doğal gaz Haberleri

doğal gaz ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. doğal gaz ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Sera Etkisi Nedir? Sera Etkisi Anlamı ve Hakkında Bilgi
Dünya , enerjisinin büyük bir bölümünü fosil yakıtları yakarak sağlar; sadece petrol değil, kömür ve doğal gaz da dâhil . Bu yanma sonucunda karbondioksit açığa çıkar. Karbon , yüz milyonlarca yıldır yeryüzündeki fosil yakıtlarda depolanmıştır. Özellikle son yüzyılda, büyük miktarlarda fosil yakıt yakılması sonucu, açığa çıkan karbondioksitte de artış olmuştur. Bütün karbondioksit atmosferde kalmaz; bir kısmı okyanus ve göl sularında çözünür ve bir kısmı da, kalsiyum ve magnezyum karbonat formunda kayaya dönüşür. Fakat ölçümler, atmosferdeki karbondioksit miktarının her yıl yavaşça arttığını gösteriyor.
Skoda'nın Yeni "Vision"U
Skoda Vision C konsepti, markanın gelişiminin ve tasarım anlayışındaki bir sonraki aşamanın simgesi olarak Cenevre Motor Show’da beğenilere sunuldu. Fuarda, ailelere ve maceracı ruhlara hitap eden Octavia Scout modelinin yanı sıra CNG (Sıkıştırılmış Doğal Gaz) ile çalışan seri üretim ilk Octavia da yerini alırken, eşsiz ve özel Octavia L&K, Yeti, Rapid Spaceback ve Citigo’nun Monte Carlo versiyonları da tanıtıldı. Çek otomobil üreticisi Skoda, markanın dinamizmini Cenevre Motor Show’da sergilediği yeni modeller ve versiyonlarla bir kez daha ortaya koydu. Son yıllarda dinamik modeller ve tasarım felsefesindeki gelişimle kaydettiği başarıyı “VisionC” coupe konseptiyle bir sonraki aşamaya taşıyan Skoda, fuarda yeni Octavia Scout ve doğalgazlı Octavia G-TEC’in dünya lansmanları gerçekleştirdi. Ayrıca yeni Octavia’nın en üst donanım seviyesini oluşturan Laurin & Klement versiyonu da Cenevre’de ilk kez görücüye çıktı. Skoda, sportif donanımlara sahip Yeti, Rapid Spaceback ve Citigo’nun yeni Monte Carlo özel versiyonlarını da fuarda sergiledi. Önemli bir kilometre taşı: “Skoda VisionC” Dinamik ve seçkin bir 5 kapılı coupe tasarım çalışması olan “Skoda VisionC”, kusursuz çizgileri ve mükemmel orantılara sahip hatlarıyla ön plana çıktı. Skoda’nın bu tasarım çalışması, aynı zamanda fonksiyonellik ve çevreye saygı anlamında da sofistike bir araç. Skoda’dan beklendiği üzere oldukça ferah bir iç mekana, mükemmel aerodinamik yapıya sahip Skoda VisionC, aynı zamanda doğal gazla çalışıyor. Marka açısından bir ilk olan beş kapılı coupe tasarımını görücüye çıkartan Skoda, böylece yeni araç konseptlerine uzak olmadığını da açıklıkla ortaya koydu. VisionC’yi, tasarım anlayışlarının bir sonraki aşamasının habercisi olarak niteleyen Skoda CEO’su Prof. Dr. Winfried Vahland, “Bu araç, Skoda’nın hareketli bir marka olduğunu açıkça kanıtlıyor. Skoda’nın geleneksel değerlerinden ödün vermeden, sofistike tasarımlar sunup, markanın duygusal karizmasını pekiştirmeyi amaçlıyoruz. Şirket tarihinin en büyük model atağı çerçevesinde, önümüzdeki yıllarda model ailemizi genişletmeye ve geliştirmeye devam edeceğiz” dedi. Skoda Satış & Pazarlama’dan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Werner Eichhorn da Cenevre’de görücüye çıkan “VisionC” konseptinin, marka tasarım dili açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu vurgulayarak, “Skoda VisionC, heyecan verici ve açıkça, atılım içinde olan bir markayı temsil etmekte” diye konuştu. Çok yönlü ve maceraya hazır “Skoda Octavia Scout” Yeni Skoda Octavia Scout modelinin dünya lansmanı da Cenevre’de yapıldı. Bir crossover olan Octavia Scout, güçlü off-road aracı görüntüsü, zorlu zemin koşullarında bile mükemmel olan sürüş dinamikleri, güçlü modern dört tekerlekten çekiş sistemi ve yenilikçi teknolojileriyle gerçek bir scout konsepti deneyimi sunuyor. Çok yönlülüğüne ek olarak, yeni Octavia Scout, yeni nesil Octavia’nın tüm en iyi özelliklerini de üzerinde barındırıyor: yüksek fonksiyonellik, olağanüstü ferah iç mekan, mükemmel kalite, en yeni güvenlik ve konfor donanımları. Farklı yeteneklere sahip olan Octavia Scout, off-road koşullarında olduğu kadar, çarpıcı maceracı görünümüyle kendisini caddelerde de fark ettiren gerçek bir karakter. Güçlü ön ve arka tamponlar, aracı çevreleyen plastik koruma bantları Octavia Scout modelinin ayırt edici görsel özelliklerinden. Yerden yüksekliği 171 mm’ye çıkarılan araç, böylece standart Octavia’dan 33 mm daha yüksek hale gelirken, iç mekanında da Scout modeline özel bazı tasarım unsurları taşıyor. Beşinci nesil Haldex kavrama sistemine sahip dört tekerlekten çekiş sistemi, arazi koşullarında bile mükemmel sürüş kalitesi sunuyor. Yeni Octavia Scout, mükemmel yokuş tırmanma performansı ve yol tutuşuyla da yüksek puanlar topluyor. Octavia Scout’ta ayrıca yenilikçi çok kollu arka aks bulunuyor. Güçleri 184 PS’ye kadar ulaşan motor seçenekleri arasında iki dizel ve bir benzinli motor bulunuyor. Bir önceki modelle karşılaştırıldığında yeni Octavia Scout’ta emisyon ve tüketim değerleri ortalama yüzde 20 oranında düşürüldü. Skoda Octavia G-TEC: “doğayı önem veren erişilebilir teknoloji” Octavia’nın seri üretim ilk doğalgazlı versiyonu olan “Skoda Octavia G-TEC” de Cenevre’de dünya lansmanı yapılan modelleri arasında yer aldı. Yeni Octavia G-TEC, Skoda yelpazesini doğa dostu ve erişilebilir modellerle genişletmesi açısından önemli bir kilometre taşını simgeliyor. 1.4 TSI 110 HP’lik hem benzin hem de doğalgazla çalışabilen motora sahip Octavia G-TEC, bir depo yakıtla maksimum 1.330 km menzile ulaşabilen “yakıt ekonomisi uzmanı” olarak nitelendiriliyor. İki tam dolu gaz tankı toplam 410 km’lik menzil sağlıyor. CNG tankları boşken, araç otomatik olarak benzinle yola devam ediyor. Sadece benzinle aracın katedebildiği toplam yol ise 920 km. Octavia G-TEC doğa dostu Green paket ile (Start-stop sistemi ve fren enerjisi geri kazanım sistemi standart) satılıyor. Yakıt tüketimi 100 km’de 5.4 m3 (3.5kg), doğal gaz ve emisyon değeri yalnızca 97 g/km. Doğa dostu doğal gaz seçeneği Skoda Octavia’nın Octavia Combi modellerinde de sunuluyor. Octavia, Çek üreticinin Citigo’dan sonra doğal gazlı versiyona sahip ikinci aracı oluyor. Ekonomik, düşük emisyonlu Skoda GreenLine modelleri, olağanüstü çevresel değerler sunuyor. Şu anda emisyon değerleri 120 g CO2/km’nin altında olan 97 Skoda modeli bulunurken, bunun 17’sinin CO2 salımı 100 g CO2/km’nin altında. Eşsiz ve zarif “Octavia L&K” Cenevre Motor Show’da tanıtılan ve Çek üreticinin kurucularından Laurin ile Klement’in isimlerini simgeleyen Skoda Octavia L&K ise eşsiz bir zarafet sunuyor. Bu üst donanım paketi ise Skoda Octavia ve Octavia Combi’de yer alıyor. L&K paketinin donanımları arasında; 18 inç alüminyum jantlar, LED gündüz farlarına sahip bi-xenon farlar, LED teknolojili stop lambaları, iç mekandaysa 4 kollu çok fonksiyonlu direksiyon simidi, eşsiz kahverengi deri/Alcantara koltuklar, Canton ses sitemi ve yeni dekoratif döşemeler bulunuyor. Yeni Octavia L&K, üç güçlü motor seçeneğine sahip. Bunlar 1.8 TSI/184 HP benzinli, 2.0 TDI/150 HP ve 2.0 TDI/184 HP dizel motorlar. 1.8 TSI ve 2.0 TDI/150 HP motorlarda manuel veya DSG otomatik şanzıman seçenekleri bulunuyor. 2.0 TDI/150 HP’lik manuel şanzımanlı dizel motor, 4 tekerlekten çekiş sistemiyle tercih edilebiliyor. 2.0 TDI/184 HP motor seçeneğiyse 6 ileri DSG şanzıman ve dört tekerlekten çekiş sistemiyle 2014 yılının ikinci yarısından itibaren satışa çıkıyor. Monte Carlo model ailesi genişliyor Skoda’nın Cenevre’de sunduğu diğer yenilikler ise daha sportif tarza sahip üç yeni Monte Carlo versiyonu. Çek üretici, Yeti, Rapid Spaceback ve Citigo’nun Monte Carlo versiyonlarını ilk kez bu fuarda sergiledi. Bu üç yeni üyenin katılmasıyla, daha önceden tanıtılan Fabia ve Fabia Combi’yle birlikte Monte Carlo özel modellerinin sayısı da 5’e yükseldi. Sportif tasarıma sahip araçlarda etkileyici siyah 15–17 inç alüminyum jantlar, karartılmış arka yan camlar ve ayırt edici siyah tasarım unsurları kullanılıyor. Yeti ve Rapid Spaceback Monte Carlo, siyah tavana sahip. Monte Carlo modellerinin iç mekanında özel kırmızı dikişli direksiyon simidi, siyah iç mekan ve özel tasarımlı spor koltuklar bulunuyor. Bu özel modeller Skoda’nın motor sporlarındaki başarısını simgeliyor.
