Dogecoin Nedir ve Nasıl Alınır? Dogecoin (DOGE) Neden Yükseliyor?
Eskiden yatırım için altın ve dolar tercih edilirken, günümüzde dijitalleşen dünya ile beraber adından çokça söz edilen kripto para birimleri tercih ediliyor. Bitcoin ile hayatımıza giren kripto para biriminde son zamanlarda en çok konuşulan dogecoin oldu. Elon Musk'ın kripto paralar ile ilgili yaptığı paylaşımların ardından dogecoinin yükselişi piyasayı takip edenler tarafından oldukça dikkat çekti. Peki Dogecoin nedir? Dogecoin nasıl alınır ve neden yükseliyor? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Fetö'den 5 Yıldır Aranan Dernek Başkanı İle Karısı "Gaygubet Evi"Nde Yakalandı
ANKARA (AA) - Ankara'da, Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) üye olmaktan aranan ve örgütün kapatılan Hür ve Sanayici İş Adamları Derneği'nin Başkanı Emin Erener ile karısı saklandıkları lüks villada yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, firari FETÖ üyelerinin yakalanması için özel bir ekip kurdu.Ekipler yürüttükleri çalışmalar sonucunda, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından FETÖ'ye üye olmaktan 5 yıldır aranan Emin Erener'in, karısıyla birlikte Çankaya'nın Beytepe Mahallesi'nde 'gaygubet evi' olarak bilinen hücre evinde saklandığını tespit etti. Kameralarla izlenen villa tipi eve yapılan operasyonla Emin Erener ile FETÖ üyeliğinden aranan karısı Nesrin Erener gözaltına alındı.Aramalarda, altın kaplamalı ruhsatsız silah ele geçirildi. Örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu belirlenen Emin Erener'in, kapatılan Zaman Gazetesinin eski imtiyaz sahibi Alaeddin Kaya ile İmaj İç ve Dış Ticaret AŞ'de ortak olduğu tespit edildi. Nesrin Erener'in de 5. Sulh Ceza Hakimliğince, 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan arandığı belirlendi.
Başkentte, "Macar Mimarların Gerçekleştirilmemiş Projeleri" Sergileniyor
ANKARA (AA) - Ankara'da, Macaristan Büyükelçiliği ve Macar Kültür Merkezi tarafından hazırlanan 'Macarların Tasarımları Türkiye'de, Geç Osmanlı'dan Erken Cumhuriyet Türkiyesi'ne Macar Mimarların Gerçekleştirilmemiş Projeleri' sergisinin açılışı yapıldı.Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi, Eren Eyüboğlu Sergi Salonu'nda gerçekleştirilen açılış törenine Macaristan'ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis ve çok sayıda davetli katıldı.Büyükelçi Matis burada yaptığı konuşmada, katılımcılara yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde sergiyi ziyaret edenlere ve Çankaya Belediyesine teşekkür etti. Geçen yıl da bir sergi gerçekleştirdiklerini anımsatan Matis, 'Biz burada hayata geçirilmeyen eserlerle ilgili bir sergi yaptık. Macar mimarlarının Türkiye için çizdikleri ama hayata geçirilmeyen projeleri gösteriyoruz.' dedi.Matis, Türkiye ve Macaristan arasındaki ilişkilerin erken cumhuriyet döneminde ve sonraki senelerde de çok iyi olduğunu belirterek, 'Günümüzde de ilişkilerimizi aynı seviyeye getirmek istiyoruz. Bunun için çok fazla çalışmamız gerek, hem siyasi hem kültürel alanlarda. Kültür için çok iyi bir haber ki 2024'te Türkiye ve Macaristan 'Kültür Yılı' organize edilecek. Hem Macaristan hem de Türkiye bunun için hazırlıklara başladı.' ifadesini kullandı.Budapeşte Teknik ve Ekonomi Üniversitesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Gergo Kovacs, sergi boyunca bir zaman yolculuğu eşliğinde 19'uncu ve 20'nci yüzyılda Macar mimarlarının Türkiye'de gerçekleştirilmemiş projelerini sergilediklerini söyledi. Sergi, 25 Şubat'a kadar ziyaret edilebilecek.
Ifo: Şirketler Normal İş Durumuna Ortalama 10,3 Ayda Geçilmesini Bekliyor
BERLİN (AA) – Alman şirketler, devam eden yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle yılın son çeyreğine kadar faaliyetlerinde normale dönüş beklemiyor.Merkezi Münih'te bulunan Ekonomi Araştırma Enstitüsü'nün (Ifo) ocak ayında yaptığı ankete göre, firmaların, Kovid-19 nedeniyle faaliyetlerinde normale dönüş için öngördükleri süre ortalama 10,3 ay oldu.Ankete göre, Kovid-19 salgınının sebep olduğu ekonomik krizin en fazla etkilediği sektörlerden hizmetler sektöründe 10,6 ayda faaliyetlerde normale dönüş beklenirken, inşaat sektöründe bu süre 10,4 ay, sanayi sektöründe de 10,2 ay olarak belirlendi.Perakende sektöründeki şirketlerin normalleşme süresine ilişkin beklentisi 9,3 ay oldu.Öte yandan, Almanya'daki şirketler, işlerini etkileyen Kovid-19'nun yayılmasını önlemeye yönelik kısıtlamaların Eylül’ün ortasına kadar sürmesini bekliyor. Bu süre, sanayi sektöründe 7,4 olurken, hizmet sektöründe 7,5 ay ve inşaat sektöründe ise 7,3 ay olarak tahmin edildi.Ifo Makroekonomi ve Araştırmalar Merkezi Müdür Yardımcısı Klaus Wohlrabe, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Kovid-19 kısıtlamaları nedeniyle Alman şirketlerin faaliyetlerinde normale dönüş için öngördükleri sürenin Aralık 2020’ye göre biraz daha kısa olduğunu belirterek, “Şu anda yürütülmekte olan Kovid-19 aşı kampanyasının normale dönüş beklentisinde henüz belirleyici bir etkisi yok.' ifadesini kullandı.
