onedio
Çin, 310 Milyar Dolar Cari Fazlasıyla Almanya'yı Solladı
BERLİN (AA) – Almanya'nın önde gelen ekonomik düşünce kuruluşlarından Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo), Çin’in geçen yıl 310 milyar dolarla dünyada en yüksek cari hesap fazlası veren ülke olarak Almanya’yı solladığını bildirdi.Merkezi Münih'te bulunan Ifo tarafından yapılan açıklamaya göre, Çin’in mal, hizmet ve yatırım akışını ölçen cari hesap fazlası geçen yıl 170 milyar dolar artarak 310 milyar dolara yükseldi. Çin’in cari hesap fazlası ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 2,1’ine denk geldi.Buna karşılık, geçen yıl Almanya'nın cari hesap fazlası, ülkenin önemli ihracat pazarlarının çoğunda otomobil, makine ve teçhizata olan talebin düşmesiyle 13 milyar dolar azalarak 261 milyar dolara geriledi. Böylece cari fazla ülkenin GSYH’nın yüzde 7,1’den yüzde 6,9’a geriledi.Almanya, cari fazlası art arda beşinci kez düşüş göstermesine rağmen, Çin'den sonra dünyada ikinci en yüksek cari fazla veren ülke oldu. Almanya’yı 158 milyar dolarla Japonya izledi. Ülkenin cari fazlası GSYH’nın yüzde 3,2’sine denk geldi. Yaklaşık son 9 yıldır, Almanya'nın cari işlemler dengesinin GSYH’sine oranı Avrupa Komisyonu'nun belirlediği yüzde 6 olan gösterge eşiğinin üzerinde seyrediyor. Söz konusu fazlalığın GSYH oranı 2015’te yüzde 8,6’ya ulaşarak rekor kırmıştı.Bu arada, düşüş yaşanmasına rağmen Almanya, 2019’da 276 milyar dolar ile art arda dördüncü kez dünyada en yüksek cari fazla veren ülke olmuştu.ABD'nin cari hesap açığı 155 milyar dolar arttıIfo’ya göre, dünyanın en büyük ekonomisine sahip ABD, eski Başkan Donald Trump’ın “Önce Amerika” doktrini kapsamında Çin’e karşı yüksek ticaret açığını düşürmek için tarife savaşları başlatmasına rağmen, geçen yıl 635 milyar dolar ile dünyada cari açığı en yüksek ülke oldu. Cari açık 2020'de 155 milyar dolar arttı. Söz konusu açık ülkenin GSYH’sinin 3,1’ine denk gelerek, 2008’den beri en yüksek seviyeye ulaştı.Cari hesap açığında ABD’yi 91 milyar dolarla İngiltere ve 64 milyar dolarla Fransa izlediÇinli ihracatçılar salgına ilişkin mallara olan talepten yararlandıIfo’nun ekonomistlerinden Christian Grimme, konuya ilişkin değerlendirmesinde, seyahat ve turizme ilişkin Kovid-19 salgını kısıtlamalarının Almanya’nın geleneksel olarak yüksek hizmet açığını rekor düşük bir seviyeye taşıdığını belirtti.Almanya’nın cari hesap fazlasının 2020’de 13 milyar dolar gerilediğini belirten Grimme, ' Almanya’nın mal ticaretinde cari fazlası 34 milyar dolar azalırken, özellikle Avrupa ülkelerinde, ABD ve Asya’da Alman mallarına olan talep azaldı. Aynı zamanda, Almanlar yurt dışına daha az seyahat ettiler, bu da Alman hizmet açığının 22 milyar dolar azalmasına sebep oldu.” değerlendirmesinde bulundu.Çinli ihracatçıların maske gibi salgına ilişkin mallara olan talepten yararlandıklarını belirten Grimme, “Daha fazla insanın evden çalışması sonucu olarak, bilgisayar gibi daha fazla elektronik ürünler sattılar. Ayrıca Çin'in maske ihracatı büyük ölçüde arttı.” ifadesini kullandı.
Başkentte Evlerden Hırsızlık Yapan 4 Şüpheli Tutuklandı
ANKARA (AA) - Ankara'nın Etimesgut ilçesinde 3 evden hırsızlık yaptıkları belirlenen 4 zanlı tutuklandı. Ankara İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Bağlıca Mahallesi'nde yaşanan hırsızlıkların aydınlatılması için çalışma başlattı.Ekipler, 3 evden hırsızlık yaptıkları belirlenen şüphelileri operasyonla suçüstü yakaladı. Elebaşı U.K. ile E.K, H.D. ve A.A. gözaltına alındı. U.K'nin 42, H.D'nin ise 14 farklı suçtan kaydı olduğu belirlendi.Zanlıların çaldığı 50 dolar, cep telefonu ile altın 2 kolye, zincir, bir çift küpe, bileklik ve yüzük ele geçirildi.Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar tutuklandı.
Analiz - Rusya'da Muhalif Blog Yazarları Putin'in Başını Ağrıtacak
MOSKOVA (AA) - ALİ CURA - Bilim ve teknolojide dünyanın önde gelen ülkelerinden Rusya’da, her geçen gün güçlenen muhalif blog yazarları yüzünden iktidarı zor bir dönem bekliyor.İnternet teknolojisinin ilerlemesiyle insanların yaşamında bugün sosyal medya önemli yer kaplıyor. Sosyal medya uygulamaları sadece insan hayatını değil, devletlerin yönetim sistemlerini de etkiler hale geldi.Akıllı telefonlar vasıtasıyla özel hayatımıza kadar giren sosyal medya şirketlerinin oluşturdukları uygulamalar, toplumsal olayları tetikleyecek güç haline geldi.Devletler arasındaki mücadelelerin de aracı haline gelen sosyal medya uygulamaları gerektiğinde seçimlerin kaderini belirlemede, darbeler, protestolar ve karışıklıklar yaratılmasında ülkelerin kaderini etkileyecek önemli unsura dönüştürüldü.Rus bilgisayar korsanları dünyaca ünlüBu mücadelelerin en büyük ve ilk önemli örneğini, günlerce tartışılan “Rusya’nın, 2016’da ABD’deki seçimler öncesinde ve sonrasında Amerikan kamuoyuna Facebook üzerinden müdahalesi iddiası” oluşturdu.Siber dünyada Rus bilgisayar korsanlarının (hacker) yetenekleri dünya çapında bilinen bir gerçek. ABD’de, geçen yılın sonunda bazı bakanlıklar da dahil birçok federal kurumun hedef alındığı siber saldırılar yapıldığına dair iddialar tekrar gündeme gelmişti.Hatta Amerikan teknoloji şirketi Microsoft’un bir raporunda, Rus bilgisayar korsanlarının, dünyadaki seçimler, Kovid-19 aşı çalışmaları, üniversiteler ve olimpiyatlara kadar pek çok alanda gerçekleşen siber saldırılardan sorumlu olduğunu iddia etmişti.Rus blog yazarları ülkede muhalefetin bayraktarı olduSiber dünyada kitle iletişim aracı olarak büyüyen tehditler, bugün Rusya’da iktidarın karşısındaki yerini aldı.Geçen yıllarda, sosyal medya platformlarında görsel unsurların daha kullanılır hale gelmesiyle “blogger” ismi verilen blog yazarlarının sahip olduğu sosyal medya hesapları, Rusya içinde sadece kitlelerin bilgilendiği bir mecra değil, muhalefetin de bayraktarı oldu.İnternet teknolojisinin günlük yaşamda yerini almasından itibaren önce web sayfalarında yazarlık yaparak ortaya çıkan bloggerlar daha sonra sosyal medya sitelerinin zengin içeriklere imkan sağlamasıyla daha geniş alanda etkin olmaya başladılar.Günümüzde siyaset, yaşam tarzı, sağlık, seyahat, moda ve teknoloji gibi konularda öncülük edecek yaratıcı fikirlere sahip olan bu kişiler, ilgili konularda internet üzerinden dikkat çekici ve özgün içerikler üretip yayımlıyorlar.Rus blog yazarları milyon dolarlar kazanabiliyorYüksek sayıda takipçi sayısına ulaşan bloggerlar, takip ve izlenme oranlarına bağlı olarak gerek sosyal medya şirketinden gerek saniyesi binlerce dolarlık reklam tarifeleriyle elde ettikleri kazançlarla kısa sürede büyük servet sahibi oldu ve olmaya devam ediyorlar.Forbes dergisinin verilerine göre, Rusya’da 7,5 milyon takipçisi olan bir ünlü, yılda 3 milyon dolara yakın para kazanabiliyor.Bu örneklerden dolayı, izlenme oranlarının artması ve ticari kaygı, sosyal medyada üretilen içeriklerin, doğru ya da yanlış kriterleriyle değil, ilgi çekici, aykırı, farklı olma ve reyting kaygısıyla yapılır hale gelmesine neden oldu. Sovyetler Birliği geleneğine uygun olarak yönetimle ilgili sorunların kamuoyuna çok yansıtılmadığı Rusya’da siyaset ve ekonomi gibi konular artık internet gibi daha özgür ortamlarda tartışılıyor ve takip ediliyor.