onedio
Hamilelik Döneminde Bu Besinlerden Kaçının
Hamilelikte beslenme dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Anne adayları hamilelikte düzgün ve dikkatli beslenmediği takdirde bebeğin sağlığına zarar verebilirler. İşte hamilelik boyunca tüketmemeniz ya da dikkatli tüketmeniz gereken yiyecekler. Dondurulmuş Gıdalara Dikkat Yiyecekleri dondurma esnasında zararlı organizmalar üreyip mide ve bağırsak hastalıklarına neden olup, bebeğe ve anne adayına zarar verebildiğinden, hamilelikte dondurulmuş gıda tüketimi tavsiye edilmeyen yiyecekler arasındadır. Yıkanmamış Sebze ve Meyvelere Dikkat Sebze ve meyveleri yıkamadan yemek içerisinde toprak kalıntıları ve parazitler barındırabileceğinden bebek ve anne adayı için tehlikelidir. Parazitler; düşük, ölü doğum, büyüme problemleri, körlük, beyinde su toplanması ve epilepsiye neden olabilir. Peynire Dikkat Hamilelerin bir diğer kaçınması gereken yiyecek yumuşak ve küflü peynirlerdir. buna benzer peynirlerin içerisinde bulunan listeriya gibi bakteriler, peynirin üzerinden bir parçanın sıyrılmasıyla bile yok olmuyor. Listeriya bakterisi ölü haber kaynağı:724saglik.org/hamilelik
B12 Vitaminini Eksik Etmeyin
Suda çözünür ve oldukça küçük dozlarda etkilidir. Temel mineral unsurlarını içeren tek vitamindir. Midede tam olarak asimile edilemez. Vücuda tam olarak fayda sağlaması açısından emilim sırasında kalsiyumla birleştirilmeye ihtiyaç duyar. Yetişkinlere tavsiye edilen doz 2 mcg., hamile kadınlar için 2.2 mcg. ve emziren kadınlar için 2.6 mcg.dir. Bl olarak düşük ve folik asit olarak yüksek bir diyet (vejetaryen diyeti gibi) genellikle B12 yetersizliğini gizler. Düzgün işlev gösteren bir tiroid bezi B12′nin emilmesi­ne yardımcı olur. B12 yetersizliğinin semptomlarının vücut­ta görülmesi beş seneyi bulabilir. Bitkisel gıdalar (ufak istisnalar hariç) B12vitamini içer­mediğinden genellikle hayvansal ürünlerden elde edilir. haber kaynağı:365haber.org
Kadın Hastalılarına Doğal Tedavi, Hayıt
Yazın mor çiçekler açan, çalı görünüşünde 1-3 metre yüksekliğinde bir küçük ağaç türü olan Hayıt, “Namus Ağacı” diye de bilinir. Küçük top şeklinde, acımsı meyveleri, ekim-kasım döneminde toplanır ve gölgede kurutulur. Karında şişkinlik, ruhsal durum dalgalanmaları ve adet döneminin diğer belirtileri için kullanılır. Menopozun vajinal kuruluk ve sıcak basması gibi kötü etkilerine karşı da kullanılır. Hormon dengeleyici olarak ünlenen ve kısırlık tedavisinde faydalı olan hayıt miyomu başarılı bir şekilde tedavi eder. Rahim kistlerinde, yumuşak adele dokusunda oluşan lifsi kistlerin tedavisinde şifa sağladığı bilinmektedir. Hayıt erkeklerdeki cinsel isteği azaltmasıyla...haber kaynağı: 724saglik.org
Ağız Kokusu Nasıl Giderilir?
Ağız kokusu, ağızda bulunan bakterilerden kaynaklanır. Bu nedenle, iyi bir ağız hijyenine sahip kişilerde ağız kokusu en az düzeyde olur. Ağız kokusunun farklı tipleri vardır. Fizyolojik, patolojik veya psikolojik olabilir. Bizim en çok karşılaştığımız fizyolojik ağız kokusudur. Bu tipteki ağız kokusu, yüksek protein içeren kırmızı et, balık, peynir, süt gibi yiyeceklerin bakterilerle etkileşimi sonucunda oluşur. AĞIZ SAĞLIĞINA DİKKAT Ağız kokusunu engellemek için diş etlerimizde iltihaplanmalar varsa bunları gidermeliyiz. Çürükler varsa en kısa sürede dolgu yaptırmalıyız. Yarım ya da gömük yirmi yaş dişleri yumuşak doku enfeksiyonuna sebep olabilir. Aralarında yiyecek kalıntıları kalabilir. Çıkamayan dişin kapsül içinde kalması ve yemek artığı birikiminden dolayı da ağız kokusu oluşabilir. Eski protezlerimiz varsa günlük bakımına dikkat etmeliyiz. Ağzımızda köprüler bulunuyorsa bunların belli bir kullanım ömrü var. Açılmalar oluştuysa onları değiştirmeliyiz. DİLİNİZİ FIRÇALAYIN Ağız kokusunu engellemek için her gün etkili bir ağız ve diş temizliği yapmak gerekir. Diş ipi ve ağız gargaralarıyla ağız bakımını desteklemeliyiz. Sadece dişlerimizi değil dilimizin sırt bölgesini de uygun bir fırça ile temizlemeliyiz. Çünkü ağızda bakterilerin en çok koloni kurduğu yer dilin üzeridir. Şeker hastalığı, mide problemleri, ülser, reflü, üst solunum yolu rahatsızlıkları, geniz akıntısı da ağız kokusuna sebep olabilir. Kimi kalp ilaçları, bazı antidepresanlar ağız kuruluğuna sebep olduğu için koku yapabilir. Alkol ve sigara kullanımı da ağız kokusunu artırır. Devamı...