Finlandiya Başbakanı Marin, Çin'in Uygurlara Yönelik Zulmüne Tepki Gösterdi
HELSİNKİ (AA) - Finlandiya Başbakanı Sanna Marin, Çin'in Uygur halkına yönelik uygulamalarına tepki göstererek uluslararası toplumun Çin'in yaptıklarına göz yummaması gerektiğini vurguladı.Marin, resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Çin'in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Müslüman Uygur halkına yönelik uygulamalarına dikkati çekti.Çin'in insan haklarını ayaklar altına alma ve azınlıkları ezme politikasına uluslararası toplumun göz yummaması gerektiğini ifade eden Marin, 'Ticaret ve ekonomi, bu zulümleri görmezden gelmek için haklı gerekçe olamaz.' ifadesini kullandı.Marin, iki ve çok taraflı diyaloğun merkezinde insan haklarının mutlaka yer alması gerektiğinin altını çizdi.
İzmir Emniyet Müdürü Aşkın'dan, Sel Sularında Yolda Kalan Araçlara Yardım Eden Komisere Ödül
İZMİR (AA) - İzmir İl Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın, sel suları nedeniyle yollarda kalan araçlara yardım eden komisere altın hediye etti. Hüseyin Aşkın, Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde görevli Komiser Enez Al'ı makamında kabul etti. Aşkın, kentte yaşanan sel felaketinde özverili davranışı medyaya yansıyan ve vatandaşların takdirini kazanan Al'a altının yanı sıra kendisinin yazdığı 'Terör ve Algı Yönetimi' adlı kitabı da armağan etti. İzmir'de 2 Şubat'ta sabaha karşı başlayan ve ertesi gün sabaha kadar devam eden yağışlarda birçok araç sular altında kalmıştı. Trafik akışının durduğu Anadolu Caddesi'nde Komiser Enez Al'ın suya girerek yolda kalanlar için yardıma koşması, basın mensuplarınca görüntülenmişti.
Reklam
Reklam
Bilim İnsanı, Türk Mutfağının Karbon Ayak İzini Hesapladı
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - Türk mutfağının çevreci yönü, İzmir Ekonomi Üniversitesinde (İEÜ) yürütülen karbon ayak izi çalışmasıyla ortaya konuldu.İEÜ Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Fehmi Görkem Üçtuğ ile üniversitenin son sınıf öğrencileri Cansu Öngelen, Beliz Hünkar ve Dorukan Günaydın, Türk mutfağı kaynaklı besin tüketiminin karbon ayak izini hesaplamak için yaklaşık 1 yıl önce çalışma başlattı. Bu çerçevede ilk önce Türk mutfağında en çok tüketilen gıdalar tespit edildi. Daha sonra ise bu gıdalardan oluşan birer haftalık normal, vejetaryen ve vegan menüleri hazırlandı.Daha sonra yemeklerin pişmesi için enerji ihtiyacı ve tüketiciye ulaşıncaya dek gerekli ambalaj malzemesinden soğuk zincire kadar menülerdeki gıdaların küresel iklim değişliğine etkisi belirlendi.Ardından oluşturulan yaşam döngüsü modeli, bilgisayar programı kullanılarak sonuca aktarıldı.Türk mutfağına ilişkin elde edilen karbon salım oranları, çeşitli dünya mutfakları için yapılan çalışmalarla karşılaştırıldı. Elde edilen verilere göre, Türk mutfağının, dünyaya yayılmış İtalyan mutfağına göre, en az yüzde 25 daha düşük çevresel etkiye sahip olduğunu belirlendi. Ayrıca Çekya, Kanada, Danimarka ve İspanya mutfaklarına kıyasladığında da ise onlara yakın çevresel etkiye sahip olduğu ortaya çıktı. Doç. Dr. Fehmi Görkem Üçtuğ, AA muhabirine, Türk mutfağının besin çeşitliliği açısından dünyanın en zengin mutfaklarından olduğunu belirtti. İklim değişikliğine neden unsurların başında karbondioksit salınımlarının geldiğini vurgulayan Üçtuğ, 'Dünyadaki karbondioksit salınımlarının üçte biri besin kaynaklı. Bu gıdaların üretimi, nakliyesi, tüketimi ve bertarafı esnasında oluşan karbondioksit salınımını temsil ediyor. Biz, Türkiye'de bugüne kadar yapılmamış bir çalışmaya imza attık. Türk mutfağının karbon ayak izini hesapladık. Global iklim değişikliğine Türk mutfağının etkisini tespit ettik.' diye konuştu. 'Türk mutfağında normal beslenmenin kişi başına karbon ayak izi 35 kilogram'Türk mutfağı denilince akıllara ilk olarak hamur işi ve kebap geldiğini, sebze yemeklerin de ayrı bir öneme sahip olduğunu anlatan Üçtuğ, şunları kaydetti: 'Türk mutfağının çeşitli beslenme rejimlerine göre çevresel etkisinin, yurt dışındaki mutfaklara göre nasıl olduğuna ilişkin inceleme yapmaya karar verdik. Biz, Türk mutfağının karbon ayak izini hesaplayarak bunu dünya mutfaklarıyla kıyasladık. Sağlıklı bir bireyin günde alması gereken kalori miktarını baz aldık. Türk mutfağında normal beslenmenin kişi başına karbon ayak izi 35 kilogram karbondioksit eşdeğeri iken vejetaryen beslenmenin karbon ayak izi 28, vegan beslenmenin değeri ise 19 olarak ölçüldü. 'Üçtuğ, normal beslenmedeki kişi başı karbon ayak izinin İtalya'da 46 iken Danimarka ve Çek Cumhuriyeti'nde 34, Fransa'da 35 olarak belirlendiğini aktardı. 'Bu inceleme sonucunda mutfağımızın, tüm ülkelere yayılmış olan İtalyan mutfağına göre, en az yüzde 25 daha düşük çevresel etkiye sahip olduğunu belirledik. Çekya, Kanada, Danimarka ve İspanya mutfaklarına kıyasladığımız zaman, yakın çevresel etkiye sahip olduğu ortaya çıktı.' ifadelerini kullanan Doç. Dr. Üçtuğ, Türk mutfağına ilişkin çalışma sonuçlarının, 'Sustainable Production and Consumption' isimli bilimsel dergide yayımlanacağını sözlerine ekledi.
