Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Özhaseki, "Kayserililer Günü"Nü Kutladı
KAYSERİ (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, her yılın 38. günü kutlanan 'Kayserililer Günü' dolayısıyla sosyal medyadan videolu mesaj paylaştı.Özhaseki, paylaşımında, asırlardır Kayseri’de yaşayan bir aile olduklarını bildirdi.Bugünün 'Kayserililer Günü' olarak anıldığını belirten Özhaseki, 'Doğrusu geriye doğru yüzlerce yıldır Kayseri'de yaşayan bir ailenin çocuğu olarak ve 21 yıl Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak Kayserililer Günü'müzü kutluyorum. Cenab-ı Allah nice güzel günlerde bir araya getirsin diye önce duayla başlıyorum.' ifadelerini kullandı. İnsanların doğduğu toprakları sevmesinin çok doğal olduğuna değinen Özhaseki, şöyle devam etti:'Biz de doğduğumuz toprakları çok seviyoruz. Ama bu sevgimiz sadece bir yerde doğmuş olmaktan da kaynaklanmıyor. Kayseri'ye belki ticaret, sanayi şehri vasfı yakışıyor ama bunun yanında da güzel özelliklerini zikretmemiz gerekiyor. Elbette Kayseri'de ticaret, sanayi canlı, eğitim hayatı 4 üniversitesiyle devam ediyor. Sağlıkta, sporda, kültür sanatta olsun Kayseri, kendi emsali olan şehirlerle yarıştığında ileri gelen şehirlerden birisi.Bir taraftan da hayırseverler şehri olma vasfını Kayseri doğrusu açık ara önde götürüyor. Son günlerde bir hemşehrimiz Mehmet Altın ağabey, tam 300 milyon liralık arsasını bağışladı. Şimdi Kayseri'de en büyük cenaze camisi ve 20 okul yapılıyor. Daha önce rahmetli olan birçok hemşehrimizi de ruhları şad olsun diye burada anmak istiyorum. Kayseri, makarr-ı ulema şehri olma vasfını yıllardır üzerinde taşımış, bütün kitaplara geçmiş bir şehirdir.' Özhaseki, kentte yapılan yatırımlara dikkati çekerek, 'Bugün yaşadığımız şehir itibarıyla turizmden de artık istifade eden, Erciyes Dağı ile dünyaya açılan bir Kayseri'den bahsediyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde yapılan yatırımlarla şehrimiz yine parlayan bir yıldız olmaya devam edecek. Biz de Kayserili olmakla övünmeye devam edeceğiz.' değerlendirmesinde bulundu.
Gündem / 7 Şubat 2021
Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 1920DÜNYA DİPLOMASİ1- Myanmar'daki askeri darbe ve uluslararası yansımaları takip ediliyor.(Kuala Lumpur/Ankara) (Fotoğraflı-Görüntülü)GÜNCEL1- Dünya genelinde Kovid-19'a ilişkin gelişmeler takip ediliyor. (Fotoğraflı-Görüntülü)SPOR1- Süper Lig'in 24. haftasına Büyükşehir Belediye Erzurumspor-Hes Kablo Kayserispor, MKE Ankaragücü-Demir Grup Sivasspor, Yukatel Denizlispor-Fraport TAV Antalyaspor ve Beşiktaş-İttifak Holding Konyaspor maçlarıyla devam edilecek. (Erzurum/13.30/Ankara/Denizli/16.00/İstanbul/19.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)2- TFF 1. Lig'in 20. haftasına Ankara Keçiörengücü-Adanaspor, Altınordu-Beypiliç Boluspor ve Aydeniz Et Balıkesirspor-Akhisarspor maçlarıyla devam edilecek. (Ankara/13.30/İzmir/16.00/Balıkesir/19.00) (Fotoğraflı)3- Misli.com 2. Lig Beyaz ve Kırmızı Gruplarda 22. hafta maçları yapılacak. 4- ING Basketbol Süper Ligi'nin 20. haftası Aliağa Petkimspor-Fenerbahçe Beko, Lokman Hekim Fethiye Belediyespor-OGM Ormanspor, Anadolu Efes-Beşiktaş Icrypex ve TOFAŞ-Frutti Extra Bursaspor maçlarıyla tamamlanacak. (İzmir/13.00/Muğla/15.15/İstanbul/17.30/Bursa/20.00) (Fotoğraflı)5- Voleybol Misli.com Sultanlar Ligi'nin 27. haftasına İlbank-Fenerbahçe Opet, Karayolları-Sarıyer Belediyespor, Kuzeyboru-Beşiktaş, Galatasaray HDI Sigorta-Nilüfer Belediyespor, Türk Hava Yolları-PTT ve Beylikdüzü Voleybol İhtisas-Sistem9 Yeşilyurt maçlarıyla devam edilecek. (Ankara/13.00/15.30/Aksaray/14.00/İstanbul/13.00/15.30/18.00) (Fotoğraflı)6- Voleybol AXA Sigorta Efeler Ligi'nin 26. haftasında Sorgun Belediyespor-Ziraat Bankkart ve Altekma-Bursa Büyükşehir Belediyespor maçları yapılacak.(Yozgat/16.00/İzmir/20.00) (Fotoğraflı)7- Kastamonu Belediyespor Kadın Hentbol Takımı, EHF Avrupa Ligi B Grubu'ndaki 4. maçında deplasmanda Rusya'nın Lada takımıyla karşılaşacak. (Tolyatti/15.30)8- Hentbol Erkekler Süper Lig'in 12. haftası 4 maçla tamamlanacak. 9- Turkcell Türkiye Selahattin Yıldız Büyükler ve 20 Yaş Altı Salon Atletizm Şampiyonası, Ataköy Atletizm Salonu'nda sona erecek. (İstanbul/10.00-18.30) (Fotoğraflı)10- Futbolda Katar'daki 2020 FIFA Kulüpler Dünya Kupası'na devam edilecek. İlk yarı final maçında Brezilya ekibi Palmeiras ile Meksika ekibi Tigres karşılaşacak; 5'incilik mücadelesinde Güney Kore temsilcisi Ulsan Hyundai ile Katar'dan El Duhail karşı karşıya gelecek. (El Rayyan/21.00/18.00) ÖZEL HABER1- YATIRIMCILARA ALTIN FIRSATLAR - Bakan Pekcan, yabancılara 'ihtisas serbest bölgeleri'ne yatırım davetinde bulundu:'İlk olarak yazılım ve bilişim sektörü için uygulamaya geçirdiğimiz 'ihtisas serbest bölgeleri' modelini ilerleyen dönemlerde diğer yüksek teknolojili ve katma değeri yüksek sektörler için genişletmeyi planlıyoruz. Tüm yatırımcıları ihtisas serbest bölgelerimizde yatırım yapmaya davet ediyorum''Yenilikçilik, özgün tasarım ve inovasyon kabiliyetlerimiz hızla yükselmektedir. Yabancı yatırımcıların Türkiye'nin bu özelliklerini iyi okuyabilmesi kendileri açısından faydalı olacaktır''Türkiye’nin daha fazla doğrudan yatırımcı çekerek, dünyanın stratejik tedarikçilerinden birisi olmasını amaçlıyoruz'(Merve Özlem Çakır/Ankara)2- Ocakta en fazla ihracat artışına mücevher sektörü imza attıMücevher sektörünün ihracatı geçen ay 13,4'lük artışla yaklaşık 331 milyon dolar olarak gerçekleştiMücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Kamar:'Hem dövizle yapılan ihracatı hem de dahilde işleme rejimi ile birlikte yapılan gönderimi topladığımız zaman geçen yıla göre yüzde 49'luk artışımız var, bu şekilde ihracatımız 814 milyon dolara çıkıyor''TİM verilerine göre yaptığımız ihracata bakıldığında, Türk mücevhercisinin yoğun şekilde ihracata başladığını söyleyebiliriz. 2021 yılına çok büyük umutlarla girdik''İhracatımız artıyor gözükmekle birlikte asıl artan külçe altın ihracatı. Takı ihracatımız maalesef düşük seyrediyor'(Eda Topçu/İstanbul)3- Kuru incir üreticileri 2021'den umutluTürkiye, 2020 yılında 68 bin 260 ton incir ihracatından 237 milyon dolar gelir elde ettiGermencik Tariş İncir Birliği Başkanı Bircan:'Kurdaki dalgalanmalar ve incirin yurt dışındaki satış fiyatının bir önceki yıla göre düşüş göstermesinden dolayı değer bazında istenilen rakama ulaşamadık. İnanıyorum ki bu yıl değer olarak da iyi bir sonuç alacağız''İnsanlar artık kuru gıdaya yöneliyor. Şeker ihtiyacını tatlı kuru meyvelerden tedarik etmeye başladılar'(Ferdi Uzun/Aydın)Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
Ünlü Şarkıcı Ayşe Mine Kimdir? Ayşe Mine Kaç Yaşında ve Nereli?
