Yeni Yıl İçin Okuma Listesi Oluşturuyorsanız 2019'da Çıkan Bu Kitapları Mutlaka Listenize Eklemelisiniz!

-
Abone ol

İyi bir yılbaşı hediyesi fikri de olabilir.

Yılın ilk yarısında çıkan kitapları sizler için bir araya getirmiştik. Onlara da mutlaka bakmalısınız;

Tatilini Kaliteli Geçirmek İsteyenler İçin 2019'un İlk Yarısında Çıkmış 20 Kitap - onedio.com
Tatilini Kaliteli Geçirmek İsteyenler İçin 2019'un İlk Yarısında Çıkmış 20 Kitap - onedio.com

Şimdi bu yıl çıkan ve bu yıl dilimize çevrilen diğer kitaplara bakalım.

1. Beni Kör Kuyularda - Hasan Ali Toptaş

Beni Kör Kuyularda “bütün mümkünlerin kıyısında”n,
tam da oradan konuşuyor. İnsanlardaki seyir merakı,
bu merakın doğurduğu acımasızlık, habire dönen karanlık bir çark, çarkın öğüttüğü insanlar, yarım kalmış sevdalar
ve parçalanmış hikâyeler…
Beri yandan, roman boyunca iki soru peşimizi bırakmıyor: Hakikaten gittiler mi? Gittilerse nereye gittiler?
Beni Kör Kuyularda, Kuşlar Yasına Gider’den sonra
“HAT edebiyatı”na yeni, taptaze bir kan.

2. Aşkımız Eski Bir Roman - Ahmet Ümit

İstanbul’da bir kanun adamı, sokaklarda bir suç bilgesi. Başkomser Nevzat, karmaşık cinayetleri çözerken insan ruhunun derinliklerinde gezinmeye devam ediyor...

Edebiyat bazen çok tehlikeli olabilir. Anna Karenina, Madam Bovary, Esmeralda ve daha birçok kadın roman kahramanı... Bu muhteşem kadınlara ulaşmaya çabalarken, önce doğru düşünme yeteneğini, sonra da yaşamını yitiren bir adam...

Kimsenin önemsemediği overlokçu bir kızın cinayeti bile önemli sırlar içerir. Katil ve maktul apaçık ortadaymış gibi görünse de hakikat çok derinlerde gizlenmiş olabilir. Ama ne kadar gizlenirse gizlensin, Başkomser Nevzat gibi vicdanlı polisler olduğu sürece karanlık aydınlanacak, adalet mutlaka yerini bulacaktır.

Aşk hiçbir zaman masum değildir. Petersburg’un soğuğundan, İstanbul’un sıcağına gelen bir Rus bilim insanı. İstihbarat servislerini birbirine düşürecek kadar gizemli bir kayboluş. Mutluluğu ararken kendini ölümün kıyısında bulan çaresiz bir âşık...

3. Aslanlı Yol - Sunay Akın

- Sunay Akın’dan Cumhuriyet tarihinin “ilk” aydınlarının hikâyeleri - 

Taksim Meydanı’nın simgesi Cumhuriyet Anıtı’nın yapımı için Roma’ya gönderilen 21 yaşında bir genç kadın Sabiha Ziya, kültür ve sanatın gelişimi için yaptıklarıyla bir döneme adını altın harflerle yazdırmış Hasan Ali Yücel’in “bir çocuk olarak” portresi, karikatürist Altan Erbulak’ın henüz çocukken Mustafa Kemal’le karşılaşma anları, Atatürk’ün kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun çocukluğunda kendine çizdiği yol, Türkiye’nin ilk kadın tiyatrocusu Afife Jale, savaş sırasında insanlara umut veren Çalıkuşu ve çok daha fazlası Sunay Akın’ın etkileyici anlatımıyla Aslanlı Yol’da kendine yer buluyor.
İşgale, adaletsizliğe, haksızlığa karşı bağımsızlığı, kardeşliği ve barışı savunan; aydınlanma tarihimizin cesur ve güzel yüreklerini, usta hikâye anlatıcısı Sunay Akın’ın kaleminden okuyacaksınız.

