Analiz - Şi'nin "Çin Rüyası" Ve Küresel Etkileri
İSTANBUL (AA) -İSHAK TURAN-İki bin yılı aşkın kadim bir devlet geleneğine sahip olan Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Asya Pasifik’in en güçlü mali ve askeri gücüne sahip olduğu gibi dünyanın en kalabalık ülkesidir. Her ne kadar 1839’da Büyük Britanya’nın başlattığı Afyon Savaşı’nda mağlup olmasıyla yaklaşık 150 yıl süren işgaller ve istikrasız bir dönem geçirse de 1946-1949 yılları arasında süren iç savaş sonrasında yeni devleti kuran Mao Zedong liderliğinde göreceli de olsa bir istikrar kazanmıştır. 1978’de iktidara gelen Dıng Şiaoping, Mao dönemindeki kapalı devlet modelini kısa sürede iyi analiz ederek ülke ekonomisini dışa açmaya karar vermiştir. Yaklaşık iki asır önce limanlarını dış dünyaya açmamak için savaşı göze alan Çin’in Dıng döneminde ülke limanlarını gönüllü olarak açmak istemesi, değişen dünya düzeninin de aslında bir gereğiydi.Dıng’ın dışa açılım politikasını hızla benimseyen Çin, ucuz ve nitelikli işgücü sayesinde her yıl giderek daha fazla dış yatırım çekmeye başladı. Her ne kadar liberallerin, Çin’in Batı dünyasıyla karşılıklı bağımlılığını artırdıkça komünist yapıdan vazgeçerek daha demokratik bir yönetim şekline geçeceğine dair umutları olsa da özellikle 1989’daki Tiananmen Olayları ile Çin’in komünist yönetim şeklinden vazgeçmeye hiç de niyetli olmadığı açıkça anlaşılmıştır. Daha sonra ABD, Çin’in özellikle Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliği adaylığını yaklaşık 16 yıl bekleterek küresel sistemle daha uyumlu bir Çin yönetimi hayal etse de bunda da çok başarılı olamamıştır. ABD’nin uzun zamandır takip ettiği bu politika anlayışı, Çin’in kendi çıkarlarına zarar vermeden gelişmesi doğrultusundaydı. Çin’in barışçıl dış politika söylemi ve piyasa düzeni içinde hareket etmesi liberaller tarafından olumlu karşılansa da Kenneth Waltz, Robert Gilpin, Graham Allison ya da John Mearsheimer gibi neorealistler, bu politika anlayışını her zaman gizli bir tuzak kabul ettiler. Neorealistler, Çin’in elbet bir gün ABD’nin karşısına çıkarak hegemonya olmak isteyeceğini iddia etmişlerdir.Çin rüyası ve “Made in China 2025” vizyonuDiğer taraftan Dıng döneminden itibaren takip edilen düşük profilli dış politika anlayışının Şi Cinping yönetimiyle terk edildiği görülmektedir. 2013’te iktidara gelen Şi’nin kısa sürede aktif bir dış politika anlayışını uygulamaya koyması, Çin’e yönelik saklı şüphelerin de gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Şi’nin Dıng ile başlayan iki dönemle sınırlanan devlet başkanlığı sistemini sona erdirerek devlet başkanlarının süresiz iktidarda kalabilmelerine imkân tanıyan yasayı çıkarması, 2013’te Kazakistan ve Endonezya’da hem karadan hem de denizden dünyayı iki koldan saran Kuşak ve Yol (KvY) İnisiyatifini açıklaması, Güney Çin Denizi üzerindeki tartışmalı adalar üzerinde giderek agresif davranması ve askeri amaçlı yapay adalar inşa ettirmesi, “bir ülke iki sistem” yönetim şekliyle yönetilen Hong Kong ile Tayvan üzerinde çok yönlü baskıları artırması, teknoloji alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olma hedefini içeren “Made in China 2025” vizyonu ve daha göreve geldiği ilk gün doğrudan “Çin Rüyası” hayalinin bir gün gerçekleşeceğini iddia etmesi Şi’yi seleflerinden farklı bir yerde konumlandırmıştır. Bazı uzmanlar, Şi’nin bu politika değişikliğinin, ABD Başkanı Barack Obama’nın 2011’de Avustralya Parlamentosunda ilan ettiği “pivot stratejisine” bir karşılık olarak geliştiğini iddia etseler de Şi’nin güçlenen ekonomik gücüne bağlı olarak daha bağımsız hareket ettiği de görülmekte.Çin rüyası, Şi’nin ÇHC’nin sistemde hak ettiği yeri alması ve tam bir saygınlık kazanması için askeri ve ekonomi alanlara ek olarak üstün teknoloji üretiminde de dünyada önde gelen gelişmiş ülkelerden birisi olması hedefine dayanmaktadır. 2012’deki Çin Komünist Partisi sekreterliğine terfi eden Şi Cinping, burada yaptığı konuşmada Çin hayaline atıfta bulunarak, “Tükenmeyen irademizle sürekli çaba göstermeliyiz, Çin’in karakteristik özellikleriyle sosyalizmi ileriye taşımaya devam edelim ve Çin ulusundaki büyük gençleşmenin Çin rüyasını gerçekleştirmesini başarmak için gayret etmeliyiz” [1] diyerek Çin rüyasını gerçekleştirmek için halkının desteğine ihtiyacı olduğunu ve bunu hep birlikte başaracaklarına olan inancını belirtmiştir. Çin rüyası, 2016’da iktidara gelen Trump’ın “Önce Amerika” ya da “Amerika’yı yeniden güçlü yapalım” söylemleriyle de kıyaslanabilir. Şi, Mao ve Dıng gibi karizmatik bir lider olarak anılmak istemektedir ve bunun için de Çin halkı için kayda değer bir başarı sağlamak zorundadır. Şi’nin bu rüyası, ülkenin 100. kuruluş yılı olan 2049’da ÇHC’yi dünyanın en gelişmiş sayılı ülkelerinden birisi yapmak üzerinedir. Bu bağlamda ABD strateji raporlarına da yansıdığı haliyle, Çin donanmasının modernize edilerek artık sadece bölgesinde değil okyanus ötesi operasyonlarda yer alabilecek bir savaşma kabiliyetine ulaşmaya yakın olduğu, küresel etkisini artırdığını ve Şi’nin “Çin Rüyası” hayalini giderek gerçekleştirmeye yakınlaştığı belirtilmektedir. [2]Şi'nin altı aşamalı stratejisiAyrıca Şi, Çin rüyası doğrultusunda ülkesinin güçlenmesinin ABD liderliğinde küresel bir blok hareketine dönmesinden büyük bir kaygı duyuyor ve bu bağlamda altı aşamalı bir yol izlemekte. Birinci olarak, özellikle 2008 krizi sonrasında büyük projeleri hayata geçirmede sıkıntı yaşayan ülkelere kredi desteğinde bulunmakta. Özellikle KvY İnisiyatifi Çin rüyasına giden en büyük adımdır. Bu çerçevede kendi mali fonlarını, kurumlarını ve bankalarını kuran Çin, ABD’nin küresel liberal düzeni şekillendiren Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi uluslararası kurumların rakipsiz olmadığını göstermekte. Diğer bir ifadeyle, bu gelişmeler, ABD’nin Soğuk Savaş sonrası kurmuş olduğu ekonomik düzenin ilk defa Çin’den gelen bir meydan okumayla karşılaşması demek.İkinci olarak Şi, yumuşak karnı olarak bilinen özerk bölgeler üzerinden iç işlerine müdahale edilmesini önlemek istemekte. Son yıllarda Tayvan’ın egemenliği sorunu ile Hong Kong’ta artan protestolar, Çin’in “bir ülke iki sistem” bağlamında kabul edilen bu özerk bölgelerin her anlamda kedisine tabi olmasını istemesinden kaynaklanmakta. Çin, Tayvan ile “1992 Konsensüsü” çerçevesinde hep bir barışçıl birleşmeden yana olduğunu belirtmesine rağmen Ortak Personel Dairesi Başkanı ve Merkezî Askeri Komisyon Üyesi Li Zuocheng’in, Tayvan’ın bağımsızlıkta ısrar etmesi durumunda Çin’in gerekirse Tayvan’ı işgal edebileceğini belirtmesi [3] ilk kez Şi döneminde açıkça dile getirildi. Üçüncü olarak Şi, Çin’in caydırıcı bir güç olduğunu gösterebilmek için askeri güç kapasitesi ile savaş kabiliyetini geliştirmekte. Çin’in ilk defa 2015’te Güney Çin Denizi üzerinde savaş gemilerinin demirleyebileceği ve savaş uçaklarının inebileceği yapay adalar inşa etmeye başlaması Çin’in yeni dış politika anlayışının da göstergelerinden. Çin’in bölge adaları üzerinde Filipinler ile dava konusu olan ve Uluslararası Adalet Divanı’na taşınan Scarborough takımadaları üzerinde kendi aleyhinde verilen kararı tanımamasıyla, bölgede uluslararası hukuk temelinde bir çözümün de olamayacağı görülmüştür. Dahası Çin’in yine ilk defa Şi döneminde uçak gemisi yapmaya başlaması ve gelişmiş füze rampalarıyla sınırlarını korumaya alması da çok önemli bir gelişme. Yine ilk defa Doğu Çin Denizi üzerinde Hava Savunma Tanımlama Sahası (ADIZ) ilan ederek agresif dış politika anlayışını tüm deniz sınırları boyunca devam ettirmektedir.Dördüncü olarak Şi, siyasi alanda uluslararası örgüt ve kurumlarda daha aktif bir rol izleyerek uluslararası sistemde çok sesliliği sağlamaya çalışmaktadır. Şi, çok kutuplu dünya düzenine geçilmesi için askeri ve ekonomik parametreler gibi uluslararası örgütlerin de önemli bir rolü olduğuna inanıyor. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla Trump’ın Dünya Sağlık Örgütü’nü (DSÖ) Çin’in arka bahçesine dönüşmekle ve salgının gizlenmesi konusunda suç ortağı olmakla itham etmesi de Çin’in artan etkisinin bir yansımasıdır. Çin, artan ekonomik gücüne paralel olarak uluslararası örgütlere daha fazla mali destekte bulunuyor ve haliyle bu kurumlar üzerinde de giderek artan bir nüfuza sahip oluyor. Bununla da yetinmeyen Çin, özellikle ekonomi alanında kendi kurumlarını sistemde bir alternatif olarak sunmakta ve söz sahibi olamadığı uluslararası kurum ve örgütlerin küresel etkisini azaltma niyetinde.Beşinci olarak, milli teknoloji hamlesi ile sadece diğer gelişmiş ülkelerin patentli ürünlerini üretmek yerine yüzde 100 “made in China” ürünleri ile rekabetçi sistemde kendine yer edinmeye çalışan Çin, uzay teknolojisinden telekomünikasyona, otomotiv endüstrisinden yenilenebilir enerjiye kadar her sektörde dünyada öncü markalar oluşturmayı başarmıştır. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçlarında da görüldüğü üzere son yıllarda yetkin öğrenciler yetiştiren Çin, rekabetçi sistemde Çin patentli markalarıyla dünyada yeni bir çekim gücü olmayı başarmış ve bir zamanlar yaygın olan “uyduruk Çin malı” algısını kırmıştır. Bu da ABD’nin Çin’e yönelik ticaret savaşı başlatmasındaki en büyük nedenlerden biridir.Son olarak Şi, yükselişinin bir tehdit yerine “kazan-kazan” içinde değerlendirilmesi için yumuşak güç unsurlarını etkili şekilde kullanmaya çalışmaktadır. Bir taraftan medya unsurları ile kendi ideolojisini ve görüşlerini doğrudan diğer ülkelerin yerel dillerine çevirerek dünyanın en ücra köşelerine ulaşabilmekte, diğer taraftan da Konfüçyüs Enstitüleri ile hem dilini hem de kültürünü diğer ülke vatandaşlarına öğretmeyi amaçlamaktadır. Örneğin Türkiye’de Türkçe yayın yapan Xinhua Ajansı, CRI (China Radio International) Türk FM’e ek olarak dört farklı üniversitede de Konfüçyüs Enstitüleri mevcuttur. Böylece Çin, hem doğrudan iletişim kurma şansını yakalamakta hem de Çin’e yönelik önyargıları kırmayı amaçlamaktadır.ÇKP 18. Merkez Komitesi’nde konuşan Cinping, “Çin milletinin büyük yeniden kalkınışının gerçekleştirilmesi, yakınçağdan bu yana milletimizin en büyük rüyasıdır” diyerek, yeni dünya sahnesinde Çin’in hak ettiği yeri alacağını iddia etmiştir. [4] Şi Cinping’in gelecek vizyonu, Çin rüyasının bir süper güç olma hedefi taşıdığı ve bunun da dünyanın geri kalanı için pek de barışçıl olmayacağı yönündeki düşüncelerin giderek zemin kazanmasına neden olmaktadır. Özetle Çin rüyası, artık aşağılanan ya da içişlerine müdahale edilen bir Çin yerine sistemde saygın ve her alanda lider bir Çin haline gelme amacını ifade etmektedir. Her ne kadar Çin rüyasının gerçekleşmesi sistemdeki diğer ülkelerin neler yapabileceğiyle ilişkili olsa da Şi’in son yedi yıldır izlediği politika anlayışı, Çin rüyasının gerçekleşmesi konusunda kararlı olduğunu göstermektedir. [Dr. İshak TURAN, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Alanında Çin Dış Politikası, Enerji Güvenliği ve Tayvan üzerine çalışmalarını sürdürmektedir] [1] BBC. “What does Xi Jinping's China Dream mean?” https://www.bbc.com/news/world-asia-china-22726375[2] DOD (2016). “Military and Security Developments Involving the People’s Republic of China 2016”. Annual Report to Congress, Office of the Secretary of Defense.[3] Yew Lun Tian (2020). Attack on Taiwan an option to stop independence, top China general says. Reuters. https://www.reuters.com/article/us-china-taiwan-security-idUSKBN2350AD[4] Cinping, Şi. “China never seeks hegemony, expansion: Xi”. 2017d. http://www.xinhuanet.com/english/2017-10/18/c_136688622.htm
Bankalardan Turizmcilere 10 Milyar Liralık Kredi Desteği
Türkiye Bankalar Birliği, Turizm Destek Paketi Uygulaması kapsamında, Hazine ve Maliye Bakanlığı garantisi ve Kredi Garanti Fonu kefaleti ile toplam tutarı 10 milyar TL'yi bulan kredi sağlayacak. Krediler, 12 ay geri ödemesiz ve 48 ay vade seçeneğiyle sunulacak.
Grafikli - Kırgızistan'daki Siyasi Kriz Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov'u İstifaya Götürdü
BİŞKEK (AA) - ALİ CURA - Kırgızistan'da 4 Ekim'de yapılan parlamento seçiminin sonuçlarının protesto edilmesiyle başlayan siyasi kriz, Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov’un istifasını getirdi.Son 15 yıldır 'yolsuzluk' iddiaları sık sık gündeme geldiği için 2005 ve 2010’da çıkan olaylar yüzünden cumhurbaşkanı değiştirmek zorunda kalınan Kırgızistan’da 4 Ekim'de yapılan parlamento seçimlerinin sonuçları, ülkeyi bir kez daha cumhurbaşkanını istifaya zorlayan yeni bir kaosa sürükledi.Katılım oranının yüzde 55 civarında olduğu seçimin ilk sonuçlarına göre, 4 siyasi parti yüzde 7'lik barajı aşarak 120 sandalyeli meclise girmeye hak kazandı. Gelecek 5 yıl görev yapacak milletvekili seçim yarışına katılan 16 siyasi partiden 'Birimdik' (Birlik), 'Mekenim Kırgızistan' (Vatanım Kırgızistan), 'Kırgızistan' ve 'Bütün Kırgızistan' meclise girmeyi başardı. Böylece mevcut Meclis Başkanı Dastanbek Cumabekov'un aday gösterildiği Kırgızistan Partisi yerini korurken diğer 3 parti ilk kez parlamentoya girmeye hak kazandı.Seçim sonuçlarının iptal edilmesi istendiSeçimler öncesinde başlayan siyasi parti liderlerinin karşılıklı suçlamaları, taraftar kavgaları, saldırılar, yolsuzluk iddiaları seçim sonrasına da taşındı.'Ata Meken', 'Bir Bol', 'Reforma', 'Bütün Kırgızistan', 'Çok Kazat' partileri ve diğerlerinin barajı aşamadığının ilan edilmesiyle 5 Ekim’den itibaren ülkede sokaklar karıştı. 'Milletvekili seçimlerinin adaletli geçmediğini ve oyların satın alındığını' iddia eden parti liderleri, seçim sonuçlarının iptal edilmesini istedi. Barajı geçemeyen partilerin lider ve üyeleri, seçim sonuçlarını protesto etmek için başkent Bişkek'in ana meydanı Ala-Too'ya çıktı.Bazı göstericilerin Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na doğru yürüyüşe geçmesi ve sarayın ön tarafındaki kapıları zorlaması üzerine polis kalabalığa sert müdahale etti. Göstericiler de polise taş atarak ve çöp konteynerlerini ateşe vererek karşılık verdi.Eski Cumhurbaşkanı Atambayev, cezaevinden çıkarıldı6 Ekim'de gecenin ilerleyen saatlerinde protestocular, 'iktidar yanlısı partilerin hile yoluyla seçimleri kazandığı' iddiasıyla cumhurbaşkanlığı ve hükümet binalarını işgal etti. Polis, bu defa göstericilere müdahale etmedi. Göstericilerin işgal ettiği Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın üst katlarında yangın çıktı ve bir süre sonra bu yangın söndürüldü. Çıkan olaylarda 120 kişi ağır yaralandı, 1 kişi yaşamını yitirdi.Daha sonra protestocular, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na yakın mesafede bulunan ve eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev'in kaldığı Milli Güvenlik Devlet Komitesi'ndeki cezaevine giderek arbede çıkardı. Ardından Atambayev kaldığı cezaevinden çıkarılarak taraftarlarına teslim edildi.Atambayev'in iktidarı döneminde 11 yıl 6 ay hapse mahkum edilen ve suçunu kabul etmediği için Cumhurbaşkanı Ceenbekov'un iktidarında çıkarılan af yasasından kendi isteği ile yararlanmayan eski milletvekili Sadır Caparov da kaldığı hapishaneden serbest bırakıldı. Caparov, 4 Ekim'deki parlamento seçimlerinde seçim barajına az farkla takılan 'Mekençil' adlı siyasi partinin aday listesinin 2. sırasında yer almıştı.Milletvekili seçim sonuçları iptal edildiCumhurbaşkanı Ceenbekov, bazı siyasi güçlerin seçim sonuçlarını bahane edip iktidarı ele geçirmek istediklerini belirterek, aynı gün (6 Ekim) Kırgızistan Merkez Seçim Komisyonu'na 4 Ekim'de yapılan milletvekili seçim sonuçlarının iptal edilmesini tavsiye etti. Merkez Seçim Komisyonu, 6 Ekim'de seçim sonuçlarını iptal etti. Devam