Star Tv'nin sevilerek izlenen programı İbo Show'a her hafta birbirinden değerli sanatçılar konuk oluyor. Bu haftanın değerli sanatçıları arasında ise ünlü şarkıcı Ayşe Mine vardı. 1978 yılında ilk televizyona çıkışıyla meşhur olan Ayşe Mine, Nino Varon’un Nilüfer’den sonraki ikinci büyük keşfidir. Peki Ayşe Mine kimdir? Ayşe Mine kaç yaşında ve nereli? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Cumhurbaşkanı Erdoğan Uluslararası Demokratlar Birliği Heyetini Kabul Etti: (2)
İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'da koronavirüs salgınıyla beraber Türk ve Müslüman düşmanlığının artık iyice ayyuka çıktığını belirterek, 'Batı dünyası zehirli bir sarmaşık gibi günden güne büyüyen bu tehdit karşısında önlem almamakta inat ediyor. Müslümanların mukaddes değerlerine yönelik saldırılar, fikir özgürlüğü parantezine alınarak ısrarla görmezden geliniyor.' dedi. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde, Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Genel Başkanı Köksal Kuş ve beraberindeki heyeti kabul eden Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, salgın sürecinde sadece sınırlar içinde yaşayan vatandaşları değil, yurt dışında bulunan insanlarımızı da sahipsiz, çaresiz bırakmadıklarını belirtti.'Cumhuriyet tarihimizin en büyük tahliye operasyonunu gerçekleştirdik''Cumhuriyet tarihimizin en büyük tahliye operasyonunu gerçekleştirerek, 141 ülkeden 100 binden fazla vatandaşımızı ailesiyle buluşturduk.' diyen Erdoğan, şu bilgileri verdi: 'Yaşadıkları ülkelerde tedavi imkanı bulamayan 233 vatandaşımızı ambulans uçakla Türkiye'ye getirdik. Uçuşlarımız hem kendi insanımızın vatanlarına dönüşünü hem de 67 ülkeden 5 bin 500'den fazla yabancının tahliyesini sağladı. Türkiye'den memleketlerine dönmek isteyen 90 ülkeden 38 bin yabancıya da destek sunduk. 'Dost kara günde belli olur' anlayışıyla ülkemizden yardım talep eden 156 ülkeye ve 11 uluslararası kuruluşa tıbbi malzeme desteğinde bulunduk. Yine bu dönemde aralarında 1008'er yataklı 2 acil durum hastanesiyle 2 bin 682 yataklı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi gibi 16 hastaneyi ve 11 yeni hizmet binasını hizmete açtık. Salgın döneminde Türk olmanın gururunu, Türk pasaportu taşımanın güvenini bir kez daha tüm vatandaşlarımıza yaşattığımıza inanıyorum.''Son yıllarda ülkemizi hedef alan saldırıların hiçbiri tesadüfi değildir'Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece salgın döneminde ortaya çıkan tablonun bile Türkiye'nin son 18 yılda nereden nereye geldiğini göstermeye kafi olduğunun altını çizdi. Türkiye'nin tarihiyle, medeniyet birikimiyle, insani değerleriyle vatandaşlarına sahip çıkmasıyla büyük bir devlet olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, 'Bu başarının özellikle yurt dışında yaşayan siz kardeşlerimin göğsünü özellikle kabartırken, birilerini de çok ciddi manada rahatsız ettiğini biliyoruz.' dedi.'Son yıllarda ekonomi ve terör başta olmak üzere ülkemizi hedef alan saldırıların hiçbiri, unutmayın tesadüfi değildir.' diyen Erdoğan, şöyle devam etti: 'Türkiye'nin Libya'da, Suriye'de, Ege'de, Doğu Akdeniz'de, en son Dağlık Karabağ'da bileğini bükemeyenler, asimetrik yöntemlerle asılsız iddia ve ithamlarla çelme takmaya çalışmaktadır. Avrupa'da koronavirüs salgınıyla beraber artık iyice ayyuka çıkan Türk ve Müslüman düşmanlığının sebeplerinden biri de işte budur. Neredeyse her gün sırf Türk ve Müslüman olduğu için saldırıya uğrayan, hakları gasp edilen bir insanımızın haberini alıyoruz. Neo-Nazi teröründen, Müslümanlarla birlikte etnik kimliği, görünüşü, dini aidiyeti farklı olan diğer kesimler de olumsuz etkileniyor. Özellikle camilere, iş yerlerine, derneklere ,okullara, bütün bunlara yönelik eylemler akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. İsveç'te Kur'an yakılması, Norveç'te Kur'an'ın yırtılması, basın özgürlüğü adına Hazreti Peygamberi Aleyhissalatu Vesselam, tahkir eden karikatürlerin teşvik edilmesi kutsallarımıza yönelik saldırılardan sadece birkaçıdır. Ancak Batı dünyası zehirli bir sarmaşık gibi günden güne büyüyen bu tehdit karşısında önlem almamakta inat ediyor. Müslümanların mukaddes değerlerine yönelik saldırılar, fikir özgürlüğü parantezine alınarak ısrarla görmezden geliniyor. Eş zamanlı olarak Avrupa İslamı, Fransa İslamı, Avusturya İslamı gibi projelerle Müslümanlar çift yönlü bir cendereye alınıyor. Aşırılıkla mücadele, bu kılıf altında sunulan bu projelerin amacı Avrupalı Müslümanların ana vatanlarıyla ve İslam ümmetiyle bağlarını koparmaktır. Her ne kadar farklı ambalajlar geçirilmiş olsa da bu bir asimilasyon projesidir. İnce bir siyasetle hayata geçirilen ve giderek yaygınlaşan bu projeye karşı hep birlikte mücadele etmemiz şarttır. Bunu da kendimizi süreçlerden yalıtarak değil, muhataplarımız nezdinde tezlerimizi güçlü bir şekilde savunarak gerçekleştirebiliriz.''Oluşturduğumuz veri tabanıyla nefret suçlarını daha yakından takip edeceğiz'Cumhurbaşkanı Erdoğan, UID heyetine şöyle seslendi: 'Türklerin veya Müslümanların konumuyla ilgili herhangi bir meselede başta sizler olmak üzere tüm kurumlarımız aktif sorumluluk üslenmelidir. Diğer Türk sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte kanun ve nizam çerçevesinde yeni medya araçlarından da istifade ederek bu mücadeleyi yürütmelisiniz. Bulunduğunuz ülkenin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve bilimsel hayatına daha fazla katılım sağlamalısınız. Sizlerden ricamız vatandaşlarımıza yönelik ırkçı, ayrımcı, İslam düşmanı muamelelerin Büyükelçilik ve Başkonsolosluklarımıza derhal bildirilmesidir. Oluşturduğumuz veri tabanıyla önümüzdeki dönemde nefret suçlarını daha yakından takip edecek, sizlerin meselesini daha fazla gündeme taşıyacağız.'