Burdur Gölü için 'Su Orucu' Tutulacak
Dünyada 'Burduricus' olarak adlandırılan balık türünün tek yaşam alanı olarak bilinen Burdur Gölü, bilinçsiz sulama ve buharlaşma nedeniyle hızla yok oluyor. 4.3 milyar ton su varlığının her yıl 330 milyon tonunu bu nedenlerle kaybeden ve 20 yıl sonra tamamen yokolacağı öngörülen göl için tehlike çanları çalmaya başladı.Burdur Gölü'nün kurtarılması amacıyla gölün kuzeyindeki Karakent Köyü'nde 3 yıl önce uygulamaya konulan 'Lisinia Doğa ve Anti Kanser Projesi' kapsamında, Burdur Gölü'ne Hayat Verelim Derneği ve 'Göle Yas' belgesel filmi ekibinin desteğiyle 27 Eylül Cumartesi 'Göle Yas' etkinliği düzenlenecek.'Burdur Gölü'ne Hayat Verelim' Derneği ve 'Göle Yas' belgesel filmi yönetmeni Şafak Türkel ile Lisinia Yaban Hayatı Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi kurucusu Öztürk Sarıca'nın başlattığı kampanyaya, dünyanın çeşitli ülkelerinden ve Türkiye'den destek yağdı.Sosyal medya aracılığıyla çığ gibi büyüyen kampanyada 27 Eylül günü, etkinlik alanına gelen ya da bulundukları yerden destek veren yaklaşık 1 milyon kişinin Burdur Gölü için 'su orucu' ve yas tutulması hedeflendi.HERKES KAMERA KARŞISINA GEÇİYOR Dünyanın çeşitli ülkeleri ve Türkiye'nin çeşitli kentlerinden de kişi veya gruplar, hazırladıkları videolarla etkinliğe destek çağrısında bulunuyor.Göl için video hazırlayanlar arasında; AKP Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, CHP Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, AKP, CHP ve MHP'nin Burdur il başkanları, Burdur Belediye Başkanı CHP'li Ali Orkun Ercengiz, sanatçı Berna Laçin, Newyork Buffalo Üniversitesi ve Buffalo of Stafe College akademisyen ve öğrencileri, İstanbul Şaman Dans Tiyatrosu, İstanbul Balesi, İstanbul sokak ve vapur müzisyenleri, Arpanatolia Grubu Ferhat Erdem ve Çağatay Akyol, Ankara Devlet Opera ve Bale sanatçıları, Türk Halk Müziği sanatçısı Sümer Ezgü, Burdur'un İlyas köylüleri, İstanbul Teknik Üniversitesi Halk Dansları Topluluğu, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatcı, Burdur Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kamil Özcan, İzmir Doğa Sporları ve Dağcılık Derneği ile çiftçiler bulunuyor.24 SAAT SU İÇMEYECEK VE KULLANILMAYACAK 'Göle Yas' ve 'Su Orucu' etkinliğinde 1 gün boyunca su içilmeyecek. Bunun yanı sıra, ev, tarla, mutfak gibi yaşamın her anında büyük ihtiyaç olan su kullanılmayacak. Kampanyaya destek için 1 saat de olsa 24 saat de olsa katılım isteniyor. Proje kapsamında bir de imza kampanyası düzenleniyor. 27 Eylül'de 1 gün sürecek 'su orucu' eşliğinde www.change.org sitesi üzerinden başlatılan imza kampanyasına da destek verilmesi istendi.BURDUR GÖLÜ NEDEN KURUYOR? Burdur Gölü’nün potansiyel su tutma miktarı 7.5 milyar tonken şu an bu miktar 3.5 milyar tona düşmüş durumda. Göl artık yalnızca yüzeyine düşen yağmur sularıyla besleniyor. Daha önce göle gelen, bugün tarımsal sulama için kullanılan suyun miktarı 190 milyon ton.Ancak bölgedeki tarlaların büyük kısmı vahşi sulama yöntemiyle sulandığı için muazzam su kaybı yaşanıyor. Ayrıca bölgede ekimi tercih edilen tarım ürünlerinin büyük kısmı ise bölgeye uygun ürünler değil. Yörede 1 büyükbaş hayvan başına yıllık tüketim 1000 ton suyu buluyor.BURDUR GÖLÜ NASIL KURTULUR? Eğer bölgede tarımsal sulamada damlama ve yağmurlama sistemlerine geçilebilirse yıllık su tasarrufu 75 milyon tonu bulacak. Bu miktar gölün yıllık su açığı olan 60 milyon tonu karşıladığı gibi hızla tüketilen dip suyunun da yeniden yükselmesini sağlayacak.Vahşi sulamaya göre yüzde 75 daha tasarruflu olduğu belirlenen damla sulama yönteminde toprak kalitesine zarar verilmediği gibi ürün miktarının artmasına da katkı sağlanıyor. Damla sulama yöntemiyle su, toprağın 80 santimetre altına sızabiliyor.Kaynak: Cumhuriyet
Meme Kanserinde 'Angelina Jolie Etkisi'
Amerikalı oyuncu Angelina Jolie'nin, kansere yakalanma riskini azaltmak için iki memesini aldırdığı mastektomi ameliyatı olduğunu açıklamasının ardından meme kanseri kliniklerine başvuranların sayısı iki kat arttı.Angelina Jolie, geçen yıl Mayıs ayında, taşıdığı 'bozuk bir gen nedeniyle meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 87 olduğunu' öğrenmesinin ardından ameliyat olmuştu.Manchester Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırma, Jolie'nin ameliyat olduğu haberinin, ailelerindeki sağlık sorunları konusunda endişelenen diğer kadınları da danışmaya teşvik ettiğini ortaya koydu.Meme kanserleri vakalarının yaklaşık 5'inin kalıtsal olduğu düşünülüyor.Araştırmayı yürüten ekibin başındaki uzman Profesör Gareth Evans, 'Angelina Jolie etkisi uzun ömürlü ve küresel oldu, merkezlere başvuruları da arttırmış gibi görünüyor' dedi.Araştırmacılar, Angelina Jolie'nin ameliyat haberinin basına yansıdığı 2013 yılı Mayıs ayından bu yana, 20'den fazla genetik tanı merkezinde ve klinikte incelemelerde bulundu.Haziran ve Temmuz aylarında, meme kanseri mutasyonuna yönelik genetik danışmanlık ve DNA testleri için pratisyen hekimlere başvuranların sayısı 2012 yılındaki aynı döneme oranla iki buçuk katına çıktı.Meme Kanseri Araştırma (Breast Cancer Research) dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bir önceki yıl Ağustos ve Ekim ayları arasında başvuru yapanların sayısı da ikiye katlandı.Profesör Evans bu artışı şu sözlerle yorumladı:'Angelina Jolie'nin BRCA1 (hasarlı gen) mutasyonu nedeniyle, risk azalma amacıyla mastektomi ameliyatı olduğunu duyurması, muhtemelen cazibeli ve güçlü kadın imajı nedeniyle, diğer ünlülerin yaptığı açıklamalara kıyasla daha büyük bir etki yarattı.''Bu, hastaların önleyici ameliyat sonrası cinsel kimliklerinin kaybolacağı yönündeki korkuları azalttı ve daha önce herhangi bir sağlık hizmetinden faydalanmayanları, gen testi yaptırmaları konusunda cesaretlendirdi.'