Bingöl'de PKK'lı teröristlerin yola önceden döşedikleri patlayıcıyı infilak ettirmeleri sonucu şehit olan 3 askerin cenazeleri, gözyaşları eşliğinde memleketlerine gönderildi. Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki çatışmada şehit olan komiser Ahmet Çamur için ise Trabzon Havalimanı'nda tören düzenlendi.
Simit veya tercihe göre gevrek nam gıda, her öğünün sevilen simalarından... Gelin görün ki çeşitli tartışmalara da gebe bu yuvarlacık bir nefaset fışkiyesi! Bu tartışmalarda başı çeken madde elbette ki “gevrek mi, simit mi?” sorunsalı… Şöyle ki:
Derin denizleri keşfetmek, karışık olduğu kadar, aynı zamanda tehlikeli bir çaba gerektirmekte. Bununla birlikte denizlerin dibinde yer etmiş şeyleri keşfetmek, her zaman insanoğlunun tutkularından biri olmuştur. 1715 yılında İngiliz mucit John Lethbridge, 18 metre derine inebilen ve 30 dakika kadar da orada kalabilen bir dalgıç elbisesi geliştirdi. 19. yüzyılın ortalarında ise su geçirmez olan metal dalgıç kıyafetleri kullanılmaya başlandı. Bu giysilerde kaskta bulunan boru yüzeyde kalıyordu ve böylece dalgıçlar nefes alabiliyorlardı. Fakat basınç yüzünden dalgıçlar çok derine inemiyorlardı.
İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, sanatçı Leman Sam ile ilgili davada kurbanın ibadet değil, bir gelenek olduğuna hükmettiği ortaya çıktı.Leman Sam, geçen yıl Kurban Bayramı'nda, sosyal medya üzerinden, 'Benim için IŞİD ile bıçağını masum bir hayvanın boğazına dayayan aynı duygudadır. IŞİD beni şaşırtmıyor.' şeklinde bir mesaj paylaşmıştı. Bu paylaşımı sebebiyle Leman Sam hakkında 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçundan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmış ve Sam, geçtiğimiz temmuz ayında hakkında açılan bu davadan beraat etmişti.İbadet değil gelenekKarar metnine ulaşan Cihan Haber Ajansı'nın aktardığına göre mahkeme kurbanın ibadet değil, bir gelenek olduğunu vurguladı. Kurbanın tarihin ilk dönemlerinden bu yana çeşitli toplumlar tarafından kullanıldığını hatırlatan mahkeme, kurban hakkında 'dini yaşam tarzları içerisinde yer edinmiş gelenektir' nitelemesini yaptı. Karar metninde şu ifade yer aldı: 'Dolayısıyla kurban geleneğinin bir dini değer olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle Emine Leman Şenkan (Leman Sam) hakkındaki suçlama oluşmadığı için beraatine karar verilmiştir.' Şikayetçi Avukat Turgay Balaban, mahkemenin kararına tepki gösterdi. Avukat Balaban, 'Leman Sam'a beraat kararı veren mahkeme kurban ibadetini, ibadet olarak görmemiş. Kararında, 'İlkçağlardan beri var olan bir şeydir, dini değer değildir' ifadesini kullanmış. En ilginci hakimin, 'kurban dini bir değer değildir.' gerekçesi. Bu hakim içinde yaşadığı toplumun sanırım farkında değil.' diye konuştu. CHA
