Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı

-

Meğer Açıkhava Tiyatrosu Tamamen Yıkılacakmış... | Cengiz Semercioğlu | Hürriyet

Meğer Açıkhava Tiyatrosu Tamamen Yıkılacakmış... | Cengiz Semercioğlu | Hürriyet

Ben düne kadar Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sadece üzerine açılır-kapanır bir tavan yapılacağını, sahne ve kulislerin yenileceğini ve modernize edileceğini sanıyordum...
Meğer değilmiş...
Habire yazıp duruyorum ya Açıkhava’da bu yıl son konserler yapılacak, sonra üstü kapanacak diye...
Önceki akşam işin aslını öğrendim ve çok şaşırdım...
Yenileme falan değil, “üstü kapanacak” denilen şey tam anlamıyla bir yıkım çalışması olacakmış...
Şu an 4500 kişilik olan Açıkhava tamamen yıkılıp yerine 7 bin kişilik yeni bir salon yapılacakmış...
Bu bilgiyi önceki akşam Çırağan’da sohbet yemeği yediğimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Abdurrahman Şen’den öğrendim...
İnanamadığım için defalarca sordum, “Tamamen yıkılacak mı” diye...
“Evet” dedi, Şen...
Yıkılıp yerine modern bir Açıkhava Tiyatrosu yapılacakmış...
Açıkhava Tiyatrosu’nun alanı geçen ay yıkılan Cahide’ye doğru genişleyecek, sahnesi sağa doğru kaydırılıp çok daha büyütülecek...

Haberin Tamamı İçin:

Binali Yıldırım'la Yeni Aşama | Serpil Çevikcan | Milliyet

Binali Yıldırım'la Yeni Aşama | Serpil Çevikcan | Milliyet

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ı yeni Genel Başkan olarak ilanı sırasındaki bir cümlesi bundan sonrasının özetiydi:

“Yeni bir aşamadayız.”
Bu yeni aşama sadece Yıldırım’ın AK Parti Genel Başkanlığı ve 65. Hükümet’in Başbakanlığı görevlerini ifade etmiyor.
Yeni aşama, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’deki yönetim sistemi sorununa bakışıyla ilgili bir kırılma noktasını ifade ediyor.
Pazar günü yapılacak AK Parti Olağanüstü Kurultayı’ndan bir hafta-10 gün sonra kurulacak yeni hükümetle birlikte hukuki altyapısını bekleyen fiili bir durumun test edildiğine tanık olacağız.
Bunun adı partili cumhurbaşkanlığıdır.
Dün, Ömer Çelik’in, “Sayın Cumhurbaşkanımızla, liderimizle, kurucu Genel Başkanımızla AK Parti kadroları arasında bir milim bile mesafe yoktur, dün olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır” cümlesindeki gibi.
Kuşkusuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kafasındaki nihai hedef Başkanlık sistemidir.

Haberin Tamamı İçin:

İlkesizlik ve Politikasızlık | Yunus Emre | Al Jazeera Türk

İlkesizlik ve Politikasızlık | Yunus Emre | Al Jazeera Türk

CHP Kürt sorunundaki politikasızlığının ve dokunulmazlık konusunda ilkesel değil konjonktürel bir siyaset yürütmesinin bedelini ödüyor. Kendisini başkaları üzerinden tanımlayan ve "hakkımda ne derler" sorusunu her şeyin önüne koyan bir partinin başı dertten kurtulmayacak gibi görünüyor.

Dokunulmazlıkların anayasa değişikliği yoluyla kaldırılması için yapılan oylamada birinci aşama tamamlandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve parti sözcüleri teklife evet oyu vereceklerini defalarda açıklamasına rağmen CHP milletvekillerinin neredeyse tamamı ya hayır oyu ya da geçersiz veya boş oy kullandı.

