Sanattan Bilime Tarihte İz Bırakmış İsimler Hakkında Belki de İlk Kez Duyacağınız 101 Bilgi

-
15 dakikada okuyabilirsiniz

İz bırakan yazarların ve bilim insanlarının öyle yaşantıları, öyle hayat tarzları, öyle takıntıları var ki; bazen tüm bunlar yaptıkları önemli işlerin bile önüne geçebiliyor.

1. Gittiği her yere pusulasını götüren Charles Dickens, her zaman kuzeye doğru uyurmuş. Bunun, yaratıcılık ve yazma gücünü geliştirdiğine inanıyormuş.

2. Saç tarama takıntısı da olan Charles, cebinde sürekli bir tarak taşır ve tek bir tel saçı bile yerinden oynasa onu hemen tarayarak düzeltirmiş.

3. Nicola Tesla'nın çocukluğundan beri bir yemeğe başlamadan önce yemeğin hacmini aklında hesaplama alışkanlığı varmış.

Eğer yemeğin hacmini hesaplayamazsa yemeğinden asla keyif alamıyormuş. Sık sık akşam yemeği yediği New York’taki Waldorf Astroia Hotel’in şef garsonu bu durumu biliyor ve Tesla’ya uygun yemekler hazırlıyormuş.

4. Tesla, günde yalnızca 2 saat uyurmuş. Fakat 25 yaşına geldiğinde bu durum büyük sağlık sorunlarına sebep olmuş. Daha sonra yavaş yavaş kendini toparlamayı başarmış.

5. Nikola Tesla'nın uyumadan önce her bir ayağının parmaklarını 100 kere sıkıp bıraktığını duymuş muydunuz?

Fakat Nikola Tesla'yı diğerlerinden ayıran bir özelliği de OCD, obsesif kompulsif bozukluğu olmasıydı. Tesla uyumadan önce parmaklarını sıkar, güvercinleri çok sever, takılardan ve kilolu kadınlardan nefret edermiş.

6. Jackson Pollock boya olarak sıklıkla sigara kullanıyormuş.

7. Leonardo Da Vinci, kadavraları parçalayarak insan anatomisi üzerinde de çalışmalar yapmıştır.

Yaşamı boyunca 30'u insan olmak üzere 100'ü aşkın kadavrada yaptığı anatomi çalışmaları sonucunda 779 anatomik çizim gerçekleştirmiştir.

8. Da Vinci’den kalan en önemli hatıralarının olduğu meşhur not defterleri sağdan sola ve tersten yazılmıştır.

Bu da notlarını ancak aynayla okunabilir hale getirmiştir.

9. Ünlü yazar Jack Kerouac meşhur romanı ‘Yolda’yı tek parçalık uzun bir parşömene yazmış.

10. Gandhi, siyahların insan sayılamayacağını düşünüyordu.

Onlardan hoşlanmıyor, onlardan bahsederken yerel bir küfür olan kaffir ifadesini kullanıyordu.1903 yılında beyaz ırkın Güney Afrika’ya hükmetmesi gerekliliğini açıkladı.

Fakat 1908 yılında aynı beyazlar tarafından hapse atıldığında beyaz değil, siyah olarak damgalanmıştı.

11. Kadınlar konusunda da en az siyahlara yönelttiği kadar habis düşünceleri mevcuttu.

The Guardian’dan Michael Connelian’a göre Gandhi sıkı bir kadın düşmanıydı. Gandhi’ye göre erkekler doğaları gereği temel cinsel güdülerini kontrol edemeyen varlıklardı ve bu güdüleri sürekli olarak tetikleyen her kadın bunun sorumlusuydu. Güney Afrika’da geçirdiği yıllardan birinde, iki kadın takipçisi, genç bir adam tarafından tecavüze uğradı. Bunun üzerine Gandhi, olayın sorumlusu olarak kadınları gösterdi ve saçlarını kestirmelerini sağladı. Ona göre kadınlar tecavüze teslim oldukları an, insanlıklarını kaybetmişti.