Çoğu meme kanseri vakası rastlantısal olsa da, meme kanseri teşhisi konan yaklaşık yüzde 5'lik bir kesim, BRCA1, BRCA2 veya TP53 olarak bilinen kalıtsal bozuk genler nedeniyle kansere yakalanıyor.Toplumların sağlık konusundaki tutumlarını etkileme konusunda Angelina Jolie yalnız değil.İngiltere'de 'Biri Bizi Gözetliyor' programıyla adını duyuran ve 2009'da hayatını kaybeden Jade Goody'nin de kendisine rahim ağzı kanserine teşhisi konulduğunu duyurmasının ardından 2008 ve 2009 yıllarında rahim kanseri taramalarında artış kaydedilmişti.Meme Kanseri Kampanyası'nın yöneticisi Delyth Morgan da 'Angelina Jolie'nin BRCA1 mutasyonu konusunda açık davranıp risk azaltma amacıyla mastektomi ameliyatı olma kararının, birçok kadını sağlık hizmetlerine yaklaştırdığını' söylüyor.Kadınların genellikle yaşamları boyunca meme kanserine yakalanma risklerinin sekizde bir olduğu belirtiliyor fakat genleri bazılarında daha büyük riskler yarattığı kaydediliyor.Erken teşhis sonrası yapılan tedaviler, kadınlarda kanserin gelişimini de önlüyor.Risk azaltma amacıyla mastektomi (meme aldırma) ameliyatı, kanser önleyici ilaç tedavisi, sağlıklı beslenme ve spor gibi yaşam tarzındaki değişiklikler de bu tedaviler arasında gösteriliyor.BBC Türkçe
Göbek Eriten 5 Sağlıklı İçecek
İşte kilo vermenize yardım eden ve göbek eriten 5 sağlıklı içecek...Limonata, içmekten vazgeçemediğimiz milli içeceğimiz adeta. Sadece tadının güzelliği değil, sağlığımıza katkısı da onu cazip kılıyor. Bir bardak limonata 250 kalori ve 68 gram kadar şeker içeriyor.Yüksek kalorili ve bol şekerli içeceklerdense limonata gibi masum içecekleri tercih ederek diyetinize katkıda bulunabilir, göbek bölgenizdeki fazlalıklardan kurtulabilirsiniz. Elbette tek şart, bu sağlıklı içeceklerin yanı sıra yeme alışkanlığınızda da değişikliğe gidip sağlıklı bir diyet uygulamak.İşte kilo vermenize yardım edecek 5 sağlıklı içecek…
'Darbeye Teşebbüs‘le Suçlanan Çarşı: 'Asla Pes Etmeyeceğiz'
Gezi eylemleri nedeniyle ‘darbeye teşebbüs‘le suçlanan Beşiktaş’ın taraftar grubu çArşı, resmi web sitesinden bir açıklama yaparak ‘ Asla pes etmeyeceğiz ‘ mesajı verdi.Forzabesiktas.com‘da yapılan ve iddianamedeki ‘darbeye teşebbüs’ suçlamasından alıntı yapılarak başlayan açıklamada, çArşı grubu kendilerine yöneltilen suçlamalar arasında ‘gece gündüz insanları gaza boğmak’ olmamasının mutluluk verici olduğunu vurgulandı.Grup üyeleri Gezi Parkı sürecinde öldürülen genç ve çocuklar ile 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarına atıfta bulunarak, “Suçlamalar arasında) Bir tenhada acımasızca, hunhar bir şekilde bir genci döverek öldürmek yok! “Üç tane sıktım” yok! Çatıdan adam atmak yok! 14’ünde fırına “ekmek” almaya giden kara kaşlı bir fidanın 15’inde, 16 kilo toprağa verilmesi yok! Hırsızlık, yolsuzluk yok!” açıklaması yaptı.“Bir eylemin ahlaki değerini eylemin sonucu değil, eylemin ardındaki niyet belirler” denilen açıklamada, davanın ilk duruşmasının görüleceği 16 Aralık için de “Deplasmana gidiyoruz” ifadelesi kullanıldı:“Deplasmana gidiyoruz; Adalet için, hukuk için, vicdan için, ülkemizin yarınları için gidiyoruz.Van’da üşüyen, Soma’da ağlayan çocuklar için. Sokak köpekleri için, yetimler için, yaşlılar için gidiyoruz.Karadeniz’e dere olmak için gidiyoruz.Bizi kanser eden bu hukuksuzluğa ilik bulmak için gidiyoruz.Tribüne çıkmak bizim için bir davadır, Beşiktaş davasıdır. Gittiğimiz her yerde bu dava için haykırmaktan geri durmayız. 16 Aralık deplasmanında da o mahkeme kürsüleri bizim için insanlığn davasını haykıracağımız bir tribündür.Bu süreçte bizlerden desteğini esirgemeyen herkese teşekkürü bir borç biliriz.Asla pes etmeyeceğiz, haramilerin sofrasına diz çökmeyeceğiz.”Borussia Dortmund’un Almanya’daki lig maçında çArşı grubu için, “Asla pes etmeyin” pankartı açılmıştı.Diken
Yıldız Futbolcu Kanser Olduğunu Açıkladı
İngiltere Premier Lig takımlarından Newcastle United'ın yıldız futbolcusu Jonas Gutierrez, Twitter'daki hesabından kanser olduğunu ve tedaviye başladığını açıkladı.Newcastle'ın Arjantinli kanat oyunusu Gutierrez, testis kanseri olduğunu açıklarken, 'Kanser olduğumu öğrendim ve ağlayarak eve geldim. Bu benim en zor oyunum olacak' dedi.31 yaşındaki futbolcu, 'Sol testisimde tümör tespit edildi. Arjantin'e geri döndüm ve Newcastle ile sözleşmem olmasına rağmen tedavi masraflarımı üstleneceğim' dedi.Başarılı oyuncu, 'Para önemli değil. Önemli olan sağlık ve kemoterapi tedavisine başladım. Saçlarımı kaybedecek olmak benim için çok zor ama onları kestirmeyeceğim' ifadelerini kullandı.Gutierrez 2008 yılında Real Mallorca'dan Newcastle United'a transfer olmuştu. Geçen sezon devre arasında Norwich City'ye kiralanan yıldız isim destek mesajı veren herkese teşekkür etti.Sporx
Reklam
Rahim Ağzı Kanseri Nasıl Bulaşır?
