Kuru saçlar her kadının derdi olmuştur. Boyama ve fön gibi kimyasal ve ısıyla yapılan işlemler saça zarar vererek saçın kendini koruyamamasına neden olur. Havuz ve deniz sezonunun da açılmasıyla daha da yıpranan saçlar mat ve sönük bir görüntü oluşturur. Kuru saçlar için yapılacak en iyi işlem ise doğal yağlardan yararlanmak olacaktır. Saç Kuruluğu için Maya Maskesi 1 çay bardağı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı maya (kuru). Hazırlanışı ve Uygulanışı Mayayı zeytinyağına ilave ettikten sonra saçlarınızı parçalara ayırın. Parçalara ayırdığınız saçlarınızı boya yapıyormuş gibi hazırladığınız karışımı uygulayın. Aşağı yukarı 1 saat kadar bekleyin. Saçınızın tipine uygun şampuanla yıkayın. Saç Kuruluğu için Lavanta Maskesi 1 yemek kaşığı bal, 1 çay bardağı zeytinyağı, 1 çay kaşığı lavanta yağı. Hazırlanışı ve Uygulanışı Bir kase içine malzemelerin hepsini koyarak karıştırın. Saçın tamamına uygulayın ve 2 saat bekleyin. Saçınıza uygun bir şampuanla saçlarınızı yıkayın. Saç Kuruluğu için Çörek Otu Maskesi 1 tatlı kaşığı zeytinyağı 1 çay kaşığı çörekotu yağı 2 tatlı kaşığı argan yağı. Hazırlanışı ve Uygulanışı Tüm doğal yağları bir kasede karıştırın. Karışımı tüm saçınıza uygulayıp bir saat bekleyin. Saç tipinize uyan bir şampuanla saçınızı durulayın. Size verdiğimiz bu saç maskelerinden birini düzenli bir şekilde kullanmanız yeterli olacaktır. haber kaynağı: 724saglik.org/saç bakımı
Ülkemizde en sık yapılan operasyonların başında gelen burun ameliyatları hakkında merak edilen noktaları Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Bahadır Baykal açıklıyor. Yakı n ç evremde burun estetiğ i ameliyatı olan ç ok kiş i var, merak ediyorum acaba burun estetiğ i kolay bir ameliyat mı dır ? Burun estetiğ i estetik ameliyatlar içerisindeki en karmaşık ve cerrahı zorluyan işlemlerden birisidir. Burun hem yüz hem de kendi içindeki yapılarla uyumlu ve orantılı olmalıdır. Özellikle ülkemiz insanının burun yapısı düşünüldüğünde bunu her vakada sağlayabilmek oldukça zordur.Bu yüzden ameliyat kolay değildir. Elbette bazen mini rinoplasti olarak tanımlayabileceğimiz sınırlı işlemler vardır ki , bu nispeten daha kolaydır. Burun estetiğ i SKG yada ö zel sağ lı k sigortası kapsamında mı dır ? Kozmetik amaçla yapılan rinoplasti sigorta kapsamında değildir. Geçirdiğiniz bir travma ile burnunuz kırıldıysa ameliyatı karşılayabilir. Ayrıca nefes alma sorunu burundaki şekil bozukluğundan kaynaklanıyorsa, yani fonksiyonel rinoplasti gerekiyorsa sözleşmenize göre sigorta şirketi onay verebilir. SGK doktor tarafından uygundur raporu çıkarılırsa ameliyatı karşılayabilir. Burnumuzu bir baş kası nı n burnu gibi yaptı rma ihtimalimiz nedir ? Bakın burun estetiği olmak istediğinizde ilk yapmanız gereken beklentilerinizi gerçekçi yönlendirecek bir cerrahı seçmek olmalıdır. Bu ameliyat sınırları olan bir işlemdir. Unutmayın ki; herkesin yüz yapısı ve ifadesi farklıdır. Brad Pitt’in burnunu alıp bir başkasının yüzüne yerleştirdiğinizde bile ne aynı bakışlara ne de aynı ifadeye sahip olmaz kişi. Herkesin burun cildi, kıkırdak kemik yapısı farklıdır. Ayrıca çene,alın ve yanaklar da burnun görünüşünü etkiler ki bu da kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Kişinin yüzüne yakışan,etnik kökenine ve karakterine uygun bir burun ideal olandır. Herhangi bir KBB yada plastik cerrah ile burun estetiğ i ameliyatı nı aynı baş arı yla gerç ekleş tirebilirmiyiz ? Bugün büyük plaza ya da havaalanı inşaatlarına baktığınızda karmaşık tesisat işini bir yüklenici yaparken elektrik işini bir başka yüklenici üstleniyor. Burun oldukça komplike bir organdır. Burun estetiği de karmaşık ve zor bir ameliyattır. Bir ya da iki milimetre farklılık sonuca büyük etki eder. Bu yüzden burun ameliyatları konusunda özel eğitim almış ve uzmanlaşmış bir doktoru tercih etmek kişinin yararınadır. Ben ameliyat olacak olsam tercihim sadece burun cerrahisine yoğunlaşmış, burnun fonksiyonel ve estetik tüm sorunlarına hakim bir cerrah olurdu ki; tüm dünyada geçerli olan yaklaşım da budur. Ameliyat