4. Gece Gelen - Tess Gerritsen

Boston’da yaşadığı trajik bir olay, yemek kitapları yazan Ava’yı ıssız bir sahil kasabasına sürükler. Burada kiraladığı 19. yüzyıldan kalma muhteşem malikânede hem kitabını yazabilecek hem de geçmişindeki hayaletlerden kurtulacaktır. Ancak hiçbir şey Ava’nın planladığı gibi gitmez, çünkü malikânede başka biri daha yaşamaktadır: 1875 yılında ölen, malikânenin ilk sahibi Kaptan Brodie! Kaptan Brodie’nin varlığı, Ava’nın akıl sağlığını sorgulamasına yol açsa da, geceleri kaptanın gelmesini sabırsızlıkla beklemektedir artık. Aynı zamanda hem sevecen hem de cezalandırıcı olan kaptan, tam da Ava’nın ihtiyacı olan şeyi sunmaktadır genç kadına. Malikânede kendisinden önce yaşayan kadınların başına gelenleri öğrenen Ava için tehlike çanları çalmaya başlasa da oradan ayrılmayı göze alamaz, çünkü kendi geçmişi çok daha fazla korkutmaktadır onu. Tess Gerritsen tutku ile gerilimi büyük bir beceriyle harmanlarken, okuru insan psikolojisinin derinliklerine götürüyor.

5. Hollywood’un Karanlık Tarihi - Kieron Connolly

İlk uzun metrajlı film çekildiğinden bu yana, Hollywood, güzel ve yeteneklilere bir cazibe merkezi haline gelirken kuruluşundan bu yana, ‘Tinseltown’ (Hollywood Film Endüstrisi Merkezi)’un karanlık bir tarafı da vardı.
Bu “Hayaller Fabrikası”, açıldığından beri her türlü ölçüsüzlüğün çok fazla paranın, çok fazla yalakalığın, çok fazla umudun ve çok fazla egonun yeşerdiği bir alan oldu. Bazı artistler, nafile de olsa, kariyerlerinde ilerleyecekleri umuduyla umarsızca cinsel ilişkiye girdiler, mafyalar oyuncu sendikalarına baskılar yapıp film şirketlerini haraca bağladılar, muhasebeciler ise Hollywood'un en yaratıcı insanları olarak Star Wars filmlerinin bile halen kâra geçmediğini kâğıt üzerinde göstermeyi başardılar. Yıldızlar her zaman şımartıla geldiler, ilgi odağı oldukları zamanlar geçtiğinde ise acımasızca gözden düşürüldüler.
Önemli işadamlarının film stüdyoları kurmalarından küresel şirketlerin sahibi olmalarına, uyuşturucu bağımlılıklarından Amerikan Mafya’sına karşı düzenlenen McCarthy dönemi cadı avlarına, Hollywood'un Karanlık Tarihi Filmlerin Ardındaki Açgözlülüğün, Yozlaşmanın ve Skandalların Bir Yüzyılı-; cinselliğin ve ölçüsüzlüğün, cinayetin ve intiharın, hırsın ve ihanetin ve neredeyse herkesin parayla nasıl uyumlaştırılabileceğinin hikâyesi.
Derin bir araştırmanın ürünü olan ve eğlenceli bir okuma vadeden Hollywood'un Karanlık Tarihi, sinema perdesinin arkasında seyirciye görünmeyen hikâyelerin, en azından perdeden yansıtılan hikâyeler kadar etkileyici olduğunu ortaya koyuyor.

6. Çocuklar İçin Felsefi Öyküler - Filiz Karadağ, Kurtul Gülenç

Hep sorular soran, merakını paylaşmaktan hiç çekinmeyen, yenilikleri kucaklayan çocuklar tüm zamanların en doğal filozoflarıdır. Bu kitapta yer alan öykülerle bu “doğal” filozofların sorgulama, akıl yürütme, yorumlama ve anlam çıkarma gibi yeteneklerini geliştirme yolu açılmaktadır. Gerçeklik, farklılık, adalet, sorumluluk, büyümek, mutluluk gibi temalar çerçevesinde sunulan öyküler, açık uçlu sorular, yazma ve düşünme etkinlikleri çocukların ve eğitimcilerin yararlanacağı harika birer kaynak sunuyor.

7. Ben Kirke - Madeline Miller

Ozanlar benden, erkek kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi.
Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım.
Ben, Helios’un kızı, Aiaie Cadısı Kirke. Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını bekledim. Bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar. Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm.
Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.
Ben, Kirke’de Madeline Miller; Odysseus, İkaros, Minotauros, Prometheus ve Zeus gibi mitolojik karakterlerin binlerce yıldır anlatılagelen hikâyesini farklı bir bakış açısından sunmakla kalmayıp Olymposlu tanrıların dünyasını Homeros’un destansılığında aktarmayı başarıyor.