4 Şubat Döviz Fiyatları: Dolar Düştü Mü? 1 Dolar Kaç Lira Oldu?
Dolar fiyatlarındaki dalgalanma devam ediyor. Türk Lirası son günlerde dolar karşısında değer kazanırken, dolar ile birlikte euro ve sterlin gibi yabancı para birimleri de düşüş gösteriyor. Merkez Bankası Naci Ağbal’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı sıkı para politikasına devam edeceğiz açıklamasıyla 7.10 liranın altına düşen dolar, sonrasında yükselmiş ve dünü 7.16 liradan kapatmıştı. İşte 4 Şubat dolar ve euro fiyatları…
Altın Fiyatları Çakıldı: 4 Şubat Gram Ve Çeyrek Altın Kaç Para Oldu?
Altın fiyatları bugün de yatırımcısına kaybettirdi. Hafta başından beri kan kaybeden altın fiyatları, 4 Şubat Perşembe günü de değer kaybetmeye başladı. Piyasaların açıldığı sabah saatlerinde 422 lira gram altın, bugün saat 16.00 itibariyle 416 liradan satılmaya başlandı. Altın fiyatlarının canlı takibi için gram altın, çeyrek altın, yarım altın ve Cumhuriyet altını fiyatları şu şekilde;
Reklam
Bankaların İhtiyaç Kredisi Faiz Oranları: Hangi Banka Yüzde Kaç Faiz Alıyor?
Bankaların uyguladığı kredi faizleri gündemde. Son zamanlarda Türk Lirasının döviz karşısında değer kazanması ve Merkez Bankası'nın uyguladığı ve uygulamaya devam edeceğini söyledi sıkı para politikası nedeniyle bankaların sağladığı kredilerin de faiz oranları yükseldi. İşte kamu ve özel bankaların sağladığı ihtiyaç, taşıt ve konut kredilerinin faiz oranları...
Kolombiya'da Silahlı Saldırılarda İki Günde 14 Kişi Öldü
BOGOTA (AA) - Güney Amerika ülkesi Kolombiya'nın çeşitli eyaletlerinde son iki günde düzenlenen silahlı saldırılarda 14 kişi hayatını kaybetti. Antioquia ve Narino yönetim bölgelerinde kimlikleri bilinmeyen silahlı çeteler, bir çiftliğe ve altın madenine baskın yaptı. Saldırılarda kanaat önderlerinin de aralarında olduğu 14 kişi yaşamını yitirdi. Antioquia Valisi Anibal Gaviria, saldırıların yasa dışı silahlı çeteler tarafından yapıldığını bildirdi. Yılbaşından bu yana ülkenin farklı bölgelerindeki silahlı grupların saldırılarında 36 kişi öldü, şiddetten en çok etkilenen eyaletler Antioquia, Cauca ve Narino olarak kayıtlara geçti. Öte yandan yetkililer, güvenlik güçlerinin 'Körfez Klanı', 'Gaor 36' ve 'Los Chapas' adlarındaki suç örgütlerine yönelik operasyonlarında şimdiye kadar 229 kişinin yakalandığını belirtti.
Reklam
2021 Altın Küre Ödülleri İçin Adaylar Açıklandı
NEW YORK (AA) - Hollywood Yabancı Basın Birliğinin düzenlediği 78. Altın Küre Ödülleri'nin adayları belli oldu.Oscar'ın habercisi olarak nitelenen Altın Küre Ödülleri 28 Şubat'ta sahiplerini bulacak. Bu yıl 78'incisi düzenlenecek Altın Küre Ödülleri'ne aday gösterilen filmler şöyle sıralandı: Drama Dalında En İyi Film adayları: -The FatherMankNomadlandThe Trial of the Chicago 7Promising Young WomanMüzikal/Komedi Dalında En İyi Film adayları: Borat Subsequent MoviefilmHamiltonMusicPalm SpringsThe PromEn İyi Yabancı Film adayları: Another RoundLa LloronaThe Life AheadMinariTwo of UsEn İyi Animasyon Film adayları : OnwardThe Croods: A New AgeOver the MoonSoul WolfwalkersDrama Dalında En İyi Kadın Oyuncu adayları: Frances McDormand (Nomadland)Viola Davis (Ma Rainey’s Black Bottom)Carey Mulligan (Promising Young Woman)Vanessa Kirby (Pieces of a Woman)Andra Day (The United States vs. Billie Holiday)Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu adayları : Riz Ahmed (Sound of Metal) Chadwick Boseman (Ma Rainey’s Black Bottom)Anthony Hopkins )The Father)Gary Oldman (Mank) Tahar Rahim (The Mauritanian)Müzikal/Komedi Dalında En İyi TV dizisi adayları :Schitt’s CreekTed LassoThe GreatThe Flight AttendantEmily in Paris Drama Dalında En İyi TV dizisi adayları :The CrownLovecraft CountryThe MandalorianOzarkRatchedEn İyi Yönetmen adayları: -Chloé Zhao (Nomadland)Regina King (One Night in Miami) David Fincher (Mank) Aaron Sorkin (The Trial of the Chicago 7)Emerald Fennell (Promising Young Woman) En İyi Senaryo adayları:Emerald Fennell ( Promising Young Woman)Jack Fincher (Mank)Aaron Sorkin (The Trial of the Chicago 7)Florian Zeller, Christopher Hampton (The Father)Chloe Zhao (Nomadland)
18. Mıkta Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın Ardından Ortak Bildiri Yayımlandı:
ANKARA (AA) - Türkiye, Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Avustralya Dışişleri Bakanlarının katıldığı '18. MIKTA Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından yayımlanan ortak bildiride, 'Myanmar'daki son siyasi durumdan endişe duyuyoruz ve hukukun üstünlüğü, iyi yönetişim, demokrasi ilkeleri ve anayasal hükümete bağlılık çağrısında bulunuyoruz.' ifadesi kullanıldı. MIKTA ifadesi, katılımcı ülke isimlerinin ilk harflerinden oluşuyor. MIKTA'nın katılımcı ülkeleri Türkiye, Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Avustralya'nın katılımıyla video konferans yöntemiyle düzenlenen '18. MIKTA Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ardından ortak bildiri yayımlandı.Güney Kore Dışişleri Bakanı Kang Kyung-wha'nın başkanlık ettiği toplantıyla Güney Kore'nin yıl boyunca devam eden MIKTA Dönem Başkanlığı'nın sona erdiği belirtilen bildiride, kurulduğu 2013'ten itibaren MIKTA'nın her biri kendine özgü kültürel ve tarihi geçmişe sahip bölgelerden 5 ülkeyi bir araya getirmesinin memnuniyetle not edildiği ifade edildi.Bildiride, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dahil ülkelerin tek başına hareketiyle çözülemeyecek küresel sınamalar karşısında, bu ortak kararlılığın her zamankinden daha büyük önem arz ettiğine işaret edilerek çok taraflılığa olan bağlılık bir kez daha teyit edildi.Karşı karşıya kalınan ortak sınamalara etkili karşılık vermek için Birleşmiş Milletler (BM) sistemi ile Kovid-19 Araçlarına Erişimi Hızlandırıcılar ve Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) mekanizması gibi girişimlere desteğin yinelendiği kaydedilen bildiride, BM Genel Kurulu Başkanı Volkan Bozkır'ın MIKTA'nın öncelikleriyle uyumlu çok taraflılık vurgusunun memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Bildiride, 'Kovid-19'un ortaya çıkardığı zorluklar karşısında BM Genel Kurulu'nun etkin ve verimli şekilde çalışması için iş birliği yapmaya hazırız.' ifadesine yer verildi. MIKTA ülkelerinin, Kovid-19'a karşı kapsamlı aşılama dahil en iyi uygulamaları paylaşmaya ve iş birliği yapmaya devam edeceği vurgulanan bildiride, 'Hiçbir ülkenin geride kalmamasını teminen herkes için güvenli, uygun fiyatlı ve etkili Kovid-19 aşılarına eşit erişim ve dağıtım çağrısında bulunuyoruz. Böylelikle tüm paydaşları, bu konuda uluslararası iş birliğini daha da güçlendirmeye çağırıyoruz.' değerlendirmesinde bulunuldu. Bildiride, çok taraflı sağlık güvenliği inşasında, Uluslararası Sağlık Tüzüğü (2005) ve Tek Sağlık yaklaşımının uygulamaya geçirilmesi, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 73.1 sayılı 'Kovid-19'a Mukabele' kararının bağımsız değerlendirmesi ve örgütün güçlendirilmesine bağlılığın yinelendiği kaydedildi.Sürdürülebilir kalkınmanın önemine dikkat çekildiBildiride, sürdürülebilir kalkınma konusunda elde edilen zorlu kazanımların salgın nedeniyle tersine dönmesi riskinin farkında olunduğuna değinilerek '2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi'ne sarsılmaz bağlılığın bir kez daha teyit edildiği ifade edildi.MIKTA ülkelerinin 'Sürdürülebilir Kalkınma için Yaratıcı Ekonomi Uluslararası Yılı 2021'i uygulamakta kararlı olduğu belirtilen bildiride, salgın sırasında kalkınma iş birliği projelerinin uygulanmasında yaşanan ortak zorlukların değerlendirilmesi amacıyla kalkınma iş birliği ajansları arasında ilk toplantının düzenlenmesinin memnuniyetle karşılandığı vurgulandı.Bildiride, şunlar kaydedildi:'Kuraklık, çölleşme, biyolojik çeşitliliğin kaybı, kıtlık, susuzluk, orman yangınları ve deniz seviyesinin yükselmesi dahil gezegenin karşı karşıya olduğu artan zorluklar göz önüne alındığında, iklim değişikliği ve felaket risklerinin olumsuz etkilerine karşı doğal çevrenin sürdürülebilirliğini, uyum ve dayanıklılığını artırmak amacıyla araştırma, yenilik ve altyapıya daha fazla yatırım yapmak da dahil daha iyisini inşa etme ve daha güçlü toparlanma için çalışacağımızı yineliyoruz. Sürdürülebilir kalkınma için sürdürülebilir üretim-tüketim modeline geçmek ve yüksek derecede sera gazı salınımı sorununu uluslararası iş birliğiyle çözmek için çabalarımızı artırmaya duyulan ihtiyacın altını çiziyoruz.'Bildiride, insan haklarını korumanın ve geliştirmenin öneminin altı çizilerek salgının yükünü taşıyan, savunmasız durumdaki kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, mülteciler, ülke içinde yerinden edilmiş kişiler, kayıt dışı ekonomide çalışanlar ve göçmenlere özel ilgi gösterilmesi gerektiği vurgulandı.'Kore Yarımadası'nda kalıcı barış ve istikrarı sağlamanın tek yolu diyalog'Merkezinde Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bulunacak şekilde evrensel, şeffaf, öngörülebilir, kapsayıcı, adil ve çok taraflı ticaret sisteminin teşvik edilmesinin ve güçlendirilmesinin vurgulandığı bildiride, salgının ticaret ve seyahatte yol açtığı aksaklıklar dikkate alınarak mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin küresel pazarlara entegrasyonunun sağlanması ve girişimciliğin desteklenmesi çabalarının