onedio
Vardiyalı Çalışma Beyninizi Yaşlandırıyor
Bilim adamları uyarıyor: Vardiyalı çalışma düzeni zamanından önce beyni yaşlandırabilir ve zihinsel becerileri köreltebilir.Bilim adamları uyarıyor: Vardiyalı çalışma düzeni zamanından önce beyni yaşlandırabilir ve zihinsel becerileri köreltebilir.Bir iş sağlığı dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, on yıllık vardiyalı çalışma kişinin beynini en az altı yıl yaşlandırabiliyor.Araştırmada 'asosyal çalışma saatleri' olarak da adlandırılan vardiyalı çalışma düzeninin bunama, uyku bozukluğu ve başka birçok hastalığa sebep olduğu gibi beyin fonksiyonlarını da etkilediği vurgulanıyor.Peki vücut saatimiz ne istiyor?Biyolojik saatimiz aslında gün içinde aktif olmaya ve gece uykuya geçmeye programlı.Vücut saatinin bu döngüsüne karşı gelindiğinde ise meme kanserinden obeziteye kadar birçok rahatsızlığa davetiye çıkarıldığı biliniyor.Yeni bir araştırma, bu hastalıkların yanında, vardiyalı çalışmanın zihin ve hafıza üzerinde de etkilerinin olduğunu gösteriyor.Swansea Üniversitesi ve Toulouse Üniversitesi'nin yaptığı araştırma için Fransa'da üç bin kişi hafıza, hızlı düşünme ve genel bilişsel aktiviteleri inceleyen testlere tabi tutuldu.Beyin doğal olarak biz yaşlandıkça zayıflıyor; fakat araştırmacılar asosyal çalışma saatlerinin beyindeki bu yaşlanmayı ve zayıflamayı hızlandırdığını iddia ediyor.Örneğin on yıldır vardiyalı çalışmış olan kişilerin test sonuçları, kendilerinden altı buçuk yaş büyük kişilerle aynı sonuçları gösteriyor.Yine de araştırmanın sonuçları o kadar karamsar değil. Kişi asosyal çalışma düzeninden çıktığında beynin normal haline dönmesi mümkün; ancak beynin iyileşmesi için yaklaşık beş yıl gerekiyor.Swansea Üniversitesi araştırma ekibinden Dr. Philip Tucker BBC'ye yaptığı açıklamada 'Beyin fonksiyonları açısından bu önemli bir gerileme; insanlar daha karmaşık bilişsel aktiviteler yapmaya çalıştıklarında daha çok hata yapabilirler. Belki yüz kişiden biri çok kötü sonuçlar doğurabilecek bir hata yapabilir. Fakat günlük hayatta bunun ne kadar büyük bir farklılık yaratabileceğini söylemek zor.' dedi.Tucker mümkün olsa gece vardiyasında asla çalışmayacağını fakat gece vardiyalarının modern toplumun olmazsa olmazlarından biri olarak görüldüğünü söyledi.Dr. Tucker, 'Vardiyalı çalışmanın etkilerini çalışma saatlerini yeniden planlayarak ve düzenli tıbbi kontrolleri yaparak hafifletmek mümkün... Tehlike işaretlerini görebilmek için bilişsel performans testleri de yapılmalı.' diye konuştu.