8. Ben Orada Değildim - Burak Aksak

Ben bu dünyanın düzenini değiştirecek olanım. Kahramanlarınızı öldürmeye geldim. Çünkü nerede bir kahraman varsa orada zulüm de vardır. Zulmü meşrulaştırma çabalarıdır tüm kahramanlık hikâyeleri. Kahramanlarınızı öldürün. Ya da bırakın bunu sizin yerinize ben yapayım. Ama öncelikle, fazla akbili olan var mı?

Belki de hayat, bir şeylere yetişmeye çalışırken kaçırdığımız anların toplamıydı. Bir durup düşünsek yaşamın sırrına erecektik belki. Yahut kafayı sıyıracaktık kendimizi dinlemekten. Caddelerde gezinirken üzerimize üzerimize gelen insan selinde boğulmamak için saptığımız ara sokak denize çıkacaktı da, oh be, diyecektik, dünya varmış. Hayatın kıymetini anlayacaktık iki deniz gördük diye. Sonra biz ne olduğunu idrak edemeden yol uzadıkça uzayacaktı da kendimizi bırakamayacaktık bir kenarda. Düşüncelerimiz, duygularımız, aşklarımız, ümitlerimiz ile yürüyecektik. Heyecan mı? Kim kaybetmiş ki biz bulalım heyecanı? Ümidimiz yeter bize. Hiç bilmediğimiz yerlere girecek, varlığından bile haberdar olmadığımız hayatlara dahil olacaktık. Görmezden geldiklerimizle göz göze gelecektik. Duymak istemediklerimizi bağıracaktı şehir. Karşılaştığımız durumlar bizi bazı bazı güldürürken bazı bazı içimizi titretecekti. Ah be, derken bulacaktık kendimizi.

İşte Burak Aksak’ın kaleme aldığı öykülerden oluşan Ben Orada Değildim Üstelik Siz de yoktunuz’u okurken İstanbul’u bir binanın çatısından seyrediyor hissine kapılacak, birbirinden farklı karakterlerle oturup uzun uzun sohbet etmek isteyecek, daha önce kaçtığınız, görmezden geldiğiniz her şeyle yüzleşeceksiniz!

9. İşkencecinin Gölgesi - Gene Wolfe

Bilimkurgunun Melville’i olarak bilinen Gene Wolfe, spekülatif edebiyatın sınırlarını zorlayan, fantaziden bilim ve bilimden de fantazi çıkarmayı başaran, türün her alanında eşit muazzamlıkta eserler veren ender yazarlardan biri. Wolfe’un başyapıtı, türün de en önemli serilerinden olan Yeni Güneş Kitabı ise hem bilimkurgunun hem de fantastiğin zirve noktalarından olmakla birlikte başlı başına bir edebiyat fenomeni.
Günümüzden yüz binlerce yıl sonrası. Ancak öyle bir gelecek ki geçmişten farkı yok. Bugüne ait kültür ve olaylar artık bir anı bile değil. Gezegen, beklenmedik ve gizemli biçimlerde değişimler geçirmiş. Güneş’in ömrünün sonu gelmiş, sönmekte.
Serinin ilk kitabı İşkencecinin Gölgesi’nde, artık Urth adıyla bilinen gezegende, İşkenceciler Loncası’nın bir çırağıyken kurbanına merhamet ederek mesleki günahların en büyüğünü işleyen genç Severian’ın sürgüne gönderilmesi, destansı hikâyesinin sadece başlangıcıydı.
Büyünün ve bilimin iç içe geçtiği ve artık birbirinden ayrılamadığı bu gizemlerle dolu yolculukta tarih ile gelecek, yalan ile gerçek birbirine karışırken değişmeyen, değişmediğini iddia eden tek kişi ise kusursuz hafızasıyla ve kadim kılıcı Terminus Est’le Severian olacaktır.

10. Normal İnsanlar - Sally Rooney

Connell ve Marianne, İrlanda’nın küçük bir şehrinde yaşayan, aynı okula giden iki genç. Connell okulun en popüler ve başarılı öğrencilerindenken Marianne içedönük, sevilmeyen, hatta dışlanan bir tip. İkili bir gün sohbet etmeye başlar ve bu sohbet giderek uzar, ikisinin de hayatını değiştirecek bir ilişkiye dönüşür. Normal İnsanlar arkadaşlık, karşılıklı çekim ve aşk üzerine bir roman. Sally Rooney lise yıllarından üniversiteye uzanan bir ilişkinin kaydını tutuyor; toplumda yer edinme ve özgürleşme mücadelesi veren, birbirlerinden asla ayrı kalamayan, ancak sevmek için de çetin sınavlar vermek zorunda kalan iki gencin hikâyesiyle bir kuşağı temsil ediyor.