Ülkede haber takibi televizyondan internete kayıyorSon zamanlarda, dünyada olduğu gibi Rusya’da da haber izleme ve takip etme konusunda halkın televizyon kanallarına olan ilgisi eskiye göre azaldı ve internet kaynaklarına yöneldi.Özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının başlamasıyla sosyal izolasyonların sonucunda doğrudan iletişimden mahrum kalan insanların internette daha fazla zaman geçirmesi, bu eğilimi daha da hızlandırdı.Rus Kamu Görüşü Vakfının (FOM) geçen yıl yaptığı araştırmaya göre, Rus halkının yüzde 69’u, ki bu kesimin dörtte üçünü gençler oluşturuyor, önemli sosyal problemler ve bazı konuların gündeme getirilmediğine inanıyor.Araştırmaya göre, 2015’te haber ve bilgi kaynağı olarak “televizyon” kullanımının oranı yüzde 88 iken, 2020’nin başında yüzde 65’e, Ağustos 2020’de yani ülkede salgın nedeniyle sosyal izolasyonun uygulanmasından sonraki süreçte yüzde 62’ye düştü.Ayrıca 2015’te “internet” üzerinden haber takip oranı yüzde 35 iken, Ocak 2020’de yüzde 42, Ağustos 2020’de ise yüzde 51’e yükseldi.Putin karşıtı blog yazarlarının sayısı artıyorBu süre içerisinde Putin yönetimine karşı olan muhalif kesimler blog yazarlığı sıfatıyla eleştirilerini de artırdı. Kendilerini blogger olarak adlandıran ve takipçi sayısı milyonları bulan kişiler, bir süre sonra siyasi eğilimlerini açığa vurarak muhaliflere olan desteklerini ortaya koydular.Bugün, 9 milyona yakın takipçi sayısına sahip, önemli isimlerden röportaj alan Yuriy Dud, 2 milyona yakın takipçisiyle eski Devlet Başkanı adaylarından Ksenia Sobçak, medyatik isimlerle röportajlar yapan ve 1,5 milyon takipçisi olan İrina Şihman gibi onlarca blogger Putin yönetimini eleştiriyor.Rusya’da Putin’e iki dönem daha devlet başkanı olabilme imkanı sağlayan anayasa değişikliğinin ardından pek çok kişi blog yazarlığına soyundu ve yönetim aleyhinde harekete geçti.Muhalif blog yazarı Navalnıy’ın “Putin’in sarayı” iddiası 2 günde 45 milyondan fazla izleyici topladıRusya’nın önde gelen muhalif isimlerinden 44 yaşındaki Aleksey Navalnıy da blogger yazarlığı özelliği ile tanınıyor. Yıllardır Putin ve etrafındakileri “yolsuzluk” yaptıkları iddialarıyla hedef alan Navalnıy, hazırladığı ve Youtube’da yayımladığı videolarla Kremlin’i rahatsız ediyor. Navalnıy, daha önce eski Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev’e yönelik yolsuzluk iddialarını içeren videosu ile dikkat çekmişti.Yasaları ihlal ettiği gerekçesiyle pek çok defa hapse girip çıkan Navalnıy, ülkede özellikle genç kesimlerden ilgi görüyor. Navalnıy, bu yüzden de ağırlıklı olarak siyasi hareketini sosyal medya üzerinden sürdürüyor.Navalnıy, 20 Ağustos 2020’de Tomsk şehrinden Moskova’ya dönüşünde zehirlendiği iddiasıyla özel bir uçakla Berlin'deki Charite Hastanesi'ne nakledilmiş ve burada tedavi görerek iyileşmişti. “Putin’in talimatıyla Rus istihbaratı tarafından zehirlendiği” iddiasını öne süren Navalnıy, geçen hafta sonu Moskova’ya dönüşünde havalimanında pasaport kontrolünde iken gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.Hapse girdikten sonra Youtube kanalından Navalnıy ve ekibi tarafından daha önce hazırlanmış ve bekletilen bir video yayımlandı ve izlenme rekoru kırdı. Putin ile yakın çevresini hedef alan ve 10 yıl önce de gündeme gelen “Putin için saray: En büyük rüşvetin tarihi” isimli video 2 günde 45 milyonu geçen izlenme rakamlarına ulaştı.Navalnıy’ın protesto çağrısına blog yazarlarından destekNavalnıy, videonun başlangıcında, kendisinin Putin’in talimatıyla zehirlendiğini belirterek herkesi 23 Ocak’ta sokaklara protesto gösterilerine çağırdı.Kremlin ise bu iddiaların yeni olmadığını ve asılsız olduğunu ifade etti.Buna rağmen bazı sanatçılar ve önde gelen blog yazarları, sosyal medya hesaplarını kullanarak 23 Ocak’ta yapılacak izinsiz gösterilere katılma ve Navalnıy’a destek çağrısı yaptı.Sosyal medyadan oy verme yaşına gelmeyen gençlere de protestoya katılma çağrısıNavalnıy’ın videosuna ilaveten özellikle de oy verme yaşına ulaşmamış Rus gençlerin takip ettiği sosyal medya uygulamaları Tik Tok ve Vkontakte üzerinden hafta sonu ülkede yapılacak protesto gösterilerine çağrı ve destek içeren yüzlerce içerik üretildi. Sosyal medya üzerinden yayılan mesajlarda, izinsiz gösterilere katılmanın gençlerin sicilini olumsuz etkilemeyeceği ve polisten korkulmasına gerek olmadığına dair propagandalar yapıldı. Rusya Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişim Denetleme Kurumu (Roskomnadzor), TikTok ve Vkontakte sosyal medya sitelerine uyarı yazısı göndererek gençleri izinsiz protestolara katılmaya teşvik eden yayınların durdurulmasını talep etti.Ardından da Rusya Başsavcılığı protestolara katılma çağrıları içeren internet sitelerine erişimin kısıtlanmasını talep etti ve konuya ilişkin gerekli adımların atıldığını duyurdu.Rusya’nın son yıllarda internet teknolojisi üzerinden hakimiyet sağlama çalışması gizli değil. Özellikle sosyal medya hesapları üzerinden kişisel bilgilerin yurt dışına çıkmaması için yasal düzenlemeler yapılan ülkede, 2019’da siber tehlikeler karşısında oluşabilecek riskleri bertaraf etmek için kendi bağımsız internet ağını (Runet) oluşturmasını öngören karar da yasalaştı. Yasayla siber tehlikelere karşı koymak için internet operatör ağlarında trafik filtreleme sistemlerinin kurulmasının önü açıldı. Bu önlemlere rağmen sosyal medyadaki gelişmeler, Rusya’nın ABD kaynaklı sosyal medyalardan gelen tehditlere karşı koyma kabiliyetinin henüz çok başarılı olamadığını gösteriyor. Belarus’taki muhalefetin sosyal medya yöntemi Rusya’nın provası olduGeçen yıl Belarus’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ve sonrasında iktidara karşı binlerce kişiyi sokaklara döken, Batı ülkelerinden yönetilen sosyal medya hesaplarıyla uygulamaya konulan muhalefet yöntemi, komşu Rusya için adeta prova oldu.Rusya’da sosyal medya üzerinden yapılan sokağa çıkma çağrıları, sloganlar ve metotların Belarus’ta yapılanlarla aynı içerikte olması dikkat çekiyor. Popülerliklerini her geçen gün artırmaya devam eden sosyal medyanın 'kahramanları', gelecek günlerde Rusya’da sokakların hareketlenmesi için fitili çoktan ateşledi.Sanal dünyada birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde hareket eden siyasetin bu yeni aktörleri Rusya’da gelecekte Putin’in başını ağrıtacak gibi görünüyor.
