Beypazarı Haberleri

Beypazarı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Beypazarı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

En İyi Maden Suyu Markaları
Markette maden suyu seçerken şişelerin birbirine benzediğini düşünebilirsiniz ancak mineral değerlerine baktığınızda önemli farklarla karşılaşabilirsiniz. Uludağ, Kızılay, Beypazarı, Sarıkız ve Kınık gibi markaların magnezyum, kalsiyum, sodyum ve bikarbonat oranları aynı değil.  Peki maden suyu seçerken hangi mineral değerlerine bakılmalı, spor sonrasında hangi özellikler önemli ve sodyum miktarı neden dikkate alınmalı? Maden suyu ile sodanın aynı ürün olmadığını bilmek de seçim yaparken önemli; doğal maden suyundaki mineraller kaynağından gelirken soda farklı bir şekilde üretilir. İçeriğimizde maden suyu seçerken dikkat edilmesi gerekenlerden markaların mineral değerlerine ve fiyat karşılaştırmalarına kadar merak edilenleri sizler için bir araya getirdik.
En İyi Damacana Su Markaları
Damacana su alırken artık yalnızca markaya bakmak yetmiyor. Erikli, Hayat Su, Sırma, Pınar Su, Buzdağı, Fuska ve Munzur gibi markaların kaynakları, mineral değerleri, pH seviyeleri, ambalaj türleri ve fiyatları tüketicilerin kararında önemli rol oynuyor. Peki 2026'da hangi damacana su markası gerçekten öne çıkıyor? İşte farklı ihtiyaçlara göre damacana su dünyasında merak edilenler...
Ankara'nın İlçe ve Semt İsimleri Nereden Geliyor?
Başkent Ankara’nın ilçelerine verilen isimlerin her biri ayrı bir hikayeyi barındırıyor. Binlerce yıllık tarihinde çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapan Anadolu, tarihi ve doğal güzellerinin yanı sıra mitolojik zenginliğiyle de insanoğlunu hayran bırakacak özellikler taşıyor. Anadolu’nun kalbi Ankara’nın tarihinde de yaşanan olaylar ve coğrafi konumu, ilçe isimlerine de yansıyor. İlçe isimlerinin nereden geldiğine dair kulaktan dolma bilgiler bilinse de, tam anlamıyla doğru bilgiler bulunmuyor. Ancak halk arasında ilçe isimleriyle ilgili çeşitli anlatımlar dikkat çekiyor. AA muhabirinin ilçe belediyeleri ile çeşitli kaynaklardan Ankara’nın 25 ilçesinin isimlerinin nasıl ortaya çıktığına ilişkin elde ettiği bilgiler şöyle: Kazan: Kazan ismine ilk defa 1530 tarihli Tapu Tahrir kayıtlarında rastlanıyor. Kazan’da, İlhanlıların Ankara’ya egemenlikleri zamanında 'Gazan Han' adına basılmış sikkelerin buluntuları dikkat çekiyor. Bu rivayete dayanarak 'Gazan' isminin zaman aşımına uğradığı ve 'Kazan' olarak değiştiği bilgiler arasında yer alıyor. Ayrıca yapılan Ankara Savaşı esnasında Osmanlı ordusunun yemek ihtiyacını karşılamak üzere bölgeye dev kazanlar kurulmasından dolayı ilçeye bu ismin verildiği rivayet ediliyor. Akyurt: Ankara’nın kuzey doğusunda yer alan Akyurt (Ravlı), Cumhuriyet döneminde ilçe merkezi olan köylerimizden birisidir. 'Ravlı' adıyla bilinen bu köy, 1463 yılı kayıtlarında 30 haneli olduğu bilinir. Ravlı köyünün tamamı 1. Murad döneminde yaşamış hayırsever Melike (Melek, Meleki) Hatun’un Medresesinin vakfına aittir. 21 köyün bağlı olduğu nahiye merkezi olan Ravlı köyü 1990 yılında resmi gazete yayımlanan kanunla Akyurt olarak ilçe merkezi olur. Beypazarı: Beypazarı’nın tarihinde Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliği altında kaldığı bilinmektedir. Rivayetlere göre, M.S 491-518 yılları arasında hüküm süren Bizans İmparatoru Anastasios’un döneminde piskoposluk merkezi olarak bilinen Beypazarı (Lagania) ziyaretinde şehrin adını 'Lagania-Anastasiopolis' yani 'Anastasios Kenti Kaya Doruğu Ülkesi' olarak değiştirir. Başka bir bilgide, Beypazarı’nın, ilk fatihi Kütahya beylerinden Germiyanoğlu Yakup Şah’ın veziri Dinar Hezar’ın olduğu ve onun için şehre 'Germiyan Hezar' da denildiğinden bahsedilir. Bölge, Osmanlı Devleti’nin toprak rejimi ve Tımarlı Sipahi merkezlerinde ticari ve ekonomik hayatın yoğunluğundan dolayı 'Beğ Bazarı' olarak da adlandırılmıştır. Ayaş: Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Ayaş, Ankara’nın kuzeybatısında yer alıyor. İpek yolunun durağı olan Ayaş, bir Türkmen Oymağı adı olduğunu bilinmesiyle birlikte Öztürkçe kökenli 'Parlak, aydınlık gece' anlamına da geliyor. Gezdiği yerlerde toplumların yaşama düzenini ve özelliklerini yansıtan büyük Türk Seyyahı Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Ayaş’tan bahsedilmektedir. Polatlı: Menteşe köyünün 1860 yılında Sivritepe eteğine kurulan Polatlı, 1 Ağustos 1926 tarihinde 877 sayılı kanunla ilçe oldu. Frigya krallarından Pulat’ın, bu bölgeye yerleşmesinden dolayı kendi isminin bölgeye verildiği ileri sürülmektedir. Farsça kökenli Pulat, çelik ya da kuvvetli anlamına gelmesinden dolayı Polat olarak türetilmesi ihtimaller arasında yer alıyor. Bir diğer iddia ise şehrin adını bu bölgede yaşayan ve atlarıyla meşhur olan Yakup Ağa’dan aldığıdır. Yakup Ağa’dan bahsedenlerin kendisine 'Bol Atlı Yakup Ağa' dedikleri ve bunu daha sonra 'Bol-atlı' şeklinde