olmayı istiyorum ancak gelecekte revizyon olma ihtimali beni korkutuyor, bu konuda neler sö yleyeceksiniz ? Bakın burun estetiği olmak istediğinizde ilk yapmanız gereken beklentilerinizi gerçekçi yönlendirecek bir cerrahı seçmek olmalıdır. Bu ameliyat sınırları olan bir işlemdir. Unutmayın ki; herkesin yüz yapısı ve ifadesi farklıdır. Brad Pitt’in burnunu alıp bir başkasının yüzüne yerleştirdiğinizde bile ne aynı bakışlara ne de aynı ifadeye sahip olmaz kişi. Herkesin burun cildi, kıkırdak kemik yapısı farklıdır. Ayrıca çene,alın ve yanaklar da burnun görünüşünü etkiler ki bu da kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Kişinin yüzüne yakışan,etnik kökenine ve karakterine uygun bir burun ideal olandır. Herhangi bir KBB yada plastik cerrah ile burun estetiğ i ameliyatı nı aynı baş arı yla gerç ekleş tirebilirmiyiz ? Bugün büyük plaza ya da havaalanı inşaatlarına baktığınızda karmaşık tesisat işini bir yüklenici yaparken elektrik işini bir başka yüklenici üstleniyor. Burun oldukça komplike bir organdır. Burun estetiği de karmaşık ve zor bir ameliyattır. Bir ya da iki milimetre farklılık sonuca büyük etki eder. Bu yüzden burun ameliyatları konusunda özel eğitim almış ve uzmanlaşmış bir doktoru tercih etmek kişinin yararınadır. Ben ameliyat olacak olsam tercihim sadece burun cerrahisine yoğunlaşmış, burnun fonksiyonel ve estetik tüm sorunlarına hakim bir cerrah olurdu ki; tüm dünyada geçerli olan yaklaşım da budur. Ameliyat olmayı istiyorum ancak gelecekte revizyon olma ihtimali beni korkutuyor, bu konuda neler sö yleyeceksiniz ? Bakın burun estetiği olmak istediğinizde ilk yapmanız gereken beklentilerinizi gerçekçi yönlendirecek bir cerrahı seçmek olmalıdır. Bu ameliyat sınırları olan bir işlemdir. Unutmayın ki; herkesin yüz yapısı ve ifadesi farklıdır. Brad Pitt’in burnunu alıp bir başkasının yüzüne yerleştirdiğinizde bile ne aynı bakışlara ne de aynı ifadeye sahip olmaz kişi. Herkesin burun cildi, kıkırdak kemik yapısı farklıdır. Ayrıca çene,alın ve yanaklar da burnun görünüşünü etkiler ki bu da kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Kişinin yüzüne yakışan,etnik kökenine ve karakterine uygun bir burun ideal olandır. Burun estetiğ i olmak isteyen ama anesteziden korkan ç ok tanı dığı m var,bu ameliyatı lokal anestezi ile olmak mü mkü n mü ? Benim kişisel tercihim tamamen uyutarak yani genel anestezi altında yapılmasından yana.Aksine hastalar için genel anestezi lokal anesteziye göre daha güvenli. Rinoplasti ameliyatı olan hastaların çoğu sağlıklıdır bu nedenle uzun dönemli komplikasyon riskli diğer ameliyatlarla kıyaslandığında son derece nadirdir. Lokal anestezi belki sınırlı ve kısa sürecek işlemlerde tercih edilebilir.
Diyetisyen Şebnem Kandıralı konu ile ilgili bilgiler verdi. C vitamini, A vitamini, ve riboflavin içerir. 2 orta boy erikte 12.5 mg C vitamini vardır, günlük ihtiyacın yaklaşık %20 sini karşılar. C vitamini yaraların iyileşmesi, enfesksiyonlarla mücadelede ve besinlerdeki demir emiliminin arttırılması için gerekldir. Bir antioksidan olarak C vitamini kalp hastalığı, katarakt ve bazı kanserlerin önlenmesinde rol oynar. Taze erik, erik kurusundan veya erik suyundan daha fazla C vitamini içerir. Günlük A vitamini ihtiyacının da %8’ ini karşılar. A vitamini sağlıklı görme ve üreme fonksiyonları ve kemik gelişimini destekler. Kırmızı/mor erik aynı zamanda lif ( tanesi başına 1 g kadar) ve doğal bir laksatif olan dihidroksifenil izatini içerir. Kabızlık ve sindirim sorunlarını rahatlatıcıdır. Yüksek kan basıncını önlemeye yardımcı bir mineral olan potasyum (1 orta boy taze erik 113 mg potasyum içerir) kaynağıdır. Kalbi korur, inme riskini azaltır. Çoğu koyu renkli meyvede olduğu gibi fenoller olarak adlandırılan fitokimyasallardan zengindir. Bu fitokimyasallar (antosiyaninler) oksidatif hasara karşı hücreleri korurlar, kanser ve kronik hastalık riskini azaltırlar. Göğüs kanser hücrelerini öldürdüğüne dair yapılan çalışmalar vardır. Eriğin 1 porsiyonu 2 adettir, sadece 30 kalori içerir. Düşük glisemik