onedio
İsrail'in Rabat Büyükelçiliği Resmen Çalışmalarına Başladı
KUDÜS (AA) – İsrail Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasında yapılan ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşmasının ardından Fas'a geçici diplomatik misyon şefi olarak atanan eski Kahire Büyükelçisi David Govrin'in başkent Rabat'a ulaştığını duyurdu.Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Tel Aviv ile Rabat arasındaki tam diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasının İsrail için önemli bir adım olduğu belirtildi.Açıklamada, 'Fas'taki İsrail büyükelçiliğinin kapanmasından 20 yıl sonra, Büyükelçi David Govrin, bugün Rabat'a geldi ve Fas'taki İsrail misyonunun başkanlığını yapacak.' ifadelerine yer verildi.Govrin'in İsrail ile Fas arasında başta turizm, ekonomi ve kültür olmak üzere ikili ilişkilerin tüm alanlarda güçlendirilmesi için çalışacağı vurgulandı.Açıklamada ayrıca, Arap ülkeleriyle yaşanan normalleşme süreci kapsamında İsrail'in son 6 ay içinde bölgede 4 yeni diplomatik misyon açtığına dikkati çekildiTel Aviv yönetimi, 11 Ocak'ta İsrail'in eski Kahire Büyükelçisi Govrin'in Fas'a geçici misyon şefi olarak atandığını duyurmuştu.– Fas-İsrail ilişkilerinde normalleşmeRabat ile Tel Aviv arasındaki düşük düzeyli ilişkiler, 1993'te Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile İsrail arasında imzalanan Oslo Anlaşması'nın ardından başlamış ancak 2. İntifada'nın patlak verdiği 2002 yılında Fas bu ilişkileri durdurmuştu.Fas Kralı 6. Muhammed, 10 Aralık 2020'de İsrail ile ilişkilerin 'en yakın zamanda' kurulacağını açıklamıştı. Aynı gün dönemin ABD Başkanı Donald Trump da yaptığı açıklamayla Fas ve İsrail'in tam diplomatik ilişki kurulmasına yönelik anlaşmaya vardığını ve Batı Sahra'da Fas'ın hakimiyetini tanıdıklarına dair bir bildirge imzaladığını duyurmuştu.Fas, bu kararla Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan'ın ardından son birkaç ay içinde İsrail'le normalleşme anlaşmasına varan dördüncü Arap ülkesi olurken, Mağrib bölgesinde ise ilk ülke olmuştu.Fas ile İsrail, 22 Aralık 2020'de diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi kapsamında 4 anlaşma imzalamıştı.
Lavrov: "Astana Formatı Kapsamında Soçi Kentinde Şubatta Görüşmeler İçin Hazırlık Yapılıyor"
MOSKOVA (AA) - Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye meselesi ile ilgili Astana Formatı kapsamında Soçi kentinde şubatta görüşmeler için hazırlık yapıldığını söyledi.Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, başkent Moskova'daki görüşmelerinin ardından basın toplantısı düzenledi.Suriye meselesine değinen Lavrov, Astana Formatının işlediğini belirterek, 'Astana Formatı kapsamında Rusya'nın Soçi kentinde şubat ayında görüşmeler için hazırlıklar yapılıyor.' dedi.Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının beşinci turunun dün başladığını anımsatan Lavrov, 'Rusya, İran ve Türk ortaklarımız bu müzakerelere eşlik ediyor. Müzakerelerin, kararlaştırılan gündeme uygun şekilde devam etmesini önemsiyoruz.' ifadesini kullandı.'Güney Kafkasya bölgesinin güçlendirilmesi önemli'Dağlık Karabağ ile ilgili Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan'ın 11 Ocak'ta ortak bildiri imzaladığını anımsatan Lavrov, bu anlaşmayla bölgede ekonomi ve ulaşım bağlantılarının açılması yönünde mekanizmaların oluşturulduğuna dikkati çekti.Bölgenin kalkınmasıyla İran, Türkiye ve Gürcistan'ın da ilgilendiğine dikkati çeken Lavrov, bu yönde inisiyatiflerin dile getirildiğini belirtti.'Dağlık Karabağ ve civarındaki bölgelerde ekonominin kalkınması sürecine dahil olmak isteyen çok ülke var. Bazı Avrupa ülkeleri de bunu istiyor.' diyen Lavrov, bunu memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi.Ayrıca Lavrov, Güney Kafkasya bölgesinde ekonomik temelin oluşturulması ve güçlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.İran nükleer anlaşması konusuna da değinen Lavrov, bu anlaşmanın korunması gerektiğinin altını çizdi.Lavrov, 'Bu anlaşmanın korunması yönündeki girişimlerin sonuç vereceğini ve ABD'nin BM Güvenlik Konseyinin 2231 numaralı kararını uygulamaya başlayacağını umuyoruz.' dedi.'ABD yaptırımlarını kaldırırsa, anlaşmaya uyacağız'İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de İran nükleer anlaşması konusunda ABD'nin ülkesine yönelik yaptırım uyguladığını hatırlattı.Zarif, 'ABD'nin bu yaptırımları kaldırması ve İran'ın diğer ülkelerle ekonomi alanındaki iş birliğine müdahale etmemesi durumunda, anlaşmanın uygulanmasına dönmeye hazırız.' dedi.Rusya'nın Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği Sputnik V aşısının (GamKovidVak) İran'da onaylandığını belirten Zarif, kısa sürede aşıyı satın alacaklarını ve aşının Rusya ile ortak üretimine başlamayı umduklarını söyledi.
Tunus'ta Gösterilerde Gözaltına Alınanların Serbest Bırakılması Talebiyle Eylem Düzenlendi
TUNUS (AA) - Tunus'ta yüzlerce gösterici, geçen hafta başkent ve diğer bazı illerdeki gösterilerde 'yağma' suçlamasıyla gözaltına alınan 632 kişinin serbest bırakılması talebiyle başkentte protesto düzenledi.Başkente bağlı Aryana vilayetindeki Hay et-Tedamun mahallesinde toplanan yüzlerce gösterici, kabine revizyonu için güvenoyu oylaması oturumunun gerçekleştiği parlamentoya yürüdü.Göstericiler, 'Dayanışma ayağa kalk', 'Gözaltındakileri serbest bırak', 'İş, özgürlük ve milli onur' yazılı pankartlar taşıyarak slogan attı. Güvenlik güçleri parlamento çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Parlamentoya ilerlemek isteyen göstericiler ve güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. Aynı şekilde, Tunus parlamentosunda, kabinedeki 25 bakandan 11'inde değişikliğe gidildiği yeni hükümet için güvenoyu oylaması oturumu başladı.Arap Baharı'nın doğum yeri Tunus, 2011 yılındaki devrimin onuncu yıl dönümünde geçen hafta ülke genelinde ekonomik kalkınma ve hayat şartları nedeniyle geniş çaplı gösterilere tanık oldu. Başkentteki düşük gelirli mahalleler ve az gelişmiş kentlerdeki protestolar sırasında, bazı bölgelerde, yağmalar, kamu ve özel mülke yönelik saldırılar gerçekleşti. İçişleri Bakanlığının açıkladığı rakamlara göre 632 kişi gözaltına alındı. Ülkedeki sivil toplum örgütleriyse en az bin kişinin gözaltına alındığını öne sürdü.Öte yandan, ülkenin batısındaki Kasrin vilayetine bağlı başkente yaklaşık 3 saat mesafedeki Sbitla beldesinde geçen haftaki protestolarda yaralanan bir göstericinin dün ölmesi üzerine gösteriler yaşandı.Ordu birlikleri, kamu ve özel mülkiyete ait binaların korunması için belli noktalarda konuşlandığı belirtildi. Olayları yatıştırmak isteyen güvenlik güçleriyle kentteki ana yolları trafiğe kapatıp lastik yakan protestocular arasında sert çatışmalar çıktı.Sbitla Emniyet Müdürlüğüne girmeye çalışan öfkeli protestoculara karşı emniyet güçleri göz yaşartıcı gaz kullanırken, iki taraf arasında taşlı sopalı arbede ve koşturmaca yaşandı.Tunus, devrim sonrasında girdiği çalkantılı döneme rağmen demokrasi, insan hakları ve hürriyetler anlamında birçok kazanımı hanesine yazmayı başardı. Demokrasi alanındaki bu başarılara rağmen Tunus, aynı başarıyı ekonomik alanda sergileyemedi.Tunus, devrimden bugüne ağır koşullarla ve ekonomi alanında tutulmayan vaatlerle karşılaştı. Küresel anlamda sosyoekonomik şartları ağırlaştıran Kovid-19 salgını sonucunda uygulanan tedbirler 11 milyon nüfuslu Tunus'taki yaşam koşullarını da derinden etkiledi.Temel döviz girdisi ve istihdam kaynağı turizm gelirlerinden mahrum olan Tunus'ta, özellikle gençler arasında yüksek orandaki işsizlik, alım gücünün zayıflaması, yatırımların azalması gibi ekonomik sorunlar hayatı daha da zorlaştırdı.