Analiz - AB Stratejik Körlüğünü Aşabilecek Mi?
İSTANBUL (AA) -ENES BAYRAKLI- Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik serüveni 1959 yılında Birliğin öncülü Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) ortaklık başvurusuyla başladı. Bu serüvenin aradan geçen 61 yıla rağmen hâlâ üyelikle sonuçlanmamış olması her fırsatta dile getirilen bir husus. Bu süre içerisinde aralarında eski Varşova Paktı üyesi ülkeler olmak üzere onlarca ülke üyelik müzakerelerine başlayıp üye olmasına rağmen Türkiye halen AB’nin kapısında bekliyor. Türkiye-AB ilişkilerinin inişli çıkışlı tarihine bakıldığında ilk göze çarpan, Türkiye’nin başka hiçbir üye ya da aday ülkeye benzemeyen bir muameleye tabi tutulduğu gerçeğidir.Avrupa’daki muhafazakâr ve aşırı sağcı çevreler Türkiye’nin farklı bir kültüre sahip olmasını gerekçe göstererek Türkiye’ye imtiyazlı ortaklık önerisinde bulunmaktalar. Buradan açıkça anlıyoruz ki Türkiye seküler bir devlet olmasına rağmen bu çevreler tarafından nüfusunun çoğunun Müslüman olması ve İslami kültürü nedeniyle açıkça Avrupa’nın ötekisi olarak konumlandırılıyor. Dolayısıyla 83 milyonluk nüfusu ile Türkiye’nin AB’ye üye olması sadece birlik içerisindeki güç dengelerini ciddi olarak değiştirecek olması bakımından değil aynı zamanda AB’nin kimliğini yeniden tanımlamasını gerektirecek kadar büyük bir meydan okuma olarak görülüyor. AB’yi Hristiyan-Yahudi kültürü temelinde yükselen bir birlik olarak gören bu çevrelerin İslam’ın ve Müslümanların Avrupa tarihinin ve Müslüman göçmenler üzerinden de bugünün bir parçası oldukları gerçeğini görmezden geldikleri açık. Dolayısıyla Türkiye’nin üye olduğu bir AB ister istemez daha kapsayıcı bir AB haline gelecektir. Aşırı sağın her geçen gün yükseldiği AB’nin bilhassa bugün böyle bir dönüşüme açık olmadığı ortada. Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin önündeki en temel sorun da bu.Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili üretilen literatüre Avrupa merkezci ve kolaycı bir yaklaşım hâkim durumda. İlişkiler genelde Türkiye’nin iç siyasetinde yaşanan gelişmeler üzerinden analiz edilerek Türkiye’nin neyi doğru ya da yanlış yaptığı gündeme getirilmek suretiyle Türkiye’nin önüne ev ödevleri konulmakta. Halbuki tüm ikili ilişkilerde olduğu gibi Türkiye-AB ilişkilerini etkileyen faktörler üç düzlemde incelenmeli: Türkiye’de yaşanan iç siyasi gelişmeler, AB’de yaşanan iç siyasi gelişmeler ve uluslararası sistemde yaşanan değişimler. Aday bir ülke olmasından dolayı Türkiye ile AB arasında asimetrik bir ilişki bulunuyor. Bu asimetriden dolayı da AB’de yaşanan iç gelişmelerin Türkiye’nin AB’ye adaylık sürecine etkisi genelde göz ardı ediliyor. Bu hikâyenin Türkiye’yle ilgili tarafı çokça yazıldı çizildi. Üzerinde yeterince durulmayan konu ise uluslararası sistem ve AB’de yaşanan değişimlerin ilişkiler üzerindeki etkileri. Uluslararası sistemde yaşanan değişimlerİkili ilişkileri etkileyen en temel unsurun uluslararası sistemin yapısı ve bu sistemde yaşanan değişimler olduğu açıktır. Uluslararası sistem açısından bakılacak olursa; son 30 yılda Soğuk Savaşın sona ermesi, terörle savaş doktrininin ortaya çıkması, Çin’in yükselişi ve son olarak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi gibi ciddi kırılmalar ve güç kaymalarının yaşandığı görülüyor. Bugün Soğuk Savaşın sonra ermesinden bu yana 30, Türkiye’nin üyelik müzakerelerine başlamasından bu yana ise 15 yıl geçmiş durumda. Bu süre içerisinde yepyeni bir Türkiye ve AB ortaya çıktı. Ne Türkiye eski Türkiye ne de AB eski AB’dir. Zira her iki aktör ve uluslararası sistem statik değil epeyce dinamik bir süreçten geçiyor.Soğuk Savaş sonrası dönemde tarihin sonunun ilan edildiği ve ABD’nin hâkim olduğu bir dünya düzeninden bugün çok kutuplu bir dünya düzenine gidildiğine dair ciddi emareler var. Dolayısıyla yeni bir dünya kurulduğu açık; Kovid-19 pandemisinin ise bu dönüşümü daha da hızlandırması bekleniyor. Etrafı krizler ve iç savaşlarla çevrili olan ve bu krizlerin ürettiği göç, mülteciler ve terör tarafından istikrarı tehdit edilen AB, belirsizliklerle dolu bu uluslararası sistemde kendisine nasıl bir rol biçiyor? AB’nin ABD’nin düzenleyici rolüne ilanihaye güvenemeyeceği Trump döneminde açıkça ortaya çıkmış oldu. Bu açılardan bakıldığında çevresindeki krizleri şekillendirmek ya da en azından dondurmak için AB, Türkiye gibi bir aktörle işbirliği yapmak zorunda. Bütün bunlara rağmen AB’nin Türkiye ile ilişkilerine stratejik bir körlüğün hâkim olduğu görülüyor. AB, Türkiye ile ilişkilerini hâlâ sadece üyelik perspektifi çerçevesindeki asimetrik ilişki üzerinden sürdürmek istemekte, bundan dolayı da çevresinde ortaya çıkan krizlere hızlı cevap üretememekte ve yeni şartlara adapte olamamakta. Dış politika ve güvenlik açısından birlik adeta kısmi bir felç içerisinde.İlişkilerin ana taşıyıcısı Türkiye'nin üyelik hedefiSoğuk Savaş sonrasında bütün bunlar olup biterken Avrupa siyasetinde de çok hızlı bir dönüşüm yaşandı. Çok kültürlülüğün bittiği ilan edildi, aşırı sağcı partiler normalleşti ve AB’nin genişlemesiyle ilgili bir yorgunluk hali ortaya çıktı. Neticesinde 1990’ların ve 2000’lerin sürekli genişleyen ve entegrasyonunu derinleştiren AB, 2009 ekonomik krizi sonrasında gün geçtikçe içine kapanmaya ve etrafına duvarlar örmeye başladı. Böyle bir AB’nin, kendisinden istenen tüm şartları yerine getirse dahi Türkiye’yi üye olarak kabul etmesi içinde bulunduğu karmaşadan dolayı bir hayli zor görünüyor.Bütün bunlara rağmen bugün gelinen noktada Türkiye ve AB ekonomi, güvenlik, göç ve mülteciler gibi birçok açıdan karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde. Bundan dolayı da her iki aktör birbirlerine sırtlarını dönme lüksüne sahip değiller. Bu mecburiyet ve Türkiye’nin uzun vadeli olarak AB’ye üyeliği stratejik bir hedef olarak tanımlamış olması müzakereler dondurulmuş olmasına rağmen bugün ilişkilerin ana taşıyıcısı haline gelmiş durumda. Bu mecburiyetin tam manasıyla bir stratejik iş birliğine evrildiğini söylemek pek mümkün değil. Stratejik bir işbirliğine evrilmese dahi Türkiye ve AB’nin ideolojik önyargıları ya da irrasyonel korkuları bir kenara bırakarak maksimum düzeyde işbirliği yapmaları her iki aktörün de çıkarları açısından en rasyonel yol. Gümrük Birliği ve vize liberalizasyonu bu noktada ön plana çıkıyor. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, pandemi sonrası dönemde her iki tarafa ciddi ekonomik faydalar sağlayacaktır. Vize liberalizasyonu ise insani düzlemde ilişkileri yoğunlaştırarak AB’nin son dönemde zarar gören imajını onarmasına ve Türkiye’nin üyelik hedefini sürdürmesine çok olumlu bir katkı sağlayacaktır.[Türk Alman Üniversitesi (TAÜ) Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Enes Bayraklı aynı zamanda SETA Avrupa Araştırmaları Direktörüdür]
Uzmanlara Göre Biden İçeride Güvenliğe, Dışarıda Diyaloğa Dayalı Politika Yürütecek