kısaltarak zaman içerisinde 'Polatlı' olarak kaldığı halk arasında söylenir. Etimesgut: Tarihi kaynaklarda Etimesgut değişik adlar almıştır. Bölge, Amaksyz, Amaksis, Amaksuz, Akmasuz, Ahi Mesud, Etimesud ve Etimesgut olarak en son haline gelmiştir. Etimesgut Belediyesi’nin verdiği bilgilere göre, Atatürk’ün örnek nahiye olarak 1929 yılında kurduğu Etimesgut’un, eski adı Ahimesud’dur. Bölgede Ahi Mesud ismiyle bir ahinin yaşamasından dolayı bu ismi aldığı bilinir. Pursaklar: Pursaklar isminin doğuşunda bir çok rivayet bulunmaktadır. Pursaklar Eski Muhtarı Kemal Çelik, eski zamanlarda Pursaklar’ın ormanlık alan olması nedeniyle Pür-saklar (yapraksaklar) denildiği bilgisini veriyor. Bir başka görüşe göre, Pursaklar isminin 1463 yılında Osmanlı dönemindeki kayıtlarda 'Busaklar' olarak geçtiği belirtiliyor. 17. yüzyılda 'Busaklar' isminin 'Pursaklar'a dönüştürülüp, Ankara’nın merkez köylerinden birisi haline getirildiği anlatılıyor. Ankara Savaşı’nın yapıldığı yer olarak bilinen Pursaklar, Moğolların fil ordusunun bu bölgede saklandığı konusunda iddialarda, önceleri 'Filsaklar' olan bu bölgenin isminin, zamanla değişerek ilk önce 'Pirsaklar' daha sonra da günümüzdeki adı ile 'Pursaklar' olduğunu söyleniyor. Kızılcahamam: Kızılcahamam, ilk çağlara kadar uzanan tarihinde, Yabanabat, Çorba ve son olarak da Kızılcahamam ismini aldığı iddia ediliyor. Ayrıca, 'Kızılcahamam' isminin yöre toprağının rengi ile yörede bulunan şifalı kaplıcalarından aldığı tahmin edilmektedir. Çubuk: 'Çubuk' kelimesi, Türklerde erkek ismi, aşiret ismi ve yer adı olarak kullanılmıştır. Çubuk’un isminin de 11. yüzyılda Selçukluların, Sultan Melikşah devrinde Anadolu’daki fetih hareketlerine katılan Türk Beyi, yani Çubuk Bey’den almış olduğu biliniyor. Başka bir rivayete göre, Çubuk yöresinin bulunduğu ovanın suyu oldukça boldur. Bundan dolayı yerleşim alanı çayırlık, çimenlik, kavak, söğüt ve bağ çubuklarıyla kaplıdır. Daha önce çayırlık olan bölgeye, çubuğu bol olmasından dolayı 'Çubuk' adı verilir. Bala: Farsça kökenli olan Bala, yüksek, yukarı anlamına geliyor. Bala’nın 600 yıl önce Kara Ali adında bir Türk tarafından veya Süleyman Gürbüz Han tarafından kurulduğuna dair söylemler bulunuyor. Aynı zamanda ilçe, tarih boyunca 'Kasaba-i Bala, Bozulus Sancağı, Tabanlı Kazası' olarak adlandırılmıştır. Mamak: 1983 yılına kadar Çankaya ilçesinin bir semti olan Mamak, daha sonra Ankara’nın merkez ilçelerinden bir haline geldi. Geçmiş zamanlarda Ankara’da uzun zaman hüküm süren Ahiler, bölgeyi kuran ve yönetenlerin isimlerini yaşatmak için mekanların adına yönetenlerin adını verirdi. Bu bölgeler, orayı idare eden Ahi büyüklerinin isimleriyle anılırdı. Örneğin Ahi Mamak, Ahi Mesud, Ahi Tura gibi... Ahi Mamak, bölge olarak idaresi altında olduğu için buraya ismini verdiği iddia ediliyor. Ankara’nın Osmanlılara geçmesinden sonra burada bulunan çiftliğe Tahir komutan atanmasından dolayı bölgeye Tahir Mamak da denildiği rivayet ediliyor. Nallıhan: Nallıhan adını nasıl aldığı hususunda ise iki söylenti var. İsminin, bölgedeki han ve yakınlarından geçen Nallı Suyu’ndan veya bölgede bulunan önemli bir hanın kapısındaki naldan aldığı yönündedir. Bir diğer söylenti ise, halk kahramanı Köroğlu buradan geçerken gece handa konaklar, ertesi gün ayrılırken hanın bahçe kısmında atının nalı düşer. Nal yerinden alınarak hanın kapısına asılır ve buradan da Nallıhan ismi çıkar. Keçiören: Tarihte Keçiören adının nereden geldiği hakkında bir çok rivayet bulunmaktadır. Keçiören ismi ilk olarak 1463’te 'Ankara Mufassal Tahrir Defteri'nde Karye-i Kiçiviran tabi-i Kasaba' (Kasaba’ya bağlı Kiçiviran köyü) olarak geçer. Kiçiviran kelimesi 'Küçük Viran' anlamına gelir. 1530’lu yıllarda bölge Keçi-viran olarak zikredilir. 1955’li yıllardan önce son derece temiz havası ve ünlü bağlarıyla adeta bir dinlenme yeri olan bu bölge, bahçeleri, çeşit çeşit meyve ağaçları, bağları, havuzları, kuyuları ile meşhurdu. İnsanlar meyve sebzelerini kendileri yetiştirir, özellikle üzüm ve armuda önem verirlerdi. Bu nedenle de Keçiören bağlarında yetişen üzümler ayrı bir lezzette olurdu. Bölgenin meşhur zümrüt yeşili alanlarla kaplı olduğu ve bu bağlarda otuzun üzerinde üzüm çeşidi yetiştirildiği söylenmektedir. Ankara’nın en geç olgunlaşan üzüm çeşitleri bu bölgede yetiştiği için 'geç veren' bağları denilmesinden kaynaklı olarak, zamanla bugünün Keçiören’ine dönüşmüştür. Bir başka rivayete göre, Keçiören ismi söylenip yazıldığı gibi 'Keçi’lerin ören yeri' kelimelerinin birleşmesiyle oluşur. Keçiören, Ankara Keçisi’nin otlak yeri olmasıyla birlikte tarihi yerleşim yeri anlamında ören kelimesiyle birleşmiştir. Haymana: Osmanlı Devletinin Kurucusu Osman Gazi’nin annesi Hayme Ana, ilçe merkezinde vefat etmesi ve buraya defnedilmesinden dolayı bölgeye 'Hayme Ana' adı verildiği doğrultusunda söylemler vardır. Haymana kelimesi, Divan-ı Lügatit Türk’te mera, otlak ve yeşillik anlamına gelir. Güdül:  İlçe, Anadolu Selçuklu hükümdarlarından I. Mesut’un eniştesi ve Ankara Emiri olan Şehabüldevle Güdül Bey tarafından şimdiki yerinde, tahminen 850 yıl önce kurulmuştur. 