onedio
Karabükspor'un Eski Yıldızı Hayatını Kaybetti! Luton Shelton Kimdir?
Süper Lig’de 2011-2013 yılları arasında Kardemir Karabükspor’da forma giyen Jamaika'lı futbolcu Luton Shelton, 2 yıl önce ALS hastalığına yakalanmıştı. Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına yakalanan ve tedavisi bir süredir devam eden Luton Shelton 35 yaşında hayata gözlerini yumdu. Peki Luton Shelton kimdir? Neler olmuştu? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Medeniyet Mefkuresini Rehber Edinen Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar
İSTANBUL (AA) - FATİH TÜRKYILMAZ - 'Huzur', 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' ve 'Beş Şehir' eserleriyle okuyucuların kalbinde yer edinen Türk edebiyatının önemli yazar ve şairlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar, vefatının 59. yılında yad ediliyor. Şair ve yazarlığın yanı sıra Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyen Tanpınar, 23 Haziran 1901'de Kadı Hüseyin Fikri Efendi ile Nesime Bahriye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Farklı şehirlerde okuduğu ilkokul, ortaokul ve lisenin ardından bir yıl kadar baytar mektebinde eğitim alan Tanpınar, lise öğrencisiyken şiirlerinden tanıdığı Yahya Kemal Beyatlı'nın etkisiyle 1919'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Fakülteyi 'Şeyhi'nin Hüsrev ve Şirin'i' adlı teziyle 1923'te bitiren yazarın hocaları arasında Beyatlı'nın yanı sıra Cenap Şahabettin, Necip Asım, Rıza Tevfik, Fuad Köprülü, Ferit Kam, Yusuf Şerif Kılıçel, Ali Ekrem Bolayır, Hüseyin Daniş gibi isimler yer aldı.Tanpınar, adını ilk kez 1920'de 'Altın Kitap' dergisinde yayınlanan 'Musul Akşamları' şiiriyle duyururken, mezuniyetinin ardından Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul'daki farklı okullarda estetik, mitoloji ve edebiyat öğretmenliği yaptı.'Tanpınar'ın önemi, birçok estetik soruna yanıt araması'Şiir zevkinin oluşumunda özellikle Beyatlı ile Ahmet Haşim'in etkisi olduğunu yazılarında da aktaran Tanpınar'ın eserleri 'Dergah', 'Milli Mecmua', 'Hayat', 'Görüş', 'Ülkü', 'Varlık', 'Oluş', 'Kültür Haftası' ve 'Aile' dergilerinde okuyucuyla buluştu.Eleştirmen Doğan Hızlan, 26 yaşındayken Fransız şair Paul Valery'yi okuduktan sonra estetik algısı yeni bir boyut kazanan Tanpınar için bir televizyon programında şunları kaydetti:'Tanpınar'ın önemi, birçok estetik soruna yanıt araması. Sadece romancı ya da şair olarak kalsa, bu türde iyi yapıtlar vermiş biri olarak değerlendirilir, edebiyat tarihi açısından ona göre yargılanırdı. Ama Tanpınar bizim kimlik sorunumuz üzerine çok düşünmüş. Doğu-Batı, bence her yazarın düşünmesi gereken bir sorunsal. Bugün de düşünmesi gereken, yarın da düşünülecek bir sorunsal. Tanpınar buna yanıt ararken estetik serüvenin coğrafyasını genişletiyor.'Usta edebiyatçının ilk düz yazısı ise 20 Aralık 1928'de yine 'Hayat' dergisinde çıkarken, farklı bir çalışma alanı olarak çeviriye de başladı ve 1929'da E. T. A. Hoffmann'ın 'Kremon Kemanı' ile Anatole France'tan 'Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı' adlı kitapları çevirdi.Ahmet Kutsi Tecer ile 1930'da Ankara'da 'Görüş' dergisini çıkarmaya başlayan Tanpınar, 1932'de Kadıköy Lisesi'ne, 1933'te ise estetik mitoloji dersi vermek üzere Sanayi-i Nefise Mektebi'ne atandı.Şiirlerinden çok romanları ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanındıTanpınar, kendi ifadesiyle 1932 yılına kadar 'radikalist bir Batıcı' olup Doğu'yu tamamıyla reddederken, sonrasında ise yenileşmenin gereğine inanmasına rağmen Osmanlı medeniyetinin ve büyük değerlerin giderek kaybolmasından gelen bir hüzün de yaşadı.Ahmet Hamdi Tanpınar, 1939'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yeni kurulan '19. Asır Türk Edebiyatı Kürsüsü'nde profesör olarak görev alırken, Tanzimat'tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi ve İslam Ansiklopedisi’ne de maddeler yazdı.Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak 1940'ta vatani görevini yapan yazar, 1942'de CHP Kahramanmaraş Milletvekili olarak Meclis'e girse de siyasete girmekten hiç memnun olmadı.Tanpınar, şiirlerinden çok romanları ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanınırken, edebiyatçılığının yanı sıra kişiliğiyle de dikkati çekti.