Rahim Ağzı Kanseri ‘nin son yıllara kadar her kanser gibi kendi kendine oluştuğu düşünülüyordu fakat şimdi biliyoruz ki, buna bir virüs yol açıyor. İnsan siğil virüsü yani HPV virüsü neden olmaktadır. Bu virüs, tabi ki cinsel ilişki ile geçmektedir.Bu virüs deriden deriye geçtiği için, korunma yöntemleri olarak kullandığınız araçlar sizi korumayacaktır. Yani prezervatif kullandığınız da bile bacak arası cildinin diğer kişinin bacak arasına değmesiyle birlikte de rahim ağzı kanseri olabilirsiniz. Bu yüzden bu virüsten korunmanın bir yolu yoktur.Rahim ağzı kanseri nin %98 ‘i bu yolla geçmektedir, %2’si ise doğal yollardan insanlara bulaşmaktadır. Dolayısıyla virüsle oluşan kanserlerden bir tanesi de Rahim Ağzı Kanseri diyebiliriz.Benefitdo.com
Yazarından: Gecenin Aydınlığa Zulmü'nü Okumak İçin 17 Neden
...Kararlılığına ve azmine hayran bırakan koca ışıktopu bize veda ederken, aslında umutla onu bekleyen diğer insanlara götürüyoraydınlığını. İnsan her zaman özlüyor, Güneş’in aylarca hiç başlarındanayrılmadığı o kutsal toprakları. Peki, aylar süren aydınlığa dayanabilir miinsan? Dayansa da unutmaz mı zorluklarla mücadelenin, zaferin tatlı hazzını…
Reklam
Pirinçte Kanser Uyarısı Yapan Doktor Görevden Alındı
Edirne'de Kamu Hastaneleri Birliği'ne bağlı Devlet Hastanesi'nde Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Dilek Tucer, düzenlenen basın toplantısında Ergene Nehri'nin suladığı alanlarda yetişen pirinçlerin kansere yol açabileceğini söylediği gerekçesiyle Edirne Valisi Dursun Ali Şahin tarafından görevinden alındı. Vali Şahin, doktoru açıklamasından dolayı değil, gelişi güzel basına bilgi vermesinden dolayı görevden aldığını açıkladı.EDİRNE - Edirne Devlet Hastanesi’nin belirli aralıklarla çeşitli uzman hekimler aracılığı ile halkı bilgilendirmek amacıyla düzenlediği basın toplantısına katılan Gastroenteroloji uzmanı Dr. Dilek Tucer, 9 Eylül günü basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bilgilendirme toplantısında uzmanlığı olan şifalı otlar adı altında kullanılan bitkilerin, bilinçsiz ve yanlış kullanımından dolayı kanser tehlikesine sebep olabileceğini anlatan Dr. Tucer, daha sonra gazetecilerin sorusu üzerine Ergene Nehri’ndeki kirliliği ve çevresine verdiği zararları, “Trakya bölgesinde Ergene Nehri gibi bir sorun varken sadece otlar açısından değil, diğer yediğimiz ürünler konusunda da büyük bir kanserojen etkisi var. Trakya bölgesi için bu çok önemli bir sorun. Özellikle pirinç üretiminde önde gelen bölgelerden birisiyiz. Otları bir kenara bırakıyorum, pirinçte de neredeyse tüm Türkiye’ye bizden dağıtım yapılıyor. Bir otun nereden ve nasıl toplandığı çok önemli, Ergene’yi özellikle söylüyorum çünkü biz organik tarıma yönelmeye başladık ve gastroenterolojik açıdan da Trakya bölgesinde kolon ve mide kanseri özellikle son yıllarda artmış durumda. Bunda tabi sadece Ergene rol oynamıyor. Çernobil’den etkilenen bölgeler arasında Karadeniz’den sonra Marmara Bölgesi geliyor zaten. Bu konu hakkında aslında bilimsel bir çalışma yok. Türkiye’de bildiğim kadarıyla yapılan iki büyük çalışma var. Bu çalışmalar bir hekim tarafından yapılan çalışmalar değil. Özellikle halk sağlığı uzmanları tarafından yapılan bir çalışmada ve yabancı kaynaklı bir çalışmada da Çernobil faciasının Trakya bölgesindeki etkilerinden çokça bahsedilmekte. Gözümüzle de bunu görüyoruz” diye anlattı.VALİ GÖREVDEN ALDI, SORUŞTURMA AÇTIAçıklamaların basında yer alması üzerine Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Dr. Dilek Tucer hakkında soruşturma açılması talimatını vererek görevinden aldı. Edirne Kamu Hastaneleri Birliği’ndeki tek Gastroenteroloji uzmanı olan Dr. Dilek Tucer yerine Kırklareli’nden bir hekim görevlendirildi.Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Dr. Dilek Tucer’in ‘gelişi güzel basına bilgi vermesi’nden dolayı görevinden aldığını ifade ederek şunları söyledi:“Doktoru görevden aldık, pirinçler kanser yaptığından diye değil. Pirinçler kanser yaptığını hangi bilimsel ortamda açıklanmış ki? Kanser yapmış. Gelişi güzel basına bilgi vermesinden dolayı görevden aldık. Başka bir şey değil. Açıklamalarından dolayı değil. Açıklamaları bilimsel değil. Kendiliğinden bu şekilde açıklama yapması, izin almadan bu işlere giriştiği için görevden aldık. Bu konuyla ilgili çalışma başlattık, bakanlıktan gelen müfettiş çalışmasını sürdürüyor. Kırklareli’nden gelen bir doktor onun yerine göreve başladı.”DOKTORLAR KARARA TEPKİLİEdirne Tabipler Odası Başkanı Dr. Ertuğrul Tanrıkulu ise Dr. Dilek Tucer’in soruşturma tamamlanmadan görevinden alınmasına tepki gösterdi. Tucer’in