12. Edison oldukça garip bir çocukluk geçirmiş. Bir dönem bir tavuk gibi kuluçkaya yattığı bile söyleniyor.

Aslında bu onun araştırmacı kişiliğini ve farklı bakış açısını ortaya koyuyor ama buna okul hayatındaki başarısızlığı eklenince o dönem pek dikkate alınmamış.Okul hayatı tam bir fiyaskoymuş çünkü. Aynı şekilde iş hayatı da öyle. Birkaç kez girdiği işlerden kovulmuş. Ardından tamamen araştırmalara ve icatlarına yönelmiş.

13. Aynı şekilde Edison ampul üzerine çalışırken 1000'den fazla hatalı denemede bulunmuş.

14. Edison, yanında çalışacak insanları ciddi bir mülakat sürecine sokuyormuş.

Edison, mülakata girenlerden bir kase çorba içmesini de istiyordu. Edison’un takıntılı olduğu konu ise, adayların çorbaya içmeden önce mi içtikten sonra mı tuz attıkları mevzusuydu.

Karşısındaki insan daha çorbadan bir yudum dahi almamasına rağmen eli tuza gidiyorsa, o kişiyi kafasında ‘ön yargı sahibi’ olarak nitelendiriyor ve eliyormuş.

15. Bunun yanında Edison, kafasının içinde küçük insanların yaşadığına ve insanların düşüncelerini yönlendirdiğine inanıyormuş.

16. Virginia Wolf, Yahudilerden ve erkeklerle cinsel ilişki yaşamaktan nefret etmesine rağmen, Yahudi olan yazar Léonard Woolf ile evlenmişti.

Ancak tamamen arkadaşlık üzerine kurulu bir evlilikti ve cinsellik yoktu. Léonard ve Virginia, dünyanın bir cehenneme doğru sürüklendiğine inandıkları için, gerektiğinde egzoz dumanı soluyarak kendilerini çabucak öldürebilmeleri için garajlarında yedek benzin bulundururlarmış. Ayrıca morfin depoladıkları da biliniyordu.

17. Virginia, manik-depresifti ve bir romanın sonuna yaklaştığında, kendi deyişiyle çıldırıyordu.

Bir defasında hastalığının manik safhasında, kırk sekiz saat aralıksız konuşmuş.

18. Honoré de Balzac, doymak bilmez bir iştaha sahipmiş ve oburluk derecesinde yemek yiyormuş. Yemeğini doğrudan bıçakla yiyor, ağzındaki parçaları da etrafa saçıyormuş.

Tüm bu kaba saba davranışlarına ve hijyenden uzak oluşuna rağmen kadınlarla arası oldukça iyiymiş. Giysilerinin temizliğine özen göstermiyor, daima vücudundan pis bir koku yayılıyor ve tırnakları pis oluyormuş.

19. Ayrıca Balzac büyük bir kahve bağımlısıymış.

Günde yaklaşık elli bardak kahve içiyormuş. Kahvesi pişirilmiş halde önüne getirtemediği zamanlarda, bir avuç çekirdeği öğütüp ağzına atıyormuş.

20. Michael Jackson, uçuşlarda kendisine ikram edilen şarabın bardakta değil de diyet kola kutusunda servis edilmesini talep edermiş.

21. Edgar Allan Poe’nun tüberkülozu vardı ve muhtemelen beraber vakit geçirdiği herkese bu hastalığı bulaştırdı.

22. Poe'nun İngiltere’de gittiği yatılı okulun sınıfı mezarlığa bakıyordu. Okul müdürü, matematik derslerini dışarıda ölüler arasında verdiği için Poe, karanlıktan çok korkuyordu.

23. Poe, ölmeden önce Baltimore çevresinde üstünde başkasına ait kirli kıyafetlerle bulundu. Bilinci yarı açıktı ve hareket edemiyordu.

Bulunduktan sonraki dört günlük sürede Poe başına ne geldiğini ve niçin sokakta yattığını anlatacak kadar kendine gelemedi. Bu süreçte hep halüsinasyonlar gördü ve ölümünden bir önceki gece “Reynolds” adını sayıkladı. Poe'nun ölümünün ardındaki sır hala bilinmiyor.

24. Andy Warhol’un Obetrol kullanıyormuş.

Obetrol  ilk olarak 1920’lerde ortaya çıkmış. Şu an Adderall olarak da bilinen ilaç, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ve narkolepsinin tedavisinde kullanılan bir amfetamindir. Warhol’un fabrikasından bu kadar düzenli ve çok iş çıkmasının sebebi obetrol olabilir.