İngiltere Tıp Araştırmaları Konseyi'nden Dr. Michael Hastings de BBC'ye yaptığı açıklamada 'Beynin normale dönebildiği bulgusu heyecan verici bir araştırma sonucu, çünkü daha önce kimse bunu göstermemişti. Kişinin durumu ne kadar tehlikeli olursa olsun bir iyileşme umudu olabilir. ' ifadelerini kullandı.Dr. Hastings bu raporun demans (bunama) için de önemli sonuçları olduğunu belirtti: 'Eğer uyku-uyanıklık düzenini sağlayabilirseniz nörodejenerasyonu tersine döndürme ihtimaliniz oldukça düşük olsa bile olumsuz sonuçları azaltabilirsiniz.''Bakımevlerinde yapılan bir şey de günlük rutini belirgin bir 24 saatlik aktivite düzenine göre ayarlamaktır. Yani gün içinde bol güneş ışığına maruz kalmak, gece dinlenmek ve yatmadan önce melatonin gibi gerekli ilaçları almak.'Surrey Uyku Merkezi'nden Prof. Derk-Jan Dijk de yıllar boyunca vardiyalı çalışmış ve emekliye ayrılmış kişiler için de uyarıda bulundu; bu kişilerin uyku kalitesinin hiç gece vardiyasında çalışmamış olanlara göre daha düşük olduğunu belirtti.Prof. Derk-Jan Dijk'e göre vardiyalı çalışmanın etkileri 'o kadar da hızlı bir şekilde düzelmeyebilir.'Prof. Dijk, 'Vardiyalı çalışmanın fiziksel sağlığınızı olumsuz etkileyebileceğini artık kabul ediyoruz zaten. Ancak bu çalışma vardiyalı çalışma sonucunda beyin fonksiyonlarınızın da etkilendiğini gösteriyor - ki bu bulgu birçok insanı şaşırtabilir.' dedi.BBC Türkçe
Yeni Jobs Christian Bale Olmayacak
Apple'ın efsane kurucusu ve eski CEO'su Steve Jobs'un hayatını anlatan yeni filmin başrol oyuncusu Christian Bale olamayacak. Ünlü oyuncunun rolü istemediği iddia edildi.Steve Jobs'un onaylı biyografisinin filme çekilmesi ile ilgili hazırlıklar sürerken, oyuncular konusundaki belirsizlik de devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Steve Jobs rolünü ünlü oyuncu Christian Bale'ın canlandıracağı iddia edilmişti. Bu konuda resmi bir açıklama gelmese de konuyla ilgili kaynaklar Bale'in bu rolü almasına kesin gözle bakıyorlardı.Christian Bale'e yakın kaynakların haberine göre ünlü oyuncu bu rolden vazgeçti. Hollywood Reporter sitesinin haberine göre oyuncu senaryonun kendisine uygun olmadığını düşündüğü için bu rolden vazgeçti.Senaryosunu Aaron Sorkin'in yazdığı yönetmenlik koltuğunda ise Danny Boyle'un oturacağı filmde kimin başrol oynayacağı hâlâ belirsizliğini koruyor. İsmi geçen yıldızlar arasında Leonardo di Caprio da yer alıyor. Matt Damon, Ben Affleck ve Bradley Cooper da Steve Jobs rolü için düşünülen oyuncular arasında bulunuyor. Filmde Steve Jobs'un ortağı Steve Wozniak rolü için Seth Rogen'in ismi konuşuluyor. Ancak bu konuda da resmi bir açıklama yapılmadı.İlk film 2013'te çekilmişti2010 yılında hayatını kaybeden Steve Jobs ile ilgili ilk film 2013 yılında Joshua Michael Stern tarafından çekilmişti. Filmde Steve Jobs'u Asthon Kutcher canlandırmıştı.Al Jazeera Turk
AIDS ile Mücadelede Dev Adım