indekse sahip olduğu için kan şekerini dengelemeye yardımcıdır bu bağlamda Tip 2 diyabete yakalanma riskini düşürür. Kemik sağlığını iyileştirir. Menopoz sonrası kadınlar üzerine yapılan bir çalışmada; bir gruba 100 g erik ( yaklaşık 10 adet ), diğer gruba ise 100 g kuru elma bununla birlikte her iki gruba da D vitamini ve kalsiyum suplemanları verilmiş. Erik alan grupta ön kol ve omurgada daha yüksek kemik mineral yoğunluğu gözlenmiştir. Beynin hafıza kapasitesini geliştirir. Antioksidan dolu olması ile Alzheimer gelişimini yavaşlatır. Antosiyanin ve kuersetin içeriği ile beyinde hücre yıkımını önler. Böbrek taşı olanların oksalattan zengin olduğu için erik tüketmemeleri önerilir. erik faydaları mor erik SAĞLIK HABERLERİ
“Müzik hayattır” “Müzik ruhun gidasıdır” gibi söylemleri hepimiz duymuşuzdur. Bu yazıda bu söylemlerin bizim için nasıl dezavantaja çevirilmiş onu açıklayacağım. Yazıya başlamadan önyargılarınızı kapıda bırakıp öylece kapıdan geçmenizi istiyorum. Yinede aranızda yazımı ön yargıyla okuyacaklar olacak. Onların şüphelerini de kıracaktır bu yazı. KaynakÇağımızda önemli hastalıklardan biri de unutkanlık. Ve bunu hastalık olarak görmeyenler var. Bu hastalığın sebepleri arasında Porno sektörünün tüm dünyayı ele geçirdiği gibi bu hastalığın bir diğer sebebi ise müziktir. Bu tür olumsuzluklar özellikle genç nüfusun üzerine çullanmış durumda. Özellikle sözlü müzikler rap şarkıları vb. müziklerden bende nasibimi alıyorum. Nasıl sadece bir müzik bunu yapabiliyor diyorsanız size açıklayayım: Öncelikle müzik bize hoş geldiğinden 4 dakikalık müziğin hepsini beyin kaydediyor. Bazen yıllar önce dinlediğiniz bir müziğin çok küçük bir kısmını bile duymamız sonucunda o müziğin hepsini hatırlıyorsunuz. 10 yıl içerisinde ortalama olarak duyduğunuz şarkıların sayısı işin içerisine girdiğinde durumun vehameti ortaya çıkıyor. Düşünsenize 7 yaşında duyduğumuz bir parçanın 19 yaşımızda küçük bir kısmını duyduğunuzda hepsini hatırlayabiliyorsunuz. 4 yaşında duyduğum Sezen Aksu’nun bir şarkısını dahi hatırlıyorum. Şu an 20 yaşındayım 16 yıldır hatırladığım bir şarkı var. Kim bilir daha ne zamana kadar bu parçayı hatırlayacağım ve bu süre boyunca acaba aklımda kendisine yer edinmiş kaç tane şarkı var? Bu şarkıların sayısı binleri buluyor. Hiç şaşırmayın! Ve kesinlikle abartmıyorum. Beyninizde başka bilgilerin yerini tutan binlerce şarkı var. Hafıza yetersizliğinin sebeplerinden biri de bu. Elbette sadece bu değil. Müziğin zararları bununla bitmiyor. Dünyada iyi niyetli kişilerin sayısı sandığımızdan çok daha az. En azından kötü niyetli kişilerin elinde olan güç iyi niyetli kişilerinkinden çok daha fazla (İlerde bu konu hakkında yazacağım). Bu iyi bir şey değil. Neyse kötü niyetli kişiler müziğin bu etkisini kullanıp dünyada büyük toplulukları kontrol etmeyi hedefliyor. Size bu söylediğim komplo teorisi gibi gelebilir ama korkmaya başlasanız iyi olur. Müziğin arka planına farketmediğimiz ama beynimizin algıladığı sesler yerleştirip bu seslerin bize ifade ettikleri sayesinde tek tip toplum yapmayı amaçlayan insanlar var. Tek tipten kasıt benzer kişiliğe sahip çok tüketen bir toplum ortaya çıkarmak. Ve emin olun size yapmak istedikleri şeyler bununla sınırlı değil. Bu kişilerin amacı doğrultusunda kullandığı pek çok araç (Televizyon,internet ve reklamlar) var bunların en önemlileri arasında müzikte var.Peki şarkılarımızı dinlemeyecek miyiz? diye soracaksınız. Sizlere tavsiyem Ipodunuzda ve telefonunuzdaki bütün şarkıları silin. İlla müzik dinlemek istiyorsanız; klasik müzik dinlemeye başlayabilirsiniz. En azından beyniniz başkalarına itaat etmez. Aslında sıkıcı bir hayata karşıyım. Size söyleyeceğim son şey hayatınızı çılgınca yaşayın. Paranızı savurmanıza gerek yok. Evde oturup müzik dinlemenizede gerek yok. Bir kere şampiyon olmuş olmanız yeterli. Burda kişisel gelişim zırvalarından bahsetmiyorum. Eğlenin! Muhammed Demirdağ
