Grafikli - "Türk Musikisinin Unutulmayan Udi Ve Bestecisi Şerif İçli"
İSTANBUL (AA) - AİŞE HÜMEYRA BULOVALI - Türk musikisi bestekarı ve ud sanatçısı Şerif İçli'nin vefatının ardından 65 yıl geçti.Sanatçı, babası Hacı Mehmed Efendi ve annesi Şöhret Hanım'ın oğlu olarak 20 Aralık 1900 tarihinde Beşiktaş'ta dünyaya geldi.Çocukluğunu o dönem Ortabahçe adıyla bilinen Ortaköy'de geçiren İçli, 5 yaşında okumayı öğrenerek, ailesinin dikkatini çekti. Zeki bir çocuk olan İçli, ilk öğrenimini Ortaköy'deki mahalle mektebinde tamamladı.Müzik derslerinde hocalarının takdirini kazanan sanatçı, orta öğrenimini ise Afitab-ı Maarif Rüştiyesi'nde aldı. Usta bestekar, 1. Dünya savaşı sırasında üniversiteye gitmeden 1914'de Orman ve Maadin Nezareti'nde memur olarak göreve başladı.1924'de bestekarlığa başladıŞerif İçli, cumhuriyetin kurulmasının ardından vatani görevini Ankara'da tamamladı. Sanatçı, ilk musiki çalışmalarına 18 yaşındayken komşusu Nakiye Hanım'dan ud dersleri alarak adım attı. 1921'de neyzen İhsan Bey'in kurduğu Beşiktaş Musiki Cemiyeti'ne katılan İçli, 1924'de bestekarlığa başladı. Sanatçının Beşiktaş Musiki Cemiyeti'nde tanıştığı, kendine has tavrı ile 20. yüzyılın en önemli keman icracılarından birisi olan Hakkı Derman'la olan arkadaşlığı da bir ömür boyu devam etti.İlk eseri güfteli uşşak şarkısı 'Gelmeseydin aleme, görmeseydim ben seni' olan İçli, 'Neydin güzelim sen, güzelim dün gece neydin ?' sözlerini taşıyan ikinci eserini saba makamında besteledi.Askerlikten sonra İktisat Vekaleti'nde arşiv memuru olarak çalışan İçli, bir taraftan da akşamları sazendelik yapıyordu. Kendisinden bir seçim yapılması istenince memuriyetten ayrılmak zorunda kalan sanatçı, bu yıllarda maddi sıkıntılar yaşadı.İçli, daha sonra musiki ile uğraşmanın geçimini sağlamadığını görünce iktisat vekili Celal Bayar'ın aracılığıyla yeniden aynı vekaletteki görevine devam etti. Bu görevdeyken 1938'de faaliyete geçen Ankara Radyosu'nun saz heyetinde Eşref Kadri ismiyle çalışmaya başlayan usta bestekar, 21 yıllık memuriyet hayatından 1946'da istifa ederek, İstanbul'a yerleşti.Bestekar Selahattin İçli'yle de akrabalığı bulunan sanatçı, başta Maksim Gazinosu olmak üzere, birçok gazinoda ud sanatçısı olarak sahne aldı. 1949'da açılan İstanbul Radyosu'nda da çalışan İçli, sanat hayatını bundan sonra radyonun yanı sıra bestekarlık, plak çalışmaları ve özel dersler vererek sürdürdü.Hafızalardan silinmemiş icra örneklerine imza attıHakkı Derman ve Şükrü Tunar gibi her biri kendi alanında sazının hakimi olmuş sanatkarlarla aynı sanat anlayışı içinde, hafızalardan silinmemiş icra örneklerine imza atan İçli, ilk evliliğini Sıdıka Hanım'la gerçekleştirdi.Şerif İçli, Sıdıka Hanım'ın vefatının ardından 1945'te ikinci kez evlendi. Sanatçının bu evliliğinden Hayriye, Sadiye, Rebii ve Mustafa adlı dört çocuğu oldu. Kızı Sadiye İçli de ses sanatkarı olarak, babasının yolundan gitti.Son zamanlarında şeker hastalığı ve damar sertliği nedeniyle gazinolardan tamamen çekilerek, bütün mesaisini radyoya ve derslerine ayıran İçli, 3 Şubat 1956 tarihinde radyodaki bir program esnasında 57 yaşında geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti. Ertesi gün Feriköy Mezarlığı'na defnedilen sanatçı, döneminin ud icracıları ve bestekarları arasındaki başarılarının yanı sıra sazı ve sesiyle fasıl musikisinin vazgeçilmez sanatkarlarından biri oldu.İçli'nin eserlerinin çoğu zamanının ses sanatkarları tarafından plaklara okundu ve halk arasında da büyük beğeni kazandı. Kendine has, duygulu ve tekniği sağlam eserlere imza atan usta müzisyen, şarkılarda özellikle prozodi hatası yapmaması ile dikkatleri üzerine çekti.1927'de bestelediği, Süleyman Nazif'e ait şiirler büyük bir üne kavuştuDöneminde 'altın udi' diye de anılan İçli, 1927'de bestelediği, Süleyman Nazif'e ait olan 'Derdimi ummana döktüm asumana inledim' sözleriyle başlayan hicaz şarkısıyla kariyerinde büyük bir üne sahip oldu.Kibar ve zarif kişiliğiyle de tanınan sanatçının, 'Ezelden aşinanım ben ezelden hem-zebanımsın' mısrasıyla başlayan hüseyni, 'Yine bir sızı var içimde akşam oldu diye' mısrasıyla başlayan hüzzam, 'Mest oldu gönül gözlerini gördüğüm akşam' sözleriyle başlayan karcığar, 'Hicran yine hicran mı bu aşkın sonu söyle' ve 'Gözlerin hayran bakarmış görmeyip ısrarımı' ifadelerini taşıyan uşşak şarkıları, çok sevilen eserleri arasında yer aldı.Bazı yerli filmlere de müzik yapan Şerif İçli, birçok nota da kaleme aldı. Sanatçının uzun yıllar emek vererek meydana getirdiği nota koleksiyonu, vefatından sonra Ankara Radyosu tarafından satın alınarak, TRT Müzik Dairesi Başkanlığı Arşivi'nde muhafaza edildi.Yaklaşık 100'den fazla eserin bestesine imza atan sanatçının saz semaileriyle, yürük semaisi ve 54 şarkısı da TRT repertuvarında yer alıyor. Şerif İçli'nin 'Şarkı Güfteleri' adlı üç ciltlik bir eseriyle ve 'Hüzzam Faslı' adı altında 70 eserin notasının yer aldığı bir kitabı da bulunuyor.Şerif İçli'nin bestelediği bazı eserler ise şöyle: 'Aşkınla harap kalbimi bir lahza sevindir', 'Saz Semaisi', 'Gezindi bir ses yine uzakta hare gibi', 'Derdimi ummana döktüm asumana inledim', 'Çok güzeller kandırır güneşi kıskandırır', 'Ezelden aşinayım ben hem zebanımsın', 'Yine yol göründü sevda eline', 'Sen de leyladan mı öğrendin', 'Sensiz geçecek günleri ahımla eritsem', 'Türlü derde ben deva buldum elimle çok zaman', 'Mest oldu gözlerini gördüğüm akşam', 'Ondördü ayın gel güzelim'
Osmaniye'de Hırsızlık Şüphelisi Yakalandı, Çaldığı Altın Ve Para Sahibine Verildi
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'de hırsızlık yaptığı iddia edilen zanlı yakalandı, çaldığı 8 cumhuriyet altını ve 20 bin lira sahibine teslim edildi.Bahçe ilçesinde yaşayan M.S, jandarmayı arayarak evindeki 8 cumhuriyet altını ve 20 bin lirasının çalındığını belirterek şikayetçi oldu.İl ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Bahçe'deki kuyumcularla irtibata geçerek cumhuriyet altını bozdurmak isteyenleri ve güvenlik kamerası kayıtlarını incelemeye aldı.Ekipler, kuyumcuya giderek 5 cumhuriyet altını bozdurmaya çalıştığı belirlenen şüpheli Ö.S'yi operasyonla gözaltına aldı.Ö.S'nin teslim ettiği altınlar ve 20 bin lira, jandarma ekiplerince M.S'ye verildi.Zanlının, jandarmadaki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.