Fransız bilim insanlarının araştırması; bir enzim sayesinde, HIV'in DNA'ya gömülebileceğini ortaya koydu.Koalaların 1920'den bu yana topluca ölümlerine neden olan HIV'e benzer bir virüse dirençli hale geldiğini, virüsün 'etkisiz bir biçimde' DNA'larında sindirildiğini belirten bilim adamlarının araştırması aynı mekanizmayla HIV taşıyanların iyileşebileceğini gösterdi.HIV taşıyan ancak hastalık belirtisi göstermeyen 2 kişinin gen haritasını inceleyen bilim insanları genlerde meydana gelen bazı değişiklikler sayesinde virüsün çoğalmadığını ve etkisiz hale geldiğini gördü. Virüsün DNA'nın içinde kaldığını ve hastaların iyileştiğini kaydeden bilim adamları bunun nedenini araştırdı.Bilim insanları, virüsle mücadele eden ancak HIV'in etkisiz hale getirdiği apobec adlı enzimin harekete geçirilmesi sayesinde koalalarda olduğu gibi 'virüsün genlere işleyerek' AIDS hastalarını iyileştirilebileceğini belirtti.Araştırmanın sonuçları 'Clinical Microbiology and Infection' dergisinde yayımlandı.AA
Türkiye Kişisel Özgürlüklerde Dünyada Sondan 8′inci
Londra bazlı bir düşünce kuruluşu olan Legatum Institute tarafından 2008’den bu yana her yıl yayınlanan Dünya Refah Endeksi’nin 2014 verileri açıklandı.Dünya nüfusunun yüzde 96’sını temsil eden 142 ülke hakkındaki, 8 ana başlıktan oluşan 89 farklı değişken incelenerek yapılan araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye genel sıralamada 86′ıncı sırayı alırken, Kişisel Özgürlükler alt başlığında 142 ülke arasında 134’üncü sırada bulunuyor. 2010 yılında aynı kategoride Türkiye 95’inci sıradaydı.Rapor hazırlanırken incelenen verilerin diğer ana başlıkları arasında Ekonomi, Girişimcilik & Fırsatlar, Devlet Yönetimi, Eğitim, Sağlık, Güvenlik ve Toplumsal Sermaye kategorileri bulunuyor. Araştırma kapsamında, 8 kategori için belirlenen toplam 89 alt başlık hakkındaki resmi veriler bilimsel yöntemlerle analiz edilip, elde edilen sonuçların sıralandırılması sonrası, tüm kategoriler bir araya getirilerek varılan neticeye göre genel sıralama yapılıyor. Türkiye bu başlıklardan Ekonomi’de 86, Girişimcilik ve Fırsatlar’da 66, Devlet Yönetimi’nde 48, Eğitim’de 81, Sağlık’ta 55, Güvenlik’te 95 ve Toplumsal Sermaye’de 114’üncü sırada. Aynı endeksin genel sıralamasında 2011 yılında 75’inci sırayı alan Türkiye, 2013 raporunda 87’inci sıraya gerilemişti.Türkiye’nin 134’üncü sırayı elde ederek tüm dünyada son 10 arasında yer aldığı Kişisel Özgürlükler kategorisinin alt başlıkları arasındaysa göçmenlere tolerans, azınlıklara tolerans, sivil özgürlükler ve tercih özgürlüğünden duyulan tatmin olmak üzere 4 konu ölçülmüş. Bu kategoride Suudi Arabistan 136, Malezya 112, Birleşik Arap Emirlikleri 55 ve ABD 21’inci sırada.Ekonomi ve Devlet Yönetimi ana başlıklarının 1′incisi İsviçre olurken, Girişimcilik ve Fırsatlar kategorisinin ilk sırasında İsveç var. Eğitim kategorisinin zirvesinde Avustralya bulunurken, sağlık sistemi uzun süre ciddi şekilde eleştirilen fakat Obamacare ismi verilen reform pakediyle bir dizi değişikliğe giden ABD sağlık kategorisinde 1′inci sırada yer alıyor. Güvenlik kategorisinin ilk sırasını Hong Kong elde ederken son ana başlık olan Toplumsal Sermaye konusunda ilk sırada genel sıralamanın da zirvesinde bulunan Norveç var. Türkiye’nin 134′üncü olduğu Kişisel Özgürlükler