1 Eylül 1957 yılına kadar Ayaş ilçesine bağlı bir nahiye olduğunu bilinmektedir. İlçe isminin Güdül Bey tarafından geldiği tahmin ediliyor. Sincan: 17. yüzyılda arşivlerinde yer alan Sincan köyü, İpek Yolu’na yakın oluşundan ötürü tarihi çağlarda önem kazanmıştır. Etimolojik bakıldığında da Sincan, şen, canlı insanların yurdu anlamına gelmektedir. Sincan, Atatürk’ün önerileriyle Romanya Köseabdi’den gelen soydaşların buraya yerleştirilmeleriyle tipik bir göçmen köyü görünümünü almıştır. Nüfusu hızla artan Sincan, 30 Kasım 1983 tarihinde çıkartılan 2963 sayılı kanunla ilçe haline getirilmiştir. Altındağ:  Milat önce ve sonra yerleşmelerin bulunduğu ilçeyi ilk Frig Kralı Midas kurar. İlçe, 'Antik ve Osmanlı Ankara’sı' olarak bilinmesinin yanı sıra Anadolu Selçuklu’sunun 'melik' şehri olmuş ve Osmanlı’nın eyalet merkezliğini yapmıştır. Zengin bir tarihe ve kültür mirasına sahip olan ilçe, başkentin ilk yerleşim alanı olması nedeniyle tarihi açıdan çok önemli eserlere ev sahipliği yapar. Bu yüzden bölge olarak değerli arsalara, evlere sahiptir. Bölgede yaşamanın pahalılığından ve değerli mekanların, arsaların olması, altın gibi değerli görülmesi ve ilçede yer yer yüksek kesimlerinin olmasından dolayı bölgeye 'Altındağ' adını verildiği rivayetler arasında bulunuyor. Çamlıdere: Kuruluşu eski zamanlara dayanan Çamlıdere, eski yıllarda 'Kuzviran' olarak anıldığı bilgiler arasında yer alıyor. İlçede türbesi bulunan Ömer’ül Faruk’un 4’üncü soyundan Şeyh Ali Semerkandi’nin yöreye gelip yerleşmesiyle bölge Şeyh Ali Köyü (Kuzviran) olarak anılmaya başlar, daha sonra da 'Şeyhler' olarak değiştirilir. Bölge, Şeyh Ali Semerkandi Diyarı olarak ta bilinmektedir. 1953 tarihinde çıkarılan 6191 sayılı kanunla ilçe statüsünü kazanan Çamlıdere, bölgede bulunan dere ve etrafındaki çamlardan dolayı bugünkü ismini aldı. Çankaya: Çankaya ilçe ismiyle ilgili olarak çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Bölgedeki bir su pınarının üzeri tamamen yeşil yosunlarla kaplanmış havuza benzer bir kayanın üzerinden geçmesi ve bu suyun bir çok hastalıklara şifa canlara can olmasından dolayı bölgeye 'Can-Kaya' ismi verildiği sanılıyor. Rivayete göre, zaman içerisinde harplerde yıkılan suyun geldiği gözü kapanır, daha sonra suyun gözü açılır, ama eskisi gibi dertlere deva, hastalara şifa olmaz. Lakin 'Cankaya' adı bugüne kadar gelmiştir. Başka bir rivayette, ilçede bulunan Papaz Bağı bölgesinde eski zamanlarda bir kilisenin olduğu ve bu kilisenin tapınma saatlerinde buradaki çanın sürekli çaldığı doğrultusunda söylemler bulunuyor. Bölgede eskiden çengi oynatılmasından dolayı 'Çengikayası' olarak da zikredildiği öne sürülüyor. Elmadağ: 1530 yılı belgelerinde Kasaba nahiyesine bağlı bölge, 'yozgad köyü' olarak bilinir. Köy, Osmanlı Devleti döneminde 'Hac Yolu' üzerinde bulunması dolayısıyla bir derbent (karakol) görevi görür. Daha sonraki yıllarda Bala kazasına bağlı bir köy olan 'yozgad', milli mücadele yıllarında önem kazanmasından dolayı 'küçük yozgad' adı ile nahiye merkezi olur. 1934 yılından itibaren kurulan fabrikalardan dolayı belde gelişerek büyümeye başlar. Küçük Yozgad, 27 Mart 1944 tarihinde Çankaya ilçesine bağlı Elmadağ isimli nahiye teşkilatı haline gelir. Bölgede bulunan elma ağaçları ile dolu olan tepe ve dağlarından bu adı aldığı rivayet edilmektedir. Gölbaşı: 1923 yılında kadar Örencik köyüne bağlı 10 haneli 'Gölhanı' adıyla anılan bir mahalle iken, Bucak Müdürlüğü ve Jandarma Karakolu’nun bu bölgeye taşınması sonucunda ismi 'Gölbaşı' olarak değişir ve bucak merkezi olur. Aynı zamanda ilçe bünyesinde bulunan gölden ismini almıştır. 30 Kasım 1983 tarihinde 2963 sayılı kanunla Gölbaşı, ilçe haline gelir. Kalecik: Kalecik Kalesi’nin, Romalılar devrinde Bursa Tekfuru tarafından kızına çeyiz olarak yaptırıldığı bilinmektedir. İlçe ismini bölge ortasında, çevreye hakim tepe üzerinde bulunan küçük kaleden almıştır. Şereflikoçhisar: İsminin kökeni bölgeye Türkler yerleşmeden önceki ismi Archelais Garsaura idi. Osmanlı kaynaklarında adı, 'Koşhisar' olarak geçen ilçe ismi, 'Çift Kale' anlamına geldiği sanılmaktadır. Bu sözcük zamanla Koçhisar’a dönüşmüştür. Rivayete göre, Şerefli aşiretinden ve buradaki kaleler bağlantısından ötürü de isminin başına şerefli sözcüğü konmuştur. Ancak, burada yaşayanlar Balkan, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarında çok şehit vermesinden ötürü de Şerefli sözcüğü yasa ile bölgeye verilmiştir. Yenimahalle: Artan konut sıkıntısı yüzünden yeni bir mahalle oluşturulması için 1946-1949’lı yıllarda Ankara’nın 9. Belediye Başkanı Dr. Ragıp Tüzün’ün girişimleriyle Yenimahalle kurulmuştur. Saimekadın: Mamak’a bağlı Saimekadın