Yarın binlerce insanın yaşamını yitirdiği 17 Ağustos depreminin yıl dönümü ancak aradan geçen 16 yıla rağmen alınan önlemler yeterli seviyeye ulaşabilmiş değil. İstanbul’un deprem tarihini derleyen ünlü tarihçi Murat Bardakçı İstanbul’un her 250 yılda bir büyük bir deprem yaşadığını belirterek felaketin yaşanmasına birkaç sene kaldı uyarısında bulundu. Bardakçı, “250 senede bir mutlaka gelir ama şehri tek bir defa vurup gitmez, en az 40 gün devam eder!” dedi. İşte Murat Bardakçı’nın Habertürk Gazetesi için derlediği İstanbul’un deprem kronoloji:Marmara’nın geçmişini şöyle üstünkörü bir incelediğiniz takdirde Anadolu’nun kuzey taraflarında, özellikle de İzmit çevresinde bir deprem olduğunda sarsıntıların yavaş yavaş batıya uzanıp mutlaka İstanbul’u da vurduğunu ve İstanbul depreminin bir geldi mi günlerce devam etmek gibi yapışkan bir âdeti olduğunu görürsünüz. Ama asıl endişe vermesi gereken nokta, şehrin 15 asırdan buyana her 250 senede bir onbinlerce can almış sarsıntılara kurban gitmesidir! Meselâ 1509’daki felâketi 1766’da yaşanan bir başka büyük felâket takip etmiş, sonra 1999 depremi gelmiştir. Bu deprem asıl büyük İstanbul depreminin habercisidir, 250 senelik limitin dolmasına, yani eskilerin tâbiri ile “küçük kıyamet”in kopmasına şunun şurasında sadece birkaç sene kalmıştır.Bol keseden atıp tarihi biraz daha ileriye iteleyelim, sadece on-on beş sene! Bugün bu sayfada, deprem konusunda Türkiye’nin en önde gelen bir uzmanından, arkadaşım Prof. Celâl Şengör’den aldığım bir fotoğrafı yayınlıyorum...Fotoğraf, Prof. Şengör’ün 1999 depreminden birkaç sene sonra Marmara’nın yüzlerce metre altında yaptığı araştırmalar sırasında çekilmiştir ve görünen kabarcıklar, denizin dibindeki yırtıklardan, yani faylardan sızan gazlardır.Sonuncusunu bundan 16 sene önce yaşadığımız ama neredeyse tamamen unuttuğumuz büyük felâketin, yani Marmara’yı her 250 senede bir altüst eden âfetin çok daha da büyüğü, işte bu gazların çıktığı yerden gelecek!Asırlar öncesinden buyana devam eden felâketlerin kronolojisini yine bu sayfadaki kutuda okuyup korkabilirsiniz...Deprem derdinin 2 bin senedir kayıtlı olan belâlar kronolojisiAşağıdaki bilgileri devletin 1952’de yaptığı resmî bir yayından, İstanbul Üniversitesi Jeoloji Enstitüsü’nden Nuriye Pınar ile Bayındırlık Bakanlığı’ndan Ervin Lahn’ın “Türkiye Depremleri İzahlı Kataloğu”ndan naklediyorum.Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İmar İşleri Reisliği’nin yayınladığı kitapta Türkiye’de varlıkları o zamanlarda da bilinen faylar hakkında açıklamalar yapılıyor, deprem bölgeleri konusunda ayrıntılı bilgiler veriliyor ve “Türkiye Deprem Bölgelerinin Tarifesi” başlıklı bölümde 2 bin yıl öncesinden bugüne kadar yaşanan büyük depremler sıralanıyor...İşte, Marmara Bölgesi’nde Milâttan Sonra 29’dan bugüne kadar geçen 1986 sene boyunca yaşadığımız deprem maceramızın özeti:29: Marmara tarihten önceki zamanlarda da sallanmıştı ama tarihçilerin hakkında detaylı bilgi verdikleri ilk deprem Milâttan sonra 29’da oldu. Sarsıntının merkezi Gemlik Körfezi idi; İzmit, yani o zamanki adıyla “Nicomedia” ile yine o devirde “Nicea” denen İznik yerle bir oldu.1 Şubat 363: İstanbul’un etrafındaki geniş bir bölgede hissedildi ve zamanın Romalı tarihçileri hadiseyi “Bir felâket oldu” diye kaydettiler.434: İstanbul dört ay boyunca sarsıldı, deniz surlarının bir bölümü yıkıldı.26 Ocak 446: Sarsıntıdan şehrin bazı kapıları büyük hasar gördü ve deprem üç ay boyunca devam etti.25 Eylül 477: İstanbul 40 gün boyunca aralıksız sallandı. Bir sonraki yılın Eylül’ünde yeniden büyük bir deprem oldu ve şehrin meydanlarını süsleyen heykeller devrildi.15 Ağustos 553: İstanbul 40 gün boyunca tekrar sallandı. 