Bitkisel Çaylar Kanser mi Yapıyor?
Almanya’da yapılan bir araştırma sonucuna göre bazı bitkisel çayların kanserojen madde içerdiği görülmüş. Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü (BFR) tarafından yapılan araştırmada, 221 bitki çayı çeşidi incelenmiş ve sağlıklı olduğunu düşündüğümüz bitki çaylarında beklenmedik sonuçlar ortaya çıkmış. İncelenen çay çeşitleri arasında papatya, nane, ısırgan otu, melisa ve bebekler için hazırlanan rezene çayı da bulunuyor.H ayvanlar üzerinde yapılan deneylerde büyük miktarda Pyrrolizidine Alkaloid (PA) olarak adlandırılan zehirli maddeye rastlanmış. Doğada yaklaşık 6 binden fazla bitkide bulunan bu maddeyi bitkiler, etraftaki haşerelerden korunmak amaçlı salgılıyor. Uzmanlar, bu maddenin karaciğer rahatsızlığına ve kansere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Çocuklar ve hamile kadınlar için uyarı Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü Başkanı Profesör Andreas Hensel, bazı ürünlerde beklenmedik yüksek oranlarda pyrrolizidine alkaloid tespit ettiklerini, ancak bu sonuçların yeniden teyit edilmesi gerektiğini, zira bu sonuçların tesadüfen mi yoksa çayların yeterince temiz olmamasından mı kaynaklandığının kesinlik kazanmadığını söylemiş. Enstitü henüz yüksek oranda pyrrolizidine alkaloid içeren çayların sağlığa zararlı olduğu yönünde bir uyarı yapmadı. Ancak uzun süre yüksek oranda bitki çayı tüketilmesinin özellikle çocuklarda, hamile ve çocuk emziren kadınlarda risk teşkil ettiği belirtiliyor. Yetişkinlere ise günde 5 sallama bitki çayından fazla tüketilmemesi tavsiye ediliyor…. Doğada var olan bitkilerin (bilinen-bilinmeyen) birçok faydası mutlaka vardır. Şimdiki sentetik ilaçlar olmadan önce insanlar binlerce yıl bitkisel ilaçlardan yararlanmış. Fakat son yıllarda, daha önce asla yemeyin denilen, örneğin tereyağı-yumurta vs gibi ürünler şimdi baş tacı ediliyor ve bu durum bende güvensizliğe sebep oluyor. Sanırım bu da, bazı doktorlarla işbirliği yapan üretici şirketlerin kapitalist oyunlarından ileri geliyor. Önce siyah çay içmeyin yeşil çay için denilip insanlar buna yönlendiriliyor, sonra da siyah çayın da şöyle şöyle faydaları var, mutlaka içmelisiniz deniliyor. Kişisel anlamda yazılı ve görsel medyada çıkan bu haberlere itibar etmediğimi söyleyebilirim. Yaşamın tüm alanında olduğu gibi burada da azı karar çoğu zarar prensibine uymak gerektiğini hatırlatmak isterim.