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, asimilasyona karşı en büyük silahlarının çocuklara ana dillerini ve dinlerini en iyi şekilde öğretmek olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: 'Özellikle gençlerimizin yaşadıkları ülkelerde yükseköğrenime devam etmelerini, çalışma hayatında en üst mertebelere gelmelerini önemsiyoruz. İlgili tüm kurumlarımız özellikle eğitim ve din hizmetleri alanında şüphesiz üzerlerine düşenleri yapıyor. Bununla birlikte bu alanda halen ciddi eksiklerimiz olduğunu biliyoruz. Sizlerin de eğitim çalışmalarına dahil olmanızda bu bakımdan büyük fayda görüyorum. Avrupa'daki Türklerin müreffeh geleceği için gereken adımları sebatla yılmadan hep birlikte atmaya devam edeceğimize yürekten inanıyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sizlerin şahsında başta Avrupa'da olmak üzere Türkiye dışında yaşayan tüm vatandaşlarımıza tüm dünyada saygı ve sevgilerimi sunuyorum.' (Bitti)
Reklam
Fas, İsrail İle Normalleşmeden Kârlı Mı Çıkacak, Yoksa Zarar Mı Edecek?
RABAT (AA) - AHMED BİN ET-TAHİR - Fas'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalamakla kârlı mı çıkacağı yoksa bundan zarar mı göreceği tartışılıyor.Uzmanlar normalleşme anlaşması sonrası kâr-zarar hesabı yapmak için henüz yeterli veri olmamakla birlikte ortada birbirinden çok farklı ekonomiler olduğuna dikkati çekiyor.Fas Kralı 6. Muhammed 10 Aralık 2020'de İsrail ile ilişkilerin 'en yakın zamanda' kurulacağını açıklamış, ardından Fas ile İsrail, 22 Aralık 2020'de diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi kapsamında 4 anlaşma imzalamıştı.Faslı ekonomist Necib Aksabi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fas ile İsrail arasında bugüne kadar resmi bir ekonomik ilişki olmadığını söyledi.Kâr ve zararı tahmin edebilmek için henüz yeni verilerin netleşmediğini ifade eden Aksabi, şu an sadece istişareler ve temasların olduğunu, uluslararası kabul gören bir anlaşma bulunmadığını ve Rabat'ta imzalananın sadece genel yönelimler ve iyi niyet beyanından ibaret olduğunu dile getirdi.Aksabi, 'Fas ile İsrail arasında ticari ilişkiler olduğunu herkes biliyor, ancak bunlar açıklanmıyor. Örneğin tarımda 1980'lerin başından beri iş birliği var. Fas, İsrail ürünlerini ithal ediyor.' diye konuştu.Birbirinden çok farklı ekonomilerKâr ve zararla ilgili ise Aksabi, 'Fiili olarak karşılaştırdığımızda kendimizi tamamen farklı iki ekonomi ile karşı karşıya buluyoruz. İsrail ekonomisi büyüklük olarak Fas ekonomisinin dört katını temsil ediyor.' dedi.İsrail'in yaklaşık 400 milyar dolar, Fas'ın ise 115 milyar dolar gayrisafi yurtiçi hasılaya (GSYİH) sahip olduğunu aktaran Aksabi, kişi başına düşen GSYİH'nin de İsrail'de 40-45 bin dolar, Fas'ta ise yaklaşık 3 bin dolar olduğunu söyledi.Aksabi, bu göstergelerin, iki taraf arasında ekonomik ilişki gerçekleşmesi halinde gelişmiş bir ülkenin gelişmemiş bir ülkeyle ilişkisi örneğiyle karşılaşılacağını ortaya koyduğunu ifade etti.'Fas, İsrail'in pazarı haline gelecek'Faslı ekonomist, 'İsrail'in Fas'a ihraç edecek malı var. İsrail, bilgi ve bilim açısından katma değeri yüksek ihracata ve önemli ticari değere sahip. Ama Fas'ın İsrail'e ihraç edecek malı yok. Dolayısıyla Fas, İsrail'in pazarı haline gelecek, başka bir şey değil. Fas'ın İsrail ile kârlı bir ekonomik ilişkisinin hayalini kurmamalıyız, çünkü gerçek durum İsrail ile ticaretin bir tedarikçi ve bir müşteri ilişkisi olacağını gösteriyor.' ifadelerini kullandı.Aksabi, sözlerini şöyle tamamladı:'Turizmin canlanacağını söylüyorlar. Tabii ki bu mümkün ve zaten daha önce de vardı. Ancak şimdi İsraillilerin Fas'a gelişleri kolaylaşacak. Önceden Fas'a 70 bin turist geliyordu, bu rakam 200 bine ulaşabilir.''İlişkiler bazı alanlarda deneyimlerin aktarımının ötesine geçmeyebilir'Faslı ekonomist El-Mehdi Ofakir de İsrail ile tam teşekküllü ekonomik ilişkiler hakkında konuşmak için henüz erken olduğunu dile getirdi.Mevcut koşullar göz önüne alındığında iki ülke arasında ekonomik ilişkilerin ufkundan söz etmenin zor olduğunu kaydeden Ofakir, biraz beklemek gerektiğini ve daha büyük bir çözüme götürebilecek güçlü siyasi sinyaller olabileceğini aktardı.Ofakir, 'Coğrafi uzaklık açısından tam ekonomik ilişkilerin varlığına inanmaktan kaçınmalıyız. İlişkiler bazı alanlarda deneyimlerin aktarımının ötesine geçmeyebilir.' diye konuştu.'Beklenen kâra güvenmiyorum'Rabat'taki 5. Muhammed Üniversitesinde öğretim görevlisi Ömer el-Kettani ise Fas için zararın kârdan daha önemli olduğunu belirtti.İlk olarak Fas'ın İsrail'i tanımama ilkesini kaybedeceğini, kazancının ise ABD'nin Batı Sahra'yı tanıması olduğunu ve bunun ülkeye ekonomik, siyasi ve belki de askeri faydası olabileceğini kaydeden Kettani, şunları söyledi:'Ekonomik kazanç çok basit olacak, ancak büyük yatırımların Fas'ın Batı Sahrasına ulaşacağına dair bir tür gururlanma ve inanç var. Ama beklenen kâra güvenmiyorum. Çünkü onlarca yıl önce tarım alanında Fas-İsrail iş birliği gerçekleştiğinde Fas domatesine zarar veren kötü bir hastalığı ithal ettik. Fas domatesi hâlâ İsrail'in bize ithal ettiği hastalığın sorunlarını yaşıyor, bu nedenle ülke dışında birçok pazarı kaybettik.'Eski ABD Başkanı Donald Trump, Fas ile İsrail'in ilişkileri normalleştirme anlaşmasına vardığının açıklanmasıyla eş zamanlı olarak Batı Sahra'da Fas'ın hakimiyetini tanıdıklarına dair bir bildirge imzaladığını duyurmuştu.