554 yılının Temmuz ve Ağustos’unda da şehirde bir deprem fırtınası esti, Yedikule’nin etrafındaki surlar yıkıldı. Sarsıntılar tam bir yıl sonra yeniden geldi, bu defa kiliselerle surların geri kalan kısmı yerle bir oldu ve Marmara’da patlayan dev dalgalar şehrin iç kısımlarına kadar ilerledi. Aynı günlerde İzmit de sarsıldı ve baştan başa yıkıldı.Ekim-Kasım 557: Bu defa yeraltı gürültüleri, şiddetli bir fırtına ve yağmurla gelen deprem günlerce devam etti. O devrin tarihçileri, “sarsıntıların şiddetinden gökteki birkaç yıldızın bile yer değiştirdiğini” yazdılar.Ocak 1010: Ocak’ta başlayan sarsıntılar Mart’a kadar hiç kesilmedi. Depreme yeraltından yükselen korkunç gürültüler de iştirak etti ve bugün Fatih Camii’nin yerinde bulunan büyük kilise yerle bir oldu.1034 ilkbaharı: Şehir tam 140 gün boyunca beşik gibi sallandı. Binlerce evde ve kiliselerde büyük hasarlar oldu.18 Aralık 1037: İstanbul aralıklarla üç defa sarsıldı. Bu tarihten başlayarak 1040’a kadar şehirde dokuz büyük deprem oldu. İnsanlar yiyecek bulamadılar ve açlığın ardından salgınlar çıktı.23 Eylül 1063 veya 1064: İstanbul, Trakya’nın hemen hemen tamamı, Erdek ve İznik iki yıl boyunca sallandı.14 Eylül 1509: Artık Osmanlı’ya başkentlik etmekte olan şehir, bu defa 18 gün devam eden bir âfet yaşadı. Şehrin alçakta kalan mahallelerinde çok büyük hasarlar oldu, 109 cami ile 1070 ev yıkıldı. Kara ve deniz surlarıyla Topkapı Sarayı’nı çeviren duvarlar kısmen çöktü. O zamanın kayıtlarına göre 13 bin kişi can verdi ve sayısı bilinmeyen çok sayıda İstanbullu açılan yarıklara düşüp kayboldu.12 Haziran 1542: 40 günlük sarsıntılar yeniden geldi.1718’in yaz ayları: İstanbul üç gün boyunca cehennemi yaşadı. Yalı Köşkü ve etrafındaki binalar yıkıldı, Edirnekapı ile Yedikule taraflarındaki surlar yerle bir oldu. Birçok camiyle hamamın kubbeleri çöktü, sokaklar bina enkazlarından yürünemez hale geldi. 1719’un 5 Mart’ında gelen bir başka deprem ise 30 gün sürdü. Aynı senenin Mayıs’ında ise, bu defa İzmit tamamen yıkıldı ve sayılabildiği kadarıyla 1000 kişi can verdi.3 Eylül 1763: Sarsıntı altı gün devam etti, Fatih ve Bayezid camilerinin kubbelerini çökertti, sonra 23 Aralık’ta tekrar geldi. -23 Nisan 1766: İstanbul, tarihinin en büyük deprem serilerinden birini yaşadı. Merkezi Marmara Denizi olan ilk sarsıntı Çorlu ile Büyükçekmece’yi yerle bir etti. Şehir, Mayıs’ta yeniden sallandı ve birçok caminin kubbesi yıkıldı. O yılın sonbaharı hiç bitmeyen sarsıntılarla geçti. 5 Eylül’de İzmir harab oldu ve âfet 1767 Kasım’ında tekrar İstanbul’a döndü, Vezirhanı’nın ve Bayezid ile Fatih camilerinin kubbeleri çöktü. İstanbul’un yanısıra İzmir de bu tarihten sonra 28 yıl boyunca durmadan sallandı. Deprem fırtınasının son sarsıntısı 1795’in 29 Nisan’ında yaşandı ve şehir 15 Ağustos 1803’teki hafif depreme kadar yaralarını sarmaya çalıştı.10 Temmuz 1894: Şehir ardarda üç defa sarsıldı. Kapalıçarşı çöktü, Sirkeci rıhtımında 40 metrelik yarık açıldı, deniz suyu ısınıp kaynar hale geldi, suların kıyılardan açığa doğru çekildiği görüldü ve binlerce ev yıkıldı. Depremin artçıları aylarca devam etti ve Edirne’den Marmaris’e kadar uzanan geniş bir alanı haftalar boyunca salladı.17 Ağustos 1999: Yazmama lüzum yok, ne olduğunu hatırlıyorsunuz!Yazının tamamını okumak için tıklayınız..