eden olaylar nedeniyle Kırgızistan Başbakanı Kubatbek Booronov ve Parlamento Başkanı Dastan Cumabekov görevlerinden istifa etmek zorunda kaldı.Kırgızistan'da seçim sonuçlarını kabul etmeyen muhaliflerin kamu kurumlarını işgali sürerken ülkede durumun kontrol altına alınması için Koordinasyon Kurulu oluşturuldu ve başına eski Bütün Kırgızistan Partisi lideri Adahan Madumarov getirildi. Koordinasyon Kurulunca Bütün Kırgızistan Partisi Üyesi Kursan Asanov İçişleri Bakanlığından ve Parti Üyesi Ömürbek Suvanaliyev de güvenlik güçlerini koordine etmekten sorumlu yapıldı. Kurulun ömrü uzun sürmedi. Asanov ile Suvanaliyev, sorumlu oldukları kurumların personellerince uzaklaştırıldı. Asanov, 'daha sonra kitlesel olaylar çıkardığı' iddiasıyla gözaltına alındı.Hapisten çıkarılan Caparov’a 'başbakanlık' görevi verildiSeçim barajını aşamayan siyasi partilerin taraftarlarının organizasyonunda bir otelde bazı meclis üyeleri toplantı yaptı. Toplantıda, Meclis Başkanlığı görevine Milletvekili Mıktıbek Abdıldayev ve geçici Başbakanlık görevine de 51 yaşındaki Sadır Caparov seçildi.Madumarov'un liderliğinde kurulan Koordinasyon Kurulu'nu tanımayan Caparov, Ala-Too Meydanı'nda taraftarlarıyla bir araya gelerek ülkede hukuki düzeni sağlamak için elinden gelen gayreti göstereceğini belirtti. Bişkek'te 7 Ekim’de 24 saat boyunca göreve çıkmayan güvenlik güçlerinin yokluğunu fırsat bilen bazı gruplar, şehirde yağma teşebbüsünde bulundu.Ülkede olaylar kontrolden çıkarken, gün içinde bakanlıklar, televizyon binaları, kamu ve belediyelerdeki makamlar işgal edilmeye çalışıldı. Bişkek ve Oş Büyükşehir Belediye Başkanları görevinden istifa etti.Bazı parti taraftarlarının baskısı üzerine görevlerinden ayrılan Bişkek ve Oş Belediye Başkanları, 8 Ekim'de makamlarına tekrar geri döndü.Ülkenin çeşitli bölgelerinde yabancıların işlettiği altın madenlerine baskınlar düzenlendiği, madendeki yapıların ateşe verildiği, yağmalandığı ve işgal edilmeye çalışıldığı haberleri geldi. Muhalifler arasında 'iktidar kavgası' başladıGeçici başbakanlık koltuğuna oturtulan Sadır Caparov'un taraftarları, Başbakanlık binası önündeki gösterilerde, Caparov'un başbakanlık koltuğunda kalmasını istedi.Başbakanlık binasının diğer tarafında toplanan Reforma, Ata Meken, İman Nuru Adalet ve Kalkınma adlı parti temsilcileri de başbakanlık koltuğuna genç ve yeni yüzün oturması amacıyla gösteri yaptı.Gösteride, Başbakanlık kapılarının açılması ve kurulmaya çalışılan yeni geçici kabinede Ata Meken Partisi Adayı Tilek Toktogaziyev'in yer alması talepleri dile getirildi. Caparov'u tanımayanlar, Tilek Toktogaziyev’i başbakanları olarak ilan etti.Başbakanlıkta makam mücadelesi yapılırken bina dışında da her iki kesim arasında sert tartışmalar yaşandı.Cumhurbaşkanı Ceenbekov, 8 Ekim'de göstericilere ateş açılması ve olağanüstü halin ilan edilmesi için bilinçli olarak talimat vermediğini, tüm siyasi güçlerin masada toplanmaları çağrısında bulundu.Taraflardan hiçbirinin durumu çözmek için tek bir müzakere platformunu sunmadığını sitem eden Ceenbekov, siyasi güçlerin teklifini beklediğini ifade etti. Ceenbekov, ülkenin hukuki zemine oturur oturmaz cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılmaya hazır olduğunu duyurdu.Ceenbekov, Merkez Seçim Komisyonunun milletvekili seçim sonuçlarını iptal ettiğini ve Komisyonun yeni seçim tarihiyle ilgili kararın alınmasından sonra mevcut siyasi gerilimi düşüreceğine dikkati çekti. Atambayev, Ceenbekov’u istifaya çağırdıCezaevinden çıkarılan eski Cumhurbaşkanı Atambayev, Ceenbekov'un istifasını talep etmek için taraftarlarıyla başkent Bişkek'teki Ala-Too Meydanı'nda toplandı.Ala-Too Meydanı'na yakın mesafedeki Başbakanlık binası önünde gösterilerini sürdüren Caparov'un destekçileri, Atambayev'in taraftarlarının bulunduğu alana gelerek arbede çıkardı.Taş ile müdahale sonucu Atambayev'in taraftarları dağılırken, kalabalık içinde bulunan kimliği belirsiz 1 kişi tarafından Atambayev'in zırhlı aracı kurşunlandı.Atambayev ve oğulları, 10 Ekim'de evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Oğulları, emniyet müdürlüğünde bir süre tutulduktan sonra serbest bırakıldı.Bişkek’te OHAL ilan edildi Cumhurbaşkanı Ceenbekov, 12 Ekim'de kitlesel olaylar nedeniyle can ve mala olası saldırıların önlenmesi amacıyla başkent Bişkek'te Olağanüstü Hal (OHAL) ilan etti.19 Ekim saat 05.00'e kadar geçerli olacak karar uyarınca, 22.00-05.00'te sokağa çıkma yasağı uygulamaya konuldu.Ordu, Bişkek'in girişlerinde, polis ise şehir içindeki asayişi kontrol etmeye başladı. Ordu ve polise, şehir sakinlerinden oluşturulan gönüllü sivil hareketleri de destek verdi.OHAL, parlamento tarafından 16 Ekim'de iptal edildi. Başbakan ve yeni kabine belli olduCumhurbaşkanı Ceenbekov, toplumda Caparov'un Başbakanlığı ve kabinesinin meşruiyetinin sorgulandığını gerekçe göstererek, Caparov'un hükümet yapısı ve programının onaylanması için kendisine gönderdiği kararnameyi veto etti.Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, başbakan adayı, hükümetin programı, yapısı ve kabine üyelerinin onaylanması için Meclisin salt çoğunluğunun, yani en az 61 milletvekilinin, oylamaya bizzat katılması gerektiği vurgulandı.Bu arada, Meclis Başkanlığı görevine 6 Ekim’de seçilen Bir Bol Partisi Milletvekili Mıktıbek Abdıldayev'in görevinden istifa etmesinin ardından Genel Kurulda yeni başkan için seçim yapıldı. Kırgızistan'da Meclis Başkanlığı görevine Kırgızistan Partisi Başkanı Kanat İsayev seçildi.Ceenbekov'un önerisi ile Ala-Arça Cumhurbaşkanlığı Konutları'ndaki Kongre Merkezi'nde toplanan mevcut 120 sandalyeli Meclis üyelerinden 83'ü, Caparov'un başbakanlığı ve kabinesine güvenoyu verdi.Caparov, meclis oturumunda sabıkalı olup olmadığına ilişkin soruya, bir suç işleyerek cezaevine girmediği, siyasi suçlu olduğu yanıtını verdi.Ceenbekov, 14 Ekim'de Caparov başbakanlığında kurulan yeni kabinenin üyelerinin atamalarına ilişkin kararı imzaladı.Yeni kabinede, FETÖ geçmişi olan isimKabine üyelerinin büyük çoğunluğunu değiştiren Caparov'un özellikle Eğitim ve Bilim Bakanlığına getirdiği Almazbek Beyşenaliyev'in özgeçmişi dikkat çekti.Beyşenaliyev'in Türkiye'de terör örgütü ilan edilen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki yüksek eğitim kurumunda ve bu kurumdan mezun olanların kurduğu dernekte yöneticilik yaptığı göze çarptı. Özgeçmişinde Beyşenaliyev, Gülen yandaşlarının 1996'da kurduğu Ala-Too Uluslararası Üniversitesinde 2008-2010'da uluslararası bölümde öğretim görevlisi ve 2014-2017'de Bilim Araştırma ve Dış İlişkilerden Sorumlu Rektör Yardımcılığı görevini üstlendi.Beyşenaliyev, yine Gülen'in kurucusu olduğu bilinen okullarından mezun olanların kurduğu 'Kırgızistan Genç İşadamları Derneğine' 2007-2010'da başkanlık etti.Beyşenaliyev, Başbakanlık Eğitim, Kültür ve Spor Daire Başkanı ile görevini de üstlendi. Caparov ve taraftarlarından da Ceenbekov’a 'istifa' çağrısıKırgızistan'da Başbakanlık koltuğuna oturan Caparov ve taraftarları, Cumhurbaşkanı Ceenbekov'un istifasını ve parlamentonun da kendini feshetmesini talep etti. Ertesi gün (15 Ekim) Cumhurbaşkanı Ceenbekov görevinden istifa etme kararı aldığını açıklayarak, kendisi için her şeyden önce Kırgızistan'da barış, ülkenin bütünlüğü, halkın birliği ve toplumdaki huzurun önemli olduğunu vurguladı.Başbakanlık binası önündeki destekçilerine seslenen Başbakan Caparov, Ceenbekov'un istifasının ardından Meclis Başkanı Kanat İsayev'in cumhurbaşkanlığı görevlerini yerine getirmeye hazır olmadığını bildiren dilekçe yazdığını aktararak, 'Böylece cumhurbaşkanlığı yetkileri bana devredildi.' dedi.Milletvekili seçimlerinin iptali ve Ceenbekov'un istifasının ardından Caparov'un gelecek günlerde yeni cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin tarihini ilan etmesi bekleniyor.