kategorisinde zirvede bulunan Yeni Zelanda, genel sıralamada da 3′üncü sırada.Araştırmanın genel sıralamasına göre refah düzeyi en yüksek 10 ülke şu şekilde:1. Norveç2. İsviçre3. Yeni Zelanda4. Danimarka5. Kanada6. İsveç7. Avustralya8. Finlandiya9. Hollanda10. ABDÖte yandan refah konusunda en kötü durumdaki 10 ülke de şu şekilde sıralanıyor:142. Orta Afrika Cumhuriyeti141. Çad140. Kongo Demokratik Cumhuriyeti139. Burundi138. Yemen137. Afganistan136. Togo135. Haiti134. Sierra Leone133. GineMerkezi Dubai’de bulunan uluslararası yatırım fonu Legatum bünyesindeki Londra merkezli Legatum Institute, kendi internet sitesinde amacını “insanlığın daha ileriye gidebilmesine katkıda bulunabilmek” olarak açıklayan bir ‘Think Tank’ yani düşünce kuruluşu. 2008’den bu yana yayınladığı Dünya Refah Endeksi haricinde bir çok çalışma yapan kuruluşun çalışanları arasında dünyanın önde gelen üniversitelerinden çok sayıda bilim insanı ve iş insanları bulunuyor.Araştırma sonuçlarını İngilizce detaylı biçimde incelemek için prosperity.com ziyaret edilebilir. Aras ZARAKOL | ZETE
Uzay Çöpleri 'Lazer Işınlarıyla Temizlenecek'
Dünya'nın yörüngesi, büyük bir hızla ilerleyen yüz binlerce nesneyle dolu. Çarpışma yaşanması halinde bu nesnelerin çoğu, felakete neden olabilecek bir kazayı ateşleyebilir ve Dünya'nın telekomünikasyon ağlarındaki yörünge uzay çöplüğüne dönüşebilir.Avustralya'da uzay araştırmalarında öncü şirket Electro Optic Systems (EOS), yaklaşık 38 bin km yükseklikteki bu potansiyel ölümcül enkazları tespit etmek için yürütülen çabaların başını çekiyor.EOS Yönetim Kurulu Başkanı Ben Greene, uzay ajanslarının, ufak metal bir cıvatanın bir uyduya çarpmasından ve diğer uydulara zarar verebilecek şekilde uzayda, küçük çöp füzelerine dönüşmesinden endişe ediyor.Greene, uzayda yaklaşık 20 bin adet 'futbol topundan daha büyük' nesnenin bulunduğunu ve 'bir fındık kadar veya fındıktan biraz daha büyük' nesnelerin sayısının da yüz binlerce olduğunu tahmin ediyor.Greene'e göre bu nesneler, 20 yıl içinde birikecek ve büyük bir uzay yığınına dönüşecek.Uyduların maliyeti 30 milyon Avustralya doları ila 3 milyar Avustralya doları arasında değişiyor ve yörüngeye girmeleri ise yıllar alıyor. Dolayısıyla uyduların korunamamasının cezası da büyük oluyor.Greene, 'Yaklaşık 1 trilyon Avustralya dolarının (870 milyar ABD dolarının) yalnızca birkaç hafta içinde heba olmasından bahsediyoruz. Bir kere başladı mı, durdurulamaz. Bu yüzde 100 bir ihtimal, kesin olmayan tek şey ise ne zaman olacağı' diyor.EOS firması, yörüngedeki nesnelerin tespit edilmesi için yere bağlı lazerler kullanacak, fakat Greene bunun 'yalnızca zaman kazanma amaçlı' olduğunu söylüyor.Araştırmacılar daha sonra tıpkı 'Yıldız Savaşları' filminde olduğu gibi, tehdit olarak gördükleri nesneleri lazer ışınlarıyla, daha güvenli bir yerde parçalara ayrılmaları için atmosfer içinde yönlendiriyor.Greene, uydulara yönelik tehdidin yüzde 90'ını oluşturduğunu söylediği, boyutları 5 cm ile 10 cm arasında değişen nesnelerin de ışınlarla yönlendirilebildiğini belirtiyor.Avustralyalı EOS firması araştırma için, ABD'li Lockheed Martin ve Avustralya hükümetiyle ortak çalışma yürütüyor.