İsveç'in Stockholm şehrinin işlek bir caddesinde gözleri bağlı kör bir müslüman diyor ki, 'Ben bir müslümanım ama o teröristlerden değilim, bana güveniyor musun? Ben sana güveniyorum!' Bakalım Stockholmlüler bu sosyal deneyde arkadaşımıza güvenmişler mi?
Bundan önce üç Pirates of the Caribbean filminde Will Turner karakterine hayat veren Orlando Bloom, serinin yeni filmi Dead Men Tell No Tales‘te de karşımıza çıkacak.BantMag'ın haberine göre, serinin beşinci filminde yer alıp almayacağı uzun süredir merak edilen Orlando Bloom’un, Johnny Depp, Javier Bardem, Kaya Scodelario ve Geoffrey Rush’la birlikte rol alacağı kesinleşti. Filme ilişkin detaylar ilk kez Disney’in D23 fuarında gerçekleşen Pirates of the Caribbean panelinde paylaşıldı.Espen Sandberg & Joachim Rønning’in yönetmenliğini üstlendiği filmde Jack Sparrow karakterini, Javier Bardem’in canlandırdığı Captain Salazar’a karşı mücadele ederken göreceğiz. D23 fuarında yapılan açıklamalara göre Sparrow, kendini kurtarabilmek için Poseidon’un Mızrağı’nın peşine düşecek.7 Temmuz 2017’de vizyonda olacak film, Pirates of the Caribbean serisinin en uzun arasının ardından gelmiş olacak. Bugüne dek iki film arasında beklenen en uzun süre dört yıl kadardı. Dead Men Tell No Tales, serinin dördüncü filmi olan On Stranger Tides‘ın tam altı yıl sonrasında vizyona girmiş olacak.BantMag
Çin'in kuzeyindeki liman şehri Tianjin'de meydana gelen patlamada hayatını kaybedenlerin sayısı 112'ye çıktı. 85'i itfaiyeci 95 kişi ise halen kayıp. Patlamaya ilişkin ayrıntılar da belli olmaya başladı.Tianjin'de çarşamba akşamı meydana gelen patlamaya ilişkin ayrıntılar da belli olmaya başladı: Buna göre tehlikeli maddelerin saklandığı bir depoda meydana gelen yangına itfaiye müdahale etti. Depodaki mallarla ilgili yeterli bilgi verilmeyen itfaiye görevlileri alevlere su sıktı. Depoda bulunan kimyasal maddeler zehirli gaz saçarak ve patlamayla suya tepki verdi. Depolarda sodyum siyanürün dışında patlayıcı ve zehirli özelliklere sahip potasyum nitrat ve amonyum nitrat maddelerinin de bulunduğu belirtildi. Yangında 20'den fazla itfaiyeci hayatını kaybetti.Ayrıca: Devasa Patlamadan Sonra Harabeye Dönen Tianjin'den 33 Ürkütücü Kare
Bülent Ortaçgil’in söz ve müziği kendine ait 14 şarkıdan oluşan, 1974 çıkışlı klasikleşmiş albümü Benimle Oynar Mısın , tam 41 yılın ardından yeniden plak formatında basılıyor. Rainbow45 Records tarafından yenilenmiş tasarımıyla satışa sunulacak olan plak, 180 gr. ağırlığı ve açılır kapağıyla arşivlerimizde yerini alacak.