25. Warhol, yatağının hemen baş ucunda mumyalanmış bir insan ayağı bulunuyor ve her gece uyumadan önce uzunca bir süre ona bakıyor ve inceliyormuş.

Bunun sebebi ise ayak fetişi...

26. Einstein yaşı ilerledikçe saçını kestirmeyi reddetmiş, gereksiz olduklarını düşündüğü için çoğu zaman çorap giymemiş.

27. İnsanların ne kadar uykuya gereksinimi olduğunu ölçmek için beyin dalgalarını incelemeye çalışan Albert Einstein, günde tam 10 saat uyurmuş.

28. Şoförünün anlattığına göre Einstein, bir defasında bir çekirgeyi canlı canlı yemiş.

29. Kafka sıklıkla Prag’daki bir geneleve gidermiş.

Özellikle üniversite yıllarından itibaren düzenli olarak geneleve gitmeye başlamış. Kadınlara yönelik olarak güçlü bir çekim hissetmesine karşın, bir yandan kadın düşmanı fikirlere de sahipmiş. Bir seferinde ise hızla kendini genelevden dışarı atıp kusmuş.

30. Kafka, yaşadığı dönemde Almanca konuştuğu için Çekler; Yahudi olduğu için Almanlar tarafından pek sevilmemiş.

31. Gabriel Garcia Marquez 'Neden yazıyorsunuz?' sorusuna "Dostlarım beni daha çok sevsin diye" şeklinde cevap vermiş.

32. Aynı soruya Isaac Asimov'un cevabı ise "Hangi nedenle nefes alıyorsam, o sebeple yazıyorum. Zira, yazma uğraşım olmazsa sanırım ölürüm" olmuştur.

33. Isaac Newton eğitim hayatının ilk dönemlerinde oldukça başarısızmış. Gittiği hiçbir okulda başarılı olamayınca ailesi onu kendi çiftliklerinin başına geçirmiş fakat bu işte de başarılı olamamış. Hatta durum öyle bir hal almış ki çiftliği amcalarından biri kurtarmış.

34. Ludwig van Beethoven bestelerini iki banyonun arasında yaparmış.

35. Beethoven, çok küçük yaşlardan itibaren müzik eğitimi almaya başlamış. Fakat onun ilk hocası, birkaç dersin sonunda onun keman tutmayı bile doğru düzgün beceremediğini, müzik konusunda pek bir gelecek vadetmediğini söylemiş.

36. J.R.R. Tolkien kendisinin de bir Hobbit olduğuna inanıyormuş.

37. Picasso'nun hayattaki en büyük şansı babası...

Picasso oldukça zeki bir öğrenciymiş fakat kendisine yapması gerekenin söylenmesinden hiç hoşlanmazmış. Aritmetik gibi derslerle asla ilgilenmez devamlı çizim yaparmış. Bu asi tavırlarından dolayı sürekli cezalar alır, öğretmenleri tarafından pek sevilmezmiş. Babası ressam olduğu için şans yüzüne gülmüş çünkü babası durumu fark eder etmez, onu sadece resimle ilgilenebileceği bir okula yönlendirmiş.

38. Picasso, eski kıyafetleri, saçı ya da kestiği tırnak parçalarını “özünden” bir parça kaybolacağını düşünerek atmazmış.

Koleksiyonerler, Picasso öldüğü zaman resimden baskıya, seramikten sahne dekoruna kadar eşya ve beden parçalarının bulunduğu elli bine yakın eşya edinme şansı bulmuş.

39. Oğuz Atay kitabı ilk çıktığında şimdiki popülerliğinden çok uzakmış.

İlk kitabının yayımlanmasını sağlayan TRT Yarışması dışında hiçbir ödül almamış, hayattayken Kenter Tiyatrosu'na oynanması için götürdüğü "Oyunlarda Yaşayanlar" oyunu beğenilmemiş, çok kalın olduğu için ilk baskısı iki cilt yapılan Tutunamayanlar'ın ikinci cildi depoda yatmaya terk edilmiş, satışı başarısız olmuş.