Kılıçdaroğlu Grup Toplantısında Erdoğan'a Cevap Verdi: 'AKP ne Yapmak İstedi de CHP Engel Oldu'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan'ın açıklamalarına cevap veren CHP lideri, 'Bir daha soruyorum AKP’ye oy veren bütün kardeşlerime; CHP 19 yıldır iktidar yaptığınız partinin yapmak istediği bir şeyi ne zaman nerede engelledi? Yok böyle bir şey. İstedikleri kanunu çıkarıyorlar. Sabah getirdikleri kanunu öğleden sonra değiştiriyorlar' dedi.
Ytb İle Aa İş Birliğinde Türkiye Mezunlarına Yönelik "Medya Akademileri" Eğitimleri Verilecek
ANKARA (AA) - Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Anadolu Ajansı (AA) iş birliğinde medya, iletişim, basın-yayın, gazetecilik ve sosyal medyada iletişim konularıyla ilgilenen Türkiye mezunlarına yönelik 'Medya Akademileri' eğitim serisi düzenlenecek. YTB'den edinilen bilgiye göre, Başkanlık ile AA iş birliğinde, Türkiye mezunlarına yönelik medya eğitimleri serisinin ilk basamağını, 'Yeni Nesil Medya Eğitimi' oluşturacak.Çevrim içi olarak 15-19 Mart'ta düzenlenecek eğitim sonunda katılan Türkiye mezunlarına sertifika verilecek. Türkiye mezunlarına yönelik düzenlenecek 'Yeni Nesil Medya Eğitimi'nin birincisi için başvurular, 'https://basvuru.ytb.gov.tr/' internet adresinden 25 Ocak-17 Şubat'ta yapılabilecek. Türkiye mezunlarına yönelik medya eğitimleri serisinin ikinci basamağı olarak Yeni Nesil Medya Eğitimine katılan Türkiye mezunlarına, AA'nın, Diplomasi Muhabirliği Eğitimi, Ekonomi-Finans Muhabirliği Eğitimi, Enerji Muhabirliği Eğitimi, Savunma Muhabirliği Eğitimi, İnsani Yardım Haberciliği Eğitimi ile Veri Gazeteciliği Eğitimleri gibi farklı medya alanlarında uzmanlaşma eğitimleri sunulacak.Öte yandan eğitim programlarının dili, Türkçe olacak.
Grafikli- İran'da Elektrik Kesintileri Ve Hava Kirliliğindeki Artış Gözleri Bitcoin Madenciliğine Çevirdi
ANKARA (AA) - BİLAL GÜLER - İran'ın çeşitli şehirlerinde son haftalarda elektrik kesintileri ve hava kirliliğinin zirveye çıkması üzerine gözler, üretimde kullanılan cihazların yüksek elektrik enerjisi harcaması nedeniyle bu duruma dolaylı olarak etki ettiği düşünülen kripto para madenciliğine çevrildi.Kamuoyunda artan tepkilerin ardından hükümet, ülkede 1600'den fazla kripto para çiftliğini kapatarak 45 binden fazla cihaza el koydu.İran medyasının gündemini son günlerde, büyük şehirlerdeki hava kirliliği ve plansız elektrik kesintileri meşgul etti. Ülkenin en çok okunan gazeteleri manşetlerine başkent Tahran'ın karanlık ve kirli havasını gösteren fotoğrafları taşıdı.Reformistlere yakın Hemşehri gazetesi 13 Ocak Cuma günü '20 gün dumanda yaşam' başlığıyla okurlarının karşısına çıktı. İtimad gazetesi de 'Kirlilik ve Karanlık' başlığını atarken, Devrim Muhafızları Ordusuna yakınlığıyla bilinen 'Cevan' gazetesi 'Tahran'ın havası hükümetin rengine büründü' manşeti ile hükümeti eleştirilerinin odağına aldı.Gazetelerde çıkan yazılar, elektrik kesintilerinin ve hava kirliliğinin nedenlerini sorgularken, İranlılar da sosyal medyadaki paylaşımlarında bu duruma büyük tepki gösterdi.Elektrik ve doğalgaz tüketiminde artış yaşandıİran'da, bu yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle halkın evde daha fazla zaman harcaması iç piyasadaki elektrik ve doğalgaz tüketimini artırdı.Buna bir de üretimde kullanılan cihazların yüksek enerji harcadığı kripto para madenciliği de eklenince, enerji santralleri talebi karşılamakta zorluk yaşadı ve ülke genelinde birçok şehirde sık sık elektrik kesintileri görüldü.Hükümet de oluşan enerji açığını kapatmak için enerji santrallerinde düşük kalitede akaryakıt kullanmaya başladı. Bu duruma enerji santrallerine aşırı yük yüklediği düşüncesiyle dolaylı olarak katkı sağladığı varsayılan kripto para madenciliği de eleştirilerin odak noktası haline geldi.'Akaryakıt kullanmaktan başka çaremiz yok'İranlı Öğrenciler Haber Ajansına (ISNA) göre, oluşan enerji açığını kapatmak için kışın en soğuk günlerinde enerji santrallerinde kullanılan akaryakıt miktarı günlük 35 milyon litreye kadar çıkıyor. İran medyasına konuşan uzmanlara göre, santrallerde filtreleme gibi teknolojik eksiklikler de hesaba katılınca son haftalarda hava kirliliğinin artmasındaki en önemli etken kullanılan düşük kaliteli akaryakıt. Uzmanlar, söz konusu yakıtların Avrupa ülkelerinde kullanılan yakıtlardan çok daha kalitesiz olduğunu ifade ediyor.Bu yöndeki tüm eleştirilere rağmen, İran Petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene, 3 Ocak'ta yaptığı açıklamada sadece başkent Tahran'da elektrik kullanımının yüzde 15 arttığını belirterek, oluşan açığı telafi etmek için enerji santrallerinde akaryakıt kullanmaktan başka çarelerinin olmadığını söyledi. Bununla beraber, İranlı yetkililer yaptıkları açıklamalarda, Kovid-19 nedeniyle evlerin havalandırılması için pencerelerin sık sık açılmasının enerji kaybını artırdığını belirterek, halka tasarruf çağrısı yaptı.ISNA'ya göre, Ulusal İran Gaz Şirketi yetkililerinden Muhammed Rıza Culayi, ülkede doğal gaz üretiminin artmasına rağmen iç piyasadaki tüketimin uyarı seviyesine geldiğini kaydederek, gaz ihtiyacının sağlanabilmesi için vatandaşlardan tasarruf etmesini istedi.Tahran'da son 10 yılın en kirli ayı yaşandıTahran Hava Kalitesi Ölçme Şirketi verilerine göre, Tahran'da İran takviminde 21 Aralık-19 Ocak tarihlerine rastlayan 'Dey' ayı son on yılın en kirli ayı olarak kayıtlara geçti. İstatistiklere göre Tahranlılar Dey ayında, 'tüm gruplar ve hassas gruplar için sağlıksız' olmak üzere en az 24 gün yaşadı. Tahran dışında Elburz, İsfahan, Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Huzistan, Merkezi, Rezevi Horasanı gibi yoğun nüfus ve sanayi kollarını barındıran eyaletlerdeki şehirlerde de hava kirliliği yoğundu. Bu eyaletlerde hava kirliliğine sık sık yaşanan elektrik kesintileri de eşlik etti.'Kripto para madenciliğinin elektrik kesintileri ve hava kirliliğine