Tunceli'nin 14 bölgesinin 'özel güvenlik bölgesi' ilane edilmesi ve vatandaşların bölgelere girişlerinin yasaklanmasının ardından kentte incelemelerde bulunan CHP heyetinin raporunda 'özel güvenlik bölgelerinin' yerleşim yerlerinin dışında ilan edilebileceğinin yasada belirtilmiş olmasına karşın kentte bu kurala uyulmadığına işaret edildi.CHP, Tunceli Valiliği'nin ilde 14 bölgeyi özel güvenlik bölgesi ilan etmesi üzerine, bölgeye heyet göndererek rapor hazırladı.CHP Basın Birimi'nden yapılan açıklamada, Tunceli Valiliği'nin ilde 14 bölgeyi özel güvenlik bölgesi ilan etmesi üzerine CHP Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Levent Gök başkanlığında oluşturulan heyetin hazırladığı rapor kamuoyuna duyuruldu.Gök'ün başkanlığında, İstanbul Milletvekili Ali Özcan, Ankara Milletvekili Nihat Yeşil, Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'dan oluşan heyet, 7 Ağustos 2015'te başta Tunceli Valisi Osman Kaymak olmak üzere sivil toplum kuruluşları ve Tunceli halkı ile görüşmeler yaptı.Hazırlanan raporda, görüşmelerden elde edilen sonuçlar ve kente ilişkin genel değerlendirmelere yer verildi. Raporun sonuç bölümünde, Tunceli Valiliği'nin 14 bölgeyi özel güvenlik bölgesi ilan eden kararının dayanağı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu ile Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliğinin çelişkili olduğu ileri sürülerek, yönetmeliğin Valiliğe geniş bir yetki verdiği belirtildi.Raporda, 'Bakanlar Kurulu ve TBMM'de dahi olmayan bu yetkiyle, son derece basit ve yetersiz bir karar alma süreciyle valilere temel hak ve hürriyetleri durdurma yetkisi veren bu kararın açıkça Anayasa'ya aykırı olduğu' savunuldu.'Tunceli bakış açısı değişmeli'Terörle etkin bir mücadelenin gerekliliğinin tartışmasız olduğu vurgulanan raporda, bunun yanında devletin terör ortamına zemin hazırlayan olumsuz koşulları, demokrasi insan hakları ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde ortadan kaldırması gerektiğine işaret edildi.Yöre halkının, terörden ve devletin baskısından bunaldığı ve bıktığı belirtilen raporda, 'Yöre halkı, terörden ve devletin baskısından bunalmış ve bıkmıştır. Herkes Tunceli'de terör örgütlerinin silah bırakmasını, devletin Tunceli'ye bakış açısının değişmesini istemektedir. Yerel halk 1994 sürecinde yaşadığı sendromu üzerinden atamamış, kaos, korku ve tedirginlik içindedir. Geleceğe güvensizlik üst düzeydedir. Yerel yöneticilerin halkın endişelerini giderecek tavırlar sergilemesi gerekmektedir' ifadesi kullanıldı.'Üreticinin mağduriyeti artacak'Raporda, Valiliğin 'özel güvenlik bölgesi' ilan edilen bölgelerdeki vatandaşlardan 4 Ağustos 2015 tarihine kadar köylerini boşaltmalarını istediği, buna karşılık tarım, hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerini sürdürecekleri alternatif alanlar göstermediği öne sürüldü. Bu durumun yurttaşların ve ayrıca Tunceli ilinin hayvancılık ve arıcılığına büyük bir darbe vuracağı bildirildi.Yöre halkının, yerlerini terk etmeyeceklerini yetkililere ilettikleri ifade edilen raporda, bu nedenle can güvenliği sorununun da bulunduğu vurgulandı.