40. Atay, "Beyaz Mantolu Adam" hikâyesini kısa film olarak çekmiş ama film kaybolmuş.

41. İspanyol sürrealist ressam Salvador Dali'nin de, batıl inançları çok kuvvetliymiş. Kendisini kötülüklerden koruması için çevresinde daima küçük İspanyol ağaç oymaları taşırmış.

Kendine özgü kişiliğiyle bilinen sanatçı, bir seferinde dalgıç kıyafetleri ve başlığı içinde ders anlatırken neredeyse ölümden dönmüş.

42. Darwin'in öğretmenleri onun zekasının ortalamanın altında olduğunu düşünüyorlarmış.

Aynı şekilde babası da hayalperest ve oldukça tembel olarak görülüyormuş.

43. İngiliz bilim adamı Charles Darwin'in 1831'de Galapagos Adaları'na ve HMS Beagle'da başka yerlere yolculuk yaptığı ve bu süre boyunca evrim teorisini formüle etmesine yardımcı olacak kanıtları topladığı biliniyordu. Darwin bu yolculuktan sonra rahatsızlandı. Rahatsızlığının nedeni, American Medical Association Dergisi'nde yayınlanan son araştırmalara göre, agorafobi ve anksiyeteydi.

44. Coco Chanel bir nazi işbirlikçisiydi.

45. Stephen Hawking Oxford kürek takımındaydı.

46. Hawking, uzaylıların varlığına inanırdı.

47. Hawking’in en bilinmedik özelliklerinde biri şüphesiz çocuk kitabı yazarı olmasıdır.

2007’de kızı Lucy ile birlikte “”Georgo’nun Evrene Açılan Gizli Anahtarı” kitabını yazdılar. Serinin ikinci kitabı 2009 yılında “Georgo’nun Kozmik Hazine Avı” adıyla yayınlandı.

48. Sayısız animasyon ve filmin yaratıcısı, dünyaca ünlü eğlence parklarının sahibi Walt Disney, bir gazeteden, “hayal gücüne sahip olmaması” ve “orijinal fikirlere sahip olmaması” sebebiyle atılmış.

49. Abraham Lincoln Amerika Birleşik Devletleri'nin başkanı olmadan önce 3 kere iş batırmış ve 7 seçim kampanyası başarısızlıkla sonuçlanmış.

50. Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın da bulunduğu baş yapıt niteliğinde dört eser veren J.D.Salinger, son kitabından sonra 45 yıl boyunca tek bir satır yazmamış, röportaj vermemiş ve izini kaybettirmiş.

Salinger'ı bulmaları için dedektif tutan okurları olduğu bile söylenir.

51. Guy de Maupassant, ölümsüz olduğuna inanırmış. Bunu kanıtlamak için başına iki kez silah sıkıp hayatta kalmasına rağmen bununla yetinmeyip kendini hançerlemiş.

52. Shakespeare hakkında geçmişten günümüze oldukça garip iddialar ortaya atıldı. Bu iddiaların sonuncusu da Shakespeare'in aslında sarayda bulunan bir casus olduğuydu.

53. Pisagor vejetaryenliğin babasıdır ama baklagillerden de nefret etmiş ve öğrencilerinin yemesini dahi yasaklamış.

54. Mozart, günde yalnızca 5 saat uyurmuş. Mutlaka 1'de uyuyup 6'da uyanırmış. Uyumadan hemen önce ve uyandıktan hemen sonra besteleri üzerinde çalışırmış.

55. Igor Stravinsky her zaman 15 dakika boyunca kafasının üzerinde amuda kalkarmış. Rus besteci bunun 'beynini temizleyip' kafasını çalıştırdığına inanıyormuş.

56. Agatha Christie asla bir masada oturup çalışmazmış.

Christie'nin hiçbir zaman düzenli bir çalışma odası olmamış. Otel odalarında, mutfakta ve kendini yaratıcı hissettiği her yerde yazabiliyormuş.