İlk kez 1944'te tefrika halinde yayınlanan 'Mahur Beste' adlı romanı 1975'te basılan Tanpınar, eserini Lale Devri'nin ünlü hanende ve bestekarı Eyyübi Ebubekir Ağa'ya ithaf etti. Türk musikisiyle de ilgilenen, eserlerinde zaman duygusunu, mazi düşüncesi ve rüya estetiğini sıkça işleyen yazar, psikolojik tahlillere geniş yer verdiği hikaye ve romanlarında Batılılaşma ve gelenekler arasında kalan kişilere odaklandı.'Onun kısık sesle anlattıkları ise hiç ummadığımız anda bir çare sığınağına dönüşür'Tanpınar hakkında geniş çalışmalar yapan İnci Enginün, Tanpınar'ın insanı ele alış şekline yönelik, 'İnsanın, etrafındaki terkibin bir parçası olduğuna inanan yazar, onları geniş çevreleriyle, bir ufacık hadisede derinleştirilen psikolojileriyle verir. Bunu yaparken de imajlarla zengin, Türkçenin en yüksek mizahi ve ironik üslubuyla, onları ve hayat karşısındaki tavırlarını anlatır.' tespitinde bulundu.Enginün, Tanpınar'ın hiçbir sözünü bağıra çağıra, abartılarla anlatmadığına işaret ederek, 'Onun kısık sesle anlattıkları ise hiç ummadığımız anda bir çare sığınağına dönüşür. Okuyucusunun içinde devam eden sesi, cümle cümle en muhtaç olduğumuz anda, aydınlatıcı bir ufku gözler önüne serer. Sanıyorum Tanpınar’ın git gide artan etkisi, insanı büyüsüne alan güçlü anlatımının okuyucuda yaşamasından kaynaklanmaktadır.' değerlendirmesini yaptı.Tanpınar'ın 1948'de tefrika halinde yayımlanan 'Huzur' eseri, 1949'da kitap haline getirilerek okuyucuyla buluştu.Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği de yapan Tanpınar, 1949'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde yeniden görev yapmaya başladı.'Sahnenin Dışındakiler' eseri, vefatından sonra basıldıUsta edebiyatçının, Türk insanının Doğu ile Batı arasında bocalamasını irdeleyen 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' eseri 1961'de yayımlandı.Hüseyin Su tarafından 'Bütün yazdıklarının iklimini, birikimini paylaşmalarının yanında, dili ve üslubu, kurduğu tahkiye dünyası, zaman, rüya, musiki, kadın, ölüm, hayat, ikinci hayat ve ikinci ben… gibi kendine özgü anlatım renkleri açısından da sanatçı kişiliğinin romancıdan sonra gelen sıfatı olmuştur.' şeklinde anlatılan Tanpınar, kendisinin şiirle ilgisini ise şöyle tarif etti:'Şiirde dolayısıyla kendimin, hikaye ve romanlarımda kendimle beraber mümkün olduğu kadar hayatın ve insanların (benden başkalarının) peşindeyim.''Mahur Beste' ve 'Huzur' eserleriyle birlikte üçleme oluşturan, Anadolu'da süren Kurtuluş Savaşı ile İstanbul'daki aydınlarla halkın farklı kesimlerinden insanların değişen hayatlarını işleyen 'Sahnenin Dışındakiler' kitabı ise 1950'de tefrika edilip vefatından sonra 1973'te basıldı.'Kelimenin en hakiki manasıyla Avrupalı fakat aynı zamanda da en derin ve güzel bir şekilde milli'İstanbul, Bursa, Ankara, Erzurum ve Konya şehirlerini doğal, tarihi ve kültürel yapılarıyla anlattığı 'Beş Şehir' isimli eseri de kaleme alan Tanpınar, romanlarında gerçekçi ve sosyal sorunlara eğilen tarzıyla dikkati çekti.Mehmet Kaplan'ın tarifiyle 'Kelimenin en hakiki manasıyla Avrupalı fakat aynı zamanda da en derin ve güzel bir şekilde milli' olan Tanpınar, edebi eserin ana unsurlarını mükemmeliyet, hayat tecrübesi ve dil temellerine oturttu.Geçirdiği kalp krizi nedeniyle 23 Ocak 1962'de İstanbul'da vefat eden usta edebiyatçı, Aşiyan Mezarlığı'nda Yahya Kemal’in mezarının yanı başına defnedildi. Mezar taşında, kendi dizeleri olan 'Ne içindeyim zamanın/Ne de büsbütün dışında' ifadeleri yazılan Tanpınar'ın tamamlayamadığı ve öldükten sonra notları içerisinden toparlanarak yayına hazırlanan romanı 'Aydaki Kadın' 1987'de basıldı.Eserleri:'Huzur', 'Mahur Beste', 'Sahnenin Dışındakiler', 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü', 'Aydaki Kadın', 'Şiirler', 'Bütün Şiirleri', 'Seçmeler', 'Abdullah Efendi’nin Rüyaları', 'Yaz Yağmuru', 'Hikayeler', 'Tevfik Fikret Hayatı Şahsiyeti Şiir ve Eserlerinden Parçalar', 'Namık Kemal Antolojisi', '19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi', 'Yahya Kemal', 'Edebiyat Üzerine Makaleler', 'Mücevherlerin Sırrı', 'Edebiyat Dersleri', 'Beş Şehir', 'Yaşadığım Gibi', 'Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mektupları', 'Tanpınar’dan Hasan Ali Yücel'e Mektuplar'
Gram Altın Kaç TL Oldu? 23 Ocak 2021 Altın Fiyatları...