dolaylı etki ettiği düşünülüyor'Son haftalarda Bitcoin değerinin rekor kırması ile İran şehirlerindeki hava kirliliğinin ve elektrik kesintilerinin zirveye çıkması birbirine yakın bir zamana denk geldi. Bu durum, 'madencilerin de faaliyetlerini hızlandırdığı' eleştirilerini beraberinde getirdi. Bu nedenle, İran kamuoyunda bir kesim elektrik kesintileri ve hava kirliliğindeki artışa yüksek enerji harcayan kripto para madenciliğinin de etki ettiğini düşünürken, bir kesim de madenciliğin önemli bir etken olduğunu ancak liyakatsiz yöneticiler, sanayi merkezlerinin şehirlere yakın yerde olması, trafikteki eski model araçlar, teknolojik ve yasal eksiklikler gibi kronik nedenlere vurgu yaptı.ISNA'ya göre, ülkede yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle eleştirilerin hedefi olan Çinli şirketlerin İran'daki kripto para sektöründeki faaliyetleri hakkında 12 Ocak'ta açıklama yapan İran Enerji Bakanı Rıza Erdekaniyan, 'Lisansı olan herkes, lisansına göre kripto para üretebilir. Lisansı olmayan yabancı veya yerli kim olursa olsun, yasaya göre muamele görür.' diyerek eleştirileri dolaylı olarak kabul etti.Devlet televizyonuna göre, İran Elektrik Üretim ve Dağıtım (TAVANIR) Elektrik Endüstrisi Sözcüsü Mustafa Recebi Meşhedi, ülkedeki kripto para madencilerinin günlük yaklaşık 300 megavat elektrik enerjisi harcadığını ifade etti.IRNA'ya konuşan Çevre Uzmanı Muhammed Reza Mahbubfer, sayısı yüz binleri bulan kripto para cihazlarının harcadığı yüksek enerjiye dikkati çekerek, ülkenin elektrik endüstrisinin 'yıpranmış' olduğunu söyledi. Mahbubfer, oluşan açığın kapanması için enerji tesislerinde ve diğer sanayi kollarında düşük kalitede akaryakıt kullanılmasının hava kirliliğinin en önemli sebebi olduğunu kaydetti.Yaptırımlar ve ucuz elektrik, kripto para madenciliğinin gelişmesine katkı sunduİran'da son yıllarda kripto para madenciliğinin popülerliği önemli ölçüde artış gösterdi. Ülkede elektrik ücretinin Orta Doğu ülkelerine göre ucuz olması ve ABD yaptırımlarının getirdiği kısıtlamaları hem devletin hem halkın aşma ihtiyacı bu artışın önemli nedenleri arasında sayılıyor. 2019'un Temmuz ayında kripto para birimi Bitcoin ile yapılan işlemlerin yasaklandığı açıklanırken, üretimi ise 'yeni bir endüstri' olduğu gerekçesi ile yasaklanmadı. Bu kararla beraber, İran kripto para sektörünü kayıt altında tutmaya çalıştı ve bu doğrultuda madencilere çağrılarda bulundu. İranlı yetkililere göre, ülkede lisansı olan herkes kripto para üretebilir. Bunun yanında İran'da, kripto para madenciliği yaptırımlar nedeniyle uluslararası finans ve bankacılık piyasasından soyutlanan İran için avantajlı bir yöntem olarak görülüyor. Binlerce cihaz kaçak yollardan ülkeye sokulduİran medyasında yayımlanan haberlere göre, kripto para üreticilerini birkaç gruba ayırmak mümkün. İlki, bizzat devlet ve devlete bağlı kurumlar. Devrim Muhafızları Ordusu başta olmak üzere, ülkenin birçok bölgesinde devlet kurumlarına ait kripto para çiftliklerinin olduğu belirtiliyor. İkincisi, yabancı yatırımcılar. Çin, bu alanda önde geliyor. İddialara göre, İran'da elektriğin ucuz olmasının da etkisiyle ülkenin muhtelif yerlerinde Çin'e ait yasal kripto para üretim çiftlikleri bulunuyor. Bir diğer grubu ise özel şirketler ve bireysel olarak kripto para üreten İranlı vatandaşlar oluşturuyor. Kripto para madenciliğinde üretimin nasıl olacağına dair yasalardaki belirsizliklerin de etkisiyle, İranlı madenciler son iki yılda, binlerce kripto para üretim cihazını ülkeye kaçak yollardan sokmayı başardı.IRNA'ya konuşan İran Blockchain Derneği Üretim Grubu Başkanı Muhammed Rıza Şarki, ülkedeki kripto para üretim cihazlarının sayısı hakkında resmi bir bilginin olmadığını fakat iki yıl önce yapılan tahminlere göre ülkede yaklaşık 500 bin cihazın bulunduğunu aktardı.Hükümet madencileri baskılama yoluna gittiEleştirilerin ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Mahmud Vaizi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, İstihbarat Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığını 'Bitcoin için kayıt dışı elektrik tüketenleri' tespit etmekle görevlendirdiğini duyurdu.Özellikle son dönemde, hükümet kripto para madencilerine yönelik baskısını artırdı. İran medyasından elde edilen bilgilere göre, ülke genelinde yapılan operasyonlarda 1600'den fazla kripto para çiftliği kapatılırken, kripto para üretiminde kullanılan 45 binden fazla cihaz ele geçirildi. Yasa dışı kripto para madenciliği ile mücadele kapsamında İranlı yetkililer, kripto para üretenlerin güvenlik birimlerine ihbar edilmesi karşılığında ödül verileceğini açıkladı.ISNA'ya göre, İran Elektrik Üretim ve Dağıtım (TAVANIR) Genel Müdürü Muhammed Hasan Mutevalizade, elektrik kesintilerinin önüne geçmek için Kirman eyaletine bağlı Refsencan ilçesinde bulunan, İran-Çin ortaklığına ait, 54 bin kripto para üretim cihazı ile ülkenin en büyük Bitcoin üretim çiftliğinin faaliyetinin iki hafta süreyle durdurulduğunu açıkladı.Hükümetin, elektrik kesintileri ve hava kirliliğinin ardından kripto para 'madencilerini' kısıtlama yoluna gitmesinde halkın tepkisini yatıştırma amacını taşıdığı ifade ediliyor. 'Yeni kesintiler olabilir' uyarısıTAVANIR'dan dün yapılan açıklamada, özellikle ülkenin nüfus yoğunluğunun olduğu kuzey bölgelerinde yeni elektrik kesintilerinin olabileceği uyarısında bulunuldu. Açıklamada, hizmetlerin aksamadan devam edebilmesi için halktan gaz ve elektrik kullanımını yüzde 10 civarında azaltmaları istendi. 'Kovid-19 ile mücadele de olumsuz etkilendi'İranlı uzmanlar, ülke genelindeki elektrik kesintisinin, sağlık sistemi üzerindeki olumsuz etkisinin yanı sıra hava kirliliğinin Kovid-19 salgını ile mücadelede özellikle hastalığı olan gruplar için olumsuz etkilediğini vurguladı. Uzmanlara göre, hava kirliliği nedeniyle akciğer ve solunum sistemi zarar gören kişiler, salgına karşı daha savunmasız oluyor.