65 Yaş Sokağa Çıkma Yasağı Devam Ediyor Mu? 20 Yaş Altı Sokağa Çıkma Saatleri Neler?
Koronavirüs sebebiyle yaklaşık iki aydır 20 yaş altı ve 65 yaş üstü vatandaşların belirli saatlerde dışarı çıkmasına izin veriliyor. Dün yapılan Kabine toplantısı sonrasında yasakların iptal olup olmadığı araştırılıyor. Peki, 20 yaş altı sokağa çıkma yasağı bitti mi? 65 yaş ve üstünde bulunan vatandaşlar hangi saatlerde dışarı çıkabilir? İşte koronavirüs yasaklarıyla ilgili tüm gelişmeler…
Japonya'da Kovid-19'A Karşı Ohal 7 Mart'a Kadar Uzatılıyor
TOKYO (AA) - Japonya’da yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı 11 eyalette uygulanan olağanüstü halin (OHAL) süresi 7 Mart'a kadar uzatılacak.Başbakan Suga Yoşihide, Kovid-19 salgınının son durumuna ilişkin Sağlık Bakanı Tamura Norihisa ve Kovid-19 tedbirlerinden sorumlu Kabine üyesi Nişimura Yasutoşi'yi kabul etti.Suga, görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında, 'Vaka artış trendi hafifledi ancak salgınla mücadelede bir süre daha tetikte olmalıyız.' dedi.Kovid-19 Danışman Heyeti Başkanı Omi Şigeru da bölgesel vaka sayılarının yüksekliğine dikkati çekerek, hastane yatak kapasitelerinin düştüğünü ve sağlık altyapısının zorlandığını belirtti.Temsilciler Meclisinde konuşan Nişimura da OHAL kapsamında tutulacak eyaletlerin, mart öncesinde vaka düşüş trendinin yakalanması halinde uygulamadan çıkarılabileceğini söyledi.Nişimura, OHAL’in ekonomi ve iş dünyasına etkilerine dikkati çekerek, 'Tedbirleri minimum seviyede tutmayı hedefliyoruz.' dedi.Kyodo ajansının hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, Tokyo ve çevresindeki Kanagawa, Çiba ve Saitama ile Aiçi, Gifu, Osaka, Kyoto, Hyogo ve Fukuoka eyaletlerinde OHAL 7 Mart’a dek uzatılacak.Vaka artışlarının büyük ölçüde hız kaybettiği Tokyo’nun kuzeyindeki Toçigi eyaleti ise OHAL kapsamından çıkarılacak.Başbakan Suga Yoşihide’nin, Kovid-19 Danışman Heyeti ile görüşmesi ve 7 Şubat'ta sona ermesi beklenen OHAL'in uzatılması gerekliliğine dair meclisi bilgilendirmesi sonrası kararını açıklaması öngörülüyor.Japonya geneli Kovid-19 vaka sayısı 392 bin 475’e, ölü sayısı 5 bin 846’ya yükseldi. Başkent Tokyo’da vaka sayısı 100 bini geçerek 100 bin 234’e çıktı.Vaka sayıları sırayla Osaka’da 43 bin 900’e, Kanagawa’da 40 bin 982’ye, Saitama’da 25 bin 345’e, Aiçi’de 24 bin 127’ye, Çiba’da 22 bin 493’e, Hokkaido’da 17 bin 521’e, Hyogo’da 16 bin 528’e, Fukuoka’da 16 bin 239’a, Kyoto’da 8 bin 510’a yükseldi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: "Türkiye Büyüdüğü Zaman Bundan Herkes İstifade Ediyor"
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye büyüdükçe bundan herkesin istifade ettiğini, hayata geçirilen yatırımların bir kesim için değil, bütün toplum için yapıldığını belirtti.Kalın, şair, yazar ve televizyon programcısı Serdar Tuncer'in 'MyMecra' isimli YouTube kanalında 'Kendi Gökkubbemiz' adlı programına katıldı. Merhum babasının mütevazi imkanlarla ciddi bir fakirliğin içinden gelerek kendi işini kurduğunu, annesinin de yokluk ve varlık zamanlarında babasına yoldaşlık ettiğini anlatan Kalın, varlıkta ve yoklukta bir olabilmenin, paylaşabilmenin bir ilişkiyi gerçek ve sahici kıldığına işaret etti.Kalın, 'Bazen insanlar şöyle bir tezatla karşı karşıya geliyor hayatta, yokluğu paylaşıyorlar, çok derin dostluklar kurabiliyorlar, derin sevgiler, aşklar yaşayabiliyorlar ama varlığı paylaşamıyorlar. Varlık üzerinden kavga etmeye başlayınca da her şey dağılıyor. Bazen bir millet için olur bu. Bir millet yokluğu paylaşır, acısını, fakirliği, bir travmasını yaşar ama o yokluk üzerinden başka bir şuur inşa eder. Bir bilinç inşa eder, bir kimlik inşa eder ama bazen de varlığı paylaşamaz. Varlık yüzünden kavga etmeye başlar.' diye konuştu. Türkiye'nin son yüz yılda karşılaştığı zorluklara karşı verdiği mücadeleye işaret eden Kalın, Türkiye'de insanların siyasi görüşünden bağımsız olarak Bosna'ya Kudüs'e aynı anda bir bağ kurabilmesinin, Trablus'a, Üsküp'e yönelebilmesinin imparatorluk varisi bir millet olmanın neticesi olduğunu belirtti. 'Modern kapitalizmin zihnimizle oynadığı en büyük oyunlardan biri'Derin tefekkürün insanı şükre götürdüğünü ifade eden Kalın, şunları kaydetti:'İnsan bazen şöyle bir muhasebesini yapıp 'Hayatımda ne var, ne yok? Ne fazla, ne eksik?' diye sorduğunda şükre vesile çok şeyin olduğunu görecektir. Buradan bir 'Polyannacılık' fikri çıkmasın. Yani sorunları görmezden gelelim, işte fakirlik, suç, başka toplumsal sorunları yok sayalım, görmezden gelelim gibi bir şeyin içinde değilim. Tam tersine o sorunlarla mücadele edebilmek için de böyle bir şuura ihtiyacımız var. Neye sahip olduğumuzu bilmeliyiz ki neye ihtiyacımız olduğunu da tespit edelim. Biz bazen tersini yapıyoruz. Bize arzular, istekler ihtiyaç diye tanıtılıyor, takdim ediliyor. Modern kapitalizmin zihnimizle oynadığı en büyük oyunlardan birisi budur.' Tüketim kültürünün insana elindekileri de unutturmayı öğrettiğini dile getiren Kalın, maddi anlamda 'minimum standardın' mutlaka olması gerektiğini belirtti.Hiçbir ayrım yapmadan bütün vatandaşlara bu imkanı sağlamak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde çalıştıklarını dile getiren İbrahim Kalın, şöyle devam etti: 'Türkiye büyüdüğü zaman bundan herkes istifade ediyor. Bir kesim için yapılmıyor ki bunlar. Yol, köprü, hastane yaptığınız zaman, okul açtığınız, bilim teknolojiye yatırım yaptığınız Ar-Ge'ye bütçe ayırdığınız zaman bunu bütün toplum için yapıyorsunuz. Olması gereken de bu zaten. Bunun övünülecek yanı yok. Türkiye'nin bütün ekonomik standardı, yaşam standardı yükseldikçe, yaşam kalitesi yükseldikçe elbette bundan herkes istifade edecek. Kentte yaşayan da kırda yaşayan da köyde yaşayan da doğuda batıda yaşayan da.'