Yurtdışında Çalışmak: Dünyanın En Cazip 20 Mesleği
HemşireSon 10 yıldır birçok ülkede* hemşirelere talep var.Avustralya'da ihtiyaç duyulan hemşireler arasında ruh sağlığı alanında ve ameliyatlarda çalışan hemşireler var. Ücret yılda 55.617 Avustralya dolarından (57.876 ABD doları) başlıyor.2013'te Avusturya'nın listesinde 13 alanda hemşireye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Psikiyatri ve pediyatrinin yanı sıra ameliyathanede çalışacak hemşireler de aranıyor.Belçika'nın aradığı hemşireler arasında yaşlıların ve hastaların sıkıntısını azaltmaya yönelik geriatrik ve palyatif bakım hizmetleri sunabilecek, acil koğuşlarında görev yapacak hemşireler var.Hükümete göre, Almanya'da yaşlılara bakım hizmeti sunan her hemşireye karşılık bu alanda çalışacak üç kişiye daha ihtiyaç var.İngiltere yeni doğanların yoğun bakım koğuşunda ve ameliyathanede çalışacak hemşireler arıyor.Florida ve California, ABD'de en çok hemşire açığı bulunan eyaletler. Ortalama yıllık ücret (2011'de) .110 tutarındaydı.Hemşireler dünyada en çok aranan meslek sahiplerinden. Peki ya siz?Makine mühendisiÖzellikle havacılıkta ve otomotiv sanayiinde 18 ülkede* makine mühendislerine ihtiyaç var.Avusturya'nın talep listesinde 23 alanda çalışacak makine mühendisi ve teknisyenler yer alıyor. Bunlar arasında otomotiv, ısıtma, havalandırma ve klima cihazları alanında çalışanlar da var.Almanya özellikle otomotiv sanayiinde çalışacak mühendisler arıyor.Singapur, otomasyon ve hassas cihaz mühendisliği dallarında çalışacak makine mühendisliği mezunları arıyor. Ücretler yılda yaklaşık .200'den başlıyor.İspanya'da işsizlik oranı yüksek olmasına karşın, makine mühendislerinin iş bulma şansı genelde diğerlerinden fazla görülüyor.İngiltere havacılık ve uzay sanayiinde çalışacak makine mühendisleri arıyor. Yeni mezunlar yılda ortalama £23.000 (.850) kazanıyor.Makine mühendisleri dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?DoktorAnestezi uzmanları, gastroentereloglar ve nörolojik cerrahi uzmanları Avustralya'da ihtiyaç duyulan 30 uzmanlık dalı içerisinde.Almanya'nın yaklaşık 5000 doktora ihtiyacı var. Ülkedeki en yüksek ücretli iş olan doktorlukta yılda ortalama 49.000 euro ($ 63.741) kazanılıyor.Yeni Zelanda'nın pratisyen hekimlere ve en az 10 dalda uzman sağlık personeline ihtiyacı var. Bunlar arasında genel cerrahi ve anestezi uzmanları da bulunuyor.İngiltere'nin pediyatri ve jinekoloji gibi en az yedi dalda doktorlara, ayrıca hematoloji ve adli psikiyatri gibi konularda uzman sağlık personeline ihtiyacı var.Doktorlar dünyada en çok aranan meslek sahiplerinden. Peki ya siz?Elektrik mühendisiElektrik mühendisleri ve teknisyenlere özellikle enerji ve inşaat sektörlerinde ihtiyaç duyuluyor.Avusturya otomotiv, enerji ve inşaat sektörlerinde çalışacak mühendis ve teknisyenler arıyor.Elektrik mühendisliği Macaristan'da en fazla uzun vadeli işgücü eksikliği olan 10 meslekten biri.Singapur'da kimyasal ve biyo-medikal üretim, deniz ve offshore, havacılık ve uzay sektörlerinde elektrik mühendislerine ihtiyaç var.İngiltere petrol, doğal gaz sanayii ve enerji dağıtım sektöründe çalışacak elektrik mühendisleri arıyor. Yeni mezunlara ödenen ücret yılda ortalama £23.000 (.850).Elektrik mühendisleri dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Bilgisayar uzmanı ve programcısıBu uzmanlar AR-GE çalışmaları yapar veya yazılımlar, uygulamalar, web siteleri için program kodu ve talimatlar hazırlar.Avusturya'da web, yazılım ve multimedya geliştirilmesi ile bilgisayar programcılığı alanlarında en az 15 dalda açık var.Yeni Zelanda'nın son listesinde en az dokuz çeşit programcılık ve geliştirme uzmanlığı yer alıyor.Singapur'un web geliştiricilerinin yanı sıra, oyun yazılım sektöründe çalışacak uzmanlara ihtiyacı var.Yazılımcılar ve gölgelendirme anlamına gelen 'shader' komut fonksiyonlarını yazanlar, bu kategoride İngiltere'nin aradığı uzmanlar arasında. Yılda £31.000 (.664) kazanıyorlar.Bilgisayar uzmanı ve programcıları dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Bilgisayar mühendisi ve analistleriSistem mühendisleri ve sistem analistlerine özellikle bilgisayar uzmanlarına ihtiyaç duyulan ülkelerde talep var. Telekomünikasyon mühendisleri de genelde bu grupta.Avusturya en az dokuz alanda bilgisayar mühendisi ve analist arıyor.Hükümetin araştırmasına göre Lüksemburg'da bilişim uzmanlarına iş imkanları 2010'dan 2012'ye iki kattan fazla arttı.Yeni Zelanda'nın mevcut işgücü açığı listesinde bilişim uzmanlığı gerektiren en az 12 meslek var. 5 yıla kadar deneyimi olan sistem analistlerinin ücreti yılda .699'dan başlıyor.İngiltere'de bir sistem mühendisinin ortalama ücreti yılda £41.000 (.993).Bilgisayar mühendisi ve analistleri dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?İnşaat mühendisiİnşaat mühendisleri arasında özellikle jeo-teknik uzmanlarına ihtiyaç duyuluyor. 17 ülkeden* en az sekizinde bu uzmanlara talep var.İnşaat sektöründe gelecekteki spor turnuvalarının tetiklediği büyüme nedeniyle, ülkeye daha fazla sayıda yabancı jeo-teknoloji uzmanı ve inşaat mühendisliğinin diğer dallarından uzmanlar geldi.Almanya'da inşaat mühendislerinin ücreti yılda .000 - .000'den başlıyor.Hintli yetkililere göre, inşaat sektöründe yılda en az altı milyon kişiye, özellikle de teknisyenlere ihtiyaç var.İngiltere'de inşaat mühendislerinin ücreti mezuniyetten sonraki ilk yılda £20.800'den (.345) başlıyor, yönetici düzeyinde yılda £70.000'e kadar (.000) yükselebiliyor.İnşaat mühendisi ve teknisyenler dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Veri tabanı ve bilgisayar ağı uzmanıBu uzmanlar veri tabanlarının, ağların ve işletim sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi ve desteği konularında çalışıyor.Avusturya'da elektronik veri işlem uzmanları bu kategoride en çok rağbet görenler.Yeni Zelanda'da bir veri tabanı yöneticisinin ücreti yılda .000 - .000'den başlıyor.Moskova yakınlarında bir yüksek teknoloji parkı olan Skolkovo Yenilik Merkezi'nin bilişim uzmanlarına ihtiyacı var. Skolkovo'daki şirketlerin işe aldığı kişilerin ülkeye kabulü için istenen koşullar, diğerlerinden daha az.Veri tabanı ve bilgisayar ağı uzmanları dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?MuhasebeciMuhasebecilere en çok ihtiyaç duyulan ülkeler* arasında kısa süre önceki mali krizden kötü etkilenen İrlanda ve Yunanistan da var.Mali sektör, Yunanistan'da yüksek vasıflı çalışanlara ihtiyaç duyulan en önemli iş kolu.Ekonomik krizden en çok etkilenen ülkeler arasında bulunan İrlanda'nın iş analistlerine, risk değerlendirme ve vergi uzmanlarına ihtiyacı var.Singapur'da üç ila beş yıl deneyimi olan bir muhasebeci yılda .757 ile .000 arasında ücret alıyor.Muhasebeciler dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Finlandiya'nın yanı sıra, tüm İskandinav ülkelerinde nitelikli ve deneyimli diş hekimlerine ihtiyaç var.Planlama Komisyonu'nun 2012 tarihli raporuna göre, Hindistan'ın kırsal kesimlerinde %58 oranında diş hekimi açığı var.EczacıHastanelerin ve ilaçlarla ilgili araştırma, reçetelendirme ve deneyler yapan sanayi dallarının nitelikli eczacılara ihtiyacı var.Bir ila beş yıl deneyimli bir eczacı Yeni Zelanda'da yılda .579 ile .810 arasında ücret alıyor.Eczacılar dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Endüstri ve üretim mühendisiEndüstri ve üretim mühendisleri araştırma ve tasarım yapar; sanayi tesislerinin işletim ve bakımıyla ilgilenir ya da denetler.Singapur'un deniz ve offshore sektöründe olduğu kadar, havacılık ve uzay sektöründe de üretim ve işleme mühendislerine ihtiyacı var.İngiltere havacılık ve uzay sektöründe çalışacak üretim ve işleme mühendisleri arıyor.Endüstri ve üretim mühendisleri dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Elektronik mühendisiEn az sekiz ülkede* elektronik ürün tasarlayacak, geliştirecek ve imalatını denetleyecek uzmanlara ihtiyaç duyuluyor.Elektronik mühendisleri Yeni Zelanda'da işe yılda .696 ücretle başlıyor. Deneyimli uzmanların ücreti yılda .327'ye kadar çıkabiliyor.Elektronik mühendisleri dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Kimya mühendisiÜrün geliştirme, su arıtma, petrol ve gaz sanayii gibi sektörlerde çalışacak kimya mühendisleri aranıyor.Yeni Zelanda'da bir kimya mühendisinin kazandığı ücret yılda .000 ile .000 arasında.Singapur'da kimya mühendislerinin ücreti yılda yaklaşık .000'den başlıyor.Kimya mühendisleri dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Maden ve petrol mühendisiMaden, doğal gaz ve petrol çıkarma konularında uzman mühendislere özellikle Brezilya gibi kalkınmakta olan ülkelerde ihtiyaç var.Brezilya'da yeni petrol rezervleri bulunduktan sonra maden ve petrol mühendislerine talep arttı.İngiltere'nin işgücü açığı bulunan meslekler listesinde en az 10 çeşit maden veya petrol mühendisi var.Maden ve petrol mühendisleri dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?FizyoterapistFizyoterapistler sağlık sektörünün en fazla ihtiyaç duyduğu yüksek vasıflı meslek sahipleri arasında.Avustralya'da klinik deneyimi olan bir fizyoterapist yılda .500 ile .600 arasında ücret alabiliyor.ABD Çalışma İstatistikleri Kurumu'na göre, fizyoterapi uzmanlarına duyulan ihtiyacın 2020'ye kadar %39 artması bekleniyor. Bu oran diğer iş kollarında beklenen ortalama artıştan daha fazla.Fizyoterapistler dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?PsikologPsikologlara ihtiyaç duyulan tüm ülkelerde* yabancılardan en az bir yüksek lisans derecesi isteniyor.Yeni Zelanda'da klinik psikoloji ve eğitim psikolojisi dalında uzmanlara ihtiyaç var. 3-10 yıl deneyimi olan psikologların ücretleri genelde yılda .400 ile .200 arasında.İsveç'teki psikologlar yılda ortalama .500 kazanıyor.Psikologlar dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Röntgen uzmanıLaboratuarlar ve tanı hizmetlerinde röntgen uzmanları gibi tıbbi görüntüleme teknisyenlerine duyulan ihtiyaç giderek artıyor.İngiltere'de bir röntgen uzmanının aldığı ücret, tedavi amaçlı çalışan uzmanlarda yılda £20.710 (.220), tanı amaçlı uzmanlarda £44.258 (.000) olabiliyor.Röntgen uzmanları dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?İşitme ve konuşma terapistiİşitme uzmanları (odyologlar) işitme, konuşma ve iletişimi etkileyen fiziksel bozuklukları tespit ve tedavi edebilir.Yeni Zelanda'da bir işitme uzmanı (odyolog) yılda .200 ile .000 arasında ücret alabiliyor. Konuşma terapistleri ise yılda .000'e kadar kazanabiliyor.İşitme ve konuşma terapistleri dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?Şef aşçılarDünyada en az beş ülke* yaklaşık beş yıl deneyimi olan yüksek vasıflı şef aşçılara ihtiyaç duyuyor.Yeni Zelanda'da şef aşçılar saatte ortalama ,20 ile ,33 arasında ücret alıyor.İngiltere sadece kıdemli şefler arıyor: yönetici aşçılar, baş aşçılar, aşçı yardımcıları ve belli uzmanlıkları olanlar. Bu şef aşçılar için aynı zamanda fast-food veya belli bir isim hakkını almış olan zincirlerde değil, diğer restoranlarda çalışma koşulu getiriliyor.Şef aşçılar dünyada en çok aranan meslek sahipleri arasında. Peki ya siz?AvustralyaAvustralya yüksek vasıflı göçmenleri teşvik eden, onları çekmek için puana dayalı bir sistem uygulayan ilk ülkelerdendi. Hükümet kısa süre önce farklı bölgelerin, özellikle de büyük şehirlerin dışında bulunan yerlerin ihtiyacını karşılamaya yönelik, daha seçici bir göç politikası benimsedi. Daha fazla beceri ve deneyim sahibi, İngilizce'yi iyi konuşan ve daha nitelikli meslek sahiplerini seçmek için vize kategorilerinin sayısı yarıya indirildi, puan sistemi gözden geçirildi.$ 44.983AvusturyaAvrupa Birliği'ne 2004'te katılan ülkelerin vatandaşlarının serbest dolaşıma hak kazanmasıyla göç de göreceli olarak arttı. OECD'ye göre, yerli halktan çok göçmen istihdamında artış görüldü. Avusturya, 2012'den bu yana yüksek vasıflı göçmenlere puana dayalı bir sistem uyguluyor. Buna göre iki tür kart verilebiliyor: Almanca Kırmızı-Beyaz-Kırmızı sözcüklerinin baş harflerinden oluşan RWR kartının ilk türü oturum ve belli bir işverenle çalışma izni veriyor. RWR-artı denen kart ise oturma izninin yanı sıra, istenen işte çalışma özgürlüğü tanıyor.$ 43.555Belçika2000 yılında OECD içindeki en serbest uygulamalardan birini başlatan Belçika, vatandaşlığa erişimi oldukça kolaylaştırdı. Her bölgede ihtiyaç duyulan mesleklerin listesi birleştirilerek ulusal bir liste hazırlanıyor. Bu mesleklerde olanların çalışma ve oturma izni koşulları daha esnek. Düşük vasıflı işlere artık Avrupa Birliği vatandaşları alındığı için, yüksek vasıflı yabancı göçmenler şu anda işe girenlerin çoğunluğunu oluşturuyor.$ 44.364BrezilyaBrezilya'nın işgücü göçüne yaklaşımını, yabancı işçi almak için Çalışma Bakanlığı'ndan izin alması gereken şirketlerin talepleri belirliyor. Yüksek lisans ya da doktora dereceleri olanların sadece bunu belgelemeleri yetiyor. Son zamanlardaki ekonomik büyüme sırasında Brezilya özellikle mühendislik ve bilişim alanında eleman sıkıntısı çekmeye başladı. Bu özelliklere sahip kişilerin göçünü kolaylaştırmak için, eleman açığı olan mesleklerin listesinin hazırlanması gibi bazı politikalar tartışma aşamasında.