Çevre Kirliliğini Azaltmak İçin Yapılabilecekler
Araçların yarattığı hava kirliğinin daha da azaltılması için hepimizin bilmesi gereken maddelere aşağıdan ulaşabilirsiniz. Tabii daha az sayıda aracın yola çıkması için de, TAG da denenmeli.Yakin mesafeleri yürüyerek veya bisikletle asmak, hem daha sağlıklı, hem de çoğu zaman otomobilden daha hızlıdır (park aramak, kuyruk, vs.). Bir yere varmak için yürümekten sonra çevreye ve sağlığa en zararsız yöntem bisikletle gitmektir, çünkü bisikletler fosil yakıt harcamıyorlar, atik gazlar oluşturmuyor ve diğer taşıt araçlarına göre daha az yer kaplıyorlar. Bu nedenlerden dolayı bisiklet kullanımı çevrenin korunmasında büyük katkıda bulunuyor.Özel araba yerine tren, tramvay ve otobüs gibi toplu taşıt araçları kullanılabilir. Toplu taşıt araçları özel araçlara nazaren çevreye daha uyumludur. Çünkü bir yere gitmek için toplu taşıt araçları kullanıldığı taktirde trafikte ki araba sayısı azalacaktır. Böylece hem havayı kirleten eksoz gazları azalacak hem de ham madde tasarruf edilecektir. Toplu taşıt araçları ile bir yere varmak için arabaya nazaren biraz zaman alabilir, ama bu zaman günlük gazete, dergi veya kitap okuyarak değerlendirilebilir ayrıca arabaya nazaren daha stressizdir.Araba motoru durduğu yerde ısıtılmamalıdır. Motor çalıştıktan sonra hemen hareket edilirse motor daha çabuk ısınır. Böylece yakıt tasarrufunun yanısıra hava da kirletilmemiş olur.Dengeli araba kullanarak ve zamanında vites değiştirerek hem yakıt tasarruf edilir, hem eksoz gazından kaynaklanan hava kirliliği azaltılır hem de çevreye daha az gürültü verilir.Araba üst bagajları hava direncini yükseltir ve böylece daha fazla yakıt harcanır. Yüksüz üst bagajlarda %12 ve yüklü üst bagajlarda ise %25 daha fazla yakıt tüketildiği ADAC tarafından tespit edilmiştir. Bundan dolayı üst bagaçlar kullanılmıyorsa çıkartılarak yakıt tasarruf edilebilir.Kapalı tren yollarında, hareket etmeyen kuyruklarda ve uzun trafik lambası beklemelerinde motoru kapatarak hem yakıt tasarruf edilir, hem de çevre korunmuş olur.Otoyollarda hiçbir zaman son hız yapılmamalıdır. Böylece yakıt tasarrufunun yanısıra fazla gürültü ve hava kirliliği azaltılır. Ayrıca güvenlik ve arabanın ömrü de uzar. Eğer araba son hızın %20 altında kullanılırsa %30 yakıt tasarruf edilir.Araba boşta çalıştığı taktirde de fazla yakıt harcar ve havayı kirletir. Arabanın yarim dakikalık boşta çalışması, arabayı kapatıp tekrar çalıştırarak havaya verilen eksoz gazinin eş değerindedir.Arabada olan fazla yükte harcanan yakıt miktarını artırır. 100 kiloluk fazla yükte 100 kilometrede yaklaşık 1 litre fazla yakıt harcanır. Bundan dolayı lüzum olamayan eşyalar çıkartılarak yakıt tasarruf edilebilir.Araba lastiklerinin havası doğru olmalıdır. Yanlış hava basıncı güvenli araba sürüsünün azaltmasının yani sıra hem lastikler çabuk aşınır hem de fazla yakıt harcanır. Bundan dolayı lastiklerin havası düzenli olarak kontrol edilmelidir.Yeni araba alımında aracın az benzin harcamasına, beş vitesli ve katalisatörlü olmasına dikkat edilmelidir.Kaynak: www.cevreci.wordpress.com
Evlenmek İsteyen Yüzünü Gençleştiriyor