Batı Afrika’da çok kısa sürede 729 kişiyi öldüren ve Dünya’da panik yaratan Ebola virüsü, yeni bir salgın başlatmak üzere. ABD’de denenen ZMapp adlı ilaç ise salgını daha ileriye gitmeden bitirebilir. Liberya’da tedavisi olmayan Ebola virüsüne yakalanan Dr. Kent Brantly ve Nancy Writebol, maymunlar üzerinde test edilen ZMapp isimli ilacı kullandı ve iyileşmeye başladılar. Dr. Brantly ve Writebol, Atlanta’daki bir hastanenin karantina bölümünde yatıyor. Gelen son bilgilere göre hâlâ güçsüzler fakat durumları daha iyiye gidiyor. ZMapp, alındıktan 48 saat sonra etkisini göstermeye başlıyor ve 9 gün içerisinde tam etki gösteriyor. Maymunlar ile yapılan denemelerde, Ebola virüsü taşıyan 6 maymundan 4′ü iyileşmeye başlarken, ikisi hayatını kaybetti. Tütün yapraklarından imal edilen ZMapp’in test süreci henüz tam anlamıyla bitmese de, ölmek üzere olduğunu düşünüp yakınlarıyla vedalaşan Dr. Brantly ile Writeboll’u hayata döndürmeyi başardı. İlaç, Afrika ülkelerinde sık sık hortlayan bu virüsün daha fazla can almasını önlemek için kritik önem taşıyan bir adım. ZMapp, küçük bir biyoteknoloji firması olan Mapp Biopharmaceutical tarafından geliştirildi. 2015 yılında son halini alacak ilacın Ebola’yı yeneceği tahmin ediliyor. Stuff
Herkes onu Kalplerin Kraliçesi olarak tanıyor..O Galler Prensesi Diana Spencer.Bilmeyenler, buradan bilgi edinebilirler:http://tr.wikipedia.org/wiki/Prenses_Diana
Canlı sohbet sitesi Chatrolutte’te Rusya’dan ilginç bir mastürbasyon şakası görenleri şaşkına çeviriyor. 2 gencin webcam açan insanlara yaptıkları mastürbasyon şakası sonrası insanların tepkisi ilginç oluyor. Özellikle 3.33′e dikkat diyoruz.
Allure of the Seas Devasa tonajı ile dünyanın en büyük cruise gemisi olarak adlandırılıyor. 362 mt uzunluğunda ve 47 mt genişliğinde. Bu koca cüssesine rağmen 22.6 knots (41.9 km/s) hıza çıkabiliyor. İçinde eğlenceye dahil her şeyi bulmak mümkün.
Artık eski sevgilinin arkasından ağlamayın! Hepimiz kıyısından köşesinden de olsa aşk acısı çekmişizdir. Giden için kolaydır da, geride kalan ne yapmalı? Artık aşk acısı çekmeyecek, bu basit 6 yöntemle hayatınıza kaldığınız yerden devam edeceksiniz. 1.‘Herşey Seninle Başlar’. Kendinizi buna alıştırmaya başlayın, beyniniz onunla geçirdiğiniz güzel günleri hatırlamak yerine, unutmak için çalışsın. 2.Mutlaka kendinizde değişim yapın. Saç modelinizi, rengini ya da giyim tarzınızı, hatta parfümünüzü bile değiştirebilirsiniz. 3.Kendinizle baş başa kalmayın. En sevdiğiniz, güzel vakit geçirdiğiniz insanlarla birlikte doyasıya eğlenin. 4.Bol bol dans edin. Kendinizi müziğin ritmine bırakın. 5.Egonuzu tatmin edin! Size değer veren insanlarla vakit geçirip ne kadar değerli olduğunuzu hissedin. 6.Günlük tutmaya başlayın. Ama bu günlüğe ona olan aşkınızı değil onu unutmak istediğinizi yazın. Bir zaman sonra ‘onu unutacağım!’ yerine ‘onu unuttum!’ yazacaksınız…
Dövme seçmek çok zordur. Eğer sizin için bi anlam taşımayan bir dövme yaptırdıysanız ondan pişman olma ihtimaliniz yüksektir. Ama bu dövmelerin bi pişmanlık yaratcağını hiç sanmıyorum... :)
Sağlık ve fit olmak herkesin hayalidir. Beslenme Danışmanı Dr. Gönül Ateşsaçan karaciğeri toksinlerden arındırmak, sağlıklı cilde sahip olmak ve selülitlerle mücadele için özel formüller hazırladı… Her gün 40-50 dakika yürüyüşün ardından kese ile selülitli bölgeye masaj yapın. Ardından aşağıdaki özel karışımla 5 dakika daha masaj yapın. Özel karışım için malzemeler’ 1 kilo deniz tuzu, yarım limon suyu, 1/2 tatlı kaşığı portakal yağı, 4-5 damla biberiye yağı, 1 çay kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı lavanta, 1 çay kaşığı yeşil çay, 10 damla greyfurt suyu, 10 damla havuç suyu. Malzemeleri bir kapta karıştırın. Karışımın miktarlarını kullanacağınız bölgeye göre artırabilirsiniz. Karışımı buzdolabında 1 hafta bekleterek kullanabilirsiniz… Selülitsiz bacaklar için bazı yöntemler’ Su ile tedavi edin Su, selüliti geri püskürten en önemli silahtır diyebiliriz. Su, aşırı tuzun yarattığı şişkinliği dağıtır. Dermatoloji uzmanlarına göre su yönünden zengin gıdaları yemek, bacaklardaki gamzeleri azaltmak için daha etkili bir yoldur. Hangi yiyecekte en çok su olur derseniz, yanıtı, karpuz. Karpuz