$ 9336KanadaKanada'da son yıllarda göçmen işçilere talep arttı. Ancak artık daha nitelikli kişilerin kabul edilmesine odaklanıyor. Göç işlemlerini hızlandırmak ve biriken başvuruları temizleyebilmek için, Kanada hükümeti ihtiyaç duyulan 29 meslek dalındaki kişilerin başvurularını kabul etmeyi geçici olarak durdurdu. Ancak belli bir iş teklifi alanlar veya doktora programı çerçevesinde başvuranlar kabul edilebiliyor.$ 42.253Hong KongHong Kong 2006'da nitelikli işçilere puan sistemi uygulamaya başladı ve OECD'ye göre yılda 20.000'den fazla nitelikli yabancı göçmen aldı. Hong Kong'un ihtiyaç duyulan meslekleri gösteren resmi bir listesi yok, ancak resmi raporlar, 2018 yılına kadar özellikle bilişim, sağlık ve mühendislik sektörlerinde işgücü açığı olacağını gösteriyor. Çin'in yüksek vasıflı göçmenleri çekmeye yönelik özel bir politikası yok. Halen alanlarında uzman olarak görülenler kabul ediliyor. Hükümet yurtdışında yaşayan yüksek vasıflı Çinlileri çekmeye odaklanıyor.$ 18.540Çek CumhuriyetiÇek Cumhuriyeti'nde 2008'den bu yana göçte azalma oldu. 2003 yılından bu yana yürürlükte olan yüksek vasıflı göç programı 2010'da sona erdi. Ancak AB dışındaki ülkelerden vasıflı işçilerin gelebilmesi için bunun yerine bir Yeşil Kart ve AB'nin Mavi Kart uygulaması başlatıldı. Bu şekilde Çek Cumhuriyeti'nde işgücü açığı olan sektörlere gerekli niteliklere sahip yabancıların alınması kolaylaştı. Bunlar genelde Çek veya AB vatandaşlarından geriye kalan işlerden oluşuyor.$ 19.630DanimarkaDanimarka, 2008 yılında talep olan meslek dallarından göçmenlerin kabulünü kolaylaştırmak için 'Olumlu Liste' adını verdiği bir liste belirledi. Puana dayalı bir sistem de, vasıflı işçilerin ülkede iş aramasına imkan tanıyan Yeşil Kart almasını sağlayabiliyor. 2011'de yeni hükümet göç politikasında reform yaptı. Buna göre sürekli oturma izni almanın artık dört koşulu var: En az beş yıl Danimarka'da ikamet etmek, üç yıl tam zamanlı bir işte çalışmak, mali açıdan kendine yetebilmek ve bir dil sınavından geçmek.$ 45.560FinlandiyaFinlandiya, 2012'nin Ocak ayında AB'nin Mavi Kart uygulamasını başlattı. Mavi Kart, AB dışı ülkelerden gelen ve istenen alanda en az bir yıl çalışmış yüksek vasıflı göçmenlere oturma ve çalışma izni sağlıyor. Ancak ortalamanın üzerinde bir ücret alabilme koşulu getiriliyor. Finlandiya'nın ayrıca fazla ve orta düzeyde talep olan işleri belirleyen bir listesi var.$ 36.676FransaFransa 2011'de AB'nin Mavi Kart uygulamasını başlattı ve listesinde işgücü açığı olan meslek sayısını 30'dan 14'e indirdi. Aynı zamanda nitelikli kişilerin ülkede kalıp geçici işçi olarak deneyim kazanması için daha katı kurallar belirledi. Bununla birlikte Fransa'nın (yüksek ve düşük vasıflı) bazı meslek dallarında Kongo, Benin, Burkina Faso ve Tunus gibi anlaşma yaptığı Afrika ülkelerinden vatandaşların başvurabileceği açıkları kapsayan listeleri de var.$ 38.128AlmanyaAlmanya kendi yerel işgücünü korumak için 1973 yılından beri yabancı işçi istihdamını yasaklamıştı. Ancak mühendislik, bilişim, sağlık gibi alanlardaki vasıflı işçi açığı, hükümeti 2012 yılında AB'nin Mavi Kart uygulamasını başlatmaya yöneltti. AB dışı ülkelerden göçmenlerin işgücü piyasasına girmesi kolaylaştı. Nitelikli işçilerin altı ay süreyle ülkeye girip iş aramasına da izin veriliyor.$ 40.223YunanistanYunanistan ekonomik krizden en çok etkilenen ülkelerden biri ve işsizlik muazzam seviyelere ulaştı. OECD'ye göre, son 10 yılda ülkeye giren göçmen işçilerin çoğu düşük vasıflı işlere kabul edildi. Düşük ve orta düzeyde vasıflı işçilere hala ülkenin bazı kesimlerinde talep var. Mali sektörde ise yüksek vasıflı işgücü açığı bulunuyor. Ancak Yunanistan'ın bu tür göçmenleri çekmek için özel bir programı yok.$ 26.295MacaristanMacaristan da ekonomik krizden etkilendi ve 2008'de rekor düzeye ulaşmış olan uzun dönemli göçte azalma gözlendi. Ancak girişimcileri ve özellikle sağlık sektöründe yüksek vasıflı göçmenleri çekmek için önlemler alınıyor. 2011'de Macar hükümeti AB dışı ülkelerin vatandaşları için AB'nin Mavi Kart Direktifi'ni uygulamaya koydu ve ülkeye kabul için gereken işgücü piyasası sınavlarından üst düzey yöneticileri muaf tutan yeni bir yasa çıkardı.$ 19.437HindistanHindistan dünyaya ve özellikle OECD ülkelerine en fazla vasıflı göçmen ve uluslararası öğrenci gönderen ülkelerden biri. Şimdiye kadar Hindistan hükümeti, yurt dışında yaşayan vasıflı Hint nüfusunu çekmeye ve yerli nüfusun becerilerini geliştirmeye yönelik eğitim programlarına odaklandı. Ülkde resmi bir işgücü açığı listesi bulunmuyor, ancak sürekli olarak, özellikle de sağlık ve inşaat sektörlerinde vasıflı kişilere ihtiyaç duyuluyor.$ 3540İrlandaMali krizden çok etkilenen İrlanda'ya net göç oranında büyük bir azalma görüldü. Özellikle de yüksek ve orta düzeyde vasıf gerektiren işlerde çalışan göçmenler, iş kaybından İrlanda'da doğanlardan daha çok etkilendi. İrlanda, 2010'dan bu yana göç politikasını belirli vasıflara sahip olanları çekmeye yönlendirdi. Yeni çalışma izni çıkarılması sadece yüksek ücretli iş teklifi alanlarla ve işgücü açığı bulunduğu kabul edilen mesleklerden olup, Yeşil Kart programı çerçevesinde ülkeye alınanlarla sınırlandı.$ 50.764LüksemburgEkonomik kriz sırasında Lüksemburg'da işe giren göçmenlerin sayısı, yerli işçilerden fazla oldu. Lüksemburg 2011'de AB ve Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) dışı ülkelerin vatandaşları için Mavi Kart uygulamasını başlattı. Hak kazanabilmek için çalışanların yüksek öğrenim diploması veya uzmanlık alanında beş yıl deneyimi olması, en az bir yıllık bir iş sözleşmesi ve yılda en az 66.000 euro (.000) veya bilişim sektörü gibi talep olan alanlarda 53.000 euro ücret alması gerekiyor.$ 52.847Yeni ZelandaYeni Zelanda vasıflı göçmen çekmek için puana dayalı bir sistemi ve işgücü açığı listelerini kullanan ilk ülkelerden biriydi. 2010 yılında yeni bir göç yasası yürürlüğe girdi ve göçmenlerin, sürekli vizeleri çıkarılmadan önce geçici vizeyle de çalışmalarına imkan tanındı. Sponsorluk sistemi de güçlendirilerek şirketlere daha fazla koşullar getirildi. Yatırımcıların, girişimcilerin ve ziyaretçi akademisyenlerin giriş yapması kolaylaştırıldı.$ 27.396NorveçNorveç'e göç oranı, özellikle İsveç, Litvanya ve Polonya gibi ülkelerden gelenlerden dolayı 2010'da rekor düzeye ulaştı. Norveç vasıflı göçmen kabulünü yılda 5000 kişi ile sınırladı, ancak şimdiye kadar bu rakama ulaşılamadı. Hükümet girişimcileri çekmeye yönelik adımlar da atıyor. 2011'de vasıflı işçilere çıkarılan izinler tavan noktasına ulaştı. Norveç'in halen, yüksek, orta ve düşük vasıflı işgücü talebi olan 150 mesleğin yer aldığı bir listesi bulunuyor.$ 43.990PolonyaOECD'ye göre, 2010-11 yıllarında Polonya'da yabancılara verilen çalışma izinleri arttı. Yüksek vasıflı göçmen çekmeye ve ülkede kalmalarını sağlamaya gerek olduğunu kabul eden hükümet, göç için yeni ölçütler belirledi. Artık beş tür çalışma izni var. Talep olan belirli meslek dallarında, ülkeye kabulden önce işgücü piyasası sınavından geçme koşulu kaldırıldı. İşverenler yabancılara Polonyalı işçilerle aynı düzeyde ücret vermekle yükümlü.$ 20.069PortekizKrizden en çok etkilenen ülkelerden biri olan Portekiz'e göç azalırken, bu ülkeden dışarıya, özellikle Angola ve Brezilya'ya gidenlerin sayısında artış oldu. OECD'ye göre, tahminler yılda 70.000'den fazla kişinin ülkeyi terk ettiği, bunlardan yarısından çoğunun 29 yaşın altında olduğu yolunda. 2010'da Portekiz'de çalışma vizelerinin sayısı hükümetin yıllık kotasının altına düştü. 2012'de yüksek ücretle iş teklifi alan AB dışı ülke vatandaşlarına AB'nin Mavi Kart Direktifi uygulanmaya başladı.$ 22.742RusyaRusya Federasyonu yabancıların işgücü piyasasına erişimini kolaylaştıran önlemler sayesinde göçte artış yaşadı. 2010'da yüksek vasıflı yabancı uzmanların işe alınabilmesi için gereken işlemler basitleştirildi. Başlıca kabul ölçütü yılda en az 2 milyon ruble (yaklaşık .000) ücret alınması, ancak üst düzey öğretim üyeleri ve araştırmacılar için bu miktarın sadece yarısı yeterli sayılıyor. Giriş yapmaya hak kazanan göçmenlerin ailelerini de getirmesine izin veriliyor.$ 14.580SingapurSingapur son yıllarda uyguladığı politikalarla yüksek vasıflı göçmenler için en çekici ülkelerden biri haline geldi. İşgücüne talep olan meslekler listesinde 93 vasıf yer alıyor. 2012 Haziran'ına kadar ülkeye yaklaşık 174.000 yüksek vasıflı göçmen kabul edildi. Aynı yılın Eylül ayında hükümet, ülkenin sosyal altyapısı üzerindeki 'baskıyı azaltmak amacıyla' göçmen işçilerin ailelerini getirmeleri için öngörülen ücret koşullarını arttırdı.$ 31.392SlovakyaSlovakya hükümeti 2011'de işgücü piyasasının ihtiyacını karşılayacak yüksek vasıflı göçmenleri çekmek için yeni bir göç politikası benimsedi. AB'nin Mavi Kart uygulamasına benzer bir Slovak kartı çıkarıldı. Ülkeye dönen yüksek vasıflı Slovak göçmenlerin entegrasyonunu kolaylaştırmaya ve ekonomik avantajlar sunmaya başladı. Slovakya'nın işgücü talebini yansıtan resmi bir meslek listesi yok, ancak kamu sektörünün bazı kesimleri konuyu araştırıyor.$ 19.068SlovenyaSlovenya hükümeti 2009'daki ekonomik kriz üzerine Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) dışından gelen işçileri kapsayan yıllık çalışma izni kotasını düşürdü. Bunun sonucunda 2010 yılında göç oranı yarıdan fazla azaldı. Slovenya kısa süre önce AB/AEA dışından vasıflı göçmenleri çekebilmek için bazı önlemler aldı. 2011'de AB'nin Mavi Kart uygulaması başlatıldı. Yeni göç yasasına göre fiilen birlikte yaşayan ve eşcinsel eşler de oturma ve çalışma izni alabiliyor.$ 32.480Güney AfrikaGüney Afrika, Afrika kıtasına en fazla yüksek vasıflı işçi göçü veren ülke ve yurtdışında yaşayan vasıflı vatandaşlarıyla ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Hükümet 2002'den bu yana ülkede çalışmak isteyen yüksek vasıflı kişilere karşı bir 'açık kabul politikası' izliyor. Hükümet her yıl ülkeye kabul edeceği göçmenleri seçmek için az bulunan ve hayati önem taşıyan vasıfların bir listesini yapıyor. Göçmenlerin en az beş yıl iş deneyimine sahip olduklarını kanıtlamaları gerekiyor.$ 22.056İspanyaKrizden en çok etkilenen ülkelerden biri olan İspanya'da büyük istihdam kaybından dolayı ülkeye gelen göçmen sayısı azaldı, aksine buradan başka ülkelere göç arttı. Avrupa Birliği İşgücü Araştırması'na göre yabancılar arasında işsizlik oranı 2011'in yarısına kadar %32'ye ulaştı. İspanya 2011'de AB dışı ülkelerden gelen ve ülkede iş bulmuş yüksek vasıflı göçmenler için AB'nin Mavi Kart Direktifi'ni uygulamaya soktu. Ancak İspanya'daki yerel işgücünü korumak için göçü kısıtlayan bazı önlemler de aldı.$ 34.387İsveçİsveç, işgücüne Avrupa'da en liberal göç politikası uygulayan ülkelerden. 2008'den bu yana Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) dışından işgücü istihdamı kolaylaştırıldı. Yüksek, orta ve düşük vasıflı alanlardan yaklaşık 80 mesleği kapsayan bir ihtiyaç listesi var. Göçmenlerin İsveç'teki potansiyel bir işverenden yazılı iş teklifi aldıklarını göstermeleri gerekiyor. Aile üyelerine genelde ülkede oturma ve çalışma izni veriliyor.$ 37.734İsviçreİsviçre Avrupa'da en çok göç alan ülkelerden biri. Göçmenlerinin çoğu yüksek vasıflı. Kriz döneminde yerli halkta işsizlik, göçmenler arasındaki işsizlikten daha çok arttı. AB ve Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) dışından gelenlerin çalışma izni alması için gereken koşullar çok daha katı olduğundan, göçmenlerinin çoğu AB üyesi ülkelerden. Diğer ülkelerden gelen yabancıların elinde iş teklifi olması ve işverenin öncelikle İsviçre ve AB ülkelerinden eleman almak için 'yoğun çaba' sarf ettiğini göstermesi gerekiyor.$ 50.242İngiltereİngiltere'nin göç sistemini 2010'dan bu yana ihtiyaçlar yönlendirmeye başladı. 2010'da hükümet, yerli işgücünü korumak amacıyla, vasıflı olanlarınki de dahil olmak üzere, net göçü azaltmaya yönelik önlemler aldı. Örneğin yüksek vasıf kategorilerinde (1. ve 2. derece) ülkeye kabul edilenlerin sayısı sınırlandı. 2011'de işgücü talebi olan meslekler listesi daraltıldı. 2012'de işyerleri ve işverenlerden gelen talep üzerine bazı koşullar daha esnek hale getirildi.$ 44.743ABDOECD'ye göre, 2000-2010 yılları arasında ABD emekli olan her yüksek vasıflı kişiye karşılık, yaklaşık üç yüksek eğitimli göçmen kabul ediyordu. Ancak ekonomik krizden bu yana, mali sektör gibi yüksek vasıflı çalışanları istihdam eden sektörlerde büyük oranda iş kaybı meydana geldi. ABD, 'A listesi' adını verdiği, işgücüne talep olan meslekleri gösteren bir liste bulundurmaya devam ediyor. Bu mesleklerden kişilerin Yeşil Kart'a başvuru koşulları kolaylaştırılıyor, ancak iş teklifi almış olmaları gerekiyor.$ 54.450Bu meslek dalında işgücü açığı var ancak ayrıntılı bilgi yok.