İşe girmek ve evlenmek isteyenler genç görünmek için ameliyata giriyor. Dünyada ve Türkiye’de son yıllarda yüz gençleştirme ameliyatlarında artış olduğunun altını çizen Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayati Akbaş, insanların estetik cerrahi ile gençleşerek genç ve güzel gözükmek istediklerini söyledi. Yüz gençleştirme ameliyatı yaptırmak isteyen vatandaşların müracaat sayısında artış yaşandığına dikkat çeken Akbaş, “Bir insan ne kadar yetenekli ve becerikli olursa olsun eğer güzelse o insana ekstra avantaj sağlıyor. Yaşlanmaya ve çeşitli faktörlere bağlı insan yüzünde meydana gelen değişiklikler güzelliği azaltan faktörlerdir. Estetik cerrahi ile düzeltilerek, insanlar 10 ve 20 yaş daha genç gözükür hale gelebiliyorlar. Bu yüzden özellikle son dönemlerde yüz gençleştirme ameliyatlarına yoğun bir talep oldu. İnsanlar daha genç ve daha güzel olmak istiyorlar. Bu yüzden bizlere müracaat ediyorlar” dedi. “Evlenmek ve işe girmek için ameliyat olmaya geliyorlar” Ameliyatla 40 yaşındaki bir insanın 20’li yaşlara, 60 yaşındaki bir insanın 30’lu yaşlara gelebildiğini belirten Akbaş, “Bu ameliyatı ruhsal olarak taşıyabilecek insanların yaptırması gerekir. Eğer 60 yaşındaki bir insan ruhsal olarak 40’lı yaşların psikolojisini taşıyabilecekse bu operasyonu yaptırmalıdır. Kaldırabilecekse de çok mutlu ve memnun oluyorlar. Ama yüz gençleştirme ameliyatlarında dünyada ve ülkemizde son yıllarda çok artış gösterdi. ‘Hocam ben işe girmek istedim ama benim yaşlı olduğumu söylediler’, ‘Evleneceğim ama yaşlı olduğumu düşünüyorum belli yaşa kadar evlenmedim’ gibi şikayetlerle bize gelerek yüz gençleştirme ameliyatlarına girenler var. Özellikle boşanmış kadınlarda bir kompleks ortaya çıkıyor. Bunlar da daha genç, daha zinde olmak ve daha güzel görünmek istiyorlar. Yeni bir hayat kurmadan önce kendini yenilemek istiyorlar ve bu yüzden bizlere başvuruyorlar” diye konuştu. Yüz gençleştirme ameliyatı hakkında da bilgi veren Akbaş, “Yüz gençleştirme isteyen insanlar önce bize geliyorlar. Biz onların muayenelerini yapıyoruz. Yaptığımız değerlendirmeler gerçekten başarılı sonuç alacağımız bir vakaysa ona bir operasyon randevusu veriyoruz. Gerekli analizleri yaptıktan sonra ameliyatı yapıyoruz. Yüz gençleştirme ameliyatından sonra ortalama insan,15 günlük bir süre sonra tekrar normal hayata dönebiliyor. Eskiden yüz gençleştirme ameliyatları 8 ve 10 saat sürerdi. Günümüzde tecrübenin, deneyimin, bilgilerimizin ve teknolojik gelişmelerin sayesinde artık yüz gençleştirme ameliyatları 2 veya 3 saat içerisinde yapılabilir hale geldi” şeklinde konuştu.
Uzamayan Saçlara Doğal Maskeler
Saçlarınızın uzaması için her şeyi yapıyor fakat saç uzamasını hızlandıramıyorsanız tavsiyelerimize kulak verin.İşte saçlarınızın uzamasını hızlandıracak doğal formüller…Maske 1Malzemeler’ Badem yağı, hint yağı, buğday yapı, sarımsak yağı, yılan yağı, B vitaminiGerekli olan mazlemeleri ezcane ve aktarlardan temin edebilirsiniz. İlk başta maske için cam bir kavanoz edinin. Yağlardan eşit miktarda kavanozun içine ilave edin. Aynı şekilde ampülleri de yağların içerisine ilave edin. Bütün malzemeyi plastik bir kaşıkla karıştırın. Elde ettiğiniz karışımı tüm saçınıza uygulayın. Bu formülü saçlarınıza haftada 1 kere uygulayabilirsiniz.Maske 2Saçları uzatan bir diğer doğal yöntem ise; taze ısırgan otunu demleyip, banyodan önce tüm saça uygulamak. Isırgan otu suyunu saçınızda 15-20 dakika bekletmeniz kafi. Isırgan otlu bu maske sayesinde saçlarınızdaki farkı kısa zaman içinde hissedeceksiniz.Maske 3Malzemeler’ Susam Yağı, Badem Yağı, Yılan Yağı, Hint YağıCam kavanoza bütün yağlardan eşit miktarda ekleyin. Biraz karıştırdıktan sonra özelikle saç diplerinize masaj yaparak saçlarına bütün yağı yedirin. Saçlarınızı streç film ile sarın, aşağı yukarı 45 dakika bekledikten sonra saçınızı ılık su ile yıkayın.Maske 42 yemek kaşığı kadar zeytinyağını bir cezveye koyup ısıtın. Biraz ısıttıktan sonra zeytinyağını saç diplerinize yedirerek masaj yapın. Bir havluyu hafif nemlendirin ve havluyla saçlarınızı sarın. Bu şekilde yarım saat beklemeniz yeterli. Saçlarınızı ılık su ile yıkayın.