hekimler arasında gurur kaynağı olan bir hekim olduğunu kaydeden Tanrıkulu, “Öncelikle şunu söyleyeyim, liseden sonra 6 yıl Tıp okuyorsunuz, 4 yıl dahiliye uzmanlığı yapıyorsunuz, 3 yıl da bunun üzerine Gastroenteroloji uzmanlığı yapıyorsunuz. Bakın 13 yıl liseden sonra eğitim alıyorsunuz. Dilek Tucer’in bir basın açıklaması yüzünden görevden alınması bizi gerçekten üzmüştür. Dilek hanımın her zaman yanındayız ve destek veriyoruz. Buradan bir şey de açıklamak istiyorum Kamu Hastaneleri Birliğinin ayda bir açıklaması var bu yönetimin izniyle bir yapılan açıklaması. Zaten yönetim bunu kendisi istiyor. Kamu Hastaneleri Birliği Devlet Hastanesi Hekimlerini ayda bir halkı bilgilendirmek üzere bir toplantıya davet ediyor. Bu son olayda Dr. Dilek Tucer’in yine yönetimin istediği bir mekanda yaptığı bir basın açıklamasıdır. İzinsiz bir basın toplantısı değildir” diye konuştu.MÜFETTİŞ SORUŞTURMAYA BAŞLADIEdirne Valisi Dursun Ali Şahin’in talimatıyla görevinden alınan Dr. Dilek Tucer ile ilgili Sağlık Bakanlığı’nın talep edilen müfettiş kente gelerek incelemeye başladı. Tucer’in hekim arkadaşları da sosyal medya üzerinden tepkilerini dile getirerek soruşturma tamamlanmadan görevden alınması kararını protesto etti. Engin ÖZMEN-Ali Can ZERAY/DHA
Türkiye'de Kilo ile Kuantum Üretilecek
Dünyanın en pahalı yüksek teknoloji ürünlerinden olan kuantum noktalarının Türkiye'de de kilogram ölçeğinde üretimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde çalışma başlatıldı.Cep telefonundan kanser tanı sistemlerine kadar çok geniş bir alanda kullanımı bulunan ‘kuantum noktaların’ kilogram ölçeğinde üretimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde (İYTE) çalışma başlatıldı. Bir günde gram ölçeğinde üretimi başaran laboratuvar, yıl sonunda bir günde kilogram ölçeğinde kuantum nokta üretmeyi planlıyor. Çalışmanın ana amacı, özel sektörün dikkatini çekmek.LED televizyonlar ve cep telefonlardaki canlı renkleri, saç kılının 20 binde biri boyutundaki yarı iletken nano kristallere borçluyuz. ‘Kuantum nokta’ adı verilen ve farklı işlevler yüklenebilen parçalar, sıvı ya da toz halde üretilebiliyor. Halen tamamı ithal edilen kuantum noktaların yerli imkânlarla üretimi için Kalkınma Bakanlığı desteğiyle kurulan İYTE Fen Fakültesi laboratuvarlarında bir TÜBİTAK projesi başlatıldı.Dekan Prof. Dr. Serdar Özçelik'in liderliğindeki araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma kapsamında sıvı ve toz formlarda kuantum noktalar elde edilerek farklı uygulamalarda denenmeye başlandı. Dünyada çok ender olarak üretilen 4 farklı atom bileşeninden oluşan kuantum noktalarını üretmeyi başaran ekip, bu malzemeyi yeni nesil ekran teknolojileri ve kanser tanı kitlerinin geliştirilmesi için kullanmaya başladı. Ekip ayrıca özel bir firma ile ortaklaşa kuantum noktaların endüstriyel kullanımına imkan verecek bir projeye de adım attı.Prof. Dr. Özçelik, kuantum nokta üretiminin dünyada henüz bir iki firma tarafından yapılabildiğini, bu yüksek teknoloji ürününün endüstriyel olarak kullanılabilmesi için bir günde kilogram ölçeğinde üretiminin mümkün olması gerektiğini ifade etti.‘Kilosu 10 milyon dolar’Halen sadece ABD'deki iki yüksek teknoloji şirketinin bir günde kilogram ölçeğinde kuantum nokta üretebildiğini anlatan Özçelik, uluslararası piyasada bu ürünün miligram fiyatının 10 dolar ile 150 dolar arasında değiştiğine dikkati çekti. Özçelik, şöyle konuştu:'Kilogramı en az 10 milyon dolar olan bir maddeden bahsediyoruz. Bu ürünler gündelik yaşamın merkezinde yer alıyor ve dünyanın önde gelen üniversitelerinde geliştirme ve endüstriyel üretim konusunda projeler yürütülüyor. Biz de özel sektör işbirliğiyle büyük ölçekte kuantum nokta üretimi için çalışmaya başladık. Şu anda bir günde gram ölçeğinde üretim yapar duruma geldik. Hedefimiz yeni aldığımız reaktörlerle yılsonunda günde 1 kilogram kuantum noktası üretebilecek seviyeye gelmektir.'Kuantum noktaların ticarileşmesi için büyük ölçekte üretim yapabilmenin en kritik aşama olduğunu vurgulayan Özçelik, dünyada özellikle yeni nesil ekranlarda kuantum noktaların kullanıldığına işaret etti.Üretilen 100 ekranlık bir televizyonda yaklaşık 10 miligram kuantum nokta kullanıldığını, bunun 100 dolara tekabül ettiğini ifade eden Özçelik, bu televizyonun fiyatının zaten 100 dolar olduğunu, dolayısıyla fiyatların düşebilmesi için yüksek ölçekte üretimin zorunlu olduğunu kaydetti.