Otoriterleşen Erdoğan'ın Ekonomi Yönetimindeki Çatlak İlk Değil
ÇIKILAMAYAN ORTA GELİR TUZAĞI VE OTORİTERLEŞEN ERDOĞAN, FAİZ TARTIŞMASIYLA ÇATLAĞI DAHA DA BÜYÜTTÜ, SÜRDÜRÜLEMEZ KILDI CHP Parti Meclisi Üyesi ve İstanbul Milletvekili Umut Oran, ekonomi yönetiminde faizler dolayısıyla baş gösteren çatlağın yeni olmadığı, AKP hükümetleri döneminde sıkça yaşandığı, ancak orta gelir tuzağından çıkılamaması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın giderek otoriterleşmesi nedeniyle artık konunun içinden çıkılamaz noktaya doğru gitmekte olduğu uyarısını yaptı. Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle: Erdoğan’ın Merkez Bankası’na “faizi indir” baskısının ardında, 11.5 yıldır şişirdikleri inşaat-konut balonun patlama noktasına gelişi yatıyor. Ekonomiyi tamamen sıcak paraya bağımlı hale getirip; ağır borç yükü altına soktular, inşaata dopingle ekonomiyi canlı tuttular. Fed kararları ile sıcak para musluklarının kısılması ve 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonları sonrasında artan siyasi risk – azalan güvenin etkisiyle dövizde yaşanan sıçramaya şok faiz artışı ile cevap verilmişti. Yükselen finansal maliyetler kredi fiyatlarına yansıdı, bu durum piyasada durgunluğa yol açtı. İnşaattaki saadet zinciri bozuldu. Daireler satılmıyor, konut stoku elde kaldı. Şimdi Erdoğan telaşla “faizleri indirin!” diye feryat ediyor. Faizde sert bir indirim, dış muslukların iyice kısılması, zaten yüksek olan dövizin fırlaması demektir. Bu durumda cari açık finanse edilemez, borçlar döndürülemez, aşırı dış borçlu reel sektör ve bankaların mali yapısı bozulur, şirket iflasları çoğalır, bunun siyasal ve sosyal sonuçları ağır olur. - Ekonomi yönetiminde ortaya çıkan çatlak, buzdağının görünen ucudur. Ekonomi tıkanmıştır, sürdürülemez nitelikteki yanlış ekonomi yönetimi ömrünü bitirmiştir. Bu vahim tablo karşısında bazı bakanlar otokrat Erdoğan’a karşı artık sesini yükseltme noktasına gelebilmiştir. Dinamiklerini anlamadığı ekonomiyi keyfi biçimde emirle yönetmeye devam edeceğini sanan Erdoğan her alanda giderek daha da otoriterleşirken, ekonomi hızla kötüleşirken, ekonomi yönetimindeki çatlak daha da büyüyecektir. Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası’na (MB) “faizi indir” baskısı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bu konuda MB’ye verdiği destekle ekonomi yönetimindeki çatlak kamuoyunun gündemine geldi ve piyasalar bundan etkilendi. Ancak 12 yıla yaklaşan AKP iktidarında aşırı dış kaynağa bağımlı hale getirilen, sıcak para ile döndürülen, inşaat sektörüne yapılan dopingle canlı tutulan, aynı zamanda iktidar üyelerinin rant ve yağma iştahına kurban edilip eşi görülmemiş yolsuzluklara sahne olan ekonominin yönetimi konusunda AKP içinde yaşanan ilk çatlak değil bu.İLK BÜYÜK ÇATLAK ŞENER’LE YAŞANDI AKP içinde ilk büyük çatlak, partiyi kuran çekirdek kadroda yer alan Abdüllatif Şener ile yaşandı. AKP’nin dört kurucusundan biri olan Şener, iktidarın daha ikinci yılından itibaren bakanı olduğu hükümetle ters düştü, farklı bir ses oldu. Şener, Galataport ihalesi başta AKP’nin peşkeşe dayalı özelleştirme uygulamalarına karşı çıktı. Erdoğan ve AKP ile yolsuzluk konusunda ters düşen Şener, sonunda kurucusu olduğu partiyle yollarını ayırdı.17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasıyla AKP’nin “bütün pisliklerinin ortaya saçıldığını” vurgulayan Şener, bu yolsuzlukların Erdoğan’ın haberi ve onayı olmadan yapılamayacağını söylüyor. Şener’in şu sözleri Erdoğan ve çevresinin zihniyetini oldukça net biçimde tanımlıyor: “Bu kabine ve kabinenin başındaki başbakan parasal konulara meraklıdır. Nerede para varsa üzerini kapatmaya eğilimlidir. Şu ana kadarki hükümet etme biçiminde de paraya sahip olmak en temel refleksidir. Hissiyatımı pekiştiren yüzlerce olay, gözlem yaşadım. Objektif koşullarda bunlar yargı sürecine girecek nitelikte olmayabilir. Ama sübjektif olarak baktığımda yolsuzluklarla yoğurulmuş bir iktidar anlayışı işbaşındadır.”  “GAZ-FREN” ÇATLAĞI… AKP’nin yanlış politikaları sonucu ekonominin tökezlediği 2012 yılında, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan arasında ekonominin direksiyonu için kavga yaşandı. Gelir dağılımı adaletsizliği sürerken, reel geliri yerinde sayan vatandaş borçlanmada da sınıra dayanınca tüketimde frene bastı. Tüketim yavaşlayınca ekonomi çakıldı, devlet vergi toplayamaz oldu, hedefler şaştı, zaten ağırlıkla, vatandaşın tükettiği mal ve hizmetler üzerindeki dolaylı vergilerden gelen gelirle finanse bütçede rekor açık ortaya çıktı. Küresel ekonomide hava sisliydi. Türkiye ekonomisinde kötüye gidiş artık gizlenemez hale geldi, hükümetin tüm hedefleri şaştı, ileriye yönelik belirsizlik arttı, güven kalmadı. Bu koşullarda vatandaşlar gibi, bir ay sonrasını dahi göremeyen sanayici de istese de gaza basamazdı! Uyguladıkları yanlış ekonomi politikalarının ve önlem almadaki ihmallerinin Türkiye’yi getirdiği noktada Babacan, ekonomideki daralma sürecini “yumuşak iniş” adı altında, kendi tercihleri ve kontrollü bir süreç gibi göstermeyi tercih etti.  Ekonomi bozulurken, ilgili bakanlar arasında “gaz-fren” tartışması başladı. Babacan, “Sisli yoldaki şoför ‘Yavaşlama, bas gaza’ seslerini dinlemez” derken Çağlayan ise “Otomobilin şoförü önemli… Eğer sürücü ileri teknik sürüş eğitimi almışsa sorun olmaz” diyerek “Türkiye gaza basması gerektiği yerde gaza basacak” şeklinde hamaset yaptı. “Gaz-fren” aslında bir yöntem tartışması değil, ekonominin direksiyonuna kimin oturacağı, yani koltuk kavgası idi. AKP, çözümü yine vergileri artırarak faturayı vatandaşa kesmekte buldu. Hükümet, otomotivden, tapuya, akaryakıttan içkiye, çeşitli mallardan alınan ÖTV, harç vb. dolaylı vergilerin artırılması yoluyla 10 milyar liralık (yaklaşık 5.5 milyar dolar) ek gelir yarattı. Bu para, zaten geçim derdindeki vatandaşın cebinden çekilerek, bununla bütçe açığı kapatıldı.   SÖZDE “ALTIN İHRACATI” ÇATLAĞI… Gaz-fren tartışmalarından sonra İran’dan alınan doğal gaz karşılığında altın ile yapılan ödeme konusunda da bakanlar arasında çatlak ortaya çıktı. ABD ambargosunu arkadan dolaşma gayretiyle İran’dan alınan doğalgazın ödemesini ithal külçe altınla yapıp, bunun adını da ihracat koydular. Dönemin ihracattan sorumlu Ekonomi Bakanı, aylardır İran’a yapılan altın ihracatının diğer 20 bin üründen farklı bir ihracat olmadığını, bunun bir para transferi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Başbakan Yardımcısı Babacan ise İran’a yapılan altın ihracatının aslında bizim İran’dan doğal gazı almak için ödediğimiz bir karşılık gibi olduğunu açıkladı ki doğrusu da buydu. CUMHURİYETİN 100. YILINDA İLK ONA GİRME ÇATLAĞI… Zaten ta 1970’li yıllarda ilk 20 ekonomi arasında yer alan Türkiye’yi kendilerinin ilk 20’ye soktuğuyla övünen Erdoğan, bir de Cumhuriyet’in 100. Yıl dönümü olan 2023’de ilk 10 ekonomi arasına sokma hedefi ortaya koydu ve hiçbir ciddi plan ve programı olmaksızın bu iddiasını tekrarlayarak halkı kandırıyor. 2012 yılında bu konuda da AKP yönetiminde bir çatlak yaşanmıştı. Dönemin Ekonomi Bakanı, mevcut üretim ve ihracat yapısıyla Türkiye’nin ilk 10’a asla giremeyeceğini ifade etmişti. Yıllardır aynı ekonomi politikalarını uygulayan AKP’nin içinden birinin bunu fark etmesi olumlu bir gelişmeydi. Ancak “tek adam” mantığı nedeniyle bunun direkt Erdoğan’a söylenmesi imkânsızdı, diğerlerinde olduğu gibi bu konudaki görüş ayrılığı ve çatlak da basın üzerinden dile getirilebildi. 2023 hedefi kulağa hoş gelmekle birlikte ekonominin gerçek dinamikleriyle uyuşmuyor. Bunun için diğer ülkeler sıfır büyüme yaşarken, yılda ortalama yüzde 10 büyümemiz gerekiyor. IMF projeksiyonları 2014’te Türkiye’nin büyük ekonomi sıralamasında 2 basamak düşerek 19’unculuğa ineceğini gösteriyor. Erdoğan ise aklına geldikçe bu iddiasını “büyüklere masallar” kabilinden dillendirmeye devam ediyor. ŞİMDİ DE FAİZ ÇATLAĞI Erdoğan’ın Almanya gezisi dönüşü yaptığı “Merkez Bankası’nın faiz politikalarını kesinlikle beğenmiyorum. Yüksek faizi ülkemdeki yatırımların önündeki en önemli bariyer olarak görüyorum. Yüksek faizi, yüksek enflasyonun sebebi olarak görüyorum” sözleri AKP’nin ekonomi yönetimi anlayışındaki derin çatlağı ve Erdoğan’ın ekonomiyi adeta bakkal dükkânı mantığıyla yönetmeye kalkıştığını ortaya çıkardı. Erdoğan “Faizi yükseltirken 5 puan birden yükseltiyorsun, şimdi geliyorsun yarım puan indiriyorsun. Sen dalga mı geçiyorsun?” şeklinde Merkez Bankası’nı azarladı. Erdoğan’ın sözleri üzerine Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ise “Kurumlarımızın kendi görev alanlarında tanımlanan şekilde asla taviz vermeden, ana ilkelerinden ana prensiplerinden vazgeçmeden uygulamalarına devam etmeleri gerekiyor. Bunlar yapıldığı sürece önümüz açık” sözleriyle Erdoğan’a, MB’nin bağımsızlığı konusunda uyarı yaptı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de “Babacan’ın açıklaması ile aynı görüşte” olduğunu bildirerek Erdoğan’la ters düştü. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ise “Başbakanın isyanını haklı buluyorum” diyerek Erdoğan’a arka çıktı. AKP’nin vizyonsuz, plansız programsız ekonomi yönetimindeki derin çatlak daha net ortadadır. Erdoğan (özerk) MB’ye “faizi 5 puan artırdın, şimdi yarım puan indiriyorsun. Dalga mı geçiyorsun!” diye fırça atıyor. Enflasyonun suçunu Merkez Bankası’na yıkarak kendi sorumluluğundan kaçtığı gibi, sadece faizi indirmekle sorunu çözeceğini sanıyor. 11.5 yılda ekonomiyi dış kaynağa aşırı bağımlı hale getirdiler; ağır borç yükü altına soktukları Türkiye’nin geleceğini tükettiler. Fed kararlarının etkisiyle geçen yıl Mayıstan bu yana dış sermaye (sıcak para) muslukları kısılmıştı. Sıcak para ile hovardalığı artık sürdüremiyorlar. Zaten Ocak ayındaki 5 puanlık “şok” faiz artırımı da sıcak para gelmeye devam etsin diye rüşvet kabilinden yapılmıştı. Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl içinde dış borç geri ödemeleri ve cari açık finansmanı için 221 milyar dolarlık dış kaynak girişine ihtiyacı var. Şimdi 5 puanlık indirime gidilirse, dış musluklar iyice kapatılır, içeride zaten yüksek olan döviz kurları fırlar, cari açık finanse edilemez, borçlar döndürülemez, aşırı dış borçlu reel sektör ve bankaların mali yapısı bozulur, şirket iflasları çoğalır, bunun siyasal ve sosyal sonuçları ağır olur.Erdoğan’ın faiz takıntısının ardındaki gerçek Başbakan’ın, “düşük faiz” talebinin ardında, başka bir gerçek var: İnşaat sektöründe şişirdikleri balonun patlama noktasına gelmesi…Ekonomide gerçek bir vizyonu olmayan AKP, asıl hedefi olan kendi siyasi rejimini kurma yolunda ekonomiyi daha çok bir araç olarak kullandı. Bunda da “konut-inşaat” sektörünü lokomotif olarak gördü. Bu yolla aynı zamanda kendi yandaş sermaye kesimini de palazlandırdı. Konut ağırlıklı inşaat sektörünü görülmemiş devlet imkânlarıyla destekledi; AKP’li belediyeler, başta İstanbul’da olmak üzere imar yetkisini alabildiğine kullanarak rant yarattı. Dışarıdan sağlanan kaynaklar,  müteahhitlere ve konut kredisi biçiminde tüketicilere pompalandı, konuta dayalı bir rant çarkı döndürüldü. Buna ek olarak kentsel altyapı, duble yol, AVM, hava meydanı, köprü gibi yatırımlarla seçmenler adeta hipnotize edildi. Fed kararları ile sıcak para musluklarının kısılması ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonrasında siyasi riskin artması-güvenin azalmasının etkisiyle dövizde yaşanan sıçrama bu saadet zincirini bozdu. Son bir yılda yeni daire satışlarında belirgin bir düşüş var. Artan kura şok faiz artışı ile cevap verilmişti. Artan finansal maliyetler kredi fiyatlarına yansıdı, bu gelişmeler piyasada durgunluğa yol açtı. Şimdi Erdoğan’ın “faizleri indirin!” diye bağırmasının ardında, müteahhitlerin yaşadığı bu sıkışıklık yatıyor. Erdoğan telaşta… Dünyada ucuz ve bol döviz döneminin bittiğini Erdoğan da görüyor. Bu durum, özel sektörün kredi olanaklarının daralması, inşaat-konut sektörünün tıkanması anlamına geliyor. Erdoğan bu yüzden düşük faiz için MB’ye baskı yapıyor. Dış sermaye girişlerinin durma noktasına geldiği bir dönemde, Merkez Bankası’nın faizi indirmesi ise büyük risk. Banka’nın baskıya dayanamayıp yaptığı yarım puanlık indirim Erdoğan’ı tatmin etmiyor, daha da kızdırıyor. Yeni ekonomik koşullarda inşaatta işler iyi gitmiyor, daireler kolay satılmıyor, sektör tıkanma noktasına doğru gidiyor, AKP ekonomisinin lokomotifi tekliyor, konut balonu patlamak üzere. Müteahhitler daireleri satamaz, zarar eder, bankalara ve piyasaya borçlarını ödeyemezse, sıkıntı zincirleme biçimde tüm kesimlere ve dalga dalga ekonomiye yayılacaktır. ÇÜNKÜ ucuz ve bol döviz dönemi bitti, ÇÜNKÜ sıcak para gelmeyecek, ÇÜNKÜ otoriterleşen Erdoğan’a güven erozyonu var ve siyasi istikrar tartışılıyor, ÇÜNKÜ yabancı sermaye çekindiği için gelmeyecek, ÇÜNKÜ Türkiye en kırılgan ekonomilerin arasında anılıyor. AKP EKONOMİDE AĞIR ENKAZ BIRAKIYOR AKP Türkiye ekonomisini, sıcak para ve borçlanma şeklinde dış kaynağa aşırı bağımlı hale getirdi. Tek parti iktidarı olmasına rağmen AKP döneminde ortalama büyüme yüzde 4.9’da kaldı. Sıcak paraya dayalı olarak kâğıt üzerinde sağlanan bu büyüme de istihdam yaratmadı. Umudunu yitirip iş aramayı bırakanlarla birlikte gerçek işsiz sayısı Mart 2014 itibariyle 5.4 milyona, işsizlik oranı da yüzde 18’e ulaşıyor. Halk sürekli borçla tüketmeye teşvik edildi; bankaların yurt dışından sağladığı kaynaklar tüketime ve inşaat başta belli sektörlere pompalandı. Tüketici kredisi ve kredi kartlarıyla henüz kazanılmamış gelirler üzerinden vatandaşa, bir sanal refah dönemi ve zenginleşme algısı yaşatıldı, bu da oya tahvil edildi. Bankacılık sektörünün adeta kaynak bombardımanına tuttuğu iç tüketim canlandıkça, ithalat, dış ticaret açığı ve buna bağlı olarak cari açık hızla büyüdü. AKP işbaşına geldiğinde 6.3 milyar lira olan tüketici kredisi ve bireysel kredi kartı şeklindeki toplam hane halkı borç yükü, 51.4 kat büyüyerek 331 milyara ulaştı. Tüketimle büyüme modeli, kaçınılmaz olarak Cumhuriyet tarihinin cari açık rekorunu kırdırdı ve tüm kesimleriyle ülkeyi ağır bir borç yükünün altına soktu. Sonuçta vatandaş bankalara; bankalar ve şirketler ise yurt dışı kreditörlere gırtlağına kadar borçlu hale geldi. Türkiye’nin toplam dış borcu AKP döneminde 3’e katlanarak 400 milyar dolara yaklaştı. Kamunun iç ve dış toplam borç stoku AKP iktidarı döneminde 257 milyar liradan 624 milyar liraya yükseldi. Ekonomi tıkanmıştır, sürdürülemez nitelikteki yönetim anlayışı ömrünü tamamlamış, artık duvara dayanmıştır. Ekonomideki açmaz büyüdükçe, vizyonsuzluk ve keyfilik daha net biçimde ortaya çıkmıştır. AKP’nin ekonomi yönetim anlayışı tıkanma noktasına gelirken, orkestradan farklı sesler yükselmeye başlamıştır.   Orkestranın şefi olması gereken Erdoğan ise dünyanın 17. büyüğü olmasıyla övündüğü Türkiye ekonomisini adeta bakkal dükkânı mantığıyla idare etmeye çalışıyor, tamamen kafasına göre sopa sallıyor. Ekonomi yönetiminde ortaya çıkan çatlak, aslında yıllardır var olan buzdağının ucudur. Bu vahim tablo karşısında bazı bakanlar otokrat Erdoğan’a karşı artık yanlışları ifade etme noktasına gelebilmiştir. Dinamiklerini anlamadığı ekonomiyi keyfi biçimde emirle yönetmeye devam edeceğini sanan Erdoğan her alanda otoriterleşirken, ekonomi giderek kötüleşecek, ekonomi yönetimindeki çatlak daha da büyüyecektir. Yani ekonomide kötüleşme arttıkça çatlak da giderek derinleşecektir.Ekonomi yönetimindeki vizyonsuzluk ve keyfilik Türkiye’yi büyük yapısal sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır. Bunun faturasını tüm halkımız ödeyecektir. Türkiye ekonomisinin yeni bir liderliğe, yeni bir vizyona, henüz düşünülmemiş daha fazla katmadeğer yaratan yeni şeylerin üretiminin planlandığı yeni bir kalkınma hikâyesine ihtiyacı vardır. Bunu da otoriterlikten demokrasiye geçerek ve orta gelir tuzağından kurtulmayı hedefleyerek ancak gerçekleştirebilirsiniz.
1 Litre Atık Yağ 1 Milyon Litre İçme Suyunu Kirletiyor
Türkiye’de her yıl yaklaşık 1,7 milyon ton bitkisel yağ tüketiliyor. Bunun yaklaşık 350.000 tonu bitkisel yağ atığı olarak tüketilemez hale gelir. Su ve toprağa karışması halinde çevreye ciddi zarar veren bitkisel atık yağlar, evsel atık su kirliliğinin de % 25’ini oluşturuyor.Peki atık yağ nedir? Çevreye nasıl zararlar veriyor? İşte 7 soruda atık yağ kullanımı ve geri dönüşümü…. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında, bitkisel ham yağ rafine sanayinden çıkan soap-stock, tank dibi tortu ve yağlı topraklar, kullanılmış kızartmalık yağlar, çeşitli tesislerin yağ tutucularından çıkan yağlar ve kullanım süresi geçmiş olan bitkisel yağlar, bitkisel atık yağ olarak tanımlanmaktadır. Türkiye'de her yıl yaklaşık 1,7 milyon ton bitkisel yağ tüketilmektedir. Yağ rafinasyon prosesi sonucu ve elde edilen yağın tüketimi sonucu yaklaşık 350 bin ton bitkisel atık yağ oluştuğu tahmin edilmektedir. Her 100 kişiden 90’ı kullanılmış atık yağları lavaboya dökerek temizliyor. Lavaboda dökülen yağlar atık sularla birlikte kanalizasyonlara, göllere ve denizlere karışıyor. Yağlar çöpe döküldüklerinde ise çöplük alanlarda önce toprağa daha sonra kullanılabilir yer altı sularına karışıyor. Atık yağlar ekotoksik özelliğe sahiptir. Çevreyi kirletmekte ve bulunduğu ortamda yaşayan canlılara zarar vermektedir. Yeraltı sularını kirletmekte, sualtı canlı varlıklarını etkilemekte, kanalizasyon sistemlerinde ve atık su arıtma tesislerinde tıkanıklıklara ve kirlilik yükünün artmasına neden olarak işletim ve bakım maliyetini arttırmakta, toprağa döküldüğünde kirlenmelere neden olmaktadır. 1 lt atık yağ 1 milyon litre içme suyunu kirletebiliyor. Yapılan araştırmalarda atık su kirliliğinin % 25’ini kullanılmış bitkisel ve hayvansal yağların oluşturduğu bulunmuştur. Arıtılmayan atık suların içindeki bitkisel ve hayvansal atık yağlar, denizlere, göllere ve akarsulara ulaştığında suyun kirlenmesi ve sudaki oksijenin azalması sonucu; başta balıklar olmak üzere ortamdaki diğer canlılar üzerinde büyük tahribata yol açmaktadır. Ayrıca atık bitkisel yağlar özgül ağırlıkları nedeniyle su yüzeyini bir film tabakası gibi kaplamakta ve oksijen transferini önleyerek su altı canlı varlığını yok etmektedir. Atık yağlar deniz anası oluşumunu da hızlandırır. Kullanılmış yağlar lavaboya döküldüğü zaman dren sistemine sıvanmakta, kanalizasyon borusu iç cidarında diğer atıkların yapışmasına ve zamanla borunun daralmasına neden olmaktadır. Bu şekilde tıkanıklıklara ve taşmalara neden olarak kanalizasyon sistemine ve arıtılması gereken atık yükünü arttırarak atık su arıtma tesislerine zarar vermekte ve bakım ve işletme maliyetini arttırmaktadır. ABD’nde yapılan bir araştırmaya göre lavaboya dökülen atık yağlar, kanalizasyon sistemlerinin % 40 oranında tıkanmasına neden olmaktadır. Bitkisel Atık Yağ Yönetmeliği’ne göre atık yağ üreticisinin yükümlülükleri şöyle: Madde 10 — Atık yağ üreticileri; a) Atık yağları diğer atık madde ve çöplerden ayrı olarak biriktirmek, b) Faaliyetleri sonucu oluşan atık yağların biriktirilmesi için sızdırmaz, iç ve dış yüzeyleri korozyona dayanıklı bidon, konteynır ve tank gibi toplama kaplarını kullanmak, c) Atık yağları lisanslı taşıyıcılarla lisanslı geri kazanım veya bertaraf tesislerine göndermek, d) Atık yağ sevkiyatında ulusal atık taşıma formu kullanmak ve her taşımadan sonra bunların bir kopyasını ilgili valiliğe göndermek, bu belgeleri beş yıl süreyle tesiste muhafaza etmek Yönetmeliğe aykırılık Çevre Kanununun 24. maddesi uyarınca, aykırı hareket edenlere 2872 sayılı Çevre Kanununun 20 (r) bendine istinaden idari para cezası gerçek kişilere 31.745 TL, Kurum/kuruluş ve işletmelere 95.235 TL uygulanmaktadır. Kızartma yağları, plastik, metal vb. farklı biriktirme kaplarında biriktirilerek Çevre ve Orman Bakanlığı ya da belediyelerin atık toplama merkezlerine gönderilebilir. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğine göre bitkisel atık yağların geri kazanımı, bitkisel atık yağların Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan çevre lisansı almış geri kazanım tesisleri tarafından geri dönüştürülür. Belediyeler tarafından belirlenmiş atık yap toplama merkezlerine temizcevreengelsizhayat.org adresinden ve 444 9 929 telefonundan ulaşılabilir. Yönetmelik gereğince; lokantalar, sanayi mutfakları, oteller, tatil köyleri, motel ve yemekhaneler, hazır yemek üretimi yapan firmalar ile diğer yerlerden çıkan bu atık yağlar İstanbul’da Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan lisans almış firmalar tarafından toplanması gerekmektedir. Lisanslı taşıma aracı; beyaz renkte ve araç kasasının veya tankının her iki yüzünde yeşil renkte, dikey yüksekliği en az 20 cm olan Bitkisel Atık Yağ Taşıma Aracı ibaresi bulunacaktır. Taşıma araçlarının kasa veya tankları; sızdırmaz, koku önleyen ve kolaylıkla temizlenebilir bir sisteme sahip olması zorunludur. Toplanan bitkisel atık yağlar fiziksel ve kimyasal işlemlerden geçirilerek biodizel yakıta dönüştürülmekte ve dizel motorlarda yakılarak imha edilir. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğine göre bitkisel atık yağların geri kazanımı, bitkisel atık yağların Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan çevre lisansı almış geri kazanım tesisleri tarafından toplanarak endüstride kullanılacak yarı mamul (külçe sabun, stearin, kimya sanayinde kullanılacak hammadde ve benzeri) ve ürün (sabun, biyodizel ve benzeri) ürünlerin elde edilmesinde kullanılır. Petrol, kömür doğal gaz gibi alışılagelmiş bu enerji kaynakları rezervlerinin sınırlı oluşu ve petrol krizleri buna bağlı olarak artan fiyatlar ülkeleri hem çeşitli tasarruf önlemlerine hem de yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi konusuna yöneltmiştir. Yağlı tohum kökenli çeşitli sıvı, katı ve gaz yakıtlar alternatif yakıt olarak üretilmekte ve kullanılmaktadır. Bu yakıtların önemli bir bölümünü de motorine ve fuel-oil’e alternatif sıvı yakıtlar oluşturmaktadır. Bitkisel yağlar doğrudan veya modifikasyon teknikleri ile motorine ve fuel-oil’e alternatif olarak değerlendirilmektedir. Ozon tabakasına olan olumsuz etkiler biyodizel kullanımında dizel yakıta nazaran % 50 daha azdır. Asit yağmurlarına neden olan kükürt bileşenleri biyodizel yakıtlarda yok denecek kadar azdır. Kaynaklar cygm.gov.tr atikyönetimi.kadiköy.bel temizcevreengelsizhayat.org
Gazze'de Son 24 Saatte 8'i Çocuk 23 Kişi Öldürüldü