Son 10 Yıldır Türkiye Politikasında Yer Eden 25 Argüman
Türk politikası gittikçe garip bir hal alıyor. Konuşulması gereken konular bırakıldı rakiplerin dil sürçmeleri, nitelikleri, niteliksizlikleri, basit hataları üzerinden bir politika yürüyor. Asgari ücretle geçinen insanlar, içinde bulundukları açlık sınırını unuttu parti başkanlarının yürüyen merdivene nasıl ters bindiğini konuşur oldu. İşte size gereksiz yere ülke gündemini yıllardır meşgul eden, Türkiye politikasına sızmış 25 argüman.
Bacak ve Kalça Şekillendirmek İçin Squat Hareketi
Bacak ve kalca bolgenizi sekillendirmek istiyorsaniz cok sayida squat yapmalisiniz.Squat hareketi bel kalca ve bacak bolgesini guclendirir.Fakat birkac dikkat etmeniz gereken nokta var.Eger hareketi duzgun yapmazsaniz bel ve diz rahatsizliklarina yol acabilirsiniz.Bu da hic isteyecegimiz bir durum degil.Kalça Dikleştirmek Ve YuvarlaklaştırmakKalcanin dik ve yuvarlak olamasin kadinlarin en cok istedigi seydir.bunun icinde squat birebirdir.Kalcanin yaninda belinde sekillenmesini istiyorsaniz Deadlift hareketinide yapmalisiniz.Deadlift hareketi sayesinde beliniz sekillenir.Bel cukuru olusur ve Kalcalariniz disa dogru cikar.Bu da ozellikle bayanlar icin muhtesem bir goruntu olusturur.Kalcalarinizi ve bacaklarinizi sekillendirmek sadece bayanlar icin onemli degildir.Ozellikle surekli masabasi is yapan veya soforler surekli oturduklari icin kalcalari yayvanlasir.Bunu engellemek icin erkeklerde squat yaparlar.Squat Hareketi Nasıl YapılırEger spora yeni basladiysaniz squat hareketini bos bar veya kendi vucut agirliginiz ile yapmanizi oneririm.Squat hareketin oncelikle belinizin konumunu dogru ayarlamalisiniz.Beliniz dik durumda olmali.Agirligi yerden almamalisiniz.Agirlik yuksede durur ve siz onun altina girersiniz.Agirligin altina girdiginizde dizlerinin hafif kirik pozisyonda olmalidir ki kalktiginizda agirlik omuzlarinizda kalsin.Agirligi trapez kaslarinizin uzerine yerlestirin.Bari tam ortalamalisiniz yoksa dengeniz bozulur.Asagiya cokerken kalcanizi disari dogru cikartmalisiniz.Ve ayni zamanda yuzunuz daima ileriyi gostermeli ve ayaklariniz omuz genisliginden biraz fazla acik olmalidir.Hareket yapilirken ayaklarin konumu degismemelidir.