Reklam
Uzmanlara Göre, Biden Yönetiminde Çin, Ticaret Ve Teknoloji Konularında Artan Baskıyla Karşılaşacak
ANKARA (AA) - Uluslararası siyaset ve ekonomi uzmanları, yeni göreve başlayan ABD Başkanı Joe Biden döneminde, Çin-ABD arasındaki 'ticaret savaşının' ve teknoloji alanında anlaşmazlıkların şekil değiştirerek süreceğini öngörüyor.Uzmanlara göre, Biden, hemen Çin ile bir cepheleşmeye gitmeyecek, bunun yerine içeride yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ve ekonomi konularına odaklanacak.Fakat Biden'ın zamanla eski Başkan Donald Trump'ı 2017'de Çin'den ithal edilen ürünlere ilave gümrük tarifeleri getirmeye iten rahatsızlıkları gündemine alacağı, ticaret ve teknoloji alanındaki baskıyı artıracağı tahmin ediliyor.Uzmanlar, Biden yönetiminin Çin ile ticaret ilişkisinde, Trump gibi dış ticaret açığının azaltılmasına yönelik 'dar bir strateji' izlemek yerine, uzun vadede devlet kontrolündeki Çin ekonomisinin serbest piyasa koşullarına daha fazla açılması için baskılara öncelik vermesini bekliyor.Trump'ın tarife ve yaptırım adımları, müzakere unsuru olarak kullanabilecekBu durumda, kısa vadede Trump'ın tarife artışlarının geri alınması gibi ABD politikasında ani değişiklikler beklenmemesi gerektiğine dikkati çeken Oxford Economics şirketinden Louis Kuijs, 'Biden daha çok yapısal reformlar için bastıracak. (Gümrük tarifeleri konusunda) politika değişikliğine dair açıklamalar için beklememiz gerekecek.' dedi. Biden'in temsilcilerinin, Trump'ın tarife ve yaptırım adımlarını Çin'in bazı politika değişiklikleri yapması için müzakere unsuru olarak kullanabileceğini vurgulayan Kuijs, tarifeleri geri çekmenin ve teknoloji ile finansal piyasalara erişim engellerini kaldırmanın yeni yönetimin önceliği olmasını beklemediğini dile getirdi. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki de dünkü basın toplantısında, Biden'ın Çin mallarına getirilen gümrük tarifelerini değerlendirdiğini ve gelecek adımları müttefiklerle eşgüdüm içinde atmayı istediğini söylemişti.Olası bir politika değişikliğine dair işaret vermekten kaçınan Psaki, 'Başkan, Çin'in ekonomik alandaki suiistimallerini durdurmaya kararlı.' ifadesini kullanmıştı. Ticaret savaşı, umulan sonuçları doğurmadıTrump yönetimi, aslında Avrupa ülkeleri ve diğer müttefiklerini de mağdur eden şikayetlerden yola çıkarak ticaret savaşını başlattı.Gümrük tarifelerindeki artışlar, Çin yönetimini müzakere masasına oturmaya zorladı fakat tarife tedbirleri küresel ticareti olumsuz etkiledi, tüketici fiyatlarının artmasına ve istihdam kaybına yol açtı.Ticaret savaşındaki son önemli gelişme, Pekin yönetiminin Ocak 2020'de 'Faz 1' adı verilen anlaşma kapsamında, ABD'den soya fasulyesi ve diğer ihraç ürünlerini almayı ve kendisiyle iş yapan şirketlere teknoloji transferi konusunda baskı yapmamayı kabul etmek oldu. Ancak Çin, vaatlerinin gerisinde kaldı. Kovid-19 salgını nedeniyle söz verdiği ihraç ürünlerinin yalnızca yüzde 55'ini satın alabildi. Teknoloji politikasındaki değişiklikler önemli görülmekle birlikte etkilerinin ne olacağı henüz kestirilemiyor.Ekonomistlere göre, Pekin, bu değişiklikleri kendi amaçları doğrultusunda zaten yapmayı planlıyordu.Siyasi konular öne çıkacakÇin, dış ticaret konusunun yanında komşularıyla olan sınır ihtilafları, Hong Kong'da uyguladığı baskılar, etnik Müslümanlara yönelik hak ihlalleri, casusluk ve teknoloji hırsızlığı gibi konularda Washington'da artan bir muhalefetle karşılaşacak. Obama yönetiminde Hazine Bakanlığında uluslararası ilişkilerden sorumlu müsteşar olarak görev yapan Nathan Sheets, bu duruma ilişkin 'Zemin ciddi biçimde değişti.' değerlendirmesinde bulundu.Biden yönetiminde, ABD Ticaret Temsilciliği görevini yürütecek Katherine Tai'nin, bu ay yaptığı bir konuşmada, Çin'e karşı şahin bir ton takınması dikkatlerden kaçmadı.Konuşmasında ABD'nin Çin'in güçlenen rekabetiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Tai, 'Karşımızda ekonomisi siyasi çoğulculuk, demokratik seçimler ve kamuoyu baskılarına tabi olmayan merkezi planlamacılar tarafından yönetilen bir Çin var.' dedi.ING Bankasının Küresel Ticaret Analisti Raoul Leering'e göre, Çin, ABD ile ilişkilerinde ilerleme sağlamak istiyorsa değişime gitmek zorunda kalacak.Trump'ın 'Çin'in ticarete ABD'den çok daha fazla engel koyduğunu ve ekonomiye çok daha fazla müdahalede bulunduğunu' söylerken haklı olduğuna dikkati çeken Leering, 'Biden'ın ticaret engellerini kaldırması, Çin'in reformlar ve değişim konusunda ne kadar hızlı yol alacağına bağlı.' diye konuştu.Çin yönetimi, şimdiye dek yaptığı açıklamalarda, ABD ile ilişkilerin iyileştirilmesini talep ettiklerini söylerken, herhangi bir ödüne dair işaret vermedi.Dışişleri Bakanı Vang Yi, Xinhua haber ajansına verdiği demeçte, Biden'ın göreve gelmesine ve yönetim değişikliğine ilişkin 'Washington'ın yeniden akılcılığa kavuşacağını umuyoruz.' dedi.Dışişleri Sözcüsü Hua Çunying de 'ABD-Çin ilişkilerinin derhal kalkınma temelindeki doğru rotasına girmesi için' muhataplarına çağrıda bulundu. Devlet şirketlerinin rolü, ticaret ortaklarının en önemli endişe kaynağıAradan geçen 2,5 yıl ve 13 tur görüşme sonunda, ABD ile Çin arasındaki ticaret müzakereleri, halen Çin'in ticaret ortaklarını en fazla rahatsız eden konulardan biri olan bankacılıktan petrole, telekomünikasyona kadar tüm kilit sektörlere hakim olan siyasi imtiyazlı devlet şirketlerinin statüsü meselesi halen ele alınamadı. Avrupa, Japonya ve diğer ülkeler, Trump'ın taktiklerini eleştiriyor fakat hemen hepsi Pekin yönetiminin teknoloji transferinden ve kendi şirketlerini sübvanse edip rekabetten koruyarak, piyasa ekonomisine açılma vaadini bozmasından rahatsız. Bu şikayetler, Çin Komünist Partisi liderlerinin ülkenin başarısının sırrı olarak gördükleri 'devlet öncülüğünde kalkınma modelinden' kaynaklanıyor.