57. Frida Kahlo, iyi bir bitki yetiştiricisiymiş.

Sıklıkla otobiyografik olan resimlerini, Diego Rivera ile paylaştığı evlerinin, bakımını kendisinin üstlendiği bahçesinde yer alan çiçek ve bitkilerle doldururmuş. Kahlo’nun iyi bakılan bahçesi, sanatçı için ilham ve rahatlama mekânıyken Meksika kökenli birçok çiçek, bitki ve meyveyi yetiştirebildiği tek yermiş. Sanatçının hastaneden getirildiğinde ölmeden önceki son arzusu da yatağının bahçeyi görecek şekilde yerleştirilmesi olmuş.

58. Frida Kahlo’nun sağlık sorunları daha çocukken başlamış.

Altı yaşındayken babasıyla çıktığı bir gezinti sırasında ayağı ağaç köklerine takılmış ve yere düşmüş. Bu olay sonrası çocuk felci geçirmiş ve bir ayağı topal kalmış. Bu durum nedeniyle kendisine “Tahta Bacak Frida” denmiş.

59. Frida’nın, bir manastırda yaşayan ve babasının ilk evliliğinden olan iki üvey kız kardeşi daha varmış.

60. Dr. Seuss olarak bilinen yazar ve illüstratör Theodor Seuss Geisel, üç yüze yakın şapkayla geniş bir şapka koleksiyonuna sahipmiş.

61. Nietzsche, çalışmalarını daima ayakta yaparmış.

Böyle yapmayan insanlardan ise nefret edermiş. Hatta bir keresinde Nietzsche, yakın arkadaşı Gustave Flaubert'e çalışırken 'rahat takıldığı' için nihilist demiş.

62. Levis Caroll, Alice Harikalar Diyarı'nda Sendromu olarak bilinen nörolojik rahatsızlıktan muzadirpmiş.

Alice Harikalar Diyarında Sendromu, vücut ve cisim algısında meydana gelen bozulmaların gözlemlendiği bir sendromdur. Bu sendroma sahip kişiler, nesneleri olduğundan daha büyük veya daha küçük, olduklarından daha uzak ya da daha yakın algılarlar.
"Detay"

63. Jane Austen, yazdıklarını bitirmeden kimsenin görmesine izin vermez, görmeye çalışanlardan ise nefret edermiş.

Hatta öyle ki, Jane Austen çalışma odasının kapısındaki gıcırtıyı gelen birileri olduğunda duysun diye asla tamir etmemiş.

64. Mark Twain’in hayatı boyunca gerçekleştirmek istediği ve sürekli zihninde dolaşan takıntı, kısa yoldan köşeyi dönmekmiş. Çaba sarf etmeden, hatta mümkünse mesleğini bile yapmadan yani yazmadan zengin olmanın yollarını aramış.

Bulmuş mu derseniz, hayır...

65. Yoshiro Nakamatsu, birçok icadını suyun altında tasarlamış.

Bu takıntısının sebebini ise, beynini oksijenden mahrum bıraktığı anlarda daha yaratıcı olduğunu düşünmesi imiş.

66. James Joyce, nedendir bilinmez lakin karısını tuvaletini yaparken izlemekten büyük keyif alırmış ve mümkün olan her fırsatı itinayla değerlendirirmiş.

67. Göz problemlerinden çok çeken Joyce, dev kağıtlara pastel boyalarla koca harflerle yazmak durumunda kalıyormuş.

68. John Steinbeck, masasında daima 12 adet keskin uçlu kalem bulundururmuş.

69. Michelangelo, yıkanmaktan nefret edermiş ve olayı ayakkabıları derisine yapışana kadar giyme safhasına kadar getirmiş.

70. Ayrıca ünlü ressam, 'insanlardan nefret etme durumu' olan "Misantropi"den de muzdaripmiş.

71. Haruki Murakami roman yazdığı dönemlerde sabah dörtte kalkıp ara vermeden beş-altı saat yazı yazıyor, öğleden sonra koşuyor veya yüzüyor, günlük işlerini hallediyor, kitap okuyup müzik dinliyor, akşam yemeğini yiyor ve en geç dokuzda yatıyormuş.

72. Çığlık resmiyle bildiğimiz Norveçli sanatçı Edvard Munch, anksiyete bozukluğu ve halüsinasyonlardan muzdaripmiş. Durumunun delilik yönünde ilerlediğini fark eden Munch, 1907 yılında 8 aylık tedavi için bir terapi kliniğine yatırılmış.