Antarktika'da Dev Penguenler Yaşıyordu
Antarktika'da yapılan yeni araştırmalar, bir zamanlar boyu 2 metreye ulaşan dev penguen fosillerini ortaya çıkardı. Palaeeudyptes klekowskii türüne ait yeni ayak ve kanat fosilleri, canlının 115 kilo ağırlığa erişebildiğini gösterdi. Antarktika'nın Güney Amerika'ya en yakın olduğu noktanın açıklarında yer alan Seymour Adası'nda yapılan araştırmalar, bir zamanlar dünyada 'mega penguenler'in yaşadığını gösterdi. New Scientist'in haberine göre, binlerce penguen kemiği bulunduran bölgede yapılan yeni kazılar, bugüne kadar rastlanmış en büyük fosillere ulaşılmasını sağladı. Arjantin'in La Plata Müzesi araştırmacıları tarafından bulunan yeni kemiklerin, geçmişte tanımlanmış olan Palaeeudyptes klekowskii türüne ait olduğu ancak geçmişte bulunan kemiklerden farklı olduğu belirtildi. Yeni kemikler 37-40 milyon yıl önce yaşamış olan penguenin boyunun 2 metreye, ağırlığının ise 115 kiloya kadar ulaşabildiğine işaret etti. Günümüzde yaşayan en büyük penguenler olan İmparator penguenlerin boyu en fazla 1.36 metreye ulaşırken, ağırlıkları 46 kiloya kadar çıkıyor. Palaeeudyptes klekowskii türüne ait geçmişteki en büyük fosiller, nesli tükenen canlının en fazla 1.5 metre boya erişebildiğini göstermişti. Araştırmanın başında yer alan Carolina Acosta Hospitaleche, 'dev penguenin hayatta olduğu dönemin tüm penguen türleri için en iyi zamanlar olduğunu, Antarktika kıyılarında 10-14 türün hep beraber yaşadıklarını' söyledi. Comptes Rendus Palevol dergisinde yayımlanan en son araştırmada, P. klekowskii'ye ait yeni ayak ve kanat kemikleri bugüne kadar türe ait en büyük fosiller olarak kayıtlara geçti. Kemikleri inceleyen ABD'nin Bruce Müzesi'nden Dan Ksepka, 'kemiklerin tanık olduğu en büyük penguen fosilleri olduğunu belirterek, bir zamanlar gerçekten dev penguenlerin yaşadığını' ifade etti. Al Jazeera
Hala insanlığın ölmediğinin 15 kanıtı!
Son zamanlarda 'İnsan nedir?' sorusu hep olumsuz cümlelerle yanıt buldu. Her olumsuzluk ise bizi tek bir sonuca götürdü: İnsan kötüdür. Peki bu genelleme doğru mu? Tabi ki hayır. İçinde hala merhamet taşıyan, yeryüzündeki tüm canlılara saygısı olan herkes aslında iyidir.Haçiko Derneği
FEMEN'den Türkçe Manifesto
FEMEN, Facebook sayfasından Türkçe manifesto yayınladı.Hedefleri: Patriyarkaya karşı tam zafer.FEMEN Türkçe manifestosunu Facebook sayfalarından yayınladı. “Bizim silahımız çıplak göğüslerimiz” sloganıyla yola çıkan örgüt kendini “ korkusuz ve özgür olan Amazonların tekrar vücut bulmuş hali” olarak tanımlıyor. FEMEN Ukrayna, Fransa, Almanya, Brezilya, Kanada, İsrail, Meksika, İsveç, İspanya, Belçika, Hollanda ve Türkiye'de aktisitleri olan bir örgüt. FEMEN aktivistleri Fransa ve Ukrayna’da kurulmuş olan eğitim merkezlerinde fiziksel ve bedensel olarak eğitim gören ve Koordinasyon Konseyi tarafından yönetiliyor. FEMEN’in manifestosu şöyle: FEMEN aktivistleri, ne kadar zor ve ne kadar provoke edici olursa olsun her türlü insancıl görevi yerine getirmeye fiziksel ve zihinsel olarak hazır olan özel eğitimli kadınlardır