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Uzmanlar, yeni ABD Başkanı Joe Biden'ın önünde ülke içindeki kutuplaşma, Kovid-19 salgınının ekonomi üzerindeki etkileri ve eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde bozulan uluslararası ilişkilerin düzeltilmesi gibi önemli sorunlar bulunduğunu belirterek yeni yönetimin ülkede birliği sağlamak için güvenlik ağırlıklı tedbirler alacağını ve dış politikada ise diyaloga dayalı bir ilişki sürdüreceğini söyledi. 20 Ocak'ta yemin eden Joe Biden, ABD'nin 46. Başkanı olarak göreve başladı. Kamala Harris ise ülkenin ilk kadın ve siyahi Başkan Yardımcısı olarak tarihe geçti. Yemin sonrası yaptığı konuşmasında, 'Bütün Amerikalıların başkanı olacağım' sözleriyle birlik mesajı veren Biden, müttefiklerle ilişkilerin önemine işaret etti.Biden başkanlık mesaisinin ilk gününde, Donald Trump'ın politikalarını geri çevirmeye yönelik, aralarında Paris İklim Anlaşması, Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) yeniden katılmak, federal binalarda maske takılması zorunluluğu, Meksika sınırına örülen duvara sağlanan fonların kesilmesi ve bazı Müslüman ülkelere uygulanan seyahat kısıtlamalarının kaldırılmasının da bulunduğu 17 kararnameyi imzaladı.Uzmanlar, Biden'ın yemin töreninde yaptığı konuşmada Trump'ın 'dağıttıklarını toparlamaya' ve ülkeyi yeniden birleştirmeye yönelik 'birlik' çağrısını ve dış politika mesajlarını AA muhabirine değerlendirdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlter Turan, Biden'ın, ülkede iyice belirginleşen kutuplaşmayı sonlandırma üzerine politikalar geliştireceğini söyledi.Biden'ın, eski başkan Trump dönemiyle serbestleşen birtakım tehlikeli akımlarla ve beyaz ırkçılıkla mücadele ile Meksika sınırındaki duvarı kaldırma sözü verdiğini hatırlatan Turan, 'Yeni Başkan, hem içeriye hem de dışarıya yönelik mesajlarında demokrasi vurgusu yaptı. Demokratik uygulamaları aksatan ülkeleri eleştiren bir yaklaşım sergiledi.' dedi.Turan, Biden'ın içerideki önceliğinin Kovid-19 salgınının yol açtığı olumsuzlukları telafi etmek olduğuna dikkat çekerek 'Biden'ın içeriye yönelik 'birlik' mesajı vermesinde ülkedeki kutuplaşmanın boyutlarının etkili olduğu muhakkak. Salgının bitmesi, iktisadi ortamın iyileşmesi toplumsal gerilimi gidermeye yardımcı olacaktır. Ama silahlı mücadeleye özenen sokak gücünü denetlemek için muhtelif güvenlik tedbirleri almasını da bekleyebiliriz.' diye konuştu.Dış politika mesajlarında ise zedelenen uluslararası ilişkileri yeniden canlandırarak Trump'ın yaptığı tahribatı onarma söylemlerinin ön plana çıktığını belirten Turan, 'Özellikle Rusya ve Çin ile ilgili mesajlardan bu ülkelere yönelik ABD politikasında ciddi bir değişiklik olmayacağını anlıyoruz' değerlendirmesinde bulundu.Turan, Çin ile ABD arasındaki ilişkinin rekabetçi olduğunu ancak Biden'ın bunu daha alışılagelmiş çerçevede bir rekabete dönüştüreceğini aktardı.Trump döneminde ABD'nin uluslararası iktisadi sistemdeki liderliğini terk etmeye başladığını vurgulayan Turan, 'Biden'ın özellikle dış siyasette kullandığı üslup çok farklı olacaktır. Çin ve Rusya ile yapılacak mücadeleyi müttefikleriyle ortak şekilde yürütecektir. Nükleer silahların denetlenmesi ile ilgili anlaşmaları yeniden işler hale getirmeye çalışacaktır. Bu ilişkiler rekabetçidir. Biden, ABD değerlerinin korunması için sistemli ama kavgacı olmayan bir mücadele yürütecektir.' dedi.'ABD şu anda yaralı bir devlettir'Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Uluslararası İlişkiler Konseyi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın da Biden'ın yemin konuşmasında ülkedeki parçalanmışlığı ve kutuplaşmayı sona erdirmeye vurgu yaptığını, mesajını daha çok birlik üzerinden verdiğini söyledi.Biden'ın birlik vurgusunun daha çok Trump döneminin kutuplaşmış siyasetine tepki niteliğinde olduğunu belirten Aydın, 'Biden kutuplaşmanın yanı sıra aşırıcılıkla mücadele edeceğini de söyledi. İç tehditlere karşı demokrasiyi yenilemek, güçlendirmekten bahsetti. Sistematik ırkçılıkla mücadele edeceğini söyledi. Bu mücadele ülkeyi uzun bir süre meşgul edeceğe benziyor. Çünkü Amerika şu anda yaralı bir devlet durumunda. Kongre binasının basılması gibi son birkaç haftadır yaşananlar ABD yakın tarihinde görülememiş olaylardır.' diye konuştu. Aydın, ABD'deki kutuplaşmanın Trump ile başlamadığını, Trump'ı da iktidara taşıyan zeminin zaten var olduğunu belirterek Biden ve ekibinin bu problemleri yatıştırmaya çalışacağını vurguladı. Göçmenler ve vatandaşlık hakları ile ilgili düzenlemelerin yanı sıra salgından etkilenenlere mali desteği artırmaya yönelik mesajlara da değinen Aydın, 'Muhtemelen Biden bu konuda Kongrenin desteğini rahatlıkla alacaktır.' dedi.Biden'ın dünyadaki sorunları askeri güçle değil diyalogla çözme yoluna gideceği mesajı vermesinin dikkat çekici olduğunu söyleyen Aydın, şunları kaydetti:'Dış politika için çok somut söylemleri yok. Trump döneminde hasara uğrayan müttefiklerle ilişkilerin onarılmasından bahsetti. Burada sadece NATO müttefiklerini kastetmiyor. Uzak Asya ve Pasifik'teki bazı ülkeler ile Kanada ve Meksika gibi yakın ülkelerle bozulan ilişkilerin düzeltilmesi gündemde olacaktır. Biden'ın Çin'e karşı yeni ittifak sistemleri kurmaya, eskilerini de onarmaya çalışacağını düşünüyorum.' Aydın, ABD'nin Suriye'de terör örgütü YPG/PKK ile olan yakınlığının Türkiye ile ilişkilerde sorun olmaya devam edeceğine dikkati çekerek 'ABD'nin YPG ilişkilerinde çok fazla geri adım atacağını düşünmüyorum. S-400'lerle ilgili de Türkiye'yi NATO çerçevesine sokmaya çalışacaktır. Ancak doğrudan zorlayıcı tedbirler uygulama yoluna gideceğini sanmıyorum.' ifadelerini kullandı.'Amerika, çok kutuplu dünya düzeniyle adeta bir mücadeleye tutuşacak'Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal da Biden'ın salgından dolayı işsiz kalanlara 1400 dolar yardım yaparak birkaç yıl öncesine kadar ortalama bir beyaz Amerikalının sahip olduğu, dünya standartlarının üzerindeki 'Amerikan rüyası' denilen yaşam tarzını geri getiremeyeceğini söyledi. Biden'ın önünde ABD tarihi boyunca kronikleşmiş ırkçılığın yanı sıra ekonomik kriz gibi sorunların da olduğunu belirten Ünal, 'Her ne kadar Biden ülkedeki kutuplaşmanın önüne geçeceğine dair mesajlar vermiş olsa da Trump, bu işin peşini bırakmayacağını açıkladı. Dolayısıyla belli ki ABD'de 'Trumpizm' devam edecek. Bu, ABD'de iki partili sistemin bozulmasına kadar varacak bir süreci başlatabilir.' şeklinde konuştu.Ünal, ABD'deki ırkçılık, yabancı karşıtlığı ve ekonomik sistemden kaynaklanan rahatsızlığın başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok gelişmiş bölgesinde görüldüğüne dikkat çekerek 'Dolayısıyla dünya düzeninde üstünlük algısını kaybeden ABD ve Batı'da bir anda hiç beklemediğimiz olaylar patlak verebilir.' dedi.İçeride kutuplaşmış bir Amerika'nın, çok kutupluluğa evrilmiş bir dünyaya çeki düzen vermeye çalışma ihtimalinin zayıf olduğuna işaret eden Ünal ancak Biden ile gelen kadroların ABD'nin üstünlüğü esasına dayanan dönemin isimlerden oluştuğuna dikkat çekti.Ünal, ABD'nin, çok kutuplu dünya düzeniyle adeta bir mücadeleye tutuşacağını söyleyerek 'Bunu kazanması ve yeniden hegemon bir Amerikan dünya düzeni oluşturması çok zayıf ama dünyayı karıştırması, zora sokması ihtimali yüksek. Yani bütün dünya ve özellikle de Türkiye olarak dört yıllık zor bir dönem geçireceğimizi düşünüyorum. Çünkü dışişleri bakanı olacak Antony Blinken'in Türkiye hakkındaki tezleri ve söylemleri hiç de kabul edilebilir gibi görünmüyor.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Gram Altın Kaç TL Oldu? 22 Ocak 2021 Altın Fiyatları...
