Kanser İlaçları 1 Temmuz'dan İtibaren Eczanede Olmayacak
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kanser ilaçlarının eczanelerde satışına yasak getiren ve 1 Temmuz'dan itibaren geçerli olacak uygulamayla ilgili olarak, 'Bir kanser hastası tedavisini hastanede gördüğüne göre ilacını da hastaneden temin etmek işin pratiği açısından doğru olandır. Şu an da yaptığımız planlamada bu konuda bir sıkıntı çekmeyeceğimiz kanaatindeyim. Ancak gündelik uygulamalarda ufak tefek aksamalar her halükarda olabilir. Böyle bir durumda dinamik yönetimler gerekli müdahaleyi yapar' dedi.
Başına Bir Kaza Gelmedikçe Hatırlamadığımız 10 İşçi
Bugün Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü... Kayıplarımıza, çalışma şartlarına, yaptıkları işin tehlikesine karşın aldıkları komik rakamlara üzülüyoruz. Soma hafızalardaki yerini korurken neden facialar yaşanmadan önce sesimizi yükseltmiyoruz, neden bu işi sendikaların görevi kabul ettik? İşte Türkiye'de sadece kaza geçirip öldüklerinde akıllarımıza gelen işçiler...
Kanser Tedavisi İçin Vücuda Enjekte Edilebilen Aygıt Geliştirildi
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü araştırmacıları kanser tedavisinde kullanılmak üzere, vücuda biyopsi iğnesi ile enjekte edilebilen aygıt geliştirdiler.Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliğinin ölçümü doktorlar için bir hayli zordur. Doğru ilaçların kullanımı tedavinin en önemli kısmını oluştururken bu konuya yönelik bir araştırma, kanser tedavisinde iyileştirme sürecini hızlandırmayı amaçlıyor.Boston’da bulunan ve dünyanın en önemli bilimsel araştırma kurumlarından biri olarak kabul edilen MIT bünyesindeki araştırmacılar, pirinç tanesi büyüklüğünde bir aygıt geliştirdiler. Vücut içine enjekte edilen bu kristal polimerden üretilen aygıt, kanser tedavisinde kullanılan farklı ilaçları kanserli hücrelere taşıyor. 24 saat sonra ilaçların etkinliğini tespit etmek için tümör numunesi ile çevrelenmiş biçimde vücuttan çıkarılıyor. Bu işlem sonucunda kanser tedavisinde kullanılan ilaçların hangilerinin ne düzeyde etki ettiğinin görülmesi amaçlanıyor.
Bebekler ve Küçük Çocuklar İçin Ayrılık Anksiyetesi Tehlikesi
Anne ve babasını gün içinde yeterli süre göremeyen veya bir süre ayrı kalan bebekler ve küçük çocuklar ayrılık anksiyetesi oluşabiliyor.Çocuklarda uyku sorunu ebeveynlerin hem ruhsal hem de fiziksel olarak zor zamanlar geçirmesine neden oluyor. Özellikle çocuklarına yeterli vakti ayıramayan ailelerin çocuklarında uyku sorunu oluşabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, “Anne ve babasını gün içinde yeterli süre göremeyen veya bir süre ayrı kalan bebekler ve küçük çocuklar ayrılık anksiyetesi nedeniyle uyku sorunları yaşayabilir” dedi.Ebeveynlerin neredeyse tamamı çocuğunun uyku düzeni ile ilgili sorunlu bir dönem geçirse de bazı durumlarda uyku sorunu hem çocuk hem de aile için kâbusa dönüşebiliyor.