Çin yönetimi, Asya kıtasının en büyük petrol üreticisi konumundaki PetroChina, dünyanın abone sayısı bakımından en büyük cep telefonu operatörü konumundaki China Mobile gibi kamu şirketlerini 'ulusal bayrak gemileri' olarak görüyor.Çin Komünist Partisi, 2013'te kamu sektörünü 'ekonominin merkezi' ilan etti.Kamu sektörü dışında Çin Komünist Partisi, güneş enerjisi, elektrikli araçlar, yeni nesil telekomünikasyon ve diğer alanda sektör liderlerini destekliyor. Çin, 'gelişmekte olan ülke' statüsünü bırakabilirING Bankasının Küresel Ticaret Analisti Ekonomist Leering, Pekin yönetiminin, eleştiriler karşında bir jest olarak 'gelişmekte olan ülke' statüsünü bırakabileceğini öngörüyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları, 'gelişmekte olan ülkelerin' ulusal sanayilerini korumak için ekonomiye daha fazla müdahalede bulunabilmesinin önünü açıyor.Çin'in dünyanın en büyük imalatçısı ve orta gelirli bir ülke haline geldiği halde hala bu tanımdan yola çıkan politikaları izlemekten vazgeçmesi, Leering'e göre, önemli bir adım olabilir.Ticaret savaşı ve teknoloji yaptırımları ABD'ye zarar verdiTrump'ın, 2017'de 360 milyar dolar değerindeki Çin ihraç ürünlerine gümrük tariflerini artırması, ticaret savaşının fitilini ateşleyen gelişme olmuştu. Pekin, buna tarife artışlarıyla yanıt verdi, soya fasulyesi ithalatına da yasak getirdi. Bu, Trump yönetimini destekleyen ABD çiftçisine darbe vurdu.Trump'ın tarife hamlelerinin ardından ABD'nin Çin'e verdiği dış ticaret açığı 2019'da yüzde 19, 2020'nin ilk 9 ayında ise yüzde 15 azaldı. Ancak bu durum, Trump'ın istihdamın ABD'ye dönmesi hedefine ulaşmasını sağlayamadı. İhracatçılar Tayvan, Meksika gibi diğer tedarikçilere yöneldi. ABD'nin toplam dış ticaret açığı, 2019'da hafif bir düşüş gösterirken, 2020 Kasım'da tekrar yüzde 14 arttı.Bu arada Kongre Bütçe Ofisinin tahminlerine göre, tarife artışlarının ABD hane halkına ortalama maliyeti yılda 1300 dolar oldu. İşletmeler yatırımlarını erteledi, Trump'ın 2017'de getirdiği vergi kesintilerinden sağladıkları kazancın bir kısmı bu kayıplarla yok oldu.ABD-Çin İş Konseyinin Oxford Economics ile yaptığı araştırma, ABD'de tarifeler nedeniyle 245 bin kişinin işsiz kaldığını ortaya koydu. Raporda, tarifelerdeki ılımlı bir azaltmanın dahi 2025'e kadar 145 bin kişiye istihdam sağlayabileceği kaydedildi. Trump, tarife artışlarının ardından Çinli telekomünikasyon şirketi Huawei'in ve ulusal güvenliğe, ABD'nin sektördeki liderliğine tehdit olarak değerlendirilen diğer teknoloji şirketlerinin ABD'de üretilen teknolojiye erişimini engelleme yönünde adımlar attı.ABD vatandaşlarının, Washington'ın 'orduyla bağlantılı olduğunu' iddia ettiği şirketlerdeki hisse yatırımlarını elden çıkarması istendi. Çin Komünist Partisi, bu hamlelere, Çin'in son 20 yılda 'kendine yeterli bir teknolojik güç olma' hedefi doğrultusunda yürüttüğü kampanyayı hızlandırarak karşılık verdi.Gümrük tarifelerin düşürülmesi, kısa vadede tek geçerli seçenekBeyaz Saray Sözcüsü Psaki, Biden yönetiminin teknoloji bağlantılı söz konusu sorunları da değerlendirdiğini belirtirken, politika değişikliğine dair herhangi işaret vermedi.Psaki, Biden'ın Pekin'in 'gayrı adil ve yasa dışı pratikleri' nedeniyle hesap vermesi gerektiğini düşündüğünü, ABD teknolojisinin Çin'i askeri yapılanmasının geliştirilmesi için kullanılmadığından emin olmak istediğini aktardı.JP Morgan Varlık Yönetimi Ekonomisti Sylvia Sheng, Biden yönetiminde ABD ile Çin ilişkilerinin geleceğine dair yayımladığı raporda, 'ABD'de Çin'e yönelik mevcut şahin eğilimlerinin azalacağını öngörmek zor.' değerlendirmesinde bulundu. Batı'daki diğer ekonomistler ve uzmanlar da tarifelerin azaltılmasının ve teknoloji ile finansal piyasalara erişim engellerinin kaldırılmasını kısa vadede olası görmediklerini belirtiyor.Pekin'deki Uluslararası İşletme ve Ekonomi Üniversitesi DTÖ Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Tu Şinçuan, Biden yönetiminin teknolojiye erişim engellerini kaldırmayacağını çünkü 'Çin'i rakip olarak gördüğü' fakat gümrük tarifelerin düşürülmesinin kısa vadede tek geçerli seçenek olacağını savundu.Tu'ya göre, Biden, tarifelerin azaltılmasını, DTÖ'nün tarife artışlarının kurallara uygun yapılmadığına ilişkin görüşünü ileri sürerek savunabileceğini belirtti.
Reklam
Umut Nur Sungur Yazio: Güzellik Görende mi, Görünende mi, Yoksa Her İkisinde midir?
etiket
Hayatın tüm alanlarında insanın güzeli arama çabası yok mudur sizce de? Örneğin mimaride... Her ne kadar temel amaç ve işlev, barınma olsa da süslemeye yönelik çeşit çeşit mimari tarz ve stiller görürüz etrafımızda. Peki, ama neden? Güzellik bizi saniyeler içinde zamanın durduğu ve dünya ile bir olduğumuz bir yere götürür. Yaşadığımızı hissettirir. Bize ilham verir ve bizi daha iyi olmaya, daha iyisini yapmaya iter. Bir gül, gün batımı, gökyüzündeki yıldızlar, dalgaların kıyıya vuran sesi, yeni kesilmiş çimen kokusu ne kadar güzeldir. Sağlıklı, gür, yeşil bir ağaç güzeldir. Peki, bükülmüş, eğri büğrü gövdesi olan bir ağaç güzel midir? Bu gövdede de belirlibir güzellik ve bu güzellikle birlikte bir yaşanmışlık yok mudur sizce? Ya da resim sanatından yola çıkarsak Rönesans dönemindeki güzellik anlayışına baktığımızda soluk tenli, küçük göğüslü kadınlar “güzel”dir.