Tayland'da Protestolar Sürerse Sokağa Çıkma Yasağı İlan Edilecek
KUALA LUMPUR (AA) - Tayland'da hükümet karşıtlarının anayasal reform ve Başbakan Prayut Çan-oça'nın istifası için bir süredir düzenlediği protestoların sürmesi halinde sokağa çıkma yasağı ilan edileceği bildirildi.Bu sabah kabinesini toplayan Başbakan Prayut, toplantının ardından yaptığı basın açıklamasında, hükümetin dün aldığı ve başkent Bangkok'ta 5'ten fazla kişinin toplanmasını yasaklayan olağanüstü hal kararının kabine toplantısında onaylandığını belirterek, 'Tayland halkını, bu sorunu hükümeti destekleyerek çözmeye çağırıyorum.' dedi.Anne ve babalara, çocuklarını protestolardan çekme çağrısında bulunan Prayut, 'Yaptıkları şey çok tehlikeli. Bu işin arkasındakilerin asıl amacını bilmiyoruz.' diye konuştu.Tayland Başbakanı, gazetecilerin, gösterilerden ötürü sokağa çıkma yasağı ilan edilip edilmeyeceği sorusuna, 'Eğer durum kontrolden çıkarsa sokağa çıkma yasağı getirilecek. Fakat şu an o aşamada değiliz.' cevabını verdi.Hükümet Change.org sitesine yasak koyduÖte yandan, Dijital Ekonomi ve Toplum Bakanlığı, internet ortamında dilekçe yazılan Change.org sitesinde protestocuların, Tayland Kralı Maha Vajiralongkorn'un Almanya'da istenmeyen kişi ilan edilmesi için kampanya açmasının ardından ülke çapında siteye erişimi engelledi.Yaklaşık 130 bin kişinin imza verdiği dilekçede muhalifler, Tayland Kralı'nın kendi ülkesinden çok Almanya'da ikamet etmesi ve bulunduğu ülkede Tayland siyasetine yön vermesine karşı çıkmıştı.Tayland'da hükümet karşıtı protestolarTayland'da hükümet karşıtları, tartışmalı 2019 genel seçimlerinin ardından muhalefetteki İleri Gelecek Partisinin kapatılarak meclisten ihraç edilmesi üzerine geçen yıl 14 Aralık'ta protestolara başladı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bir süre ara verilen gösteriler, temmuz ayından itibaren geniş kalabalıklarla devam etti.19 Eylül'de başkent Bangkok'ta 50 bin kişilik katılımla 2014'ten bu yana ülkedeki en kalabalık protestoyu gerçekleştiren muhalifler, en son 14 ve 15 Ekim'de büyük çaplı gösteriler yaptı.Son protestoların ardından hükümet 15 Ekim'de, başkent Bangkok'ta 5'ten fazla kişinin toplanmasını yasaklayan olağanüstü hal ilan etti.Kararı dinlemeyen ve aynı gün Bangkok'ta sokaklara dökülen protestocular, gösterilere devam etmeyi planlıyor.Siyasette askeri vesayet ve monarşinin baskılarına karşı çıkan farklı muhalif gruplar, cunta yanlısı hükümetin istifası, adil seçimler için anayasal reform ve monarşinin dokunulmazlığının kaldırılarak hukukun üstünlüğüne tabi olması gibi taleplerde bulunuyor.2014 darbesiTayland'da büyük çapta gösteriler üzerine 9 Aralık 2013'te parlamentoyu fesheden eski Başbakan Yinglak Şinavatra, 2 Şubat 2014'te erken seçim kararı almıştı. Ancak 7 ay süren siyasi tıkanıklığın ve 28 kişinin öldüğü protestoların ardından ordu, 22 Mayıs 2014'te yönetime el koymuştu.Cunta lideri General Prayut Çan-oça, kendisini başbakan ilan etmiş, senato feshedilmişti. Bu dönemde Genelkurmay Başkanı olan Prayut Çan-oça, 'Ulusal Barış ve Düzen Konseyi' adı verilen 'askeri cuntanın lideri' sıfatıyla başbakanlık görevini üstlenmişti.5 yıl süren cunta yönetiminin ardından martta yapılan seçimde, Prayut'un kurucusu olduğu parti, yeni seçim kanununun sağladığı avantajlarla parlamentoda çoğunluğu sağlamış, cunta lideri, tamamı ordu tarafından atanan senatonun desteğiyle yeniden başbakanlık koltuğuna oturmuştu.
Bora Farsak Yazio: Türkiye’de Sağlık
İnsan olmanın en büyük temel ihtiyaçları barınma, giyinme, beslenme, eğitim ve sağlıktır. Hiçbiri diğerinin yerini tutamaz. Ama bir düşünür müsünüz evinizi kendiniz yapabilirsiniz. Belki 10 katlı bir apartman olmaz ama barınacak bir yer yapabilirsiniz. Bir şekilde bir giysi oluşturabilir ya da dikebilirsiniz. Yiyeceklerinizi hem de sokaktan aldıklarınızdan daha sağlıklı bir şekilde yetiştirebilirsiniz. Belki bir matematik dehası oluşturamazsınız ama eğitim verebilirsiniz. Peki ya sağlık???  Hiç kendi kendini ameliyat edebilen birini gördünüz mü?? Demek ki sağlık hep bir numarada. Zaten dünyanın en eski mesleklerinden. Peki pandemi ile birlikte gene kıymete binen ama işimiz düşünce göklere çıkardığımız, işimiz yokken yerden yere vurduğumuz, işimize gelince önce Allah'a sonra sana emanet dediğimiz, işler iyi giderse Allah'a kötü giderse cerraha fatura çıkardığımız sağlık sistemimiz ne durumda?