Reklam
İstanbul Havalimanı'nda Napolyon Dönemine Ait Altın Para Yakalandı
İSTANBUL (AA) - İstanbul Havalimanı'da yurda kaçak yollarla sokulmaya çalışılan Napolyon dönemine ait 153 altın para ile 7 lüks saat ele geçirilirken, gözaltına alınan Cezayir asıllı Fransız vatandaşı bir kişiye adli kontrol hükümleri uygulandı. Alınan bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, İstanbul Havalimanında yürütülen ''Kaçakçılık suçu'' ile ilgili yapılan çalışmalar kapsamında, 2 Şubat gece saatlerinde gümrüklü saha çıkışında uygulama yapıldı.Uygulamada, durumundan şüphelenilen A.B. (49) durduruldu. Yapılan aramalarda gümrük müdürlüğüne bildirim yapmadan yurda kaçak yolla sokulmaya çalışılan her biri 300-500 avro değerinde 7 farklı markadan lüks kol saatleri ile Napolyon döneminde 1851-1914 yılları arasında üretilmiş 153 Fransa altın parası bulundu.Gözaltına alınarak adli makamlara sevk edilen şüpheliye, adli kontrol hükümleri uygulandı.Bu arada, şüphelinin havalimanındaki şüpheli hareketleri ve polisin takibi güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı.
Marilyn Manson Tecavüz İddiası İle Gündemde! Marilyn Manson Kimdir, Kaç Yaşındadır?
Marilyn Manson, eski nişanlısı Evan Rachel Wood tarafından cinsel tacizle suçlanırken, bugün Marilyn Manson için yeni bir iddia daha ortaya atıldı. 26 yaşındaki şarkıcı Phoebe Bridgers, Marilyn Manson’ın evinde tecavüz odası olduğunu söyledi. Bridgers, tecavüz odasını Marilyn Manson’ın kendisinin söylediğini açıkladı. Peki, Marilyn Manson kimdir, kaç yaşındadır? İşte son günlerde gündemden düşmeyen Marilyn Manson hakkında bilinmesi gerekenler…
Reklam
AB, 29. Yıl Dönümünü "Kovid-19 Gölgesinde" Kutluyor
BRÜKSEL (AA) - ATA UFUK ŞEKER / TUĞRUL ÇAM - Avrupa Birliği'nin (AB) temelini oluşturan Maastricht Anlaşması'nın 29'uncu yıl dönümüne; kıtayı derinden etkileyen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, salgınla mücadele için sınırların kapatılması, aşı tedarikinde yaşanan sorunlar ve İngiltere'nin birlikten kopması damga vurdu.AB'yi kuran Maastricht Anlaşması, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, Portekiz, Yunanistan, Danimarka, İrlanda ve Lüksemburg un yer aldığı 12 Avrupa ülkesi tarafından 7 Şubat 1992 tarihinde imzalandı.Hollanda'nın Maastricht şehrinde imzalanan anlaşmanın 1 Kasım 1993'te yürürlüğe girmesiyle Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) dönüşüme uğradı ve Avrupa Birliği adını aldı.Anlaşma, AB’nin ekonomik ve parasal birlik, ortak dışişleri ve güvenlik politikası ile adalet ve iç işlerinde iş birliğini içeren üç temel direğini ortaya çıkaran yeni bir yapı ortaya koydu.Taraf ülkelerin genel politikalar alanında daha fazla iş birliği ve koordinasyonunu sağlamayı amaçlayan anlaşma, 'ulus devletlerden oluşan bir birlik', 'Avrupa vatandaşlığı' ve 'ortak ekonomi ve parasal birlikten' oluşan üç ana hedefle ortaya çıktı.Üye ülkelerin ekonomik ve parasal birliği için bir plan oluşturan anlaşma, bugün Avro Bölgesi adıyla bilinen bağımsız bir Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından yönetilecek avro para biriminin gerekli hazırlıklarının tamamlanmasını da hedefleri arasında sıraladı.Ünlü 'Maastricht kriterleri' belirlendiAnlaşmayla üye ülkelerin ekonomik ve parasal birliğe katılabilmeleri için gerekli şartlar oluşturuldu. Bu çerçevede ilk şart, 'toplulukta en düşük enflasyona sahip üç ülkenin yıllık enflasyon oranları ortalaması ile ilgili üye ülke enflasyon oranı arasındaki farkın 1,5 puanı geçmemesi' olarak belirlendi.Anlaşmada, 'Üye ülke kamu borçlarının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranı yüzde 60'ı geçmemelidir. Üye ülke bütçe açığının GSYH'ye oranı yüzde 3'ü geçmemelidir. Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranları 12 aylık dönem itibarıyla fiyat istikrarı alanında en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranını 2 puandan fazla aşmamalıdır. Son 2 yıl itibarıyla üye ülke parası diğer bir üye ülke parası karşısında devalüe edilmiş olmamalıdır.' kriterleri ortaya çıktı.'Avrupa vatandaşı' kavramı Maastricht Anlaşması ile 'Avrupa vatandaşı' kavramı da belirlendi. Anlaşmayı 29 yıl önce imzalayan 12 üye ülke vatandaşları, Avrupa vatandaşı olarak kabul edildi. Bu kişilerin diğer üye ülkeler arasında özgürce seyahat ve ikamet etmesi ile Avrupa parlamentosu ve yerel seçimlerde oy kullanmaları sağlandı.Ortak dış politika hedefiMaastricht Anlaşmasına taraf ülkeler arasında dış politika, güvenlik, adalet ve iç işlerinde iş birliğini sağlayacak politikaların belirlenmesi kararlaştırıldı.AB üyesi ülkeler ve Birliğin ortaklık kurduğu diğer ülkelerin güvenlik güçleri arasında, uluslararası organize suçlar ve terörizm konusunda iş birliği ve etkili çalışma ortamı sağlamak amacıyla bir Avrupa Polis Teşkilatı (Europol) kurulması kararı da Maastricht Anlaşması ile alındı.29'uncu yıla buruk giriliyorAvrupa Birliği, Maastricht Anlaşmasının imzalanmasının 29. yıl dönümüne Kovid-19 etkisi altında buruk biçimde giriyor.Birleşik Krallık gibi önemli siyasi ve ekonomik güce sahip bir üyesini geçen yıl kaybeden AB, bunun sonuçlarına yoğunlaşamadan kendisini salgının etkisi altında buldu.Geçen 29 yılda birçok krizi atlatan AB, bu kez dünyada salgından en fazla etkilenen kıta olarak ciddi sınamalarla karşı karşıya kaldı. Salgınla mücadele için AB ruhunun merkezindeki 'serbest dolaşımı' sınırlandırmak zorunda kalan Birlik, bir yandan da aşı teminindeki güçlüklerle mücadele ediyor. AB, üye ülkelerde salgınının yaralarını sarmak için 750 milyar avroluk kurtarma programı çıkarmayı başarsa da aşı temininde ve halkın aşılanmasında İngiltere, Kanada ve ABD gibi diğer gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmakla eleştiriliyor.