Mahallesi’nin isminin 1402’de Çubuk Ovası’nda yapılan Ankara Savaşı’ndaOsmanlı ordusuna yardım eden bir kadından geldiği biliniyor. Kaynaklarda, Osmanlı askerine yardım eden Saime Kadın’ın isminin oturduğu bölgeyle anılmaya başladığı ifade ediliyor. Bir başka kaynakta ise Hacı Bayram Veli’nin soyundan gelen ve bölgede bahçeleri bulunan 'Saime Hatun'un semte adını verdiği belirtiliyor. Halk arasında anlatılan bir başka öykü ise şöyle: 'Saime kadınla alışverişte bulunan biri aldığının karşılığını getirip vermiş. Saime kadın eline tutuşturulan bir tomar parayı saymaya başlayınca parayı veren eksiksiz olarak ödemede bulunduğunu anlatmak üzere, ’sayma kadın, sayma kadın’ diye uyarmış. Böylece kadının adı ’sayma’dan türeyerek Saime olmuş ve bölgenin ismi de böyle anılmaya başlanmış.' Solfasol: Hacı Bayram Veli’nin doğup büyüdüğü yer olarak bilinen Solfasol semtinin gerçek adının zülfazıl (faziletli, erdem sahibi kişi) olduğu çeşitli kaynaklarda yer alıyor. Balgat: Ankara’nın gözde mekanlardan Balgat’ın isminin öyküsü ise şöyle: 'Kat/gat' kelimesinin öz Türkçe’de şehir anlamına geldiği ve Balgat’ın 'balşehir' olduğu kaynaklarda yer alıyor. Balgat ismiyle ilgili halk arasındaki yaygın inanış ise şöyle: 'Mustafa Kemal Atatürk’ün yolu bir zamanlar şehrin dışında kalan Balgat köyüne düşer. Köyde soluklandığı evde çay içmek isteyen isteyen Atatürk’e gelen çayda şeker yoktur. Atatürk, ’Şeker yok mu?’ diye sorunca oradakiler de Ankara şivesiyle 'Şeker yok amma bal var, bal gat Atam, bal gat' der. Atatürk de bunun üzerine bölgenin ismini ’Balgat’ koyar.' Cebeci: Kelimenin sözlük anlamı, Osmanlı’nın yeniçeri ordusunda silah yapan ve bakımıyla görevlendirilen, savaşta silah ve cephaneyi orduya ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf askerdir. Osmanlı dönemindeki Cebeci kışlalarının bugünkü Cebeci semtinde kurulmasından dolayı bölgenin ismi de buradan geliyor. Dikmen: Sözlüklerde koni biçimindeki tepe, dikilerek oluşturulan ağaçlık, dik arazide orman olarak belirtilir. Ankara’nın yüksek tepelerinden biri olan Dikmen’in artık koni biçimli olup olmadığı anlaşılmamaktadır ancak semtin tepe sırtlarında kara çam ormanı bulunmasından dolayı bölgeye bu isim verilmiştir. Kasalar mevkisi, meyve ve sebze kasalarının geniş bir arazide depolanmasından dolayı bu adı almıştır. Ayrancı: Eskiden yoğun olarak görülen Rumlara Ayrancı denilmesinden dolayı bu bölgenin isminin Ayrancı olduğu söylenir. Bentderesi: Ankara’nın su ihtiyacının karşılanması amacıyla Hatip Çayı üzerine bent kurulması, bu bölgenin Bentderesi olarak anılmasına neden olmuştur. Dikimevi: Giysi ve çamaşır dikilen iş yeri, terzi bulunan bölgeye Dikimevi denilmiştir. Kırkkonaklar: Başlangıçta 40 hane bulunan semt, Kırkkonaklar adıyla anılmıştır. Dışkapı semti, Ankara’nın giriş ve çıkış kapısı olarak nitelendirildiği için bu ismi almıştır. Akköprü: Bugün büyük bir alışveriş merkezi ve metro istasyonunun bulunduğu Akköprü semti, adını Çubuk Çayı, İncesu Deresi ve Hatip Çayı’nın birleştiği noktada 1222’de Selçuklu Komutanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmış, 3’ü büyük toplam 7 kemerli köprüden almıştır. Yüzüncü Yıl: Yapılaşmaya 1980’li yıllarda başlanan Yüzüncü Yıl Mahallesi’ne, 1981’de Atatürk’ün doğumunun 100. yılı kutlamalarında Yüzüncü Yıl adı verilmiştir. -Günümüze kadar değişen semt isimleri- Esenboğa kelimesi aslında bir şahıs ismidir. Ankara Savaşı’nda başarı gösteren Timur’un generallerinden İsen Buga’nın (mutlu, kutlu, güzel, iyi ve sağlıklı öküz) ismi zaman içerisinde Esenboğa olarak günümüze gelmiştir. Evliyalar semti olarak nitelendirilen Bağlum, 1530’da Anadolu vilayetinin Ankara kazasına bağlı bir köy olup Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayınladığı 438 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937-1530) isimli eserin 354. sayfasında katip hatası olarak 'Yavlum' diye kaydedilmiştir. Ancak daha sonraki yıllarda 'Bavlum' olarak değiştirmiştir. Haymana sözcüğünün anlamı, başıboş hayvanların salındığı çayırlık, halk ağzında ise tembel demektir. Bir de 'Haymana beygiri gibi dolaşmak' yani 'işsiz, güçsüz dolaşmak' deyimi vardır. Çayıra salınan hayvanlar, ovanın bu adla anılmasına yol açmıştır. Halk arasında anlatılan öykü ise şöyle: 'Mana' ismindeki kızının burada intihar etmesine üzülen Timur Sultanı’nın acı acı 'Hey Mana, Hey Mana!' diye bağırması üzerine bölgedekiler artık bu semte 'Heymana' derler. Telsizler bölgesindeki Türk Telekom Kültür Merkezi olarak kullanılan yapılar, 1928’de telsiz istasyonu olarak yapılmış ve 1951’e kadar Ankara Telsiz İrsal İstasyonu olarak hizmet vermiştir. Çok sayıda telsiz direği olmasından dolayı semte Telsizler adını vermiştir. Gökçegöl olarak da anılan Mogan Gölü’nün adı söylentiye göre, tarikat önderi anlamına gelen 'Mugan'dan gelmiş ve zamanla Mogan’a dönüşmüştür. Elvankent, adını, Ahi Elvan Hazretleri’nin türbesinden