Analiz - Türkiye'nin Yeniden Asya Girişimi Ve Bangladeş
İSTANBUL (AA) -NAZMÜL İSLAM- Bangladeş’in Türkiye Büyükelçiliği kompleksinin açılış töreninde Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina’nın yaptığı konuşmada tekrar vurguladığı üzere, Bangladeş ile Türkiye arasındaki gayri resmi ilişkiler 13. yüzyılda “Türk General İhtiyaruddin Muhammed Bahtiyar Halaci’nin Bengal’i fethetmesiyle” başlayıp 1974’ten bu yana resmi diplomatik ilişkilerle devam etmektedir. Türkiye ile Bengal halkları arasında orta çağdan günümüze (Saltanat, Babür ve İngiliz dönemleri) kapsamlı ilişkiler mevcuttur. Babür-Osmanlı ilişkilerinin yanı sıra, Bengalli Müslümanlar Türk Kurtuluş Savaşı’nda (1919-1922) Türkiye’ye destek vermişlerdir. Tarih boyunca etkileşimler ve kültürel değişimler farklı yönleriyle önemli işbirlikleri doğurmuştur. Türk siyasetinin ve dış politikasının Soğuk Savaş’tan sonra dünya çapında stratejik önemi artmıştır. 2002’den bu yana Türkiye’nin iç ve dış politikasının dünyanın her köşesinde muazzam etkileri olmakla birlikte, özellikle “çok boyutlu dış politika” açısından, Türkiye eski müttefikliklerini sürdürmek için ekonomik işbirliği, diplomatik angajmanlar, insani yardım, kültürel ilişkiler veya tarihi bağlar gibi birçok aracı kullanmaktadır.Temel işbirliği alanları5 Ağustos 2019’da Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu çok boyutlu bir dış politika yaklaşımı olan “Yeniden Asya” dahilinde, Türkiye ile Asya ülkeleri arasında ticaret, yatırım, eğitim, savunma sanayi, teknoloji, kültür ve siyaset alanlarında diyaloğun artırılmasının önemini vurguladı. Yeniden Asya yaklaşımı ile Türkiye’nin finansal yatırımlarının coğrafi dağılımını çeşitlendirmesi, özel sektörün ticaret kapasitesinin genişletilmesi, akademik işbirliğinin geliştirilmesi ve sosyal etkileşimin artırılması amaçlanmaktadır. Çavuşoğlu’nun belirttiği gibi “Bangladeş canlı ekonomisi ve genç nüfusu ile Türkiye’nin Yeni Asya Girişimi’ndeki kilit ortaklarından biridir”. Bangladeş ekonomik büyüme oranı ve stratejik önemi açısından bölgedeki kilit aktörlerden biridir.Recep Tayyip Erdoğan’ın 2010’daki Dakka ziyareti ve Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina’nın 2012 yılında Türkiye ziyareti sonrasında, Türkiye ile Bangladeş arasında ortaklık büyümekte olup Türkiye-Bangladeş İş Konseyi ve işbirliğini çeşitlendirmek için geniş bir gündemin geliştirilmesi hedeflenmektedir.Türkiye ile Bangladeş arasında yaşanan birkaç yıllık siyasi kriz ve yanlış anlaşılmanın ardından, normalleşme süreci Bangladeş Cumhurbaşkanı Muhammed Abdul Hamid ve dönemin Türk Başbakanı Binali Yıldırım’ın 2017 yılındaki karşılıklı ziyaretleriyle başlamıştı. O zamandan beri, her iki ülke de mevcut ilişkiyi bu iki kardeş devlet arasında bugüne kadar görülmüş en iyi ilişki olarak tanımlamıştı. Bangladeş’in mevcut Dışişleri Bakanı Abul Kalam Abdul Momen Bangladeş’in nüfus büyüklüğü nedeniyle Türkiye için mükemmel bir ekonomik pazar olabileceğini ifade etmiş, Çin ve Hindistan gibi yükselen iki Asyalı güç arasında yer aldığına işaret etmiş, aynı zamanda iki Müslüman ülkenin işbirliğinin barışçıl bir dünya ortak hedefine de hizmet edeceğini vurgulamıştı.Elbette Bangladeş ekonomik işbirliği ve doğrudan yabancı yatırım konularında Türkiye için ilk hedeflerden biridir. Türkiye ile Bangladeş’in ticaret hacmi 2019’da 936 milyon dolara ulaşmıştı ve burada ticari ilişkileri güçlendiren ana alan hazır giyim sektörü olmuştu. Aşağıdaki tablo Bangladeş’in Hindistan’dan sonra Türkiye’nin Güney Asya’daki ikinci en büyük ticaret ortağı olduğunu göstermektedir:Tablo: Türkiye’nin 2010’dan beri Bangladeş, Hindistan ve Pakistan ile ticareti (milyon dolar)2010201820192020(İlk üç ay)Bangladeş1,015858936269Hindistan4,0168,6577.8021,605Pakistan998793865244İkili ticaret hacmi 2010 yılından bu yana 1 milyar dolar seviyesinde kalmasına rağmen, Türkiye bunun 2 ila 3 milyar dolara çıkmasını istemektedir. Şu anda Bangladeş, Avrupa Birliği’nin (AB) 2012’de daha önceki serbest ticaret anlaşması (FTA) girişimini veto etmesi nedeniyle, ekonomik ortaklığı genişletmek için yeni bir ticaret anlaşması (PTA) bağlamında Türkiye ile masaya oturmuştur.Türkiye’nin yumuşak güç politikası kapsamında “Diriliş Ertuğrul”, “Payitaht Abdülhamit”, “Mehmetçik”, “Kurtlar Vadisi Filistin” gibi Türk dizileri başta olmak üzere, TRT World, Anadolu Ajansı (AA), Daily Sabah gibi Türk medyası, Türk hükümetinin bursları, TOGG markalı elektronik arabası, Cezeri markalı uçan arabası, İHA’lar gibi bilim ve teknolojideki Türk yenilikleri ve Recep Tayyip Erdoğan’ın karizmatik liderlik rolü, Bangladeş ile Türkiye arasında halklar arası ilişkilerde büyük bir etki oluşturmaktadır.Son birkaç yılda Türk savunma sanayi Bangladeş için önemli bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Nitekim Bangladeş, ordusu için Otokar Kobra hafif zırhlı araçlar satın almıştır. Ardından Bangladeş 2017 yılında bir Türk firması ile 680 hafif zırhlı araç için sözleşme imzalamıştır. Türkiye’nin ROKETSAN şirketi Bangladeş’e orta menzilli güdümlü çoklu roketatar alayı tedarik etmek için sözleşme imzalamıştır. Ayrıca Türkiye’de 3 binden fazla Bangladeş subayı askerî eğitim almıştır.Bangladeş iki dostu olan Hindistan ve Çin’den gördüğü desteği kaybettiğinde, Türkiye’nin Arakanlı mülteciler konusunda oynadığı rol, Bangladeş ve Türkiye’yi güvenilir bir kardeşlik ilişkisine taşımıştır. Türkiye’nin Arakanlı mülteciler için BM, G20, Meksika-Endonezya-Türkiye-Avustralya (MIKTA) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) nezdinde sürdürdüğü çok taraflı diplomatik mücadele, Bangladeş ve Arakan’a meşru taleplerini dünyaya sunma konusunda yardımcı olmuştur. En önemlisi, Sayın Emine Erdoğan’ın Türkiye eski başbakanı, mevcut dışişleri bakanı, eski aile ve sosyal politikalar bakanı ile birlikte Bangladeş’teki Arakan mülteci kamplarını ziyaret etmesi, dünya kamuoyuna meselenin insani öneminin duturulmasında çok faydalı olmuştur. Diplomatik ve insani kampanyaların yanı sıra, aralarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD), Türk Kızılayı, Türk Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bulunduğu Türk kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile Türk hükümeti Arakanlı mülteciler için hastaneler ve kamplar inşa etmiş, yemek programları ihdas etmiştir.Yeniden Asya yaklaşımı dahilinde, birbirleriyle daha yoğun bir işbirliği arayışında olan Türkiye ve Bangladeş’in ortak inanç, gelenekler ve güvene dayalı, karşılıklı yarar sağlayan ilişkilerini güçlendirmeleri için öncelik vermeleri gereken temel alanlar olarak savunma ve ekonomi ön plana çıkmaktadır.[Nazmül İslam Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi (BAAM) ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Kıdemli Araştırmacı olarak görev yapmaktadır]
Reklam
Lonca'dan Mezun Olan Girişimci Ekip Sayısı 49'A Ulaştı
İSTANBUL (AA) - Katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk’ün yeni fikirleri destekleyip geliştirerek ülke ekonomisine kazandırmak amacıyla hayata geçirdiği Lonca Girişimcilik Merkezi’nde beşinci dönem programı tamamlandı. Kuveyt Türk'ten yapılan açıklamaya göre, yenilikçi iş fikirlerinin geliştirilip ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla Kuveyt Türk tarafından 2017’de kurulan Lonca Girişimcilik Merkezi, beşinci dönem mezunlarını verdi.Kuveyt Türk Bankacılık Üssü’nde düzenlenen ve Teknoloji İletişimcisi ve Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Sertaş Doğanay’ın misafir konuşmacı ve moderatör olarak eşlik ettiği Lonca Demoday etkinliği, pandemiden dolayı misafirlere kapalı gerçekleşti ancak online platfromlardan canlı olarak yayınlanarak 10 binden fazla kişinin erişimine sunuldu. Lonca Girişimcilik Merkezi'nin beşinci döneminden mezun olan 9 girişimci ekip ise Çember, Goldtag, Akıllıfon, Wallids, StrixEye, Ayonvi, Preticks, AlmanPay ve Jetlexa oldu. 40 bin TL’ye kadar hibe desteği verildiGirişimcilerin sadece projelerine odaklanmasını önemseyen Lonca Girişimcilik Merkezi, ekiplere 40 bin TL’ye kadar nakit hibe desteği verdi.Dijital ortamda tasarlanan ve kamp şeklinde organize edilen eğitimlerin de eklendiği hızlandırma programında, girişimlere ulusal ve uluslararası yarışmalara katılım