Altın fiyatları 22 Ocak 2021 Cuma yani haftanın son işlem gününe güncel piyasalarda hafif bir yükselişle başladı.. Çeyrek ve gram altın piyasasında son durum da merak ediliyor. Gram altın 442 TL den işlem görüyor. İşte piyasalarda saat 10.00 itibariyle altın fiyatları...
Reklam
Malezya'dan Asean'a Siber Suçlara Karşı Yeni Yasa Teklifi
KUALA LUMPUR (AA) - Malezya hükümeti, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi ülkelere, siber suçlarla mücadele için yeni bölgesel yasalar çıkarılması teklifinde bulundu.ASEAN Dijital Bakanlar Toplantısının ikinci gününde konuşan Malezya Başbakanı Muhyiddin Yasin, bölge ülkelerinin internet altyapısının geliştirilmesi ve uluslararası siber suçların oluşturduğu tehdide değindi.Başbakan Muhyiddin, siber suçları önlemek için mevcut yasaların yeterli olmadığını belirterek, 'Siber tehditlerin hızlı bir şekilde değişerek, kurduğumuz iletişim, internet üzerinden yaptığımız iş, sanal ortamdaki para işlemlerimiz ve alışverişimize kadar hayatımızın her safhasını çevrelediği gerçeği karşısında uyanık olmalıyız.' dedi.'Dijital platformlar daha hesap verilebilir hale gelmeli' Siber tehdit ve suçların artık sınırları aşan niteliğe büründüğünü anlatan Muhyiddin, 'Ülkelerimizin dışında siber suç işleyenleri adalete sevk edebilmek, iş birliği ve bölgesel bir yaklaşım gerektirmektedir. Rekabetçi bir dijital ekonomi bloğu olmayı hedefleyen ASEAN, sınır ötesi siber suçlarla başa çıkmanın yolunu aramalıdır.' şeklinde konuştu.Muhyiddin, sosyal medya ortamlarındaki nefret söylemlerine karşı daha sert cezai yaptırımların uygulanması gerektiğinin altını çizerek, 'ASEAN ayrıca tüketici haklarının gizliliğini temin eden yasaları genişletmeli ve bu kapsamda dijital platformlar, hukuki açıdan daha fazla hesap verilebilir hale gelmelidir.' ifadelerini kullandı.Bölgesel dijital ekonominin geliştirilmesi için Malezya Başbakanı, üye ülkelerin internet altyapısını güçlendirmesini sağlamak üzere ASEAN bünyesinde fon oluşturulması tavsiyesinde bulundu.ABD ve Çin ile birlikte çalışma mesajıMuhyiddin, ABD ve Çin'in son yıllarda gerilen ilişkilerine de değindi ve 'ABD ile Çin arasında farklı fikirler ve gerilimler çıkabilir, fakat biz iki tarafla da birlikte çalışmak isteriz. Umarız bundan sonra daha iyi iş birliği içinde olurlar.' diye konuştu.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının küresel alanda dijital ekonomileri büyüttüğüne dikkati çeken Muhyiddin, ASEAN'ın dijital ekonomideki gelişimine katkı sağlamak üzere Malezya'nın bu alandaki teknoloji ve uzmanlığını her türlü kullanabileceği vurgusunu yaptı.Malezya'nın ev sahipliğinde dün sanal ortamda başlayan ASEAN Dijital Bakanlar Toplantısı, bugün sona erecek.
İngiltere'den Afrika Kalkınma Bankasına Borçlarını Ödemesi İçin Sudan'a Kredi Sözü
HARTUM (AA) - Sudan hükümeti, ülkenin Afrika Kalkınma Bankasına borcunu ödemesi için İngiltere tarafından kredi sözü verildiğini duyurdu.Maliye Bakanlığından yapılan açıklamada, resmi ziyaret kapsamında ülkeye gelen İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab’ın, “Birleşik Krallık hükümeti, Sudan’ın Afrika Kalkınma Bankasına 400 milyon doları aşan borçlarının ödenmesini garanti eden köprü kredisi sağlamayı taahhüt ediyor.” ifadelerine yer verildi.İngiltere Dışişleri Bakanı Raab, günübirlik resmi temaslarda bulunmak üzere dün sabah saatlerinde başkent Hartum’a gelmişti.ABD’nin 14 Aralık 2020'de Sudan’ı terörü destekleyen devletler listesinden çıkarması, Hartum yönetiminin yaklaşık 60 milyar dolarlık dış borcundan kurtulabilmesinin kapısını araladı.ABD ile Sudan 6 Ocak’ta, Sudan’ın Dünya Bankasına 1 milyar dolarlık borcunun silinmesi için mutabakat zaptı imzalamıştı. Anlaşma ile Sudan, 27 yıl aradan sonra ilk kez Dünya Bankasından yıllık 1 milyar doları aşkın finansmana erişim hakkını elde etmişti.