yüzde 90 oranında su içerir. Her bir porsiyonu 3,5 bardak suya eşittir ve sadece 46 kaloridir. Bunun dışında üzüm, mango gibi su içeriği yüksek, A ve C vitaminleri gibi iki temel antioksidanı içeren meyveler, cildin sıkılığını korumaya yardım eder. Bu antioksidanlar, güneş ışığı ve hava kirliliğinin yol açtığı zararlı moleküllerden oluşan serbest radikallere karşı savaşta etkilidir, kolajen seviyesinin düşmesini engeller, cildin yenilenmesini destekler, cildin elastikiyetini korur. Deri altı sıkılaşınca selülit olarak adlandırılan yumruları daha iyi gizler. Özel selülit egzersizi Kardiyo ile yağları eritmek, selülit görünümünde de azalmayı sağlar; ama asıl bacaklarınızda sıkılaşma sağlayacak olan hareket ‘lunge’ hareketidir. Bu hareket, sizin selülite karşı silahınızdır adeta. İki önemli selülit alanı olan popo ve kalçanızda kas oluşumunu artırır ve sıkılaşma sağlar. Yağlar bir kağıtsa, kaslar da kartondur. Kartonlar zayıfsa ya da azalmışsa, kağıtlar içeriye ve dışarıya doğru şişkinlik yapar; selülitlerde olduğu gibi. Ama kartonlar sağlamsa kağıtlar düz kalır. Kalça ve popolardaki kartonları sağlamlaştırmak için yapacağınız lunge hareketinin selülit azaltıcı etkisini çoğaltmak için önde olan ayağınızın topuğunu yere doğru bastırın ve kalçanızı sıkın. Her bir bacak için 12 ila 20 kez üçer set yapın hareketi. Bu egzersizi haftada üç ya da dört kez yaptığınız takdirde bir ay içinde kendinizdeki gelişmeyi fark edeceksiniz. Kafein kürü Kafein, bağ dokudaki suyu geçici olarak elimine eder ve o kötü çukurlar daha az fark edilir hale gelir. Dolayısıyla selülit kremi alırken kafein ya da aminofilin ve teofilin içeren bir ürün seçin. Kremi uygulamadan önce derinizde peeling uygulayın ve ölü hücreleri temizleyin. Böylece kremin gözeneklerden girmesi kolaylaşır. Bronzlaşın Ten koyulaştığında, üzerinde taşıdığı selülitler aynada daha küçük görünür. Öyleyse önce cildinizdeki ölü derileri temizleyip ardından bronzlaştırıcı losyon ya da sprey kullanarak harika bir kamuflaj yapabilirsiniz. Sürdükten sonra havanın kurutması için zamanınız yoksa saç kurutma makinesiyle ürünü vücudunuzda sabitlemeyi deneyin. Bacaklarınıza bronzlaştırıcı uygularken, ışıltılı bronzlaştırıcıyı bacaklarınızın alt kısımlarına uygulayın. Böylece bacaklarınıza daha uzun bir görüntü verirsiniz.
Çocukların gelişiminde her iki ebeveynin de önemi çok büyüktür. Fakat anneler ve kızları arasında özel bir bağ olduğunu kabul etmek lazım. Bu özel bağın şerefine aşırı sempatik anneler ve kızlarının fotoğrafları sizlerle...İyi eğlenceler dileriz...
Google'ın en sevilen hizmetlerinin başında gelen harita hizmeti Google Maps 'e yeni bir özellik geliyor. Google Maps'e gelecek güncelleme ile birlikte artık Google Maps'te bisiklet modu da bulunacak. Her ne kadar Google Maps'e gelecek olan bu güncellemenin net çıkış tarihi belli olmasa da Google'ın bu özellik üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığı ve mümkün olan en kısa süre içerisinde bisiklet modunu Google Maps'e eklemeye çalıştığını biliyoruz. Google Maps 'e gelecek olan bisiklet modu sayesinde caddelerin ve sokakların eğimlerini rahatlıkla telefonunuzdan görebileceksiniz. Bu sayede en az eğime sahip olan yolları Google Maps'in uygulaması üzerinden görüp ona göre rotanızı çizebileceksiniz. Tabi ki Google Maps 'te yer alacak olan bisiklet modunun tek özelliği bu değil. Bunun dışında Google Maps'in klasik özelliği olan yol tarifi de bisiklet modunda çalışacak ve size hangi yoldan dönmeniz gerektiğini söyleyecek. Böylelikle yol tarifini bilmediğiniz yerlere daha rahat bir şekilde gidebileceksiniz. Bu özelliğin bisiklet sahiplerini daha doğrusu bisiklet ile uzun yollar gitmeyi seven bisiklet tutkunlarını sevindireceğini düşünüyorum. Özellikle eğimi yüksek yerlerde bisiklet sürmenin biraz daha sıkıntılı olduğunu düşünürsek, Google Maps sayesinde eğimi yüksek olan yerleri es geçerek daha az eğime sahip olan yerlerden gitmek hem bisiklet sürme keyfini artıracak hemde ulaşılması gereken yere daha hızlı gidilmesini sağlayacaktır.