Çocuğun sağlıklı gelişiminden annenin ruhsal durumuna kadar birçok noktayı etkileyen çocuklarda uyku sorunu ile ilgili açıklamalar yapan Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, “Prematürite, zor mizaçlı olanlar (uyumsuzlar) ve gece beslenmeleri gibi faktörler bebeklerde ve çocuklarda uyku sorunlarına yol açabilir. Ancak reflü, kulak enfeksiyonu, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve diş çıkarma gibi nedenler mutlaka çocuk hekimi tarafından değerlendirilmelidir ” dedi.Tıbbi nedenler ortadan kaldırıldıktan sonra asıl nedenlerin araştırılması gerektiğine değinen Dr. Gözer, “Bir bebek uyumadan önce sallanmışsa veya bakım yapılıp emzirilmişse gece uyandığında da aynı davranışın tekrarlanmasını bekler ve yapılmadığında huzursuz olur. Özellikle anne ve babasını gün içinde yeterli süre göremeyen veya herhangi bir nedenden dolayı bir süre anne babadan ayrı kalan bebekler ve küçük çocuklar ayrılık anksiyetesi nedeniyle uyku sorunları yaşayabilir” diye konuştu. Dr. Gözer, aile içi stres, annede depresyon ve buna benzer ruhsal sorunların sık uyanma sorunlarının nedeni olabileceğini belirtti.6 aydan önce odasında yatmaya alıştırınBebeklerin uyku alışkanlıklarının geliştirilmesinde oda düzeninin de çok önemli olduğuna değinen Dr. Gözer, doğumdan itibaren ilk aylarda sık beslenen ve anne sütü alan bebeklerin anne ile aynı odada izlenebileceğini söyledi. Doğumdan itibaren de bebeklerin kendi odasında izlenmesinde sakınca olmadığını belirten Dr. Gözer, “Bebek 3 aydan sonra kendi odasına alınmalı 6. aydan önce odasında yatmaya alıştırılmalıdır. Bundan sonraki dönemde gerek bebeğin gerek annenin bağlanması sonucu bu durum zorlaşmaktadır” dedi.Uyku hijyeni için ortam önemliKaliteli bir uyku için uyku hijyeninin yani çocukların uyuduğu ortamın önemine vurgu yapan Dr. Gözer, “Uyku hijyeni için çocuk odası karanlık ve sakin olmalıdır. Karanlık bazı çocuklar için korkutucu olabildiği için düşük seviyede gece lambaları da kullanılabilir” dedi. Dekorasyonun da dinlendirici olması gerektiğini belirten Dr. Gözer, “Uyarıcı olmaması açısından parlak renkli objeler yatak çevresinde olmamalı, sevdiği tek bir oyuncak olmasına izin verilmelidir. Oda sıcaklığı da rahat bir uyku uyuması için uygun olmalıdır” diye konuştu.Yanınızda yatmasına izin vermeyinÇocukların anne-baba yanında uyumak ya da uyandıklarında yanlarına gelmek istediklerini söyleyen Dr. Gözer, bu durumda çocuğun kendi odasında uyuması için yatakta ilgilenebileceği obje ya da oyuncakların kullanılabileceğini dile getirdi. Birlikte uyku öncesi odasında sakin vakit geçirmenin odasında uyuma alışkanlığı geliştirmesine yardımcı olacağını anlatan Dr. Gözer, “Çocuğun başka bir sorununu çözmek için anne ve baba yanında yatmasına izin verilmesi geçici bir çözüm olabilir ancak uyku sorunlarına da yol açabileceği unutulmamalıdır” dedi.Uykusunu yeterince almayan çocuğu ne gibi problemler bekler?Çocuklarda yetersiz uykunun ruh durumu, davranış ve öğrenmeye olumsuz etkileri olduğuna değinen Dr. Gözer, uykusuzluğun dikkatsizlik, uyarılabilirliğin artması, öğrenme güçlüğü, sinirlilik hali yapabileceğini söyledi. Yeterli uyumamanın beslenme sorunlarına da neden olabileceğini belirten Dr. Gözer, “Yeme davranışı da etkilenir. Ayrıca ebeveynler de yeterli uyku uyumadıkları için gün boyu uykulu olma, yorgunluk ve ruh durumunda bozulmalar olabilir” dedi.
Kate Murray'in Objektifinden Kansere Göğüs Geren Sevgi!
Florida'lı ünlü fotoğrafçı Kate Murray, geçtiğimiz günlerde kendi sosyal medya sayfasından yaptığı bir paylaşımla binlerce insanı gözyaşlarına boğdu.Yeni doğmuş oğlunu emziren kanserli bir annenin hayranlık uyandıran fotoğrafları on binlerce kişi tarafından paylaşıldı.