almıştır. Peçenek mevkisinin adı, Oğuzlar’ın 24 boyundan Gökhan kolu olan 'Beçene'den gelmiştir. Peçenek sözcüğünün kökü olan Beçene kelimesinin sözlük anlamı 'çalışkan, gayretli'dir. Adliye Sarayı’nın olduğu alana geçmişte Çaputçu Çayırı denilmiştir. Hayvanların otlağı ve çocukların oyun yeri olan Çaputçu çayırının özelliği mahalle kavgalarının burada yapılmasıdır. -Adını coğrafik özelliklerinden alan mekanlar- Ankara’nın yüksek yerlerinden Etlik, yapılaşmanın olmadığı dönemlerde çok fazla rüzgar alan semt olmasıyla bilinirdi. Hava akımına maruz kalan bu bölgede kesilen hayvanların etleri burada muhafaza edilmiş ve bölgeye coğrafi koşullarından ötürü Etlik ismi verilmiştir. Öveçlerin sözlük anlamı '2-3 yaşındaki erkek koyun'dur. Ancak 'öveçler' kelimesi, kitaplarda yer alan bilgiye göre, 'keklikten ufak, keklik gibi öten, avcıları peşinden koşturan sevimli kuş' anlamına gelir ve bu kuşların bölgede çoğunlukla bulunmasından dolayı buraya Öveçler denilmiştir. Dilimize Farsça’dan geçmiş 'seyran' sözcüğü 'gezinme ve bakıp görme, geçirme' demektir. Üzüm bağlarının da bulunduğu Ankara’nın yüksek kesimi Seyran Bağları, zamanında gezinti yeri ve çevreyi görme imkanı veren bir alan olmasından dolayı 'Seyran' ismini almıştır. Ankara Hukuk Fakültesi ile Siyasal Bilgiler Fakültesinin arka tarafları olan Topraklık’ın da ilginç bir hikayesi var. İşi olmayan kimseler, bölgeden aldıkları killi toprağı eşeklerle mahallelerde dolaştırarak 'bebe toprağı' satarlardı. Tahta beşiklere serilen toprağın bebeği daha iyi uyuttuğu ve geliştirdiği söylenirdi. Bu hikmetli toprak, bölgeye ismini vermiştir. Önceleri Keltepe olarak anılan Hacettepe, ağaçlandırma çalışmalarının ardından 17. yüzyıl başlarında Hacıtepesi Mahallesi olmuş ve ağızlarda 'Hacettepe'ye dönüşmüştür. Fransızca kökenli bir kelime olan Şose’nin anlamı ise 'taş kırıkları veya kum kullanılarak yapılan yol' demektir. Eski zamanlarda taşlı ve kıvrımlı yollarının olması nedeniyle bu ismi almıştır. Tınaztepe’nin sözlük anlamı, dövülerek savrulmaya hazırlanan ekin yığınıdır. Buna bağlı olarak, mahallede ekin yığınlarının bulunmasından dolayı bölge bu adla anılmıştır. Gaziosmanpaşa Kuleli Sokak’ta bulunan ve şimdi Kuloğlu tarafından satın alınan üzüm bağı, eskiden Ermeni bir papaza ait olmasından dolayı bu isimle anılmıştır.
Hava Yıldırım Kon TV’de Ankara Konuşuyor Programına Konuk Oldu
2014 yerel seçimleri dolayısıyla, belirlenen ve dikkat çekenadayların konuk olduğu Ankara Konuşuyor programına, Ak Parti Güdül BelediyeBaşkan Adayı Hava Yıldırım konuk oldu. Programın sunucusu Ebru Açıkgöz’ünsorularını yanıtladı. Hava Yıldırım, öncelikle kendisinden bahsetti. Sonrasındavizyonunun da misyonunun da hizmet etmek olduğunu söyledi. Güdül’ün mevkisihakkında bilgiler verdi. GüdülBelediye Başkanı olunca nasıl bir belediyecilik anlayışı içerisinde olacaksınızsorusuna şöyle yanı verdi : Günümüzde kara düzen dönemi bitti.Her şeyin yeniliklere ve teknolojiye uygun olması lazım. Yapılacak tüm işlerinplanlı, programlı, projeli olması gerekiyor. Tabi ki iyi bir ekibe önemleihtiyaç var. Benimde meclis üyelerim çok iyi ve memleketine hizmet etmeyi seveninsanlar. Ayrıca mevcut belediye çalışanlarımız da gayet iyi arkadaşlar. Yeniarkadaşlarımızı, hemşehrilerimizi de bu güzel ekibe dahil edip güzel projelereimza atmak istiyoruz. Ben ayrıca katılımcılığa özengösteriyorum. Sivil toplum örgütleri, dernek başkanlarımız, Güdülün ilerigelenleri, muhtarlarımız, esnaflarımız hatta diğer siyasi parti temsilcilerininde destekleriyle katılımcılağa ve çoğulculuğa önem veren bir anlayışsergilemeyi düşünüyorum. Seçimlerenasıl hazırlanıyorsunuz? Biz taşra ilçesiyiz ve her köyümüzegidiyor. Köylerimizi çok seviyoruz. Hizmet vermek için uğraşıyoruz. Zamankısıtlı biliyorsunuz, dolayısıyla her gün ziyaretlerimiz oluyor. Yakında evziyaretlerine de başlayacağız. Memleketimizin her insanını tanıyoruz. Öyleolunca da birebir görüşmelere çok önem veriyoruz. Vatandaşımızı gönlündeolmamız gerekir. Önce köylerimizden başladık ve daha sonrada mahalle gezmelerive yakında da ev ziyaretlerine başlayacağız. Halkın sizegeri dönüşümleri nasıl oluyor? Halkımızın geri dönüşlerigenellikle güzel oluyor. Bazı yanlış anlaşılmalar olabiliyor. Yani daha öncekiisteklerinizi ve yapacaklarınızı tam anlatamamış olabiliyorsunuz. Bundan sonrayapacaklarımız çok önemli. Onun için insanlarımıza birebir yapacaklarımızıanlatmaya çalışıyoruz. Peki Güdülhalkı ne istiyor?Güdül de huzurlu yaşamak istiyor.Havamız güzel suyumuz güzel insanımız güzel; ama ekonomik anlamda da rahatolmak istiyorlar. Göç vermek istemiyorlar hatta nüfusun eskisi gibi olmasınıistiyorlar. Güdül’ünsorunları neler ve bu sorunlara çözüm önerileriniz nelerdir? Bizim en büyük sorunlarımızdanbirisi reklam ve tanıtım eksikliğidir. Mesela ben bayan aday adayı olduğum içinbeni davet ettiniz, bunun içinde ayrıca çok teşekkür ediyorum. Bu