Derleme - Kovid-19 Salgınıyla İlgili Dünyada Son 24 Saatte Yaşanan Gelişmeleri Derleyerek Yayımlıyoruz. Saygılarımızla. Aa
SARAYBOSNA (AA) - Dünya genelinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında vaka sayısı 97 milyon 592 bini, hayatını kaybedenlerin sayısı 2 milyon 90 bini, iyileşenlerin sayısı 70 milyon 97 bini geçti. Vaka sayısı ABD'de 25 milyon 43 bini, Hindistan'da 10 milyon 623 bini, Brezilya'da 8 milyon 639 bini ve Rusya'da 3 milyon 655 bini aştı.ABD Başkanı Joe Biden, görevindeki ilk gününde, federal bina ve yerleşkelerde Kovid-19 nedeniyle maske takılmasını zorunlu kılan karara imza attı.Amerikan Basketbol Ligi'nde (NBA) son bir haftada yapılan Kovid-19 testlerinde 11 oyuncunun sonucunun pozitif çıktığı duyuruldu.Almanya Başbakanı Angela Merkel, Kovid-19'un mutasyonlarına karşı daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi.Ülkede, seyahat hizmeti veren şirketlerin ciroları, salgının etkisiyle Ocak-Eylül 2020'de bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 61 azaldı.Almanya'nın önemli ekonomi ve düşünce kuruluşlarından Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo) ise salgına ilişkin kısıtlamaların süresinin 14 Şubat’a kadar uzatılmasının ilk çeyrekte ekonomiyi durgunlaştıracağını bildirdi.Fransa’da Ulusal Meclis, salgın nedeniyle ilan edilen sağlık alanında olağanüstü halin (OHAL) 1 Haziran’a kadar uzatılmasını onayladı.Avusturya'nın başkenti Viyana'da, 3 öğretmenin Kovid-19 önlemleri kapsamında sınıfta maske kullanma zorunluluğuna karşı çıktıkları gerekçesiyle görevlerinden uzaklaştırıldığı bildirildi.İngiltere'de yaklaşık 9 milyon kişi, salgının ekonomik etkileri nedeniyle borçlanmak zorunda kaldı.Macaristan Devlet Bakanı Gergely Gulyas, ülkedeki yetkili kurumların Kovid-19'a karşı AstraZeneca ve Sputnik V aşısına onay verdiğini açıkladı.Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Doğu Afrika ülkelerindeki mülteci ve göçmenlerin salgına karşı daha savunmasız olduğu uyarısında bulundu.Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin liderleri, Kovid-19'a karşı geliştirilen aşıların temini ve dağıtımı, aşı olanlara sertifika verilmesi ve salgının yayılmasına karşı önlemler gibi konuları ele almak üzere video konferans yoluyla toplandı.Afrika, Kovid-19 ölüm oranlarında dünya ortalamasının üzerine çıktıİsrail'de 27 Aralık 2020'den bu yana uygulanan karantina ve aşılamaya rağmen günlük vakaların önceki aya oranla oldukça yüksek çıkması dikkati çekiyor.Tacikistan'da, salgın nedeniyle ibadete kapatılan camilerde, yaklaşık 9 aylık aradan sonra, 1 Şubat'tan itibaren yeniden toplu namaz kılınabilecek.Çin'de 'Bahar Bayramı' olarak kutlanan tatil dönemi öncesinde ülke içinde seyahat edeceklere son 7 günde negatif Kovid-19 testi bildirme zorunluluğu getirildi. Çok sayıda eyalet yönetimi seyahat edenlere karantina tedbirleri uygulayacağını açıkladı. Güney Kore'nin başkenti Seul ve çevresindeki bölgede '2,5' olarak adlandırılan artırılmış 2'nci seviye tedbirler, 31 Ocak'a kadar uzatılırken; diğer kentlerde de 2'nci seviye tedbirler aynı tarihe kadar uygulanacak.Venezuela, Brezilya'ya Kovid-19 hastaları için oksijen tüpü gönderdi.Peru’da 4 doktor, Kovid-19'la mücadelede çalışma koşulları nedeniyle açlık grevine başladı.Şili, Çin'in Sinovac Biotech firmasının geliştirdiği Kovid-19 aşısı CoronaVac'ın acil durum kullanımına izin verdi.Nepal Sağlık Bakanı Hridayesh Tripathi, Hindistan tarafından hediye olarak gönderilen AstraZeneca-Oxford Üniversitesi aşısının öncelikli olarak sağlık personeline uygulanacağını belirtti.Libya'da tüm okulların 6 Şubat'a kadar kapatılmasına karar verildi.Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi, Çin’in, bu ayın sonuna kadar Pakistan’a 500 bin doz Kovid-19 aşısı sağlayacağını ve bundan ücret almayacağını bildirdi. Endonezya Sağlık Bakanı Budi Gunadi Sadikin, aşı programı kapsamında sağlık ve kamu çalışanlarının nisana kadar aşılanmasının ardından mayıs başında halka yönelik aşılamaya başlamayı umut ettiklerini söyledi.Mısır Sağlık Bakanlığı, başkent Kahire'deki Acuze ve Nebile hastanelerindeki sağlık personeline bugün Kovid-19 aşısı yapıldığını duyururken, ülkedeki Daru'l İfta (Fetva Kurumu) artan vaka sayısı nedeniyle aşı yaptırmanın 'vacip' olduğu yönünde fetva yayımladı.Mısır'da salgında yaşamını yitiren doktor sayısı ise 333'e yükseldi.Afrika'da vakalarda görülen ölüm oranları, küresel ortalamanın üzerine çıktı. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC) Direktörü Dr. John Nkengasong, dünyada Kovid-19 vakalarındaki ölüm oranının ortalama yüzde 2,2, kıtada ise yüzde 2,5 olduğunu belirtti.Lübnan makamları, salgına karşı 14 Ocak'tan itibaren 10 gün süreyle başlattığı OHAL uygulamasını 2 hafta daha uzattığını duyurdu.
Reklam
Özbekistan'ın Dış Ticareti 2020'De 36,3 Milyar Dolara Geriledi
TAŞKENT (AA) - Özbekistan'ın dış ticaret hacmi, geçen yıl 36 milyar 299,3 milyon dolara geriledi.Özbekistan Devlet İstatistik Komitesi'nden yapılan açıklamaya göre, geçen yıl 170'e yakın ülke ile ticari ilişkiler kuran Özbekistan'ın dış ticaret hacmi, 2019'a kıyasla yüzde 13,1 azalarak 36 milyar 299,3 milyon dolar olarak gerçekleşti.Geçen yıl ülkenin ihracatı önceki yıla göre yüzde 13,4 düşüşle 15 milyar 127,7 milyon dolar, ithalatı da yüzde 12,8 azalışla 21 milyar 171,5 milyon dolar oldu. Bu dönemde ülkenin dış ticaret açığı ise 6 milyar 43,8 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.2020'de Özbekistan'ın en fazla ticaret yaptığı ülkeler arasında 6 milyar 432,2 milyon dolarla Çin ilk sırada yer alırken, Çin'i, 5 milyar 640,7 milyon dolarla Rusya, 3 milyar 18,5 milyon dolarla Kazakistan, 2 milyar 142,4 milyon dolarla Güney Kore ve 2 milyar 101,7 milyon dolarla Türkiye takip etti.Özbekistan-Türkiye ticaret hacmi 2 milyar 101,7 milyon dolar olduÖzbekistan'ın Türkiye ile dış ticaret hacmi, 2020'de bir önceki yıla göre 442,3 milyon gerileyerek 2 milyar 101,7 milyon dolar olarak gerçekleşti. Özbekistan'ın Türkiye'ye ihracatı yüzde 16,5 azalarak 1 milyar 16,3 milyon dolar, Türkiye'den ithalatı da yüzde 18,2 düşerek 1 milyar 85,4 milyon dolar oldu.Özbekistan'ın dış ticaretinde yüzde 5,8 payla 5'inci sırada yer alan Türkiye, ülkenin ihracatında ise bir basamak yükselerek yüzde 6,7 payla Çin ve Rusya'nın ardından 3. sıraya yerleşti. Türkiye, Özbekistan'ın ithalatında da Çin, Rusya, Kazakistan ve Güney Kore'nin ardından yüzde 5,1 payla 5'inci sıradaki yerini korudu.Özbekistan'ın ihracatında geçen yıl altın, hizmetler, sanayi ve tekstil ürünleri, enerji ve petrol ürünleri, meyve, gıda ve kimyasal ürünler, ithalatında ise makine, teçhizat, kimyasal, metal ve gıda ürünleri ilk sıralarda yer aldı.Özbekistan'ın dış ticareti, 2019'da bir önceki yıla göre yüzde 26,2 artarak 42,2 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.
Güncelleme 2 - Ukrayna'da Bir Huzurevinde Çıkan Yangında 15 Kişi Öldü
KİEV (AA) - Ukrayna'nın Harkov kentinde bir huzurevinde çıkan yangında 15 kişi hayatını kaybetti. Ukrayna Acil Servis Biriminden yapılan açıklamada, saat 15.00 civarında 'Altın Çağ' isimli huzurevinin 2. katında yangın çıktığı bildirildi.Yangında 15 kişinin öldüğü, kurtarılan 11 kişinin hastaneye kaldırıldığı kaydedildi.Yangının kontrol altına alındığı ifade edildi.Ukrayna Başsavcısı İrina Venediktova, yangının muhtemel nedeninin elektrikli sobaların dikkatsiz kullanımı olabileceğini ve olaya ilişkin soruşturma başlatıldığını bildirdi.Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, olaya ilişkin 'Devlet Komisyonu' kurulması emrini verdi.