Sağlıklı Bir Cilt İçin 7 Kural
Sağlıklı bir cilde kavuşabilmek için çaba sarf eden kadınlar kozmetik ürünlere yönleniyor. Fakat uzmanlar sağlıklı, parlak, genç bir cilt için sadece kozmetik ürünlerin değil başka yöntemlerinde bir arada yapılmasını öneriyor. Öncelikle dengeli ve doğru beslenmenin, yemek düzeninin yaşam biçimi haline getirilmesinin vücut sağlığı olduğu için kadar cilt sağlığı için de önemli. Bundan dolayı sebze, meyve, yağsız süt ve yağsız et tüketiminin dengeli bir şekilde olmasını öneriliyor. İşte sağlıklı ve parlak bir cilt için yapılması gereken püf noktalar… “ Cildinizi su ile tazeleyin Yeteri kadar su tüketimi, parlak ve genç bir cilt için önemli bir mesafe kat etmenizi sağlayacaktır. Cildinizi ölü cilt hücrelerinden arındırın Ölü deri hücrelerini ortadan kaldırılması cilde parlaklık kazandırmak için mükemmel bir yöntem olacaktır. Düzenli olarak cildinizi temizleyin Cildi gözenekleri tıkanırsa hiçbir tedavi veya terapi cildinizi eski parlaklığına ve pürüzsüzlüğüne kavuşturmak konusunda yeterli olmaz. Cilt vitaminleri alın A vitamini, C vitamini ve E vitamini gibi bazı vitaminler cildinizin sağlıklı ve güzel olmasında önemli rol oynar. Düzenli olarak egzersiz yapın Egzersiz yapmak kan dolaşımını artırmak için mükemmel bir yoldur ayrıca cildinizde bulunan toksinleri ter yoluyla dışarı atar. Mineral makyaj ürünleri tercih edin Mineral makyaj cildinize parlaklık sağlamak için gereken bütün kriterleri karşılar.”
Otizm Hastası Küçük Çocuğun Çöp Kamyonunu Hergün Beklemesi
ABD’li otizm hastası 5 yaşındaki Daniel’ın hayatında onu mutlu eden şeyler arasında kapısına hergün gelen çöp arabası yer alıyor. Sürekli hergün gelen çöp kamyonu için evinden çıkıp selam veren Daniel’e çöp toplamacılar tarafından ilginç bir sürpriz hazırlanmış. Annesinin çektiği video eşliğinde Daniel sevinci görülmeye değer… Çöp toplama aracını karşılamaya gelen Daniel’a çöp kamyonu oyuncağı hediye eden adam günün kahramanı adeta…
Reklam
Keçi Yemişi'nin Faydaları
Turna yemişi ve ayı üzümü olarak da bilinir. Keçi yemişi sistite ve idrar yolu enfeksiyonlarına karşı en iyi doğal silahlardan birisidir ve doktorlar önleyici olarak hastalarının rutin olarak kullanmasını önerir. US Farmakopunda resmi ilaç listesinde yer almaktadır. Bu tür sorunlar için etkili bir ilaçtır. Etkisini nasıl gösterdiğine dair tartışmalar olsa da etkisine dair neredeyse hiç şüphe yoktur. Keçi yemişinin etkisini nasıl gösterdiği tam olarak bilinmemekle birlikte idrarı asitleştirerek bakterileri öldürdüğü veya bakterilerin mesane duvarına yapışmasını engellediği düşünülmektedir.haber kaynağı: 365haber.org
EMDR ile Panik Atak Tedavisi
Çok sık seyahat etmenize rağmen her uçak yolculuğu sizin için korku filmi gibi mi geçiyor? Ya da asansör ya da metro gibi hayatınızı kolaylaştıracak araçlara binemiyor ve her türlü kapalı alan sizin için tehlike mi oluşturuyor? EMDR ismiyle bilinen Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi, travmadan kaygı bozukluğuna, vajinismustan kekemeliğe birçok sorunun tedavisinde kullanılıyor. Kötü anıyla yüzleşip barışma esasına dayanan EMDR yöntemi sadece birkaç seansla başarılı sonuçlar veriyor. Liv Hospital Klinik Psikoloğu Hacerhan Sarsmaz EMDR yöntemini anlattı. EMDR nedir? EMDR, Türkçe açılımıyla ‘Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme’, güçlü bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bugüne kadar her yaştan yaklaşık 2 milyon kişinin farklı tiplerde psikolojik rahatsızlıklarının başarıyla tedavi edilmesini sağlamıştır. EMDR nasıl çalışır? Günde yaklaşık 20 bin anıyı kaydediyoruz. Bu anıların bazıları olumlu, bazıları olumsuz, birçoğu ise önemsiz ve nötr olanlardan oluşuyor. Olumlu ve nötr anılar, bilgi işleme sürecinden normal bir şekilde geçip hafızaya atılır. Olumsuz ve travmatik anılar ise, tıpkı bilgisayara giren virüs gibi, bu süreci bozarlar. Bu anılar, anlamlandırma sürecinin normal çalışmasını engeller. Olumsuz anı, sadece geçmişte yaşamakla kalmıyor, etkisini hala ‘bugün’ yaşanmışcasına canlı olarak sürdürüyor. EMDR, bu tür anıların sağlıklı işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. Terapi sırasında, beynin sağ ve sol yarımküreleri uyarılarak, zamanında yapamadığı işlemin yapılmasını sağlar. Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması ile mümkün olur. Kişi artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir bakış açısıyla görür. EMDR olumsuz her şeyi unutturur mu? EMDR rahatsız edici, acı veren anıyı unutturmaz. Ancak terapi sonrası, bu acı yüzünden hissedilen öfke, korku, üzüntü, kaygı, hayal kırıklığı gibi tüm olumsuz duygulara karşı duyarsızlaştırır Terapi nasıl gelişiyor? EMDR terapisinde 8 aşamalı, üç yönlü (geçmiş, şimdi, gelecek) bir protokol uygulanır. Hedef, geçmişte yaşanan anıların yeniden işlenerek duyarsızlaşmanın sağlanması, bugünkü semptomların tedavisi, kişinin gelecekte karşılaşacağı benzer sorunlar karşısında, kazandığı olumlu inanç ve duyguların geliştirdiği yeni bakış açısının yönlendirdiği davranışları gösterebilmesidir. EMDR ne kadar sürede etkili olur? Bazen tek seansta sorunun çözüldüğü gözlemlendiği, gibi bazen de daha uzun çalışma gerektirebilir. EMDR ile hangi sorunlar tedavi edilir? EMDR’ye göre psikolojik ve/veya psikosomatik rahatsızlıkların çoğunluğunun işlenmemiş anılara bağlı olması, klinik uygulama alanını giderek genişletmiş, birçok sorunun verimli ve hızlı bir şekilde tedavisinin sağlandığı görülmüştür. Bu alanlara örnek olarak kişilik bozuklukları, panik bozukluğu, kaygı bozuklukları, depresyon, yas, rahatsız edici anılar, fobiler, ağrı rahatsızlıkları, yeme bozuklukları, performans kaygısı, stres kontrolü, bağımlılıklar, cinsel ve/veya fiziksel taciz, beden algısı bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, davranış bozuklukları ve özgüven sorunları vb. Günlük hayatınız kolaylaşacak Çok çalışmanıza ve denemelerde istediğiniz başarıyı yakalamanıza rağmen, gerçek sınav yaklaştıkça, yüksek kaygıdan dolayı hiçbir şey yapamadığınızı gözlemliyorsanız · Sevgiliniz tarafından terk edildiniz ve kendinizi hep o anı yaşamaktan alıkoyamıyorsanız · Şiddete maruz kaldınız ve bu görüntüler bütün hayatınızı altüst etmişse; · Annenizin yıllardır süren eleştirel tavrı ve sözleri, her yeni girdiğiniz ortamda kulaklarınızda çınlıyor ve hareket edemez hale geliyorsanız; · Vertigonuzu tedavi ettirdiniz ancak ‘ya tekrar olursa’ korkusuyla kendinizi eve hapsetmişseniz; · Boşandınız ve evliliğinizin son döneminde işittiğiniz hakaretler bir türlü aklınızdan çıkmıyorsa; · Bir türlü ‘hayır’ diyemiyor ve bu tavrınız size her seferinde büyük sıkıntı yaşatıyorsa; · Çok sık seyahat ediyorsunuz ama her uçak yolculuğu sizin için korku filmi gibi geçiyorsa; · Asansör ya da metro gibi hayatınızı kolaylaştıracak araçlara binemiyor ve bunlar gibi her türlü kapalı alan sizin için tehlike anlamına geliyorsa; · Kendi başarınızı sürekli iş arkadaşlarınızın başarısıyla kıyaslıyor ve bu sizde büyük kaygı yaratıyorsa, · Yaşadığınız her olumsuz olaydan sonra ‘benim suçum’ yorumunu yapıyorsanız; · Kaza geçirdiniz, bir süre sonra her şey düzelip iyileştiniz, ama tekrar arabaya binmek en büyük kabusunuz olduysa; · Sosyal ortamlarda, en iyi bildiğinizi şeyi bile anlatmakta zorluk çekip, bir kenarda susup oturmayı tercih eder hale geldiyseniz; · Her yaptığınız şeyde başkalarının onayına ihtiyaç duyuyor, kendi fikirleriniz size değersiz geliyorsa; · İkili ilişkilerde hep yanlış insanları buluyorum; ilişkilerimi sürdüremiyorum ve sonu hep istemediğim şekilde bitiyor diyorsanız EMDR ile çözüme kavuşabilirsiniz.
Reklam
Göbek Eriten Besinler
Kadınların bedenleri konusunda en hassas olduğu yerlerden biri göbekleri. Ayva göbek ile ilgili olumlu görüşler olsa bile diyet yaptıklarında en önce göbeklerinin düzleşmesini hayal ediyorlar. Göbek eriten diyetler kadınlar için bir umut ışığı olsa bile elbette bölgesel zayıflamada egzersiz en büyük etken. Göbek eriten diyet içerisinde tüketilmesi gereken başlıca besinleri biliyor musunuz? Yulaf Kan şekerini düşüren yulaf, sabah kahvaltısı için güzel bir seçenektir. İçeriğinde yüksek oranda lif bulunan yulaf, midenizde şişer ve saatlerce tokluk hissi yaratır. Yulafın her damak zevkine hitap etmediğini biliyoruz. Eğer yemekte zorlanıyorsunuz, elma gibi şeker oranı düşük mevsim meyveleri ile öğünlerinizi tatlandırabilirsiniz. Badem, ceviz ve fındık Badem, ceviz ve fındık gibi kuru yemişler, karın bölgesini inceltiyor ve tokluk hissi sağlıyor. Ara öğününüzde kendi avucunuzun içi kadar yediğinizde hem açlık krizini önlemiş olursunuz hem de aşırı kalori alımın önüne geçersiniz. Zeytinyağı Diyette de olsanız herkesin bir miktar yağa ihtiyacı vardır. Zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar, kolesterolünüzü kontrol altında tutar ve tokluk hissi sağlayarak açlık krizlerini önler. Baklagiller Baklagiller; oldukça düşük kalorilidirler ve içeriklerindeki yüksek protein ve lif değerleri ile zayıflamayı kolaylaştırırlar. Haftada bir kez tükettiğinizde, vücudunuza zararlı doymuş yağlar yerine yüksek oranda lif yüklemiş olursunuz. Tam tahıllı besinler Sağlıklı karbonhidratlar vücut için iyidir. Makarna, pirinç ve ekmek gibi karbonhidratlı yiyecekler tüketmek istediğinizde lif oranı yüksek, tam tahıllı olanları seçin. Tokluk hissi yaratan tam tahıllılar grubu, açlık krizlerini önlemeye yardımcı bir diğer besindir. Alışveriş sırasında tam tahıllı ürünler alırken üzerlerinde%100 ibaresinin bulunmasına da dikkat edin. Çilek, ahududu ve yabanmersini Çilek, ahududu ve yabanmersini gibi kırmızı meyvelerin küçük bir porsiyonunda yüklü miktarda lif bulunur. Ancak bu meyveler, meyve suyu haline getirildiğinde içerlerine yüksek miktarda şeker konulur. Bu sebeple meyve suyu şeklinde tüketmek yerine meyve olarak yiyin.