73. Victor Hugo, yazarken şalı hariç bütün kıyafetlerini bir dolaba kilitlermiş. Bunun nedeni hem dikkatinin dağılmaması, hem de sıkılıp dışarıya çıkmasını engellemekmiş.

74. Warhol, Asperger sendromuna sahipmiş.

75. Marilyn Monroe 20th Century-Fox’ta çalışırken bir sene sonra atılmış. Yapımcısı ona, oyuncu olmak için ne gerekli yeteneğe ne de güzelliğe sahip olduğunu söylemiş.

76. Sigmund Freud, tam bir kokain bağımlısıymış.

İşin takıntı kısmı, Freud’un kokain kullanmadan hiçbir hastasıyla görüşmemesi.

77. Fredrich Schiller’in masasının bir çekmecesi çürük elmalarla doluymuş. Bunun nedeni de çürük elmaların kokusunun ona ilham vermesiymiş.

78. Truman Capote cuma günlerinde, sayısında 13 olan otel odalarında ve içinde üçten fazla sigara izmariti olan bir kül tablasının yakınında asla yazmazmış.

79. Bulaşık makinesi fikri bir kadına aitti ve bu makine onun en büyük hayaliydi.

Josephine Cochrane, bulaşıkları yıkayan mekanik bir makine üretme düşüncesiyle yola çıktı. Planı, tabakları tıpkı bugünkü makinelerde olduğu gibi parmaklıklı bir rafa koymak ve basınçlı suyun gücünü kullanarak bulaşıkları temizlemekti. Cochrane hayalini kurduğu icadı 1886 yılında geliştirdi ve otellere satmaya başladı. Böylece bugün kullandığımız bulaşık makinelerinin de prototipini geliştirmiş oldu.

80. Ulysses S. Grant, hayatı boyunca kimsenin onu çıplak görmesine izin vermemiş. 60'lı yaşlarında, çocukluğundan beri kimsenin, hatta savaşta ona yardım eden hemşirelerin bile kendisini çıplak görmediğini açıklamış.

81. Tycho Brahe, zamanında modern astronominin en yetkin ismi olarak anılırmış.

Aynı zamanda yemek masasının altında tuttuğu ve psişik bir takım güçleri olduğuna inandığı Jepp isminde bir cücesi varmış ve bir soytarı gibi giyinmesi için ona para verirmiş.

82. Amerikan iç savaşı döneminde kahramanlığın ve sadakatin sembolü haline gelen Stonewall Jackson, iki kolunun farklı uzunluklarda olduğuna inanıyormuş ve kan dolaşımını dengelemek için uzun olduğuna inandığı kolunu devamlı havaya kaldırıyormuş.

Daha sonra ölümüne sebep olan da bu koluna yediği bir kurşun olmuş.

83. Fransız romancı Sidonie Gabrielle Colette, yazmadan önce köpeğinin bitlerini temizlermiş.

84. Rousseau, yazılarından anlaşıldığı üzere kıçına şaplak atılmasından hoşlanıyormuş. Sokakta pantolonunu indiren Rousseau, bu işi yapmasını istediği kadınları kovalıyormuş.

85. Luteryen kilisesinin kurucusu olan Luther, kurtuluşun kazanılması gereken bir şey değil, tanrı tarafından verilen bir hediye olduğunu belirtir.

Aynı zamanda her gün kendi dışkısından bir kaşık yiyormuş.

86. DNA'nın keşfinde büyük rol oynayan ve bunun için Nobel ödülüne layık görülen Watson bir moleküler biyolog, genetikçi ve zoolog.

Fakat Watson, zencilerin doğası gereği, beyaz insanlardan daha az zeki olduklarını düşünüyormuş.

87. T. S. Eliot yazılarını yazarken yüzünü hep yeşil pudrayla kaplarmış.

88. Woody Allen, kalabalık bir akşam New York metrolarından birine atlar ve insanları gözlemleyerek 50 adet espri bulurmuş.

89. Stephen King'in ilk kitabı tam 30 kere reddedilmiş.

90. King, egzersiz amacıyla her gün en az 2000 adet zarfsız cümle kurarmış.

91. Empedokles, M.Ö. 4. yüzyılda yaşamış bir isim. Keşifleri arasında; ışığın belirli bir hızla gittiği, Dünya'nın küre şeklinde olduğu, havanın da bir madde olduğu ve ilkel bir evrim teorisi yer alıyor.