Cepten Takı Uygulaması Yabancı Yatırımcıyı Cezbetti
ANKARA (AA) - ÖZCAN YILDIRIM - Hacettepe Teknokent'te üç gencin düğün takılarının cep telefonu uygulaması aracılığıyla takılmasına imkan sağlayan 'Goldtag' isimli uygulaması yabancı yatırımcıların ilgisini çekti. Yabancı yatırımcılar, uygulamaya ortak olmak için gençlere tekliflerini sundu.Üç gencin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının düğünleri etkilenmesinden hareketle takıların internet ortamından alınıp takılması için geliştirdiği 'Goldtag' uygulaması iki ayda ilgili odağı oldu. 81 ilde 5 binden fazla kişinin cep telefonuna indirdiği, 1 kilogramdan fazla altın alım ve satımının yapıldığı uygulama, bu sürede dört kat büyüdü.Yatırımcıları cezbeden uygulama için ABD merkezli üç, Avrupa merkezli bir ve aralarında bir bankanın da olduğu 7 yerli şirket, ortaklık teklifinde bulundu. 'Ortaklık yüzde 10 ya da 20 ile sınırlı olur'Şirketin Kurucu Ortağı Dolunay Sabuncuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uygulamaya gösterilen ilginin kendilerini memnun ettiğini belirterek, iki ayda 14 sanal altın günü, 9 düğün, 12 doğum günü, 7 sünnet düğünü ve 9 bebek görümü etkinliği yaptıklarını söyledi.Hedeflerinin 2021 yılı sonunda kullanıcı sayısını 50 bine yükseltmek olduğunu ifade eden Sabuncuoğlu, şöyle konuştu:'Goldtag uygulamamızın potansiyeline ve özgünlüğüne güveniyoruz. Yatırımcıların ilgisi bizi mutlu ediyor. Cazip teklifler var ama biz uygulamayı daha da geliştirmeye ve kullanıcı sayısını artırmaya odaklandık. Yatırımcıların ortaklık tekliflerini ilerleyen dönemde değerlendirebiliriz. Ülkemize bir marka kazandırmak istiyoruz onun için uygulamanın tamamı satmayı asla düşünmüyoruz. Satış olursa yüzde 10 ya da 20 ile sınırlı olur.'Sabuncuoğlu, mobil uygulama geliştirme konusunda dünyada önemli bir pazar bulunduğuna işaret ederek, Türkiye'nin bu alanda başarılı işlere imza atacağına inandığını dile getirdi.
Biden Yönetiminin Tartışmalı Dış Politikadan Kaçınması Bekleniyor
ANKARA (AA) - MERVE AYDOĞAN - Başta Ortadoğu olmak üzere dünya üzerindeki çeşitli bölgelerde rahatsızlık uyandıran tartışmalı adımlar atan Donald Trump'ın ardından ABD'de geçen ay başkanlık koltuğuna oturan Joe Biden'ın dış politikasına ilişkin beklentiler yükseldi. Princeton Üniversitesinden emekli Profesör Richard Falk, Biden dönemindeki politikalar ve beklentilere ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Falk, 'tartışmalı dış politikadan kaçınması' beklenen Biden'ın, Trump döneminin aşırıya kaçan uygulamalarından bazılarını geri almanın ötesine geçip geçemeyeceğini söylemek için henüz çok erken olduğunu belirterek 'En iyi tahminim, İsrail-Filistin sorununa Obama döneminin yaklaşımının devamlılığı, özel ilişkinin sürdürülmesi, İsrail'in Birleşmiş Milletlerde, Boykot, Yalnızlaştırma ve Yaptırım (BDS) hareketiyle ilişkilendirilecek türden şiddet içermeyen baskılara, suçlamalara ve sansüre karşı korunması olacaktır.' diye konuştu.Biden yönetiminin dış politikasının yönünü gösterecek en önemli işaretin, İran'a ve Trump'ın 2015'te çekildiği Nükleer Program Anlaşması'na yaklaşımıyla ortaya çıkacağını vurgulayan Falk, Biden'ın Yemen'deki savaşta Suudi Arabistan'a verilen askeri desteğin sona erdirildiği yönündeki açıklamasına da değindi. Falk, 'Biden'ın, Irak ve Lübnan'da istikrarı teşvik etmesi; Yemen, Suriye ve Libya'daki kaos ve çekişmeyi sona erdirmek üzerine özel vurgusu, ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile silah anlaşmasının askıya alınmasına yönelik dış politikası, Orta Doğu'yu az da olsa askerden arındırmaya dönük hoş karşılanan işaretleridir.' dedi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomi ve sağlık üzerindeki etkileriyle başa çıkma vurgusu yapan Biden'in büyük oranda iç meselelere odaklanmasının beklediğini ifade eden Falk, dış politikada 'Orta Doğu'dan daha da sıkıntılı olanın Çin ile gerilimin tırmanması' olacağını kaydetti. 'Yüzyılın Anlaşması': Jeopolitik zorbalıkFalk, ABD-İsrail ilişkileri ve Washington'un Filistin meselesine ilişkin tutumuna ilişkin İsrail'in, ABD'nin bölge politikası üzerinde güçlü etkiye sahip olmaya devam edeceğinin 'muhtemel' göründüğü değerlendirmesini yaptı.Trump yönetiminin Yüzyılın Anlaşması adı verilen sözde Orta Doğu barış planının amacının 'özünde günlük yaşamlarının kalitesini artıracak bir miktar ekonomik yardım karşılığında Filistinlilerin temel haklar için verdikleri mücadeleye saygı gösterildiği belirtilerek siyasi olarak teslim olmayı kabul etmelerini sağlamak' olduğunu söyledi.Richard Falk, bu anlaşmanın 'hakiki bir barışı sağlamaktan ziyade, jeopolitik zorbalık taktiğinden başka bir şey olmadığına' işaret ederek 'Sömürgecilik sonrası güçlü milliyetçilik çağında, bir halkın kendi anavatanında tabi olmayı kabul etmesini ve kendi kaderini tayin hakkından vazgeçmesini beklemek gerçekçi değildir.' değerlendirmesini yaptı. BM'nin İsrail-Filistin sorunun barışçıl çözüme ulaştırmada yetersiz kaldığı eleştirilerine dair bir soru üzerine Falk, eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi sırasında geçirilen bir BM kararın atıfta bulundu ve ABD'nin çekimser kalmasına rağmen BM Güvenlik Konseyi'nde 14'e karşı sıfır oyla güçlü biçimde yerleşim karşıtı kararın geçirildiğini hatırlattı.Falk ayrıca Malezya, Yeni Zelanda, Senegal ve Venezuela'nın ortaklaşa desteklediği 2334 sayılı BM kararının da 23 Aralık 2016'da kabul edildiğini