İsrail'in, kalıcı ateşkes müzakereleri sürerken Gazze’den roket fırlatıldığını iddia ederek yeniden başlattığı saldırılarda 24 saatte 23 kişi öldü. Ölenlerden 8'i çocuk. İsrail 10 günlük ateşkesin ardından yeni saldırılarında Hamas’ın askeri kanadı KassamTugayları’nın önemli komutanlarından Muhammed Deyf’i hedef aldı. Kassam Tugayları, beşinci kez İsrail’in suikast girişimine hedef olan Deyf’in saldırıdan kurtulduğunu açıkladı. Gazze’deki Hamas liderliğinden yapılan açıklamada “Düşmanın liderleri ofislerindeki ekranların arkasında oturup, istihbaratçılarının kendilerini zafer kutlamalarının yakın olduğuna inandırmasını bekliyor. Ama beceremediniz ve ıskaladınız” ifadeleri kullanıldı Ancak saldırıda Deyf’in eşiyle 7 aylık çocuğu hayatın kaybetti. Aynı saldırıda üç kişi daha öldü. İsrail, daha önce sürpriz karşı saldırılarla İsrail ordusuna büyük kayıplar verdiren Deyf’i Gazze’deki ‘en büyük tehidt’lerden biri olarak görürken, geçen hafta açıkça Hamaslı komutanı ölümle tehdit etmişti. Deyf beşinci suikasttan kurtuldu 30 yıldır İsrail’e silahlı direnişin en önemli liderlerinden biri oalrak görülen Deyf, şimdiye kadar tüm siyasi görevleri reddedip, varlığını kabul etmediği İsrail devletine karşı direnişi tercih etti. Deyf İsrail’in 2006'dan beri ambargoyla nefes aldırmadığı Gazze’de tüneller yoluyla ablukayı delme fikrinin de mimarı olarak görülüyor. 50'li yaşlarda olduğu tahmin edilirken, en son görüntüleri 2002’de ortaya çıktı. İsrail daha önce de kendisini hedef almış, Deyf füzeyle vurulan arabasından yaralı olarak çıkarılırken görüntülenmişti. Hamas: İlk kez İsrail doğal gaz tesisini vurduk İsrailli bakan gazetecilere yaptığı açıklamada Hamas liderlerini hedef almaya devam edeceklerini açıklarken, İsrail füzeleri yine sivilleri vurdu. Gazze Sağlık Bakanlığı son 24 saatte İsrail hava bombardımanlarında 8 çocuğun hayatını kaybettiğini söyledi. Ölü sayısı 23'e ulaşırken, 120 Filistinli de yaralandı. İsrail ordusuysa çocuk ölümlerine değinmeyip sadece silahlı 4 kişiyi öldürdüğünü iddia etti. Hamas, ilk kez İsrail’in doğal gaz ana tesislerini vurduğunu açıklarken, İsrail bunu yalanladı. Netanyahu: Türkiye, İran ve Katar Hamas'la beraber İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da yeni saldırıların ardına basın toplantısı düzenleyip, Gazze'yi 'Yedi misliyle' vurmakla tehdit etti. Kahire'deki müzakerelere geri dönüş olup olmayacağına dair bir soruya, 'Kim bizim bir bedel ödeyerek ateşkes sağlanması için çabaladığımızı söylüyor? Biz, ister ateşle isterse siyasetle olsun halkımızın güvenliğini sağlayacak bir zemin üzerinde çalışıyoruz. Mısır'ın gösterdiği büyük çabayı takdir ediyoruz. Biz Mısır'ın girişimini kabul ettik. İsrail Parlamentosu Knesset'teki tüm bakanlar da bunu kabul etti. Kim savaşı durdurmak istiyorsa Hamas'ın yaptıklarını durdurmalıdır. Arap dünyası Hamas'a karşı, kim onlarla beraber Katar, Türkiye ve İran' yanıtını verdi. Filistin Sağlık Bakanlığı da İsrail’in 7 Temmuz’da başlayan saldırılarında şimdiye kadar 2049 kişinin öldüğünü açıkladı. Birleşmiş Milletler’e göreyse tonlarca bombanın harabeye çevirdiğ Gazze’de 425 bin sivil evlerini terketmek zorunda kaldı. Al Jazeera, Reuters
CHP'den 62. Hükümete Ekonomi Reçetesi Geldi
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, kurulan 62. hükümetin ekonomi alanında acilen adım atması gerekenleri hazırladı. Umut Oran'ın 11 yapısal reforma ihtiyaç duyulduğunu gösteren açıklaması şöyle:Dış kaynak musluklarının tümden kapanması ile Türkiye ekonomisinde yaşanabilecek bir krize karşı önlemlerin acilen uygulamaya konulması hayati önem kazanırken; kronik yapısal sorunlara yönelik 12 yıldır ihmal edilen reformları masaya yatırmanın zamanı da çoktan geldi de geçiyor.Hükümete 11 alanda acil yapısal reform öneriyoruz:Büyümeyi ithalâta bağımlılıktan kurtarmak, cari açığı küçültülmek için iç tasarrufları büyütecek ve “ithal ikamesi” ile sanayinin had safhadaki ithal girdi bağımlılığını azaltıp yerli girdi kullanımını artıracak mekanizmalar YAPISAL REFORM niteliğinde acilen hayata geçirilmelidir.Dolaylı vergi yükünün yüzde 70’lerde olduğu bütçedeki dengesizliği giderecek yapısal reforma ihtiyaç vardır.Açıkları ve bütçeye yükündeki sürekli artışın önüne geçmek için yeni bir SOSYAL GÜVENLİK REFORMU kaçınılmaz olmuştur.İthal enerji faturasını küçültmek için yapısal önlemlere ihtiyaç bulunuyor.BANKACILIK DIŞI MALİ SEKTÖR REFORMU tamamlanmalıdır.Şirketler kesimini dönüşüme sokacak, aşamalı biçimde mali yapılarını güçlendirmeyi sağlayacak bir REEL SEKTÖR REFORMU’na gidilmelidir.Ekonomimizin omurgası olan KOBİ’lerin sorunlarının çözülmesi, ekonomiye katkılarının artması için kapsamlı bir KOBİ REFORMU gerekiyor.Türkiye’nin geleceği için; çağın gereklerini, ekonominin ihtiyaçlarını gözeten, “BİLGİ EKONOMİSİ”ni hedefleyen köklü bir EĞİTİM REFORMU şarttır.Gelecek, bilgi ekonomisindedir. Bu da, analitik düşünen, araştıran, bilimle haşır neşir, yaratıcı, iyi bilgisayar kullanan, zekası ile her ortama kolay uyum sağlayabilen, dünyayı tanıyan iyi eğitimli yeni nesillerin yetiştirilmesini gerektiriyor.Türkiye’nin “ORTA GELİR TUZAĞI”ndan kurtulup, daha üst lige çıkabilmesi için bilgi ekonomisini geliştirecek, teknolojik buluş yapmayı, marka ürünler yaratmayı sağlayacak bir yapıya geçilmelidir.Eylül 2010 referandumu ile anayasal kuruluş haline getirdikleri ve 2008’den beri toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) acilen toplanmalıdır. Üç ayda bir toplanması gereken ESK’yı zayıflatacak yasa tasarısı ise geri çekilmelidir.Küresel ekonomideki gelişmeler ve Türkiye’nin kendi dinamikleriyle bağlantılı olarak ekonomide kapıya dayanan akut bir kriz tehlikesine karşı önlemlerin vakit yitirmeden alınması her zamankinden çok daha büyük hayati önem kazanırken, yılların birikimi olan kronik yapısal sorunlara yönelik 12 yıldır ihmal edilen köklü yapısal reformların zamanı da çoktan geldi de geçiyor...Bizzat Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan’ın da açıkladığı gibi Türkiye’nin, bir yıl içinde vadesi gelecek dış borçlarını çevirmek ve cari açık finansmanı için bu sürede 220-230 milyar dolar taze dış kaynak girişine ihtiyacı bulunuyor. ABD Merkez Bankası Fed, Ekim ayından itibaren tahvil alımlarını durdurarak parasal genişlemeyi tümden sonlandıracak, daha önce kıstığı para musluklarını tamamen kapatacak. Fed’in dünya piyasalarından dolar çekmeye başlamasıyla küresel likidite koşulları tamamen kötüleşecek. 2015’in ilk yarısında ABD’de beklenen faiz artırımı da Türkiye gibi ekonomilerden sermaye kaçışına bağlı kriz riskini büyütecek. Zaten Fed’in aşamalı biçimde parasal sıkılaştırmaya gideceğini duyurduğu Mayıs 2013’ten itibaren tırmanışa geçen ve uygulamanın fiilen başlaması ile 2014 başlarında tavan yapan kurlar, yeni süreçte tamamen dizginlenemez hale gelecek; sermaye kaçışını frenlemek için gidilen faiz artırımlarını daha radikal yenileri izleyecektir. ÖNCE AKUT KRİZ RİSKİNE KARŞI ACİL ÖNLEM ALINMALI… Bu kritik süreçte Tayyip Erdoğan’ın kariyer planlarına odaklanan AKP içindeki olası iktidar mücadelesi ve çekişmeler, akut kriz riskine karşı Türkiye’yi savunmasız !!bırakıyor!!. Yüksek borçluluğu ve aşırı dış kaynağa bağımlı yapısı ile Türkiye, küresel ekonomide en kırılgan 5 ülke arasında yer alıyor. Böyle bir süreçte, en kırılgan 5’li arasında yer almadığı halde dış borcunda temerrüde düşerek iflası ilan edilen Arjantin’in durumundan ders alınmalıdır. Ekonomi ile ilgili tüm kurumlar sermaye hareketlerindeki radikal değişime bağlı kriz olasılığına karşı seferber olmalı, koordinasyon içinde durum değerlendirilerek gereken acil önlemler alınmalıdır. Ciddi kur riski yüklenmiş durumdaki özel sektörün döviz pozisyon açıklarını kapatmasını sağlayacak önlemler alınmalı, ulusal tasarrufları artırmaya yönelik teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. 11 ALANDA ACİL YAPISAL REFORM İHTİYACI VAR… Türkiye ekonomisinin kronik yapısal sorunları çözülerek kırılganlığının giderilmesi, şoklara ve krizlere karşı dayanıklı hale getirilmesi için orta ve uzun vadeli yapısal reformları yapmanın zamanı da çoktan geldi de geçiyor bile... 2001 krizinin ardından IMF baskısıyla gidilen bankacılık reformu, Türkiye’nin son dönemde yaptığı en büyük reform olarak kaldı. Kişi başına milli geliri 3 bin dolardan 10 bin dolara çıkarmakla övünen AKP’nin 12 yıllık iktidarında ise en temel yapısal reformlar bile gündeme gelemedi. AKP bu dönemde günü kurtarmaya yönelik önlemleri yapısal reformlara tercih etti. Bunca süre ülkeyi tek başına yöneten AKP’nin, yapısal reformlarda çok önemli bir fırsatı heba ettiği açıktır. Bu dönemde özelleştirmelerden elde edilen 60 milyar doların üzerinde gelir de çarçur edildi. Ekonominin sağlıklı çalışabilmesi ve şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesi için gerekli “yapısal reformlar” alanında Türkiye’nin yapması gereken çok şey bulunuyor. OECD’nin Türkiye Ekonomik İnceleme Raporu’nda da; Türkiye’nin büyümesinin dış kaynakla fonlanan iç tüketime aşırı bağımlı olduğu uyarısı yapılıyor, enflasyon, döviz kurları ve kredi hacmini sürdürülebilir seviyelerde tutacak para ve maliye politikaları öneriliyor. Uzun vadede ekonomik istikrarın ise enflasyonla mücadelede ve kamu finansmanının itibarının korunmasındaki başarıya ve verimliliği artıracak, ekonomide rekabeti destekleyecek yapısal reformlardaki ilerlemelere bağlı olacağı vurgulanıyor. Bu bağlamda AKP’ye şu 11 temel alanda yapısal reformları acilen gündeme almasını öneriyoruz: 1-Büyüme ithalâta bağımlılıktan kurtarılmalı, cari açık küçültülmeli: AKP dönemine yüksek cari açık vererek büyüme damga vurdu. Cari açığı büyüten en büyük faktör ise iç piyasa ve ihracat için yapılan üretimde kullanılan girdilerde yüksek oranda ithal bağımlılığı oldu. Yıllık girdi ithalatı, toplam ihracatın yüzde 121’ine ulaştı. Başka deyişle toplam ihracat, ithal girdi faturasının ancak yüzde 83’üne yetiyor. Bunun sonucu da katlanılmaz boyutlarda cari açık şeklinde ortaya çıkıyor. Cari açık vermeden büyüyebilmek için; iç tasarrufları artırmak ve sanayinin had safhadaki ithal girdi bağımlılığını azaltarak üretimde yerli girdi payını artırmak gerekiyor. Bunları sağlamak zaman alacak olsa da bu konu beklenen büyük Marmara depremi için alınması gereken önlemler kadar hayati önemdedir. Bu bağlamda; ithal girdilerin muadilinin içeride de üretilmesini özendirmek için etkin teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. “İthal ikamesi” niteliğindeki bu sonucun sağlanması için ithal malların muadilleri, yurt içinde aynı fiyata üretilebilecek noktaya gelene kadar etkin biçimde teşvik edilmelidir. Bunun için de öncelikle sanayi ürünlerinin envanteri çıkarılarak maliyet, vergi, satış fiyatları gibi unsurların dünya ile karşılaştırmasını yaparak, hangi ürünlere ne tür teşviklerin uygulanacağını saptamak gerekiyor. Üretimde yerli girdi kullanımının artması, ithal girdi payının düşmesi ile cari açık küçülecektir. 2-Bütçede yapısal dengesizlik düzeltilmeli: Vergi gelirlerinin yüzde 70’e yakını tüketimden alınan KDV, ÖTV gibi dolaylı vergilerden sağlanıyor. Tüketimdeki canlılık vergi gelirlerini artırıp bütçe açığını küçültürken, tüketim kısıldığında ise açık büyüyor. Tüketim ağırlıkla ithalata bağımlı olduğu için bütçe gelirlerinde ithalde alınan KDV ve diğer vergiler önemli yer tutuyor. Bu durumda cari açık büyüdükçe bütçe açığı küçülüyor; bu da “mali istikrar” diye sunuluyor. Oysa tam tersine bütçenin tüketime endeksli KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilere dayalı olmaktan çıkarılması gerekiyor. Kar, gelir ve rant üzerinden alınan doğrudan vergilerin, toplamdaki payı yüzde 30’larda kalıyor. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bütçede, dolaylı vergiler ile gelir, kurumlar gibi doğrudan vergilerin dengelendiği bir yapıya geçilmesi gerekiyor. Böylece ithalat ve cari açıktaki büyüme pahasına bütçe dengelerinin düzelmesi şeklindeki çarpıklık ortadan kalkacaktır.3-Sosyal güvenlikte kambur büyüyor, köklü reform şart: Birkaç kez iflas aşamasına gelen sosyal güvenlik sistemi, daha çok primleri artırarak ve emeklilik yaşını yükselterek yaşatmaya çalışıldı. Bu reformlara rağmen, sistemin açıkları ve bütçeye yükü büyümeye devam etti. Sistemin 2002’de 8 milyar lira olan açığı, 2013’te 20 milyara dayandı. SGK’ya açık finansmanı, devlet katkısı, ek ödeme, faturalı ödemeler, teşvikler kapsamında üstlenilen SGK primi işveren payı gibi diğer kalemlerle birlikte bütçeden yapılan transferlerin 2002’de 9.7 milyar dolar olan tutarı, 71 milyar doları aştı. Önümüzdeki dönemde sosyal güvenliğin yeniden bir kara deliğe dönüşmemesi için bu alanda gerçekçi reformlara ihtiyaç bulunuyor. Bu kapsamda özellikle sağlık alanında gidilecek reform büyük önem taşıyor. Genel Sağlık Sigortası uygulamasını gözden geçirip, maliyete dayalı bir sisteme geçilmezse, sosyal güvenlik sisteminin bütçeye yükü taşınamaz hale gelebilir; 1980’lerde sosyal güvenlik sistemi batmanın eşiğine gelen İngiltere’nin durumuna düşmek kaçınılmaz olur.4-Enerji faturasını küçültmek için yapısal önlemler alınmalıdır: Ekonomide temel girdi niteliğindeki petrol, gaz gibi enerji ürünlerinde neredeyse tamamen dışa bağımlı bulunuyoruz. Toplam ithalat faturasının beşte biri bu ürünlere ödeniyor. Toplam dış ticaret açığının yarısı, net enerji ithalinden geliyor. Cari açıktaki büyümenin de ana kaynağını bu ithalat oluşturuyor. Ülke olarak güneş ve rüzgâr enerjisi, biyoenerji gibi alternatif enerji kaynaklarına yoğunlaşmamız gerekiyor. Bu alanlardaki potansiyeli doğru tespit edip verimli kullanmak, yatırımları teşvik etmek,  alternatif kaynakların payını artırmaya ihtiyaç bulunuyor. Bu alanlarda elde edilecek gelişmeler cari açığın küçültülmesine önemli katkı yapacaktır.5-Bankacılık dışı mali sektör reformu tamamlanmalı:  2001 krizinden sonra bankacılık sektöründe gidilen reforma karşılık, sigortacılık, leasing, faktöring gibi bankacılık dışı finansal sektörlerde yapılamayan reformların hızla tamamlanması gerekiyor. Bu sektörlerdeki denetim ve gözetim görevi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) örneğinde olduğu gibi bağımsız bir kuruma verilebilir. Bu kurullar, oluşturulacak bir çatı kurum altında da yapılandırılabilir.6- Reel sektöre yönelik de yapısal reform gerekiyor: Reel sektörü dönüşüme sokacak nitelikte, aşamalı biçimde şirketlerin mali yapılarını güçlendirmeye yönelik, yapısal reformlara da ihtiyaç bulunuyor. Bu bağlamda Türk Ticaret Kanunu yeniden düzenlenerek, özel sektör kuruluşlarının mali tablolarının gerçeği yansıtır hale getirilmesi sağlanabilir. Bankalara yönelik sıkı düzenlemelerin benzerleri, reel sektör için de hayata geçirilebilir.   7- KOBİ reformuna ihtiyaç var: Ekonomimizin can damarı ve sosyal yapımızın istikrar unsuru olan KOBİ’lerin sorunlarının çözülmesi, ekonomiye katkılarının artırılması için; kapsamlı bir KOBİ Reformuna ihtiyaç bulunuyor. Bu kapsamda; KOBİ’lerin üretim ölçeklerini büyütmeleri desteklenmeli, uzmanlaşma ve örgütlenmeleri özendirilmeli; teknolojik yapısı güçlendirilmeli; Ar-Ge, teknoloji ve inovasyon çalışmalarına etkili destekler getirilmeli,  KOBİ’lere özel, enerji ve sosyal güvenlik prim desteği başta AB standartlarını esas alan yeni bir teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Uluslararası piyasalarda eşit koşullarda rekabet edebilen çağdaş işletmeler haline dönüştürülecek KOBİ’lerin enerji girdi maliyetleri, rekabet içinde oldukları dış pazarlarda geçerli olan düzeylere indirilmelidir. Ulusal Sanayiye ara malı üreten KOBİ’lere KDV indirimi desteği sağlanmalıdır. KOBİ’lere yeterli kredi olanakları sağlanmalı; yeni kredi ve finansman yöntemleri kullanılarak kaynak kullanımları artırılmalıdır. KOBİ’lerin bankalardan kullandığı kredilere verdiği garanti ve kefaletlerle teminat sağlayan Kredi Garanti Fonu A.Ş. (KGF) ile Risk Sermaye Şirketi işlevi gören KOBİ A.Ş.’nin sermaye yapılarının güçlendirilmeli ve faaliyetleri etkinleştirilmelidir. Esnaf, sanatkâr ve KOBİ’lerin sanayi envanteri eksiksiz olarak çıkarılmalı, bu birimlerin sorunlarına en üst düzeyde sahip çıkılmalı bu amaçla bir Esnaf ve KOBİ’ler Bakanlığı kurulmalıdır. 8- Eğitimde çağa uygun reform şart: Ekonomide kabuk değişimi ve sürdürülebilir istikrar, buna uygun bir eğitim sistemi ile mümkündür. Türkiye ne yazık ki eğitimde AKP öncesine göre çok daha geri bir noktaya gitmiş durumda. Türkiye’nin geleceği için; eğitim sisteminde çağın gereklerini, ekonominin ihtiyaçlarını gözeten ve özellikle bilgi ekonomisini hedefleyen köklü yapısal reformlara ihtiyaç bulunuyor. 40 bin öğrenciyi isteği dışında zorla İHL’ye yerleştirerek bu hedeflere ulaşılamayacağı açıktır. 9- Yargı reformuna ihtiyaç var: Siyasal baskı ile yürütmenin vesayeti altına alınmaya çalışılan yargı erki, demokratik bir hukuk devletinde olması gereken yapıya kavuşturulmalıdır. Hâkim, savcı ve mahkeme sayısını artırarak yargı süreçlerini hızlandırırken, yargıyı siyasal etkilerden bağımsız kılacak yapıya kavuşturmak amacıyla hukuk alanında yapısal reforma gidilmelidir. Aksi takdirde bağımsız yargının olmadığı bir ülkeye yabancı yatırımcının da güven duymayacağı ve bu yönde uyarıların şimdiden geldiği de unutulmamalıdır. 10- Siyasal alanda da ciddi yapısal reforma gidilmeli: Demokrasi, güçler ayrılığı, insan hakları, eşit yurttaşlık, düşünce özgürlüğü, çoğulculuk, Meclis’te adil temsil ve kişi haklarının korunmasını en üst düzeyde sağlayacak anayasa değişikliği ve diğer düzenlemelerle siyasal alanda da köklü bir reforma ihtiyaç bulunuyor. Seçim ve siyasal partiler sisteminin aynı anlayışla ve lider sultasına son verecek biçimde yeniden düzenlenmesi de gerekiyor. 11- Ekonomik Sosyal Konsey acilen toplanmalıdır: 12 Eylül 2010 referandumu ile anayasal kuruluş haline getirdikleri ve 2008’den beri toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) acilen toplanmalıdır. Hükümet kendi yaptığı anayasa değişikliğini çiğnemektedir. Üç ayda bir toplanması gereken ESK’yı zayıflatacak yasa tasarısı ise geri çekilmelidir, ekonomi alanında işçi ve işveren, sektör temsilcilerinin ortak aklı da sürece dahil edilmelidir. Yapısal reformların hayata geçirilmesi ile orta vadede; Enflasyonun yüzde 2-3 düzeyine indirilmesi,Büyümede yüzde 6-7 arasında istikrarlı bir seyrin yakalanması,İşsizliğin ilk aşamada yüzde 7, ikinci aşamada yüzde 5’ler ve altına düşürülmesi,Dolaylı vergiler gibi arızi değişim gösteren değil kalıcı gelirlerle finanse edilecek bütçenin, harcamalarda da tasarruf yoluyla dengeye kavuşması,Cari açığın yüzde 4 ve altına çekilmesi mümkün olacak;Sonuçta kırılganlıktan kurtularak sağlam bir yapıya kavuşacak ekonomi, küresel şoklara dayanıklı hale gelecektir.  ORTA GELİR TUZAĞINDAN KURTULMALIYIZ…Kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye gidememesi ya da belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra ekonominin durgunluk içine girmesi olan “orta gelir tuzağı”ndan Türkiye ekonomisi kurtulmalıdır.  ABD’deki kişi başına gelirin yüzde 20’si diğer ekonomiler için orta gelir düzeyi kabul ediliyor. Bugünkü ölçülerle bu, 10 bin dolara denk geliyor. Buna göre Türkiye kişi başına gelirde orta gelir düzeyini 2007’de yakalamış gözüküyor. Ancak dolar cinsinden yapılan hesaplamada çıkan bu sonuçta, özellikle 2005 sonrasında artan sıcak para patlamasının TL’yi yapay biçimde değerlendirmesinin de etkisi bulunuyor. Buna rağmen 7 yıldır orta gelir düzeyinde takılıp kalan Türkiye’nin 2014’te ise 9 bin dolarlı düzeylerle kişi başına gelirle yüzde 20’lik düzeyin altına ineceği öngörülüyor. Bu da köklü yapısal reformlar olmadan kişi başına gelirde 25 bin dolarlık 2023 hedefine ulaşılamayacağını gösteriyor.Sıcak para girişleriyle, dış borçlanma ile ve yüksek cari açık vererek ekonomi çarkını döndürme dışında bir büyüme modeli düşünmeyen hükümetin, orta gelir tuzağa girmeden çok önce bunu görüp ona göre planlama yapmak, önlem almak gerekiyordu. Orta gelir tuzağından çıkmak çok kolay olmayacak. Bu anlayışla kişi başına gelir artışını sürdürmek, hatta 10 bin dolarda tutmak imkansızdır. Petrol ya da doğal gaz gibi kaynakları olmayan bir ülke olarak Türkiye’nin bu sınırı aşabilmesinin yolu bilgi ekonomisini geliştirmek ve teknolojik buluş yapmaktan geçiyor. Bunun için de düşünmeyen, sorgulamayan, biat eden, bilimin yerine dogmayı koyan nesiller yerine, sorgulamadan korkmayan, analitik düşünen, araştıran, bilimle haşır neşir kuşaklar yetiştiren bir eğitim sistemine ve aynı nitelikte siyasal, sosyal, kültürel iklime ihtiyaç bulunuyor.   Gelecek, bilgi ekonomisinde… Son yıllarda bunun parametreleri net biçimde ortaya çıkmıştır. ABD’li iki üniversite öğrencisinin bir evin garajda temelini attığı Google, kısa sürede büyüyerek küresel ölçekte dev bir marka olmuştur. Google, tek başına Türk bankacılık sektörünün toplamından daha fazla kâr ediyor. Aynı şekilde bir Apple firmasının piyasa değeri, 500 Türk sanayi kuruluşunun toplam değerinin 2.5 katına ulaşıyor. Bir kamyon dolusu tarım ürünü ile bir akıllı cep telefonu alınabilmektedir. Bilgi ekonomisinde ileri, katma değeri yüksek ürünler üreten ekonomiler, dış ticarette çok üstün bir konuma geçmiştir.  “BİLGİ EKONOMİSİ”NDE İLERLEMELİYİZ… Tüm ekonomik faaliyetlerin bilgi temelli olarak gerçekleştirildiği, bu faaliyetlere bilginin entegre edildiği “bilgi ekonomisi”, dünyada radikal değişimlere yol açmıştır. İnternetin icadıyla, bilgi ekonomisi dünyada daha da öne çıkarken, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve entegrasyonu, iş dünyasını yeniden şekillendirmiştir. Bilgi teknolojilerinin gelişimi ile iş, yönetim ve tüketim faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli bilgi üretimine geçilmiş, yapılanmış bilgilerin üretici ve tüketiciler ile özel ve kamu kurumlarına ulaştırılması zorunluluk haline gelmiştir. Bilgiye yapılan yatırımın dönüşümü, fiziki sermaye yatırımlarından daha yüksektir. Sanayi ekonomisi ve diğer sistemlerden farklı olarak bilgi, üretim faktörleri içinde birincil önceliği kazanmıştır. Bilgi teknolojilerinin gelişimi ile ekonomik faaliyetler tamamen küresel bir yapı kazanmıştır. Aracıları ortadan kaldıran, üretici-tüketici farkını azaltan bilgi ekonomisine geçiş ve ülkelerin bilgiye dayalı kalkınmayı gerçekleştirebilmesi için hükümetin; İyi eğitimli, yaratıcı, iyi bilgisayar kullanan, zekâsı ile her ortama kolay uyum sağlayabilen, bilgisini kullanabilen nesillerin yetiştirilmesine,Entelektüel mülkiyet ve telif haklarının oluşturulması ve bunların tüm dünyaya lisansının sağlanmasına,Bireylerin yaşam kalitesini artıracak e-devlet uygulamalarının hızlandırılmasına,Kişilerin gelirlerini artırmaya, rekabet edebilecek sektörlerin geliştirilmesine,Toplumda teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması ve kurumsallaştırılmasına,İşletmelerin teknolojiden daha etkin biçimde yararlanmalarının sağlamasına,Küresel rekabet için gerekli teknolojileri gerçekleştirebilme amacıyla kamu ve özel kuruluşların Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesine,Bilgi ekonomisi alanında yetişmiş elemanlara sağlanacak cazip ekonomik koşullara,Bilginin ulusal çapta yaygınlaştırılması, herkesin buna erişiminin kolaylaştırılmasına,Tüm ekonomik faaliyetlerinin bilgi temelinde şekillenmesi ve gerçekleşmesine veBilgi ekonomisinin öneminin toplumun tüm katmanlarına anlatılmasına odaklanması, bu yönde projeler geliştirmesi, faaliyetlere hız vermesi gerekiyor.