Ancak Empedokles, kendisinin tanrı olduğuna inanırmış ve bunu kanıtlamak için de Etna Yanardağı'na atlamış.

92. Nabokov eserlerinin her paragrafını kartlara yazıp onları bir ayakkabı kutusuna istiflermiş. Böylece dilediği zaman paragraflarının sırasını değiştirebilirmiş.

93. Uçarı ve gösterişli kişiliğiyle tanınan ressam Salvador Dali, içine şeytan girdiğine inanıyormuş.

Hatta 1947 yılında, üzerinde şeytan çıkarma ayini gerçekleştirmesi için bir rahip tutmuş ve ona karşılığında kendi yaptığı bir çarmıh heykeli hediye etmiş.

94. Yoko Ono, gençliğinde ışık ve sese karşı çok duyarlıymış.

Karanlık bir odada ateş söndürme ve kibrit yakmanın kendisini rahatlattığını keşfetmiş. Bazen kardeşi önünde de gerçekleştirdiği bu ritüleli rahatlayana kadar devam ettirirmiş. Sonrasında, performanslarının bir parçası olan ve Lighting Piece diye adlandırdığı bu özel ritüel, Fluxus topluluğu tarafından kayıt altına alınmıştır.

95. Bir dönem Van Gogh'un ev arkadaşı da olan Gauguin, Panama Kanalı'nın inşaatında çalışmış.

Bu çalışmalar sırasında 25 bin işçi hayatını kaybetmişti...

96. Edgar Degas, dansa ve dansçılara hayrandı. Tahminlere göre, dansçıları tasvir ettiği yaklaşık 1500 eser bıraktı.

97. Auguste Rodin‘in "The Age of Bronze" (Bronz Çağı) isimli çalışması o kadar gerçekçi bulunmuş ki, bazı insanlar eser için gerçek bir insanın kurban edildiği görüşüne inanmaya başlamışlar.

98. Claude Monet sanatsal açıdan babası tarafından desteklenmiyordu. Babası, oğlunun manav olmasını istiyordu.

99. Ömrünün büyük bölümünü 19. yüzyılda geçiren yazar Jules Verne, ölümünden sonra yapılmış pek çok icadı önceden hayal edip eserlerinde tasvir etmişti.

Canlı haber bülteni, uzay kapsülü, helikopter, uzay panelleri, şok tabancası, drone savaşları, video konferans, hologram performansları, elektrikli sandalye, güdümlü füze, elektrikli denizaltı gibi...

100. Peter Paul Rubens, İspanya Kralı Philip IV, ve İngiltere Kralı Charles I tarafından şövalyeliğe layık görülmüş.

101. Johannes Vermeer, 16. yüzyılda "Camera Obscura" olarak bilinen ve bugünkü kameraların atası diyebileceğimiz bir makine kullanıyormuş.

Bu makine çevresindekilerin resmini ekrana yansıtan optik  bir aletmiş. Ressam çizdiği objeleri bu alet yardımıyla tuvale aktarıyor ve eserlerini bu şekilde yapıyormuş.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ufuk.gokceliler

Çevrenizdeki sorunlu insanlara iyi bakın belki dahidir.

svep

freud sağlam bir papuç değilmiş. Adam kafa bir milyon bir tarafından uydurmuş herhalde o kadar şeyi :)

murat35

hergün kendi bokundan bi kaşık yiyen adam.ilginç

gzm-ynklr

Hepsinin de birbirlerinden değişik huyları varmış.

birinci-tekil-birey

Kırık hepsi yav... Gerçi kırık olmadan da bu işler olmuyor. Ayrıca vudi elının şeysi mantıklı. Sabah-akşam metroya bin bazen iyi gırgır dönüyor gerçekten (İzmir metrosu).

Başlıklar

AkaryakıtAmerika Birleşik DevletleriBilimCasusCinsellikDiegoDiyetEinsteinHobbitİngiltereİspanyaKitapNobelPragTRTTeslaUzayVanWalt Disneykadınlarmüzikolay
Görüş Bildir