Parti liderliğinin açıklamalarına karşın neden CHP'den bu kadar fazla karşı oy çıktı? CHP'liler evet oyu vermeyeceklerse sözcüleri neden dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyeceklerini açıkladı?

“1991'de HEP'le yapılan ittifak sonucu, 1987'de ikinci, 1989'da birinci parti olan SHP, 1991 seçimlerinde ancak üçüncü parti olabildi. 1991 Sendromu’nun izleri hâlâ sürüyor.”

Haberin Tamamı İçin:

Anıtkabir’de Neşe ve Ümit | Çiğdem Toker | Cumhuriyet

Anıtkabir’de Neşe ve Ümit | Çiğdem Toker | Cumhuriyet

Sabah evden Güvenpark’a yürüyerek gittim. Bulvar’ın çılgın trafiği sıfırlanmış. Bakanlıklar hattında 3 TOMA arka arkaya dizili. Bir şeyleri caydırmak istedikleri kesin. Ama ne? Güvenlik ekipleri, geleni gideni süzüyor. Saat 10’da Güvenpark’ın içinden geçerek yürüyüşün başlayacağı noktaya ulaştığımda, manzara aniden değişiyor.

Milli Müdafaa Caddesi ile Kumrular Sokak’ın keşiştiği yer kırmızı- beyaz bir deniz görüntüsünde. Gece otobüslerle Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş olan CHP Gençlik Kolları, “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganı atıyor. Slogan, pankartlarda da yerini almış. Asıl dikkat çeken iki büyük pankartta “Gençlik Diktaya Karşı” ve “Durmamak Üzere Yola Çıkanlar Asla Yorulmazlar” yazıyor.

Kalabalık her dakika gözle izlenir biçimde artıyor. Çankaya Belediyesi’nin sayısı sınırlı, ama nefesi ile yeteneği kuvvetli bandosu, İzmir Marşı’nı çalmakta.

Valiliğin CHP yürüyüşüne güvenlik gerekçesiyle koyduğu engeli, gece telefonuyla kaldıran CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bekleniyor.

Haberin Tamamı İçin:

Ne Gülüyorsunuz? | Ümit Kıvanç | P24

Ne Gülüyorsunuz? | Ümit Kıvanç | P24

“Millet Meclisi” adını taşıyan bir kuruma içeriden tahrip kalıbı döşemekle meşgûlsünüz... Bunda gülünecek ne var?

Acaba neye gülüyorlardı? Neydi bu adamları böylesine kendilerinden geçiren?

Takım elbiseleriyle zevkin doruklarına tırmanmış, oradan hazzın derinliklerine atlamak üzereydiler. 

“Nasıl kandırdık ama, nasıl geçirdik! Ha ha ha ha haa!..”

“Nasıl yıktık patlattık ama, nasıl geberttik! Ho ho ho ho hoo!..”

Böyle midir aşağı yukarı? Yoksa şöyle midir: “Nasıl saldırdık ama, nasıl bindik tepelerine! Heh heh heh!”

Nasıl geberttik ama! Ha ha ha! Çocuğun ölüsünü buzdolabında saklamışlar. Kah kah kah kah kah!.. Ana karnındaki veledi bile vurduk! Heh heh heh heh! Kadının cesedini nasıl serdik yolun ortasına bir hafta! Haayy hah hah hah! Apartmanları yerle bir ettik, bodrumları toplu mezara çevirdik, yatak odalarına girip rujla aynalarına resim yaptık, okullarının tahtalarına üç hilal çizdik, delik deşik duvarlarına “itaat” yazdık, kah kah, ilahi, hah hah! Anaların göz pınarları kurudu, çocuklarda gözyaşı kalmadı, haaah haah hah!