‘Şirketler yatırım yaparsa 10-20 kat para kazanacak’Yüksek teknoloji ve katma değere sahip üretim yapısına geçmeye çalışan Türkiye için kuantum nokta üretiminin önemli bir fırsat olduğunu savunan Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:'Çok değerli bir ürün olan kuantum nokta üretimi, oldukça karlı bir alan. Çünkü miligramı 10 dolar dediğimiz malın maliyeti aslında bunun binde biri kadar. Bu ürün sadece bilgi ile üretiliyor. Yüksek teknolojiye dayanan tüm ürünler böyle. 100 dolara mal olan bir cep telefonuna bin dolar veriyoruz. Aradaki fark şirketin geliştirdiği bilgi. Nanoteknolojiyle ilgili pek çok pazar araştırması ve öngörü var. Bilimsel analizlere göre şirketler bu alana yatırım yaptıkları zaman 2-3 kat değil 10 - 20 kat para kazanacaklar. Bu konuda bazı firmalarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Nihai hedefimiz İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi içinde kuantum nokta üretiminin yapıldığı bir endüstri tesisi yaratmak. Öncelikle bu işin fizibilitesini yaparak yatırımcıları cesaretlendirmek istiyoruz.Kuantum nokta üretimi konusunda özel sektörün ilgisini çekmeyi ve onların girişimiyle Türkiye'yi bu teknolojide öncü bir konuma getirmek istiyoruz.'Türk sanayisinde genel eğilimin know-how yani teknoloji ithalatı yapmak yönünde olduğunu, teknoloji satan kuruluşların bir ürünün nasıl yapıldığı bilgisini verdiğini ancak 'neden öyle yapıldığı' bilgisini sakladığına dikkati çeken Özçelik, Türkiye'nin nano teknolojiler konusunda teknoloji ithalatçısı olmak yerine teknoloji tasarımcısı olması için çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi.Kaynak: AA
'Kilosu 10 Milyon Dolar'
Dünyanın en pahalı yüksek teknoloji ürünü kuantum Türkiye'de üretilecek.Cep telefonundan kanser tanı sistemlerine kadar çok geniş bir alanda kullanımı bulunan ' kuantum noktaların' kilogram ölçeğinde üretimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde (İYTE) çalışma başlatıldı. Bir günde gram ölçeğinde üretimi başaran laboratuvar, yıl sonunda bir günde kilogram ölçeğindekuantum nokta üretmeyi planlıyor. Çalışmanın ana amacı, özel sektörün dikkatini çekmek.LED televizyonlar ve cep telefonlardaki canlı renkleri, saç kılının 20 binde biri boyutundaki yarı iletken nano kristallere borçluyuz. 'Kuantum nokta' adı verilen ve farklı işlevler yüklenebilen parçalar, sıvı ya da toz halde üretilebiliyor. Halen tamamı ithal edilen kuantum noktaların yerli imkanlarla üretimi için Kalkınma Bakanlığı desteğiyle kurulan İYTE Fen Fakültesi laboratuvarlarında bir TÜBİTAK projesi başlatıldı.Dekan Prof. Dr. Serdar Özçelik'in liderliğindeki araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma kapsamında sıvı ve toz formlarda kuantum noktalar elde edilerek farklı uygulamalarda denenmeye başlandı. Dünyada çok ender olarak üretilen 4 farklı atom bileşeninden oluşan kuantum noktalarını üretmeyi başaran ekip, bu malzemeyi yeni nesil ekran teknolojileri ve kanser tanı kitlerinin geliştirilmesi için kullanmaya başladı. Ekip ayrıca özel bir firma ile ortaklaşa kuantum noktaların endüstriyel kullanımına imkan verecek bir projeye de adım attı.Prof. Dr. Özçelik, yaptığı açıklamada kuantum nokta üretiminin dünyada henüz bir iki firma tarafından yapılabildiğini, bu yüksek teknoloji ürününün endüstriyel olarak kullanılabilmesi için bir günde kilogram ölçeğinde üretiminin mümkün olması gerektiğini ifade etti.'KİLOSU 10 MİLYON dolar'Halen sadece ABD'deki iki yüksek teknoloji şirketinin bir günde kilogram ölçeğinde kuantum nokta üretebildiğini anlatan Özçelik, uluslararası piyasada bu ürünün miligram fiyatının 10 dolar ile 150 dolar arasında değiştiğine dikkati çekti.Özçelik, şöyle konuştu: 'Kilogramı en az 10 milyon dolar olan bir maddeden bahsediyoruz. Bu ürünler gündelik yaşamın merkezinde yer alıyor ve dünyanın önde gelen üniversitelerinde geliştirme ve endüstriyel üretim konusunda projeler yürütülüyor. Biz de özel sektör işbirliğiyle büyük ölçekte kuantum nokta üretimi için çalışmaya başladık. Şu anda bir günde gram ölçeğinde üretim yapar duruma geldik. Hedefimiz yeni aldığımız reaktörlerle yıl sonunda günde 1 kilogram kuantum noktası üretebilecek seviyeye gelmektir' dedi.Kuantum noktaların ticarileşmesi için büyük ölçekte üretim yapabilmenin en kritik aşama olduğunu vurgulayan Özçelik, dünyada özellikle yeni nesil ekranlarda kuantum noktaların kullanıldığına işaret etti.Üretilen 100 ekranlık bir televizyonda yaklaşık 10 miligram kuantum nokta kullanıldığını, bunun 100 dolara tekabül ettiğini ifade eden Özçelik, bu televizyonun fiyatının zaten 100 dolar olduğunu, dolayısıyla fiyatların düşebilmesi için yüksek ölçekte üretimin zorunlu olduğunu kaydetti.'