Gökhan Oğuztimur'un istismar edilen çocuklar için çektiği Zorundayım adlı kısa filmde gönüllü çocuklar kamera karşısına geçti.Oyuncular; Dilenci çocuk , Böbreği alınan çocuk, Hırsız çocuk, Çöpçü çocuk, Gelin Çocuk, Molotofcu çocuk, Dayak yiyen çocuk , istismarın en önemli rollerini büyük bir titizlikle oynayarak izleyicilere gerçek hayatta çocukların başına gelen olayları anlattı. Aile bireyleri tarafından istismara maruz kalmış çocukların fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları diğer çocuklara göre iki kat daha fazla olup bu sorunlar intihar düşüncelerini ve girişimlerini de kapsıyor.Çocukların yaşlarının küçük olmasından kaynaklı polis ve diğer yardım kuruluşlarından destek alamaması bu durumu daha da üstü kapalı hale getiriyor.Türkiye'de son bir yılda rapor edilen çocuk istismarı sayısı 216.875 in üstünde. Ayrıca, dünya suç sıralamasında ülkemiz 3. sırada. Toplum baskısı, aile tepkisi gibi kavramlar yüzünden kayıt dışı olan gerçek sayının ne olduğu ise hiç bilinmiyor. Çekimleri bir hafta süren Zorundayım kısa filmi, sponsor desteği olmadan, Yönetmenin ,ekibin ve oyuncuların ücret talep etmediği bir Sosyal Sorumluluk Projesi olmuştur.KÜNYEOYUNCULARDİLENCİ ÇOCUK Beril ÇolaklarBÖBREĞİ ALINAN ÇOCUK Berkay DenizHIRSIZ ÇOCUK Ece KaradenizÇÖPÇÜ ÇOCUK Simay KaradenizGELİN ÇOCUK Öykü KayaMOLOTOFCU ÇOCUK Berkant KaradenizŞİDDET GÖREN ÇOCUK Canay YenilmezSENERYOEsra OğuztimurGÖRÜNTÜ YÖNETMENİYaşar TuranlıMAKYAJYaşar TuranlıYARDIMCI ASİSTANNeslişah KaynardağMÜZİK / KURGUGökhan OğuztimurFOTOĞRAF / FİLMGökhan OğuztimurYÖNETMENGökhan Oğuztimur
Türkiye’de her yıl yaklaşık 1,7 milyon ton bitkisel yağ tüketiliyor. Bunun yaklaşık 350.000 tonu bitkisel yağ atığı olarak tüketilemez hale gelir. Su ve toprağa karışması halinde çevreye ciddi zarar veren bitkisel atık yağlar, evsel atık su kirliliğinin de % 25’ini oluşturuyor.Peki atık yağ nedir? Çevreye nasıl zararlar veriyor? İşte 7 soruda atık yağ kullanımı ve geri dönüşümü…. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında, bitkisel ham yağ rafine sanayinden çıkan soap-stock, tank dibi tortu ve yağlı topraklar, kullanılmış kızartmalık yağlar, çeşitli tesislerin yağ tutucularından çıkan yağlar ve kullanım süresi geçmiş olan bitkisel yağlar, bitkisel atık yağ olarak tanımlanmaktadır. Türkiye'de her yıl yaklaşık 1,7 milyon ton bitkisel yağ tüketilmektedir. Yağ rafinasyon prosesi sonucu ve elde edilen yağın tüketimi sonucu yaklaşık 350 bin ton bitkisel atık yağ oluştuğu tahmin edilmektedir. Her 100 kişiden 90’ı kullanılmış atık yağları lavaboya dökerek temizliyor. Lavaboda dökülen yağlar atık sularla birlikte kanalizasyonlara, göllere ve denizlere karışıyor. Yağlar çöpe döküldüklerinde ise çöplük alanlarda önce toprağa daha sonra kullanılabilir yer altı sularına karışıyor. Atık yağlar ekotoksik özelliğe sahiptir. Çevreyi kirletmekte ve bulunduğu ortamda yaşayan canlılara zarar vermektedir. Yeraltı sularını kirletmekte, sualtı canlı varlıklarını etkilemekte, kanalizasyon sistemlerinde ve atık su arıtma tesislerinde tıkanıklıklara ve kirlilik yükünün artmasına neden olarak işletim ve bakım maliyetini arttırmakta, toprağa döküldüğünde kirlenmelere neden olmaktadır. 1 lt atık yağ 1 milyon litre içme suyunu kirletebiliyor. Yapılan araştırmalarda atık su kirliliğinin % 25’ini kullanılmış bitkisel ve hayvansal yağların oluşturduğu bulunmuştur. Arıtılmayan atık suların içindeki bitkisel ve hayvansal atık yağlar, denizlere, göllere ve akarsulara ulaştığında suyun kirlenmesi ve sudaki oksijenin azalması sonucu; başta balıklar olmak üzere ortamdaki diğer canlılar üzerinde büyük tahribata yol açmaktadır. Ayrıca atık bitkisel yağlar özgül ağırlıkları nedeniyle su yüzeyini bir film tabakası gibi kaplamakta ve oksijen transferini önleyerek su altı canlı varlığını yok etmektedir. Atık yağlar deniz anası oluşumunu da hızlandırır. Kullanılmış yağlar lavaboya döküldüğü zaman dren sistemine sıvanmakta, kanalizasyon borusu iç cidarında diğer atıkların yapışmasına ve zamanla borunun daralmasına neden olmaktadır. Bu şekilde tıkanıklıklara ve taşmalara neden olarak kanalizasyon sistemine