Zayıflamanızı Engelleyen 7 Diyet Yanlışı
Gerek özel hayat gerekse de iş hayatında veya sosyal ortamlarda insanların birbirlerinde en çok dikkat ettiği nokta artık dış görünüş olmaktadır. En azından dış görünüş ilk intiba oluşması adına önemlidir. İki yabancı insan birbiri ile tanıştığında akıllarında olan ilk izlenimleri dış görünüşe göre belirlerler ve bundan tahmin edebileceğiniz gibi en çok şişman insanlar zarar görür. Toplumumuzda yerleşen yanlış bir algı nedeni ile obezite ve fazla kilo sorunu olan insanlara karşı kötü bir bakış açısı oluşmuştur.Bireylerde meydana gelen bu algıyı ortadan kaldırmak neredeyse imkânsız olacağı için kilolarından rahatsız olan kişilerin bu gibi olumsuzluklarla karşılaşmaması için kendilerinde değişiklik yapmaları gerekmektedir. Yapılması gerekilen değişiklik anladığımız gibi kilo vermek ve daha sağlıklı bir vücuda sahip olmaktır. Sayfamız üzerinde bulunan birçok paylaşımda sağlıklı bir şekilde zayıflamak için uygulayabileceğiniz diyetlerden, sağlıklı beslenme ve spor konusunda yapmanız gerekenlerden çokça bahsetmiştik. Bugün ise sizlere zayıflama süresinde uygulanan diyet yanlışları hakkında bilgi vereceğiz. Sağlıklı ve düzenli bir diyet sayesinde rahatlıkla kilo verebilmeniz mümkünken yaptığınız diyet yanlışları kilo vermenizi engellediği gibi daha çok kilo almanıza bile sebep olabilmektedir. Bu nedenle sağlıklı bir diyet uygulamasını sürdürmek kadar önemli olan diyet yanlışlarını bilmek kilo verme sürecinizde sizlere birçok artı kazandıracaktır. 7 madde halinde incelediğimiz diyet yanlışları belki sizlerin de yaptığı ancak farkında olmadığı yanlışlar şu şekilde sıralanmaktadır.
Vücudu Yakan Epilasyonla İlgili Mahkeme Kararı
Diyarbakır'da bir kamu kuruluşunda çalışan Ş.K., 2014 yılında vücudundaki istenmeyen tüylerden kurtulmak için bir güzellik salonuna gitti. Güzellik salonu yetkilileri ile görüşen Ş.K.'ya 10 seansta istenmeyen tüylerden kurtulabileceği belirtilirken, karşılığında 700 TL alındı. Düzenli olarak epilasyon seanslarına giren Ş.K.'ya lazer yöntemi uygulandı. 5 seans sonunda sırt bölgesi, göğüs ve kollarında acı duyan Ş.K., durumu merkezin uzmanlarına bildirdi. Şikayetini bildirmesine rağmen aynı dozda lazer uygulanan Ş.K.'ye hissettiği acının normal olduğu ve bir süre sonra geçeceği söylendi. Epilasyon yapılan bölgelerindeki yanmanın dayanılmayacak düzeye gelmesi üzerine Ş.K., Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Yanık Ünitesi'ne başvurdu. Ş.K.'nın muayenesinde vücudunun epilasyon yapılan bölgelerinde 2'nci derece yanık oluştuğu tespit edildi. Yapılan tedaviden sonra hastaneden ayrılan Ş.K., polis merkezine giderek epilasyon merkezi hakkında şikayette bulundu. VÜCUDU YÜZDE 18 ORANINDA YANDI Şikayet üzerine güzellik merkezinde epilasyon uygulamasını yapan S.Ö. hakkında 'Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olmak' iddiasıyla 3 aydan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Ş.K.'nin vücudunun yüzde 18 olarak hesaplanan ikinci derecede yanık olduğu belirtildi. Yaraların basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek düzeyde olduğunu vurgulayan Cumhuriyet Savcısı, şüpheli S.Ö.'nün cezalandırılmasını istedi. 1500 LİRA PARA CEZASINA ÇARPTIRILDI S.Ö., Diyarbakır 11'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Ş.K., ifadesinde sırt, göğüs ve her iki koluma epilasyon işlemi uygulandığını anlatırken, 'Bu sırada acı hissettim ve görevliye bunu bildirdim. Buna rağmen aynı dozda uygulamaya devam edildi. Bu acının bir müddet sonra geçeceği söylendi. Bir gün sonra vücudumdaki yanıklar dayanılmayacak düzeyde acımaya başladı. Muayeneye giderek tedavi oldum' dedi. İfadesinde suçlamaları reddeden epilasyon merkezinin güzellik uzmanı S.Ö., 'Olay günü müşterimiz bana hiç bir şikayetini söylemedi. İşlem bittikten sonra bir şikayeti olmadan işyerimizden ayrıldı' diye konuştu. Mahkeme, sanık S.Ö.'ye 'Taksirle yaralamaya sebep olmak' suçundan 90 gün adli para cezası verdi. Sanığın duruşmadaki iyi hali göz önüne alınarak cezası 75 günlük adli para cezasına indirildi. Mahkeme yaptığı hesaplamada sanığın 1500 TL ceza ödeyeceğini bildirdi. Mahkeme sanık S.Ö.'nün mağdurun zararını gidermemesinden dolayı cezasında erteleme kararı vermedi. 10 BİN LİRA TAZMİNAT TALEP ETTİ Ş.K. aynı zamanda haksız fiile uğradığı gerekçesiyle epilasyon merkezi hakkında da 10 bin lira manevi tazminat davası açtı. Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi'nce kabul edilen tazminat davasının da devam ettiği ifade edildi.