Güzel Kadınlar Erkek Psikolojisine Zarar Veriyor
İspanya’da yapılan güzel kadınlar ile erkeklerin ruh sağlığı arasındaki ilişkinin araştırmasında ilginç sonuçlar ortaya çıkdı. Bahar aylarında yapılan bir araştırma erkek psikolojisine farklı bir bakış açısı sunuyor. ‘Bakmaya doyulamayan’ kadınlar aslında ruh sağlığına zarar! İspanya Valencia Üniversitesi’nde 84 erkek üzerinde bir araştırma yapıldı. Denekler güzel kadınlar ile bir araya getirildi. Bir miktar ödeme yapılan denekler Sudoku çözmek üzere bir odaya toplandı. Her bir denek bir başka erkek ve daha sonra bir kadınla ayrı zamanlarda yalnız bırakıldı. Her bir sürecin sonunda deneklerden tükürük örneği alındı. Bir başka erkekle beraberken değişmeyen kortizol düzeyinin, odada bir kadın varken anormal oranda yükseldiği tespit edildi. Bilinçaltlarında ‘çekici kadına kur yap’ mesajı yatan erkekler karşılık göremeyeceğini bildikleri bir kadınla aynı ortamda bulunduklarında tedirginliğe kapılıyor ve kaygılanıyorlar. Bu da hormonsal bir düzensizliğe sebep oluyor. Araştırmanın sonunda yüksek kortizol seviyesinin kalp hastalıklarına davetiye çıkardığının da altı çizildi. Megan Fox’un avuç terlemesine sebep olduğu da kaydedilen bir başka sonuç…
Karayılan Otu'nun Faydaları
Doğal bir hormon replasman terapisi (HRT) alternatifidir ve sıcak basmaları ile diğer menopoz semptomları için en popüler bitkilerden biridir. Menstrüasyon dönemindeki sancıları azaltma ve doğumu kolaylaştırmada kullanılır. Ayrıca sürekli öksürüklerin tedavisinde ve romatizma nedeniyle şişmelerin ve ağrıların azaltılmasında kullanılır. Karayılan otu...haber kaynağı: saglikliyasamrehberi.org/bitkilerle tedavi
Reklam
İç Giyim Temizliği
İç giyim temizliği oldukça önemlidir. Hijyen şartlarına uygun olmayan bir iç giyim ürünü birçok rahatsızlık hastalıklara yol açabilir.Günlük yaşantımızda sürekli bedeniniz de olan ve en çok kullandığımız giysi türlerinden olan iç giyim çeşitlerinin temizliği ve dolayısıyla hem hijyen ve hemde ilk aldığımızdaki rahatlığı önem arz etmektedir. Çamaşırlarımızı yıkarken dikkat edeceğimiz noktalar olduğu gibi yıkanmış olan çamaşırların kuruması ve kullanıma hazır hale gelmesi içinde dikkat etmemiz gereken önemli noktalar vardır.Almış olduğumuz iç çamaşırlarını kullanım sırasında dikkat edeceğimiz noktalar;Çamaşırlar yıkama talimatına uygun yıkanmalıdır. Çamaşırlarımızın etiketlerinde olan yıkama sıcaklık değerlerine önemle dikkat ediniz.Örgü kumaş esnek bir yapıya sahiptir. Bu nedenle örgü kumaştan oluşan çamaşırlarımızı asarken ve ütülerken aşırı derecede esnetilmemelidir. Esnetilmeleri deforme olmalarına neden olacaktır.İç çamaşırlarının yıkandıktan sonra ütülenmesi mikroorganizmaların ölmesi açısından önemlidir. Ancak çamaşırlarımızı ütülerken de hassas olmalı ve üreticilerin talimatlarına dikkat etmeliyiz. Bazı çamaşırlarda ütülemeyiniz etiketini görebilirsiniz. Bu durumda yapmamanız gerekeni zaten biliyorsunuz.Çamaşırlarınızı ütülerken kesinlikle ve kesinlikle çekiştirilmemeli, uzatılmamalıdır.Özellikle beyaz çamaşırlarda ve tüm çamaşırlarınızda kullanacağınız temizleyici deterjanlara dikkat etmelisiniz. Kaliteli ve kumaşa zarara vermeyen, renginde sıkıntı oluşturmayan deterjanları tercih ediniz.Çamaşırlar düzenli olarak ve sık sık değiştirilmelidir. Bu size masraf gibi gelebilir ama aslında daha ekonomik bir durumdur. Az sayıdaki çamaşırlarınızı daha yoğun kullanmanız onların çabucak deforme olmalarına ve eskiyip çöpe gitmelerine sebep olacaktır. Çamaşır çeşitliliğinizin çok olması ise hem sizi daha iyi hissettirecek ve hemde çamaşırlarınızın ömrünün uzun omasını sağlayacaktır.İç çamaşırlarını yıkarken, mümkün olduğu kadar yumuşatıcı kullanımından kaçınılmalıdır. Yumuşatıcılar ve bazı deterjan artıkları da çamaşırların yüzeyinde kalarak, kimyasal bozulmalara sebep olur.Bazı mikroorganizmalar nemli, sıcak ortamlarda naylon ve naylon karışımlı ürünlerde daha çabuk ürer. Bu tür çamaşırların temizliği daha sık olmalı kullanımı ise daha az olmalıdır.Balenli sütyen, destekli sütyen gibi iç giyim modellerinizi yıkarken mümkünse elde yıkayınız. Eğer makinanızda yıkayacaksanız o zaman kesinlikle sütyen yıkama kafeslerini kullanmalısınız.Çamaşırlarınızı çok yüksek devirli makinalar da ve çok sıcak derecelerde yıkamanız onların deforme olmalarına dolayısıyla da hem kumaşının özelliklerini yitirmesine sebep olacaktır.Yukarıda bahsettiğimiz maddelere dikkat ederek çamaşırlarınızı daha sağlıklı ve daha uzun ömürlü kullanabilirsiniz. Tabiki çamaşırlarınızı alırken dikkat edeceğiniz noktalar vardır ki bu  noktaların başında iç giyim modellerinizin kaliteli markalardan oluşmasına dikkat etmenizdir.Kaliteli iç giyim modelleri için İç Giyim - İç Çamaşırı adresimizi ziyaret etmenizi önermekteyiz. Birbirinden değerli markaların modellerini güvenle sipariş verebilirsiniz.Twitter üzerinden bizleri Moda Dünyası (merkezmoda) on Twitter adresinden takip edebilirsiniz.