FEMEN, feminizmin özel bir kuvvetidir, onun öncü militan birimidir ve korkusuz ve özgür olan Amazonlar'ın tekrar vücut bulmuş modern halidir. Siyasi, ekonomik ve kültürel olarak erkeklerin işgali altındaki bir dünyada yaşıyoruz. Kadın bedeninin tüm kontrolünü elde tutmak, kadını baskı altında tutma yolunda anahtar rolü görüyor. Kadının cinsellikteki politik atılımı, onun özgürlük yolundaki en önemli şey demek. Kadının kendi bedenini kendisinin sahiplenmesi onu özgürlüğe kavuşturacak ilk ve en önemli adım. Ataerkil sistemden bağımsız olarak bir kadının çıplak olması sisteme mezar kazmak anlamına geliyor. Bu aynı zamanda kadın özgürlüğünün militan manifestosu ve kutsal sembolü demek. FEMEN'in çıplak saldırıları, tarihten beri süregelen kadın-sistem çatışmasının çıplak mücadelesidir, onun en görülür ve öncül örneğidir. Patriyarkaya karşı tam bir zafer. Cesaretin ve kişisel örneğin gücüyle, köleliğin ilk ve son varoluş biçimi olan patriyarkaya karşı kadınların global bir güçte linç kanunu başlatmasına önayak olmak. Patriyarkanın insan karşıtı saldırgan doğasını ifşa etmek. Patriyarkanın en temel enstitülerini sarsmak: diktatörlük, seks endüstrisi, kilise. Patriyarkanın yarattığı erotik ve pornografik cinselliğe karşı olarak yeni bir devrimci kadın cinselliğini desteklemek. Modern kadın kültürüne kötülüğe karşı aktif bir muhalefet ve adalet için güçlü bir mücadele aşılamak. Dünyadaki en etkili ve en mücadeleci kadın birliğini oluşturmak. Kadınları dayanılmaz yaşam koşullarına iten diktatörlük rejimlerinin, özellikle de şeriatı ve kadınlara karşı diğer sadizm metotlarını uygulayan teokratik İslam devletlerinin, derhal son bulması “Kölelik ticareti'nin yatırımcılarını, organizatörlerini ve müşterilerini cezalandırarak kadın istismarının en berbat biçimi olan fuhuşu tamamen sonlandırmak. Tüm dünyada kiliseyi devletten tamamen ayırmak ve dini kurumların modern kadının sivil ve cinsel hayatına ve üreme/ürememe hakkına müdahale etmesini yasaklamak FEMEN manifestosunda finansal kaynaklarına da değiniyor. Örgüt bağışlar, örgütün sembollerini taşıyan giysi ve aksesuarların satışı ile FEMEN aktivistlerinin ürettiği ürünlerin satışından geldiğini ifade ediyor. Örgüt siyasi parti ve dini kurumlardan hiçbir finansal yardım almadığını belirtiyor. FEMEN, “Patriyarkaya karşı isyan eden, politik ve doğrudan eylemlerle vücut bulan kadın cinselliği” olarak tanımladıkları sektremizmi savunuyor ve bu feminist eylemsellik biçimini kendileri geliştirdiler. “Sekstrem eylemlerin onaylanmayan formatı, kadınların kendi protestolarını istedikleri zaman istedikleri yerde yapabilme ve bu eylemlerinin kolluk kuvvetleriyle herhangi bir uyum içinde olmama hakkını temsil etmektedir. Sekstremizm kadınların, erkeklerin kaba aşırılığıyla ve bu aşırılığın getirdiği kirli sakatlama suçlarıyla ve bir çeşit terör tarikatıyla alay etme biçimidir. Sekstremizm, şiddetsiz ama oldukça da agresif olan bir provokasyon şeklidir; çürümüş ataerkil sistemin ve eskimiş politik değerlerin tüm kurumlarını sarsmayı hedefleyen güçlü bir silahtır.” Bianet