiği ilk 6 ayda bütün gün su içmemeleri doğru değildir. Oruç tutabilmek için gereğinden önce ek gıdalara ve mamaya başlanması da uygun bir davranış değildir. Ancak 6 ayın üzerinde veya başka nedenlerle zaten ek gıdalara başlamış bebeklerde oruç sırasında annenin yememe ve içmemesi daha kolay tolere edilebilir. Ancak bu durumda da mutlaka sahura kalkmak ve iftardan sahura kadar geçen süre içinde bol miktarda sıvı almak şarttır. Ayrıca günü dinlenerek geçirmeleri ve kendilerini fazla yormamaları de gereklidir. Bebeğin aynı aralıklarla emmeye devam etmesi ve ek gıdaların da aynı şekilde verilmesi önerilmektedir. Şunu da unutmamak gerekir ki, şeker metabolizması ile problemi olan anneler örneğin diyabet veya kan şeker düşüklüğü ya da diğer sağlık problemi olan annelerin oruç tutması risklidir ve mutlaka doktorlarına danışmaları gerekmektedir.
Açık Havada da Sigara İçme Yasağı Geliyor
Sağlık Bakanlığı, tütün ve tütün ürünlerinin tüketiminin azaltılması amacıyla yürüttüğü kapalı mekanlarda 'Dumansız Hava Sahası' çalışmasının kapsamını genişletiyor. Kapalı mekanların ardından sigara yasağı açık alanlara da yayılacak. Zaman gazetesinden Yasin Kılıç'ın haberine göre, Bakanlık, Ulusal Tütün Kontrol Programı 2014-2018 Ulusal Tütün Kontrol Programı ve Eylem Planı'nda özelikle yoğun olarak kullanılan alışveriş merkezleri, sinema, tiyatro gibi yerlerin bina girişleri ile çocuk parkları, ikram sektöründeki lokanta ve kahvehane gibi yerlerin açık alanlarının belirli bölgeleri dumansız hava sahası kapsamına alınacak. Sağlık Bakanlığı, Ulusal Tütün Kontrol Programı 2014-2018 Ulusal Tütün Kontrol Programı ve Eylem Planı'nda tamamladı. Cihan Haber Ajansı'nın (CİHAN) ulaştığı 2014-2018 yıllarını kapsayacak eylem planı 10 çalışma grubu başlığında 133 faaliyetten oluşuyor. Faaliyetlerin uygulamasından sorumlu toplamda 21 kurumu ve kuruluş bulunuyor. Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının sağlık, ekonomik ve sosyal açıdan zararlı etkileri konusunda halkın eğitilmesi, bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi çalışması yürütülecek. Bu kapsamda 2018 yılı sonuna kadar toplumun yüzde 95'inde tütün ve tütün ürünlerinin kullanımına karşı tutum oluşturulması hedefleniyor. Bu kapsamda ilk ve orta öğretim kurumları yönelik çalışmalara ağırlık verilecek. Tıp, sağlık bilimleri fakülteleri ve eğitim fakülteleri ile diğer yüksek öğretim kurumlarının müfredatlarına tütün ve tütün ürünleri ile mücadele konusunda bilgi, tutum ve davranış değişikliği oluşturacak konular konulacak. Kurum ve kuruluşlara ait çağrı merkezi ve santrallerin karşılama mesajında sigara ve nargile ile mücadele sürecine katkı sağlayacak spot bilgiler verilecek. Kurumsal telefon hatlarından kurum mensuplarına tütün ve tütün ürünleri ile mücadele konusunda mesajlar gönderilecek. Planın sigarayı bırakma bölümündeki hedeflere göre sigara bırakma yüzdesinin toplumda yüzde 50'nini üzerine çıkarmak yer alıyor. Sağlık profesyonellerinde, öğretmenlerde, din adamlarında, emniyet ve yargı mensuplarında bırakma yüzdesini yüzde 60'a çıkarılması amaçlanıyor. Hamilelerdeki bırakma oranının ise yüzde 90'lara