Haberin Tamamı İçin:

Binali Yıldırım Seçilirken... | Ali Bayramoğlu | Yeni Şafak

Binali Yıldırım Seçilirken... | Ali Bayramoğlu | Yeni Şafak

AK Parti'nin yeni Genel Başkanı açıklandı. Bayrağı, beklenen isim Binali Yıldırım devralacak. Binali Yıldırım bir cumhurbaşkanının belirlediği ilk parti başkanı olacak. Ve ardından başbakanlık koltuğuna oturacak. 

Aslında benzer bir durum, tersi bir akışla, Özal'ın ANAP'ında da yaşanmıştı. 1989'da Özal cumhurbaşkanlığına seçildiği zaman partide onun yerini alacak isim, ANAP'ın yeni genel başkanı henüz belli değildi. AK Parti'nin eğilim yoklamalarına benzer bir şekilde, Özal da 18 ayrı isim üzerinde anket yaptırmış, ancak sonucu açıklamamıştı. Ağırlığını cumhurbaşkanı olduktan sonra parti içinden başbakan olacak ismi belirleyerek koydu. Seçtiği isim, Akbulut, önce başbakanlık koltuğuna oturdu, ardından ANAP Kongresi'nde tek aday olarak genel başkanlığa seçildi. 

Akbulut atanışını daha sonra şöyle anlatır:

“Özal Meclis'e geldiğinde merasim kıtasını selamladıktan sonra birlikte merdivenlerden çıkarken bana 'hükümeti sen kuracaksın' dedi. Birlikte genel kurul salonuna girdik. O yemin ederken ben de hem Meclis Başkanı hem Başbakan olarak yanında durup yemin etmesini izledim.

Haberin Tamamı İçin:

IMF’ye Göre 2023 Hedefleri Hayal | Süleyman Yaşar | Taraf

IMF’ye Göre 2023 Hedefleri Hayal | Süleyman Yaşar | Taraf

Bildiğiniz gibi AKP iktidarının sürekli sözünü ettiği 2023 hedefleri artık ulaşılabilir olmaktan çıktı. Türkiye’de sayıların kuvvetini almasını bilenler Orta Vadeli Program’daki büyüme hızlarıyla bu hedeflerin artık tutmayacağını kolayca hesaplayabilirler. Ama AKP iktidarı hâlâ 2023 hedeflerini tutturacağını söylüyor.

Bu konuda Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz Bütçe ve Plan Komisyonu’nda yaptığı konuşmada “Revizyon modernleşmek demek. Daha iyiyi aramak demek. Hollanda bizi geçti milli gelirde. Nasıl geçti, revize ettiler milli gelirlerini. Büyümeyle olmadı bu. Orada da yapılıyor bütün dünyada yapılıyor. Bizim de yaptığımız böyle, keyfimize göre bir revizyon değil. Yaptığımız bundan ibaret. Bu milli gelirimizi bir miktar artıracak” dedi. Yani revizyon yaparak biz de milli gelirimizi büyümeden artıracağız diyor Cevdet Yılmaz. Belki de büyümeden revizyon yaparak 2023 hedefinin tutturulacağının işaretini veriyor. Ama IMF farklı düşünüyor. Yani revizyon yapsan da yapmasan da 2021 yılında Türkiye’nin milli gelirini 972,7 milyar dolar olarak tahmin ediyor IMF.

Haberin Tamamı İçin:

Marmara Köşkü’nü Yıktılar | Bekir Cokşun | Sözcü

Marmara Köşkü’nü Yıktılar | Bekir Cokşun | Sözcü

Atatürk'ün mirası Marmara Köşkü'nde bir sorun vardı:
Saraya göre çok küçüktü, ama saraydan büyüktü..
*
Marmara Köşkü'nde bir sorun vardı:
Saray kadar yüksek değildi, ama Latin Amerika'dan görüldü, on bir Latin Amerika ülkesi ona bakıp bağımsızlıklarını istediler… Çin'den Mao gördü… Hindistan'dan Gandi gördü… Küba'dan gözüktü, Fidel “baktıkça onun gibi olmak istedik” dedi…
*
Marmara Köşkü'nün bir sorunu vardı:
1400 odalı sarayın, sekiz odası büyüklüğündeydi…
Ama içine; yüreği bir, umudu bir, idealleri bir, hayalleri bir, tüm bir millet sığmıştı…
*
Marmara Köşkü'nde bir sorun vardı:
Üç vardiyadan, üç yüz temizlikçi, ellerinde süpürge, Arap sabunu, faraş… Gece gündüz temizlemeye çalışmıyorlardı…
Ama tertemizdi…