Fenerbahçeli Futbolculardan Anlamlı Ziyaret
Fenerbahçeli yıldızlardan Emre Belözoğlu, Caner Erkin, Bekir İrtegün ve Mehmet Topal, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü’nde tedavi gören kanser hastası çocuklara moral ziyaretinde bulundu.İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü’nde tedavi gören çocukları sarı-lacivertli futbolcular yalnız bırakmadı. Ziyaret esnasında minik taraftarlarla fotoğraf çektiren başarılı oyuncular, onlara çeşitli hediyeler verirken, sağlık durumları hakkında da doktorlar ve velilerinden bilgi aldılar.Skorer
Moshoeu Hayatını Kaybetti
Fenerbahçe forması giydiği yıllarda attığı golleri ve asistleriyle sarı-lacivertli tribünlerin sevgisini kazanan John Moshoeu 46 yaşında hayatını kaybetti.Moshoeu'nun menajeri Glyn Binkin, twitterdan üzücü haberi duyurdu.Böbreğinden rahatsızlığı bulunan ve uzun süredir kanser tedavisi gören Moshoeu, 1993-2003 yılları arasında Gençlerbirliği, Kocaelispor, Fenerbahçe ve Bursaspor formaları giymişti.73 kez Güney Afrika Milli Takımı'nda forma giyen Moshoeu, 8 gol atmıştı.Skorer
Herkes Aynı Sesleri mi Duyar?
Sophie Meekings sağır bir kadın ve Londra’da bir ‘pub’da duyma ve kulakların beyin üzerinde oynadığı oyunlar konusunda bir konuşma yapıyor. “Konuşmamı beğenmezseniz yuhalayabilirsiniz. Ama işe yaramayacaktır, nasılsa duymuyorum” şakasıyla başlıyor konuşmasına.Önce duyusal yanılsamaya yol açan bazı sesler dinletiyor. Tıpkı sosyal medyadaki #TheDress etiketli elbise rengi tartışmasında insanlar elbiseyi farklı renklerde gördüklerini söylediği gibi sesleri da farklı algılarız.Görme konusunda uyarıcı anlamda ‘her gördüğüne inanma’ sözünü hepimiz biliriz, ama işitme duyumuzun da bu kadar aldatıcı olabileceğini düşünmezdim. Toplantıdan çıktıktan sonra işlek caddede duyduğum seslerin ne kadarının beynimin ürünü olduğunu merak ediyordum.UCL Üniversitesi’nde işitsel nöroloji konusunda çalışmalar yapan Meekings ile iki hafta sonra yeniden görüştüm. Beynin karmaşık sesleri nasıl işlemden geçirdiğine dair çalışmaları onun işitsel yanılsamalar konusuna ilgi duymasına neden olmuş. “İnsanlar bir diğerinin duyduğu seslerin kendi duyduklarından farklı olabileceğini bilmiyor” diyor.
Çocukların Hayatını Mahveden Hastalık: Progeria ile Mücadele Eden 15 İnançlı Çocuk
Bu acımasız hastalık çocukların 80 yaşındaki insanlar gibi görünmesine neden oluyor, onların hayat enerjisini çalıyor ve geleceğe dair büyütebilecekleri umutları yok ediyor. Fakat her ne olursa olsun, bu hastalığı yeneceğine o kadar çok inanmış çocuklar var ki, onlar asla yaşamdan vazgeçmiyor. Kimileri bu hastalıkla yaşamaya alışırken, kimileri de onu yenebileceğine ve normale dönebileceğine inanıyor. İşte acımasız Progeria ile mücadele etmek zorunda kalarak çocukluklarını yaşayamayan büyük yürekler;
Canan Karatay Diyeti Yemek Seçimi ve Pişirme Teknikleri
Canan Karatay Diyeti yapılmaya karar verilmişse mutlaka uyulması gereken noktalar vardır. Bu noktalara yani kurallara uyulduğu takdirde aç kalmadan sağlıklı bir şekilde kilo verilebilir. Canan Karatay diyetlerinde ödül olarak kişiye sağlık sunulmaktadır. Sağlıklı kilo verebilmek ve verilen kiloların kalıcı olabilmesi için Canan Karatay Diyetinde hangi kurallara uyulmalıdır?Canan Karatay diyetinde yemek seçimi ve pişirme teknikleri çok önemlidir. Yemek seçimi ve pişirme tekniklerinde aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir.Hazırlanan yemeklerde kesinlikle un ile hazırlanan terbiyeler kullanılmamalıdır.Yemekler altı