imkânı, 5 bin dolarlık sanal sunucu desteği, pazarlama ve tanıtım desteği Lonca Girişimcilik Merkezi’nin sunduğu ayrıcalıklar arasında yer aldı. Lonca girişimcileri ayrıca startup’lara yatırım amacıyla kurulan Teknogirişim Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na başvuru konusunda da önceliğe sahip olacak. Bunların yanı sıra Lonca Girişimcilik Merkezi İTÜ ARI Teknokent ile iş birliği kapsamında “BİGG Uygulayıcı Kuruluş” olduğundan, Lonca Girişimleri, TÜBİTAK’ın her yıl 300’den fazla genç girişimciye verdiği 200 bin TL hibeden de faydalanma fırsatını yakalıyor. “Genç beyinlere destek olmaya devam edeceğiz”Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Genel Müdür Yardımcısı ve Lonca Yönetim Komitesi Başkanı İrfan Yılmaz, şunları kaydetti: “Kuveyt Türk olarak ülkemize ve ülke ekonomisine değer katmak için startup'lara yardımcı olmaktan ve onlara rehberlik etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Lonca Girişimcilik Merkezi’ne bugüne kadar 1.500’ün üzerinde başvuru aldık. Bu döneme özel sadece FinTech alanında başvuru kabul ettik. Çok yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Yüzlerce başvurunun arasından 9 girişimi seçtik. İlk dört dönemde toplam 40 girişimciyi Lonca’dan mezun etmiştik. Bu mezuniyet törenimizle bu sayıyı 49’a yükseltmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Sürekli eğitim ve gelişim ilkesi doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Lonca Girişimcilik Merkezi, kuruşunun üzerinden sadece 3 yıl geçmiş olmasına karşın ülkemizin en etkin kuluçka merkezi ve girişim hızlandırma programları arasına girme başarısı gösterdi. Lonca gibi merkezlerin toplumumuza, ülkemizin ekonomisine ve geleceğe yapılmış en önemli yatırımlardan biri olduğuna inanıyor ve bu merkezlerin sayısının artmasını temenni ediyoruz. Önceki dönemlerde olduğu gibi beşinci dönemimizden mezun olan girişimcilerimizle de çeşitli platformlarda bir arada olmaya devam edeceğiz. Bu merkezimiz ile gelecekte de inovatif teknolojileri geliştirmek ve yeni ürünlerle ülke ekonomisine katkı sağlamayı amaçlayan girişimcilere destek olmayı sürdüreceğiz.”Beşinci dönem eğitimlerini tamamlayan 9 startup ve faaliyet alanlarıLonca Girişim Merkezi’nin beşinci dönem eğitimlerini tamamlayan 9 startup ve faaliyet alanları şöyle:'Çember: Birikim yapmak isteyen insanları bir araya getirerek ortak bir hedef için para biriktirmelerini sağlayan bir sosyal birikim uygulaması. www.cemberapp.comAkıllıfon: Yapay zekâ tabanlı portföy optimizasyon ve robo danışmanlık platformu. www.akillifon.comGoldtag: Uygun fiyatla altın alım-satımı, diğer kullanıcılara kolayca altın transferi yapma ve özel günler için etkinlik oluşturup altın hediye gönderimine imkan sağlayan dijital bir kuyumcu. www.goldtag.orgWallids: Bulut tabanlı olup yapay zekâ algoritmasıyla çalışan bir siber güvenlik yazılımı. www.wallids.comStrixEye: Bir web uygulamasına gelen tüm istekleri gerçek zamanlı olarak analiz edip anomali tespiti yapan ve ürettiği bulguları bir monitoring servisi olarak sunan bir PaaS ürünü. www.strixeye.comPreticks: Finansal haberleri makine öğrenmesiyle sınıflandıran ve artması öngörülen şirket hisselerinin mobil bildirimlerle kullanıcılara haber verilmesini sağlayan bir servis. www.preticks.comAlmanPay: İnternet üzerinden yapılan ödemelerin ve aboneliklerin güvenli bir şekilde yönetilmesini sağlayan harcama yönetim platformu. www.almanpay.comAyonvi: Marketlerde, akıllı alışveriş arabasıyla ürünleri kolayca okutup kasaya gitmeden ödeme yapmayı sağlayan bir uygulama. www.ayonvi.comJetlexa: Sıklıkla ihtiyaç duyulan hukuki belgelerin hazırlanmasını otomatikleştiren sözleşme otomasyon yazılımı. www.jetlexa.com'
Doğu Biga Madencilik Mesleki Eğitim Kurslarına Başlıyor
İSTANBUL (AA) - Çanakkale’deki projelerinde yüzde 80 yerel istihdam hedefiyle yola çıkan Doğu Biga Madencilik, bu hedefine ulaşmak için mesleki eğitim kurslarına yeniden başlamaya hazırlanıyor. Şirketten yapılan açıklamaya göre, civar köyler ve Çanakkale'den kursiyerler, mesleki eğitimlere katılacak. Eğitimler sonucunda sertifika alacak olan kursiyerler, Doğu Biga Madenciliğin Çanakkale’deki projelerinde istihdam edilebilecek.Açıklamaya göre, Doğu Biga Madencilik, yerel istihdam hedefi kapsamında, başta Kirazlı, Cazgirler ve projeye komşu diğer köyler olmak üzere, madencilik tecrübesi olmayan ancak projelerde çalışmak isteyenleri mesleki kurslarla yetiştirecek. İlgili kurumların denetiminde, Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinde görev yapan konusunda uzman eğitimcilerce düzenlenen kurslarda, iş sağlığı ve güvenliği, çevre, insan kaynakları, temel mekanik, elektrik, madencilik, altın madenciliği, açık ocak madenciliği, operatörlük, sondörlük gibi alanlarda eğitim verilmesi planlanıyor.Şirket, eğitimler sayesinde yetişmiş iş gücü ihtiyacını da bölgeden karşılayarak Çanakkale'nin istihdam ve ekonomisine katkı sağlamayı sürdürmeyi hedefliyor. Açıklamaya göre, Doğu Biga Madencilik, daha önce düzenlediği iş gücü eğitimlerinde, yine yörede yaşayan 2’si kadın 33 kişiye bu eğitimleri vermiş, kursiyerler eğitim aldıkları süreçte de maaş, SGK, servis, öğle yemeği gibi imkanlardan faydalanmıştı. Bu eğitimleri tamamlayan kursiyerler, eğitim gördükleri alanda Türkiye ve dünyada geçerli yeterlilik sertifikalarını alarak meslek sahibi olmuşlardı.
Reklam
Reklam
Hakkari Emniyet Müdürlüğünden Sahte Altın Ve Döviz Uyarısı
HAKKARİ (AA) - Hakkari Emniyet Müdürlüğü, sahte altın, takı ve dövize karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, kent genelinde kuyumculara giderek sahte altın, takı, döviz ve benzeri eşyaları gerçekmiş gibi göstererek satmaya çalışan şahısların olduğunun tespit edildiği belirtildi. Bu kişilerin satmaya çalıştıkları sahte ürünlerin, orijinal ürünlerle ayırt edilemeyecek kadar benzerlik gösterdiğinin tespit edildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:'Kuyumcuların ve vatandaşlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamamaları için bu konuda daha dikkatli olmaları ve böyle bir durumla karşılaştıklarında 112 Acil Çağrı Merkezi veya Asayiş Şube Müdürlüğümüzün 0507 489 00 30 numaralı telefonunu arayarak ihbarda bulunmaları önemle rica olunur.'
Borsa İstanbul'da Kapanış Gongu "5. İstanbul Tasarım Bienali" İçin Çaldı
İSTANBUL (AA) - Bu yıl beşincisi düzenlenen İstanbul Tasarım Bienali’ne 'yüksek katkıda bulunan kuruluş' olarak destek veren Borsa İstanbul'da kapanış gongu bienal için çaldı.Borsa İstanbul'un açıklamasına göre, 5. İstanbul Tasarım Bienali’nin açılışı ve Borsa İstanbul'un bienale desteği için düzenlenen gong törenine, Borsa İstanbul Genel Müdürü Mehmet Hakan Atilla, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak ve İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova katıldı. Açıklamada, gong törenindeki konuşmasına yer verilen Borsa İstanbul Genel Müdürü Mehmet Hakan Atilla, 'Hepimizin bildiği gibi en güzel tasarım insan ve yaşam. Biz de bizim için tasarlanmış bu dünyada bilinçli ya da bilinçsiz şekilde yaşıyoruz. Zaman zaman bozmaya gayret ediyoruz ama genelinde çok iyi tasarlanmış bir yapı olduğunu kabul etmek lazım.' ifadelerini kullandı. Tasarım denilince akla öncelikle empati kurmanın ve algının geldiğini belirtenAtilla, 'Bir sorunu veya ihtiyacı tespit etmek istiyorsanız hem algı hem empati noktasında gelişmiş olmanız icap ediyor. Devamında sorunla ilgili yeniden düşünme, analiz etme ve belki de farklı düşünme noktalarında kendinizi konumlandırmanız gerekiyor. Nihayetinde de üretim, geliştirme ve tasarım aşaması var. Bir çırpıda söylendiğinde kulağa basit geliyor ama uzun bir yolculuk olduğunun farkındayız. Biz de Borsa İstanbul olarak yatırımların tasarımında hatta insanların geleceğinin tasarlanmasında onların yoldaşı olmak, gönüllerinde ve akıllarında yer etmek istiyoruz.' açıklamasında bulundu.İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın da sanata, kültüre ve topluma sağladığı katkılar ve bunu geliştirmek için yaptığı çalışmalarla gündeme gelen çok güzide bir kurum olduğunu dile getiren Atilla, “İki kurumun logolarının tasarım anlamında birbirine çok yakın olması da hoş bir tesadüf. İkisi de figür olarak laleyi seçmişler. İnşallah bu iş birliği, bu ortak paydada artarak devam eder ve önümüzdeki yıllarda da desteğimizi sürdürürüz.” ifadelerini kullandı. 