anımsattı.BM, İsrail'in suçunu belgelemeye devam etmeliFalk, 2016 kararıyla son yıllarda 'BM otoritesinin en güçlü biçimde tasdik edildiğini, ancak uygulamada hiçbir sonuca varılmadığını', İsrail'in uluslararası hukuk veya BM direktifleri konusundaki dengesiz bir tutum sergilediğini hatırlatarak 'İsrail, yaşanabilir bir Filistin devletinin kurulmasını düşünmeyi bile reddettiğinin işareti olarak, çoğu Batı Şeria'nın köhne yerlerinde 3 bin kişilik yeni yerleşim inşası kararıyla Biden yönetimine meydan okudu.' dedi.Richard Falk, 'BM gündeminin, İsrail'in suçlarını belgelemeye devam etmesi önemli. Çünkü bu sivil toplum aktivizmini teşvik edecek ve meşrulaştıracaktır. Filistinlilerin haklarına ulaşması, her iki halk açısından barışçıl bir geleceğe sahip olma ihtimali, yalnızca içeriden gelen Filistin direnişi ve dışarıdan gelen küresel dayanışmayla mümkün olabilir.' değerlendirmesini yaptı.Falk, olası küresel barış konusunda ise şunları kaydetti:'Şu an mevcut koşullar altında, dünya barışına ulaşma konusunda umutlu değilim. Bazı yangınların, Orta Doğu'daki gibi durdurulabileceğini ve hatta söndürülebileceğini düşünüyorum ancak birini söndürürken diğerlerinin çıkma olasılığı yüksek. Fakat iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve göç gibi sorunlarla başa çıkmada ilerleme kaydedilebilir.' ABD'nin küresel güvenlik anlayışına aşırı yatırımlara duygusal açıdan güçlü bağ geliştirdiğini, hayati öneme sahip ABD çıkarlarına yönelik olduğu iddia edilen abartılı güvenlik tehditleriyle bağlantılı bütçeyi meşrulaştırdığını dile getiren Falk, ABD'de, güvenlik politikasında askerden arındırıcı düzenlemenin gerçekleşmesinin muhtemel olmadığını söyledi. Falk öte yandan Çin'in ekonomik ve teknolojik dinamizminin, ikinci bir Soğuk Savaş'ı tehlikeli biçimde tahrik ederek ve jeopolitik çatışmaya yönelmekten başka etkili bir yanıt yok imajını vererek ABD'nin küresel dış politika önceliğini başka yöne çektiğini sözlerine ekledi.
Reklam
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - "Türkiye'de Yabancı Yatırımcıya Gelişmiş Ülkeler Düzeyinde Ortam Sağlanıyor"
ANKARA (AA) - MERVE ÖZLEM ÇAKIR - Rekabet Kurulu Başkanı Birol Küle, rekabet hukukunun uygulanması açısından Türkiye'de yabancı yatırımcıya gelişmiş ülkeler düzeyinde ortam sağlandığını bildirdi.Küle, AA muhabirine, Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusu, kozmopolit kültürü, zengin doğal kaynakları, güçlü hukuki ve kurumsal altyapısıyla yatırımlar için eşsiz bir ortam sunduğunu söyledi. Herhangi bir yatırım kararı için dikkate alınan birincil unsurun 'belirlilik' olduğunu ifade eden Küle, yatırımcıların, özellikle risk alarak belli bir teknik bilgi veya avantajı kullanacakları zaman, optimal sonuçları engelleyecek belirsizliklerle, işlem maliyetleriyle karşılaşmak istemediklerini dile getirdi. Rekabet hukuku rejimlerinin bazı nüanslar dışında evrensel olduğuna dikkati çeken Küle, 'Liberal ekonomik sistem bugün üzerinde uzlaşılan bir sistem olduğundan ve bu sistemlerde ekonominin koordinasyonu tarafsız, teknokratik, verimlilik ve etkinlik esasına dayalı olarak bağımsız çalışan kurumlarca sağlandığından, marjinal birkaç istisna bölge haricinde tüm dünya aynı iktisadi prensiplere göre işlemektedir.' diye konuştu. Yatırımcıların yatırım kararlarını belirlerken rekabet hukuku kurallarını etkili şekilde uygulayan bir rekabet otoritesinin varlığının da dikkate alınan unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Küle, şu değerlendirmelerde bulundu:'Bu durum, ilgili ülkedeki kamu otoriteleri tarafından piyasalarda faaliyet gösteren tüm teşebbüslere eşit şartlar sunulacağı, yerel teşebbüslere ayrımcı davranılmayacağı yönünde yatırımcıya güven vermekte ve böylece ülkeye yabancı yatırımcıların girişine katkı sağlamaktadır. Biz Rekabet Kurumu olarak, ülkemizin kalkınması için ihtiyaç duyduğu doğrudan yabancı yatırımlar için uygun ortam yaratılması hususunda da üzerimize düşen görevi titizlikle gerçekleştirmekteyiz.''Rekabet hukukunda AB müktesebatına uyumumuz tam'​​​​​​​Küle, Türkiye'nin rekabet hukuku uygulamaları açısından diğer ülkelere göre bir eksiğinin bulunmadığını hatta AB müktesebatına uyumunun tam olduğunu, bu durumun AB ilerleme ve AB Türkiye raporlarında da tespit edildiğini anlattı. Son değişiklerle Türkiye'nin rekabet hukuku mevzuatının AB rekabet hukukuyla paralel hale geldiğine dikkati çeken Küle, Rekabet Kurulunun da kararlarını tam bağımsız aldığını söyledi. Küle, Türkiye'de rekabet hukuku uygulamalarının geliştirilmesine, tam modern halde sürekli güncellenmesine yönelik çalışmaların Rekabet Kurumunu uluslararası alanda da takdir toplayan ve deneyimlerine ihtiyaç duyulan bir rekabet otoritesi haline getirdiğini dile getirerek, 'Bu bağlamda rekabet hukukunun uygulanması açısından Türkiye'de yabancı yatırımcıya gelişmiş ülkeler düzeyinde bir ortam sağlanmaktadır.' ifadesini kullandı.Birol Küle, Türkiye'nin rekabet hukuku rejiminde diğer bazı ülkelerde olan kamu özel ayrımı dahi olmadığını, yerli yabancı ayrımı ya da kamu özel ayrımı yapılmadan bütün iktisadi aktörlere eşit şekilde uygulandığını ve bunun herhangi bir istisnası olmadığını belirtti.Birleşme ve devralma işlemlerindeki küresel ölçekteki işlem yoğunluğuna bakıldığında 2019'da Rekabet Kurumu tarafından incelenen 208 yoğunlaşma işleminin sadece 38'inde tarafların tamamının Türkiye çıkışlıyken, 115'inde tarafların tamamını yabancı ülke yasalarına göre kurulmuş şirketlerin oluşturduğunu kaydeden Küle, şöyle konuştu:'2019 yılında yabancı yatırımcılar tarafından 46 ayrı işlemde Türkiye kökenli şirketlere yatırım yapılması öngörüldü. Yabancı yatırımcılar arasında işlem bazında yapılan sıralamaya göre ilk sırada 6 işlem ile Japonya kökenli yatırımcılar bulunmaktadır. Hedef şirketin Türkiye kökenli olduğu bu işlemlerde 3 yabancı yatırımcı tarafından gerçekleştirileceği bildirilen yatırım tutarı ise yaklaşık 36 milyar 177 milyon liradır.'