Şirket, 10 ila 20 yıl içinde lazerlerle bu nesneleri yönlendirebileceklerini söylüyor fakat en büyük zorluk ise bu çözümü sanayileştirmek ve dünya genelinde merkez istasyonlar oluşturmak.Avustralya Ulusal Astronomi Araştırma Üniversitesi'nde teknik program müdürü Roger Franzen, 'sonsuz bir evrende bu tip küçük nesneleri tespit etmek için arka plandaki yıldızların parlaklığını azaltmak gerektiğini' ifade ediyor.Franzen, 'Enkazı görüntüleyebileceğiniz, açık bir yörünge tüneli ile hedefteki nesneleri de yönlendirebileceksiniz' diyor ve 'Enkazın manevralarını kontrol altına aldığınızdan emin olduğunuzda, bu iş için daha sağlam bir zemine kavuşmuş oluyorsunuz' diye ekliyor.BBC
Reklam
7 Yaşındaki Yazar, 1 Milyon Dolar Kazandı
7 yaşındaki Dylan Siegel'ın nadir görülen bir hastalıkla mücadele eden arkadaşı için yazdığı kitapla satış rekorları kırdı.Los Angeles'lı 7 yaşındaki Dylan Siegel geliri en iyi arkadaşı Rabin Pournazarian 'ın hastalığının araştırmasında kullanılmak üzere bir kitap yazdı.Chocolate Bar isimli kitap sayesinde Siegel 1 milyon dolara yakın bir meblağ toplamayı başardı. Siegel'ın arkadaşı Jonah Pournazarian 'tip 1 B glikojen depolama hastalığı' denilen nadir görülen bir hastalıkla mücadele ediyor.ntvmsnbc.com'un haberine göre, 6 yaşındaki Jonah bebekliğinden itibaren bu hastalığın pençesinde olduğu biliniyor. Jonah da en iyi arkadaşının tedavisinin araştırılmasında kullanılmak üzere kolları sıvadı ve bir kitap yazdı.Dylan'ın bu çabaları boşa gitmedi ve hastalığın adı tüm ülkede duyulmaya başladı. Nadir görülen bu hastalık için toplanan paranın şimdiye kadar tüm derneklerin ve tıbbi kuruluşların topladığından fazla olduğu bildirildi. Toplanan para Florida Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne aktarılarak hastalık için bir tedavi bulunmasına harcanıyor.Rabin Pournazarian'ın hastalığı milyonda bir çocukta görülüyor. Doktorlar bundan sonra hastalığın tedavisinin bulunabileceğini belirtiyor.T24
Reklam
1 Kilo Pamuk ile 1 Kilo Demir Kapışması
etiket
1 kilo pamuk mu daha ağırdır yoksa 1 kilo demir mi? NASA’nın Ohio’da 30 tonluk havayı boşaltarak uzay koşullarının oluşturulabildiği odada hepimizin hayatımızda öyle yada böyle karşılaştığımız bu sorunun cevabı verilmese de ilginç bir gösteri yapıldı. Sürtünmesiz ortamda yükseklikten bırakılan cisimlerin aynı hızda düştüğünü gösteren videoyu aşağıda bulabilirsiniz.
Reklam
Etkileyici 5 Romantik Film Müziği
Öyle soundtrackler var ki, çalındığı sahneyi izleyicinin gözlerinde canlandırır. Etkileyici 5 fantastik film müziğini sizler için derledik.
Akün ve Şinasi Gizlice Satılmış...