Özbekistan-Türkiye Ticaret Hacminin 3 Milyar Dolara Ulaşması Bekleniyor
TAŞKENT (AA) - BAHTİYAR ABDUKERİMOV - Özbek-Türk İhracatı Geliştirme Merkezi Başkanı Serdar Keskin, 2020'de 2 milyar dolar olan Özbekistan-Türkiye ticaret hacminin, iki ülkenin mevcut potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda bu yıl 3 milyar dolara ulaşacağını umduğunu ifade ederek, 'Özbekistan'ın birinci ve ikinci olmazsak dahi, en büyük üçüncü ticari ortağı olmaya adayız.' dedi.Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda hızla gelişmekte olan Özbekistan-Türkiye ticari ilişkilerinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle geçen yıl aksamasına karşın iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2 milyar doların üzerinde gerçekleştiğini kaydetti.Geçen yıl iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 2019'a göre yüzde 21 gerileyerek 2 milyar 101,7 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini aktaran Keskin, Türkiye'nin, Özbekistan'ın önemli ticari ortakları arasındaki yerini koruduğunu söyledi.Keskin, 2020'de Özbekistan'ın Türkiye'ye ihracatının yüzde 16,5 azalarak 1 milyar 16,3 milyon dolar, Türkiye'den ithalatının ise yüzde 18,2 gerileyerek 1 milyar 85,4 milyon dolar olduğunu bildirdi.Keskin, geçen yıl Özbekistan'ın dış ticaretinde yüzde 5,8 payla 5'inci sırada yer alan Türkiye'nin, ülkenin ihracatında ise bir basamak yükselerek yüzde 6,7 payla Çin ve Rusya'nın ardından 3'üncü sıraya yerleştiğini, ithalatında da Çin, Rusya, Kazakistan ve Güney Kore'nin ardından yüzde 5,1 payla 5'inci sıradaki yerini koruduğunu söyledi. Salgından dolayı 2020'de Özbekistan'ın diğer ülkelerle olduğu gibi Türkiye ile olan ticaretinin de olumsuz etkilendiğini ifade eden Keskin, '2020'de 2 milyar dolar olan Özbekistan-Türkiye arasındaki ticaret hacminin, iki ülkenin mevcut potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda bu yıl 3 milyar dolara ulaşacağını umuyorum. Özbekistan'ın birinci ve ikinci olmazsak dahi, en büyük üçüncü ticari ortağı olmaya adayız.' dedi.Keskin, Özbekistan'ın Türkiye'ye iplik, bakır, gıda ve tekstil ürünleri ihraç ettiğini, Türkiye'den ise inşaat malzemeleri ve ekipmanları, makine ve teknoloji, tekstil ve gıda ürünleri ithal ettiğini bildirdi.'Türk iş adamları, tekstil, mobilya, inşaat, tarım, bahçecilik ve seracılığa yatırım yapabilir'Serdar Keskin, son yıllarda Özbekistan'da önemli reform ve değişimler başlatıldığını, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik kararlar alındığını, bu değişimler sonucu ülkede iş yapma imkanlarının daha da kolaylaştırıldığını anlattı.Özbekistan'a yatırım yapan Türk iş adamları sayısının giderek arttığını, önemli Türk şirketlerinin ülkedeki projelerle ilgilenmeye başladığını belirten Keskin, Türk iş adamlarının Özbekistan'da tekstil, mobilya, inşaat, tarım, bahçecilik ve seracılığın da aralarında bulunduğu birçok sektöre yatırım yapabileceğini söyledi. 'Özbekistan, Türk iş adamları için bakir bir ülke'Özbek-Türk İhracatı Geliştirme Merkezi Başkanı Keskin, 35 milyon nüfusla bölgenin en önemli ekonomilerinden olan Özbekistan'ın, Türk iş adamları için cazip bir ülke olduğunu vurguladı. Keskin, 'Özbekistan, Türk iş adamları için bakir bir ülke. Türk iş adamlarının bir an önce bu ülkeyi keşfetmeleri, buradaki iş yapma imkanlarını yerinde incelemeleri lazım. İşte o zaman buranın nasıl bir pazar olduğunu görecekler ve zaman kaybettiklerine üzülecekler.' diye konuştu.Keskin, Özbekistan'ın dünyanın önemli altın rezervlerine sahip bir ülke olduğunu dikkate alarak bu yıl Taşkent'te Özbek-Türk Kuyumculuk İş Forumu'nu düzenlemeyi planladıklarını kaydetti.
26 Ocak Döviz Fiyatları Ne Kadar Oldu? İşte Dolar Ve Euro Fiyatları…
Türkiye’de birçok vatandaşın yatırım aracı olarak kullandığı döviz, son günlerde üst üste kayıplar yaşadı. Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına devam edeceğini duyurmasıyla birlikte döviz fiyatları da aşağı yönlü hareketlendi. İşte 26 Ocak Salı dolar ve euroda son durum…
Reklam
Eşinden Miras Kalan Tarlanın Parasıyla Evlenmek İsterken Dolandırıldı
Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yaşayan Ali Güven, 4 yıl önce hayatını kaybeden 30 yıllık eşi Münire Güven'den miras kalan arsanın satışından elde ettiği 35 bin lira ile ikinci evliliğini yapmayı planlayınca dolandırıldı. Güven, bir yakını aracılığıyla tanıştığı Gülay Ş.'nin, 35 bin liralık altınları alıp, kaçması üzerine savcılığa suç duyusunda bulundu.
ABD Başkanı Biden Ve Almanya Başbakanı Merkel Telefonda Görüştü
WASHINGTON (AA) - ABD Başkanı Joe Biden, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı telefon görüşmesinde, iki ülke ilişkilerinin derinleşmesini arzu ettiğini belirtti. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, 20 Ocak'ta görevine başlayan Biden ve Merkel telefonda görüştü. Biden görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleşmesine yönelik arzusunu dile getirerek aynı zamanda NATO ve Avrupa Birliği de dahil transatlantik müttefikliği yeniden canlandırma niyetinde olduğunu belirtti.İki liderin, Afganistan, Çin, İran, Rusya, Ukrayna ve Batı Balkanlar dahil dış politika konularında birlikte çalışılmasına ilişkin mutabık kaldığı aktarılan açıklamada, 'Biden ve Merkel, ABD'nin çok taraflı örgütlere, iklim değişikliğiyle mücadeleye bağlılığını yenilemesi ve Kovid-19'u yenmesi, sağlık güvenliğini artırması, sürdürülebilir küresel ekonomi iyileşmesi yoluna gitmesi ve küresel iş birliğinin önemi konusunda mutabık kaldı.' ifadelerine yer verildi.