Altın fiyatları 23 Ocak 2021 Cumartesi yani hafta sonunun ilk gününde güncel piyasalarda hafif bir düşüşle başladı.. Çeyrek ve gram altın piyasasında son durum da merak ediliyor. Gram altın 441 TL den işlem görüyor. İşte piyasalarda saat 10.30 itibariyle altın fiyatları...
Reklam
Reklam
Yozgat'ta Kendisini Jandarma Olarak Tanıtan Dolandırıcı, Yaşlı Çiftin Altınlarını Aldı
YOZGAT (AA) - Yozgat'ta kendisini telefonda jandarma olarak tanıtan dolandırıcı, yaşlı çiftin 21 cumhuriyet altınını aldı. Yozgat'ın kırsal Divanlı Mahallesi'nde yaşayan Salih (71) ve eşi Satı Yılmazer'i (71) telefonla arayan ve kendisini jandarma olarak tanıtan kişi, hırsızlık suçuna karıştıkları gerekçesiyle evdeki altınları inceleme yapmak için sivil ekip göndereceğini söyledi. Telefondaki kişi, Yılmazer'den gelen sivil ekibe parola sormasını ve parolanın 'bayrak' olduğunu, parolayı yanlış söylerse altınları vermemesini istedi. Dolandırıcının yaklaşık 4 saat telefonda oyaladığı yaşlı çift, eve gelen zanlıya parolayı sorup cevabını aldıktan sonra 21 cumhuriyet altınını teslim etti. Altınları verdikten sonra dolandırıldıklarını anlayan çift, durumu jandarmaya bildirdi. Harekete geçen ekipler, yaptıkları araştırma sonucunda zanlıyı altınlarla birlikte Kayseri'de yakaladı. Zanlının altınların bir kısmını bozdurduğu ve 5 bin lirasını harcadığı belirleyen jandarma ekipleri, kalan para ile altınları Yılmazer çiftine teslim etti. Olayı AA muhabirine anlatan Satı Yılmazer, eve gelen telefonu açtığında karşıdaki kişinin kendisini jandarma olarak tanıttığını belirterek eşinin hırsızlıkla suçlandığını ve telefonu eşine verdiğini anlattı. Salih Yılmazer de telefondaki kişinin kendisine bir evde hırsızlık olduğunu, orada kimlik fotokopisini bulduklarını söylediğini aktararak 'Bana 'Evde silah, altın var mı?' diye sordu, ben de 'Silah yok, altın var.' dedim. Bunun üzerine evdeki altınları alıp parmak izini kontrol edeceklerini söyledi. 'Parolamız bayrak, göndereceğim askere parola sor.' dedi. Ben de gelen kişiye sordum, parolayı bilince altınları verdim.' dedi. Dolandırıldıklarını anlayınca durumu jandarmaya bildirdiklerini dile getiren Yılmazer, 'Jandarmamız dolandırıcıyı Kayseri'de yakaladı. Bozdurulan altın parasını ve kalan altınları getirdi. Jandarmamıza çok teşekkür ediyorum. Ben kandırıldım, başkaları kandırılmasın.' ifadelerini kullandı.
Ak Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş Canlı Yayında Soruları Yanıtladı (1):
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül arasında bir tartışma, sürtüşme varmış gibi anlayışın ortaya konmasının son derece yanlış olduğunu belirterek, 'Her iki Bakanımız da siyasetin içinden yetişmiş, tecrübeli, devleti de tanımış olan iki değerli Bakan arkadaşımızdır. Birbirleriyle çok yakın diyalog içinde olan iki Bakanımızdır. Asla aralarında herhangi bir çekişmenin olması söz konusu değildir. Hele bunu sosyal medya üzerinden dile getirdikleri kanaati doğru değil.' dedi. Kurtulmuş, Haber Global TV'de canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Ekonomi ve yargıdaki reform çalışmalarına değinen Kurtulmuş, Türkiye'nin sıkıntılı dönemleri reformlarla aştığını vurgulayarak, ekonomi ve siyasette reform süreçlerinin eş zamanlı olarak çalışıldığını ve son rötuşlara gelindiğini söyledi. Kurtulmuş, ekonomi, hukuk ve siyasette bir sıçrayışın oluşması için çalıştıklarını dile getirerek, şu değerlendirmede bulundu: 'Bu anlamda Adalet Bakanlığımızın 1,5 yılda hazırladığı İnsan Hakları Eylem Planı, Cumhurbaşkanımızın başkanlığında görüşüldü ve son noktaya geldi, kendisi de kamuoyu ile paylaşacak. Türkiye insan hakları konusundaki kilit kavram insan onurudur. 'Adalet mülkün temelidir' diyoruz. Adalet sistemimizin ihtiyaçları masaya yatırıldı ve bunların insan onuru çerçevesinde gözden geçirilmesi gerekir. Devlet bir çadırsa çadırın ana direği adalettir. Bana deseler ki, 'Devletin bir maddelik anayasası olacak ne yazılır?' 