sayedeGüdülü şimdiden tanıtma imkanı buldum. Güdülü bilmeyenler çok fazla, o yüzdenGüdül’ün tanıtılmaya çok ihtiyacı var. Güdül, aslında Ankara’ya çok yakın birilçedir. Lakin yol üzeri olmaması gibi dezavantajları var. Bu ve buna benzerdezavantajları olunca, bu ekonomiye de yansıyor. Dolayısıyla tanıtım yaparakve projeler geliştirip ekonomiyi rahatlatırsak, bu tip sorunları aşabilirizdiye düşünüyorum. Güdül içinyapmayı düşündüğünüz projelerinizden bahsedebilir misiniz? İsterseniz projelerimizden kısaca bahsedelim ; 1. Güdül ilçe merkezinin su ve kanalizasyon alt yapısınınyenilenmesi 2. Güdül ilçemizin Turizm Merkezi haline gelebilmesi içinreklam ve tanıtım projeleri gerçekleştirilmesi  Projeler; a. Fotografia Güdül Projesi b. Güdül Tanıtım Filmi Projesi c. Kızılcahamam - Güdül - Beypazarıİlçeleri Katılımıyla Kirmir Çayı Sağlık Vadisi Projesid. Tarihi Evler Projesie. Yöresel El Sanatlarının Desteklenmesi ve Pazarlanması Projesif. Güdül Bıçağının Tanıtılması Projesig. Açık Hava Tarih ve Kültür Müzesi Projesi h. İnönü ve Yeşilöz Mağaralarının Rekreasyonu ve Turizme Açılması Projesi i. Yöresel Ürünlerimizin, Üretim, Tanıtım ve Pazarlama Projesi (Üzüm, Kiraz,Domates, Leblebi, Bazlama, Sarma gibi)3. Aile Yaşam Merkezi (Hanımlar Lokali, Gençlik Merkezi,Yüzme Havuzu … )4. Çağa'daki Jeotermal Projeler ;a. Jeotermal Sağlık Serbest Bölgesib. Devam Eden Termal Yatırımların Geliştirilmesi ve Tamamlanması c. Arkeolojik Kazıların Bitirilip Kayıp Kent Minizos'un Ortaya Çıkarılması veTurizme Kazandırılması 5. İlhan Çayı Piknik Alanı ve Güneyce Pazar YeriDüzenlemesi Projesi 6. Çağa Beldesinin devam eden içme suyu ve kanalizasyonçalışmalarının tamamlanması 7. Sorgun Göleti Rekreasyonu ve Turizme Açılması 8. Salihler - Adalıkuzu Köyü Sınırları İçerisindeki KayaYazıtlarının Turizme Kazandırılması Projesi 9. Organik Tarımın ve Hayvancılığın GeliştirilmesiProjeleria. Süt ve Süt Ürünleri Entegre Tesisi b. Yeni ve Modern Bir Mezbaha Açılmasıc. Ankara Tiftik Keçisinin Tanıtımı ve Ekonomiye Kazandırılması 10. Organize Sera Bölgesi Projesi ile SeracılığınGeliştirilmesi 11. Mevcut TOKİ Bloklarının Çevre Düzenlemesi vePeyzajının Yapılması 12. Güdül Merkez ve Çağa'da Yeni TOKİ KonutlarınınYapılması 13. Güdül Çarşı Düzenlemesi ve Otopark YapımıPeki nasıl aday gösterildiniz, adaylıksürecinizden de bahsedebilir misiniz?Ben aslında Büyük Şehir Belediye MeclisÜyeliğine başvurmuştum. Başbakanımız, bayan belediye başkan adaylarınınçoğalması gerektiğini öne sürmüş. Dolayısıyla beni de Güdül için düşünmüş. Benide zaten ilçe başkanlığını kurduğumdan ve Ankara’ya genel merkeze yakınolduğumuzdan dolayı tanıyordu. Biz de birçok konuda destek istiyorduk sağ olsun.Çalışmalarımızı, projelerimizde takip ediyordu zaten. Başbakanımız hizmeti çoksever, yeter ki hizmet edin, kesinlikle desteğini esirgemez. Böyle bir konugündeme gelince de bizi takdir etmişler bu görev için. Dolayısıyla bizde siyasiterbiyemiz nedeniyle, başbakanımızın emrini, başımızın üstüne koyduk.Görevimizi üstlendik. Sağ olsun halen takip ediyor. Ben bu durumu, Güdül için büyük bir fırsatadönüştürmek istiyorum İnşallah. Başbakanımız beni aday olarak gösterdi.Halkımız da gönlünü açar, destek verir, oylarını verirse İnşallah belediyebaşkanı olacağım. Başkan olunca da hem Başbakanımız hem de Melih bey dedesteklerini vereceklerine inanıyorum. Güdül için Melih Beyden de önemlisözlerde aldım. Bu verdiği sözlerde bize yetti çok şükür. Yol, su, kanalizasyonve ulaşım yönünden tamamen büyük şehire bağlı olacağız. Diğer projelerimize dahakolay bütçe ayırma fırsatı bulacağız İnşallah. Süremizinsonuna yaklaştık, isterseniz son sözlerinizi de alalım...Ben Güdülü seviyorum ve Güdül de yaşıyorum.Avukat olunca, mesleğimde Güdül’de tecrübe kazanıp, sonrasında geri Ankara’yadöneyim diye plan yapmama rağmen, Güdülü ve hemşehrilerimi çok sevdiğim içinmemleketimde kaldım. Burada evlendim ve çocuklarım oldu. Bundan sonrada Güdül’deyaşayacağım. Güdüle sevdalıyım. Bu saatten sonra büyük şehirde yaşamak bana çokzor geliyor. Güdül'ümüzün bütün ihtiyaçlarını ve sorunlarınıçözeceğiz İnşallah.  Dolayısıyla belediyebaşkanlığına talibim. Bu görevi çok güzel bir şekilde üstleneceğime inanıyorum.Güdül'de kalacağım, Allah nasip ederse Güdül’de de öleceğim. Güdüllühemşehrilerimden önce dualarını sonrada oylarını talep ediyorum. Herkesi selamlıyorum, sizlere de çok teşekkürediyorum...Ak PartiGüdül Belediye Başkan AdayıHavaYıldırım Haber : Metehan Ceylan
Ankara'da Yolcu Otobüsü Devrildi, 42 Yaralı
Ayaş ilçesinde yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu ilk belirlemelere göre 42 kişi yaralandı Ankara'dan Nallıhan ilçesine giden Kemal Gür yönetimindeki 06 NAZ 48 plakalı yolcu otobüsü, Ayaş-Beypazarı karayolu birinci kilometredeki Sanayi kavşağında, yağış nedeniyle kayganlaşan yolda devrildi. Kazada, ilk belirlemelere göre 42 kişi yaralandı. Yaralılar, Ayaş Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Durum ağır olan 2'si çocuk 5 kişi, ilk müdahalenin ardından Ankara'daki hastanelere sevk edildi. Sabah