İbrahim Kalın, son yıllarda yaşam standardı anlamında, şehir hayatıyla kırsal hayatı, doğuyla batıyı, kuzeyle güneyi birbirine çok yaklaştırdıklarını, her şehirde üniversite, hastane bulunduğunu, daha önce hayal bile edilemeyecek alt yapı, köprü, yolların yapıldığını anlattı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, şunları söyledi:'İlginç bir şey bunlar nasıl sağlandı? Biz petrol bulmadık. Petrol ülkesi değiliz. Enerji bağımlı bir ülkeyiz. Altın, uranyum gibi büyük doğal kaynaklar da bulmadık. Bu konularda da çok zengin bir ülke değiliz. Coğrafyamız böyle yani başka bir yerden de bir şey bulmadık. Bir yerden hani gizli hazine bulduk çıkarttık Karun'un hazinelerini bulduk da zenginleşmedik. Nasıl oldu bu? Güçlü bir liderlik, iyi bir ekonomi yönetimi ve millete olan inançla kendi yağıyla kavrularak bu millet kişi başına milli geliri 2500 dolarlardan 10 bin dolara kadar getirdik. Bunu bu millet yaptı. Aynı yerdeyiz başka bir yere taşınmadık coğrafyamız değişmedi. Nüfusumuz arttı. İstihdam ihtiyacı arttı ama kendimize inandık. Yani görece yokluğumuzdan yeni bir varlık, yeni bir zenginlik çıkarttık. Bunu yönetebilirsek, paylaşabilirsek, adil ve müşfik bir şekilde bunu yapabilirsek millet olarak toplum olarak biz buradan gene daha da zenginleşerek çıkarız. Herkes bu zenginlikten bir pay alır. Pasta büyüdükçe herkesin payı artar. Olması gereken de bu.'
Reklam
Kovid-19 Tedavisi Gören Filistinli Akademisyen Ve Yazar Abdussettar Kasım Hayatını Kaybetti
RAMALLAH (AA) - Filistinli akademisyen ve yazar Abdussettar Kasım, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedavisi gördüğü Nablus'taki En-Necah Hastanesi'nde hayatını kaybetti.Kasım'ın damadı Velid eş-Şami AA muhabirine yaptığı açıklamada, 72 yaşındaki Kasım'ın En-Necah Hastanesi'nde iki haftadır Kovid-19 tedavisi gördüğünü belirtti.Şami, kayınpederi Abdussettar Kasım'ın, bugün hayatını kaybettiğini ifade etti.Abdussettar Kasım kimdir?İşgal altındaki Batı Şeria'daki bazı üniversitelerde siyasal bilimler alanında dersler veren Kasım, Kahire'deki Amerikan Üniversitesi'nde Siyasi Bilimler Bölümünden mezun oldu. Daha sonra ABD'deki Kansas Eyalet Üniversitesi'nde siyaset bilimi alanında ve yine ABD'deki Missouri Üniversitesi'nde bu kez ekonomi alanında yüksek lisanslar yaptı. Kasım, Missouri Üniversitesi'nde de 1977 yılında siyaset felsefesi alanında doktora yaptı.İsrail işgali karşıtı tavrıyla öne çıkan Kasım, Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında 1993 yılında imzalanan Oslo Anlaşması ve Filistin yönetiminin de muhalifleri arasında bulunuyor. Kasım, bu tutumu nedeniyle Filistin güvenlik güçleri tarafından defalarca gözaltına alınmıştı.Kasım, 2014 yılında da silahlı kişiler tarafından suikaste maruz kalmış ancak yara almadan kurtulmuştu.Filistin Enformasyon Merkezi başta olmak üzere bazı gazete ve internet sitelerinde makale ve araştırmaları yayımlanan Kasım'ın, 25 kitabı ve yaklaşık 130 bilimsel makalesi bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın Ardından Millete Seslendi: (5)
ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüksek enflasyonun hem üretici hem de tüketici cephesinde oluşturduğu tahribatın farkında olduklarını belirterek, 'Üç beş açgözlü tüccarın milletimize ekmeğini ve aşını zehir etmesine izin veremeyiz.' dedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, geçen yıl girişimcilerin salgına rağmen yatırım taleplerini artırdıklarını söyledi.Erdoğan, 'Teşvik tarihimizin rekorunu 2020'de kırarak toplam 10 bin 505 yatırım teşvik belgesi düzenledik. Bu belgelere istinaden 238 milyar liralık sabit yatırıma destek vereceğiz. Söz konusu yatırımlar tamamlandığında 305 binin üzerinde ilave istihdamı ülkemize kazandırmış olacağız.' diye konuştu. Tüm sıkıntılara rağmen 2020'yi 169,5 milyar dolarlık ihracatla tamamladıklarını ve program hedefini aştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Kamu maliyesi tarafı da güçlü olduğumuz alanlardan biridir. Mali disiplinin korunmasına gösterdiğimiz özen sayesinde 2020 yılı bütçe açığını yüzde 3,6 civarında tuttuk. Üstelik bu başarıyı gelişmekte olan ülkelerin, ortalama yüzde 11'lere varan bütçe açığı verdiği bir dönemde yakaladık. Aynı anlayışla 2021 yılı bütçe açığı hedefimizi de yüzde 3,5 olarak belirledik.' ifadelerini kullandı. -'Türk lirası değer kaybında değil, değer kazanıyor'Türkiye'nin finansal piyasalarda son 3 aydır pozitif görünüme sahip olduğunu kaydeden Erdoğan, 'Türk lirası, dolara karşı yüzde 18, avroya karşı yüzde 16 düzeyinde değer kazanarak gelişmekte olan ülkeler arasında en iyi performansı sağladı. Türk lirası değer kaybında değil, değer kazanıyor. Türk lirasındaki güçlenme ve altın fiyatlarındaki gerilemeyle beraber merkezi yönetim toplam borç stokumuz yaklaşık 173 milyar lira azaldı.' bilgisini paylaştı.Erdoğan, vatandaşların tasarruflarında Türk lirasına dönmeye başladıklarını belirterek, bu vesileyle tüm vatandaşlara teşekkür etti. Gerçek kişilerin, son 3 aylık dönemde piyasaya 4 milyar dolara yakın döviz sattıklarını belirten Erdoğan, ülkenin risk priminin de düştüğünü aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışındaki portföy yatırımcılarının, Türkiye'nin finansal piyasalardaki varlıklarına talebinin güçlü seyrettiğini dile getirerek, son 3 ayda 16 milyar doların üzerinde portföy girişinin olduğunu kaydetti.'Gıda enflasyonu önümüzdeki en büyük tehditlerden