Haberin Tamamı İçin:

Cinsiyet Eşitliği: Dünya Mersin'e, Biz Tersine | Gila Benmayor | Hürriyet

Cinsiyet Eşitliği: Dünya Mersin'e, Biz Tersine | Gila Benmayor | Hürriyet

UNESCO Genel Sekreteri İrina Bokova'nın daveti üzerine, Bulgaristan İş Kadınları Konseyi'nin Unesco'nun işbirliğiyle düzenlediği "Küresel Kadın Liderler Forumu" için Sofya'dayım.

Türkiye’den üç isim, Koç Üniversitesi öğretim üyesi ve Koç-Kam Direktörü Profesör Çiğdem Kağıtçıbaşı ve İTÜ’nün ilk kadın rektörü, Avrupa Kadın Rektörler Birliği Başkanı Prof. Gülsen Sağlamer ve bendeniz forumun konuşmacılarındanız.

Çin’den, Afrika, Meksika’ya kadar geniş bir yelpazedeki konuşmacıların katılımıyla siyasette, iş dünyasında, bilim ve teknolojide, eğitimde, medyada kadının rolü ele alınıyor.

Tüm konuşmaların çıkış noktası tabii ki cinsiyet eşitliği.

Unesco’nun öncelikleri arasında “kadın-erkek eşitliği” birinci sırada.

Unesco’nun direkt olarak Bokova’ya bağlı çalışan Cinsiyet Eşitliği Bölümü’nün başında bir Türk, Boğaziçi Üniversitesi mezunu Saniye Gülser Corat var.

Haberin Tamamı İçin:

Beş Ayda Üç Finansal Dalga… | Korkut Boratav | BirGün

Beş Ayda Üç Finansal Dalga… | Korkut Boratav | BirGün

Genel ortam bozulmaktadır; ama Türkiye’de biraz daha fazla… TCMB’yi “hizaya getirten”, başbakanını azleden, AB ile kapışan Erdoğan etkeni açıkça ima edilmektedir.

Kapitalizmin sürükleyici öğesi, artık, finans kapitaldir. Finansın aşırı genişlemesi balonlaşmaya yol açar; üretken (reel) sektörleri zorlar. Balon patlarsa önce finansal, ardından ekonomik bunalım… Bu olgular 2007 sonrasında ABD’de, AB’de açık-seçik gözlendi; incelendi.

Türkiye gibi çevre ekonomilerinin finansal sistemleri de büyük ölçüde uluslararası finans kapitalin hareketlerine, işleyişine bağlıdır. Bu hareketleri hangi etkenler, kimler belirler? Tek bir orkestra şefi yoktur; ama tepede bir yerlerde bir oydaşma gerçekleşmiştir: Siyasi istikrar ve neoliberalizmin ortak ilkelerine tam uyum…

Çevre ülkelerinde istikrarsızlık son bulmalıdır. Siyasi iktidarların ortak ilkeleri ihlal etmesi ise “dışlanma” ile sonuçlanır. Maliyeti? Çok güçlü değilseniz iktidar yitirilir. Örnekler artmaktadır.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAmerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiBaşbakanBilimBinali YıldırımÇinCumhuriyet Halk PartisiHindistanIMFİstanbul Büyükşehir BelediyesiİzmirKemal KılıçdaroğluMersinÖmer ÇelikRecep Tayyip Erdoğan
Görüş Bildir