Sağlık Bakanlığı Raporuna Göre Ankara'nın Suyunda Değerler Uygunsuz, Klor Yetersiz
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı'nın, Ankara'da içme suyundan kaynaklanan sorunların giderilmediğini belirterek, 'yapılan uyarılara rağmen görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyenler hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılmasını' istediği ortaya çıktı.Ankara’da içme-kullanma sularından kaynaklanan hastalıkların giderek daha çok görüldüğü iddialarına karşın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek kameralar karşısına geçerek şebeke suyundan içmiş ve Ankara’da musluklardan akan suyun hiçbir risk taşımadığını söylemişti. Ancak, Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı’nın, Ankara’daki içme ve kullanma suyundan kaynaklanan sorunların giderilemediği ve bu konuda “yapılan uyarılara rağmen görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyenler hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılmasını” istediği ortaya çıktı.Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’ün haberine göre, Türkiye Halk sağlığı Kurumu Başkanı Prof. Dr. Seçil Özkan imzasıyla 19 Eylül 2014 tarihinde Ankara Valiliği’ne gönderilen ve Valilik’teki evrak bürosuna 22 Eylül’de giren yazıda Ankara’da kullanılan sudan kaynaklanan hastalıkların arttığına dikkat çekiliyor.DEĞERLER UYGUNSUZ, KLOR YETERSİZProf. Dr. Seçil Özkan, yazısında Temel Sağlık İstatistikleri Modülünden alınan verilere göre Ankara’da sudan kaynaklanan ani olarak ortaya çıkan ishal ve karın ağrısı (Akut Gastroenterit) vakalarında ortalamanın çok üzerinde artış olduğunun saptandığını belirterek şöyle devam ediyor:“Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından yapılan içme- kullanma suyu kalitesi izleme çalışmaları kapsamında 2014 yılında alınan su numunelerinde Akyurt, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çubuk, Elmadağ, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Kızılcahamam, Nallıhan, Polatlı, Sincan ve Şereflikoçhisar ilçelerine ait içme- kullanma sularında demir, nitrat, alüminyum, arsenik, c. perfringens, enterokok, eschcrichia coli ve koliform bakteri parametreleri yönünden İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelikte belirtilen sınır değerlere göre uygunsuzluk bulunduğu, serbest klor düzeylerinin ise yetersiz olduğu tespit edilmiştir.”Prof. Dr. Özkan, İl Özel İdaresi ve ilgili belediye başkanlıklarının “uygunsuzluk” bulunan içme-kullanma sularının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilmesi yönünde defalarca uyarılmasına rağmen her hangi bir iyileştirmenin yapılmadığı saptandığını belirtti ve şöyle devam etti:“Kurumumuzun 2014/ 25 sayılı genelgesiyle yapılan uyarılara rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması durumda başkanlığımızca ilgililer hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulacak ve suda tespit edilen uygunsuzluk durumları kamuoyu ile paylaşılabilecektir.Halka sağlıklı ve güvenli su sağlanması için suyun kaynağında, depoda ve şebekede her türlü kirliliğe karşı korunması son derece önemlidir. Sularda c.perfringens, enterokok, eschcrichia coli ve Koliform bakteri varlığı, yetersiz klorlamanın da etkisiyle insan sağlığı üzerinde potansiyel tehlike oluşturmaktadır.”SORUMLULARA SON UYARIAnkara’da sağlıkla ilgili sivil toplum kuruluşlarının sudan kaynaklanan rahatsızlıklarla ilgili uyarılarının dikkate almayan Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile ilgili diğer kişilerle ilgili Kurum Başkanı Seçil Özkan şu uyarıda bulundu:“Bu itibarla; halk sağlığının korunması ve muhtemel sağlık risklerinin önlenmesi, içme kullanma suyundaki bahse konu uygunsuzluk ve yetersizliklerin acilen giderilmesi için kirletici odakların belirlenerek kontaminasyonun (kirlilik) önlenmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınması, dezenfeksiyon işlemlerinin yapılarak serbest klor düzeyinin yeterli seviyede tutulması ve sürekliliğin sağlanması, yapılan uyarılara rağmen görev ve sorumluluğunu yerine getirmeyenler hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılması hususunda; bilgilerini ve gereğini rica ederim.”'Sağlık Bakanlığı da mı ideolojik?'CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka da Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, bir örneğini gazetecilere dağıttığı bu yazıyı okudu ve şunları söyledi:“Melih Gökçek beni ideolojik olmakla suçlamıştı. Sağlık Bakanlığı da mı ideolojik? Bugün Ankaralılara 'kim yalan konuşuyor?' diye sorsanız; koro halinde 'Gökçek' diye yanıt verirler.' dedi. Bir Roma atasözünde 'Kurt kulaklarından yakalanır' denildiğini belirten Nazlıaka, 'Melih Gökçek kulaklarından yakalanmıştır.'Bakan Müezzinoğlu'ndan su tartışmalarına yanıtDiğer