ŞİRKETLER YATIRIM YAPARSA 2-3 KAT DEĞİL10-20 KAT PARA KAZANACAK'Yüksek teknoloji ve katma değere sahip üretim yapısına geçmeye çalışan Türkiye için kuantum nokta üretiminin önemli bir fırsat olduğunu savunan Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Çok değerli bir ürün olan kuantum nokta üretimi, oldukça karlı bir alan. Çünkü miligramı 10 dolar dediğimiz malın maliyeti aslında bunun binde biri kadar. Bu ürün sadece bilgi ile üretiliyor. Yüksek teknolojiye dayanan tüm ürünler böyle. 100 dolara mal olan bir cep telefonuna bin dolar veriyoruz. Aradaki fark şirketin geliştirdiği bilgi. Nanoteknolojiyle ilgili pek çok pazar araştırması ve öngörü var. Bilimsel analizlere göre şirketler bu alana yatırım yaptıkları zaman 2-3 kat değil 10 - 20 kat para kazanacaklar. Bu konuda bazı firmalarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Nihai hedefimiz İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi içinde kuantum nokta üretiminin yapıldığı bir endüstri tesisi yaratmak. Öncelikle bu işin fizibilitesini yaparak yatırımcıları cesaretlendirmek istiyoruz.Kuantum nokta üretimi konusunda özel sektörün ilgisini çekmeyi ve onların girişimiyle Türkiye'yi bu teknolojide öncü bir konuma getirmek istiyoruz.' Türk sanayisinde genel eğilimin know-how yani teknoloji ithalatı yapmak yönünde olduğunu, teknoloji satan kuruluşların bir ürünün nasıl yapıldığı bilgisini verdiğini ancak 'neden öyle yapıldığı' bilgisini sakladığına dikkati çeken Özçelik, Türkiye'nin nano teknolojiler konusunda teknoloji ithalatçısı olmak yerine teknoloji tasarımcısı olması için çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi.Milliyet
Reklam
Yaşlanmayı Yavaşlatan Gen Keşfedildi
ABD'li bilim insanları, vücutta yaşlanmanın etkilerini yavaşlatan bir gen keşfetti. Araştırmacılara göre, meyve sineklerinde ömrü uzatan gen, insan vücudunda da aktif hale getirilebilir.University of California Los Angeles (UCLA) araştırmacıları, vücutta yaşlanmanın etkilerini yavaşlatan bir gen keşfettiklerini duyurdu. Meyve sineklerinde AMPK adı verilen bir geni aktif hale getiren araştırmacılar, sineklerin yaşam süresini yüzde 30 artırmayı başarırken, daha sağlıklı hale gelmerini sağladı.Araştırmada yer alan biyolog David Walker, 'Sineklerin bağırsaklarında veya sinir sistemlerinde geni aktif ettiğimiz zaman, genin aktif hale getirildiği organ sisteminde yaşlanma etkilerinin yavaşladığını gördük' ifadesini kullandı.Discovery News'in haberine göre, insanlar meyve sineklerinde yer alan gene sahip ancak gen etki gösterecek derecede aktif kullanılmıyor. Araştırmacılar, genin bağırsaklar gibi kolayca ulaşılabilen bir organda aktif hale getirilmesi halinde, yaşlanmanın etkilerini de ortadan kaldırabileceklerini düşünüyor. Yaşlanmanın, insan beyni için de geciktirilebileceği ve ileri yaşla gelen rahatsızlıkların da önüne geçilebileceği öngörülüyor.Walker, AMPK genini aktif hale getiren ilacın, tip 2 diyabet hastaları için kullanılan metformin olduğunu belirtti. Walker, 'Yaşlanmayla beliren ve güçlenen Parkinson, Alzheimer, felç ve şeker hastalığı gibi rahatsızlıklara teker teker odaklanmak yerine, yaşlanma sürecinin önüne geçilerek tüm hastalıkları yavaşlatıcı bir çözüm bulunabilir' ifadesini kullandı.Yaşlanmayı 'erteleyen' tedavinin sonuca ulaşması için yıllar gerektiğini söyleyen Walker, gerçekçi bir hedef belirlediklerini söyledi.Kaynak: Al Jazeera
Tanrılar Okulu’nun Yazarı Stefano D’Anna Hayatını Kaybetti
Dünyada uzun süre best seller olan 500 binin üzerinde satan “Tanrılar Okulu”nun yazarı Stefano D’Anna İtalya Como’da hayatını kaybetti. Uzun süredir kanser tedavisi gördüğü belirtilen D’Anna’nın cenaze töreninin Como’da yapılacağı öğrenildi.Türkiye’de de best seller olan kitabın yazarı D’Anna ve kardeşinin davası da bir dönem çok konuşuldu. İlk olarak 'da basılan varoluş üzerine felsefi bir roman olan ‘Tanrılar Okulu' kitabını paylaşamayan iki kardeş, mahkemede karşı karşıya gelmişti.İtalya'da 2002 yılında yayınlandıktan sonra Türkçe'ye çevrilen ve 2004’ten beri Türkiye'de 200 binin üzerinde satan 'Tanrılar Okulu' kitabına ilişkin Prof. Stefano D'Anna'ya kardeşi Ellio D'Anna, kitabı kendisinin yazdığını öne sürerek dava açmıştı. Davacı, Prof. Stefano D'Anna'nın mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini ve kendileri haksız rekabete uğradığını, telif haklarına tecavüz edildiğini iddia etmişti.
Reklam
Memeler Hakkında Bilmediğiniz 16 Şaşırtıcı Gerçek
2012'deki araştırmalar erkeklerin neden kadınların göğüslerini çekici bulduğunun sebeplerini göstermek istedi. Buldukları cevap ise Evrim'le doğrudan alakalıydı. Erkekler kadınları meme uçlarından uyarınca, kadınlar fiziksel olarak partnerlerine daha çekilmiş ve bağımlı hissediyor.