ve arıtılması gereken atık yükünü arttırarak atık su arıtma tesislerine zarar vermekte ve bakım ve işletme maliyetini arttırmaktadır. ABD’nde yapılan bir araştırmaya göre lavaboya dökülen atık yağlar, kanalizasyon sistemlerinin % 40 oranında tıkanmasına neden olmaktadır. Bitkisel Atık Yağ Yönetmeliği’ne göre atık yağ üreticisinin yükümlülükleri şöyle: Madde 10 — Atık yağ üreticileri; a) Atık yağları diğer atık madde ve çöplerden ayrı olarak biriktirmek, b) Faaliyetleri sonucu oluşan atık yağların biriktirilmesi için sızdırmaz, iç ve dış yüzeyleri korozyona dayanıklı bidon, konteynır ve tank gibi toplama kaplarını kullanmak, c) Atık yağları lisanslı taşıyıcılarla lisanslı geri kazanım veya bertaraf tesislerine göndermek, d) Atık yağ sevkiyatında ulusal atık taşıma formu kullanmak ve her taşımadan sonra bunların bir kopyasını ilgili valiliğe göndermek, bu belgeleri beş yıl süreyle tesiste muhafaza etmek Yönetmeliğe aykırılık Çevre Kanununun 24. maddesi uyarınca, aykırı hareket edenlere 2872 sayılı Çevre Kanununun 20 (r) bendine istinaden idari para cezası gerçek kişilere 31.745 TL, Kurum/kuruluş ve işletmelere 95.235 TL uygulanmaktadır. Kızartma yağları, plastik, metal vb. farklı biriktirme kaplarında biriktirilerek Çevre ve Orman Bakanlığı ya da belediyelerin atık toplama merkezlerine gönderilebilir. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğine göre bitkisel atık yağların geri kazanımı, bitkisel atık yağların Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan çevre lisansı almış geri kazanım tesisleri tarafından geri dönüştürülür. Belediyeler tarafından belirlenmiş atık yap toplama merkezlerine temizcevreengelsizhayat.org adresinden ve 444 9 929 telefonundan ulaşılabilir. Yönetmelik gereğince; lokantalar, sanayi mutfakları, oteller, tatil köyleri, motel ve yemekhaneler, hazır yemek üretimi yapan firmalar ile diğer yerlerden çıkan bu atık yağlar İstanbul’da Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan lisans almış firmalar tarafından toplanması gerekmektedir. Lisanslı taşıma aracı; beyaz renkte ve araç kasasının veya tankının her iki yüzünde yeşil renkte, dikey yüksekliği en az 20 cm olan Bitkisel Atık Yağ Taşıma Aracı ibaresi bulunacaktır. Taşıma araçlarının kasa veya tankları; sızdırmaz, koku önleyen ve kolaylıkla temizlenebilir bir sisteme sahip olması zorunludur. Toplanan bitkisel atık yağlar fiziksel ve kimyasal işlemlerden geçirilerek biodizel yakıta dönüştürülmekte ve dizel motorlarda yakılarak imha edilir. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğine göre bitkisel atık yağların geri kazanımı, bitkisel atık yağların Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan çevre lisansı almış geri kazanım tesisleri tarafından toplanarak endüstride kullanılacak yarı mamul (külçe sabun, stearin, kimya sanayinde kullanılacak hammadde ve benzeri) ve ürün (sabun, biyodizel ve benzeri) ürünlerin elde edilmesinde kullanılır. Petrol, kömür doğal gaz gibi alışılagelmiş bu enerji kaynakları rezervlerinin sınırlı oluşu ve petrol krizleri buna bağlı olarak artan fiyatlar ülkeleri hem çeşitli tasarruf önlemlerine hem de yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi konusuna yöneltmiştir. Yağlı tohum kökenli çeşitli sıvı, katı ve gaz yakıtlar alternatif yakıt olarak üretilmekte ve kullanılmaktadır. Bu yakıtların önemli bir bölümünü de motorine ve fuel-oil’e alternatif sıvı yakıtlar oluşturmaktadır. Bitkisel yağlar doğrudan veya modifikasyon teknikleri ile motorine ve fuel-oil’e alternatif olarak değerlendirilmektedir. Ozon tabakasına olan olumsuz etkiler biyodizel kullanımında dizel yakıta nazaran % 50 daha azdır. Asit yağmurlarına neden olan kükürt bileşenleri biyodizel yakıtlarda yok denecek kadar azdır. Kaynaklar cygm.gov.tr atikyönetimi.kadiköy.bel temizcevreengelsizhayat.org