​​​​​​​- Yerel rekabet yoğunluğunda Türkiye tüm dünyada 6'ncı sıradaAB'nin her yıl Türkiye'nin 33 başlıktaki durumunu inceleyen 'Türkiye Raporu' yayımladığını anımsatan Küle, burada incelenen hususlardan birinin de rekabet hukuku olduğunu bildirdi. Küle, 2020 Türkiye Raporu'nda Rekabet Kurumu ve işleyişinin oldukça yeterli ve AB müktesebatıyla uyumlu olduğunun ifade edildiğini, kurumun bağımsız karar alma ve rekabet hukukunu uygulamada da yeterli kapasiteye sahip bulunduğunun belirtildiğini aktardı. Cornell Üniversitesi, INSEAD ve Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WPO) tarafından her yıl dünyadaki yenilikçilik (inovasyon) faaliyetleri ölçülerek 'Küresel Yenilikçilik Endeksi'nin yayımlandığını belirten Küle, söz konusu endekste ülkelerin kredi almanın kolaylığı, özel firmalara verilen yerel kredilerin GSMH'ye oranı gibi çeşitli kriterlere göre sıralandığını, endekste yer alan bir kriterin de 'yerel rekabetin yoğunluğu' olduğunu dile getirdi. Küle, 'Küresel Yenilikçilik Endeksi'ndeki 'yerel rekabetin yoğunluğu' kriterine göre 2019 yılında Türkiye tüm ülkeler arasında 6'ncı sıradadır. Bu durum ülkemiz ekonomisinin oldukça rekabetçi olduğunu ortaya koymaktadır.' ifadelerini kullandı. Dijital rekabette öne çıkanlarKüle, gelecek dönemde küresel ajandanın birinci maddesinin dijitalleşme ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını kaynaklı eşitsizlikler olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Dijital dünyanın giderek gelişmesi bu alandaki çalışmalarımızı da hızlandırdı. Kurumumuzun önümüzdeki dönemde takip edeceği yol haritasını belirlemek üzere geçen yıl başlattığımız 'Dijitalleşme ve Rekabet Politikası' çalışmamızı yakın tarihte sonuçlandırmayı planlıyoruz. Bu çalışma bize rekabet mevzuatımızı dijital ekonomi için revize ederek gerekirse reform yapma ihtiyacını ortaya koyacaktır. Çalışma kapsamında dünyanın muteber rekabet otoritelerinin dijitalleşme alanında hazırladıkları çalışmalar gözden geçirilerek ülkemizin ihtiyaçlarına göre politika dizayn edilmesi planlanmaktadır. Bu alanda yürüttüğümüz bir diğer sektör incelmesi de 'e-Pazaryeri Platformları Sektör İncelemesi' olup Google, Yemek Sepeti soruşturmalarımız dışında Çiçek Sepeti, Sahibinden, Nadir Kitap gibi devam eden soruşturmalarımızda dijital platformların rekabete zarar verip vermediğini inceliyoruz. Kurumumuz nezdinde 2021 yılı içinde halihazırda devam eden rekabet incelemeleri bakımından süreçler tamamlanacak ve nihai olarak Kurul tarafından karar verilecektir.'Bunun yanı sıra dijital pazarların sergilediği dinamik yapı da göz önünde bulundurularak ilgili pazarlardaki rekabet ihlallerine yönelik hızlı ve etkin şekilde müdahaleye devam edileceğini vurgulayan Küle, 'Bunların dışında gerek Türkiye'de gerekse yurt dışında merakla takip edilen Facebook soruşturması, Kurulun 11 Ocak 2021 tarihli kararıyla resen başlatılmış olup 2021 yılında dairemizin iş yoğunluğunun önemli bir parçasını oluşturacak rekabet hukuku ve veri ilişkisini esas almaktadır.' diye konuştu.
Diyarbakır Valisi Karaloğlu, Yetim Çocukları Ziyaret Etti
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu ve eşi Sevim Karaloğlu yetim çocukları ziyaret ederek onlara çeşitli hediyeler verdi. Vali Karaloğlu'nun eşi Sevim Karaloğlu tarafından daha önce Van, Bursa ve Antalya'da uygulanan ve yetim ailelerin ihtiyaçlarının tespiti, giderilmesi ile takiplerinin hedeflendiği proje, 'Diyarbakır Yetimlerine Sahip Çıkıyor' sloganıyla kentte de hayata geçirildi.Proje kapsamında daha önce farklı ailelere ziyarette bulunan Vali Karaloğlu ve eşi merkez Bağlar ilçesi Mevlana Halit Mahallesi'nde oturan Kaplan ailesinin evine misafir oldu.Çocuklarla oyun oynadıEşini geçen yıl kasım ayında kaybeden 3 çocuk annesi Şükran Kaplan ve çocuklarla sohbet eden Karaloğlu ve eşi, çocuklarla oyun oynadı, ailenin sorunlarını ve taleplerini dinledi.Çocuklara çeşitli hediyeler veren Karaloğlu çifti, yeni doğan Nisanur bebeğe de altın taktı.Vali Karaloğlu, sosyal medya hesabında, 'Bir kimse sırf Allah rızası için yetimin başını okşarsa elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır. Hadisi Şerif. Yetimlerimiz bize yüce Allah'ın emanetleri. Yetimlerimize ulaşmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.Projeyle iyiliğin çoğaltılması amaçlanıyorAile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde kurulan Öksüz, Yetim ve Gündüz Hizmetleri Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında Sevim Karaloğlu tarafından 16 Temmuz 2020'de yapılan toplantı ile çalışmalarına başlanan proje, birçok kurum ve kuruluşun iş birliğiyle yürütülüyor.Projede, yoksulluk ve eğitimsizliğin ortadan kaldırılması, önleyici çalışmalarla suç işleme ve suça yönelme oranlarının düşürülmesi, aile bağlarının güçlendirilmesi, yetim çocuklara eğitim hayatları boyunca destek olunarak yardımlaşmanın ve iyiliğin çoğaltılması amaçlanıyor.