sürdürüleceği kaydedildi. Bildiride, 2020'de 50. yılı kutlanan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'nı (NPT) bir 'mihenk taşı' olarak kabul eden MIKTA ülkelerinin, nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya arayışına kararlı şekilde bağlı kalmaya devam edeceğine dikkat çekildi. Bildiride, şu ifadelere yer verildi:'Kore Yarımadası'nda kalıcı barış ve istikrarı sağlamanın tek yolunun diyalog olduğu konusunda hemfikiriz ve Kore Yarımadası'nda barış, güvenlik ve refahı teşvik etmek ve hızlandırmak için Kore Cumhuriyeti'nin süregelen çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni (KDHC), Kore Yarımadası üzerindeki istikrarsızlığı artırabilecek eylemlerden kaçınmaya ve diyaloğu sürdürme yolunda taahhütte bulunmaya çağırıyoruz. Ayrıca KDHC'ye, Panmunjom Deklarasyonu ile Pyongyang Ortak Deklarasyonu'nu tam ve hızlı şekilde uygulamaya ve Kore Yarımadası'nı nükleer silahlardan tamamen arındırmaya çağırıyoruz. KDHC hakkındaki tüm BMGK kararlarının tam olarak uygulanması için desteğimizi yeniden teyit ediyoruz. Kore Cumhuriyeti'ni, 70. yıl dönümünü anmak için Kore Savaşı'na asker gönderen 22 BM üyesi ülkenin katılımıyla 10 Kasım 2020'de Busan'da BM Gazi İşleri Gönderen Devletler Uluslararası Konferansı'nı organize ettiği için tebrik ediyoruz.''Myanmar'daki son siyasi durumdan endişe duyuyoruz'Bildiride, Myanmar'da 8 Kasım 2020 seçimlerinde hile yapıldığı gerekçesiyle düzenlenen askeri darbeye ilişkin 'Myanmar'daki son siyasi durumdan endişe duyuyoruz ve hukukun üstünlüğü, iyi yönetişim, demokrasi ilkeleri ve anayasal hükümete bağlılık çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca Myanmar'daki tüm taraflardan itidal ve çözüm bulmak için diyalog içinde olmalarını talep ediyoruz.' değerlendirmesinde bulunuldu. MIKTA ülkelerinin, Güney Kore'nin 2020'de MIKTA Dönem Başkanı olarak yaptığı liderlik için müteşekkir olduğu kaydedilen bildiride, '2021'de MIKTA üyeleri arasında daha fazla iş birliğini ve Avustralya liderliğinde devam edecek olan gelişmeleri sabırsızlıkla bekliyoruz.' ifadesine yer verildi.
Reklam
Hollanda'da Sahtekarlıkla Suçlanan Mağdur Aileler Başbakan Mark Rutte'ye Karşı Dava Açtı
LAHEY (AA) - Hollanda'da çocuk bakım yardımı aldıkları süreçte yanlışlıkla 'sahtekar' olarak yaftalanan binlerce ailelerden bir kısmı, geçici hükümetin başbakanı Mark Rutte'ye karşı dava açtı. Yerel basında çıkan haberde, hükümetin 15 Ocak 2021'de istifasına neden olan 'vergi dairesinin gelir incelemesi sisteminde hukuka aykırılık yapılmasıyla' ilgili 80 mağdurun Rutte'ye karşı dava açtığı belirtildi. Haberde, davanın açılma nedeninin, hükümetin ve Rutte'nin 2019 Mayıs'tan itibaren vergi dairesi tarafından yapılan yasanın ihlal edildiğini bilmesi ve atılacak adımlarla ilgili birlikte karar vermesi olduğu ifade edildi. Hukuka aykırılığın bilinmesine rağmen 2019 Kasım'a kadar devam ettiği ve Rutte'nin buna müdahale etmediği kaydedilen haberde, aileler Rutte'nin bunu kasıtlı olarak yaptığını veya ihmalkar davrandığını savundu. Haberde, konuyla ilgili 12 Ocak'ta geçici başbakan hariç geçici hükümetin iki bakanı, eski bakan ve eski iki devlet müsteşarına karşı dava açıldığı ancak mağdurların avukatının eline ulaşan yeni bir bilgiden dolayı Rutte'ye karşı da dava açılmasına karar verildiği kaydedildi. 'Benzeri görülmemiş adaletsizlik'Temsilciler Meclisi tarafından kurulan araştırma komisyonunun çocuk bakımı ödeneğinde yapılan yanlışlıkları içeren 'Benzeri görülmemiş adaletsizlik' başlığını verdiği rapor 17 Aralık 2020'de yayımlanmıştı.Komisyon, çocuk bakım yardımı alan binlerce ailenin, devlet görevlileri tarafından yanlışlıkla 'sahtekar' diye yaftalandığını ve bu aileler hakkında işlem yapıldığını ortaya çıkarmıştı.Komisyonun hazırladığı raporda, söz konusu aileler hakkında yapılan gelir incelemelerinde devlet görevlilerinin hata yaptığı belirtilmiş, bu hatalar sonucunda binlerce ailenin haksız şekilde 'sahtekar' diye yaftalandığı ve ödeneklerinin kesildiği bildirilmişti.'Benzeri görülmemiş adaletsizlik' başlığı verilen raporda, vergi dairesinin gelir incelemesi sisteminde hukuka aykırılık yaptığı kaydedilmişti. Raporda, birçok aile hakkında 'sahtekarlık' soruşturması açıldığına işaret edilmişti.Hollanda'da 4 partiden oluşan koalisyon hükümeti, raporun ardından, 'vergi dairesinin gelir incelemesi sisteminde hukuka aykırılık yapıldığı' gerekçesiyle 15 Ocak 2021'de istifa etmişti. Ekonomi Bakanı Eric Wiebes ise aynı gün görevinden istifa ettiğini ve 17 Mart 2021'de yapılacak olan genel seçimlere kadar devam edecek geçici hükümette de görev almayacağını bildirmişti.