biridir'Bu olumlu gelişmelerin yanında, ekonomideki sorunlu alanları bildiklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:'Serbest piyasa kurallarından taviz vermeksizin bu sorunların üzerine gidiyoruz ve gideceğiz. Yüksek enflasyonun hem üretici hem de tüketici cephesinde oluşturduğu tahribatın farkındayız. Gıda enflasyonu önümüzdeki en büyük tehditlerden biridir. Gıda ürünlerinde, tarla veya fabrika ile market arasındaki fiyat farklarının ekonomik süreçler ve gerekçelerle izah edilemeyecek seviyelere çıkması, milletimizle birlikte bizi de rahatsız ediyor. Nitekim bugün yine gündemimizin en önemli maddelerinden bir tanesi de oydu. Üç beş açgözlü tüccarın milletimize ekmeğini ve aşını zehir etmesine izin veremeyiz. Bununla birlikte hükümet olarak, görevimizin meseleyi tüm boyutlarıyla incelemek ve ona göre tedbir almak olduğu açıktır. Sıkıntının kaynağına indiğimizde, kimi tüccarların açgözlülüğü yanında uluslararası alanda gıda fiyatlarında yaşanan yükselişi, bununla birlikte kuraklığın ve yapısal sorunların etkilerini de görüyoruz.''Bitkisel üretimimiz, Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı'Erdoğan, kuraklığın bazı bölgelerde üretimi düşürmesinin, Çin ve Hindistan gibi yüksek nüfuslu ülkelerin ürün taleplerinin artmasının tüm dünyada gıda fiyatlarını hareketlendirdiğini söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Özellikle uluslararası piyasalarda, ayçiçeğinde 2 kata varan, soya fasulyesinde yüzde 50'yi, buğday ve mısırda yüzde 40'ı bulan fiyat artışları yaşandı. Avrupa ve Amerika'daki boş market rafları görüntülerinin gerisindeki sebeplerden biri de budur. Türkiye'de aldığımız tedbirler ve kendi üretim gücümüz sayesinde hamdolsun böyle görüntülerin ortaya çıkmasına müsaade etmedik ve etmeyeceğiz.' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl verdikleri 22 milyar liralık destekle tarımsal üretimin kesintisiz devamını sağladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:'Bu sayede bitkisel üretimimiz, bir önceki yıla göre 7 milyon ton artışla 124 milyon tonun üzerine çıkarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Cumhuriyet tarihinde bu gerçekten bir örnektir. Tarımsal büyüme ve ihracatta da oldukça güzel gelişmeler yaşandı. Bu yıl da 24 milyar liralık tarımsal destek ödemesi ile üretimin sürmesini temin edeceğiz. Çiftçilerimizin ekmeğe, biçmeye, üretmeye devam etmeleri için onları artan girdi maliyetlerinden koruyacak tedbirleri de alıyoruz. Yılın ikinci yarısında dünyadaki gelişmeler ve ülkemizde aldığımız tedbirler çerçevesinde gıda fiyatlarındaki oynaklığın azalacağını düşünüyoruz.' 'Gıdada piyasa gözetimi ve denetimini kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz'Erdoğan, kuraklığın etkilerini ve gıda fiyatlarındaki artışı yakından takip ettiklerinin altını çizerek, şöyle konuştu:'Öncelikle gıdada piyasa gözetimi ve denetimini kararlılıkla uygulamaya devam edeceğimizin altını çizmek istiyorum. Nitekim gıda komitesi harekete geçerek, üretimden perakendeye kadar zincirin halkalarını değerlendirmeye ve gereken tedbirleri almaya başladı. Erken uyarı sistemi kurarak çok hızlı ve etkin bir karar alma mekanizması oluşturacağız. Rekabet Kurulunu da etkin bir şekilde harekete geçireceğiz.Tarımsal üretimle ilgili kronik sorunların çözümü hususunda 2019 yılında düzenlediğimiz Tarım Orman Şurası'nda alınan kararların uygulamasına da hız vereceğiz. Bu ancak özel sektörle iş birliği içinde yürüyebilecek bir süreçtir. Elbette piyasa dostu ve kalıcı adımlardan yanayız. Ama özel sektörün de kendi üzerine düşenleri yapması şarttır.'İstihdamın artırılmasıDertlendikleri bir diğer önemli konunun istihdamın artırılması olduğunu söyleyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:'Salgındı, mutasyondu derken, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de alınan tedbirler maalesef iş gücü piyasamızı menfi etkiliyor. Bu konuda da özel sektöre çağrı yapıyorum, 'Gelin, bu işi daha önce yaptığımız gibi bir seferberliğe dönüştürelim. Kadın ve genç istihdamı başta olmak üzere, bu konuda atacağımız vizyoner adımlarla dünyaya örnek olalım. Her türlü teklife açığız. Tüm hazırlıkları masaya koyalım, hep birlikte tartışalım, en iyisi ne ise, yarınlarımız için bir an evvel onu hayata geçirelim. Bu ülke bizim, hepimizin. Ayağa kalkarsak hep birlikte kalkacağız ama unutmayın ki kaybedersek hep birlikte kaybedeceğiz. Ben kaybetmeye inanmıyorum.'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin ve milletin kazanacağına inandığını vurgulayarak, '2021'i, salgın sonrası dönemin hazırlık yılına hep birlikte çevirelim.' dedi. Buna mani hiçbir şeyin olmadığını, bunların aşılacağını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:'Dünya aşı bulamazken hamdolsun bizde bu sıkıntı da yok. Burada da çalışmalarımızı kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Enflasyon hedefine birlikte ulaşalım ama yüksek faizle asla bu mümkün değil. Orada da yine düşük faizle bu işi başarabiliriz. Cari açıkla mücadele için gerekli önlemleri birlikte uygulayalım. İstikrarlı ve kaliteli büyümenin önündeki tüm engelleri birlikte kaldıralım. Yatırım, üretim, ihracat ve istihdam odaklı politikalarla ki bu düşük faizle olur, kalkıp da yatırımcı yüksek faizle yatırıma girebilir mi? Giremez. Ancak düşük faizle yatırıma girmesi mümkün. Bu olduğu zaman istihdam olacaktır. Bu olduğu zaman üretim olacaktır. Bu olduğu zaman ihracat olacaktır. Bütün bunlar olduğu zaman da, biz dünya ile yarışır hale geleceğiz. Ülkemizi 2023'e inşallah hedeflerini gerçekleştirmiş olarak ulaştıralım. Bütün bunları salgın tehdidini en aza indirerek yapmamız gerekiyor.'Yerli aşı çalışmalarıToplantıda salgın tedbirlerini yeniden gözden geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, 'Aşı çalışmalarının hızla sürmesi önümüzdeki dönemi görmemiz bakımından önemlidir. Sahadaki aşı uygulaması belirlenen öncelikler doğrultusunda sürüyor. Kovid-19'un mutasyona uğraması herkes gibi bizim de işimizi zorlaştırıyor. Buna rağmen Allah'ın izniyle bu küresel sağlık krizinin üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz. Dışarıdan aşı tedarikinin sürdürülebilirliği şüphelidir. Dünyada bu konuda yaşanan ve giderek ayyuka çıkan kriz, bize yerli aşı çalışmalarına hız vermemiz gerektiğini gösteriyor. Salgınla mücadelede en kritik hususlardan biri olan yerli aşı çalışmalarını yakından takip ediyoruz.' ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl mart ayından bu yana süren salgın tedbirlerinin ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki olumsuz etkilerinin farkında olduklarını vurgulayarak, 'Bunların değerlendirmesini kazanımlarımıza halel getirmeyecek şekilde sürekli yapıyoruz. Bilim insanlarımızın görüşleri yanında milletimizin her kesiminden gelen seslere de kulak veriyoruz.' diye konuştu.(Bitti)
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın Ardından Millete Seslendi: (4)
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Son uluslararası analizler, G20 ülkeleri içinde 2020 yılını pozitif büyüme ile kapatabilecek iki ülkenin Türkiye ve Çin olduğunu gösteriyor.' dedi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının son 1 yılda ülke ayrımı yapmaksızın tüm dünyada üretimi, tüketimi, ticareti, yatırımları, turizmi ve sosyal hayatı derinden etkileyen sıkıntılara yol açtığını, bu dönemde en güçlü ekonomilerin bile küçülmeye, daralmaya başladığını söyledi. Hasarın boyutunu gösteren çarpıcı bazı rakamları paylaşmak istediğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:'Yapılan son tahminlere göre, 2020 yılında küresel ekonominin yüzde 3,5, gelişmiş ülkelerin yüzde 4,9, AVRO Bölgesi'nin yüzde 7,2 ve gelişmekte olan ülkelerin yüzde 2,5 oranında küçülmesi bekleniyor. Görmeye alışık olmadığımız bu oranlar veya bu rakamlar yaşanan krizin ne kadar derin olduğunu işaret ediyor. Bu denli bir ekonomik küçülme aynı zamanda işsizlik demektir. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün verilerine göre 2020 yılında çoğu da gençlerden ve kadınlardan oluşan 255 milyon iş kaybı yaşandı. Sadece bu iş kayıplarının ekonomik değeri 4 trilyon dolara yakın. Böylesine zorlu bir küresel konjonktürün Türkiye'yi olumsuz etkilememesi elbette mümkün değildir. Fakat bizi dünyadan ve özellikle de gelişmiş ülkelerden ayıran çok önemli avantajlarımız var. Biz son 18 senedir sağlığa, sosyal güvenliğe, sanayiye, teknolojiye yani toplumun refahını artıracak her alana büyük yatırım yapan bir ülkeyiz. Yaptığımız yatırımların karşılığını da işte bu gibi zor günlerde alıyoruz.' Salgın süresince Türkiye'nin direncinin kırılmadığı gibi tam tersine önüne yeni fırsatlar çıktığını söyleyen Erdoğan, milletin azmini, çalışkanlığını ve yardımseverliğini bu dönemde yeniden tüm dünyaya gösterdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Sağlıkçıların özverisini, sanayide, tarımda, hizmet sektöründe çalışan kardeşlerimin alın teri tamamladı. Aşı ve ilaç geliştirmeye kendini adayan bilim insanlarımızın tutkusunu uzaktan eğitimle öğrencilerine ulaşan öğretmenlerimizin çabaları tamamladı. Salgına karşı hep birlikte topyekün bir seferberlik yürüttük. Hükümetimiz de bu süreçte sağlıktan sosyal desteklere kadar her konuda vatandaşlarımızın yanında olacak adımları attı. Hafızalarınızı tazelemek adına verdiğimiz desteklerin bazılarını kısaca özetlemek istiyorum. Yaklaşık 650 bin emeklimizi kapsayan en düşük emekli maaşı ödemesini 1000 liradan 1500 liraya yükselttik. Sosyal destek kapsamındaki tüm ailelere ilave nakdi yardım yaptık. Büyüklerimize sahip çıkarak yalnız yaşayan 80 yaş üstü vatandaşlarımızı yakın takibe aldık. Ekonomiyi canlandırmak ve istihdamı korumak için geliştirdiğimiz bir dizi tedbiri kararlılıkla uyguladık. Bay Kemal öyle danışıklı dövüşle, öyle gidip de çöp konteynırlarının içerisinden aldatmak suretiyle vatandaşlarımızı 'bak aç, açık, sefil' gibi yalan yanlış haberlerle, spekülasyonlarla sen bu milleti aldatamayacaksın. Zaten böyle söyledikçe de bak partin kendi içinde dağılmaya başladı.'Kısa çalışma ödeneğinin şartlarını kolaylaştırdıklarını, kapsamını da genişlettiklerini söyleyen Erdoğan, ayrıca kısa çalışmadan ve işsizlik sigortası şartlarından yararlanamayıp ücretsiz izne çıkarılanlar için nakdi ücret desteği vermeye başladıklarını anlattı.Erdoğan, 'Bunları biz yapıyoruz. Sosyal Koruma Kalkanı kapsamında bugüne kadar çeşitli kesimlere verilen hibe desteklerinin rakamı 49 milyar lirayı geçti. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum, 49 milyar lirayı geçti. SGK teşviklerimiz ve İŞKUR desteklerimiz ile birlikte bu rakam nereye ulaşıyor biliyor musunuz, 71 milyar liraya ulaştı.' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl salgın şartlarına rağmen 16 milyonluk turist sayısına ulaşıldığını da vurgulayarak, şunları kaydetti:'İhracatçılarımıza stok finansman desteği sağladık. Eximbank kredi vadelerini uzattık. İhracatçılara, destekleme ve fiyat istikrar fonu kapsamında 2,4 milyar lira destek ödemesi yaptık. Dijital ortamda yapılan pazara giriş çalışmalarını destekledik. Mart 2020'den itibaren belirli sektörler için mücbir sebep hali ilan ederek vergi yükümlülüklerini ve Sosyal Güvenlik Kurumu prim ödemelerini 6 ay erteledik. Böylece 29 milyar lira vergi alacağını ve 40 milyar lira Sosyal Güvenlik Kurumu alacağını erteleyerek, 2,5 milyon vergi mükellefini rahatlattık. Yurt içi yolcu taşımacılığını, eğitim, öğretim hizmetleri, yeme içme, sinema ve konaklama hizmetlerini KDV oranını yüzde 1'e indirdik. İşyeri kiralamaları, otomotiv, motosiklet, bisiklet, küçük ev aletlerinin bakım onarımı, terzilik, kuru temizleme gibi genel orana tabi esnaf hizmetlerinde KDV'yi yüzde 8'e düşürdük. Bu vergi indirimleri ile 2020'de 15 milyar lira, 2021 yılında ise yaklaşık 12,5 milyar vergiden vazgeçmiş olduk. Vergi dairelerine, SGK, gümrük idaresine ve belediyeye ödenecek vergi, prim, para cezası gibi kamu alacaklarının yeniden yapılanmasını sağladık. Bu uygulamadan yararlanmak için şu ana kadar 7,5 milyon vatandaşımız 108 milyar liralık alacağı yapılandırmak amacıyla vergi dairelerimize başvurdu. Salgın sebebiyle faaliyetleri tamamen durdurulan kıraathane, kahvehane, internet kafe ve sinema salonu gibi işletmelerin mücbir sebep hükümleri kapsamında vergi yükümlülüklerini de erteledik. Küçük esnafımızın tamamına ve kısıtlamalar nedeniyle gelir kaybına uğrayan esnaflarımıza da hibe şeklinde destekler vermeye başladık.''Esnaflarımıza 5 milyar liranın üzerinde bir nakdi destek veriyoruz'Salgının en çok etkilediği kesim olan taksi, dolmuş, servis işletmecileri, pazarcılar, terziler, oto tamircileri gibi basit usule tabi tüm esnaf ve sanatkarları doğrudan destek ödemesi kapsamına aldıklarını dile getiren Erdoğan, 'Aynı şekilde lokantacılık, pastanecilik, kadın ve erkek kuaförlüğü, pansiyon, yurt-kreş işletmeciliği gibi faaliyetleri kısıtlanan sektörlerdeki esnaf ve sanatkarımızı da aynı kapsama dahil ettik. Böylece 1 milyon 240 bin esnafımız 3 ay süreyle ayda 1000 lira almaya devam edecek. Ayrıca esnafımıza büyükşehirlerde 750, diğer şehirlerde 500 lira kira desteği ödemesi yapıyoruz. Sadece bu iki program sayesinde esnaflarımıza 5 milyar liranın üzerinde bir nakdi destek veriyoruz.' diye konuştu.Lokanta, restoran ve kafe sahibi esnaflara yeni bir hibe desteğinin müjdesini kısa bir süre önce verdiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:'Buna göre 2019 yılı cirosu 3 milyon liranın altında olan işletmeler eğer 2020 yılında yüzde 50 ve üzerinde bir ciro kaybı yaşadılarsa azalan cirosunun yüzde 3'ü kadar hibe alabilecekler. Bu hibenin tutarı da en az 2 bin lira, en fazla 40 bin lira olabilecek. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada esnafımızın, sanatkarımızın, üreticimizin, vatandaşımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Uyguladığımız ekonomi politikalarının olumlu etkileri 3'üncü çeyrekten itibaren makro ekonomik verilerimize yansımaya başladı. Öncü göstergeler 2020 yılını yüzde 1'in üzerinde bir büyüme ile kapatabileceğimize işaret ediyor. Son uluslararası analizler, G20 ülkeleri içinde 2020 yılını pozitif büyüme ile kapatabilecek iki ülkenin Türkiye ve Çin olduğunu gösteriyor. Ekonominin üretim, tüketim, yatırım harcamaları ve ihracat tarafı oldukça güçlü seyrediyor. Büyüme bakımından önemli bir gösterge olan imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi kesintisiz 8 aydır yüzde 50'nin üzerinde gerçekleşiyor. Yeni ihracat siparişleri ile ağustostan bu yana endeksteki güçleniş daha da hızlanırken istihdamda 2017 sonundan beri en yüksek seviyeye ulaştık. Amacımız yatırımların çoğalması, üretim kapasitemizin gelişmesi ve sektörlerimizin rekabet gücünün artmasıdır.'(Sürecek)
Kosova İle İsrail Diplomatik İlişkilerin Başlatılmasına Yönelik Anlaşmayı İmzaladı
PRİŞTİNE (AA) - Kosova ile İsrail arasında diplomatik ilişkilerin resmen başlatılmasına yönelik anlaşma, çevrim içi ortamda düzenlenen törende imzalandı.Anlaşmayı Kosova Dışişleri ve Diaspora Bakanı Meliza Haradinaj-Stublla ile İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi imzaladı.Törende, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin başlatılmasına yönelik anlaşmanın yanı sıra iki ülke dışişleri bakanlıkları arasında siyasi istişare ve kalkınma iş birliği konularında iki protokol de imzalandı.Kosova Dışişleri ve Diaspora Bakanı Haradinaj-Stublla, yaptığı konuşmada, anlaşmayı 'Kosova tarihi için altın bir sayfa' olarak nitelendirerek, Kosova'nın İsrail ile diplomatik ilişkiler kurabilmek için uzun süredir beklediğini ifade etti.İsrailli bakan Ashkenazi ise imzalanan anlaşma ve protokollerin İsrail ile Kosova halkları arasındaki ilişkileri daha da derinleştireceğini belirterek, İsrail'in Balkanlar'ı istikrarlı görmek istediğini vurguladı.Anlaşma için yaptığı arabuluculuktan dolayı ABD'ye de teşekkür eden Ashkenazi, Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açmak için yaptığı başvuruyu onayladığını aktararak, ofisinde bulunan ve üzerinde 'Kosova'nın Kudüs Büyükelçiliği' yazılı tabelayı gösterdi.Ashkenazi, İsrail'in Priştine Büyükelçiliği açıldığında tarafların yeniden görüşeceğini de sözlerine ekledi.Bu arada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu daha önce yaptığı açıklamada, Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açacak nüfusunun büyük bölümü Müslüman ilk ülke olacağını ifade etmişti.Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde Eylül 2020'de Beyaz Saray'da bir araya gelen Sırbistan ve Kosovalı liderler, ekonomi alanında normalleşme konusunda anlaşma imzalarken, bu anlaşma ile Kosova'nın İsrail ile diplomatik ilişkilerini başlatması ve Sırbistan'ın da İsrail'deki büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması noktasında karar alınmıştı.