Mülkiyeti Emek İnşaat A.Ş'de bulunan, Ankara'nın en önemli iki tiyatro sahnesi, Akün ve Şinasi sahnelerinin 10 gün önce, gizli şekilde, Karadenizli bir şirkete satıldığı öğrenildi. Her iki sahnenin satışının 23 milyon TL'ye gerçekleştiği belirtilirken, satış talimatının bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik tarafından verildiği dile getirildi. Devlet Tiyatroları'nın (DT) bünyesinde faaliyet gösteren her iki tiyatro sahnesi için daha önce 5 kez ihaleye çıkılmış ancak satış “muammen bedelin altında kaldığı” gerekçesiyle gerçekleşmemişti.“Sansür” ve sanat kurumlarını yok etmeyi amaçlayan Türkiye Sanat Kurulu (TÜSAK) Yasa Tasarısı taslağı gölgesindeki tartışmalara maruz kalan DT'ye bir şok da Emek İnşaat'tan geldi. Mülkiyeti Emek İnşaat'a bağlı olan ve Ankara'nın merkezi yerinde bulunan, en fazla tiyatro oyunlarının sahnelendiği iki sahne, Akün ve Şinasi sahnelerinin gizli bir şekilde satıldığı öğrenildi. Emek İnşaat yetkilileri sahnelerin yeni sahibini sır gibi saklarken, sahneleri alan şirketin sahibinin Karadenizli olduğu ve İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı bulunduğu bilgisi edinildi.Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu'nun haberine göre, daha önce de 5 kez satışı gündeme gelen ve “muammen bedelenin altında kaldığı”, sivil toplum kuruluşlarının tepkisi nedeniyle ihalesi geri çekilen iki sahnenin 23 milyon TL'ye bu kez Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in talimatıyla satıldığı kaydedildi.İhale şartnamesi duyurulmadıAkün ve Şinasi sahnelerinin satışının 10 gün önce yapıldığı ve sivil toplum kuruluşları ve sanatçıların tepkileri nedeniyle ihalenin Kamu İhale Yasası kapsamı dışında tutularak, gizli ihale ile gerçekleştirildiği de dile getirildi. Satışı gerçekleştirilen her iki sahne için DT'ye 2014-15 sanat sezonu sonuna kadar kullanma hakkı tanındığı da belirtiliyor. Ancak her iki sahnenin sezon sonundan sonra ne şekilde kullanılacağı bilinmiyor. Emek İnşaat yetkileri ise satışa ilişkin Cumhuriyet'e bilgi vermekten kaçındı.Sinemadan tiyatro olmuştuAnkara'nın en işlek yerlerinden Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Akün Sahnesi, 1975 yılından 2002 yılına dek Akün Sineması olarak hizmet vermişti. Daha sonra bu salon 2002 yılında DT Genel Müdürlüğü'nce, dönemin genel müdürü Lemi Bilgin tarafından tiyatro sahnesine çevrilmişti ve o tarihten bu yana da tiyatro sahnesi olarak kullanılıyordu.Akün Sahnesi'nin hemen arkasında yer alan ve Tunus Caddesi'ne bakan Şinasi Sahnesi de Ankara'nın en eski tiyatro sahnelerinden biri olma özelliğine sahip. Sahne, 13 Mart 1988’de Yüksel Pazarkaya'nın “Meliha” adlı oyunuyla açılmıştı.Her iki sahne de bugün “kentin en önemli sanat merkezlerinden” biri kabul ediliyor.Selda Güneysu/Cumhuriyet
Türkiye'nin 10 Gündem Maddesinin Yabancı Uyarlaması
Türkiye'de her gün onlarca ağır gündem maddesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Artık o kadar sıradanlaştı ki, 18 kişinin öldüğü iş cinayetleri, 24 kişinin öldüğü trafik kazaları sıradanlaştı. Bakın bizim gündemimiz, başka ülkelerde aynen bizde olduğu gibi olsaydı nasıl görünecekti.