Uzmanlar, ABD'nin Suriye'nin Kuzeyindeki Ypg/PKK Saldırılarını Engellemede İnisiyatif Almadığına Dikkati Çekti
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Uzmanlar Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin oluşturduğu güvenli bölgeye yönelik terör örgütü YPG/PKK'nın düzenlediği bombalı saldırıların Beyaz Saray'daki yönetim değişikliğinden sonra artmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, ABD'nin Suriye'nin kuzeyindeki YPG/PKK saldırılarını engellemede inisiyatif almadığına işaret etti.Suriye'nin kuzeyindeki Azez ve Bab ilçelerinde 31 Ocak'ta terör örgütü YPG/PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırılarında 10 kişi hayatını kaybetti, 24 kişi yaralandı. YPG/PKK, 30 Ocak'ta ise Afrin sanayi bölgesinde araca yerleştirdiği bombayı infilak ettirdi ve 6 sivil yaşamını yitirdi, 25 sivil yaralandı. Son olarak, ülkenin kuzeyinde Rasulayn ilçe merkezinde eş zamanlı 2 bombalı terör saldırısı meydana geldi.ABD Dışişleri Bakanlığı, terör örgütü YPG/PKK'nın Azez, Bab ve Afrin'de düzenlediği bombalı terör saldırılarını kınadı ancak YPG/PKK'nın adını zikretmedi. Uzmanlar, Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin gerçekleştirdiği harekatlarla terörden arındırılan bölgelere yönelik terör saldırılarını ve ABD'nin buna ilişkin tutumunu AA muhabirine değerlendirdi. Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Levant Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan, Zeytin Dalı Harekatı, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı Harekatları ile bölgede sağlanan istikrarı ve düzeni bozmaya yönelik saldırıların başından beri devam ettiğini, son dönemde ise bu saldırıların yoğunlaştığını söyledi.Orhan, Tel Rıfat, Mümbiç ve Ayn İsa bölgelerindeki YPG/PKK'nın varlığı sonlandırılmadığı sürece terör tehdidi ve saldırılarının elimine edilmesinin mümkün görünmediğini vurgulayarak, Türkiye’nin bugüne kadar başta Rusya olmak üzere gerçekleştirdiği müzakerelerden bir sonuç alınamadığını kaydetti.Orhan, terör saldırılarının zamanlamasının birkaç sebebi olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti:'Özellikle Joe Biden’in iktidara gelmesiyle birlikte, ABD’nin YPG’yi korumacı ve destekleyici bir politika izleyeceği beklentisi var. ABD, her ne kadar bu terör saldırılarını onaylamıyor görünse de Türkiye’nin YPG’yi bertaraf etmesinin önündeki en büyük engel konumunda. Bu yapının oluşmasındaki baş mimar yine ABD’dir. Dolayısıyla ABD’nin pratikte örgütü engellemeye yönelik hiçbir eylemde bulunmayacağını biliyoruz.'ABD’nin, 'YPG’yi PKK’dan ayırıp daha Suriyeli bir örgüt yapma' politikası olduğuna dikkati çeken Orhan, Biden döneminde bu politikanın daha da hız kazanacağı değerlendirmesinde bulundu.Orhan, 'ABD’nin, YPG’yi SDG’nin sözde komutanı Ferhad Abdi Şahin üzerinden meşrulaştırma çabaları olduğunu' belirterek, 'Ama bütün bu çabalara rağmen YPG’nin PKK’dan ayrıştırılmasının imkansız olduğu, örgütün amacına ulaşma yöntemi olarak en iyi bildiği şiddete ve terör eylemlerini kullanmaya devam edeceğini gösterdi. Muhtemelen ABD de bu saldırıları engelleme konusunda ciddi bir inisiyatif almayarak bu PKK/YPG bölgesini kabul ettirmek için Türkiye’nin direncini kırmaya çalışacaktır.' ifadelerine yer verdi.'Saldırıların, ABD’nin, YPG ile PKK’yı ayrıştırma politikası ve YPG/PYD’yi meşru zemine taşıma çabalarının ne kadar gerçeklikten uzak olduğunu gösterdiğini' dile getiren Orhan, şunları kaydetti:“YPG/PKK açıklamalarında Biden’in seçimi kazanmasına yönelik memnuniyet ifadelerini görebiliyoruz. Belki de Brad McGurk’ün yeniden daha güçlü bir pozisyonda yönetime gelecek olması, bir dönem CENTCOM komutanı olan Lloyd Austin’in savunma bakanı olacak olması, ki kendisi YPG’nin bu aşamaya gelmesinde sahadaki etkin figürlerden biriydi, bu gibi kritik isimlerin ABD yönetimine etkin konumlara gelmesi YPG’yi cesaretlendirdi.” 