Özel güvenlik bölgesi ilan edilen alanların tümünün köylülerin tarımsal faaliyet yürüttüğü alanlar olduğu kaydedilen raporda, coğrafi yapının zorluğu göz önüne alındığında meralarını 15 günlüğüne de olsa boşaltmak zaten büyük bölümü bankalara borçlu bulunan üreticilerin mağduriyetlerini kat kat artıracağı savunuldu.Raporda, bu bölgelerde üretilen süt, yoğurt, peynir gibi organik ürünlerin, özel güvenlik bölgesi uygulaması ile zamanında pazara ulaşamayacağı, ürünlerin pazar değerini kaybedeceği, köylülerin zaten kısıtlı olan bu gelirlerinden de mahrum kalacağı aktarıldı.Bölgedeki arı üreticilerinin durumunun daha da zor olduğu vurgulanan raporda, arılar için sağım zamanı olması nedeniyle arıların yer değiştirmesinin şu anda mümkün olmadığına işaret edildi. Bölgede 80 dolayında arı yetiştiricisinin ve yüzlerce kovanın bulunduğu dikkate alınırsa, bunun büyük bir ekonomik kayıp anlamına geldiği aktarıldı.'Yangınlar tedirginlik yaratıyor'Raporda, havadan ve karadan yapılan bombalamaların bölgedeki ormanlara büyük zararlar vereceği, birçok bitki ve hayvanın yaşam alanları yok ederek, bu bölgedeki bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetinin tamamen biteceği ileri sürüldü.İlde son zamanlarda çıkan orman yangınlarının da bir başka tedirginlik kaynağı olduğu belirtilen raporda, turizm açısından son yıllarda ivme kazanan ilde festivallerin iptal edildiği, inanç merkezlerine ziyaretlerin durduğu, rezervasyonların iptal edildiği, bu durumun da şehrin ticari hayatına büyük bir darbe vurduğu kaydedildi.Sputnik News
Elektronik ticarette 1 Mayıs'ta yürürlüğe giren yeni düzenlemelerin ardından, pazarlama ve tanıtım amaçlı, istenmeyen mesaj, arama ve e-posta gibi uygulamalar için vatandaşlardan gelen şikayet sayısı 35 bini aştı. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 'Ticari Elektronik İleti Şikayet Sistemi' üzerinden toplam 35 bin 363 şikayet yapılırken, şikayet türlerinde istenmeyen SMS'ler ilk sırayı yer aldı.
Dün akşam saatlerinde Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde PKK'lılarla çıkan çatışmada bir komiser şehit olmuştu. Bir acı haber de bu sabah Kars'tan geldi. Sabah erken saatlerde Kağızman ilçesinde çıkan çatışmada 1 asker şehit oldu, 1 asker yaralandı. Kars'ın Kağızman ilçesine bağlı Karakale köyü kırsalında operasyon yapan Jandarma Özel Harekat timleri ile bir grup PKK'lı arasında çıkan çatışmada, 1 asker şehit oldu, 1 asker de yaralandı. Çatışmada 3 teröristin öldürüldüğü bildirildi.Genelkurmay açıklamasıGenelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde olayla ilgili şu bilgi verildi: '16 Ağustos 2015 tarihinde saat 05.30 sularında Kars / Kağızman ilçesi Karakale köyü mevkiinde bölücü terör örgütü mensubu teröristleri etkisiz hale getirmek maksadıyla jandarma özel harekât timleri ile icra edilen operasyon esnasında bölücü terör örgütü mensubu bir grup terörist ile karşılaşılmış, 'teslim ol' çağrısına ateşle karşılık veren teröristlerden üç tanesi silah ve teçhizatlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirilmiştir. Çatışmada kahraman bir personelimiz ağır şekilde yaralanmış; helikopter ile derhal hastaneye sevk edilmiş, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur.'Hakkari'de komiser şehitHakkâri’nin Şemdinli ilçesi girişinde dün akşam saatlerinde iş makinesiyle hendek açarak yolu kapatmak isteyen PKK mensupları, müdahale için olay yerine giden güvenlik güçlerine uzun namlulu silahlarla ateş açmış, çıkan çatışmada bir 46 yaşındaki komiser şehit olmuştu.