Reklam
Beyninden Örümcek Korkusu Çıkarıldı
İngiltere'de şiddetli baş ağrısı nedeniyle hastaneye giden ve rahatsızlığı ameliyatla giderilen hasta, beyninden alınan parça sayesinde örümcek korkusundan tamamen kurtuldu.Şiddetli baş ağrısı şikayetiyle doktora başvuran İngiliz, beyninin duygusal tepkiler ve hislerden sorumlu kısmı amigdalada sorun olduğu tespit edilince ek taramalara tabi tutuldu. Taramalar, sorunun beyin dışında akciğerlere ve deriye de zarar veren, nadir görülen sarkadozdan kaynaklandığını ortaya koydu.Amigdalanın sol kısmındaki sorunlu bölgeyi ameliyatla almaya karar veren doktorlar, baş ağrılarının geçmesini sağladı. Ancak hastada hiç beklenmedik değişimler yaşandı. Sevmediği reklam müzikleri gibi hoşuna gitmeyen seslerden midesi bulunan hasta, bu rahatsızlığından kurtulurken, hayattaki en büyük korkusunu da aşmayı başardı. Hasta, örümceklerden artık hiç korkusu kalmadığını fark etti.Nasıl gerçekleştiği belli değilİngiltere'nin Brighton ve Sussex Tıp Okulu'nda Nick Medford tarafından tedavisi yapılan hasta, ameliyattan önce örümcek gördüğü zaman onlara tenis topları fırlattığını, ilaç sıktığını veya elektrikli süpürgeyle çektiğini belirtti. Ameliyattan sonra ise fobisi ortadan kalkan hasta, örümcekleri avcuna alarak incelemeye başladı.Dr. Medford, yapılan ameliyatla hastanın beyninden nasıl spesifik bir fobinin çıkarılmış olduğunu anlamadıklarını belirtti. Medford, bu durumun korkuya verdiğimiz tepkiden kaynaklanıyor olabileceğini belirtti. Örnek veren Medford, 'Duvarda gölgesi yansıyan bir cismi ilk başta yılan sanabiliriz ancak dikkatli bakıldığında bir çubuk olduğunu görüyoruz. Bu çok doğru bir gözlem değil ancak panik tepkisi hayatta kalabilmek için çok önemli' ifadesini kullandı.Medford, yapılan ameliyatta genel korkuları barındıran bölgenin alınmasıyla hastanın panik bağlantılı korkularından bir tanesini temsil eden sinirlerin de çıkarılmış olabileceğini savundu. Başka fobisi bulunmayan hastanın daha fazla teste tabi tutulmak istemediği belirtildi. Böylece, benzer bir ameliyatın diğer panik tepkilerini nasıl etkileyeceğini anlamak şu an için mümkün görünmüyor.Neurocase dergisinde yayımlanan araştırmada, amigdalanın beyinde çok derinde yer aldığı ve cerrahi operasyon olmadan korku giderici deneyler ve girişimler yapmanın mümkün olmadığı vurgulandı.Al Jazeera
Kidman ve Jackman Yeniden Bir Arada
'Australia' filminden sonra ilk kez bir araya gelecek iki Avustralyalı oyuncu, 'Lion' isimli bir dramada bir araya geleceklerÖnümüzdeki yaz 'Pan' filminde hayat vereceği Blackbeard karakteriyle farklı bir imajla beyazperdede görünecek olan Hugh Jackman, 'Lion' filmiyle birlikte yeniden Avustralya coğrafyasına geri dönecek.Gerçek bir öyküden perdeye taşınacak olan öyküde sokaklarda yaşayan bir gencin, evli bir çiftin yanında yeniden yaşama tutunma mücadelesi anlatılacak. Projeyi perdeye taşımak için yönetmen koltuğuna kimin geçeceği henüz kesinleşmese de projede yer alması muhtemel yıldız isimler belli oldu bile.Hugh Jackman ve Nicole Kidman ikilisini Baz Luhrmann'ın 'Australia' filminden sonra yeniden bir arada göreceğimiz filmde, genç oyuncu Dev Patel ikiliye eşlik edecek. Patel ve Jackman ikilisi yakın tarihte Neil Blomkamp'ın son filmi olan 'Chappie'de de birlikte yer alacak.Milliyet Sanat