'Türkiye'nin de PKK'ya yönelik büyük hava harekatlar yapması bekleniyor'Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Dış Politika Araştırmacısı Can Acun, Fırat'ın doğusunda bulunan PKK'nın Suriye uzantısı PYD'nin, Türkiye'nin kontrolü altındaki güvenli bölgenin istikrarsızlaştırılması için çok uzun bir süredir terör faaliyetleri içinde olduğunu belirtti.PYD'nin doğrudan sivilleri hedef alan terör saldırılarının bölgeyi güvensizleştirip kendi yönetim modellerini Suriye'de göstermek istediğini kaydeden Acun, örgütün ayrıca Türkiye'yi yıpratma faaliyetleriyle de bölgeden çekilmeye zorladığını aktardı.Acun, saldırıların Rusya ve ABD'nin kontrol ettiği bölgelerden geldiğine dikkat çekerek, 'Son dönemde artan saldırıları ABD yönetiminin değişmesiyle bağlantılı değerlendirmek gerekiyor. Beyaz Saray'da iktidar değişikliğiyle PKK'yı bölgede var eden bazı aktörler yeniden ABD yönetimine girdi ve önemli pozisyonlar aldı. Bu isimler PKK/PYD'yi Türkiye'ye baskıyı arttırmak için kullanmayı tercih etmiş olabilirler. Bunun yanında PKK'nın da Biden yönetiminden çok ciddi beklentileri var. Bu sebeple inisiyatif alarak agresif bir tutum izlemiş olabilirler.' diye konuştu.'Türkiye'nin de PKK'ya yönelik büyük hava harekatlar yapması bekleniyor.' diyen Acun, sözlerini şöyle sürdürdü:'Türkiye bir yandan Irak'a odaklandı, Sincar'ı hedef alıyor. Tüm bunları birlikte değerlendirdiğimizde, terör örgütünün Türkiye'ye karşı bir yıpratma savaşı başlattığını söyleyebiliriz. Türkiye'yi cevap vermeye zorluyorlar, böylece ABD yönetiminin Türkiye'ye karşı sertleşme konusunda yönlendirme çabası içerisindeler. PKK son dönemde Suriye rejimi ve Rusya'ya karşı da tutumunu sertleştirdi.' 'ABD'nin YPG koruma şemsiyesi sağlıyor'SETA Suriye Uzmanı Ömer Özkızılcık, YPG/PKK'nın bugüne kadar düzenlediği 167 bombalı araç saldırılarıyla cephe hattındaki saldırılarının temel amacının, bölgeyi terörize ederek halktaki güvenlik duyusunu engellemek ve Türkiye'nin Suriye'deki güvenli bölge stratejisini sabote etmek olduğunu kaydetti. 'ABD'nin, YPG/PKK saldırılarına verdiği en büyük desteğin göz yummak olduğunu' söyleyen Özkızılcık, şöyle devam etti:'ABD, sadece saldırıları kınamakla yetindi. Ancak YPG'yi eleştiren bir ifade kullanmaktan kaçınıyor olması örgüte siyasi bir koruma şemsiyesi sağlıyor. Bu koruma şemsiyesi uluslararası basına da yansıyor. YPG bu saldırıları üstlenmeyerek sanki bu araçlar kendi kendine hava uçuyor gibi haber metinleri yazılıyor. Böylelikle YPG korunmuş oluyor. ABD'nin kendisine yüklediği siyasi maliyeti de bertaraf etmiş oluyor. Çünkü patlatılan bombalar, mayınlar ve araç gereçler ABD Senatosu onayıyla Pentagon tarafından resmi olarak YPG'ye teslim ediliyor.'Özkızılcık, 'ABD'nin saldırılara yönelik tepkilerini değerlendirerek Suriye'nin kuzeyine yönelik saldırıların, YPG tarafından değil PKK tarafından düzenlendiğine dair açıklamaların 'trajikomik' olduğunu' belirtti. YPG/PKK'nın saldırılarında Rusya'nın da sorumluluk sahibi olduğunu söyleyen Özkızılcık, 'Rusya'nın bırakın bu bombalı araç saldırılarını engellemeyi bizatihi güvenli ortam sağladığını ifade etmek istiyorum. Tel Rıfat bölgesinde hiçbir zaman bir ABD konumlanması olmadı. O bölgedeki YPG unsurlarını hala Rusya koruyor. Şu anda saldırıların en yoğun olduğu bölge de burası. Dolayısıyla buradaki saldırılarda doğrudan Rusya'nın sorumluluğu var. Rusya'nın kontrol ettiği bölgelerden bombalı araçların geçtiğini de biliyoruz.' diye konuştu. Özkızılcık, Türkiye'nin, saldırılar karşısında YPG'nin kontrol noktalarına hava saldırısı düzenlemesi gerektiğini savunarak, şu değerlendirmede bulundu:'Türkiye'nin hava saldırılarını düzenlenmesi ile YPG için maliyet artacaktır. ABD ve Rusya'nın sağladığı askeri ve siyasi koruma şemsiyesinin delinebileceğini göstermiş olacak. Aynı zamanda YPG kendisini Türkiye'nin karşısında bulacağı endişesine kapılacaktır. Diğer yandan YPG saldırılarını görmezden gelen uluslararası medya Türkiye'nin hava saldırılarını görmezden gelmeyecektir. Türkiye hava saldırılarını bombalı terör saldırılarına mütekabiliyet esasına göre düzenlediğini açıklayacağı için uluslararası medya YPG'nin terör saldırılarını da gündeme getirmek zorunda kalacaktır. Böylece Türkiye hem Rusya hem de ABD'ye karşı YPG terörüyle ilgili baskı kurabilecektir.'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba, Salgından Etkilenen Esnaf İçin Çözüm Önerilerini Sıraladı:
ANKARA (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından iş yerleri etkilenen esnaf için birikmiş vergi ve SGK prim borçlarının faizlerinin dondurulması, borçlarının ertelenmesi, sicil affının da aralarında olduğu çözüm önerilerini paylaştı.Ağbaba, parti genel merkezi bahçesinde bir grup esnafla basın toplantısı düzenledi.Türkiye'de 200 bin civarında restoran, lokanta ve kafeterya, 2 bin 716 bar, 2 bin 16 birahane, 8 bin 760 müzikhol ve eğlenceli lokanta, 6 bin 21 dernek lokali, 130 bin civarında kahvehane, kıraathane ve çay ocağı işletmesi olduğunu belirten Ağbaba, Kovid-19 salgınından en fazla olumsuz etkilenenlerin bu esnaf grupları olduğunu söyledi.Anayasa'nın 173. maddesinde, 'Devlet, esnaf ve sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbir alır' ifadesinin yer aldığını anımsatan Ağbaba, şöyle konuştu:'Bir yılda esnafa 5 milyar lira civarında destek verildi. Birçok ülke milli gelirinin yüzde 5'i ile yüzde 10'u arasındaki parayı esnafına veriyor. Ancak, 'salgını iyi yönettik, esnafa destek verdik' diyen asrın lideri esnafa 10 binde 35 destek veriyor. Faiz lobisine 179 milyar, yani milli gelirin yüzde 8'ini verenler, esnafımıza milli gelirin 10 binde 35'ini layık görüyor. Halk sağlığı yönetimi yapılamadığı gibi salgının ekonomi yönetimi de yapılamadı. Sosyal devlet unutuldu. Ekonomik tedbirler alınmadı. AKP politikaları sonucunda esnaf odalarına kayıtlı 100 bin esnafımız iflas etti. Bu rakam sizi yanıltmasın. Ticaret odalarına kayıtlı esnaflarımızın da 100 bine yakını kepenk kapattı. Yani bir yılda iflas eden esnaf sayımız 200 bin civarında. Günde 550 esnafımız, işletmecimiz iş yerini kapatmaktadır.''Kimin ne içtiği umurumuzda değil ama kimin ne yemediği umurumuzda'Kovid-19 tedbirleri kapsamında birçok işletmenin kapalı olmasına rağmen AK Parti il kongrelerinin kalabalık gruplar halinde ve sosyal mesafe kuralına uyulmadan düzenlendiğini ifade eden Ağbaba, bu etkinliklerdeki bazı fotoğrafları basın mensuplarına gösterdi.'Bu, insanların canıyla oynamaktır. Bu, sağlık çalışanlarının şimdiye kadar ki fedakarlığını yok etmektir. Bu yapanları kınıyoruz.' diyen Ağbaba, şunları söyledi:'Lokantacı ve kafecilerin kimisi öldü, kimisi can çekişiyor. Bunlar İçişleri Bakanlığı genelgesiyle 21 Mart 2020'de kapatıldı. Sonra 1 Haziran 2020'de kurallar getirildi ve tekrar açıldı. Lokantalar salgının yayılmasının baş sorumlusu olarak gösterilip tekrar kapatıldı. 20 Kasım 2020'den itibaren 200 bin civarındaki lokanta, restoran, kafeterya işletmeleri bozuk şalter gibi aç-kapa diyerek yönetildi. 100 binlerce esnafımız ne olacağını bilmeden idare etti. Lokantalardan imkanı olan paket servisi yapıyor, olmayan yapamıyor.'Veli Ağbaba, restoran, lokanta ve kafeterya ve yeme-içme üzerine faaliyet gösteren işletmelerin 2,5 milyon kişiye istihdam sağladığını belirterek, bu işletmelerinin kapalı olmasının çalışanları da mağdur ettiğini vurguladı.Bizans İmparatorluğu'nun yıkıldığı dönemde meleklerin cinsiyetinin tartışıldığını dile getiren Ağbaba, 'Kimin ne içtiği umurumuzda değil ama kimin ne yediği ya da yemediği umurumuzda. Cumhurbaşkanı Yardımcısı bütün sorunları bırakmış, Türkiye'de meyhanenin adının meyhane olup olmayacağını tartışıyor.' değerlendirmesinde bulundu.'Borçlarının ertelenmesi için kanun teklifi versinler her türlü desteği vereceğiz'Zor durumda olan esnafın sorunlarının ivedilikle çözülmesini isteyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, çözüm önerisi olarak şunları sıraladı:'Esnafa hacizler durdurulsun. Stopaj kaldırılsın. Esnafın birikmiş vergi ve SGK prim borçlarının faizleri dondurulsun ve borçları ertelensin. Esnafa yüzde 50 ve daha fazla ciro kaybına yüzde 3 yerine, gelir kaybına oranla kademeli destek verilsin. Bağ-Kur borcu olan esnafın borçları salgın sonrasına ertelensin, sağlık hizmetlerinden yararlanmaları sağlansın. Esnafın kamu banklarına borçları faizsiz olarak ertelensin. Esnafın özel bankalara borçları yapılandırılsın, faizleri silinsin. Esnafa sicil affı çıkartılsın. Hala kapalı olan lokantalara tedbir uygulanarak HES koduyla girilmesi sağlansın. Devlet bankaları pos cihazlarından komisyon almasın, esnafa kamu bankalarınca uzun vadeli faizsiz kredi verilsin. Esnafın iş yerinde kullandığı elektrik, su ve doğa gaz bedellerinden vergi alınmasın. Esnafın kendisine ve iş yerine kayıtlı araçlarının akaryakıt bedelinden ÖTV alınmasın.''Esnaf çökerse Türkiye çöker.' ifadelerini kullanan Ağbaba, 'Çağrı yapıyorum; gelsinler Meclis'e, esnafımızın faizlerinin ertelenmesi, borçlarının ertelenmesi, borçlarının silinmesi için kanun teklifi versinler, yarım saatte çıkartılması için her türlü desteği vereceğiz.' dedi.Veli Ağbaba, konuşmasının ardından toplantıya katılan esnafa sorunlarını dile getirmeleri için tek tek söz verdi.
Reklam