Kuzey Kore, Washington yönetiminin Güney Kore ile gerçekleştireceği ortak askeri tatbikatları durdurmaması halinde ABD'ye saldıracakları tehdidinde bulundu. Pyongyang yönetimi, ABD'ye 'dünyanın bilmediği' en son silahları ile saldırmaya hazır olduğunu belirtti.Amerikan CNN kanalının haberine göre Kuzey Kore Milli Savunma Komisyonu Temsilcisi, 'ABD, Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımlarını sertleştirmesinin, beraberinde daha kararlı ve korkunç bir yanıt getireceğini kabul etmek zorunda' dedi. Kuzey Kore ordusunun artık Amerikan askerlerine tüfeklerle direnmek zorunda kaldığı zamanlardaki gibi güçsüz olmadığını vurgulayan yetkili, 'Kuzey Kore, dünyanın bilmediği savunma ve saldırı silahlarına sahip yenilmez bir güçtür' ifadesini kullandı.Diğer yandan Kuzey Kore devlet televizyonu KCNA halka, ülkenin askeri güç açısından ABD'den daha güçlü olduğu mesajını veriyor. Kanal, Güney Kore ile sürdürülen askeri tatbikatların sona ermemesi halinde Pyongyang yönetiminin ABD topraklarına saldırmaya hazır olduğunu dahi duyurdu.ABD ve Güney Kore, pazartesi günü 'Ulçi Özgürlük Muhafızı' adlı ortak bir askeri tatbikata başlayacak. Tatbikatın, Kore yarımadasında istikrar ve güvenliği sağlamak amacı taşıdığı belirtiliyor.CNN ve Sputnik News
Puzzle, kimisi için bir tutku, kimisi içinse bir hastalıktır; bazen de vakit geçirmek için güzel bir hobidir. Fakat bu ablamız için puzzle, bir yaşam biçimi olmuş gibi görünüyor.
Galatasaray'ın Brezilyalı oyuncusu Felipe Melo, 'Galatasaray'dan ayrılmak gibi bir şey düşünmedim' dedi.Sarı-kırmızılı takımdan ayrılmak istediğini yönetime bildirerek İtalyan ekibi Inter ile görüşen yıldız oyuncu Melo, görüşmelerin olumsuz sonuçlanmasıyla birlikte sarı-kırmızılı ekipte kalmıştı. Galatasaray ile 1 yıl olan sözleşmesini 3 yıl daha uzatan Melo, kulübün resmi televizyonuna açıklamalarda bulundu.“KUPALAR ÖNÜMÜZDEKİ SEZONA ETKİ EDECEKTİR”Geçtiğimiz yıl kazandıkları kupanın önemine değinen Melo, “Geçen yıl bizim için çok önemliydi. 4 yıldız vardı ucunda. Galatasaray tarihine adımızı altın harflerle yazdırmak istedik. İyi bir hocamız, iyi bir arkadaş grubumuz vardı. Şampiyonluk geldi, 4 yıldız geldi. Türkiye Kupası'nı da Allah bize almayı nasip etti. Son olarak da 3. kupa çok güzel kupa, bunlar önümüzdeki sezona etki edecektir” dedi.“YENİLEME TEKLİFİNİ KABUL EDİP MASADAN KALKTIK”Sözleşmesini uzatma sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan yıldız oyuncu, “Hepinizin bildiği gibi yönetim ve başkan değişti. Benimde Galatasaray'da bir sene kontratım kalmıştı. 32 yaşındayım ve yapacağım kontratın son olacağını biliyordum. 4 çocuğum var ve onları düşünmem gerekiyordu. Hem benim hem Galatasaray'ın belli bir zamana ihtiyacı vardı. Yönetim değiştiği için yenileme kararı gelemiyordu. Başkana çok teşekkür ediyorum. Bana yaptıkları yenileme teklifini 2 saat konuşmadık bile kabul edip masadan kalktık” diye konuştu.“GELEN TEKLİFLERİ KABUL ETMEDİM”Bekleme sürecinde önemli teklifler aldığını dile getiren Melo, “Sevilla'dan, Cruzerio'dan, Rusya'dan, Katar'dan, Amerika'dan... Tekrar Allah'a şükrediyorum ki onları kabul etmedim ve her şeyimi verdiğim Galatasaray'da kaldım. 4 sene hiç bir takımda oynamamıştım ilk defa Galatasaray'da oynadım. Allah'ın izniyle burada oynamaya devam edeceğim” açıklamasını yaptı.