'Devlet, adaleti sağlamakla yükümlüdür' yazmak gerekir derim. Milletimizin ihtiyacı olan adımların atılmasında da hiç tereddüt etmeyiz. Bize insan hakkı dersi vermeye kalkanların insan hakları dosyalarını açarsak o zaman kimsenin Türkiye'ye insan hakları dersi vermeye cüreti kalmaz. Herkes kendi işine baksın, biz Türkiye olarak kendi ihtiyaçlarımızı biliyoruz, bu adımları geçmişte olduğu gibi bundan sonraki süreçte de atmakta hiçbir şekilde imtina etmeyiz.' 'Yargı kendi bağımsız kuralları içinde devam eder'Yargının bağımsızlığı ve her yargı kurumunun kendi kuralları içinde hareket etmesinin hukukun temel ilkesi olduğuna inandıklarını aktaran Kurtulmuş, 'Yargı kurumlarımıza siyaset kurumu olarak, 'Niye şu konuda şöyle davranıyorsunuz?' deme hakkına sahip değiliz. Eleştirebiliriz ama sonuçta yargı kendi bağımsız kuralları içinde devam eder.' dedi. Kurtulmuş, Anayasa Mahkemesi'nin, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu kararına ilişkin ise, 'Türkiye'de belli davalar üzerinden ortaya çıkan ve yargıyı yıpratan en temel nokta da budur. Bizim de beğenmediğimiz bir çok husus ve mahkeme kararı var ama yargıyı kendi başına bırakmak lazım. Yargının da siyasallaşmaması lazım. Geçmiş dönemlerde çok yapıldı. Yargı kendini siyasetin üstünde asla kabul etmemeli, siyaset de yargıyı eleştirmeli ama yargıçlık durumuna gelmemesi lazım.' şeklinde konuştu. 'Birbirleriyle çok yakın diyalog içinde olan iki Bakanımızdır'Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül arasında olduğu iddia edilen tartışmaya ilişkin, 'İki Bakanımızın arasında böyle bir tartışma, sürtüşme varmış gibi anlayışın ortaya konması son derece yanlış. ' dedi. Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:'Sayın İçişleri Bakanımızın validesine yapılan hakareti kimse kabul edemez, son derece aşağılık bir durumdur. Sosyal medya alanının temizlenme zarureti var. Sosyal medyanın bir etiği oluşmalı. İnsanlar sosyal medya üzerinden istediklerine hakaret ediyor. Bu asla kabul edilebilir değildir. Siyaseti magazinleştirmek medyanın da işine geliyor ama her iki Bakanımız da siyasetin içinden yetişmiş, tecrübeli, devleti de tanımış olan iki değerli Bakan arkadaşımızdır. Birbirleriyle çok yakın diyalog içinde olan iki Bakanımızdır. Bu reform paketinin tartışıldığı toplantıda saatlerce yan yana durdular. Asla aralarında herhangi bir çekişmenin olması söz konusu değildir. Hele bunu sosyal medya üzerinden dile getirdikleri kanaati doğru değil. Bu biraz da siyasal magazin haline döndürüldü, bunun doğru olmadığını belirtmek isterim.'AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, bir soru üzerine siyasetçi ve gazetecilere tehdit ve hakaretle bir şekilde hat bildirilmeye çalışılmasının asla kabul edilecek bir şey olmadığını vurgulayarak şunları ifade etti: 'Bu tür saldırıların siyasetçilerin diliyle bir ilgisi olmadığı kanaatindeyim ama buna rağmen siyaset dilinin nezaket içinde ve karşısındakini anlamak şeklinde olmasının Türkiye'nin hayrına olacağına inanıyorum. Siyasetçiler olarak birbirimizin düşmanı değil, rakibiyiz. Asla tasvip edilemez, siyaset müzakere etme yöntemlerinin arandığı bir yerdir. Siyasetçi, yazar ve gazetecilere tehdit, küfür ve hakaretle bir şekilde hat bildirilmeye çalışılması asla kabul edilecek bir şey değildir. Demokrasiyi zedeleyen bir tavırdır. MHP genel Başkanı Sayın Bahçeli saldırılarla ilgili partisinin tavrını çok net bir şekilde ortaya koydu. 'Bu saldırlar bizim partimizi bağlamaz' dedi. Bu saldırıları sonuna kadar kınıyoruz, kime yapılırsa yapılsın demokrasiyi kirleten, zehirleyen davranışlardır. '(Sürecek)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tügik Heyetini Kabulünde Konuştu: (2)
İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonominin uzun dönemli sürdürülebilir ve kaliteli bir büyüme yapısına kavuşmasını amaçladıklarını belirterek, 'Büyümenin kendisi kadar istikrarını ve istihdam oluşturmasını da önemsiyoruz. Bu doğrultuda yeni hamlelerle Türkiye'yi değişen küresel değer zincirinin önemli bir oyuncusu haline getireceğiz.' dedi. Erdoğan, Vahdettin Köşkü'nde, Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Başkanı Erkan Güral ve beraberindeki heyeti kabulünde yaptığı konuşmada, ekonominin güçlü yönlerini sağlamlaştırırken tedbir gerektiren hususların üzerine de kararlılıkla gideceklerini söyledi.Özellikle de serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde attıkları adımların etkisinin finansal piyasa göstergelerine müspet bir şekilde yansımaya başladığını dile getiren Erdoğan, tüketici güven endeksinin ocakta yüzde 4 artarak 83,3'e yükseldiğini, kur cephesinin nispeten istikrar kazandığını ifade etti.Kasım ayından bu yana merkezi yönetim borç stokunun yaklaşık 150 milyar azaldığını vurgulayan Erdoğan, 'Ülke risk primimiz de düşüyor. Türkiye CDS'leri 300 bas puana doğru iniyor. Türkiye'nin borçlanma maliyetlerini atacağımız kararlı adımlar ve güçlü politika çerçevemizle inşallah düşürmeye devam edeceğiz. Yurt dışındaki yatırımcıların Türk varlıklarına olan talebinin de artmaya başladığını görüyoruz. Son aylarda ülkemize yurt dışından 15 milyar doların üzerinde pörfoy girişi gerçekleşti. Türkiye'ye güvenen yatırımcılar bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kazanmaya devam edecektir.' diye konuştu. Erdoğan, ekonominin uzun dönemli sürdürülebilir ve kaliteli bir büyüme yapısına kavuşmasını amaçladıklarını belirterek, şöyle devam etti:'Büyümenin kendisi kadar istikrarını ve istihdam oluşturmasını da önemsiyoruz. Bu doğrultuda yeni hamlelerle Türkiye'yi değişen küresel değer zincirinin önemli bir oyuncusu haline getireceğiz. Yüksek teknoloji sektörleri öncelikli olmak üzere çekeceğimiz uluslararası yatırımlarla ülkemizi bir yatırım, üretim ve teknoloji üssü yapacağız. Bu noktada tabii sizlerin gayretini çok önemsiyorum. Yani sizler iş insanları olarak eğer yurt dışından ülkemize yatırımcı çekecek olursanız bu Türkiye'yi yeniden o 23,5 milyar dolarlara yükseldiğimiz döneme getirir. Bu 30'a getirir, buralara bizim yeniden çıkmamamız için hiçbir sebep yok. Bunu da başarırız.''Yabancı yatırımcı ve şirketleri ülkemize davet edip onlarla görüşebiliriz'Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırım ortamının daha da iyileştirileceği, öngörülebilirliğin daha da artırılacağı, yatırımcıların beklentilerinin daha yüksek düzeyde karşılanacağı bir iklimin tesisi için gereken tüm adımları atacaklarını vurguladı.Bununla ilgili planını da paylaşan Erdoğan, 'Uluslararası gerek yatırımcı gerek şirketleri biz senede bir, hatta iki kez ülkemize davet edip, onlarla ülkemizde timetablelar yapabiliriz, onlarla özellikle bazı görüşmelerimizi yaparız. Hatta onlara ülkemizdeki yatırım imkanlarının neler olduğunu, ne gibi yatırımlar yapabileceklerini anlatmak suretiyle onlara bu yatırımların ama finans sektöründe ama sanayide olduğunu anlatmamızda fayda var. Bunları geçmişte başbakanlığım döneminde falan çok yaptık ve çok da faydasını gördük.' şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Ekonomi ve hukuk alanındaki reform gündemimizle ilgili yoğun bir hazırlık dönemini geride bıraktık. Yakında kapsamlı reform paketimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Ekonomide bu sene temel hedeflerimizden birisi fiyat istikrarını sağlamak olacaktır. Kur istikrarı enflasyonla mücadelede oldukça önemli bir yer tutuyor. Cari açıkla mücadelede yapısal önlemlere hız veriyoruz. Az önce Sayın Başkanın ifade ettiği gibi, özellikle bunu kendilerinden burada dinlediğim gibi, daha sonra da bunun işlenmesinin gereğine inanıyorum. O da şudur. Değerli arkadaşlar, yüksek faize kesinlikle karşıyım ve bu konuda sizlerin mesajları önem arz ediyor. Niye önem arz ediyor? Çünkü siz şu anda yatırımcı