2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü
İSTANBUL (AA) - Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 1. Bölge Müdürü Fahrettin Ulu, Meriç Deltası ve Acarlar Longozu'nun, Ramsar Kriterlerini taşıyan Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan, Büyük Akgöl, Küçük Akgöl ve Keremali göllerinin 'Mahalli Öneme Haiz Sulak Alan' olarak tescil edildiğini belirterek, bölgedeki tescilli sulak alanları büyüklüğünün 49 bin hektar olduğunu ve bu alanları artırmak amacıyla farklı illerde 35 bin hektarlık sulak alanın planlandığını bildirdi.Fahrettin Ulu, yaptığı yazılı açıklamada, 'Dünya Sulak Alanlar Günü'nün, sulak alanların önemi, korunması ve akılcı kullanımı konusunda kamuoyu bilincinin oluşturulması amacıyla 1997'den bu yana her yıl 2 Şubat'ta kutlandığını ve Ramsar Sözleşmesi'ne üye 171 ülkede her yıl kutlanan ve sulak alanların bir işlevinin tema olarak kullanıldığı etkinlikler düzenlendiğini hatırlattı.Dünya Sulak Alanlar Günü'nün 2021 yılı temasının 'Su, Sulak Alanlar ve Hayat Birbirinden Ayrılamazlar' olarak belirlendiğine değinen Ulu, tarih boyunca insan topluluklarının, uygarlıklarını nehir vadileri ve taşkın düzlüklerine kurduğunu, yaşamlarının sulak alanlarla iç içe olduğunu, her yıl yenilenen verimli taşkın ovalarda tarım ve hayvancılık yapıldığını ve sulak alanların sağladığı olanaklarla medeniyetler geliştirildiğini anlattı.Ulu, sulak alanın karasal, kıyısal ve denizsel yaşam alanının bir arada olduğu ekosistem olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:'Yeryüzünün yağmur ormanlarından sonra en zengin ve en üretken ekosistemidir. İklim üzerinde olumlu etki yaratır. Sulak alanlar, yeryüzündeki tatlı suyun birçoğunu bünyesinde tutar. Ayrıca içerisinde bulunan canlı türleri ile suyu filtre ederek temiz su sağlar. Tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak sediment ve erozyon kontrolü sağlar, yeraltı sularını beslediği için sel sularını depolar ve taşkını kontrol altında tutar. Su kuşlarına ve diğer su canlılarına yuvadır. Balıkçılık, tarım, hayvancılık, saz üretimi, tuz üretimi, ekoturizm, sosyal aktivite, ulaşım olanaklarıyla bölge ve ülke ekonomisine önemli katkıda bulunurlar. Sulak alanlardan sağlanan balık, pirinç gibi kaynaklar bütün canlılar için yaşam kaynağıdır. Bu nedenle su, sulak alanlar ve hayat birbirinden ayrılamaz.'Su ve toprak kaynaklarının kullanımında teknoloji, ekonomi ve çevre konusunda bir dengenin kurulması gerektiğini vurgulayan Ulu, şu bilgileri verdi:'Bölgemizde Meriç Deltası (Edirne) ve Acarlar Longozu (Sakarya) Ramsar Kriterlerini taşıyan Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak, Büyük Akgöl (Sakarya), Küçük Akgöl (Sakarya) ve Keremali (Sakarya) gölleri Mahalli Öneme Haiz Sulak Alan olarak tescil edilmiştir. Bölgemizdeki bu tescilli sulak alanların büyüklüğü 49 bin 906 hektar olup bu alanları daha da artırmak amacıyla farklı illerimizde 35 bin hektarlık sulak alanı planlamış bulunmaktayız.'
Reklam
Anadolu’dan Amsterdam’a Uzanan Müzikal Bir Yolculuk,  “Altın Gün” Bizi Nasıl Büyüledi?
etiket
70’ler Anadolu Rock müziğinden etkilenen birkaç müzisyenin bir araya gelmesinden oluşan bu grup Hollandalı ama menşei adeta Türkiye. Grupta iki de anadili Türkçe olan müzisyen bulunmakta. Funk ve Anadolu Rock müziği harmanı eserler ortaya koyan bu grubu dinlerken hem dans etmek diskolara gitmek isteyecek hem de Anadolu Sound’unun kavrukluğunun etkisiyle kendinizden geçeceksiniz.
Dolar 6 Ayın En Düşük Seviyesinde! 1 Dolar Ne Kadar? 1 Şubat Dolar ve Euro Fiyatları...
Geçen hafta, Ağbal tarafından gerçekleştirilen Enflasyon Raporu sunumu öncesinde 7,43 seviyelerinde bulunan dolar/TL son 6 ayın en düşük seviyesini gördü. TCMB'nın enflasyonla mücadeleyi önceleyen sıkı para politikası ve Başkan Ağbal'a duyulan güvenin etkisiyle düşüşünü sürdürüyor. İşte 1 Şubat döviz piyasasında 15:30 itibariyle son durum...  
Reklam
Gaziantep'te 113 Parça Tarihi Eser Ele Geçirildi
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'te 113 parça tarihi eser ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Şehitkamil İlçesi Arıl Mahallesi'nde M.T'nin adresinde çok sayıda tarihi eser olduğu ve bunları satmaya çalıştığı bilgisine ulaştı.Adrese operasyon düzenleyen ekipler, yaptıkları aramada, 49 gümüş sikke, 35 altın sikke, altın madalyon, bronzdan yapılmış şarap kadehi, melek figürlü heykel, şamdanlık, sürahi, meşale, ibrik, 20 çeşitli obje ile 2 taş kadın heykeli ve kamanın aralarında bulunduğu 113 parça obje ele geçirdi.Gözaltına alınan M.T'nin jandarmadaki işlemleri devam ediyor.
Reklam
Osmaniye'de İçinde Yaklaşık 150 Bin Liralık Altın Bulunan Çanta Çalındı
OSMANİYE (AA) - Osmaniye'de içinde yaklaşık 150 bin liralık altın bulunan çantayı çaldıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 2 şüpheli tutuklandı.Atatürk Caddesi'ndeki kuyumcu dükkanının mesai sonunda kapatmaya hazırlanan iş yeri sahibi, içinde yaklaşık 150 bin liralık altın bulunan çantayı park halindeki minibüsünün bagajına koydu.Daha sonra iş yerinin kapısını kilitleyip aracına dönen ancak açık kalan bagajdaki çantanın yerinde olmadığını fark eden iş yeri sahibi, durumu polise bildirdi.Çevredeki güvenlik kameralarının kayıtlarını inceleyen Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, çantayı alıp kaçan motosikletli şüpheli ile iş yerini gözetleyen zanlının kimliklerini belirledi.Ekipler, çantayı alıp kaçan A.T. ile iş yerini gözetleyen E.S'yi operasyonla gözaltına aldı.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 2 zanlı, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.Güvenlik kamerasına, altınların çalınması ve diğer şüphelinin iş yeri önünde keşif yapması yansıdı.