“BURAYA GELMEK İÇİN 1 MİLYON EURO PARA BIRAKTIM”'Galatasaray'dan ayrılmayı hiç düşündün mü?' sorusuna ise deneyimli oyuncu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ben Galatasaray'ın olduğu durumu biliyordum. Mutlaka benim için o teklifin bana geleceğini biliyordum. Galatasaray'dan ayrılmak gibi bir şey düşünmedim. Çocuğum ve ailem var. Gelen teklifleri dinlemek istedim. Para ile ilgili konuşulan konulara gelince, taraftarlarımız parayla ilgili yalanlara inanıyor. 4 senedir Galatasaray'da oynamak için büyük fedakarlıklar yaptım. Juventus'tan buraya gelmek için 1 milyon Euro para bıraktım. Bugün tekrar oynamak için paramda indirim yaptım. Galatasaray'da yaptı bende yaptım.”“ DAHA FAZLA KUPA KAZANMAK İSTİYORUM”Yeni sezona ilişkin görüşlerini de aktaran Melo, “Babamın küçükken bana verdiği tavsiye vardı; 'Paranı kenara yok, biriktirince mutlu olursun' Ben bunu bugüne yansıtmak istiyorum; kazanılan kupalar. O kupaları bir kenara koydukça daha fazlasını istiyorum, daha fazla kupa kazanmak istiyorum. Kaliteli bir takım ruhuyla çok güzel başarılara imza attık. Takımımızın kalitesini biliyorum. Diğer takımlar transferlerle adı anılıyor ama biz birbirine alışmış çok kaliteli bir takımız. Saha içerisinde birbirine inanılmaz yardım eden, arkadaşlığın üst düzeyde olduğu bir takımız. Yine büyük başarılar kazanacağız” şeklinde konuştu.Sarı-kırmızılı taraftarlara da mesaj gönderen Felipe Melo, sözlerini şöyle tamamladı:“Öncelikle bütün taraftarlara teşekkür ediyorum. Bana çok destek oldular, yanımda oldular. Taraftar bizim için çok önemliydi. İlk senemi hatırlıyorum, taraftar sayesinde bir çok maç kazandık. Onun duygusu, hissi çok başka. İlk maçtan itibaren yanımızda olsunlar. Geçen sezon ilk dönemlerde boş kalan yerler oldu. Aynı geçen senenin sonu gibi stadı full dolduralım. Şampiyonluklar, başarılar onlar sayesinde oluyor. TT Arena'daki ilk maçtan itibaren stadı doldursunlar, beraber başarılar kazanalım.”İŞBECER: “FUTBOLCULARA BORCUMUZ KALMADI”Yönetim kurulu üyesi Fatih İşbecer ise, “23'ünde geldik, 25'inde şampiyon olduk. Biz ilk, kutlamalar ve mazbata törenleriyle uğraştık. Gündem değişti. Daha sonra birikmiş borçları ödedik, onlarla uğraştık. Ondan sonra takımda kalması gereken oyuncular konusunda karar aldık ve Felipe Melo'nun bize kattığı katkılar yadsınamaz. Melo, bizi sahada gururlandırmaya devam edecek. Taraftarlar hemen olsun istiyorlar, ancak her şeyin bir zamanı var. Koşulları değerlendiriyorsunuz, ona göre karar veriyorsunuz. Zamanı gelince oturduk Melo ile anlaştık. Melo gerekeni yaptı, yönetim gerekeni yaptı. Melo sahada formasının hakkını verecek, bizde keyifle izlemeye devam edeceğiz. Futbolculara hiç borcumuz kalmadı. Galatasaray'ın geleceği hakkında ayak seslerini duymaya başlayacaklar. Güzel bir gelecek inşaa etmeye çalışıyoruz” dedi.Skorer
AKP İzmir milletvekili Hüseyin Kocabıyık, twitter hesabından 'Şehitlerimizin vebali HDP'ye oy veren şerefsizlerin üzerindedir. Allah onların belasını versin' yazdı. Bu sözlerin sosyal medyada tepki çekmesi üzerine Kocabıyık, 'şerefsiz' ifadesini 'inandığı için HDP ye oy verenlere' değil, teröre ve istikrarsızlığa oy vererek, Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yaptığını öne sürdüğü 'Boğaz ve Nişantaşı' için kullandığını söyledi.AKP İzmir milletvekili Hüseyin Kocabıyık, dün gece twitter hesabı üzerinden HDP’ye oy veren seçmenlere ağır hakaretler ederek tepki gösterdi.Kendisine ait Twitter hesabından 'Şehitlerimizin vebali HDP ye oy veren şerefsizlerin üzerindedir. Allah onların belasını versin' yazan Kocabıyık'a özellikle HDP seçmeni olan kullanıcılar büyük tepki gösterdi.