Reklam
Obama IŞİD'le Mücadele Stratejisini Açıkladı
ABD Başkanı Barack Obama, ülkesinin Irak Şam İslam Devleti'ne karşı kapsamlı bir askeri operasyon düzenleyeceğini açıkladı. 'Hedefimiz net. IŞİD'i geriletecek ve sonunda yok edeceğiz' diyen Obama, Suriye'de de örgüte yönelik hava saldırıları düzenlenmesine yeşil ışık yaktı.Beyaz Saray'dan ulusa seslenen ve ülkesinin örgüte yönelik stratejisini açıklayan Obama, IŞİD'e yönelik hava saldırılarını artıracaklarını ve örgütün militanlarını 'her yerde' hedef alacaklarını söyledi.Obama, 'IŞİD'e karşı Irak'ın yanı sıra Suriye'de de harekete geçilmesinde tereddüt etmeyeceğim' diye konuştu.IŞİD'le mücadelede Esad rejimine güvenemeyeceklerini vurgulayan Obama, bunun yerine Suriyeli muhalifleri güçlendirmeye çalışacaklarını belirtti.Ülkesini tehdit eden herhangi bir grubun hiçbir yerde barınamayacağının da altını çizen ABD Başkanı, 'terör tehdidini etkisiz hale getirecek' geniş bir koalisyona liderlik edeceklerini söyledi.Obama konuşmasında 'kanser' olarak nitelendirdiği IŞİD'i yok etmenin zaman alacağı uyarısında da bulundu.ABD Kongresi'nin IŞİD'e karşı savaş için kendisine yetki vermesinden memnun olacağını belirten Obama, yine de Kongre'nin onayı olmaksızın örgüte karşı harekete geçme yetkisi olduğunu kaydetti.Muharip misyon yokObama ayrıca ABD'nin Irak'a 475 asker göndereceğini de açıkladı. Gönderilecek askerler, Irak ordusuna danışmanlık yapacak.ABD Başkanı, Irak hükümeti ile birlikte çalışacaklarını ancak Amerikan askerlerinin Irak'ta muharip misyon üstlenmeyeceğini söyledi.Irak ve Afganistan'daki savaşlardan farklı bir durumla karşı karşıya olduklarını vurgulayan Obama, operasyonu Yemen ve Somali'deki 'terörle mücadele' faaliyetleri ile kıyaslamanın daha doğru olacağını belirtti.Cidde'de kritik toplantıABD Dışişleri Bakanı John Kerry de daha önce Irak'ta yaptığı açıklamada, dünyanın IŞİD'e karşı tıklayınseyirci kalamayacağını söylemişti.John Kerry bugün Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Bahreyn'den meslektaşları ile bir araya gelecek.Kerry, Başkan Obama'nın açıkladığı stratejiye destek isteyecek.Üst düzey bir Amerikalı yetkili BBC'ye yaptığı açıklamada toplantıda, ABD'nin IŞİD'e yönelik hava saldırılarını kolaylaştıracak şekilde askeri işbirliği yapılmasının ele alınacağını söyledi.Bazı Sünni ülkelerin geçmişte, İran'a yarayabileceği gerekçesiyle IŞİD'e karşı tavır almakta tereddütlü oldukları biliniyor.BBC'ye konuşan Amerikalı yetkili ise gelinen noktada IŞİD'in yayılmacı hedeflerinin tüm bölge ülkelerini endişelendirdiğini belirtti.IŞİD iki ülkede hızla ilerlediÖzellikle son bir yılda Suriye ve Irak'ta hızla ilerleyen tıklayınIŞİD, bu iki ülkenin önemli bir bölümünü kontrol altında tutuyor.IŞİD'in Suriye'nin Rakka kentini merkez alarak, yönettiği topraklar için temsili bir hükümet kurduğu biliniyor.Örgüt zalimliği ile de nam salmış durumda. IŞİD militanları düşman askerlerin ve bazı Batılı gazetecileri başlarına keserek öldürmüşler ve cinayetlerinin görüntülerini yayınlamışlardı.Amerikan ordusu geçen aydan bu yana Irak'ta IŞİD'e karşı 150'den fazla hava saldırısı düzenlemiş ve Irak ordusu ile IŞİD'e karşı savaşan Kürt Peşmergelere silah yardımına başlamıştı.Suriye'de ise durum daha karışık. ABD üç buçuk yıldır rejime karşı savaşan isyancıları destekliyor.Washington yönetimi geçen yıl kimyasal silah kullandığı gerekçesi ile Şam yönetimine karşı hava saldırıları düzenlemenin eşiğine gelmişti.Ancak ABD Başkanı Barack Obama askeri operasyon için koalisyon oluşturamaması, Kongre'nin muhalefeti ve Şam'ın kimyasal silahlarını imhayı kabul etmesinin ardından hava saldırılarından vazgeçmişti.BBC Türkçe
Yaşlanmayı Önleyen 5 Süper Yiyecek
Beslenmenize dahil edeceğiniz pek çok besin öğesi, antioksidanlar, vücudunuzda kırışıklığa yol açan kanserli hücrelerin gelişmesini önler. Hastalıkların olmadığı bir hayat, size gençlik olarak geri döner.İşte yaşlanma karşıtı süper yiyecekler.DomatesSerbest radikallerle mücadele eden likopen adlı antioksidan, domateste bol miktarda bulunur. Likopen, akciğer kanseri dahil bazı kanser türlerine karşı korunmada yardımcı olur.PatlıcanMor renkli bu sebze, rengini ve yaşlanma karşıtı gücünü nasunin maddesinden alır. Bu besin maddesi, kan akımını keserek kanserli hücrelerin yayılmasını engellemeye yardım eder. Araştırmalar, nasunin maddesinin serbest radikallerin sinir hücrelerine zarar vermesiyle oluşan Alzheimer hastalığının gelişmesini yavaşlattığını da ortaya koydu.Kırmızı biberBağışıklık sistemini destekleyen bu sebze yüzde 60’tan fazla C vitamini içerir. Bu da mikrop ve bakterilerle savaşan beyaz kan hücreleri üretimini tetikler. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, beslenme planına yüksek oranda C vitamini dahil edenlerin daha az kırışıklık sorunu yaşadığı, çünkü besin maddesinin kolajen üretimini artırdığı ortaya kondu.ReyhanBu bitkinin tıbbi özelliklerinden biri, antioksidan öjenol içermesinden ileri geliyor. Laboratuvar çalışmalarında, bu bileşiğin rahim ağzı kanser hücrelerinde antikanserojen aktiviteye yol açarak, hücrelerin kendini imha etmesini sağladığı tespit edildi.Brüksel lahanasıHücrelerimiz, doğal tümör baskılayıcı genlerle donatılmış durumda. Brüksel lahanasında bulunan sülfür bileşikleri, tümör gelişimine yol açan enzimleri engelleyerek bu genlere yardım edebilir. Yapılan çalışmalarda, sülfürün, inflamasyon artışıyla oluşan eklem iltihabının tedavisinde ve kıkırdak koruyucu proteinlerin aktive olmasında rolü olabileceği de ortaya kondu.