Köşk'ten Torba Yasa'ya Onay
Cumhurbaşkanı Erdoğan, madencilerin çalışma koşullarının düzeltilmesinden öğretmen atamalarına birçok düzenleme içeren torba kanunu onaylayarak Başbakanlığa gönderdi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'torba kanun' olan 'İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'u onaylayarak yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi.Kanun, maden çalışanlarının koşullarından, öğretmen atamalarına; vergi cezalarından kamu görevlilerinin atamalarına kadar birçok alanda düzenlemeler içeriyor.Maden işçilerinin çalışma saati düşüyorKanuna göre, yeraltı maden işlerinde çalışanlar için yeraltındaki çalışma süresi haftada en çok 36 saat olacak, günlük çalışma süresi 6 saati geçemeyecek.Yeraltı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmayacak, bir gün dahi çalışanlar kıdem tazminatından yararlanabilecek.İşverenler, işçilerin ücretlerinin ödenip ödenmediğini kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlü olacak.Zorunlu ve olağanüstü çalışılması gereken durumlar dışında, yeraltı maden işlerinde çalışanlara fazla mesai yaptırılamayacak.Yeraltı maden işlerinde çalışanlara zorunlu ve olağanüstü hallerde haftalık 36 saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde 100 artırılmasıyla ödenecek.Kanunla yeraltında çalışan işçiler için yıllık ücretli izin sürelerinin 4 gün artırılması öngörülüyor. Böylece, yeraltında çalışan ve 5 yıldan az kıdeme sahip bir işçinin iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile daha fazla belirlenmediği durumlarda en az 18 gün yıllık ücretli izin hakkı olacak.Madencilerin emeklilik yaşı 50'ye düşüyorMaden işçilerinin 55 olan emeklilik yaşı 50'ye düşürülecek. Manisa Soma'daki maden faciasında hayatını kaybedenlerin eş ya da çocuklarından birisi, eşi veya çocuğu yoksa kardeşlerinden birisine istihdam sağlanacak. Ölenlerin SGK'ya olan bütün borçları silinecek ve hak sahibine aylık bağlanacak.İş adamları Soma'da hayatını kaybeden madencilerin yasal mirasçılarına konut yaptıracak ve bu konutlar kurayla dağıtılacak.Kıdem tazminatına esas hizmet süreleriKanunla, kıdem tazminatına ilişkin düzenlemeler de yapılıyor. Buna göre, alt işverenin değişip değişmediğine bakılmaksızın, aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait iş yerlerinde çalışmış olanların, bu şekildeki çalışma sürelerine ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait iş yerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit edilecek.Tüp bebek için kolaylık getiriliyorNakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un kapsamına girenler, tüp bebek uygulanmasında verilecek destek için aranan, 'Son 3 yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alamama' ve 'En az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı olma' şartlarından muaf olacak.Başka tıbbi bir yöntemle mümkün olmaması nedeniyle yapılacak yardımcı üreme yöntemi tedavisi dışındaki yardımcı üreme yöntemi tedavisinde, katılım payı ilk denemede yüzde 30, ikinci denemede yüzde 25, üçüncü denemede yüzde 20 oranında uygulanacak.35 bin öğretmen atanacak35 bini öğretmen, bini de Milli Eğitim Bakanlığı'nın diğer hizmet sınıfı kadrolarına olmak üzere, 31 Aralık 2014 tarihine kadar 36 bin atama yapılacak.4-C'lilerle ilgili yeni düzenlemeÖzelleştirme uygulamaları nedeniyle iş akitleri, kamu ya da özel sektör işverenlerince feshedilen ve Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında diğer kamu ve kuruluşlarına nakil hakkı bulunmayan personel de yaşlılık ya da malullük aylığı almaya hak kazanıncaya kadar istihdam edilebilecek.Vergi cezaları silinmeyecekVergi asıllarının tamamı, cezaların tamamı yeniden yapılandırma kapsamında tahsil edilecek. İl özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz kuruluşlarının borçları, ikişer aylık dönemler halinde en fazla 36 eşit taksitte ödenebilecek.SGK borçlarında gecikme cezası affıKanun, SGK borçlarını da yeniden yapılandırarak, gecikme cezası ve gecikme zammını yeniden düzenliyor. Buna göre, 2014 yılı nisan ayı ve önceki aylara ilişkin ödenmemiş olan sigorta primi, emeklilik keseneği, kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi için hesaplanacak tutarın ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilecek.Yapılandırılmadan esnaf, sanatkar ve çiftçiler de faydalanacakKamu borçlarının yapılandırılmasından esnaf, sanatkar, çiftçi ve diğer bağımsız çalışanlar da faydalanacak. Söz konusu çalışanlarda prim borçları nedeniyle sigortalılık süreleri durdurulmuş olanlardan, kanunun yürürlüğe girmesinden sonra 3 ay içinde başvuruda bulunarak, primlerini ödemeleri halinde sigortalılık süreleri durdurulmamış gibi değerlendirilecek.Kamu görevlilerinin atamalarıAralarında valiler, büyükelçiler, il emniyet müdürleri, kaymakamlar, bakan yardımcıları, genel müdür ve yardımcıları gibi üst düzey yöneticilerin bulunduğu görevliler ile farklı atama usullerine tabi olsalar dahi daire başkanı ve üstü görevlere, sivil memurlar hariç kolluk teşkilatlarının kadrolarına açıktan, naklen veya vekaleten yapılan atama ve bu görevlerden alınma, bu görevlerle ilgili yer değiştirme, göreve unvan değişikliği işlemleri hakkında verilen mahkeme kararlarının gereği, ilgilinin kazanılmış hak aylık dereceğine uygun başka bir kadroya atanması suretiyle iki yıl içinde yerine getirilecek.Belediyeler öğrenci yurtları yapacakBelediyeler, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları yapacak veya yaptıracak.İl sınırları içinde büyükşehir belediyeleri, belediye ve mücavir alan sınırları içinde il belediyeleri ile nüfusu 10 bini geçen belediyeler, meclis kararıyla; turizm, sağlık, sanayi ve ticaret yatırımlarının ve eğitim kurumlarının su, termal su, kanalizasyon, doğal gaz, yol ve aydınlatma gibi altyapı çalışmalarını faiz almaksızın 10 yıla kadar geri ödemeli veya ücretsiz olarak yaptırabilecek. Bunun karşılığında yapılan tesislere ortak olabilecek.Merkezi sınavlara ilişkin davalar hızlanacakMilli Eğitim Bakanlığı ve ÖSYM'nin merkezi sınavları hakkında açılan davalarda hızlı yargılama öngörülüyor. Merkezi sınavlar veya sonuçlarına ilişkin dava açma süresi 10 gün olacak. Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 3 gün içinde savunma yapılacak. Bu süre bir kereliğine ve en fazla 3 gün uzatılabilecek. Yürütmenin durdurulması kararı verilemeyecek.Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç 15 gün içinde karara bağlanacak. Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilecek. Temyiz istemi en geç 15 gün içinde karara bağlanacak. Bu davalar açılmadan önce üst makamlara başvurma hakkı olmayacak.Bucaklar kaldırılıyorTüm illerde bucaklar kaldırılıyor. Kaldırılan bucaklara bağlı belde ve köyler, bucağın bağlı olduğu idari birime bağlanacak.Sınır değişikliğiİstanbul'da Ataşehir ve Ümraniye ilçelerinin hudutları, 04 ve E-80 karayolu sınır olarak tayin edilerek yeniden belirleniyor.AA
Başbakan Davutoğlu: 'Sınırdaki Valilere Talimatlar Verildi'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye'den gelen sığınmacılara ilişkin yaptığı değerlendirmede, 'İlk hedefimiz, bu kardeşlerime bulundukları yerde yardım edebilmektir.' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Azerbaycan ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, Suriye ve Irak'tan gelen sığınmacılara ilişkin yaptığı değerlendirmede, 'İlk hedefimiz, bu kardeşlerime bulundukları yerde yardım edebilmek için sınırda yardım çalışmalarını yürütmek' dedi.'KAFKASLAR'DAN BALKANLARA KÖPRÜ KURACAĞIZ'Davutoğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki köklü bir gelenekle, her iki ülkenin en üst düzey görevlerine gelen kişilerin, ilk ziyaretileri diğer ülkeye yaptığını hatırlattı. Davutoğlu, Azerbaycan'da TANAP'ın (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi) Azerbaycan'daki temel atma törenine katılacağını dile getirdi. TANAP'ın aynı zamanda bir barış projesi olduğunu belirten Davutoğlu, 'Kafkaslar'dan Balkanlar'a bir köprü kuracağız. Bu iki problemli gibi görünen bölgeyi, Anadolu birleştiriyor. Sadece Türkiye ve Azerbaycan olarak ben ve Aliyev değil, aynı zamanda Bulgaristan Cumhurbaşkanı, Gürcistan, Yunanistan ve Karadağ başbakanları bu törene katılacaklar' diye konuştu.'SINIR BOYUNDAKİ VALİLERE TALİMATLAR VERİLDİ'Başbakan Davutoğlu, Suriye ve Irak'taki iç karışıklıktan kaçarak Türkiye'ye gelen sığınmacılarla ilgili bir soru üzerine şunları söyledi:'Suriye ve Irak'taki istikrarsızlığın yol açabileceği muhtemel sonuçlar konusunda bütün uyarılarımıza rağmen uluslararası toplum gerekli adımları atamadığı için, hem Suriye'den hem Irak'tan en ufak bir olumsuz gelişme olduğunda insanlar yönlerini tarihi hafızalarına da dayalı, bir şekilde Türkiye'ye ulaşıp burada güven bulmak istiyorlar. Bu bizim için insani bir görev olarak, bütün risklere rağmen kucağımızı, gönlümü açtık. Açmaya da devam ediyoruz. Dün güvenlik toplantısında, bugünde çözüm süreci toplantısında bunlar ele alındı; sınır boyundaki valilere talimatlar verildi. İlk hedefimiz, bu kardeşlerime bulundukları yerde yardım edebilmek için sınırda yardım çalışmalarını yürütmek. Ve sınır boylarında birikmiş kardeşlerimizin hepsine yardım etmeye razıyız. Ancak öncelikli hedefimiz Suriye sınırlarları içerisinde mümkün olduğu kadar bu yardımları ulaştırmak. Daha sonra güvenlik konusunda ciddi sıkıntılar çıkarsa, tabii her zaman takip ettiğimiz insani politikayı göz önünde bulundurarak gerekli adımları atarız. Ama şu anda esas hedefimiz, oradaki ihtiyaçları karşılayacak şekilde valiliklerimizin sınır boylarında gerekli tedbirleri almasıdır.'Haberler