kısık ocakta uzun sürede pişirilmelidir. Kuru soğan ya da biber gibi sebzeler yağda kavrulmadan direkt tencereye diğer malzemeler ile atılarak pişirilmelidir.Yemekleri pişirmek için cam, emaye, çelik, fırın tepsisi ya da emaye kaplı döküm tencereler tercih edilmelidir. Alüminyum, teflon, fırın poşeti ya da mikro dalga pişirme yöntemlerinden kaçınılmalıdır.Mikser ya da blender tarzı el aletleri yemeğin işlem görmesine neden olabileceğinden mümkün olduğunca kullanılmamalıdır. Bu tür el aletleri sebzelerde bulunan liflerin yok olmasını sağlayarak yemeği sağlıksız bir hale dönüştüreceği için karıştırma işlemleri daha çok tahta kaşık ya da el çırpıcıları ile yapılmalıdır.Pişirilen yemeklerde sızma zeytinyağı, inek, koyun ya da keçi sütünden elde edilmiş tereyağı veya kuyruk yağları kullanılmalıdır. Tereyağı ev ortamında hazırlanarak yemekler için gönül rahatlığı ile kullanılabilir.Özellikle kızartma ve sıcak yemeklerde soya, ayçiçeği ya da kanola yağları asla kullanılmamalıdır. Bu yağlar ısıya maruz kaldığında doğallıklarını kaybederek trans yağ özelliğini alır. Trans yağlar vücut için oldukça zararlıdır. Karaciğer yağlanması gibi ciddi sağlık problemlerine yol açabilirler.Margarin şekline dönüştürülmüş sıvı yağlarda da oldukça fazla oranda trans yağa dönüşüm olacağından margarin kullanımından da kesinlikle uzak durulmalıdır.Et, balık gibi ürünlerin kızartılması kesinlikle kızgın yağda yapılmamalıdır. Bu tür ürünler için ızgara tekniği kullanılmalıdır. Şayet kızartma yapılacaksa da çok kısık ocakta, çok az bir sıvıyağ ile kızartılmalıdır.Izgara yöntemi kullanılacaksa ürünlerin yanmasına izin verilmemelidir. Ayrıca odun ve kömür isine maruz bırakılmamalıdır.Yemekler için buğulama yöntemi oldukça sağlıklı bir seçim olacaktır.Yemeklere pişirme esnasında eklenen su miktarı oldukça sınırlı tutulmalıdır. Bu sayede yemeklerin besin değeri yok olmaz ve yemekler daha lezzetli olur.Yemeklerin besin değerini koruması ve daha sağlıklı olması için pişirme işlemi günlük gerçekleştirilmelidir. Yemeği birkaç günlük hazırlayarak devamlı ısıya maruz bırakmak oldukça tehlikeli bir davranıştır.Yemeklerde kullanılan tuz miktarı oldukça az olmalıdır. Kaya tuzu ya da deniz tuzu kullanılmalıdır.Yemeklere salça ilave edilecekse ev yapımı salçalar tercih edilmelidir. Katkı ve koruyucu madde içeren salçalar kullanılmamalıdır.Mayonez ya da ketçap tarzı soslar yemeklere lezzet katmak için asla kullanılmamalıdır. Yemekler için kullanılacak soslar evde hazırlanmalıdır.Yemek pişirildikten sonra lezzet katmak için tercihe göre baharat ilavesi yapılabilir.Taze balık oldukça sağlıklı bir seçimdir. Ancak konserve balıklardan kaçınılmalıdır.Limon oldukça sağlıklı bir meyvedir. Bu nedenle salata, çorba, yemeklerde suyu kullanılabilir. Limon asitli bir içeriğe sahip olduğu için yemeklerin midede daha fazla kalmasına yol açabilir. Kullanılan limonun organik olmasına dikkat edilmelidir. Limon her zaman taze sıkılarak kullanılmalıdır.Keten tohumu çok fazla olmamak kaydı ile azar azar yemek ya da yoğurt gibi gıdaların içine eklenerek kullanılabilir. Keten tohumu kabızlık için kullanılabileceği gibi aşırı tüketimlerde ishal yapabilir. Bu nedenle bilinçli tüketilmelidir.Yemeklerin yanında ekmek, pirinç pilavı ya da makarna gibi gıdalar asla tüketilmemelidir.Çay, kahve gibi içeceklere kesinlikle tatlandırıcı ilave edilmemelidir.Ceviz, badem ve fındık gibi yemişler mutfaklardan eksik edilmemelidir. Fakat bu tür yemişlerin kavrulmamış olanları tüketilmelidir.