konumundasınız. Eğer siz bu yatırımları, düşük faizli kredi imkanına sahip olursanız yapabileceksiniz. Siz bu yatırımı yaptığınız zaman bu bize istihdamı sağlayacak. Üretimi sağlayacak. İhracatı sağlayacak. Bütün bunlar aynı zamanda uluslararası piyasada rekabet imkanını sağlayacak. Bunları başaracağız ki ne yapalım, devlerle yarış edebilir hale gelelim.''Yüksek faizle ülkemin kalkınacağına inanmıyorum'Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada şu anda eksi faizle kredi veren finans kuruluşları olduğunu belirterek, bunlara Japonya ve İsrail'i örnek gösterdi.İsrail'in kendi içinde eksi faiz ama başkasına karşı daha fazla faiz verdiğini dile getire Erdoğan, 'Avrupa'ya gelen 1, o civarda. Amerika hakeza öyle. Peki bize ne oluyor da 20'lerin üzerine çıkıyoruz. Bizim arkadaşlar da bana kızıyorlar biliyorum. Ama kusura bakmasınlar eğer ben bu ülkenin Başkanıysam, Cumhurbaşkanıysam ben bunu anlatmaya devam edeceğim. Çünkü ben yüksek faizle ülkemin kalkınacağına inanmıyorum. Çünkü biz eğer yatırımı güçlendirirsek işsizlik diyoruz, istihdamı güçlendirirsek, üretimi artırırsak, ihracatımızı artırırsak, buna ihtiyacımız var. Biz ihracatımızı artıracağız ki dışarıdan imkanlar gelsin, cari açığı da azaltmış olalım, hatta bitirmiş olalım. Buna ihtiyacımız var.' ifadelerini kullandı.Savunma sanayisinde başarıyı getiren yönetişim modelini imalat sanayinin diğer alt sektörlerinde de uygulayacaklarını belirten Erdoğan, ekonomide temin edilecek güven ve istikrar sayesinde büyük faiz yükünden de önemli ölçüde kurtulacaklarına inandığını kaydetti.Bankaların kar etmekle övündüğünü ifade eden Erdoğan, 'Öbürü neyle övünüyor. Ben de senden fazla kar ettim. Sizin karınız önemli değil. Bu noktada reel sektördekilerin karı bizim için önemli. Bunu başarmamız lazım. Eğer reel sektör başarıyı elde edemiyorsa demek ki iyi yolda değiliz. Buna bizim dikkat etmemiz gerekiyor.' diye konuştu.'Bütçe harcamaları geçen yıl program hedefinin altında gerçekleşti'Erdoğan, kamu maliyesinin nispeten düşük borçluluk oranlarının Türkiye'yi pek çok ülkeden olumlu yönde ayrıştırdığını belirterek, şöyle konuştu:'Bütçe harcamaları geçtiğimiz yıl 1 trilyon 202 milyar liraya ulaşarak program hedefimizin altında, bütçe gelirleri ise 1 trilyon 29 milyar ile beklentilerin üstünde gerçekleşti. Böylece yılı yüzde 3,6 ile yüzde 4,9'luk bütçe açığı hedefinin altında kapatmış olacağız. Gelişmekte olan ülkelerde yüzde 10,7'lik bütçe açığı verildiği bir dönemde sağladığımız bu başarı takdire şayandır. Sağlık harcamalarındaki ilave artışlar sebebiyle bütçeye gelen bu ilave yüklere rağmen mali disiplinden taviz vermemekte kararlıyız. Bu amaçla 2021 yılı için bütçe açığını milli gelirin yüzde 3,5 seviyesinde tutmayı yeni hedef olarak belirledik. Bütçede oluşturacağımız mali alanı, gerekmesi halinde salgın kaynaklı ilave harcama ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanacağız.'Erdoğan, hizmetleri arttırırken kamu olarak vatandaşın emanet ettiği vergileri en doğru şekilde ekonomik ve verimli kullanacaklarını dile getirerek, şunları kaydetti:'Yatırımlarda kısa sürede sonuç alacağımız üretken alanlara öncelik vereceğiz. Kamuda tasarrufları artırmanın etkili bir yolu da dijital dönüşüme hız vermekten geçiyor. Kamu harcama programlarını düzenli olarak gözden geçirerek verimsiz olanları da kesinlikle tasfiye edeceğiz. Yani verimsiz olanlarla uğraşmanın bir anlamı yok. Vergi politikalarımızı adil, öngörülebilir, sade, yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı teşvik edecek bir temele oturtacağız.'Erdoğan, kayıt dışılık ile etkin mücadeleyi devam ettireceklerini anlatarak, 'İktisat tarihi kitaplarına geçecek böylesine zorlu bir küresel konjonktürü 18 yılın birikimi ve tecrübemiz sayesinde başarıyla atlatacağımıza inanıyorum.' ifadesini kullandı.(Bitti)
Reklam
Rıfat Kamaşak Yazio: Komplo Teorilerine İnanmalı mıyız?