'İstanbul Tasarım Bienali’nin bu yıl da büyük başarıya ulaşacağına gönülden inanıyorum'İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ise 'İstanbul Kültür Sanat Vakfı, İstanbul Tasarım Bienali’ni 2012 yılından bu yana düzenliyor. Bu süreçte düzenlediğimiz dört bienal, tasarımın hayatımızın farklı yönlerindeki etkisini ve kültürel önemini araştırdı. Bunu yaparken bienallerimiz, bu alanın düşünce üretimi için ne kadar verimli topraklar sunduğunu da gösterdi. Bienalin bir başarısı da tasarım ve ilgili alanlarda çalışan, düşünen, üretenleri bir araya getiren, kapsayıcı bir uluslararası platform yaratmak oldu. Bu yıl, bu platformu yaratırken Borsa İstanbul da katkılarıyla bize destek veriyor. Dünya çapında, alanındaki en önemli etkinlikler arasında gösterilen İstanbul Tasarım Bienali’nin, Borsa İstanbul’un da katkılarıyla, bu yıl da büyük başarıya ulaşacağına gönülden inanıyorum.' değerlendirmesinde bulundu. İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova da şunları kaydetti:'Piyasaların kapanış gongunun bugün 5. İstanbul Tasarım Bienali’nin açılışı için çalmasının mutluluğunu sizlerle paylaşıyoruz. 2012 yılından bu yana gerçekleştirilen İstanbul Tasarım Bienali, her iki senede bir geniş bir yelpazede pek çok alanın tasarımla ilişkisini incelerken, ulusal ve uluslararası ağlar içerisinde yaratıcı çevreler, iş dünyası ve akademik dünya arasındaki diyaloğu da besliyor. Bugün açılışını yaptığımız 5. İstanbul Tasarım Bienali ise teknolojik hız ve çevre krizinin damgasını vurduğu bu dönemde 'Empatiye Dönüş' temasıyla, özen göstermeyi öne çıkaran uygulamaları, bağlantı kurmaya dair pratikleri ve duygularımıza aracı olan nesneleri odağına alıyor. Bienale verdikleri destek için Borsa İstanbul’a da teşekkür ediyorum. Her alanda pek çok uygulamanın yeniden tasarlandığı bu olağanüstü günlerde, bienalin empati vurgusunun tasarım alanında ve gündelik hayatımızda farkındalık yaratacağına inanıyorum.' 5. İstanbul Tasarım BienaliAçıklamada yer alan bilgilere göre, küratörlüğünü Mariana Pestana’nın yürüttüğü, 'Empatiye Dönüş', birden fazlası için tasarım başlıklı bienal, sergi mekanlarında, İstanbul sokaklarında ve dijital ortamda farklı ülkelerden ve farklıdisiplinlerden katılımcıların projelerine ev sahipliği yapacak. Bir ay boyunca bienal mekanlarındaziyaret edilebilecek sergilerin yanı sıra açık hava yerleştirmeleriyle şehrin farklı noktalarına yayılacak bienal, dijital projeleriyle de dünyanın her yerinden takip edilebilecek.Bienal kapsamında Pera Müzesi’nde yer alacak müdahaleler ve ARK Kültür’de ziyaret edilebilecek araştırma projeleri arşivi, 15 Kasım'a kadar açık olacak. İstanbul sokaklarına yayılacak müdahaleler, araştırma projeleri ve video serileri ise 30 Nisan 2021’e kadar gelişerek devam edecek. Araştırma projeleri ve dijital projeler altı ay boyunca dünyanın her yerinden takip edilebilecek
Rıfat Kamaşak Yazio: Bir Garip Ar-Ge Hikayesi
etiket
İnovasyon performansını besleyen en önemli parametre araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerinin varlığı. Ülkemizde de birçok işletme bu doğrultuda Ar-Ge merkezleri kurmakta. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı istatistiklerine göre 2020 senesi itibari ile ülkemizde 1239 Ar-Ge ve 371 tasarım merkezi faaliyet gösteriyor ve bu merkezlerde yaklaşık 73.000 kişi çalışıyor. Gayrisafi yurtiçi hasıladan Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan oran yaklaşık %1 ve bu oran Türkiye’yi Global İnovasyon Endeksi’nde 39. sıraya yerleştiriyor. Yani Ar-Ge için çok da fena sayılmayacak bir para harcıyoruz. Ancaaaak, Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımlar açısından 39. sırada yer alırken inovasyon başarısı açısından 51. sıradayız. Yani harcadığımıza oranla daha düşük çıktı yaratıyoruz. Hadi bunun potansiyel sebeplerine bakalım.
Reklam
Burak Arzova Yazio: TikTok ve WeChat Satışı ABD Açısından Bir Başarı Mı?
etiket
Son dönemlerde uluslararası ekonomik ilişkilerde en önemli gündem maddelerinden birisi hiç şüphesiz ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı. Şimdi Pandemi nedeniyle bu konu çok gündemde olmasa da TikTok ve WeChat’in ABD’de el değiştirecek olması bu savaşın bir başka boyutu aslında. Ancak işin ticaret savaşı bir yana Alex Capri (Hinrich Vakfı Kıdemli Araştırmacısı) olayın sadece tarifelerden oluşan bir ticaret savaşından ibaret olmadığını, aslında alttan alta ABD – Çin Teknoloji savaşı olduğunu söylüyor.Capri, Hong Kong'un ticaret yanlısı Hinrich Vakfı için Yeni Bir Teknoloji-Milliyetçilik Çağı'nın Yarı İletken Değer Zincirlerini Nasıl Sarstığına yönelik bir rapor yazmıştı. Özetle; “Teknoloji inovasyonunu doğrudan ekonomik refah, sosyal istikrar ve ulusal güvenlik politikalarına bağlayan yeni bir merkantilizm türü” içinde olduğumuzu belirtiyor. Bu çatışmanın temelinde, mikroçipler için 'merkezi sinir sistemleri ve tüm yeniçağ teknolojisi içindeki beyinler' ve gelişmiş ülkeler için hayati derecede önem taşıyan materyaller ve devre sağlayan yarı iletkenler var. Capri bu cephede, ABD ve Çin arasındaki ayrışmanın kaçınılmaz olduğunu raporunda belirtmiş.
Yunanistan'da Kamu Çalışanları Grevde
ATİNA (AA) - Yunanistan'ın başkenti Atina'daki kamu çalışanları, hükümetin ekonomi ve sosyal güvenlik politikalarını protesto amacıyla bir günlük greve gitti.Yunanistan Kamu Çalışanları Federasyonu (ADEDY) ve Orta Eğitimciler Sendikasının (OLME) çağrısıyla yapılan grev ve protestolar, başkentteki günlük yaşamı olumsuz etkiliyor.Toplu ulaşım ve sağlık çalışanlarının da katıldığı grev nedeniyle metro, tramvay ve otobüs seferlerinin aksadığı kentte, devlet hastanelerinde sadece acil servisler hizmet veriyor.Sivil Havacılık Teşkilatı (YPA) çalışanlarının greve katılımları nedeniyle iç ve dış hatlarda yapılması planlanan uçak seferlerinde de aksamalar yaşanıyor.Öte yandan ADEDY, OLME ve diğer sendika üyeleri, Klaftmonos Meydanı'ndan parlamento binasının da bulunduğu Sintagma Meydanı'na yürümek istedi. Polisin, bir grup göstericinin molotofkokteylli saldırısına biber gazıyla yanıt verdiği gösteride, 10 kişi gözaltına alındı.
Reklam
Bakan Varank, Türk-Macar Yapay Zeka Ve Yüksek Teknoloji Konferansı'nda Konuştu:
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'nin kamu, özel sektör ve akademi ortaklığıyla hazırlanan Ulusal Yapay Stratejisi'nin yakında açıklanacağını belirterek, 'Stratejimizde yapay zeka politikalarının yetenek geliştirme, bilimsel araştırma, etik, kapsayıcılık ve dijital altyapı yönlerine özel bir vurgu yapıyoruz. Stratejik hedeflerimizi ve öncelikli alanlarımızı belirledik.' dedi.Bakan Varank, Macaristan Yenilikçilik ve Teknoloji Bakanı Laszlo Palkovics'in de katılımıyla dijital platformda gerçekleştirilen Türk-Macar Yapay Zeka ve Yüksek Teknoloji Konferansı'nda yaptığı konuşmada, gelişen teknolojilerin tüm ülkeleri proaktif ve yenilikçi olmaya zorladığını söyledi. Etkinliğin Türk-Macar iş birliğini yeni bir düzeye taşımada önemli bir rol oynayacağını ifade eden Varank, yapay zeka politikalarında ABD ve Çin gibi ülkelerin yaptığı çalışmalara dikkati çekti. Varank, 'Bu alana yeterince dikkat göstermezsek geride kalacağız. Paradigma değiştirecek bu gerçeklik için erken harekete geçmeliyiz. Sosyal refah, insani değerler, adil bir yasal yapı, uygun ekosistem ve yatırım teşvik mekanizmalarını destekleyecek bütünsel bir yapay zeka politikası hazırlamak politika yapıcılar olarak bizim temel sorumluluğumuz.' diye konuştu.Varank, yapay zeka alanında uluslararası standartlar ve etik normların tüm ülkelerin katılımıyla belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.'Stratejik hedefleri ve öncelikli alanlarımızı belirledik'Yapay zeka konusunda uluslararası çalışmaları yakından takip ettiklerini vurgulayan Varank, Türkiye'nin 47 üye devletin bulunduğu Avrupa Konseyi Yapay Zeka Komitesi toplantılarına aktif olarak katıldığını bildirdi.Varank, Türkiye'nin kamu, özel sektör ve akademi ortaklığıyla hazırlanan Ulusal Yapay Stratejisi'nin yakında açıklanacağı bilgisini vererek, 'Stratejimizde yapay zeka politikalarının yetenek geliştirme, bilimsel araştırma, etik, kapsayıcılık ve dijital altyapı yönlerine özel bir vurgu yapıyoruz. Stratejik hedeflerimizi ve öncelikli alanlarımızı belirledik. Umuyorum ki yapay zeka ekosistemimiz için güçlü bir çerçeve oluşturacağız.' ifadelerini kullandı.Ulusal Yapay Zeka Enstitüsünü de yapılandırma sürecinde olduklarını belirten Varank, söz konusu enstitünün, araştırmacıları, özel sektör şirketlerini, girişimcileri ve kamu kurumlarını bir araya getireceğini söyledi.Varank, enstitüde araştırma bölümleri, yetkinlik merkezleri ve birlikte geliştirme laboratuvarlarının bulunduğu 3 katman oluşturmayı planladıklarını vurgulayarak, 'Böyle bir yapı, yapay zeka politikalarının çok disiplinli bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu açıkça işaret ediyor. Ekosistem genelinde rekabet öncesi iş birliği imkanları oluşturup, yapay zeka çıktılarımızın etkisini artıracağız. Enstitüdeki birlikte geliştirme vizyonumuz, dış paydaşların da ekosistemin parçası olmasını destekliyor.' değerlendirmesinde bulundu.'