11. Ücra Kıtalar Atlası - Judith Schalansky Schalansky

Bu kitaptaki bütün metinler kapsamlı araştırmalara dayanıyor, her ayrıntı gerçek olgulardan kaynaklanıyor. Hiçbir şey uydurmuş değilim. Fakat bu kaynakları keşfeden benim, onları eski ve nadir kitaplarda ben arayıp buldum, metinleri işledim ve denizciler keşfettikleri adaları nasıl sahipleniyorlarsa ben de o metinleri kendimce dönüştürdüm ve özümsedim.
Amacım gerçek yerlemlerinin ötesinde adalar konusundaki bilgiyi genişletmek değil. Dolayısıyla bunun bir bilimsel yaklaşım değil, sadece yazınsal bir girişim olduğu açıktır. Bu atlas, demek ki, her şeyden önce ozansı bir projedir. Eğer yerkürenin yüzeyinde gerçekten gezinmek mümkün değilse, yapılacak tek şey evde oturarak dünyayı keşfe çıkmaktır.

12. Tarihî Kırıntılar - Barış Bıçakçı

Bir kaybın peşinde bir aile ve ailenin oğlu, Can... Can’ın peşinde şiir ve şiirin peşinde Can. Şiirle hayat arasındaki en kısa mesafe, nedir, nerededir? “An”dan şiir çıkaran emekle, şairanelik arasındaki mesafe? “Dış dünya” kıyıp geçirirken, poetikalar nasıl konuşur, bizimle ve birbirleriyle? Yoksa “bunlar”, beyhude mi? Barış Bıçakçı’dan şiir kadar yalın, hayat kadar karmaşık; şiir kadar karmaşık, hayat kadar yalın bir roman.

13. İyi Toplum Yoktur - Nihan Kaya

Nihan Kaya, çok ses getiren kitabı İyi Aile Yoktur’dan sonra, hiç farkında olmadan topluma uygun hâle getiriliş biçimlerimizi ve bu mekanizmanın hem toplumun hem de bireyin gerçekten var olabilmesini nasıl engellediğini anlatıyor. İyi Aile Yoktur’un devam kitabı olan İyi Toplum Yoktur, sünnet, nikâh, düğün, kına gibi törenlerin bize anlatılandan çok başka amaçlara dayandığını, her törenin aslında bir kurban etme töreni olduğunu savunurken, yine ezber bozuyor, doğru bildiğimiz inanışlarımızı altüst ediyor. İnsanın en önemli aynası cinselliğidir. Aynı şekilde toplumlar da cinsiyet ve cinsellik üzerinden şekillenirler nitekim, bu ikisi aslında aynı şeydir. Toplumun, bireyleri kendi uzantısına dönüştürebilmesi için, kadınlık ve erkeklik algısı yaratılır, bu algı törenlerle pekiştirilir. Varlığından bir şekilde haberdar olduğumuz ve kanıksadığımız her tören, bizi topluma kurban eder ve toplumu da ölü, işlevsiz kılar. Törenlere verdiğimiz anlam, kendimize verdiğimiz anlamı ve hayatımızın kontrolünün kimin elinde olduğunu belirlemektedir.

14. Aramızdaki Ağaç - Sema Kaygusuz

Sema Kaygusuz’un düz yazılarını bir araya getirdiği Aramızdaki Ağaç 21 yazıdan oluşuyor. "Şimdi diyorum ki dost, aramıza koyacağımız udu henüz hak etmedik biz. Meragi’nin bestelediği Şirazi güftelerinden bihaber kan koklayan vahşi hayvanlar gibi kör olası cahilliğimizle ömürsüz güzelliği arıyoruz yüreğimizde. Ne kültürsüzlükle ne de savaşla açıklanabilecek bir nasipsizlik bizimkisi. İnsanı anbean çürüten meraksızlık. Diyorum ki, gel yürekten bir meydan okumayla aramıza udi mükemmel’i koyalım. Parçalamak için ama. Telleri sökerek deneyelim önce, udi ekmel olalım. Baktık olmuyor, anlayamadık, bir tel daha söküp kâmil olalım. O da olmadı hamlığı göze alıp telsiz bir tekne yapalım seninle, yahu bundan saz olur mu diye birbirimize soralım. O da olmadı öd ağacının kaba kütüğüyle baş başa, bomboş, apaçık, yapyalnız olalım. Dost. Mümkünse bir ağaç bulunsun aramızda. Kendi ödümüzdeki arzudan başlayalım."