Reklam
KYK Ödemeleri Başladı! Şubat Ayı KYK Burs Ve Kredi Ödemeleri Ne Zaman Yatacak?
Kredi ve Yurtlar Kurumu, hak sahibi öğrencilere kredi ve ya burs imkanı sağlıyor. Üniversitede okuyan öğrenciler, KYK burs veya kredisinden yararlanabiliyor. Milyonlarca öğrenci, Ziraat Bankası tarafından yatırılan KYK burs ve kredilerinin ne zaman yatacağını merak ediyor. Peki, KYK burs ve krediler yattı mı? İşte son gelişmeler…
Ekvador Halkı Yeni Devlet Başkanını Belirlemek İçin Yarın Sandık Başına Gidecek
BOGOTA (AA) - Güney Amerika ülkesi Ekvador'da halk, 2021-2025 yıllarında görev yapacak devlet başkanını belirlemek için yarın sandık başına gidecek.Nüfusu 18 milyona yaklaşan Ekvador'da 16 adayın yarışacağı ve ilk turunda 13 milyondan fazla kişinin oy kullanacağı seçimde, devlet başkanının yanı sıra 137 meclis üyesi, devlet başkan yardımcısı ve il meclis üyeleri seçilecek. Seçimde, adayların ilk turda devlet başkanlığı koltuğuna ulaşabilmesi için geçerli oyların yüzde 50'sini alması veya en az yüzde 40 oy alarak en yakın rakibine 10 puan fark atması gerekiyor. Aksi takdirde, en yüksek oyu alan iki aday 11 Nisan'da ikinci turda yarışacak.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle kontrollü yapılacak oy kullanma işlemi yerel saatle 07.00'de başlayıp 17.00'de sona erecek.Anketlerde seçim yarışının üç aday arasında geçmesi bekleniyorSeçimlerin, 2007-2017 yıllarında görev yapan eski Devlet Başkanı Rafael Correa'nın desteklediği Umut için Birlik (UNES) koalisyonu adayı Andres Arauz ile son iki seçimi kaybeden Hristiyan Sosyal Partisi ve Politik Partinin (CREO-PSC) adayı muhafazakar Guillermo Lasso ve yerlilerin desteklediği Çokuluslu Birlik Hareketi'nin (Pachakutik) adayı Yaku Perez arasında geçmesi bekleniyor. Andres ArauzAnketlerin birçoğunda birinci gösterilen ve ekonomi politikalarıyla öne çıkan 35 yaşındaki Arauz, seçildiği takdirde Ekvador tarihinin en genç devlet başkanı unvanını kazanacak. Sol görüşlü politikacı ve iktisatçı Arauz, Correa döneminde 2015-2017 yıllarında Kültür ve Miras Bakanı olarak görev yaptı. Arauz, mevcut Devlet Başkanı Lenin Moreno'nun seçimleri kazanmasının ardından görevinden ayrılmıştı. Guillermo LassoSiyasi kariyerine 1998'de başlayan 65 yaşındaki muhafazakar aday Lasso, Ekvador'un diğer ülkelerle yaptığı ticari anlaşmalar ve ekonomik ittifaklarda aktif roller üstlendi.Lasso, bir önceki seçimlerde ikinci turda az bir farkla Moreno'ya karşı kaybetmişti.Yaku PerezYerli Kuruluşlar Koordinasyonu Başkanı 50 yaşındaki Perez, Ekim 2019'da Moreno hükümetine karşı akaryakıt sübvansiyonlarının kaldırılması talebiyle günlerce protestolara öncülük etmiş ve hükümetin geri adım atmasına neden olmuştu.Ülkede doğal kaynaklar ve madenlerin korunması üzerine çalışmalar yapan Perez, özelleştirme karşıtı politikaları savunmasıyla biliniyor. Adayların vaatleriEkonomisi 2020'de yüzde 9 daralan ve salgın nedeniyle işsizliğin zirve yaptığı ülkede, Birleşmiş Milletlerin (BM) son tahminlerine göre yoksulluk oranı yüzde 38'e ve aşırı yoksulluk ise yüzde 20'ye yaklaşıyor. İş adamı Lasso, ülkenin uluslararası kuruluşlarla yaptığı anlaşmalara saygı duyacağını belirtti.Lasso, 'Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan anlamayı görmezden gelemeyiz. Yapmayacağız şey KDV'yi artırmaktır. Tüketim vergisini artırmadan mali hesapları düzeltebiliriz.' ifadelerini kullandı. Kaynak sıkıntısı çeken ülkenin petrol üretimini iki katına çıkartarak bu sorunu aşabileceğini vurgulayan Lasso, 'Devlet yönetimdeki yolsuzlukları önleyeceğiz ve yabancı yatırımcıyı teşvik ederek ülkemize çekeceğiz.' dedi. Arauz: 'IMF'nin koyduğu şartlara uymayacağız'Arauz ise Moreno tarafından IMF ile müzakere edilen şartları yeniden ele alacaklarını altını çizerek 'Kendi yaptığımız ekonomik program için IMF'ye hoş geldin diyeceğiz ve tekrar konuşacağız.' diye konuştu. Görevi devraldıktan sonra ilk hedeflerinin küçük ve orta ölçekli şirketler için kredi limitlerini açmak olacağını vurgulayan Arauz, işlerini kaybeden çalışanların yeniden işe alınmasını sağlayacak finansal destekleri kamu olarak üstleneceklerini bildirdi. Arauz ayrıca 'Zenginlerin daha fazla vergi ödemesi' için vergi sistemini değiştireceklerini söyledi. Perez, maden çalışmalarını durdurmayı vaat ediyorYerli lider Perez, ülkede çevreye zarar veren madenlerin faaliyetlerini durdurma ve yolsuzlukla etkin mücadele sözü veriyor. Petrol yerine su ihraç edilmesini savunan Perez, 'Bundan yirmi yıl sonra birçok ülkenin su satmaya başlayacağını göreceksiniz.' diyorEkvador'da son devlet başkanlığı seçimini 3 Nisan 2017'de ikinci turda sol partinin adayı Lenin Moreno kazanmıştı.
6 Şubat Canlı Altın Fiyatları: Altın Fiyatları Neden Düşüyor, Daha Da Düşecek Mi?
Altın fiyatları bu hafta yatırımcısının yüzünü güldürmedi. Uzun süredir düşüş evresinde olan gram altın, bu hafta yaklaşık 23 lira değer kaybetti. 1 Şubat Pazartesi günü 433 lira olan gram altın, 6 Şubat Cumartesi günü 410 liradan değer görmeye başladı. Peki, altın fiyatları daha da düşecek mi? Altın fiyatları neden düşüyor? İşte canlı altın fiyatları ve son dakika bilgileri…
Reklam