Sanat Jennifer Lawrence İçin
Aralarında Jennifer Lawrence ve Kate Upton’ın da bulunduğu pek çok ünlünün internete sızdırılan çıplak fotoğraflarına herkes farklı bir yorumda bulundu. Siber korsanlığın “mahremiyetin ihlali” olduğunu savunan çoğu kişi imajların sızdırılmasına tepki duyarken, “fotoğraflara bakmaktan kendini alamadığı için” kanser araştırmalarına bağışta bulunanlar da oldu.Sızdırmalar sonrasındaki en sıradışı tepki ise sanat camiasından geldi: ABD’li sanatçı XVALA, fotoğrafların birer “sanat nesnesi” olduğunu iddia etti ve tuval üzerine “buzlamadan” basacağı fotoğrafları, Florida’da açacağı No Delete adlı sergisinde kullanacağını açıkladı. Galeri, teknolojinin marazlarını ve nimetlerini anlatacak sergide fotoğrafların sergilenmesini “bugün geldiğimiz hâlin bir yansıması” olarak desteklediğini açıkladı. Sosyal medyada sanatçıya ve Cory Allen Çağdaş Sanat Galerisi’ne tepkiler büyüyor. Öte yandan, Jennifer Lawrence’ın sözcüsü, imajları sızdıranlar kadar sosyal medyada paylaşanlar hakkında da hukukî işlem başlatılacağını açıklamıştı. Hâliyle, serginin sanatseverlerle buluşup buluşmayacağı henüz belirsizliğini koruyor. HP
Hangi Renk Hangi Hastalığa İyi Geliyor?
Renklerin hastalıklar üzerinde olumlu etkisi olduğu biliniyor. Hatta Mısır’da renkler tedavi amacıyla kullanılırdı. Aynı şekilde Çin’de de kişiler üzerinde renk tedavisi uygulanıyordu. Peki hangi renk hangi hastalığa iyi geliyor işte cevapları...YEŞİLSinirli ve agresifseniz kendinizi yeşilin sakinliğine bırakın. Yeşil huzur verdiği için hamilelikte tercih edeceğiniz bir renk. Bu renk ayrıca stresi azaltır ve kırık kemiklerin iyileşmesinde önemli bir role sahip.TURUNCUKadın hastalıklarından korunmak mı istiyorsunuz? O halde turuncu sizin renginiz olmalı. Yumurtalıklarında sorun yaşıyorsanız, erken menopoza girdiyseniz, cinsel isteksizlik yaşıyorsanız turuncu kullanın. İdrara çıkmakta sıkıntı, kalça ve ellerde sorunlar, eklem ağrısı varsa, turuncu kullanın. Turuncu ayrıca sindirim sistemi problemlerinde de etkilidir.SARIAsosyal olduğunuzu mu düşünüyorsunuz, insanlara hayır diyemiyor musunuz, dikkat eksikliğiniz mi var o zaman sizi sarı renk kullanmaya davet ediyorum. Bu renk zekanızı harekete geçirir ve size mutluluk etkisi verir. Cilt problemlerinizin giderilmesinde de önemli paya sahip.KIRMIZIKırmızı birçok kadın için vazgeçilmez bir renk. Her kadının gardrobunda mutlaka bir kırmızı elbise vardır.Sırt ağrısı, anemi ve kansızlık gibi sorunlarınız varsa kırmızıyı çok kullanmalısınız. Eğer kırmızı elbiseyi giymeyi tercih etmiyorsanız üzerinizde kırmızı aksesuarlar taşıyabilirsiniz.MAVİEğer uyku sorunu yaşıyorsanız mavi sizin renginiz. Yatak odanız bu renk olabilir ya da nevresimlerinizin rengini mavi seçebilirsiniz. Bu renk, duygularını kendine saklayanlar, kendini ifade etmekte güçlük çekenler ve tiroid problemi yaşayanlar da iyileştirici etkiye sahip. Mavi renk ayrıca şok geçiren hastaları da iyileştirir.MORMor renk, vücuttaki hormonların ve salgı bezlerinin çalışmasın da etkilidir. Özellikle sara, menenjit gibi beyin hastalıklarında tedaviyi destekler. Eklem iltihaplarına karşı faydalıdır. Ayrıca, kanı temizler ve akciğer, karaciğer, kalp ve böbreklerin çalışmasını düzenlemeye yardımcı olur.Morun açık tonları olan lavanta, leylak gibi renkler ilham verici etkilere sahipken morun koyu tonları ise bazı kişilerde üzüntü ve depresyona sebep olabiliyor. Bu nedenle morun koyu tonları depresyona yatkın kişilerin, ruhsal sorunu olanların, alkoliklerin ve madde bağımlılarının olduğu ortamlarda kullanılmamalıdır.KOYU MAVİBu renk göz hastalıklarına, guatra, boğaz ve migren gibi baş ağrısına oldukça faydalı. Sakinleştirici bir etkisi olduğu için tansiyonu düşürür. Mavi ayrıca varis hastalığının tedavisinde de kullanılır.Kadinon.com Yazarı: Zehra Yurtsever
Reklam