15. Cari Mora - Thomas Harris

Kuzuların Sessizliği ve Hannibal Lecter’ın yaratıcısından kötülük, açgözlülük ve karanlık tutkuların sonuçlarıyla ilgili muhteşem bir hikâye... Pablo Escobar’ın Miami kıyısındaki malikânesinin altına saklanmış kilolarca altın... Yirmi beş milyon dolar değerindeki bu hazinenin peşinde olan acımasız insanlar... Bu insanların başında acımasızlığın ötesine geçmiş psikopat bir adam: HansPeter Schneider Ve tüm bu pis işlerin ortasında kalan, üzerinde Kolombiya’daki savaşın izlerini taşıyan güçlü bir kadın: Cari Mora Erkeklerin arzuları ile kadınların hayatta kalma mücadelesi arasındaki çatlaklarda korkunç canavarlar saklıdır. Bu yüzyılda hiç kimse bu canavarları Thomas Harris’ten daha iyi tasvir edemedi. Amerikalı usta yazarın altıncı romanı Cari Mora on üç yıl aradan sonra okuruyla buluşuyor.

16. Yalan Satıcısı - Attila Şenkon

“Yalan satıcısı” olarak çıktığım yolun yıllar sonra ulaştığım bu durağında “yalnız bir deli” diye anılmak incitmez beni. Fikrim sorulsa; deli yerine çılgını tercih ederim elbette. Neyse, önemli değil. Sıfatların üzerinde durmaya değmez. Deliliği de, çılgınlığı da severim. Gereğinden fazla ciddiyet insan bünyesine zararlıdır. Başa ağrı, mideye gaz, kalbe spazm yapar. Bu yüzden, ölümlü dünyada aklın ipini biraz salmakta yarar var bence. Yarattığı karakterlerle hayatı paylaşan bir yazar. Namı diğer Yalan Satıcısı… Ankara’nın müşfik mekânı Kıtır’ın masalarında yazılmaya başlanıp biber gazına bulanmış meydanlarına taşan bir hikâye. Attilâ Şenkon, romanın kâğıtta durduğu gibi durmadığını hatırlatıyor. Edebiyata tutkun bir oyunbaz. Yalan Satıcısı, Nilüfer’in güzel sesinden dinlemeye doyamadığımız şarkılar gibi…

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ne-derler-bilirsin

tess gerritsen sıçar gibi kitap yazıyo, baştakiler güzeldi,cerrah falan. sonra saçmalamaya başladı. tıbbi gerilim yazarken şimdi fantastik yazmaya mı başlamış? daha da okunmaz

izmirr-amator-voleybol

Benim son günlerde okuduğum en sürükleyici kitap, S.A.Musoski'nin Mavi Kan romanı. Fantastik kurgu türünde filmi olunası bir kitaptı. Bayıldım.

busra-yildirim-turgut

kirke gerçekten çok güzel bir kitap

narnhilal

Uzun zamandır aklımda alıp okumak

nazli-gozde-ferik

Ahmet Ümit kitabını gerçekten edinmeli miyiz emin değilim..

mailer-daemon

anlayamadım polisiye romanda ahmet ümitin alternatifi da ben mi bilmiyorum

nazli-gozde-ferik

bu sayfa biraz fikir verebilir size. Ahmet Ümit bu alanda kötü bir yazar elbette degil, ama bu konuda artık çok tekrara düştüğünü düşünüyorum.

mailer-daemon

her yıl bir kitap çıkarınca böyle oluyor demek tipik bir tolstoy vakası

nazli-gozde-ferik

Sık aralıklarla iyi bir eser çıkarabilmek için aralıklarda güzel şeyler birikmesi gerek- bence. Ama Ahmet Ümit okuyucu kitlesini de dikkate alıyor olabilir, zira aynı hatayı defalarca yapmayı seven bir millet olarak aynı şeyleri okumak istememiz de kaçınılmaz sanırım.

blizzard

Tess Gerritsen ayda bir kitap yazıyor galiba. Haftada bir de olabilir. Pek emin değilim.

Görüş Bildir