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - Türkiye'nin Asya Ve Avrupa'ya Açılmasını Sağlayan "Ulaştırma Projeleri" Yatırımcıların İlgisini Çekiyor
ANKARA (AA) - ARİFE YILDIZ ÜNAL - Sadece coğrafi açıdan değil, tarihsel, sosyal, kültürel ve ekonomik avantajlarıyla da yatırımcılara önemli fırsatlar sunan Türkiye, bölge ticaretini daha da hareketlendirecek, turizmi canlandıracak birçok ulaşım ve altyapı yatırımına kapı aralıyor.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Türkiye'de 2002'den itibaren odaklanılan 'yeni ulaşım ve iletişim çağı' stratejisi, yenilenme ve dönüşüm süreciyle devam ediyor.Bu dönüşüm, ulaşım ve haberleşme alanlarında, bütünsel kalkınma odaklı mobilite, dijitalleşme ve lojistik dinamikleriyle şekillenen, yeni, etkin ve dünyayı bu coğrafyaya entegre etme hedefli projelerle yürütülüyor.Türkiye'nin bütünsel kalkınması için ulaşım ve iletişim alanında çok büyük ve önemli projeler 2003'ten bu yana yapılan 910,3 milyar lira yatırımla hayata geçirildi.Ülkeyi daha ileriye taşımayı hedefleyen ulaşım ve haberleşme sektörü projeleri, başta ekonomi olmak üzere her alandaki gelişmenin ana lokomotifleri olarak 2071 yılına uzanan yolculukta en önemli dinamikler olarak görülüyor. Halihazırdaki ihtiyaçlar, beklentiler ve bunların itici gücü olan hedeflere öncelik verilerek gerçekleştirilen ulaştırma yatırımları, yeni dönüşüm sürecinde açığa çıkmamış ihtiyaçlara yönelik yapılacak.Uluslararası bağlantılar güçlendirilecekSürdürülebilir ulaşım ve iletişim yapısının oluşturulması amacıyla yatırımlara kamu-özel iş birliği (KÖİ) modelleriyle alternatif finansman sağlanması, ulaşım yatırımlarının lojistik koridor oluşturma yaklaşımıyla önceliklendirilmesi ve uluslararası bağlantıların güçlendirilmesi planlanıyor.Demir yolu yük ve yolcu taşımacılığını artırarak, çok modlu ve dengeli ulaşımın desteklenmesi amaçlanıyor.Uluslararası tehditlere karşı Türkiye'nin siber güvenliğinin sağlanması ile fiber iletişim altyapısı ve geniş bant iletişiminin yurt genelinde yaygınlaştırılması öngörülüyor.Tüm bu süreçler, yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor.Yatırımların daha hızlı tamamlanarak vatandaşların hizmetine sunulabilmesi amacıyla özel sektörün dinamizmi harekete geçirildi. Böylece toplam 214,7 milyar liralık KÖİ projesi başlatıldı ve bunlardan yüzde 86'sı tamamlandı. Yapımı devam eden KÖİ projeleriyle 30,3 milyar liralık daha yatırım ülkeye kazandırılacak.Asya ve Avrupa arasında köprü görevi gören Türkiye'nin, coğrafi konumunun sağladığı fırsatların ekonomik ve ticari avantaja dönüşebilmesi için multimodal taşımacılığın sağlanması amacıyla demir yolları limanlara, havaalanlarına bağlanıyor.'Ekonomik kazanımlar' Pekin'den Avrupa'ya ulaşıyorCoğrafi konumun sağladığı avantajların ekonomik ve ticari kazanımlara dönüşebilmesi için başta bilinen adıyla 'Orta Koridor', Pekin'den başlıyor, Hazar Denizi'ni geçip, Türkiye'ye geliyor ve buradan da Avrupa'ya ulaşıyor.Gelecek yıllarda 'Kuzey Hat' olarak belirtilen Çin-Rusya (Sibirya) üzerinden Avrupa'ya gerçekleşen yıllık 5 bin blok trenin yüzde 30’unun geçişinin, Türkiye'ye kaydırılması için çalışmalar sürüyor.Orta Koridor ve Bakü-Tiflis-Kars güzergahından yılda 1500 blok trenin işletilmesi ve Çin-Türkiye hattındaki 12 günlük seyir süresinin 10 güne düşürülmesi hedefleniyor. Bu adımlar da yatırımcıların planlarına yön vermesine katkı sağlayacak.Yerli ve milli imkanlarla 5G çalışmalarıTürkiye'nin coğrafi kısıtlarını aşarak mobil haberleşme altyapısını yaygınlaştırmak için artan yatırımlar kapsamında evrensel hizmet projeleriyle 2 bin 575 yerleşim yerine 4,5G hizmeti götürüldü. Ayrıca bu projelerin yüzde 40'ında yerli baz istasyon ULAK kullanıldı.14 Ar-Ge firmasının ve 3 mobil işletmecinin yer aldığı projede 5G altyapısında ihtiyaç duyulan anteninden çekirdek şebekesine kadar tüm ürünlerin, yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesine çalışılıyor.Ro-Ro hatlarıyla ülke ticareti geliştiriliyorDeniz yolu kombine taşımacılığında büyük önem taşıyan ülkeler arası ilişkiler kapsamında bugüne kadar, Azerbaycan, Türkmenistan, Gürcistan, Ukrayna, Özbekistan, Belarus, Kazakistan ve Moldova ile anlaşma imzalandı. Slovenya, İran, Irak, Kırgızistan, Litvanya ve Pakistan içinse süreç devam ediyor.Denizcilikte ülkeler arası ilişkilerin önem arz ettiği konulardan biri olan Ro-Ro hatları kurularak ülke ticaretinin geliştirilmesi için çalışmalar yürütüldü. Bu da söz konusu alana yatırım yapacaklar için fırsatlar sunuyor. Türkiye havacılıkla dünya transit merkezi olacakHavacılığa yapılan yatırımlar ve bu alandaki düzenlemeler sayesinde Türkiye, dünya ortalamasının üzerinde büyüme performansı gösterdi.Türkiye, dünya ve Avrupa havalimanları toplam yolcu sayısı sıralamasında 2018 ve 2019 yıllarında dünyada 10'uncu sırada yer aldı. Avrupa ülkeleri arasında ise 2019'da 5'inci sıraya yerleşti.Havacılık alanında dünyanın transit merkezi olmaya çok müsait olan Türkiye'nin, diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirmek amacıyla 173 ülkeyle Hava Ulaştırma Anlaşması yapıldı.Lojistik merkezler birbirine kesintisiz bağlanıyorAvrupa-Asya ve Afrika kıtaları arasında doğal köprü konumundaki Türkiye'den geçen uluslararası kara yolu koridorlarının uzunluğu yaklaşık 13 bin kilometreyi buluyor.Bu koridorlar için artan transit taşımacılıkla fiziki ve geometrik standartların ve trafik güvenliği seviyesinin yükseltilmesi için çalışmalar artarak devam ediyor.Bu kapsamda önemli lojistik merkezlere, demir yollarına, havalimanlarına ve sınır kapılarına hızlı ve güvenli ulaşımı sağlayacak 20 bin 715 kilometre uzunluğundaki 'Lojistik Karayolu Ağı'nda bölünmüş yol imalatları hızla sürüyor.Kesintisiz trafik akım koşullarının oluşturulmasıyla lojistik merkezler birbirine kesintisiz bağlanıyor. Bu da Türkiye'ye yatırım yapmak isteyenlere kolaylık sağlıyor.Kıtalar arasında mal ve hizmetlerin güvenli ve kesintisiz ulaşımını temin etmek, küresel rekabet endeksinde Türkiye'nin konumunu daha üst sıralara taşıyabilmek için otoyol uzunluğunu artırmaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu projeler yatırımcıların da ilgisini çekiyor. Kara yolu taşımacılığında 24 ülkeyle serbestleşme gerçekleştirildiAvrupa, Asya ve Afrika'yı kapsayan geniş bir coğrafyada, 70'ten fazla ülkeyle uluslararası taşıma anlaşması, 59 ülkeyle ikili kara yolu taşımacılığı anlaşması, 24 ülkeyle de serbestleştirme gerçekleştirildi.Güvenlik açısından kritik önem arz eden konulardan biri de tehlikeli madde taşımacılığı olarak görülüyor. Buna ilişkin uluslararası sözleşmelere taraf olma süreci tamamlandı.Atılan bu adımlar, ulaştırma ve altyapı alanlarında Türkiye'ye yatırım yapmak isteyenlere mesaj olması bakımından da önem taşıyor.
Reklam