etiket
Covid-19 pandemisi ile tüm dünyada geleceğin nasıl şekillenebileceğine dair bir tahmin furyası başladı. Virüsün laboratuvar ortamında kasıtlı olarak üretilmesinden, aşının artan dünya nüfusunu azaltmak amacı ile insanlarda kalıcı genetik hasar bırakarak öldürmesine ya da üreme yeteneğini etkilemesine, insanların yerini robotların alması ve hatta tamamen dünyayı robotların yönetmesinden, mevcut para sisteminin dünyayı kontrol edebilmek amacı ile dijitalleştirilmesine kadar bir sürü söylem…
Reklam
Tunus Maliye Bakanı Ali El-Ka'li, Oecd İstanbul Merkezinin Açılışında Konuştu:
ANKARA (AA) - Tunus Ekonomi, Maliye ve Yatırım Destek Bakanı Ali el-Ka'li, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının (OECD) İstanbul Merkezinin ortak programlarına çok büyük katma değer sağlayacağını belirtti.Türkiye ile OECD iş birliğiyle kurulan 'OECD İstanbul Merkezi'nin video konferans yöntemiyle düzenlenen açılışına, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Tunus Ekonomi, Maliye ve Yatırım Destek Bakanı Ali el-Ka'li, Kuzey Makedonya Başbakan Yardımcısı Fatmir Bütüçi, OECD Genel Sekreteri Angel Gurria ve Avusturya'nın OECD nezdindeki Daimi Temsilcisi ve OECD Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Thomas Schnöll katıldı.Burada konuşan Ka'li, törene katılmaktan büyük onur ve memnuniyet duyduğunu belirterek davetleri dolayısıyla Türkiye'ye teşekkür etti. Ka'li, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da özel teşekkürlerini iletirken, bu girişiminden dolayı OECD'yi de tebrik etti.OECD'nin son 60 yıldaki 'daha iyi yaşamlar için daha iyi politikalar' yaklaşımını takdirle karşıladıklarını kaydeden Ka'li, 'İktisadi ve aynı zamanda küresel iktisadi yönetişim açısından önem arz eden bu politikalar sayesinde, OECD gelişmekte olan ülkelere de katkı sağlamış ve en iyi uygulamaları paylaşmıştır.' değerlendirmesinde bulundu. Ka'li, Tunus'un özellikle 2016'dan 2020'ye kadar rekabetçilik ve yönetişim programları alanındaki girişimlerini paylaşma fırsatı bulduğu için şükranlarını sundu. Bunların, Tunus'un yeni görev süresi boyunca OECD ile 2021-2025 yılları arasında ortaklaşa yürüteceği süreçte de geçerli olacağını ve tüm ortakların da katkısıyla sahipleneceğini belirten Ka'li, 'İstanbul'daki bu yeni merkez, ortak programımıza çok büyük bir katma değer sağlayacaktır.' diye konuştu. Ka'li, İstanbul OECD Merkezinin hayırlı olmasını diledi. 'Bu yeni OECD merkezinin tüm bölgeye katkı sağlayacağına eminim'Kuzey Makedonya Başbakan Yardımcısı Fatmir Bütüçi de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünyada farkındalığı artırıp insanların birbirine ne kadar ihtiyaç duyduğunu anlamalarını sağladığını belirtti.OECD İstanbul Merkezinin Batı Balkanlar, Avrasya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'yla bağları güçlendireceğini ifade eden Bütüçi, bu merkezin hükümetler arası politikalar konusunda bütün aktörleri bir araya getirerek herkesin paylaşımda bulunabileceği bir merkez haline gelmesini beklediklerini kaydetti.Bütüçi, OECD İstanbul Merkezinin daha iyi değerlerin yaratılıp paylaşılması, daha iyi iktisadi performansın sağlanması, toplumların daha refah içinde yaşaması için hizmet edeceğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:'OECD merkezlerinin hedeflerinden bir tanesi de gelişmekte olan ülkeler için sürdürülebilir kalkınma, yoksulluğun azaltılması ve istihdamın artırılmasına yönelik programlar ortaya koymaktadır. Bu yeni OECD merkezinin bu açıdan tüm bölgeye katkı sağlayacağına eminim. Daha iyi yaşamlar için daha iyi politikalar oluşturulması hiç olmadığı kadar önem arz etmektedir. Yeni yollar, yeni yöntemlerle, yeni olanaklarla daha iyi gelecek için çalışmalara devam etmemiz gerekmektedir.'OECD İstanbul Merkeziİstanbul-Odakule binasında faaliyete başlayacak OECD İstanbul Merkezi, Türkiye'nin ve yakın coğrafyanın sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedeflerinin gerçekleşmesine katkıda bulunacak. OECD İstanbul Merkezi, 'rekabetçilik, girişimcilik, ticaret, kamu yönetişimi, yenilikçilik, beşeri sermayenin harekete geçirilmesi, bağlantılılık ve altyapının geliştirilmesi, iktisadi direncin artırılması ve yeşil büyüme ile Kovid-19 salgını sonrası dünya ekonomisinin geleceği ve yeniden inşası' alanlarına odaklanarak bu konularda politikalar geliştirecek.Söz konusu merkez, yüksek seviyeli ve teknik düzeyde toplantılara ev sahipliği yaparak paydaşlar arasında diyalog ortamı da sağlayacak.OECD çalışmalarından Türkiye'nin yanı sıra başta Balkanlar, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Avrasya olmak üzere, yakın coğrafyadaki ülkelerin de faydalanmasına imkan vermesi amaçlanan İstanbul OECD Merkezinde, Türkiye'den ve diğer ülkelerden uzmanlar birlikte çalışacak.