taraftan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından illere gönderilen içme-kullanma suyu ile ilgili yazıda yer alan uyarılar hakkında, 'Burada ideolojik olarak veya çatışma kültürü olarak Ankara Büyükşehir Belediyesinin suyunun merkeze alınmasını doğru bulmuyorum' dedi. Müezzinoğlu, şöyle devam etti:'Halk Sağlığı Kurumunun Ankara, Eskişehir, Tekirdağ valiliklerine gönderdiği benzer yazıların veya Antalya ve diğer mücavir alanı son 30 Mart seçimleriyle, büyük illerimizde mücavir alana geçenlerde bu anlamda taşra denilen uç veya oralardaki köylerin bağlı olduğu yerlerdeki noktalarımıza birçok büyükşehir belediyemizin sunumunda sorunları olduğunu ve bu sorunlar nedeniyle yalnız Ankara'ya değil tamamına yazılar gönderdiğimizi belirtmek isterim. Burada ideolojik olarak veya çatışma kültürü olarak Ankara Büyükşehir Belediyesinin suyunun merkeze alınmasını doğru bulmuyorum.''Türkiye genelinde şu veya bu siyasi partinin yönettiği belediyenin, bizim açımızdan kim olduğu önemli değil. Vatandaşa sunulan suyun kalitesi ve standardında tedbir alınması gerekiyorsa, bunun İzmir Belediyesi olmasıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi olması arasında bizim değerlendirmemizde halk sağlığı açısından hiçbir fark yoktur' diyen Müezzinoğlu, 'Bu yazıların, Eskişehir ve Tekirdağ'a da gitmiş olduğu halde yalnız Ankara'yı gündeme getirenleri de açıkçası kamuoyunun takdirine bırakıyorum' dedi.Posta ve AA 
Erdoğan: 'Bu Ülkede Yıllarca Doğum Kontrolü İhaneti Yaptılar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte dün akşam Bisse gömleklerinin sahibi Mustafa Kefeli'nin oğlu Onur Kefeli ile Cansu Pişirgen'in düğün törenlerine katıldı. Erdoğan burada da 'en az üç çocuk' çağrısını yineleyerek, 'Bu ülkede yıllarca bir doğum kontrolü ihaneti yaptılar ve neslimizi kurutma yoluna gittiler' dedi.İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın kıydığı nikahta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik çiftin nikah şahitliğini yaptı.
Ankara'da 822 Taşınmazın Satışı Kararı Alındı
Büyükşehir Belediyesi’nde bu yıl 822 parça taşınmazın daha satışı için satış kararı alındı.Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, başkentte, iki yıl arayla iki ayrı dev satış kararını belediye meclisinden geçirdi. 2012’de alınan kararla Ankara ve ilçelerinde toplam 18 milyon 632 bin 957 metrekarelik taşınmazın satışına izin verilmişti. Seçimden sonra ağustos ayında belediye meclisinde kabul edilen kararla başkentte toplam 822 taşınmazın daha satışı için izin verildi. Satışa çıkarılan taşınmazların üzerinde çok sayıda lojman ve konut bulunuyor. Büyük miktarda satışlardan ne kadar gelir elde edildiği ise bilinmiyor.Ankara’da yıllardır çözümlenemeyen sorun olarak bilinen Dikmen Vadisi kentsel satarak kurtulmaya çalışan ancak başarılı olamayan Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in daha büyük taşınmazları satışa çıkardığı belirlendi. Cumhuriyet’in ulaştığı belgelere göre Gökçek, tüm Ankara’da 18 milyon metrekarelik arsayı 2012’de satışa çıkardı. Belediye meclisinde 2012 yılı başında çıkan kararla satışa çıkan taşınmazların ilçelere dağılımı şöyle:“Altındağ ilçesinde 799 bin 889 metrekare, Çankaya ilçesinde 2 milyon 658 bin 78 metrekare, Gölbaşı ilçesinde 2 milyon 372 bin 596 metrekare, Etimesgut ilçesinde 816 bin 331 metrekare, Mamak ilçeside5 milyon 728 bin 307 metrekare, Pursaklar ilçesinde 872 bin 47 metrekare, Sincan ilçesinde 454 bin 500 metrkare, Yenimahalle ilçesinde de 4 milyon 930 bin 957 metrekare olmak üzere toplam 18 milyon 632 bin 957 metrekare.”Satışa çıkarılan bu taşınmazların iki yıl içerisinde ne kadarının satıldığı ne kadar gelir elde edildiği ise bilinmiyor. Belediye yönetimi, belediye meclisinde alınan kararın ardından taşınmazları Belediye Encümeni aracılığıyla istediği zaman satma yetkisine sahip bulunuyor.822 parça daha satıştaBüyükşehir belediye meclisi, geçen ağustos ayında büyük ölçekli satış kararlarına bir yenisini daha ekledi. Alınan karar uyarınca mülkiyeti belediyede olan veya daha sonraki işlemlerle mülkiyeti kurama geçen 47 daire ve 822 parça arsanın satışını da onayladı. Satışa çıkarılan konutlar yoğun olarak Mamak’taki lojmanlardan ve Altındağ’daki konutlardan oluşuyor. Belediyenin satışa çıkardığı taşınmazların çok büyük bölümü Altındağ ilçesinde ve Anafartalar bölgesinde bulunuyor. Satışa çıkarılan taşınmazların tablosuna göre 719 gayrimenkul Anafartalar bölgesinde yer alıyor...SATIŞINA İZİN VERİLEN TAŞINMAZLAR2014’te satışına izin verilen diğer taşınmazların ilçelere göre dağılımı da şöyle: “Güdül ilçesinde 8, Keçiören ilçesinde 10, Polatlı ilçesinde 11, Beypazarı ilçesinde 16, Kalecik ilçesinde 3, Nallıhan ilçesinde 10, Haymana ilçesinde 9, Kazan ilçesinde 6, Kızılcahamam ilçesinde 14, Ayaş ilçesinde 3, Yenimahalle, Etimesgut ve Akyurt ilçelerinde 1’er, Çubuk ilçesinde 6 ve Pursaklar ilçesinde 4.”Cumhuriyet