Pilates Hakkında Bilinmeyenler
İzmir Üniversitesi Fizyoterapi Bölümü öğretim görevlisi Uzm. Fzt. Hülya Özlem Şener, son yılların moda zayıflatma programı olarak tanıtılan Pilates’in yürüyüş ve diyetle beslenmediği sürece kilo kaybına neden olmayacağını ancak fit görünüm için en doğru egzersiz sistemi olduğunu söyledi.Yanlış uygulanan Pilates programlarının bugüne kadar omurga kırıklarından tansiyon sorununa kadar pek çok önemli rahatsızlığa neden olduğuna değinen İzmir Üniversitesi Fizyoterapi Bölümü öğretim görevlisi Uzm. Fzt. Hülya Özlem Şener, 'Televizyonda Pilates yapan birbirinden fit ünlüleri gören bir ev kadını, programa denk geldiği gün Pilates yapmaya başlıyor. Ancak asla böyle olmamalı. Pilates yapacak kişi ilk önce bir fizyoterapist kontrolünden ve değerlendirmesinden geçmeli' dedi. Kardiyovasküler ve diğer tüm sistemleri açısından kontrolden geçmiş ve egzersiz yapmasına engel bir sağlık sorunu olmayan bireyin fizyoterapist tarafından kısalık ve esneklik testleri, kas testleri, eklem yapısı değerlendirmeleri yapıldıktan sonra Pilates yapmaya başlamasının uygun olacağını belirten Uzm. Fzt. Şener, 'Herkesin bireysel test sonuçları farklı olmakla birlikte benzer profillerden bir grup oluşturulup toplu halde de Pilates yapılabilir' dedi.Şener, Pilates’in yararları hakkında şu bilgileri verdi'Pilates, vücut farkındalığı yaratır, duruşu düzelterek duruş bozukluğunun neden olacağı kas iskelet sistemi problemlerinden korur, ağrıların ve şikayetlerin tekrarlanmasının önüne geçer, vücuda esneklik kazandırır. Denge ve koordinasyonu artırarak özellikle başta omurga olmak üzere tüm eklem hareketleri üzerinde kontrol sağlar. Kasların kuvvet ve dayanıklılığının artmasına paralel günlük hareketler sırasında yaşanan yorgunluğu ortadan kaldırır. Gün aşırı olmak kaydıyla haftada 3 kez ya da yürüyüşle desteklenmek kaydıyla haftada iki kez yapılabilir. Ancak önemli olan, keyif alınan bir zamanda, örneğin sevdiğiniz diziyi seyrederken ya da eşinizle sohbet ederken bunu yapmanızdır' dedi.Pilates hakkında doğru bilinen yanlışlarPilates zayıflatır: Pilates zayıflatmaz. Stabilizasyonu sağlayarak doğru kasların kullanımıyla, kasların düzgün kasılarak uzamasını sağlayan Pilates, beden olarak küçülmeyi sağlar. Ancak yürüyüş ve diyetle birlikte yapılması durumunda zayıflamaya neden olur, fit bir görüntü elde edilir.Pilatesi belli bir süre yapmak fit görünüm için yeterlidir: İnsan vücudundaki kaslar eğer kullanılmazsa, 1 saat içinde görevini bırakmaya başlar. Yani bir yaşam biçimi haline getirilmediği sürece Pilates yaparak elde edilen fit görünümün sürdürülmesi mümkün değildir.Haftada bir kez Pilates yapmak yeterlidir: Pilates’in haftada 3 kez yapılması en uygun olanıdır, her gün bile yapılabilir. Yürüyüşle desteklendiği sürece haftada 2 kez yapmak da yeterli olabilir.
Aloe Vera'nın Faydaları
Sarı Sabır adıyla da bilinen Aloe Vera bitkisi, antibiyotik, büzücü ve pıhtılaştırıcı etkenlerin karışımı olan ve aloe vera jeli olarak adlandırılan yara yileştirici bir madde içerir. Dahili olarak kullanıldığında hafif bir laksatif olarak çalıışır. Düzenli aralıklarla alınan bir çorba kaşığı (tercihen aç karına) -günlük olarak toplam yarım litre- mide ülserinin tedavisinde yardımcı olabilir. Aloe vera jelinin harici kullanım alanı da oldukça fazladır. • Hızlı ve etkin bir yara iyileştirici olarak iş görür, yanıkların, böcek sokmalarının ve zehirli sarmaşığın te¬davisine yardım eder. Bir yaprağı ayırın ve doğrudan yaralı alana uygulayın ya da bir kumaş parçasını aloe vera ile ıslatın ve bağlayın. • Aloe vera jelleri, kremleri ve....haber kaynağı; 724saglik.org/aloe-veranın faydaları
Reklam
Arnavut Biberi'nin Faydaları
Kırmızı biber veya Arnavut biberi bir baharattan çok daha fazlasıdır. Sindirimi düzenler. Gazın giderilmesine yardımcı olur. Kan yağları üzerine faydalı etkilere sahiptir. Kırmızı bibere acılığını veren kapsikumun, endorfin salınımını tetiklediği bulunmuştur. Endorfinler beyinde bulunan, mutluluk veren ve ağrıyı gideren kimyasal maddelerdir. Çay olarak içildiğinde soğuk algınlığı ve ... haber kaynağı; 724saglik.org/arnavut biberinin faydaları
Cilt Hastalıklarına Arnica (Öküzgözü) Bitkisi
Öküzgözü diye de bilinen Arnica papatyaya benzer, yazları çiçek açar. Yüzlerce yıldır homeopatik ilaç olarak iltihap ve ağrıyı dindirmek için kullanılır. Arnica akyuvarların etkinliğini uyarır, hasarlı dokularda biriken sıvıları dağıtır. Haricen bir merhem olarak etkilenen bölgeye sürülür ve ...haberin kaynağı; 724saglik.org/Cilt Hastalıklarına Arnica
Reklam
Hamilelikte Beslenme ve Hamilelik Diyeti
Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerle paylaşacağım diyet 'hamilelik diyeti'.. Hamilelik durumu oldukça önemli bir olaydır. Çünkü ailenize yeni bir birey, yeni bir neşe kaynağı katılıyor. Fakat hamilelik süresince sağlıklı beslenme ve doğru kilo alımı da oldukça önemlidir. Bilinçsizce beslenilirse hamilelik döneminden sonra alınan kilolar kolay kolay geri verilemez. Hamile diyetisayesinde gebeliğiniz boyunca sağlıklı beslenerek kilonuzu kontrol altında tutabileceksiniz.Hamilelikte beslenme, hamilelik dönemince her ay alınması gereken kilo miktarı için doktorunuza danışmalısınız. Burada yer alanhamile diyet listesi sayesinde doğum sonrası kilonuzu kontrol etmeniz sağlanmış olacak.Hamilelikte (Gebelikte) Neler Yenmelidir ? Beslenme ÖnerileriAz ve sık sık yemek yiyin.Tuzu tamamen kesin. Yemekleri tuzsuz hazırlayın. Çay, kahve ve özellikle gazlı içecekler kesinlikle tüketilmeyecek. Bu tarz içecekler bebeğinizde demir eksikliğine yol açabiliyorlar. Eğer çok arzularsanız az miktarda tüketmeye gayret gösterin. Her gün sebze ve meyve tüketmelisiniz. Akşamları kendinize bir meyve tabağı hazırlayabilirsiniz.. Yeşil ve kırmızı mercimek süt yapar. 