İnsan kaynağına yatırım temel önceliğimiz'İnsan kaynağına yatırım yapmanın da bu alandaki temel önceliklerden biri olduğuna dikkati çeken Varank, yakın zamanda 4 üniversitede 'Yapay Zeka' bölümü kurulduğunu anımsattı.Varank, geçen yıl başlatılan Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı'na da değinerek, 'Programla yapay zekaya ilişkin alanlara da burs veriyoruz. Büyük veri, doğal dil işleme, görüntü işleme, otonom sürüş ve ses tanıma bu alanlardan sadece birkaçı.' dedi.Ayrıca, Ar-Ge ve inovasyona öncelik veren araştırma faaliyetlerini de teşvik ettiklerini belirten Varank, şöyle konuştu:'Türkiye, yapay zeka alanındaki yayın sayısına göre dünyada 16'ncı sırada yer alıyor. Ulusal araştırma enstitümüz TÜBİTAK, son 10 yılda yaklaşık 2 bin yapay zeka projesine fon sağladı. Bu projeler, derin öğrenme, makine öğrenimi, karar destek sistemleri, e-ticaret ve büyük veriyle ilgili olanları kapsıyor.' Varank, teknoloji tabanlı girişimlere de finansal destek sağladıklarını ifade ederek, kısa süre önce erken aşama girişimlerinin finansa erişimi için Teknoloji ve İnovasyon Yatırım Fonunu kurduklarını anımsattı.Yapay zeka uygulamalarının günlük hayata daha fazla entegre edilmesi için paydaşlarla çalışıldığına işaret eden Varank, 'Dijital Dönüşüm Ofisimiz yapay zeka tabanlı 'Türk Beyin Projesi'ni yürütüyor. Bu proje, beyin MR görüntülerindeki anormallikleri kısa sürede başarıyla tespit ederek hekimlere yardımcı oluyor. Bu gibi insan merkezli çözümleri sağlık, finans, eğitim gibi alanlara yaymayı planlıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.'Macaristan ile yapay zeka alanında birlikte çalışabiliriz'Varank, Türkiye ve Macaristan'ın yapay zeka konularında benzer yaklaşımları olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Veri üretiminden ortak ürünler geliştirmeye kadar yapay zeka değer zincirindeki tüm alanlarda birlikte çalışabiliriz. Araştırma kurumlarımız, yapay teknolojilerin gelişimini teşvik etmek için ortak proje çağrıları başlatabilir. Avrupa Birliği kapsamındaki projelerde büyük bir iş birliği potansiyelimiz var. AB'nin bir sonraki çok yıllı mali planı bize yeni iş birliği fırsatları sunuyor. Digital Avrupa Programı, süper bilgisayarlar, yapay zeka, siber güvenlik, yüksek dijital beceriler ve dijital inovasyon merkezleri alanlarında yatırımları artıracak. Türkiye olarak bu programa katılmayı değerlendiriyoruz. Bu kapsamda Macaristan ile birlikte yeni ortaklıklar kurabilir ve ortak uygulamaları destekleyebiliriz.'İki ülke arasında, tecrübe aktarımı ve insan kaynağı değişimi gibi alanlarda büyük fırsatlar olduğuna dikkati çeken Varank, 'Macaristan ile açık iletişim kanalları kurmayı ve birlikte büyümeyi umuyoruz. Ülkelerimiz arasında yapay zeka ve dijital ekonomi alanlarında potansiyel iş birliği fırsatlarını tartışabileceğimiz yeni bir çalışma grubu kurmayı öneriyorum. Kapımız araştırmacılara ve iş insanlarına da her zaman açık olacak.' dedi.
Tü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uzunoğlu: "Salgının Dünyadaki Ülkelere Faturası 12 Trilyon Dolar"
EDİRNE (AA) - Trakya Üniversitesi (TÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm ülkelere mali faturasının 12 trilyon dolar olduğunu belirtti.Prof. Dr. Uzunoğlu, online olarak düzenlenen '4. Uluslararası Katılımlı Ekonomi Araştırmaları ve Finansal Piyasalar Kongresi'nde yaptığı sunumda, Kovid-19 salgınının ülke ekonomilerini olumsuz etkilediğini söyledi.Kovid-19 salgınının tüm dünyada etkisini gösterdiğini vurgulayan Uzunoğlu, uzun süren salgın döneminin maliyetinin ağır olduğunu ifade etti.Dünyanın zor bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Uzunoğlu, 'Salgının mali faturası tüm dünyadaki ülkelere 12 trilyon dolar oldu. Bunların içinde destekler var, sübvansiyonlar var. Tabi bu miktar belki daha da artacak önümüzdeki dönemde.' dedi.Prof. Dr. Uzunoğlu, ekonomik sorunların doğru destekleme modelleriyle aşılabileceğini dile getirdi.
"Altın Pasaportlar" Rum Yönetimini Sarsmaya Devam Ediyor
LEFKOŞA (AA) - Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde (GKRY) suça karışmış kişilerin de yararlandığı 'yatırım karşılığı vatandaşlık' diğer ismiyle 'altın pasaportlar' programıyla ilgili adı skandallara karışan Rum Meclisi Başkanı Dimitris Şilluris istifa etti.Rum basınındaki habere göre, Şilluris, sabıka kaydı bulunan Çinli bir iş insanının Kıbrıs pasaportunu güvence altına almasına yardım etmeye hazır olduğuna dair gizli çekilmiş görüntülerin, Al Jazeera tarafından yayınlanmasının ardından artan kamuoyu baskısı nedeniyle istifa ettiğini yazılı olarak duyurdu.Şilluris, parlamentodaki koltuğunu da bıraktığını açıkladı. Hafta başında yayınlanan görüntüAl Jazeera tarafından hafta başında yayınlanan görüntülerin ardından açıklamalarda bulunan Şilluris, yaşananlardan ötürü kamuoyundan özür dilemiş, 19 Ekim itibarıyla görevinden 'uzak duracağını' ve araştırmaların tamamlanması sonrasına kararını duyuracağını belirtmişti.Görüntülerde yer alan AKEL Milletvekili Hristakis Ciovanis de 2 gün önce istifa etmişti.Rum Bakanlar Kurulu, salı günü gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda, Rum kesiminin yabancı yatırımcılara para karşılığında vatandaşlık verilmesi kriterlerini içeren programı iptal etmişti.Kararın, Şilluris ve Ciovanis'ın sabıka kaydı olan Çinli bir iş adamının Kıbrıs pasaportunu güvence altına almasına yardım etmeye hazır olduklarına dair gizli çekilmiş görüntülerin, Al Jazeera tarafından yayınlanmasının ardından alındığı belirtilmişti.Kararın 1 Kasım itibarıyla yürürlüğe gireceği kaydedilmişti.Al Jazeera'nın haberinde, Rum yönetiminin 2017-2019'da 1400'den fazla pasaport başvurusunu onayladığı yer almıştı.Al Jazeera'nın ele geçirdiği çok sayıda resmi belge, 70'ten fazla ülkeden hükümlü dolandırıcıların, kara para aklayanların ve yolsuzlukla suçlanan siyasilerin, GKRY'den 'altın pasaportlar' diye anılan vatandaşlık belgesi aldığını ortaya koymuştu.Bu tarihler arasında altın pasaportlar için en fazla başvurunun Rusya, Çin ve Ukrayna'dan yapıldığı kaydedilmişti.Altın pasaportlar programıAvrupa Birliği (AB) üyesi GKRY, son yıllarda farklı ülkelerden suçla bağlantılı binlerce kişiye, para karşılığında 'altın pasaportlar', diğer ismiyle 'yatırım karşılığı vatandaşlık' adı altında vatandaşlık verdi.2013'te hayata geçirilen Kıbrıs Rum kesimi yatırım karşılığı vatandaşlık programına göre, GKRY vatandaşlığı için 2 milyon avro değerinde gayrimenkul satın almak ya da 2,5 milyon avroluk yatırım yapmak yeterliydi.Uygulamaya göre, pasaport alacak kişilerin temiz bir sabıka kaydına sahip olmaları gerekmesine rağmen GKRY bu kriteri çok dikkate almadı.Rum kesiminin büyük gelir elde ettiği altın pasaport uygulaması, AB tarafından da tepki görüyordu. Bu uygulamadan başta Rusya ve Ukrayna vatandaşları olmak üzere çok sayıda ülkeden suç ve yolsuzlukla bağlantılı kişiler faydalandı.Kıbrıs Rum kesimi pasaportları, AB üyeliğinden ötürü Avrupa'ya girişi kısıtlanan şahıslar için önemli olurken, bu pasaportları taşıyanlar, 27 Avrupa ülkesinde serbestçe seyahat edebiliyor, iş ve bankacılık işlemleri yapabiliyor.Kıbrıs Rum kesiminin, yatırım karşılığı vatandaşlık programı sayesinde 2013'ten bu yana yaklaşık 7 milyar avro gelir elde ettiği tahmin ediliyor.
Reklam