Ecb Başkanı Lagarde: "Avro Bölgesi Ekonomisi Son Çeyrekte Muhtemelen Daraldı"
BERLİN (AA) - Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, Kovid-19 vaka sayısındaki artış ve bununla ilgili kısıtlamaların ekonomiye zarar verdiğini belirterek, Kovid-19'un ikinci dalgasının yaşandığı 2020'nin dördüncü çeyreğinde Avro Bölgesi ekonomisinin muhtemelen daraldığını söyledi.Lagarde, ECB'nin yılın ilk Yönetim Konseyi Toplantısı'nın ardından Frankfurt'ta düzenlenen basın toplantısında, değerlendirmelerde bulundu.Salgında aşılamanın önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Lagarde, bu konuda zorlukların sürdüğünü söyledi.Lagarde, 1,85 trilyon avroluk Pandemi Acil Varlık Alım Programı'nın (PEPP) devam edeceğini aktararak, varlık alımlarının ECB'nin faiz artırmaya başlamasının hemen öncesine kadar süreceğine işaret etti.Avro Bölgesi'nin Kovid-19'un ikinci dalgasının yaşandığı 2020'nin dördüncü çeyreğinde muhtemelen daraldığını belirten Lagarde, salgının yılın ilk çeyreğinde bölge ekonomisindeki ekonomik faaliyetlere baskı yapacağını kaydetti.Lagarde, 'Avro Bölgesi'nin ekonomik büyüme görünümü üzerindeki riskler hala aşağı yönlü.' ifadesini kullandı.Son gelen verilerin, Kovid-19 salgınında ikinci dalga etkisinin daha bariz olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Lagarde, ekonomik gelişmelerin düzensiz ve tüketicilerin hala ihtiyatlı olduğunu söyledi.Küresel ekonomide toparlanma beklentileri, Brexit sonrası ticaret anlaşması ve Kovid-19 aşılarını olumlu gelişme olarak değerlendiren Lagarde, salgının ekonomik büyüme önünde engel olmaya devam ettiğini vurguladı.'Dijital avro ile ilgili süreçler birkaç yıl sürecek'Christine Lagarde, enflasyonun çok düşük kaldığını, salgının yayılması yavaşladıkça ve ekonomi toparlandıkça enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı görüleceğini söyledi.Avronun diğer para birimlerine karşı değerlenmesinin Avro Bölgesi'nde enflasyon için bir engel olduğunu belirten Lagarde, 'Döviz kurundaki gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz.' dedi.Lagarde, ECB'nin politika belirlerken tek bir getiriye bağlı kalmadığını, elverişli finansal koşulları sağlamak için birçok göstergeyi dikkate aldığını kaydetti.ECB'nin dijital avro ihracına ilişkin Lagarde, dijital avro ile ilgili süreçlerin birkaç yıla yayılacağını belirterek, 'Dijital avromuz olsa bile basılı para piyasada olmaya devam edecek.' dedi. Avro Bölgesi'ndeki bankaların salgında krediler konusunda ekonomiyi dikkate almasını isteyen Lagarde, ellerindeki araç seti ile yeterli likidite sağlamaya devam edeceklerini kaydetti. Lagarde, orta vadede Avro Bölgesi'nin ekonomik olarak toparlanması için mali ve para politikasıyla desteklenmesinin önemine işaret ederek, 'İhtiyaç halinde her türlü opsiyon masada duruyor.' dedi.Avro/dolar paritesi yükseldiECB, bugünkü toplantısında piyasa beklentileri doğrultusunda, faiz oranları ve PEPP'in toplam büyüklüğünde değişikliğe gitmedi. Yönetim Konseyi, politika faizini sıfır, mevduat faizini yüzde eksi 0,50 ve marjinal fonlama faizini de yüzde 0,25'te sabit bıraktı.ECB'nin açıklamasında, 10 Aralık 2020'de 500 milyar avro artırılarak 1 trilyon 850 milyar avroya çıkarılan PEPP'te alımlara bu büyüklükle devam edileceği ve ECB'nin varlık alım programının aylık 20 milyar avro olarak sürdürüleceği kaydedildi.Avro/dolar paritesi, ECB kararının ardından yükseldi. Parite, TSİ 18.30 itibarıyla yüzde 0,50 artışla 1,2168 seviyelerinde bulunuyor.Bu arada, ortak para birimi avronun değerinin artması, Avro Bölgesi'nden yapılan ihracatı daha pahalı, ithalatı daha ucuz hale getiriyor. Bu da ECB'nin yüzde 2'nin biraz altındaki enflasyon hedefine ulaşmasını zorlaştırıyor.
Reklam
Güncelleme - Manisa'da İzinsiz Kazı Sırasında Yaşanan Patlamada 1 Kişi Yaralandı
MANİSA (AA) - Manisa'nın Alaşehir ilçesinde izinsiz kazı sırasında el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu bir kişi ağır yaralandı. Alınan bilgiye göre E.L.D. (53) ve kardeşi M.D. (51), Caberkamara mevkisi yakınlarında izinsiz kazı yaptı.Kazı sırasında kaya patlatmak için gübre ve şeker karışımıyla hazırladıkları el yapımı patlayıcının kontrolsüz şekilde patlaması sonucu M.D. yaralandı.Ambulansla Alaşehir Devlet Hastanesine kaldırılan M.D, buradaki müdahalenin ardından Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesine sevk edildi. M.D'nin hayati tehlikesinin bulunduğu, yoğun bakıma alındığı öğrenildi.Patlamadan yara almadan kurtulan E.L.D. gözaltına alındı.12 patlayıcı imha edildiOlayın ardından bölgede inceleme yapan jandarma ekipleri, definecilerin hazırladığı 12 el yapımı patlayıcı daha tespit etti. Patlayıcılar, Manisa İl Jandarma Komutanlığından gönderilen bomba imha timi tarafından düzenekle kontrollü şekilde imha edildi.Altın aramak için kazmışlarE.L.D'nin, ifadesinde, altın aramak için kardeşiyle Alaşehir'e geldiklerini belirterek, kaya gibi sert zeminleri patlatmak için el yapımı patlayıcı hazırladıklarını, uzaktan ateşledikleri halde hareket olmayınca kardeşinin patlayıcıları kontrol etmeye gittiğini ve bu sırada patlamanın yaşandığını söylediği öğrenildi.
Reklam
Antep Savunmasının Simge İsimlerinden "Şehit Kamil" Anılıyor
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'in düşman işgalinden kurtarılmasının fitilini ateşleyen ve 'Şehit Kamil' olarak bilinen Mehmet Kamil, vefatının 101. yılında anma programları düzenlendi.Şehitkamil Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, 14 yaşında simitçi kalfası olarak çalışırken annesini 3 Fransız askerinin tacizinden korumak isteyen ve 21 Ocak 1920'de süngülenerek şehit edilen 'Şehit Kamil'in vefatının 101. yılı dolayısıyla Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu ve beraberindekiler, Mehmet Kamil ve annesi Hadice Dilek'in kabrini ziyaret ederek andı.Açıklamada görüşlerine yer verilen Fadıloğlu, Mehmet Kamil'in ölümünün Antep savunmasının en önemli hadiselerinden biri olduğunu, ilk kıvılcımın yakılmasını sağladığını ifade etti. Şehit Kamil'in annesine yapılan taarruzun, Anteplilerin hürriyetine, namusuna, başörtüsüne taarruz olduğu için bütün Antepliler için o günün namus günü olduğuna dikkati çeken Fadıloğlu, şunları kaydetti:'Genç Kamil'in şehadeti, Antep savunmasının ilk bayrak şehidi olarak bir sembol haline gelmiş ve adını altın harflerle tarihe yazdırmıştır. Dün olduğu gibi bugün de en güç koşullar altında vatan topraklarını korumak ve savunmak için canlarını ortaya koymaktan çekinmeyen tüm aziz şehitlerimiz devletimizin varlığının, birlik ve beraberliğinin güvencesi olarak sonsuza kadar halkımızın gönlünde yaşamaya devam edecektir. Bu vesileyle Antep'i Gazilik ile onurlandıran, üzerinde onurla ve başı dik yaşadığımız bu toprakları bizlere emanet eden büyük destanın aziz kahramanlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi, adını bildiğimiz ve bilmediğimiz herkesi bir kez daha rahmetle anıyorum.'Anma programına Şehitkamil Kaymakamı Ömer Kalaylı, Şehitkamil İlçe Emniyet Müdürü Dursun Terzi, Şehitkamil İlçe Müftüsü Feyyaz İdin katıldı.Şehitkamil Belediyesince anma etkinlikleri çerçevesinde Doğada Spor Etkinlikleri ve Paintball Turnuvası gerçekleştirildi.Dülük Tabiat Parkı'nda düzenlenen ve 40 farklı takım ile 300'ü aşkın lise ve üniversite öğrencisinin katıldığı etkinlikte, paintball müsabakaları, doğa yürüyüşü, kamp ateşi ve macera parkuru faaliyetleri yapıldı.Katılımcılar, soğuk havaya rağmen etkinliğe ilgi gösterdi.