Reklam
Sudan'da Döviz Yokluğu Sebebiyle İthalatın Yapılamaması Yakıt Ve Elektrikte Krize Yol Açtı
HARTUM (AA) - Doğu Afrika ülkesi Sudan’da döviz yokluğu sebebiyle gerekli ithalatın yapılamaması enerjide dışa bağımlı ülkede ciddi krize neden oldu.Sudan Enerji ve Maden Bakanı Hayri Abdurrahman, gazetecilere yaptığı açıklamada, artan elektrik kesintilerinin yakıt yetersizliği nedeniyle santrallerde üretimin durmasından kaynakladığını söyledi.Enerjide dışa bağımlı olduklarını ifade eden Bakan Abdurrahman, tüp dolum tesisindeki bakım çalışmaları ve ithalat için yeterli dövizin bulunmaması sebebiyle de gaz krizi yaşandığını dile getirdi.Abdurrahman, yakıt krizini birkaç gün içerisinde çözme sözü verdi.Sudan ekonomisi, son dönemde yüksek enflasyon ve para birimindeki değer kaybı gibi nedenlerden dolayı zor bir dönemden geçiyor.Sudan, uzun zamandır hayat pahalılığı, akaryakıt ve ekmek sıkıntısının yanı sıra günde ortalama 6-7 saat süren elektrik kesintilerinin protesto edildiği gösterilere sahne oluyor.Elektrik, akaryakıt ve un ithalatta bağımlılığın yüksek olduğu kalemler olarak öne çıkıyor.Mutfak tüpü karaborsadan temin edilebilirken, akaryakıt istasyonları ile fırınlarda uzun kuyruklar oluşuyor.Sudan'da 19 Aralık 2018'de hayat pahalılığı nedeniyle başlayan gösterilerin ülke genelinde rejim karşıtlığına dönüşmesi üzerine, ordunun 11 Nisan 2019'daki müdahalesiyle 30 yıllık Ömer el-Beşir dönemi sona ermişti.
Arjantin Devlet Başkanı Alberto Fernandez, Merkel İle Görüştü
BUENOS AIRES (AA) - Arjantin Devlet Başkanı Alberto Fernandez, Almanya Başbakanı Angela Merkel'den, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yürüttüğü müzakerelerde ülkesine destek vermeye desteğine devam etmesini istedi.Arjantin Devlet Başkanlığı binası Casa Rosada'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, iki liderin video konferans yöntemiyle yaptığı görüşmede, ekonomi, yeni tip koronavirüs salgını ve iklim değişikliği gibi konular ele alındı.Fernandez, ülkesinin IMF ve gelişmiş ülkelerin alacaklarını koordine eden Paris Kulübü ile yaptığı borç görüşmelerde Almanya'nın verdiği desteğe teşekkür ederek,'Nihayetinde başardığımız anlaşmada bize eşlik etmeye devam etmenize ihtiyacımız var.' ifadesini kullandı.Merkel de ekonomi danışmanlarının Arjantin'in ihtiyaç duyduğu anlaşmaya varılmasını umduğu görüşmeleri yakından takip ettiğini belirterek, 'Sizi her zaman destekledik ve desteklemeye devam edeceğiz.' diye konuştu.Nüfusu 44 milyonu aşan Güney Amerika ülkesi Arjantin, eski Devlet Başkanı Mauricio Macri'nin liderliğinde IMF tarihinin açtığı en yüksek krediyi içeren 57 milyar dolarlık stand-by anlaşmasını 2018'de imzalamış ve bu kapsamda fondan 44 milyar dolar kaynak kullanmıştı.
Reklam
Kurtulmuş, Ak Parti Kadıköy 7. Olağan İlçe Kongresi'nde Konuştu:
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, salgın sonrasında Türkiye ve dünya şartlarında ortaya çıkan yeni durumdan Türkiye'nin güçlü çıkması için hazırlıklar yapıldığını belirterek, 'Yakında Cumhurbaşkanımız bunu ayrıntılarıyla paylaşacak. Siyasi, hukuki ve ekonomik reform süreçlerini gerçekleştireceğiz.' dedi. Kurtulmuş, 15 Temmuz Şehitleri Konferans ve Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Kadıköy 7. Olağan İlçe Kongresi'nde partililere hitap etti.AK Parti'nin 4 temel özelliği olduğunu dile getiren Kurtulmuş, 'Bu özellikten biri olmazsa, AK Parti ve dava hareketinde eksiklikler ortaya çıkar. Birincisi AK Parti, demokrat bir partidir. Bunlarda öncelik sıralaması yapmıyorum, yan yana koyuyorum. Bu memlekette millet iradesinden başka hiçbir iradeye 'Eyvallah' demez. Milletin oyuyla seçilene sonuna kadar saygı gösterir. Milletin iktidarını, milletin en önemli tercihi olarak görür ve o tercihe sonuna kadar saygı gösterir. Bizimle diğerleri arasındaki fark da budur.' diye konuştu.Kurtulmuş, kendilerinin de önceki dönemlerde siyasetini beğenmediği Cumhurbaşkanları olduğunu belirterek, buna rağmen hiçbir arkadaşlarının milletin tercihine muhalefet etmediğini söyledi.Sözün de kararın da millette olduğunu anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:'Bizim arkadaşlarımızın hiçbirinin ağzından 'Falanca iktidar düşsün de nasıl düşerse düşsün.' diye biz söz şimdiye kadar çıkmamıştır. İktidarların nasıl değişeceği bellidir. Sandıkta milletin iradesiyle belirlenir. Ama şimdi bu beylerle aramızdaki fark, milletin iradesiyle hem de iki kere sandıktan çıkmış, milletin helal oylarıyla seçilmiş olan Cumhurbaşkanına 'Aman bu gitsin de nasıl gitsin.' diyorlar. CHP'nin bir milletvekili televizyonda kalktı ne dedi? 'Erdoğan'ın gitmesi için canımı bile veririm.' dedi. Aman canın yerine kalsın. Demokrasi can verilen bir yer değil, demokrasi bu ülkenin insanlarının daha iyi yaşayabilmesi için mücadele verilen bir alandır. Fikir ve siyaset mücadelesi alanıdır. Biz darbeyi babımız oğlu yapsa bile, dünyanın en şerefsiz işi olduğunu biliriz. Türkiye'deki ve dünyadaki darbelere karşı çıkarız.'Numan Kurtulmuş, reformculuğun AK Parti'nin ikinci özelliği olduğunu, siyaset ve ekonomi alanında her dönem reformlara imza attıklarını kaydederek, AK Parti'nin hem ülke içindeki hem de küresel ölçekteki sıkıntılardan reform iradesiyle çıktığını belirtti.'Şimdi de pandemi şartları sonrasında oluşan Türkiye ve dünyanın şartlarında ortaya çıkan yeni durumdan Türkiye'nin güçlü çıkması için bu tür hazırlıklar yapıldı. Yakında Cumhurbaşkanımız bunu ayrıntılarıyla paylaşacak. Siyasi, hukuki ve ekonomik reform süreçlerini gerçekleştireceğiz.' diyen Kurtulmuş, CHP'nin ise statükoyu temsil ettiğini, 7 Haziran Genel Seçimleri sonrasında yürütülen istikşafi görüşmelerde buna tanıklık ettiğini ifade etti.Yerli ve milli olmanın AK Parti'nin üçüncü özelliği olduğunu, savunma sanayisinde mesafe kat edildiğini, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemine sahip olduğunu dile getiren Kurtulmuş, asıl rahatsızlığın S-400'lerden ziyade Türkiye'nin yakın zamanda bu sistemleri üretebilecek hale gelmesi olduğunu aktardı.Kurtulmuş, AK Parti'nin 'Türkiye partisi' olduğunu ve bunun da dördüncü özellikleri olduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:'AK Parti milletin partisidir. AK Parti bir sınıfın, zümrenin, bir coğrafi bölgenin, bir kesimin partisi değil, Türkiye'deki 83 milyon vatandaşımızın partisidir. Hatta dünya mazlumlarının mağdurlarının partisidir. Bizim kitabımızda insanları doğulu-batılı, Türk-Kürt, baş örtülü-baş açık, şehirliler-köylüler diye ayırt etmek yazmaz. Bizim kitabımızda 83 milyonun hepsi kardeştir, arkadaştır, aynı milletin fertleridir. Bütün yurttaşlarımız eşit ve özgürdür.'Kongrede AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak ile AK Parti İstanbul Milletvekili Erol Kaya da partililere seslendi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kongreler için hazırlanmış video mesajının gösterildiği kongrede, divan heyeti belirlendikten sonra raporlar okunarak delegelerin oyuna sunuldu. Raporların kabul edilmesinin ardından, AK Parti Kadıköy İlçe Başkanı'nı belirlemek için seçime gidildi. Kongreye, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve delegeler katıldı.