çıkarılması düşünülüyor. Bu kapsamda üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokulları ile uzmanlık eğitimi veren eğitim hastaneleri ve sağlık meslek liselerinin müfredatına tütün ve tütünle mücadele konuları eklenecek. Hekim, hemşire, ebe, sağlık memuru ve psikologlara sigara bırakma konusunda eğitimler verilecek. Birinci basamak sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda davranışsal tedavi, sosyal destek gibi hizmetleri verebilecek hemşire veya psikolog bulunacak. Hastanelerde sigara bırakma tedavisi hizmeti sunabilecek en az bir hekim olacak. Sağlık kuruluşlarında verilen sigara bırakma hizmetinin danışma, tetkik ve tedavilerin SGK tarafından ücretlendirilmesi sağlanacak. Tütün bağımlılığı tedavisinde kullanılan bilimsel farmakolojik tedavi preparatlarının geri ödeme kapsamına alınması veya ücretsiz olarak vatandaşa sunulması sağlanacak. Okul, hastane ve diğer işyerlerinde veya özel gruplara sağlık personeli, öğretmenler, gençler, emniyet, yargı ve silahlı kuvvetler mensuplarına yönelik bırakma kampanyaları düzenlenecek. ÖTV'nin sigara perakende satış fiyatının en az yüzde 70'ini oluşturması sağlanarak vergi artış oranının enflasyon oranının üzerinde kalması sağlanacak. Eylem planının tütün dumanından pasif etkilenimin önlenmesi bölümünde ise bakanlık önemli düzenlemeler yapacak. Kapalı mekanlarda başlatılan sigara yasakları açık alanlara yayılacak. Tütün dumanından pasif etkilenimin sağlık risklerine ilişkin bilgiler toplumun yüzde 90'ına ulaştırılacak. Mevzuat kapsamında 'kapalı' alan olarak belirlenmiş alanlarda tütün ve tütün ürünlerinin tüketiminin yüzde 100 engellenmesine ilişkin denetim kapasitesi güçlendirilecek. Evlerde, yaşam alanlarında, özel mülkiyetlerde pasif etkilenimin önlenmesi için toplumun en az yüzde 80'inin desteği sağlanacak. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı ve karın hastalıkları ve doğum uzmanları ile Aile Sağlığı ve Toplum Sağlığı Merkezi'nde görevli hekimlerin tütün dumanından pasif etkilenim hakkında farkındalığını arttırmaya yönelik bilgilendirme ve hizmetiçi eğitim çalışması yapılacak. Pasif etkilenimi ölçmeye yönelik ulusal, akredite bir referans ölçüm yöntemleri ve laboratuvarı konusunda araştırma yapılacak. PARKLARDA SİGARA TÜKETİMİ YASAKLANACAK Tütün ve tütün ürünü kullanılmayan alanların genişletilmesine yönelik önemli değişiklikler olacak. Özellikle yoğun olarak kullanılan alışveriş merkezleri, sinema, tiyatro vb. yerlerin bina girişlerinde tütün ve tütün ürünü kullanımına bağlı pasif etkilenim mesafesi tespit edilecek ve bu mesaferinin korunmasına yönelik çalışma yürütülecek. Pasif etkilenim açık alanlardaki zararları konusunda duyarlılık çalışmaları belirlenecek. Kamuya açık çocuk parkı gibi temelde çocukların faydalandığı tüm açık alanlarda tütün ve tütün kullanımı önlenecek. İkram sektöründe lokanta ve kahvehane vb. açık alanların da da tütün ve tütün kullanılmayan alanlar oluşturulacak. Pasif etkilenimin çocuklar ve evde yaşayan tüm bireyler için sağlık riskleri olduğu bilgisinin yaygınlaştırılması için kamu spotları hazırlanacak TV ve radyolarda gösterilecek. Yasin Kılıç | Zaman