Gelin ve Damatlara Müjde! Mobil TAKITAK 5 Adımda Hayatınızı Nasıl Kolaylaştırıyor?
'Çince'de kriz kelimesi iki karakter ihtiva eder, biri tehlikeyi, diğeri de fırsatı simgeler.' John F. KennedyBöyle söylemiş Kennedy. Enteresandır Çin’de doğan ve bütün dünyaya yayılan pandemi krizi ile yine bu krizin sayesinde ortaya çıkan teknolojik fırsatlar arasında bir korelasyon kurabiliyoruz. Pandemi ile birlikte dünya bir anda 10 yıllık bir teknolojik sıçrayış yaşadı. İyi ki de öyle oldu. Bunlardan biri de özellikle pandeminin en büyük mağdurlarından olan gelin ve damatların fırsatı; dijital altın gönderme platformu Mobil TAKITAK uygulaması.  Not: Bu bir tanıtım içeriğidir.
İyi Partili Usta, Samsun İl Başkanlığında Konuştu:
SAMSUN (AA) - İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Erhan Usta, parti olarak salgın sürecinde zor durumda olan esnafın kredilerinin bir yıl süreyle ertelenmesi ve bundan doğacak faiz yükünün de Hazine tarafından karşılanması talebinde bulunduklarını belirtti.Usta, partisinin Samsun İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, ülke ekonomisinde ciddi sıkıntılar yaşandığını öne sürdü.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünya genelini olduğu gibi Türkiye'yi de etkilediğini vurgulayan Usta, 'Türkiye gibi ülkelerde milli gelirin yüzde 6 kadarı esnaf ve pandemiden doğrudan etkilenen vatandaşa karşılıksız transfer yapılması gerekirken, bizde bu yüzde 0,5 oranında kaldı. Dolayısıyla pandeminin etkisini, esnaf başta olmak üzere işsiz kalan insanlar gördü.' değerlendirmesinde bulundu.Zincir marketlerin küçük esnafı zor durumda bıraktığını ifade eden Usta, bu adaletsizliği hükümetin düzeltmesini istediklerini söyledi.Esnaf kefalet kooperatifleri kredilerinin faizsiz geri alınması gerektiğini dile getiren Usta, 'İYİ Parti olarak pandemi sürecinde zor durumda olan esnafın kredilerinin bir yıl süreyle ertelenmesi, bundan doğacak faiz yükünün de Hazine tarafından karşılanması talebinde bulunduk. Bu konuda hükümeti ikaz ediyoruz ve işler daha kötüye gitmeden tedbirlerin alınması gerektiğini hatırlatıyoruz. Zamanında alınmayan tedbirlerin maliyeti daha sonradan artıyor.' ifadesini kullandı.Salgın sürecinde kira ödeyemeyen esnaf için de teklifleri bulunduğuna değinen Usta, şunları kaydetti:'Özel sektörden kiralanan iş yerleri için iş yeri sahiplerine, 'para almayın' diyemeyiz ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediyeler, okul kantinleri gibi iş yerlerinden 6 ay süreyle kira alınmaması, kalan 6 ay için de kira artışına gidilmemesi yönünde teklifimiz oldu. Devlet fedakarlık yapmak durumunda. Devlet fedakarlık yapmadan pandemi ile mücadele edemeyiz.'Usta, İYİ Partiye yurt genelinde teveccüh olduğunu kaydederek, 'Hangi ankete bakarsak bakalım, bugün Türkiye'de İYİ Parti üçüncü parti konumuna yükselmiş durumdadır ancak çok ciddi kararsız kesim var. Kararsız kesimi kendisine çekebilecek en güçlü parti de İYİ Partidir.' dedi.Toplantıya İYİ Parti Samsun İl Başkanı Hasan Aksoy ve partililer de katıldı.
MHP Grup Başkanvekili Bülbül'den "Cumhur İttifakı" Değerlendirmesi:
SAKARYA (AA) - MHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül, Türkiye'nin 2023'e doğru yoluna daha güçlü devam edebilmesi için çaba sarf ettiklerini belirterek, Cumhur İttifakı'nın bu noktada ciddi bir kararlılık içerisinde olduğunu söyledi. Bülbül, MHP Sakarya İl Başkanı Ahmet Ziya Akar ve yönetim kurulu üyeleriyle Anadolu Ajansı (AA) Sakarya Bölge Müdürlüğünü ziyaret ederek, göreve bir süre önce atanan bölge müdürü Yücel Velioğlu'na hayırlı olsun dileklerini iletti. Velioğlu da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Bülbül'e AA'nın çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ziyaretin ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Bülbül, Meclis Genel Kuruluna verilen aranın 26 Ocak'ta sona ereceğini anımsattı. Bekleyen gündemlerin olduğunu ve görüşmelerin yapılacağını aktaran Bülbül, ekonomi ve yargı konularında birtakım mevzuat değişikliklerinin Meclis gündemine gelebileceğini ifade etti. Salgın sürecinde ihtiyaç duyulan bazı düzenlemelerin Mecliste görüşüleceğine değinen Bülbül, 'Meclisimiz büyük bir tempo içerisinde gerekli müzakereleri ve değerlendirmeleri yaparak bunları çıkaracaktır. İnşallah yapılacak faaliyetler toplumumuzun huzuruna, refahına, güvenliğine katkı sağlayacak düzenlemeler olur diye temenni ediyoruz.' diye konuştu. Cumhur İttifakı'nın yoluna sarsılmadan devam ettiğine işaret eden Bülbül, şöyle devam etti:'Türkiye'nin 2023'e doğru yoluna daha güçlü bir şekilde devam edebilmesi için bizler çaba sarf edeceğiz. Cumhur İttifakı bu noktada ciddi bir kararlılık içerisinde. Gerek Sayın Cumhurbaşkanımız gerek Sayın Genel Başkanımız 2023'e doğru giden süreçte Türkiye'nin daha güçlü, daha kudretli, daha sözü dinlenen, ekonomik anlamda daha rahat, üretimini ve refahını arttırmış şekilde yoluna devam etmesi için çok ciddi bir kararlılık içerisinde. Bizler de bu doğrultuda faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. İnşallah arzu ettiğimiz neticeleri alırız.' 'Türkiye'nin aşılama altyapısının ne kadar kuvvetli olduğunu gördük'Bülbül, bir süre önce yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalandığını ve tedavi sürecinin tamamlandığını, bu süreçte doktorların söylediklerine dikkatli şekilde uyduğunu anlattı.Hastalığı nedeniyle kendisini arayan, soran herkese teşekkür eden Bülbül, 'Allah herkesin yardımcısı olsun. Hastalığa yakalanmamaya dikkat etmek lazım. Maske, mesafe ve hijyen kurallarına dikkat etmek gerekiyor. Aşı olsak da tedbirlerimize devam edeceğiz. Bu toplumsal olarak bir sorumluluk.' dedi.Türkiye'nin aşılama konusunda çok iyi bir organizasyon ortaya koyduğuna işaret eden Bülbül, şunları kaydetti:'İyi bir planlama var. Hangi sırayla, hangi aşamalarda bu sürecin yürütüleceği yetkili kurullar tarafından en ince ayrıntısına kadar tespit edilmiş durumda. Türkiye'nin bugüne kadar oluşturduğu aşılama altyapısının ne kadar kuvvetli olduğunu da gördük. Bu plan çerçevesinde iki, üç günde 1 milyon gibi bir rakamın Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından telaffuz edilmiş olmasını çok önemli görüyorum. Bu açıdan Türkiye aşılama sürecini de büyük bir başarıyla geçirecek diye ümit ediyoruz. Toplumumuza hiçbir tereddüt göstermeksizin, kara propagandaya itibar etmeden aşıyı tavsiye etmek istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere aşılandılar. Sayın Genel Başkanımız, Sağlık Bakanımızın çağrısı üzerine kendisi aşı olduğunu ifade etti. Bunları önemli görüyoruz.'
Reklam