2-3 günde bir tüketmeye özen gösterin. Canınız tatlı çekerse pekmez tüketin. Demir için oldukça yararlı bir gıdadır. Ağdalı tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih edin.Sigara kesinlikle içmeyin ve sigara içenlerin bulunduğu ortamda kesinlikle bulunmayın. Hamurişi gıdaları bebeklerin gelişiminde bir fayda sağlamaz. Bebek gelişimi için önemli olan kalsiyum ve protein içeren besinlerdir. Bu gıdalar tok tuttukları için acıkmanızı da engelleyecektir.Örnek Sağlıklı Hamilelik Diyeti Beslenme ListesiKahvaltı1 ya da 2 dilim ekmek1 tane yumurta1 dilim peynir1 adet domates, 1 adet salatalık, maydanoz, yeşil biber, dereotu vb.4 - 5 adet zeytin1 tatlı kaşığı bal (pekmez, reçel..)Ara öğün1 adet meyve1 ince dilim ekmek1 bardak ayranÖğle yemeği1 porsiyon etli kurubaklagil yemeği1 porsiyon makarna ya da pilav1 kase salata1 orta dilim ekmek1 bardak ayran1 adet meyveİkindi1 dilim ekmek1 dilim peynirDomates, salatalık1 adet meyveGece1 su bardağı kadar süt (eğer canınız tatlı isterse 1 porsiyon sütlü tatlı)1 porsiyon meyveNot: Kahvaltıda ya da ara öğünlerde 5 adet zeytin, 1 tatlı kaşığı bal, pekmez, reçel tüketebilirsiniz. 1 porsiyon meyve : 1 orta boy elma, portakal, küçük salkım üzüm, ince dilim kavun ya da karpuz, yarım muz yahut greyfurt olabilir.Hamilelik diyetini uygularken mutlaka doktorunuza da danışın. Yukarıdaki önerileri göz önünde bulunun. (sigara içilen ortamda bulunmayın vs. yer alan maddeler) Hamilelikte sağlıklı beslenme oldukça önemlidir. Bebeğinizin sağlıklı gelişimi için tek tip beslenmeyin. Sebze ve meyve tüketimini ihmal etmeyin. Hamilelik diyeti sayesinde doğumdan sonra kilolarınızdan daha kolay kurtulabileceksiniz ve aşırı kilo almayacaksınız. Hepinize sağlıklı doğumlar :))
Hamilelik Kanamaları Ciddiye Alınmalı
Gebelik süresince görülen kanamalar, gebeliğin erken döneminde rahime yerleşmeye bağlı bir bulgu olabildiği gibi; kanamaların özellikle son haftalarda yaşanması, gebenin hastanede takibini gerektiren ciddi bir duruma da işaret edebiliyor.Kanamanın, gebeliğin hangi döneminde olursa olsun anne adayı ve bebeğin sağlığı için mutlaka bir kadın doğum uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve takibi gerekiyor.Gebelik boyunca görülen kanamalar, erken ve geç gebelik kanamaları olarak sınıflandırılmaktadır. Gebeliğin rahime yerleştiği ilk 20′inci haftasına kadar görülen erken dönemde, lekelenme tarzında kanamalar olabilir. İlk haftalardaki kanamaların çoğunda gebelik sağlıklı bir şekilde devam eder.Bununla birlikte gebeliğin ilk yarısında oluşan erken gebelik kanamaları basit bir servikal (rahim ağzı) enfeksiyon kaynaklı olabileceği gibi, düşük tehdidi, düşük, dış gebelik veya mol gebelik nedeniyle de gelişebilir.Gebeliğin özellikle ilk 12 haftasının düşük açısından çok iyi değerlendirilmesi gerekir. İlk 12 hafta, düşüklerin en sık görüldüğü dönemdir. Ağrıyla birlikte ya da tek başına olan bir kanama özellikle “parça düşürme” söz konusuysa düşük habercisidir.Yapılan muayene ve ultrasonda bebek canlı ve rahim ağzı kapalı ise kanamanın düşük tehdidi kaynaklı olduğu söylenebilir. Gebelikte görülen kanamalar birçok başka nedene bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Kanamalar rahim ağzı kaynaklı olabilir. Enfeksiyonlar, rahim ağzında yara ile rahim ağzında hassasiyet oluşarak bu durumlarda özellikle cinsel ilişki sonrası ve bazen de kendiliğinden kanama ortaya çıkabilir.Dış gebelik de kanamaya yol açan önemli bir nedendir. Dış gebelik, gebeliğin uterus (rahim) dışına, sıklıkla tüplere yerleşmesi halidir. İlk haftalardaki acil değerlendirme gerektiren vajinal kanama nedenidir. Mol gebeliği (üzüm gebeliği) ise anormal bir gebelik şeklidir. Rahim içerisinde üzüm şeklinde bulunan yapılardan ismini alır. Vajinal kanama ve üzüm tanesi şeklinde parçalar düşmesi ile kendini belli eder.Gebelik dışı kanamalar, gebeliğe bağlı vajinal kanamalarla karıştırılabilir. İdrar yollarına ait enfeksiyon veya taş oluşumu ile hemoroid kanamaları buna örnektir.Gebeliğin 20. haftasından sonra oluşan kanamalar ise geç gebelik kanamaları olarak adlandırılmaktadır. Geç kanamalar daha ciddi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Özellikle 26. gebelik haftasından sonraki dönem, bebeğin de yaşama sınırını geçtiği dönemdir. Hem anne hem bebeğin hayatı için ciddi değerlendirme yapılmalıdır. Çoğunlukla anne adayı hastaneye yatırılarak izlemelidir.Plasenta previa yani bebeğin eşinin önde gelmesi durumunda lekelenme tarzında kanamadan ciddi boyutlara ulaşabilecek kanamalardır. Böyle durumlarda kanamanın nedeni, ultrason ile kolayca anlaşılabilir. Kanama miktarı değerlendirilmelidir.Hastanın kan değerlerine bakılmalı gerekli acil önlemler alınarak kan hazırlatılmalıdır. Bebeğin sağlık durumu izlenmeli ve anne adayı hastanede yatırılarak takibe alınmalıdır. Doğum kararı öncelikle kanama miktarı, gebeliğin haftası ve bebeğin sağlık durumuna göre verilmelidir. Kanama nedenlerinden biri de bebeğin eşinin erken ayrılması yani bebek doğmadan plasentanın ayrılması durumudur.Plasental ayrılma alt uçtan oluşursa vajinal kanama ile kendini gösterir. Ayrılma plasentanın ortasında oluşursa kanama gizli kalabilir. Uterusta ağrılı kasılma ve sertlik hissedilir. Bebek ve anne için ciddi ve acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Gebeliğin sonunda “nişan gelmesi” ise doğumun başladığını müjdeleyen bir kanamadır. Bu kanama doğuma yakın servikal tıkacın sümüksü bir akıntı ve vajinal kanama ile atılması durumunu ifade eder.