Güncelleme - Tencere Satma Bahanesiyle Kandırdıkları Kadının Küpe Ve Parasını Çaldıkları İddiası
ADANA (AA) - Adana'da tencere satma bahanesiyle kandırdıkları kadının altın küpesi ve 350 lirasını çaldığı iddiasıyla gözaltına alınan 2 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.Merkez Yüreğir ilçesi Dadaloğlu Mahallesi'nde ikamet eden İlknur Süren, polisi arayarak, 2 kişinin tencere ve tabak satma bahanesiyle kendisini kandırdığını, altın küpesi ile 350 lirasını alıp kaçtığını bildirdi.İhbar üzerine polis ekipleri, zanlıları yakalamak için bölgede araştırma başlattı.Süren, olay yerinde gazetecilere, sokakta araçlarıyla tencere satan 2 kişiyle alışveriş yapmak için görüştüğünü söyledi.Çok sayıda tencere gösterdiklerini belirten Süren, 'Cebimde sadece 350 liram vardı. Param yeterli olmayınca 'Değerli bir şeyiniz yok mu?' diye sordular. Ben de kulağımdaki altın küpelerimi çıkarıp gösterdim. 2 şüpheliden biri paramı ve küpelerimi alıp benden bir bardak su istedi. Su getirmek için evime yöneldim. Döndüğümde araçlarıyla uzaklaştıklarını görünce arkalarından gittim ama yetişemedim.' diye konuştu.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, plakasını tespit ettikleri otomobille kaçan şüphelilerin İ.Y. (28) ve H.Y. (33) olduğunu belirledi.Evlerinde gözaltına alınan zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Reklam
Dolar Ne Kadar Oldu? İşte 22 Ocak Dolar ve Euro Fiyatları...
Haftanın son işlem gününde dolar fiyatları merak ediliyor. Döviz kurlarında dün yaşanan sakinlik bugün de devam ediyor. Güne hafif bir yükselişle başlayan dolar 16.00 itibariyle 7,41 seviyelerinden işlem görüyor. İşte 22 Ocak 2021 dolar ve euro fiyatları...
Rus Uzmanlar, Güney Kafkasya'da Kurulacak Koridorların Bölgeyi Geliştireceğinde Hemfikir
MOSKOVA (AA) - DMITRI CHIRCIU - Rusya'da uzmanlar, 2. Dağlık Karabağ savaşından sonra planlanan ulaşım koridorlarının, bölgenin kalkınmasına katkı sağlayacağı görüşünde birleşiyor.Azerbaycan ordusunun işgal altındaki topraklarını 44 günlük savaşla kurtarmasından sonra bölgede silah sesleri sona erdi ve Rusya'nın inisiyatifiyle Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan ekonomi içerikli bildiriyle gelecek planları konuşulmaya başlandı.Türkiye, Rusya ve Azerbaycan, tüm bölgeyi kapsayacak projelerle Ermenistan'ın sorun çıkarmak yerine iş birliklerine dahil olmasını planlıyor. Bölgedeki iş birliklerinin temelini ulaşım koridorları oluşturacak.Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin 11 Ocak'ta aldığı karar gereği ilk etapta hem Sovyetler döneminde yapılan fakat bölgedeki çatışmalar nedeniyle tahrip olan demir yolu hatları yenilenecek hem de yeni hatlar inşa edilecek.Demir yolu projeleri hayata geçince Azerbaycan Nahçıvan ve Türkiye'ye, Rusya, Ermenistan ve Türkiye'ye, Ermenistan da Rusya ve İran'a daha karlı, hızlı ve kolay ulaşım olanağı elde edecek.Rus gazeteci ve analist Maksim Şevçenko, bölgede sınır aşan ulaşım hatlarının ülkeler arasındaki iş birliklerini geliştireceğine dikkati çekti. AA muhabirine konuşan Şevçenko, Moskova'da imzalanan bildiriyi 'Bölgenin ekonomisini kökten değiştirecek.' sözleriyle değerlendirdi.Ulaşım hatlarının hayata geçirilmesiyle Rusya ve Türkiye arasında ticaret ve ekonomi alanındaki ilişkilerin daha da gelişeceğine işaret eden Şevçenko, 'İki ülke, karadan bir birine daha yakınlaşacak. Burada, sadece bölge ülkeleri için değil, Avrupa Birliği, Orta Doğu ülkeleri, Çin ve Kazakistan için büyük öneme sahip ulaşım koridoru oluşturulacak.' dedi.'Ortak bildiri, altılı platformun oluşturulmasına yönelik ilk adım olabilir'Rusya'daki Çağdaş Türkiye Araştırmaları Merkezi Müdürü Amur Gadjiyev de Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan'ın imzaladığı bildirinin bölgenin kalkınmasını ve güvenliği sağlayacağı umudunu paylaşarak, 'Bu açıdan, bu anlaşma çok olumlu ve bölge ülkeleri için artıdır. Yapılan anlaşmaların uygulanmasını engelleyecek kışkırtıcı eylemlere izin verilmemesi oldukça önemlidir.' değerlendirmesinde bulundu.Gadjiyev, 'Bu anlaşma, bölgenin ulaşım bağlantılarının açılmasını ve altyapıyla ilgili projelerinin hayata geçirilmesini sağlayacak ve bölgenin yatırım açısından çekiciliğini arttıracak.' şeklinde konuştu.Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Güney Kafkasya'da Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Ermenistan, İran ve Gürcistan'dan oluşacak 'Altılı Platform'u oluşturma teklifini değerlendiren Gadjiyev, şöyle devam etti:'Bu güzel bir teklif. 11 Ocak'ta yapılan anlaşma, altılı platformun oluşturulmasına yönelik ilk adım olabilir. Ancak bölgedeki tüm ülkelerin bu platforma katılması gerekiyor. Bu da ancak güçlü bir siyasi iradeyle olabilir.'
Reklam