Azerbaycan Dışişleri Bakanı Bayramov, İran Dışişleri Bakanı Zarif İle Bir Araya Geldi
BAKÜ (AA) - Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, temaslarda bulunmak için Azerbaycan'a gelen İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile görüştü.Azerbaycan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bayramov, görüşmede, İran'ın her zaman Azerbaycan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü, sınırlarının dokunulmazlığını desteklediğini belirtti.Dağlık Karabağ Savaşı'nda İran'dan hem devlet hem de halk düzeyinde gösterilen desteğin Azerbaycan halkı tarafından takdirle karşılandığını vurgulayan Bayramov, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde bile yoğun şekilde devam ettiğinin altını çizdi.İran Dışişleri Bakanı Zarif de Azerbaycan topraklarının işgalden kurtarılmasının bölgede barış, huzur ve iş birliği için iyi bir fırsat yarattığı, bu fırsatı değerlendirmenin önemli olduğunu kaydetti.İran ve Azerbaycan ilişkilerinin gelişimi için hiçbir kısıtlamanın bulunmadığının altını çizen Zarif, ekonomi, enerji, ticaret, tarım ve diğer alanlarda mevcut iş birliğinin halkların yararına olduğunu belirtti. Görüşmede, bakanlar, Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya arasında 10 Kasım 2020'de ve 11 Ocak'ta imzalanan üçlü bildirileri, bölgedeki yeni ulaştırma ve transit olanaklarını da müzakere etti.
Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Göktaş, Tügva Seminerine Katıldı:
VATİKAN (AA) - Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Lütfullah Göktaş, Batı'da İslamofobi vakalarındaki artışın Türkiye'ye bakışı da olumsuz etkilediğini belirterek, 'Faturayı başkalarına kesmek, onların bizi anlamalarını beklemek çare değil. Batı’ya kendimizi nasıl doğru anlatabiliriz? Bunun üzerine kafa yormalıyız. Orada yaşayan gençlerimizin tecrübe ve görüşlerine de kulak vermeliyiz.' dedi.Büyükelçi Göktaş, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından Avrupa'da yaşayan Türkiye kökenli gençler için düzenlenen 'Dijital Çağda Medya Okuryazarlığı' seminerinde değerlendirmelerde bulundu.Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden 70 gencin katılımıyla çevrim içi ortamda gerçekleşen buluşmada Büyükelçi Göktaş, 'Sosyal medyanın dilini iyi öğrenmeye mecburuz. Medyada her mecranın kendine özgü bir üslubu var. Dijital çağda kamuoyunda etkili olmak istiyorsak, sosyal medya mecralarını da aktif olarak kullanmalıyız. Aktiflik, takip ve paylaşım seferberliğinden ibaret bir şey gibi anlaşılmamalıdır. İlgi çekecek iyi içerikler üretmeliyiz. Bunları da kullandığımız mecraların diline ve üslubuna uygun biçimde sunmayı başarmalıyız.' dedi.Sosyal medyada dezenformasyonla mücadele stratejisinin hedef kitlenin kimliğini ve zihniyetini esas alarak oluşturulması gerektiğine dikkati çeken Göktaş, 'Vermek istediğimiz mesajdan, muhatabımızın ne anlayacağına odaklanmamız gerekiyor. Bunu başarmanın yolu da muhataplarımızın düşünce yapısını, kültürel kodlarını ve paradigmalarını iyi öğrenmekten geçiyor.' diye konuştu.Göktaş, kültürel farkındalığın yurt dışında sağlıklı toplumsal ilişkiler açısından da hayati önem taşıdığını vurgulayarak, şunları kaydetti:'Kamu diplomasisi, ilişki ağını genişletmek, kamuoyunu etkilemek, sabır gerektiren uzun vadeli işlerdir. Bunlar kriz anında bir sihirli değnek ile halledilebilecek işler değil. Avrupa’daki STK’lerimiz, oralardaki gençlerimiz, bulundukları ülkelerin kültürüne yabancı kalmamalıdırlar. O ülkelerin kültürel ve dini çevreleriyle de güçlü ilişkiler geliştirilmeli. Sağlıklı iletişimde, kültürel kodlar, farklılıklar mutlaka nazarı itibara alınır. Mesaj kime hangi üslupla iletilmeli? Söylemlerimizi belirlerken, yaşadığımız ülkenin, muhataplarımızın zihniyetini esas almak zorundayız Aksi halde iletişim kazaları kaçınılmazlaşır.'Göktaş, 'Batı’da İslamofobi vakalarındaki artış Türkiye'ye bakışı da olumsuz etkiliyor. Faturayı başkalarına kesmek, onların bizi anlamalarını beklemek çare değil. Batı'ya kendimizi nasıl doğru anlatabiliriz? Bunun üzerine kafa yormalıyız. Orada yaşayan gençlerimizin tecrübe ve görüşlerine de kulak vermeliyiz.' ifadelerini kullandı. Batı dünyasında nüfuz sahibi isimler ve kuruluşlarla sağlıklı ilişkiler geliştirmenin hayati önem taşıdığına işaret eden Göktaş, 'Ülkemizin ve kültürümüzün, bizzat Batılı isimlerin gönül rahatlığıyla savunabilecekleri bir ortam hazırlamalıyız. Bu ön yargılarla mücadelede daha iyi sonuç almamızın yanı sıra oradaki medyayı ve düşünce kuruluşlarını etkileme imkanımızı da artıracaktır.' ifadelerini kullandı.'Türkiye AB ile yeni bir sayfa açmak istiyor'Vatikan Büyükelçisi Göktaş, Avrupa'da yaşayan Türkiye kökenli gençlerle buluşmasında, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilere de değindi.Büyükelçi Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AB süreciyle ilgili verdiği olumlu mesajları hatırlatarak, şunları kaydetti:'Cumhurbaşkanımızın verdiği mesaj son derece net: Türkiye AB ile yeni bir sayfa açmak istiyor. Reformlar Batı'da ülkemizin tekrar zemin kazanmasını da kolaylaştıracaktır. Dış politika, ekonomi ve hukukta reform sinyallerinin, kamuoyunda karşılığı da var. Atılacak fiili adımlar, Batı'da sadece karar vericiler değil kamuoyu üzerinde de olumlu etki yaratacaktır.'Türkiye'nin AB sürecinin tekrar canlanmasının mümkün olduğuna inandığını belirten Göktaş, 'İlişkilerin tekrar ivme kazanması mümkün. AB’ye üyelik yolundaki performansımız, bizzat Avrupalılar tarafından 'sessiz devrim' diye nitelenmişti. Ama bazı ülkelerin bize sürekli engel çıkarması ve ülkemizin maruz bırakıldığı bazı olaylar hızımızı kesti. Süreç pekala tekrar canlanabilir. Yeter ki AB samimi olsun.' diye konuştu.Büyükelçi Göktaş, Avrupa ülkelerinde elde edilen tecrübelerin önemli bir kazanım olduğunu hatırlatarak, 'Gençlerimiz artık daha donanımlılar. Bulundukları ülkelerin koşullarını ve zihniyetini çok iyi biliyorlar. O ülkelere yönelik iletişim stratejileri belirlenirken onların tecrübelerinden, görüşlerinden mutlaka istifade edilmeli.' değerlendirmesinde bulundu.
Reklam