Reklam
2014 Yılının En İyi 5 Tiyatro Oyunu
Ailesi ile ilgili travmaları ve ilgisiz bir koca ile birlikte hissiz, şizofrenik bir yolculuğa yelken açan Selin'in rahatsız edici hikayesi... Bu yıl herkesi şaşırtan, rahatsız eden ve bir o kadar da keyif veren bir oyun oldu. Bir anda herkesin konuşmaya başladığı Uykusuz isimli oyunu mutlaka izlemenizi öneririm. Yanınızda kağıt mendil götürmeyi unutmayın.Yöneten: Can CeylanYazan: Özgür ÖzgülgünOyuncular: Kimya Gökçe Aytaç, Poyraz Deniz Genç, Duygu Aktoprak
Kurt Cobain'in Duyulmamış Kayıtları Ortaya Çıktı
Efsanevi grunge müzik grubu Nirvana'nın solisti Kurt Cobain'in bugüne kadar duyulmamış bir kaydı yayınlandı.Kurt Cobain 'in 21 yaşındayken, 1988'de kaydettiği bir ses kaydı ortaya çıktı. Montage of Heck adlı kayıt Dangerous Minds adlı bir internet sitesi üzerinden yayınlandı.Karışık kasedi Cobain'in Nirvana'nın 1989'da çıkardığı Bleach albümünden bir sene önce kaydettiği anlaşılıyor.Cobain bu kasedi kendi müzik arşivinden, radyodan ve çeşitli kaynaklardan biraraya getirdiği parçalardan oluşturduğu görülüyor.Karşı
Tadından Yenmez, En İzlenesi 8 Türk Yapımı Animasyon Film
Karikatürist Bülent Üstün'ün oluşturduğu, Türk popüler kültürünün önemli yapıtaşlarından olan Şero, aynı isimli çizgi roman karakteri için yönetmen Mehmet Kurtuluş tarafından hazırlanmış olan, Türk yapımı bir animasyon filmidir.
Son 75 Yılın En Akılda Kalıcı 10 Şarkısı
'Zig-a-zig-ah' sözleri 20 yıl sonra bir şekilde tekrar zirveye oturdu ama bu sefer bambaşka bir şekilde. Spice Girls'ün çıkış şarkısı 'Wannabe' son 75 yılın en akılda kalıcı şarkısı oldu.7 milyon kopyası satılan ve 22 ülkede haftalarca zirvede kalan şarkı şimdi de, Amsterdam Üniversitesi ve Manchester Bilim ve Endüstri Müzesi'nin yaptığı araştırmaya göre, 1940 yılından bu yana 220 en çok satan şarkı arasından yapılan değerlendirmede 'en fazla akılda kalıcı şarkısı' olarak kayıtlara geçti. Araştırmacılar Hooked on Music adlı bir interaktif oyunla en çabuk tanıyabildikleri şarkıları belirlediler. Ortalamanın 5 saniye olduğu oyunda, Wannabe 2.3 saniyeyle birinciliği aldı.'Citizen Science Experiment' adı altında 12.000 katılımcıyla gerçekleştirilen deneyde Lou Bega'nın Mambo Number 5 şarkısı 2.48 saniyeyle ikinciliği, Eye of the Tiger 2.62 ile üçüncülüğü aldı. Araştırmanın başındaki isim Dr. John Ashley Burgoyne ' Biz öncelikle müzikle ve hafızayla ilgileniyoruz ve neden insanların bazı şarkıların belirli kısımlarını akıllarında tuttuklarını araştırıyoruz.' dedi. 'Bazı şeyleri birkaç kez duyarsınız ve 10 yıl sonra hatırlarsınız. Ancak diğer şarkılar için, daha fazla duysanız bile tanıdık gelmez.'Burada önemli olanın ise melodi olduğu vurgulanıyor. Ayrıca müzikal belleğin nasıl çalıştığının kavranabilmesi için çalışmaların devam edeceği de söylenmiştir. Ayrıca bahsedilen Hooked on Music oyununa buradan ulaşıp, siz de kendinizi test edebilirsiniz.
Reklam