Balık Yağı Faydaları
Beslenmemiz için gerekli olan unsurlardan biri olan yağların 1 gramının 9 kalori enerji sağladığını ve vücut tarafından üretilemeyen esansiyel yağ asidi grubunun vücuda alındığında daha uzun zincirli yağ asitlerine dönüştüğünü biliyor muydunuz?Daha uzun zincirli yağ asitlerinin prostaglandin gibi hormonların habercisi olan eikosanoidlerin yapı taşlarını oluşturduğunu ve hormon benzeri bu maddelerin, hücre zarı oluşumunda etkili ve kan pıhtılaşması, yaraların iyileşmesi ve inflamasyonda görev aldığını belirten Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu; ‘Beynin kuru ağırlığının yaklaşık %15-30’unu oluşturan yağ asitleri nöral büyüme atağının gerçekleştiği gebeliğin son trimesterinden (7.,8.,9. aylar) 2 yaşa gelinceye kadar beyin ve retina hücrelerinde yüksek oranda birikmeye başlar. Yaşamın erken döneminde meydana gelen bu birikim beyin ve retinanın normal işlevleri ve gelişimi açısından önemli rol oynar ve çocuğun ileriki yaşamındaki nöral ve görsel işlevlerini etkileyebilir. Normal nörolojik gelişim açısından ilk 6 ay süresince bebeklerin tek besin kaynağı olarak anne sütü tüketmeleri, anne sütü almayan bebeklerin ise anne sütünün içeriğine yakın (%0.2-0.5 oranında DHA içeren) düzeylerde DHA ile zenginleştirilmiş mama tüketmeleri önerilir.•Gıdalara lezzet verirler.• Önemli organların etrafını sararak onları sarsıntı gibi durumlar karşı korurlar,• Proteinlerle birleşip lipoproteinleri oluşturarak hücrenin yapı maddelerini meydana getirirler.• Yağlar da karbonhidratlar gibi vücudun ısı ve enerji kaynağıdır.• Normal doku çalışması için önemlidir.• Besinler ile alınan yağlar, yağda eriyen vitaminlerin ( A, D, E, K ) emilmelerini ve taşınmalarını sağlarlar.• Yağlar enerji olarak depo edilebilir.• Damar, sinir ve organların korunmasında yardımcıdır.• Retina ve beyin gelişimi gereklidir.• Isı değişimlerine karşı yalıtım görevi yapar.• Midenin boşalma zamanını geciktirerek, tokluk hissi verir.• Deri yapısının devamlılığı için gerekli olan temel yağ asitlerini sağlar.Yağların fazlalığı ise kalp ve damar sistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Yağın vücutta fazlalığı durumunda;• İskelet üzerine fazla yük binmesi ve şişmanlık durumları ortaya çıkar.• Kalp ve damar sistemi üzerinde olumsuz etki yapar.• Birçok organ etrafında birikerek hastalıklara yol açar.• Balık yağı genellikle balıketi ya da balık karaciğerlerinden elde edilir.• Balık yağları beyin için son derece gerekli olup; hafızayı güçlendirmek, enerjiyi ve konsantrasyonu artırmak, Alzheimer hastalığını, yaşlılığa bağlı depresyon gibi sorunları azaltmak için balık tüketilmelidir.• Balık yağı tümör gelişimini yavaşlatır.• Balık yağları ayrıca çocuk gelişimi için gereken yağ asitlerini uygun oran ve yeterli miktarda içerdiğinden çocukları diyetinde yer alması önemli bir ihtiyacı karşılar.• Uskumru, ringa, tuna, somon, sardalye gibi soğuk su (dip) balıkları yağlı olup, Omega-3’ten zengindir. Ayrıca hamsi ve palamut gibi ülkemizde çıkan balıklar da Omega 3’den zengindir.• Haftada iki-üç gün yağlı balıklardan yiyerek Omega 3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.• Omega-3’ten zengin gıdalar ile beslenenlerde takviyeye gerek olmayabilir.• Yaygın kanının aksine balık yağı şişmanlatmaz. Omega-3 yağ asitleri şekerlerden yağ yapan yağ asit sentez enzimini inhibe ederek yağ depolanmasını azaltır. Dolayısı ile kilo kaybını kolaylaştırır.• Ekmek, süt ürünleri, soslar ve margarin gibi gıdaların yer aldığı bu ürün grupları, Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleriyle zenginleştirilmiş çeşitli gıdalar çoklu doymamış yağ asidi alımını artırmak için önemli alternatifler sunar.• Yağların opak şişelerde saklanması ve ısı ve güneşe maruz bırakılmamaları gerekir. Fazla miktar da çoklu doymamış yağ asidi tüketimi serbest radikalleri artırır. Bu nedenle balık yağı alanların beraberinde mutlaka E vitamini gibi bir antioksidan alması gerekebilir.• Özellikle bazı balıkların (ton, köpekbalığı gibi büyük balılar) metil cıva ve diğer çevresel kontaminantları içerebildikleri bilindiği için; bu türlerden elde edilen balık yağlarını sık tüketmek önerilmez.• Alerjiler• Alzheimer• Anjinapektoris• Damar sertliği• Artrit• Demans• İmmün yetersizlikler• Kalp hastalığı• Kanser• Hipertansiyon• Hiperaktivite• Multipl Skleroz• Obezite• Kronik yorgunluk sendromu• Sedef hastalığı• Reye Sendromu• Diyabet• Enfeksiyon• Kistikfibroz• Öğrenme bozuklukları• Lösemi• Lupus• Malnütrisyon• Menopoz• Görme bozuklukları• Egzama