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi ve TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Başdanışmanı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Mersin’in Gülnar İlçesi’ne bağlı Büyükeceli Mahallesi’ne yapımı planlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) için hazırlanan ÇED Raporu’nda deprem riskinin taktiksel bir tuzak olarak saklandığını ve gerçeklerin gizlendiğini iddia etti.Akkuyu Nükleer Enerji Santrali ÇED Raporu’ndaki uzmanlığı ile ilgili kısımları değerlendiren Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, “Raporun 48′inci sayfasında yapılacak ile yapılan işler sayıldığında, santralin güvenli bir yere oturup oturmadığına ilişkin hiç bir jeofizik çalışma ile sonucuna yer verilmemiştir. Dolayısıyla yerin ne taşıma gücü, ne de depremle çınlamaya (rezonansa), aşırı çalkalanmaya gelip gelmeyeceği bilinmemektedir” dedi. Raporda büyük bir deprem beklenmeyen Ecemiş Kırığı’nın öne çıkarıldığını, bunun da taktiksel bir tuzak olduğunu öne süren Prof. Dr. Ercan şunları söyledi: “Tasarının öykündürülmüş çizimlerinden görülmektedir ki, santral yapısının bir bölümü deniz dolgusu içine yapılacaktır. Bu dolgunun olası bir yakın/uzak deprem durumunda nasıl davranacağı, ona nasıl dayanacağı üzerine inandırıcı bir bilgi yok. Kaldı ki, dinlendirme gölmeçleriyle, görünüşü Japonya’daki Fukuşima’daki santralden daha da kötüdür. Prof. Dr. Tolga Yarman ile birlikte Mersin ile Akkuyu sunuş ile söyleşisinde belirttiğim gibi, bölgede asıl göz önünde bulundurulması gereken avkulanma (tektonik) etkinlikleri, Kıbrıs Dalma Batma Kuşağı, Ölü Deniz Kırığı, Güney Ege Dalma Batma Kuşağı ve Doğu Anadolu kırıklarıdır.” Bölgedeki 4 bin yıllık depremlere bakıldığında detayların ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Ercan sözlerine şöyle devam etti: “Güney Ege Dalma-Batma kuşağında tsunami oluşma olasılığı yüzde 13, dalga yüksekliği 1- 6 metre, Ölü Deniz Kırığında ise yüzde 6, dalga yüksekliği 1- 3 metredir. Demek ki deprem ürküntüsü, nükleer santral kazalarını artırabilecek en önemli öğelerden biridir. Depremlerin şaşmaz bir yasası vardır. Bir yerde belli büyüklükte bir deprem oluyorsa, gelecekte de o yerde en az o büyüklükte bir deprem olacaktır. Özetle, Güney Akdeniz’de bir nükleer güç santrali yapmak, çevre kirliliği, tarımsal düşme, gezginciliği bitirmesi, can güvenliği, teknoloji bağımlılığı, soruna çözüm bulmaması bakımlarından olumsuzdur. Kaldı ki, geçen yıl yapılan bir sorgulamada Mersinlilerin yüzde 70′inin nükleer güç santraline karşı olduğu belirtilmişken, hangi demokratik yaklaşım bu yapıma izin verebilir?” DHA | Zete
Robotlar tarafından öldürülen ilk insan ise Kenji Urada adlı Japon mühendisti. Kenji, Kawasaki fabrikasında, onarmaya çalıştığı bir robotun mekanik kolu tarafından öğütme makinesine itilerek ölmüştü.
111 yıllık motosiklet tecrübesi, yeni nesil beklentiler ve kaygılara yanıt verecek biçimde yeniden şekillendi: Huzurlarınızda Harley Davidson Project LiveWire.En eski motosiklet üreticilerinden biri olan Harley Davidson çevre duyarlılığı konusundaki en büyük adımı Project LiveWire ile atıyor. Gürültülü ve iri cüsseli motorlarla tanıdığımız Harley’ler, bu kez çok daha yenilikçi ve farklı bir tasarımla karşımızda. Harley Davidson ’ın sert ve ağırbaşlı çizgileri, LiveWire’da çok daha atılgan ve çevik bir hal alıyor. Motosiklet efsanesinin şehirli sürücüleri ve çevreye duyarlı kullanıcıları hedeflediği LiveWire, son halini almadan önce iki yıl boyunca bir deneyim projesi altında dünyayı dolaşacak ve sürücülerin geri dönüşlerinden yola çıkarak nihai şekline gelecek. Project LiveWire Experience adı verilen turne 2014 yılı boyunca ABD’de gerçekleşecek, önümüzdeki yıl ise Kanada ve Avrupa’daki Harley satıcılarında ve motosikletleriyle bilinen yollarda devam edecek. Tek dolumda 85 kilometre Harley Davidson’ın 220 volt gerilimde 3,5 saatte dolan bataryası, tek şarj ile yaklaşık 85 kilometre menzili kat edebiliyor. Gücünü elektrikten sağlaması ise araca performansından çok fazla şey kaybettirmemiş. LiveWire’ı test edenler, gazı çevirdikleri anda motosikletin atik bir şekilde ileri atıldığını belirtiyor. Yeni projeleriyle ilgili konuşan Harley Davidson Başkanı Matt Levatich , başarılarla geçen 111 yılın ardından, önümüzdeki 111 yılda motosiklet kullanmayı keyifli hale getirecek harikulade bir dünya için çalışacaklarını belirtiyor.Yazan: Erhan Kahraman SDN - ShiftDelete.Net