Hamilelikte İçilen Sigaranın Bebeğe Zararları
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin İngeç, ”Anne karnında sigaradan etkilenen bebekler, oksijen yetersizliğine maruz kalıyor. Buna bağlı olarak doğum sırasında bebek kolaylıkla sıkıntıya girebiliyor, ölüm riski ya da annenin sezaryene gitme ihtimali artıyor” dedi.Kadının hamilelikten önce kullandığı sigaranın gebelik şansını azalttığını ifade eden İngeç, hamile kalındığında ise birçok risk faktöründe artış yaşandığını belirterek, şöyle devam etti: ”Bunlar arasında gebeliğin düşükle sonuçlanması, erken doğum yapılması, gelişme geriliği, ’dekolman’ dediğimiz bebeğin eşinin erken ayrılması gibi durumlar görülebiliyor. Bu durum hem anne için hem bebek için hayati risk oluşturmaktadır. Bazı anne ölümleri açısından da risk arttırıcı faktördür. Bir diğer problem bebeğin eşinin doğum kanalına yakın yerleşmesi. ’Plasenta prevya’ dediğimiz bu durumda da yine gebelikte kanama riski artmakta, doğumun sezaryenle olma riski artmakta.”Anne karnında sigaradan etkilenen bebeklerin oksijen yetersizliğine maruz kaldıklarını anlatan İngeç, buna bağlı olarak doğum sırasında bebeğin kolaylıkla sıkıntıya girebileceğini, ölüm riski ya da annenin sezaryene gitme ihtimalinin arttığını söyledi.Bunun nedeninin sigaranın içindeki kimyasallar olduğunu vurgulayan İngeç, ”Sigaranın içerisindeki nikotin ve karbonmonoksit bilinen en önemli etkiye sahip olan iki madde. Karbonmonoksit, kanımızda oksijen taşıma kapasitesi için görevli olan hemoglobine oksijenden daha çok bağlanmakta ve oksijenin taşınmasını engellemektedir” dedi.İngeç, sigara kullanan kadınların yarısından fazlasının gebeliğinde de sigara içmeye devam ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: ”Biz ideal olarak en az gebelikten 2 ay önce sigaranın bırakılmasını öneriyoruz. İçmeye devam ediyorsa miktarını azaltmasını önermekteyiz. Tabii ki tamamen bıraksa herkes için daha iyi. Ancak gözlemimiz o ki genellikle gebelikten önce tek tük sigara içenler bırakmakta, ama çok sayıda yarım paket, bir pakete varan içiciler bırakamıyor. Bu da bebeği ve kendisi için riskler oluşturuyor.”Hamilelikte pasif içicilerde de benzer problemlerin görüldüğünü vurgulayan İngeç, şöyle konuştu: ”Tabi kısmen kendi içtiğine göre bebeğin etkilenme oranları daha düşük olmakta, çünkü sigara dumanı havada dağıldığı için ulaşan miktar azalıyor. Ama bunlarda da yine benzer sorunlar artıyor. Ben ailelerle konuşurken şu öneriyi söylüyorum, eğer kadın sigara içiyorsa, ’Bebeğinizi seviyorsanız sigarayı bırakın.’ Eğer kadın pasif içiciyse, eşi sigara kullanıyorsa bu sefer babaya söylüyorum ’Bebeğini seviyorsan ya içme ya da eşinin yanında içme.’ Ani ölüm, sebebi belirlenemeyen ölümler sigara içicilerinde daha fazla görülüyor. Sigaranın önemli problemlerinden bir tanesi ani ölüm riskini bebeklerde arttırması.”Nikotinin yağda eriyebilen bir madde olduğunu ifade eden İngeç, nikotinin plasentayı geçip bebeğe ulaşabildiğini, sigara içicilerinde annenin kan düzeyindeki nikotine göre bebeğe geçen nikotin miktarının daha fazla olduğunu belirtti.İngeç, doğumdan sonra sigara içen ya da sigaraya maruz kalan annenin kanında bulunan nikotinin süt yoluyla bebeğe geçebildiğini ifade ederek, karbonmonoksit gazının da anne sütünün kalitesinde azalmaya neden olduğunu söyledi.Sigara tüketiminin anne ve bebek sağlığı için son derece önemli olduğunu belirten İngeç, şunları kaydetti: ”Bazı problemler geri dönüşü olmuyor ve önceden tahmin edilemiyor. Gelişme geriliği olan bebekler incelendiğinde gelişme gerilikleri arasında önlenebilir sebeplerin en başında sigara geliyor. Diğer birçok nedene müdahil olamıyoruz. Bazı çalışmalar göstermiş ki özellikle yüksek oranda sigara tüketen kadınlarda bebeğin beyin dokularında da etkilenme olabiliyor. Beyincik dokusunda küçülme, beyin yapısında etkilenmeler izlenebiliyor. Sigaranın yan etkilerinin hemen hepsi içilen dozla orantılı. Yüksek dozlara ulaşıldığı zaman beyinde de etkilenmeler görülebiliyor.”
Reklam